FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Haber Bölümü
>
Haberler
>
Köşe Yazıları
Kişisel Gelişim Yazıları
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kişisel Gelişim Yazıları ile ilgili Benzer Konular
565 Kez Görüntülendi
Kişisel Gelişim
Sağlık-Genel
Özgüvenimiz var mı? ( Kişisel Gelişim Makalesi )
Kişisel Gelişim
Ayetlerden Kişisel Gelişim Notları
Kişisel Gelişim
kişisel ve sosyal gelişim
Çocuk Sağlığı ve Bakımı
kişisel gelişim
E-Kitap
Osmanlida Haremin Gerçek Yüzü
|
Narsisistik kişilik bozukluğu
Konu Araçları
15-09-2007
#
1
Profil Bilgileri
AGMEHMET
Kişisel Gelişim Yazıları
Kişisel Gelişim Yazıları başlıklı yazı Mumsema Kişisel Gelişim Yazıları Forum Alev
UMBERTO ECO: TARİH GERİYE DOĞRU İLERLEMEYE BAŞLADI!
Yazan: Birol Biçer
Umberto Eco geçtiğimiz aylarda yayınlanan kitabı "A Passo di Gambero"da kendi görüşünü şöyle belirtiyor: "Son iki bin yılın ileri doğru adımlarıyla yol alan tarih artık karides adımlarıyla kendine doğru dönmeye başlamışa benziyor"
BİA (İstanbul) - Fukuyama’nın sonradan dönüş yaptığı "tarihin sonu geldi" hipotezi oldukça gürültü çıkarmıştı
Umberto Eco ise geçtiğimiz aylarda yayınlanan kitabı "A Passo di Gambero" ile bir "tarih geriye dönüş mü yapıyor" tartışması başlatıyor
Eco, A Passo di Gambero" ( Karides Adımı/Yürüyüşü) ile 20 yüzyılda insanlığın büyük kısmınca benimsenmemiş olmasına rağmen ani ve süratli siyasi ve medyatik sıçramalarla genel kabul platformuna oturtulan birçok gelişme ve fikre karşı günümüzde reaksiyoner tavırların ortaya konmasını tarihte bir geriye dönüş trendinin başlaması olarak niteliyor
20
yüzyıl tarihin hiç bir devrinde olmadığı kadar hızlı bir çağ oldu
Teknik gelişmelerin yanı sıra siyasi konjoktür, bilimsel tezler, siyasi doktrinler, fikirler, yaşam tarzları ve değerler o zamana kadar görülmedik bir şekilde toplumsal alana yansıyarak/ yansıtılarak toplumun geneline maledildiler
Bir anlamda, yakın zamana kadar ağır ve daha istikrarlı ilerleyen insanoğlunun düşünsel evrimi çoğu zaman ani ve kurşun hızındaki sıçramalarla empoze edilen gelişmelerle hazmedilmeden, gerçekte toplumun ana gövdesi ve çoğunluğunca kabul görmeden hayata hâkim kılındı
Eco’ya göre geçmişte genel kabul zemini bulamayarak bir nevi kuluçka döneminde bekleyen siyasetten cinsel alana kadar bir çok değer ve fikir bu yüzyılda müthiş bir ivme yakalayarak adeta patlamaya sebep oldular
Kadın hakları, cinsel özgürlükler, toplumsal yapılardaki geleneksellikten uzaklaşmalar, siyasi erk-teba ilişkisindeki değişimler, her alanda kayda değer özgürlükler, ahlaki ve dini değerlerin eski otoritesinden uzaklaşması, uluslararası ilişkilerde kaba gücün yerini başka faktörlere bırakması, kürtaj, ifade ve düşünce özgürlüklerinin sınırlarının genişlemesi, bireyin ve haklarının kazandığı değer ve daha bir çok alandaki eğilim, kanaat ve değerler geçtiğimiz yüzyılda daha önce tarihte görülmemiş bir hızla toplumsal alana hakim kılındılar
Peki, tüm bunlar hazmedildi mi? Bugün zannettiğimiz gibi insanların çoğu tarafından benimsendi mi? Yoksa durum farklı mı?
Eco, bu sorulara pek olumlu cevap vermiyor
Ona göre tüm bu gelişmeler birdenbire ve tepeden inmeci bir şekilde topluma mal edildi
Bunun etken sebebi kültürel, siyasi ve düşünsel gücü elinde bulunduran elit bir kesimin ani manevralarıydı
Eco, gerçekte 20
yüzyıl zihniyetine damgasını vuran bu gelişmelerin toplumun geniş kesimleri ya da kendi deyimiyle geniş gövdesi tarafından gerçekte hiç bir zaman kabul edilmediği, hazmedilmediği, bir çok gelişmenin ise aceleyle, olup-bittiyle kabul ettirildiği görüşünde
Evrim Teorisi, kürtajın kabulü, eşcinselliğin bir tercih olarak görülmeye başlanması, cinsellik ahlakında köklü değişikliklerin cevaz görmesi bunlara en bariz örnekler
Ancak fiziki dünyada geçerli olan etki-tepki yasasının toplumsal alanda da etkisini göstermesiyle yeni bin yılın başlamasına doğru bu sürece karşı tepkisel eğilimlerin çıktığı görülüyor
Eco, ani, sıçramacı ve tepeden inmeci etkilerle oluşturulan bu duruma karşı gerçekte tüm bunları kabul etmeyen kitlenin karşı harekete geçerek artık sesini ve tavrını etkili bir biçimde ortaya koyarak reaksiyoner ve aynı zamanda geriye götürücü bir çığır açtığına işaret ediyor
Bu tespitinin üzerine esas sorunsal olarak tıpkı bir karidesin geri adımlarla yürümesi gibi 19 ve 20
yüzyıl tarihsel gelişim süreci ve kazanımları için tehlike çanlarının çalmakta olduğu fikrini oturtuyor
Bu anlamda gerçekte dünyadaki bu olumsuz gidişi sezenler Eco ile sınırlı olmasa da tehlikeyi kavramakta ağır davranır görünen Avrupa ve Kuzey Amerika entelektüelleri için itibar edilecek bir bilge olarak Eco bir alarm zili vazifesini üstlenmiş görülüyor
Aslında bu alarm için geç kalındığı bile söylenebilir
1960-70’lerdeki özgürlükçü havanın günümüze kadar çok şey kaybettiği ortada
Berlin duvarının yıkılışını coşkuyla kutlayanlar, tek kutuplu dünyanın beraberinde getireceği sorunların bu kadar yaygın ve derin etkileri olacağını düşünmemişlerdi
11 Eylül olayları ve ardından dünya düzeninde yaşanan kargaşa, Neo-Con zihniyetin etkisiyle emperyalist/sömürgeci bir yaklaşımın ve uluslararası ilişkilerde kaba güce dayalı politikaların geri dönüşü o zamanlar pek çoklarınca öngörülmeyen şeylerdi
Dünya çapında barış ve uzlaşmanın zemin kazanması beklentileri zamanla yerini etnik/bölgesel çatışmalara, din kisvesine bürünen teröre bıraktı
Büyük umutlarla lanse edilen dinler ve kültürler arası diyalog çabalarını ise anti-semitizmin hortlaması, İslam düşmanlığı, Hıristiyan aleminde Müslümanlığa karşı yeni Haçlı Seferleri yaklaşımlarının seslendirilmesi ciddi boyutta gölgeler hale geldi
Üstelik papa gibi diyalogun en etkin aktörünün yaklaşımları durumu daha da vahim cenahlara çekmeye devam ediyor
Yabancı düşmanı eğilim ve uygulamaların, laik - dindar kamplaşmalarının yaygınlaşıp keskinleşmesi, Avrupa ülkelerinde faşist ve ayrımcı eğilimlerin giderek boy göstermeye başlaması da giderek tırmanışa geçen bir tehlikeyi açıkça göstermekte
Afganistan, Irak, Filistin ve Lübnan işgalleri bu gidişatın akıbeti konusunda oldukça karamsar bir havayı destekliyor
Düşünce ve inanç özgürlükleri, insan hakları alanında tatsız örneklerin bizzat bu kavramların hamileri tarafından ortaya konması ise cabası
Tüm bunlarla beraber Eco’nun kendi ülkesinde Amerikalı Neo-Con’lara öykünen iktidarın giderek yozlaşmalaya başlayan görüntüsü yanında günlük hayatta yayılma gösteren ilkel zihniyet, aşırılıkçı ve faşizan eğilimlerim siyasi tercihlere yansımalarının Orta Avrupa ile beraber bu güne kadar gayet temiz sicillere sahip İskandinav ülkelerine bile sıçraması, medyatik popülizme dayalı iktidarların revaç bulması ve özellikle son 5-6 yıldaki gözlemleri Umberto Eco’yu "insanlığın ciddi bir gerici hareketle karşı karşıya olduğu" teşhisine götürüyor
Statlarda faşist selamlarının verilmesi, zenci oyunculara karşı topluca aşağılayıcı gösteriler gibi günlük olayların da bu teşhise katkısı yok değil
Bu geriye doğru dönüşün hakim fiili aktörleri bu sürecin devamı için bizim oldukça aşina olduğumuz "iç ve ya dış düşman" konseptini hoyratlıkla kullanmaktan çekinmeyerek bu umudun kırılması için yeterince çaba sarfederken, Eco savaşların bile geriye doğru gittiğini ancak insanlık ve kazanımları için daha tehlikeli bir boyut kazandığını gözlemliyor:
Eskinin tarafları belli ve birinin saf dışı kalması esasına dayanan menfaat eksenli Paleo-savaşlarını artık düşmanın yeri ve kimliği ile tarafları belli olmayan ve sivil-asker farkı gözetmeden herkesi hedef konumuna düşürebilen neo-savaşlar alıyor
Dünyada Neo-con’larla uygulamalı ifadesini bulan tepkici ve muhafazakâr bir hareketin tarihsel süreç içerinde bir geriye dönüş eğilimine tercüman olduğu gözleniyor
Kitlelerin gelenek, inanç ve değer yargılarının direncine rağmen çoğu zaman eğitimli elitin zorlamasıyla kamuya mal edilmiş bir çok şey bu açıdan artık tehdit altında
Bu şekilde benimsenmiş bir çok değer, fikir ve özgürlüğün gerçek anlamda birer gelişme ve ya kazanım olup olmadığı tartışmalı olmakla beraber iyi kötü ayırt etmeden tüm bunlara karşı savaş açanların seslerini giderek yükseltmeye başladığı bir dünya görüntüsünün oluştuğu artık kaçınılmaz bir gerçek
Bir yanda bunlar oluverirken, öte yanda teknolojinin oyuncakları ve iletişim çılgınlığı ile beraber dünya medyatik bir köye dönüşüyor, sınırlar eski anlamını yitiriyor, yerel algılamalar daralıyor, olanlar gerçeklerin unutturulmaya çalışıldığı magazinvari bir oyun, bir gösteri haline geliyor
Savaşlar, acılar, politika ve din bile bu dönüşümden kurtulamıyorlar
Umberto Eco’nun "zamanın karnavallaştırılması" olarak nitelediği bu durum aslında her bireyi yakından ilgilendiren kişisel alanın giderek daralması, umumun müdahalesine karşı korumasız hale gelmesi gerçeğini bile gözlerden gizlemeyi kolaylaştırıyor
Gidişatın böyle olduğu bir zamanda Eco tahlilleriyle ait olduğu medeniyetin akıl fikir sahiplerine "işler daha kötüye gitmeden, hatta kötünün de kötüsü gerçekleşmeden" bir uyarıcı olarak sesleniyor: "Geriye doğru bir dönüş var ve bu dönüş basit bir şey değil
Çünkü trajediler büyüyüp, yaygınlaşarak dünya barışını tehdit ediyor, farklı kültür ve dinlerin bir arada yaşayabilmesi umudunu kırıyor
"
Böyle bir manzara insanın aklında bu eksende pek çok soruyu doğuruyor
Peki gerçekten tarih geriye doğru mu işlemeye başladı? İnsanlık kültürünün tarihsel gelişim süreci gerçekten bir karides gibi geri yürüyüşe mi geçti? Bu sürecin kazanımları nasıl bir tehdidin altında?
İnsanların gücü elinde tutan entelektüel elitin empoze ettiği değer ve kavramlara karşı bir başkaldırısı mı söz konusu? Bu değer ve kavramlar topyekün bir kazanım sayılabilir mi? İnsanların uzun tarihi tecrübeler sonucunda geliştirdikleri değer, fikir ve dogmaların yeni paradigma ve postülaların hızlı bir bombardımanla yok edilebileceğini sananlara yeni bir akımın arifesinde miyiz? 21
yüzyıl yada yeni bin yılın başlangıcı kültürel elite karşı onun yeni değerlerini asla kabul etmemiş olan toplumun geniş gövdesinin bir karşılaşması mı olacak? 20
yüzyılın hız ve ivmesi ardından gelen çağda seyrini mi değiştirecek? Tarihte şiddetli ivmelerin ardından görülen etki-tepki fenomeni gelecek yüzyılı bir rövanş arenasına mı çevirecek?
Bunlar ve daha bir çok mesele gelecek günlerin tartışma konularını oluşturacağa benziyor
Tespit ve teşhisleriyle bu tartışmanın başı çekecek unsurlarından biri olan Eco kendi görüşünü şöyle belirtiyor: "Son iki bin yılın ileri doğru adımlarıyla yol alan tarih artık karides adımlarıyla kendine doğru dönmeye başlamışa benziyor
"
Dantel
Mumsema
Frmacil
15-09-2007
#
2
Profil Bilgileri
AGMEHMET
--->: Kişisel Gelişim Yazıları
MARKALAŞIRKEN EVRENSEL İHTİYAÇLARI İYİ ANLAYIN!
Yazan: Fatoş Karahasan
''15 Evrensel İhtiyaç''ı bilmeyen markanın hiç bir şansı yok
Müşterinin velinimet olduğu, ''ürünlerin az, talebin çok'' olduğu yıllarda, üretici güçlüyken gözardı edilebiliyordu
Süper rekabet çağında işler değişti
Şimdi ''ürün çok, para az
'' Tüketici birçok seçenekle karşı karşıya
Fırtına da burada kopuyor
Her şirket, her ürün tercih edilmek istiyor
Müşterinin kalbine gidecek en etkin yolu belirlemek için uğraşan pazarlama dünyası veriler içinde boğuluyor
Aslında insan Nijerya''da da, İsveç''te de özünde aynı
Her zaman güven, birey olma, ait olma, kendini geliştirme, saygı, sevgi ihtiyacı içinde
''Evrensel ihtiyaçlar'' çalışmasının da ortaya koyduğu gibi, pazarlamacılar herşeyden önce ''15 Evrensel ihtiyacı'' iyi anlamak zorundalar
Aksi takdirde, okyanusun ortasında yakıtı biten bir gemi gibi kalabilirler
Süper rekabet çağında tüm kuruluşların bir tek hedefi var, müşteri kazanmak ve müşteriyi elde tutmak
Yüzlerce yıl önce de durum aynıydı, müşteri velinimetti ve sadakat iki taraflı olmazsa kaybedilen bir ilişki türüydü
Ancak, bu gerçek ürünlerin az, talebin çok olduğu yıllardaki üreticinin güçlü konumu karşısında göz ardı ediliyordu
Oysa şimdi, ürün çok, para az; arz bol, talep az
İnsanlar seçimlerini akıllıca yapmak istiyorlar
Kendilerine yakın olmayan, sevmedikleri kuruluşlardan hızla uzaklaşıyorlar
Pazarlama dünyası veriler içinde boğuluyor, müşterinin kalbine gidecek en etkin yolu belirlemek için uğraşıyor
Yol haritasının her yanında başarılı diyalog kurabilme ihtiyacı ortaya çıkıyor
Marka yönetiminin kuralları değişiyor
Geçmişte, yalnızca marka ismi bilinirliğine yatırım yapan kuruluşların belirli bir ticari başarıyı yakalaması mümkün olabiliyordu
Türk reklamcılığının değişmeyen çizgisinde de isim yerleştirmeye yönelik kampanyaların oranı oldukça yüksek
Reklam kuşakları jingle''lar, renkli dekorlar, ünlüler ve akılda kalacak kafiyeli sloganlara dayalı filmlerle dolu
Tüketiciyi üç yaşındaki çocuklar olarak gören bu şarkılı, türkülü, defileli, inekli, böcekli, çiçekli çalışmalar, aslında kapanmış bir dönemin son kalıntıları
Sadakat yoksa, yeni marka kazanıyor
Kısa bir süre sonra, samimiyetten uzak, müsamere görünümlü reklam filmlerinin dönemi tümüyle bitecek, çünkü yalnızca marka ismini tanıtmak amacıyla her tür efekti kullanan yaklaşımlar, ikinci basamakta okyanusun ortasında benzini biten bir gemi gibi kaldıklarında gerçekleri kabul etmek zorunda kalacaklar
Marka yönetimi ciddi bir iştir ve uzun dönemli stratejilere dayanır, yalnızca bir reklam filmine milyarlar dökerek dikkat çekmek aslında bir kendini imha programının ilk basamağıdır
Başlangıçta marka tanınır, satış gelir, ancak daha aklı başında sözler söyleyen yeni bir marka çıktığında, müşterileri gözlerini kırpmadan eskileri atıp, yeniye koşar
Tüm uzmanlar kabul ediyor ki, marka sadakati oluşturmak ve koruyabilmek giderek bir hayal haline geliyor
Ürünlerin performansları birbirine benzediği için, öncelikle daha ucuz olanı seçmekten artık kimse utanmıyor
Yeni çıkan markalar kısa bir süre sonra, havalı olma özelliğini yitirdiği için ürünlerin yaşam eğrileri de yeni dünyanın hızlı düzenine göre planlanıyor
Başarı ''samimiyet''le geliyor
Pazarlama dünyası tüketicilerin davranışlarını yönlendirebilmenin ve reklam mesajlarına tüketicileri inandırabilmenin güçleştiğini kabul etmekte zorlanıyor ve değişmek zorunda olduğunu kavrıyor
Aslında bu kabul başarının anahtarını da birlikte getiriyor
Samimi bir biçimde müşteriyi anlamaya yöneldikçe, ortaya hep aynı gerçek çıkıyor
Başarılı pazarlamanın püf noktası samimi olmak
Samimiyet içinse diyalog gerekli
İnteraktif mecralardaki reklam harcamalarının büyümesinin gerisinde bu diyalog ihtiyacı yatıyor
Jupiter Research isimli bir araştırma kuruluşunun hazırlamış olduğu bir rapora göre, ABD''de internet reklamcılığına ayrılan bütçe 2007 yılında 14 milyar dolara erişecek
İnternet reklamcılığındaki patlamanın gerisinde, tüketicilerle diyalog kurabilme ihtiyacı yatıyor
Gerçek anlamda interaktif olunabilecek bir mecra sunan internet, markalara hedef kitleleriyle konuşma, onlara yakın olma, gereksinimlerini anlama ve en önemlisi sürekli bir biçimde yapılanların verimliliğini ölçebilme zemini sağladığı için tercih ediliyor
İnsanlar her zaman güven, birey olma, ait olma, kendini geliştirme, saygı, sevgi ihtiyacı içinde olacak
Barem/Research International''ın yapmış olduğu evrensel ihtiyaçlar çalışmasının da ortaya koyduğu gibi, Nijerya''da da, İsveç''te de insan özünde aynı insan
Pazarlamacıların herşeyden önce 15
Evrensel ihtiyacı iyi anlaması ve diyaloglarını bu eksende oluşturması gerekli
Tüm dünyadaki insanların ortak ihtiyaçları:
Sağlıklı olmak, eğlence, self - indulgence (kendini şımartma ihtiyacı), uyum, bilgi, bireysellik, güvenlik, saygı, çekicilik, aşk, ait olma, kontrol, gelenek, liderlik ve özgürlük
İnsani ihtiyaçları anlama becerisi
Marka uzmanı Ray Podder''ın hazırladığı bir çalışmada ortaya koyduğu gibi markaların geleceğini davranışbilimciler, pazarlama ölçümleri, ürün tahminleri, testler değil insani ihtiyaçları anlama becerileri belirleyecek
İnsanlar aslında özünde hep aynı olduğu için, başarılı bir pazarlama iletişimi yapabilmek için Podder şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
1
Dikkatle gözlemleyin
Yalnızca pazar verilerini ölçmekle yetinmeyin, bu verilerin gerçekte ne ifade ettiğini anlamaya çalışın
Kullanıcıların satın alma davranışlarından onlar hakkında genelleme yapmaya kalkışmayın
Bunun yerine, o ürünü satın alırken müşteriyi neyin harekete geçirdiğini anlamaya çalışın
Müşteriyi çok iyi anladığınız varsayımına ulaşmadan önce, sonuçları zaman, koşullar ve tüm diğer unsurların ışığında ele alın
2
Kendiniz olun
İnsanlar fikirlere ancak onların gerçek olduklarını düşündüklerinde inanırlar
Gerçek olmak için rol yapmamak gerekli
Müşterilerin sizin kendilerine nasıl davranmanızı beklediklerini gösteren tahminlere bakmayın
İşe yaramayacaktır
Müşterinize ulaşmanın yolu samimiyetten geçiyor
Samimiyetsizliğin sesi yüksek çıkar ve herkes zaten hemen dürüst olmadığınızı anlar
3
Konumlandırmanızı kendiniz yapmayın
Bırakın sizi müşterileriniz konumlandırsın
Pazarlama mesajları, görsel unsurlar, sloganlar yalnızca küçük kültürel eğlenceler olarak işe yarayabilir ve kendisinden daha eğlenceli bir başka reklam ortaya çıktığında unutulmaya mahkumdur
Markanıza dikkat çeker, bilinirlik yaratabilir
Ancak, kendinize sormanız gereken soru bunun ne pahasına olduğudur
Biz pazarlamacılara düşen görev kendimizi nasıl paketlediğimiz olmamalı
4
Çalışmalarınızı müşterilerinizin bakış açısı üzerine kurun
Kime hizmet ettiğinizi tam olarak anlamaya çalışın
İşinizin temel değerlerini anlayın ve rakiplerinizden daha iyi hizmet etmek için neler yapacağınızı araştırın
Pazarlama stratejilerinizi müşteri beklentileri üzerine kurun, gerisi zaten kendiliğinden gelecektir
5
Diyalog kurmak için iyi dinleyin ve her fırsatı kullanmaya çalışın
Onu çeşitli programlar, yöntemler, aletlerle izlemeye ve yaptıklarını gözetlemeye uğraşacağınıza, sizinle diyaloğa girmesini sağlayabilecek yaratıcı çözümler bulun
15-09-2007
#
3
Profil Bilgileri
AGMEHMET
--->: Kişisel Gelişim Yazıları
BİLİNÇ VE BİLİNÇALTINIZI DENGELEYEREK HAYATINIZI DEĞİŞTİRİN!
Yazan: Sibel Ateş Yengin
Bilincimiz farkında olarak yaşamak istediklerimizi ortaya koysa da farkında olmadan bizi yönlendiren bilinçaltı hayatımızı sabote eder
Bireysel gelişim eğitimi veren hipnoterapist Nil Gün, psiko-kinesiyoloji tekniğiyle yaşamımızı nasıl kontrol altına alabileceğimizi anlatıyor
Bilinciniz hayatınızı değiştirmek istediğinizi söylerken bilinçaltınız devreye giriyor ve buna hazır olmadığınızı söylüyor hatta ''buna ne gerek var'' diyor
Ya da sevdiğiniz biriyle ilişkinizin sürmesini ve evliliğe gitmesini istiyorsunuz ama bir yandan ''hep sevdiklerim beni terk ediyor bu ilişki de bozulacak'' diye düşünüyorsunuz
Veya başkalarının sevgililerimizi elimizden alacağı korkusunu taşıyoruz farkında olmadan
Bu olumsuz düşüncelerin sebep olduğu korkular, güvensizlikler, yeterince çaba göstermemek, kendini geliştirmemek, kendiyle yüzleşmekten korkmak ve bilinçaltı inançlar, hayatta yapmayı istediğimiz birçok şeyde önümüze engel olarak çıkıyor
Ancak düşünce sisteminizi değiştiren psiko-kinesiyoloji teknikleriyle kendinize layık olan hayatı yaşayabilir, bilinçaltı engelini yok edebilir, zorluklarla yüzleşebilir ve en önemlisi kendinize bile yalan söylememeyi öğrenebilirsiniz Kişinin bireysel aydınlanmasına olanak sağlayan psiko-kinesiyoloji eğitimi hakkında 1989 yılından beri bireysel gelişim eğitimi veren hipnoterapist Nil Gün sorularımızı yanıtladı
Psiko-kinesiyoloji nedir?
Bilinç ile bilinçaltı çatışmaları bizleri sabote eder
Mesela, bilinciniz bulunduğunuz ilişkiyi yürütmenizi, beklediğiniz terfiyi almanız gerektiğini ya da var olan bir hastalığınızı aşacağını söylerken bilinçaltı devreye girip yaşadığınız ilişkiye, umduğunuz terfiye layık olmadığınızı, hastalık durumunuzun ise sizin ilgi ve şefkat ihtiyacınızı karşıladığını söyler
Bu çatışma sonunda anlamsız bir tartışmayla ilişkiyi bitirme ya da farkında olmadan işinizle ilgili hata yapmanız söz konusu olur
Bilinçaltı inançlarımız, bilinçli inançlarımızı desteklemedikçe kendimizi sabote etmeye devam ederiz
Buna da kader, talihsizlik ya da şanssızlık deriz
Bilinçaltında ise ne tür inançlar barındırdığımızı bilmiyoruz ve inançlarımızın yüzde 99''u bilinçaltındadır
Bilinç ve bilinçaltımızdaki inançları uyumlu hale getirmek ise ancak psiko-kinesiyoloji ile mümkün
Kısaca Pi-Ki, bilinç ile bilinçaltı inançlarımızın birbirini desteklemesini sağlayarak evrensel enerjinin sevgi, bilgelik ve iyileştirici gücünü kendimiz ve başkalarının yararına kullanmamıza olanak tanıyan bir öğreti sistemi
Ayrıca bu eğitim, davranış ve alışkanlıklarımızı değiştirmede etkili bir yöntem
Bilinçaltı bu kadar önemli mi?
Hayatımız, inançlarımızın bir yansımasıdır
Ana rahmine düştüğümüz andan 6 yaşına kadar geçen sürede programlamalarımız bilinçaltında yerleşir
Geçmişe bağlı koşullanmaların sonucuyla çoğunlukla isteklerimizi hayata geçirmeyi bazı duygu ve davranışlarımızla engelleriz
Eğer yaşamımız sadece bilinçli düşüncelerle şekillenseydi, hayatımızın her alanında başarılı olmamız kolay olurdu
Çünkü bilinçli düşüncelerimizi ve inançlarımızı yeni bir bilgiyle, okuduğumuz bir kitapla, deneyimlerimizin istenmeyen sonuçlarını gördüğümüzde, irademizi kullanarak değiştirebilirdik
Bilinçaltı inançlarımız özsaygımızı, ilişkilerimizi, iş hayatındaki performansımızı, zihinsel ve ruhsal sağlığımızı önemli ölçüde etkiler
Amaçlarımızı gerçekleştirmek için bilinçaltının desteğine ihtiyacımız var
SERTİFİKA VERİLİYOR
Bilinçaltımıza nasıl ulaşabiliriz?
Bilinçaltına NLP, hipnoterapi, yönlendirici imgeleme ve kinesiyoloji gibi tekniklerle ulaşabiliriz
Tüm bu tekniklerin birleşiminden doğan psiko-kinesiyoloji eğitimi, kas testini araç olarak kullanarak bizi sabote eden bilinçaltı programlarımızı keşfetmeyi ve bize destek olacak şekilde değiştirmeyi mümkün kılar ve bu teknikle bilinçaltı yeniden programlanmış olur
Kas testi nedir?
Biyo-kompüter ya da kısaca kas testi olarak tanımlayabiliriz
Kaslarda dolaşan yaşam enerjisinin gücü, değişik duygu hallerinde, olumlu ve olumsuz inançlarda, hoşlandığımız, hoşlanmadığımız şeylerde, doğru ya da yalan söylediğimizde farklılık gösterir
Kaslardan aldığımız tepki ile bilinçaltımızdaki inançlarla ilgili test yapar, sorunlarımızın asıl nedenini bulur ve değiştiririz
Bilincimiz, amaçlarımızı net bir şekilde görmemizi sağlar
Bilinçaltı ve süper bilinçle bağlantıya geçerken amaçların netliği çok önemlidir
Bilinçaltı, davranışlarımızın, inançlarımızın ve değerlerimizin deposudur
Tepkilerimiz ve alışkanlıklarımız bilinçaltı tarafından kontrol edilir
Süper bilinç ise bilinç ve bilinçaltı arasındaki uyumu sağlar, rehberlik eder, bunların niyetlerini netleştirir ve gerçekleşmesi için anlamlı tesadüfler yaratır
İşte kas testi de, zihnimizin bu üç seviyesi olan bilinç, bilinçaltı ve süper bilinç ile bağlantı kurarak bir iletişim yolu sağlar
Ayrıca bu teknikler bilinçli bir şekilde hedeflerimizi belirlemeyi, bilinçaltı programlarını keşfedip amaçlarımıza uygun hale dönüştürmeyi, süper bilincin rehberliğinden ve bilgeliğinden yararlanmayı sağlar
Psiko-kinesiyoloji eğitimi kaç bölümden oluşuyor?
Temel, ileri ve master bölümlerinden oluşuyor
Bu eğitimi tamamlayan katılımcılar eğitimci olabilecekleri trainer çalışmasına katılmaya hak kazanır
Trainer eğitiminin amacı, etik değerlere sahip, empati yeteneği gelişmiş, yetenekli ve sertifikalı Pi-Ki eğitimcileri yetiştirmek
Psiko-kinesiyolojinin yararları
İki günlük temel Pi-Ki eğitiminde;
Bilinçaltı ve süper bilinç ile doğrudan iletişim kurma becerileri kazanabilirsiniz,
Beynin sağ ve sol küresini birlikte kullanarak zihin balansı yapabilirsiniz,
Hayat boyu bizleri engelleyen bilinçaltı inançlarınızın farkına vararak, onları değiştirme gücüne sahip olabilirsiniz
Master seviyesinde ise kilo kontrolü, fiziksel ve duygusal bağımlılıkları yeniden programlama, birikmiş stresi atma, bağışıklık sistemini güçlendirme, negatif kas belleğini çözme, gözleri iyileştirme, baş, sırt, bel, mide ağrısını azaltma ve dindirme teknikleri öğretiliyor
Tags
:
gelisim
,
kisisel
,
yazilari
Kişisel Gelişim Yazıları ile ilgili Benzer Konular
565 Kez Görüntülendi
Kişisel Gelişim
Sağlık-Genel
Özgüvenimiz var mı? ( Kişisel Gelişim Makalesi )
Kişisel Gelişim
Ayetlerden Kişisel Gelişim Notları
Kişisel Gelişim
kişisel ve sosyal gelişim
Çocuk Sağlığı ve Bakımı
kişisel gelişim
E-Kitap
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
03:18
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552