FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.)
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.) ile ilgili Benzer Konular
451 Kez Görüntülendi
Bekir Aksoy (Bekir Aksoy Kimdir? -
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Zeraho Bekir Sami Bey (Zeraho Bekir Sami Bey Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Bekir Yarangüme (Bekir Yarangüme Kimdir?
Sporcuların Biyografileri
Bekir Büyükarkın (Bekir Büyükarkın Kimdir?
Yazarlar ve Şairler
Bekir Sıtkı Erdoğan ( Bekir Sıtkı Erdoğan Kimdir? - Bekir Sıtkı Erdoğan Hakkında )
Yazarlar ve Şairler
Peygamberİmİzİn AhlakÎ Özellİklerİ
|
Peygamberimizin Hayatı
Konu Araçları
20-10-2006
#
1
Profil Bilgileri
Kobe23
Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.)
Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.) başlıklı yazı Mumsema Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.) Forum Alev
Hz
Ebû Bekir Sıddîk (r
a
)
"Güneş, peygamberler hariç, Ebû Bekir'den daha faziletli bir insan üzerine doğup batmamıştır
"
Allah Rasülü (s
a
) buyurur:
"Allah'ın benimle gönderdiği ilim ve hidayet, yeryüzüne sağnak halinde yağan yağmura benzer
Kara parçasının bir kısmı bu rahmet yağmurunu emer ve üzerinde yemyeşil çayırlar ve mahsuller yetiştirir
Diğer bir kısmı da bu suyu tutarak insanların içmesini , hayvanların, bitkilerin ve diğer canlıların istifadesini sağlar
Toprağın geri kalan ölü kısmı ise bu yağmurun suyunu tutmadığ gibi, ekin ve yeşillik de bitirmez
"(bk
Buharî, ilim, 20) Bu hadis-i şeriften Allah Rasûlü'nün getirdiği hidayet ve rahmet yağmurlarından insanların kabiliyetleri nisbetinde istifade ettikleri anlaşılmaktadır
Hz
Peygamber (s
a
)'in Muhammedi mektebinden yetişen, O'nun hidayet ve ma'rifet yağmurundan kana kana içen ve "bu yağmuru tutarak başkalarına da içiren" yıldız şahsiyetlerden birisi ve birincisi Hz
Ebû Bekir (r
a
)'dir
O, Allah Rasulü'ne inanan ilk müslüman ve O'nun ilk halifesi
Malının tamamını Allah yolunda tasadduk eden ve Allah Rasülüne gelen zararı karşılayan ilk insan
Allah elçisinin: "Güneş, peygamberler hariç, Ebû Bekir'den daha faziletli bir insan üzerine doğup batmamıştır
"diye övdüğü ve en çok sevdiği
FAZiLETE ERMENİN BEŞ ESASI
Kendisine bu fazîlete nasıl erdiği sorulduğunda verdiği cevap, tasavvufî telakkîdeki ruhî yükseliş, ahlakî olgunluk ve manevî kemale erişin esaslarını oluşturmaktadır
Buyurur ki:
- Bu fazîlete beş şeyle erdim:
1
İnsanları iki grup olarak gördüm
Bunlardan bir grubu talib-i dünyadır; dünyanın peşinden koşmaktadır
Bir grubu da talib-i ukbadır; ahiret endişesi taşımaktadır
Ben ise ne talib-i dünya, ne de talib-i ukba oldum
Talib-i Mevla olmayı tercih ettim
Rabbımın rızasına ermeyi herşeyin üstünde tuttum
2
Müslüman olduğum günden beri ma'rifet-i ilahiyye ile meşguliyetin ve onun bana verdiği hazz sebebiyle dünya nimetlerine meyletmedim ve doyasıya yemek yemedim
3
Yüce yaratıcımın muhabbetinin bana verdiği manevî zevk sebebiyle, aşk hararetini söndürmemek için kanasıya su içmedim
4
Dünya ameliyle ahiret ameli karşılaştığında daima ahiret amelini dünya ameline tercih ettim
5
Rasülullah (s
a
)'in sohbetine çok sıkı bir şekilde devam ettim
Daima O' nunla birlikte bulunmaya gayret ettim
Hicrette arkadaşı, mağarada yoldaşı ve daima sırdaşı oldum
Hz
Ebû Bekir'in bu cevabında adeta tasavvufi eğitimin gayesi ve temel esasları anlatılıyor
Ki onlar da rıza-i Barîye ermek; zühd yani dünyaya değer vermemek; yemeyi, içmeyi uykuyu azaltıp Cenab-ı Hakk'ı unutmamak ve Allah rasûlü ile sohbet
RASÛLULLAH'TAN İN'İKAS-I HÂL
Allah Rasûlü'nün sohbetleri, ashab-ı kirama ruhanî bir hayat yaşatır, sahabileri dînî his ve heyecana, aşk, vecd ve muhabbete gark ederdi
Sahabîler, O'nun konuşmalarını, başlarındaki kuşu uçurmaktan korkan kimsenin titizliği ile huşu içinde dinlerlerdi
Hz
Ebû Bekir ve diğer sahabîler, bu sohbetlerde aldıkları ve öğrendikleri aşk, vecd ve heyecanı kendilerinden sonrakilere nesil be-nesil aktararak yaşattılar, bu suretle Allah Rasûlü'nün ruhanî hayatı kaybolmadan "altın silsile"'içinde günümüze ulaştı
Ancak bu ruhanî hayat yazılabilecek ve sözle anlatılabilecek bir husus olmadığı için sohbet ve beraberlik sayesinde gönülden gönüle aktarılarak "in'ikas-ı hâl"yoluyla intikal etmiştir
Allah Rasûlü'nün "Allah kalbime neyi ilka ettiyse ben de onu Ebû Bekir'in sadrına ilka ettim
" buyurması bu hal yansımasının ifadesidir
Kur'an'da mutlak bir ifadeyle: 'Bilesiniz ki Allah'ın Rasülü aranızdadır
' (el-Hucürât, 49/7) buyrulması, bu yolla Muhammedî hasletlere sahip insanların aramızda daima bulunacağına işaret olmalıdır
Peygamber, ya da peygamber varisi arif ve mürşidlerle sohbet; ya da beraber bulunma, insanı erdirici, Hakk'a vardırıcı en önemli vesilelerden biridir
Çünkü sohbet ve birliktelik sayesinde insan, sohbetine devam ettiği şahsın haline bürünür, kabiliyet ve istidadına göre onun boyasına boyanır
Şahsiyeti onun şahsiyetiyle bütünleşir ve aynîleşir
Psikoloji'deki "idendi-fication"; aynîleşme ve kişilik transferi dedikleri budur
KEMAL VE CEMAL AYNASI
Allah Rasûlü'nün yanından hiç ayrılmayan, O'na gönülden bağlı ve canını her zaman O'na fedaya hazır olan Ebû Bekir (r
a
) O'nun kemalinin ve cemalinin aynası oldu
Bir bakıma önce Allah Rasulü'nde, sonra da Allah'da fenaya erdi, vuslatı buldu, marifet-i İlahiyye kaynağına ulaştı
Nitekim Hz
Peygamber (s
a
)'in vefatı sırasında bütün herkes şaşırmış, Hz
Ömer bile kılıcını çekerek: "Kim Muhammed öldü derse boynunu vururum
" şeklinde bir tepki göstermişti
Ama Ebû Bekir (r
a
) fena fillah'a ermenin ve Allah île bakayı bulmanın şuur aydınlığı içinde önce Allah Rasûlü'nün yüzündeki örtüyü kaldırıp baktıktan sonra: "Ölümün de hayatın gibi güzel
Sen iki kere ölmeyeceksin, mukadder olan ölümü taddın
" demiş ve dışarı çıkarak şu konuşmayı yapmıştı: "Ey insanlar! Muhammed'e tapanlar bilsin ki Muhammed ölmüştür
Allah'a tapanlar ise Allah'ın diri ve hiç ölmeyeceğini bilirler
" Sonra şu ayeti okudu: "Muhammed ancak bir peygamberdir
O'ndan önce nice peygamberler gelip geçti
O, ölür ve öldürülürse siz gerisin geri mi döneceksiniz?" (Âlü İmran, 3/144) Hz
Ebû Bekir, bu konuşmasıyla gönlü Hz
Peygamber sevgisiyle dopdolu olan Hz
Ömer gibi sahabîleri, uyardı
Hakk'a vuslatın ve O'na ermenin adı olan "fena" kavramı, tasavvufi eğitimde fena fi'l-ihvan ile başlar, fenafi'ş-şeyh ve fena fi'r-Rasul ile devam eder, fena-fillah, ve baka billahta sona erer
İşin başında bulunan mübtedi bir salik, önce ihvana hizmette fani olur, sonra mürşidine muhabbet ve hizmetle fenaya erer
O'nun ardından Rasülullah'ın ahlakını ve hallerini benimseyerek o sıfatlarla muttasıl olmaya çalışır ve fenafi'r-Rasûlü bulur, bunu sağlayınca da ahlak-ı ilahiyyeye erer
Bu hâle eren kul, artık Allah ile görmeye, duymaya, düşünmeye, konuşmaya başlar ki, böylece bir kudsî hadiste anlatılan özellikler tahakkuk etmiş olur
(bk
Buharı, Rikak, 38)
Hz
Ebü Bekir'in "altın silsile"deki yeri sıddîklığı, hizmeti, ibadeti, vera ve takvası, ahlakî olgunluk ve mahfî-meşreb oluşuyla alakalıdır
SIDDÎKIYET SIFATI
Allah Rasulü'nü başından sonuna kadar destekleyen, yerine göre koruyup himaye eden Ebû Bekir (r
a
)'in "Siddık lakabı hem ilahî, hem de nebevi kaynaklıdır
Nitekim müşriklerin Allah Rasûlünü ve müslümanları iyice bunalttıkları bir sıra da O'nu teselli etmek için bir ikram-ı ilahi olan Mi'raç olayı gerçekleşti
Her doğruya sırt çevirmekte mahir olan Kureyş keferesi, hemen buna da karşı çıkıp inanmadılar
Bununla da kalmayıp inanan insanları bi bahane ile yoldan çevirmeye kalkıştılar
Hz
Ebû Bekir (r
a
)'e de gelerek: "Arkadaşın neler söylüyor, duydun mu? Buna da inanacak mısın?" dediklerinde Ebû Bekir'den suratlarına şamar gibi patlayan şu cevabı aldılar: "Bunu o mu söylüyor, öyleyse doğrudur
"
İşte Ebû Bekir'in bu kesin tasdiki üzerine: "Doğruyu getiren (Muhammed) ve O'nu tasdik eden (Sıddîk) muttakilerdir
"(ez-Zümer, 3) ayeti nazil oldu
Siddîkiyet makamı peygamberlikler sonraki ilk manevi makam sayılmıştır
Fedakarlık ve İsarı:
O'nun Allah yolunda ve Hz
Peygamber uğrundaki fedakarlığı ile boy ölçüşebilecek bir başkasını tarih kitapları kaydetmiyor
Sahip olduğu 40
000 dirhemlik servetini işkence altında inim inim inleyen köleleri satın alıp azad etmeye harcamaktan başlayan maddi fedakarlığı, canını ortaya koyarak devam etmiştir
Nitekim Hz
Peygamber (s
a
)'e malıyla en çok destek olan sahabî o olduğu gibi, O'na işkence yapmaya kalkışanlara tek başına karşı koyar ve cesaretle O'nu koruyan da odur
Hicrette tek başına O'na yoldaş ve arkadaş olmuş, muhafızlık etmişti
Bedir, Uhud ve diğer gazalarda Allah Rasûlüne gelebilecek ilk saldıralara o karşılık vermişti
Allah Rasûlü, "orduya yardım ediniz" buyurduğu zaman malının tamamını getirmiş, "çoluk çocuğuna neyi bıraktın?" sorusuna "Allah'ı ve Rasûlünü" cevabım vermişti
Bu onun feragat ve fedakarlıkta abideleşen yönüdür
Yine bu anlayışın bir uzantısı olarak: "Allah'ım ahirette vücûdumu o kadar büyüt ki cehennemi ben doldurayım de başkasına yer kalmasın; bütün kulların hesabına ben yanayım" diye dua etmişti
O'nun bu düşüncesinin bazı tasavvuf büyüklerine intikal ettiği ve bu silsilenin bir halkasını oluşturan Bayezîd'in de benzer sözler sarfettiği bilinmektedir
Hakk'a ve Halka Hizmeti:
Siyasi idarede iki yıl gibi kısa bir zamanda mühim işler başaran, mürtedleri tepeleyen, yalancı peygamber Müseylime'nin işini bitiren, Kur'an-ı cem'eden ve bir yıl süreyle hiç kimsenin haksızlık iddiasıyla başvurmaya gerek duymayacağı şekilde mahkemelerin ve hapishanelerin boş kalmasını sağlayan dünyada benzeri görülmemiş bir adelet dağıtıcısı olan Ebû Bekir (r
a
) Allah Rasûlü'nün sağlığında da halkın hizmetine koşan, genç-ihtiyar herkese yardım etmeye alışmış bir fazilet abidesiydi
Nitekim bir gün Peygamberimiz (s
a
) soruyor: "Bugün içinizde oruçlu olan var mı?" Bir tek Hz
Ebû Bekir'den "Evet" cevabı geliyor
Allah elçisinin peşpeşe sorduğu: "Bugün hiç cenaze teşyiine iştirak edeniniz oldu mu? Bugün bir yoksulu doyuranınız var mı? Bugün bir hasta ziyaretinde bulunanınız oldu mu?' şeklindeki sorularda da sadece O'ndan müsbet cevap gelince Efendimiz (s
a
) şöyle buyuruyor: "Bütün bu faziletleri kendisinde toplayan kimsenin gideceği yer cennettir"
Müslim'in rivayet ettiği bu hadisten Hz
Ebû Bekir'in hem şahsî, hem de topluma hizmet açısından en mühim faziletler şahsında topladığı görülmektedir
Bu fazîletler O'nun üsve-i hasenesi; yani en güzel örneği olan Allah Rasûlü'nden öğrendiği ve ümmete örnekler halinde sunduğu faziletlerdir
İbadet ve Ruhî Hayatı
Hz
Ebû Bekir (r
a
) huşu ve takva üzere ibadet ederdi
Namaza kalktığında havf ve haşyetinden dolayı kesilmiş bir ağaç gibi titrer, fakat kalbindeki huzur hali sebebiyle huşûunu korurdu
Gözü yaşlıydı
Yanık sesiyle Kur'an okurken ağlar, dinleyenleri de ağlatırdı
Allah aşkı ile ciğeri püryan olduğundan yanında duranlar onun ağzından yanık ciğer kokusuna benzer bir koku duyduklarını anlatırlardı
"biz keremi takvada, zenginliği yakin elde etmede, şerefi engin gönüllülükte bulduk
" derdi
Takvada, şefkatde çok ileri, yufka yüreklilikte ve yumuşak başlılıkta en öndeydi
Daima yüreği yanık bir şekilde ah vah ettiği için kendisine "Evvah"derlerdi
Nitekim Hz
İbrahim'e de "Evvah"denildiğini Kur'an'dan öğreniyoruz
(bk
et-Tevbe, 9/214; Hûd, 11/75) O'nun coşkulu ibadeti, yanık ve ağlamaklı bir sesle Kur'an okuyuşu pekçok Mekkeli'nin dikkatini çekerek müslüman olmasını sağladığı için müşrikler O'nu açıktan namaz kılmaktan ve Kur'an okumaktan menetmeye çalışmışlardı
Zeka ve sezgi yönünden son derece güçlüydü
Bu yüzden rüya tabirinde de mahirdi
Hz
Peygamber (s
a
)'in en yakîni olmasına rağmen sözlü rivayet ve nakillerinin azlığı sebebiyle müşahede erbabının ve hal ehlinin öncüsü sayılırdı
Çünkü hal, kal ile anlatılamaz, ancak yaşanarak anlaşılırdı
Zühd, Vera' ve Takvası:
Maldan ve dünyaya aid şeylerin sevgisinden geçmiş, tevhid gerçeğine ermek için mihnet, çile ve sıkıntı yolunu seçmiş, bu yüzden kendi iradesiyle fakrı ihtiyar etmişti
"ilahi, dünyayı bana genişlet ve beni ona karşı zahid yap" diye dua ederdi
Yani bana önce dünyamı ver, sonra onun afetlerinden korunmak için sevgisini gönlümden al ve ben ihtiyarî fakr içinde olayım, demek isterdi
Varlığa sevinmez, yokluğa yerinmezdi
Zaman olurdu ki, altı gün üstüste hiç yatak açmadan sabahladığı olurdu, rahatını aramazdı
Kızı Aişe validemizin, giydiği bir elbisesinden hoşlandığını hissedince onu:
"Bilmez misin ki, bir kimse dünya zineti sebebiyle kendini beğenirse onu çıkarıncaya kadar Rabbının gazabına uğrar" diye uyarmıştı
Çünkü o, katıksız marifet duygusundan bir tad almış, bu tadın onu tadanları Yüce Allah'ın zatından başka her şeyden alıkoyacağını anlamıştı
Takva ve vera duygusunun bir gereği olarak zaman zaman parmağıyla dilini tutup: "Başıma ne geldiyse hep bunun yüzünden" derdi
Bazen da diline sahip olmak için ağzına çakıl taşları koyduğu rivayet edilirdi
Ağza giren ve ondan çıkanın Allah ve Rasûlünün istediği istikamette olmasının vera olduğunu bildiği için haram ve şüphelilerden son derece sakınırdı
Nitekim bir kölesinin sihir karşılığı aldığı sütten bilmeden içmiş, durumu öğrenince parmağını boğazına sokarak bu sütü midesinden çıkarmıştı
HAFÎ ZİKİR TELKİNİ:
Hz
Ebû Bekr'in tasavvuftaki ve altın silsile'deki en önemli yeri hafî zikrin onun vasıtasıyla öğrenilmiş ve yaşanmış olmasıdır
Tabakat kitapları ve hakkında yapılan araştırmalar, onun hafî meşrebliğinde birleşiyor
Hz
Ömer sadakasını açıkça halkın arasında getirip teslim ettiği halde Ebû Bekir (r
a
), gizlice veriyor
Hz
Ömer, gece kıldığı namazlarda Kur'an'ı yüksek sesle okuduğu halde o, alçak sesle okumayı tercih ediyor
Niçin öyle yaptığı sorulduğunda da:
"Kendisine münâcâttâ bulunduğum zatı dinliyorum
O'ndan anlıyorum ki, O, bana uzak değildir, O'nun işitmesi açısından alçak sesle, yüksek ses, birdir
" karşılığını verirdi
"Ashabımın seçkinleri yıldızlar gibidir hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz" buyuran Allah Rasülü insanların karakter yapılarının farklılığına ve farklı yapılardaki insanların kendilerine benzeyen bir sahabîye uymak suretiyle doğru yolu bulacağına işaret etmektedir
Hz
Ebû Bekir, Hz
Ömer ve diğer büyük sahabîler tek tek ele alındığında hepsi büyük örnek şahsiyetler, ama karakterleri ayrı ayrı
Biri son derece dışa dönük, teklifsiz ve rahat yapıya sahip
Diğeri temkinli, teennili ve kısmen içe dönük bir kimlik taşıyor
Bu bakımdan hoşlandıkları şeyler ve ruhî hayatları da farklılıklar arz edebiliyor
Nitekim Hz
Ebû Bekir'de "hafî zikir" sırrı tecelli ederken, Hz
Ali ve Hz
Ömer'de "cehrî zikir" sırrı tecelli ediyor
Allah Teala Kur'an'da zikrin hafîsini de, cehrîsini de; yani gizlisini de açıktan olanını da emrediyor
(bk
el-A'raf, 7/205; el-Hacc, 22/36) Hz
Peygamber (s
a
), her iki zikrin de öğreticisi ve icracısıdır
Bu bakımdan tasavvufî telakkîye göre Hz
Peygamber (s
a
) Hz
Ebû Bekir'e Sevr mağarasında gizli zikri telkîn ve ta'lîm buyurmuştur
Hadis kaynaklarında geçmediği için, bazılarının karşı çıktığı bu rivayeti Kur'an doğrulamakta ve: "ikisi mağarada iken O, arkadaşına: "Üzülme Allah bizimle beraberdir
" diyordu
(et-Tevbe, 9/40) buyurmaktadır
Maiyyeti; yani Allah ile olmak O'nu unutmamak ve hiçbir an hatırdan çıkarmamaktır
Hafi zikir de bu değil midir? Kalpdeki Allah bağını sürdürmek değil midir? Kur'an'daki zikirle ilgili emirle-re bakacak olursak onlar da iki türlüdür: Biri mutlak zikir, diğeri isim zikri
Doğrudan Allah'ı anmayı, unutunca hatırlamayı emreden ayetler (mesela: el-Ahzab, 33/41 ;el-Kehf, 18/23) mutlak zikre; "sabah akşam rabbının ismini an!" (el-İnsan, 76/25) şeklindeki ayetler isim zikrine işarettir
Mutlak zikir, bir bakıma hafi zikir sayılabilir
Bu ayetler muvacehesinde Hz
Ebû Bekr'in karakter yapısına en uygun hafî zikirle meşgul olması ve tamamen ruhî bir hal olan bu zikre aid yazılı ve sözlü rivayetlerden çok, silsile ile gönülden gönüle intikal eden bir in'i'kasın bulunması gayet tabiîdir
HZ
EBÛ BEKR'İN HİLYESİ
Hz
Ebû Bekir, orta boylu, hafif sarıya meyyal beyaz tenli, gür saçlı, seyrek sakallıydı
Sakalına kına yakardı
Açık alınlı çukurca gözlü, keskin bakışlı idi
Yüzü ve bedeni zayıf olmakla birlikte omuzları genişçeydi
Bacakları ince kemikli, çekik uyluklu, ince ve narîn vücutlu idi
Buna rağmen kuvvetli ve şecaatliydi
Gençliğinde vücûdu dümdüzdü
Yaşlandığında hafifçe öne doğru eğilmişti
İlahî aşk ve haşyetle dopdolu olduğundan duruşu hüzünlüydü
Peygamber sevgisiyle dolu gönlü sebebiyle yüzü güleç ve sevimliydi
Dantel
Mumsema
Frmacil
16-02-2009
#
2
Profil Bilgileri
Leyli Rana
--->: Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.)
Kaynak: Altın Silsile
Allah razi olsun kardes
Tags
:
bekir
,
siddk
Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.) ile ilgili Benzer Konular
451 Kez Görüntülendi
Bekir Aksoy (Bekir Aksoy Kimdir? -
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Zeraho Bekir Sami Bey (Zeraho Bekir Sami Bey Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Bekir Yarangüme (Bekir Yarangüme Kimdir?
Sporcuların Biyografileri
Bekir Büyükarkın (Bekir Büyükarkın Kimdir?
Yazarlar ve Şairler
Bekir Sıtkı Erdoğan ( Bekir Sıtkı Erdoğan Kimdir? - Bekir Sıtkı Erdoğan Hakkında )
Yazarlar ve Şairler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
22:24
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542