Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Kuran'ı Kerim

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Kur'an meali (Elmalili) ile ilgili Benzer Konular
146 Kez Görüntülendi

Tevbe Sûresi Meali Kuran'ı Kerim
Âraf Sûresi Meali Kuran'ı Kerim
Mâide Sûresi Meali Kuran'ı Kerim
Nisâ Sûresi Meali Kuran'ı Kerim
KURAN Meali 1.1.sure seç oku Nokıa Eski Bölüm

kur'an tüm insanlar için ögüttür | Kur'an-ı Kerim'in tek yaprağı 4.92 milyon $
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 26-05-2008   #1
Profil Bilgileri
Standart Kur'an meali (Elmalili)



Kur'an meali (Elmalili) başlıklı yazı Mumsema Kur'an meali (Elmalili) Forum Alev


1-FATİHA:
1 - Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle
2 - Hamd o âlemlerin Rabbi,
3 - O Rahmân ve Rahim,
4 - O, din gününün maliki Allah'ın
5 - Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti (Ya Rab!)
6 - Hidayet eyle bizi doğru yola,
7 - O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil

 

FataL is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 26-05-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Kur'an meali (Elmalili)



2-BAKARA:
1 - (Elif, Lâm, Mîm)
2 - İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir
3 - Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar
4 - Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler
5 - Bunlar, işte Rabblerinden bir hidayet üzerindedirler ve bunlar işte felaha erenlerdir
6 - Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir Onlar inanmazlar
7 - Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır Ve büyük azab onlaradır
8 - İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" derler
9 - Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar
10 - Kalplerinde hastalık vardır Allah da onların hastalığını arttırmıştır Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır
11 - Hem onlara: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz ancak ıslah edicileriz" derler
12 - İyi bilin ki, onlar ortalığı bozanların ta kendileridir, fakat anlamazlar
13 - Onlara: "İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın" denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler
14 - Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: "İnandık" derler Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz" derler
15 - (Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verir
16 - İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticaretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılar
17 - Onların durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların (gözlerinin) nurlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler
18 - (Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler Artık (hakka) dönmezler
19 - Yahut (onların durumu), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuşun hali) gibidir Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştır
20 - O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir
21 - Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'ın) azabından korunasınız
22 - O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayın
23 - Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz
24 - Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının
25 - İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak Orada çok temiz zevceler de onların Hem onlar orada ebedî kalacaklar
26 - Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir Onunla ancak o fasıkları şaşırtır
27 - Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar İşte zarara uğrayanlar onlardır
28 - Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz
29 - O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi O, her şeyi bilir
30 - Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti (Melekler): "A! Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi
31 - Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin" dedi
32 - Dediler ki: "Yücesin sen (ya Rab!) Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin"
33 - (Allah): "Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver" dedi Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim" dememiş miydim?" dedi
34 - Ve o zaman meleklere: "Âdem'e secde edin!" dedik, hemen secde ettiler Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu
35 - Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz"
36 - Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır" dedik
37 - Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti O da) tevbesini kabul etti Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir
38 - Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır
39 - İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler Orada ebedî olarak kalacaklardır
40 - Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkun!
41 - Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin Ancak benden korkun
42 - Hakk'ı batıla karıştırıp da, bile bile hakkı gizlemeyin
43 - Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin
44 - İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?
45 - Bir de sabırla, namazla yardım isteyin Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir
46 - Onlar ki, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini bilirler
47 - Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve vaktiyle sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın
48 - Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz
49 - (Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı
50 - Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz
51 - Hani bir zamanlar Musa'ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o halinizle zalimler idiniz
52 - Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu
53 - Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz
54 - Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dir
55 - Hani bir zamanlar "Ey Musa biz Allah'ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız" demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız
56 - Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştik
57 - Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı
58 - Hani bir zamanlar "Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve "hıtta" (bizi bağışla!) deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız" dedik
59 - Bunun üzerine o zulme devam edenler sözü değiştirdiler, onu kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle soktular Biz de kötülük yaptıkları için o zalimlere murdar bir azap indirdik
60 - Hani bir zamanlar Musa, kavmi için su istemişti, biz de "asanla taşa vur!" demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı Her kısım insan kendi su alacağı yeri bildi Allah'ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyin
61 - Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın" dediniz O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır" dedi Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı
62 - Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir
63 - Hani bir zamanlar sizden mîsak (sağlam bir söz) almıştık, Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz
64 - Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara uğrayanlardan olurdunuz
65 - İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz İşte bundan dolayı onlara "sefil maymunlar olun!" dedik
66 - Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptık
67 - Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki Allah, size bir bakara (sığır) boğazlamanızı emrediyor Onlar da "ayol sen bizimle eğleniyor, alay mı ediyorsun?" dediler Musa da: "Böyle cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım" dedi
68 - Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıklasın" dediler Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşlı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapınız" dedi
69 - Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıklasın" dediler Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır" dedi
70 - Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz" dediler
71 - Musa, "Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşulup tarla süren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır" Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun" dediler Nihayet onu bulup boğazladılar Az kaldı yapmayacaklardı
72 - Hani bir zamanlar siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmış ve onu üstünüzden atmıştınız, halbuki Allah, saklamış olduğunuzu açığa çıkaracaktı
73 - İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınız
74 - Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildir
75 - Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi
76 - Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi
77 - Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça söylerlerse Allah hepsini bilir
78 - Bunların bir de ümmî (okuma yazması olmayan) kısmı vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş saplantılara kapılır ve zan içinde dolaşır dururlar
79 - Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "Bu Allah katındandır" derler Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!
80 - Bir de dediler ki: "Bize sayılı birkaç günden başka asla ateş azabı dokunmaz" De ki; "Siz Allah'dan bir ahit mi aldınız? Böyle ise Allah sözünden dönmez Yoksa siz Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

 

FataL is offline  
Alt 26-05-2008   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: Kur'an meali (Elmalili)



81 - Evet kim bir günah işlemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar
82 - İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar
83 - Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz
84 - Yine bir zamanlar mîsakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz
85 - Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir
86 - Bunlar ahireti, dünya hayatına satmış kimselerdir Onun için bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yardım da gelmez
87 - Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'l-Kudüs ile de destekledik Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?
88 - (Yahudiler, peygamberimize karşı alaylı bir ifade ile): "Bizim kalblerimiz kılıflıdır" dediler Bilakis Allah, onları kâfirlikleri yüzünden lanetledi Bundan dolayı çok az imana gelirler
89 - Yanlarındakini tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler İşte bundan dolayı Allah'ın laneti kâfirleredir
90 - Ne kadar çirkindir o uğruna kendilerini sattıkları şey ki; Allah'ın kullarından dilediğine kendi lütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiler İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar Can yakıcı azap asıl kâfirler içindir
91 - Onlara, "Allah ne indirdiyse ona iman edin" denildiği zaman, onlar "Biz kendimize indirilene iman ederiz" derler ve ondan başkasını inkâr ederler Oysa yanlarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur Onlara de ki; "Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?
92 - Celâlim hakkı için Musa size belgelerle gelmişti de onun arkasından tuttunuz o buzağıya taptınız Siz işte o zâlimlersiniz
93 - Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin" diye Tûr'u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik" dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler De ki, "Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!
94 - De ki; Allah yanında ahiret yurdu (cennet) başkalarının değil de yalnızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen ölümü temenni ediniz, ölmeyi cana minnet biliniz
95 - Fakat elleriyle işledikleri yüzünden onu hiçbir zaman temenni edemiyecekler Allah o zâlimleri bilir
96 - Elbette onları insanların hayata en hırslı, en düşkün olanları olarak bulacak, hatta müşriklerden bile daha düşkün bulacaksın Onların her biri bin sene ömür sürmeyi arzular, oysa uzun yaşamak kendisini azaptan kurtarıp uzaklaştıracak değildir Allah, onların neler yaptığını görüp duruyor
97 - Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdi
98 - Her kim Allah'a, Allah'ın meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil'e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da o kâfirlerin düşmanıdır
99 - Şanım hakkı için sana çok açık âyetler; parlak mucizeler indirdik Öyle ki, iman sahasından uzaklaşmış fasıklardan başkası onları inkâr etmez
100 - O fasıklar hem bunları tanımıyacaklar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antlaşma yapsalar, her defasında mutlaka içlerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyle mi? Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardır
101 - Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah'ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılar
102 - Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi
103 - Şayet onlar iman edip de korunmuş olsalardı, elbette Allah tarafından verilecek mükafat çok hayırlı olacaktı Keşke bunu bilselerdi
104 - Ey iman edenler! "râine" demeyin, "unzurna" deyin ve iyi dinleyin, kâfirler için elemli bir azap vardır
105 - Ne Kitap ehlinden, ne de müşriklerden hiçbiri, size Rabbinizden bir hayır indirilsin istemez Allah ise, üstünlüğü, rahmetiyle dilediğine mahsus kılar ve Allah çok büyük lütuf sahibidir
106 - Biz bir âyetten her neyi nesheder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz Bilmez misin ki, Allah her şeye kâdirdir
107 - Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, hepsi O'nundur Size de Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır
108 - Yoksa siz peygamberinizi, bundan önce Musa'ya sorulduğu gibi, sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim imanı küfürle değiştirirse artık düz yolun ortasında sapıtmış olur
109 - Ehl-i kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdir
110 - Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir
111 - Bir de "yahudi ve hıristiyanlardan başkası asla cennete giremeyecek" dediler Bu onların kendi kuruntularıdır Sen de onlara de ki; "Eğer doğru iseniz, haydi bakalım getirin delilinizi"
112 - Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah'a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değiller
113 - Yahudiler dediler ki, "Hıristiyanlar birşey üzerinde değiller", Hristiyanlar da "Yahudiler bir şey üzerinde değiller" dediler Oysa hepsi de kitabı okuyorlar Hiçbir bilgisi olmayanlar da öyle onların dedikleri gibi dediler İşte bundan dolayı Allah, ihtilafa düştükleri bu gibi şeylerde, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir
114 - Allah'ın mescitlerini, içlerinde Allah'ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır
115 - Bununla beraber, doğu da Allah'ın, batı da Allah'ındır Artık nereye dönerseniz dönün, orası Allah'a çıkar Şüphe yok ki, Allah(ın rahmeti) geniştir, O, her şeyi bilendir
116 - O zalimler, "Allah kendisine çocuk edindi" dediler Hâşâ, O sübhândır Doğrusu, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur Hepsi O'na boyun eğmiştir
117 - O, göklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir işin olmasını murad edince, ona yalnızca "ol!" der, o da hemen oluverir
118 - Bilgiden nasibi olmayanlar da "Allah bizimle konuşsa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!" dediler Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişlerdi Onların kalbleri birbirlerine benzedi Gerçekten de yakîne ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim için biz mucizeleri çok açık seçik gösterdik
119 - Şüphe yok ki, Biz seni hak ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi olarak gönderdik Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsin
120 - Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı
121 - Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar İşte onlar, ona iman ederler Her kim de onu inkâr ederse, işte o inkârcılar hüsran içindedirler
122 - Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın!
123 - Ve öyle bir günden sakının ki, o gün kimse, kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona şefaat de fayda vermez, hiçbir taraftan yardım da görmezler
124 - Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim'i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni bütün insanlara imam yapacağım" buyurdu İbrahim, "Zürriyetimden de yap!" dedi Rabbi ona "zâlimler benim ahdime nail olamaz!" buyurdu
125 - Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namazgah edinin Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!"
126 - Ve o vakit İbrahim "Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır" diye yalvardı Allah buyurdu ki: "küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!"
127 - Ve ne vakit ki İbrahim, Beyt'in temellerini yükseltmeye başladı, İsmail ile birlikte şöyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hiç şüphesiz işiten sensin, bilen sensin
128 - Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensin
129 - Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensin
130 - İbrahim'in milletinden, kendine kıyan beyinsizden başka kim yüz çevirir? Biz onu dünyada seçkin birisi yaptık, hiç şüphesiz o, ahirette de iyilerden biridir
131 - Rabbi ona, "İslâm ol!" emrini verince, o "Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum" dedi
132 - Bu dini İbrahim, kendi oğullarına vasiyyet etti, Yakub da öyle yaptı: "Ey oğullarım! Muhakkak ki, bu dini size Allah seçti, başka dinlerden uzak durun, yalnızca müslüman olarak can verin!" dedi
133 - Yoksa siz de olaya şahit mi oldunuz; Yakub'a ölüm hali gelip çattığı zaman, oğullarına; "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" dediği zaman, oğulları; "Senin Allah'ına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Allah'ına, tek olan o Allah'a ibadet edeceğiz Biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız" dediler
134 - Onlar bir ümmetti, geldi geçti Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandığınız Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsiniz
135 - Bir de: "yahudi veya hıristiyan olunuz ki, hidayet bulasınız" dediler Sen onlara de ki: "Hayır! Hanif olarak hakka tapan İbrahim'in dinine (uyarız) ki, o hiçbir zaman müşriklerden olmadı"
136 - Deyiniz ki, "Biz, Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse, Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız"
137 - Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yola girmiş, hidayeti bulmuş olurlar Yok eğer yüz çevirirlerse onlar sadece ve sadece didişmenin içindedirler Allah onlara karşı sana yeter Ve O, işitendir, bilendir
138 - Allah'ın boyasına bak, (vaftiz nolacak?) Kim, Allah'dan daha güzel boya vurabilir ki? İşte biz O'na ibadet edenleriz
139 - De ki: "Allah hakkında bizimle didişmeye mi gireceksiniz? Oysa O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size Şu kadar var ki, biz O'na ihlas ile sarılıyoruz
140 - "Yoksa siz, İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakup da ve torunları da hep yahudi ve hıristiyan idiler mi demek istiyorsunuz?" De ki: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah'ın şahitlik ettiği bir hakikatı bile bile inkar edenden daha zâlim kim olabilir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir

 

FataL is offline  
Alt 26-05-2008   #4
Profil Bilgileri
Standart --->: Kur'an meali (Elmalili)



141 - Onlar bir ümmet idiler, gelip geçtiler Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandıklarınız Ve siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz
142 - İnsanlar içinde bir kısım beyinsizler takımı, "Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler De ki: "Doğu da, batı da Allah'ındır O, kimi dilerse onu hidayete erdirir"
143 - Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun Daha önce içinde durduğun Kâ'be'yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım Bu iş elbette Allah'ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti Allah imanınızı kaybedecek değildir Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir
144 - Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranıp durduğunu görüyorduk Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz Haydi bakalım, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin! Kendilerine kitap verilmiş olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir haktır Ve Allah, onların yaptıklarından ve yapmakta olduklarından gafil değildir
145 - Celâlim için, sen o kitap verilmiş olanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar, sen de onların kıblesine tabi olmazsın Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine tabi değiller Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz, sen de zâlimlerden olursun
146 - O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerler
147 - O hak, Rabbindendir Artık şüpheye düşenlerden olma sakın!
148 - Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir
149 - Hem her nereden yola çıkarsan (namazda) hemen Mescid-i Haram'a doğru yüzünü çevir Bu emir şüphesiz hak, Rabbinden olduğu gerçektir Allah yaptıklarınızdan habersiz de değildir
150 - Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın Ancak içlerinden haksızlık edenler başka Siz de onlardan korkmayın, benden korkun Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız
151 - Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik O size âyetlerimizi okuyor, sizi temizliyor, size kitabı ve hikmeti öğretiyor Size bilmediğiniz şeyleri öğretiyor
152 - O halde beni anın, ben de sizi anayım Bana şükredin de nankörlük etmeyin
153 - Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir
154 - Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin Hayır, onlar diridirler Fakat siz sezemezsiniz
155 - Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz Müjdele o sabredenleri!
156 - Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: "Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz" derler
157 - İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır İşte hidayete erenler de onlardır
158 - Gerçekten Safâ ile Merve Allah'ın alâmetlerindendir Onun için her kim hac veya umre niyetiyle Kâ'be'yi ziyaret ederse, bunları tavaf etmesinde ona bir günah yoktur Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah iyiliğin karşılığını verir, o her şeyi bilir
159 - İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin kendisi olan âyetleri insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler
160 - Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka İşte onları ben bağışlarım Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim
161 - Ama âyetlerimizi inkar etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah'ın laneti, meleklerin laneti ve insanların laneti hep onların üzerine olsun
162 - Onlar ebedi olarak onun altında kalırlar Ne azabları hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır
163 - Her halde hepinizin ilâhı, bir tek ilâhtır Ondan başka bir ilâh yoktur O Rahmân ve Rahîm'dir
164 - Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardır
165 - İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı
166 - O zaman kendilerine uyulan kimseler, azabı görerek kendilerine uyanlardan kaçıp uzaklaşmışlar ve aralarındaki bütün bağlar parça parça kopmuştur
167 - Onlara uyanlar da şöyle demektedirler: "Ah, bizim için dünyaya bir dönüş olsaydı da onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!" İşte böylece Allah onlara bütün amellerini, üzerlerine yığılmış hasretler (pişmanlık ve üzüntüler) halinde gösterecektir Onlar bu ateşten çıkacak değillerdir
168 - Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin Fakat şeytanın adımlarına uymayın Çünkü o size belli bir düşmandır
169 - O size hep çirkin ve murdar işleri emreder, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister
170 - Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun" dendiği vakit de: "Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız" dediler Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar?
171 - O kâfirlerin hali, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler
172 - Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin, eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanız
173 - O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir
174 - Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır Onlara sadece acı veren bir azab vardır
175 - İşte onlar, hidayeti verip sapıklığı, affedilmeyi bırakıp azabı satın alan kimselerdir Bunlar, ateşe karşı ne kadar da sabırlıdırlar!
176 - Şüphesiz ki Allah kitabı hak bir sebeple indirmiştir Kitap hakkında ihtilafa düşenler ise, şüphesiz haktan uzak, bir anlaşmazlık içindedirler
177 - Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler Namazı kılarlar, zekatı verirler Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır
178 - Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı Hüre hür, köleye köle, kadına kadın Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır
179 - Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır Ümit edilir ki, korunursunuz
180 - Birinize ölüm geldiği vakit, bir hayır (bir mal) bırakacaksa, babası, anası ve en yakın akrabası için meşru bir surette vasiyet etmek, Allah'tan korkan kimseler üzerine yerine getirilmesi vacib bir hak olarak size farz kılındı

 

FataL is offline  
Alt 26-05-2008   #5
Profil Bilgileri
Standart --->: Kur'an meali (Elmalili)



181 - Şimdi her kim, bunu duyduktan sonra onu değiştirirse, her halde vebali, sırf o değiştirenlerin boynunadır Şüphe yok ki Allah, her şeyi işitir ve bilir
182 - Her kim de vasiyet edenin, bir hata işlemesinden veya bir günaha girmesinden endişe eder de tarafların arasını düzeltirse, ona bir vebal yoktur Şüphesiz ki, Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir
183 - Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı Umulur ki korunursunuz
184 - (Size farz kılınan oruç), sayılı günlerdedir İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde, tutamadığı günler sayısınca tutar Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır
185 - O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin Allah size kolaylık diler zorluk dilemez Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister Umulur ki şükredersiniz
186 - Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler
187 - Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar
188 - Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin
189 - Sana hilâllerden soruyorlar De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz
190 - Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın Fakat haksız saldırıda bulunmayın Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez
191 - Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün Kâfirlerin cezası böyledir
192 - Artık şirkten vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir
193 - Hem bir fitne kalmayıp, din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın Vazgeçerlerse, düşmanlık ancak zalimlere karşıdır
194 - Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir
195 - Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri sever
196 - Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir Bu hüküm, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidir
197 - Hac, bilinen aylardadır Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir Kendinize azık edinin Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur Ey akıl sahipleri! Benden korkun!
198 - Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ar-i Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız
199 - Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin Allah'tan bağışlanmanızı isteyin Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir
200 - Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der Onun için ahirette hiçbir kısmet yoktur
201 - Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardır
202 - İşte onlar için, kazandıklarından bir nasib vardır Allah, hesabı çok çabuk görür
203 - Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin (tekbir alın) Bunlardan kim iki gün içinde (Mina'dan) dönmek için acele ederse ona günah yoktur Kim geri kalırsa ona da günah yoktur Ama bu, takva sahipleri içindir Allah'tan korkun ve bilin ki, siz ancak O'nun huzuruna varıp toplanacaksınız
204 - İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah'ı şahit tutar Halbuki O, İslâm düşmanlarının en yamanıdır
205 - İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helak etmek için koşar Allah ise bozgunculuğu sevmez
206 - Ona: "Allah'tan kork!" dendiği zaman da kendisini onuru (gururu) günah işlemeye sevkeder Cehennem de onun hakkından gelir O ne kötü bir yataktır!
207 - Yine insanlardan kimi de vardır ki, Allah'ın rızasına ermek için kendini feda eder Allah ise kullarına çok merhametlidir
208 - Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır
209 - Size bunca deliller geldikten sonra yine kayarsanız, iyi bilin ki, Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir
210 - Onlar sadece gözetiyorlar ki, Allah, buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte geliversin de iş bitiriliversin Halbuki bütün işler Allah'a döndürülüp götürülür
211 - İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse, şüphe yok ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidir
212 - Dünya hayatı, inkar edenler için bezendi (Onlar), iman edenlerle eğleniyorlar Halbuki takva sahibi olan o müminler, kıyamet günü onların üstündedir Allah dilediğine hesapsız rızık verir
213 - İnsanlar tek bir ümmetti Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka, ulaştırdı Allah, dilediğini doğru yola iletir
214 - Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır
215 - Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir
216 - Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür Allah bilir, siz bilmezsiniz
217 - Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescid-i Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir İşte onlar, cehennemliklerdir Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır
218 - Şüphesiz ki iman edenlere, Allah yolunda hicret edip, cihad edenlere gelince, işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir
219 - Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor Umulur ki siz düşünürsünüz
220 - Dünya ve ahiret hakkında (düşünürsünüz) Sana bir de yetimlerden soruyorlar De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah, işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır Eğer onlara karışırsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir Allah, bozguncuyla ıslah ediciyi bilir, birbirinden ayırd eder Eğer Allah dileseydi, sizi zora koşardı Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir
221 - Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar
222 - Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever
223 - Kadınlarınız, sizin için bir tarladır O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın Allah'tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O'nun huzuruna varacaksınız Ey Muhammed, müminleri müjdele!
224 - Sözünüzde durmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için, Allah'ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın Allah, her şeyi işitir ve bilir
225 - Allah, sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiğiniz lağıv (herhangi bir kasıt olmadan, kanaate göre yanlış yere yapılan yemin)dan sorumlu tutmaz Fakat kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar Allah çok bağışlayıcıdır, çok halimdir
226 - Kadınlarından îlâ edenler (onlara yaklaşmamaya yemin edenler) için dört ay beklemek vardır Eğer bu yeminlerinden dönerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir
227 - Yok eğer boşamaya karar vermişlerse, şüphesiz ki Allah söylediklerini işitir, kurduklarını bilir
228 - Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri, kendilerine helâl olmaz Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler Kocaları da, barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır Yalnız erkekler için, onların üzerinde bir derece vardır Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir
229 - Boşamak (talak) iki defadır Ondan sonrası ya iyilikle tutmak veya güzellikle salmaktır Onlara verdiklerinizden bir şey almanız da size helâl olmaz Ancak Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkmaları başka Eğer siz de bunların, Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkarsanız, kadının, ayrılmak için hakkından vazgeçmesinde artık ikisine de günah yoktur İşte bunlar, Allah'ın çizdiği hudududur Sakın bunları aşmayın, Her kim Allah'ın hududunu aşarsa, işte onlar zalimlerdir
230 - Eğer kadını bir daha boşarsa, bundan sonra artık başka bir kocaya varıncaya kadar ona helâl olmaz Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın hududunu sağlam tutacaklarını ümid ettikleri takdirde öncekilerin birbirlerine dönmelerinde her ikisine de günah yoktur İşte bunlar, Allah'ın tayin ettiği hudududur Bunları, bilen bir kavim için açıklıyor

 

FataL is offline  
Alt 26-05-2008   #6
Profil Bilgileri
Standart --->: Kur'an meali (Elmalili)



231 - Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilir
232 - Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, aralarında meşru bir şekilde rızalaştıkları takdirde, kendilerini kocalarıyla nikâhlanacaklar diye sıkıştırıp, engellemeyin İşte bu, içinizden Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere verilen bir öğüttür Bu, sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir Allah bilir, siz bilemezsiniz
233 - Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellef olur Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın Varise düşen de yine aynı borçtur Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur Bununla beraber Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görür
234 - İçinizden vefat edip de geride eşler bırakan kimselerin hanımları, kendi başlarına dört ay on gün beklerler İddet (bekleme) sürelerini bitirdikleri zaman, artık kendileri hakkında meşru bir şekilde yapacakları hareketten size bir günah yoktur Allah, yaptıklarınızdan haberdardır
235 - Böyle kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı biçimde çıtlatmanızda veya gönlünüzde tutmanızda size bir vebal yoktur Allah biliyor ki siz onları mutlaka anacaksınız Fakat meşru bir söz söylemekten başka bir şekilde kendileriyle gizlice sözleşmeyin Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin) Bilin ki Allah gönlünüzdekini bilir Öyle ise O'nun azabından sakının Yine bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşaktır
236 - Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçtur
237 - Eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka Ey erkekler! sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle görür
238 - Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun
239 - Eğer bir korku hâlindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kılın, (korkudan) emin olduğunuz zaman da böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın)
240 - İçinizden hanımlarını geride bırakarak vefat edecek olanlar, eşleri için senesine kadar evlerinden çıkarılmaksızın kendilerine yetecek bir malı vasiyet ederler Bununla birlikte eğer kendileri çıkarlarsa, kendi haklarında yaptıkları meşru bir hareketten dolayı size bir sorumluluk yoktur Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir
241 - Boşanmış kadınlar için de meşru ve geleneğe uygun şekilde bir meta'(intifa hakkı) vardır ki verilmesi, Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur
242 -İşte akıllarınız ersin diye, Allah size âyetlerini böylece açıklıyor
243 - Görmedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıktılar Allah da kendilerine "ölün!" dedi, sonra da onlara bir hayat verdi Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir Fakat insanların pek çokları şükretmezler
244 - O halde Allah yolunda çarpışın ve bilin ki Allah, her şeyi işitir ve bilir
245 - Kimdir o adam ki Allah'a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını ödesin Allah darlık da verir, genişlik de verir Hepiniz de O'na döndürülüp götürüleceksiniz
246 - Baksana, İsrail oğullarının Musa'dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: "Bize bir kumandan gönder de Allah yolunda savaşalım" dediler O da: "Size savaş farz kılınırsa, acaba yapmamazlık eder misiniz?" dedi Onlar: "Bize ne oldu da yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve çocuklarımızdan ayrıldığımız halde Allah yolunda savaşmayalım?" dediler Bunun üzerine savaş kendilerine farz kılınınca da onlardan pek azı hariç, yüz çevirdiler Ama Allah, o zalimleri bilir
247 - Peygamberleri onlara: "Allah, size hükümdar olmak üzere Talût'u gönderdi" demişti Onlar: "Ona bizim üzerimize hükümdar olmak nereden geldi? Oysa hükümdarlığa biz ondan daha lâyıkız, ona maldan bir genişlik, bir bolluk da verilmemiştir" dediler Peygamberleri de "Onu sizin başınıza Allah seçmiş ve ona bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir" dedi Hem Allah, mülkünü dilediğine verir Allah'ın rahmeti geniştir, o her şeyi bilir
248 -Peygamberleri, onlara şunu da söylemişti: Haberiniz olsun, Onun hükümdarlığının alâmeti, size o tabutun gelmesi olacaktır ki onda Rabbinizden bir sekine (sükûnet, gönül rahatlığı), Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir bakiyye (kalıntı) vardır Onu melekler getirecektir Eğer iman etmiş kimselerden iseniz, bunda sizin için kesin bir ibret, bir alâmet vardır
249 -Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek Kim ondan içerse, benden değildir Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)" Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok" dediler Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir Allah, sabırlılarla beraberdir"
250 -Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"
251 -Derken, Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular Davud, Calut'u öldürdü ve Allah, kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti Eğer Allah'ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir
252 -İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir Onları sana hakkıyla okuyoruz Şüphesiz ki sen o gönderilen resullerdensin
253 - O işaret olunan resuller yok mu, biz onların bazısını, bazısından üstün kıldık İçlerinden kimi var ki Allah, kendisiyle konuştu, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik Eğer Allah dileseydi, bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi Fakat ihtilâfa düştüler, kimi iman etti, kimi inkâr etti Yine Allah dileseydi, birbirlerinin kanına girmezlerdi Fakat Allah dilediğini yapar
254 - Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir
255 - Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir O'nu ne gaflet basar, ne de uyku Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez O çok yücedir, çok büyüktür
256 -Dinde zorlama yoktur Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz Allah, her şeyi işitir ve bilir
257 - Allah, iman edenlerin velisidir Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır İnkâr edenlerin velileri de tağuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar İşte onlar cehennemliklerdir Orada ebedî olarak kalırlar
258 - Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: "Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür" dediği zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm" demişti İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!" deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez
259 - Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu O da: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım" dedi Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir" dedi
260 - Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum" dedi Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir"

 

FataL is offline  
Alt 26-05-2008   #7
Profil Bilgileri
Standart --->: Kur'an meali (Elmalili)



261 - Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, bir tanenin durumu gibidir ki, yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var Allah, dilediğine daha da katlar Allah'ın rahmeti geniştir O, her şeyi bilir
262 - Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir
263 - Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır
264 - Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez
265 - Allah'ın rızasını aramak, kendilerini veya kendilerinden bir kısmını Allah yolunda sabit kılmak için mallarını Allah yolunda harcayanların hâli ise, bir tepedeki güzel bir bahçenin hâline benzer ki, ona kuvvetli bir sağnak düşmüş de yemişlerini iki kat vermiştir Böyle bir bahçeye yağmur düşmese bile mutlaka bir çisenti vardır Allah, yaptıklarınızı görür
266 - Hiç biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez küçük, zayıf çocukları olsun Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin İşte Allah, âyetlerini size böylece açıklıyor Umulur ki, düşünürsünüz
267 - Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandır
268 - Şeytan sizi fakirlikle korkutup çirkin çirkin şeylere teşvik eder Allah da lütfundan ve bağışlamasından birtakım vaatlerde bulunuyor Allah'ın lütfu geniştir O herşeyi bilendir
269 - Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar
270 - Her ne çeşit nafaka verdinizse veya ne türlü bir adak adadınızsa, Allah onu kesinlikle bilir Ve zalimlere hiçbir şekilde yardım olunmayacaktır
271 - Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardır
272 - Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediğini yola getirir Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz
273 - Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir
274 - Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükafatları vardır Ve onlara herhangi bir korku yoktur, onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlar
275 - Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır
276 - Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez
277 - İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar
278 - Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz
279 - Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız
280 - Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz eğer bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır
281 - Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allah'a döndürüleceksiniz Sonra da herkese kazancı tamamıyla ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır
282 - Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur Üstelik Allah'dan korkun Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilir
283 - Şayet siz sefer üzere olur bir kâtip de bulamazsanız, o vakit alınmış bir rehin belge yerine geçer Yok eğer birbirinize güveniyorsanız kendisine güvenilen adam Rabbi olan Allah'dan korksun da üzerindeki emaneti ödesin Bir de şahitliğinizi inkâr edip gizlemeyin, onu kim inkâr ederse mutlaka onun kalbi vebal içindedir Her ne yaparsanız Allah onu bilir
284 - Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder Allah her şeye kadirdir
285 - Peygamber, Rabbi'nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti Müminlerin de hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler "Biz Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır" dediler
286 - Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et bize

 

FataL is offline  
Alt 26-05-2008   #8
Profil Bilgileri
Standart --->: Kur'an meali (Elmalili)



3-AL-İ İMRAN:
1 - Elif, Lâm Mîm,
2 - Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, hayy ve kayyûmdur
3 - 4 - O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti Evet bu Furkan'ı da O indirdi Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır Allah çok güçlüdür, intikamını alır
5 - Şu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz
6 - Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'dur
7 - Sana bu kitabı indiren O'dur Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez
8 - Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin
9 - Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin
10 - Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymaz
11 - Gerçek şu ki, kâfirlere, Allah'tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez İşte onlar, o ateşin yakıtı olacaklar
12 - Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti Allah, cezası çetin olandır
13 - O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız Orası ne fena bir döşektir
14 - Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır
15 - İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır
16 - De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır Allah, o kulları görür
17 - Onlar ki, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!" derler
18 - O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür)
19 - Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır
20 - Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir
21 - Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir" Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir Allah kulları görendir Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla müjdele!
22 - İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır
23 - Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar
24 - Bunun sebebi, onların "belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır
25 - O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktır?
26 - De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin Hayır Senin elindedir Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsin
27 - Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın Dilediğine de hesapsız rızık verirsin
28 - Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah'dan ilişiği kesilmiş olur, ancak onlardan bir korunma yapmanız başkadır Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır Nihâyet gidiş Allah'adır
29 - De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir
30 - O gün her nefis, ne hayır işlemişse, ne kötülük yapmışsa onları önünde hazır bulur Yaptığı kötülüklerle kendi arasında uzak bir mesafe bulunsun ister Allah, size asıl kendisinden çekinmenizi emreder Şüphesiz ki Allah, kullarını çok esirger
31 - De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır
32 - De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez
33 - Gerçekten Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemler üzerine seçkin kıldı
34 - Bir zürriyet olarak birbirinden gelmişlerdir Allah her şeyi işitendir, bilendir
35 - İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin" demişti
36 - Onu doğurunca -Allah onun ne doğurduğunu bilip dururken- şöyle dedi: "Rabbim, onu kız doğurdum; erkek, kız gibi değildir Ona Meryem adını verdim Onu ve soyunu koğulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum"
37 - Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu "Meryem! Bu sana nereden geldi?" deyince, o da: "Bu, Allah katındandır" derdi Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verir
38 - Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver Şüphesiz sen, duayı hakkıyle işitensin" dedi
39 - Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye ünlediler
40 - Zekeriyya: "Ey Rabbim, benim nasıl oğlum olabilir? Bana ihtiyarlık gelip çattı, karım ise kısırdır" dedi Allah: "Öyledir, fakat Allah dilediğini yapar" buyurdu
41 - Zekeriyya: "Rabbim! (oğlum olacağına dair) bana bir alâmet ver" dedi Allah da buyurdu ki: "Senin için alâmet, insanlara üç gün, işaretten başka söz söyleyememendir Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et"
42 - Hani melekler: "Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı
43 - Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve rüku' edenlerle beraber rüku' et" demişlerdi
44 - İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir (Yoksa) "Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak?" diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin (Bu hususta) Tartışırlarken de yanlarında bulunmadın
45 - Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandır
46 - Beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktır
47 - (Meryem): "Ey Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi Allah: "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece 'ol!' der, o da hemen oluverir" dedi
48 - Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile İncil'i öğretir
49 - Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah'ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm"
50 - "Önümdeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim Artık Allah'tan korkun da bana uyun"
51 - "Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir Onun için hep O'na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur"

 

FataL is offline  
Alt 26-05-2008   #9
Profil Bilgileri
Standart --->: Kur'an meali (Elmalili)



52 - İsa onların inkârlarını hissedince: "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi Havariler: "Allah yolunda yardımcılar biziz Allah'a iman ettik Şahit ol ki, biz muhakkak müslümanlarız" dediler
53 - Ey Rabbimiz, senin indirdiğine iman ettik, o peygambere de uyduk Artık bizi şahidlerle beraber yaz
54 - Onlar hileye başvurdular, Allah da onların tuzağını boşa çıkardı Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır
55 - O zaman Allah şöyle dedi: "Ey İsa, şüphesiz ki seni öldüreceğim, seni kendime yükselteceğim ve seni inkârcılardan temizleyeceğim Hem sana uyanları, kıyamete kadar o küfredenlerin üstünde tutacağım Sonra dönüşünüz banadır, ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim"
56 - "İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim, onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır"
57 - "İman edip iyi işler yapanlara gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir Allah zalimleri sevmez"
58 - İşte bu sana okuduğumuz, âyetlerden ve hikmetli Kur'ân'dandır
59 - Doğrusu Allah katında İsa'nın (yaratılışındaki) durumu, Âdem'in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona "ol!" dedi, o da oluverdi
60 - Bu hak (gerçek) senin rabbindendir, o halde şüphecilerden olma
61 - Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim"
62 - İşte (İsa hakkında söylenen) gerçek kıssa budur Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur Muhakkak ki Allah çok güçlüdür ve hikmet sahibidir
63 - Eğer (haktan) yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah bozguncuları çok iyi bilendir
64 - De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarız"
65 - Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir Siz hiç düşünmüyor musunuz?
66 - İşte siz böylesiniz Haydi biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız, ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz
67 - İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildi
68 - Doğrusu onların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir Allah da müminlerin dostudur
69 - Kitap ehlinden bir grup sizi saptırmak istediler, halbuki sırf kendilerini saptırıyorlar da farkına varmıyorlar
70 - Ey kitap ehli! (gerçeği) gördüğünüz halde, niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
71 - Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
72 - Kitap ehlinden bir grup: "Müminlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar da dönerler" dedi
73 - "Ve kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın" (dediler) De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın yoludur" (Onlar kendi aralarında): "Size verilenin benzerinin hiçbir kimseye verilmiş olduğuna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayın dediler) De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir Allah, rahmeti bol olan, her şeyi hakkıyla bilendir"
74 - Rahmetini dilediğine tahsis eder Allah, büyük lütuf ve kerem sahibidir
75 - Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır Ve onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler
76 - Hayır, kim sözünü yerine getirir ve kötülüklerden korunursa, şüphesiz Allah da korunanları sever
77 - Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir Onlar için acı bir azab vardır
78 - Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doğru eğip bükerler Halbuki o, kitaptan değildir "Bu, Allah katındandır" derler; oysa o, Allah katından değildir Allah'a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerler
79 - İnsanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kul olun" demesi yakışmaz Fakat onun: "Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabb'e halis kullar olun" (demesi uygundur)
80 - Ve O size: "Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin" diye de emretmez Siz müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder mi?
81 - Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti Onlar: "Kabul ettik" dediler (Allah da) dedi ki: "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım"
82 - Artık bundan sonra her kim dönerse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir
83 - Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir
84 - De ki: "Allah'a, bize indirilen (Kur'ân)e, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık Onların arasında hiçbir fark gözetmeyiz, biz O'na teslim olmuşlarız"
85 - Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır
86 - İnandıktan, Peygamber'in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez
87 - İşte onların cezaları, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir
88 - Onlar bu (lanetin) içinde ebedî kalacaklardır Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır
89 - Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler başka Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir
90 - Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz İşte onlar sapıkların ta kendileridir
91 - Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir İşte dayanılmaz azab onlar içindir Onların hiçbir yardımcıları da yoktur
92 - Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir
93 - Tevrat indirilmeden önce, İsrail (Yakub)in kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi De ki: "Eğer doğrulardan iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun"
94 - Kim bundan sonra Allah'a karşı yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir
95 - De ki: "Allah doğru söylemiştir Öyle ise dosdoğru, Allah'ı birleyici olarak İbrahim'in dinine uyun O, müşriklerden değildi"
96 - Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke'deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kabe)dir
97 - Onda apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır Oraya giren güvene erer Ona bir yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dir
98 - De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?"
99 - De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz hâlde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir"
100 - Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar
101 - Size Allah'ın âyetleri okunup dururken ve Allah'ın elçisi de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle doğru yola iletilmiştir
102 - Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin
103 - Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın Parçalanıp ayrılmayın Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz
104 - İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun İşte kurtuluşa eren onlardır
105 - Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın İşte bunlar için büyük bir azap vardır
106 - O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır Yüzleri kararanlara: "İmanınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın" (denecektir)
107 - Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) Allah'ın rahmeti içindedirler Onlar orada ebedî kalacaklardır
108 - Bunlar Allah'ın, sana gerçek olarak okuyageldiğimiz, âyetleridir Allah âlemlere hiçbir haksızlık etmek istemez
109 - Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır Bütün işler Allah'a döndürülür
110 - Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardır

 

FataL is offline  
Alt 26-05-2008   #10
Profil Bilgileri
Standart --->: Kur'an meali (Elmalili)



111 - Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar Sonra kendilerine yardım da edilmez
112 - Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur Meğer ki Allah'ın ipine ve insanlar (müminler)ın ahdine sığınmış olsunlar Onlar Allah'ın hışmına uğradılar ve üzerlerine de miskinlik damgası vuruldu Bunun sebebi, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleridir Ayrıca isyan etmiş ve haddi de aşmışlardı
113 - Hepsi bir değildirler Kitap ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar
114 - Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar İşte onlar iyi insanlardandır
115 - Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır Allah kendisinden gereği gibi sakınanları bilir
116 - O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardır
117 - Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir Allah onlara zulmetmedi Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar
118 - Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladık
119 - İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman "inandık" derler Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar De ki: "kininizle geberin!" Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir
120 - Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler Eğer sabreder ve Allah'dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır
121 - Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın Allah, hakkıyla işiten ve bilendir
122 - O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu Halbuki Allah onların yardımcısı idi İnananlar, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler
123 - Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah size Bedir'de yardım etmişti Allah'tan sakının ki, O'na şükretmiş olasınız
124 - O zaman sen müminlere: "Rabbinizin size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun
125 - Evet, sabreder ve (Allah'tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı nişanlı beş bin melekle yardım eder
126 - Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandır
127 - (Allah bu yardımı) inkâr edenlerden bir kısmını kessin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler (diye yaptı)
128 - Bu işten sana hiçbir şey düşmez (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder
129 - Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir
130 - Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz
131 - Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten sakının
132 - Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin
133 - Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah'tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun!
134 - O (Allah'tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler Allah iyilik edenleri sever
135 - Ve onlar çirkin bir günah işledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler
136 - İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir Çalışanların mükafatı ne güzeldir!
137 - Muhakkak ki sizden önce birçok olaylar, şeriatler gelip geçmiştir Yeryüzünde gezin, dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün
138 - Bu (Kur'ân) insanlar için bir açıklama, Allah'dan gereğince korkanlar için doğru yolu gösterme ve bir öğüttür
139 - Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir
140 - Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz (Bu da) Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir Allah zalimleri sevmez
141 - Bir de bu, Allah'ın iman edenleri tertemiz seçip, kâfirleri yok etmesi içindir
142 - Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız?
143 - Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz
144 - Muhammed, ancak bir peygamberdir Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır
145 - Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz Biz şükredenleri mükafatlandıracağız
146 - Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler Allah sabredenleri sever
147 - Onların sözleri ancak: "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı diret, Kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!" demekten ibaretti
148 - Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini verdi Allah güzel davrananları sever
149 - Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız, sizi topuklarınız üstünde gerisin geriye çevirirler O zaman büsbütün kaybedersiniz
150 - Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır O, yardım edenlerin en hayırlısıdır
151 - Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmalarından dolayı, inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız Onların yurtları ateştir Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!
152 - Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı Allah müminlere karşı çok lütufkârdır
153 - Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz Allah yaptıklarınızdan haberdardır
154 - Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü Allah'a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı De ki: "Bütün iş Allah'ındır" Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik" Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı Allah göğüslerin içinde olanı bilir
155 - İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi Ama yine de Allah onları affetti Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dir
156 - Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu Allah, diriltir ve öldürür Allah yaptıklarınızı görmektedir
157 - Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır
158 - Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız
159 - Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever
160 - Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur Eğer sizi yardımsız bırakırsa, artık ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah'a güvenip dayansınlar
161 - Hiçbir peygambere ganimet malını gizlemesi (devlet-millet malını aşırması) yaraşmaz Kim böyle bir aşırma ve ihanette bulunursa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenerek getirir Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlar

 

FataL is offline  
Cevapla
Tags: elmalili, kuran, meali


Kur'an meali (Elmalili) ile ilgili Benzer Konular
146 Kez Görüntülendi

Tevbe Sûresi Meali Kuran'ı Kerim
Âraf Sûresi Meali Kuran'ı Kerim
Mâide Sûresi Meali Kuran'ı Kerim
Nisâ Sûresi Meali Kuran'ı Kerim
KURAN Meali 1.1.sure seç oku Nokıa Eski Bölüm


Saat 02:19.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545