FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Rasülullah (s.a.)'m Hükümdar Ve Emirlere Mektuplari:
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Rasülullah (s.a.)'m Hükümdar Ve Emirlere Mektuplari: ile ilgili Benzer Konular
365 Kez Görüntülendi
Hükümdar Peygamberler 1 Online İzle
Online Sinema
Bostan Bekçisi Hükümdar
Kıssalar & Hikayeler
Kibirli Hükümdar..
Kıssalar & Hikayeler
Hz.Zülkarneyn ve hükümdar
Kıssalar & Hikayeler
Hz. ZÜLKARNEYN (a.s) ve HÜKÜMDAR
Kıssalar & Hikayeler
Ey Sevgili!
|
Kıyamam o yalnızlığına
Konu Araçları
10-10-2005
#
1
Profil Bilgileri
BABAT
Rasülullah (s.a.)'m Hükümdar Ve Emirlere Mektuplari:
Rasülullah (s.a.)'m Hükümdar Ve Emirlere Mektuplari: başlıklı yazı Mumsema Rasülullah (s.a.)'m Hükümdar Ve Emirlere Mektuplari: Forum Alev
RASÜLULLAH (S
A
)'M HÜKÜMDAR VE EMİRLERE MEKTUPLARI:
Peygamberimiz, Hicretin altıncı yılında hükümdar ve emirlere mektuplar göndererek, onları İslâm'a davet etti
Dıhye b
Halife el-Kelbî el-Hazrecî'yi Bizans imparatoru Herakliyus'a, Abdullah b
Huzafe es-Sehmî'yi İran kisrasına, Amr b
Ümeyye ed-Damrî'yi Habeş necâşisine, Hatıb b
Ebî Beltaa el-Lahmî'yi Herakliyus'un Mısır valisi Mukavkıs'a, Suleyt b
Amr el-Âmirî'yi Yemame emiri Havze b
Ali el-Hanefî'ye, Esed b
Huzeyme kabilesinden Şucâ b
Vehb'i Haris b
Ebî Şemr el-Ğassanî'ye, Alâ b
Hadramî'yi Bahreyn emiri Münzir b
Sâvâ'ya ve Amr b
As'ı da Umman Ezd'lerinini lideri Culendî'nin iki oğlu Ceyfer ve İyaz'a göndermişti
Bazı müsteşriklerin, Rasülullah'ın Arab yarımadası haricindeki hükümdar ve emirlere yazdığı mektupları inkar etmeleri, herhalde, kendilerine mektup yazılan bu emir ve hükümdarların bıraktığı resmî vesikalarda, bu mektuplaşmayı gösteren bilgileri bulamamalarına bağlıdır
Bu ise iddianın doğruluğuna delil olamaz; çünkü bu mektupların asıllarının herhangi bir sebepten kaybolmuş olması, uzak bir ihtimal değildir
”
*
İslâm tarihçilerine gelince, onların bu mektupların gönderildiğinden şüpheleri yoktur
İbn Hişam, Ya'kûbî, Taberî Rasülullah'ın komşu hükümdar ve emirlere elçiler ve onları İslâm'a davet eden mektuplar gönderdiğini ispatlayan bilgi ve delilleri zikretmişlerdir
Taberî şöyle demektedir: "İbn Humeyd bize haber verdi ve şöyle dedi: İbn İshak, Yezid b
Ebi Habib el-Mısrî'den naklen onun Mısır'da, Rasülullah'ın kafirlerin hükümdarlarına gönderdiği elçilerin isimlerini ve onları gönderirken verdiği talimatı içine alan bir kitap bulduğunu, onu, hemşehrilerinden güvendiği biriyle İbn Şihab ez-Zührî'ye gönderdiğini ve bundan haberdar ettiğini bana bildirdi
Bu kitapta yazıldığına göre, Rasülullah (s
a
), bir sabah ashabının huzuruna çıktı ve şöyle dedi: "Ben bütün insanlığa rahmet olarak gönderildim
Benim haberlerimi yerine ulaştırınız
Allah'ın rahmeti üzerinize olsun! Havarilerin Meryem oğlu Isa (s
a
) hakkında ihtilafa düştükleri gibi, siz de benim hakkımda ihtilafa düşmeyiniz
" İçlerinden biri, "Onların ihtilafı nasıl olmuştu, Ya Rasülellah" diye sorunca "O da havarilerini benim sizi çağırdığım göreve çağırdı
Yakın yerlere gönderdikleri, gönül hoşluluğuyla gitmeğe razı olup selamete ulaştılar
Uzak yerlere gönderilenler ise görevden memnun olmayıp, kabulden kaçındılar
Bunun üzerine Hz
İsa, onları Allahu Teâlâ'ya şikayet etti
O gecenin sabahında onlardan herbiri, Allah Teâlâ'nın lütfuyla gönderildikleri toplumun lisanıyla konuşur hale geldiler
Bunun üzerine Hz
Isa: "Bu iş, Allah'ın size emrettiği bir görevdir, artık gidiniz
" diyerek onları ülkelere dağıttı
İbn İshak der ki: "Sonra Rasülullah ashabı arasından elçi olarak gidecekleri ayırdı, Suleyt b
Amr b
Abd Şems'i
İlh
”
Bizans imparatoru Herakliyus'a gönderdiği mektubun metninin şu şekilde olduğu rivayet edilir: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla!
Allah'ın kulu ve elçisi Muhammed'den, Rum Kayseri Herakliyus'a:
Allah'ın selâmı hidayet yoluna girene olsun! Seni İslâm'a davet ederim
Müslümanlığı kabul et ki, selâmette olasın ve Allahu Teâlâ sana ecrini iki kat versin
Eğer kabul etmezsen, (fakir) köylülerin (yani tebaanın) günahı senin boynunadır
"Ey Ehli Kitab! Gelin, sizinle bizim aramızda müşterek olan bir hak söz üzerinde ittifak edelim
Yalnız Allah'a tapalım, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım; birimiz, diğerini Allah'tan başka Tanrı edinmesin
Eğer yüz çevirirlerse: Şahit olun, biz müslümanlarız, deyin
"
Mısır valisi Mukavkıs'a yazdığı mektubun metni de şudur: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla! Allah'ın kulu ve Elçisi Muhammed'den Kıbtilerin büyüğü (başkanı) Mukavkıs'a: Allah'ın selamı Hidayet yoluna giren üzerine olsun! Bundan sonra, seni İslâm daveti ile İslâm'a çağırıyorum
Müslümanlığı kabul et ki, selamette olasın ve Allahu Teâlâ ecrini iki kat versin
"De ki: Ey Kitab Ehli! Gelin sizinle bizim aramızda müşterek olan bir hak söz üzerinde ittifak edelim
Yalnız Allah'a tapalım, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım; birimiz diğerini Allah'tan başka Tanrı edinmesin
Eğer yüz çevirirlerse: Şahit olun, biz müslümanlarız, deyin
"
Necâşi'ye de şöyle yazmıştı:
"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla! Allah'ın Rasülü Muhammed'den, Habeşlilerin kıralı (necâşi) Ashame'ye: Allah'ın selâmı üzerine olsun! Gerçek Padişah (Melik), Mukaddes (Kuddûs), Selâm (esenlik veren), Mü'min (güvenlik veren) Müheymin (gözetip koruyan) olan Allah'ın övgüsünü sana iletirim
Şehadet ederim ki, Meryem oğlu Isa, Allah'ın ruhu ve kelimesidir
Ve bu kelime'yi Allahu Teâlâ, korunmuş, afife, bakire Meryem'e atmıştır
Böylece, o İsa'ya hamile olmuş, Allah ta onu, Adem'i nasıl yarattı ve ruhundan üfledi ise öylece yaratmış ve ruhundan üflemiştir
Seni tek olan, eşi ve şeriki olmayan Allah'a imana ve ona itaata devama çağırıyorum
Seni bana tabi olmaya, Allahu Teâlâ'nın bana gönderdiği şey'e iman etmeye davet ediyorum
Amcamın oğlu Cafer'i ve onunla birlikte müslümanlardan bir grubu sana gönderiyorum
Cafer sana geldiği zaman azamet ve kibiri bırak, onlara cömert davran, seni ve askerlerini Allah'ın dinine davet ediyorum
Tebliğ ettim ve nasihatte bulundum, nasihatımı kabul ediniz! Allah'ın selâmı hidayeti kabul edenlerin üzerine olsun
"
İran kisrası Husrev Perviz'e şöyle yazdı:
"Allah'ın Rasülü Muhammed'den Farisîlerin ulusu Kisra'ya: Doğru yola tabi olanlara, Allah ve Rasülüne iman edenlere selâm olsun! Aziz ve Celil olan Allah'ın tüm insanlığa gönderdiği peygamberiyim
Hayatta olan insanları inzar (tehlikeyi haber vererek uyandırmak), inanmayan kafirler üzerine de Allah'ın azabının hak olduğunu bildirmek için gönderildim
Müslüman ol selâmete kavuş, eğer yüz çevirirsen, Mecûsilerin günahı senin üzerinedir
"
BU MEKTUPLARDAN ALINAN NETİCE:
Şimdi de bu mektupların, hakim oldukları toplumların temsilcisi olarak kendilerine mektup gönderilen hükümdar ve emirler üzerindeki tesirlerini gözden geçirelim
Eğer bu hükümdar veya meliklerden biri Rasülullah'ın davetini kabul etmiş ve İslâm'a tabi olmuş olsaydı, şüphesiz İslâm, onun tebası arasında da yayılırdı
Ne var ki, tarih, bazıları Rasülullah'ın elçilerine güzel muamele edip, mektubuna içten cevap vermişlerse de, Arap yarımadası dışında hüküm süren bu hükümdarlardan hiçbirinin İslâm'a tabi olduğunu zikretmiyor
İran kisrasının eski İran geleneğine göre o öyle bir hükümdardır ki, mukaddes hükümdarlık hakkını Âli Sâsân'dan tevarüs etmiştir araplara tabi olmaktan kaçınmış olması tabiidir
Zira Kisra, toplumun mukaddes olarak kabul ettiği şahsı ve saltanatı hususunda İslâm'dan korkuyordu
Buna ilaveten, Farisiler, kendilerini, nazarlarında Hicaz arablarından daha az ve daha güçsüz olmayan Yemen ve Hire arablarının hakimi olarak görüyorlardı
Bu yüzden, Rasülullah'ın elçisini kabul eden Kisrâ'nın, öfkeden köpürerek, ona hakârette bulunmasını, Rasülullah'ın mektubunu yırtıp, Yemen valisi Bazan'a: "Hicaz'daki bu adam'a (yani Rasülullah'a), yanından iki kuvvetli asker gönder, onu yakalayıp getirsinler
" diye emir göndermesini hayretle karşılamıyoruz
Nitekim Kisra'nın emrini alan Yemen valisi Bazan, iki adamını Rasülullah'a gönderdi
Onların eline verdiği, Rasülullah'a yazılmış mektubunda, Rasülullah'a iki elçisiyle beraber gelmesini emrediyordu
Taif'e kadar gelen iki elçi, orada karşılaştıkları Kureyşli adamlardan Rasülullah'ın Medine'de olduğunu öğrendiler
Kureyşli bu şahıslar, elçilerin gelişine sevinerek onları tebrik ettiler, içlerinden bazıları: "Artık sevinin, hükümdarlar hükümdarı Kisra, ona düşman olmuş, onun karşısına dikilmiştir
Kisra sizin için o adama (yani Rasülullah'a) yeter
" diyorlardı
İki elçi Taif'ten ayrılarak Medine'ye geldiler, Rasülullah'ın huzuruna çıkıp: "Kisra bizi, seni beraberimizde götürmek üzere gönderdi" dediler
Rasülullah, bir gün sonra kendileriyle görüşeceğini söyleyerek, onları başından savdı
Bu esnada kendisine Allahu Teâlâ tarafından şöyle vahyedildi: "Şüphesiz Allahu Teâlâ, Kisra üzerine oğlu Şîrûyeh'i musallat kılmış ve oğlu onu katletmiştir
" Ertesi gün huzuruna gelen iki elçiye, bu haberi ulaştıran Peygamberimiz onlardan şu cevabı aldı: "Senin üzerine yürüyüp cezalandırmamız, şüphesiz ki bu haberi ona ulaştırmamızdan daha kolaydır
Bu haberi senden yazıp, Bazan'a ulaştıralım mı?" Bunun üzerine: "Evet! Bunu benden dinlediğiniz şekilde ona ulaştırınız ve ona deyiniz ki benim dinim ve hâkimiyetim Kisra'nın saltanatının ulaştığı yerlere kadar ulaşacaktır
Ve yine ona deyiniz ki: Eğer İslâmiyeti kabul edecek olursan, idaren altında bulunan yerler senindir ve seni Ebnâlar'dan olan kavmin üzerine hükümdar yapacağım" buyurdular
İki elçi Medine'den ayrılarak Bazan'a geldiler ve Rasülullah'ın haberlerini kendisine ulaştırdılar
Onları dinleyen Bazan: "Vallahi! Bu sözler, hükümdar sözleri değildir
Ben bu adamın, söylediği gibi, peygamber olduğunu sanıyorum
Kisra ve oğlu hakkında söylediklerinin neticesini bekleyelim; eğer doğru çıkarsa şüphesiz ki o, gönderilmiş bir peygamberdir
Eğer söyledikleri doğru çıkmazsa ne yapacağımızı düşüneceğiz" dedi
Aradan fazla bir süre geçmeden Şirûyeh'in mektubu Bazan'a ulaştı, o, şöyle yazıyordu: "Bilesin ki, Kisra'yı öldürdüm
Ben onu başka sebeple değil, Farisi eşrafından birçoğunun öldürülmesine izin vermesine kızdığım için öldürdüm
Bu mektubum sana ulaştığı zaman, emrin altındakilerden benim için itaat yemini al! Babamın hakkında sana mektup yazdığı adam (yani Rasulullah s
a
) için ise emrim gelinceye kadar bekle, şimdilik onun üzerine düşme
" Şîrûyeh'in mektubu okunup bitirilince Bazan: "Bu zat (Rasûlullah) şüphesiz bir peygamberdir
" diyerek müslüman oldu
Yemen'de oturan İranlılar da onunla birlikte İslam'ı kabul ettiler
Margoliouth, Rasülullah'ın casuslarının ona çok sür'atli haber getirdiğini iddia ediyor ve Bazan'ın iki elçisinin, Rasülullah tarafından Kisra'nın öldürüldüğü haberinin verilmesi üzerine görevlerini yerine getirmeden dönmelerini uzak görüyor devamla da şöyle diyor: "İran kisra'sının öldürülme tarihi doğru olduğu takdirde" kabul etmemiz mümkün olan kanaat şudur: Kisra'ya karşı yapılan suikast haberlerinin peygamberin casusları tarafından nakledilmesinde tek sebep Kisra'nın ölümü üzerine çıkan karışıklıktır
” Margoliouth, Rasülullah'ın mektubunun Kisrâ'ya hiçbir zaman ulaşmadığını da iddia eder
Ne var ki Margoliouth, şu iki hususu dikkatten kaçırmıştır:
1) Rasülullah (s
a
), Kisrâ'nın ölüm haberini suikaste uğradığı gün ilan etmiş ve onun ölüm haberi Yemen'e, Rasülullah'ın verdiği bu haber üzerine Yemen'e dönen Bazan'ın iki elçisi vasıtasıyla ulaşmıştır
2) İki elçisinden bu haberi duyan Bazan, İran'dan resmî haberler beklemiştir
Margoliouth, Kisrâ'nın emrini yerine getirmek üzere Bazan tarafından gönderilen iki elçinin, sadece Rasülullah'ın Kisrâ'nın öldürüldüğünü söylemesi üzerine dönmelerini de mümkün görmez
Bu düşünce de doğru değildir
Bilhassa, önceden verilen bu tür haberleri kabule müsait Arabistan ve ona komşu olan Rum ve Fars ahalisinin aklî durumunu bilirsek bunu daha da açık anlayabiliriz
Rum imparatoru Herakliyus'un dahi, Nücûm (yıldızlar) ilmiyle uğraşması ve Kudüs (İlyâ) yöneticisi Şam hıristiyanları Piskoposu İbn Nâtur'a Ahir zaman nebisinin zuhuru hakkındaki görüşünü öğrenmek isteğiyle mektup yazması bu hususta misal olarak kafidir
Arapça rivayetlere göre İslam'a girmek arzusunda olan Herakliyus, Rasülullah'ın mektubunun kendine ulaştığı günlerde ülkesinde olan Ebu Süfyan ve arkadaşları ile bu yeni din hakkında konuştu
Rasülullah'ın elçisini iyi karşıladı, onu, Hıristiyan din adamlarından meydana gelen bir meclise çağırdı
Topladığı din adamlarına, Rasülullah'ın elçisinin getirdiği haberleri ulaştırdı, onlar karşı çıkınca, kendisi de İslâm'a girmek niyetinden vazgeçip, zahiren hırıstiyanlık üzerindeki bağlılığını artırdı
Şüphesiz bu dönemde insanlık, Ahir zaman Peygamberinin zuhurunu gözetiyordu
Bizzat Herakliyus bu mesele ile özel bîr şekilde ilgileniyordu
Nitekim, önceden geçtiği gibi Nücum ilminde temayüz etmiş olan İlyâ (Kudüs) Piskoposuna mektup yazarak, ilmi nücûm sayesinde Ahir zaman peygamberinin zuhur ettiğini anladığını haber veriyor ve onun bu husustaki fikirlerini soruyordu
Ebu Süfyan şöyle anlatır: "Kureyş tacirlerinden meydana gelen bir grubla Suriye'ye gitmiştik
Vallahi! Gazze'de bulunduğumuz sırada onun emniyet amiri (yani Herakliyus'un), üzerimize geldi ve: "Siz şu Hicaz'da ortaya çıkan adamın (yani Rasülullah'ın) kavminden misiniz?" diye sordu
'Evet" dedik, "O halde benimle hükümdara kadar geliniz" dedi
Birlikte hükümdarın huzuruna gelince hükümdar: "Peygamber olduğunu söyleyen şahsın en yakın akrabası hangisidir?" diye sordu
'Ben" dedim
Bunun üzerine hükümdar "Onu yakınıma getiriniz" dedi
Müteakiben beni karşısına arkadaşlarımı da, benim arka tarafıma oturttu
Ondan sonra tercümanına döndü: "(Ebu Süfyan'ın arkasında duran Kureyş tacirlerini kastederek) Onlara söyle, ben o zat hakkında buna (Ebu Süfyan'a) bazı şeyler soracağım, eğer yalan söylerse onu tekzib etsinler
" dedi
Ebu Süfyan der ki: "Vallahi! Yalan söylemiş olsaydım, onlar beni tekzib etmezler, yalanımı yüzüme vurmazlardı, lâkin ben kendisine yalan yakışmayan ulu bir kişiydim, onun hakkında doğruyu söylemenin, yalan söylemekten kolay olduğunu anladım
Zira eğer ben onun hakkında yalan söylemiş olsaydım, arkadaşlarım bunu unutmaz sonra yüzüme çarparlar, halka söylerlerdi, bu yüzden onun hakkında doğruyu söyledim
" Herakliyus: "Aranızda zuhur edip, peygamberlik iddia eden şu zat hakkında bana bilgi ver
" dedi
Ben, Muhammed'in işini küçültmeğe ve değersiz göstermeğe başladım ve kendisine: "Ey Hükümdar! Onun işine bu kadar ehemmiyet vermene gerek yoktur, onun durumu sana ulaştığı kadar yüce değildir" dedim
Benim sözlerime aldırmaksızın: "Onun durumuyla ilgili soracaklarıma cevap ver" dedi
Ben de "istediğinizi sorun" dedim
Herakliyus: "İçinizde onun nesebi nasıldır?" diye sordu
"Onun nesebi içimizden yücedir" dedim
"Onun soyundan bu sözü ondan önce söylemiş (Peygamber olduğunu belirtmiş), ona benzeyen, başka biri var mıdır?" dedi
"Yoktur" dedim
"Sizin aranızda onun bir saltanatı vardı da, o saltanatı elinden çekip aldığınız için mülkünü geri almak maksadıyla böyle bir iddia ile mi ortaya çıktı?" dedi
"Hayır" dedim
"Sizin aranızda ona tabi olanların durumundan haber ver
Ona inananlar halkın hangi kesimindendir?" diye sordu
"Zayıflar, fakirler, gençler ve kadınlar inanıyorlar
Kavmindeki yaşlılar ve üstünlük sahibi kimselerden kendisine hiç inanan yok
" cevabını verdim
"Ona tabi olan onu seviyor, bağlanıyor mu, yoksa ondan ayrılıyor onu terkediyor mu?" dedi
(Başka bir rivayette "onlardan herhangi biri, ona kızıp dininden dönüyor mu?" şeklindedir
) Ben: "Ona inanıp da ondan ayrılan bir adam yoktur" dedim
"Kendisinin sulhü bozduğu var mıdır?" dedi
Bana sorduğu şeylere cevap verirken, daha başka sözler de katarak onu (Rasülullah'ı)jurnal edecek bir şey bulamıyordum
"Hayır! Sulhü bozmaz, ancak biz onunla bir süredir sulh (Hudeybiye'yi kasdediyor) halindeyiz, bozmayacağından emin değiliz
" dedim
Ebu Süfyan: "Bana kendiliğimden bir şeyler katmağa imkan verecek bu sözden başkasını bulamadım
Vallahi! Bu sözüme de iltifat etmedi
" demiştir
Sonra söze yeniden başlayarak, tercümana döndü: "Ona de ki, ben sana o şahsın neseb durumunu sordum, sen, kendisinin içinizde en soylu neseb'e mensub olduğunu belirttin
Peygamberler de zaten böyle Allahu Teâlâ tarafından kavimlerinin en soylu aileleri içinden seçilip gönderilir
İçinizde bu sözü daha önce söyleyen (Peygamber olduğunu), kendisine benzemek istediği biri var mıydı? diye sordum
Hayır yoktur, dedin
İçinizde, mülk ve saltanatını elinden aldığınız bir hükümdar vardı da, onun mülkünü ele geçirmek arzusuyla mı bu sözle ortaya çıktı? diye sordum
Hayır karşılığını verdin
Ona inananların daha ziyade kimler olduğunu sordum, zayıflar, fakirler, gençler ve kadınlar olduğunu bildirdin
Her zaman peygamberlere tabi olanlar bunlar olmuştur
Senden ona inananların ona bağlanıp sevdikleri veya ondan ayrılıp, uzaklaştıkları hususunda sordum
Ona tabi olanlardan şimdiye kadar ayrılan olmadığını bildirdin
İmanın tadı işte böyledir, çıkacağı bir kalbe girmez
(Başka bir rivayette, "tadı, sevinci kalblere karışan iman böyledir
" şeklindedir
) Yaptığı andlaşmaya ihanet eder, bozar mı? dedim
Hayır dedin
Eğer, hakkında bu söylediklerin doğru ise, o zat (Rasülullah) şu ayaklarımın bastığı yer üzerinde bana karşı üstünlük sağlayacak, galip gelecektir
Onun yanında olmak ve ayaklarını yıkamak isterdim
Artık işine gidebilirsin
" Ebu Süfyan der ki: "Bunun üzerine onun huzurundan ayrıldım, arkadaşlarımla başbaşa kalınca ellerimi birbirine vurarak şöyle diyordum: Ey Allah'ın kulları! İbn Ebî Kebşe'nin (yani Rasülullah (s
a
)'in) işi hakikaten büyüdü
"
Rivayetlerinin birinde Taberî şöyle haber veriyor: "Suriye'den Kostantiniyye (İstanbul)'ye dönmek üzere bulunan Herakliyus, Rasülullah (s
a)'ın mektubu kendine ulaşınca rumları topladı ve onlara: "Ey Rum cemaatı! Sizlere önemli bir işi arzedeceğim, onu size anlattıktan sonra bunun üzerinde düşünün ve kararınızı verin" dedi
Huzurundakiler: "Bu iş nedir?" diye sorunca: "Biliyorsunuz, vallahi bu zat, Allah tarafından gönderilmiş bir Peygamberdir
Şüphesiz ki, biz onu kitaplarımızda buluyor, bize anlatılan sıfatıyla biliyoruz
Geliniz ona tabi olalım da dünya ve âhiretimiz selâm ve esenlik üzere olsun
" dedi
Rumlar: "Mülk ve saltanatça üstün, nüfusça kalabalık, ülkemiz de onların ülkesinden daha büyük ve verimli olduğu halde, arabların emrine mi gireceğiz?" dediler
Herakliyus: "O zaman geliniz, ona her yıl vergi ödeyeyim de, bu vergi sayesinde, onun bize savaş açmasından emin olarak müsterih olalım
" teklifinde bulundu
"Nüfus, mal, mülk ve saltanat bakımından onlardan üstünüz
Ülkemiz de ülkelerinden verimlidir
Böyle olduğu halde aşağılık ve zelil araplara haraç mı vereceğiz? Vallahi bunu ebediyyen kabul edemeyiz
" dediler
Herakliyus: "Pekala, gelin kabul edin de, Suriye toprağını ona verip, Şam bölgesi (Suriye, Filistin, Ürdün, Dımeşk, Humus ve Derb)'nin diğer taraflarının bizde kalması şartıyla bir anlaşma yapayım
" dedi
Onlar: "Suriye toprağını ona vereceğiz ha? Halbuki sen, Suriye toprağının, Şam bölgesinin en verimli yöresi olduğunu biliyorsun? Vallahi bunu asla yapamayız
" dediler
Herakliyus tekliflerini kabul etmediklerini görünce şöyle dedi: "Vallahi! Ondan kaçındığınız takdirde, kendi şehrinizde size galip geldiğini göreceksiniz
" Sonra katırına bindi, onların huzurundan ayrıldı, Suriye topraklarının bittiği mevkie gelince, Suriye tarafına dönerek: "Elveda Ey Suriye
" dedi ve atını tekmeledi, hızlı bir şekilde Kostantiniyye'ye gitti
"
Bütün bu anlatılanlardan anlaşıldığına göre, muhtelif arapça rivayetler, Herakliyus'un İslâm'ı kabule meylettiği hususunda neredeyse görüş birliğindedirler
Rumların bu dine girmeği reddetmesinin en mühim sebepleri, İslâm'ın, durumlarını küçük ve hakir görüp sömürdükleri arapların dini olması ve Herakliyus'un devletinin ileri gelen ricali ve din adamları yanında zayıf kalmasıdır
Nitekim o, evvela İslâm'ı kabul edip etmemeleri hususunda onları serbest bırakmış sonra da Suriye bölgesi toprağından bir bölümünü vererek müslümanlarla anlaşma yapmak istemiştir
Bilhassa elimizdeki tarihi kaynaklara dayanarak bu devrede Herakliyus'un, haricî tehlikelerle kuşatılmış olduğunu öğrendikten sonra, Arapça kaynakların kaydettiği bu rivayetlerin tamamının doğruluğuna güvenemeyiz
Her ne kadar, Avarlar ve Slavlara (Sakaalibe) karşı zafer kazanmış, Suriye ve Mısır'ı geri almış, 627 M
yılında Cezire bölgesinde Ninova savaşında İranlılara karşı zafer kazanarak askerleriyle İran topraklarına girip başşehir Medayin'i tehdit etmiş (M
628) olsa da, aynı dönemde İran Kisrası Husrev'in ordusu Anadolu'yu geçerek İstanbul'u kuşatmış, neredeyse İstanbul'u ele geçirecek duruma gelmişti
Bazı rivayetlerde bildirildiği gibi, Herakliyus'un durumu, zihnini meşgul eden düşünceler ve aklına gelen tehlikeler, kendisini İslâm'ı kabul etmeye sevketmiştir
Zira o, İranlılarla yaptığı harbten çıktıktan hemen sonra, yeni bir düşmanla harbe girmek istemiyordu
Çünkü o, yeni kurulan İslâm devleti tarafından, kendisine yönelecek yeni bir tehlike çıkacağını biliyordu
Mısır, Filistin ve Suriye bölgelerinde Müslümanlarla savaşmak için kalabalık ordular toplaması, Mısır Mukavkısının arablarla sulh yaptığını duyunca ona kızarak Kostantiniyye'ye çağırıp sonra da sürgüne göndermesi ve Mısır'a gönderdiği rum komutanları azarlayıp arablarla savaşa teşvik etmesi, Herakliyus'un bu işte dînî olmaktan ziyade siyâsî sebebler gözettiğini gösteren delillerdir
Herakliyus, 641 yılında müslümanların Babylon kalesini muhasaraya devam ettikleri sırada ölmesine kadar aynı şekilde hareket etmiştir
Arap tarihçilerini, Herakliyus'un İslâm'a girmeğe niyetlendiğini, kabule iten sebeblerden biri şüphesiz Taberî'nin kaydettiği şu hadisedir:
"Herakliyus, Dıhye el-Kelbî'yi (Rasülullah'ın elçisi) ağırladı ve ona kıymetli hediyeler ve güzel elbiseler verdi
”O Ancak Hısmâ bölgesine geldiği sırada Cüzam kabilesinden bazıları Dıhye'nin yolunu kestiler, elindeki hediyelerin tamamını gasbettiler
Dihye, Medine'ye gelince evine girmeden Rasülullah'a gelerek durumu arzetti
Bunun üzerine Rasülullah (s
a
), bir seriyye'nin başında Zeyd b
Harise'yi Hısmâ'ya gönderdi
Bu haberde bildirilen olayların doğruluk ihtimalini kabul etmekle beraber, Herakliyus'un Dıhye'ye lütufkâr davranıp hediye ve bahşiş vermesinin, Rasülullah'ın durumunun güçlenmesinden korktuğu için müslümanların kaîblerini kendisine ısındırmak maksadıyla başvurduğu bir nevi siyasetten ileri geçmediğini düşünmek de mümkündür
Herakliyus'un devlet adamlarını toplayıp, onlara İslâm dinini arzettiği esnada, kabul etmediklerini ve kendisi bu dine girdiği takdirde isyan edeceklerinde kararlı olduklarını anlayınca bu tekliften vazgeçmesi, bu görüşün doğruluğunu gösteren en büyük delildir
Sonunda o şöyle demişti: "Ey Rum topluluğu! Bunları, yeni çıkan din karşısında, sizin kendi dininize olan bağlılığınızı denemek için arzettim
Şüphesiz sizde beni sevindirecek şeyler gördüm
"
Bizans İmparatoru Herakliyus tarafından Mısır idareciliğine getirilmiş olan Mukavkıs'a gelince, o da Peygamber (s
a
)'in elçisi Hâtib b
Ebî Beltaa'ya hediye vermede Herakliyus'dan daha geri kalmadı
Arap tarihçileri, onun elçiyi güzel karşıladığı ve "Bir peygamberin geleceğini biliyordum, fakat, onun Şam'dan çıkacağını sanıyordum
Ondan önceki peygamberler buradan çıkmıştır
Şimdi görüyorum ki o, yoksul ve fakir bir ülkede Arapların içinde zuhur etmiş
Kıptîler ona tabi olma hususunda bana itaat etmezler ve ben, seninle yaptığım bu konuşmanın duyulmasını da istemem
" şeklinde cevap verdiği hususunda hemen hemen ittifak etmektedirler
Mukavkıs, Peygamber (s
a
)'e hediyeleri göndererek elçiyi yolcu etti
Tarihçiler, bu hediyelerden Mâriyei Kıptiye (r
a
) ile kız kardeşi ve birtakım kıymetli eşyalar hususunda ittifak etmektedirler
Peygamber (s
a
)'in Mâriyei Kıptiyye adında bir cariyesinin bulunduğu ve bundan İbrahim adında bir oğlunun doğduğu hususunda tarihçilerin ittifakına istinaden, bu rivayetin doğruluğuna güvenebiliriz
Mukavkıs'ın, Hâtıb b
Ebî Beltaa'yı iyi karşılaması ve aralarında Mâriye (r
a)'nin de bulunduğu hediyeleri göndermesi neticesinde, Peygamber (s
a
), Mısır halkı Kıptileri övmüş ve onlar hakkında iyi davranılmasını tavsiye etmiştir
Nitekim Rasülullah şöyle emretmişti: "Allah benden sonra size Mısır'ın fethini nasip edecektir, o zaman Kıptilere iyi davranın, çünkü içinizde onların damadı ve hakları vardır
Necâşî'ye gelince, İslâm tarihçilerinin müslümanlığı kabul ettiğini te'kit etmesine, hayatı boyunca Muhammed (s
a) ile çok iyi ilişkiler içinde olmasına rağmen, bütün bunlar bizi O'nun müslüman olduğunu kabule zorlayamaz
Nitekim güvenilir tarihçilerin çoğu, İslâmiyyetin Habeşistan'da epeyce bir zaman sonra yayıldığı hususunda nerede ise ittifak etmişlerdir
Taberî ve ibnu'l-Esîr'in rivâyetleri de bunu göstermektedir
Bunların rivayetine göre "Hz
Ömer zamanında Habeşliler, İslâm ülkesinin bazı sınır bölgelerine saldırmış ve yağmalamışlardı
Bunun üzerine Hz
Ömer, Alkame b
Mucezziz el-Müdlicî komutasında bir müslüman birliğini deniz yoluyla onlara karşı savaşmak üzere gönderdi; fakat bu birlik hezimete uğrayıp imha edildiği için o, hiçbir kimseyi denizyoluyla savaşa göndermemeye karar verdi
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-02-2006
#
2
Profil Bilgileri
baron47
teşekurler
01-02-2006
#
3
Profil Bilgileri
keremy
sagolasın bu yazıyı bızımle paylaştıgın için
21-07-2008
#
4
Profil Bilgileri
mum
--->: Rasülullah (s.a.)'m Hükümdar Ve Emirlere Mektuplari:
Allah (cc) razı olsun
Tags
:
emirlere
,
hukumdar
,
mektuplari
,
rasulullah
,
sam
Rasülullah (s.a.)'m Hükümdar Ve Emirlere Mektuplari: ile ilgili Benzer Konular
365 Kez Görüntülendi
Hükümdar Peygamberler 1 Online İzle
Online Sinema
Bostan Bekçisi Hükümdar
Kıssalar & Hikayeler
Kibirli Hükümdar..
Kıssalar & Hikayeler
Hz.Zülkarneyn ve hükümdar
Kıssalar & Hikayeler
Hz. ZÜLKARNEYN (a.s) ve HÜKÜMDAR
Kıssalar & Hikayeler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
00:11
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545