FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Kuran'ı Kerim
Âraf Sûresi Meali
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Âraf Sûresi Meali ile ilgili Benzer Konular
331 Kez Görüntülendi
Yûnus Sûresi Meali
Kuran'ı Kerim
Tevbe Sûresi Meali
Kuran'ı Kerim
Mâide Sûresi Meali
Kuran'ı Kerim
Nisâ Sûresi Meali
Kuran'ı Kerim
Bakara Suresi Meali ..
Kuran'ı Kerim
En'am Sûresi Meali
|
Tevbe Sûresi Meali
Konu Araçları
21-04-2008
#
1
Profil Bilgileri
YapRock
Âraf Sûresi Meali
Âraf Sûresi Meali başlıklı yazı Mumsema Âraf Sûresi Meali Forum Alev
Âraf Sûresi
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm
1
Elif
Lâm
Mîm
Sâd
2
(Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır
Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın
3
Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun
O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin
Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
4
Nice memleketler var ki biz onları helâk ettik
Azabımız onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi
5
Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, "Biz gerçekten zalim kişilermişiz" demelerinden başka bir şey olmadı
6
Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!
7
Ve onlara (olup bitenleri) tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız
Biz, onlardan uzak değiliz
8
O gün tartı haktır
Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir
9
Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize karşı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır
10
Doğrusu biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik
Ne kadar da az şükrediyorsunuz!
11
Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik
İblis'in dışındakiler secde ettiler
O secde edenlerden olmadı
12
Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm
Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi
13
Allah: Öyle ise, "İn oradan!" Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir
Çık! çünkü sen aşağılıklardansın! buyurdu
14
İblis: Bana, (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi
15
Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu
16
İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım
17
"Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!" dedi
18
Allah buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım!
19
(Allah buyurdu ki) : Ey Adem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yeyin
Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz
20
Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi
21
Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti
22
Böylece onları hile ile aldattı
Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü
Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar
Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nidâ etti
23
(Adem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik
Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz
24
Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu
25
"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çıkarılacaksınız" dedi
26
Ey Adem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık
Takvâ elbisesi
İşte o daha hayırlıdır
Bunlar Allah'ın âyetlerindendir
Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi)
27
Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın
Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler
Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık
28
Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk
Allah da bize bunu emretti" derler
De ki: Allah kötülüğü emretmez
Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?
29
De ki: Rabbim adaleti emretti
Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın
İlkin sizi yarattığı gibi (yine O'na) döneceksiniz
30
O, bir gurubu doğru yola iletti, bir guruba da sapıklık müstehak oldu
Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler
Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar
31
Ey Adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez
32
De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir
İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz
33
De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır
34
Her ümmetin bir eceli vardır
Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler
35
Ey Adem oğulları! Size kendi içinizden âyetlerimi anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara karşı gelmekten) sakınır ve kendini ıslah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir
36
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar ateş ehlidir
Onlar orada ebedî kalacaklardır
37
Allah'a iftira eden ya da O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Onların kitaptaki nasipleri kendilerine erişecektir
Sonunda elçilerimiz (melekler) gelip canlarını alırken "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduğunuz tanrılar nerede?" derler
(Onlar da) "Bizden sıvışıp gittiler" derler
Ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler
38
Allah buyuracak ki: "Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!" Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lânet edecekler
Hepsi birbiri ardından orada (cehennemde) toplanınca, sonrakiler öncekiler için, "Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!" diyecekler
Allah da: Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz, diyecektir
39
Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok
O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!
40
Bizim âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremiyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!
41
Onlar için cehennem ateşinden döşekler, üstlerine de örtüler vardır
İşte zalimleri böyle cezalandırırız!
42
İnanıp da iyi işler yapanlara gelince -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- işte onlar, cennet ehlidir
Orada onlar ebedî kalacaklar
43
(Cennette) onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız
Ve onlar derler ki: "Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan Allah'a hamdolsun! Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik
Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler
" Onlara: İşte size cennet; yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona vâris kılındınız diye seslenilir
44
Cennet ehli cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçek buldunuz mu? diye seslenir
"Evet!" derler
Ve aralarından bir çağrıcı, Allah'ın lâneti zalimlerin üzerine olsun! diye bağırır
45
Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyen zalimlerdir
Onlar ahireti de inkâr edenlerdir
46
İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: "Selâm size!" diye seslenirler
47
Gözleri cehennem ehli tarafına döndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma! derler
48
(Yine) A'râf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı
49
Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" (ve cennet ehline dönerek): "Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" (derler)
50
Cehennem ehli, cennet ehline: Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bize verin! diye seslenirler
Onlar da: Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır, derler
51
O kâfirler ki, dinlerini bir eğlence ve oyun edindiler de dünya hayatı onları aldattı
Onlar, bu günleri ile karşılaşacaklarını unuttukları ve âyetlerimizi bile bile inkâr ettikleri gibi biz de bugün onları unuturuz
52
Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik
53
(Fakat onlar), Onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar
Tevili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler
Şimdi bizim şefaatçılarımız var mı ki bize şefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım? Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti
54
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır
Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur
Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
55
Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin
Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez
56
Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın
Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin
Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'ın rahmeti çok yakındır
57
Rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderen O'dur
Sonunda onlar (o rüzgârlar), ağır bulutları yüklenince onu ölü bir memlekete sevkederiz
Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız
İşte ölüleri de böyle çıkaracağız
Her halde bundan ibret alırsınız
58
Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çıkar; kötü olandan ise faydasız bitkiden başka birşey çıkmaz
İşte biz, şükreden bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz
59
Andolsun ki Nuh'u elçi olarak kavmine gönderdik
Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur
Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum
60
Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!
61
Dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yoktur; fakat ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim
62
Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum
63
(Allah'ın azabından) sakınıp da rahmete nâil olmanız ümidiyle, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir (kitap) gelmesine şaştınız mı?"
64
Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler
65
Ad kavmine de kardeşleri Hûd'u (gönderdik)
O dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan başka tanrınız yoktur
Hâla sakınmayacak mısınız?"
66
Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz
67
"Ey kavmim! dedi, ben beyinsiz değilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gönderdiği bir elçiyim
68
Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm
69
Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir (kitap) gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı
O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz
"
70
Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir
71
(Hûd) dedi ki: "Üzerinize Rabbinizden bir azap ve bir hışım inmiştir
Haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"
72
Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik
73
Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i (gönderdik)
Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan başka tanrınız yoktur
Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir
O da, size bir mucize olarak Allah'ın şu devesidir
Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin, (içsin); ona kötülük etmeyin; sonra sizi elem verici bir azap yakalar
74
Düşünün ki, (Allah) Âd kavminden sonra yerlerine sizi getirdi
Ve yeryüzünde sizi yerleştirdi: Onun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz
Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın
75
Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf görülen inananlara dediler ki: Siz Salih'in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz? Onlar da Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız, dediler
76
Büyüklük taslayanlar dediler ki: "Biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz
"
77
Derken o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir, dediler
78
Bunun üzerine onlarrı o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar
79
Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz
80
Lût'u da (peygamber gönderdik)
Kavmine dedi ki: "Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz?
81
Çünkü siz, şehveti tatmin için kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz
Doğrusu siz taşkın bir milletsiniz
"
82
Kavminin cevabı: Onları (Lût'u ve taraftarlarını) memleketinizden çıkarın; çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmış! demelerinden başka bir şey olmadı
83
Biz de onu ve karısından başka aile efradını kurtardık; çünkü karısı geride kalanlardan (kâfirlerden) idi
84
Ve üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık
Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!
85
Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik)
Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur
Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir; artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin
Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın
Eğer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır
86
Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolu eğip bükmek isteyerek öyle her yolun başında oturmayın
Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı
Bakın ki, bozguncuların sonu nasıl olmuştur!
87
Eğer içinizden bir gurup benimle gönderilene inanır, bir gurup da inanmazsa, Allah aranızda hükmedinceye kadar bekleyin
O hakimlerin en iyisidir
88
Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları memleketimizden kesinlikle çıkaracağız veya dinimize döneceksiniz" (Şuayb): İstemesek de mi? dedi
89
Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz
Rabbimiz Allah dilemiş başka, yoksa ona geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir
Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır
Biz sadece Allah'a dayanırız
Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın
90
Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Eğer Şuayb'e uyarsanız o takdirde siz mutlaka ziyana uğrarsınız
91
Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar
92
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler
Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb'ı yalanlayanların kendileridir
93
(Şuayb), onlardan yüz çevirdi ve (içinden) dedi ki: "Ey kavmim! Ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim
Artık kâfir bir kavme nasıl acırım!"
94
Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını, (peygambere baş kaldırdıklarından ötürü bize) yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır
95
Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik
Nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı" dediler
Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık
96
O (peygamberlerin gönderildiği) ülkelerin halkı inansalar ve (günahtan) sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik
97
Yoksa o ülkelerin halkı geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
98
Ya da o ülkelerin halkı kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
Dantel
Mumsema
Frmacil
21-04-2008
#
2
Profil Bilgileri
YapRock
--->: Âraf Sûresi Meali
99
Allah'ın azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın (böyle) mühlet vermesinden emin olamaz
100
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâla şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler
101
İşte o ülkeler
Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz
Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi
Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi
İşte kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler
102
Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık
Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk
l03
Sonra onların ardından Musa'yı mucizelerimizle Firavun ve kavmine gönderdik de o mucizeleri inkâr ettiler; ama, bak ki, fesatçıların sonu ne oldu!
104
Musa dedi ki : "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim
105
Allah hakkında gerçekten başkasını söylememek benim üzerime borçtur
Size Rabbinizden açık bir delil getirdim; artık İsrailoğullarını benimle bırak!"
106
(Firavun) dedi ki: Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım
107
Bunun üzerine Musa asasını yere attı
O hemen apaçık bir ejderha oluverdi!
108
Ve elini (cebinden) çıkardı
Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi
109
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır
110
O,sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor
Ne buyurursunuz?
111
Dediler ki: Onu da kardeşini de beklet; şehirlere toplayıcılar (memurlar) yolla
112
Bütün bilgili sihirbazları sana getirsinler
113
Sihirbazlar Firavun'a geldi ve: Eğer üstün gelen biz olursak, bize kesin bir mükâfat var mı? dediler
114
(Firavun): Evet hem de siz mutlaka yakınlarımdan olacaksınız, dedi
115
(Sihirbazlar), Ey Musa sen mi (önce) atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım? dediler
116
"Siz atın" dedi
Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler
117
Biz de Musa'ya, "Asanı at!" diye vahyettik
Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor
118
Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti
119
İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler
120
Sihirbazlar ise secdeye kapandılar
121
"Âlemlerin Rabbine iman ettik" dediler
122
"Musa'nın ve Harun'un Rabb'ine " dediler
123
Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır
Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz!
124
Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım!"
125
Onlar da : ''Biz zaten Rabbimize döneceğiz"
dediler
126
Sen sadece Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara inandığımız için bizden intikam alıyorsun
Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver, müslüman olarak canımızı al, dediler
127
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Musa'yı ve kavmini, seni ve tanrılarını bırakıp yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar diye mi bırakacaksınız? (Firavun): "Biz onların oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakacağız
Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz" dedi
128
Musa kavmine dedi ki: "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin
Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır
Kullarından dilediğini ona vâris kılar
Sonuç (Allah'tan korkup günahtan) sakınanlarındır
"
129
Onlar da, sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler
(Musa), "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helâk eder ve onların yerine sizi yer yüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar" dedi
130
Andolsun ki, biz de Firavun'a uyanları ders alsınlar diye yıllarca kuraklık ve mahsül kıtlığı ile cezalandırdık
131
Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, "Bu bizim hakkımızdır" derler; eğer kendilerine bir fenalık gelirse Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı
Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler
132
Ve dediler ki: "Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz
"
133
Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşere, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim oldular
134
Azap üzerlerine çökünce, "Ey Musa! sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et; eğer bizden azabı kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve muhakkak İsrailoğullarını seninle göndereceğiz" dediler
135
Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönüverdiler
136
Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk
137
Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurduğumuz yerin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık
Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine geldi
Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yetiştirdikleri bahçeleri helâk ettik
138
İsrailoğullarını denizden geçirdik, orada kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar
Bunun üzerine: Ey Musa! Onların tanrıları olduğu gibi, sen de bizim için bir tanrı yap! dediler
Musa: Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz, dedi
139
Şüphesiz bunların içinde bulundukları (din) yıkılmıştır, yapmakta oldukları da bâtıldır
140
Musa dedi ki: Allah sizi âlemlere üstün kılmışken ben size Allah'tan başka bir tanrı mı arayayım?
141
Hatırlayın ki, size işkencenin en kötüsünü yapan Firavun'un adamlarından sizi kurtardık
Onlar oğullarınızı öldürüyorlar, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı
İşte bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardır
142
(Bana ibadet etmesi için) Musa'ya otuz gece vade verdik ve ona on gece daha ilâve ettik; böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk geceyi buldu
Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma
143
Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca "Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!" dedi
(Rabbi): "Sen beni asla göremezsin
Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!" buyurdu
Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü
Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim
Ben inananların ilkiyim
144
(Allah) Ey Musa! dedi, ben risaletlerimle (sana verdiğim görevlerle) ve sözlerimle seni insanların başına seçtim
Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol
145
Nasihat ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa hepsini Musa için levhalarda yazdık
(Ve dedik ki): Bunları kuvvetle tut, kavmine de onun en güzelini almalarını emret
Yakında size, yoldan çıkmışların yurdunu göstereceğim
146
Yeryüzünde haksız yere böbürlenenleri âyetlerimden uzaklaştıracağım
Onlar bütün mucizeleri görseler de iman etmezler
Doğru yolu görseler onu yol edinmezler
Fakat azgınlık yolunu görürlerse, hemen ona saparlar
Bu durum, onların âyetlerimizi yalanlamalarından ve onlardan gafil olmalarından ileri gelmektedir
147
Halbuki âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır
Onlar, yapmakta oldukları amellerden başka bir şey için mi cezalandırılırlar!
148
(Tûr'a giden) Musa'nın arkasından kavmi, zinet takımlarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler
Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (tanrı olarak) benimsediler ve zalimler oldular
149
Pişman olup da kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını görünce dediler ki: Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız!
150
Musa, kızgın ve üzgün bir halde kavmine dönünce: "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi
Tevrat levhalarını yere attı ve kardeşinin (Harun'un) başını tutup kendine doğru çekmeye başladı
(Kardeşi): "Anam oğlu! Bu kavim beni cidden zayıf gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi
Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma!" dedi
151
(Musa da) Ey Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kabul et
Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin! dedi
152
Buzağıyı (tanrı) edinenler var ya, işte onlara mutlaka Rablerinden bir gazap ve dünya hayatında bir alçaklık erişecektir
Biz iftiracıları böyle cezalandırırız
153
Kötülükler yaptıktan sonra ardından tevbe edip de iman edenlere gelince, şüphesiz ki o tevbe ve imandan sonra, Rabbin elbette bağışlayan ve esirgeyendir
154
Musa'nın öfkesi dinince levhaları aldı
Onlardaki yazıda Rablerinden korkanlar için hidayet ve rahmet (haberi) vardı
155
Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti
Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin
İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir
Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin
Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin! (Hz
Musa'nın, kavmini temsilen seçip Al lah'ın huzuruna getirdiği kimseler, Allah ile kendi arasındaki konuşmayı işitince, onunla yetinmediler ve: ""Ey Musa, Allah'ı açıkca görmedikçe sana asla inanmayacağız"" dediler
Bunun üzerine orada şiddetli bir deprem oldu ve bayılıp düştüler
Hz
Musa, Allah'a yalvardı da bu afet kaldırıldı
)
156
Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de
Şüphesiz biz sana döndük
" Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatır
Onu, sakınanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım
157
Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar
Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir
O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır
158
De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim
Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür
Öyle ise Allah`a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız
159
Musa'nın kavminden hak ile doğru yolu bulan ve onun sayesinde âdil davranan bir topluluk vardır
160
Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde oniki kabileye ayırdık
Kavmi kendisinden su isteyince, Musa'ya, "Asanı taşa vur!" diye vahyettik
Derhal ondan oniki pınar fışkırdı
Her kabile içeceği yeri belledi
Sonra üzerlerine bulutla gölge yaptık, onlara kudret helvası ve bıldırcın eti indirdik
(Onlara dedik ki) "Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yeyin
"Ama onlar (emirlerimizi dinlememekle) bize değil kendilerine zulmediyorlardı
161
Onlara denildi ki : Şu şehirde (Kudüs'te) yerleşin, ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yeyin, "bağışlanmak istiyoruz" deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hatalarınızı bağışlayalım
İyilik yapanlara ileride ihsanımızı daha da artıracağız
162
Fakat onlardan zalim olanlar, sözü, kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler
Biz de zulmetmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir azap gönderdik
163
Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor
Hani onlar cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı
Çünkü cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadıkları gün de gelmezlerdi
İşte böylece biz, yoldan çıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk
164
İçlerinden bir topluluk: "Allah'ın helâk edeceği yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" dedi
(Öğüt verenler) dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakınırlar ümidiyle (öğüt veriyoruz)
165
Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, biz de kötülükten men edenleri kurtardık, zulmedenleri de yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık
166
Kibirlenip de kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: Aşağılık maymunlar olun! dedik
167
Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara en kötü eziyeti yapacak kimseler göndereceğini ilân etti
Şüphesiz Rabbin cezayı çabuk verendir
Ve O çok bağışlayan, pek esirgeyendir
168
Onları (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne dağıttık
Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan aşağıda olanları da vardır
(Kötülüklerinden) belki dönerler diye onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik
169
Onların ardından da (âyetleri tahrif karşılığında) şu değersiz dünya malını alıp, nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek Kitab'a vâris olan birtakım kötü kimseler geldi
Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar
Peki, Kitap'ta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar Kitap'takini okumamışlar mıydı? Âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır
Hâla aklınız ermiyor mu?
170
Kitab'a sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz
171
Bir zamanlar dağı İsrailoğullarının üzerine gölge gibi kaldırdık da üstlerine düşecek sandılar
"Size verdiğimi (Kitab'ı) kuvvetle tutun ve içinde olanı hatırlayın ki korunasınız" dedik
172
Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler
173
Yahut "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik)
Bâtıl işleyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?" dememeniz için (böyle yaptık)
174
Belki inkârdan dönerler diye âyetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz
175
Onlara (yahudilere), kendisine âyetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku
176
Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik
Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü
Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur
İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir
Kıssayı anlat; belki düşünürler
177
Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmiş olan kavmin durumu ne kötüdür!
178
Allah kimi hidayete erdirirse, doğru yolu bulan odur
Kimi de şaşırtırsa, işte asıl ziyana uğrayanlar onlardır
179
Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır
Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler
İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar
İşte asıl gafiller onlardır
180
En güzel isimler (el-esmâü'l-hüsnâ) Allah'ındır
O halde O'na o güzel isimlerle dua edin
Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın
Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır
181
Yarattıklarımızdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet bulunur
182
Âyetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helâke götüreceğiz
183
Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir
184
Düşünmediler mi ki, arkadaşlarında (Muhammed'de) delilik yoktur? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır
185
Göklerin ve yerin hükümranlığına, Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar?
186
Allah kimi şaşırtırsa, artık onun için yol gösteren yoktur
Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın olarak bırakır
187
Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar
De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır
Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz
O göklere de yere de ağır gelmiştir
O size ansızın gelecektir
Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar
De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler
188
De ki: "Ben, Allah'ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim
Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı
Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim
"
189
Sizi bir tek candan (Âdem'den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva'yı) yaratan O'dur
Eşi ile (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldı)
Onu bir müddet taşıdı
Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua ettiler
190
Fakat (Allah) onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği bu çocuk hakkında (sonradan insanlar) Allah'a ortak koştular
Allah ise onların ortak koştuğu şeyden yücedir
191
Kendileri yaratıldığı halde hiçbir şeyi yaratamayan varlıkları (Allah'a) ortak mı koşuyorlar?
192
Halbuki (putlar) ne onlara bir yardım edebilirler ne de kendilerine bir yardımları olur
193
Onları doğru yola çağırırsanız size uymazlar; onları çağırsanız da, sukût etseniz de sizin için birdir
194
(Ey kâfirler!) Allah'ı bırakıp da taptıklarınız sizler gibi kullardır
(Onların tanrılığı hakkında iddianızda) doğru iseniz, onları çağırın da size cevap versinler!
195
Onların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var veya görecekleri gözleri mi var yahut işitecekleri kulakları mı var (neleri var)? De ki: "Ortaklarınızı çağırın, sonra bana (istediğiniz) tuzağı kurun ve bana göz bile açtırmayın!"
196
Şüphesiz ki, benim koruyanım Kitab'ı indiren Allah'tır
Ve O bütün salih kullarını görüp gözetir
197
Allah'ın dışında taptıklarınızın ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler
198
Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler
Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler
199
(Resûlüm!) Sen afyolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir
200
Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah'a sığın
Çünkü O, işitendir, bilendir
201
Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler
202
(Şeytanların) dostlarına gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler
Sonra da yakalarını bırakmazlar
203
Onlara bir mucize getirmediğin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya! derler
De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım
Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir
204
Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin
205
Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an
Gafillerden olma
206
Kuşkusuz Rabbin katındakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve yalnız O'na secde ederler
Tags
:
meali
,
raf
,
sresi
Âraf Sûresi Meali ile ilgili Benzer Konular
331 Kez Görüntülendi
Yûnus Sûresi Meali
Kuran'ı Kerim
Tevbe Sûresi Meali
Kuran'ı Kerim
Mâide Sûresi Meali
Kuran'ı Kerim
Nisâ Sûresi Meali
Kuran'ı Kerim
Bakara Suresi Meali ..
Kuran'ı Kerim
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
02:01
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545