FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Kuran'ı Kerim
Mucizelerin en büyüğü
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Mucizelerin en büyüğü ile ilgili Benzer Konular
213 Kez Görüntülendi
Hataların en büyüğü!
Dini Makaleler
Bugün Küçük Mucizelerin Günü Olsun....
Güzel Yazılar / Makaleler
Kaplan Bıyığı !
Sohbet & Muhabbet
Işık Büyüdü
Çocuk Şiirleri
Son 41 yılın en büyüğü!
Yurt Dısı Haberler
Kur’an-ı kerim mahluk değildir
|
Kur’an-ı kerim niçin Arapça
Konu Araçları
16-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
talha_efendi
Mucizelerin en büyüğü
Mucizelerin en büyüğü başlıklı yazı Mumsema Mucizelerin en büyüğü Forum Alev
Mucizelerin en büyüğü
Sual:
Muhammed aleyhisselam efendimizin mucizelerinin en büyüğü nedir?
CEVAP
Kur’an-ı kerimdir
Bugüne kadar gelen bütün şairler, edebiyatçılar, Kur’an-ı kerimin nazmında ve manasında aciz ve hayran kalmışlardır
Bir âyetin benzerini söyleyememişlerdir
İ’cazı ve belagati insan sözüne benzemiyor
Yani, bir kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense, lafzındaki ve manasındaki güzellik bozuluyor
Bir kelimesinin yerine koymak için, başka kelime arayanlar bulamamışlardır
Nazmı Arap şairlerinin şiirlerine benzemiyor
Geçmişte olmuş ve gelecekte olacak nice gizli şeyleri haber vermektedir
İşitenler ve okuyanlar, tadına doyamıyorlar
Yorulsalar da, usanmıyorlar
Okuması veya dinlemesi, sıkıntıları giderdiği sayısız tecrübelerle anlaşılmıştır
İşitenlerden kalblerine dehşet ve korku çökenler, bu sebepten ölenler bile görülmüştür
Nice azılı İslam düşmanları, Kur’an-ı kerimi dinlemekle, kalbleri yumuşamış, imana gelmişlerdir
İslam düşmanlarından ve muattala, melahide ve karamita denilen müslüman ismini taşıyan zındıklardan Kur’an-ı kerimi değiştirmeye, bozmaya ve benzerini söylemeye çalışanlar olmuş ise de hiçbiri, arzularına kavuşamamıştır
Bütün ilimler ve tecrübe ile bulunamayacak güzel şeyler ve iyi ahlak ve insanlara üstünlük sağlayan meziyetler ve dünya ve ahiret saadetine kavuşturacak iyilikler ve varlıkların başlangıcı ve sonu hakkında bilgiler ve insanlara faydalı ve zararlı olan şeylerin hepsi Kur’an-ı kerimde açıkça veya kapalı olarak bildirilmiştir
Kapalı olanlarını, erbabı anlayabilmektedir
Semavi kitapların hepsinde, Tevrat’ta, Zebur’da ve İncil’de bulunan ilimlerin ve esrarın hepsi Kur’an-ı kerimde bildirilmiştir
Kur’an-ı kerimde mevcut ilimlerin hepsini ancak Allahü teâlâ bilir
Çoğunu sevgili Peygamberine bildirmiştir
Kur’an-ı kerimi okumak çok büyük bir nimettir
Allahü teâlâ, bu nimeti Habibinin ümmetine ihsan etmiştir
Melekler bu nimetten mahrumdurlar
Bunun için, Kur’an-ı kerim okunan yere toplanıp dinlerler
Bütün tefsirler, Kur’an-ı kerimdeki ilimlerden çok azını bildirmektedirler
Kıyamet günü, Peygamber efendimiz minbere çıkıp Kur’an-ı kerim okuyunca, dinleyenler bütün ilimlerini anlayacaklardır
Mucize olarak onlara Kur’an yetmez mi?
Kur’an-ı kerim misli olmayan büyük bir mucizedir
Aşağıda beyan edeceğimiz gibi, içinde en derin ilmi ve fenni bilgiler, bütün dünyada bugüne kadar yapılmış medeni kanunlara numune teşkil edecek ilmi ve hukuki esaslar, eski tarihe ait birçok bilinmeyen malumat, insanlara verilebilecek en büyük ahlak esasları, nasihatler, dünya ve ahiret hakkında en mantıki izahat esasları ve bunlara benzer, o zamana kadar hiçbir kimsenin bilmediği, bilemediği, tasavvur bile edemediği hususlar vardır
Bunlar, kimsenin söyleyemeyeceği yüksek bir ifade ile beyan edilmiştir
Peygamber efendimiz ümmi idi
Yani kimseden bir şey okumamış, öğrenmemiş, hiç bir şey yazmamıştı
Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(
[Ey Muhammed “aleyhisselam”! Bu Kur’an-ı kerim sana indirilmeden önce]
Sen daha önce bir kitaptan okumuş ve elinle de onu yazmış değildin
Eğer öyle olsaydı bâtıla uyanlar şüpheye düşerlerdi
)
[Ankebut 48]
[Müşrikler, Kur’an-ı kerimi, başkasından öğrenmiş veya önceki semavi kitaplardan almış derlerdi
Yahudiler de, Onun vasfı Tevrat’ta ümmi olarak bildirilmiştir, bu ise ümmi değil diye şüpheye düşerlerdi
]
Kur’an-ı kerim, Allahü teâlâ tarafından vahiy edilen muazzam bir eserdir
Şimdi bunu tetkik edelim:
Bir yeni peygamber zuhur edince, onun etrafında toplanan halk, ondan mucizeler bekler
Gerek Musa aleyhisselam, gerek İsa aleyhisselam peygamberliklerini ispat etmek için mucizeler göstermek zorunda kaldılar
Hakikatte bu mucizeler, ancak Allahü teâlânın emir ve müsaadesi ve yaratması ile meydana geldi
Bizim gibi insan olan Peygamberler, kendiliklerinden mucize yapamazlar
Mucize, ancak Allahü teâlâ tarafından yaratılır
Peygamberler ancak, Allahü teâlânın yarattığı mucizeleri insanlara gösterirler
Allahü teâlâ, Peygamber efendimize en büyük mucize olarak (Kur’an-ı kerimi) vahiy etmiştir
Kur’an-ı kerim, mucize olduğu muhakkak olan en büyük kitaptır
Halbuki insanlar, Muhammed aleyhisselamdan, semadan bir kitap indirilmesini veya bir dağı altuna çevirmesini istiyorlardı
Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:
(“Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?” derler
[Ey habibim]
Sen onlara de ki, mucizeler Rabbimin katındadır
[Allahü teâlânın kudreti ve iradesi ile olur
Ne zaman ve nasıl isterse öyle yaratır
Bunları yapmak benim elimde değildir
]
Doğrusu ben ancak Onun azabını size tebliğ edici, haber vericiyim
Kur’an gibi bir kitabı sana indirmiş olmamız, onlara
[mucize olarak]
yetmez mi? Elbette inanan kavim için, onda rahmet ve ibret vardır
)
[Ankebut 50,51]
O halde, Muhammed aleyhisselamın en büyük mucizesi, Kur’an-ı kerimdir
(Bu Allah kitabı değildir, onu Muhammed yazmıştır) diyebileceklere karşı da, Allahü teâlâ, yukarıda meal-i şerifini bildirdiğimiz, Ankebut suresinin kırksekizinci âyetinde cevap vermiştir
Böyle şüphelere mahal bırakmamıştır
Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselamın ümmi, yani okuma yazma öğrenmemiş olduğunu bildirmiş ve bu sebepten Kur’an-ı kerimin ancak Allahü teâlâ tarafından vahiy edilebileceğinin anlaşılmasını dilemiştir
Allahü teâlâ, Nisa suresinin 82
âyetinde mealen,
(Hâlâ Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer Allah’tan başkasından gelmiş olsaydı, onda birçok tutarsızlık bulurlardı)
buyurulmuştur
Allah kelamı olmadığını öğrendiğimiz bugünkü (Kitab-ı mukaddes)de, Tevrat ve İncillerde pek çok ihtilaflar vardır
Bu da, bunların asılları bozularak sonradan, insan eliyle yazılmış olduklarını ispat etmektedir
Şimdi, Kur’an-ı kerimin büyük bir mucize olduğunu beraber görelim
Bir kitabın mucize olması için, onun çok belagatli bir lisanla yazılmış olması, kimsenin o zamana kadar bilmediği, duymadığı hakikatleri, hikmetleri ortaya koyması ve eserin hiçbir kimsenin yapamayacağı bir tarzda tertip edilmiş bulunması lazımdır
Kur’an-ı kerimin lisanının belagati hakkında çok misal verilmiştir
Bu husus, esasen bütün dünya tarafından kabul edilmiştir
Kur’an-ı kerimin belagatini inkâr eden tek insan yoktur
Kur’an-ı kerimde, o zamana kadar hiç bilinmeyen hususlar zikredilmiş midir? Bunu tetkik edelim:
Bugün dünyamızın nasıl meydana geldiği hakkında büyük ansiklopedilerde ve fen adamlarının kitaplarında şu malumat vardır:
(Milyarlarca sene evvel, bütün kâinat [Evren] bir tek parçadan ibaret idi
Bu tek parçanın ortasında birdenbire büyük bir infilak oldu ve bu tek parça birçok parçalara ayrıldı
Parçaların her biri başka bir cihete doğru gidiyordu
Nihayet, bu parçaların bazıları birbirleriyle birleşerek muhtelif seyyareler [gezegenler] ve ayrı ayrı galeksiler [saman yolları], güneşler ve peykler [aylar] meydana getirdiler
Artık Fezada [uzayda] bu ilk patlamaya karşı bir mukavemet kalmadığından, bu seyyareler ve uydular ve bunların içinde bulundukları galeksiler fezada kendi mahreklerinde [yörüngelerinde] devr etmeye [dönmeye] ve yüzmeye devam ettiler
Dünya, içinde güneşin de bulunduğu bir galeksidir
Kâinatta sayılamayacak kadar çok galeksiler vardır
Kâinat, gittikçe genişleyen bir manzume [sistem]dir
Galeksiler yavaş yavaş dünyadan uzaklaşmaktadır
Çünkü, Kâinat, genişlemektedir
Bir kere, süratleri ziyanın süratine varırsa, artık öteki galeksileri görmemize imkan kalmayacaktır
Şimdiden, daha kuvvetli teleskoplar yapmaya mecburuz
Zira, bir müddet sonra, onları göremiyeceğimizden korkmaktayız) diyorlar
Kendileri ile görüştüğümüz fen adamlarına, (Bu neticeye ne zaman vasıl oldunuz?) dediğimiz zaman, (Şöyle böyle 50-60 seneden beri, bütün dünya fen adamları bu kanaatlerde birleşmiştir) demektedirler
50-60 sene, dünya hayatında çok kısa bir fasıladır
Şimdi hemen bu hususta âyet-i kerimelerde ne buyurulduğuna bakalım:
(İnkâr edenler, gökler ve Erd küresi birbirlerine yapışık iken onları ayırdığımızı bilmezler mi?)
[Enbiya 30]
(İnkâr edenlere bir delil de, gecedir
Biz, ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler
Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner
)
[Yasin 37,38]
Demek oluyor ki, Allahü teâlâ, fen adamlarının ancak 50-60 sene evvel meydana çıkarabildikleri dünyanın yaratılışını bundan tam 1400 sene evvel insanlara bildirmiştir
Şimdi yine fen adamlarına dönelim:
Biyologlar: (Bugün hayatın nasıl meydana geldiğini şöyle açıklıyoruz: Dünyanın ilk havasında amonyak, oksijen ve karbonik asit vardı
Yıldırımların tesirleri ile bunlardan amino-asitler meydana geldi
Milyarlarca sene evvel, ilk defa su içinde protoplazma husule geldi
Bunlardan ilk amibler meydana çıktı
Hayat suda başladı
Sudan karaya çıkan canlılar, havadan amino-asitleri alarak proteinli bünyeler meydana getirdiler
Görüldüğü gibi, bütün canlılar sudan gelmektedir ve ilk canlılar suda teşekkül etmiştir) diyorlar
Şimdi, âyet-i kerimelerde ne buyurulduğuna bakalım:
(İnkâr edenler, bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi?)
[Enbiya 30]
(İnsanı sudan
[meniden]
yaratarak erkek ve kadın akrabalar yapan Allah’tır
)
[Furkan 54]
(Yerin yetiştirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allahü teâlâ her türlü ayb ve noksandan münezzehdir
)
[Yasin 36]
Burada, nebatatı ve hayvanatı tetkik edenlere ve bunların yanında
(Bilmedikleri şeyler)
buyurarak, insanların ancak zamanla ve yavaş yavaş bulabildikleri, atom enerjisi gibi, yeni kaynakları inceleyen ilim adamlarına imalar, işaretler vardır
Nitekim âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Gökleri ve yerleri yaratması, renklerinizin ve lisanlarınızın ayrı olması, Onun varlığının âyetlerinden
[işaretlerinden]
dir
Doğrusu burada âlimler
[anlayış sahipleri]
için ibret vardır
)
[Rum 22]
Demek oluyor ki, (lisan ve renk farklarında) henüz bizim bugün daha bilemediğimiz bazı incelikler vardır
Bunlar zamanla meydana çıkacaktır
Şimdi, dünyanın sonu hakkındaki malumatımızı tetkik edelim
Fen adamları, (Dünyanın muhakkak sonu gelecektir
Nitekim, kâinatta bazen bir seyyare parçalanıp ortadan kaybolmaktadır
Bizim tetkiklerimize göre, dünyamız, önceden kat’i olarak hesap edemediğimiz bir zaman sonra, muvazenesini kaybederek param parça olacaktır) demektedirler
Halbuki bunu Kur’an-ı kerim bize 1400 sene evvel bildirmiştir
Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:
(Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı zaman
)
[Zilzal 1,2]
(Size,
[varlığına ve birliğine delalet eden]
âyetlerini, mucizelerini gösteren, size gökten rızk indiren Odur
Bu âyetlerden, işaretlerden Allah’a inananlardan başkası ibret almaz
)
[Mümin 13]
Buradaki
(gökten rızk indiren)
tâbiri, çok kereler Musa aleyhisselam ve kavmi, çölde yolunu kaybettiği zaman, gökten inen (Kudret helvası) denilen ve bugün de susuz yerlerde peyda olan Manna adlı şekerli maddeyi işaret olabilir denilmiştir
Halbuki bu açıklama yanlıştır
Tefsir kitaplarında, âyet-i kerimedeki
(Size gökten rızk indiren)
mealindeki kısım,
(Size gökten rızkınızın sebebi yağmur ve gayrilerini
[kar, rutubet]
indiren Allahü teâlâdır)
şeklinde tefsir buyurulmuştur
Çünkü Allahü teâlâ, bizim rızkımızı hakikaten semadan indirmektedir
Bunu biraz izah edelim
Bugün, en büyük fen adamları, dünyada albüminlerin, proteinlerin nasıl meydana geldiğini şöyle izah etmektedir: (Yağmurlu günlerde yıldırım ve şimşeklerin tesirleri ile havadaki oksijen ve azot birleşerek renksiz azot monoksit gazını meydana getirmekte, bu gaz tekrar oksijenle birleşerek, turuncu renkli azot dioksid, diğer taraftan yine yıldırım ve şimşeklerin tesiri ile havadaki rutubet ve azottan, amonyak meydana gelmektedir
Azot dioksid ise, rutubetin tesiriyle nitrik aside dönüşmekte, bu sefer nitrik asit ile amonyak, yine havada bulunan karbonik asitle birleşerek amonyum nitrat ve amonyum karbonat hasıl olmakta, meydana gelen bu tuzlar, yağmurla yer yüzüne inmektedir
Yer yüzünde bu tuzlar toprakta bulunan kalsiyum tuzları ile birleşerek kalsiyum nitratı meydana getirmekte, bu tuz da nebatat [bitkiler] tarafından mass edilerek [emilerek] onların yetişmesine sebep olmaktadır
Bu nebatatı yiyen insanlarda ve hayvanlarda, o maddeler muhtelif proteinlere, [ki bunların arasında albüminler de vardır] tehavvül etmekte ve bu hayvanların etlerini, sütlerini, yumurtalarını yiyen insanları beslemektedir
)
O halde, insanların rızkı, Kur’an-ı kerimde bildirilmiş olduğu gibi, semadan gelmektedir
Şimdi bir de Musa aleyhisselam zamanında tanrılık iddiasında bulunan Firavun’un, (ibret için) ne olduğuna bakalım:
“(Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olman için, bugün senin bedenini (cansız olarak) kurtaracağız
İşte insanlardan bir çoğu, hakikaten âyetlerimizden gafildirler
”
[Yunus 92]
Firavun, eski Mısır hükümdarlarına verilen isimdir
Mısır’a hakim olan 26 firavun sülalesi vardı
Her sülalede çeşitli firavunlar asırlarca hükümdarlık etti
Musa aleyhisselam zamanındaki firavun, tanrılık iddiasında bulundu
Kendisine secde etmeyenlere ve Musa aleyhisselama inananlara işkence ve zulümler yaptı
Bu firavun dört yüz sene yaşamış, bir defa baş ağrısı görmemişti
Eğer bir defa başı ağrısaydı, bu saygısızlık hatırına gelmezdi
Musa aleyhisselam, Mısır’a gelip Firavunu dine davet etti
Firavun kabul etmedi
Yanındaki veziri Hâmân’a sordu
O da; “Musa, büyük sihirbazdır
Bizi aldatıp, memleketimizi elimizden almak istiyor
” dedi
Böylece Firavunun imana gelmesine mani oldu ve iman eden hanımı Âsiye’nin de şehid olmasına sebep oldu
Musa aleyhisselamın mucizelerine Firavun inanmadı, kâfirlerin suları kan oldu, kurbağa yağdı, cilt hastalıkları oldu
Üç günlük karanlık devam etti
Firavun bu mucizeleri görünce korktu
Musa aleyhisselam ile inananların Mısır’dan gitmesine izin verdi
Sonra Firavun bu iznine pişman oldu
Askerlerle arkasına düştü
Kızıldeniz’in Süveyş kısmında askerleri ile birlikte boğuldu
Firavunun, Musa aleyhisselama ve ona inanan kimselere karşı yaptığı işler hakkında Bekara, Kasas, Tâhâ, Şuarâ, Tahrim, Gâfir (Mü’min), A’râf, Yunus, Zuhruf, Duhan, İsrâ, Sâffât, Ankebut surelerinde bilgi verilmektedir
Yunus suresi 92
âyet-i kerimesinde mealen;
“(Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olman için, bugün senin bedenini (cansız olarak) kurtaracağız
İşte insanlardan bir çoğu, hakikaten âyetlerimizden gafildirler”
buyurulmaktadır
Üç bin seneden fazla bir zaman önce ölen bu Firavunun cesedi, mumyalanmış olarak değil, ibret-i âlem için mumyasız olarak korunmuştur, tam bir ibret vesikası olarak vücudu hiç bozulmamış, etleri çürümemiş ve tüyleri dahi dökülmemiş şekilde ve secde eder vaziyette bulunmuştur
Firavunun bozulmamış bu cesedi şimdi Londra’daki British Museum’da teşhir edilmektedir
Son olarak, Kur’an-ı kerimin Muhammed aleyhisselamın en büyük mucizesi olduğuna dair, herkesin bildiği bir olayı, bir hakikati burada tekrar hatırlatalım:
Müslümanlığı tercih edenlerin arasında denizaltı araştırmaları ile bütün dünyanın yakından tanıdığı, dünyanın en meşhur denizaltı kâşiflerinden Fransız ilim adamı Kaptan
Kusto
yer alıyor
Televizyonda yayınlanan
Yaşayan Deniz
programı ile okyanusların sırlarını bir bir gözler önüne getiren Kaptan Kusto, İslam dinini tercih etmesine asıl sebep olan vak’anın, Atlas Okyanusu ile Akdeniz sularının birbirine karışmadığını tespit ettikten sonra, bunun 1400 sene önce dünyaya indirilen Kur’an-ı kerimde beyan buyurulduğunu görmesi olduğunu bildirdi
Kaptan
Kusto
, İslam dinini tercih etmesine sebep olan hadiseyi şöyle anlattı:
(1962 senesinde Alman ilim adamları, Aden körfezi ile Kızıldeniz’in birleştiği Mendeb boğazında, Kızıldeniz’in suyu ile Hind Okyanusunun suyunun birbirine karışmadığını bildirmişlerdi
Biz de, Atlas Okyanusu ile Akdeniz’in sularının birbirine karışıp, karışmadığını tetkik etmeye başladık
Evvela, Akdeniz’in kendine has sıcaklığı, tuzluluğu ve kesâfeti ile ihtiva ettiği canlıları tespit ettik
Aynı tetkikatı Atlas Okyanusunda tekrarladık
İki su kütlesi binlerce seneden beri Cebelitarık boğazında birleşiyordu
Bu vaziyette, iki su kütlesinin karışması ile tuzluluk, kesâfet gibi unsurların birbirlerine müsavi, hiç olmazsa yakın olması icap ediyordu
Halbuki, her iki denizin en yakın kısımlarında bile deniz suyu kendi hassasını koruyordu
Yani, iki denizin birleşme noktasında bir su perdesi iki deniz suyunun birbirine karışmasına mani oluyordu
Bu hâli anlattığım [İslamiyet'i seçerek müslüman olan] Profesör Maurice Bucaille, bunda şaşılacak bir şey olmadığını, İslam’ın kudsi kitabı Kur’an-ı kerimin bunu açık bir şekilde yazdığını söyledi
Hakikaten bu hâl Kur’an-ı kerimde açıklanıyordu
Bunu öğrenince Kur’an-ı kerimin (Allahü teâlânın kelamı) olduğuna inandım
Hak din olan İslamiyet’i seçtim
)
Birbirine karışmayan iki denizin bulunduğu hususunda birkaç âyet-i kerime vardır:
(Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerinin ki tuzlu ve acı iki denizin arasına bir engel, aşılamaz bir serhat koyan Odur
)
[Furkan 53]
(İki deniz, birbirine bitişik iken,
[Rabbinizin koyduğu engel ile]
birbirine karışmaz
)
[Rahman 19, 20]
(
iki deniz arasına perde koyan
)
[Neml 61]
(İki denizden biri tatlıdır, harareti keser, içimi kolaydır
Diğeri de tuzludur, boğazı yakar
)
[Fatır 12]
Yukarıdaki bilgileri, (Kur’an-ı kerimde bildirilen şeyler, fen bilgilerine uymuyor, Muhammed “aleyhisselam” arkadaşlarıyla kendi yazdı) diyenlere cevap olarak yazıyoruz
İslam âlimleri, tefsir ilminin mütehassısları, âyet-i kerimeleri, zamanlarındaki fen bilgilerine göre tefsir etmişlerdir
Biz burada, Kur’an-ı kerimin her asırdaki fen bilgilerine uygun olduğu gibi, en yeni keşiflere de muvafık olduğunu göstermek istiyoruz
Her âyet-i kerimenin birçok, hatta sonsuz manası vardır
Çünkü, Allahü teâlânın bütün sıfatları gibi, kelam sıfatı da sonsuzdur
Bu manaların hepsini, ancak Kur’an-ı kerimin sahibi, yani Allahü teâlâ bilir
Bunların çoğunu sevgili Peygamberine bildirmiştir
Bu mübarek Peygamberi de, münasip gördüklerini Eshabına haber vermiştir
Yukarıda verdiğimiz malumat, o manalar deryasından birkaç damla olabilir kanaatindeyiz
Şimdi biz, bütün bu fen adamlarına, (Acaba bu hakikatleri bundan tam 1400 sene evvel, okuma yazma öğrenmemiş olan bir zat düşünebilir miydi?) diye soracak olsak, onlar: (Böyle şey olur mu? Bugün, bu hakikatlere varmak için, insanlar sayısız kitaplar okumuşlar, sayısız tecrübeler yapmışlar ve ancak asırlardan sonra, bu hakikatlere varmışlardır
Bu tecrübeleri yapabilmek için, uzun seneler okumak, muazzam laboratuvarlar kurmak, birçok hassas aletleri hazırlamak ve kullanmak icap eder) diyeceklerdir
O halde, okuma yazma öğrenmemiş olan ve tamamen cahil bir muhitte yetişen bir zatın, böyle muazzam ilmi hakikatleri kendiliğinden bulup ortaya koyması düşünülebilir mi? Elbette ki düşünülemez
O halde, Kur’an-ı kerimin Muhammed aleyhisselam tarafından yazıldığı iddiasını yapmak hiçbir bakımdan doğru değildir
Bugün, birçok gayretlerden sonra, elde edilen hakikatleri bize 1400 sene evvel bildiren bir kitab, ancak
Allahü teâlânın Kitabı
olabilir
Böyle muazzam bir kudret, insanlarda olamaz
Ancak
Allahü teâlâda
vardır
Yukarıdaki hususları dikkat ile okuyan herkes, buna inanacaktır
Buna inanmamak taassup, inatçılık ve cahillik olur
Muhammed aleyhisselam Kur’an-ı kerim surelerini neşr ederken, ancak Allahü teâlânın kendisine vahiy ettiği sözleri nakil ediyor, bunları O da, diğer insanlarla birlikte öğreniyordu
Resulullah efendimiz hakkında, bütün dünyanın ancak hürmet duyduğunu ve mutaassıp birkaç papazdan başka hiç kimsenin aleyhinde hiçbir söz söylemediğini bir kere daha tekrar edelim
Aşağıda Almanya’da Stuttgart şehrinde 1888 [h
1305] senesinde, neşr edilmiş olan
Kürschner
ansiklopedisinin (Muhammed ve İslam dini) hakkındaki yazısını beraber okuyalım
Bu yazıyı bir ansiklopediden almamız, bu gibi kitapların, tamamen her hususu yanlış yazamayacaklarına göre, bazı hususları doğru yazmak mecburiyetinde kalmaları sebebi iledir
Bizi burada asıl alakadar eden kısım, Peygamber efendimizin ahlakı ve meziyetleri hakkında kullanılan sözlerdir
Daha bundan yüz sene evvel, İslam dini hakkında hıristiyan ilim adamlarının neler düşündüğünü de bildirdiği için, bu parçayı tamamen tercüme ederek sizlere sunuyoruz:
(Muhammed “aleyhisselam”ın künyesi, Ebülkasım bin Abdullahdır
İslam dininin müessisidir
20 Nisan 571 tarihinde Mekke’de doğmuştur
Küçük yaşından beri ticaret ile meşgul olmuş, çok seyahatler yapmış, halk ile temas etmiş, her şeyi öğrenmeye heveslenmiştir
Daha genç yaşında, zengin bir tüccardan dul kalmış olan ve işlerini takip için kendisini yanına almış bulunan, Hatice ile evlenmiştir
610 senesinde, kendisinin Peygamber olduğuna ve Allah tarafından kendisine vahy geldiğine inanmış ve
tek Allah mefhumunu
, birçok putlara tapan Araplara tebliğ için, büyük bir gayret ile faaliyete geçmiştir
Muhammed “aleyhisselam”, Allah tarafından bu vazifenin kendisine verildiğine bütün kalbi ile inanıyordu
Mekke halkının büyük kısmı kendisinin aleyhinde olduğu, fikirlerini şiddet ile red ettiği, hatta kendisini öldürmek istedikleri halde, mücadelesini, faaliyetini durdurmadı
Nihayet, kendisine karşı çıkanların fazla tazyiki üzerine, 622 senesinde Mekke’den ayrılarak Yesrib [Medine] şehrine gitti
Müslümanlar bu harekete (Hicret) adını verirler ve takvimlerini bu tarihe göre başlatırlar
Muhammed “aleyhisselam”, Medine’de birçok taraftar buldu
Bir putperestlik dini olan eski Arap dinini tamamen ıslah, onlara Allah’ın bir olduğunu ispat etmek istiyordu
Muhammed “aleyhisselam”ın bildirdiğine göre, hak din olan İbrahim “aleyhisselam”ın dininde bildirdiği esaslar ile, Musa ve İsa’nın “aleyhimesselam” bildirdikleri dinlerin esasları birdi
Fakat sonradan bu dinlerin içerisine bozuk itikadlar, inanışlar karıştırılarak tahrif edilmiş, yahudilik ve hıristiyanlık şeklini almıştı
Muhammed “aleyhisselam”, bütün bu dinlerin birbirinin temadisi, devamı olduğunu ve en temizlenmiş şeklinin ise, ancak İslamiyet olduğunu herkese anlatıyordu
(İslam) demek, (kendini tamamen teslim etmek) demektir
İslam dininin kitabı, Kur’an-ı kerimdir
Diğer dinlerin kitaplarında yalnız manevi hususlardan bahis olunurken, Kur’an-ı kerimde aynı zamanda, içtimai, iktisadi ve hukuki hükümler de mevcuttur
İnsanlara dünyada neler yapmaları lazım geldiği hakkında, hatta medeni kanun şeklinde olan hükümler çoktur
Aynı zamanda, nasıl ibadet edileceği, nasıl oruç tutulacağı, vücudun nasıl yıkanacağı hakkında emirler bulunduğu gibi, diğer insanlara ve başka dinden olanlara karşı nasıl hüsn-i muamele edileceği hakkında da malumat vardır
Kur’an-ı kerim, müslüman olmayan zalim hükümetlere karşı mücadeleyi emreder
Bütün esası tek Allah’a ibadet etmektir
Dini resimleri, heykelleri men eder
Şarabı ve domuz etini yasaklar
Musa ve İsa’yı da “aleyhimesselam”, Peygamber olarak kabul eder
Fakat, bunların derecelerinin son Peygamber olan Muhammed “aleyhisselam”dan daha aşağı olduğunu bildirmiştir
İslam dinini kabul edenler ve Onun emirlerine uygun olarak yaşayanların ahirette, içinde dünya zevkleri, nehirler, meyveler, ipekli sedirler bulunan Cennete gideceklerini ve orada kendilerine genç ve güzel huriler verileceğini müjdeler
Muhammed “aleyhisselam”, gayet güzel huylu, güler yüzlü, kibar tavırlı ve çok dürüst bir zat idi
Daima hiddet ve şiddetten kaçmış, hiçbir zaman zulüm yapmamıştır
Müslümanların daima iyi huylu, güler yüzlü olmasını istemiş, Cennete iyi huy ve sabır ile gidileceğini bildirmiştir
Doğru sözlülüğü, merhameti, fakirlere yardımı, misafirperverliği, şefkati, daima Müslümanlığın esas temelleri olduğunu beyan etmişti
Daima kanaat ile yaşamış, debdebe ve gösterişten kaçınmıştır
Müslümanlar arasında hiçbir sınıf farkı tanımamış, en fakir bir müslümanın bile hatırını saymıştır
Büyük bir zaruret olmayınca, zora başvurmamış, bütün meseleleri tatlılık ile, anlaşma ile, nasihat ve izah ile hal etmeye uğraşmış ve çok kereler bunda muvaffak olmuştur
630 tarihinde tekrar Mekke’ye dönerek, bu şehri kolayca feth etmiş ve çok kısa zaman içinde, yari vahşi Arapları, dünyanın en medeni insanları hâline getirmiştir
İslam dini, her birinin hakkını tanımak şartı ile, bir erkeğin dörde kadar kadınla evlenmesine izin vermektedir
Muhammed “aleyhisselam”, 8 Haziran 632 tarihinde vefat etmiştir
)
(Kürschner Ansiklopedisi)
Ansiklopedinin bu yazısını okuduğumuz zaman, şu kanaate varıyoruz:
Bunu hazırlayan tarihçi, İslam dininin Allahü teâlânın dini olduğuna tam inanmasa bile, bu dinin mükemmel bir din olduğunu ve tek Allah’a inanmayı emrettiğini, vahşi Arapları medeni yaptığını kabul etmekte, hele Peygamber efendimizden, pek büyük bir meth ve sena ile bahsetmektedir
İşte, ne mükemmel bir insan olduğunu bütün dünyanın tasdik etmek mecburiyetinde kaldıkları Muhammed aleyhisselama, son derece dürüstlüğü ve sadakati sebebi ile, en büyük düşmanları, azgın kâfirler dahi
(Muhammed-ül-emin)
[Kendine güvenilir Muhammed] derlerdi
Bu kudsi vazifeyi, her türlü müşkilata rağmen, devam ettirdi
Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:
(Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik
)
[Enbiya 107]
(De ki, ey insanlar, ben, Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm
)
[Araf 158]
(Rabbinin sana verdiği nimetlerle mecnun değilsin
Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır
Elbette sen en büyük ahlak üzeresin
)
[Kalem 2-4]
(Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmez
)
[Sebe 28]
(Alemlere
[Cin ve insanlara ilahi azap ile]
korkutucu
[uyarıcı]
olarak Furkanı
[Kur’anı]
kuluna
[Muhammed aleyhisselama]
indiren
[Allah’ın şânı]
ne yücedir
)
[Furkan 1]
(De ki, insanlar ve cinler birbirlerine yardımcı olarak, bu Kur’anın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, yemin olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar
)
[İsra 88]
(Muhammed “aleyhisselam”, kendi arzusu ile konuşmaz
[Çünkü O, tevhidi ilan ve şirki yok etmek ve dini yaymak ile emr olunmuştur
]
Onun
[din işlerinde]
konuşması ancak vahiydir
)
[Necm 3,4]
(De ki, ben de ancak sizin gibi bir insanım
(Şu var ki) bana İlahınızın sadece tek bir ilah olduğu vahiy olunmuştur
[Zatında benzeri, sıfatlarında şeriki, ortağı yoktur
]
Rabbine kavuşmak isteyen bir kimse, amel-i salih, faydalı iş işlesin ve Rabbine kulluk etmekte hiç şerik
[ortak]
koşmasın
)
[Kehf 110]
Bütün bu zikrettiğimiz hususlar, beyan ettiğimiz hakikatler, tertibindeki ilahi nizam, Kur’an-ı kerimin dünyanın en büyük mucizesi olduğunu, inansın inanmasın herkese gösteriyor
Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:
(Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, peygamberini, hidayet ve hak din İslam ile gönderen Odur
Şahid olarak Allah yeter
)
[Feth 28]
(Müşrikler istemeseler de, İslam dinini diğer bütün dinlerden üstün kılmak için resulü Muhammed aleyhisselamı,
[sebeb-i hidayet olan]
Kur’an ve İslam dini ile birlikte gönderen Allahü teâlâdır
)
[Saf 9]
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
buyugu
,
mucizelerin
Mucizelerin en büyüğü ile ilgili Benzer Konular
213 Kez Görüntülendi
Hataların en büyüğü!
Dini Makaleler
Bugün Küçük Mucizelerin Günü Olsun....
Güzel Yazılar / Makaleler
Kaplan Bıyığı !
Sohbet & Muhabbet
Işık Büyüdü
Çocuk Şiirleri
Son 41 yılın en büyüğü!
Yurt Dısı Haberler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
09:52
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545