FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Gül Medeniyetinin Müstesna Gülü
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Gül Medeniyetinin Müstesna Gülü ile ilgili Benzer Konular
78 Kez Görüntülendi
Rüzgar Gülü
Türkçe Şarkı Sözleri
Vahdet'in Gülü
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Akdeniz Gülü
Yöresel Yemekler
Bir Gülü Sevdim
Türkçe Şarkı Sözleri
Dostluk Gülü
Dini Sohbet
Hz.Peygambere Mektup
|
Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber
Konu Araçları
25-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
herbstregen87
Gül Medeniyetinin Müstesna Gülü
Gül Medeniyetinin Müstesna Gülü başlıklı yazı Mumsema Gül Medeniyetinin Müstesna Gülü Forum Alev
Gül
ü tarife ne hacet ne çiçektir biliriz
Hilkatin Fâtiha'sı, nübüvvetin hâtimesi, ins ü cinnin peygamberine selamdan sonra,
Varlık güzeline
Gül
diyeceğiz biz,
Gül
çağında ıtırlarını duymak için
Beşeriyet bütün zaman ve mekan boyunca
Gül
'ü bilememenin ve
Gül
'ü sevememenin ıstırabıyla kıvrandı ve büyük hakikat şu ki başını nereye vursa o
Gül
'den başka
Gül
bulamayacak,
Gül
'ü örnek almadıkça ete kemiğe bürünmüş feryadından kurtulamayacaktır
Eller nakış nakış, desen desen
Gül
'ü dokur çünki, kağıtlar renk renk, deste deste
Gül
'ü okur
Gül
'ün ıtırlarında bülbüller yaşar aşk ile, ve aşk ile renginin şulesinden pervaneler düşer
Kimin eline değerse
Gül
, elleri
Gül
kokar onun
"Burada beni ancak Allah buyruğuna bağlı Peygamber affı kurtarır / Ben de onun öç ve adalet eline uzatıyorum işte sağ elimi" der Sezai Karakoç'un ağzından Ka'b b
Züheyr, ve o günden sonra bürdesini giyer
Gül
'ün
Çelikten büklümler erir
Gül
'ün yapraklarında
"Eğer
Gül
'ün vasıflarının şerhini devamlı, durmadan söylesem, yüzlerce kıyamet geçer de o yine bitmez
" der Mevlana
Lisan ve kalem
Gül
'ü hakkıyla anlatamaz, bunu herkes bilir
Bilir de Asr-ı Saadet'ten bu yana sayısız kalemler
Gül
'ü yazar ciltler ve kütüphaneler dolusu; hesaba gelmez lisanlar
Gül
'ü söyler manzumeler ve şiirler boyu
Şimdiye kadar neler söylenmedi
Gül
hakkında, neler yazılmadı
Yazmakla bitirilemedi ve bitirilemeyecek
Adına na't dediler
Gül
'ü anlattılar; tazarru dediler,
Gül
'e iltica ettiler
Siyer dediler hayatını söylediler, şemail dediler vasıflarını sayıp döktüler
Hilye yazdılar yakınlıklarını ifade için, mi'raciye dizdiler şanını tebcil için
Besteler yaptılar
Gül
terennümünde, İlahiler söylediler
Gül
deminde
Na'tî diye mahlas kullandılar, divanlar doldurdular; adını anarak başladılar mesnevilere bir bakışına mazhar olmak için
Aherli kağıtlara döküldü bin bir harf düz ve eğik,
Gül
'ü yazmak için yarıştı gubari ile şikeste ta'lik
Hamdullah'tan Hâmid'e harf başına şükür diye yazdı divitler; Levnî'den Osman'a tel tel renk verdi çivitler
Ne yana baksa
Gül
'den bir iz görür gözler, ne yöne dönse
Gül
'ü özler, geceler ve gündüzler
Eşya ve varlık
Gül
için vardır ve
Gül
, eşya ve varlık olur serâpâ
Bir milyon adı varsa aşkın, bir eksiğiyle hep
Gül
'den alır ilhamını
Kağıt, kalem ve kitap
Söz, kelam ve hitap
Her suret ve her şekilde
Gül
'e mahkum
Nitekim kimiler
Gül
dediler, ömür boyu
Gül
düler; kimiler
Gül
dediler,
Gül
uğruna öldüler
Gül
'ü anlatmayan dil ne söyler ki efsaneden başka!
Gül
harflerinden
Gül
söylemeyen kelimeler gerçeği olmayan isimlerden öte nedir ki?!
Gül
kokusu taşıyan bilgi canda ışık;
Gül
destesi götürmeyen kervan bedene kuru yüktür
Gül
hakkında en müstesna sözleri Divan şiiri söylemiştir
Türk şairlere özgü bir tür olan Hilye'lerden siyer kitaplarına; mevlidlerden mi'raciyelere; divanlar ile her türlü mesnevilerin başında Tevhid ve münacaatlardan sonra yer alan na'tlardan düzyazı eserlerdeki hamdele ve salvele bölümlerine varasıya kadar hep "önce
Gül
" der kalemler
Divan edebiyatının
Gül
hakkında söyleyecek sözüne hadd ü pâyân mı bulunur? O şairler ki kitapları yahut sözlerinin, en başında O'nun adını anmakla korunabileceğine inanmışlardır
Bir divan şairinin, kendini şair saydırmak, yahut şairliğinin kanıtı olan divanını tertib etmek için yazması gereken şiirlerden biri de
Gül
hakkında inşad edeceği kasidesidir
*
Hz
Peygamber'den bahseden manzumeler belli bir konu sınırlaması içinde düşünülemezler
Risalet, hicret, mucizeler, din yolunda çektiği sıkıntılar, ümmetine va'd ettiği şefaat, özel bir kıssasının anlatımı vs
hep divan şairinin konuları arasındadır
Ancak daha da önemlisi na'tlardır ki divan şairine,
Gül
'e karşı beslediği duygularını dile getirme fırsatı verir
Beşeriyetin en hayırlısına, varlığın en şereflisine karşı gösterilen bu sevgi ve saygı, şairin dilini ve yolunu aydınlatır hiç farkına varmadan, kelimelerini birdenbire güzelleştiriverir
Bütün divan şiiri ürünleri içinde dilin en güzel ve sanatlı kullanıldığı manzumeler, yalnızca ve yalnızca na'tlardır
Bunun sebebi, şairin içinden geldiği şekilde anlattığı
Gül
aşkıdır,
Gül
'e bende olmanın samimiyetinden kaynaklanan sanattır
Allah'a yakınlık bakımından hiç kimse nasıl Efendiler Efendisi'ne ulaşamazsa, şair de peygamberine ulaşma yolunda kimse kendisine ulaşamasın ister
O'nun erdiği makama nasıl kimse erememişse, O'na yol alırken de kimse şaire yetişemesin ister
Bu şiirlerden pek çoğunun özel gün ve gecelerde okunmak üzere bestelenmesi, onların halk tabakaları arasında da Peygamber sevgisini çoğaltıcı eserler olarak yaygınlaşmasını sağlar çünki
Evrenin en güzel
Gül
'üne yazılan müstakil eserler içinde en yaygın okunanı hiç şüphesiz Süleyman Çelebi'nin "Vesîletü'n-Necât (Kurtuluş vesilesi)" adıyla bilinen Mevlid'idir
Bunu Hakanî Mehmed Bey'in Hilye'si (Hz
Peygamber'in suret ve siret güzelliklerinin anlatıldığı eser), sonra da Nâyî Osman Dede'nin Mi'râciye'si izler
Bu üç eser de zamanla musıkî formunda okunmuş ve çağlar boyu geniş halk kitleleri tarafından sevilerek Türk kültürünü yönlendirmiştir
Na'tlar içinde Nazîm'in küçük bir divan oluşturacak kadar çok sayıdaki maznumeleri ile Fuzulî'nin Su Kasidesi, Nabî'nin coşku dolu dizeleri, Şeyh Galib'in müseddes tarzında yazdığı muhteşem eseri, Nef'î'nin "sözüm" redifli kasidesi ilk akla gelebilecek olanlardır
Çok sayıda na't yazdıkları için Na'tî mahlasıyla bilinen Na'tî Mehmed, Na'tî Ahmed ve Na'tî Mustafa efendiler de
Gül
'e olan aşkı doruğa ulaştıran, fanilerin söyleyebileceği en müstesna sözleri söyleyen şairlerdir
Bu arada değişik şairlerin na'tlarının derlenmesiyle oluşturulmuş Nu'ût-ı Nebeviye mecmualarını da hatırlamak gerekir
Dantel
Mumsema
Frmacil
25-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
herbstregen87
--->: Gül Medeniyetinin Müstesna Gülü
Na'tların gazel tarzında yazılanları da vardır elbet
Bunlar genellikle vezin yönlendirmesiyle şekil bulan ve 4 mefâîlün kalıbıyla yazılıp "
yâ Rasûlallah" redifiyle sona eren gazellerdir
Bu tür na'tlar içinde Zekâî Mustafa Dede'nin,
Garîk-i bahr-i isyânem şefâat yâ Rasûlallah
Esîr-i nefs-i nâdânem şefâat yâ Rasûlallah
beytiyle başlayan kısa na'ti gibi manzumeler XVII
yüzyıldan itibaren sıkça görülür
Leyla Hanım'ın,
Alîl-i derd-i isyâne devâsın yâ Rasûlallah
Bize sûy-ı cinâne reh-nümâsın yâ Rasûlallah
dizeleriyle başlayan na'ti, Şeyhülislam Arif Hikmet Bey'in,
Ser-i kûyunda kemter hâk-i râhım yâ Rasûlallah
Nesîb-i âsitânındır penâhım yâ Rasûlallah
ve Musahip Mustafa Paşa'nın,
Hevâ-yı nefse cânım mübtelâdır yâ Rasûlallah
İşim hep çcümleten cürm ü hatâdır yâ Rasûlallah
matlalı gazelleri bu tür na'tların en ünlüleridir
Gazel tarzında olup hakkında menkıbevî rivayetler de bulunan bir şiir de Nabî'nin na'tıdır
Onun hac seyahatinde Medîne'ye varmak üzereyken söylediğine inanılan ve şehre girdiği esnada Mescid-i Nebevî müezzinlerinin hep bir ağızdan kerameten okudukları menkıbevî üslupla anlatılan şiir şu beyitle başlar:
Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hudâdır bu
Nazargâh-ı İlahî'dir makâm-ı Mustafâdır bu
*
Bütün bunların dışında,
Gül
'den bir vesile ile bahsedecek olan şair için ilk başvurulacak kaynaklar, mucizelerdir
Efendiler Efendisi'ni hastalıkların devası, cennet yolunun klavuzu, Allah'ın Habîbi olarak gören şair, O'ndaki beşeriyet kadar nebeviyeti de söz konusu etmekten hoşlanır; yüceliğini dile getirmek için sık sık mucizelerden bahseder
Fenâyî'yi dinleyelim mesela:
Et kıyâs parmaklarından mu'cizâtın gayrı bes
Çeşme akdı her birinden eyleyip şakku'l-kamer
Demek ister ki: "Sen O yüce peygamberin mucizelerindeki ihtişama bak ki, yalnızca parmakları bile her birinden çeşmeler akıttı, ve şehadet parmağıyla ayı ikiye böldü
" Hudeybiye'de Ashâb'ın çok susadığı bir anda Efendiler Efendisi son tastaki suya bir elini sokup diğer elinin beş parmağından beş çeşme gibi su akıtmış ve ashab hem abdest alıp hem kana kana içmişlerdir
Keza Mekke müşrikleri kendisinden mucize istedikleri vakit şehadet parmağıyla işaret edip ayı ikiye yarmıştı, hani İslam tarihleri ve siyerlerin şakku'l-kamer diye zikrettikleri mucize
Şair
Gül
'ün yalnızca parmaklarından sadır olan mucizelerinin bu derece büyük olduğunu, diğerlerine sıra gelirse anlatmaya kelimelerin yetmeyeceğini ancak bu kadar güzel anlatabilir değil mi?!
Divan şairi
Gül
'den bahsedeceği zaman O'nu eşref-i mahlûkât, cihan bağının nadide çiçeği, varlığın evveli ve âhiri, şefaatin kaynağı, mahşer gününün efendisi, ahsen-i takvîm, güzel ahlakın tamamlayıcısı gibi sayısız vasıfları bir anda sıralayıverir
Bütün amaç
Gül
'den şefaat istemektir ya hani, bunun için sık sık O'ndan bahseden âyetlere ve kudsî hadislere müracaat eder
Bu durumda ayetler genellikle şiirdeki vezin zaruretini de beraberinde getirir ve tamamı yerine bazı ibareler şeklinde zikredilir
"Ahsen-i takvîm, kaabe kavseyn ve ev ednâ, leamrük, lî-maallah, Kâf u Nûn, Tâhâ ve Yasîn, mâ zâğa'l-basar, Sidre ve müntehâ, rahmeten li'l-âlemîn, tarfetü'l-ayn" gibi ibareler bunlardandır
Şu beyit Nesîmî'ye aittir:
Vasfını "Ve'n-Necmi" "Ve'ş-şemsi" "Tebârek" söyledi
Şânına "Tâhâ" vü "Yâsîn" geldi Hak'tan beyyinât
Hz
peygamber'den bahseden hadisler de zaman zaman divan şairlerinin konuları arasına girer
Bunlardan en ünlü olanı "levlâke levlâk" sırrını taşıyan hadis-i kudsîdir
Bunu "ene efsah" ve "medinetü'l-ilm" gibi ibarelerin geçtiği hadisler takip eder
Beyti Şeyhülislam Yahya'ya söyletelim:
Sana mahsûs lutfudur Hakk'ın
Tâc-ı "Levlâk" u taht-ı "Ev ednâ"
Gül
'ün şanı söz konusu olunca tasavvufî divan şairlerinin en ziyade andıkları kelime "muhabbet"tir
O ünlü beyitte olduğu gibi:
Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl
Muhammed'siz muhabbetten ne hâsıl
Ebced geleneği bile
Gül
hakkında abidevî bir beytin doğmasına kapı aralamıştır:
Aman lafzı senin ism-i şerîfinle müsâvîdir
Anınçün âşıkın zikri "amân"dır yâ Rusûlallah
"Amân" ile "Muhammed" isminin ebced karşılığı 92 eder
Buradan âşıkın "amân!" diye her haykırışında aslında Hz
Peygamber'i anmak istediğinin söylenmesi ne kadar da şairane bir buluştur
Hezâr gıbta!
*
Burada divan şairinin iman cephesinden İslam'ın varlık sebebi olan
Gül
'e bakışındaki genel kabulleri vermeye çalıştık
Şimdi en başa dönelim ve bir
Gül
olarak,
Gül
de bir remz olarak, teri
Gül
kokan, yüzünde
Gül
, ağzında gonca görülen Efendiler Efendisi'nden
Gül
e yansıyan ilham dolu birkaç beyit ile sözü tamamlayalım
Böylece bütün Türk coğrafyasını doldurarak bir aşka dönüşen
Gül
medeniyetinin aslında bir iman ve aşk medeniyeti olduğunu anlayalım
Dicle'nin serin yamaçlarında gözyaşlarını ikindi sularına karıştırarak Kıble'ye yönlendiren bağrı yanık şair hasretini anlatıyordu ve o Fuzulî idi:
Suya versin bâğbân
Gül
zârı zahmet çekmesin
Bir
Gül
açılmaz yüzün teg verse bin
Gül
zâre su
Sultan, rüyalarının sevgilisine
Gül
rölyefleriyle başı üzre yer vermek için sorgucunu O'nun ayak izinden yaptırıyor ve üzerine şu dizeleri nakşettiriyordu; o dahi Sultan Ahmed idi:
Nola tacım gibi başımda götürsem dâim
Kademi nakşını ol hazret-i şâh-ı rüsülün
Gül
-i
Gül
zâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir
Ahmedâ durma yüzün sür kademine o
Gül
ün
Ve sultanın mürşidi -ki adına Hüdâyî denir- her yüzde
Gül
'ün aşkını okumaktaydı:
Gül
ağlama
Gül
bize
Ele diken
Gül
bize
Gül
olanın yüzünde
Gül
açılır
Gül
bize
Ve bugün biz, bir çağa geldik,
Gül
için feryâdlar çağına:
Gül
e gûş ettiremez boş yere bülbül inler
Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler
Şikayet değildir kasdımız
Gül
'e, cür'etimiz içimizin yanışından
Gül
istanlarda savaşlar var bugün
Gül
'üm ve bülbüllerin kurşuna dizilip kefensiz gömülüyor artık
Hiç bugünkü kadar yakışmadı Kâbe'ne siyahlar ve biz seni hiç bugünkü kadar özlemedik
Varlığa bir
Gül
ise sebep, kokusundan ya renginden nasıl duralım ayrı
Ebedî
Gül
şeninde tek ayak üzre duracak bir yer de vermez misin bize
Gül
'üm?!
Prof
Dr
İskender Pala
i
pala@zaman
com
tr
Tags
:
gul
,
gulu
,
medeniyetinin
,
mustesna
Gül Medeniyetinin Müstesna Gülü ile ilgili Benzer Konular
78 Kez Görüntülendi
Rüzgar Gülü
Türkçe Şarkı Sözleri
Vahdet'in Gülü
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Akdeniz Gülü
Yöresel Yemekler
Bir Gülü Sevdim
Türkçe Şarkı Sözleri
Dostluk Gülü
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:44
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545