FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Sevgisi Nükteler
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Peygamber Sevgisi Nükteler ile ilgili Benzer Konular
129 Kez Görüntülendi
Çocuk ve Peygamber sevgisi
Çocuklara Dini Bilgiler
Peygamber Sevgisi 'Semah' ile 'Sema'yı Aynı Sahnede Buluşturdu
Kültür Sanat Haberleri
Peygamber sevgisi bu Kadar güzel AnlatıLır
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber (s.a.v) Sevgisi Ancak Bu Kadar Güzel Anlatılabilir ..
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber sevgisi
Kıssalar & Hikayeler
Hz. Muhammed ve Hanımları
|
EFENDİM!!!... Seni çok özledim
Konu Araçları
25-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
herbstregen87
Peygamber Sevgisi Nükteler
Peygamber Sevgisi Nükteler başlıklı yazı Mumsema Peygamber Sevgisi Nükteler Forum Alev
Değerli Saçlar
Bir yurt talebisidir Abdurrahman
Çalışkanlığıyla, oturup kalkmasıyla, kılık kıyafetiyle herkese örnek olacak vasıflar taşımaktadır
Fakat her nasılsa o günlerde saçları bir öğrenci için dikkat çekecek kadar uzamıştır
Yurttaki belletmen ağabeyleri ile anne-babası nasıl olsa kestirir diye bir şey demezler
Fakat saç uzadıkça uzar
Bir gün yurttaki müdür muavini çağırır Abdurrahman'ı
-Abdurrahman saçlarını kestir artık, epey uzadı
Bir yurt talebesi için bu saçlar epeyce uzun
Anlaştık değil mi? sorusuna Abdurrahman kafasını iki yana sallayarak sessizce hayır cevabını verir
Müdür yardımcısı, "Zaten yarın izne gidecek, babası kestirir
" diye düşünür ve fazla üstelemez
Abdurrahman o gün izne gider
Babası ile müdür yardımcısı önceden görüşmüştür
Babası yemekten sonra:
-Oğlum, canım evladım! Saçlarını yarın kestirelim, deyince babasını hiç kırmayan o munis çocuk:
-Hayır, olmaz babacığım, deyip koşarak odasına kapanır
Anne ve baba şaşkın şaşkın birbirlerine bakakalırlar
Ertesi gün saçlarını kestirmeden öylece yurda gider Abdurrahman
Müdür Bey onu çağırır ve biraz sert konuşur
-Yarın kestir saçlarını, der ve Abdurrahman, başı önde müdüriyetten çıkar
Yatağına yatar ve gözyaşları içinde sabahlar
Sabah aynanın karşısına geçer ve:
-Seni benden ayıramazlar, ayrılmam senden diye saçları ile konuşur
Okul çıkışı yurda değil evine gider
Annesi, hiç beklemediği oğlunu karşısında görünce meselenin halledilmediğini anlar:
-Canım evladım, seni ne kadar sevdiğimizi biliyorsun
Ne olursun beni kırma
Kestir saçlarını, kestir yavrum der
Annesinin ağlamaklı konuşması karşısında Abdurrahman: -Cennet ayaklarının altında olan annem, canım kadar sevdiğim babam, bir ağabeyim kadar sevdiğim belletmenim, bizleri evlatları kadar seven yurt idarecilerim, bir anlasanız
Ben sizleri kıramam ama beni bir anlasanız
-Evladım, niye kestirmiyorsun saçlarını, niçin kestirmek istemiyorsun?
-Söyleyemem anne, kestirmek istemiyorum
-Oğlum, hadi kestir gel saçlarını da yurda gidelim
Sonra yurttan kızarlar
Bizleri daha fazla üzme
Abdurrahman, çaresizlik içinde gider berbere, kestirir saçlarını
Kesilen saçları da berberde bırakmaz, yanma alır
Evden annesi ile beraber yurda giderler
Mesele hallolmuştur
Yaklaşık bir ay sonrasıdır
Müdür yardımcısı, geceleyin talebelerin defter ve kitaplarını kontrol etmektedir
Sıra Abdurrahman'ın eşyalarını kontrole gelince, kitaplarının birinin sayfalarını çevirince gördüğü manzara karşısında şaşkına döner
Çünkü kesilen saçlar kitabın arasındadır
Bir talebenin saçına bu kadar değer vermesini anlayamaz müdür yardımcısı
Ama dikkat edince saçların altında bir yazı görür
Okumaya başlar:
"Canım annem ve babamla, çok değerli yurt idarecimin baskısı olmasa bu saçlarımı kestirmezdim
Onlar bilmiyorlar, ben de söylemedim
Yoksa, rüyamda Peygamber Efendimizin (sav) okşadığı o saçları, ömür boyu kestirmezdim
Affet ya Resulallah! Senin okşadığın o saçları kestirdim
Affet beni, affet, affet!"
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
HELVA YİYEN KENDİNİ NİÇİN TAŞLATIRDI!
Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül; Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül! Vaktidir, ağlayan gözlerimin içine gül!
Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül! (M Fethullah Gülen)
Afyon'da Hüseyin isminde "Helva Yiyen" nâmıyla meşhur olmuş tam manâsıyla meczup biri yaşardı
Sabahtan akşama kadar sokaklarda dolaşır kimse ne konuştuğunu anlamazdı
Yalnız halk Helva Yiyen'in bir mânâ tarafının olduğunu bilirdi
Onun saçma gibi gelen cümlelerinin dahi üzerinde dururlardı
Helva Yiyen gecelerini Afyon'daki nöbetçi eczanelerde geçirirdi
Çünkü Afyon çok soğuk olurdu, geceleri de yegâne sıcak yer eczanelerdi
Benim de tanışmam eczane sohbetleriyle başladı
Ben gece ilâç almaya gidince bakıyorum Hüseyin orada
Dostluğumuz biraz derinden gitti ve pek gönülden sevdik birbirimizi
Öyle olmuştur ki ben hastaya giderken "Telaş etme hastan nasıl olsa kurtulur
" derdi
Bazen de "Boşuna gidiyorsun doktor kendini hazırla
" derdi
Bu söylediklerinin hiçbir tanesi de sekmemiştir
Bunları dostluğumuz itibarı ile beni yabancı saymadığı için söylerdi
Başka birisi bir şey sorduğu zaman mümkün değil söylemezdi
Bir gün çok emek verdiğim bir çocuk hastama gidiyordum
Öleceğini de hiç ummuyordum
Babası ateşi çıkar çıkmaz koşup gelmişti bana
O zaman da penisilin yeni çıkmıştı
Ben telaşla eczaneden penisilin alıp giderken "Telaşın boşuna doktor, çocuk gitti
" dedi
Eve faytonla yaklaştığım zaman feryat figanı duyunca çocuğun gittiğini anladım
Çok da üzülmüştüm
Bu Helva Yiyen'in hususiyeti, gündüzleri çocuklar bunu kovalar, taşlarlardı
Kızdırmak için de "Helva Yiyen" diye bağırırlardı
Helva Yiyen ismi oradan kalmıştır
Helva Yiyen kızdıkça söver, çocuklar da büsbütün üzerine varır taşlarlardı
Dostluğumuzun derinleşmesine sığınarak bir gün dedim ki "Hüseyin, bu dervişlikten başka iş yok mu? Sabahtan akşama kadar kendini taşlatıyorsun?" "Eh bunu da artık sen çöz
Bu yaptığım, yapılabilecek şeylerin en güzeli, çok güzel bir şey
" dedi
Emin olun çözemedim
Daha sonra, zaman içerisinde Helva Yiyen dünyasını değiştirdikten çok sonra anladım
Helva Yiyen Taif'te çocukların Peygamber Efendimiz1! (sav) taşlaması sünnetini yapıyordu
Çocukların attığı taşları kendi vücudunda hissederek Sünnet-i Muhammedî'yi yerine getiriyordu
Böyle müthiş bir mânâ ehliydi Helva Yiyen
Efendimiz'e (sav) karşı olan sevgisi, Efendimiz'e (sav) karşı olan aşkı "Madem o taşlanmıştır, ben de taşlanacağım" diye böyle maceralı bir dervişliği seçmişti
(Onkolog Doktor Haluk Nurbaki)
"Allah'tan Peygamber aşkının bir zerresine sahip olmayı dile
Zira, milletleri yaşatan O'nun aşkıdır
Kâinat, O'nun aşkı ile vücut bulmuştur
Varlıktaki gizli cevheri, o aşkın aşikâr tecellisi meydana çıkardı
Ruha ancak O'nun aşkı sükûn ve huzur verir
O'nun aşkı, gecesi olmayan bir gündür
" (Muhammet ikbal)
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Dantel
Mumsema
Frmacil
25-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
herbstregen87
--->: Peygamber Sevgisi Nükteler
ŞU İKİ ADAMDAN BENİ KURTAR!
Suriye atabeklerinden Nureddin Zengi, 12'nci asrın sonlarına doğru Ortadoğu'ya akın etmiş Haçlı askerlerini küçücük ordusuyla püskürtüp, o günkü İslâm dünyasını Haçlı tasallutundan uzun müddet koruyan büyük bir devlet adamıdır
Haçlılarla mücadele bayrağını kendinden sonra, Selâhaddin Eyyubî'ye bırakarak Halep civarında ruhunu teslim etmiştir
Nurettin Zengi, bir gece, Halep'te Hazret-i Resülüllah'ı rüyasında görür
Kendisine tebessüm ederek bakan Resûl-i Ekrem Efendimiz, iki mübarek parmağıyla iki adamı işaret ederek:
- Nureddin, şu iki adamdan beni kurtar! Der
Heyecanla uykudan uyanan Nureddin Zengi, bir müddet düşünceye dalar ve tekrar uyur; fakat aynı rüyayı, aynı gece üç defa görür
Her defasında Hazret-i Resûlüllah:
- Nureddin, şu iki adamdan beni kurtar! Diyerek, iki kır saçlı kimseyi göstermektedir
Sabah namazını kıldığı büyük Cami'deki Hoca Efendi'ye, bu rüyasını anlatır
Hoca efendi:
- Hazret-i Resûlüllah, bir tehlikeye maruzdur
Derhal gitmelisin! Diye rüyayı tabir eder
Hemen bir askeri birlikle yola çıkan Nureddin Zengi, bir çok kıymetli hediyeleri de beraberine alarak, Medine'ye doğru ilerler
Bir haftadan fazla süren bir yolculuktan sonra, nihayet Peygamber şehri Medine-i Münevvere'ye varır
İlk iş olarak, Hazret-i Resûlüllah'ın kabrini ziyaret eder
Sonra bütün Medine halkını, getirdiği hediyeleri dağıtmak üzere oraya toplar
- Sizler, Hazret-i Peygamberdin aziz komşularısınız, bu hediyelerimi lütfen kabul edin, diyerek herkese ayrı ayrı yardımda bulunan Nureddin Zengi; rüyasında kendisine gösterilen adamlara, gelenler içinde rastlayamaz
Bu defa tekrar sorar:
- Buraya gelmeyen kimse kaldı mı acaba?
- Evet, derler
İki sene evvel batıdan gelmiş iki kimse var ki, onlar hiçbir hediye almazlar, sön derece cömert kimseler, gece gündüz evlerine kapanıp ibadetle meşgul olurlar
İçimizde en sâlih kimseler olarak görünürler
İşte o iki zât burada yoklar
Evleri de Resûlüllah'ın kabr-i saadetinin yakınında, şurada
Derhal bu iki şahsın yanma giden Nureddin Zengi, güç belâ kapıyı açtırınca, bir de bakar ki, Hazret-i Resûlüllah'ın rüyada gösterdiği kır saçlı iki adam bunlardır
Evin ortasında büyükçe bir hasır serili, fakat başka hiç bir şey yok
Etrafı iyice tetkik eden Zengi'nin aklına bir ara şüphe gelir
- Şu hasın kaldırın bakayım, der
Kır saçlı adamlar hasın kaldınnca, altında büyükçe bir merdivenin yerin altına doğru uzandığı görunur
Bu merdivenden yerin derinliklerine doğru inen adamlar, buradan da Resûlüllah'ın kabrine kadar bir mahzen açmışlardır
İşte o günlerde de, tam altına geldikleri Ravza-i Mutahhare'yi delip, Resûlüllah'ın mübarek vücudunu çalmaya hazırlanmışlardır
Daha sonra da ilk fırsatta mübarek naaşı Avrupa'ya kaçırmayı düşünmektedirler
Hükümdar Nureddin Zengi'nin sıkıştırması üzerine her şeyi itiraf eden bu iki adam, kendilerinin Avrupa'dan geldiklerini, Resûlüllah'ın mübarek vücudunu kaçırmak için torbalar dolusu altına pazarlık yaptıklarını apaçık söylerler
Medine halkını hayretlere düşüren bu olay üzerine, suçlular gereken cezayı görürler
Daha sonra da Ravza-i Mutahhare'nin etrafını kazdırarak kurşun duvar çektiren Nureddin Zengi, Resûlüllah'ın rüyadaki işaretiyle böyle gizemli bir olayı ortaya çıkaran kimse olur
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
YEDİ BİN ALTIN
Hekimoğlu Ali Paşa zamanında, Peygamber aşığı bir fakir vardır
Uzun zamandır çektiği yoksulluk çilesinden ızdıraplı halde, ellerini dergah-ı ilahfye kaldırarak şu şekilde sızlanır:
- Ya Rab! Halimi sen biliyorsun
Artık sabrım yetmez oldu
Çoluk çocuk perişanız
Borçlarımı ödeyemez duruma düştüm
Resulün hürmetine artık bana bir çıkış yolu göster
Gönülden bir iltica ile uykuya dalar
Bir müddet sonra, sırlarla dolu bir rüya görmeye başlar
Resûlüllah Efendimiz, yoksul Müslümanın karşısında durmakta ve ona şöyle emretmektedir:
- Sen, bunca yıl fakirliliğine sabrederek imtihanı kazandın
Allah gönülden ilticanı kabul etti
Çilen, artık bitti
Sabah namazından sonra ilk işin Hekimoğlu Ali Paşaya gitmek olsun
Ona benden selam söyle
Sana bin altın versin
Rüyana inanmayacak olursa, her cuma gecesi okumayı âdet edindiği salavatları, bu cuma gecesi okumadan yattığını söyle
Bu onu sana inandırmaya yeter
Fakir kişinin, sabah ilk işi, Hekimoğlu Ali Paşaya gitmek olur
Gördüğü rüyayı ona aynen anlatır
Neticeyi bekler
Ancak, Paşada henüz bir hareket yoktur
Sadece:
- Efendi, şu rüyanı bir daha anlat, der
Fakir adam, bir daha anlatır
Paşa yine tekrar eder:
- Bir kere daha anlat!
Bu anlatma işi, 7 kere tekrarlanır
Fakir üzülür, ümidi kesilmiş halde:
- Paşam, eğer rüyama inanmıyor, değer vermiyorsan açıkça söyle
Beni tekrar tekrar konuşturup boşuna yorup durma
Paşa, bu karşılıktan irkilir:
- Haşa, haşa! İnanmamak ne demek? Hele değer vermemek söz konusu bile olamaz
Tam tersine, bu anlattığın benim için hayatımın en değerli, en mutlu olayıdır
Öylesine değerli ki, bu, olay benim için, bin altınla filan geçiştirilecek bir hâdise değil
Resûlüllah'ın selamına nail olduğumu müjdelediğin bu rüyayı her anlatışına, bin altın değer biçiyor; tekrar tekrar anlatmanı, seni daha fazla mükafatlandırmak için istiyorum
Şimdiye kadar 7 defa anlattın
Benden 7 bin altın almaya hak kazandın
Paşa, bu sözleri söyledikten sonra, hizmetçisini çağırır, tam 7 bin altını rüya sahibi fakirin kucağına birer birer saydırır
Resûlüüah aşığı yoksul
Paşanın yanından evine, almayı beklediği bin altın yerine, 7 bin altınla döner
Çoluk çocuğu ile bundan sonra, ömür boyu mutlu ve ferahlı bir hayat sürer
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
25-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
herbstregen87
--->: Peygamber Sevgisi Nükteler
GÜZELLER GÜZELİ DE ÇANAKKALE'YE YARDIMA GELDİ
Yıl, 1928
Alim, arif ve zarif insanlardan biri, Alasonyalı Cemal Öğüt, hacca gider
Çanakkale Zaferi'nin üzerinden tam 13 yıl geçmiştir
Hocaefendi, Medine'de, birçok değerli zevat ile tanışma fırsatı bulur
İşte bu mübarek zatlardan biri de, Efendimiz'in türbedandır
Bu Hak dostu, aynı zamanda sadık bir Osmanlı dostudur
Osmanlı der, başka bir şey demez
Cemal Öğüt sormaktan kendini alamaz:
- Niçin bu derece muhabbet
?
Bu pir-i fani olmuş, nurlaşmış adam, hiç duraksamadan şu cevabı verir:
- Osmanlı'yı, İslam namına sevmek için, bir hatıram bile bana yeter
Hocaefendi'nin ısrarı üzerine, o eşsiz hatırayı şöyle açıklar:
- 1915 haccına, Hindistan ulemasından bir zat da gelmişti
Bu zat, deruni dünyası zengin bir Allah dostu idi
Hacdan sonra, Resûlullah'ı ziyaret için, Medine'ye gelmişti
Bir türlü gözünün yaşı geçmeyen o mubarek zata, "niçin bu derece üzüntülü olduğunu" sorduğumda, o, gözyaşlarını daha da çoğaltarak şu cevabı verdi: - Bunca 30! sonra, nasip oldu, O Güzeller Güzeli'ni ziyarete geldim
Fakat müşahede ettim ki, Resullah (sav) makamında değil
Yoksa, benim kalp gözüm mü körelmiş?
Resûlullah'ın varlığım neden hissedemiyorum? İşte, Medine'ye geldim geleli, bu düşüncelerle perişanım
Yaşlı türbedar, o gece rüyasında, Güzeller Güzeli'ni görür
Hindistanlı Alim'in anlattıklarını hatırlar
Bunu Allah Resulüne sorar
Allah'ın Resulü, onu merakta bırakmaz ve şöyle buyurur:
- Evet, hissedilen doğrudur
Ben şimdi Medine'mde değilim
Çanakkale'deyim
Zor durumda olan asker evlatlarımı yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı
Şimdi onlara yardım ediyorum
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
ÂSAR-I NEBİYE SAYGI
Ben de onları seviyorum deyemem
Fakat köhne bir anlayışa göre yıkık bir gölüne göre bana göre öyle geliyor
Ara sıra esinti
Ebu Bekir’i, Ömer’i seviyoruz
Öyle geliyor
Bana Ömer dese ki, ruhunu bana ver
Vermeye hazırım gibi geliyor bana
Yanılmış olabilirim, yalan söylemiş olabilirim
Seyidina Hz
Ömer, ruhumu feda edebileceğim Hz
Ömer
Ya rabbi seviyor gibi görünüyoruz
Sevmiyorsak hakiki sevdir
Seviyorsak onlarla haşr ve neşr eyle
Halifedir
Allah’ın halifesi
Ona Allah’ın Resulünun halifesi dediler
Yerde esmasıyla, sıfatıyla Allah’ı temsil eden Hz
Ömer
Allah’a ait düşüncenin meydana gelmesine vesile olan Hz
Ömer
Halifedir, hutbeleri kendi irad ediyor
Nutukları kendi veriyor
Efendimize ait mana ruhuna öyle sinmiş ki ağzını açtığı zaman belki hadis billafız yok
Fakat Resulü ekreme ait öze tercüman oluyor
Ve o kadar tercüman ki, ümmetin allamesi olan ibni Abbas Ömer nerede nutuk irad edecek, koşuyor arkasından
Mekke’de bulunsa Medine’de vereceğini duysa Medine’ye kadar koşuyor
Rabbime hamd ve sena ederim sizin şurada bulunuşunuzu ben küçük görmeyeceğim
Rabbim bunu bir ise bin eylesin
Sizi teşrif ve tekrim buyursun
Hutbe irad edecek
Onun heyecanıyla, kafasında onu hazırlamakla meşgul
Bir duvarın dibinden geçerken omsuzuna damlayan birkaç kan damlası Ömer’i kendine getiriyor
Rabbimizi duyma ve duygulanmayla meşgul ve meşbu kendinden geçmiş ancak üzerine akan kan damlaları Ömer’i kendine getiriyor
Bakınca elbisesinin kirlediğine şahit oluyor
Tekrar hızla, süratle eve dönüyor
Elbisesini değiştiriyor ve gelirken de o kanın damladığı damın üzerinde ki oluğu koparıp atıyor
Minbere çıkıyor hutbesini irad ediyor
Hutbede halka yine çok şey anlatıyor
Ve bir basamak aşağıya inerek belki de halka şu ikazda bulunur
Cemaat diyor, müminlere eziyet ediyorsunuz
Evden çıkmıştım mescide geliyordum
Falan duvarın dibinden geçerken omsuzuma kan damladı
Kanın aktığı oluğu ben de tuttuğum gibi kopardım attım
O attım kopardım derken birden bire bakışlar ayrı bir tarafa teveccüh ediyor
Ömer de sesini ve konuşmasını kesiyor
Uzaktan kalkan bir zat vardır
Beli kırılmış gibidir
Ömer’in çok sevdiği bir insandır
Yer yer onunla yağmur duasına çıkar elinden tutar yukarlara kaldırır “ya rabbi bu peygamberin amcasının elidir
Bunun hürmetine bize yağmur ver” hakkında dediği insandır
Bu kalkan zat Hz
Abbas’dır (r
a
) Efendimizle aynı memeden süt emen amcası Hz
Abbas’dır (r
a
) Rengi benzi sararmış solmuş, ayağa kalmış adım adım Ömer’e doğru yaklaşıyor
Ve yaklaşınca da soruyor
“Ya Ömer ne yaptın, ya Ömer ben bu gözlerimle gördüm
O dam benim damımdı
O oluğu damımın üstüne Resulü ekrem koymuştu
” O koymuştu derken bu defa Hz
Ömer’in ayaklarının bağı çözülüyor ve yıkılıveriyor minberden
Biraz sonra yıkılmış adeta ölüm heyecanları içinde başı yerde Ömer’in dudaklarından şu sözlerin döküldüğünü görüyoruz
Ya Abbas sana bir ahdim var
ben gidecek başımı o duvarın dibinde yere koyacağım
Sen ayağını bu benim başıma koyacaksın
O oluğu tutup yerine yerleştireceksin
Resulü ekremin koyduğu o oluğu yerine yerleştireceksin
25-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
herbstregen87
--->: Peygamber Sevgisi Nükteler
Halk heyecan içindedir
Bu kadar belki birkaç katı cemaat mescidin içinde ve dışında namaz kılmakta
Halife dışarıya çıkanca heyecan içinde ne olduğunu bilemeden şaşırmış durumdadır
Hz
Abbas’ın duvarının dibine gider
Koca Ömer, makamın firdevs olsun senin Ömer
Bize peygamberine saygıyı öğrettin
Bize edebi öğrettin, bize inkıyadı öğrettin, bize saygının gereğini ders verdin
Roma imparatorluğunun yakasından tutup sarsıp yerle bir eden o büyük kamet Ömer
Sasanileri burçlarıyla beraber sarsıp yıkan yıllardan beri tütüp duran ateşgedeliği söndüren seyidina Hz
Ömer
İran’ın altın bileziklerini Süraka’nın kollarına takıp sonrada secdeye varan, Rabbime hamd ederim Sasaniden çıkardı ve soydu, Süraka’ya giydirdi, Resulü ekrem beşaret vermişti zaten diyen Hz
Ömer
Bütün yıkmışlığı, ihtişamı karşısında bu defa kendisi muhteşem bir kamet olarak duvarın dibine yıkılıverir
Hz
Abbas çekinir o başa basmaya
Nasıl o başa basılır ki, o baş müslümanlığı idare ediyor
O baş küfrü yenmekle meşgul
Nasıl o başa basılır ki, o baş Allah’a ait duygularla meşbu bulunuyor
Bas ya Abbas, bas ya Abbas
Bas, basmayı çoktan hakketti o baş
Bas çiğne ki ceza olsun ona
Peygamberin eliyle yerleştirdiği oluğu kopardı
Bu sahabinin anlayışı
Efendimizin arkada bıraktığı izlere saygı gösteren sahabinin anlayışı
Kuran neslinin gönlünden sıyrılıp atılırken paslı tenekeden bir damın üstüne konmuş oluk kadar kıymeti yok muydu, sen başını yere koymadın
Resulü ekrem sinelerden sökülüp atılırken başını yere koymadın
Çiğnediler yurdunu baştan başa sen bir kere gönülden inlemedin
Sıkılmadın, ağlamayı bilmiyorsun gülmeden utanmadın
Gece karanlıklarına iki damla göz yaşı dökmedin
Efendimizin senin neslin içinde yıkılması Maonizmin ve Leninizmin hortlaması fenkeştanynın hortlakları gibi bir cemaatı işgal etmeleri karşısında sen inlemedin
Bir teneke oluk kadar Resulü kerem demek senin kabine girememiş
Allah beni de afv etsin, seni de afv etsin
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
İbrahim Refik “Hayatın Renkleri” s:53
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
İbrahim Refik “Hayatın Renkleri” s:95
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Mehmet Dikmen “Esrarengiz Olaylar” s:20
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Mehmet Dikmen “Esrarengiz Olaylar” s:17
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Mehmet Dikmen “Esrarengiz Olaylar” s:75
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Bursa Vaazı
_alıntı_
Tags
:
nukteler
,
peygamber
,
sevgisi
Peygamber Sevgisi Nükteler ile ilgili Benzer Konular
129 Kez Görüntülendi
Çocuk ve Peygamber sevgisi
Çocuklara Dini Bilgiler
Peygamber Sevgisi 'Semah' ile 'Sema'yı Aynı Sahnede Buluşturdu
Kültür Sanat Haberleri
Peygamber sevgisi bu Kadar güzel AnlatıLır
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber (s.a.v) Sevgisi Ancak Bu Kadar Güzel Anlatılabilir ..
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber sevgisi
Kıssalar & Hikayeler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
22:21
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542