FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Fatıma (r.a)
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Fatıma (r.a) ile ilgili Benzer Konular
290 Kez Görüntülendi
Hz. Fatıma ve sabah namazı
Namaz
Fatıma Binti Esed (r.a)
Sahabeler ve Alimler
Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Rukiyye (r.a)
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamberimizin Kızlarından Hazret-i Ümmü Gülsüm (r.a)
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Hazret-i İsa, Hazret-i Mehdi ve Deccal
İman
Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Rukiyye (r.a)
|
Peygamber (s.a.v) Sevgisi Ancak Bu Kadar Güzel Anlatılabilir ..
Konu Araçları
04-03-2008
#
1
Profil Bilgileri
ENGİN
Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Fatıma (r.a)
Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Fatıma (r.a) başlıklı yazı Mumsema Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Fatıma (r.a) Forum Alev
Hazret-i Fatıma (r
a)
Rasulullah'ın Neslini Devam Ettiren Nur Yumağı
Hazreti Fâtıma radıyallahu anhâ Nebîler Efendisinin son çiçeği
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin dünyada neslini devam ettiren nur yumağı
Kızlarının en küçüğü
Cennet gençlerinin efendileri Hz
Hasan ve Hüseyin'in anneleri
Hz
Ali kerremallahu veche efendimizin zevcesi
Eli değirmen döndüren "Fâtıma ana" diye anılan bir sultane anne
Beyi ve çocuklarıyla ehl-i beyt'i teşkil eden ümmetin hanımlarının seyyidesi
Cennet hurilerinin hanımefendisi
O, Bi'setten yaklaşık bir yıl önce Mekke'de doğdu
Resûl-i Ekrem (s
a
) efendimiz ona Fâtıma adını verdi
Deylemî'nin Ebû Hureyre (r
a
)'den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte: "Onu sevenleri, Allah'ın Cehennem'den uzaklaştıracağı için kızıma Fâtıma adını verdim
" buyurdu
Fâtıma, "sütten kesilmiş" anlamına gelmektedir
O, Zehra ve Betül lakablarıyla meşhurdu
Zehra; "Ak yüzlü, nur yumağı, beyaz, parlak, ve aydınlık yüzlü kadın" manasına, Betül ise; "Dünyevi heveslerden uzak, ibadet için kendisini Allah'a yönelten, iffetli ve namuslu kadın" anlamına gelmekteydi
O, yaşının küçük olması sebebiyle ve bilhassa anneciği Hz
Hatice (r
anhâ)'nın vefatından sonra babacığının yanından hiç ayrılmadı
Bazan babasının elini tutup Mekke sokaklarında gezdi
Bazan da babasının peşini takip etti
Müşriklerin işkencelerine maruz kalan babacığına yardımcı olmağa çalıştı
Bir gün babasıyla Kâbe'ye gitmişlerdi
Kureyş Müşrikleri onları görünce toplandılar ve fısıltı halinde birbiriyle konuşmaya başladılar
Babacığı Kâbe'nin yanında namaza durdu
Secdeye vardığında Ukbe İbni Ebî Muayt adındaki azgın müşrik, bir deve işkembesi getirerek babasının sırtına koydu
Geriye çekilip uzaktan birbirleriyle gülüşmeye ve dalga geçmeye başladılar
Buna çok öfkelenen küçük Fâtıma babacığının sırtından o ağırlığı kaldırıp elbisesini temizlemedi
Fahr-i Kâinat (s
a
) efendimiz secdeden başını kaldırdı ve o azgın kişilere ellerini açarak: "Allah'ım bu azgınları sana havale ediyorum Ya Rabbî! Kureyşi sana bırakıyorum" buyurdu
Abdullah İbni Mesûd (r
a
) Kâbe hareminde Resûlullah (s
a
) Efendimize bu tür eziyet edenlerin sonlarının çok fecî olduğunu şöyle anlatır: "Allah Hakkı için o azgın müşrikleri Bedir günü gördüm
Hepsini katlettiler
Bir kısmını sürüyerek Bedir kuyusuna attılar"
Hazreti Fâtıma Mekke'de babacığının yanından ayrılmadığı için bu tür ezâ ve cefâları çok gördü
Yine bir gün Kâbe'ye varmışlardı
Müşrikler baabacığının etrafını sararak: "Şunu şunu söyleyen sen değil misin?" diye hakaret ettiler
Hatta azgın bir müşrik İki Cihan Güneşi Efendimiz'in yakasından tutup sıkıştırdı
Küçük Fâtıma çok korktu ve titreyerek yere yıkıldı
Efendimiz ise hiçbir telâşa gerek duymadan hak olarak söylediği sözleri tekrar ederek: "Evet bunları söyleyen benim"buyurdu
Bu esnada Hz
Ebû Bekir (r
a
) yetişti ve: "Rabbim Allah'tır dediği için bir adamı öldürecek misiniz?" diyerek müdahale etti ve azgın müşrikleri oradan uzaklaştırdı
Resûl-i Ekrem (s
a
) Efendimiz'in Mekke dönemi böylesine çetin geçti
İslâm'ın yayılması için bütün bu ezâ ve cefâlara sabretti
Zira zafer, sabırdan sonra idi
Bu sebebten o kendine yapılanlara aldırmaz, kin tutmaz ve kişileri Allah'a havâle ederdi
Bir gün yine yolda giderken azgın bir müşrik, Efendimizin üzerine toz toprak ve pislik attı
Üstü başı toz-toprak olan ve elbiseleri kirlenen Efendimiz eve döndü
Nur topu yavrucuğu Fâtıma, kapıyı açınca babacığını tanıyamadı ve ağlamağa başladı
Ablaları da ağlıyordu
Peygamber babacığı ise kendilerine gülümsüyordu: "Zararı yok, su ile temizlenir" diyordu
Böylece nur parçası yavrularını sukûnete kavuşturmağa çalışıyordu
Fakat küçük Fâtıma ise hıçkırıklarını tutamıyordu
Onu susturabilmek için: "Ağlama kızım
Yüce Allah, babanı koruyacaktır
" buyurdu ve ona Allah'ın hıfz u emânında olduğunu duyurdu
Bu şekilde onun korku ve endişelerini gidermeğe gayret etti
Hz
Fâtıma (r
anhâ), Peygamber babasının engin sevgisi ve bol şefkati altında büyüdü
Babacığındaki merhameti ve güzel ahlâkı, anneciğindeki asâleti, cömertliği, babacığına karşı hizmet, hürmet ve muhabbeti gördü
İslâm uğruna çektiği sıkıntılara nasıl katlandığını ve o yolda fedakârlığın en güzel örneklerini bizzat yaşarak öğrendi
Tam bir iffet ve izzet-i nefs nûmûnesi olarak bütün güzellikleri hayatına nakşederek kendisini yetiştirdi
O şanslı bir genç hanımefendiydi
Peygamber babası ve anneler sultanı Hz
Hatice'nin yanında onların gözetiminde eğitimini tamamladı
Rahmet ve şefkat pınarından doyasıya içti
Fakat küçük yaşta çok çileler çekti
Çocukluğu Kureyş'in zulum, baskı ve ambargoları altında geçti
Daha henüz ömrünün baharını yaşarken anneciğini kaybetti
Mekke'de Müslümanlara ezâ ve cefalar arttı
İşkenceler dayanılmaz hal aldı
Bunun üzerine babacığına hicret izni verildi
Daha sonra da aile efradı ile birlikte kendisi de Medine-i Münevvere'ye hicret etti
Hz
Fâtıma (r
anhâ) bu göç ile çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği Mekke-i Mükerreme'ye vedâ etti
Medine-i Münevvere'de huzurla yaşamağa başladılar
Babacığı Hz
Âişe (r
anhâ) annemizle, ablaları da Hz
Osman (r
a
) ile evlendi
Kendisi de evlilik çağına ulaşmış 16-17 yaşlarına girmişti
Nebiler sultanı Efendimizin son çiçeği olarak ona tâlib olanlar çoğalmıştı
O, hassas ruhlu, zayıf yapılı idi
Yaşından beklenmeyecek derecede yüce bir ahlâka sahibti
Üstün bir zekâsı, halîm ve selîm bir yapısı vardı
Son derece mütevaziydi
Söz ve davranışlarında vakurdu
Çok az konuşurdu
Ağzından çıkan sözler inci danesi gibi hikmetler saçardı
Cömertti, zâhidâne yaşamayı severdi
Ev işlerinde maharetli ve becerikliydi
İki Cihan Güneşi Efendimizin bir parçası ve kalbinin meyvesiydi
Bu sebebten ona Peygamber'e hısım, akraba ve damat olabilme şerefine erebilmek için ashâb-ı kiramın büyüklerinden dahi talepler gelmişti
Önce Hz
Ebû Bekir (r
a
) sonra Hz
Ömer (r
a
) dünür olmuştu
İki Cihan Güneşi Efendimiz bu yakın dostlarına: "Fâtıma hakkında Allah Teâlâ'nın emrini bekleyelim
" buyurmuştu
Bu haberler Medine'de yayılınca Ebû Tâlib ailesi Hz
Ali'yi bu konuda acele davranması için uyardı
Onun da gidip tâlib olmasını istediler
Fakat o: "Ebû Bekir ve Ömer'den sonra bana verirler mi?" diye çekindiğini söyledi
İkna ederek onu istemeğe râzı ettiler
Evliliği ile ilgili olarak Hz
Ali (r
a
) kendisi şöyle anlatır:
"Halk arasında konuşulanları duyan azadlı kölem bir gün bana: "Ey Ali! Fâtıma'nın Rasûlullah (s
a
)'den istendiğini biliyor musun?" dedi
Ben de: "Bilmiyorum
" dedim
Tekrar bana: "Ey Ali! Rasûlullah'a gidip Fâtıma'yı sana nikâhlamasını istemekten seni alıkoyan nedir?" dedi
Ben de: "Yanımda birikimim yok
" dedim
O da: "Rasûlullah'a gidersen, muhakkak sana Fâtıma'yı nikâhlar!
" diyerek bana gitmemi ısrar etti
Ben ise bu konu için Rasûlullah (s
a
)'in huzuruna çıkmaktan çekiniyordum
Fakat akrabalarımın hepsi bana: "Fâtıma'yı Rasûlullah'tan bir de sen iste
" diye teşvik ediyordu
Sa'd ibni Mu'az (r
a
), bu hususta beni ikna eyledi
Nihayet çekinerek, sıkılarak da olsa Rasûlullah (s
a
)'e bu teklifi götürmek üzere evden çıktım
Resûl-i Ekrem (s
a
) Efendimiz'i, Ümmü Seleme (r
anhâ) annemizin evinde buldum
Kapıyı çaldım ve selâm verdim
İçeri buyur ettiler
Efendimiz bana yanında yer gösterdi
Ben de edebli, mahcub ve heyecanlı bir vaziyette başımı öne eğip oturdum
Halimi anlayan Efendimiz "Ya Ali! Öyle zannederim ki bir murâdın var
" buyurdu
Ben de: "Ya Rasûlallah! Anam-babam sana fedâ olsun
Senin bereketinle sırat-ı müstakimi bulduk
Hayatımın sermayesi sensin
Nice zamandır ona cüret edip söyleyemedim
" diye söze başlayınca bana tebessüm etti ve: "Herhalde Fâtıma'yı istemeye geldin
" buyurdu Ben de: "Evet" dedim
Bunun üzerine: "Fâtıma'ya mehir olarak verebileceğin neyin var?" diye sordu
Ben de: "Bir kılıcım, bir devem bir de küçük zırhım var
" dedim
Efendimiz: "Kılıcın sana lazımdır
Deven bineğindir
Zırhını sat Ya Ali!" buyurdu ve sözüne devamla: "Hak Teâlâ kendi katında Fâtıma'yı sana nikâhladı
Senden önce melek gelip, bana bu hâli haber verdi
" dedi
Hz
Ali (r
a
), Rasûlullah (s
a
)'in huzurundan gayet neşeli bir şekilde çıkıp mescide vardı
Peşinden Efendimiz teşrif etti ve Bilâl'e yönelerek; Muhâcir ve Ensar'ı toplamasını söyledi
Ashâb-ı kiram mescidde toplanınca Fahr-i Kâinat (s
a
) minbere çıktı ve:
"Hamd olsun Allah'a ki, verdiği nimetlerle övülen O'dur! Kuvvet ve kudretinden dolayı kendisine ibadet edilen O'dur! Mülk ve saltanatından dolayı kendisine boyun eğilen O'dur! Azabından korkulan, yanındaki nimetleri umulan O'dur! Yerde ve göklerde hükmünü yürüten O'dur! Kudretiyle halkı yaratan, hikmetiyle mümtaz kılan ve izzetiyle sağlamlaştıran O'dur! Gönderdiği dini ve Peygamberi Muhammed'le halkı şereflendiren O'dur!
Yüce Allah, karşılıklı hısımlıklarla nesebleri birbirine katmayı emir buyurmuş ve bununla günahları ortadan kaldırmıştır
Ey müslümanlar!Yüce Allah Fâtıma'yı Ali'ye nikâhlamamı bana emir buyurdu
Sizler şâhit olunuz; Fatıma'yı 400 miskal gümüş mehirle Ali'ye nikâhladım
" buyurarak kısa ve öz bir hitabede bulundu
Sonra Hz
Ali (r
a
) kalktı ve: "Söze Hak Teâlâ'ya hamd ederek başladı
Peşinden Rasûlullah kızı Fâtıma'yı bana nikahladı
Onun mehri benim küçük zırh gömleğimdir
Ben buna râzı oldum
Sizler de bu akde şahid olun" dedi
Ashâb-ı Kiram bu hayırlı işe çok sevindi
Cümlesi ayrı ayrı Hz
Ali'yi tebrik etti
Sonra Resûl-i Ekrem (s
a), Ali'nin evine geldi ve: "Ya Ali! Var git küçük zırh gömleğini sat, parasını bana getir
" buyurdu
Hz
Ali (r
a
) zırhını alıp çarşıya çıktı
Yolda Hz
Osman (r
a
) ile karşılaştı
Zırhını satacağını söyleyince Hz
Osman istediği bedeli 480 dirhemi verdi ve satın aldı
Sonra ona: "Ya Ali! Bu zırha sen benden daha lâyıksın
Lütfen hediyem olarak kabul eyle
" diyerek geri verdi
Hz
Ali (r
a
), bu muhabbet ve hediyeye çok sevindi
Zırh gömleğini ve parayı alarak İki Cihan Güneşi Efendimize getirdi
İki seçkin ashâbının karşılıklı muhabbetinden ve yardımlaşmasından pek memnun kalan Efendimiz
Hz
Osman'a dua etti
Onun nazik davranışını takdir etti
Rasûl-i Ekrem (s
a
) Efendimiz, o paradan bir miktarını alıp Bilâl'e verdi
Bununla çarşıdan koku almasını tenbih etti
Düğün için gerekli zarûrî ihtiyaçları çeyizleri almak üzere bir miktar daha aldı ve Hz
Ebû Bekir (r
a
)'e uzattı
Paranın kalan kısmını da müminlerin annesi Ümmü Seleme (r
anhâ)'ya emanet olarak gönderdi
Hz
Ebu Bekir (r
a
), Selman ve Bilâl yardımcıları birlikte çarşıya çıkıp çeyizlik eşyaları ve diğer ihtiyaçları temin ettiler
Çeyiz olarak alınan eşyalar şunlardı:
1 adet kadife yorgan, 1 adet yüzü deri içi lif dolu yastık, 3 adet minder
2 döşek, 1 koç postu, 1 adet topraktan yapılmış su testisi, 1 su tulumu, 1 elek, 1 kilim, 2 adet Yemen işi, üzerleri gümüşle işlenmiş elbise, 2 adet el değirmeni, 1 meşin su bardağı, 2 adet çanak çömlek, 1 adet hurma yaprağından örülmüş sedir
Ne güzel çeyiz!
Ne mütevâzi eşyalar!
Ne sâde hayat!
Ne mutluluk!
Ne kolay evlilik!
Günümüz insanına ne ibretli ders!
Gençlerimize ne eşsiz örnek!
Allah'ım cümlemize hisse almayı nasib et!
Amin
O Benden Bir Parçadır
Zaman su gibi akıp gidiyor, günler bir bir geçiyordu
Hz
Fâtıma (r
anhâ)'nın çeyizleri alınmıştı
Düğün hazırlıkları tamamlanmış fakat günü belirlenmemişti
Hz
Ali ile kardeşi Akil düğün mevzuunda görüşmek üzere birlikte Resûl-i Ekrem (s
a
) Efendimizin hanesine geldiler
Kapıda Ümmü Eymen'e rastladılar ve durumu ona açtılar
O da: "Bu iş için bana biraz müsade edin
Ben size yardımcı olayım
Meseleyi önce Resûlullah zevcelerine açar ve bir cevap almaya çalışırım
" diyerek onları geri döndürdü
Rasûlullah (s
a
)'in hizmetinde bulunan dadısı Ümmü Eymen bu meseleyi Ümmü Selleme annemize söyledi
O da Hz
Âişe (r
anha)'nın evinde toplandıkları bir sıra da Efendimize durumu arzetti ve: "Yâ Rasûlallah! Haticetü'l-Kübrâ hayatta olsaydı bize söz düşmezdi
O bu işi tamamlardı
" diyerek söze başladı
Vefâkar Efendimiz, Hz
Hatice annemizin ismini duyunca; "Onun gibi hatun nerde bulunur? Herkes beni yalanlarken o tasdik etti
Bütün malını İslâm yoluna sarfetti
" buyurdu
Onun hizmetini ve büyüklüğünü bu vesileyle tekrar duyurdu
Ümmü Seleme annemiz söze devamla: "Ya Rasûlallah! Hakîkaten Hatice dediğiniz gibiydi
Cenâb-ı Hak onu ve bizleri Cennette cemeylesin
Şimdi onun kızı Fâtıma'yı düşünsek
Amca oğlun Ali düğünlerinin yapılmasını istiyor
Siz ne buyurursunuz?" dedi
Efendimiz: Ali bana böyle bir şey söylemedi
" buyurdu
Ümmü Seleme annemiz de: "Ya Rasûlallah! Ali mahcûbiyetinden, edebinden size söyleyemez
" dedi
Fahr-i Kâinat (s
a
) Efendimiz: "Öyleyse Ali'yi çağırın
" buyurdular
Ümmü Eymen koşup Hz
Ali'yi çağırdı
Mahcubiyetinden sıkılarak huzura giren Ali (r
a
) bir kenara oturdu
Fahr-i Kâinat (s
a
) Efendimiz: "Yâ Ali düğününüzün olmasını arzu ediyor musun?" buyurdu Ali de: "Evet" dedi
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s
a
) Efendimiz: "Fâtıma'nın çeyizi tamamdır
İnşallah bu vazifede yerine gelecektir
" buyurdu
Ümmü Seleme annemize haber gönderip 10 dirhem istedi
Gelen parayı Hz
Ali'ye uzattı ve: "Ya Ali! Bir miktar hurma, biraz tereyağı biraz da yoğurt al gel" buyurdu
Hz
Ali siparişleri alıp huzura getirdi
İki Cihan Güneşi Efendimiz hurmaları bir kaba boşaltıp mübarek elbisesiyle ezdi
Biraz un, yoğurt ve tereyağı ile karıştırarak tatlı bir düğün yemeği yaptı
Arapların meşhur "Hays" adını verdikleri bu yemeği tabaklara koydu
Bu velîme hazırlığından haberdâr olan Sa'd İbn Ubâde (r
a
) katkı olmak üzere derhal bir koyun kesti getirdi
Bir başka sahâbî yağ, un v
s
getirdi
Hazırlıklar tamam olunca Resûl-i Ekrem (s
a
) efendimiz: "Yâ Ali! Ashab-ı Kiramı davet et! Dostlarını davet et!" buyurdu
O da dışarı çıkıp ashâbı davet etti
Gelenler onar onar içeri alınıp sıra ile sofraya oturtuldu
Bu şekilde sofralar dolup taştı
Gönülleri bereket, rahmet kuşattı
Hz
Ali (r
a
) o gün velîme yemeğinden yediyüz kişinin yediğini nakletmiştir
İki Cihan Güneşi Efendimiz Ümmü Seleme annemizle Ümmü Eymen'den Fâtıma'yı giydirip kuşatmalarını istedi
Bir deve getirilip süslendi
Hz
Fâtıma bindirildi
Yuları Selman-ı Fârisî (r
a
)'ın eline verildi
Huzur ve neşe içerisinde Hz
Ali'nin evine getirildi
Böylece kadınlık âleminin hanımefendisi Hz
Fâtıma (r
anhâ) şânına yakışan bir sadelik içinde gelin oldu
Bu mesut düğün hicretin 2
yılının Zilhicce ayında yapıldı
Ümmü Eymen'in anlattığına göre Resûl-i Ekrem (s
a
) Efendimiz kendisi gelinceye kadar Hz
Ali'nin Fâtıma'nın yanına gerdeğe girmemesini emir buyurmuştu
Efendimiz gelip kapıyı çaldı
Dadısı Ümmü Eymen karşıladı
Selam verdi
İçeri girmek için izin istedi
İzin verilince girdi ve: "Kardeşim burada mı?" diye sordu
Ümmü Eymen: "Ya Rasûlallah! Kardeşin kim?" dedi
Efendimiz de: "Ali ibni Ebî Tâlib" buyurdu
Dadısı: "Sen kızını onunla nikâhladığına göre o nasıl kardeşin olur?" dedi
Efendimiz: "Evet! o öyledir
" buyurdu
Yani o benim dinde kardeşim olur
Fâtıma ile evlenmesinde bir sakınca yoktur dedi
Sonra bir kapla su getirtti
Abdest aldı ve Hz
Ali'yi çağırdı
Abdest suyundan göğsüne iki omuzunun arasına serpti
Sonra Hz
Fâtıma'ya da aynı şekilde davrandı ve: "Allahümme bârik fîmâ ve bârik lehüma fi neslihimâ= Allah'ım bu evliliği mübarek kıl! Onlara ve nesillerine mübarek kıl
" buyurdu ve: "Ey Allah'ım ! Fâtıma ve zürriyeti hakkında kovulmuş şeytandan sana sığınırım
" diye duâ etti
Hz
Ali için de aynı duâyı tekrar ederek: "Allah'ın ismi ve bereketiyle gir zevcenin yanına
" buyurdu
Fahr-i Kâinat (s
a
) Efendimiz evlenecek bir kimseyi tebrik edeceği zaman "Allah bunu senin için mübarek kılsın! Allah'ın bereketi senin üzerine Olsun! Allah ikinizi hayırda birleştirsin!" diye duâ ederdi
Yeni gelin ve damata bu duâları yaptıktan sonra onların arasındaki muhabbeti kuvvetlendirmek için kızına: "Vallahi Ey Fâtıma! Ben seni, ailemin en hayırlısına nikâhladım! Allah hakkı için erin iyi erdir
Sahâbenin evvelidir
İslâm'da büyüğüdür
İlim de en derinidir
İmamların kadısı, İslâm'ın kahramanıdır
Zinhar ona isyan eyleme ve emrine muhalefet etme!" diye nasihatta bulundu
Damadına da: "Ey Ali, Fâtıma'nın hakkına riâyet eyle! Onu hoş tut
O benden bir parçadır
Eğer onu üzersen, beni üzmüş olursun
" buyurdu
Her ikisini de Allah'a emanet ederek oradan ayrıldı
Yeni bir hayat başladı
Nurlu bir ocak kuruldu
İki Cihan Güneşi Efendimizin neslini devam ettirecek bir nur yumağı oluştu
Bu mesut evlilikten "seyyid" "şerif" ünvanlarıyla anılan bahtiyar insanlar dünyaya geldi
Cennet gençlerinin efendileri ve cennet hurîlerinin hanımefendileriyle nurlu nesil devam etti
Seyyidler neslinin kaynağı olan bu aile muhabbet dolu sıcacık bir yuva oldu
Orada sevgi, saygı şefkat, merhamet, hizmet, firaset, nezâket ve nezâhet gibi üstün ahlâkî meziyyetler yeşerdi
Acısıyla tatlısıyla hayatı olduğu gibi kabul eden aile ferdleri, dünyanın sıkıntılarını da birlikte sabır ve rıza ile göğüslediler
Evin içindeki hizmetler Hz
Fâtıma'ya dışardaki işler de Hz
Ali'ye bırakıldı
İç ve dış hizmetleri paylaşma yönüyle onlar bir bütünün iki parçası haline gelmişlerdi
Hz
Fâtıma (r
anhâ) yerine göre el değirmeninde arpa öğütüp ekmek yaptı
Yemeğini pişirip, temizliğini yaptı
Ev işleriyle uğraştı
Değirmeni çevirmekten avuçlarının içi kabardı
Ama yokluktan, yoksulluktan hiç şikâyet etmedi
Zâhidâne bir hayat yaşayıp kimseye dert yanmadı
Fahr-i Kâinat (s
a
) Efendimiz damadını ve kızını evliliklerinin ilk altı ayında devamlı sabah namazına çıkarken kapılarının önünde durup: "Ey Muhammed'in ev halkı! Haydi Namaza!" diye çağırmış ve peşinden; "Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden günah kirini gidermek, sizi tertemiz yapmak ister
" meâlindeki Ahzâb sûresi 33
âyetini okumuştur
Bir defasında da sabah namazı dönüşünde damadının evine uğramış ve kızını uykuda bulunca, namazını kılmadı zannederek şöyle seslenmişti:
"Kızım Fâtıma! Muhammed Mustafa'nın kızıyım diye sakın namazı terk edeyim deme
Beni hak peygamber olarak gönderen Allah'a andolsun ki, beş vakit namazı vakti içinde kılmadıkça cennete giremezsin" buyurdu
Resûl-i Ekrem (s
a
) Efendimiz bir gün kızının hastalandığını duydu ve ziyaretine gitti
İmran İbni Husayn (r
a
) da yanında idi
Kapıya varınca tıklattı ve selâm verdi
Hz
Fâtıma (r
anhâ) derhal kapıyı açtı ve : "Buyurun babacığım" diyerek içeriye aldı
Sevincinden hastalığını unutmuş gibiydi Efendimiz: "Kızım yanımda İmrân İbni Husayn var başını ört!" buyurdu
Hz
Fâtıma (r
anhâ): "Babacığım bundan başka örtüm yok
Onunla başımı örtsem vücudum açıkta kalıyor
" dedi
Fahr-i Kâinat (s
a
) Efendimiz: "Örtüyü düz olarak değil, değirmi köşeli olarak ört ki her tarafını kapasın" buyurdu Sonra İmran İbni Husayn da içeri alındı
O da "geçmiş olsun" dileğinde bulundu dua ederek izin istedi
Hz
Fâtıma (r
anhâ) böylesine yoksul ve fakirlik içerisinde bir hayat sürdü
Birgün arpa öğütmek için el değirmenini çevirmekten avuçlarının içi kabardı
Bunu Hz
Ali'ye göstererek bir çare aramasını arzu etti
Hz
Ali (r
a
) da dilersen babacığına durumu açabilirsin dedi
Medine'ye esirlerin getirildiğini duyan Hz
Fâtıma (s
a
) babacığından bir hizmetçi vermesini istedi
Rahmet Peygamberi (s
a
) Efendimiz kızına: "İstediğinden daha hayırlısını size haber vereyim mi?"
Cebrâil'in bana öğrettiği şu kelimeleri her namazın sonunda okursan, hizmetçiden daha iyidir
Bunlar: Otuz üç defa: "Subhânallah" otuz üç defa: "Elhamdülillâh" otuz üç defa da: "Allahü Ekber" demenizdir
Hz
Ali (r
a
) ile Hz
Fâtıma (r
anhâ) arasında kurulan evlilik ümmete ibretler dolu örnek bir yuva oldu
Karı ile koca arasındaki sevgi saygı, samimiyet, hizmet ve güzel geçime en iyi örnek bir yuva
Bu yuvanın fertlerinden birisi üzgün olsa diğeri onun üzüntüsünü gidermek için gayret eder ve evdeki eksikleri görmezden gelerek musâmaha ile karşılardı
Müşterek hizmet ve sohbet zeminleri oluşturularak birbirlerini dinler ve dertleşirlerdi
Fakat beşer olarak küçük kırgınlıklar da olmaz değildi
Birgün Resûl-i Ekrem (s
a
) Efendimiz kızını ziyarete gitmişti
Damadını evde göremeyince kızına: "Amcanın oğlu nerede?" diye sordu Hz
Fatıma da: "Aramızda ufak bir şey geçti
O sebeple çıkıp gitti
" cevabını verdi
Bunun üzerine İki Cihan Güneşi Efendimiz dışarı çıktı ve Sehl İbni Sa'd (r
a
)'a: "Ya Sehl git Ali'ye bak
Nerede ise bana haber ver
" buyurdu
Sehl doğru mescide koştu
Hz
Ali'nin orada uyumakta olduğunu gördü
Dönüp geldi ve mescidde yattığı haberini verince Efendimiz kalktı mescide gitti
Hz
Ali toprak üzerine uzanmış uyuyakalmıştı
Rahmet Peygamberi Efendimiz damadını bu vaziyette görünce mübarek elleriyle yüzündeki tozları sildi
Üstü başı toprak olduğu için "Ey Ebû Tûrâb kalk!" diye seslendi İki Cihan Güneşi Efendimizin sesini duyan Hz
Ali derhal ayağa kalktı
Üstü başı toz toprak içinde olmuştu
Fahr-i Kâinat (s
a
) Efendimiz elbisesini temizlemeğe yardım etti ve elinden tutarak evine götürdü
Ne engin merhamet!
Ne derin şefkat!
Ne yüce muhabbet!
Allah'ım bizlere de bu üstün ahlâktan hisseler nasib et!
Amin
Hazreti Fatıma ile Hazreti Ali Sohbet Ediyordu:
Hazret-i Fâtıma radıyallahu anhâ annemizin hayatı, kıyamete kadar gelecek İslâm hanımefendilerinin örnek alacağı ibretlerle, ahlâkî meziyyetlerle doludur
O'nun evliliği, çeyizi, ev işlerindeki becerisi, mahareti, beyine karşı samimi, sevgi dolu hizmetleri, komşuluk münasebetleri, ilmi, irfanı ve infakı günümüze ışık tutmaktadır
O, eşyanın kölesi, hizmetçisi olmadı
Allah ve Rasûlünün sevdiği yolda samîmî kul olabilmek için gayret etti
Hayatını bu hedef ve gaye içerisinde geçirdi
Fahr-i Kâinat (s
a
) Efendimiz kızını ve torunlarını çok severdi
Onları görmek için sık sık damadının evine giderdi
Bir defasında kapıya vardı ve içeri girmeden geri döndü
Hz
Fâtıma buna çok üzüldü
Hz
Ali eve geldiğinde hanımını üzüntülü gördü
Sebebini sordu
O da: "Ya Ali: Rasûlullah geldi kapıdan içeri girmeden geri döndü, gitti" dedi
Buna Hz
Ali (r
a
) da çok üzüldü
Derhal sebebini öğrenmek üzere Rasûlullah'akoştu, Fâtıma'nın üzüntüsünü arzetti
Eve niçin girmediğini sordu
İki Cihan Güneşi Efendimiz birazcık sitemle: "Benim dünya ile ne işim var? Benim işlemeli perde ile ne işim var?" buyurdu
Hz
Ali (r
a
) meseleyi anladı ve hemen ailesine döndü ve Efendimizin hoşnutsuzluğunu haber verdi
Bunun üzerine Hz
Fâtıma (r
anha): "O perdeyi ne yapmamı emrediyor" dedi
Yine Rasûlullah'ın huzuruna varan Hz
Ali'ye: "Fâtıma'ya söyle; O perdeyi filan oğullarına göndersin" buyurdu
Bunun üzerine o perde yerinden indirilip ihtiyaç sahiplerine gönderildi
Rasûlullah'ın istemediği bir şeyi onlar hiç istemezlerdi
Allah Rasûlü babacığını memnun etmek onların en büyük arzusuydu
Bunun için sevgide kusur etmemeğe son derece dikkat ederlerdi
Efendimiz de damadı ve kızını çok severdi, fırsat buldukça onları ziyaret ederdi
Dantel
Mumsema
Frmacil
09-03-2008
#
2
Profil Bilgileri
stell1236
--->: Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Fatıma (r.a)
Engın bu guzel paylasım ıcın sana cok tesekkur ederım
ancak bır bilgi almak ıstıyorum,
Bu alıntı yaptıgın konunun kaynagı nedır,nerede gecer,hangı kıtapta yazar
kaynak belırtırsen okudugum yazının gercekcılıgını de anlamıs olurum
Paylasımın ıcın cok tesekkur ederım,ellerıne saglık kardesım
Tags
:
fatima
,
hazreti
,
kizlarindan
,
peygamberimizin
Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Fatıma (r.a) ile ilgili Benzer Konular
290 Kez Görüntülendi
Hz. Fatıma ve sabah namazı
Namaz
Fatıma Binti Esed (r.a)
Sahabeler ve Alimler
Peygamberimizin kızlarından Hazret-i Rukiyye (r.a)
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamberimizin Kızlarından Hazret-i Ümmü Gülsüm (r.a)
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Hazret-i İsa, Hazret-i Mehdi ve Deccal
İman
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
22:48
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542