FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Kuran'ı Kerim
Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları ile ilgili Benzer Konular
3592 Kez Görüntülendi
İslam Dininde ; Hasta Ziyaretinin İnsana Kazandırdıkları ..
Dini Sohbet
Okumanın Yaşı Yoktur
Garip ve Esrarengiz Olaylar
kur"an-ı kerim okumanın fazileti
Dini Sohbet
Namazın Kazandırdıkları
Namaz
Yaz Kur'an Kurslarının Önemi
Dini Sohbet
Kuran'da hoşgörü
|
"Kuran'da Sevgi"..
Konu Araçları
22-01-2007
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları
Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları başlıklı yazı Mumsema Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları Forum Alev
Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları
Yaratılan binlerce canlı içerisinde akıl ve şuur sahibi olan ve aynı zamanda Hz
Allah'ın (c
c
) yeryüzünde halifesi olma şerefini üzerinde taşıyan yalnızca insandır
İnsana, başta herhangi bir iradi fonksiyonu olmaksızın bu şerefi kazandıran Cenab-ı Hakk, onu her dönemde kendisine muhatap kabul etmiş, bu önemli görev ve pâyeyi değişik zamanlarda hatırlatmış ve bunun insanlara ulaştırılması için de farklı zaman ve mekânlarda peygamberlere "sahifeler" ve "kitaplar" inzal buyurmuştur
Gönderilen bütün ilâhi beyanlardaki temel gâye, insana mevhibe-i ilâhi olarak verilen bu şerefin asla unutulmaması, yaratılıştaki sırrın farkında olunması ve netice olarak da dünya-âhiret mutluluğunun yakalanmasıdır
İnsanlığın başlangıcından günümüze bazı temel prensiplerin dışında, hayat şartları ve ihtiyaçlar farklı olduğu gibi, bu ihtiyaçlara her dönemde verilen ilâhi beyandaki (tali) prensiplerde de zaman zaman değişiklikler olmuştur
Hz
Âdem'e o dönemin ihtiyaçlarına göre "sahife"ler şeklinde verilen ilâhi beyan, kendisini takip eden Hz
İdris, Hz
Nûh ve Hz
İbrâhim gibi peygamberlere sayfası ve muhtevası daha geniş "sahife"ler şeklinde devam etmiş, Hz
Mûsa ve Hz
İsa'ya "kitap" olarak nâzil olmuş, son olarak da Hz
Muhammed'e (s
a
s), bütün kitapları özetleyen, doğrulayan, bütün zaman ve mekânlara yetecek ölçülere sahip olan özellikleriyle Kur'ân nâzil olmuştur
Kur'ân, kâinat kitabının bir tercümesidir
Cenab-ı Hakk'ın hem tekvînî hem de teşrîî âyetlerini okuyan bir tercümanıdır
Görünmeyen ve görünen âlemin açıklayıcısıdır
Allâh'ın isim, sıfat ve fiillerine ait özellikleri anlatan bir rehberdir
Meydana gelmiş ve gelecek olayları haber verendir
İnsanlığın terbiyecisidir
İnsanlığı mutluluğa götüren hakîki mürşiddir
Özetle, bütün insanlığın her türlü manevî ve fikrî ihtiyaçlarına kaynak olacak kitapları ihtiva eden kutlu bir kitaptır
Resûlüllah’ın tarifleriyle Kur'ân; öyle bir kitaptır ki: "O'nda, sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra (kıyamete kadar) gelecek fitneler ve kıyamet ahvali ile ilgili haberler
ayrıca sizin aranızda, (iman-küfür, taat-isyan, haram-helâl vs
nevinden) cereyan edecek ahvâlle alâkalı da hükümler vardır
O, hak ile batılı ayırdeden tek ölçüdür ve O'nda her şey ciddidir
Kim bir zalimden korkarak ondan kopar ve onunla amel etmezse, işte o zaman Allah da onu helâk eder
Kim O'nun dışında bir hidayet ararsa, Allah o kimseyi saptırır
Zira o, Allah'ın en sağlam ipi (hablu'l-metin)dir
O, hikmet edalı hatırlatan bir beyan
ve Hakk'a ulaştıran bir yoldur
O, kendisine uyanları (değişik arzulara takılıp) kaymaktan, kendisini (kıraat eden) dilleri de iltibastan korur
Âlimler hiçbir zaman ona doyamaz
Onu çokça tekrar okuyana o, usanç vermez ve tadını eksiltmez
Onun insanlarda hayret uyaran yanlarının sonu gelmez
O öyle bir kitaptır ki, cinler onu işittikleri zaman, şöyle demekten kendilerini alamamışlardır:
"Biz, doğru yolu gösteren harika ve hiç duyulmadık bir Kur’ân dinledik
Biz onun (Allah kelamı olduğuna) inandık
" (Cin, 72/1) O'nun üslubuyla konuşan, doğruyu konuşmuş olur
O'nunla amel eden, mutlaka mükâfat görür
Kim onunla hüküm verirse, adaletle hükmeder
Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur
" (Tirmizî, Fedailü'l-Kur’ân, 14; Müsned, 1/91)
Kur'ân, gerek yaşantıda, gerekse vicdanlarda yerleştirdiği prensiplerle, hayatın bütün yönlerini içine alacak şekilde gayet açık bir metod ortaya koymuştur
Öyle orijinal bir metod ki, insanlık daha önce onun benzerini görmemiştir
O, insanlığa, madde ve manâda daha önce hiç bir sistemin vermediğini vermiştir
Aynı zamanda, geçici ve bölgesel peygamberlik devri onunla sona ermiş, herkesi içine alan zaman-mekân bakımından evrensel peygamberlik müessesesi onunla başlamış ve onunla kıyâmete kadar devam edecektir
Kur'ân'ı okumakla insan, Yaratıcısına muhatap olma gibi elde edilecek makamların en üstününü yakalamış olur
Böyle bir konumun şuurunda olana insan ise, okuduğu Kur'ân'la Rabbini dinler ve Rabbiyle konuşur
Bu yazıda, yukarıda sadece bazı hususlarına vurgu yaptığımız Kur'ân'ın, okunup anlaşılmasıyla insanların dünya ve âhirette elde edecekleri kazançlar ve Kur'ân okurken dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde durulacaktır
A
KUR'ÂN OKUMANIN DÜNYADA KAZANDIRDIKLARI
Kur’ân, Nasihat, Dertlere Şifa, Hidayet ve Rahmettir
Kur'ân, yalnızca insanların ölüm ötesi hayatlarını ilgilendiren hususları açıklayan, ibadetler hakkında bilgi veren ve Yaratıcı'nın birliği ve varlığını ortaya koyan delilleri değil, aynı zamanda o, insanların dünyadaki mutluluklarını temin hususunda da yol gösterendir
Kur'ân, insanlar için güzel bir nasihatçı, yol gösterici ve kalplerin şifa kaynağıdır
Bu konuda Hz
Peygamber (s
a
s
), bir doktor, doktorun elindeki reçete de Kur'ân'dır
Bu husus, Yüce Beyan'da şöyle ifade edilir:
"Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmet geldi
" (Yûnus 10/57)
Kur'ân, bu âyette insanlara dört merhaledeki müdahalesini ifade etmektedir
Öncelikle, insanların maddi-manevî bünyelerine zarar verecek olan bazı zararlı unsurlara karşı uyarı yapılıyor, belki bu anlamda bazı sınırlamalar koyuluyor ve böylece ilk müdahale yapılmış oluyor
İşte bu durum, âyette "mev'iza" (öğüt) olarak belirtiliyor
Bu merhaleden sonra şifaya ulaştırmaya geçiliyor
Bu da, doktorun hastasına, hastalığa sebep olan bozuk şeyleri içerisinden atacak ilaçları içirmesine benzemektedir
Kur'ân da, insanlara sakıncalı şeyleri yasaklamakla onları tertemiz hale getiriyor ve bu durumu kazanmaları için de insanların bazı gayretlerde bulunmasını tavsiye ediyor
Nitekim şu âyet, bu husus için verilecek pek çok misalden yalnızca birisidir:
"Allah, adaleti, hattâ adaletten de fazla olarak ihsanı (en güzel davranışı), muhtaç oldukları şeyleri yakınlara vermeyi emreder
Hayasızlığı, çirkin işleri, zulüm ve tecavüzü yasaklar
Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir
" (Nahl 16/90) İnsanlar, tavsiye edilen emir ve yasakları tam anlamıyla yerine getirince de dertlerden kurtulur, gönüller güven ve emniyete ulaşır ve neticede Yüce Yaratıcının:
"Ey gönül huzuruna ermiş ruh! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarım içine, gir Cennetime!" (Fecr 89/27-30) beyanındaki sırrı yakalamış olur
Bu sırla da İlahî rahmeti yakalar ki, âyetin sonunda belirtilen "Kur'ân'ın rahmet olması" ifadesi buna işaret etmektedir
Kur’ân, rehberdir
Kur'ân, bütün insanlık için rehberdir
İnsan ne kadar ilerlerse ilerlesin, maddî olarak hangi seviyeye ulaşırsa ulaşsın, Kur'ân'ın ona gösterdiği prensiplerden asla müstağni kalması düşünülemez
Bu hidayet, toplumun sadece belirli bir kısmını değil, herkesi ilgilendiren, her seviyedeki insanın muhtaç olduğu, ilerlemiş medeniyetlerin de sonsuza dek yükselmesinin teminatı olarak inmiş bir hidayettir
Bu hidayetle insan, dünyada öğrenmesi gerekli şeyleri öğrenecek, bununla birlikte asıl maksadı da unutmayacaktır
Kur'ân'ın rehber olması Kudsî beyanda üzerinde önemle durulan bir meseledir
Mealini vereceğimiz şu iki âyet de bu durumu ifade etmektedir:
"İşte Kitap! Şüphe yoktur onda
Rehberdir muttakilere
" (Bakara, 2/2) "
De ki: "O iman edenler için hidayet ve şifadır
" (Fussilet, 41/44)
Kur'an, En Doğru Yola İletir
Kur'ân, insanları yolların en doğrusuna götürür
Gerek insanların kendileriyle olan münasebetlerinde, gerek insanların birbirleriyle olan münasebetlerinde ve gerekse devletlerarası münasebetlerde Kur'ân, en ideal ve mükemmel yolu gösterir
Çünkü Kur'ân, "Alîm" (her şeyi en ince detaylarına kadar bilen) ve "Habîr" (her şeyden haberdar olan) sıfatlarına sahip Allah'ın kelâmıdır
İnsanların ortaya koyduğu, beşerî duygu ve düşüncenin içerisinde bulunduğu her şeyde bir eksikliğin olması en tabiîdir
Bu, insan olmanın gereğidir
İnsanlığın, her dönemde yeni arayışlara girmesi de bunun en güzel bir göstergesidir
İşte bu anlamda Kur'ân, yolların en sağlamını, prensiplerin en uygununu ve içinde hiçbir eksikliğin olmadığı hükümleri ihtiva etme özelliğini tam ve eksiksiz olarak taşıyan biricik İlâhi Kitap'tır
Onun bu yönü şöyle ifade edilmiştir:
"Gerçekten bu Kur'ân, insanları en doğru yola, en isabetli tutuma yöneltir
" (İsrâ, 17/9)
Kur’ân Okunan Yere Melekler, Rahmet ve Sekîne İner
İlâhî kelâm, öyle büyük bir te'sire sahiptir ki, okunmasıyla sadece insanlar değil, melekler de etkilenir ve onu dinlemek için gelir, okunan yer bir rahmet ve sekînet (huzur-güven) ortamına döner
Bütün toplumun Kur'ân'la içli-dışlı olduğu düşünülürse, böyle bir toplum, emniyet ve güvene, meleklerin korumasına lâyık bir kıvama gelmiş demektir
Hz
Peygamber (s
a
s), bu hususu şöyle ifade buyurur: "Bir topluluk Kur'ân'ı okuyup, onu aralarında müzakere etmek üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya toplandıklarında, mutlaka üzerlerine sekinet iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür
Melekler de onları kanatlarıyla sararlar
Allah Teâlâ da, onları huzurunda bulunan yüce topluluğa (meleklere) anar
" (Ebu Davud, Salât, 349; Müslim, Zikir, 38)
Hz
Peygamberin yukarıda anlattığı durum, sahabeden Üseyd ibn Hudayr tarafından da bizzat yaşanmıştır
Bu husustaki rivayet şöyledir: Hz
Üseyd, geceleyin (hurma harmanında iken) Kur'ân'dan Bakara sûresini okuyordu
Hemen yakınında ise atı bağlıydı
Birden bire atı şahlandı
Bunun üzerine Kur'ân okumaya ara verdi
At da sakinleşti
Üseyd tekrar okumaya başlayınca, at tekrar şahlandı
Üseyd yine okumaya ara verince at yine sakinleşti
Biraz sonra yeniden okumaya başlayınca at yeniden şahlandı
Oğlu Yahya ata yakın bir yerdeydi
Ona bir zarar vermemesi için atın yanından uzaklaştırmaya gitti
Başını semaya doğru kaldırınca bir de ne görsün! Gökte şemsiye gibi bir şey ve içerisinde kandilimsi nesneler var
Sabahleyin hemen Resûlullah'ın yanına gelerek başından geçenleri anlattı
Hz
Peygamber de kendisine şöyle dedi: "O gördüklerin neydi bilir misin?" O da, "hayır" cevabını verdi
Bunun üzerine: "Onlar meleklerdi
Senin sesine gelmişlerdi
Şayet sen okumaya devam etseydin, onlar seni sabaha kadar dinleyeceklerdi
Öyle ki, sabahleyin herkes onları seyredebilecekti ve onlar halktan gizlenmeyecekti
" buyurdu
(Buharî, Fedailü'l-Kur’ân, 11; Müslim, Müsafirûn, 40) Başka bir rivayette ise, Kur'ân okunurken inen şeyin "sekîne" olduğu belirtilir
(a
y
)
En Kıymetli Hâne
Kur'ân, okunduğu yere huzur, mutluluk ve bereket getirir
Okuyan kimselere sevinç verir
Gam ve tasalarını dağıtır, ümitsizliklerini siler, onları canlı ve aktif bir hale getirir
Her türlü vesvesenin o insanlardan ve okunan yerlerden kaçmasını sağlar
Cinnî ve insi şeytanlara karşı onları korur
Allah Resûlü Kur'ân'ın bu yönünü şu benzetmeyle anlatır:
"Kur'ân okunan evin hayrı artar; oturanları sıkmaz
Böyle evlere melekler toplanır, şeytanlar uzaklaşır
İçinde Kur'ân okunmayan ev oturanlara dar gelir; böyle evlerin hayır ve bereketi az olur; melekler uzaklaşır; şeytanlar üşüşür
İçinde Kur'ân okunan, anlam ve yorumuyla meşgul olunan ev, yıldızların yeryüzünü aydınlattığı gibi, sema ehli için aydınlatılır
" (Darimî, Sünen, 2/429-430; Heysemî, Mecma'üz-Zevaid, 7/171)
Görev Vermede Tercih Sebebi
Kur'ân'ı okuyan ve içindekileri yaşayan kimseler, insanların hak ve hukûkuna riâyet etme, kendi görev ve sorumluluklarını muhakkak yerine getirme, hüküm ve davranışlarında adaletten ayrılmama gibi çok önemli hasletlere sahip olacaklarından dolayı Hz
Peygamber birtakım görevlendirmeler yapacağı zaman bu hususu bir ölçü olarak kabul etmiş ve böylelikle Kur'ân'ı bilmeye dikkatleri çekmiştir
Bu konuyla ilgili pek çok örnek bulmak mümkündür
Meselâ, imamlık gibi son derece önemli bir görevde, Kur'ân'ı en çok bilenin tercih edilmesini tavsiye buyurmuş, (Müslim, Mesacid, 289-291; Tirmizî, Salât, 60) Allah Resûlü'nün Yemen'e gönderdiği heyetin başına yaşça en küçük olmasına rağmen Kur'ân'ı iyi bilen birini başkan seçmiş (Heysemî, 7/161) ve değişik görevlendirmelerde aynı yolu takip etmiştir
(İ
Hacer el-Askalânî, Metalibü'l-Âliye, 2/208-209) Bütün bu uygulamalar, Kur'ân okumanın ve incelikleriyle onu bilmenin önemini gösteren hususlardır
Kur'ân'ı İyi Bilenin Mezarda Ön Tarafa Konulması
Kur'ân'ın okunma, anlaşılma ve yaşanması o kadar önemlidir ki, defnedilirken dahi bu hususa dikkat edilmiş, kim daha çok Kur'ân biliyorsa ön tarafa o konmuştur
Uhud'daki bu uygulamasıyla Resûlullah, Kur'ân'ın önemine dikkatleri çekmiş ve Kur'ân'a gösterilmesi gereken ihtimamın hangi boyutlara kadar varacağına işaret buyurmuştur
Buraya kadar olan kısımda Kur'ân okuma ve bilmenin dünyada insanlara sağladığı faydalar ve üstünlükler üzerinde duruldu
Bundan sonraki bölümde ise, âhiretteki faydaları üzerinde durulacaktır
B
KUR'ÂN OKUMANIN ÂHİRETTE KAZANDIRDIKLARI
En Hayırlı Kişi
İnsanlara göre üstünlük ölçüleri farklıdır
Kimine göre zenginlik, kimine göre soy-sop, kimine göre ırk, kimine göre makam-mevki vs
Ancak Cenab-ı Allah'a (c
c
) göre hayırlı ve üstün olma, Kur'ân'ı öğrenme ve öğretme meselesine bağlanmıştır
Bu önemlidir, çünkü Kur'ân okunup anlaşılmadan üstün olmanın yolları bilinemez, hayırlı olmaya götüren ve hayırlı olmayı engelleyen hususlar tespit edilemez
Bu meselelerin aynı zamanda başkalarına aktarılması da istenmiştir ki, iyiler ve iyilikler çoğalsın, kötüler ve kötülükler Kur'ân'ın altın ikliminde yok olup gitsinler
Bu hususu Hz
Peygamber (s
a
s), şu vecîz ifadeleriyle anlatmaktadır: "Sizin en hayırlınız, Kur'ân'ı öğrenen ve öğretendir
" (Buharî, Fedailü'l-Kur’ân, 21; Tirmizî, Fedailü'l-Kur’ân, 15)
Kur'ân-ı Kerim
"
Şunu unutmayın ki, Allah'ın nazarında en üstün olanınız, içinizden takvada (Allah'ı sayıp haramlardan sakınmada) en ileri olanınızdır
" (Hucurât 49/13) beyanıyla, Allah katında insanların değer kazanma ölçüsünü bildirmiştir
Belirtilen bu takva sahibi olma hususu ise, ancak Kur'ân'ı okuma ve anlamadan geçer
Demek ki bu okuma ve anlama işi yapıldığında takva yakalanılıyor, takvayla da insan en hayırlılar kervanına katılmış oluyor
Kıyâmette Şefâat
En küçük bir iyiliği dahi karşılıksız bırakmayan Cenab-ı Hakk (c
c
), insanın bu dünyada değer verip meşgul olduğu Kur'ân'ı, kişinin ona sahip çıkması ve onunla samimi bir alâka kurması oranında insana şefaatçi yapar
Bununla insan, belki de en muhtaç olduğu bâdirelerden kolaylıkla kurtulmuş olur
Hz
Peygamber'in bu hususla ilgili beyanları oldukça dikkat çekicidir
O (s
a
s
), şöyle buyurur:
"Kişi kabrinden kalkınca Kur'ân, o kimseyi, rengi değişmiş ve zayıflamış bir halde karşılar ve: 'Beni tanıyor musun?' der
O da: 'Hayır' cevabını verir
O zaman: 'Ben senin arkadaşın olan ve seni şiddetli sıcaklarda susuz, geceleri uykusuz bırakan Kur'ân'ım' der
Sonra o şahsa vakar tacı, anne-babasına da iki değerli elbise giydirilir
Anne-baba bunun sebebini sorunca, çocuklarının Kur'ân'la olan meşguliyeti gösterilir
" (İbn Mace, "Edeb", 52: Darimî, Sünen, 2/451)
Diğer bir hadislerinde de Allah Resûlü şöyle buyurmuşlardır: "Kur'ân okuyun! Zira Kur'ân, kıyamet günü okuyana şefaatçi olarak gelir
" (Müslim, Müsafirûn, 252)
Kıyâmette Nûr
Kur'ân'ın isimlerinden birisi de "Nûr"dur
Nurun anlamlarından biri de, etrafı aydınlatan ve görmeye yardım eden ışıktır
(İbn Faris, Mu'cem Mekâyis Fi'l-Luğa, 368; Rağıb, Müfredât, 508) Kur'ân, insana maddi-manevî bir ışıktır
Ona yol gösteren bir lambadır
Bu dünyada içinden çıkamayacağı konularda bir rehberdir
Nitekim
"Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir delil geldi, size açık bir Nûr indirdik
" (Nisâ 4/174) âyeti de bunu vurgulamaktadır
Kur'ân'ın aydınlatması ve insana yol göstermesi sadece bu dünya ile sınırlı olmayıp, âhirette de devam edecektir
Hz
Peygamber (s
a
s
), Kur'ân'ın ahirette insanlara bir Nûr olarak gelmesini şöyle ifade buyurmuştur: "Her kim Allah'ın kitabından bir âyet öğrenirse, o öğrendiği kıyâmet günü kendisine bir nur olacaktır
" (Darimî, 2/444)
Kur'ân'la Yükselme
Kur'ân-ı Kerim'de Cennet'ten bahsedilirken, her zaman tek bir cennetten bahsedilmez
Özellikle Cennet'in farklı derece ve mertebelerine vurgu için çoğul sıygasıyla "cennât" (cennetler) olarak ifade edilir
Yani nasıl dünyada insanlar sahip oldukları imkânlar açısından aynı seviyede değillerse, ahirette de bunun benzeri olacaktır
Burada yaptıkları işler, kazandıkları sevaplar ölçüsünde orada farklı bir konum, farklı bir mertebe kazanmış olacaklardır
Kur'ân'a sahip çıkma, onu okuma, anlama ve yaşama ölçüsünde Cennet'teki makam ve dereceler de farklılaşacaktır
Resûlullah (s
a
s), Kur'ân'ın insana kazandıracağı bu yönü şöyle ifade buyurmuşlardır:
"Kur'ân'ı okuyup ona sahip çıkan kimseye (âhirette): "Oku ve (Cennet'in derecelerine) yüksel, dünyada nasıl ağır ağır okuyor idiysen öyle oku
Zira makamın, okuduğun en son âyetin seviyesindedir
" denir
(Ebu Davud, Vitr, 20; Tirmizî, Sevabü'l-Kur’ân, 18)
Bitmeyen Ticaret
Kur'ân'a sahip çıkıp onu vird haline getiren ve onunla amel eden kimseler anlatılırken, onların, batması, tükenmesi ve iflası mümkün olmayan bir ticaret kazancına sahip oldukları ifade edilir
Tükenmeyen zengin bir ticaret nitelemesinde bulunma, verenin, her şeyin sahibi ve mâliki Allah (c
c
) olmasındandır
Bu husus, Kur'ân'da şöyle belirtilmektedir:
"Allah'ın Kitabını okuyup ona uyanlar, namazı hakkıyla ifa edenler ve kendilerine nasip ettiğimiz imkânlardan gizli ve âşikâr olarak hayır yolunda harcayanlar, ziyan ihtimali olmayan bir ticaret umarlar
" (Fâtır 35/29)
Zorlanana İki Sevap
Kur'ân, İlâhi bir hazinedir
O, her yönüyle bir hayır deryasıdır
Şânına yaraşır bir şekilde okunduğunda, meleklere denk bir makama ulaşılır
Tam manâsıyla eda edilemediği, okunmasında veyahut da öğrenilmesinde zorlanıldığında ise verilen derece iki katıdır
Özellikle yeni başlayanlar veya belli bir yaştan sonra okumaya başlayıp zorlananlar için Allah Resûlü'nün bu husustaki müjdesi şöyledir:
"Kur'ân-ı Kerim'i maharetle okuyan bir insan, Kirâmen Kâtibin melekleri seviyesinde olur
Onu o seviyede beceremeyen fakat halis bir niyet ile okumağa çalışan, okurken de kem küm edip dili dolaşan ve Kur'ân'ı okumak ona zor geldiği halde okuyan insana da iki sevap vardır
" (Buharî, Tevnid, 52; Müslim, Müsafirûn, 244)
Her Harfine On Sevap
Rahmeti sonsuz Yüce Yaratıcı (c
c
), insanlara verdiği sayısız nimetler yanında, ayrıca yaptıkları iyi işlere de kat kat sevap ve mükâfat vermektedir
Kötülükler bir misliyle karşılık gördüğü halde, iyiliklerin karşılığı on, yüz veya daha fazla katını bulabilmektedir
Nitekim
"Kim Allah'a güzel bir işle gelirse, iyilik işlerse, ona on misli verilir; kim de bir kötülükle gelirse, sadece kötülüğüne denk bir ceza görür ve hiç kimseye haksızlık edilmez
" (En'âm 6/160) âyeti bu gerçeği ifade etmektedir
Şüphesiz ki işlerin en hayırlısı ve değerlisi, Cenab-ı Hakk'ın Kelâm sıfatından gelen Kur'ân-ı Kerim'in okunup anlaşılması ve yaşanmasıdır
Onun her bir cümlesi, kelimesi, hattâ harfi Allah Teâla katında ayrı bir kıymeti haizdir ve karşılığı en üst seviyeden verilecektir
Bu hususu Allah Resûlü şu açık beyanlarıyla ifade etmişlerdir:
"Kur'ân-ı Kerim'den tek bir harf okuyana bile bir sevap vardır
Her hasene on misliyle değerlendirilir
Ben "Elif lâm Mîm" bir harf demiyorum
Aksine "Elif" bir harf, "Lâm" bir harf, "Mîm" de bir harftir
" (Tirmizî, Sevabü'l-Kur’ân, 16)
C
KUR'ÂN'DAN UZAKLAŞMANIN SONU
Kıyâmette Pişmanlık ve Hz
Peygamber'in Şikâyeti
İnsanın dünyaya gelişi bir defadır
Öldükten sonra yeniden dünyaya dönüş imkânsızdır
Dünyada iken gerekli hazırlıkları yapmayan insanlar, ölümle karşılaştıklarında büyük bir pişmanlık içerisinde bulunacak ve Cenab-ı Hakk'tan yeniden dünyaya döndürülmeyi talep edeceklerdir
Ancak bu talepleri kabul edilmeyecektir
"Âhireti inkâr edenlerden birine ölüm gelip çatınca, işte o zaman: "Ya Rabbi, ne olur beni dünyaya geri gönderin, ta ki zâyi ettiğim ömrümü telafi edip iyi işler yapayım
" der
Hayır hayır, bu, onun söylediği manâsız bir sözdür
Çünkü dünyadan ayrılanların önünde artık diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır
" (Mü'minûn 23/99-100)
Başka bir âyette de insanın, Kur'ân'dan uzaklaşmaya vesile oldukları için bazı kimselerin arkadaşlığından pişmanlık duyacağı belirtilmektedir:
"O gün zâlim, parmaklarını ısırır, 'Eyvah'! der, keşke o Peygamber'le birlikte bir yol tutaydım
Eyvah! Keşke falanı dost edinmeyeydim! Vallahi bana gelen Zikir'den beni o uzaklaştırdı
Zaten şeytan, insanı işte böyle uçuruma sürükleyip sonra da yüzüstü, yalnız bırakır
" (Furkân 25/27-29)
Resûlullah da (s
a
s
) ümmetinin Kur'ân'dan uzaklaşmalarını, onunla olan bağlarını koparmalarını ve ona gerekli ilgiyi göstermeyişlerini Cenab-ı Hakk'ka şikayet edecektir:
"O gün Peygamber: 'Ya Rabbi, halkım bu Kur'ân'ı terkedip ondan uzaklaştılar!' der
" (Furkân 25/30)
Âyette "mehcûr" ifadesiyle ilgili şu anlamlar muhtemeldir: Mehcur, terkedip uzak durmak, onunla amel etmemektir
Zira bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: "Kim Kur'ân'ı öğrenir ve kendisine ilgi duymaksızın ve içindekileri tefekkür etmeksizin onu bir mushaf olarak başucuna asarsa, kıyâmet günü o Kur'ân onun yakasına yapışır ve: 'Ey Âlemlerin Rabbi, bu kulun beni mehcûr (terkedilmiş-unutulmuş) kıldı
Benimle onun arasında bugün hükmü sen ver' der
" (Kurtubî, el-Cami' li Ahkâmi'l-Kur'ân, 13/27)
Mehcûrun diğer anlamı ise; "Kur'ân hakkında saçma sapan konuştular, evvelkilerin uydurma masalları dediler" demektir
Resûlullah'ın (s
a
s) bu şekilde şikayetinden bahsetmesi büyük bir uyarı anlamına gelir
(Râzî, Fahruddin, Mefâtîhu'l-Gayb, 24/67)
Unutmanın Büyük Vebal Olması
İslam'a göre iyi bir işi bir defa fazlaca yapmaktansa, onu hayatın bütün zamanlarına yayıp az da olsa sürekli yapmak (Buharî, Rikak, 18) daha faziletlidir
Teneffüs ettiğimiz hava, içtiğimiz su, yediğimiz yemek nasıl sürekli olan bir ihtiyaçtan kaynaklanıyorsa, manevi hayatımızın havası, suyu ve gıdası olan Kur'ân'ın hayat boyu okunması ve yaşanması da zaruri bir ihtiyaçtır
Dolayısıyla Kur'ân'ı öğrenip okuduktan sonra bir kenara koyup unutmak, içindekilerden ilgiyi kesmek veya ona sırt çevirmek, büyük bir günah olarak karşımıza çıkmaktadır
Bu konuda Hz
Peygamber'den (s
a
s) rivayet edilen hadisler oldukça ağır ifadeler taşımaktadır
Resûlullah (s
a
s) şöyle buyurmuşlardır: "Ümmetime verilen ücretler bana arzedildi
Bunlar arasında bir kimsenin mescidden kaldırıp attığı bir çöp için verilmiş olanı da vardı
Keza ümmetimin işlediği günahlar da bana arzedildi
Bunlar arasında, bir kimsenin İlahî bir lütuf olarak öğrenip de sonradan unuttuğu bir sûre veya âyet sebebiyle kazandığı günahtan daha büyüğünü görmedim
" (Ebu Davud, Salât, 16; Tirmizî, Sevabü'l-Kur’ân, 19)
Diğer bir rivayette ise şöyle buyurmuştur: "Kur'ân-ı Kerim'i okuyan kimse sonradan (terkeder veya okumayı) unutursa, kıyâmet günü cüzzamlı olarak Allah'a kavuşur
" (Ebu Davud, Vitr, 21)
Burada özellikle "cüzzam"lı ifadesinin kullanılması manidardır
Zira cüzzam hastalığında kulaklar, burun içi, önkol bölgeleri ve apış aralarında şişlikler olur
Yüz şişer, gözler göz çukurlarına kaçar
Dil, gırtlak ve boğazda yaralar oluşur
Bu yaralardan sonra aynı yerlerde sert kabuklar meydana gelir ve bu organların şekilleri değişir
Vücut ve kalçalarda erimeler görülür
Vücut derisi hissizleşir ve soluklaşır
Şiddetli çürümeler ve yaralar ortaya çıkar
El ve ayaklarda kangrenleşmeler başlar
(Saygılı, Sefa, Aile Sağlığı Ansiklopedisi, 1/172-173)
Bunu, "Cüzzam hastalığında insanın kendi derdine düşüp, organlarını kaybettiğinden konuşamaması, derdini dile getirememesi gibi, Kur'ân'ı unutan kimse de, Allah karşısında konuşamayacak, kusurlarını affettiremeyecek ve mazeret beyanında bulunamayacaktır
" şeklinde anlamak mümkündür
Kur'ân'ın Kıyamet'te Şikâyetçi ve Aleyhte Delil Olması
Kıyamet günü bir adam getirilir
Kur'ân, bu insanın karşısına bir insan kılığında çıkar
Getirilen bu adam, Kur'ân'ın farzlarını zayi etmiş, yasaklarımı çiğnemiş, yap dediklerini yapmamış, yapma dediklerini yapmış biridir
Kur'ân, bu kişiyi Allah'a şöyle şikayet eder: "Ya Rabbi, benim âyetlerimi ne kötü ezberledi, sınırlarımı çiğnedi, farzlarımı yapmadı, bana uymayı terketti, günah saydığım şeyleri işledi
" Kur'ân, ortaya deliller koyarak davasını sürdürür
Bunun üzerine Yüce Allah: "Al bu adamı, ne hali varsa görsün" buyurur
Kur’ân, onu elinden yakalar ve yüzüstü Cehennem'e atıncaya kadar peşini bırakmaz
(Heysemî, 7/160) Başka rivayetlerde de, Kur'ân'ın kıyamet gününde insanların leh ve aleyhlerinde delil olacağı belirtilmiştir
(Müslim, Taharet, 1; Tirmizî, Deavât, 85)
Emanete Hıyanet Cezası
İnsana verilen ve kendisine ait olmayan her şey emanet hükmündedir
El, ayak, akıl, evlât, mal vs
bu emanetlerden yalnızca bazılarıdır
Bu emanetleri insana veren Zât, vakti geldiğinde bunları teslim edilen kişilerden geri alacak ve tam olarak geri iade edemeyen veya bunlara gereği gibi ihtimam göstermeyen kişilerden de hesap soracaktır
Emanete sahip çıkma İslâm'da o kadar önem arzetmektedir ki, Hz
Peygamber münafıkların özelliklerini sayarken, bunlardan birinin de "emanete hıyanet" olduğunu ifade buyurmuşlardır
(Buharî, İman, 24; Müslim, İman, 107) Bu anlamda insanlara verilen emanetlere baktığımızda, bunların başında Yüce Kur'ân gelmektedir
Sahiplenilmesi, okunması, anlaşılması ve yaşanması için insana emanet olarak verilen Kur'ân'la ilgili olarak, günü geldiğinde gönderilen kimselerden hakkıyla sahip çıkılıp-çıkılmadığı noktasında hesap sorulacaktır
Sahip çıkmayanlar, hıyanetle cezalandırılacaktır
Sıkıntılı Bir Hayat ve Âhirette Kör Olarak Haşrolma
Allah'ın dininden yüz çeviren, Kur'ân'a sırt çeviren ve onunla amel etmeyi terk edenler, maddî-mânevî sıkıntılar içinde bocalayıp durdukları gibi, Mahşer Günü'nde de kör olarak haşrolacaklardır
Bu durum, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle beyan edilir:
"Ama kim Benim zikrimden yüz çevirirse, Kitabımı dinlemez ve Beni anmaktan gaflet ederse, ona dar bir geçim vardır ve Biz onu kıyâmet günü kör olarak diriltir, duruşmaya getiririz
'Ya Rabbi', der, 'ben gözleri gören biri olduğum halde neden beni kör olarak haşrettin?' Buyurur ki: 'Bu böyledir
Nasıl âyetlerimiz sana geldiğinde sen onları unuttuysan, bu gün de sen öyle unutulur, bir kenara atılırsın
' İşte inkârda ve günahta hadlerini aşanları ve Rabbilerinin âyetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız
Ahiret azabı ise, elbette daha şiddetli ve daha devamlı olacaktır
" (Tâ Hâ 20/124-127)
Âyette geçen "maîşeten dankâ", sıkıntılı hayat demektir
Müfessirler, bu hayatın dünya veya kabirde olabileceğini söylemişlerdir
Dünyada olması şöyle yorumlanmıştır: Allah Teâlâ ile bağını koparan, O'nun engin rahmetiyle ilgisini kesen kimsenin hayatı ne kadar bolluk ve eğlence içerisinde geçerse geçsin, sıkıntılarla doludur ve darlıktır
Her şeyden önce, Allah'a bağlanıp O'na güvenini yitirmenin sıkıntısını çeker
Kararsızlıkların, kuşkuların ve dengesizliklerin girdabındadır
Elindeki şeylere büyük bir hırsla sarılır
Onları kaybetmekten endişe duyar
Arzu ve heveslerin arkasında koşar, kaybettiği her şeye yanarak ve tutuşarak sıkıntıya düşer
Ve bir kalp ancak Allah'ın huzurunda güven duyar, huzur bulur
Şüphesiz ki imanın verdiği huzur, insan hayatını kat kat uzatır, genişletir, rahatlatır, derinleştirir, engin hale getirir
İmandan mahrumiyet ise, öyle bir bahtsızlıktır ki, yeryüzünde hiçbir ihtiyaç ve mahrumiyet ona denk olamaz
(Seyyid Kutub, Fî Zılâli'l-Kur’ân, 4/2355) Kur'ân'dan uzak olan, dünyaya düşkün olduğu ve devamlı olarak daha fazlasını istediği için, onun hayatı dar ve sıkıntılı, geleceği karanlıktır
Bu sıkıntılı hayatın kabirde olması ise, kabir azabı olarak yorumlanmıştır
Zira Allah Resûlü (s
a
s
), bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır: "Kabir azabı kâfirleredir
O, hayatım elinde olan Zat'a, Allah'a yemin ederim ki, şunu iyi biliniz: Kâfire kabirde 99 ejderha musallat edilir
" (Tirmizî, Kıyame, 26; Müsned, 3/38)
Kur'ân'dan uzaklaşanların kıyâmet günü kör olarak haşredilmeleri ise, dünyada yaptıkları fiillerin cinsiyle cezalandırılmaları demektir
Onlar nasıl dünyada iken Kur'ân'ı tanımazlıktan geldiler, onun âyetlerine gözlerini kapadılar, gerçekleri görmediler ise, Cenab-ı Hakk da âhirette onlara Cennet'e giden yolları göstermeyecek ve onları kurtuluş delillerinden mahrum bırakacaktır
Nitekim başka bir âyette bu durum şöyle tasvir edilir:
"Allah kimi doğru yola iletirse, işte odur doğru yolda olan; kimi de şaşırtırsa, artık Allah'tan başka ona hâmi ve yardımcı bulamazsın
Kıyâmet günü onları kör, sağır ve dilsiz olarak yüzükoyun haşrederiz
Onların varacakları yer Cehennem'dir
Onun ateşi zayıfladıkça, onlara çılgın alevi artırırız
" (İsrâ 17/97)
En Değersiz Kişi
Mekânların değeri, o mekânlarda varolan varlıkların derecesine göre kıymet kazanır
Öyle mekânlar vardır ki, o mekânlara kıymet kazandıran varlıklar oradan ayrıldıklarında, oralar hiçbir anlam ifade etmez ve normal bir yer haline gelir
Ancak o değerler yeniden oraya avdet edince, oralar yeniden kıymet kazanır, canlanır ve herkesin nazarında kudsî bir konuma yükselir
Herhalde "Şerefü'l-mekân bi'l-mekîn" (yerlerin kıymeti orada iskan edenlere göredir) darb-ı meseli de bunu ifade etmektedir
İnsanlara Cenab-ı Hakk nazarında değer kazandıran şeyler vardır
İnsan bunlara sahip olduğu ölçüde Yaratıcısının nazarında kıymet kazanır
Bu anlamda insana değer kazandıran şeylerin başında Kur'ân gelir
Kur'ân'la hemhâl olan, onu okuyan ve yaşayanlar, hiçbir gücün kazandıramayacağı makama ulaşırlar
Onu okumayan, anlamayan ve ondan uzaklaşanlar ise, karanlıklarda kalmaya aday konuma gelmişler demektir
İnsanları aydınlık iklimlere ulaştıran Kur'ân'ın nûrundan mahrum gönüller, maddeten doysalar ve rahat olsalar da, kalpleri her zaman endişeli, gelecekleri karanlık ve tatminsizdir
Kur'ân: "İyi bilin ki gönüller, ancak Allah'ı anmakla huzur bulur
" (Ra'd 13/28) ifadesiyle bu hususa dikkatleri çekmektedir
Allah Resûlü (s
a
s), Kur'ân'la ilgisi olmayan, ondan az da olsa bir bölüm bilmeyen kimseleri şu manidar sözleriyle bildirmiştir:
"Kur'ân, Allah'ın, (insanlara ikram ettiği İlâhî bir) sofrasıdır
Gücünüz yettiğince ondan almağa çalışın
Şüphesiz ben, içinde Allah'ın Kitabı'ndan bir şey bulunmayan bir evden daha küçüğünü (sıkıcısını) bilmiyorum
Allah'ın Kitabı'ndan içinde bir şey bulunmayan kalp de, içinde kimsenin oturmadığı harabe bir ev gibidir
" (Darimî, 2/429)
Başka bir hadislerinde de: "İçinde Kur'ân'dan bir şey olmayan kişi, harap bir eve benzer
" (Tirmizî, Fedailü'l-Kur’ân, 18) buyurmuşlardır
Söz söyleme yönüyle oldukça belîğ olan Resûlullah (s
a
s), şüphesiz bu benzetmeyle önemli bir hususa dikkatleri çekmiştir
Yani içinde kimsenin oturmadığı, yıllarca terkedilen ve hiçbir güvenliğin olmadığı vîrâne yapılar, nasıl her türlü tehlikeye karşı açık, hırsızların, sarhoşların ve kaçakların mekânları ise, içinde Kur'ân'ın olmadığı kalpler de böyle harâbe mekânlar gibidir
Bu gibi kimseler emniyetten mahrum, huzurdan uzak, her ân bir endişe içerisinde ve mutsuzdurlar
NETİCE
Netice itibariyle, Yüce Yaratıcı'nın rahmet vesilesi olarak gönderdiği İlâhî Kelâm, okumamız ve anlamamız gerekli olan bir konuma sahiptir
O, hem dünya hem de âhiretimiz açısından kurtuluş vesilemizdir
Dünyada bizler için önemli bir nasihat, dertlerimize şifa, hidayet kaynağı ve rahmettir
İnsanlığın dertlerine reçete olup, onları en doğru yola iletir
Kur'ân'ın okunduğu yeri melekler ziyaret eder ve orada huzur olur
Kur'ân'ın okunup anlaşılması, Allah katında insanlara üstünlük kazandırır
Kur'ân, kabirde bir nûr olur
Zorlanarak öğrenip okuyanın mükâfatı iki kat verilir
Okunan her harfi için, en az on sevap vardır
Kur'ân'dan uzaklaşılınca, o, âhirette uzaklaşanlardan şikayetçi olur
Onu unutma büyük bir vebal olup, emanete sahip çıkmama anlamına gelir
Kur'ân, insana ve topluma huzur ve güven getirir
Dantel
Mumsema
Frmacil
05-11-2007
#
2
Profil Bilgileri
altundas
--->: Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları
hım güzel ama aradığımı bulamadım
yada ben göremedim neyse ben sorumu söleyim namazın inasana kazandırdıkları şimdiden tsk
05-11-2007
#
3
Profil Bilgileri
jackef
--->: Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları
gençliğimizin çoğu benm gördüğüm kadarıyla kurandan uzzzzzaklasmıss
umarım bu uzaklasanlarda en kısa zamanbda doğru yola gelirler
ben de dahil
tesekürler
05-11-2007
#
4
Profil Bilgileri
asena93
--->: Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları
çoq güzelll ellerine sağlık Allah razı olsun artı rep
05-11-2007
#
5
Profil Bilgileri
mum
--->: Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları
Alıntı:
altundas
´isimli üyeden Alıntı
hım güzel ama aradığımı bulamadım
yada ben göremedim neyse ben sorumu söleyim
namazın inasana kazandırdıkları
şimdiden tsk
kardeş yanlış yerde arıyorsun
balıktan belli Kur'an ile ilgili bir konu olduğu
namaz bölümümüz var buyur:
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Tags
:
insana
,
kazandirdiklari
,
kuran
,
okumanin
,
onemi
Kur'an Okumanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları ile ilgili Benzer Konular
3592 Kez Görüntülendi
İslam Dininde ; Hasta Ziyaretinin İnsana Kazandırdıkları ..
Dini Sohbet
Okumanın Yaşı Yoktur
Garip ve Esrarengiz Olaylar
kur"an-ı kerim okumanın fazileti
Dini Sohbet
Namazın Kazandırdıkları
Namaz
Yaz Kur'an Kurslarının Önemi
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:19
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545