FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Cihad (Hadislerle)
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Cihad (Hadislerle) ile ilgili Benzer Konular
439 Kez Görüntülendi
hadislerle öğüt
Sünnet & Hadis
Hadislerle Vasiyet
Sünnet & Hadis
Hadislerle Susmanın Fazileti !!
Sünnet & Hadis
Hadislerle kıyamet dehşeti
Dini Sohbet
Hadislerle evlilik (slayt)
Sünnet & Hadis
Hz.Ömer'i ağlatan çocuk(ibret)
|
İslamın Dört Halifesinden (hz.ali ibn ebi talip. r.a)
Konu Araçları
14-09-2005
#
1
Profil Bilgileri
Federal Ajan
Cihad (Hadislerle)
Cihad (Hadislerle) başlıklı yazı Mumsema Cihad (Hadislerle) Forum Alev
CİHADA KOŞMAK
869
İbn-i Abbâs radiya'llâhu anhümâ'dan Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in feth-i Mekke günü (îrâd ettiği bir hutbesinde) şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:
Feth (-i Mekke) den sonra (artık Mekke'den Medîne'ye) hicret yoktur
(Ba'demâ) Mekke'den yalnız cihad kasdiyle ve tahsîl-i fezâil niyetiyle çıkılabilir
Binâenaleyh (devlet tarafından) cihâda da'vet olunduğunuzda hemen icâbet ediniz!
CİHAD
25
Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den:
Şöyle demiştir: Resûlu'llâh sall'llâhu aleyhi ve sellem'e: "Amelin hangisi efdâldir?" diye sordular
"Allâha ve Resûlüne îmân
" buyurdu
"Ondan sonra hangisi?" dediler
"Allah yolunda cihâd
" buyurdu
"Ondan sonra da hangisi?" diye sordular
"Makbûl (olmuş, içine günah ve riyâ karışmamış) Hac
" cevâbını verdi
755
Âişe radiya'llâhu anhâ'dan rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ demiştir ki: Bir kere ben:
- Yâ Resûla'llâh biz cihâdı, ibâdetlerin efdali biliyoruz
Biz, cihâda iştirâk edemez miyiz? diye sordum
Resûlullâh:
- Hayır, siz cihâd edemezsiniz
Siz kadınlar için efdal-i cihâd, her halde hacc-ı mebrûr olur, buyurdu
1176
Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'ten (şöyle) dediği rivâyet edilmiştir: (Bir kere) Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e bir er kişi geldi de:
- Yâ Resûla'll
âh! Bana cihâda muâdil bir ibâdete delâlet buyurulsa! dedi
Resûlullâh:
- Ben cihad değerinde bir ibâdet bulmuş değilim ki, buyurdu
(Ve devâm edip):
- (Sana sorarım) gücün yetişir mi ki: mücâhid (sefere) çıktığı sıra sen (de) mescidine girip(o dönünceye kadar) namaz kılasın da hiç usanmıyasın
Ve oruç tutasın da hiç iftar etmiyesin? diye sordu
O kişi:
- Buna kimin gücü yeter ki? diye cevap verdi
1177
Ebû Saîd (-i Hudrî) radiya'llâhu anh'ten şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bir kere Resûlullâh'a):
- Yâ Resûla'llâh! İnsanların hangisi efdaldir? diye soruldu da Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem:
- Caniyle, maliyle Allah yolunda cenk eden mü'min, buyurdu
- Sonra kim? diye sordular
Resûlullâh:
- (O da) vâdîlerden bir vâdîde (ihtiyâr-ı uzlet eden) mü'mindir ki, o, Allah'dan korkar da insanları, şerrinden rahat bırakır, buyurdu
1178
Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Allah yolunda (harb eden) mücâhidin benzeri - Allah, kendi yolunda cihâd eden kimse (de ki gâye) yi çok iyi bilir ya - (gündüz) oruç tutan ve (gece) namaz kılan (mü'min) in meselidir
Allah, kendi yolunda döğüşen mücâhid için ya onun şehâdeti sûretiyle onu (sorgusuz derhal) Cennet'e koymağı, yâhut mücâhidi sevabla veya ganîmetle berâber sâlimen (meskenine) dönmesini deruhde etti
1179
Yine Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
Her kim Allâh'a ve O'nun Resûlüne îmân eder de namaz kılar ve Ramazan'da oruç tutarsa, onu Cennet'e koymak Allah üzerine (sanki) bir hak olur
O kimse ister Allah yolunda cihâd etsin, isterse içinde doğduğu toprağında, (evinde) otursun
Bunun üzerine Ashâb:
Yâ Resûla'llâh! (Bu haberi) halka müjdelemez miyiz? demişlerdi
Resûl-i Ekrem (şöyle) söyle (yerek istidrâk eyle) di:
- Cennet'te yüz derece vardır ki, Allah onları Allah yolunda cihâd eden mücâhidler için hazırlamıştır
İki derece arasındaki mesâfe, gökle yer arasındaki mesâfe gibidir
Siz Allah'dan (Cennet) istemek dilediğinizde Ondan Firdevs'i isteyin!
O, Cennet'in efdalidir ve Cennet'in en yücesidir
Râvî diyor ki: Öyle zannediyorum ki, (Şeyhim Füleyh): "Firdevs'in üstünde Arş-ı Rahmân vardır" demişti
Cennet'in ırmakları da Firdevs'ten akar
1180
Enes İbn-i Mâlik radiya'llahu anh'den Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Sabahleyin veya akşamleyin her hangi bir zamanda Allah yolunda bir kere (cihad için) yürüyüş, hiç şüphesiz dünyâdan ve dünyâdaki şeylerin hepsinden hayırlıdır
1181
Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:
Cennet'te bir arşın kadar (az) bir yer (âlemde) üzerine güneş doğup batan şeylerin hepsinden muhakkak hayırlıdır
Yine Resûlullâh: "Sabahleyin veya akşamleyin her hangi bir zamanda Allah yolunda (cihâda çıkıp) yürüyüş, üzerine güneş doğup batan şeylerin hepsinden her vechile hayırlıdır"
buyurmuştur
CİHAD İÇİN AT BESLEMEK
1070
Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:
At ırkı bâzı kimseler için mahz-ı sevâbtır; bâzı kimseler için de fakr-ü ihtiyâcına bir perdedir; bâzılarının da boynunda bir vebâldir
At kendisi için hayır olan ol kimsedir ki, o, atını Allah yolunda (cihâd için) bağlamıştır; ve atı (nın ayağı) nı da bol otlu geniş bir sâhada veya çayırlıkta uzatmıştır
Bu bol otlu geniş bir sâhadan veya çayırlıktan atın bu uzun ipinde iken yediği her ot, at sâhibi için birer hasenedir, iyiliktir
Hele bir de atın ipi kopsa da şahlanarak (ön ayaklarını kaldırıp) bir veya iki mil (rakseder gibi) nişât ile koşsa, yerde tırnaklarının bıraktığı izleri ve onun gübreleri de sâhibi için hasenât olur
Bir de hayvân (bu arada) bir nehre uğrayıp da o(nun suyu)ndan içerse, -sâhibi sulamak istememiş olsa bile- bu su da sâhibi için hasenât olur
Binâenaleyh cihâd için bağlanan bu gazâ atı, sâhibi için büyük bir sevabtır
Bir kimse de atını, (onunla kazanmak), halktan müstağnî olmak, iffetini muhâfaza etmek için bağlar da sonra o kimse gerek hayvanlarının üzerindeki Allah hakkı (olan zekâtı) nı, gerek arkalarına tâkatinden fazla yüklememeği unutmazsa, bu at da o kimse için (fakirliğe karşı) bir hâildir
Bir kimse de atını öğünmek için, riyâ için, ehl-i İslâm'a husûmet için bağlar (sa) bu hayvân da onun için azîm bir vebâldir
Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e (Ashâb-ı Kirâm tarafından) merkebler (in de feres hükmünde olup olmadıkların) dan soruldu da Resûlullâh:
- Her hükmü câmi' bir vecîze olan şu âyetten başka bana (mansûs) bir şey inzâl buyurulmadı, dedi: Her kim küçük zerre vezninde bir hayr işlerse, onu görecek; her kim de küçük zerre mikdârı bir şer işlerse, bu da onu görecek (meâlindeki iki âyetini okudu)
CİHADIN FAZİLETLERİ
1176
Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'ten (şöyle) dediği rivâyet edilmiştir: (Bir kere) Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e bir er kişi geldi de:
- Yâ Resûla'llâh! Bana cihâda muâdil bir ibâdete delâlet buyurulsa! dedi
Resûlullâh:
- Ben cihad değerinde bir ibâdet bulmuş değilim ki, buyurdu
(Ve devâm edip):
- (Sana sorarım) gücün yetişir mi ki: mücâhid (sefere) çıktığı sıra sen (de) mescidine girip(o dönünceye kadar) namaz kılasın da hiç usanmıyasın
Ve oruç tutasın da hiç iftar etmiyesin? diye sordu
O kişi:
- Buna kimin gücü yeter ki? diye cevap verdi
1177
Ebû Saîd (-i Hudrî) radiya'llâhu anh'ten şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bir kere Resûlullâh'a):
- Yâ Resûla'llâh! İnsanların hangisi efdaldir? diye soruldu da Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem:
- Caniyle, maliyle Allah yolunda cenk eden mü'min, buyurdu
- Sonra kim? diye sordular
Resûlullâh:
- (O da) vâdîlerden bir vâdîde (ihtiyâr-ı uzlet eden) mü'mindir ki, o, Allah'dan korkar da insanları, şerrinden rahat bırakır, buyurdu
1178
Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Allah yolunda (harb eden) mücâhidin benzeri - Allah, kendi yolunda cihâd eden kimse (de ki gâye) yi çok iyi bilir ya - (gündüz) oruç tutan ve (gece) namaz kılan (mü'min) in meselidir
Allah, kendi yolunda döğüşen mücâhid için ya onun şehâdeti sûretiyle onu (sorgusuz derhal) Cennet'e koymağı, yâhut mücâhidi sevabla veya ganîmetle berâber sâlimen (meskenine) dönmesini deruhde etti
1180
Enes İbn-i Mâlik radiya'llahu anh'den Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Sabahleyin veya akşamleyin her hangi bir zamanda Allah yolunda bir kere (cihad için) yürüyüş, hiç şüphesiz dünyâdan ve dünyâdaki şeylerin hepsinden hayırlıdır
Dantel
Mumsema
Frmacil
06-10-2005
#
2
Profil Bilgileri
Ziyaretçi
Çalışmak...
Bir iş meydana getirmek için zihnî ve bedenî güç sarf etmek, gayret etmek, uğraşmak
İslâm nizamı dengeli bir nizamdır
İnsanı iki âlem için hazırlamaktadır
Bunlardan biri ahiret hayatı, diğeri dünya hayatıdır
İlk olarak insanın kalbini doğrudan ebedî hayatın devam edeceği ahirete bağlayarak Allah'a kulluğa yönlendirirken; diğer taraftan bu dünya hayatının nimetlerinden de payını almasını engellemez
Hatta bunu teşvîk eder ve ubûdiyetin diğer yüzü olarak insanlara benimsetir
İslâm, insanı ilâhi mükellefiyetlerle yükümlü kıldıktan sonra hayatı yok edecek ve ihmale uğratacak aşırı çekingenlikten alıkoyarak dünya nimetlerinden faydalanmaya teşvîk eder
Gerçekten de Allahu Teâlâ, hayatın güzelliklerini insanlar ondan faydalansın ve yeryüzünde çalışarak onu elde edip hayatın gelişmesini ve ilerlemesini sağlasınlar; böylelikle insanoğlunun yeryüzündeki halifelik görevi yerine gelsin diye yaratmıştır
Ancak bu nimetleri elde etmek için çalışmak emredilmiş ve asıl gaye olarak yine ahireti elde etmek gösterilmiştir
Yani hedef dünya için çalışmak değil; dünyada da ahiret için çalışmak olmalıdır
Aklını kullanan bir insan için bu, en geçerli gayedir
Bu ebedî rahatlığa ve refaha kavuşma gayesidir
Bu gayeye ulaşmak için çalışmak farzdır
Geçimini sağlamak için çalışıp helâlinden kazanma farzdır
Hz
Peygamber (s
a
s
): "Geçim için çalışıp helâlinden kazanma farzdır
" (Keşfu'l-Hafa, II, 46) buyurmuştur
İslâm'da kazancın en muhterem olanı el emeğinin mahsulü olandır
Zira Rasûlullah (s
a
s
): "Kişi kendi elinin emeğinden daha temiz bir kazanç elde etmemiştir
" (İbn Mâce, Ticârât, I) ve "Hiç kimse elinin erneğinden daha hayırlı bir şey yememiştir
Allah'ın peygamberi Davut (a
s
)da elinin emeğinden yerdi
" (Buhârî, Büyu, 15) buyurmuştur
Kur'ân-ı Kerîm insandaki üretici ve değiştirici güce, yani emeğe büyük bir değer verir: Buna göre insanın kâinat içerisindeki yerini önce onun imanı ve Sonra emeği tayin eder
Kişinin sorumluluğunu gerçekleştiren de onun değerini tayin eden de emektir: "Ve gerçekten de insan ancak kendi çalıştığını elde eder ve yine Şüphesiz onun emeği kendisine pek yakında gösterilecektir
" (en-Necm, 53/39) âyeti bunu ifade etmektedir
Hz
Peygamber (s
a
s
), çalışmayı ve bununla kişiye muhtaç olanları geçindirmeyi, Allah yolunda cihat etmek veya gündüzün oruç tutmak, geceleyin de namaz kılmak ile eşdeğer tutmuştur
(Buhari, Nefekât, 1)
Çalışmak ve emek sarf etmek, sadece kişisel yahut ailevî ihtiyaçları gidermeye yönelik bir gayret ve mesai değil; aynı zamanda toplumsal üretimi ve refahı artıran mühim bir unsurdur
İnsanlara fayda sağlayan herhangi bir işte çalışan kimse, aynı zamanda toplum için de çalışmaktadır
Bu görev ihmal edildiğinde toplum için zararlı sonuçlar doğacağından, Allah huzurunda bütün toplum sorumlu olur
Bunun için İslâm cemiyeti ve İslâm devleti, her türlü işin erbabını yetiştirmekle yükümlüdür
Bir müslümanın, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseleri geçindirmeğe, borçlarını ödemeğe yetecek kadar helâlinden kazanması farzdır
Fakirlere yardım, gariplere iyilik için yeterli miktardan fazla kazanmak İslâm'ın övdüğü, güzel gördüğü bir şeydir
Böyle bir kazanç nafile ibadetten daha faziletlidir
Çünkü bunun faydası toplumun bütün bireyleri içindir
Lükse ve ihtişamâ kaçmamak şartıyla huzur içinde yaşamak, rahat etmek ve fazlasını Allah yolunda hak sahiplerine infak etmek için daha fazla kazanmak mübahtır
Halka gösteriş yapmak, kendini onların üstünde görmek, lüks içinde yaşamak için yapılan çalışma helâl yollardan bile yapılsa, bu yolla elde edilen kazanç haramdır
İnsanlara karşı servetiyle, mevkiiyle gururlanan kimseler, dünyada ve âhirette ağır sorumluluk altındadırlar
İslâm, Allah'ın insanlara verdiği malı normal yollarla harcamalarını yasaklamaz
Fakat her işte plânlı ve itidalli davranmalarını emreder
Hepsinden evvel de kendilerine o nimeti veren, çalışma gücü yaratan Allah'ı gözetmelerini, âhireti gözönünde bulundurarak huzur-u ilâhide hesaba çekileceklerini düşünmelerini sağlar
İslâm, kendisine çalışıp mal kazanan kimseyi takdir eder
Bu malın Allah tarafından çalışmasının karşılığı olarak çalışana verildiğini bilmelerini insanlara telkin edip, o malı veren gerçek nimet sahibini ve onun verdiği nimeti unutan, bu yüzden şükretmesini bilmeyen azgın ve şımarık kimseler gibi olunmaması konusunda da ikazlarda bulunur:
" Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu gözet
Dünyadaki nasibini de unutma
Allah'ın sana ihsân ettiği gibi sen de ihsanda bulun
Yeryüzünde bozgunculuk yapma
Doğrusu Allah, bozguncuları sevmez
" (el-Kasas, 28/77)
Bilindiği gibi, zenginlerin matında fakirlerin hakkı vardır
Böylece mal, zenginlerin elinde toplanıp birikerek bir güç haline gelmemelidir
Eğer çalışıp kazanılan maldan ihtiyaç sahipleri gözetilmez ise, yeryüzünde bozgunculuk ortaya çıkar, buna da mal sahipleri sebep olmuş olur
Çevrelerinde ihtiyaç sahipleri bulunurken, zenginler mal biriktirirlerse herkesin huzuru kaçar ve hayatın çeşitli sahalarında fesat başlar
En güzel ve en helâl kazanç, cihatta elde edilen ganimettir
Müslümanlar, gerektiğinde İslâm için cihat etmek zorundadırlar
Bu cihadın alanı, gereğine göre genişler, eli silâh tutan müslümanların bir kısmına, yetmezse hepsine yönelik bir farz olur
Cihat sonucunda müslümanların galip gelip ganimet malları elde etmeleri en faziletli bir kazançtır
Bu mallar devlet tarafından mücahitler arasında bölüştürülür
Bu malları mücahidlerin kendileri alarak devlete teslim etmeleri, düzensizlik doğuracağı ve diğer mücahidlerin ve devletin haklarına muhalif olduğu için helâl değildir
Cihat yoluyla kazanç en faziletli olmasına rağmen, genellikle toplumun her kesimini kapsamayan geçici bir kazanç yoludur
Temel ekonomik faaliyetler ve kazanç-geçim yolları; ticaret, ziraat ve sanayidir
Cihaddan sonra en faziletti kazanç yolu olarak ticaret, başka bir görüşe göre ziraat kabul edilmiştir
Ticaret, refahı ve gelişmeyi sağlar
Fakat ticaret çok sorumluluğu olan ve haramlara düşme ihtimalinin fazla olduğu bir meslektir
Bunun için çok dikkatli olmak gerekir
Bu zorluğa rağmen ticaret yoluyla helâl kazanç elde etme çok faziletlidir
Bunun için Hz
Peygamber: "Doğru tüccar kıyamet gününde Allah'ın arşının gölgesindedir
" ve "Doğru, emin bir tacir peygamberler, sıddıklar, Şehitler ile haşrolur
" (Keşfu'l-Hafa, I, 294) buyurmuştur
İslâm'da ziraat da mühim bir kazanç yoludur
Zira ziraat, temel ihtiyaçları gideren bir ekonomik faaliyettir
İnsanın beslenme ve giyinme ihtiyaçları, öncelikle ziraî üretimle karşılanır
Toprağın verimini artan ihtiyaçlara göre yükseltmek, bunun için teknik ilerlemeleri ziraate tatbik etmek İslâm devletinin görevlerindendir
Hz
Peygamber bir hadisinde zirai faaliyetleri teşvik etmiştir: "Rızkınızı yerin derinliklerinde arayınız
" (Keşfu'l-Hafa, I, 138) Bu emir aynı zamanda madenciliği de teşvik etmektedir
İslâm'da sanat, zanaat ve sanayi makbul bir kazanç yoludur
Bu faaliyetler toplum için faydalı üretîmlerde bulunurlar
Özellikle savunmanın güçlenmesi sanayiin güçlenmesine bağlıdır
Bu, günümüzde daha çok önem kazanmıştır
İslâm'ın en çok muteber gördüğü kazanç yolları bunlardır
Hiç şüphesiz bu kazanç yollarının önem dereceleri zamana ve ihtiyaçlara göre değişebilir
İslâm'da çalışmadan, dilenerek geçinmek yasaktır
Çalışabilecek durumda olan kimsenin dilenmesi haramdır
En kötü şartlar altında dahi çalışma, başkalarına yük olmaktan üstündür: "Kişinin sırtında odun taşıyarak geçimini sağlaması, versin veya vermesin birisinden bir şey istemekten daha hayırlıdır
" (Buharî, Büyu 15) hadisi buna işaret eder
Birisinden bir şey istemek ancak üç durumda helâl kabul edilmiştir
a) Kan diyeti borcunun ödenememesi,
b) Borçlunun borcunu ödemekte çaresiz kalması,
c) Çok fakir olması
(Müslim, Zekât, 109; Ebû Dâvûd, Zekât, 26)
Çok fakir olmaktan kasıt, bir günlük nafakası olmamaktır
Zira bir günlük nafakası olanın dilenmesi helâl değildir
Çalışmaktan aciz olan kişinin kimseden bir şey istemediğinden dolayı açlıktan ölmesi, onu sorumlu kılar
Böyle bir halde dilenmek zillet sayılmaz
Zillet, böyle fakirleri arayıp soruşturmayan toplum içindir
Böyle bir fakirin durumunu öğrenen herhangi bir müslümanın onu yedirmesi farzdır
Bu görev yerine getirilmezse bu hale vâkıf olan müslümanlar toptan sorumlu ve günahkâr olurlar
22-11-2006
#
3
Profil Bilgileri
flasman
buda benden arkadaşlar
CİHADIN CEŞİTLERİ
1- Nefs'e Karşı Cihad
Şüphesiz en güç cihad, insanın nefsiyle ve nefsinin arzularına karşı yaptığı cihaddır
Müslüman, gerçek cihadı nefsine karşı verir
Nefsine karşı cihadı kazanamayan, düşmanın karşısına çıkmak için kendisinde güç ve cesaret bulamaz
Hz
Peygamber Tebük seferinden dönüşte ashabına şöyle buyurmuştu: " Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz" (Adûnî, Keşfu'l-Hafâ', I, 425)
Bu hadisinde Hz
Peygamber, en kalabalık bir ordu ile katıldığı Tebük seferini "küçük cihad" olarak vasıflandırırken; nefse karşı verilecek mücadeleyi "büyük cihad" olarak nitelendirmektedir
" Hakiki mücahid nefsine karşı cihad açan kimsedir" (Tirmizî, Cihad, 2) hadîsi de aynı manayı ifade etmektedir
Aynı meâlde başka hadis-i şerifler de vardır
Bütün bunlar bize, insanın nefsi ile, nefsinin boş ve mânâsız, hatta gayr-ı meşrû istekleri ile mücadele etmesinin cihad olarak değerlendirildığını göstermektedir
2- Ilim Ile Cihad
Cihad'ın başka bir çeşidi de ilim ile yapılan cihaddır
Dünyadaki bütün kötülüklerin sebebi cehalettir
Hakk'a ulaşmak isteyen herkesin cehaletten kurtulması, ondan uzaklaşması gerekir
Bilginin ortaya koyduğu delillerin gönüller üzerinde icra ettiği tesiri silâh gücü ile temin etmek mümkün değildir
Onun için şöyle buyurulmuştur:
"Ey Muhammed! Insanları Rabbi'nin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış
Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir
O, doğru yolda olanları da en iyi bilir
" (en-Nahl 16/125)
Temeli ilim yoluyla tebliğ ve davete dayanan Islâmiyette, bu tebliğ faaliyetinin adı "ilim ile cihad"dır
Bu usûle "Kur'an ile cihad" da denilir
En güzel mücadele şekli Kur'an'ın mücadele şeklidir
Bunun için Cenâb-ı Hak:"Sen kâfirlere uyma, uyanlara karşı Kur'an ile büyük bir cihadla cihad et" (el-Furkan, 25/52) buyurmuştur
Ayet-i kerimede Kur'an ile cihadın "büyük cihad" olarak belirtilmesi, Kur'an'ın ilim ile cihad konusuna ne kadar önem verdiği göstermektedir
Hak ve hakikatı, en tehlikeli zamanda bile, hiç bir şeyden korkmadan ve çekinmeden olduğu gibi söylemek de bir çeşit cihaddır
Rasûlullah (s
a
s
) bu konuda şöyle buyurmuştur:
"Zalim bir hükümdar karşısında hak ve adaleti açıkça söylemek, büyük bir cihaddır
" (Ibn Mâce, Fiten, 4011)
3- Mal Ile Cihad
Mal ile cihad, Allah Teâla'nın insana ihsan etmiş bulunduğu mal ve servetin yine Allah (c
c
) yolunda harcanması demektir
Bilindiği gibi dünyada her iş para ile yapılmaktadır
Hakkın korunması ve zafere ulaşılması da yine paraya bağlıdır
Bunun için mal ile cihadın önemi büyüktür
Müslümanların, Islâm'ın yücelmesi hakkın muzaffer olması için her türlü mal, servet ve paralarını bu yolda fedâ etmeleri mal ile cihaddır
Hz
Peygamber'in, mal ile cihad hususundaki teşvik edici sözleri ashabı kiramı harekete geçirmiş ve kendileri yoksulluk içinde sıkıntılı bir hayat geçirirken, mal ile cihad farızasını edâ edebilmek için elde avuçta ne varsa getirip Rasûlullah'a vermişlerdir
Bu konuda Kur'an-ı Kerîm'de de pek çok ayeti kerîme vardır
Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:
"Iman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden, (mücâhidlere) yer veren ve yardım edenlerin hepsi birbirinin vekilıdır
" (el-Enfal, 8/72)
"
Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla savaşın
Bilseniz bu sizin hakkınızda ne kadar hayırlıdır
" (et-Tevbe, 9/41)
"Allah, mallarıyla, canlarıyla mücadele edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır
" (en-Nisâ, 4/95)
4- Savaşarak Cihad Yapmak
Cihad, müslümanlara farzdır
Her müslümanın nefsi ile, ilim ve malı ile sürekli cihad yapması, böylece dinin korunması, Hakk'ın galip kılınması için çalışması gerekir
Bazen "I'lây-ı kelimetullah" yani Allah adının yüceltilmesi dinin korunup yayılması içinde elde silâh düşmanla savaşmak icab edebilir
Bu en büyük cihaddır ve müslümanlara farzdır
Hattâ cihad denildiği zaman ilk akla gelen husus, düşmanla sıcak savaşa girmektir
Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:
"Sizinle savaşanlarla; Allah yolunda siz de savaşın
Fakat haksız yere saldırmayın
" (el-Bakara, 2/190)
Bu ilâhi emir Allah yolunda, Islâm uğrunda savaşmanın ve Islâm yurdunu düşmana karşı korumanın cihad olduğunu bize ifade etmektedir
Hz
Peygamber (s
a
s
) de bir hadis-i şeriflerinde; ganimet elde etmek, şan ve şöhrete ulaşmak, mevki ve makam elde etmek için yapılan savaşın cihad olmadığını, cihadın, Allah (c
c
)'ın adının yüceltilmesi (I'lây-ı kelimetullah) için yapılan savaş olduğunu haber vermiştir
Çağımızda bir takım gruplar her ne kadar savaşsız bir dünyanın özlemini dile getirmekte ve bunun için açık veya gizli savaş aleyhtarı faaliyetler sürdürmekte iseler de, bu hiç bir zaman, binlerce yıldan beri devam eden gerçeği değiştirmeyecek ve savaşlar sürüp gidecektir
Cenâb-ı Hak bu değişmez gerçeği aşağıdaki ayet-i kerîmede bize haber vermiştir:
"Hoşunuza gitmediği halde, savaş size farz kılındı
Hoşunuza gitmeyen bir Şey, hakkınızda hayırlı olabilir
Hoşunuza giden bir şey de, hakkınızda kötü olabilir
Bunları Allah bilir, siz bilemezsiniz
" (el-Bakara, 2/216)
"Savaşan, ancak kendi öz canı için savaşmış olur
Allah hiç bir şeye muhtaç değildir
" (el-Ankebut, 29/6)
Islâm dini müslümanlara şerefli bir hayat yaşatmayı hedef edinmiştir
Bu sebeple bu dinin emrettiği savaş, savunma savaşı, zâlimlerden mazlumları kurtarma savaşı, her yere adalet götürme savaşı ve müslümanların haysiyetini koruma savaşıdır
Kur'an-ı Kerîm'de:
"Kendilerine karşı savaş ilân olunduğunda zulme uğrayanlara cihad etmeleri için izin verildi
Hak Teâlâ onlara yardıma hakkıyla Kadirdir
" (el-Hac, 22/39) buyurulup meşrû savunma savaşına izin verilirken her an savaşa hazır olmak da emredilmiştir
Savaşın önemini ısrarla belirten Islâm dini ve onun yüce kitabı, barışın da gereğine işaret etmekte, barış teklifi düşmandan geldiği takdirde tavız vermeden teklifin yerine getirilmesini istemektedir:
" Eğer onlar barış isterlerse sen de onu kabul et
Allah'a güven ve dayan
"
"Her şeyi işiten, herşeyi hakkıyla gören O'dur
Onlar seni aldatmak isterlerse, şunu kesin olarak bil ki, Allah sana yeter
Seni,yardımlarıyla ve müminlerle destekleyen O'dur
" (el-Enfâl, 8/63)
Islâm, müslümanlara yapılan tecavüzlerin hiç birinin karşılıksız bırakılmamasını istemektedir:
"O halde, size karşı tecavüz edenlere siz de aynıyla mukabele edin
" (el-Bakara, 2/194)
Yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar müslümanların cihada devam etmelerini isteyen Islâm, savaş hukukunu da en güzel şekilde tanzim etmiştir
Allah Teâlâ'nın:
" Andlaşma yaptığınızda Allah'ın ahdini (andlaşma hükümlerini) yerine getirin
" (en-Nahl, 16/91)
"Haddi aşmayın, Allah haddi aşanları sevmez
" (el-Bakara, 2/190) buyurması; Peygamber Efendimiz'in cephe gerisinde bulunan kadın, çocuk, ihtiyar ve din adamlarının öldürülmemesini, savaşçılara işkence edilmemesini çapulculuk yapılmamasını istemesi, Islâm savaş hukukunun temel kuralları olmuştur
Dinimizin müslümanlara farz kıldığı cihadın fazileti ve bu emri yerine getirenlerin Allah katında ulaşacakları yücelikler Kur'an-ı Kerim'de şöyle haber verilmektedir:
"Allah Teâlâ, Cennet'e karşılık müminlerin canlarını ve mallarını satın aldı
Onlar Allah yolunda savaşırlar
Savaş meydanında şehît ve gazı olurlar
Allah'ın bu öyle bir vâdidir ki, Tevrat'ta da, Incil'de de, Kur'an'da da sabittir
Kim Allah'tan daha çok vadıni yerine getirir? Yaptığınız bu hayırlı alış verişten dolayı sevinin
Işte büyük kurtuluş budur
" (et-Tevbe, 9/111)
"Ey mü'minler! Sizi çetin bir azabdan kurtaracak bir ticaret yolu göstereyim mi? O da şudur: Allah'a ve Rasûlüne iman eder ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla savaşırsınız
Bir bilseniz bu iş sizin için ne kadar hayırlıdır
Bu takdirde Allah sizin günahlarınızı mağfiret eder, altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn Cennetlerindeki hoş konutlara koyar
Işte büyük kurtuluş budur
" (es-Saf, 6/10-12)
Cihadın fazileti hakkında Hz
Peygamber (s
a
s
) de şöyle buyurur:
"Rasûlullah'a: "-hangi iş daha hayırlıdır?" diye soruldu
" Allah'a ve Peygamberine iman etmektir
" dedi
"-Sonra hangisi faziletlidir, denildi: Allah yolunda cihaddır" cevabını verdi sonra "hangisidir?" sorusuna karşı da: "-Makbûl olan hac'dır, " buyurdu" (Buhâri, Iman, 1
Abdullah b
Mes'ud şöyle anlatıyor: "Rasûlullah'a: -Yâ Rasûlallah, Allah katında hangi iş daha sevimlidir? diye sordum
-Vaktinde kılınan namazdır, dedi
-Sonra hangisidir? dedim
-Anne ve babana iyilik etmendir, buyurdu
Sonra hangisidir? sorusuna da: -Allah yolunda cihaddır, cevabını verdi
" (Buhârî, Cihad, 1)
Ebû Zerr (r
a
)'den şöyle rivayet edilmiştir: "-Ya Rasûlallah, hangi amel daha faziletlıdır?" dedim
"Allah'a iman etmek ve onun yolunda savaşmaktır" buyurdu
(Riyâzü's-Sâlihîn, II, 531)
Bir adam Peygamberimiz (s
a
s
)'e geldi ve: "-Insanların hangisi efdaldır?" diye sordu
Rasûlullah: "-Allah yolunda malı ve canı ile cihad eden mümin kişidir" buyurdu (Buhârî, Cihad, 2)
Elde silâh, din ve Islâm diyarı uğrunda hudut boylarında nöbet beklemenin asıl bir görev olduğunu ve bunun Allah Teâlâ'yı ziyadeşiyle memnun ettiğini bildiren Peygamberimiz (s
a
s
) şöyle buyurmuştur:
"Hudut ve Islâm diyarının muhafazası için bir gün, bir gece nöbet beklemek, bir ay (nafile olarak) gündüz oruç tutup gece namaz kılmaktan daha hayırlıdır
" (Müslim, Imâre,163; Tirmizî, Cihad 2)
"Iki çeşit gözü, Cehennem ateşi yakmaz: Biri Allah korkusundan ağlayan göz; diğeri Allah yolunda nöbet beklerken uyumayan göz
" (Tirmizî, Fezâilü'l-Cihad, 12)
Görüldüğü gibi cihad ilâhi bir emir olup kadın erkek bütün müslümanlara farzdır
Bu farzı yerine getirenler Cenâb-ı Hakk'ın hoşnutluğunu kazanacak ve ahirette yüce mertebelere ulaşacaklardır
Tags
:
cihad
,
hadislerle
Cihad (Hadislerle) ile ilgili Benzer Konular
439 Kez Görüntülendi
hadislerle öğüt
Sünnet & Hadis
Hadislerle Vasiyet
Sünnet & Hadis
Hadislerle Susmanın Fazileti !!
Sünnet & Hadis
Hadislerle kıyamet dehşeti
Dini Sohbet
Hadislerle evlilik (slayt)
Sünnet & Hadis
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
02:41
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545