Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Peygamber Efendimiz (S.A.V)

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
TÜrk DÎnÎ MÛsİkİsİnde Hz. Muhammed'İ Konu Alan Eserler ile ilgili Benzer Konular
533 Kez Görüntülendi

Öss Dairede Uzunluk Ve Alan Konu Anlatımı Videolu Ders Anlatımları
Microsoft'tan bedava alan ve alan adı Bilim&Teknoloji
Gelişmiş Konu Bilgileri ve Önceki Konu - Sonraki Konu Entegresi vBulletin Eklentiler Pluginler
Alan Sokal Kimdir?Alan Sokal Biyoğrafisi,Alan Sokal Hayatı... Biyografi & Otobiyografi
Coğrafya Alan, Uzunluk, Eğim, Yerel Saat Hesaplamaları{Konu Anlatımı,Formülleri} Öss

"fÂtİha"si VarliĞin | Peygamberİmİzİn Hayasi
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 15-06-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart TÜrk DÎnÎ MÛsİkİsİnde Hz. Muhammed'İ Konu Alan Eserler



TÜrk DÎnÎ MÛsİkİsİnde Hz. Muhammed'İ Konu Alan Eserler başlıklı yazı Mumsema TÜrk DÎnÎ MÛsİkİsİnde Hz. Muhammed'İ Konu Alan Eserler Forum Alev


Nitelik bakımından sözlü mûsiki ve saz mûsikisi olarak ikiye ayrılan Türk mûsikisinde sözlü mûsiki de kendi içinde a) Dînî mûsiki, b) Dindışı mûsiki ana başlıklarıyla iki ayrı bölümde ele alınmıştır Bir mûsiki formu (şekli) olarak gelişmesi ve şekillenmesi İslâm dünyasında daha çok Osmanlılar'a mahsus olan ve teması, Allah ve Hz Muhammed (sav) ile tasavvufî anlayışların çerçevesinde işlenen dînî mûsiki, câmide gerek toplu ibâdet, gerekse ibâdet öncesi ve sonrasında ortaya çıkan, çoğunlukla irticâle (doğaçlamaya) dayalı nağmelerden meydana gelen ses mûsikisinin ortaya çıkardığı câmi mûsikisiyle; belli bir tasavvufî anlayış etrafında düzenlenen toplantılarda bazen sazların da iştirakiyle okunan dinî eserlerin bütününü teşkil eden tekke (tasavvuf) mûsikisinden ibarettir
Ortak pek çok yönleri olmakla birlikte, beste şekilleri ve üslupları itibariyle bazı olağan farklılıkların bulunduğu bu dinî mûsiki eserleri arasında Hz Peygamber'in doğumu, mûcizeleri, güzel vasıfları, ahlâkı, mi'râcı, hicreti, hayatının çeşitli safhalarını konu edinen eserlerin ayrı bir yeri vardır İslâmî Türk edebiyatının çoğu manzum muhtelif edebî türleri arasında işlenip Türk mûsikisi kuralları çerçevesinde şekilllendirilerek ortaya çıkan Hz Muhammed (sav) konulu bu dînî mûsiki eserleri şunlardır:

SALÂ ( salât, salavât ):

Hz Muhammed (sav)'e Allah'tan rahmet dilemek, ona sığınmak, onu ve aile fertlerini hürmetle anmak, şefâatını istemek maksadıyla yazılmış duâ cümleleriyle sevgi ve övgü ifade eden sözlerin bazen bir beste bazen de serbest (improvize, irticâlî) şekilde okunduğu dînî formdur Güfteleri Arapça ve mensur olan salâların icrâsı (okunuşu) "salâ vermek, salavât getirmek" şeklinde de ifade edilir Salâlar bazen birlikte (cumhûr), bazen de tek kişi olarak câmi ve minârelerde müezzin, tekkelerde de zâkirler tarafından okunur Eskiden salâlar sabahleyin ezandan önce, öğle, ikindi ve yatsıda ezanı takiben okunurdu Akşam ise vaktin darlığı sebebiyle salâ okunmazdı Ayrıca çeşitli dînî ve tasavvufî toplantılarda zaman zaman salâ verildiği de bilinmektedir Salâların çeşitlerini şöyle sıralayabiliriz:
Sabah salâsı: Sabah ezanından önce, dilkeşhâverân makamında ve tesbit edilmiş bestesi esas alınarak okunur Eserin bestekârının Buhûrizâde Mustafa Itrî Efendi (v 1711) olduğu rivâyeti kuvvetli ise de Hatib Zâkirî Hasan Efendi (v1623) tarafından bestelendiğini söyleyenler de vardır Sabah salâsının güftesi üç bölümden oluşmaktadır:
1 es-Salât ü ve's-selâmü aleyk
2 Yâ seyyidenâ yâ Resûlallâh
" " " Habîballah
" " " Nebiyyallah
" " " Hayra halki'l-lâh
" " " Nûra arşi'l-lâh
3 Allah, Allah, Allah, Mevlâ hû
Okunuşu şöyledir: Peygamberimizin sıfatları olan 2bölümün her bir bendinin icrâsından sonra 1bölüme dönülür ve sonunda 3 bölümle bitirilir
Cuma ve Bayram Salâsı: Bayram namazları ile Cuma namazından önce müezzin mahfilinde müezzinler tarafından karşılıklı okunurdu Bayâtî makamındaki eserin bestekârı Hatib Zâkirî Hasan Efendi'dir Eserin metni şöyledir:
1 Yâ Mevlâ Allah
2 Leyse'l-îydü limen lebise'l-cedîd
İnneme'l-îydü limen hâfe mine'l-vaîd

Leyse'l-îydü limen rakebe'l-matâyâ
İnneme'l-îydü limen terake'l- hatâyâ

Leyse'l-îydü limen beseta'l-bisât
İnneme'l-îydü limen tecâveze ala's-sırât

Leyse'l-îydü limen tezeyyene bi zîneti'd-dünyâ
İnneme'l-îydü limen tezevvede bi zâdi't-takvâ

Leyse'l-îydü limen nazara envâi'l-elvân
İnneme'l-îydü limen nazara cemâli'r-Rahmân
3 Ve salli ve sellim alâ es'adi ve eşref-i nûr-i cemî' i'l-enbiyâ-i ve'l-mürselîn
4 Ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn
Eser şu şekilde okunur: 1bölüm cumhûren, ikinci kısım bir kişi tarafından okunur Beş cümleden ibaret olan 2 kısımda her cümle "Yâ Mevlâ Allâh" nidâsıyla başlar Daha sonra bir kişi tarafından okunan 3bölümün ardından cumhûr olarak okunan 4bölümle salâ sona erer Günümüzde bu şekliyle, bayram ve Cuma günleri câmi içerisinde salâ okunmasına artık rastlanmamaktadır
Cenâze Salâsı: Vefât haberinin duyurulması maksadıyla minârelerde okunan salât-ü selâm ile cenâzenin kabre götürülüşü sırasında düzenlenen cenâze alayında ve definden sonra okunan salâ olmak üzere iki çeşittir
a Minârelerde okunan cenâze salâsı, belli bir vakti olmayan cenâze namazının kılınacağı zamanı haber vermek maksadıyla okunur Bu âdetin ilk olarak Mısır'da Fâtimîler zamanında başladığını kaynaklardan öğrenmekteyiz Günümüzde bu şekildeki salâ âdeti, namaza katılacak kimselerin hazırlanması için cenâzenin kıldırılacağı vakit namazından bir saat kadar önce okunmak suretiyle devam etmektedir
b Cenâze namazından sonra teşkil edilen cenâze alayı sırasında okunan salâ ise bir çeşit zikir şeklinde ve cemâatin de katılımıyla icrâ edilirdi Hüseynî makamındaki bu eserin Hatib Zâkiri Hasan Efendi tarafından bestelenmiştir Eserin metni şöyledir:
1 Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerike leh ve lâ nazîra leh, Muhammedün emînullahi hakkan ve sıdkan Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ
2 Ve alâ âl-i Muhammed
3Vesalli ve sellim alâ es'adi ve eşref-i nûr-i cemî'l-enbiyâ-i ve'l-mürselîn
4 Ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn
Eserin okunuşu şöyledir: 1 ve 3 bölümler tek kişi, 2 ve 4 bölümler ise cumhûr olarak okunur Ayrıca cenâze defnedildikten sonra tekrar bir defa daha okunarak mezarlık terkedilirdi Günümüzde bu şekliyle bir cenâze defni artık yapılmamaktadır
Salât-ı Ümmiyye: Bazı dinî törenlerde, belirli dînî günlerde, kısaca salât ü selâm getirilmesi gereken yerlerde bilinen güftesiyle okunur Bugün elimizde bulunan bu eser Itrî tarafından segâh makamında bestelenmiştir
Ayrıca " Allâhümme salli ale'l- Mustafâ" mısrâıyla başlayan ve Terâvih namazlarının sonunda okunması âdet haline gelen mâhur makamındaki salâ ile çeşitli tarikat toplantılarında okunan salât-ı kemâliyye ve salât-ı münciye adıyla anılan salâ çeşitleri de vardır

<H3>NA'T :

Hz Peygamber'i övmek, ondan şefâat dilemek, onun güzel vasıflarını anmak ve anlatmak amacıyla kaleme alınmış eserlerin okunduğu mûsiki formunun adıdır Güfteleri, daha çok mutasavvıf şâirlerin Türkçe, Arapça ve Farsça yazılmış manzumelerinden seçilmiştir Câmi ve tekke na'tları olarak ikiye ayrılan bu eserler câmilerde Cumâ ve bayram namazlarından önce okunan Kur'ân-ı Kerîm'in ardından na'than tarafından, tekkelerde ise zikrin başında veya zikir aralarında okunur Bir kişi tarafından ve genellikle serbest okunan na'tların bestelenmiş örnekleri de vardır Ağır bir ritmle seyreden na'tlarda ilâhilere göre daha ağır başlı ve sanatlı bir üslup gözlenir

TEVŞÎH:

Mevlid ve mi'raciyye bölümleri ( bahir, hâne) arasında okunmak üzere bestelenmiş, Hz Muhammed (sav)'i öven veya onun herhangi bir özelliğini konu alan manzum eserlerdir Çoğunlukla divan sâhibi mutasavvıf şâirlerin güftelerinin tercih edildiği tevşîhler daha çok Türkçe olarak yazılmışsa da Arapça ve Farsça bazı örneklerine rastlanmaktadır Müzikalite yönünden ilâhilere göre daha sanatlı olan tevşîhler genellikle devr-i kebîr, çenber, zencir gibi büyük usûllerle ölçülmüşlerdir
Mevlid bahirleri arasında okunan tevşîhlerde, makam ve güfte uyumuna dikkat edilmesi çok önemlidir Meselâ mi'râc bahri okunurken segâh, hüzzam, ırak gibi makamlarda seyredileceğinden, bu bahire başlamadan önce okunan tevşîhin de adı geçen makamlarda okunmasına ve güfte olarak da mi'râc konulu manzumelerin seçilmesine özen gösterilmelidir

MEVLİD:

Resûl-i Ekrem'in doğumu, hayatının çeşitli safhaları, mucizeleri ve vefatını konu alan manzumelerdir İslâmî Türk edebiyatında bu konular etrafında pek çok eser yazılmışsa da Süleyman Çelebi (ö1422)'nin 1409 yılında Bursa'da tamamladığı Vesîletü'n-necât adını taşıyan manzume diğerlerinden daha çok benimsenmiş ve günümüze kadar okunagelmiştir Aruz'un "fâilâtün fâilâtün fâilün" vezni ve sâde bir Türkçe ile yazılan eserin yazıldığı dönemden itibaren Osmanlı coğrafyasının hemen her yerinde başta Hz Peygamber'in doğum yıldönümü (Mevlid Kandili), mübarek gün ve geceler (kandiller) olmak üzere doğum, ölüm, sünnet, evlenme, önemli kişileri anma vb olayların ardından sevinç ve üzüntülerin beraberce paylaşılması için tertib edilen toplantılarda okunması yaygın bir âdet hâline gelmiştir Mevlid'in bizzat Süleyman Çelebi veya Sinâneddin Yusuf (ö1565) tarafından bestelenmiş olabileceği tahmin edilmekte ancak bu eserin bilinen yegâne bestekârı Bursalı Sekbân (XVII yüzyıl)'dır Mevlid'in bu bestesi XIX yüzyılın sonlarına kadar okunmuş, daha sonra unutulduğundan zamanımıza ulaşamamıştır Günümüzde Mevlid, bahir adı verilen bölümler arasında belli bir makam sıralaması takip edilerek okunmaktadır Mevlid bahirleri arasında sırasıyla aşr-ı şerîf, tevşîh ve kasîde okuma adeti uzun süre devam etmiş ancak günümüzde bu adet kaybolduğundan mevlidlerde sadece bir aşr-ı şerîf veya ilâhi okunarak diğer bahire geçilmektedir

MÎ'RÂCİYYE:

Mî'râc terim olarak Hz Peygamber'in risâletinin 9senesinde ve Receb ayının 27 gecesi vuku bulan ve O'nun Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya, oradan da göğe yaptığı yolculuk esnasında Allah katına çıkışını ifade eder Bu sebeple Receb ayının 27 gecesi bütün İslâm âleminde "Mî'râc Kandili" olarak kutlanır
İnsanlık tarihinin olağanüstü hadiselerinden biri olan Mî'râc gecesine âit bu müstesnâ mûcizenin harikulâde safhalarını terennüm eden ve "Mî'râciyye, Mî'râçnâme" adı verilen bu manzumeler daha çok İranlılarla Türkler tarafından kaleme alınmış, bir mûsikî formu olarak işlenmesi ise sadece Osmanlılar'a mahsustur
Türk dînî mûsikîsi sahasında Mî'râciyye denilince, bestekâr-neyzen, Galata Mevlevihânesi şeyhlerinden Kutbünnâyî Osman Dede (ö1729)'nin güftesi ve bestesi kendisine âit, mesnevî tarzından yazdığı Mî'râciyye'si akla gelir Osman Dede kaleme aldığı Mî'râciyye'yi segâh, müsteâr, dügâh, nevâ, sabâ, hüseynî, nişâbur makamlarında, her birine "hâne" adını verdiği yedi bölüm halinde bestelemiştir Nevâ makâmındaki 4 hâne XIX yüzyılın sonlarına doğru unutulduğundan günümüze ulaşmamıştır Notaları günümüze ulaşmış olan bu eserin hâneleri arasında okunan beş adet tevşîhin dört tanesinin güftesi Şeyh Mehmet Nasûhî (ö1718)'ye âit olup Arapça'dır Farsça olan tek tevşîh ise hüseynî hânesinden önce okunur ve sözleri Mevlânâ'ya âittir Müsteâr ve nişâbur hânelerinden önce tevşîh bulunmamaktadır
Kutbünnâyî Osman Dede'nin Mî'râciyyesi, Mî'râc Kandili'nde, bu geceden bir gün önce ve bir gün sonra olmak üzere ardarda üç gece çoğunlukla câmî, mevlevihâne ve tekkelerde okunurdu Namazın ardından İsrâ suresinin baş tarafı okunur, "Fatihâ"dan sonra iki mî'râchan birbirine bitişik iki kürsüye çıkarak eseri birlikte okurlardı Bu sırada kürsülerin altında oturan zâkirler baş taraflarda her mısrâın sonunda "sallü aleyh", hüseynî hânesinde her mısrâın sonunda "minnâ'es-salât", son hânede "ikbel yâ mucîb" terennümünü tekrarlardı Ayrıca her bölümden önce o bölüme mahsus tevşîhler zâkirler tarafından okunur ve dinleyicilere süt ikrâm edilirdi Bunun sebebi ise Mî'râc esnâsında Hazreti Peygamber'in ikrâm olarak sütü tercih etmesidir

İLÂHÎ:

İslâmî Türk edebiyatında dînî-tasavvufî muhtevâlı Allah ve Peygamber sevgisini dile getiren manzûmelerin, Türk mûsikîsi makam ve usulleriyle bestelenmiş şeklidir Tekke ve câmî ilâhîleri diye ikiye ayrılan bu eserler tekkede zikirler esnâsında, câmîde çeşitli ibâdetler arasında veya değişik dînî toplantılarda icrâ edilmektedir Eskiden hicrî ayların her biri için bestelenmiş ilâhîler bulunmaktaydı Mevlid ayları denilen Rebiülevvel ve Rebîulâhir'de okunan tevşîh ve na'tların yanında güftelerinde Hz Peygamber'in çeşitli özellikleri anlatılan ilâhilerin okunması da yaygın bir âdetti
Ayrıca tekkelerde zikir esnâsında okunan, sözleri Arapça olup Türk mûsikîsi makamlarıyla bestelenmiş suğullerin; Ramazanlarda minârede okunan temcitlerin pek çoğu da Hz Muhammed (sav)'i konu edinmiştir

KASÎDE:

Allah ve Hz Peygamber hakkındaki övgülerden, din büyüklerinden, onlara gösterilmesi gereken saygıdan ve tasavvufî konulardan bahseden şiirlerin bir kişi tarafından bir makam veya makamlar çerçevesinde irticâlen okunan şeklidir Câmî ve tekkelerde okunan kasîdelerin en sevilenleri güfteleri Hz Muhammed'le ilgili olanlarıdır
Bunlardan başka daha çok Hz Peygamber'in anne ve babasının özelliklerini konu alan Regâibiyye'lerle Süleyman Çelebi'nin Mevlid'inden sonra halk arasında büyük rağbet gören ve özellikle câmilerde "muhammediyyehân" adı verilen hâfızlar tarafından okunan Yazıcıoğlu Mehmed Efendi (v1451)'nin Muhammediyye'si de uzun süre dînî mahfillerde büyük bir rağbetle okunmuş dînî mûsikî eserlerindendir

kaynak:[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] - Yrd Doç Dr Nuri Özcan

 

beygu is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Saat 15:26.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552