Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Mumsema.NET >
Haber Bölümü
> Haberler > Köşe Yazıları

Forum Kuralları Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Kişisel Gelişim Yazıları ile ilgili Benzer Konular
565 Kez Görüntülendi

Kişisel Gelişim Sağlık-Genel
Özgüvenimiz var mı? ( Kişisel Gelişim Makalesi ) Kişisel Gelişim
Ayetlerden Kişisel Gelişim Notları Kişisel Gelişim
kişisel ve sosyal gelişim Çocuk Sağlığı ve Bakımı
kişisel gelişim E-Kitap

Osmanlida Haremin Gerçek Yüzü | Narsisistik kişilik bozukluğu
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 15-09-2007   #1
Profil Bilgileri
Post Kişisel Gelişim Yazıları

Kişisel Gelişim Yazıları başlıklı yazı Mumsema Kişisel Gelişim Yazıları Forum Alev


UMBERTO ECO: TARİH GERİYE DOĞRU İLERLEMEYE BAŞLADI!


Yazan: Birol Biçer


Umberto Eco geçtiğimiz aylarda yayınlanan kitabı "A Passo di Gambero"da kendi görüşünü şöyle belirtiyor: "Son iki bin yılın ileri doğru adımlarıyla yol alan tarih artık karides adımlarıyla kendine doğru dönmeye başlamışa benziyor"


BİA (İstanbul) - Fukuyama’nın sonradan dönüş yaptığı "tarihin sonu geldi" hipotezi oldukça gürültü çıkarmıştı Umberto Eco ise geçtiğimiz aylarda yayınlanan kitabı "A Passo di Gambero" ile bir "tarih geriye dönüş mü yapıyor" tartışması başlatıyor

Eco, A Passo di Gambero" ( Karides Adımı/Yürüyüşü) ile 20 yüzyılda insanlığın büyük kısmınca benimsenmemiş olmasına rağmen ani ve süratli siyasi ve medyatik sıçramalarla genel kabul platformuna oturtulan birçok gelişme ve fikre karşı günümüzde reaksiyoner tavırların ortaya konmasını tarihte bir geriye dönüş trendinin başlaması olarak niteliyor

20 yüzyıl tarihin hiç bir devrinde olmadığı kadar hızlı bir çağ oldu Teknik gelişmelerin yanı sıra siyasi konjoktür, bilimsel tezler, siyasi doktrinler, fikirler, yaşam tarzları ve değerler o zamana kadar görülmedik bir şekilde toplumsal alana yansıyarak/ yansıtılarak toplumun geneline maledildiler Bir anlamda, yakın zamana kadar ağır ve daha istikrarlı ilerleyen insanoğlunun düşünsel evrimi çoğu zaman ani ve kurşun hızındaki sıçramalarla empoze edilen gelişmelerle hazmedilmeden, gerçekte toplumun ana gövdesi ve çoğunluğunca kabul görmeden hayata hâkim kılındı

Eco’ya göre geçmişte genel kabul zemini bulamayarak bir nevi kuluçka döneminde bekleyen siyasetten cinsel alana kadar bir çok değer ve fikir bu yüzyılda müthiş bir ivme yakalayarak adeta patlamaya sebep oldular Kadın hakları, cinsel özgürlükler, toplumsal yapılardaki geleneksellikten uzaklaşmalar, siyasi erk-teba ilişkisindeki değişimler, her alanda kayda değer özgürlükler, ahlaki ve dini değerlerin eski otoritesinden uzaklaşması, uluslararası ilişkilerde kaba gücün yerini başka faktörlere bırakması, kürtaj, ifade ve düşünce özgürlüklerinin sınırlarının genişlemesi, bireyin ve haklarının kazandığı değer ve daha bir çok alandaki eğilim, kanaat ve değerler geçtiğimiz yüzyılda daha önce tarihte görülmemiş bir hızla toplumsal alana hakim kılındılar

Peki, tüm bunlar hazmedildi mi? Bugün zannettiğimiz gibi insanların çoğu tarafından benimsendi mi? Yoksa durum farklı mı?

Eco, bu sorulara pek olumlu cevap vermiyor Ona göre tüm bu gelişmeler birdenbire ve tepeden inmeci bir şekilde topluma mal edildi Bunun etken sebebi kültürel, siyasi ve düşünsel gücü elinde bulunduran elit bir kesimin ani manevralarıydı Eco, gerçekte 20 yüzyıl zihniyetine damgasını vuran bu gelişmelerin toplumun geniş kesimleri ya da kendi deyimiyle geniş gövdesi tarafından gerçekte hiç bir zaman kabul edilmediği, hazmedilmediği, bir çok gelişmenin ise aceleyle, olup-bittiyle kabul ettirildiği görüşünde

Evrim Teorisi, kürtajın kabulü, eşcinselliğin bir tercih olarak görülmeye başlanması, cinsellik ahlakında köklü değişikliklerin cevaz görmesi bunlara en bariz örnekler

Ancak fiziki dünyada geçerli olan etki-tepki yasasının toplumsal alanda da etkisini göstermesiyle yeni bin yılın başlamasına doğru bu sürece karşı tepkisel eğilimlerin çıktığı görülüyor Eco, ani, sıçramacı ve tepeden inmeci etkilerle oluşturulan bu duruma karşı gerçekte tüm bunları kabul etmeyen kitlenin karşı harekete geçerek artık sesini ve tavrını etkili bir biçimde ortaya koyarak reaksiyoner ve aynı zamanda geriye götürücü bir çığır açtığına işaret ediyor Bu tespitinin üzerine esas sorunsal olarak tıpkı bir karidesin geri adımlarla yürümesi gibi 19 ve 20 yüzyıl tarihsel gelişim süreci ve kazanımları için tehlike çanlarının çalmakta olduğu fikrini oturtuyor

Bu anlamda gerçekte dünyadaki bu olumsuz gidişi sezenler Eco ile sınırlı olmasa da tehlikeyi kavramakta ağır davranır görünen Avrupa ve Kuzey Amerika entelektüelleri için itibar edilecek bir bilge olarak Eco bir alarm zili vazifesini üstlenmiş görülüyor

Aslında bu alarm için geç kalındığı bile söylenebilir 1960-70’lerdeki özgürlükçü havanın günümüze kadar çok şey kaybettiği ortada Berlin duvarının yıkılışını coşkuyla kutlayanlar, tek kutuplu dünyanın beraberinde getireceği sorunların bu kadar yaygın ve derin etkileri olacağını düşünmemişlerdi 11 Eylül olayları ve ardından dünya düzeninde yaşanan kargaşa, Neo-Con zihniyetin etkisiyle emperyalist/sömürgeci bir yaklaşımın ve uluslararası ilişkilerde kaba güce dayalı politikaların geri dönüşü o zamanlar pek çoklarınca öngörülmeyen şeylerdi Dünya çapında barış ve uzlaşmanın zemin kazanması beklentileri zamanla yerini etnik/bölgesel çatışmalara, din kisvesine bürünen teröre bıraktı

Büyük umutlarla lanse edilen dinler ve kültürler arası diyalog çabalarını ise anti-semitizmin hortlaması, İslam düşmanlığı, Hıristiyan aleminde Müslümanlığa karşı yeni Haçlı Seferleri yaklaşımlarının seslendirilmesi ciddi boyutta gölgeler hale geldi Üstelik papa gibi diyalogun en etkin aktörünün yaklaşımları durumu daha da vahim cenahlara çekmeye devam ediyor Yabancı düşmanı eğilim ve uygulamaların, laik - dindar kamplaşmalarının yaygınlaşıp keskinleşmesi, Avrupa ülkelerinde faşist ve ayrımcı eğilimlerin giderek boy göstermeye başlaması da giderek tırmanışa geçen bir tehlikeyi açıkça göstermekte Afganistan, Irak, Filistin ve Lübnan işgalleri bu gidişatın akıbeti konusunda oldukça karamsar bir havayı destekliyor

Düşünce ve inanç özgürlükleri, insan hakları alanında tatsız örneklerin bizzat bu kavramların hamileri tarafından ortaya konması ise cabası Tüm bunlarla beraber Eco’nun kendi ülkesinde Amerikalı Neo-Con’lara öykünen iktidarın giderek yozlaşmalaya başlayan görüntüsü yanında günlük hayatta yayılma gösteren ilkel zihniyet, aşırılıkçı ve faşizan eğilimlerim siyasi tercihlere yansımalarının Orta Avrupa ile beraber bu güne kadar gayet temiz sicillere sahip İskandinav ülkelerine bile sıçraması, medyatik popülizme dayalı iktidarların revaç bulması ve özellikle son 5-6 yıldaki gözlemleri Umberto Eco’yu "insanlığın ciddi bir gerici hareketle karşı karşıya olduğu" teşhisine götürüyor Statlarda faşist selamlarının verilmesi, zenci oyunculara karşı topluca aşağılayıcı gösteriler gibi günlük olayların da bu teşhise katkısı yok değil

Bu geriye doğru dönüşün hakim fiili aktörleri bu sürecin devamı için bizim oldukça aşina olduğumuz "iç ve ya dış düşman" konseptini hoyratlıkla kullanmaktan çekinmeyerek bu umudun kırılması için yeterince çaba sarfederken, Eco savaşların bile geriye doğru gittiğini ancak insanlık ve kazanımları için daha tehlikeli bir boyut kazandığını gözlemliyor:

Eskinin tarafları belli ve birinin saf dışı kalması esasına dayanan menfaat eksenli Paleo-savaşlarını artık düşmanın yeri ve kimliği ile tarafları belli olmayan ve sivil-asker farkı gözetmeden herkesi hedef konumuna düşürebilen neo-savaşlar alıyor

Dünyada Neo-con’larla uygulamalı ifadesini bulan tepkici ve muhafazakâr bir hareketin tarihsel süreç içerinde bir geriye dönüş eğilimine tercüman olduğu gözleniyor Kitlelerin gelenek, inanç ve değer yargılarının direncine rağmen çoğu zaman eğitimli elitin zorlamasıyla kamuya mal edilmiş bir çok şey bu açıdan artık tehdit altında Bu şekilde benimsenmiş bir çok değer, fikir ve özgürlüğün gerçek anlamda birer gelişme ve ya kazanım olup olmadığı tartışmalı olmakla beraber iyi kötü ayırt etmeden tüm bunlara karşı savaş açanların seslerini giderek yükseltmeye başladığı bir dünya görüntüsünün oluştuğu artık kaçınılmaz bir gerçek

Bir yanda bunlar oluverirken, öte yanda teknolojinin oyuncakları ve iletişim çılgınlığı ile beraber dünya medyatik bir köye dönüşüyor, sınırlar eski anlamını yitiriyor, yerel algılamalar daralıyor, olanlar gerçeklerin unutturulmaya çalışıldığı magazinvari bir oyun, bir gösteri haline geliyor Savaşlar, acılar, politika ve din bile bu dönüşümden kurtulamıyorlar Umberto Eco’nun "zamanın karnavallaştırılması" olarak nitelediği bu durum aslında her bireyi yakından ilgilendiren kişisel alanın giderek daralması, umumun müdahalesine karşı korumasız hale gelmesi gerçeğini bile gözlerden gizlemeyi kolaylaştırıyor

Gidişatın böyle olduğu bir zamanda Eco tahlilleriyle ait olduğu medeniyetin akıl fikir sahiplerine "işler daha kötüye gitmeden, hatta kötünün de kötüsü gerçekleşmeden" bir uyarıcı olarak sesleniyor: "Geriye doğru bir dönüş var ve bu dönüş basit bir şey değil Çünkü trajediler büyüyüp, yaygınlaşarak dünya barışını tehdit ediyor, farklı kültür ve dinlerin bir arada yaşayabilmesi umudunu kırıyor"

Böyle bir manzara insanın aklında bu eksende pek çok soruyu doğuruyor Peki gerçekten tarih geriye doğru mu işlemeye başladı? İnsanlık kültürünün tarihsel gelişim süreci gerçekten bir karides gibi geri yürüyüşe mi geçti? Bu sürecin kazanımları nasıl bir tehdidin altında?

İnsanların gücü elinde tutan entelektüel elitin empoze ettiği değer ve kavramlara karşı bir başkaldırısı mı söz konusu? Bu değer ve kavramlar topyekün bir kazanım sayılabilir mi? İnsanların uzun tarihi tecrübeler sonucunda geliştirdikleri değer, fikir ve dogmaların yeni paradigma ve postülaların hızlı bir bombardımanla yok edilebileceğini sananlara yeni bir akımın arifesinde miyiz? 21 yüzyıl yada yeni bin yılın başlangıcı kültürel elite karşı onun yeni değerlerini asla kabul etmemiş olan toplumun geniş gövdesinin bir karşılaşması mı olacak? 20 yüzyılın hız ve ivmesi ardından gelen çağda seyrini mi değiştirecek? Tarihte şiddetli ivmelerin ardından görülen etki-tepki fenomeni gelecek yüzyılı bir rövanş arenasına mı çevirecek?

Bunlar ve daha bir çok mesele gelecek günlerin tartışma konularını oluşturacağa benziyor Tespit ve teşhisleriyle bu tartışmanın başı çekecek unsurlarından biri olan Eco kendi görüşünü şöyle belirtiyor: "Son iki bin yılın ileri doğru adımlarıyla yol alan tarih artık karides adımlarıyla kendine doğru dönmeye başlamışa benziyor"

 

AGMEHMET is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 15-09-2007   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Kişisel Gelişim Yazıları



MARKALAŞIRKEN EVRENSEL İHTİYAÇLARI İYİ ANLAYIN!


Yazan: Fatoş Karahasan


''15 Evrensel İhtiyaç''ı bilmeyen markanın hiç bir şansı yok

Müşterinin velinimet olduğu, ''ürünlerin az, talebin çok'' olduğu yıllarda, üretici güçlüyken gözardı edilebiliyordu Süper rekabet çağında işler değişti Şimdi ''ürün çok, para az'' Tüketici birçok seçenekle karşı karşıya Fırtına da burada kopuyor Her şirket, her ürün tercih edilmek istiyor Müşterinin kalbine gidecek en etkin yolu belirlemek için uğraşan pazarlama dünyası veriler içinde boğuluyor Aslında insan Nijerya''da da, İsveç''te de özünde aynı Her zaman güven, birey olma, ait olma, kendini geliştirme, saygı, sevgi ihtiyacı içinde ''Evrensel ihtiyaçlar'' çalışmasının da ortaya koyduğu gibi, pazarlamacılar herşeyden önce ''15 Evrensel ihtiyacı'' iyi anlamak zorundalar Aksi takdirde, okyanusun ortasında yakıtı biten bir gemi gibi kalabilirler

Süper rekabet çağında tüm kuruluşların bir tek hedefi var, müşteri kazanmak ve müşteriyi elde tutmak Yüzlerce yıl önce de durum aynıydı, müşteri velinimetti ve sadakat iki taraflı olmazsa kaybedilen bir ilişki türüydü Ancak, bu gerçek ürünlerin az, talebin çok olduğu yıllardaki üreticinin güçlü konumu karşısında göz ardı ediliyordu Oysa şimdi, ürün çok, para az; arz bol, talep az İnsanlar seçimlerini akıllıca yapmak istiyorlar Kendilerine yakın olmayan, sevmedikleri kuruluşlardan hızla uzaklaşıyorlar Pazarlama dünyası veriler içinde boğuluyor, müşterinin kalbine gidecek en etkin yolu belirlemek için uğraşıyor Yol haritasının her yanında başarılı diyalog kurabilme ihtiyacı ortaya çıkıyor Marka yönetiminin kuralları değişiyor

Geçmişte, yalnızca marka ismi bilinirliğine yatırım yapan kuruluşların belirli bir ticari başarıyı yakalaması mümkün olabiliyordu Türk reklamcılığının değişmeyen çizgisinde de isim yerleştirmeye yönelik kampanyaların oranı oldukça yüksek Reklam kuşakları jingle''lar, renkli dekorlar, ünlüler ve akılda kalacak kafiyeli sloganlara dayalı filmlerle dolu Tüketiciyi üç yaşındaki çocuklar olarak gören bu şarkılı, türkülü, defileli, inekli, böcekli, çiçekli çalışmalar, aslında kapanmış bir dönemin son kalıntıları

Sadakat yoksa, yeni marka kazanıyor

Kısa bir süre sonra, samimiyetten uzak, müsamere görünümlü reklam filmlerinin dönemi tümüyle bitecek, çünkü yalnızca marka ismini tanıtmak amacıyla her tür efekti kullanan yaklaşımlar, ikinci basamakta okyanusun ortasında benzini biten bir gemi gibi kaldıklarında gerçekleri kabul etmek zorunda kalacaklar Marka yönetimi ciddi bir iştir ve uzun dönemli stratejilere dayanır, yalnızca bir reklam filmine milyarlar dökerek dikkat çekmek aslında bir kendini imha programının ilk basamağıdır Başlangıçta marka tanınır, satış gelir, ancak daha aklı başında sözler söyleyen yeni bir marka çıktığında, müşterileri gözlerini kırpmadan eskileri atıp, yeniye koşar

Tüm uzmanlar kabul ediyor ki, marka sadakati oluşturmak ve koruyabilmek giderek bir hayal haline geliyor Ürünlerin performansları birbirine benzediği için, öncelikle daha ucuz olanı seçmekten artık kimse utanmıyor Yeni çıkan markalar kısa bir süre sonra, havalı olma özelliğini yitirdiği için ürünlerin yaşam eğrileri de yeni dünyanın hızlı düzenine göre planlanıyor

Başarı ''samimiyet''le geliyor

Pazarlama dünyası tüketicilerin davranışlarını yönlendirebilmenin ve reklam mesajlarına tüketicileri inandırabilmenin güçleştiğini kabul etmekte zorlanıyor ve değişmek zorunda olduğunu kavrıyor Aslında bu kabul başarının anahtarını da birlikte getiriyor Samimi bir biçimde müşteriyi anlamaya yöneldikçe, ortaya hep aynı gerçek çıkıyor Başarılı pazarlamanın püf noktası samimi olmak Samimiyet içinse diyalog gerekli

İnteraktif mecralardaki reklam harcamalarının büyümesinin gerisinde bu diyalog ihtiyacı yatıyor Jupiter Research isimli bir araştırma kuruluşunun hazırlamış olduğu bir rapora göre, ABD''de internet reklamcılığına ayrılan bütçe 2007 yılında 14 milyar dolara erişecek İnternet reklamcılığındaki patlamanın gerisinde, tüketicilerle diyalog kurabilme ihtiyacı yatıyor Gerçek anlamda interaktif olunabilecek bir mecra sunan internet, markalara hedef kitleleriyle konuşma, onlara yakın olma, gereksinimlerini anlama ve en önemlisi sürekli bir biçimde yapılanların verimliliğini ölçebilme zemini sağladığı için tercih ediliyor

İnsanlar her zaman güven, birey olma, ait olma, kendini geliştirme, saygı, sevgi ihtiyacı içinde olacak Barem/Research International''ın yapmış olduğu evrensel ihtiyaçlar çalışmasının da ortaya koyduğu gibi, Nijerya''da da, İsveç''te de insan özünde aynı insan Pazarlamacıların herşeyden önce 15

Evrensel ihtiyacı iyi anlaması ve diyaloglarını bu eksende oluşturması gerekli Tüm dünyadaki insanların ortak ihtiyaçları:

Sağlıklı olmak, eğlence, self - indulgence (kendini şımartma ihtiyacı), uyum, bilgi, bireysellik, güvenlik, saygı, çekicilik, aşk, ait olma, kontrol, gelenek, liderlik ve özgürlük

İnsani ihtiyaçları anlama becerisi

Marka uzmanı Ray Podder''ın hazırladığı bir çalışmada ortaya koyduğu gibi markaların geleceğini davranışbilimciler, pazarlama ölçümleri, ürün tahminleri, testler değil insani ihtiyaçları anlama becerileri belirleyecek İnsanlar aslında özünde hep aynı olduğu için, başarılı bir pazarlama iletişimi yapabilmek için Podder şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

1 Dikkatle gözlemleyin Yalnızca pazar verilerini ölçmekle yetinmeyin, bu verilerin gerçekte ne ifade ettiğini anlamaya çalışın Kullanıcıların satın alma davranışlarından onlar hakkında genelleme yapmaya kalkışmayın Bunun yerine, o ürünü satın alırken müşteriyi neyin harekete geçirdiğini anlamaya çalışın Müşteriyi çok iyi anladığınız varsayımına ulaşmadan önce, sonuçları zaman, koşullar ve tüm diğer unsurların ışığında ele alın

2 Kendiniz olun İnsanlar fikirlere ancak onların gerçek olduklarını düşündüklerinde inanırlar Gerçek olmak için rol yapmamak gerekli Müşterilerin sizin kendilerine nasıl davranmanızı beklediklerini gösteren tahminlere bakmayın İşe yaramayacaktır Müşterinize ulaşmanın yolu samimiyetten geçiyor Samimiyetsizliğin sesi yüksek çıkar ve herkes zaten hemen dürüst olmadığınızı anlar

3 Konumlandırmanızı kendiniz yapmayın Bırakın sizi müşterileriniz konumlandırsın Pazarlama mesajları, görsel unsurlar, sloganlar yalnızca küçük kültürel eğlenceler olarak işe yarayabilir ve kendisinden daha eğlenceli bir başka reklam ortaya çıktığında unutulmaya mahkumdur Markanıza dikkat çeker, bilinirlik yaratabilir Ancak, kendinize sormanız gereken soru bunun ne pahasına olduğudur Biz pazarlamacılara düşen görev kendimizi nasıl paketlediğimiz olmamalı

4 Çalışmalarınızı müşterilerinizin bakış açısı üzerine kurun Kime hizmet ettiğinizi tam olarak anlamaya çalışın İşinizin temel değerlerini anlayın ve rakiplerinizden daha iyi hizmet etmek için neler yapacağınızı araştırın Pazarlama stratejilerinizi müşteri beklentileri üzerine kurun, gerisi zaten kendiliğinden gelecektir

5 Diyalog kurmak için iyi dinleyin ve her fırsatı kullanmaya çalışın Onu çeşitli programlar, yöntemler, aletlerle izlemeye ve yaptıklarını gözetlemeye uğraşacağınıza, sizinle diyaloğa girmesini sağlayabilecek yaratıcı çözümler bulun

 

AGMEHMET is offline  
Alt 15-09-2007   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: Kişisel Gelişim Yazıları



BİLİNÇ VE BİLİNÇALTINIZI DENGELEYEREK HAYATINIZI DEĞİŞTİRİN!


Yazan: Sibel Ateş Yengin


Bilincimiz farkında olarak yaşamak istediklerimizi ortaya koysa da farkında olmadan bizi yönlendiren bilinçaltı hayatımızı sabote eder Bireysel gelişim eğitimi veren hipnoterapist Nil Gün, psiko-kinesiyoloji tekniğiyle yaşamımızı nasıl kontrol altına alabileceğimizi anlatıyor

Bilinciniz hayatınızı değiştirmek istediğinizi söylerken bilinçaltınız devreye giriyor ve buna hazır olmadığınızı söylüyor hatta ''buna ne gerek var'' diyor Ya da sevdiğiniz biriyle ilişkinizin sürmesini ve evliliğe gitmesini istiyorsunuz ama bir yandan ''hep sevdiklerim beni terk ediyor bu ilişki de bozulacak'' diye düşünüyorsunuz Veya başkalarının sevgililerimizi elimizden alacağı korkusunu taşıyoruz farkında olmadan Bu olumsuz düşüncelerin sebep olduğu korkular, güvensizlikler, yeterince çaba göstermemek, kendini geliştirmemek, kendiyle yüzleşmekten korkmak ve bilinçaltı inançlar, hayatta yapmayı istediğimiz birçok şeyde önümüze engel olarak çıkıyor Ancak düşünce sisteminizi değiştiren psiko-kinesiyoloji teknikleriyle kendinize layık olan hayatı yaşayabilir, bilinçaltı engelini yok edebilir, zorluklarla yüzleşebilir ve en önemlisi kendinize bile yalan söylememeyi öğrenebilirsiniz Kişinin bireysel aydınlanmasına olanak sağlayan psiko-kinesiyoloji eğitimi hakkında 1989 yılından beri bireysel gelişim eğitimi veren hipnoterapist Nil Gün sorularımızı yanıtladı

Psiko-kinesiyoloji nedir?

Bilinç ile bilinçaltı çatışmaları bizleri sabote eder Mesela, bilinciniz bulunduğunuz ilişkiyi yürütmenizi, beklediğiniz terfiyi almanız gerektiğini ya da var olan bir hastalığınızı aşacağını söylerken bilinçaltı devreye girip yaşadığınız ilişkiye, umduğunuz terfiye layık olmadığınızı, hastalık durumunuzun ise sizin ilgi ve şefkat ihtiyacınızı karşıladığını söyler Bu çatışma sonunda anlamsız bir tartışmayla ilişkiyi bitirme ya da farkında olmadan işinizle ilgili hata yapmanız söz konusu olur Bilinçaltı inançlarımız, bilinçli inançlarımızı desteklemedikçe kendimizi sabote etmeye devam ederiz Buna da kader, talihsizlik ya da şanssızlık deriz Bilinçaltında ise ne tür inançlar barındırdığımızı bilmiyoruz ve inançlarımızın yüzde 99''u bilinçaltındadır Bilinç ve bilinçaltımızdaki inançları uyumlu hale getirmek ise ancak psiko-kinesiyoloji ile mümkün Kısaca Pi-Ki, bilinç ile bilinçaltı inançlarımızın birbirini desteklemesini sağlayarak evrensel enerjinin sevgi, bilgelik ve iyileştirici gücünü kendimiz ve başkalarının yararına kullanmamıza olanak tanıyan bir öğreti sistemi Ayrıca bu eğitim, davranış ve alışkanlıklarımızı değiştirmede etkili bir yöntem

Bilinçaltı bu kadar önemli mi?

Hayatımız, inançlarımızın bir yansımasıdır Ana rahmine düştüğümüz andan 6 yaşına kadar geçen sürede programlamalarımız bilinçaltında yerleşir Geçmişe bağlı koşullanmaların sonucuyla çoğunlukla isteklerimizi hayata geçirmeyi bazı duygu ve davranışlarımızla engelleriz Eğer yaşamımız sadece bilinçli düşüncelerle şekillenseydi, hayatımızın her alanında başarılı olmamız kolay olurdu Çünkü bilinçli düşüncelerimizi ve inançlarımızı yeni bir bilgiyle, okuduğumuz bir kitapla, deneyimlerimizin istenmeyen sonuçlarını gördüğümüzde, irademizi kullanarak değiştirebilirdik Bilinçaltı inançlarımız özsaygımızı, ilişkilerimizi, iş hayatındaki performansımızı, zihinsel ve ruhsal sağlığımızı önemli ölçüde etkiler Amaçlarımızı gerçekleştirmek için bilinçaltının desteğine ihtiyacımız var

SERTİFİKA VERİLİYOR

Bilinçaltımıza nasıl ulaşabiliriz?

Bilinçaltına NLP, hipnoterapi, yönlendirici imgeleme ve kinesiyoloji gibi tekniklerle ulaşabiliriz Tüm bu tekniklerin birleşiminden doğan psiko-kinesiyoloji eğitimi, kas testini araç olarak kullanarak bizi sabote eden bilinçaltı programlarımızı keşfetmeyi ve bize destek olacak şekilde değiştirmeyi mümkün kılar ve bu teknikle bilinçaltı yeniden programlanmış olur

Kas testi nedir?

Biyo-kompüter ya da kısaca kas testi olarak tanımlayabiliriz Kaslarda dolaşan yaşam enerjisinin gücü, değişik duygu hallerinde, olumlu ve olumsuz inançlarda, hoşlandığımız, hoşlanmadığımız şeylerde, doğru ya da yalan söylediğimizde farklılık gösterir Kaslardan aldığımız tepki ile bilinçaltımızdaki inançlarla ilgili test yapar, sorunlarımızın asıl nedenini bulur ve değiştiririz Bilincimiz, amaçlarımızı net bir şekilde görmemizi sağlar Bilinçaltı ve süper bilinçle bağlantıya geçerken amaçların netliği çok önemlidir Bilinçaltı, davranışlarımızın, inançlarımızın ve değerlerimizin deposudur Tepkilerimiz ve alışkanlıklarımız bilinçaltı tarafından kontrol edilir Süper bilinç ise bilinç ve bilinçaltı arasındaki uyumu sağlar, rehberlik eder, bunların niyetlerini netleştirir ve gerçekleşmesi için anlamlı tesadüfler yaratır İşte kas testi de, zihnimizin bu üç seviyesi olan bilinç, bilinçaltı ve süper bilinç ile bağlantı kurarak bir iletişim yolu sağlar Ayrıca bu teknikler bilinçli bir şekilde hedeflerimizi belirlemeyi, bilinçaltı programlarını keşfedip amaçlarımıza uygun hale dönüştürmeyi, süper bilincin rehberliğinden ve bilgeliğinden yararlanmayı sağlar

Psiko-kinesiyoloji eğitimi kaç bölümden oluşuyor?

Temel, ileri ve master bölümlerinden oluşuyor Bu eğitimi tamamlayan katılımcılar eğitimci olabilecekleri trainer çalışmasına katılmaya hak kazanır Trainer eğitiminin amacı, etik değerlere sahip, empati yeteneği gelişmiş, yetenekli ve sertifikalı Pi-Ki eğitimcileri yetiştirmek

Psiko-kinesiyolojinin yararları

İki günlük temel Pi-Ki eğitiminde;

Bilinçaltı ve süper bilinç ile doğrudan iletişim kurma becerileri kazanabilirsiniz,

Beynin sağ ve sol küresini birlikte kullanarak zihin balansı yapabilirsiniz,

Hayat boyu bizleri engelleyen bilinçaltı inançlarınızın farkına vararak, onları değiştirme gücüne sahip olabilirsiniz

Master seviyesinde ise kilo kontrolü, fiziksel ve duygusal bağımlılıkları yeniden programlama, birikmiş stresi atma, bağışıklık sistemini güçlendirme, negatif kas belleğini çözme, gözleri iyileştirme, baş, sırt, bel, mide ağrısını azaltma ve dindirme teknikleri öğretiliyor

 

AGMEHMET is offline  
Cevapla
Tags: gelisim, kisisel, yazilari


Kişisel Gelişim Yazıları ile ilgili Benzer Konular
565 Kez Görüntülendi

Kişisel Gelişim Sağlık-Genel
Özgüvenimiz var mı? ( Kişisel Gelişim Makalesi ) Kişisel Gelişim
Ayetlerden Kişisel Gelişim Notları Kişisel Gelişim
kişisel ve sosyal gelişim Çocuk Sağlığı ve Bakımı
kişisel gelişim E-Kitap

Saat 03:18.
Sayfalar Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552