FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Eğitim Bölümü
>
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk Gibi Düşünün..!
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Atatürk Gibi Düşünün..! ile ilgili Benzer Konular
181 Kez Görüntülendi
Sağlığınızı da Düşünün!
Rehberlik
Lider Dediğin ATATÜRK gibi olmalı.(okumanız şiddetle tavsiye olunur)
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürkçü Olmak İçin, Atatürk Gibi Düşünmek Tek Yoldur !
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk-Atatürk'ün Hayatı-Almanca-Atatürk Hakkında...
Mustafa Kemal Atatürk
Siz Düşünün O Bulsun :D
Konu Dışı Başlıklar
O an ve M. Kemal ATATÜRK
|
Çanakkale Belgeseli {Herkes İzlesin}
Konu Araçları
11-01-2008
#
1
Profil Bilgileri
MaviAdam
Atatürk Gibi Düşünün..!
Atatürk Gibi Düşünün..! başlıklı yazı Mumsema Atatürk Gibi Düşünün..! Forum Alev
Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal ATATÜRK dünya döneminin liderleri içerisinden 21 nci yüzyıla geçebilen tek liderdir
Üstelik diğer liderler kendi halkları tarafından yok edilmemin acısını yaşamışken, o hala halkının ve dünyanın nabzında en büyük canlılığıyla, sevgisiyle, saygısıyla hala yaşayabilen dünyadaki tek lider
Önemli olanda sanırım, yaşarken ölmek değil, öldükten sonra da bu kadar uzun süre canlı kalabilmeyi başarmak değil midir?
ATATÜRK’ü biz hep tarihe mal olmuş yönleriyle tanıdık: Asker ATATÜRK ya da devlet adamı ATATÜRK olarak
Bu verdiğim örnek dünyada tek olan örnektir
Zaten herhalde bir başkasına da rastlamamız mümkün değil
En büyük düşmanı; hani şu ordularını denize döktüğü düşmanı, Yunan başkomutanı Trikopis
Hiçbir zorlama olmadan, hiçbir baskı olmadan her Cumhuriyet bayramı Atina’daki Türk büyükelçiliğine gidiyor Trikopis, ATATÜRK’ün resminin önüne geçiyor ve saygı duruşunda bulunuyor
Böyle bir saygıyı en büyük düşmanında uyandırabilen bir Mustafa Kemal
Yıl 1938, General McArthur’un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi
Birden çok sıkılır ve yanında duran yüzyirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der:
“
Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim
” dedirten o büyük özlemi ve onu oluşturabilen Mustafa Kemal’i
Yada, yıl 1938
Bir İran’lı şair bir Tahran gazetesine ölümü üzerine bir şiir yazar
İşte o şiirin iki mısrasını sizlerle paylaşmak istiyorum
Diyorki;
“
Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir
” dizelerindeki bu kıskançlığı oluşturabilen Mustafa Kemal
Yıl 1976, UNESCO üyelerine bir öneriyle gelir
Öneri paketindeki bir cümleyi sizlere okumak istiyorum
Diyorki ”
Bu gün UNESCO’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal’dir
” Öneri nedir ? Öneri ise onun doğumunun yüzüncü yılında, 152 üyesi vardı UNESCO’nun 152 ülkenin devletleri aynı anda kutlasın önerisidir
Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle söyler:
“
Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mıyız?
” şeklindeki kinayeli sözlerine, Rus delegesi ayağa fırlar yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle söyler;
”
Genç delege arkadaşım hatırlatmak isterimki ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı her ülke her problemimizde çare olarak aramalıyız
” sözlerini döktürtebilen bir Mustafa Kemal
Sonra nemi olur? UNESCO tarihinde ilk ve tekdir hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok 152 ülke şu metne imza atar; hani İsveç delegesi demişti ya “ne yani” diye
O İsveç delegesi bu imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve aynen şunları söyler;
”
Ben ATATÜRK’ü inceledim bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı ben atıyorum
” diyecektir
İşte o muhteşem belge diyorki;
“ ATATÜRK KİMDİR; ATATÜRK ULULARARASI ANLAYIŞ, İŞBİRLİĞİ, BARIŞ YOLUNDA ÇABA GÖSTERMİŞ ÜSTÜN KİŞİ, OLAĞANÜSTÜ DEVRİMLER GERÇEKLEŞTİRMİŞ BİR İNKİLAPÇI, SÖMÜRGECİLİK VE YAYILMACILIĞA KARŞI SAVAŞAN İLK ÖNDER, İNSAN HAKLARINA SAYGILI, DÜNYA BARIŞININ ÖNCÜSÜ, BÜTÜN YAŞAMI BOYUNCA İNSANLAR ARASINDA RENK, DİL, DİN, IRK AYIRIMI GÖSTERMEYEN, EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURUCUSU”
Var mı böyle bir metin! Bir filozof derki “
bir ülke için kıstas aradığınız zaman o ülkenin en büyük liderini gözden geçirin
” şu anda kıstas arayan ülkelere sanıyorum bundan daha iyi bir metin gösteremeyiz
İşte bu metin 152 ülke tarafından imzalanmıştır
Eşi olmayan devlet adamı metni
Peki daha sonra ne olmuştur; 151 ülkede hemen hemen bir yıl boyunca her yerde bu metni görebiliriz, soruyorsunuz bana o bir ülke kim? İşte o ülkenin adını vermeye benim dilim maalesef varmıyor
Hadi gelin Haiti’ye gidelim
Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı ölür
Bir vasiyet bırakmıştır
Haiti’ye baktım haritada bir kutup kadar uzak ülke
Haiti Cumhurbaşkanı 1996 da öldüğünde vasiyeti açılır
Vasiyetinde mezar taşına yazılması için bir metin bırakmıştır
Haiti Cumhurbaşkanının bugün mezar taşında yazan hitabeyi sizlere okumak istiyorum
Diyorki “
Bütün ömrüm boyunca Türkiye’nin lideri Mustafa Kemal ATATÜRK’ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm
”
Peki yıllar bir şey değiştirir mi? Hayır
2000 yılında bizim medyanın kaçırdığı bir bilgi var, ABD Başkanı milenyum mesajını veriyor
Mesajın bir yerinde aynen şunları söyler; “
Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal ATATÜRK’tür
Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir
” 2000 de ABD Başkanına işte bu gerçeği de ifade ettirebilen bir Mustafa Kemal var
Asker Mustafa Kemal’in, Devlet adamı Mustafa Kemal’in çok dışında bir Mustafa Kemal
2003 de bir şey değişti mi?, 2004? Hayır
2004 de bir konferans veriyorum birden bir hanımefendi ayağa fırladı
Dediki “
Ben Norveçliyim ve şu anda Norveç’te çok sık kullandığımız bir deyim var, bu deyimin anlamını anladım
” dedi
Hanımefendi “
nedir o deyim
” dedim
“
Norveççe’de “ATATÜRK gibi düşünmek” deyimi var
Çok sık kullanırız bu deyimi” ”nerelerde kullanırsınız” dediğimde “Hani bir problem veririz çöz diye o da tembellik eder çözmez
Deriz ki ona bu problemin mutlaka çözümü var
Birde ATATÜRK gibi düşün
”
O gün otelime geldim televizyonu açtım o kadar çok kişiye bir de ATATÜRK gibi düşün dediğimi hatırlıyorumki galiba Norveççe’den çok bizim dilimizin bu deyime fazlasıyla ihtiyacı var diye düşünmeden de edemedim
Bir İngiliz gazeteci ATATÜRK’le bir röportaj yapar
Röportajını Amerikan Büyük Kütüphanesinden bulup getirttim ve bir yerinde Mustafa Kemal’e şöyle sorar gazeteci; ”
Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?
” Mustafa Kemal’in cevabı aynen şöyle :
“
Şartlarımızı koyarız
Kabullerine bağlı
Biz müracaat etmeyiz üye olmak için
Eğer davet gelirse düşünürüz
”
Evet, Birleşmiş Milletler sadece Türkiye’yi davet edebilmek için yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke olur Mustafa Kemal’in ülkesi, Türkiyesi Birleşmiş Milletlere
Sanıyorum ondan feyz alacağımız çok şey var aslında Mustafa Kemal’den
Ama bu arada 2005’de daha yeni iki üç gün önce yabancı gazeteyi okuyorum
Sürmanşet büyük puntolarla şu başlığı atmış “
Bu gün Ortadoğu’ya düzinelerle ATATÜRK lazım
”
dedim yazara ATATÜRK ‘ü hiç tanımıyor herhalde
Düzineye hiç gerek yok tek bir tanesi de yeterdi aslında
Örnek vermeye devam edersem inanın konferans böyle biter
Filipinlerden Çin’e kadar o kadar çok örnek varki
Ama gördük 1925’de 1938’de 1996’da 2000’de 2005’de her ülkeden, her cinsten, her statüden insanın özlemle, sevgiyle, saygıyla aradığı ama bizim olan bir Mustafa Kemal’den bahsediyoruz
Bu gün Türkiye’nin en büyük sorunu nedir? dersem cevap olarak kulağıma gelenler şunlar; ekonomi diyorsunuz işsizlik diyorsunuz
Ama bence Türkiye’nin çok önemli bir problemi var o problemi çözersek Türkiye ekonomiyi de çözer Türkiye işsizliği de çözer
Evet Türkiye’de lider yetiştirme sorunu var
Lider deyince de nedense hep siyasi lider anlıyoruz ben ondan bahsetmiyorum, benim lider dediğim çok kapsamlı bir kavram
Yoksa içersindeki tek bir terimdir siyasi lider veya sosyal lider
Ama lider dediğim zaman ben asrın lideri dünya liderinden bahsediyorum
İşte böyle liderlere ihtiyacımız var
Ben şimdi soracağım size şu anda karşımda pek çok genç arkadaşım oturuyor
Bunlardan bir tanesinin bir kaç dönem sonrasının Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı yada Başbakanı, Maliye Bakanı yada evinin anne babası olmadığını bana iddia edebilir misiniz? Belki sizsiniz, ama bilinizki işte bugün sizlerle paylaşacağım konu asrın lideri, dünya lideri yada lider olmanın küçük sırlarını ATATÜRK’le sizinle paylaşacağım
İlk sırrımız;ATATÜRK tamam arkadaşım ben topraklarınızı kurtardım askeri bir dehayım deyip yerine çekilmemiş hemen asker elbisesini çıkartıp sivil elbisesini giymiş ve inanırmısınız sınırlarını hangi sınırın lideri ise o sınırların içerisinde ne var ise ama ne var ise taşından toprağına hepsinin ama hepsinin sorumluluğunu omuzlarında hissetmiştir de onun için Mustafa Kemal bugün dünya lideridir
Nasıl mı ?
ATATÜRK’ü ağlarken tarih çok ender tespit etmiştir
25 yıllık araştırmacıyım, 7 tespitim oldu
İlki Çanakkale’de topçu atışımız başladığı sırada döktüğü gözyaşıdır, bir diğeri ise hepimizin bildiği bir hikaye ama ben yine de anlatacağım
O günün Ankarası kurak, çorak bir köy
Çankaya’dan meclise gelirken yol üzerinde sadece ama sadece bir tek iğde ağacı varmış
ATATÜRK o iğde ağacının önünden geçişlerinde arabasını durdururmuş, inermiş ve o iğde ağacına selam verirmiş
“
Aman demişler paşam ne yapıyorsunuz böyle?
”, “
Eee o demiş yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum havanın bir neferi
En az diğer neferler kadar bunun da selama hakkı var
”
Yani “niye şaşırıyorsunuz?” der gibiymiş
Ve bir gün yanında bulunan arkadaşına “
İşte bu benim
”
derken bide bakıyor ağaç yok ortada hemen iniyor “
Ne yaptınız bu ağaca
” diyor
“Paşam” diyorlar “
yolu genişletmek için mecburduk kestik o ağacı
”
“
Yahu diyor bitek bana soraydınız bu ağacı kurtaracak bir yolu mutlaka bulurdum
” diyor
Daha fazla dayanamıyor, arabasına biniyor, şoförünün ve arkadaşının gözü önünde hüngür hüngür ağlamaya başlıyor
Bir tek iğde ağacı için mi dersiniz? Hayır
Çok zor şartlarda kurtardığı bu topraklarda yetişen bir canlıdır ve lideri olduğu için de bu toprakların da o iğde ağacının da sorumluluğu Mustafa Kemal’in omuzlarındadırda onun için
Galiba şimdi anlatacağım inanılmaz projeyi de o gün düşünmeye başladı
Hani “
Bir daha böyle bir şeyle karşılaşabilirsem nasıl müdahale edebilirim
” diye
Çok değil doğa katliamı, en kolay yaptığımız katliam
Yıl 1930 ATATÜRK Yalova köşküne doğru çıkmakta
Bir de bakar bir bahçıvan koca bir çınar ağacını kesmek üzeredir
“
Yahu
” der “
sen hayatında hiç böyle bir ağaç yetişdirdinmiki? Kesmeye muktedir görüyorsun kendini ve niye
?” der
Bahçıvan derki; “
Paşam
çınar ağacının kökleri köşkün temelini kaldırdı, yaprakları da köşkün pencerelerine müdahale ediyor
Ya köşkü kaybedeceğiz ya ağacı keseceğiz
Onun için de kusura bakmayın ama biz ağacı kesiyoruz
”
Bir an düşünür; “
Hayır gerekirse köşkü ağaçtan uzaklaştırırız
” der
Derlerki bu gün Mustafa Kemal bir hoş
Ne demek köşkü tutupta ağaçtan uzaklaştırmak? Ama inanırmısınız mühendis değil, mimar değil, ziraatçı değil ama ne yapar biliyormusunuz? İstanbul’daki kö
pr
ü altındaki tramvay raylarını Yalova’ya taşıtır
Köşkü hiç yıkmadan olduğu gibi tutarak kendisi de kazma kürek temelini kazar ve köşkün altına tramvay raylarını döşeyerek köşkü ağaçtan 4 metre 80 santim kenara çekerek hala Cumhuriyetimiz gibi ayakta durmakta olan çınar ağacının kurtuluşunu temin eder
Yıl 1930
Dünya çevre lafını ne zaman etmeye başladı? 1980 den sonra
1980 den önce, 1930 yılında dünyaya somut bir çevre dersi vermektedir Mustafa Kemal aslında
Ama, biraz acı parantezlerim olacak bu konferansımda
İlk acı parantezimi ATATÜRK kimdir belgesiyle açmıştım, ikinci acı parantezim burada olacak
Hadi gelin 5 Mart 1996 ya gidelim yani günümüze yakın bir gün
“ATATÜRK ve Türk kadını” konulu tiyatrolu konferansımı 25 gençle sunuyorum
25 gençle birlikte prova yaptık, yorulduk, oturduk, televizyonu açtık
ikinci haber olarak 6 dakika müddetle ve 5 kere görüntü zumlanmak üzere önemli bir haber verildi televizyonda
Haberi aynen aktarıyorum, diyordi ki “
Amerika da eski bir ünlü bir müzikhal hiç yıkılmadan dünyada ilk kez uygulanan bir yöntemle raylar üzerinde iki metre kenara çekilerek yerine yeni bir binanın yapıldığı
” haberiydi
Dünyada ilk kez lafı da beş kere edildi
gençlerden biri kalktı bana ne dedi biliyor musunuz? “
Ya öğretmenim biz tarihe pek bir daldık
Bakın el alem neler yapıyor? Teknik, medeniyet biraz da onlara baksak
” diyince arşivimde 1930’da ATATÜRK’ün bu işi yaparken çekilmiş resimleri, raylar üzerindeki çekilen resimleri gösterdim kendilerine ve dedim ki ”
şu anda ne söyleyeceksiniz bana?
”
Bir genç kalktı ne dedi biliyor musunuz? “
Ya öğretmenim suç bizde mi? Biz bu konuyu ilk defa sizden duyuyoruz, sizden görüyoruz
bu resimleri
”
Ama o haberi bugün milyonlarca Türk genci izledi ve oturdular 25 genç, bu haberi veren televizyona bir faks çektiler
Faksta aynen şu yazıyordu “İkinci haber olarak 6 dakika müddetle ama beş kez şu resimleri göstermek suretiyle bu arada da mutlak suretle mesajı iletin dediler “
Bu gün 1996, Amerika çekiyor raylar üzerinde iki metre, yerine yeni bir bina yapıyor, 1930 ATATÜRK çekiyor 4 metre 80 santim, bir ağaç kurtarmak için
” bu mesajı da çok iyi verin dediler
Yıl 1996 idi
Yıl 2005 hiçbir televizyonda izlediniz mi? İzlemediniz
Ya hocam siz bize bir tek çınar ağacı ve iğde ağacı anlattınız bunlar ATATÜRK’ün hayatında tek tek örnekler olabilir
Hadi gelin Söğütözü’ne gidelim, hani şu Ankara yakınlarındaki, o zaman için 80 tane söğüt ağacının olduğu yere
Söğütözüne ATATÜRK hep dinlenmek için gelirmiş
Bir geldiğinde galiba düşündüğünü sesli olarak aktarmış; “
Ah ! burda bi kulübem olsaydı keşke
”
“
Ya paşam
istediğin bir kulübe olsun hemen yaparız şuraya
“ demişler
“
Buradaki ağaçlara ne olacak peki
”
“
Paşam
burdakiler söğüt ağacı; gönülsüz ağaçtır
Sökeriz başka bir yere dikeriz, mutlaka tutar
” demişler
Bir an durur, “
Bir tek şartla kabul ederim
” der
“
Burda yetecek kadar söğüt ağacını kendi ellerimle sökeceğim, kendi ellerimle dikeceğim, önce tuttuklarını göreceğim, sonra kulübe yapımına izin vereceğim
”
Yani bugün betonu yeşile tercih eden zihniyete bence en güzel örnek teşkil eder bu
Ne yapar biliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK makamını Çankaya’dan Söğütözü’ne taşıtır hasırlar üzerine
Kabullerini orda yapar, imzalarını orda atar, çadırda kalır ama söğüt ağacını söker, kendi elleriyle diker, tuttuklarını görür, ondan sonra bugün çok küçücük ama verdiği mesaj olağanüstü büyük olan bu Söğütözü’ndeki küçük ATATÜRK kulübesinin yapılmasına izin verir
25 yıllık araştırmacıyım
Benim elimde 130 belge var bizzat çevre hareketine bedenen katıldığına dair
Sade bende 130 belge, kim bilir kaç belge var
Keşke diyorum, keşke bu belgeler, bazı günler bizi okullar da bu kulübeye götürüpte burada anlatılsaydı
sanıyorum bugün betonu yeşile tercih eden hiçbir belediye başkanı yetişmezdi
İşte bu anlamda sahneye şimdi Tahsin ÇOŞKAN’u davet edelim
Tahsin COŞKAN o zamanın genç bir ziraat mühendisi
“
Gel Tahsin seni bir yere götüreceğim fikrini almak istiyorum
” diyor
Giderler, gösterdiği yere bakar Tahsin Bey
Bataklık, sivrisinek salgını, hayvan leşlerinin olduğu berbat bir arazidir
“
Ya paşam hayrola”
der
Atatürk, “
Buraya bütün masrafı cebimden olmak üzere bir orman çiftliği yapmak istiyorum
” der
“
Ya paşam buranın ıslahı ya sizin paranızı tüketir ya da zamanınızı, neden bu kadar mümbit topraklar varken gelip de burayı tercih ettiniz?
” der
ATATÜRK’ün cevabı ATATÜRK’çedir
Derki ”
Ben en zor olanı yapayımda siz arkamdan kolayları nasıl olsa yaparsınız
” Ne bilsin ki en kolayları bile çabuk yıkabildiğimizi ama, bu aradaTahsin ÇOŞKAN “
Paşam burda hiçbir şey yetişmez, pek uğraşmayın
” der
Ama dinleyen kim
Derki “
Tahsin buraya ziraatçileri getir ve incele bana resmi bir yazı getir burasıyla ilgili
”
Biraz sonra Tahsin COŞKAN çok mutlu, kendi dediği çıktı, üzerinde “
Burada hiçbirşey yetişmez
“yazılı, altında da ziraatçilerin imzasının olduğu bir belgeyi Mustafa Kemal’in önüne koyar
ATATÜRK biraz mütebbessim okur bu yazıyı
Kaleme alır, bu kağıdın yanına aynen şunları yazar
“BURASI VATAN TOPRAĞIDIR, KADERİNE TERK EDEMEYİZ”
Etmez de
Aynı Sakarya savunması gibi akasya savunmasını ele alır, çam ve köknarı oraya 30 Ağustos olarak tamamlar ve hiç unutmayacağımız bir gün, lütfen hiç unutmayın, tarihte atladık bu günü, 25 Mayıs 1933
Ne yapar biliyor musunuz? Hani 5 Haziranlarda kutladığımız bir gün var, çevre günü değil mi? Çevre günü ne zaman kutlanmaya başladı? 1980 den sonra
Peki 25 Mayıs 1933, ATATÜRK ne yaptı? İlk Çevre günü kutlamasını yaptı
Hem de bugün okullara soruyorum diyosunuz ki ne yaptınız diye “ya ağaç diktik diyorsunuz ya çöp topladık” öyle falan değil
Bütün Ankara halkını bedava trenlerle buraya getirtiyor, ağaçlar boy vermişler, altında dinlenmektedirler, havuz yapılmıştır, çocuklar yüzmektedirler
Hatta bütün masrafı cebinden ödemiştir ama karı da almamıştır, buraya bir fabrika yaptırmıştır, süt ürünleri üretilmektedir, herkes yamektedir
Herkes çok mutlu ama en mutlusu Mustafa Kemal ATATÜRK
Nebizade diye bir arkadaşı var, Nebizade’nin kafa çok karışık
“
Yahu paşam senden başka bir tek kişi burada bir ağaç yetişeceğine inanmadı
Peki sen nasıl anladın burda orman olacağını?
” der
“
Gel Nebizade gel, şimdi anlatayım sana
Hani Tahsin ÇOŞKAN’ın burda birşey yetişmez dediği günün akşamı tebdili kıyafetle Çankaya’dan kaçtım, burdaki köylülere geldim
Köylüler beni tanımadılar
Köylülere, ağalar dedim burda ağaç yetişip yetişmeyeceğini bana en kolay yoldan nasıl ispat edersiniz dedim
“Al dediler”, bana bir testi su verdiler, bir de kazma kürek
“Kaz orayı iki gün sonra gel biz sana ne olacağını söyleriz” dediler
Ah o iki gün Çankaya’da nasıl geçti bir Allah bilir bir de ben
İki gün sonra gittim testiyi çıkardım, testinin içinde su bitmişti, köylülere uzattım
Dediler ki bana “ağa testide su kalmamış, toprak su emiyor, bakma bunun üstünün kurak olduğuna, biraz uğraş burda ne ekersen biçersin”
Ve hani Tahsin COŞKAN’ın o raporu bana getirdiği gün ben çoktan projeye başlamış epey de ilerlemiştim
” diyecektir
Dünya lideri olmak öyle kolay değil biliyor musunuz
Hani ATATÜRK’e kimdi en çok karşı çıkan, evet Tahsin COŞKAN’dı
Onu da ATATÜRK buraya müdür tayin eder
Evet lider olmak hakikaten kolay iş değil
Bu arada biz bu 130 belgeye hiç çalışmamışız
Çalışmadığımızın en acı örneğini Türkiye yaşadı zaten
Neydi o örnek “17 Ağustos depremi”
Evet deprem bir kaderdir ama kader olmanın ötesinde dolgu alan çöktü, dolgu binalar çöktü
Oysa 1930’dan beri bize “lütfen tabiatla oynamayın, tek bir ağaçla bile oynamayın” diye bize örnek olan bir liderimiz varken yaşadık bu acıyı
Bizler iyi değerlendirmemişiz onun çevre hareketini ama bakın dünya ne güzel değerlendirmiş hareketini
Ben size bu bilgileri vermek için 1919 başladım ve bugüne kadar çıkan bütün gazete ve dergileri tarıyorum
Taramam sırasında 28 Temmuz 1933 günün Cumhuriyet gazetesinde bir haber okudum
İnanılmaz bir haberdi
Hani bir çiçek alıyoruz, kırmızı renkte, hediye götürüyoruz ve adına da “ATATÜRK Çiçeği” diyoruz
O ATATÜRK çiçeğinin adını biz koyduk zannediyorduk ama bakın gazeteyi aynen okuyorum
Gazete haberi şu “Chicago özel, geçenlerde Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor
Kirk Landın
laboratuarlarında muhtelif ameliyeler neticesinde kırmızı renkte yeni bir çiçek elde edilmiştir Profesör bu yeni çiçeğe isim ararken yanında duran ama Tarsus Kolejinde ATATÜRK’le tanışmış, ondaki tabiat bilgi ve ilgisine hayran olan bir diğer profesör bu çiçeğe ATATÜRK isminin verilmesini önermiştir
Ve bu öneri dünya nebatat dairesine iletilmiş ve ATATÜRK’ün yaptığı çalışmaların anlatıldığı toplantıda oy birliğiyle kabul edilmiştir”
Yani dünyadaki her ülkede bu çiçek Gazi ATATÜRK adıyla üretiliyor ve satılıyor
Peki başka bir lider varmı diye araştırdım bir çiçeğe adını veren, başka hiçbir lider yok
Çünkü tabiatıyla bu kadar bütünleşebilen bir lideri dünya tarihi yazmamıştır
Diyorki Mustafa Kemal ”çevre hareketi dışında eğer lider olacaksanız eğer lider olmaya kalkıştıysanız ki içinizde öğrenci arkadaşlar var mutlaka sınıf başkanları vardır eğer sınıf başkanı olacaksan bu bi liderliktir sınırın nedir? sınıftır sınıfın içerisindeki tek bir tebeşir tanesi tek bir sıra tek arkadaşının problemiyle ilgilenemeyeceksen o liderliği kabul etmeyeceksin demektedir Mustafa Kemal
Peki ikinci sırrımız ne? İkinci Sırrımız;dünya tarihi sadece bir sıfatı Mustafa Kemal’e vermiştir
Başka dünyada hiçbir liderin alamadığı bir sıfattır bu hangi sıfat mı? Ne dersiniz? Evet Başöğretmen diyen var aranızda, hoşgörülü evet biliyorum hepsi gönlünüzden geçen sıfatları ATATÜRK’ün ama soruyorum sizlere bir insan doğumundan ölümüne kadar ya bir askerdir, ya bir devlet adamıdır ya çevrecidir ya tiyatrocudur ya sanatçıdır ya arkeologdur bir şeydir
Ama bunların hepsi birden olabilen dünyadaki tek lider Mustafa Kemal ATATÜRK olduğu için dünyada “
kültür antropoloğu
” sıfatı verilebilen tek lider Mustafa Kemal’dir
“
Kültür Antropoloğu
” nedir ne değildir uzun uzun başınızı ağrıtmayacağım
Hadi gelin 5 Mayıs 1935, Ahlatlıbel’e gidelim
Ahlatlıbel Ankara yakınlarındaki kazıların başladığı yer biliyorsunuz
Bütün arkeoloji kazılarının yapılma emrini veren Mustafa Kemal, müzelerin açılma emrini veren de Mustafa Kemal
Ama bugünkülerde olduğu gibi açın, kazın, imza; öyle değil
Nasıl yetişmiş inanın, 25 yıllık araştırmacıyım hiç anlamadım
Bakıyorsunuz Efes kazıları başlıyor iki kere gidiyor, Konya‘da Asar kazıları başlıyor başında, birde bakıyorsunuz Ahlatlıbel kazıları başlamış başında, toprak alıyor, ölçüyor, biçiyor
“
Ya ne yapıyor Mustafa Kemal
” diyorlar
Çankaya’ya gidiyor, Çankaya’da üç gün üç gece hiç uyumadan; uyumamak için alnına ıslak bezler koydurmuş, birilerini çağırıyor, telefonlar ediyor bir heyecan bir telaş
Üç gün sonra “
gelin diyor Ahlatlıbel’e gidiyoruz
”
Hemen geliyor diyorki “
arkeologlar toplanın
”
Biliyorsunuz başlarında en büyük arkeoloğumuz Zübeyir KOŞAR var
Bu Zübeyir KOŞAR’ın bir e bir anısıdır
Toplanıyor ve diyorki Mustafa Kemal heyecanla; “
kazdığınız yer yanlış, şurayı kazmanız gerekir
”
Yabancı arkeologlar “el insaf paşam, anladık iyi askersin iyi devlet adamısın ama yani bu işte bizim işimiz niye karışıyorsun” der gibi aralarında birkaç şey oluyor ama emir büyük yerden
Başlıyorlar Mustafa Kemal’in gösterdiği yeri kazmaya
Sonuç mu? Bütün bulgular ordan çıkacaktır
İnat uğruna, kendi ceplerinden öder ve kendi dedikleri yeri kazarlar hiçbir bulguya rastlamıycaklardır
,
Bunun üç gün sonrası, ATATÜRK Galip ARCAN’ın yazdığı “Sırat Kö
pr
üsü” adlı piyese davetlidir
Davetiyede böyle yazar piyesin başında mutludur biraz sonra sinirlenmeye başlar bir müddet sonra bitince “
bana Galip ARCAN’ı çağarın!
” der
Galip ARCAN gelince “
bu piyesi siz mi yazdınız?
“der
“
Evet paşam ben yazdım
”
”
Hayır, bu bir
Bolunun Flor Doranj adlı boldvilin’in
aynen çevirisi neden bunu belirtmediniz hakkınızda soruşturma açtırıyorum
” diyecektir
Buna benzer pek çok anıyı da okuyunca ne dedim biliyormusunuz
Samimi konuşacağım inanın sizlerle
Dedim ki “
a be Atam
boldvilin’
e
varıncaya kadar ne zaman okursun? ne zaman kafanda tutarsın
”
Ve o sırada ne yaptım biliyor musunuz? Yirmi yıllık araştırmacıydım, ATATÜRK’le iddiaya girmek gibi, dedim “
senin başında durmadığın ilerletmeye çalışmadığın bir alan bulmak benim boynumun borcu olsun
”
O sırada da “Sanat ve ATATÜRK” adlı araştırmamı yapıyorum baktım resimde Türk tarihinde ilk resim sergisini o açıyor, heykelde dinin etkisini kaldırıyor ama karşıma yedinci sanat dalı geldi
Ne? Sinema
dedim “herhalde burda iddiayı kazandım”
Hey hat, baş yönetmen Cezmi AR, başrolde Mustafa Kemal, film çekiyorlar
Ve Cezmi Ar Mustafa Kemal’e tabi Cumhurbaşkanı ya diyemiyor şöyle dur böyle dur diye diğer oyunculara şiddetle bağırıyor
Atatürk “
Gel Cezmi gel, burda başkomutan sensin
ben bu işi bilmem
Önemli olan işin iyi çıkması
Bana da aynı şiddet ve hiddetle bağıracaksın
” der
Cezmi AR hayatının son günlerinde “
ben bir daha asla öyle bir oyuncuyla çalışmadım
” diyecektir
Yıl 1937, Münir Hayri EGELİYLE odalarına çekilirler
Çankaya’ da ne mi yaparlar? ATATÜRK bir film senaryosu yazmıştır, adını da koymuştur; “Ben bir İnkilap Çocuğuyum” dur adı
Kendi yazdığı film senaryosunu Münir Hayri EGELİ çekecektir, ATATÜRK oynayacaktır
Ama yıl 1937 dir, ömrü vefa etmemiştir
Derim ki haydi filmciler bulun bu senaryoyu filme çekin pokemondan çok daha faydalı olacağına ben kesin gözüyle bakıyorum
Bu arada ATATÜRK’ün her şeyi iyide ben iddiadan vazgeçtim, tamam dedim
Kesinlikle iddia falan yok artık, iddiayı Mustafa Kemal kazandı ama merak ediyorum nasıl yaptı diye
Asıl sır nerde? O sırada en büyük lider eleştirmeninin sözü geldi elime
Liderleri çok sıkı eleştiren bir eleştirmen diyorki ATATÜRK için “
Liderler içerisinde eleştiri acizliği yaşadığım tek lider Mustafa Kemal’dir
Çünkü bütün Rönesans, bütün reform, bütün aydınlanma çağı etkinlikleri bir adamın kafasında toplanmış, bir çağa sıran etkinlikler on yılda başarılmış, bu büyük bir mucizedir en büyük radikal Mustafa Kemal’dir
”
bunu biz demiyoruz dünyanın en büyük lider eleştirmeni diyor
Peki, tamam laf iyide diyorsunuzki laflar karın doyurmuyor, Esas sır nerde çok merak ediyorum
On yılda bir bakıyorsunuz kara tahtanın başında harf öğretiyor, bir bakıyorsunuz şapka giyiyor, bir bakıyorsunuz tiyatro eseri oynatıyor, yok efendim arkeolojik kazılara gidiyor, tren raylarının genleşme hesabını yapıyor, Ankara’daki caddelerin ne kadar mesafede olacağı konusunda şehirleşme planları yapıyor, E on yılda bunların hepsi peki nasıl? Ben esas sırrı nerde buldum biliyor musunuz? Onun bir sözünde
Ama bu bence, ve dedimki bu sözü okuyunca keşke şu karga kovalamasını kafalarımıza yerleştireceklerine şu sözünü yerleştirselerdi herhalde Türkiye çok farklı biyerde olurdu şu anda
ATATÜRK diyor ki”
Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini eğer kitaplara vermeseydim bu gün yapabildiğim işlerin hiçbirini yapamazdım
”
Esas sır bence burada
Çocukluğunda eline geçen iki kuruştan birini kitaplara verdiği için 35 yaşında general, 40 yaşında başkomutan, 42 yaşında cumhurbaşkanı, 46 yaşında dünyada pek çok reformist var ama hiç biri dile dokunabilmeyi cesaret edememiştir; dile dokunabilen tek reformist Mustafa Kemal’dir
İşte bunu yapabilen ve 53 yaşında nutku yazan genç olarak tarihimize geçecektir Mustafa Kemal
Okumayla, ama nasıl okuma biliyor musunuz? Bildiğimiz gibi bir okuma değil
Sizi 1914 Anafartalar’a götürüyorum
Anafartalar’da savaşın bir dinlenme yerinde çadırınıza gelirsiniz postalları çıkarır rahatça dinlenmek istersiniz
Öyle bir şey yok
Macar Türkoloğu
Nemetin,
Fransız Türkoloğu
Devinin
Türkoloji albümleri duruyormuş
Açıyor onları okuyor Mustafa Kemal
Diyorlarki “
niye bunları okuma gereği duyuyorsun
” verdiği cevaba bakın
onlara diyor ki “
Savaştan sonra bu dilin değişme ihtiyacı var onu tespite çalışıyorum
”
Yıl 1914, gelelim 1916’ya
Bitlis cephesi komutanı Mustafa Kemal Bitlis cephesinde çökmekte olan bir cepheyi kurtarıyor ve çadırına geliyor, yaveri İzzettin ÇALIŞLAR’ı çağırıyor ve eline bir not veriyor
Notta ne yazıyor biliyor musunuz?
“
Savaştan sonra ilk işimiz Türk kadınına serbestisini vermek, onu erkeğinin yanında eşit haklara sahip kılmak
”
Yıl 1916, Türk kadının değil adı, değil kimliği, hiçbir şeysi yok
Sokağa çıkma hakkı olmayan bir Türk kadını
Peki sizce tam savaşın en hararetli zamanında neden Türk kadını geldi Mustafa Kemal’in aklına
Ha, Kurtuluş Savaşında gördüğümüz kadın manzarası, değil ATATÜRK’ü, dünyayı şaşırtan bir manzaradır
Ülkelerin savaşları olmuştur ama topyekün savaş örneği ilk defa Kurtuluş Savaşında görülmektedir
Atatürk bu savaşta Ayşe Hatunu tanımıştır Ayşe Hatunu hepimiz tanıyoruz
Bilmeyen var mı içinizde? Onun yapabildiğini acaba hangi ülkenin kadını yapabilir? yada zamanımızda hangi kadın yapabilir? Benim bir kızım bir oğlum var inanın bu kadar araştırmacıyım düşünüyorum
Biliyorsunuz sekiz aylık kızı kucağında omuzunda mermi ve cepheye cephane götürüyor
Sekiz aylık kız dinler mi düşmanı, ağlamaya başlıyor
Ve bu sırada ölmesi falan problem değil Hatunun, ama düşman eğer onları fark ederse çok kısıtlı olan cephane cepheye gidemeyecek, bütün düşüncesi o Ayşe Hatun’un
Ve bu arada çocuğunu göğsüne yaslar, düşman biraz geç gider, indirdiği zaman kendi elleriyle çocuğunu şehit ettiğini görecektir Ayşe Hatun yada diğer adıyla Tayyibe Hatun
Peki ne yapar? çocuğunu koyar üzerini bayrakla örter ve aynen şunları söylemiştir
Kafile başkanı komutanımız aktarıyor bunu
“
Sen yüzlerce binlerce yıl sonra doğacak Türk çocukları için şehit oldun
”
(yani şurada oturan bizler için şehit olan)
“
bu benim içinde senin içinde bir şereftir
Yeterki vatan sağolsun
”
diyor, omuzuna alıyor cephanesini ve yola koyuluyor
Hanımefendiler içinizde anne olanlar var
Lütfen bir an için düşünün, çocuğunuzu göz önüne getirin
El bebek gül bebek büyütüyoruz, gözünün içine bakıyoruz, tercih yapın sizden sonraki kuşak mı? çocuğunuz mu? İşte bu Ayşe yada diğer adıyla Tayyibe Hatunu tanıdı Mustafa Kemal
Kurtuluş Savaşında Kütahya sırtları, eksi 30, eksi 40
Ve 75-80 yaşlarında bir nine
Gerisini gelin kafile komutanı Mustafa Necati’den dinleyelim
Mustafa Necati neyi görür? Bütün yorgan battaniye ne varsa cephanenin üstüne örtmüş kendisi pazen elbiseyle
Aynen şunları söyler “
nine kar sepeliyor hava çok soğuk bari şu yorganı alsan sırtına
” dediğinde aldığı cevap ”
dokunma ona, o millet malıdır, nem kapmasın
Ben bir ölürüm ama onunla binler doğacak binler
hayır oğlum hayır hiç üşümüyorum, soğuğu hiç duymuyorumki
Düşman bu topraklara girdi gireli benim içim yanıyor içim a oğul
”
diyen bir nineyi tanıdı Mustafa Kemal
Albay Hulusi ATAĞ’ın kafilesinde olan genç bir kadınımız hastadır ve cephane taşırken yere düşmüştür, ölmek üzeredir
Hulusi ATAK sorar “
bacım bana adını söyle seni tarihe yazdıracağım
” dediğinde aldığı cevap
“
adımı ne yapacaksın a oğul yaz benim adım Anadolu
”
cevabındaki adımın ne önemi var önemli olan ülkemin adı ve gururu düşünüşü keşke, keşke uygarlık savaşımızda aynı şiddetiyle sürebilseydi bugün
Üzerinde ATATÜRK yazılı kapsülü inanın, inanın hiç mübalağa etmiyorum ilk uzaya fırlatan ülke mutlaka ama mutlaka biz olurduk
Evet bu savaşta ATATÜRK dünyaya tek geçen Zekiye Hanımı tanıdı
Zekiye Hanım ne yaptı biliyor musunuz? Dünyaya ilk ve tek geçen kadınımızdır
10 Aralık 1919 öğretmen okulu bahçesine 3000 kadını toplamış, dedim herhalde sıfırları fazla okuyorum
Hayır 3000 kadın, yapımcısı, dinleyicisi, konuşmacısı
Kadın olan dünyada ilk mitingdir bu, onun için dünyaya ilk geçmiştir
Peki Zekiye Hanım nasıl toplamıştır, cep telefonu yok faks yok, hiçbir araç yok
Hadi bunlar oldu farz edelim
Kadının sokağa çıkma hakkı yokken 3000 kadın nasıl organize oldu dersiniz? Evet bunu incelediğimde inanılmaz bir hem hayranlık hem de üzüntü duydum neden biliyor musunuz?
cep telefonunuz var, faksımız var
Pek çok kulübün, pek çok derneğin davetlisi olarak gidiyorum
Hanımlar 50 kişi geldimi aman diyorlar bu gün çok kalabalığız
3000 kadından bahsediyorum ama projesinin adını da söylemek istiyorum Zekiye Hanımın “MUTFAK PROJESİ”, inanılmaz bir proje
Daha sonra bir yerde tekrar geçecek bu proje
ATATÜRK Zekiye Hanımı,
Nakiye Hanımı tanıdı
bu savaşta
ATATÜRK Melek REŞİT’i tanıdı, Atatürtk Şuküfe Nihal’i tanıdı ve ATATÜRK ekmek pişirerek askere götüren ama bu düşmanlar tarafından tespit edilip askerimizin yerini öğrenmek için çok işkence gören ama söylemediği için ekmek pişirdiği fırına atılarak yakılan Nazife Kadını tanıdı bu savaşta
Bu savaşta ATATÜRK
Taccülcalala
hanımı tanıdı ATATÜRK üsteğmenlerimizi, binbaşı hanımlarımızı tanıdı, bu savaşta Tuğgeneral rütbesi verilmesi öngörülen 8 yaşındaki, evet yanlış duymadınız 8 yaşındaki Nezahat kızımızı tanıdı
İşte Nezahat kızımızın yanında şehit olan bir erimizin cebinden çıkan bir mektubunda annesine şöyle yazmış “anne Nezahatle babasının arasındaki konuşmayı duyaydın benim burada niye olduğumu anlardın” demiş ve bu arada şöyle yazmış” biz Mehmetçik Nezahat’e Türklerin Jan Darkı diyoruz” demiş
Bu bana acı geldi
Ben Jan Darkı ortaokuldan beri tanıyordum ama Nezahat’i ancak bu araştırmam da tanıdım
Bunun acısını da o mektupla birlikte yaşamış oldum
Bu kadınlarımızı ben ATATÜRK ve Türk Kadını konulu konferansımda anlattığım için burada sadece adlarını anmadan geçemeyeceğimi gördüm
Bu arada ATATÜRK okumuşta yazmaya da vakit bulabilmiş
Evet bizler için bir geometri kitabı yazmış
Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin isim babası bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal’dir
İyiki de yazmış eşkenar üçgen demek için “müselleseyi bilmemne bilmemne
” demek gerekir
İnanın bu kadar şeyi aklımda tutuyorum, bir onu tutamadım
İyiki yazmışsın dedim
Bu arada ATATÜRK her sektöre el attı dedim ya, basın sektörüne de el atıyor ve bir gazete çıkarıyor
Adı “Mimber”, 52 sayı çıkmış gazetesi, ve bu gazeteleri okuduğum zaman bu Mustafa Kemal’in gazetesi dedim
“Sansür” kelimesi ilk defa bu gazetede yer almıştır
Bu arada keşke bütün Türk gençlerimiz bu gazeteleri okuyabilseydi diye düşünmeden de edemedim
Çok moral bulurlardı çünkü
Bu arada çok güzel şiirler yazmış
İlk şiiri 1908 Şanlı Ordu dergisinde yayınlanmış
Keşke vaktimiz olsa da şiirlerinden de aktarabilseydim
Bu arada nutku yazmış, tiyatro eserleri yazmış, sinema senaryoları yazmış, yazmış yazmış
Peki okumuş yazmışta sadece gününün problemlerine mi çare bulmuş Mustafa Kemal? Sadece gününü mü kurtarmış acaba? Hadi gelin esas önemli olan da bu, buna bir bakalım mı ne dersiniz?
İşte günümüzde 25 yıllık araştırmacılığım sonunda size bir itirafta bulunmak istiyorum, diyorumki ATATÜRK inanın, bugün sanıyorum 7 Şubat 2005, bu günü çok net görmüş, hadi görmekle kalsa iyi, birde bu gün kullanacağımız kadar güncel geçerli ve çözümsel önerileri de yazarak bırakmış bir lider
Söyleyin bana hangi ülkede var böyle bir lider
Diyeceksiniz ki lafı bırak bize somut örnek göster
İşte ilk örneğimiz; dedinizki demin Türkiye’deki sorunları sorduğumda size, dediniz ki önemli olan sorunların bir tanesi de ekonomik sorun
Peki Amerika’nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr
Jhons bize şunu öneriyor, diyorki “
ekonomiyle savaşta bir tek ATATÜRK’ü örnek alsın yeter Türkiye
”
ATATÜRK’ün ekonomi ile de ilgili ne görüşleri var acaba, ve bunun üzerine oturdum, Maliye arşivine indim, Maliye arşivini incelememde ATATÜRK’ün ekonomide en önem verdiği şey ne biliyor musunuz? Türk parasının değerini korumak
Peki, 1919’a baktım Türk parası Sterlin karşısında, o zaman dolar yok, Sterlin karşısında 605 kuruş
Ha bir savaş yapıldı, ülke yıkıldı tekrar yapıldı
Peki 1938’de kaç kuruş biliyor musunuz? 19 sene sonra inanılmaz bir şey, 616 kuruş
Buna gerçekten inanmaya imkan yok
Peki dedimki herhalde yanlış okudum banknot artış hacmine baktım, banknot artış hacmi 1919 dan 1938 son dört ayına kadar, son dört ayı ilgilenemiyor sağlığından dolayı, son dört ayına kadar 19 sene sadece %8, bu çok büyük bir başarı
Peki son dört ayda ne oldu diye baktım, gülüyorsunuz tahmin ettiniz mi? %15
19 senede %8
Bari ölümünü bekleseymişiz, ama işte problem bir takım yerlerde sanıyorum
Bu arada bir arşiv belgesi daha aktarmak istiyorum size
5 Aralık 1927 tarih
5 Aralık 1927’de bir Türk Lirası verdiğimiz zaman 2 dolar alabiliyormuşuz karşılığında
Eğer bizim nesil vazifemizi yapaydık size karşı, bugün 20 milyon liralık banknotu götürecektiniz, karşılığında 40 milyon dolar alacaktınız bizim nesil vazifesini yapaydı
Ama diyorumki lütfen gençler lütfen, ilerde maliye bakanı olabilirsiniz, ilerde başbakan olabilirsiniz, ilerde aile kurabilirsiniz oda bir ekonomik sektördür ve ekonomiye yön vereceksiniz
Bizim yaptığımız, size çektirdiğimiz sıkıntıları çekmemeniz için lütfen ekonomik görüşleriyle ATATÜRK’ü mutlaka incelemenizi tavsiye ediyorum
Bu arada biliyorsunuz 1929 da çok büyük ama çok büyük bir şey var
Ekonomik kriz var
Bütün dünyayı sarsmış ekonomik kriz
Peki soruyorum size sarsılmayan bir ülke söyleyin
Türkiye tabiki
Peki 1929’da bütün dünya buhran yaşıyor en gelişmiş ülkeler bile
Hadi etkilenmedin de, rakamlara bakın kişi başına düşen milli gelir %51,2 artıyor
Eksilmeye alışmışız da artma kelimesi garip geliyor bize
Enflasyon ne kadar? Eksi 1
2, bunlar resmi rakamlar
Peki ikinci örnek, günümüze örnek;1996 İngiltere’de bir seçim yapılır
Meclisteki kadın millet vekili sayısı seçimden önce 13, seçimden sonra birden 123 olur
Hiii derler kim yaptı bu başarıyı,
Lezli Abdela
diye bir hanımefendi
Lezli Abdela’
yı tüm ülkeler çağırır, “ya bize de öğret metodunu da bizde kadını fazla sokalım meclise” derler
Lezli Abdela’
yı Türkiye de çağırır
Şileye gelir, dolar alır anlatmak için
Ve işte sözlerinin özeti “ingiliz kadını bu başarıyı ATATÜRK’e danıştı”
Yani ben Türkiye ye terciye tere satmaya geldim
Peki
Lezli Abdela’nın
uyguladığı projenin adını biliyor musunuz? “Mutfak Projesi” peki şöyle yazıyor şurada; “
1919 dan beri biz Türk kadını ve ATATÜRK’ün peşindeyiz merak ediyorum iki kadın milletvekilinizde benim peşimde niye acaba
” diye de ironi yapmış burada
Bu arada eğer biz bu metodu uygulasaymışız Türkiye’de sanıyorum Türk erkekleri şu anda meclise nasıl girebiliriz diye arayış içinde olacaktı, hiç şüphe yok buna
Peki bu arada dünyaya o kadar çok ilk hediye etmişizki bunlardan bir tanesi de üniformalı ve rütbeli kadın asker ilk defa bizim ordumuzda, bizden dünya orduları örnek alıyor
Kurtuluş Savaşında rütbe alan kadın askerlerimiz; Binbaşı Ayşe ALTUNTAÇ, Üsteğmen Emine VARDARLI, Üsteğmen Fatma ŞİMŞEK
Ama dünya tarihine tek geçen bir üsteğmenimiz var; 700 erkek 43 kadından oluşan bir müfrezenin reiseliğine bizzat ATATÜRK tarafından atanmış, Üsteğmen Kara Fatma
Evet dünyadaki ilk müfreze reisesi kadın ünvanını taşır Kara Fatma
Ben geçenlerde Erzurum’a davetliyim, Erzurum Üniversitesi rektörümüz davet etti uçakla gittim
İndim uçaktan “off ayağım belim melim” dedim, bir an aklıma geldi, biliyorsunuz Kara Fatma Erzurumlu; Erzurum’u 13 kadınla müdafaa ediyor, atına atlıyor Bursa’ya kadar geliyor, Bursa’nın Kurtuluşuna da tanık oluyor
Ben uçakla zor gittiğim yere, önümde yemeğim, arkamda suyum, sıcacık, ama bu kadının yaptığı! Ha o zaman sanıyorum şu andaki Türk kadını asla ve asla yoruldum demeye hakkı yok, eğer Kara Fatmaları eğer Şerife bacıları tanısaydı
Evet anlıyorum bu hanımlarımızı tanımadan önce bir şey yaptım zannediyordum
Şu anda hiçbir şey yapmadığıma kaniyim
Bu arada Kara Fatma’nın savaşta yaptıklarını, dedim ya Bursa’ya kadar gelmiş, üç oğlunu şehit vermiş, kızının parmakları İzmit muharebesinde kesilmiş, sadece savaşı anlatmak için bir konferans gerekir Kara Fatma’nın
Ama Tamim gazetesini okuyorum, Tamim gazetesini okurken Kara Fatma’yla yapılmış bir röportajı okudum, inanılmazdı
Gazeteci soruyor diyorki; “
çok fakirsin çok çok ihtiyacın var paraya neden üsteğmenlik maaşı sana bağlanan maaşı kızılaya bağışladın”
diyor
Verdiği cevap tarihi bir cevap aynen şöyle:
“
Ben Kurtuluş Savaşında yaptıklarımı bir menfaat ve çıkar karşılığında yapmadığıma inandığım için en son vatani vazifem olarak maşımı Kızılay’a bağışlıyorum
” diyecektir
Bu bana neyi hatırlattı biliyor musunuz? ATATÜRK’e bir gazeteci sorar; “
neden mal ve mülkünüzü milletinize bağışladınız
” diye
ATATÜRK’ün verdiği cevabı aynen aktarıyorum:
”
Mal ve mülk bana ağırlık yapıyor, onları asıl sahibi olan milletime bağışlamaktan ferahlık duyuyorum
Zenginlikten ne çıkar asıl zenginlik insanın manevi şahsiyetinde olmalıdır
“ diye cevaplayacaktır
Ne güzel değil mi en son kademeden en tabana kadar, kadınından erkeğine kadar hepsi aynı söylemde ama alışmadığımız gibi aynı eylemdeler ne diyelim sağ olsunlar, varolsunlar
Dileyelim sizin nesle, genç nesle, hortumcular soyguncular değil, Kara Fatmalar, Mustafa Kemaller örnek olsunlar
Tabi Kara Fatma’nın örnek olabilmesi içinde bir okuma kitabımızda hiç olmazsa bir okuma parçası olarak Kara Fatma’nın olması lazım ki örnek alabilesiniz
Bu arada ATATÜRK’ün şu sözü çok hoşuma gider diyorki;
”
Geçmişi ne kadar çok unutursak geleceği korumak o kadar zor olur
”
Biz Kara Fatmaları mutlaka hatırlamalıyız sanıyorum
Bu arada bir kadınımızı daha vermek istiyorum, Melek Hanım
Haçin katliamını hepiniz hatırlıyorsunuz, 535 Türk hunharca katledilmiştir
Hepsi öldüğüne göre nerden biliyorsun hunharca katledildiğini? Şair Melek hanım diye anılırmış Haçin’de
Şahadetinden sonra kolunun altından bir bohça çıkıyor, bohçayı açıyorlar, 18 kıtalık bir destan yazmış
O anda gördüklerini kaleme almış
Mektupçu Hüseyin nasıl vahşetle öldürüldü, komşu kızı Hatice nasıl vahşetle öldürüldü hepsini kaleme aldığı bir destan
Başına ne demiş biliyormusunuz “inşallah okuna”
Ben 45 yaşımda bunu okuyabildim en sonuna da “bizden sonrakiler neler çektiğimizi bileler diye yazıyorum” demiş son iki kıt’ayı sizlere okuyorum
Meydan kazanı kurdular
Tüm bebeklerimizi kaynattılar
Gün görmedik anaları
Süngü ile oynattılar
Kundakları verdiler
Kanlı kundak yu dediler
Bebelerimizi kaynattılar kaynattılar
Kuzu eti diye hepimize zorla yedirdiler
Evet biz burada kolay bulunmuyoruz, bu koltuklarda kolay oturmuyoruz
Evet bakıyorum çok buruldunuz, çok üzüldünüz ama liderlik dedik biraz da gülümseyelim mi?
Lider dedik, ATATÜRK’ün resimlerine bakıyorum hepsi asık suratlı hepsi ciddi
Lider olmak için böyle mi olmak gerekiyor, acaba ATATÜRK hiç mi gülmemiş, hiç mi espri yapmamış? Hadi gelin Antalya’ya gidelim
Antalya yolunda mola verir kulağına bir türkü gelir “
Ya bu türküyü çok sevdim bulun getirin bu türküyü söyleyeni
” der
küçücük bir çoban gelir
Derki “
Sesin çok güzel bana da bir türkü okurmusun
”
Başlar çoban “demirciler demir döver tunç olur” diye
bitince ATATÜRK dalmıştır “bis bis” der
Çoban böyle bakar
“
Oğlum der bis”
der
“Çok beğendik tekrarla anlamına gelir
”
Hiç nazlanmaz gene aynı türküyü okumaya başlar
ATATÜRK türkü bitince cebinden bir harçlık çıkarır uzatır
Çoban hemen alır harçlığı, kuşağına kor, elini uzatır ATATÜRK’e “bis bis” der
Bu espri ATATÜRK’ün çok hoşuna gittiği için çok ünlü bir sanatçımızın yetişmesi sağlanacaktır
ATATÜRK’ün hayatta en hoşlanmadığı şey dalkavukluk, ama yemek masasında hiç hoşlanmıyor
Karşısındaki adam da ATATÜRK’e “sen Türklerin şahısın şususun bususun
”, feci dalkavuk
Yoğurt kasesi adamın önündeymiş diyorki Atatürk;“
Şu yoğurt kasesini bana uzatırmısınız
”
Adam yoğurt kasesi uzatacak, el insaf ayağa kalkıyor, önünü ilikliyor, tam yoğurt kasesini alacak parmakları içine giriyor
Ah diyorlar adama taktı ATATÜRK, birde zaten sinirlenmiş durumda, birde çok titiz bu konuda, şimdi bir fırtına kopacak
adam perişan, ah paşam vah paşam derken “
Ya niye bu kadar üzüldünüz demin yoğurt yiyecektim şimdi cacık yemiş olurum
”
Evet, bu espriyle 25 yılın sonunda ATATÜRK’ün müthiş espritüel olduğunu keşfettim ve yeni hazırladığım konferansımın konusu ne biliyormusunuz? “ESPİRİLERİYLE ATATÜRK”
Bugün onu hazırlıyorum, 6-7 ay sonra bitecek inşallah sizlerle buluşacağız
O konferansta çok güleceğiz ama inanın çok da düşüneceğiz
Bir gazetecide Atatürk’e sorar “
size der diktatör diyorlar ne dersiniz
”
Atatürk şöyle bir bakar, “
Eğer ben diktatör olsaydım hanımefendi bu soruyu sorduktan sonra siz asla canlı kalamazdınız
“ diyecektir
Peki diktatör mü Mustafa Kemal bakalım
İzmir kurtuldu, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara’ya hareket edecekler
Trene binerler kompartımana çekilirler
Ertesi gün kompartımanı çalar yaveri, açar yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk
Yaveri “
ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz
” der
“
Ya çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşunuz
Kolumu yastık yaptım ağrıdı setremi yastık yaptım üşüdüm bende uyumadım kalktım
” der
Yaveri; “
aman paşam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik
” der
Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan söylüyor bunları tarihi bir cevap derki “
Geç farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz
Hiçbirinize kıyamadım
Önemli olan benim uyumam değil milletimin rahat uyuması
”
Var mı böyle bir şey! Bu insana diktatör demeye kimin dili varabilir
Ayaklarının altına Yunan bayrağı serildiğinde bayrak bir ulusun onurudur diye basmayıp kaldırtan bir insanın kendi milletinin inancını çiğneyebileceğini düşünmek ancak onuru ve şerefi olmayan kişilerin işi olabilir diye düşünmeden de edemiyorum
Bu arada içimizde çok değerli öğretim görevlilerimiz ve öğretmen arkadaşlarımız var
Onların için de çok özel bir anısını anlatacağım
İstanbul Üniversitesinin açılış töreni
Çok mütevazı bir salon, tahta iskemleler, ortaya ATATÜRK’ün oturması için kırmızı renkte süslü muhteşem bir koltuk konmuş
Profesörlerle birlikte geliyor, buyurun diyorlar
Bir koltuğa bakıyor dönüyor profesörlere, aynen şunları söylüyor; “
Sizlerden öğrenecek o kadar çok şeyim olduğuna göre bu koltuk sadece sizlere layıktır”
diyor
En kıdemli profesörü o koltuğa oturtuyor ve kendisi tahta iskemlede programı sonuna kadar izliyor
Evet yani kendince hak etmediği hiçbir koltuğa oturmayan bir Mustafa Kemal’i görüyoruz orada
Dünya lideri olmak sanıyorum bu evet
Bu arada İstanbul ve Ankara illerinden birisine ATATÜRK adının verilmesi için bir kanun önergesi veriliyor meclise
ya İstanbul’a ATATÜRK diyorduk ya Ankara’ya
Bu önergeyi vereni hemen çağırıyor ve aynen şunları söylüyor ;“
Bir ismin dillerde kalması için şehrin temellerine sığınmasına gerek yoktur
Bakın bu şehrin ismi İstanbul ama Fatih Sultan Mehmet’i hemen hatırlıyoruz
Eğer ben bir şey yapabildiysem bunu binaların tepelerine, şehrin temellerine ismimi yazarak değil milletimin kalbine yazarak anılmak isterim
” diyecek, hiçbir yere adının verilmesini kabul etmeyecektir
Şimdi bakıyorum da hortumcunun soyguncunun hepsinin adı bitaraflarda şey gibi yazıyor merak ediyorum nasıl oluyor bu diye
Evet, galiba beni bıraktınız, ben 25 yıl kolay değil, beni bırakırsanız sabaha kadar buradayız
En iyisi son iki anı ama onu en iyi anlatan anılarla programıma son vermek istiyorum;
İşte ilki öğrenciler evet sizin için
Bir öğrenci anlatıyor, Mahmut SADİ
Şöyle anlatır Mahmut SADİ
“
Yıl 1923
İstanbul Üniversitesinde öğrenci olduğum sıralar
Okul duvarında bir ilan görüyorum
Avrupa’ya talebe yollanacaktır
Allah Allah diyorum, ülke yıkık dökük yıl 1923 Avrupa’ya talebe! Lüks gibi gelen bir şey, ama bir şansımı denemek istedim
150 kişi içerisinde 11 kişi seçilmişiz
Benim ismimin yanına ATATÜRK “
Berlin Üniversitesine gitsin
” diye yazmış
Zaman geldi
Sirkeci garındayım, ama kafam öyle karışıkki gitsem mi kalsam mı, orda beni unutur mu bunlar, para yollarlar mı, gurbet ellerde ne yaparım? Bir an gitmemeye karar verdim, döndüm
O sırada bir müvezzi ismimi çağırdı “Mahmut SADİ, Mahmut SADİ, bir telgrafın var” telgrafı açtım aynen şunlar yazıyordu ”
sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum alevler olarak geri dönmelisiniz
”
Var mı böyle bir şey? 11 öğrencinin nerede, ne zaman, ne düşünebileceğini hesap edebilen bir lider dünya lideri olmasın da ne olsun
Yıl 1923, biz evimizde bir çocuğumuzun huyunu değiştiremiyoruz bir huyunu
Tüm ülkenin huyu değişiyor
Bunla uğraşan bir insan yolladığı 11 öğrenci nerede, ne zaman, ne düşünebileceğini hissedebiliyor
Mahmut Sadi devam ediyor “
gel de şimdi gitme, gitte orda çalışma, dönde bu ülke için canını verme
”
diyor
Evet bu gün en büyük şikayeti ne Türkiye’nin? Beyin göçü
En iyi beyinlerimizi kapıp götürüyorlar ama o çocuklarımız arkalarına baka baka gidiyorlar
Peki diyeceksiniz ki engellemek o kadar mı zormuş? Ha o gün 11 öğrenciymiş, telgrafmış
Bu gün milyon öğrenci olsun, e-mail bilgisayar var
Yeterki şu iki cümleyi ifade edebilecek, onların sorumluluğunu alan bir liderleri olsun
İşte son anım, Nehire NEHİR hanımefendiden; şöyle anlatır “
O zamanlar kadınların sanatçı kimliğini yeni yeni kazandığı dönemler
Benim tiyatroda çömezlik dönemim
Muhsin ERTUĞRUL Darül Bedai’ye baş yönetmen olarak atanmış
Çok titiz bir insan
Provadan oyuna her şey saat titizliği ile işliyor, perde bir saniye bile geç açılmıyordu
Provaya geç kalan oyuncu derhal oyundan uzaklaştırılıyordu
Eee tahmin edersinizki bu durumda Muhsin Ertuğrul’unda düşmanı çoktu
Bir gece Dolmabahçe’den ATATÜRK’ün Şehir Tiyatrolarına geleciği haber verildi
Ben de karşılamak için hazırdım
Fakat paşa gecikti
Muhsin Ertuğrul kendisini beklemeden perdeyi saniyesi saniyesine açıp oyunu başlattı
ATATÜRK 4 dakika geç kalmıştı
Etraftaki dalkavuklar ATATÜRK geldiğinde Muhsin ERTUĞRUL’un onu beklemeden perdeyi açtığını ellerini ovuştura ovuştura anlattılar ATATÜRK “Yaaa öylemi Muhsin Ertuğrul’la Görüşürüz” dedi
Herkes Muhsin ERTUĞRUL’un işinin bittiğine inanıyor, ben müdür olacağım sen müdür olacaksın kavgaları bile başlamıştı
ATATÜRK piyesin bitiminde Muhsin ERTUĞRUL’u ayakta karşıladı
Deminkileri de yanına çağırarak aynen şunları söyledi
“
Sizi tebrik ederim işinizle ilgili cidiyetiniz ülkenin gelişimini cidiye aldığınızı gösterir biz geç kaldık siz vazifenizi yaptınız eğer birtek benim için perdeyi açmayıp oyunu başlatmasydınız bu dalkavukluktan ileri gitmez ve beni çok üzerdi ben herkezin her sahada işini bu kadar ciddiye almasını istiyorum ülke ancak böyle ilerler efendiler
“ demezmi
Etraftakilerin suratları görülmeye değerdi o sırada”
Ama işte liderlik diyorum
Şimdi bir an günümüze geliyorum, hadi bakalım baba iseniz başlatın programı gelmeden
Mümkün mü! Ondan sonra artık beğenin haritadan bir yer, evet ki bu insan bir ülkenin en büyük lideri değil asrın lideri olan bir insan bunu yapıyor
Evet ATATÜRK ve onunla e ele verenler sayesinde üç tarafı deniz yerin üstünü anlatayım mı? Lütfen pazara gidelim Yabancı ülkelere gittim
portakalı taneyle jelatinlere sarıyorlar, kıymetli madde, karpuzu dilimle yiyorlar, biz kelek çıktımı atıyoruz, bir tane daha açıyoruz var mı böyle bir nimet
Lütfen pazara gidelim, yeşilin her tonu; geçen bir yabancı konuğum var; pazardan geçmek zorunda kaldık dedi ki bana “Türklerin özel bir günü herhalde bu gün”
“Neden” dedim? Eee baktı kadın naylon torba naylon torba yok öyle bir dava, böyle bir nimet nerde, hangi ülkede
Bir tane salatalık, bir tane domates, biz kilolarla
Ve bana ne dedi biliyor musunuz? “Yahu ülkeme dönünce ne isteyeceğim biliyor musun”
“Ne” dedim
“Türkiye’yi isterim de isterim diye tutturacağım” dedi
Bir espriydi ama bir gerçek payı da olduğu su götürmez
Peki yerin altına geçelim
Krom, brom ,toryum, bor
Tamam güzel ama petrolün zekasına hayranım
neden mi? Burda çıkıyor, burda çıkıyor, burda çıkıyor ama Türkiye’nin sınırını ezberletmişler petrole, bir kilometre girmiyor içeri
Varmı böyle bir petrol, yani altımız petrol dolu aslında
Hadi petrolü de geçelim, uzaydan çekilen fotoğraflara göre bugün petrolden bir derece zengin maden var, uranyum
Bu gün dünyadaki, Türkiye’de değil dünyadaki eni iyi uranyum rezervi bizim Karadeniz dağlarında arzı endam ediyormuş
Hoş o bize bakıyor biz ona bakıyoruz ama Türkiye’nin dış borcunun 19 katı değeri olduğu tespit edilmiş uzaydan çekilen fotoğraflara göre
Yabancı ülkelere gittiğimde ufacık bir tarihi vesika buluyorlar, üç kere etrafını çeviriyorlar, birde bol para ödüyorsunuz, böööyle bakıyorsunuz
15 ayrı medeniyeti barındıran 10000 yıllık bir tarih var altımızda
Romanya devlet bütçesinin üçte birini nasıl kalkındırıyor? Suni termal tesis yapmış adamlar düşünebiliyor musunuz suni
Erzurum’a gittim kaynıyor, Kozaklıya gittim kaynıyor, Bursa’ya gittim kaynıyor, İzmir kaynıyor
Sadece bizim sıcak su kaplıcamız
Hakikisi var çünkü elimizde
Geçen gün Isparta Süleyman Demirel üniversitesi beni davet etti rektörlük, oraya gittim
Beni Darvas diye bir kayak merkezine götürdüler
Kayak merkezinde kayakla kayıyordu herkes Davras’ta
Birbuçuk saat sonra, Antalya Akdeniz üniversitesinde vereceğim konferans için Antalya’ya indim
Millet denizde yüzüyordu
Varmı böyle bir ülke söyleyin bana
Birbuçuk saatlik mesafede
Bursa, Uludağ’a gidiyorsunuz kayak kayıyorlar, 20 dakikada Mudanya’ya gidiyorsunuz denize giriyorlar
Hakikaten yok böyle bir ülke
Dünya yuvarlağını çevirin hepsinin bir araya geldiği bir ülke söyleyin bana, ben bulamadım
Ya güneşi var ya kar-ı var ya denizi var ya dağı var birinden biri mutlaka
Peki bu kadar özel ve güzel bir ülke bizim elimizdeyken başımız dertten kurtulur mu? Asla
Düşmanımız dünden daha az değil, dünden daha çok
Bütün ülkelerin gözü bizim ülkemizde
Nasıl olmasın ki! Galiba bir tek bizim gözümüz yok şu ülkede
Bu gün bunun için parçalama ve bölme girişimlerini yüz yıllardır uyguluyorlar
Bir ara siyasi girdiler, sağ-sol diye böldüler, kapışın dediler, yutmadık
Daha sonra etnik böldüler, kürt-Türk dediler, kapışın dediler, yutmadık
Dinimizi kullandılar, kapanan-kapanmayan, laik olan–olmayan, ATATÜRK’çü olan–olmayan diye dörde beşe, tarikatlara bölünün dediler ki kolay alalım, yutmadık
Ekonomiyi kullandılar, zengin-fakir alan-alamayan dediler, gene olmadı
Yani tazı eski tazıydı, habire çulunu değiştirdiler
Oyunun kuralı buydu ama biz bu oyuna hiç gelmedik gelmeye de asla niyetimiz yok
Yeni ATATÜRK’ler yetişiyor ve gelmekte
İşte bugün bizi kuvvetlendikçe budanan, diğer türlü olduğu sürece de sulanan bir ağaç misali görmek gafletinde olan yada başka bir deyişle
ayağa kalkmayacak kadar destekle ama yere düşmeyecek kadar köstekle
politikası uygulamaya çalışan tüm ülkelere, iç ve dış düşmanlarımıza karşı en güzel cevabı ne zaman vereceğiz biliyor musunuz? Onu anmayı bırakıp anlamaya başladığımız zaman
Onu yakamızda taşıdığımız kadar fikir ve eylemlerimizde de taşıyabildiğimiz zaman
Onu özlediğimiz kadar özümsediğimiz zaman
Onunla yarışan ama onu aşmış yeni Mustafa Kemalleri yetiştirebildiğimiz zaman vereceğimiz inancıyla
sizlerden Nakiye Hanım, Kara Fatma, Mustafa Kemal gösterdiğin hedefe henüz ulaşamamış olmaktan dolayı özür diliyor ve bu hedefe ulaşana dek sakın bizi affetmeyin diyor ve bir şiirle programıma son veriyorum
ATATÜRK de et artı kemik artı kandı,
İnsanüstü değildi yani ATATÜRK,
ATATÜRK de herkes gibi kusurları olan,
Küçük büyük ve çirkinde olabilirdi,
Ama güzeldi
ATATÜRK yorgunluk kahvesini bir su başında yudumlamayı,
Serhat türkülerini, Alaturkayı, mesela Safiye Aylayı,
Yemeklerden fasulye pilakisini seven,
Miri kelam bir İstanbul efendisi
Aşık ve şair, mahcup ve ürkek,
Ama Karadenizli değil Karadeniz kadar canlı,
Adanalı değil ama Adanalı kadar sıcak kanlı,
Ve bir Aydınlı kadar oturaklı ve zeybek
Velhasıl bizim mayamızdan bizim kumaşımızdandı Mustafa Kemal
İnsan üstü değildi ATATÜRK,
Tam insandı
Dantel
Mumsema
Frmacil
11-01-2008
#
2
Profil Bilgileri
smoinneer
--->: Atatürk Gibi Düşünün..!
off off
onun gibi düşünebilseydik
şimdi kimbilir ülkemiz hangi durumda olurdu
Saol paylasım için
emeqine saqlıkk
=)
11-01-2008
#
3
Profil Bilgileri
DereeN
--->: Atatürk Gibi Düşünün..!
"Sen yüzlerce binlerce yıl sonra doğacak Türk çocukları için şehit oldun"
Kiymetini biliyormuyuz peki bu Vatanin
Atam rahat uyu diyecek yüzümüz varmi
Tags
:
ataturk
,
dusunun
,
gibi
Atatürk Gibi Düşünün..! ile ilgili Benzer Konular
181 Kez Görüntülendi
Sağlığınızı da Düşünün!
Rehberlik
Lider Dediğin ATATÜRK gibi olmalı.(okumanız şiddetle tavsiye olunur)
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürkçü Olmak İçin, Atatürk Gibi Düşünmek Tek Yoldur !
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk-Atatürk'ün Hayatı-Almanca-Atatürk Hakkında...
Mustafa Kemal Atatürk
Siz Düşünün O Bulsun :D
Konu Dışı Başlıklar
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
06:04
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552