Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Peygamber Efendimiz (S.A.V)

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Hz. Muhammed (S.A.S.) Efendimizin Hayatı(yazı) ile ilgili Benzer Konular
1843 Kez Görüntülendi

Peygamer Efendimizin Hayatı Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimizin İşaret Ettiği Uzaylılar Mı ? Uzay
Hz.Muhammed(s.a.v) Efendimizin Hayatımıza Yön Veren Hadisleri‏ Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimizin Hayatı Dini Programlar

Dört şey vardır ki, dört şeyle tamam olur :) | Peygamberlerin Sıfat ve Faziletlerinden Bazıları
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 18-06-2006   #21
Profil Bilgileri
Standart

ile ilgili üçüncü sayfa Mumsema.com


HİCRETİN ÜÇÜNÇÜ YILI

1- UHUD SAVAŞI (11 Şevval 3 H/27 Mart 625 M)

"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inan-mışsanız üstün gelecek sizsiniz

(Âl-i İmrân Sûresi, 139)

a) Savaşın Sebebi

Bedir Savaşında Mekke müşriklerinden 70 kişi ölmüştü Bunlar arasında Ebû Cehil, Ukbe, Utbe, Şeybe, Ümeyye, Âs b Hişâm gibi Kureyş'in önde gelen simâları vardı Bu yüzden Mekkeliler Bedir yenilgisini unutamıyorlar, intikam ateşiyle yanıyorlardı

Bedir'de,babalarını, kardeşlerini, oğullarını ve diğer yakınlarını kaybedenler Mekke reisi Ebû Süfyân'a başvurdular Dârun'-Nedve'de toplanarak, Şam kervanının kazancı ile bir ordu toplayıp Medine'yi basmağa ve Müslümanlardan öç almağa karar verdiler(191)

Mekke dışındaki müşrik Arap kabîlelerine, şâirler, hatipler gönderdiler Bunlar, Bedir'de öldürülenler için, şiirler, mersiyeler söyleyerek halkı heyecâna getirdiler 50 bin altın olan kervan kazancının yarısı ile Mekke dışındaki müşrik kabilelerden 2000 asker topladılar Mekke'den katılanlarla, 700'ü zırhlı, 200'ü atlı omak üzere, Ebû Süfyan'ın komutasında 3000 kişilik mükemmel bir ordu ile Medine üzerine yürüdüler Orduda ayrıca 300 deve, şarab tulumları, şarkıcı ve rakkase kadınlar vardı Bunlardan Başka, başta Ebû Süfyân'ın karısı Hind olmak üzere Kureyş ileri gelenlerinden 14 tane evli kadın da kocaları ile birlikte bulunuyorlardı

b) Abbâs'ın Mektubu

Rasûlullah (sas)'in Mekke'deki amcası Abbâs, Bedir'de esir düştükten sonra Müslüman olmuş, fakat Müslümanlığını gizlemişti Bedir'de çok zarar gördüğünü bahâne ederek, bu orduya katılmadı Özel haberciyle bir mektup göndererek, durumdan Rasûlullah (sas)'i haberdar etti Gönderilen keşif kolları da, Kureyş ordusunun Medine'ye yaklaştığını haber verdiler

Vahiy gelmeyen konularda, karâr vermeden önce Rasûlullah (sas) ashâbla istişâre ederdi Muhâcirleri ve ensârı toplayarak:

-Düşmanı Medine dışında mı karşılayalım, yoksa şehir içinde savunma tedbirleri mi alalım? diye istişârede bulundu

Peygamber Efendimiz, bir gece önce rüyâsında, kılıcında bir gedik açıldığını,yanında bir sığırın boğazlandığını ve mübârek elini zırhı içinde muhâfaza ettiğini görmüştü Kılıcında açılan gediği, ehl-i beytinden birinin şehid olması; sığırın boğazlanmasını, ashâbından bazılarının şehit düşmeleri; zırhı da Medine ile tâbir etmiş, bu yüzden Medine dışına çıkılmayarak, şehirde savunma yapılmasını uygun görmüştü(192) Hz Ebû Bekir, Sa'd b Muâz gibi ashâbın büyükleriyle münâfıkların başı Übeyy oğlu Abdullah da bu görüşteydiler Fakat ashâbın çoğunluğu, bilhassa Bedir savaşı'nda bulunamamış olan genç Müslümanlarla Hz Hamza:

- Biz böyle bir günü beklemekteydik, düşmanla Medine dışında savaşalım, diye isrâr ettiler(193) Rasûlullah (sas) çoğunluğun arzusuna uyarak, birbiri üzerine iki zırh giyip, miğferini başına geçirerek hâne-i saâdetinden çıktı Medine dışında savaşılmasını isteyenler, Peygamber Efendimizin arzusuna aykırı davranmakla hata ettiklerini anlayarak fikirlerinden caydılar Fakat Rasûlullah (sas):

c) Peygamber Zırhını Giydikten Sonra

-"Bir peygamber zırhını giydikten sonra, savaşmadan onu çıkarmaz"(194) Eğer sabreder, görevinizi tam yaparsanız, Allah'ın yardımıyla zafer bizimdir, dedi

Kureyş ordusu, Medine'nin 5 km kadar kuzeyindeki Uhud dağı eteklerinde karargâhını kurmuştu Rasûlullah (sas) Abdullah b Ümmi Mektûm'u Medine'de vekil bırakarak, 1000 kişilik kuvvetle, cuma namazından sonra Medine'den çıktı O gün Uhud'a kadar ilerlemeyip geceyi "Şeyheyn" denilen yerde geçirdi Sabahleyin şafakla beraber Uhud'a vardı, savaş için en elverişli yeri seçti

Yolda Übeyy oğlu Abdullah, "Muhammed (sas) bizim gibi yaşlı ve tecrübelileri dinlemedi, çocukların sözüne uydu Ben meydan savaşını uygun görmemiştim" bahânesiyle, kendisine bağlı 300 münâfıkla, ordudan ayrıldı Böylece Müslümanların sayısı 700'e düştü

d) Rasûlullah (sas)'in Savaş Düzeni

Peygamber Efendimiz, ordusunun arkasını Uhud Dağı'na vererek Medine'ye karşı saf yaptı Solundaki Ayneyn tepesi'ne "Cübeyr oğlu Abdullah" komutasında 50 okçu yerleştirdi

-Galip de gelsek mağlup da olsak, benden emir gelmedikçe yerinizden ayılmayacaksınız, Şu vâdiden, düşman atlıları arkamıza dolaşıp bizi kuşatabilirler Oklarınızla onları buradan geçirmeyin, çünkü at, oku yeyince ilerleyemez, dedi(195) Müslümanların karşısında savaş durumu alan müşrik ordusu, sayıca Müslümanların 4 katından daha fazlaydı Üstelik bunlardan 700'ü zırhlı, 200'ü atlıydı Müslümanların ise 100 zırhı ve sadece 2 atları vardı Sağ koluna Ukâşe, sol koluna ise Ebû Mesleme memûr edilmişti Rasûlullah (sas) ise ortada bulunuyordu

Ebû Süfyân komutasındaki 3000 kişilik müşrik ordusunun sağ kanadına Velid oğlu Hâlid, sol kanadına Ebû Cehil'in oğlu İkrime, süvârilere Ümeyye oğlu Safvân, okçulara ise Rabîa oğlu Abdullah komuta ediyordu

Kureyşli kadınlar, Bedir'de ölenler için mersiyeler okuyorlar, defler çalıp şarkılar söyleyerek askerler arasında dolaşıyorlar, onları savaşa teşvik ediyorlardı

Savaş, o devrin âdeti üzerine mübâreze ile (meydanda teke tek çarpışma ile) başladı Kureyş'in bayrağını taşıyan Abdüddâr oğullarından ortaya çıkan 9 kişi birer birer Müslümanlar tarafından öldürüldü

Rasûlullah (sas) elindeki kılıcı göstererek:

-Hakkını ödemek şartıyla bu kılıcı kim ister? diye sordu Ensârdan Ebû Dücâne:

-Bunun hakkı nedir, Ya Rasûlallah? diye sordu Rasûlullah (sas):

-Eğilip bükülünceye kadar düşmanla savaşmak, diye cevap verdi

Ebû Dücâne bu şartla aldığı kılıçla düşman üzerine saldırdı, müşrik safları arasına girdi(196) Hamza, Ali, sa'd b Ebî Vakkâs, Ebû Dücâne gibi kahramanların hücûmlarıyla savaşın ilk anında 20'den fazla ölü veren Kureyş, bozguna uğramış, sağ ve sol kanat geri çekilmiş, def çalarak Kureyşlileri savaşa teşvik eden kadınlar, feryadlar kopararak yüksek tepelere kaçmışlardı İman kuvveti karşısında sayı ve malzeme üstünlüğü işe yaramamış, müşrikler kaçmağa başlamışlardı

e) Okçular Yerlerini terkedince

Böylece ilk safhada müslümanlar savaşı kazandılar Fakat kaçan düşmanı sonuna kadar tâkib etmeden, savaş alanına dağılarak, ganimet (düşmandan kalan malları) toplamağa koyuldular Ellerine geçen fırsatı yeterince değerlendiremediler Ayneyn tepesinden durumu seyreden okçular da birbirlerine:

-Burada ne bekliyoruz, savaş bitti, zafer kazanıldı, biz de gidip ganimet toplayalım, dediler(197) Abdullah b Cübeyr:

-Arkadaşlar, Rasûlullah (sas)'in emrini unuttunuz mu? O'ndan emir almadıkca yerimizden ayrılmayacağız diye ısrâr ettiyse de dinlemediler(198) Abdullah'ın yanında sadece 8 okçu kaldı

Düşmanın sağ kanat komutanı Hâlid b Velîd, Rasûlullah (sas)'in okçularla koruduğu Ayneyn vâdîsinden geçerken Müslümanları arkadan kuşatmayı denemiş, okçular bu geçidi bekledikleri için başaramamıştı Okçuların buradan ayrıldığını görünce, emrindeki süvârilerle hücûma geçti Cübeyr oğlu Abdullah ile 8 sâdık arkadaşını şehit edip, ganimet toplamakla meşgul Müslüman ordusunu arkadan çevirdi Müşrikler, geri dönüp yeniden hücûma geçtiler Tepelere çekilen kadınlar da def çalarak aşağıya indiler Müslümanlar, önden ve arkadan iki hücûmun arasında şaşırıp kaldılar Savaşı kazanmışken kaybetmeğe başladılar Birbirlerinden ayrılmış ve dağılmış bir durumda oldukları için, canlarını kurtarma sevdâsına düştüler (199)

f) Hz Hamza'nın Şehid Düşmesi

Bedir Savaşı'nda babası Utbe, kardeşi Velîd ve amcası Şeybe'yi kaybetmiş olan Ebû Süfyân'ın karısı Hind, babasını öldüren Hamza'dan öç almak istiyordu Hamza'nın karşısında kimse duramadığı için, Cübeyr b Mut'im'in kölesi ve iyi bir nişancı (atıcı) olan Habeşli Vahşî'ye Hamza'yı öldürdüğü takdirde, büyük menfaatler vâdetmiş, efendisi Cübeyr de âzâd etmeğe söz vermişti

Vahşî, Hamza'nın karşısına çıkmaya cesâret edemedi Bir taşın arkasına gizlenip, Hamza'nın önünden geçmesini beklediHamza ise savaş alanında durmadan sağa sola koşuyor, elinde kılıç önüne gelen müşrikleri tepeliyordu O gün tam 8 müşrik öldürmüştü Bunlardan Abdu'l-Uzza oğlu-Sibah'ı öldürdüğü sırada, Vahşî'nin tam önünde bulunuyordu Vahşî fırsatı kaçırmadı Habeşlilerin çok iyi kullandığı harbesini (kısa mızrağını) gizlendiği yerden fırlattı; kahraman Hamza'yı kasığından vurarak şehit etti(200) Hamza'nın ölümünü duyan Hind, koşarak geldi Karnını yarıp, ciğerini çıkararak dişledi, fakat yutamadı Vahşi'yi mükâfatlandırdı ve kölelikten kurtardı

Savaşın en şiddetli anında Hz Hamza'nın şehit düşmesi, Müslümanlar için büyük kayıp oldu Esâsen, ansızın önden ve arkadan uğradıkları hücûm sebebiyle ne yapacaklarını şaşırmışlar, bir çok şehid vererek, şuraya buraya dağılmışlardı Bir ara, Rasûlullah (sas)'in etrafında sâdece, ikisi muhâcirlerden, yedisi ensârdan olmak üzere 9 kişi kalmış, bunlar da birer birer şehid düşmüşlerdi(201)

g) Rasûlullah (sas)'in Öldüğü Şâyiası

İbni Kamie el-Leysi adlı bir müşrik, HzPeygamber (sas)'e benzeterek, İslâm ordusunun sancaktarı Mus'ab b Umeyr'i şehit etmiş ve Muhammed (sas)'i öldürdüm, diye ilân etmişti(202) Bu şâyia üzerine İslâm ordusunda panik başladı Rasûlullah (sas):

-Ey Allah'ın kulları, bana geliniz,etrafımda toplanınız, diye sesleniyor, fakat kimse O'nu duymuyordu

Müslümanlar birbirinden habersiz üç fırka olmuşlardı

l) Rasûlullah şehid olduysa, Allah bâkidir O'nun yolunda biz de şehit oluruz, diyerek savaşa devâm edenler Enes b Nadr (Enes b Mâlik'in amcası) bunlardandıYetmişten fazla yara aldıktan sonra şehid düşmüştür

2) Rasûlullah (sas)'in etrâfını çevirip, vücûdlarıyla O'na siper olan, O'nu düşman saldırısına karşı koruyanlar Bunlar "14" kişi kadardı Hz Ebû Bekir, Hz Ömer, Hz Ali, Abdurrahman b Avf, Talha, Zübeyr, Sa'd b Ebî Vakkas, Ebû Dücâne bunlardandır

3) Rasûlullah şehid olduktan sonra, burada durmanın manası yok, diyerek, savaş alanından ayrılanlar(203) Bunlardan bir kısmı dağlara çekilmişler, bazıları ise Medine'ye dönmüşlerdi

Müslümanların bu dağınık durumlarından yararlanan müşrikler, Rasûlullah (sas)'in yanına kadar sokuldular Atılan bir taşla Peygamber Efendimizin dudağı yarıldı, dişi kırıldı ve İbni Kamie'nin kılıç darbesiyle yere yıkıldı Zırhından kopan iki halka yanağına battığından yüzünden de yaralandı(204)

Ashâb-ı kirâm, savaş alanında Rasûlullah (sas)'i bir türlü bulamıyordu Halbuki, Rasûlullah(sas) bulunduğu yerden hiç ayrılmamıştı Nihâyet Hz Peygamber Efendimizi Ka'b b Mâlik gördü ve:

-Ey mü'minler, Rasûlullah (sas) burada, diye haykırdı Ka'b'ın sesini duyan Müslümanlar, hemen Rasûlullah (sas)'in etrâfında toplanarak, müşriklerin saldırılarını durdurdular(205)

h) Ebû Süfyân'la HzÖmer Arasında Geçen Muhâvere

Müşriklerin saldırıları yavaşlayınca, Peygamber Efendimiz etrâfında toplanmış olan Müslümanlarla Uhud Dağı tepelerinden birine çekildi Müslümanların bir tepede toplandığını gören Ebû Süfyân da, onların karşısında başka bir tepeyi işgal etti Ebû Süfyân, Peygamberimizin sağ olup olmadığını kesinlike öğrenemediğinden merak içindeydi Bu sebeple yüksek sesle üç defa:

-İçinizde Muhammed (sas) var mı? Ebû Bekir varmı? Ömer var mı? diye seslendi Rasûlullah (sas) cevap verilmemesini emretmişti Kimseden ses çıkmayınca, müşriklere dönerek:

-"Görüyorsunuz, hepsi de ölmüş Artık iş bitmiştir, diye söylendi Hz Ömer dayanamadı

-"Yalan söylüyorsun ey Allah düşmanı, sorduklarının hepsi sağ, hepside burada, diye cevap verdi Ebû Süfyân:

-Savaşta üstünlük nöbetledir, bugün biz Bedir'in öcünü aldık, üstünlük bizde diye gururlandı Ömer:

-Bizden ölenler Cennet'de, sizinkiler ise Cehennem'de diye cevâp verdi

-Ya Ömer, Allah aşkına gerçeği söyle Biz Muhammed (sas) 'i öldürdük mü?

-Rasûlullah (sas) sağ ve senin bu sözlerini de işitiyor

-Ya Ömer, ben senin sözlerine İbni Kamie'nin sözünden daha çok inanırım Ölülerinize yapılan fenâlıkları ben emretmedim(206), fakat çirkin de görmedim Gelecek yıl Bedir'de buluşalım, dedi Hz Ömer de:

-"İnşallah, diye cevap verdi(207) Hz Ömer'le Ebû Süfyân arasında yapılan bu konuşmadan sonra, müşrikler Uhud'dan ayrıldılar Onlar, Hz Muhammed (sas)'i öldürmek, Medine'yi basıp müslümanları imhâ etmek, müslümanlığı ortadan kaldırmak için Mekke'den gelmişlerdi Fakat Allah kalblerine korku saldı Üstünlük kendilerinde olduğu ve Rasûlullah (sas)'in de sağ bulunduğunu öğrendikleri halde, savaşa devam etmeğe cesâret edemediler Tek bir esir bile alamadan, geri döndüler

l) Uhud Savaşı'ndan Üç Safha

Uhud Savaşı'nda üç safha yaşandı:

İlk safhada Müslümanlar üstün geldiler, 20'den çok düşman öldürerek, müşrikleri bozguna uğrattılar

İkinci safhada, kaçan müşrikleri kovalamayı bırakıp, kesin sonuç almadan ganimet toplamaya koyulmaları ve Rasûlullah (sas)'in yerlerinden ayrılmamalarını emrettiği okçu birliğinin görevlerini terketmeleri yüzünden, Müslümanlar 70 şehit vererek mağlup duruma düştüler

Üçüncü safhada ise, dağılmış olan Müslümanlar, Rasûlullah (sas)'in etrâfında toplanıp, karşı hücûma geçerek, düşman hücûmunu durdurdular

Müşriklerin Uhud'dan ayrılmasından sonra Rasûlullah (sas) şehitleri yıkanmadan, kanlı elbiseleriyle, ikişer üçer defnettirdi(208) Cenâze namazlarını ise, bu târihten 8 sene sonra kıldı(209)

2- HAMRÂÜ'L-ESED GAZVESİ

Müşrikler, elde ettikleri üstünlükten yararlanıp Müslümanları imhâ etmeden savaş alanından ayrıldıklarına pişmân oldular Aralarında, geri dönüp Medine'yi basmayı konuştular Rasûlullah (sas) bu durumdan haberdar olunca, Medineye dönüşünden bir gün sonra, Uhud Savaşı'na katılmış olan ashâbını toplayarak Medine'den 16 km kadar uzakta "Hamrâ'ü'l-Esed" denilen yere kadar müşrikleri takibetti Gece olunca, burada 500 kadar ateş yaktırdı Müşrikler, takib edildiklerini öğrenince, korktular; Medine'yi basma düşüncesinden vazgeçerek, süratle Mekke'ye döndüler(210/1)

3- HİCRETİN ÜÇÜNCÜ YILINDA DİĞER OLAYLAR

a) Rasûlullah (sas)'in Hz Hafsa ve Huzeyme Kızı Zeyneb'le Evlenmesi

Hz Ömer'in kızı Hafsa'nın ilk eşi Huneys b Huzâfe, Kureyş ileri gelenlerinden ve Habeşistan'a hicret eden ilk Müslümanlardandı Sonra Medine'ye hicret etmiş, Bedir ve Uhud Savaşlarına katılmıştı Uhud Savaşında aldığı bir yaradan, Medine'de vefât etti

Hz Ömer, Rasûlullah (sas) ile kızı Hafsa'nın evlenmesini şöyle anlatmıştır:

-Hafsa dul kalınca, Osman'a onunla evlenmesini teklif ettim Hele bir düşüneyim, diye cevap verdi Sonra kaşılaştığımızda, şu sırada evlenmeyi uygun görmüyorum, dedi Bunun üzerine Ebû Bekir'e istersen Hafsa'yı sana vereyim, dedim Ebû Bekir sustu Müsbet veya menfi cevap vermedi Ebû Bekir'in susmasına Osman'ın teklifimi geri çevirmesinden daha çok üzüldüm Keyfiyeti Rasûlullah (sas)'e arzedince:

-Üzülme yâ Ömer, Hafsa'yı Osman'dan hayırlısı alacak; Osman da Hafsa'dan daha iyisi ile evlenecek(210/2), buyurarak, Hafsa'nın izdivâcına tâlip oldu; Osman'ı da kızı Ümmü Gülsüm'le evlendirdi Sonra Ebû Bekir bana rastladığında:

-Sanıyorum, Hafsa'yı bana teklif ettiğinde cevap vermediğime gücenmiştin Ben Hafsa'yı Rasûlullah(sas)'in alacağını biliyordum (Bana bunu söylemişti) Rasûlullah (sas)'in sırrını ifşâ etmeyi uygun bulmadağım için sana cevap vermedim Eğer böyle olmasaydı, teklifini kabûl ederdim, dedi(211)

Rasûlullah (sas) Hz Hafsa ile evlenerek, hem en yakın arkadaşlarından HzÖmer'in üzüntüsünü giderdi, hem de Hz Ebû Bekir gibi Hz Ömer'i de akrabalık bağı ile kendisine bağlamış oldu (Şaban 3 H / Ocak 625 M)

Hilâloğullarından Huzeyme kızı Zeyneb, ilk kocasından ayrılmış; Rasûlullah (sas)'in halasının oğlu olan ikinci kocası Cahşoğlu Abdullah ise, Uhud Savaşı'nda şehid düşmüştü Zeyneb genç ve güzel değildi, orta yaşlı ve merhametli bir hanımdı Fakirleri, yoksulları, kimsesizleri gözettiği için, kendisine "Ümmü'l-mesâkin" ünvânı verilmişti

Eşinin şehit düşmesiyle himayeye muhtaç kalan bu şefkatli hanımı Rasûlullah (sas) nikâhladı Fakat Zeyneb çok yaşamadı, evlenmesinden üç ay kadar sonra vefât etti

Rasûlullah (sas)'in torunu Hz Hasan da bu yıl Ramazan ortalarında doğmuştur(212)

b) Rasûlullah (sas)'in kızı Ümmü Gülsüm'ün Hz Osmanla Evlenmesi

Hz Osman, Rasûlullah (sas)'in ikinci kızı Rukiyye ile evliydi Rukiyye, Bedir Savaşı esnâsında vefât etmişti Bir yıl sonra, Rasûlullah (sas) Hz Osman'ı üçüncü kızı Ümmü Gülsüm'le evlendirdi Rasûlullah (sas)'in iki kızı ile evlenmiş olduğu için Hz Osman'a "Zi'n-nûreyn" (iki nûr sâhibi) denilmiştir

(191) İbnü'l-Esîr, 2/148-149

(192) İbn Hişâm, 3/66-67; İbnü'l-Esîr, 2/150; Zâdü'l-Meâd, 2/232

(193) İbn Hişâm, 3/67

(194) Zâdü'l-Meâd, 2/231; İbnü'l-Esîr, age, 2/150

(195) Bkz elBuhârî, 4/26 ve 5/29; Tecrid Tercemesi, 8/457 (Hadis No: 1269); İbnü'l-Esîr, age, 2/152

(196) Riyâzü's-Salihin Tercemesi, 1/128, (Hadis No: 91); İbnü'l-Esîr, 2/152

(197) Bkz Âl-i İmrân Sûresi, 152

(198) el-Buhârî, 4/26-27 ve 5/29-30; Tecrid Tercemesi, 8/457-460 (Hadis No: 1269)

(199) İbnü'l-Esîr, age, 2/154

(200) el-Buhârî, 5/36,37; Tecrid Tercemesi, 10/216-221 (Hadis No: 1585); İbn Hişâm, 3/75

(201) Müslim, 3/1415, (Hadis No: 1789)

(202) İbnü'l-Esîr, age, 2/155; İbn Hişâm, 3/77

(203) "Muhammed ancak bir peygamberdir O'ndan önce de bir çok peygamberler gelip geçti Şâyet o ölseydi veya öldürülseydi, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi dönecektiniz?" (Âl-i İmran Sûresi, 144)

(204) el-Buhârî, 5/35; Müslim, 3/ 1416 (Hadis No: 1790); İbn Hişâm, 3/84; İbnü'l-Esîr, age, 2/154; Zâdü'l-Meâd, 2/234

(205) İbnü'l-Esîr, 2/157; İbn Hîşâm, 3/88; Zâdü'l-Meâd, 2/235

(206) Kureyşli kadınlar savaş alanının tenhalığından yararlanarak, Bedir'de öldürülen yakınlarının öçlerini almak için şehitlerin kulak ve burunlarını kesmişler, karınlarını yararak ciğerlerini çıkarmışlardı

(207) Bkz el-Buhârî, 4/26 ve 5/30; Tecrid Tercemesi, 8/457 (Hadis No: 1269) Zâdü'l-Meâd, 2/236-238

(208) İbnü'l-Esîr, age, 2/162; Zâdü'l-Meâd, 2/246

(209) el-Buhârî, 2/94; Tecrid Tercemesi, 4/655 (Hadis No: 661)

(210/1) İbnü'l-Esîr, age, 2/164

(210/2) İbn Sa'd, Tabakat, 8/82-83; İbn Hacer, el-İsâbe, 8/51, Kahire, 1972; İbn Abdi'l-Berr el-İstîab, 4/1811, Kahire, 1960

(211) el-Buhârî, 6/130; Tecrid Tercemesi, 10/166 (Hadis No: 1571) ve 11/338- 339 (1803 No lu hadisin izâhı); Riyâzü's-sâlihin, 2/98 (Hadis No: 689)

(212) İbnü'l-Esîr, age, 2/166

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #22
Profil Bilgileri
Standart



HiCRETİN DÖRDÜNCÜ YILI

1- RACİ' OLAYI (Safer 4 H/ Temmuz 625 m)

Uhud savaşı'ndan sonra müşriklerin cesâretleri arttığı için Medine'de Müslümanların güvenliği geniş ölçüde sarsıldı Rasûlullah (sas) bir taraftan gerekli savunma tedbirleri alıyor, bir taraftan da İslâm'ı yaymak için her fırsattan yararlanmağa çalışıyordu Müslümanlığı kabûl edip, dinin hükümlerini ve Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek isteyen kabîlelere mürşitler gönderiyordu

Adal ve Kare kabîlelerinden bir hey'et, Rasûlullah (sas)'e başvurarak, kabîlelerine Müslümanlığı ve Kur'an-ı Kerim'i öğretecek mürşidler gönderilmesini istediler Rasûlullah (sas) bunlara Sâbit oğlu Âsım başkanlığında, 10 kişi gönderdi Yolda, Usfan ile Mekke arasında Raci' suyu yakınlarında Hüzeyl kabîlesi'nden 100 kişilik bir çetenin hücûmuna uğradılar Mürşitlerden 8'i çarpışarak şehid oldu, 2'si teslim oldu Zeyd b Desine ve Hubeyb b Adiy adlarındaki bu iki zâtı Hüzeyl'liler Mekke'ye götürüp sattılar(213)

Zeyd'i, Bedir Savaşı'nda öldürülen babası Ümeyye'nin öcünü almak için, Ümeyye oğlu Safvan satın almış, öldürülmesini seyretmek üzere bütün Mekke ileri gelenlerini dâvet etmişti Ebû Süfyân Zeyd'e yaklaşarak:

-Doğru söyle, hayâtının kurtarılması için, senin yerine Muhammed (sas)'in öldürülmesini istemez miydin? demişti

Zeyd hiç tereddüt göstermeden:

-Asla, Rasûlullah (sas)'in hayâtı yanında, benim hayâtım hiçtir Benim kurtulmam için değil O'nun öldürülmesini, Medine'de ayağına bir diken batmasını bile istemem, diye cevap verdi Bu kuvvetli iman karşısında Ebû Süfyân:

-Gerçek şu ki,hiç kimse, arkadaşları tarafından Muhammed (sas) kadar sevilmemiştir, demekten kendini alamadı

Hubeyb, Uhud Savaşı'nda Âmir oğlu Hâris'i öldürmüştü Babasının intikamını almak üzere onu da Haris'in kızı satın almıştı Hubeyb öldürüldüğü esnâda hiç metânetini kaybetmedi İzin alarak, 2 rek'at namaz kıldı Ölümden korktu da uzattı, demeyesiniz diye kısa kestim, dedi(214) O zamandan beri idâm edilen müslümanların, infâzdan önce namaz kılmaları âdet olmuştur(215)

Dininden dönersen, serbest bırakacağız, dedikleri zaman:

-Benim için, Müslüman olarak öldürülmek, dinimden dönmekten daha hayırlıdır, diye cevap verdi Müşrikler tarafından bir direğe asılarak şehid edildi

Olay Medine'de duyulunca, Rasûlullah (sas) ve Müslümanlar son derece üzüldüler Medine'li Şâir Hassân, Zeyd ve Hubeyb için mersiyeler yazdı Rasûlullah (sas)'de:

-"Allah lâyık oldukları cezâyı versin" diyerek, cânileri Allah'a havâle etti

2- MEÛNE KUYUSU FÂCİASI (Safer 4 H/ Temmuz 625 M)

Necid Şeyhi Ebû Berâ Mâlikoğlu Âmir, Medine'ye gelerek Rasûlullah (sas)'e:

-Eğer Necid Bölgesine bir irşât hey'eti gönderirseniz, büyük bir kısmının Müslüman olacağını ümüd ediyorum, dedi Rasûlullah (sas):

Necid Bölgesi halkına güvenemiyorum, diye cevap verdi Ebû Berâ, mürşitlerin hayatı için kabîlesi adına kesin teminât verdiğinden, Rasûlullah (sas) Ebû Berâ'nın kardeşinin oğlu Âmir b Tufeyl'e bir mektup yazdırarak, Münzir b Amr'ın başkanlığında 70 kişilik bir hey'eti Necid Bölgesine gönderdi Bunların hepsi de Suffe ashâbındandı Kafile Medine'den 4 konak uzaklıkta Meûne Kuyusu (Bi'r-i Meûne) denilen yere varınca, içlerinden Harâm b Milhân ile Rasûlullah (sas)'in mektubunu Âmir b Tufey'le gönderdiler Âmir mektubu bile okumadan Harâm'ı şehid etti Hey'etin tamamını öldürmek üzere kabîlesini (Âmiroğulların'ı) teşvik ettiyse de onlar "Biz Ebû Berâ'nın emân ve sözünü ayaklar altına alamayız", diyerek ona uymadılar Âmir b Tufeyl Süleym Kabîlesi'ne mensûp Usayye, Rı'l, Zekvân ve Lihyânoğuları ile Harâm b Milhân'ın dönmesini beklemekte olan mürşitler üzerine hücum etti Hepsi şehid oldu İçlerinden yalnızca Ka'b b Zeyd yaralı olarak kurtulmuştu O da Hendek Savaşı'nda şehid oldu

Rasûlullah (sas)'i, Cibrîl bu fâciadan haberdar etti Seriyyedeki bütün ashâbın Rablarına kavuştular, Allah onlardan râzı oldu diye bildirdi Rasûlullah (sas) bu fâciadan son derece elem duydu Tam 40 sabah Rı'l, Zekvân, Usayye ve Lihyanoğulları için bedduâ etti(216)

Amr b Ümeyye ise, olay esnâsında develeri otlatmakla görevli olduğu için esir düşmüş, sonra kurtulmuştu Medine'ye dönerken, iki Necidliye rastladı Şehid edilen arkadaşlarının öcünü almak için bunları uyurken öldürdü Halbuki bunlar, müslümanların himâyesinde olan Âmir oğullarındandı Bu sebeple bunların âilelerine diyetleri (kan bedelleri) ödendi

3- NADÎROĞULLARI GAZVESİ (Rabiulevvel 4 H/Ağustos 625 M)

Benî Nadîr Yahûdîleri Medine'ye iki saatlik bir mesâfede oturuyorlardı Aralarındaki anlaşma gereğince, Müslümanların ödedikleri diyete, Yahudî kabîlelerinin de katılması gerekiyordu Âmir oğullarından, Amr b Ümeyye'nin yanlışlıkla öldürdüğü iki kişinin diyeti ödenecekti Rasûlullah (sas) yanına ashâbından 10 kişi alarak, diyetten paylarına düşeni istemek üzere Nadîroğulları yurduna gitti Yahudîler, Rasûlullah (sas)'in teklifini kabul etmiş göründüler, fakat ayaklarına kadar gelişini fırsat sayarak, Rasûlullah (sas)'e sû-i kast yapmayı planladılar

Bir evin gölgesinde oturmakta olan Hz Peygamber (sas)'in üzerine, evin saçağından bırakacakları büyük bir taşla O'nu öldürmek istediler(217)

Cenâb-ı Hakk, peygamberini Yahûdîlerin hazırlığından haberdar etti Rasûlullah (sas) oradan ayrılıp Medine'ye döndü Yahûdîlerin tuzağını ashâbına bildirdi Bu davranışlarıyla Nadîroğulları anlaşmayı bozmuşlardı Rasûlullah (sas), Muhammed b Mesleme'yi bunlara göndererek 10 gün içinde Medine'yi terk etmelerini, 10 günden sonra kim kalırsa boynunu vuracağını kendilerine bildirdi Yahûdîler yol hazırlığına başladılar Fakat, münafıkların başı Übeyyoğlu Abdullah:

-"Medine'den çıkmayın, biz size yardım ederiz, Kurayzaoğulları da yardım edecek, diye gizlice haber gönderdi (218) Bu sebeple Nadîroğulları yol hazırlığından vazgeçip kendilerini savunmaya karar verdiler

Rasûlullah (sas) Rabiulevvel'de Nadîroğulları yurdunu kuşattı Nadîroğulları bir yıllık yiyeceklerini depo ettikleri kalelerinin sağlamlığına güveniyorlard(219) Kuşatma, 15-20 gün sürdü Savaş sokaktan sokağa, evden eve atlayarak devâm etti Rasûlullah (sas) Yahûdîlere siper olan, savaşı zorlaştıran hurma ağaçlarını kestirdi(220)

Nadîroğulları, münâfıklardan da, Kurayzaoğullarından da bekledikleri yardımı görmediler Muhâsaranın kaldırılması için emân dilediler Berâberlerinde götürebildikleri kadar mal ile Medine'den çıkmalarına izin verildi 600 deve yükü eşya ile Medine'den ayrıldılar Bir kısmı Şam'a, bir kısmı Filistin'e göç etti Selâm, Kinâne ve Huyey ismindeki reisleri ise Hayber'e sığındılar Üzüntülerini belli etmemek için, şarkılar söyleyip, defler çalarak Medine'den ayrıldılar Bunlar daha sonra Hendek Savaşı'nı hazırladılar

50 zırh, 50 miğfer, 340 kılıç ve diğer bazı mallar ganimet olarak Müslümanlara kaldı Rasûlullah (sas) bu ganimetleri muhâcirlere ve yoksullara dağıttı(221)

Uhud Savaşı'ndan sonra Müslümanların itibârı sarsılmıştı Nadîroğulları'nın Medine'den çıkarılmasıyla, Medine civârındaki müşrik kabîleleri arasında Rasûlullah (sas) 'in nüfûzu tekrar kuvvetlenmiş oldu

4- RASÛLULLAH (SAS)'İN HZ ÜMMÜ SELEME İLE EVLENMESİ

Asıl adı Hind olan Ümmü Seleme, Ebû Ümeyye el-Mahzûmî'nin kızıdır İlk kocası Ebû Seleme Abdullah b Abdülesed, Abdülmüttalib'in kızı Berre'nin oğlu olup, Rasûlullah (sas)'in halazâdesi idi Kocası ile birlikte Habeşistan'a hicret etmiş, ilk çocuğu Seleme orada doğmuştu

Ümmü Seleme'nin ilk eşi Ebû Seleme, Uhud Savaşı'nda aldığı yara sebebiyle vefât etti Rasûlullah (sas) Ebû Seleme'yi çok severdi Vefâtından sonra dört çocuğu ile kimsesiz ve himâyesiz kalan eşi Ümmü Seleme'yi nikâhlayarak himâyesi altına aldı Ümmü Seleme, fazilet ve olgunluk yönünden Hz Aişe'den sonra Ezvâc-ı tâhirâtın en üstünüydü Ezvâc-ı tâhirât içinde en son vefât eden, Ümmü Seleme olmuştur Hicretin 59'uncu yılı 84 yaşında vefat etmiş, Baki kabristanına defnedilmiştir

5-İÇKİ VE KUMARIN HARAM KILINMASI

Mekke devrinde içki ve kumar yasaklanmış değildi Müslümanlardan da içki içen ve kumar oynayanlar vardı Rasûlullah (sas) bunlara ses çıkarmıyordu İçki ve kumarın yasaklanması birden bire değil, tedricen olmuştur

İçki ile ilgili Kur'ân-ı Kerîm'de 4 âyet vardır Mekke'de inen ilk âyetde:

"Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden içki yapar, güzel bir rızık edinirsiniz", (en-Nahl Sûresi, 67) buyrulmuş, içki yasaklanmamıştır Medine devrinde Hz Ömer ve Muâz gibi bazı sahâbe:

-Ey Allah'ın Rasûlü, içki hakkında bize yol göster, çünkü şarab aklı gideriyor, diye Rasûlullah (sas)'e baş vurdular: Hicretin 4'üncü yılı Şevvâl ayında:

"Sana içki ve kumarı soruyorlar De ki: Bunlar da hem büyük günah, hem de insanlara bazı yararlar var, fakat günahları menfaatlerinden daha büyük" (el-Bakara Sûresi, 219) anlamındaki âyet indi İçkiyi ilk yasaklayan âyet bu oldu Fakat bu âyetle içki kesinlikle yasaklanmadığından, "günahı var" diye bırakanlar olduğu gibi, "faydası da var" diye eskisi gibi içenler de vardı

Abdurrahman b Avf'ın verdiği bir ziyâfette dâvetliler içki de içmişlerdi Akşam namazında cemâte imâm olan zât "el-Kâfirûn Sûresi"ni sarhoşluk sebebiyle yanlış okudu Âyetlerin anlamları değişti Bunun üzerine:

"Ey inananlar, ne söylediğinizi bilecek duruma gelmedikçe, sarhoş iken namaza yaklaşmayın," (en-Nisâ Sûresi, 43) anlamındaki âyet indi

Bir müddet sonra Ensardan Mâlik oğlu Itbâ'nın ziyâfetinde dâvetliler sarhoş oldular Sa'd b Ebî Vakkas bir şiir okuyarak kendi soyunu övdü, ensârı ise yerdi Ensârdan bir zât da, sofrada yedikleri devenin çene kemiğini Sa'd'a vurup başını yardı Sa'd, Hz Peygamber (sas)'e şikâyette bulundu O zaman:

"Ey İnananlar, içki, kumar, tapınılmak için dikilmiş taşlar (putlar), fal okları, ancak şeytanın işinden birer pisliktir Bunlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz" (el-Mâide Sûresi, 90) anlamında inen âyetle içki ve kumar kesinlikle yasaklandı Rasûlullah (sas) bu yasağı hemen ilân ettirdi Bütün Müslümanlar içkiyi bıraktılar Evlerinde, dükkânlarında bulunan bütün içkileri sokaklara döktüler

Rasûlullah (sas) Efendimiz içkiyle ilgili olarak:

"Sarhoş edici bütün içkiler haramdır" (Müslim,3/ 1575-1576; et-Tâc, 3/141)

"Çoğu sarhoşluk veren içkinin azı da haramdır" buyurmuştur (İbn Mâce, es-Sünen, 2/l124 Hadis No: 3392;et-Tâc 3/142)

"İçki, bütün kötülüklerin anasıdır" (Keşfü'l Hafâ, l/382 (Hadis No: 1225, Beyrut 1351) buyurmuştur

(191) İbnü'l-Esîr, 2/148-149

(192) İbn Hişâm, 3/66-67; İbnü'l-Esîr, 2/150; Zâdü'l-Meâd, 2/232

(193) İbn Hişâm, 3/67

(194) Zâdü'l-Meâd, 2/231; İbnü'l-Esîr, age, 2/150

(195) Bkz elBuhârî, 4/26 ve 5/29; Tecrid Tercemesi, 8/457 (Hadis No: 1269); İbnü'l-Esîr, age, 2/152

(196) Riyâzü's-Salihin Tercemesi, 1/128, (Hadis No: 91); İbnü'l-Esîr, 2/152

(197) Bkz Âl-i İmrân Sûresi, 152

(198) el-Buhârî, 4/26-27 ve 5/29-30; Tecrid Tercemesi, 8/457-460 (Hadis No: 1269)

(199) İbnü'l-Esîr, age, 2/154

(200) el-Buhârî, 5/36,37; Tecrid Tercemesi, 10/216-221 (Hadis No: 1585); İbn Hişâm, 3/75

(201) Müslim, 3/1415, (Hadis No: 1789)

(202) İbnü'l-Esîr, age, 2/155; İbn Hişâm, 3/77

(203) "Muhammed ancak bir peygamberdir O'ndan önce de bir çok peygamberler gelip geçti Şâyet o ölseydi veya öldürülseydi, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi dönecektiniz?" (Âl-i İmran Sûresi, 144)

(204) el-Buhârî, 5/35; Müslim, 3/ 1416 (Hadis No: 1790); İbn Hişâm, 3/84; İbnü'l-Esîr, age, 2/154; Zâdü'l-Meâd, 2/234

(205) İbnü'l-Esîr, 2/157; İbn Hîşâm, 3/88; Zâdü'l-Meâd, 2/235

(206) Kureyşli kadınlar savaş alanının tenhalığından yararlanarak, Bedir'de öldürülen yakınlarının öçlerini almak için şehitlerin kulak ve burunlarını kesmişler, karınlarını yararak ciğerlerini çıkarmışlardı

(207) Bkz el-Buhârî, 4/26 ve 5/30; Tecrid Tercemesi, 8/457 (Hadis No: 1269) Zâdü'l-Meâd, 2/236-238

(208) İbnü'l-Esîr, age, 2/162; Zâdü'l-Meâd, 2/246

(209) el-Buhârî, 2/94; Tecrid Tercemesi, 4/655 (Hadis No: 661)

(210/1) İbnü'l-Esîr, age, 2/164

(210/2) İbn Sa'd, Tabakat, 8/82-83; İbn Hacer, el-İsâbe, 8/51, Kahire, 1972; İbn Abdi'l-Berr el-İstîab, 4/1811, Kahire, 1960

(211) el-Buhârî, 6/130; Tecrid Tercemesi, 10/166 (Hadis No: 1571) ve 11/338- 339 (1803 No lu hadisin izâhı); Riyâzü's-sâlihin, 2/98 (Hadis No: 689)

(212) İbnü'l-Esîr, age, 2/166

(213) Bkz-el-Buhârî, 5/40; İbnü'l-Esîr, age, 2/167

(214) Bkz el-Buhârî, 5/41

(215) İbn'ül-Esîr, age, 2/168; Tafsilât için bkz Riyâzü's-Salih'in, 3/97-101, (Hadis No: 1538)

(216) el-Buhârî, 3/204 ve 5/41-42; Tecrid Tercemesi, 8/305, (Hadis No : 1183)

(217) İbnü'l-Esîr, age, 2/173

(218) Bkz el-Haşr Sûresi, 11

(219) Bkz el-Haşr Sûresi, 2

(220) Bkz el-Haşr Sûresi, 5; el-Buhârî, 5/ 23; Tecrid Tercemesi, 10/175 (Hadis No: 1576)

(221) İbnü'l-Esîr, age, 2/174; Târih-i Din-i İslâm, 3/215

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #23
Profil Bilgileri
Standart



HİCRETİN BEŞİNCİ YILI

1- BENÎ MUSTALIK GAZÂSI (MÜREYSİ' SAVAŞI)

(2 Şabân 5 H/17 Aralık 626 M)

Mustalikoğulları Huzâa kabilesindendir Necid bölgesinde, Medine'ye 9 günlük bir yerde yerleşmişlerdi Müslümanlarla iyi geçiniyorlardı Fakat, Kureyşlilerin teşvikiyle kabîle reisi Ebû Dırâr oğlu Hâris çevrede yaşayan bedevi kabîlelerle birleşerek Medine'ye baskın için hazırlığa başladı Rasûlullah (sas) durumu öğrenince, Medine'de Zeyd b Hârise'yi kaymakam bıraktı 30'u atlı, 1000 kişilik bir kuvvetle Benî Mustalık üzerine yürüdü (2 Şabân 5 H/17 Aralık 626 M)

Bedevîler, Müslümanların üzerlerine geldiğini duyunca, korkup dağıldılar Hâris'in etrafında sâdece kendi kabilesi kaldı

Benî Mustalık Müreysi' suyu yanında toplanmış henüz hazırlıklarını tamamlayamamıştı Müslüman olmaları teklif edildi, kabûl etmediler Fakat Müslümanların düzenli hücûmlarına karşı duramayıp bir saat içinde dağıldılar

Savaş sonunda, Müslümanlardan bir kişi şehid oldu, müşrikler ise 10 ölü verdiler Ayrıca, Müslümanlar ganimet olarak 700 esir, 5000 koyun, 2000 deve ele geçirdiler

2- RASÛLULLAH (SAS)'IN CÜVEYRİYE İLE EVLENMESİ

Esirler arasında, kabile reisi Hâris'in kızı Cüveyriye de vardı Kocası Safvan oğlu Müsâfî savaşta ölmüş, kendisi de esir düşmüştü Ganimetlerin taksiminde, Sâbit b Kays'ın payına ayrılmıştı Babası Hâris, Peygamber (sas)'e başvurarak kızının şerefinin korunmasını istedi

Hz Peygamber (sas), Cüveyriye'nin bedelini Sâbit b Kays'a ödeyerek onu serbest bıraktı Cüveyriye kabîlesine dönmedi, kendi isteği ile Rasûlullah (sas)'la evlendi Bunun üzerine ashâb:

-"Rasûlullah (sas)'in eşinin yakınları esir tutulmaz" diyerek ellerindeki bütün esirleri serbest bıraktılar Bu sebeple HzÂişe:

-Kavmi için, Cüveyriye kadar hayırlı başka bir kadın bilmiyorum, demiştir(222/1)

Görüldüğü üzere Peygamber (sas) Efendimizin Cüveyriye ile evlenmesinin amacı siyâsî idi Bu evlilik sebebiyle,bütün esirler fidye ödemeden serbest bırakıldılar Mustalıkdğulları daha sonra toptan Müslüman oldu

3- TEYEMMÜMÜN MEŞRÛ KILINMASI

Rasûlullah (sas) her sefere çıkışında, aralarında kur'a çekerek hanımlarından birini yanında götürürdü Benî Mustalık Gazâsında, Hz Âişe'yi götürmüştü Dönüşte, bir gece konak yerinden hareket edileceği sıra Hz Âişe'nin gerdanlığının kaybolduğu anlaşıldı Rasûlullah (sas), aranmasını emretti, bu yüzden hareket gecikti Derken sabah namazı vakti oldu Oysa abdest için yanlarında yeterli su yoktu Zamanında hareket edilebilseydi, su başına yetişilecekti Namaz vakti çıkacak, diye herkes telâş içindeydi Hz Ebû Bekir, bu hâle sebep olan kızı Âişe'yi azarlamış hatta hırpalamıştı İşte Müslümanlar böyle bir sıkıntı içindeyken, su bulunmadığında temiz toprakla teyemmüm yapılacağını bildiren âyet indi(222/2) Müslümanlar son derece sevindiler, hemen teyemmüm yaparak namazlarını kıldılar

Hareket edileceği sırada, gerdanlık bulundu HzÂişe'nin çökmüş olan devesinin altında kalmıştı(223)

4- İFK (İFTİRA) OLAYI (224)

Mureysi' Savaşı dönüşünde, bir konaklama sırasında Hz Âişe kazâ-i hâcet için mahfesinden* çıkarak, konaklama yerinden uzaklaşmıştı Bu sırada Yemen boncuğundan yapılmış gerdanlığı düşmüş, onu ararken gecikmişti Dönüşünde, kafileyi yerinde bulamadı O'nu mahfesinde sandıkları için, beklemeyip hareket etmişlerdi

Hz Aişe, -mahfede olmadığım anlaşılınca,- beni ararlar, diye olduğu yerde beklerken, arkadan askerin bıraktığı şeyleri toplamakla görevlendirilen Safvân b Muattal geldi Hz Âişe'yi görünce, devesini çöktürdü; HzÂişe bindi Safvân deveyi önünden çekerek ilerledi Öğle sıcağında başka bir konak yerinde kafileye yetiştiler

Münâfıklar bu olayı fırsat bildiler Hz Âişe tamâmen örtülü olduğu ve Safvân ile aralarında konuşma bile geçmediği halde, Hz Âişe'nin iffetine iftirâ etmekten çekinmediler Rasûlullah (sas) son derece üzüldü Hz Âişe kederinden hastalandı Sonunda masûm olduğu âyetle bildirildi(225) İftirâcılara da "hadd-i kazf"(iffetli kimselere iftira cezâsı) uygulandı Her birine 80'er deynek vuruldu(226)

5- HENDEK SAVAŞI (Şevval 5 H/ Şubat 627 M)

Mü'minler, müttefik düşman birliklerini

gördüklerinde, "İşte Allah ve Rasûlünün

bize vâdettiği şey budur Allah ve Peygamber doğru söylemiştir" dediler Bu, onların imân ve teslimiyetlerini artırmaktan başka bir şey yapmadı"

(el-Ahzâb Sûresi, 22)

Bir taraftan karşı tarafa geçmeyi engelleyen derin ve uzun çukara"hendek" denir Medine'yi savunmak üzere, çevresine hendek kazıldığı için bu savaşa, "Hendek Gazvesi" denildiği gibi, bir çok müşrik ve Yahûdî kabîlesi, Müslümanlara karşı birleştiği için" Ahzâb Harbi" de denilmiştir

"Ahzâb", "hızb" kelimesinin çoğuludur Hizb, aynı düşünce, inanç ve kanaatı paylaşan insan topluluğu demektir

a) Yahûdîlerin Müşriklerle İşbirliği

Medine'den sürülen Benî Nadîr Yahûdîlerinin reisleri, Hayber'e sağınmışları Müslümanlardan öc almak istiyorlardı Başta Ahtaboğlu Huyey olmak üzere, 20 kadar Yahûdî lideri 70 kişilik bir hey'et ile Mekke'ye gittiler

-Müslümanlar gün geçtikçe kuvvetleniyor Onlara kırşı birlikte hareket etmeliyiz Biz savaş için hazırız Medine'deki Benî Kurayzalı kardeşlerimiz de savaşta Müslümanları arkadan vuracak diye müşriklere işbirliği teklif ettiler Kendileri "ehl-i kitab" ve tek tanrı inancında oldukları halde, putperest müşriklere hoş görünmek için:

-"Sizin tuttuğunuz yol, (sizin dininiz) Müslümanlarınkinden daha doğru"(227) dediler Daha sonra Mekke dışındaki Gatafan, Esed, Kinâne, Süleym, Fezâre, Mürre, Eşca ve Eslem gibi bedevi Arap kabileleriyle görüştüler Hayber'in bir yıllık hurma mahsûlünü vermeği va'd ederek, onların da savaşa katılmalarını sağladılar

Mekke'liler 300'ü atlı, 1500'ü develi 4000 kişilik bir kuvvet hazırladılar Mekke dışındaki bedevî kabîlelerin katılmasıyla ordunun sayısı 10 bine ulaştı Şimdiye kadar böyle bir kuvvet toplanmamıştı Medine'yi basıp Müslümanlığı yok edeceklerdi Ordunun başkomutanı Ebû Süfyân idi

b) Medine Çevresine Hendek Kazılması

Rasûlullah (sas) Mekke'deki hazırlıkları, Kureyş ordusu henüz hareket etmeden haber aldı Ashâbını toplayarak, bu korkunç saldırıya nasıl karşı koyacaklarını istişâre etti Müzâkere sırasında, aslen İranlı olan Selmân (Selmân-ı Fârisî):

-Yâ Rasûlallah, İran'da düşman saldırısından korunmak için, şehrin etrâfına, hendek kazarlar Biz de öyle yapalım, dedi

Esâsen Medine'nin üç tarafı, evlerin yüksek dış duvarları, yalçın kayalıklar ve sık hurmalıklarla çevrilmişti Düşman saldırısına karşı, sadece kuzey yönü açıktı Bu tarafa da, düşmanın geçemeyeceği derinlikte bir hendek kazılırsa, savunma kolaylaşırdı

Arablarca bilinmeyen bu savunma şekli uygun görüldü Saldırıya elverişli olan kuzey tarafda hendek kazılacak yer işâretlendi

Rasûlullah (sas), ashâbını 10'ar kişilik gruplara ayırdı Her grubun kazacağı kısmı belirledi Mevsim kış, hava soğuktu Esen rüzgâr, hendekte çalışanların ellerini ayaklarını âdeta donduruyordu Medine'de kıtlık vardı Müslümanlar üç gün bir şey yemeden aç çalıştılar* Rasûlullah (sas) bile açlıktan karnı üzerine taş bağlamıştı(228) Ashâbla birlikte Hz Peygamber (sas) bizzât toprak kazıyor, açlığa, soğuğa, yorgunluğa karşı gayretlerini artırıcı sözler söylüyordu Bir ara, sert bir kaya çıkmış, kimse parçalayamamıştı Rasûlullah (sas) hendeğe indi, ilk vuruşta, kayanın üçte biri koptu Hz Rasûlullah (sas):

-Allâhü Ekber, bana Şam'ın anahtarları verildi Şu anda Şam'ın kırmızı köşklerini görmekteyim, dedi İkinci vuruşta kayanın yarısı daha koptu Rasûlullah (sas):

-Allâhü Ekber, bana Fars ülkesinin anahtarları verildi Şu anda, Kisrânın beyaz köşklerini görmekteyim, buyurdu Üçüncü darbede kaya, tamâmen parçalandı Rasûl-i Ekrem (sas):

-Allâhü Ekber, bana Yemenin anahtarları verildi Şimdi ben San'a'a'nın kapılarını görüyorum, buyurarak bütün bu ülkelerin pek yakında Müslümanların olacağını müjdeledi(229) Münâfıklar, Rasûlullah (sas)'in bu müjdelerini, hayal sayıyorlardı

"Münafıklar ve kablerinde hastalık olanlar: Allah ve Rasûlü bize sâdece kuru vaadlerde bulundular, diyorlardı" (Ahzâb Sûresi, 12)

Açlığa, soğuğa ve her türlü sıkıntıya rağmen, yaklaşık 5,5 km, uzunlukta bir atın karşıya sıçrayamayacağı genişlik ve derinlikte kazılan hendek, düşman gelmeden önce, iki hafta içinde tamamlandı

c) Müşriklerin Medine'yi Kuşatması

Müşrikler, Medine önünde, şimdiye kadar benzerini görmedikleri derin bir hendekle karşılaşınca, şaşırdılar Bir hamlede Medine'yi alt üst edip, Müslümanları yok edeceklerini hayâl etmişlerdi Bunun kolay olmayacağını gördüler Hendek boyunca, aşağı-yukarı ilerlediler, geçecek bir yer bulamadılar Sonunda, Kureyşliler hendeğin batı kısmına, Bedevî kabîleler de doğu kısmına karargâh kurdular Böylece Medine'yi kuşattılar (Şevvâl 5 H/Şubat 627M)

d) Sıkıntılı Günler

10 bin kişlik müşrik ordusu karşısında, Müslümanların sayısı 3 bin kadardıYalnızca 36 atları vardı Önlerinde hendek, arkalarında ise Sel‘ Dağı bulunuyordu Ancak Benî Kurayza anlaşmayı bozar da müşriklerle işbirliği yaparsa, Müslümanlar çok tehlikeli bir duruma düşeceklerdi Bu takdirde, Müslümanlar Hendek önünde düşmanla uğraşırken, Yahûdîlerin Medine'yi basıp, kadınları ve çocukları kılıçtan geçirmeleri mümkündü

Karşılıklı ok ve taşların atılmasıyla başlayan kuşatma, aralıksız 27 gün sürdü Müslümanlar açlık ve sefâlet içinde, zor ve sıkıntılı günler geçirdiler Savaşın en tehlikeli bir ânında, Benî Nadir Reisi Ahtab oğlu Huyey'in teşvikiyle Benî Kurayza Yahûdîleri de anlaşmayı bozup, müşriklerle işbirliğine başladılar Rasûlullah (sas)'in nasihat için kendilerine gönderdiği Evs kabilesi Reisi Sa'd b Muâz'ı dinlemediler Düşmanlıklarını açıkça bildirdiler

Müslümanlar, hendek önünde 10 bin kişilik müşrik ordusuna karşı durmağa çalışırken, bir yandan da, Medine'yi Yahûdîlerin baskınından korumak zorunda kaldılar Böyle tehlikeli bir anda, münâfıklar da bozgunculuğa başladılar Hem savaşı bıraktılar, hem de askerin mâneviyâtını sarsıcı propaganda yaptılar(230)

Kuşatmanın uzayıp gitmesi, müşrikleri de usandırdı Mevsim kış, havalar soğuktu Esâsen onlar, böyle günlerce sürecek bir kuşatma için değil, bir kaç saatte sonuca ulaşılacak bir zafer için gelmişlerdi İşi bir an önce bitirmek için bütün güçleriyle genel bir hücûma geçtiler Bir taraftan Müslümanların üzerine ok yağmuru yağdırırken içlerinden (Dırâr, Cübeyre, Nevfel, Amr b Abdivedd gibi) bir kaç tanesi de, elverişli bir yerden atlarıyla hendeği geçtiler Bunların her biri, Araplar arasında bin kişiye denk sayılıyordu En meşhûrları olan Amr b Abdivedd mübâreze sonuda Hz Ali tarafından öldürüldü; diğerleri kaçtılar Nevfel kaçarken hendeğe düştü ve Hz Ali'nin kılıcıyla can verdi

Ertesi gün, savaşın en çetin günü oldu Bir taraftan müşrikler, diğer taraftan Benî Kurayza Yahûdîleri hücûma geçtiler, aralıksız akşama kadar ok yağmurunu sürdürdüler Rasûlullah (sas) ve Müslümanlar, o gün namaz kılmak için bile fırsat bulamadılar Öğle, ikindi ve akşam namazlarını, yatsıdan önce, tek ezanla, tertip üzere kazâ ettiler(231)

e) Harb Hiledir

Gatafan Kabilesinden Nuaym b Mes'ûd, bu sırada müslüman olmuştu Bundan kimsenin haberi yoktu Rasûlullah (sas)'la gizlice görüşerek, müşriklerle Yahûdîlerin arasını açmak için izin istedi Rasûlullah (sas):

-Harp hiledir*, yapabilirsen yap, buyurdu Nuaym önce Benî Kurayza'ya gitti

-Benim size olan dostluğumu bilirsiniz Sizin için endişe ediyorum Mekkeliler bu işten usandı, bırakıp giderlerse, Müslümanlar karşısında yapayalnız kalacaksınız O zaman hâliniz nice olur? Onlardan bir kaç rehin isteyin, aksi halde yardım etmeyin dedi Sonra Ebû Süfyân'a geldi:

-Duydun mu, Benî Kurayza anlaşmayı bozduğuna pişman olmuş Sizi bırakıp giderler diye, Müslümanlarla yeniden anlaşmaya başlamış Sizden rehin alıp, onlara teslim etmeği vadetmiş, dedi Ebû Süfyân esâsen Yahûdîlere pek güvenemiyordu Ertesi gün, denemek için Yahûdîlerden yardım istedi Yahûdîler hemen rehin istediler Ebû Süfyân isteklerini kabûl etmeyince, her iki taraf da:

-Nuaym doğru söylemiş, dediler Aralarında güven kalmadı (232)

f) Rasûlullah (sas)'in Duâsı ve Kuşatmanın Sona Ermesi

Rasûlullah (sas), o sıkıntılı gün:

-Allah'ım, ey Kur'ân'ı indiren ve hesâbı tez gören Rabbım; Şu Arap kabîlelerini dağıt, topluluklarını boz, iradelerini sars (233) diye duâ etti Duâsı bitince, Rasûlullah (sas)'in yüzünde sevinç eseri görüldü Rabb'ımın yardım va'dini size müjdelerim, buyurdu İşte o akşam, âyet-i celîle ve hadis-i şerifte bildirilen "sabâ rüzgârı" esmeğe başladı(234) Fırtına ve kasırga çadırları söküp uçurdu, yemek kazanları devrildi, ocaklar söndü, develer ve atlar birbirine karıştı Müşriklerin ağızları, burunları, gözleri toz-toprakla doldu Karargâhları alt üst oldu Ortalığı dehşet kapladı Neye uğradıklarını bilemediler

Müşriklerin mâneviyâtı iyice bozulmuştu İçlerine korku düştü Uzun süren ve hiç bir sonuç alınamayan kuşatmadan usanıp bezmişlerdi Ebû Süfyân:

-"Ben dönüyorum, siz de gelin, diyerek devesine bindi Mekke'nin yolunu tuttu Diğerleri de onu izlediler

Panik pek âni ve şuursuzca olmuştu Bu yüzden, müşrikler pek çok techizât, gıda maddesi ve eşyayı toplayamadan çekildiler Sabah olunca, Müslümanlar düşmandan kalan eşyâyı ve sağa-sola dağılan develeri toplayıp ordugâhlarına getirdiler Ebû Süfyân'ın Yahûdîlerden aldığı 20 deve yükü hurma da ele geçen ganimetler arasındaydı Böylece, Müslümanlar hem kuşatmadan, hem de açlık sıkıntısından kurtuldular

Kur'an-ı Kerîm'de bu durum şöle anlatılmaktadır:

"Ey inananlar, Allah'ın size olan nimetlerini hatırlayın Üzerinize ordular gelmişti, Biz de onların üzerine rüzgâr ve sizin göremediğiniz ordular (Melekler) göndermiştik" (el-Ahzâb Sûresi9)

"Allah, kâfirleri hiçbir zafer elde edemeden, kin ve öfkeleriyle geri çevirdi Savaşta mü'minlere Allah'ın yardımı yetti Allah yegâne kuvvetli ve galib olandır" (el-Ahzâb Sûresi, 25)

Bu savaşta, müşriklerden 4 kişi ölmüş, Müslümanlardan 5 kişi şehid düşmüştür Savaştan sonra Rasûlullah (sas):

-"Bundan sonra sıra bizde Müşrikler artık üzerimize gelemeyecek, biz onların üzerine gideceğiz" buyurdu(235) Gerçekten de öyle oldu

6- KURAYZAOĞULLARI GAZVESİ (Zilkade 5 H,/Mart 627 M)

a) Savaşın Sebebi

Rasûlullah (sas) Medine'deki Yahûdî kabîleleriyle ayrı ayrı anlaşmalar yapmıştı Bunlardan Kaynuka ve Nadîroğullarının, anlaşma hükümlerine uymadıkları için Medine'den çıkarıldıklarını daha önce görmüştük Kurayza oğulları ise, Uhud Savaş'ından sonra anlaşmayı yeniledikleri için yerlerinde kalmışlardı

Hendek Savaşında, Benî Kurayza Yahûdîleri önce anlaşmaya bağlı kaldılar Hendek kazılırken, kazma, kürek gibi âletler vererek Müslümanlara yardımcı oldular Ancak, savaşın en tehlikeli bir ânında, Benî Nadîr Reisi Huyey b Ahtab'ın teşvikiyle anlaşmayı bozdular Müslümanlarla birlikte Medine'yi savunmaları gerekirken, müşriklerle birlikte, Müslümanlara karşı savaşa girdiler(236) Böylece vatana ihânet suçu işlediler Rasûlullah (sas)'in nasihat için gönderdiği Evs Kabilesi Reisi Sa'd b Muâz'ın sözlerine de kulak asmadılar Hz Peygamber (sas) hakkında çirkin sözler söyleyerek düşmanlıklarını açıkça ilân ettiler Ancak, Benî Kurayza'dan yaptıklarının hesâbı sorulacaktı Bu sebeple, Hendek Savaşından Medine'ye döner dönmez, Benî Kurayza üzerine sefer emri verildi

Rasûlullah (sas) Hendek Savaşı'ndan dönmüş silahlarını çıkarmış, üzerindeki toz-toprağı temizlemek için, gusletmek istemişti Bu esnâda Cibrîl (as) at üstünde ve toz-toprak içnde geldi:

-"Aa, silahını çıkardın mı; vallâhi biz melekler çıkarmadık Haydi, şunların üzerine yürü", diye Kurayzaoğullarını işâret etti (237) Rasûlullah (sas) derhal Benî Kurayza'ya sefer ilân etti Ashâbın sür'atle yola çıkmalarını sağlamak için,

-Hiç kimse ikindi namazını sakın başka yerde kılmasın, ancak Benî Kurayza yurdunda kılsın, buyurdu

Ashâbın bir kısmı bu emrin zâhirine uyarak, namazlarını Benî Kurayza yurduna varınca kıldılar Bir kısmı da Peygamber (sas)'in maksadı, acele etmemizi sağlamaktır, diyerek, vakit çıkmadan yolda kıldılar Hz Rasûlullah (sas) her iki zümrenin yaptığını da hoş gördü(238)

Müslümanların toplanması yatsıya kadar devâm etti sayıları 3 bini buldu Müslümanların üzerlerine geldiğini görünce sövüp-sayarak kalelerine çekilen Beni Kurayza'nın sayısı 900 kadardı

b) Benî Kurayza'ya Verilen Cezâ

Kuşatma 25 gün sürdü Kurayzaoğulları anlaşmayı bozduklarına pişman oldular Diğer Yahudî kabileleri gibi Medine'den çıkıp gitmek için izin istediler Fakat Hz Rasûlullah (sas) kayıtsız şartsız teslim olmalarını istedi Reisleri Ka'b b Esed'in başkanlığında toplandılar Ka'b:

-"Tevratta bildirilen son peygamberin bu olduğu anlaşıldı Müslüman olup kurtulalım, dedi Yahûdîler:

-Biz Tevrat üzerine başka kitab kabul etmeyiz, dediler, Ka'b:

-Öyleyse,kadınları ve çocukları öldürelim Sonra kaleden çıkıp çarpışalım, belki başarırız, dedi Onlar:

-Çoluk-cocuğumuz öldükten sonra, yaşamanın ne önemi var, diye cevâp verdiler Ka'b:

-O halde, yarın cumartesi, Müslümanlar bizden emîndir Ansızın hücûm edelim, onları gafil avlayalım, dedi

-Biz cumartesinin hürmetini bozamayız, diye reddettiler Sonunda kayıtsız şartsız teslim oldular Ancak haklarında Evs Kabilesi Reisi Sa'd b Muâz'ın hüküm vermesini istediler

Benî Kurayza, Evs kabilesinin himâyesindeydi Bu yüzden, Sa'd b Muâz'ın hakemliğini istiyorlardı Sa'd, hastaydı Hendek Savaşı'nda kolundan okla yaralandığı için tedâvi görüyordu Haberi alınca geldi

-Kur'an-ı Kerîm'e göre mi, yoksa kendi kanunlarına göre mi hüküm vermemi istiyorlar, diye sordu Yâhudîler, kendi kanunlarına göre hüküm verilmesini istediler Sa'd da Tevrât'a göre karar verdi(239)

a) Savaşabilecek durumdaki erkeklerin öldürülmesine,

b) Kadınların ve çocukların esir edilmesine,

c) Bütün mallarının da zaptedilmesine hükmetti

Rasûl-i Ekrem (sas):

"Ey Sa'd, Allah'ın rızâsına uygun hükmettin" buyurdu (240) Yahudiler de karârın Tevrât'a uygun olduğunu itirâf ettiler Sa'd'in bu hükmü, Tevrât'ın Tesniye kitabının 20 Babının 10-14 üncü âyetlerine uygun düşmüştü Bu gün de vatana ihânet edenlere ölüm cezâsı verilmektedir

Benî Kurayza hakkındaki hükmü Hz Ali ve Hz Zübeyr icrâ ettiler Kazılan büyük bir hendeğin kenarında 600 kadar Yahûdînin birer birer boyunlarını vurup hendeğe attılar İçlerinden 4 tanesi Müslüman olup hayatlarını kurtardılar Benî Nadîr Reisi Huyey b Ahtab ile Benî Kurayza Reisi Ka'b b Esed de öldürülenler arasındaydı

Benî Kurayza'nın malları, mücâhidlere paylaştırıldı Arâzisi ise, ensarın rızâsiyle muhâcirlere verildi

"Allah, Ehl-i Kitab'dan müşrikleri destekleyen (Benî Kurayza Yahûdî)lerini kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı Onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz Yerlerini yurtlarını, mallarını ve henüz ayağınızı bile basmadığınız toprakları Allah size mirâs olarak verdi Allah her şeye kadirdir " (el-Ahzâb Sûresi, 26-27)

7- RASÛLÜLLAH (SAS)'İN CAHŞ KIZI ZEYNEB'LE EVLENMESİ:

Zeyneb, Rasûlullah (sas)'in öz halası Ümeyme'nin kızıdır Abdülmuttalib'in torunudur Hz Peygamber (sas), Zeyneb'i azadlısı Zeyd b Hârise'yle evlendirmişti Dindar olmasına rağmen, azadlı bir kölenin eşi olmak Zeyneb'e ağır geldi Asâlet ve güzelliğini ileri sürerek, dâima Zeyd'in kalbini kırdı Bu yüzden, Rasûlullah (sas)'in:

-"Eşini tut, Allah'tan kork" (241) emrine rağmen, sonunda Zeyd O'nu boşadı

Esâsen gerek Zeyneb, gerek kardeşi Abdullah bu evliliği başlangıçta istememişler, "halanızın kızını azadlınıza mı lâyık görüyorsunuz?" demişlerdi Fakat:

-"Allah ve Rasûlü, bir şeye hükmettiği zaman, mü'min erkek ve mü'min kadın için muhayyerlik yoktur" (el-Ahzâb Sûresi, 36) anlamındaki âyet inince, istemeyerek rızâ göstermişlerdi Çünkü Zeyneb, Kureyş'in Hâşimî kolundandı Soylu bir kadındı İslâm'dan önceki Arap örfüne göre soylu bir kadın, azadlı da olsa, bir köleyle evlenemezdi Onlar, Zeyneb'in Rasûlullah (sas)'la evlenmesini istiyorlardı Oysa İslâm Dini bütün insanları, yaratılış bakımından eşit saymıştı(242)

Hz Peygamber (sas), öz halasının kızı Zeyneb'i azadlısı ve evlâdlığı Zeyd ile evlendirerek, Arapların yanlış anlayışını yıkmış oldu

Diğer taraftan, Rasûlullah (sas), peygamberliğinden önce Zeyd'i evlâd edinmişti Arabların örfüne göre, evlâdlık öz çocuk gibi sayılır, evlâd edinen kişinin mirâsçısı ve mahremi olurdu Bu sebeple, evlâdlığın boşadığı kadın, evlâd edinen kişiyle evlenemezdi Kur'ân-ı Kerîm Arapların bu örfünü hükümsüz saymış, evlâdlık âdetini kaldırmıştır(243) Bu sebeple, evlâdlığın dul kalan eşiyle, babalığın evlenmesi helâldir

Rasûlullah (sas)'in, Arapların bu örfünü de yıkması gerekiyordu Bu sabeple Zeyd'den boşanan Zeyneb'i Allah'ın emriyle nikâhladı(244) Böylece hem Zeyneb'i hem de yakınlarını memnûn etmiş oldu

Görüldüğü üzere, Hz Peygamber (sas)'in bu evliliği, dinî hükümlerin uygulanması ile ilgilidir

(222/1) İbn Hişâm, 3/308; İbn Sâd, Tabakat, 8/ 177; İbn Hacer, el-İsâbe, 7/565

(222/2) Bkz en-Nisâ Sûresi, 43 ve el-Mâide Sûresi, 6

(223) Bkz el-Buhârî, 1/86); Tecrid Tercemesi, 2/201-204 (Hadis No: İ)

(224) Olay hakkında geniş bilgi için bkz el-Buhârî, 3/154 Tecrid Tercemesi, 8/85-112 (Hadis No: 1151); İbn Hişâm, 3/309-321; İbnü'l-Esîr, age, 2/195-199

(*) Mahfe: Deve ve fil gibi hayvanların üzerinde seyahat edenlerin içine oturdukları kafesli çadır veya sepet

(225) en-Nûr Sûresi, 11-13

(226) en-Nûr Sûresi, 40

(227) Bkz en-Nisâ Sûresi, 51-52

* bk Riyâzü's-Sâlihîn, 1/543-548 Hadis No: 522

(228) el-Buhârî, 5/45; Tecrid Tercemesi 10/227 (Hadis No: 1588)

(229) İbn Hişâm, 3/230; İbnü'l-Esîr, age, 2/179; Târih-i Din-i İslâm, 3/258-259

(230) İçlerinden bir güruh (münâfıklar), Ey Medineliler, tutunacak yeriniz yok, hemen geri dönün, demişlerdi Bir kısmı da Peygamber (sas)'den evlerimiz düşman saldırısına açık diye izin istemişlerdi Oysa evleri açık değildi, sadece savaştan kaçmak istiyorlardı (el-Ahzâb Sûresi, 13)

(231) Bu savaştan başka, hiçbir olayda Rasûlüllah (sas)'ın namazını geçirdiği nakledilmemiştir Burada üç vakit namazını kazaya bırakması, Hendek savaşının ne derece sıkıntılı ve meşakkatli geçtiğinin en büyük delilidir Bu yüzden Hz Peygamber (sas):

- "Allah onların dünyada evlerini, âhirette kabirlerini ateşle doldursun Bize ikindiyi kılacak fırsat vermediler, nihâyet güneş battı" diye bedduâ etmiştir (el-Buhârî, 5/48 ve 3/233; Tecrid Tercemesi, 2/238 (Hadis No: 353) ve 8/396, (1233 numaralı hadisin izâhı,)

* el-Buhârî, 4/24 (K el-Cihad, B 157)

(232) İbnü'l-Esîr, age, 2/182-184

(233) el-Buhârî, 3/234 ve 5/49; Tecrid Tercemes, 8/395 (Hadis No: 1233)

(234) Bkz el-Buhârî, 5/47 "Ben sabâ rüzgarıyle yardım olundum, Ad kavmi ise debur (lodos) rüzgârıyla helâk edildi" (bkzel-Hakka Sûresi, 6)

(235) el-Buhârî, 5/48; Tecrid Tercemesi, 10/230 (Hadis No: 1589); İbnü'l-Esîr, age, 2/184

(236) el-Ahzâb Sûresi, 26

(237) el-Buhârî, 5/49-51; Tecrid Tercemesi, 8/ 325 (Hadis No: 1191)

(238) el-Buhârî, 5/50; Müslim, 3/1391 (Hadis No: 1770)

(239) Bkz Tevrât, Tesniye Kitabı, Bab: 20, Ayet:10-14

(240) Bkz el-Buhârî, 5/50; Tecrid Tercemesi, 10/ 245 (Hadis No: 1591)

(241) Bkz el-Ahzâb Sûresi, 37

(242) "Allah katında en üstününüz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır" (Hucûrat Sûresi, 13) "Ey insanlar Rabb'ınız birdir, babanız birdir Arabın Acem'e (Arab olmayana), Acemin Arab'a, beyazın siyaha, siyahın beyaza veya kızılderiliye üstünlüğü yoktur Üstünlük ancak takva iledir" (Müsned-i Ahmed b Hanbel, 5/ 411; Mecmeu'z-Zevâid, 3/266 ve 8/84)

(243) "Allah evlâtlıklarınızı, oğullarınız gibi tutmanızı meşrû kılmamıştır" (el-Ahzâb Sûresi 4)

(244) " Sonunda Zeyd, eşiyle ilgisini kestiğinde, onu seninle evlendirdik ki, evlâtlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde, onlarla evlenmek hususunda mü'minlere sorumluluk olmadığı bilinsin" (Ahzâb Sûresi, 37)

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #24
Profil Bilgileri
Standart



HİCRETİN ALTINCI YILI

l– HUDEYBİYE BARIŞI (Zilkade 6 H/Mart 628 M)

"Ey Muhammed, Biz sana apaçık bir zafer sağladık"

(Fetih Sûresi, 1)

a) Müslümanların Kâbe'yi Ziyâret Arzusu

Peygamberimiz Hz Muhammed (sas), Medine'ye hicret edeli 6 yıl olmuştu Bu süre içinde Mekke müşrikleriyle, Medine'de bulunan Müslümanlar arasında, sırasıyla Bedir, Uhud ve Hendek Savaşları oldu Mekke müşrikleri Medine'yi basmak, Hz Rasûlullah (sas)'i öldürmek, Müslümanlığı yok etmek için her çâreye baş vurdular; bütün imkân ve güçlerini ortaya koydular; fakat amaçlarına ulaşamadılar Müslümanların günden güne güçlenmelerine, sayılarının artmasına engel olamadılar

Ancak Medine dışındaki kabîleler, Müslümanlığın ne olduğunu yeterince bilmiyorlardı Kâbe'nin komşusu ve koruycusu olduğu için saygı duydukları Kureyş kabîlesi, kendi içlerinden çıktığı halde Hz Muhammed (sas)'in peygamberliğini kabûl etmemiş,hatta O'nu yurdundan çıkarmışlardı Bu yüzden, Müslümanlığın Medine dışındaki kabîlelere tanıtılabilmesi ve geniş ölçüde yayılmasının sağlanabilmesi için, Mekke'lilerle barış yapılmasına ihtiyaç vardı Rasûlullah (sas), geçici de olsa Mekkelilerle barış yaparak, diğer kabîlelerle serbestçe ilişkiler kurmayı arzu ediyordu

Diğer taraftan, Mekkeli Müslümanlar, doğup büyüdükleri ve her şeylerini bırakıp ayrıldıkları yurtlarını çok özlemişlerdi Her namazda yöneldikleri kutsal Kâbe'yi 6 yıldan beri ziyâret edemiyorlardı Kâbe'yi ziyâret, bütün Müslümanların en büyük ortak özlemleri olumştu

b) Rasûlullah (sas)'in Rüyâsı

Hicretin 6'ıncı yılı, Rasûlullah (sas), gördüğü bir rüyâ üzerine(245) hep birlikte Kâbe'yi ziyâret edeceklerini ashâbına müjdeledi(246) Hazırlıklar tamamlandı Savaş yapılması yasak olan aylardan Zilkade'nin ilk pazartesi günü (2 Zilkade 6 H/14 Mart 628 M), yerine Mektûm oğlu Abdullah'ı vekil (kaymakam) bırakarak, ashâbından 1400 kişi ile(247) Medine'den ayrıldı Hanımlarından Ümmü Seleme de berâberinde bulunuyordu Maksadı savaş olmayıp, yalnızca Kâbe'yi ziyâret etmekti Mekkelileri telâşlandırmamak için, ashâbının silah taşımalarına izin vermemiş, sadece yolcu silâhı olarak birer kılıç almışlardı (248) Hac için Mekke'ye gelecek düşman kabîlelerle yolda karşılaşmamak için, Kâbe ziyâretini hac günlerinden önce yapmayı uygun görmüştü Yanlarındaki 70 kurbanlık deveyi kıladelediler ve Zülhuleyfe'de "umre" niyyetiyle ihrama girdiler(249) Yol güvenliğini sağlamak için 20 kadar süvâriyi öncü olarak gönderdiler

c) Mekkelilerin Tepkisi

Mekkeliler, Hz Peygamber (sas)'in Kâbe'yi ziyâret için yola çıktığını duyunca telâşlandılar Müslümanları Mekke'ye sokmamağa karar verdiler Velîd oğlu Hâlid ve Ebû Cehil'in oğlu İkrime'yi 200 süvâri ile öncü olarak gönderdiler

Resûlullah (sas), Mekkelilerin bu kararını önden gönderdiği gözcüleri vasıtasiyle öğrendi Sağ tarafa sapıp, yol güzergâhını değiştirerek, Hudeybiye'ye kadar ilerledi(250) Rasûlullah (sas)'in bindiği "Kasvâ" adlı deve burada çöktü, bütün gayretlere rağmen kalkmadı Müslümanlar:

-Kasvâ harin oldu, çöktü kalkmıyor, diye söylenmeğe başladılar Rasûlullah (sas):

-"Kasvâ harinleşmez, onun çökme huyu da yoktur Fakat vaktiyle Fil'in Mekke'ye girmesine engel olan ilahi kudret, şimdi de Kasvâ'yı ilerletmiyor Allah'a yemin olsun ki, Kureyş Cenâb-ı Hakk'ın kutsal kıldığı şeylere hürmet ve tâzim kasdıyle benden her ne isterse, ne kadar ağır olursa olsun, istediklerini kabûl edeceğim " buyurdu(251)

d) Barış Müzakereleri

Bu sırada Huzâa kabîlesi reisi Büdeyl çıkageldi Kureyşin, Müslümanları Mekke'ye sokmamak için müşrik kabilelerle anlaştığını ve savaş hazırlığı içinde olduklarını haber verdi(252)

Rasûlullah (sas) savaş maksadiyle değil, sâdece Kâbe'yi ziyâret için geldiklerini, daha önce yapılan savaşlarda Kureyş'in uğradığı kayıpları anlattı

-İsterlerse belirli bir süre onlarla barış yapalım Benimle diğer kabîlelerin arasını serbest bıraksınlar, (karışmasınlar) Eğer ben üstün gelirde, Araplar İslâmiyeti kabûl ederlerse, Mekkeliler de isterlerse bu dine girebilirler Şayet Araplar bana üstün gelirlerse, Kureyş savaş külfeti çekmeden istediğini elde etmiş olur Aksi halde, Allah'a yemin ederim ki, O'nun yolunda ölünceye kadar onlarla savaşırım, Allah da yardımını gerçekleştirir, dinini üstün kılar, buyurdu(253)

Büdeyl, Rasûlullah (sas)'den duyduklarını Kureyş'e iletti Kureyş ileri gelenleri de savaşa taraftar değildi Sakif kabilesi reisi Tâifli Mes'ûd oğlu Urve'yi Hz Peygamber (sas)'e gönderdiler Rasûlullah (sas) Büdeyl'e söylediklerini Urve'ye de anlattı Urve hem Rasul-i Ekrem (sas)'le konuşuyor, hem de Müslümanların durumunu ve bütün davranışlarını dikkatle tâkip ediyordu Dönüşünde gördüklerini özetle şöyle anlattı:

-Bilirsiniz ki ben birçok devlet başkanını ziyâret ettim, Rum Kayseri, Fars Kisrâsı, Habeş Necâşi'sinin huzurunda elçi olarak bulundum Yemin ederim ki, Müslümanların Muhammed (sas)'e gösterdikleri hürmet, sevgi ve bağlılığı bunların hiçbirinin sarayında görmedim Sözlerini dikkatle dinliyorlar Bir şey sorunca, alçak (hafif) sesle cevâp veriyorlar İsteklerini derhal yerine getiriyorlar Saygılarından yüzüne dikkatle bakamıyorlar Abdestinden artan suyu bile,-teberrük için-aralarında paylaşıyorlar Madem ki, bize barış teklif ediyor, kabûl edelim, dedi

Mekkeliler, Urve'nin sözlerinden hoşlanmadılar Bir iki elçi daha gidip geldi, fakat hiç bir sonuca varılamadı

Rasûlullah (sas), Kureyş'ten gelen eçilerle sonuca ulaşılamadığını gördü Kureyş'le görüşmek üzere HzÖmer'i Mekke'ye göndermeyi düşündü Ömer:

-Yâ Rasûlallah, Mekkeliler benim kendilerine olan düşmanlığımı bilirler, himâyesine sığınabileceğim bir yakınım da yok Osman'ın Mekke'de akrabası çok, Ebû Süfyân ile amcazâde Osman bu işi benden daha iyi başarır, dedi

Hz Osman Mekke'ye gitti Ebû Süfyân ve diğer Kureyş ileri gelenleriyle görüştü Maksatlarının sâdece Kâbe'yi ziyâret olduğunu anlattı Mekkeliler:

-Hepinizi Mekke'ye bırakırsak, Araplar, "Kureyş Müslümanlardan korktu," derler Fakat istersen Kâbe'yi sen tavâf et, hepiniz birden olmaz, dediler Hz Osman, Kâbe'yi Müslümanlardan ayrı olarak ziyâret etmeği kabûl etmedi

-Rasûlullah (sas) tavâf etmedikce, ben de etmem, diyerek tekliflerini reddetti O'nun bu davranışı Mekkelileri kızdırdı, göz hapsine aldılar ve dönmesine izin vermediler

2- RIDVÂN BÎATI:

"Allah, mü'minlerden ağacın altında sana bîat ederlerken hoşnud olmuşturGönüllerindekini bilerek onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir"

(el-Fetih Sûresi, 18-19)

Hz Osman'ın gecikmesi, Müslümanları telâşlandırdı Öldürüleceğine dâir söylentiler çıktı Böyle bir ihtimâle karşı Resûlullah (sas) gereken tedbirleri aldı Müslümanları Allah yolunda yapacakları savaşta, canlarını fedâ etmekten çekinmeyeceklerine dâir, kendisine bîat etmeğe çağırdı "Artık bunlarla vuruşmadan buradan ayrılamayız," buyurdu

İlk biat eden Ebû Sinan el-Esedî oldu "Rasûlullah (sas)'in gönlündeki muradı ne ise, onun gerçekleşmesi üzerine biat ediyorum" dedi

Hudeybiye'de bodur bir ağacın aldında,(254) bütün Müslümanlar sırayla Rasûlullah (sas)in ellerini tutarak bîat ettiler Allah yolunda ölünceye kadar savaşmağa, düşmandan kaçmamaya söz verdiler Hz Peygamber (sas), Hz Osman adına da bir elini diğeriyle tuttu, onu da böylece bîata kattı Yalnızca Cedd b Kays adlı münâfık, devesinin arkasında gizlendi, bîata katılmadı

Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Kerîm'de, Hudeybiye'de Rasûlullah (sas)'e bîat eden mü'minlerden hoşnud olduğunu bildirmiştir (255) Bu sebeple, İslâm Târihinde bu bîata "Rıdvân Bîatı" adı verilmiştir

Müslümanların kararlılığını ve Rasûlullah (sas)'e bağlılıklarını gösteren bu bîatın Mekkeliler üzerindeki etkisi büyük oldu Derhal Hz Osman'ı serbest bıraktılar ve Hz Peygamber (sas)'le barış yapmak üzere Amr oğlu Süheyl başkanlığında bir hey'et gönderdiler

a) Barış Şartları

Uzun müzâkere ve tartışmalardan sonra kabûl edilen barış şartları şunlardır:

1- Müslümanlar bu sene Kâbe'yi ziyâret etmeden dönecekler, bir yıl sonra ziyâret edecekler

2- Müslümanlar Kâbe'yi ziyâret için geldiklerinde, Mekke'de üç günden çok kalmayacaklar ve yanlarında birer kılıçtan başka silah bulundurmayacaklar

3- Müslümanların Mekke'de bulunduğu günlerde, Kureyşliler Mekke dışına çıkacaklar, Müslümanlarla temâs etmeyecekler

4- Mekkelilerden biri Müslümanlara sığınırsa, Müslüman bile olsa, geri verilecek; fakat Müslümanlardan Mekkelilere sığınan olursa, geri istenmeyecek

5- Kureyş dışında kalan diğer kabileler, iki taraftan istediklerinin himâyesine girmekte ve anlaşma yapmakta serbest olacaklar

6- Bu anlaşma on yıl geçerli olacak, bu müddet içinde iki taraf arasında tecâvüz ve savaş olmayacak

b) Barış Anlaşmasının Yazılması

Barış şartlarını Rasûlullah (sas) Hz Ali'ye yazdırdı "Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm Bu anlaşma, Muhammed Rasûlullah ile Kureyş elçisi Süheyl arasında yapılmıştır" diye yazılmasına Süheyl itiraz etti

- "Rahmân" sözünü anlamıyoruz, ayrıca senin Rasûlullah olduğunu kabûl etseydik, bu anlaşmaya gerek yoktu "Bismike'llâhümme (Allah'ım, senin adınla) Bu anlaşma Abdullah'ın oğlu Muhammed ile Kureyş elçisi Süheyl arasında yapılmıştır" diye yazılmasını istedi(256/1)

-Rasûlullah (sas) mutlaka barışı sağlamak istiyordu Daha işin başında, "Allah'a yemin olsun ki Kureyş benden Cenab-ı Hakk'ın kutsal kıldığı şeylere hürmet kasdiyle her ne isterse, ne kadar ağır olursa olsun, isteklerini kabûl edeceğim," buyurmuştu Bu sebeple, bütün bu ağır şartları kabûl etti

Fakat müslümalar son derece üzgündüler Büyük bir ümit ve heyecanla gelmişlerdi Oysa şimdi Kâbe'yi ziyâret edemeden döneceklerdi

Anlaşmanın yazılması henüz bitmişti ki, Süheyl'in oğlu Ebû Cendel, ayağındaki zinciri sürükleyerek çıkageldi Babası onu Müslüman olduğu için, zincire vurarak hapsetmişti Her nasılsa kurtulmuş, bin bir güçlükle Mekke'den kaçmış, Müslümanlara sığınmağa gelmişti

Süheyl oğlunun geri verilmesinde isrâr etti Aksi halde anlaşmayı imzalamadan döneceğini söyledi Bütün çabalara rağmen, inadından dönmedi Barışın sağlanabilmesi için, Ebû Cendel'in müşriklere teslimi gerekiyordu Çektiği işkenceleri ve acıklı hâlini anlatarak müşriklerin elinde bırakılmamasını isteyen Ebû Cendel'i Rasûlullah (sas):

-Ey Ebû Cendel, biraz daha sabret, pek yakında Yüce Rabbım sana ve senin gibilere kurtuluş yolunu açacaktır, diye teselli etti

c) Ashâbın Üzüntüsü

Fakat bu son durum, artık Müslümanların üzüntülerini dayanılmaz hâle getirmişti Hepsinin sinirleri gergindi Hz Ömer dayanamadı Rasûlullah (sas) 'ın huzuruna gelerek:

-Sen Allah'ın Peygamberi değil misin? Bizim dinimiz hak değil mi? Neden bu zilleti kabûl ediyoruz, neden? diye söylendi Hz Peygamber (sas):

-Evet ben Allah'ın Peygamberiyim Bu yaptığım işlerde Allah'a isyan etmiş de değilim O, benim yardımcımdır, diye cevap verdi Fakat Ömer'in üzüntü ve öfkesi devâm ediyordu

-Sen bize Kâbe'yi tavaf edeceğiz, demedin mi? diye sordu Rasûlullah (sas):

-Evet, dedim Fakat bu sene ziyâret edeceğimizi söylemedim, Tekrâr ediyorum, Kâbe'yi hep beraber tavâf ve ziyaaret edeceğiz, buyurdu(256/2) Anlaşmanın imzalanmasından sonra Rasûlullah (sas) ashâbına:

-Haydi, artık kurbanlarınızı kesiniz, sonra tıraş olup ihramdan çıkınız, emrini üç defa tekrarladığı halde, hiç kimse yerinden kıpırdamamıştı(257) Hz Peygamber (sas), ashâbının bu ilgisizliğine üzülerek, eşi Ümmü Seleme'nin yanına gitti Ümmü Seleme:

-Yâ Rasûlallah, onlar üzüntülerinden ilgisiz görünüyorlar Siz kimseyle konuşmadan kendiniz kurbanınızı kesin, tıraş olun Onlar size uyacaklardır, dedi

Ashâb, Hz Peygamber (sas) 'in kurbanını kesip tıraş olduğunu görünce, hemen onlar da kurbanlarını kesip, birbirlerini tıraş etmeğe başladılar(258)

d) Hudeybiye Barışı Aslında Zaferdi

Hudeybiye Barışı'nın hemen bütün şartları, Müslümanların aleyhine görünüyordu Fakat barışın Müslümanların yararına ve sonucun lehlerine olacağını Rasûlullah (sas) biliyordu Bu sebeple,barışı sağlamak için, aleyhlerinde görünen en ağır şartları kabûl etmişti

Rasûlullah (sas) barış anlaşmasının imzalanmasından üç gün sonra Medine'ye döndü Böylece Müslümanlar Hudeybiye'de 19-20 gün kalmış oldular

Dönüşte yolda "Fetih Sûresi" indi, Cenâb- Hakk Hudeybiye anlaşmasının Müslümanlar için zillet ve yenilgi değil, aksine zafer olduğunu bildiriyordu(259)

Gerçekten Hudeybiye anlaşması, Müslümanlığın Medine dışında yayılmasına bir başlangıç oldu Mekkeliler o zamana kadar müslümanlara, dağılıp yok olmağa mahkûm, derme-çatma bir toplululk gözü ile bakıyorlardı Bu anlaşma ile Müslümanları bir devlet olarak tanımış oldular

Anlaşmadan sonra Müslümanlarla müşrikler arasında görüşme ve temâslar arttı Hz Peygamber (sas) İslâm'ı serbestçe yaymağa başladı Hudeybiye musâlahasından Mekke'nin fethine kadar geçen 21 aylık devrede Müslüman olanların sayısı, İslâm'ın doğuşundan, Hudeybiye Barışına kadar geçen 19 yılda Müslüman olanların sayısından kat kat fazla oldu Hayber'in ve Mekke'nin fethi gibi zaferler, Hudeybiye musâlahasını takibetti Dört yıl sonra, Rasûlullah (sas)'ın vefâtında Müslümanlık bütün Arab yarımadasına yayılmış bulunuyordu

e) Barış Şartlarının Müslümanlar Lehine Dönmesi

Hz Peygamber (sas) anlaşmaya bağlı kaldı Mekkeliler istemedikçe, hiç bir hükmünü tek taraflı kaldırmadı Kısa bir süre sonra, Kureyş'le aralarında anlaşma bulunan Sakîf kabîlesinden Ebû Basîr adında biri, Medine'ye gelip Müslümanlara sığındı Ebû Basîr de Ebû Cendel gibi işkence gören Müslümanlardandı Mekkeliler, arkasından hemen iki kişi gönderip Ebû Basîr'in iâdesini istediler Rasûlullah (sas):

-Ey Ebû Basîr, biliyorsun ki, biz Kureyşle bir sözleşme yaptık, ahdimizi bozamayız Biraz daha sabret, Rabb'ım yakında bir kurtuluş yolu açacaktır, diyerek Ebû Basîr'i Kureyşlilere teslim etti

Ebû Basîr, Mekke'ye ölüme götürüldüğünü biliyordu Bu sebeple, bu adamların elinden kurtulması gerekiyordu Yolda, Zülhuleyfe'de(260) yemek için oturdular Ebû Basîr, bunlara saf ve samîmî göründü Bir ara:

-Kılıcın ne kadar da güzelmiş, bakmama müsaade eder misin? diyerek, birinin elinden kılıcı aldı, hemen üzerine atılıp onu öldürdü; diğeri ise kaçıp kurtuldu

Ebû Basîr öldürdüğü Kureyşlinin atına bindi, silahını kuşandı, tekrar Medine'ye döndü Rasûlullah (sas)'ın huzuruna çıkıp:

-"Ey Allah'ın Rasûlü, siz sözünüzü yerine getirdiniz Beni onlara teslim ettiniz Fakat Allah beni kurtardı, dedi Hz Peygamber (sas) ona anlaşma şartlarına göre Medine'de kalmasının mümkün olmadığını anlattı Ebû Basîr Medine'den çıktı Mekke'ye dönemezdi Medine'de kalamıyordu Deniz kıyısında, Mekke- Şam yolu üzerinde "İys" denilen bir yere yerleşti Mekke'de Müslümanlıklarını gizleyenler ve işkence görenler, birer, ikişer kaçıp, Ebû Basîr'in yanında toplandılar Ebû Cendel de kaçıp buraya geldi Kısa zamanda sayıları 70'e yükseldi, daha sonra 300 oldular Mekkelilerin Şam ticâretini önleyecek bir kuvvet hâline geldiler

Ebû Basîr'in yanında toplananlar, Hudeybiye anlaşması hükümlerine bağlı değildiler Kureyşin Şam ticâret yolu tehlikeye girmişti Mekkeliler telâşlandılar Anlaşmanın, Medine'ye sığınan Mekkelilerin geri verilmesiyle ilgili maddesini hükümsüz saymaktan başka çâre yoktu Baskı ile Müslümanlığın önlenemeyeceğini anladılar Hemen, Hz Peygamber (sas)'e Ebû Süfyan'ı elçi olarak gönderip, bu maddenin kaldırılmasını ve Mekke'den kaçan bütün Müslümanların Medine'ye kabûlünü istediler Anlaşma yapılırken en çok ısrar gösterdikleri bu madde, gene onların isteğiyle kaldırılmış oldu

Peygamber (sas), Ebû Basîr ve arkadaşlarını Medine'ye çağırdı Bu sırada Ebû Basîr ölüm yatağında idi Vefât edince orada defnettiler Arkadaşlarını Ebû Cendel toplayıp Medine'ye götürdü Böylece Kureyşin Şam ticâret yolu açıldı Müslümanlar da anlaşmanın en ağır hükmünden kurtulmuş oldular

Hudeybiye Barışı 2 yıl devâm etti Anlaşmayı Kureyş bozdu İki yıl sonra Mekke, Müslümanlar tarafından fethedildi (20 Ramazan 8 H/11 Ocak 630 M)

3- RASÛLÜLLAH (SAS)'IN ÜMMÜ HABÎBE'YLE EVLENMESİ

Ümmü Habîbe Ebû Süfyân'ın kızıdır Mekke Devrinde Müslüman olmuş ve kocası Ubeydullah b Cahş'la birlikte Habeşistan'a hicret eden ikinci kafileye katılmıştı Alkolik bir adam olan kocası, Habeşistan'da Hristiyan oldu Ümmü Habîbe Müslümanlıkta sebât edip kocasından ayrıldı Bu yüzden, yabancı bir ülkede kimsesiz ve himâyesiz kaldı Henüz müşrik olan babasının yanına da dönemezdi

Rasûlullah (sas), Hicretin 6'ıncı yılı Habeşistan'a bir elçi gönderdi Habeş Necâşi'sini vekil yaparak Ümmü Habîbe'yi nikâhladı(261) Nikâh merâsiminde Câfer Tayyar ve diğer Müslümanlar da bulundu Nikâhtan sonra Necâşi Ümmü Habîbe'yi Medine'ye gönderdi Bu evlilikten önce şu âyet inmişti:

"Allah'ın, sizinle düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında dostluk ve sevgi yaratması mümkündür" (el-Mümtehine Sûresi,7)

Gerçekten bu evlilikten sonra Ebû Süfyân'ın, Hz Peygamber (sas)'e olan düşmanlığında bir yumuşama başlamıştır

(245) "Andolsun ki, Allah peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tasdik etmiştir Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan, Mescid-i Haram'a gireceksiniz" (el-Fetih Sûresi, 27)

(246) Medine civârındaki henüz Müslüman olmayan Müzeyne, Cüheyne, Gıfâr, Eslem, Eşca', gibi kabileler de birlikte Kâbe'yi ziyâret için dâvet edilmişlerse de, bunlar Kureyş'ten çekindikleri için, Müslümanlara katılmadılar (Tecrid Tercemesi, 8/177, 1164 numaralı hadisin izâhı)

(247) el-Buhârî, 5/62-63; Tecrid Tercemesi, 8/ 264 (Hadis No: 1599)

(248) O devirde, çölde yırtıcı hayvanlara ve çapulculara karşı her yolcunun bir kılıç bulundurması âdet ve zarûri idi

(249) Umre, ihrâmlı olarak Kâbe'yi tavâf ve ziyâret etmek, Safâ ile Merve arasında Sa'y yaptıktan sonra tıraş olarak ihramdan çıkmaktan ibârettir Umre için belirli bir zaman yoktur, her zaman yapılabilir Hac ise belirli zamanda (ancak hac mevsiminde) yapılır

(250) Hudeybiye, Medine'ye 9 konak, Mekke'ye ise 1 günlük mesâfede küçük bir köydür Adını, buradaki aynı adı taşıyan bir kuyudan almıştır (Tecrid Tercemesi, 10/258)

(251) Bkz el-Buhârî, 3/178; Tercid Tercemesi, 8/178 (Hadis No: 1164) Müslümanların indiği yerdeki "Samed" adlı kuyuda çok az su vardı Herkes almaya başlayınca, bir anda suyu tükeniverdi Susuzluktan şikâyet başladı Rasûlüllah (sas) ok torbasından çıkardığı bir oku, kuyunun dibine koymalarını emretti Artık oradan ayrılıncaya kadar su sıkıntısı çekmediler (bkz el-Buhârî 3/178 ve 5/62; Tecrid Ter 8/179 Hadis No: 1164 ve 10/261 Hadis No:1598)

(252) Huzâa kabîlesiyle, Hâşimoğulları arasında câhiliyyet devrinde dostluk vardı Huzâalılar bu dostluğu İslâmdan sonra da devâm ettirdiler Müslüman olsun müşrik olsun, bütün Huzâalılar, Mekke'de olup biteni Rasûlüllah (sas )'den gizlemezler, gizlice O'na bildirirlerdi

(253) Bkz el-Buhârî, 3/79; Tecrid Tercemesi, 8/181 (Hadis No: 1164)

(254) Bu ağaç, müslümanlar arasında zamanla kutsal sayılabilir, düşüncesiyle halifeliği sırasında Hz Ömer'in emriyle kesilmiştir (Tecrid Ter, 10/260)

(255) el-Feth Sûresi, 18

(256/1) Bkz Tecrid Tercemesi, 8/136-141 (Hadis No: 1158)

(256/2) Hz Ömer, daha sonra Rasûlüllah (sas) 'e karşı saygısız davrandım diye bu sözlerinden pişmanlık duymuştur (el-Buhârî, 5/67; Tecrid Tercemesi, 10/267; Asr-ı Saâdet, 1/427)

(257) Rasûlüllah (sas)'in emrini ashâbın hemen yerine getirmemesi, muhâlefet için değildi Şartları ağır olan bu anlaşmanın vahiy ile kaldırılacağını, böylece Kâbe'yi ziyâret edebileceklerini ümit ediyorlardı

(258) İslâm bilginleri bu olaydan, fiilî sünnetin, kavlî (sözlü) sünnetden daha kuvvetli olduğu sonucuna varmışlardır

(259) (Ey Muhammed, Hudeybiye anlaşmasıyla) Biz sana apaçık bir fetih (zafer) verdik (el-Fetih Sûresi, 1)

(260) Zülhuleyfe Medine'ye bir konak, yaklaşık 10 km mesâfede bir yerdir Medineliler ve Medine'ye uğrayarak hac veye umre için Mekke'ye gidenler ihrama burada girerler Şimdi bu yere "Abâr-ı Ali" denilmektedir

(261) Zâdü'l-Meâd, 2/120

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #25
Profil Bilgileri
Standart



HİCRETİN YEDİNCİ YILI

1- İSLÂMA DAVET İÇİN ELÇİLER GÖNDERİLMESİ

"Ya Muhamed! De ki; doğrusu ben, göklerin ve yerin yegâne mâliki, kendisinden başka ilâh olmayan; dirilten ve öldüren Allah'ın hepiniz için gönderdiği peygamberiyim"

(el-A'raf Sûresi, 158)

Hz Muhammed (sas), daha önceki peygamberler gibi, sâdece Arapların veya belli bir toplumun peygamberi değildir O'nun peygamberliği umûmîdir Kıyâmete kadar gelecek bütün insanlara peygamber ve âlemlere rahmet olmak üzere gönderilmiştir(262) Bu sebeple İslâm'ı her tarafa yayması, peygamberliğini bütün dünyaya duyurması gerekiyordu Fakat şimdiye kadar Mekke müşrikleri buna imkân vermemişlerdi

Hudeybiye Anlaşmasıyle iki taraf arasında barış ve güvenlik sağlandı Artık, Müslümanlığın yayılması için herkese ve her tarafa duyurma zamanı gelmişti Rasûlullah (sas) Hudeybiye'den dönünce bu konuyu ashâbıyle istişâre etti Büyük ve komşu devletlerin hükümdarlarıyla bazı Arap beyliklerine mektup ve elçi gönderilmesi kararlaştırıldı Kaşında "Muhammed Rasûlullah" yazılı gümüş bir yüzük yaptırıldı, mektuplar bununla mühürlendi(263)

Elçiler ve Gönderildikleri Hükümdarlar

Bizans Kayser'i Hirakliyus'a, Halîfe oğlu Dihyetü'l-Kelbî; İran Kisrâ'sı Hüsrev Perviz'e, Huzâfe oğlu Abdullah; Habeşistan Necâşisi Ashame'ye, Ümeyye oğlu Amr; Mısır (İskenderiyye) Mukavkısı Çüreyc'e, Ebû Beltea oğlu Hâtıb; Gassan Emîri Hâris b Ebî Şemmer'e, Vehb oğlu Şuca'; Yemâme Emîri Hevze bAli'ye de Amr oğlu Salît elçi olarak mektup götürdüler(264)

2- HZ PEYGAMBER (SAS)'İN HÜKÜMDARLARA YAZDIRDIĞI MEKTUPLAR

a) Bizans Kayseri'ne Gönderilen Mektûp

"Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahim Allah'ın kulu ve Rasûlü Muhammed (sas)'den, Rum'un büyüğü Hirakl'e Hidâyet yoluna uyanlara selâm olsun Bundan sonra: Ben seni İslâm'a ve onu yayma hizmetine dâvet ediyorum Müslüman ol ki, selâmete eresin, Allah da sana ecrini iki kat versin Eğer kabûl etmezsen, halkının vebâli senin boynundadır"

"Ey Ehl-i Kitab! Bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin: Ancak Allah'a kulluk edelim O'na kullukta hiç bir şeyi ortak yapmayalım Allah'ı bırakıp bir kısmınız diğer kısmınızı Rab edinmesin Eğer yüz cevirirlerse, 'şâhid olun, biz Müslümanız' deyin" (Âl-i İmrân Sûresi, 64)(265)

Dihye, Rasûlullah (sas)'in mektubunu Hirakl'e götürdüğü zaman Hirakl Kudüs'te bulunuyordu Elçiyi iyi karşıladı Rasûlullah (sas) hakkında bilgi edinmek için, bölgede bulunan Arap tâcirlerinin huzûruna getirilmesini emretti

Mekke'den bir ticâret kafilesi o sırada bu bölgede bulunuyordu Kafilede Kureyş'in reisi Ebû Süfyân da vardı Ebû Süfyan ve arkadaşları getirildiğinde, Bizans'ın ileri gelen din ve devlet adamları, piskoposlar, papazlar İmparator Hirakl'in etrâfında sıralanmışlardı Kayser tercüman vâsıtasiyle:

-Peygamberlik davasında bulunan bu zâta, içinizde soyca en yakın olan kim? diye sordu Ebû Süfyân:

-Burada nesebce O'na en yakın benim, diye ilerledi Kayser Ebû Süfyân'ı arkadaşlarının önüne oturttu Sorularıma doğru cevâp vermezse, siz düzeltin, dedi Sonra İmparator ile Ebû Süfyân arasında şu konuşma geçti:

-İçinizde Muhammed (sas)'in soyu nasıldır?

-Asil bir soydandır

-Memleketinizde ondan önce Peygamberlik davasında bulunan oldu mu?

-Hayır

-Sülâlesinde hükümdar var mı?

-Hayır

-O'nun dinine girenler halkın eşrâfı mı, zayıfları mı?

-Çoğunlukla fakir ve zayıf kimseler

-O'na uyanlar gün geçtikce çoğalıyor mu, azalıyor mu?

-Çoğalıyor

-Dinine girdikten sonra, beğenmeyip ayrılanlar oldu mu?

-Olmadı

-Daha önce yalan söylediği olur muydu?

-Aslâ olmazdı

-Hiç sözünde durmadığı oldu mu?

-Olmadı, ancak şimdi biz onunla barış yaptık Bu müddet içinde nasıl davranacağını bilmiyoruz

-O'nunla hiç savaştınız mı?

-Evet savaştık

-Netice ne oldu ?

-Bazan biz, bazan O kazandı

-Size ne emrediyor?

-Yalnız Allah'a kuluk edin, O'na hiç bir şeyi ortak yapmayın, dedelerinizin taptığı putları bırakın, diyor Namaz kılmayı, doğru ve iffetli olmayı, akrabalık bağını kesmemeyi emrediyor

Bundan sonra imparator sözlerine şöyle devam etti:

Nesebce asîl olduğunu söylediniz Peygamberler dâima asil soydan gelmiştir İçinizden daha önce böyle bir davada bulunan olmadığını anlattınız O'halde eski bir davanın peşinde bir kişi sayılamaz Soyunda hükümdar yoktur, dediniz Bu durumda servet ve saltanat peşinde olduğu da söylenemez Daha önce kesinlikle yalan söylemediğine şehâdet ediyorsunuz İnsanlara yalan söylemeyen Allah'a karşı da yalan söylemez O'na imân edenlerin çoğunlukla fakir ve zayıflar olduğunu ifade ettiniz Peygamberlere ilk uyanlar dâima böyle olmuştur O'na uyanların gün geçtikçe arttığını söylediniz Hakk'a uyanlar azalmaz, dâima çağalır Dinine girdikten sonra dönen hiç yok dediniz İmân kalbde kökleşince çıkmaz Sözünde durduğunu, kimseyi aldatmadığını itirâf ettiniz Peygamberler kimseyi aldatmaz Sizi ancak Allah'a kulluk etmeğe, O'na hiç bir şeyi ortak koşmamağa dâvet ettiğini açıkladınız Eğer bu söyledikleriniz doğru ise, ayaklarımın bastığı şu topraklar, yakında O'nun olacaktır Ben bir peygamber geleceğini biliyordum ama, sizden çıkacağını sanmazdım Eğer O'na ulaşabileceğimi bilsem, her zahmete katlanırdım Yanında olsam, ayaklarını yıkar, hizmet ederdim dedi Sonra mektûbu okuttu

İmparatorun Ebû Süfyânla yaptığı konuşma, papazları kızdırmıştı Mektup okununca salonda gürültü çoğaldı İmparator işin kötüye varmasından korktu Elçinin ve Arap tâcirlerin çıkmalarını istedi Ben sizin dininize bağlılığınızın derecesini anlamak istemiştim, diyerek tutumunu değiştirdi(266)

Kayser Hirakl'in kalbinde iman kıvılcımı belirmişti Dünya hırsı ve saltanatını kaybetme korkusu, bu kıvılcımı söndürdü Fakat elçiye saygısız davranmadı, hediyeler vererek nezâketle geri çevirdi

b) İran Kisrâ'sına Gönderilen Mektup

Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahim Allah'ın kulu ve Peygamberi Muhammed (sas)'den Fars'ın ulusu Kisrâ'ya Hidâyete uyanlara, Allah ve Rasûlüne imân edenlere, Allah'tan başka hiç bir ilah olmayıp O'nun bir tek olduğuna, ortağı ve benzeri bulunmadığına, Muhammed (sas) 'in O'nun kulu ve rasûlü olduğuna şehâdet edenlere selâm olsun Ey Kisrâ! Seni Allah'ın dinine dâvet ediyorum Çünkü ben, dirileri (Allah'ın azabıyla) uyarmak, kâfirler üzerine o söz (azab) hak olmak için, bütün insalara Peygamber gönderildim Ey Kisrâ! müslüman ol ki selâmet bulasın Eğer olmazsan, mecûsîlerin günâhı boynuna olsun(267)

Rasûlullah (sas), mektubun Kisrâ'ya verilmek üzere, Bahreyn emiri Münzir'e teslimini emretmişti Bahreyn, o zaman İran'a bağlıydı Münzir mektubu Kisrâ'ya götürdü Kisrâ mektubu okuyunca yırtıp parçaladı Rasûlullah (sas) bundan haberdar olunca:

-Parça parça olsunlar, buyurdu(268)

Çok geçmeden Kisrâ Hüsrev Perviz, oğlu Şirvehy tarafından karnı deşilerek öldürüldü Hz Ömer'in halifeliği sırasında da Kisrâ'nın imparatorluğu parçalandı, Sâsâni Sülâlesi son buldu Bütün İran toprakları Müslümanların eline geçti

c) Habeşistan Necâşisi'ne Gönderilen Mektup

"Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm Allah'ın Rasûlü Muhammed (sas)'den Habeş Meliki Necâşî'ye Ey Melik, Müslüman ol Ben, kendisinden başka ilâh olmayan, Melik, Kuddûs, Selâm, Mü'min, Müheymin (gibi yüce sıfatlarla muttasıf) Allah'ın sana olan nimetlerinden dolayı mesrûrum, senin adına hamdediyorum

Şehâdet ederim ki, Meryem'in oğlu İsâ, Allah'ın ruhu ve kelimesidir O'nu hiç evlenmemiş, tertemiz ve çok iffetli bir hanım olan Meryem'e ilka etti Böylece Meryem İsâ'ya hâmile oldu Âdem'i (anasız-babasız) kudretiyle yarattığı gibi, İsâ'yı da (babasız) olarak ruhundan ve nefhinden yarattı

Ey Melik! Seni eşi ve benzeri olmayan tek bir Allah'a itâata, bana uymaya ve bana Allah'tan gelene imâna dâvet ediyorum Çünkü ben Allah'ın Peygamberiyim Seni ve askerlerini Allah'ın dinine çağırıyorum Ben size tebliğ ve nasihat ettim Nasihatımı kabûl edin Selâm hidâyete uyanlara(269)

Habeşistan'a hicret etmiş olan müslümanlardan bir grup ile, Hz Ali'nin ağabeyi Câfer Tayyar hâlâ dönmemişlerdi Rasûlullah (sas) elçisi vâsıtasiyle bunların gönderilmesini ve Ümmü Habîbe'nin de zât-ı risâletlerine nikâh edilerek, gönlünün hoş edilmesini istemişti

Necâşi, Ümmü Habîbeyi Rasûlullah (sas)'e nikâhladı Habeşistan'da bulunan Müslüman muhâcirleri gemiye bindirip gönderdi Rasûl-i Ekrem'e bir mektup yazarak Müslüman olduğunu da bildiridi

Rasûlullah (sas)'e Habeş Necâşi'sinin Mektubu

"Bismi'llâhi'r-rahmâni'r-rahîm, Allah'ın Rasûlü Mahammed (sas)'e Necâşi Ashame tarafından Ey Allah'ın Peygamberi, kendisinden başka ilâh olmayan Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi üzerine olsun

Ey Allah'ın Rasûlü, Hz İsâ hakkındaki açıklamayı hâvi mektubunuz bana ulaştı Göklerin ve yerin Rabbı olan Allah'a yemin ederim ki, Hz İsa da, kendisiyle ilgili olarak, zikrettiğinizden ziyâde birşey söylememiştir O'nun söyledikleri de, sizin buyurduğunuz gibidir Bize tebliğ ettiğiniz şeyleri öğrendik Amcanız oğlu (Câfer) ve arkadaşlarıyle tanıştık Ben şehâdet ederim ki sen, Allah'ın geçmiş Peygamberleri tasdik eden, sözünde sâdık Rasûlüsün Sana bîat ettim, (daha önce) amcanız oğluna bîat ederek, âlemlerin Rabb'ı Allah Teâla'ya imân edip Müslüman olmuştum(270)

d) Mısır Meliki Mukavkıs'a Gönderilen Mektup

"Bismi'llâhi'r-rahmâni'r–rahîm Allah'ın kulu ve Rasûlü Muhammed (sas)'den Kıbt milletinin büyüğü Mukavkıs'a Selâm hidâyet yoluna uyanlara Ben, seni İslâm Dini'ne dâvet ediyorum Müslüman ol ki selâmete eresin, Allah da ecrini iki kat versin Kabûl etmez, yüz çevirirsen, Kıbt milletinin günâhı boynuna olsun" (Mektup, Âl-i İmrân Sûresi'nin 64'üncü âyetiyle son bulmaktadır(271)

Mısır Mukavkısı Cüreyc, Rasûlullah (sas)'in elçisine hürmet gösterdi, fakat Müslüman olmadı Elçiye bir mektup verdi, hediyelerle geri çevirdi

Rasûlullah (sas)'e Mısır Mukavkısı'nın Mektubu

Bismi'llâhir'r-rahmâni'r-rahîm Abdullah oğlu Muhammed (sas)'e, Kıbtın büyüğü Mukavkıs'tan, Selâm sana Mektubunu okudum Münderecâtını ve dâvetinizi anladım Zuhûru beklenen bir peygamber kaldığını biliyordum Fakat ben O'nun Şam'dan çıkacağını sanırdım Elçinize ikram ettim Size Kıbt milleti arasında mevkii yüksek iki câriye ile bir elbise ve binmeniz için de bir ester hediye gönderiyorum Selâm sana muhterem Peygamber(272)

Bu câriyelerden Mâriye'yi Rasûlullah (sas) kendisi aldı İbrahim adındaki oğlu bundan oldu Kardeşi Şirin'i ise şâiri, Hassan b Sâbit'e verdi Düldül adı verilen beyaz estere de bindi

e)Yemâme Emiri Hevze'ye Gönderilen Mektup

"Bismi'llâhi'r-rahmâni'r–rahîm Allah'ın Rasûlu Muhammed (sas)'den Ali oğlu Hevze'ye Selâm hidâyet yolunda olanlara Bil ki, Rabb'ım benim dinimi yakın bir zamanda, dünyanın en uzak ufuklarında parlatacak Ey Hevze, Müslüman ol da selâmete er Ben de idâren altındaki yerleri, senin idârende bırakayım(273)

Hrıstiyan olan Hevze, Müslüman olmadı Rasûlullah (sas)'e yazdığı cevapta:

-Beni dâvet ettiğin din çok güzel Ancak Arablar benim yerime göz koymuşlardır Beni veliahd yaparsan, sana tâbi olurum, dedi Rasûllüllah (sas)'a Hevze'nin cevâbı okununca:

-Bu adam ne söylüyor? Bu şartla O'na bir karış yerin idaresini bile bırakmam, buyurdu(274) Hevze, Mekkenin fethinden sonra öldü Çok geçmeden bu bölge Müslüman oldu

f) Gassân Emiri Hâris'e Gönderilen Mektup

"Bismi'llâhi'r-rahmâni'r–rahîm Allah'ın Rasûlü Muhammed (sas)'den Ebû Şemmer oğlu Hâris'e Selâm hidâyete uyan, bana imân edip nübüvvetimi tasdik edenler üzerine olsun Seni, eşi ve benzeri olmayan tek bir Allah'a imân etmeğe dâvet ediyorumKabûl ettiğin takdirde, yerinde hümükdar olarak kalacaksın(275)

Hâris, Rasûlullah (sas)'in mektubunu küstahca yere attı Elçiye saygısız davrandı Hatta, Bizans İmparatorundan Medine üzerine asker sevki istemiş, fakat Kayser reddetmişti Elçi Şuca', Hâris'in davranışını arzedince Rasûl-i Ekrem (sas):

-Allah mülkünü elinden alsın, buyurdu

Hâris, Mekke'nin fethi sırasında öldü Ülkesi Hz Ömer'in halifeliği sırasında İslâm sınırları içine girdi

3- HAYBER'İN FETHİ (Muharrem 7 H/Mayıs 628 M)

a) Savaşın Sebebi

Hayber Medine'nin kuzey-doğusunda, Suriye yolu üzerinde, Medine'ye 170 km mesâfede büyük bir Yahûdî şehriydi Yedi kalesi vardı Hurmalıklarıyla meşhûr, münbit bir vâha'da kurulmuştu

Hayber, Müslümanlara karşı bir fesâd ocağı hâline gelmişti Daha önce Medine'den çıkarılmış olan Yahûdîler de oraya yerleşmişlerdi Müslümanlara karşı, müşrik bedevî Arabları harekete geçiren, Hendek Savaşını hazırlayan bunlardı Hendek Savaşında, Benî Kurayza Yahûdîlerine, düşmanla işbirliği yaptıranlar da bunlar olmuştu

Rasûlullah (sas) Hayber ahalisiyle barış yapmak istiyordu Hudeybiye'den döndükten sonra, Ravâha oğlu Abdullah'ı Hayber'e gönderdi Fakat Yahûdîler barış teklifini kabûl etmediler Onlar, komşuları Gatafan kabilesiyle birlikte Medine'yi basmak için hazırlanıyorlardı Hudeybiye Barış Anlaşması'nın, Müslümanların aleyhine görünen maddeleri,onlara Müslümanları kuvvetsiz göstermişti Münâfıklar da onları savaşa teşvik ediyorlardı

Gatafan kabîlesi, Müslümanlara karşı Yahûdîlerle birlikte hareket etmeyi kübûl etmişti Düşman hazırlığını tamamlamadan harekete geçmek gerekiyordu Rasûlullah (sas), ashâbına:

-"Cihâdı isteyenler bizimle gelsin" diyerek Hayber üzerine yürüneceğini ilan etti Hicretin 7'inci yılı Muharrem ayında 2000 atlı ve 1600 piyâde ile Medine'den çıktı Harekâtını düşmana sezdirmeden, üç günde Raci' Vâdisi'ne ulaştı(276) Burada ordugâhını kurdu Böylece Gatafan kabîlesinden, Yahûdîlere gelecek yardımın yolunu kesmiş oldu

b) Hayber'in Kuşatılması

Rasûlullah (sas) düşman üzerine gece vakti varırsa, hemen baskın yapmaz, sabahı beklerdi(277) Bu sebeple geceyi Raci'de geçirdi Sabah namazını kıldıktan sonra, Hayber üzerine yürüdü

Sabahleyin, kazma ve kürekleriyle işlerine gitmek üzere evlerinden çıkan Yahûdîler, karşılarında Müslüman ordusunu görünce şaşkınlıkla:

-Muhammed, vallâhi Muhammed ve askeri diye bağrıştılar (278), geri dönüp kalelerine kapandılar

Hayber'de hepsi de gayet sağlam 7 kale vardı En kuvvetlisi ise Kamûs kalesiydi Hepsinde de bol miktarda silah ve yiyecek vardı Yahûdîler savaş için hazırlıklıydılar Bu yüzden Rasûlullah (sas)'in sulh teklifini kabûl etmediler

c) Son Kale ve Fethin tamamlanması

Yirmi gün kadar devâm eden kuşatma ve savaş sonunda, bütün kaleler birer birer zaptedildi Sadece Kamûs kalesi kaldı Bu kalenin kumandanlığında, Arablarca bin cengâvere bedel sayılan meşhûr Yahûdî pehlivanı Merhab bulunuyordu Her gün sıra ile ashabın ileri gelenlerinin komutasında yapılan hücumlardan bir sonuç alınamamıştı Nihâyet Rasûlullah (sas) bir gün:

-Yarın sancağı bir kişiye vereceğim ki, Allah Hayber'in fethini O'nun eliyle müyesser kılacak O kişi Allah ve Rasûlünü sever, Allah ve Rasûlü de onu sever, buyurdu Bu yüce şerefin kime nasib olacağı bilinmediğinden, herkes o gece ümitle sabahlamıştı Hz Ali'nin gözlerinde şiddetli bir ağrı vardı Bu yüzden hiç kimsenin hatırından O geçmiyordu Sabah olunca Hz Peygamber (sas):

-Ali nerede? Bana O'nu çağırın, buyurdu

-Yâ Rasûlallah, gözleri ağrıyor, dediler ve yederek huzuruna getirdiler

Rasûl-i Ekrem (sas) duâ edip üfledi Hz Ali'nin gözleri derhal iyileşti, sanki hiç ağrımamış gibi oldu Sonra sancağı O'na verdi(279)

Hz Ali, Yahûdîleri önce İslâm'a çağırdı; kabûl etmediler Sulh teklifine de yanaşmayıp, savaşa devâm ettiler

İlk önce Merhab kaleden çıktı Kahramanlık şiirleri söyleyerek meydan okudu Karşısına çıkacak er diledi O'na karşı bizzât Hz Ali çıktı, kahramanca dövüşerek bu güçlü Yahûdîyi yere serdi Merhab öldürülünce, Yahûdîler fazla dayanamadılar Ümitsizliğe düşüp kaleyi teslim ettiler Böylece Hayber feth edildi; Hz Ali de Hayber Fâtihi oldu Savaş sırasında Yahûdîlerden 93 kişi ölmüştü, Müslümanlar ise 15 şehit vermişlerdi

d) Hayber Arâzisi

Savaş sonunda Hayber arâzisi, Müslümanların eline geçti Ancak Yahûdîler, bu topraklarda yarıcı olarak çalışmak istediler; istekleri kabûl edildi Bu sebeple Rasûlullah (sas) her yıl mahsûl zamanı Ravâhaoğlu Abdullah'ı Hayber'e gönderirdi Abdullah da mahsûlü iki eşit kısma böler, yarısını Yahûdîlere bırakır, diğer yarısını da Medine'ye götürürdü

Yahûdîler, Hz Ömer'in hilâfeti zamanına kadar yerlerinde kaldılar Hz Ömer'in hilâfetinde, Arabistan dışına çıkarıldılar

e) Hz Peygamber (sas)'i Zehirleme Teşebbüsü

Hz Peygamber (sas) fetihden sonra Hayber'de bir kaç gün daha kaldı Yahûdîler gördükleri insânî muâmeleye rağmen, hâince davranışlarından vazgeçmediler Rasûlullah (sas)'e suikast yapmayı plânladılar

Yahûdî reislerinden Hâris kızı Zeynep, bir ziyâfet hazırladı Rasûlullah (sas)'i de bazı arkadaşlarıyla birlikte yemeğe dâvet etti Fakat sofraya konulan koyun eti zehirliydi

Hz Peygamber (sas) durumu ilk lokmada anladı, çiğnediği parçayı ağzından çıkardı; ashâbına da yememelerini emretti Fakat, Berâ oğlu Bişr bir kaç lokma yemişti Rasulüllah (sas) bunu niçin yaptıklarını Yahûdîlere sorduğunda:

-Eğer yalancı isen, senden kurtuluruz, şayet hak peygamber isen, sana zarar vermez diye düşündük, diye, güya akıllıca bir cevap verdiler(280)

Zeynep de suçunu inkâr etmedi

-Babam, amcam, kocam ve kardeşlerim, hepsi savaşta öldüler İntikam için yaptım, dedi Rasûlullah (sas) şahsına karşı işlenen suçları affederdi Bu sebeple Zeynep'i cezâlandırmadı Ancak çok geçmeden zehirli etten yiyen Bişr ölünce, Zeynep de kısâs edilerek öldürülmüştür(281)

4- RASÛLÜLLAH (SAS)'IN HZ SAFİYYE İLE EVLENMESİ

Hayber esirleri arasında, Benî Nadîr reisi Ahtab oğlu Huyey'in kızı Safiyye de vardı Safiyye Hz Harun'un neslinden olup, annesi de Benî Kurayza reisinin kızıydı Hayber Yahûdîlerinin reisi Rabi' oğlu Kinâne ile evlenmişti Kocası savaşta ölmüş, kendisi esir düşmüştü Rasûl-i Ekrem (sas) O'nu Dihyetü'l-Kelbî'ye vermişti Ashâb bunu uygun bulmadılar:

-Hayber reisinin eşi Benî Kurayza ve Benî Nadîr'in en şerefli hanımının câriye olarak Dihye'ye verilmesi, Yahûdîler için son derece haysiyet kırıcı olur Bu sebeple Safiyye'yi ancak sizin nikâhlamanız uygun olur, dediler

Rasulüllah (sas) Dihye'ye başka bir câriye verdi Safiyye'yi azâd etti ve onunla evlendi(282) Böylece O'nun haysiyet ve şerefini korudu

5- FEDEK VE VÂDİ'L-KURÂ'NIN ALINMASI

Fedek, Medine'ye iki günlük mesâfede, akar suları ve hurmalıkları bol, zengin bir Yahûdî köyü idi Rasûlullah (sas), Hayber'in muhâsarası devam ederken, Fedeklileri, İslâm'a dâvet için bir elçi gönderdi Fedekliler, Müslümanlığı kabûl etmediler Topraklarımız sizin olsun, biz burada Hayberliler gibi, yarıcı olarak çalışalım, dediler İstekleri kabûl edildi

Vâdi'l-Kurâ ise, Hayber'le Medine arasında bir çok Yahûdî köyünün bulunduğu bir vâdi idi Buradaki Yahûdîler de çevredeki Arap kabîleleriyle anlaşarak, Müslümanlarla savaş için hazırlanıyorlardı Rasûlullah (sas)

Hayberden dönerken buraya uğrayıp onları da İslâm'a dâvet etti, kabûl etmediler, Müslümanlara ok yağdırarak savaşı başlattılar Dört gün süren çarpışma sonrasında yenik düştüler Hayber gibi, elde edecekleri mahsûlün yarısı kendilerinin olmak üzere, yerlerinde bırakıldılar

Devâmlı Müslümanlara düşmanlık besleyen Yahûdîlerin işi böylece tamamlanmış oldu Müslümanlar Safer ayında Medine'ye döndüler

Ele Geçen Arâzi

Müslümanların, düşmandan (kâfirlerden) savaşarak aldıkları mallara "ganimet" denir Ganimet malların, beşte dördü savaşa katılan mücâhidlere paylaştırılır Beşte biri ise beytü'l-mâl'e (Devlet Hazinesine) bırakılır(283) Düşmandan (Kâfirlerden) savaşmadan barış ve anlaşma yolu ile elde edilen mallara ise "fey" adı verilir Fey'in tamamı beyt'ül mâl'e aittir (284) Rasûlullah (sas) hayatta iken, Beytü'l-mâle âit malların tasarrufu O'na âitti

Bu sebeple savaşsız ele geçen Fedek arazisinin tamamı ile Hayber ve Vâdi'l-Kurâ topraklarının beşte biri Rasûlullah (sas)'ın emrine ayrıldı Beni Nadîr arâzisi de, daha önce böyle olmuştu(285) Hayber ve Vâdi'l-Kurâ'nın kalan arâzîsi, mücâhidlere verildi

6- HABEŞİSTAN GÖÇMENLERİNİN DÖNÜŞÜ

Habeşistan'a hicret etmiş bulunan Müslümanların 16 kişilik son kafilesi de, Hayber'in fethi sırasında döndü(286) Başlarında Hz Ali'nin kardeşi Câfer Tayyar vardı Rasûlullah (sas) son derece memnun oldu

-Hangisine sevineceğimi bilemiyorum, Hayber'in fethine mi, yoksa Câfer'in gelişine mi? buyurdu(287) Ganimetlerden onlara da hisse ayırdı(288)

7- KÂBE'Yİ ZİYARET (Umretü'l Kazâ)

(Zilkade 7 H/Mart 629 M)


"Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın"

(el-Bakara Sûresi, 196)

Hudeybiye anlaşmasına göre, Müslümanlar Kâbe'yi bir yıl sonra ziyâret edebileceklerdi Anlaşma gereğince üç günden fazla Mekke'de kalamayacaklardı Mekkeliler de bu esnâda, şehrin dışına çekileceklerdi

a) Bir Yıl Önce Edâ Edilemeyen Umre

Anlaşma'dan bir yıl sonra, Rasûlullah (sas), Hudeybiye'de bulunan Müslümanların, bir yıl önce edâ edemedikleri Umre'yi kazâ etmek üzere hazırlanmalarını emretti Hicretin 7'inci yılı zilkade ayında (Mart 629) Medine'den hareket edildi Hudeybiye'de bulunmayanlardan da katılanlar olduğu için, Kâbe'yi ziyârete gidenlerin sayısı 2000'i geçti

Müşrikler, Müslümanların geldiğini duyunca Mekke'yi boşalttılar Şehri çevreleyen yüksek tepelere kurdukları çadırlardan, Müslümanları merakla izlediler

Müslümanların Mekke'ye girişleri çok heyecanlı oldu Hz Peygamber (sas) devesi Kasva üzerinde ilerliyor, hep birden yüksek sesle, "Lebbeyk, Allahümme lebbeyk"(289) diye telbiye söylüyorlardı Uzaktan Kâbe görülünce "Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Lâilâhe illallâhü vallâhü ekber"(290) diye tekbir getirmeğe başladılar Yıllardan beri hasretini çektikleri Kâbe, işte şimdi karşılarındaydı Özellikle muhâcirler, yedi yıllık bir ayrılıştan sonra doğup büyüdükleri kutsal beldeye girerken ayrı bir heyecân duyuyorlardı

Kâbe, usûlüne göre tavâf edildi, etrafı yedi defa dolaşıldı (291) Safâ ve Merve tepeleri arasında sa'y yapıldı(292)

Müşriklerin ileri gelenleri, Dâru'n-nedve önünde toplanmışlar, Müslümanları seyrediyorlardı Aralarında:

-Medine'nin humması bunları zayıf düşürmüş diye konuşuyorlardı

Rasûlullah (sas)

Müslümanların zayıf ve güçsüz olmadıklarını göstermek istedi Sağ kolunu ihramın dışında tutup bâzûsunu şişirdi Tavafın ilk üç şavtını kısa adımlarla koşarak yaptı Ashâbına da böyle yapmalarını emretti(293) "Bu gün kendini onlara kuvvetli gösterene Allah rahmet etsin" buyurdu

Ertesi gün peygamber (sas) Efendimiz Kâbe'ye girdi Öğle vaktine kadar orada kaldı Kâbe hâlâ putlarla doluydu Habeşli Bilal, Kâbe'nin damına çıkarak öğle ezanını okudu Mekke ufukları "Allahü Ekber" sedâlarıyla çınladı Rasûlullah (sas)'ın arkasında, cemâatle namazlarını kıldılar

Daha sonra Müslümanlar tıraş olarak ihramdan çıktılar Bir sene önce eda edemedikleri umreyi kazâ etmiş oldular Rasûlullah (sas)'in rüyâsı ve ashabına müjdesi de böylece gerçekleşmiş oldu Bu sebeple, Hicretten sonra, müslümanların bu ilk Kâbe ziyâretine "Umretü'l-Kazâ (Kazâ Umresi) adı verilmiştir

b) Kazâ Umresi'nin Mekkeliler Üzerindeki Tesirleri

Müslümanlar, Hudeybiye Anlaşması uyarınca üç gün Mekke'de kaldıktan sonra, Medine'ye döndüler Bu esnâda, müşrikler, uzaktan uzağa Müslümanların bütün hallerini, davranışlarını merakla ve dikkatle izlediler Son derece kibâr ve nâzik,huzûr ve sükûn içinde kardeşçe geçinen insanlar olduklarını gördüler Ne içki içip sarhoş olan, ne başkasına saygısız davranan var Hepsi edepli, tertemiz, üstün ahlâklı insanlar Topluca ibâdet ediyorlar, oturup sohbet ediyorlar, birbirlerini sevip sayıyorlar, kimseye kötülük etmiyorlar, dâima Allah'a itâat içinde bulunuyorlar Evet, bunlar ne iyi insanlar

Müslümanların üstün meziyetleri, örnek davranış ve yaşayışları, Mekkeliler üzerinde büyük tesirler meydana getirdi Müslümanlık hakkındaki düşünceleri değişmeye başladı İçlerinde Müslüman olma arzusu belirenler bile oldu Kureyş'in ileri gelenlerinden Velîd oğlu Hâlid, Âs oğlu Amr,Talha oğlu Osman bunlardandı

8- RASÛLÜLLAH (SAS)'İN MEYMÛNE İLE EVLENMESİ

Hz Meymûne, Peygamber (sas) Efendimizin amcası Abbâs'ın eşi Ümmü'l-Fadl'ın kız kardeşidir Hâris el-Hilâliye'nin kızıdır Önce Amr oğlu Mes'ûd ile evlenmiş, sonra Adüluzza oğlu Ebû Rahm'in eşi iken dul kalmıştı Rasûllüllah (sas)'ın eşleri arasında bulunmak en büyük emeliydi Bu yüzden, külfetsiz ve mehirsiz olarak Rasûl-i Ekrem (sas)'in kendisini nikâhlamasını istiyordu(294) Hz Abbâs, dul baldızının isteğini Rasûlullah (sas)'a iletti Peygamber (sas) Efendimiz, şeref ve asâletine hürmet ederek, Hz Meymûne'nin teklifini kabûl buyurdu Kaza Umresi esnâsında ihramlı iken nikah edip, ihrâmdan çıktıktan sonra zifâf oldu(295)

Hz Meymûne, Rasûlullah (sas)'ın nikâhlandığı son eşidir Hicretin 51'inci yılı, hac dönüşünde, Mekke'ye 6 mil mesâfede "Serif" denilen yerde vefât etmiştir(296)

Teyze Anne Yerindedir

Hz Hamza'nın küçük kızı Umâme, (veya Umâre) Mekke'de kalmıştı Kazâ Umresi'nden Medine'ye dönerken, "amca, amca" diye Rasûlullah (sas)'in peşinden koştu Hz Ali onu kucaklayıp:

-Al, amcamızın kızı, diyerek eşi Hz Fâtıma'ya verdi Medine'ye varınca Hz Ali, Hz Câfer Tayyar ve Zeyd b Harise hepsi de çocuğun bakımının kendilerine verilmesini istemişlerdi Câfer Tayyar'ın eşi Esmâ,Ümâme'nin teyzesiydi Rasûlullah (sas):

-Teyze, anne yerindedir, buyurdu ve çocuğun bakımını ona verdi(297)

(262) Bkz el-Enbiyâ Sûresi, 107; Sebe' Sûresi, 28; el-A'raf Sûresi, 158; "Benden önceki peygamberler sadece kendi milletlerine gönderilmişti Ben ise bütün insanlara, peygamber olarak gönderildim" (el-Buhârî, 1/86 ve 1/113; Tecrid Tercemesi, 2/204 Hadis No:223)

(263) el-Buhârî, 1/24; Tecrid Tercemesi, 1/62 (Hadis No: 59)

Bu yüzük, Rasûlüllah (sas)'in vefâtından sonra, halifelikleri esnâsında Hz Ebû Bekir, Hz Ömer ve Hz Osman tarafından kullanıldı Hz Osman'ın parmağından Medine'de Eris kuyusuna düştü Kuyunun suyu tamamen boşaltıldığı halde bulunamadı (Abdurrahman Şeref, Zübdetü'l-Kısas, 1/153, İst 1315)

(264) Zâdü'l-Meâd, 1/60-63; (O devirde Bizans İmparatorlarına "Kayser", İran Şahinşah-larına "Kisrâ", Habeş krallarına "Necâşi", Mısır Meliklerine "Mukavkıs", Türk hükümdarlarına da "Hâkan" denirdi)

(265) el-Buhârî, 1/6; M Hamîdullah, el-Vesâiku's-Siyâsiyye, 109; Tecrid Tercemesi, 1/16; (Hadis No: 7); ve 12/414; Zâdü'l-Meâd, 3/126

(266) Bkz el-Buhârî, 1/5-7; Tecrid Tercemesi, 1/14-23 (Hadis No:7)

(267) Zâdü'l-Meâd, 3/127; el-Vesâiku's-Siyâsiyye, 140; Tecrid Tercemesi, 12/416; İbnül-Esîr, age, 2/213

(268) el-Buhârî, 1/23,3/225 ve 5/136; Tecrid Tercemesi, 1/61-63 (Hadis No: 58) ve 10/487 ve 12/417

(269) Zâdü'l -Meâd, 3/127; el-Vesâiku's-Siyâsiyye, 100; Tecrid Tercemesi, 12/418-419

(270) Zâdü'l-Meâd, 3/128; el-Vesâiku's-Siyâsiyye, 104; Tecrid Tercemesi, 12/420

(271) Zâdü'l -Meâd, 3/128;el-Vesâiku's-Siyâsiyye,135; Tecrid Tercemesi, 12/422

(272) Zâdü'l -Meâd, 3/129; el-Vesâiku's-Siyâsiyye, 136; Tecrid Tercemesi 12/424

(273) Zâdü'l-Meâd, 3/132-133; el-Vesâiku's-Siyâsiyye, 156; Tecrid Tercemesi, 12/425

(274) Zâdü'l-Meâd, 3/133; Tecrid Tercemesi, 12/426

(275) Zâdü'l-Meâd, 3/ 133-134;el-Vesâiku's-Siyâsiyye, 126; Tecrid Tercemesi, 12/427

(276) Yolda giderken, ashâb, yüksek sesle tekbir getiriyorlardı Rasûlüllah (sas): "Kendinize acıyın, siz ne sağıra, ne de gaibe sesleniyorsunuz, sizi iyi işiten ve çok yakın olan Allah'a duâ ediyorsunuz O her zaman sizinle beraberdir" buyurmuştur (Buhârî, 5/75; Tecrid Tercemesi, 10/285, (Hadis No: 1608)

(277) el-Buhârî, 5/73

(278) el-Buhârî, 5/73; Müslim, 2/1044 (Hadis No: 1428)

(279) el-Buhârî, 5/76; Tecrid Tercemesi, 10/302-303, 1617 numaralı hadisin izâhı

(280) el-Buhârî, 4/ 66; Tecrid Tercemesi, 8/531 (Hadis No: 1310)

(281) Tecrid Tercemesi, 8/534; İbnü'l-Esîr, age, 2/219-220

(282) Bkz el-Buhârî, 1/98 ve 2/1044; Tecrid Tercemesi, 2/248-257 (hadis No: 241) ve 10/272, 1612 numaralı hadisin izahı; Müslim, 2/1044

(283) el-Enfâl Sûresi, 41

(284) el-Enfâl Sûresi, 1; el-Haşr Sûresi, 6-7

(285) Tecrid Tercemesi, 10/306 ve ll/412-413, 8/273 (Hadis No: 1173)

(286) el-Buhârî, 5/80; Tecrid Tercemesi, 10/295 (Hadis No: 1615)

(287) M Zihni, el-Hakayık, 1/200; İbn Hişam, 4/3

(288) el-Buhârî, 5/81; Tecrid Tercemesi, 10/301 (Hadis No: 1617)

(289) Rabbım, dâvetine sözüm ve özümle tekrar-tekrar icâbet ettim Emrine boyun eğdim Rabb'ım emrine uymak boynumun borcudur, senin eşin ve ortağın yoktur Rabb'ım bütün varlığımla sana yöneldim Hamd senin, nimet senin, mülk de senin Bütün bunlarla eşin ve ortağın yoktur senin

(290) Allah büyüktür, Allah büyüktür Allah'tan başka kulluk edilecek hiç bir ilah yoktur Allah büyüktür, Allah büyüktür Hamd O'na mahsustur

(291) Hacer-i Esved'in bulunduğu köşeden başlayarak, Kâbe'nin etrafını 7 defa dolaşmağa "Tavâf" denir Her bir devire "şavt" adı verilir

(292) Mescid-i Harâm'ın doğusunda, Safa ve Merve adı verilen iki tepe arasında 4'ü gidiş 3'ü dönüş olmak üzere, 7 defa gidip gelmeğe "sa'y" denir

(293) el-Buhârî, 5/86; Tecrid Tercemesi, 10/308

Tavâfın ilk üç şavtında, erkeklerin kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve sür'atli yürümelerine, "remel" denir

İhrâmlı iken, ridâ denen örtünün bir ucunu sağ koltuğun altından geçirip sol omuzun üzerine atarak sağ omuz ve kolu, örtünün dışında bırakmağa "Iztıbâ" adı verilir Iztıbâ ve remel, peşinden sa'y yapılacak olan tavaflar da sünnettir

(294) Nefsini hibe eden Müslüman hanımları, mehirsiz olarak nikâhlaması, Ahzâb Sûresi'nin 50'inci âyetiyle Rasûlüllah (sas)'e helâl kılınmıştır

(295) el-Buhârî, 5/86; Tecrid Tercemesi 10/309 (Hadis No: 1618)

(296) Tecrid Tercemesi 10/310

(297) el-Buhârî, 5/85; Tecrid Tercemesi, 8/136-139 (Hadis No: 1158); Riyâzüs-Sâlihîn

Tercemesi, 1/365 (Hadis No: 333); Zâdü'l-Meâd, 2/369

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #26
Profil Bilgileri
Standart



HİCRETİN SEKİZİNCİ YILI (629-630 M)

1- MÛTE SAVAŞI (Cumâde'l-ûlâ 8 H/Eylül 629 M)

a) Savaşın Sebebi

Mûte Savaşı, Müslümanlarla Hristiyanlar (Rumlar ve Hristiyan Araplar) arasında yapılan ilk savaştır Sebebi, Rasûlüllah (sas)'in elçisinin öldürülmesidir

Rasûlüllah (sas), İslâm'a dâvet için hükümdarlara elçilerle mektuplar gönderdiği sırada, Sûriye'de Busrâ (şimdiki Havran) Emîri Şürahbil'e de Hâris b Umeyr ile bir mektup göndermişti Gassânî Araplarından Şürahbil, Hristiyandı Bizans'ın himayesinde bulunuyordu

Hâris, Şürahbil'e, Kudüs'ün iki konak güneyinde, bulunan Mûte kasabasında rastladı Elçi olduğunu söyleyerek Hz Peygamber (sas)'in mektubunu verdi Fakat, Şürahbil, devletler arası hukuk kurallarını çiğnedi, Rasûlüllah (sas) elçisini öldürttü

Şimdiye kadar Hz Peygamber (sas)'in elçilerinden hiçbiri öldürülmemişti Bir elçinin öldürülmesi, tarih boyunca bütün toplumlarda insanlığa ve hukuk kurallarına aykırı bir davranış sayıldığı gibi, gönderene de en büyük hakaret ve meydan okuma demekti Bu sebeple Rasûlullah (sas) üç bin kişilik bir kuvvet hazırlayarak, azadlı kölesi Hârise oğlu Zeyd'in komutasında yola çıkardı(298) Elçi Umeyr oğlu Hâris'in şehid edildiği Mûte'ye kadar gidilmesini, Şürahbil ve maiyetinin İslâm'a dâvet edilmesini, kabûl etmezlerse savaşılmasını emretti(299) "Kadınları, ************************************************** ******************** yaşlıları öldürmeyin Evleri yıkıp hârap etmeyin, ağaçları kesip, tahribâtta bulunmayın!" dedi Orduyu "Seniyyetü'l-vedâ" denilen ayrılık tepesi'ne kadar uğurlayan Hz Peygamber (sas):

- "Zeyd şehid olursa, komutanlığı Câfer alsın; Câfer de şehit düşerse, Ravâha oğlu Abdullah komutan olsun" buyurdu(300)

b) İki Tarafın Durumu ve Aradaki Eşitsizlik

Müslüman ordusunun hareketini Şürahbil duydu Derhal Lahm, Cüzâm, Kayn, Belkın, Behrâ gibi Hristiyan Arap kabîlelerinden büyük bir kuvvet hazırladı Ayrıca durumu Bizans İmparatoruna bildirerek, ondan da yardım istedi Böylece Şürahbil, 200 bin kişilik büyük bir ordu topladı Bunun 100 bini Rumlardan, 100 bini de Hristiyan Araplardan meydana gelmişti (301) İmparator Hirakl de işi önemseyerek, Belkadaki Meab şehrine kadar geldi

Müslümanlar, ancak Sûriye topraklarına girdikten sonra düşmanın gücü ve hazırlıkları hakkında bilgi edinebildiler

İki taraf arasında gerek sayı, gerek silah ve teçhizât bakımından korkunç bir fark vardı Tarihte, iki taraf arasında böylesine ölçüsüz bir fark görülmemiştir 200 bin (bazı rivâyetlerde 100 bin) kişilik bir kuvvet karşısında üç bin mücâhid ne yapabilirdi? Fakat, savaşmadan geri dönülemezdi Komutan Zeyd, Maan'da, Mücâhidlerin ileri gelenleriyle toplanıp durumu istişâre etti Acaba, durumu Rasûlüllah (sas)'e bildirip alınacak cevâba göre mi hareket edilmeliydi? Fakat, Ravâhaoğlu Abdullah bütün tereddütleri giderdi

- Arkadaşlar, çekindiğimiz şey, ele geçirmek için yola çıktığımız şeydir, yani şehid olmaktır Dinimizi yüceltmek için savaşalım Yâ şehid, ya gazi olacağız Bunun ikisi de güzel değil mi ?(302) dedi

Abdullah'ın konuşması mücâhitlerin maneviyâtını yükseltti Hepsi de:

- Ravâhaoğlu doğru söylüyor Savaşmalıyız, dediler

c) Komutanlar Sırayla Şehâdet Şerbetini İçtiler

İki ordu Mûte'de karşılaştı Zeyd, sancak elinde, ileri atıldı Kahramanca çarpıştı, ölümden yılmadığını gösterdi Fakat düşman mızraklarının arasında şehid düşdü(303)

Zeyd şehid olunca, sancağı hemen Câfer aldı Emsâlsiz kahramanlıklar gösterdi Önce sağ eli kesildi, sancağı sol eliyle tuttu Sol eli de kesilince, kollarıyla sancağa sarıldı Pek çok yara aldığı halde son nefesine kadar sancağı bırakmadı Nihâyet o da şehid oldu(304)

Câferden sonra sancağı Ravâhaoğlu Abdullah aldı O da şiirler söyleyerek, kahramanca savaştı Vücudu delik deşik oldu Sonunda o da şehid oldu

d) Hâlid b Velîd'in Üstün Mahâreti

Râvâhaoğlu da şehid olunca, asker komutansız kaldı, umûmî bir panik başladı Dağılan askerin kaçışını Velîdoğlu Hâlid önledi Mücâhidler, Hâlid'in etrâfında yeniden toplandılar Hâlid komutayı aldı, sancak elinde akşama kadar çarpıştı O gün elinde tam dokuz kılıç parçalandı(305) Bu Müslüman olduktan sonra Hâlid'in katıldığı ilk savaştı

Gece olunca, Hâlid askeri yeniden tertipledi Öndekileri arkaya, arkadakileri öne, sağdakileri sola, soldakileri sağa aldı Böylece düşmana, yardım için yeni kuvvetler gelmiş intibâını verdi Sabah olunca da ansızın şiddetli bir hücuma geçerek, düşmanı bozguna uğrattı Bu fırsattan yararlanarak, askerini ustalıkla geri çekti Büyük bir kayba uğramadan Medine'ye döndü İslâm ordusunu korkunç bir felâketten kurtardı

200 bin kişiye karşı yapılan bu çetin savaşta, Müslümanlar sadece 12 şehid vermişlerdi Bu durum, komutanların savaşı çok başarılı idâre etmeleri ve canlarını fedâ etmekten çekinmemelerinin bir sonucuydu

e) Rasûlüllah (sas)'in Medine'den Savaşı Seyretmesi

Rasûlüllah (sas) savaşın bütün safhalarını, Medine'ye henüz hiç bir haber ulaşmadan, ashâbına bildirmişti

Cenab-ı Hakk, zaman, mekân ve mesâfe kavramlarını kaldırarak, sevgili Peygamberine savaş meydanını olduğu gibi göstermişti Mescid-i Nebî'de minber üzerine oturmuş bulunan Allah Rasûlü (sas) gözlerinden yaşlar akarak:

-İşte sancağı Zeyd aldı, Zeyd vuruldu, şehid düştü Sonra Câfer aldı, O' da şehid oldu Sonra Ravâhaoğlu aldı, O 'da şehid oldu En sonunda sancağı, Allah'ın kılıçlarından bir kılıç, Velîdoğlu Hâlid aldı Allah O'na fethi müyesser kıldı, buyurdu (306)

Rasûlüllah (sas), Zeyd, Câfer ve Abdullah'ın şehid düştüklerini haber verdikçe, her biri için istiğfâr etmiş ve Cennete girdiklerini de müjdelemişti(307) Sancağı Hâlid alınca ise:

-Allah'ım, Hâlid senin kılıçlarından bir kılçtır Sen O'na nusret ihsan buyur, diye duâ etmişti(308) Bundan sonra Hâlid'e "Seyfullah" (Allah'ın kılıcı) denildi(309)

Câferin şehâdet haberini duyunca, âilesi feryâda başladılar Rasûlüllah (sas)'de son derece üzgündü Çok sevdiği, en değerli arkadaşlarını kaybetmişti Câfer'in âilesini teselli etti Acılıdırlar, yemek yapamazlar, diye evine yemek gönderdi

-Allah Câfer'e, Mûte'de kesilen iki koluna bedel, iki kanat verdi O'nu Cennet'te meleklerle birlikte uçuyor gördüm, diye müjdeledi(310) Bu sebeple Câfer, bundan sonra Câfer Tayyâr diye anıldı

2- ZÂTÜ'S-SELASÎL SAVAŞI (Cumâde'l-âhir 8 H/629 M)

Kudâa kabîlesi'nin Uzre ve Belî kolları, Medine hayvanlarını yağmalamak üzere, Vâdi'l-Kurâ yakınlarında toplanmışlardı Rasûlüllah (sas) durumdan haberdâr olunca, bunların üzerine Amr b As (Âs oğlu Amr) komutasında 30'u atlı 300 kişilik bir seriyye gönderdi Bunlar arasında Sa'd b Ebî Vakkas, Üseyd b Hudayr, Sa'd b Ubâde, Sâid b Zeyd, Âmir b Rabîa gibi ensâr ve muhâcirlerden ileri gelen kimseler de vardı

Amr b Âs ashâbın büyüklerinden değildi Henüz bir yıl kadar önce Müslüman olmuştu Fakat dedesi Vâil'in annesi Belî kabîlesinden olduğu için Amr'ın bu kabîle ile ilgisi vardı Amr, aynı zamanda savaş usûlünü iyi bilen, son derece zekî bir kimse idi Bu sebeple Rasûlüllah (sas), komutanlığa O'nu seçmişti

Amr, Vâdi'l-Kurâ civarında Selâsil suyu'na varınca, düşmanın sayıca üstün olduğunu öğrendi Burada konaklayarak, bir haberci ile Rasûlüllah (sas)'den yardım istedi Rasûlüllah (sas)'de Ebû Ubeyde b Cerrâh komutasında 200 kişilik ek kuvvet gönderdi Hz Ebû Bekir ve Hz Ömer de bunlar arasındaydı Rasûl-i Ekrem (sas) Ebû Ubeyde'yi gönderirken:

- Ayrılığa düşmeyin, işbirliği yapın, buyurmuştu Amr b Âs, Ebû Ubeyde'nin, askerlere imâm olarak namaz kıldırmasına itirâz etti

- Sen bana yardıma geldin, kumandan benim, namazda ben imam olacağım, dedi

Ebû Ubeyde yumuşak tabiatlı bir zâttı, hiç itirâz etmedi

- Yâ Amr, Rasûlullah (sas) Efendimiz, ihtilâfa düşmememizi emretti Sen bana uymazsan, ben sana uyarım, telâşa gerek yok, diye cevâp verdi Amr bütün Müslümanlara sefer süresince imam olup namaz kıldırdı Böylece Hz Ömer ve Hz Ebûbekir de Amr'ın idâresine girmiş oldular Oysa Rasûlüllah (sas) Amr'ı ilk 300 kişiye; Ebû Ubeyde'yi de 200 kişiye kumandan tâyin etmişti Ebû Ubeyde'yi Amr'ın emrine değil, yardımına göndermişt(311)

Amr, düşmana yaklaşınca gerekli tedbirleri aldı Hava çok soğuk ve sert olduğu halde, gece ateş yakmayı yasakladı "Kim ateş yakarsa, onu yaktığı eteşin içine atarım," diye tehdit etti Asker, soğuktan Ebû Bekir ve Ömer'e başvurdular Hz Ömer:

- Bu nasıl şey, herkesi soğuktan kıracak mı? diye Amr'a haber gönderdi Amr b Âs:

- Yâ Ömer, sen bana itâatle memûrsun, İşime karışma, diye , cevâp verdi Hz Ebû Bekir de:

Rasûlüllah (sas) O'nu savaş usûlünü iyi bildiği için kumandan yaptı Madem ki kumandan O'dur, işine karışmamak gerekir, dedi Böylece gece soğukta geçirildi Çünkü ateş yakılsaydı, düşman Müslümanların azlığını öğrenecekti

Amr, plânını kimseye söylemedi Sabaha karşı, alaca karanlıkta ansızın düşman üzerine hücûma geçti ve savaşı kazandı Düşman pek çok ganimet bırakarak kaçtı Ashâb, düşmanın peşini tâkibetmek istedilerse de Amr buna da izin vermedi Bir kaç gün orada kalıp etraftaki ganimet hayvan sürülerini topladıktan sonra, Medine'ye döndü

Sefer esnâsında Amr b Âs ihtilâm olmuş, hava soğuk olduğu için gusletmeyerek teyemmümle namaz kıldırmıştı(312) Dönüşte ashâb, Rasûlüllah (sas)'e, Amr b Âs'tan:

1- Hava çok soğuk olduğu halde, gece ateş yaktırmadı,

2- Galip geldiğimiz halde düşmanı tâkip ettirmedi,

3- Su bulunduğu halde gusletmeyip, teyemmümle namaz kıldırdı, diye şikâyette bulundular

Amr bu şikâyetlere karşı:

1- Sayımızın az olduğunu düşman anlamasın diye ateş yaktırmadım

2- Yardım için kuvet gönderebileceği düşüncesiyle düşmanı tâkip ettirmedim

3- Soğukta yıkanmak tehlikeli olduğu ve Cenâb-ı Hakk "Elinizle kendinizi tehlikeye atmayın" (ElBakara Sûresi, l95) "Kendinizi öldürmeyin Şüphesiz Allah size acımaktadır" (en-Nisâ Sûresi, 29) buyurduğu için gusletmeyip teyemmüm yaptım, diye cevâp verdi

Rasûlüllah (sas) Amr'ın cevâplarını tebessümle karşıladı (313)

Amr b Âs, henüz yeni müslüman olduğu halde, ashâbın büyüklerinin de bulunduğu bir orduya kumandan tâyin edilmesinden dolayı gururlanmıştı Savaşı da kazanarak dönünce, Rasûlüllah (sas)'in yanındaki derece ve itibârını öğrenmek istedi Rasûl-i Ekrem (sas)'e:

- En çok kimi seversiniz? diye sordu Rasûlüllah (sas)

Âişe'yi diye cevâp verdi

- Sonra kimi?

- Âişe'nin babasını, Ebû Bekir'i

- Sonra kimi?

- Ömer'i

Amr, en sonraya kendisinin kalacağından korkarak daha fazla sormaktan vazgeçti(314)

(298) Orduda ensâr ve muhâcirlerin ileri gelenleri de vardı Azadlı bir köle hepsine komutan olmuştu Bu olay İslâm'daki ehliyet ve eşitlik uygulamasının canlı örneklerinden biridir

(299) Tecrid Tercemesi, 10/312

(300) el-Buhârî, 5/87; İbnü'l-Esîr, age, 2/234; Tecrid Tercemesi, 10/313 (Hadis No: 1619)

(301) el-Buhârî, 5/87; İbnü'l-Esîr age, 2/234-235; Tecrid Tercemesi, 4/541, (Hadis No: 644'ün izâhı)

(302) Zâdü'l-Meâd, 2/375; İbnü'l-Esîr, age, 2/235; İbn Hişâm, 4/17

(303) Zeyd, ilk Müslümanlardandır Rasûlüllah (sas) onu çok severdi Bedir'den itibâren bütün savaşlarda bulunmuştu Ashâbdan Kur'ân-ı Kerim'de ismi geçen, sadece Zeyd'dir (Ahzâb Sûresi, 37)

(304) Câfer, Rasûlüllah (sas)'ın çok sevdiği hâmî amcası Ebû Tâlib'in büyük oğludur Hz Ali'den 10 yaş büyüktür İkinci Habeşistan hicretinde, kafileye başkanlık etmiş, Hayber'in fethedildiği gün Medine'ye dönmüştü Savaşta 90'dan çok yara almıştır Bunlardan 50'si ön tarafındaydı (el-Buhârî, 5/86-87; Tecrid Tercemesi, 10/313; Hadis No:1619)

(305) el-Buhârî, 5/87; Tecrid Tercemesi, 4/394 ve 10/315

(306) el-Buhârî, 2/72 ve 5/87; Tecrid Tercemesi, 4/391 (Hadis No: 623) ve 10/315; İbnü'l-Esîr, age, 2/237

(307) İbnü'l -Esîr age, 2/273; Tecrid Tercemesi, 4/393

(308) Tecrid Tercemesi, 10/315

(309) İbnü'l-Esîr, age, 2/238

(310) İbnü'l-Esîr, age, 2/238; M Zihni Efendi, el-Hakayık, 1/201, İst 1310

(311) İbn Hişâm,4/272; Zâdü'l-Meâd, 2/378; İbnü'l-Esir, age, 2/232

(312) Ebû Hanife ve Ebû Yûsuf'a göre abdest alan kimselerin teyemmüm yapana iktidâsı câizdir İmâm Muhammed'e göre abdestlinin teyemmümlüye uyması câiz değildir İhtilâf, halefiyyet su ile topraktan ibâret iki âlet arasında mıdır? Yoksa Abdest ve teyemmümden ibâret iki temizlik arasında mıdır? meselesinden doğmaktadır

Ebû Hanîfe ve Ebû Yusuf'a göre, halefiyyet su ile toprak arasındadır

İmâm Muhammed'e göre ise, iki temizlik (abdest ve teyemmüm) arasındadır Abdestli teyemmümlüye uyarsa, kuvvetli zayıfa binâ edilmiş olur Oysa imâm muktediden hâlen ednâ olmamalıdır Abdest aslî temizlik, teyemmüm ise zarûri temizliktir Aslî tahâret yapmış olan kimse zarûri tahâret yapmış olandan hâlen daha kuvvetlidir (Bkz Mehmet Zihni Efendi, Kitabü's-Salat,210-211, İst 1326)

(313) Zâdü'l-Meâd, 2/379; Târih-i Din-i İslâm, 3/406

(314) el-Buhârî, 5/113; el-Câmiu's Sagîr Şerhi Feyzü'l-Kadîr, 1/168 (Hadis No: 205); Târih-i Din-i İslâm, 3/407

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #27
Profil Bilgileri
Standart



MEKKE'NİN FETHİ

"Biz sana apaçık bir fetih ve zafer sağladık

(el-Feth Sûresi, 1)

a) Hudeybiye Muâhedesinin Bozulması

Hudeybiye Barış Anlaşması, Müslümanlarla Kureyş arasında yapılmıştı Anlaşma şartlarına göre, diğer Arap kabîleleri, iki taraftan birinin himâyesine girmekte, anlaşıp birleşmekte serbesttiler Buna göre, Huzâa kabîlesi, Müslümanların Benî Bekir (Bekir oğulları) kabîlesi de Kureyş'in himâyesine girmişti

Hicretin 8'inci yılı Şaban ayında, Benî Bekir kabîlesi, Peygamberimizin himâyesinde bulunan Huzâa kabîlesine ansızın bir gece baskını yaptı Esâsen iki kabîle arasında öteden beri düşmanlık vardı Bu baskında Benî Bekir, Kureyşten yardım ve teşvik görmüş, hatta İkrime, Safvân ve Süheyl gibi ileri gelen bir kısım Kureyş gençleri baskında bizzat bulunmuşlardı Baskın sonunda Huzâalılardan 23 kişi ölmüş, sağ kalanlar Harem-i Şerîf'e sığınarak kurtulabilmişlerdi

Bu olay üzerine Huzâalılar, 40 kişilik bir heyetle Medine'ye geldiler Rasûlüllah (sas)'a durumu anlatıp yardımını istediler

Huzâalılarla Müslümanlar arasında ötedenberi dostluk vardı Bu dostluğun temeli, İslâm'dan öncesine kadar uzanıyordu Bu sebeple Huzâalılar, Müslümanlarla ilgili, Mekke'de olup biten her şeyi Rasûlüllah (sas)'a gizlice bildirirlerdi Hendek Savaşı hazırlığını da onlar haber vermişlerdi

Huzâa kabilesine yapılanlardan, Rasûlüllah (sas) son derece üzüldü Kendilerine yardım edeceğini va'detti Kureyş'e derhal bir elçi göndererek:

Öldürülen Huzâalılardan diyetlerinin ödenmesini, veya

Benî Bekir Kabîlesinin himâyesinden vazgeçilmesini istedi

İki şarttan biri kabûl edilmediği takdirde, Hudeybiye Anlaşmasının bozulmuş sayılacağını, bildirdi

Kureyşliler, ilk iki şartı kabûl etmeyip Hudeybiye anlaşmasını bozduklarını bildirdiler Daha önce fiilen bozdukları antlaşmayı, böylece resmen de bozmuş oldular

b) Kureyş'in Barışı Yenileme Teşebbüsü

Kureyşliler, bir müddet sonra hatalarını anladılar Alaşmayı bozduklarına pişmân oldular Derhal anlaşmayı yenilemek ve barış süresini uzatmak üzere Ebû Süfyân'ı Medine'ye yolladılar

Ebû Süfyân, Medine'de önce, Rasûlüllah (sas)'ın zevcelerinden kızı Ümmü Habîbe'ye gitti Oturacağı sırada, Ümmü Habîbe minderi topladı Halbuki evde üzerine oturulacak başka bir şey yoktu Ebû Süfyân sordu:

- Kızım, minderi mi benden esirgiyorsun, yoksa beni mi minderden? Kızı cevap verdi:

- Bu, Rasûlüllah (sas)'e âittir Sen ise müşriksin, pissin Bu yüzden üzerine oturmanı istemedim(315)

Ebû Süfyân, daha sonra Rasûlüllah (sas)'e başvurdu Olumlu bir sonuç alamadı Başta Hz Ebû Bekir, Hz Ömer olmak üzere ashâbın ileri gelenleriyle bir bir görüştü, barışın yenilenmesi için desteklerini istedi Hz Fâtıma'yı ziyâret ederek O'ndan yardım bekledi Fakat bütün gayretleri boşa çıktı; hiç bir netice elde edemedi Eli boş dönmek istemiyordu Hz Ali'nin tavsiyesine uymaktan başka çâre yoktu Mescide geldi:

- Ey nâs, ben her iki tarafı da himâyeme alarak, Hudeybiye barışını yeniliyorum Sanırım, kimse benim ahdimi bozmaz dedi Fakat, kimseden cevâp alamadı Devesine bindi, ümitsiz olarak Mekke'nin yolunu tuttu Bir işâretle bütün Mekke'yi harekete geçiren Ebû Süfyan, Medine'de kimseye sözünü dinletememiş, öz kızına bile merâmını anlatamamıştı

Dönüşünde olup bitenleri olduğu gibi Mekkelilere anlattı Onun sözlerini dinleyenler:

- Yazık, sen hiç bir şey yapmamışsın Bize barış haberi getirmedin ki, güven içinde olalım, Savaş haberi getirmedin ki, hazırlanalım Ali seninle alay etmiş Senin tek başına ilân ettiğin barış neye yarar, dediler(316)

c) Fetih Hazırlığı

Ebû Süfyan Mekke'ye döndükten sonra Rasûlüllah (sas)gizlice fetih hazırlığına başladı Ashâbına sefer için hazırlanmalarını emretti Ayrıca, Gıfâr, Eslem, Eşca' Müzeyne, Cüheyne, Süleym gibi, kendisine bağlı kabîlelere haber salarak Ramazan'ın ilk günlerinde Medine'de toplanmalarını istedi

Rasûlüllah (sas),Mekke'nin kan dökülmeden fethedilmesini istiyordu Kureyş savunma için hazırlık yapar da karşı koyarsa, kan dökülürdü Bu yüzden hazırlıklar son derece gizli tutuldu Mekke ile Medine arasındaki bütün yollar kesildi Bu vazife Huzâa kabilesine verildi İki taraf arasında sanki kuş uçmuyordu Bu arada dikkatlerin başka yöne çekilmesi için Necid tarafına bir de seriyye göndermişti

d) Ebû Beltea oğlu Hâtıb'ın Kureyş'e Yazdığı Mektup

Ancak ashabtan Ebû Beltea oğlu Hâtıb, durumdan Kureyş'i haberdar etmek istemiş, bir mektup yazarak gizlice Mekke'ye göndermişti Hz Peygamber (sas), İlâhî vahiy ile bunu öğrendi Hemen Hz Ali ile iki arkadaşını görevlendirdi

- Hah bostanına kadar gidin, orada, mahfe içinde yolcu bir kadın bulacaksınız Yanında bir mektup var, onu alıp getirin,buyurdu

Kadın önce inkâr etti, fakat, "seni şimdi çırılçıplak soyar, her tarafını ararız", deyince, çâresiz mektubu saçının hotozu arasından çıkardı(317)

Mektupta, Rasûlüllah (sas)'ın önüne durulamaycak bir ordu ile Mekke üzerine yürüyeceği bildiriliyordu Herkes şaşırıp kaldı, çünkü Hâtıb'dan böyle bir şeyi kimse beklemiyordu Rasûlüllah (sas) bir hey'et önünde Hatıb'ı sorguya çekti

- Ey Hâtıb, bu ne iş, niçin bunu yaptın, diye sordu Hâtıb:

- Ya Rasûlüllah hakkımda karar vermekte acele etmeyin Ben Kureyş'e anlaşarak bağlı bir kimseyim, fakat hiç bir zaman onların mahremi olmadım Yanınızdaki muhacir kardeşlerimin, Mekke'de âilesini ve mallarını koruyacak yakınları var, benimse kimsem yok Mekkelilerden nimetdârlar kazanarak âilemi korumak istemiştim Bu işi dinimden dönmek için yapmadım, ben Müslüman olduktan sonra, kat'iyyen küfre razı olmam, diye kendini savundu Hz Ömer, dayanamayıp:

- Yâ Rasûlallah, izin ver de şu münâfığın boynunu vurayım, demişti Fakat, Rasûlüllah (sas) Hâtıb'ın suçunu bağışladı

- Yâ Ömer, Hâtıb Bedir Gazası'nda bulundu, ne bilirsin belki de Cenâb-ı Hak Bedir ehline: "Bundan böyle istediğinizi yapın, sizi bağışladım" demiş olabilir, buyurdu

Fakat bu olayla ilgili olarak:

"Ey inananlar, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin Onlar, size gelen hakkı tanımadıkları ve Rabbımız olan Allah'a inandığınız için peygamberi de sizi de (yurdunuzdan) çıkardıkları halde onlara sevgi (mi) gösteriyorsunuz? Siz benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için (yurdunuzdan) çıkmışsanız, ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bildiğim halde, nasıl olur da onlara sevgi gösterirsiniz İçinizden her kim bunu yaparsa, doğru yoldan sapmış olur" (el-Mümtehine Sûresi, 1) anlamındaki âyet-i kerime indirilmiştir(318)

e) Mekke'ye Yürüyüş

Müslümanlığın temeli, "Tevhid İnancı" dır Tevhid İnancı'nın, yeryüzünde en büyük âbidesi, Mekke'deki Kâbe'dir Ancak bu kutsal yer, putlarla doldurulmuş, putperestliğin merkezi hâline getirilmişti İslâm güneşi doğalı 20 yıl olmuştu Artık, Mekke'nin şirkten kurtulması, Kâbe'nin putlardan temizlenmesi gerekiyordu

Rasûlüllah (sas), Hicretin 8'inci yılı, Ramazan'ın 10'uncu Pazartesi günü 10 bin kişilik muazzam bir ordu ile Medine'den çıktı(319) (1 Ocak 630) Yolda katılan birliklerle, ordunun sayısı daha sonra 12 bine yükselmişti(320) O gün Rasûlüllah (sas) ve ashâbı oruçluydu Yola çıktıktan sonra oruçlarını bozdular (321)

Rasûlüllah (sas)'ın amcası Abbâs Müslüman olmuş, fakat Müslümanlığını gizliyerek Mekkede müşrikler arasında kalmıştı Böylece Mekke'deki haberleri gizlice Rasûlüllah (sas)'e ulaştırıyordu Artık Mekke'de yapılacak iş kalmamıştı Hîcret için Mekke'den çıktı, fakat yarı yolda Fetih Ordusuyla karşılaştı Eşyâsını çocuklarıyla Medine'ye gönderip O da orduya katıldı Rasûlüllah (sas) Abbâs'ın gelişinden memnun oldu

- Peygamberlerin sonuncusu ben oldum, muhâcirlerin sonuncusu da sen; diye iltifatta bulundu

Mekke'ye bir konak (yaklaşık 16 km) mesâfede "Merru'z-zahrân" denilen yerde karargâh kuruldu Rasûlüllah (sas), ortalık kararınca burada ordu mevcûdunun sayısınca ateş yakılmasını emretti Böylece, ordunun haşmetini Kureyş'e göstermek istiyordu

Yollar iyice tutulduğu için, İslâm ordusu Merru'zahrân'a gelinceye kadar Mekkeliler hiç bir haber alamamışlardı Müslümanların yaklaştığını duyunca ne yapacaklarını şaşırdılar Ebû Süfyân durumu anlamak, Müslümanlar hakkında bilgi edinmek istiyordu Yanına bir kaç kişi alarak, Mekke'den çıktı Uzakta yanmakta olan ateşler, hacıların, Arafatta arefe gecesi yaktıkları ateşlere benziyordu Merakla ateşlere doğru ilerledikleri sırada Rasûlüllah (sas)'ın muhâfızları tarafından yakalanarak Peygamber Efendimizin huzûruna getirildiler, Rasûlüllah (sas)'a karşı en çok kin besleyen Mekke'nin resi Ebû Süfyân burada müslüman oldu Artık Mekke fethedilmiş demekti Belki hiç mukavemet görülmeyecekti Hz Abbâs:

- Yâ Rasûlallah, Ebû Süfyân övünmeyi sever, iftihâr edebileceği bir lütufta bulunsanız, demişti Rasûl-i Ekrem:

- Her kim Ebû Süfyân'ın evine girerse, emniyettedir Her kim kendi evine kapanır, ordumuza karşı koymazsa, emniyettedir Her kim Harem-i Şerîf'e girerse, emniyettedir Ebû Süfyân bunu ilân etsin, buyurdu(322) Daha dün, İslâm düşmanlarının lideri olan kişi, bugün Rasûlüllah'ın emirlerini tebliğ etmekle iftihâr edecek, şeref kazanacaktı

Merru'z-zahrân'dan hareket edileceği sıra Rasûlüllah (sas) Hz Abbas'a:

- Ebû Süfyân'ı yolun dar bir yerine götür, İslâm ordusunun ihtişâmını görsün, diye emretti

Hz Abbâs, Ebû Süfyân'ı, ordunun geçeceği dar bir geçit yerine oturttu Mücâhidler sırayla alay alay Ebû Süfyân'ın önünden geçtikçe Ebû Süfyân'ın yüreği burkuluyor, geçen her kafilenin hangi kabîle olduğunu soruyordu Hz Abbâs:

- Bunlar Gıfâr kabîlesi, şunlar Cüheyne diye geçen kabîleleri bir bir anlattıkça Ebû Süfyân:

- Şaşılacak şey, bunlarla benim aramda ne düşmanlık var ki , buraya kadar gelmişler, diye hayretini ifâde ediyordu Bir ara:

- Yâ Abbâs, kardeşinin oğlunun saltanatı ne kadar da büyümüş, dedi Hz Abbâs:

- Hayır, bu saltanat değil, nübüvvettir, diye cevâp verdi

Nihâyet, Ebû Süfyân'ın daha önce benzerini görmediği bir birlik geçti Bunlar, ensârdı Başlarında Sa'd b Ubâde sancağı taşıyordu Son gelen birlik, sayıca hepsinden azdı Bu birlikte Rasûlüllah (sas) ile ensar ve muhâcirlerden en yakın arkadaşları vardı Rasûlüllah (sas)'in sancağını Avvâm oğlu Zübeyr taşıyordu

Ensâr alayı, Uhud ve Hendek Savaşları'nda müşrik ordusunun başkomutanı Ebû Süfyân'ın önünden geçerken Sa'd b Ubâde:

- Ey Ebû Süfyân, bugün en büyük kıtal günüdür, bu gün Kâbe'de kan dökmenin helal kılındığı gündür, demişti Ebû Süfyân Sa'd'ın sözlerini Rasûlüllah (sas)'a nakletti Hz Rasûlüllah (sas):

- Sa'd yanlış söylemiş, bugün Cenab-ı Hakk'ın Kâbe'yi yücelteceği gündür Bugün Kâbe'nin tevhid elbisesine bürüneceği gündür, buyurdu(323) Sa'd'ın kan dökmesinden endişelendiği için, hemen Hz Ali'yi gönderdi, ensâr sancağının Sa'd'dan alınıp oğlu Kays'a verilmesini emretti(324)

Müslüman mücâhidlerin geçit resmini baştan sona seyreden Ebû Süfyân, Mekke'nin tesliminden başka çâre olmadığını anladı Hz Abbas'tan ayrılarak, hemen Mekke'ye döndü Harem-i Şerif'e vardı