FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Kuran'ı Kerim
Kur’Ân AÇisindan İlİm
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kur’Ân AÇisindan İlİm ile ilgili Benzer Konular
278 Kez Görüntülendi
Burun Kariştirmak Sağlik Açisindan Faydaliymiş Meğer
Kulak Burun Boğaz
Erdoğan’dan IMF’ye ’O iki maddeyi kabul etmeyiz’ resti
Yurdumuzdan Haberler
Türkiye’nin en önemli kadın vokalleri ’’Güldünya Şarkıları’’ albümü için bir araya geldi
Güncel Müzik Haberleri
’’ISSIZ ADAM’’ın muhteşem film müzikleri albümü şimdi müzikseverlerle
Güncel Müzik Haberleri
Ebedİ KurtuluŞun ÜÇ Altin Kurali:İlİm, Amel, İhlÂs
Dini Sohbet
Kur’Ân’dakİ Kissalarin Dİn ÖĞretİmİndekİ Yerİ
|
kuran-ı kerim oku
Konu Araçları
02-09-2007
#
1
Profil Bilgileri
P.Alemdar
Kur’Ân AÇisindan İlİm
Kur’Ân AÇisindan İlİm başlıklı yazı Mumsema Kur’Ân AÇisindan İlİm Forum Alev
Kur’ân-ı Kerim’e göre insanı mümtaz kılan özelliklerin başında ilim kabiliyeti gelir
Beşeriyete verilen bu kabiliyet, insanların atası olan Hz
Adem (a
s
)’a, varlıkların isimlerini öğretme ile başlamıştır
Allah, yeryüzünde Kendisine vekil olacak bir mahluk yaratacağını bildirdiğinde melekler bundan hoşlanmadıklarını ifade ettiler
Allah, yaratacağı mahlukun bu işe layık olduğunu belirterek, ‘Ben, sizin bilemediğiniz çok şeyi bilirim
’ buyurdu
“Ve Adem’e bütün isimleri öğretti
Müteakiben önce onları meleklere göstererek, ‘İddianızda tutarlı iseniz haydi bana şunları isimleriyle bir bildirin bakalım
’ dedi
‘Sübhansın ya Rab! Sen’in bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan Sen’sin
’ dediler
Allah, ‘Adem! Varlıkların isimlerini onlara sen bildir!’ dedi
O da isimleriyle onlara bildirince Allah buyurdu: ‘Ben size demedim mi ki göklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim
Hem Ben sizin gizli-açık yapmakta olduğunuz her şeyi bilirim
’ O vakit meleklere, ‘Adem’in önünde eğilin!’ dedik
İblis dışında hepsi secde ettiler
” (Bakara, 2/30-34) Bunun anlamı şudur: Allah, insanlığa kapsamlı bir ilim kabiliyeti vererek Kendisinin isim ve sıfatlarının tecellisi olan hadsiz kâinat üzerinde tasarruf imkanı vermiş ve evreni onlara amade kılmıştır
Hz
Adem’e öğretilen, dünyanın sonuna kadar onun neslinden gelecek olan bütün insanlığa verilen ilim kabiliyetidir
1 Beşeriyetin gerçekleştireceği bütün maddi ve manevi gelişmeler, bunun neticesidir
Kur’ân-ı Hakîm bazen münferit, cüz’i hadiseler zikrederek onun arkasındaki küllî düstura, ana prensibe dikkatleri çeker
Nitekim melaikenin Hz
Adem (a
s
) karşısındaki tutumları ve ona isimlerin öğretilmesi münferit bir olaydır
Ama onun ötesinde Allah Teala’nın insan nev’ine verdiği çok kapsamlı kabiliyetler sayesinde onun önüne, hadde, hesaba gelmez muazzam bir ilim âlemi açtığına, o ilimleri öğrenme ve adeta sınırsız denilebilecek kâinatı yönetme, orada istediği gibi tasarrufta bulunma özelliğine işaret eder
Böylece bu cüz’î hadisenin arkasındaki ana prensibe dikkat çeker
İnsan bu dünyaya ilim ve dua ile tekâmül etmek için gönderilmiştir
Mahiyet ve kabiliyet itibariyle her şey ilme bağlıdır
2 Bütün hakiki ilimlerin esası ve ruhu, Allah’ı tanımaktır
İlim ve marifetin kaynağı, Allah’ın güzel isimleridir
Her bir ilmin, her bir fennin hakikati, Allah’ın bir ismine istinad eder
Mesela: İlimler, O’nun el-Alîm isminden, hikmetler O’nun el-Hakîm isminden kaynaklanır
Tıp ilmi, O’nun Şâfî ismine dayanır
Hayat taşıyan bütün canlı varlıklar O’nun Hayy ve Muhyi isminin tecellisidirler
Bu şuur, kâinatı Allah namına okuma gayreti ve eğitimi verir
Onun için Kur’ân, ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku!’ hitabıyla başlamıştır
3 Demek istenilen, nasıl olursa olsun bir okuma olmayıp, “Rabbisinin adıyla” bir okumadır
Kur’ân nazarında Rabbimizi bize tanıtan iki kitap vardır: Birisi, “Bakılan, incelenen tekvinî kitap”, diğeri, “Okunan, tenzilî kitap”tır
Kur’ân, her iki kitabın da birimlerine “ayet” adını verir
Kâinatı ve insanlığı yaratan Yaratıcı, evreni mükemmel bir ilim ve sanat harikası olarak yaratmış, isim ve sıfatlarını onunla tanıtmış, oraya nihayetsiz imkânlar yerleştirmiştir
Bunu yaratmaktan maksatlarını ve bundan istifade yollarını göstermek için de “kullanma kılavuzu” olarak “tenzilî kitabını” göndermiştir
Böylece Kur’ân’a göre, bilimsel gerçekle dini gerçek şeklinde iki ayrı gerçek değil, tek gerçek, tek kaynak vardır
Bu anlayış, yani bilimsel bütünlük anlayışı, İslâm dininin temel akidesi olan “tevhid”in, Allah’ın birliğinin neticesidir
Rabbimiz bununla yetinmemiş, bu iki kitabın manalarını, onları nasıl okumak gerektiğini öğrettiği, model olarak yarattığı bir öğretmeni, rehberlik ve uygulamayı gösterme gayesiyle görevlendirmiştir
Çünkü öğretmensiz bir okul düşünülemez
Öğretmensiz kitap, manasız bir eşya olur
Yazıyı, okumayı, doğru düşünme yollarını gösteren bir rehber şarttır
Bundan ötürü Hz
Peygamber (aleyhisselam) ‘Ben, ancak öğretmen olarak gönderildim
’ demiştir
4 Aslında bütün peygamberler de böyledir
Nitekim Hz
Muhammed (s
a
s
), nübüvvet binasının son tuğlası olduğunu belirtmiştir
Allah O’na ve O’na tâbi olarak bütün mü’minlere şöyle dua etmelerini emretmiştir: “Ya Rabbi! Benim ilmimi artır!” (Taha, 20/114) Hz
Peygamber bir duasında ‘Ya Rabbi! Bana varlıkların hakikatini olduğu gibi göster!’ diyerek sırf gerçek peşinde olmayı ideal olarak göstermiştir
Keza ‘İki günü eşit olan (yani her gün ilmini artırmayan) aldanmıştır
’ buyurmuştur
Bedir savaşı esirlerinden yazı bilenlere, on Müslümana yazı öğretmeyi kurtuluş fidyesi yapmış, yazı öğreten esirleri serbest bırakmıştır
Gerçekten, Kur’ân’ın ilme tahsis ettiği pek geniş bir alan vardır
Usandırmamak için bunlardan sadece birkaç tanesini zikretmekle yetinmek istiyorum:
وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولاً
“
Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalp gibi azaların hepsi sorguya çekilecektir
” (İsra, 17/36) Şu halde insan daima hakikat peşinde, gerçek bilgi peşinde olacaktır
Tam bilgi edinmediği takdirde sorumlu olacaktır
قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ “
De ki: İddianızda tutarlı iseniz delilinizi ortaya koyun!” (Bakara, 2/111) Öyle ise bilgi veya belgeye dayanmayan tez geçerli olamaz, mücerret iddiadan ibaret kalır
إِنَّمَا يَخْشَى الله مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ “
Kulları içinde ancak âlimler, Allah’ı lazım geldiği tarzda tazim ederler
” (Fatır, 35/28)
Bu ve benzeri ayetlerden çıkarılan prensiplerle Kur’ân, İslâm medeniyetinin başlıca kurucusu olmuştur
Nahiv, Sarf, Lügat, Belagat, Tefsir, Hadis, Kelam, Kıraat, Fıkıh, Feraiz, Tasavvuf, Ahlak, Hat, Tezhip gibi sayısız ilimler Kur’ân’dan kaynaklanmıştır
Kur’ân’ın, ilimlerin esası olması, elbette ayrıntıları öğretme şeklinde olmamıştır
O, temel prensipleri vermiştir
Kur’ân’ın verdiği teşvik ve hareketle Müslümanlar diğer medeniyetlerdeki ilimleri de alıp özümsemişler, sadece taklit şeklinde almayıp kendilerine mal etmişler ve kısa zamanda o ilimlerde de öncülüğü ele almışlardır
9
yüzyılda mesela tıp veya astronomi biliminin meseleleriyle meşgul olan bir bilgine ne yaptığı sorulduğunda o, tereddüt etmeden ‘Kur’ân’ı tefsir etmeye çalışıyorum
’ diyebiliyordu
Başka medeniyetlerden ilim almaya İslâm’da engel yoktur, bilakis teşvik vardır
Nitekim Hz
Peygamber (a
s
) “Hikmet, mü’minin yitiğidir
Nerede bulursa onu almaya en layık olan odur
”5 demiştir
Böylece Müslümanlar miladi 8
asırdan takriben 16
asra kadar tabiat bilimlerinde de öncü olmuş, Avrupa rönesansının başlıca faktörlerinden olmuşlardır
Gazzali’nin (v
1111) el-Munkız mine’d-dalâl (Yanlışlıktan Kurtaran) adlı kitabı Kur’ân’ın verdiği bilimsel metodu güzel bir şekilde özetler
R
Descartes’in (ö
1650) Discours de la methode (Metot Üzerine Konuşma) eserinde Gazzali’nin etkilerini öne süren birçok araştırmacılar vardır
Metodik şüphe, kesin bilgilerden hareket ederek yola çıkma, analiz, deney, sonunda kontrol etme gibi metod unsurları bakımından, bu iki eser arasında ilginç paralellikler bulunmaktadır
Alman oryantalisti C
Brockelmann’ın Geschichte der Arabischen Litteratur (Arapça Yazılmış Kültür Mirası) adlı beş ciltlik eseri ile Frankfurt Üniversitesinde çalışan Türk bilim adamı Fuat Sezgin’in Geschichte des Arabischen Schrifttums adlı on iki ciltlik eseri, günümüze ulaşan İslâm bilim mirasını yeterince gösteren kitaplar sözlüğünü teşkil ederler
Bu eserler, İslâm tarihinin ilk asrından itibaren o devirlerde mevcut bütün ilimlere dair yazılıp da bugün elimiz altında olan on binlerce kitap hakkında çok kısa bilgi verirler
“İlm” maddesi, Kur’ân-ı Hakîm’de en çok kullanılan birkaç kökten biri olup çekimleri ve müştaklarıyla beraber yaklaşık dokuz yüz defa varid olmuştur
Kur’ân kelimelerinin toplamının 78
000 kadar olduğunu düşünürsek, yaklaşık her 90 kelimeden birinin ilmi hatırlattığını, bunun da çok dikkate değer bir sıklık teşkil ettiğini görürüz
İlim, bir şeyi tam, mükemmel bir şekilde bilmektir
6 Bu kökten gelen Âlim ismi, Kur’ân’da 153 yerde Allah’ı tavsif etmiştir
El-Alîm: “Olmuşu, olmakta olanı ve gelecekte olacak şeyleri bilen, Kendisine kâinattan hiçbir şey gizli kalmayan ve ilmi küçük-büyük, zâhir-bâtın, gizli-açık her şeyi kuşatan” tarzında tarif edilmektedir
7 Ma’rife, şu’ur, fıtna, akl, va’y, der’, idrak vb
gibi Arapçada bilmeyi ifade eden kelimeler, ilmin özel şekillerine delalet ederler
Cenab-ı Allah’ın, bilmesini ilm kavramı ile ifade edip, öteki kavramları Kur’ân’da insanlar için irad ettiği halde, Kendisine bir defa dahi izafe etmemesi, elbette dikkate alınması gereken bir husustur
Az önce saydıklarımızdan fıtna maddesi Kur’ân’da yer almaz
İdrak ise yalnız bir yerde gelmiş ise de8 müşakele babından kullanılmıştır, mutlak olarak Allah Teala’ya izafe edilmemiştir
Dolayısıyla Kur’ân’ın, az önce zikrettiğimiz dünya çapındaki büyük ilmî inkılabı gerçekleştirmesinin tamamen makul olduğunu, bunda şaşılacak bir tarafın bulunmadığını anlayabiliriz
Âlimler, erken bir dönemden beri, Kur’ân’ın öğretmesiyle varlığı: 1- Vacip (zorunlu) 2- Müstahil (imkansız) 3- Mümkin olarak üç kategoriye ayırmışlardır
Vacip olan Uluhiyet dışındaki pek geniş varlık alanının mümkinattan olduğunu görerek, Uluhiyet dışında her şeyin imkan dünyasında yer aldığını kabul etmişlerdir
Mesela insanın havada uçmasının, denizin tutuşup yanmasının, seslerin ve görüntülerin çok uzak yerlere ulaşmasının mümkinattan olduğunu, imkânsız olmayan her şeyin ise gerçekleştirilebileceğini söylemişlerdir
Onlara bu geniş ufukları açan, elbette Kur’ân olmuştur
Keza Kur’ân’dan aldıkları ders ile âlimler bilgi kaynaklarını şunlara hasr etmişlerdir: 1- Akıl 2- Haber-i sadık (vahiy) 3- Duyular ve deney
Bunların ne derece sağlam esaslar olduğu meydandadır (Keşif ve ilhamın, sadık rüyanın dini hayatta yeri olmasına rağmen ilim sebepleri arasında yer verilmemesi, İslâm âlimlerinin ölçülerinin ne derece objektif, sağlam ve evrensel olduğunu ortaya koymaktadır)
Kur’ân’ın ana konularının şu dört konu olduğunu söyleyebiliriz: 1- Gökleri ve yeri yaratan Allah’ı mükemmel sıfatlarıyla tanıtma, ibadetin yalnız O’na yapılması gerektiğini bildirme
2- Allah’ın mesajlarını insanlara ulaştıran peygamberlere inanma
3- Dünya hayatındaki inanç ve davranışların karşılıklarının verileceği ebedi ahiret hayatına inanma
4- İnanç, fikir, davranışlarda, Allah ve diğer insanlarla ilişkilerde dürüstlük, adalet, en dengeli tutum içinde olma
Son, yani dördüncü konu kapsamına giren başlıca beş temel maksat vardır:
1- Hayat
Allah’ın yarattığı her insanın yaşama hakkı vardır
Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibi ağır bir günahtır
Hayatı korumak için gerekli tedbirler alınmalıdır
2- Her insanın inanç hakkı vardır
Allah dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak için insanlığa din yolunu göstermiş, ibadetler koymuştur
Gerçek din bellidir
Bununla beraber insanların, dünya hayatında bunu kabul etmeyip başka dinleri seçme ve uygulama hakları da vardır
3- Fikir hürriyeti
Akıl, Allah’ın insana verdiği en büyük nimetlerdendir
Sorumluluk ve yükümlülüğün esas kriteridir
Aklı korumak ve geliştirmek gerekir
Bu sebeple baskı, sarhoşluk verici madde kullanımı, uyuşturucu vs
günahtır
Eğitim, öğretim, fikir ve ifade, basın ve yayın özgürlükleri bu kapsamdadır
4- İnsan neslinin devamı için aile esastır
Maddi ve manevi huzur ortamı sağlayan aile kurumunu koruma, geliştirme gereklidir
Bu kurumu tehdit eden zina, kürtaj, eşcinsel beraberlik günah sayıldığı gibi bu aileyi koruma için çok düzenlemeler yapılmıştır
5- Ferdi mülkiyet hakkı vardır
İnsanlara çalışma, iş kurma gibi meşru imkanlar vermek gerektiği gibi başkasının malını gasp, rüşvet, hırsızlık, faizcilik, israf da günahtır
Böylece insanlığın temel hak ve özgürlüklerinin ilahi vahye dayanarak insanlığa verildiğini görmekteyiz
Bu durum Kur’ân’da olduğu gibi, Allah tarafından daha önce gönderilen semavi kitaplarda da bildirilmiştir
Hatta ilk insan ailesinden itibaren mevcuttur
İlk insan Hz
Adem, aynı zamanda ilk peygamberdir
Temel beşeri sosyal değerlerin yani din, hayat, ilim, lisan, aile kurumlarının o zamandan beri bulunduğu aşikârdır
Bundan ötürü, insanlık tarihinin başlangıcında vahşet değil, medeniyet vardır
Seküler sosyolojinin iddiasıyla, Kur’ân sosyolojisinin arasındaki bu temel farka dikkat çekmeye, Müslümanlar olarak büyük önem veriyoruz
Belirtmeye gerek yoktur ki bu kurumların ilk çekirdeklerinin başlangıçta Allah tarafından ilham edildiğini söylemek istiyorum
Yoksa Allah’ın hayata ve beşeriyete tekâmül kanunu koyduğunu inkâr etmiyorum
Yüce Yaratıcı, insanlığı yaratmasından itibaren bir gelişme sürecine koymuştur
Dolayısıyla gelişme yavaş yavaş olmuştur
Bu bir realite olduğundan bunu tasrih etmeye gerek bile yoktur
Kur’ân, insanı bedeni ve ruhu ile bir bütün kabul eder, her ikisinin ihtiyaçları arasında bir denge gerçekleştirir
İnsan ruhunu ancak ilahi din tatmin eder
Din, kalp, ruh ve akıl işidir
Kur’ân; insanın Rabbi ile, yakın çevresi, milleti ve nihayet bütün insanlık ile barış (selam) içinde yaşamasını öğretir
Dinin adı olarak İslâm “barış” demektir
Allah’ın isimlerinden biri “Selam; esenlik, barış veren”dir
Müslümanların aralarındaki iyi dilek temennisi “selam”dır
Ebedi cennetin adı “Daru’s-selam” (barış yurdu)’dur
Fertlerin ve toplulukların birlikte yaşayabilmeleri, birbirlerine bağlanmaları, birbirleriyle yardımlaşmaları, ancak dini terbiye ile yetişmeleri sayesinde mümkündür
Hayatı devam ettirmek için gerekli sevgi, şefkat, sabır, fedakarlık, dürüstlük, hayır, yardımlaşma gibi bütün faziletler, sadece dinden kaynaklanır
Bu erdemler dünyadan çekilirse hayat, sadece egoların maddi tatmininden ibaret kalır
Dini şuur olmayınca fazilet duyguları söner
Hayat yalnız ekmek ve kemik kavgasına raci olur
Kur’ân’ın fazilet kavramına bakışını, nisbeten uzun olan şu bir tek ayete bakarak anlayabiliriz: “Fazilet, yüzlerinizi ibadet esnasında doğuya ya da batıya çevirme değildir
Lakin fazilet Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara iman eden; hoşlandığı malını Allah’ı hoşnud etmek için yakınlara, yetimlere, yoksullara, gariplere, isteyenlere, hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren, namazı hakkıyla yerine getirip zekatı veren, sözleştiği zaman sözlerinde duran, hele hele sıkıntı ve hastalık hallerinde, savaşın şiddetleri esnasında sabreden kimselerin davranışlarıdır
İşte onlardır inançlarında samimi olanlar ve işte onlardır her türlü fenalıktan korunanlar
” (Bakara, 2/177)
Kısaca arz edecek olursam Kur’ân; zina, sarhoşluk, terör, adam öldürme, işkence, yalan, iftira, zulüm, aldatma, israf, hırs, hıyanet, faizcilik, zayıfları sömürme, riya, gıybet vs
gibi toplumu kemiren her türlü kötülüğü yasaklamıştır
Dürüstlük, şefkat, fedakarlık, adalet, ahde vefa, iffet, sabır, yardımlaşma, tevazu, cömertlik vs
gibi faziletleri vurgulamıştır
Bütün bunlar akıl ve ilme dayandığından İslâm, ‘menat-ı teklif, akıldır
’ demiş, insanların dinen yükümlü olmasını akla bağlamıştır
Kur’ân bilime karşı çıkmaz, araştırmaları engellemez
Bilakis ilim öğrenmeyi, öğretmeyi, aklı ve fikri çalıştırmayı teşvik eder
Tabiatı delil getirerek, tabiatın ötesinden haberdar eder
Yüce Yaratıcıya delil olması yönünden tabii bilimlerin alanına giren konulardan bahs eder
İma yoluyla o bilimlerde ortaya çıkan bazı keşiflere değinir
Kur’ân vahyinin kaynağı akıl değildir; fakat onun hükümleri makuldür, akıl ile anlaşılabilir
Ama bununla beraber, bir bilim kitabı gibi ayrıntılı olarak bilimleri öğretmez
Onları insanların akıllarını kullanmalarına ve tecrübelerine havale eder
Hülasa Kur’ân, kendisine inananlar nezdinde, hangi yönden bakılırsa bakılsın, tutarlı bir metindir
Üstünde vahiy parıltıları fark edilir
Arkasında akli delillere dayanır, onlardan kuvvet alır
Ön tarafındaki hedefi, beşeriyetin dünya ve ahiret mutluluğu gibi en yüksek bir ideale yönelir
Sağına aklın ikrarını alır
Solunda kalp ve vicdanın tanıklığına başvurur
Müslümanın Kur’ân’da bulduğunu, bazen gayrimüslim okuyucular göremeyebilirler
H
Corbin9 eserinde bu konuda şöyle önemli bir hatırlatma yapar: “Kur’ân, şematik indeksi çıkarılmakla anlaşılmaz
Biz Avrupalıların herhangi bir kavramı Kur’ân’da bulup bulmamamız o kadar önemli değildir
Önemli olan, ona inanan ve onu uygulayan Müslüman şuurunun o meseleyi Kur’ân’da bulmasıdır
”
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
acisindan
,
ilim
,
kur8217n
Kur’Ân AÇisindan İlİm ile ilgili Benzer Konular
278 Kez Görüntülendi
Burun Kariştirmak Sağlik Açisindan Faydaliymiş Meğer
Kulak Burun Boğaz
Erdoğan’dan IMF’ye ’O iki maddeyi kabul etmeyiz’ resti
Yurdumuzdan Haberler
Türkiye’nin en önemli kadın vokalleri ’’Güldünya Şarkıları’’ albümü için bir araya geldi
Güncel Müzik Haberleri
’’ISSIZ ADAM’’ın muhteşem film müzikleri albümü şimdi müzikseverlerle
Güncel Müzik Haberleri
Ebedİ KurtuluŞun ÜÇ Altin Kurali:İlİm, Amel, İhlÂs
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
21:08
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552