FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
En Mükemmel Ahlâk Başta Gelen Mucizelerdendir...
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
En Mükemmel Ahlâk Başta Gelen Mucizelerdendir... ile ilgili Benzer Konular
90 Kez Görüntülendi
Ahlak - Ahlak Felsefesi
Edebi Türler
Güzel Ahlak; Mizanda En Ağır Gelen Sevaptır.
Sünnet & Hadis
İlk Başta Para Kazanmak ( popomundo )
Diğer Online Oyunlar
sapcem başta türkçe idi
Msn Space Bölümü
'İlk başta okyanuslar kaynıyordu'
Bilim&Teknoloji
Peygamberimizin İnsan Unsurunu Verimli Kullanması...
|
Peygamber Efendimizin Güzel Kokusu
Konu Araçları
27-09-2008
#
1
Profil Bilgileri
karadağlı.x
En Mükemmel Ahlâk Başta Gelen Mucizelerdendir...
En Mükemmel Ahlâk Başta Gelen Mucizelerdendir... başlıklı yazı Mumsema En Mükemmel Ahlâk Başta Gelen Mucizelerdendir... Forum Alev
En Mükemmel Ahlâk Başta Gelen Mucizelerdendir
Gerçek hürriyeti insanlığa ilk defa ilân eden, insanların hukuk ve adalette birbirine müsavi olduklarını vicdanlara duyuran, üstünlüğü ahlâk, fazilet ve takvada arayan, zalime ve zalim düşünceye karşı hakikati haykırmayı ibadet sayan, Hz
Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) olmuştur
Allah Teala’nın terazisinde mükemmel ahlâkın pek büyük önemi vardır
O’nun, mutlak resûlü, evrensel elçisi Hz
Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’i mükemmel ahlâk sahibi olarak nitelendirmesi ve bu özelliğini, peygamberliğinin başlıca delili kılması bu gerçeği göstermektedir
Mükemmel ve muazzam ahlâk, yani "huluk-i azîm" güzel ahlâktan daha ileri olduğundan Cenab-ı Allah bu sıfatı kullanmıştır
Bütün âlemlere ve insanlığa rahmet olarak gönderilen ilâhî rehberin başlıca vasfı, O'nun bu mükemmel ahlâkıdır
Tebliğ ettiği dinde olduğu gibi, o dini tebliğ eden peygamberin şahsiyetinde de mükemmel ahlâk ön plandadır
İslâm dininde en çok vurgulanan hususlar; tevhid, manen kötülüklerden arınma, maddi temizlik, adalet, sevgi, şefkat, dürüstlük, ihlas, sözünde durma, davranışların söyleme uygun olmasıdır
Şirk, yalan, zulüm, hile, aldatma, insanların hakkını yeme, fitne çıkarma başta gelen haramlardandır
Bu dinin hükümleri, insanların bilinçlerinde, vicdanların derinliğinde, fert, toplum ve devletlerarası ilişkilerde güzel ahlâka uygunluğu hedeflemektedir
Bu dinin Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) "Ben, sadece güzel ahlâkı kemale erdirmek için gönderildim" buyurur
Böylece O, risaletinin başlıca gayesinin mükemmel ahlâkı gerçekleştirmek olduğunu açıkça bildirmiş olmaktadır
Bir başka deyişle, peygamberliğini böylece özetlemiş olmaktadır
O'nun ahlâk telakkisi, eşi bulunmaz bir ahlâk anlayışıdır
Çünkü bu ahlâk O'nun kendi muhitinden veya dünyanın herhangi bir bölgesinden, örf ve âdetlerden gelen bir ahlâk değildir
Bu ahlâk, semavî vahiyden kaynaklanmaktadır
Ondan kaynaklandığı gibi, yine ona dayanmakta, yaptırımlarını da ondan almaktadır
Allah’ın ahlâkından kaynaklanarak, insanların da takatleri ölçüsünde, o ilâhî ahlâkı uygulamalarını istemektedir
Böylece insanlıklarının en yüce hedefini gerçekleştirerek Yüce Yaratıcı’nın, kendilerini çıkardığı "Ahsen-i Takvim", en güzel yaratılış ve yeryüzü halifeliği makamına layık olduklarını ortaya koymalarını beklemektedir
İşte bu ahlâk, kemali ile, cemali ile, dengesi ve ideal şekli ve devamlılığı ile Hz
Peygamber (sallalahu aleyhi ve selem) Efendimiz’de tecelli etmiştir
Fikren yükselip O’nun siretine toplu bir bakış yapacak olursanız yüce ahlâkından meydana gelen nice parlak deliller bulursunuz
Şimdilik az miktarda bazı örneklerle yetinebilirsiniz
Sadece bunları göz önüne getirmekle tertemiz, dürüst, ağırbaşlı, bilmediği hususta tek söz söylemeyen, gördüğünü gizlemeyen, kendisini övenlere kulak vermeyen ve büyüklerin süsü olan tevazuu, liderlerde eşine nadiren rastlanacak derecede açık sözlülüğü, âlimlerde bile az rastlanacak derecedeki titizliği ile arz-ı endam eden bir şahsiyet karşısında olduğunuzu anlamakta gecikmezsiniz
Böyle bir zat ne aldanır, ne de aldatır! Haşa!
Bir insan ne kadar sun’i davranırsa davransın; kızdırıldığı, zorlandığı, daraldığı, muhtaç olduğu, arzusuna kavuştuğu veya güvendiği biriyle baş başa kaldığı zaman, işlerinde ve sözlerinde, esas fıtratını gösteren, “ne mal olduğunu” ortaya koyan birtakım davranışlardan hâli olmaz
Şairin dediği gibi:
“Bir huy insanda bulununca, başkalarının fark etmediğini zannetse de bir şekilde bilinir
”
Hayatının her safhasında, sahibinin şahsiyetini parlak bir ayna gibi gösteren bu “Peygamber yaşayışını” ne zannediyorsunuz?
Bu öyle bir aynadır ki dışından içini gösterir
O’nun her bir sözünde, her bir davranışında, doğruluk ve samimiyetin tezahür ettiğini gösterir
Hatta O’na bakan zeki ve anlayışlı bir kimse, konuşmadığı ve bir iş yapmadığı zaman bile, O'nun gidişatında kendini gösteren yüce ahlâkını temaşa edebilir
İşte bundandır ki Yüce Allah’ın, kalplerini İslâm’a açtığı Ashab-ı Kiram'ın (radiyallahu anhum) çoğu, O’ndan söylediklerine delil istememiş, buna lüzum hissetmemişlerdi
Onlardan bir kısmı, beraber yaşayarak siretini, gidişatının yüceliğinde bulmuş, bir kısmı ise uzaktan gelip de mübarek simasında O'nu tanımışlardı
Abdullah ibn Selam (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine’ye geldiği sıra, halk O’na doğru koşuştu
“Resûlullah geldi! Resûlullah geldi!” diye bağrıştılar
Ben de gidenlere katıldım
Derken kalabalık arasında O’nun simasını seçince anladım ki bu yüz, bir yalancının yüzü olamaz”
Hz
Peygamber (aleyhisselam)’ın nübüvvetinin delilleri pek çoktur
Yaşadığı dönem itibarıyla hem geçmiş zamandan hem yaşadığı dönemden hem de gelecek zamandan peygamberliğini ispatlayan alâmetler vardır
Bütün bunları ayrı bir tarafa bıraksak bile sadece kendisinin zatı, peygamberliğini ispata kâfidir
Bunu anlamak için şu dört esası göz önünde bulunduralım:
1- Sun’i (yapay) bir şey ne kadar başarılı olursa olsun, tabiî olanın yerini tutamaz
Arada bir meydana çıkan başarısızlıklar, verilen açıklar dikkatli eleştirmenlerin gözlerinden kaçmaz
2- Yüksek ahlâk, hakikat toprağında ancak ciddiyet ile kök salar
Onun, hayatını devam ettirmesi de ancak doğrulukla mümkün olur
Dürüstlük ortadan kalkar kalkmaz kuvvetli bir rüzgarın savurduğu kuru yapraklar gibi uçar gider
3- Aralarında uyum olan varlıklar birbirini cezb eder, onların duyguları birbiriyle bütünleşir
Zıt şeyler ise birbirini iter, birbirinden uzaklaşır
4- Tek tek parçalarda bulunmayan özellik, bütünde bulunur; yüzlerce zayıf, ince ipten meydana gelen sağlam urgan gibi
Dantel
Mumsema
Frmacil
27-09-2008
#
2
Profil Bilgileri
karadağlı.x
--->: En Mükemmel Ahlâk Başta Gelen Mucizelerdendir...
Bu prensiplerin ışığında Peygamber Efendimiz’in hayatının akışını incelediğinizde siz de mükemmel ahlâkın bütün dallarının onda toplandığını, hatta kendisine muhalif olanların bile buna tanıklık ettiklerini göreceksiniz
Bu kadar güzel meziyetin bir arada bulunması insanda öyle güçlü bir şahsiyet ve özgüven meydana getirir ki böyle bir kişilik sahibi değersiz ve küçük şeylere asla tenezzül etmez
Melaikelerin yüceliği, onların arasına şeytanların karışmasına imkan vermediği gibi, bu mükemmel ahlâkın teşkil ettiği güçlü kişiliğe de hile ve yalan asla yol bulamaz
Güzel ahlâkın yüz kadar dalından biri olan “şecaet”i ele alalım
Cesurluğu dillere destan yiğit bir kişinin, yalan söylemeye tenezzül edeceği kolay kolay düşünülemez
Çünkü yalan, korkakların işidir
Hele yiğitliğin yanında, diğer güzel ahlâk çeşitlerine de sahip olan bir zatın yalana tenezzül etmesi hiç mi hiç düşünülemez
Anlaşılacağı üzere, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Güneş gibidir
Berrak bir gökyüzünde parlayan Güneş’in varlığına, kendisinden başka bir delil aranmaz
Onun dört yaşından kırk yaşına kadar geçirdiği çocukluk, gençlik, olgunluk gibi hayatının bütün safhalarını inceleyiniz
Daima dürüst, dengeli, iffetli, vakarlı, mütevazı bir hayat geçirdiğini göreceksiniz
Kırk yaşından önceki hayatı böyle olduğu gibi, ondan sonra dünyada benzeri görülmemiş inkılabı gerçekleştirdikten sonra da aynı tutumu devam ettirdiğini göreceksiniz
Mesela kendisine ve müminlerine çektirmedikleri işkence ve düşmanlık kalmayan, onları vatanlarından kovan, öldüren zalim müşriklerin bulunduğu Mekke’ye zaferle girerken tevazudan başını önüne indirip müstahak oldukları idam cezasını bekleyenlere “Bugün sizleri kınamıyor, Allah için serbest bırakıyorum!” deyişine bakınız!
Bu, peygamber olmayan bir insanda görülmesi mümkün olmayan bir mazhariyettir
Şu halde o, Allah Teala’nın, insanları irşad için gönderdiği bir peygamberden başka biri değildir
Her insan, şahsî hayat tecrübesiyle şunu gayet iyi anlamıştır ki mükemmel ahlâk dallarından birinde zirveye ulaşmak son derece güçtür
Bunlardan mesela “dürüst lük”ü ele alalım
Bir ay boyunca söylediği binlerce sözde, yaptığı binlerce işte, binlerce davranışta, bu müddet zarfında karşılaştığı binlerce insanla olan ilişkilerinde hiç yalan söylemeyen, dürüstlüğün zirvesinde devam eden kaç insan vardır? Binde bir, hatta milyonda bir zor bulunur
Elimizi vicdanımıza koyarak söylersek, böyle olduğunu kabul ederiz
Hele bu süreyi bir yıla, on yıla, ömür müddetine çıkarırsak doğruluğun zirvesinde devam edenin bulunamayacağını söyleyebiliriz
Şimdi dürüstlüğün yanına tevazu, adalet, şefkat, sevgi, vefa gibi hasletleri de koyalım
Bunların her birinde zirveye çıkmak ve hayatının bütün dakikalarında, binlerce insanla münasebetlerinde bu üstünlüğü devam ettirmek âdeta imkansızdır
Demek ki yüzlerce mükemmel ahlâkı zatında toplayıp bunları hep zirvede temsil etmek, ancak Resûlullah’a verilecek ilâhî bir mazhariyettir
Bütün âlemi bir insanda toplamak ve onu âlemlere rahmet yapmak, Rabbulâlemin için zor değildir
Bu mazhariyet, O’nun, Elçisine verdiği başta gelen mucizelerindendir
İşte çok çeşitli karakterlere sahip on binlerce insanı etrafında toplayan, kendisini onlara sevdiren, O’nun yolunda mallarını ve canlarını feda ettiren sır, O’nun bu mükemmel ahlâkı olmuştur
Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, mükemmel ahlâk sahibi olmasından başka, bu kabilden başka bir mucizesi daha vardır
O da ashabını güzel bir tarzda eğitmesi ve onları diğer insanlar için numune-i imtisal kılmasıdır
Evet, o Yüce Peygamber mükemmel ahlâkın zirvesine çıkmakla yetinmemiş, öteki insanları da düşünmüş, ashabını da güzel ahlâk yolunda ilerletmiş, nesilleri yetiştirmeyi metot olarak benimsemiştir
Hz
Ebu Bekir, Hz
Ömer, Hz
Osman, Hz
Ali (radiyallahu anhüm) bu binlerce ashabın başında gelir
Bilindiği gibi, sigara içmek gibi küçük bir alışkanlığı, küçük bir toplumdan, tam olarak kaldırmak son derece zordur
Büyük ve pek otoriter bir devlet, pek büyük bir gayretle, son derece sıkı bir takiple belki netice alabilir
Oysa Hz
Peygamber (aleyhisselam) çok kökleşmiş alışkanlıkları, âdetlerine taassupla bağlı, inatçı ve pek büyük toplumlardan kaldırmıştır
Hem de zahiri az bir kuvvetle, küçük bir gayretle, kısa zamanda o kemikleşmiş asırlık âdetleri söküp atmış ve onların yerine güzel hasletleri yerleştirmiştir
Cehalet, puta tapıcılık, ırkçılık, anarşi, kan davası, yağmacılık, fuhuş, tefecilik gibi yüzlerce kötü âdeti kaldırıp yerlerine tevhid, ihlas, ilim, özgürlük, şefkat, eşitlik, kardeşlik, adalet, tevazu gibi faziletleri benimsetmiştir
O’nun Asr-ı Saadetini görmek istemeyenlere diyoruz ki ;
İşte meydan! İşgal, ırk ayrımı ve terörün etkisine maruz Filistin gibi bir ülkeye gidiniz, yüzlerce danışman ve uzman da alınız
O zatın o zamanda gerçekleştirdiği olumlu dönüşümün yüzde birini yapıp yapamayacağınızı görelim
27-09-2008
#
3
Profil Bilgileri
karadağlı.x
--->: En Mükemmel Ahlâk Başta Gelen Mucizelerdendir...
Bundan ötürüdür ki Hz
Peygamber (aleyhisselam)’ın şahsiyetinde kendisini gösteren bu mükemmel ahlâktan, gayr-i müslimlerin bile etkilendiğini görüyoruz
“Asıl fazilet, düşmanların dahi tanıklık ettiği meziyettir
”
Yüzlerce ecnebiden iki kişiyi dinleyelim
Bunlardan birisi ünlü Rus düşünür ve edebiyatçı L
Tolstoy’dur
O İslâm ahlâkına dair 93 hadis-i şerif toplayıp (İngilizce çevirisinden) Rus diline tercüme etmiş ve 1908 yılında bunu yayımlamıştır
Tolstoy’u cezbeden İslâm’ın fıtrata uygun inanç esasları ile güzel ahlâka verdiği önem olmuştur
Yelena Yetimovna’ya (Vekilova) yazdığı 15 Mart 1909 tarihli mektubunda Tolstoy şu ifadeye yer vermiştir: “Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da, benim için Muhammedî’lik, Haça tapmaktan (Hıristiyanlık’tan) mukayese edilemeyecek kadar yüksekte duruyor
Eğer insan, seçme hakkına sahip olsaydı aklı başında olan her Provaslav (Hıristiyan) ve her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammedî’liği, tek Allah’ı ve O’nun Peygamberini kabul ederdi”
İngiliz şarkiyatçı H
A
R
Gibb de şöyle der:
“Diğer peygamberler gibi Muhammed’in nazarında da gerçek imanın başlıca ölçüsü faziletler ve davranışlardır
Herhangi biri çıkıp da Kur’ân’ın, ahlâkî faziletler hususunda pek ısrarlı olmadığını iddia edecek olursa onun hatalı olduğunu kesinlikle söyler ve şu yüce âyette faziletin pek kapsamlı tarifine kulak vermesini isteriz: “Fazilet (iyilik) yüzlerinizi doğuya ya da batıya doğru çevirmek değildir
Asıl iyilik Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman eden, hoşlandığı malını Allah’ı hoşnut etmek için yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, isteyenlere ve boyunduruk altında bulunup hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren, namazı hakkıyla ifa edip zekatı veren, sözleştiği zaman sözünde duran, hele hele sıkıntı ve hastalık hallerinde, savaşın şiddetleri esnasında sabreden kimselerin davranışıdır
İşte onlardır imanlarında samimi olanlar ve işte onlardır Allah’ı sayıp günahlardan korunan takvalılar”
Şu halde fazilet, gerçek imanın tacıdır
Müslüman, yaptığı bütün işleri Allah’ın gördüğünün bilincinde olup bütün niyet ve davranışlarında O’nun gözetimi altında olduğuna göre hareket eder
”
Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) geldiğinde insanlar fazileti mal ve nesepte biliyorlar, takvanın lezzetinden ve ruhun hazzından bir şey anlamıyorlardı
Zühd, kanaat ve dünyayı küçümseme örneğini de bizzat O verdi
İnsanları bu durumdan kurtardı
Onların içinden, ruhî hayata öncelik veren, dünyayı daha ulvî bir hayata vasıta kılan zahid ashabını yetiştirdi
O, fakirliğinde, zenginliğinde; kuvvetli iken, zayıf iken, mahallesinde üç yıl boyunca bütün akrabalarıyla beraber boykota maruz kaldığında, Medine’ye iltica ederken, İslâm devletini kurarken ve kurduktan sonra, bütün Arap ülkesinin mal ve mülküne sahip olduktan sonra da hep bu örneği vermeye devam etti
Sultanlar gibi verip atiyyeleri ile fakirleri zengin ederken yatağı hasır, yiyeceği arpa ekmeği olan evine yine öylece dönerdi
“İşte bu, Büyükler Büyüğü'nün dünyaya bakışıdır
O yüksek bakıştır ki maddî hayatın gerçek yüzünü örten perdeleri yırtmıştır
Kendisine tâbi olanlar çoğalıp dini yayılınca da yine o bakış, gönülleri; ağız, burun ve karın zevkinden daha yüce olana açmış, insan ruhu bu perdeleri aşarak yükselmiş, onda ilâhî nur tecelli etmiş ve ufuklar genişlemiştir
Yüksek fıtratlı ruhlar, Resûlullah (aleyhisselam)’ın terbiyesiyle bu varlığı aydınlatmış; dünya, ilk İslâm devletinde zühdün, kanaatin, adaletin, eşitliğin, iyiliğin ve temiz yaşayışın en güzel örneklerini görmüştür
Yamalı elbiseler içinde İran ve Roma krallarını kıskandıran Hz
Ebu Bekir (r
a
) ve Hz
Ömer (r
a
) bunun misalleridir
”
Arkadaşlar sonuç olarak makalemizi şöyle özetleyebiliriz:
1- Bu güzel hasletler ve ahlâkın bütün dallarındaki mükemmellik, sahibini kötülerin âdeti olan yalan ve riyadan korur
Şu halde ahlâkı bu mertebede yüksek olan ve başka mucizeleri de bulunan bu zat, en doğru sözlü insandır
Alçakların âdeti olan yalan ve hileye tenezzül etmez
2- İslâm’ı iyi öğrenmek ve iyi anlamak isteyenler, O’nun bildirdiği ahlâkî faziletlere bakarak bu dini daha kolayca tanıma imkanı bulurlar
3- Bütün bunlardan başka, herhangi bir ahlâkî fazileti öğrenen insan, onu kendi hayatında uygulama imkanına sahiptir
Oysa Peygamberimiz’in diğer mucizeleri için bu durum söz konusu değildir
Dolayısıyla, Efendimiz’i, ahlâkî faziletleri yönü ile tanımaya da özel bir ihtimam göstermek gerekir
4- Bundan ötürü İslâm’ı her şeyden önce, onun Yüce Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şahsiyetinde görünen mükemmel ahlâk vasıtasıyla tanıtmamız münasip olur
Bu da yetmez; o mükemmel ahlâkı kendi yaşayışımızda uygulamamız da lazım gelir
Eğer Müslümanlar, Peygamberlerinin öğrettiği mükemmel ahlâkı tatbik ederlerse ecnebilerin kafileler halinde İslâm’a girecekleri kesindir
Selam , Sevgi ve Saygılarımla
Tags
:
ahlk
,
basta
,
gelen
,
mucizelerdendir
,
mukemmel
En Mükemmel Ahlâk Başta Gelen Mucizelerdendir... ile ilgili Benzer Konular
90 Kez Görüntülendi
Ahlak - Ahlak Felsefesi
Edebi Türler
Güzel Ahlak; Mizanda En Ağır Gelen Sevaptır.
Sünnet & Hadis
İlk Başta Para Kazanmak ( popomundo )
Diğer Online Oyunlar
sapcem başta türkçe idi
Msn Space Bölümü
'İlk başta okyanuslar kaynıyordu'
Bilim&Teknoloji
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
03:52
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545