Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Peygamber Efendimiz (S.A.V)

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Hz. Muhammed (S.A.S.) Efendimizin Hayatı(yazı) ile ilgili Benzer Konular
1841 Kez Görüntülendi

Peygamer Efendimizin Hayatı Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimizin İşaret Ettiği Uzaylılar Mı ? Uzay
Hz.Muhammed(s.a.v) Efendimizin Hayatımıza Yön Veren Hadisleri‏ Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimizin Hayatı Dini Programlar

Dört şey vardır ki, dört şeyle tamam olur :) | Peygamberlerin Sıfat ve Faziletlerinden Bazıları
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 18-06-2006   #31
Profil Bilgileri
Standart

ile ilgili Dördüncü sayfa forumalev.net


HİCRETİN DOKUZUNCU YILI

ELÇİLER YILI (Senetü'l-vüfûd)

"Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip,insanların akın akın Allah'ın dînine girdiklerini görünce; Rabbını överek tesbih et; O'ndan bağışlanma dile Çünkü O, tevbeleri dâima kabûl edendir"

(en-Nasr Sûresi, 1-3)

Arabların, Hz İbrâhim'in soyundan gelmeleri ve Kâbe'nin muhâfızı olmaları sebebiyle Kureyş'e büyük saygı ve bağlılıkları vardı Hudeybiye Barış Anlaşmasıyla, Kureyş tarafından Müslümanların siyâsi varlığı tanınınca, Arap kabîleleri Medine'ye sefâret hey'etleri göndermeğe başlamışlardı Hicretin 8'inci yılında, puta tapıcı müşrik Arapların din merkezi olan Mekke fethedilmiş, Kureyş Kabîlesi Müslüman olmuştu Bunun Araplar üzerindeki tesiri çok büyük oldu Müslümanlığın önünde hiç bir kuvvetin duramayacağını anladılar Artık, Arabistanın her tarafında Müslümanlık sür'atle yayılıyordu Arabistanın çeşitli bölgelerinde yaşayan kabîleler, Müslüman olmak veya Müslüman olduklarını bildirmek ve kabûl ettikleri İslâm Dini'nin esâslarını öğrenmek üzere, Hz Peygambere heyetler gönderdiler Bunların sayısı 70'i aşmaktadır İlk hey'et, Hevâzin Kabilesi'nden Hicreti 8'inci yılında gelmişti Son heyet ise, Yemen'deki Neha‘ Kabilesi'nden, Hicretin 11'inci yılı Şevval ayında gelen hey'ettir Söz konusu sefâret hey'etlerinin çoğu, hicretin 9'uncu yılında gelmiştir Bu yüzden hicretin 9'uncu yılına "Senetü'l-vüfûd" (Elçiler yılı) denilmiştir

Rasûl-i Ekrem, kendisine gelen bu sefâret hey'etleriyle bizzât ilgilenir, onlara ikrâmda bulunur, her kabîlenin hâline ve âdetlerine göre onlarla konuşurdu Ayrılırken de münâsib hediyeler verir, Müslümanlığı öğretmek üzere onlara yetişkin öğretmenler, mürşidler gönderirdi Rasûlüllah (sas) bu mürşidlere:

- Kolaylaştırın, güçleştirmeyin Müjdeleyin, korkutup nefret ettirmeyin (365), diye tenbihde bulunuyordu

Necrân Hey'eti

Necrân, Yemen tarafında, Mekke'ye 7 konak mesâfede, ahâlisi Hıristiyan olan büyük bir şehirdi Rasûlüllah (sas) Necrân Hıristiyanlarına bir mektup gönderip, ya Müslüman olmalarını, yahut da cizye vermelerini istemişti(366) Bunun üzerine emirleri Abdülmesih Âkıb'ın riyâsetinde Medîne'ye 14 kişilik bir hey'et gönderdiler Hey'ette, en büyük âlimleri Ebu'l-Hâris ile kardeşi Kürz b Alkame de vardı Hz İsâ hakkında Rasûlüllah (sas)'le tartışmaya girdiler Rasûlüllah (sas) onlara:

- Gelin, çocuklarımız, kadınlarımız, hepimiz bir yerde toplanalım, Sonra, "Allah'ın lâneti yalancıların üzerine olsun," diye duâ ve niyâzda bulunalım, var mısınız, dedi(367) Necrânlılar korktular, bu teklife yanaşmadılar Cizye vermeği kabûl edip ayrıldılar

Râhib Ebu'l-Hâris, kardeşi Kürz ile konuşurken:

- Yemin ederim ki, beklediğimiz ümmî peygamber budur

- O halde neden bunu açıkça söyleyip ona uymuyorsun?

- Sebebi, bizimkilerin yaptıkları Bize mevki, şeref ve servet verdiler Eğer Müslüman olursam, bunların hepsini alırlar(368) Kürz, bu konuşmayı gizli tuttu, daha sonra müslüman olunca açıkladı

2- ŞÂİR KÂ'B'IN İSLÂM'I KABÛLÜ

Kâ'b, İslâm'dan önce (câhiliye döneminde) şiirleri Kâbe duvarlarına asılan "Mualleka" şâirlerinden Züheyr'in oğludur Kâ'b da babası gibi güçlü bir şâirdi Fakat devâmlı olarak Hz Peygamber (sas) ve İslamiyeti hicvederdi Bu yüzden Raûlüllah (sas)'in "yakaladığınz yerde öldürün" dediği kimseler arasında bulunuyordu

Mekke fethedilince, Tâif'e kaçmıştı Tâif halkı da Müslüman olunca, sığınacak yer bulamadı Kardeşi Büceyr daha önce Müslüman olmuştu Kâ'b'a bir mektup yazdı Rasûlüllah (sas) 'in, Müslüman olup af dileyenleri bağışladığını anlattı Medine'ye gelip Müslüman olmasını öğütledi Başka kurtuluş yolu yoktu

Kâ'b Rasûlüllah (sas) 'i öven bir şiir hazırlayıp gizlice Medineye geldi Sabah namazında Mescide gidip Rasûlüllah (sas)'le birlikte sabah namazını kıldı Namazdan sonra Rasûlüllah (sas) 'in önünde diz çökerek oturdu:

- Yâ Rasûlallah, Kâ'b, geçmişine tevbe ederek Müslüman oldu Huzûrunuza getirsem, onu affeder misiniz? diye sordu

- Evet, diye cevâb alınca kendini tanıttı

- Kâ'b bin Züheyr benim, dedi Ensârdan biri üzerine atılıp hemen Kâb'ı öldürmek istedi Fakat Hz Rasûlüllah (sas) izin vermedi

- O, tevbe etti, Müslüman olarak geldi, buyurdu Bunun üzerine Ka'b önceden hazırladığı kasidesini okumağa başladı(369)

"Rasûlüllah, her şeyin kendisiyle aydınlandığı bir nurdur, Şerri kesip atmak için çekilmiş Allah'ın kılıçlarından biridir" anlamındaki beyitler Rasul-i Ekrem (sas)'in pek hoşuna, gitmişti Hemen bürdesini (hırkasını) çıkarıp, şâire giydirdi Bu yüzden bu şiir "Kaside-i Bürde" adıyle şöhret buldu (370)

3- HATEM TÂÎ'NİN KIZI

Tay kabîlesi, Müslümanlara karşı düşmanca bir tavır içinde bulunuyordu Rasûlüllah (sas) 150 kişilik bir kuvvetle Hz Ali'yi bu kabîle üzerine gönderdi Hz Ali ansızın Tay kabîlesine vardı Burada bulunan puthaneyi yıkıp putu kırdı Bir çok esir ve ganimetle Medine'ye döndü Kabîle reisi meşhûr Hâtem Tâî'nin oğlu Adiyy ise Sûriye'ye kaçtı

Esirler arasında Hatem Tâî'nin kızı da vardı Hz Peygamber (sas)'e:

- Yâ Rasûlallah, babam öldü, kardeşim kaçtı, fidye ödeyebilecek bir şeyim yok Babam cömert bir insandı, kabîlesinin ulusuydu Esirleri kurtarır, fakirleri doyurur felâkete uğrayanlara yardım ederdi Kimseyi boş çevirmez, isteğini reddetmezdi Kurtulmam için ben de sana sığınıyorum, dedi

Rasûlüllah (sas) onu serbest bıraktı Elbise ve yol harçlığı vererek, Sûriye'ye kardeşinin yanına gönderdi(371) Kız kardeşi, Adiyy'e Hz Peygamber (sas)'in fazilet ve âlicenablığını anlatınca o da Medine'ye gelip Müslüman oldu

4- TEBÜK GAZVESİ (Recep 9 H/Eylül 630 M)

"Yakın bir kazanç ve normal bir yolculuk olsaydı, sana uyarlardı Fakat çıkılacak yol, onlara uzak geldi Kendilerini helâk ederek, "gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık," diye Allah'a yemin edeceklerdir Allah, onların yalancı olduklarını elbette biliyor"

(et-Tevbe Sûresi, 42)

Tebük, Medine'nin 14 konak kuzeyinde, Medine ile Şam'ın ortasında bir kasabadır Buraya kadar gelindiği için bu sefere "Tebük Gazvesi" denilmiştir Rasûlüllah (sas)'in bizzât katıldığı en son gazvedir Tebük Seferinde savaş olmamış, fakat pek çok güçlük yenilerek kuvvetli bir ordu hazırlanmış, koca Bizans imparatorluğuna meydân okurcasına, askerî ve siyâsî büyük başarılar elde edilmiştir

a) Gazvenin Sebebi

Hıristiyanlığın temsilcisi olan Bizans İmparatorluğu, Arabistan'ı işgal etmek hevesindeydi Bunun için, Sûriye'de ve Arabistan'ın kuzeyinde bulunan Hıristiyan Arapları, Müslümanlara karşı savaşa hazırlıyordu Müslümanlığın Araplar arasında sür'atle yayılmağa başlaması, Hıristiyanların taassubunu körüklüyordu

Bu sırada Medine'ye yağ tâcirleri gelmişti Bizans İmparatorluğunun Gassan, Lahm, Cüzâm gibi kabîlelerle işbirliği yaparak, Müslümanlara karşı büyük bir hazırlık içinde olduğunu haber verdiler Rasûlüllah (sas) esâsen bu bölgeden emîn değildi Sûriye ve Şam tarafından yapılacak bir baskından endişe etmekteydi Bu haber üzerine hemen Bizans'a karşı seferberlik ilân etti

b) Sefer Hazırlığı

Yol uzun, düşman kuvvetliydi Üstelik, yaz mevsiminin en sıcak günleriydi Kuraklık yüzünden kıtlık vardı Hurmalar olgunlaşmış, hasat mevsimi gelmişti Bu mevsimde hurma gölgelerini bırakıp, aç susuz uzun bir yolculuğu göze almak, gerçekten zordu Nitekim, bu seferin yapıldığı günlere Kur'an-ı Kerim'de "sâatü'l-usre" (güçlük zamanı) denilmiştir(372) Kur'ân-ı Kerîm'deki bu deyimden alınarak, bu sefere "Gazvetü'l-usre", orduya da "Ceyşü'l-usre" adı verilmiştir

Rasûlüllah (sas) sefer hazırlığı yaparken, düşmanın haber almaması için, maksadını gizli tutar, seferin nereye yapılacağını açıklamazdı Bu seferde, gidilecek yer uzak, yolculuk zordu Askerin buna göre hazırlanması için Rasûlüllah (sas) Bizans üzerine gidileceğini açıkça bildirdi Bütün kabîlelere ve Mekke'ye haber gönderip gönüllü mücâhidlerin Medine'de toplanmalarını istedi

Münâfıklar ilk anda yan çizdiler Akla, hayâle gelmedik bahâneler uydurup sefere katılmamak için izin istediler(373) Bunlarla da kalmayıp sefere katılacak müslümanları caydırmaya çalıştılar(374) Ubey oğlu Abdulllah:

- Muhammed Bizans'ı ne sanıyor O'nun ashâbıyla birlikte esir düşeceğini gözümle görmüşcesine biliyorum, diyordu(375) Bedevîlerden bir kısmı da mâzeret uydurup izin istemişlerdi (376) Hâlis Müslümanlar arasında bile,(377) bu meşakkatli yolculuğu göze almayıp ağır davrananlar ve sefere katılmayanlar (378) olmuştu

Fakat başta Rasûlüllah (sas) olmak üzere ashâbın azim ve gayreti bütün engelleri yendi Etraftaki kabîlelerden gelen akın akın mücâhidler, Medine'de toplanmağa başladı Kısa zamanda 30 bin kişilik büyük bir ordu toplandı Bunun 10 bini atlı, 12 bini develiydi Kıtlık sebebiyle askerin bir çoğunun techizâtı tam değildi Rasûlüllah (sas) zenginlerin ordu için bağışta bulunmasını istedi Herkes elinden geldiğince bağış yaptı Kadınlar bilezik ve küpe gibi ziynet eşyalarını verdiler Hz Ebû Bekir, malının tamâmını; Hz Ömer yarısını bağışladı(379) En büyük bağışı ise Hz Osman yaptı: Bütün silah ve teçhizâtıyla birlikte 300 deve ile bin dinâr altın(380) Bu büyük bağışı sebebiyle Hz Peygamber ellerini açıp:

"Allah'ım , ben Osman'dan râzıyım, Sen de razı ol," diye duâ etmişti"(381)

Yapılan bağışlarla silah ve bineği olmayan fakir mücâhidler teçhiz edildi Sefere katılmak istedikleri halde, binek ve azık bulamayanlar da vardı Bunlardan 7 kişi Rasûlüllah (sas)'a gelerek:

- Ey Allah'ın Rasûlü, gazaya gitmek istiyoruz, fakat yiyecek azığımız, binecek devemiz yok, demişlerdi Rasûl-i Ekrem:

- Sizi bindirecek deve kalmadı, deyince ağlayarak ayrılmışlardı(382) Bu sabeple bunlara "Bekkâûn" (yani ağlayanlar) ünvanı verilmişti(383) Daha sonra bunlara da binek temin edildi(384)

Rasûlüllah (sas) Recep ayında bir perşembe günü Medine'den çıktı(385) Ordugâhını, Medine dışında "Seniyyetü'l-vedâ" denilen ayrılık tepe'sinde kurdu Hz Ali'yi Medine'de kaymakam (vekil) bıraktı Herkes sefere çıkarken Medine'de oturmak, Hz Ali'ye ağır geliyordu Hemen silahlanıp yola çıktı Ordu Seniyyetü'l-vedâ'dan ayrılmadan yetişti

- Beni kadınlar ve çocuklar içinde mi bırakıyorsun? dedi Rasûlüllah (sas):

- Yâ Ali, bana nisbetle sen, (Tur'a giderken) Musâya nisbetle Harûn'un yerinde olmağa razı değil misin? Şu kadar ki, benden sonra Peygamber yoktur(386), buyurdu Hz Ali de Medine'ye döndü

c)Münâfıkların Tutumu

Ordu, seniyyetü'l-vedâ'dan hareket edince, münâfıkların bir kısmı, reisleri Abdullah b Übeyy ile geri döndü Sefere katılanlar, yolculuk sırasında da bozguncu tutumlarını sürdürdüler Bir konaklama sırasında Rasûlüllah'ın (sas) devesi Kasvâ kaybolmuştu Münâfıklardan Zeyd b Ebî Salt:

- Tuhaf şey, Muhammed peygamberim der, göklerden haber verir, oysa devesinin nerede olduğunu bilmiyor, demişti Bu küstahça sözleri Rasûlüllah (sas) duyunca:

- Vallahi, ben yalnızca Allah'ın bana bildirdiklerini bilirim Allah bana şimdi bildirdi Kasvâ, şu iki dağın arkasındaki vâdîde yuları bir ağaca dolanıp kalmıştır Haydi, oradan getirin, buyurdu(387)

Münâfıkların yaptıkları bütün bu mel'anetler, çevirdikleri dolaplar, sefer esnâsında günü gününe inen Kur'ân ayetleriyle teşhir edilmiştir(388) Münâfıkların iç yüzleri ve kirli çamaşırları apaçık ortaya çıktığı için Tebük Seferi'ne "Gazve-i fâdıha" (Rüsvaylık gazvesi) de denilmiştir

d) Tebük'ten Dönüş

Uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra Tebük'e varıldı Fakat gerek Bizans, gerekse Arap kabîlelerinde hiç bir harekete rastlanmadı 30 bin kişilik muazzam Müslüman ordusu Hıristiyan Arap kabîlelerini yıldırmıştı Medine'ye gelen haberlerin asılsız olduğu anlaşıldı İslâm ordusunun kuvvet ve azameti gösterilmiş, maksat hâsıl olmuştu Bu yüzden daha fazla ileriye gitmeğe lüzûm görülmedi Rasûlüllah (sas) Tebük'de bulunduğu esnâda o bölgede bulunan Eyle, Cerbâ, Ezruh, Dûmetü'l-cendel gibi bazı küçük Hıristiyan beylikleriyle anlaşmalar yaptı Bu beylikler yıllık cizye ödeyerek İslâm hâkimiyetine girmeği kabûl ettiler Müslümanlar, Tebükte 20 gün kaldıktan sonra Ramazanın ilk günlerinde Medine'ye döndüler

e) Mescid-i Dırârın Yaktırılması

Münâfıklar, Kubâ Mescidi'nin yakınında bir mescid yaptılar Maksatları, Kubâ Mescidi'nin cemâatini bölmek, Müslümanlar arasına ayrılık sokmaktı Münâfıklardan bir hey'et Tebük seferinden dönerken Rasûlüllah (sas)'ı karşıladılar Yaptıkarı mescidde namaz kılmasını ricâ ettiler Ancak bu esnâda, Tevbe Sûresi'nin 107-108'inci âyetleri indi İbâdet için değil, fitne ve fesât ocağı olarak yapılan bu binada Rasûlüllah (sas)'ın namaz kılmasına izin verilmedi "Sakın bunların mescidinde namaz kılma"(389) buyruldu Rasûlüllah (sas) Medine'ye dönünce, Mâlik b Dühşem ile Ma'n b Adiyy'e hemen bu mescidi yıkıp yakmalarını emretti Onlar da derhal Rasûlüllah (sas) 'in emrini yerine getirdiler(390)

İki ay kadar sonra, münâfıkların başı olan Übeyy oğlu Abdullah öldü Müslümanlar da onun kötülüklerinden kurtulmuş oldular

f) Medine'ye Giriş

Rasûlüllah (sas)'in ordusu ile birlikte dönmekte olduğu Medine'de duyulunca, bütün halk, kadınlar ve çocuklar sokaklara döküldü Şiirler ve neşîdeler söyleyerek, orduyu Seniyetü'l-vedâ'da parlak bir merâsimle karşıladılar

g) Sefere Katılmayanların Durumu

Rasûlüllah (sas) Medine'ye gelince doğru Mescid'e gitti, iki rek'at namaz kıldı Sefer dönüşlerinde önce mescide gidip iki rek'at namaz kılmak âdetiydi(391) Sonra Mescid'de oturup ziyâret ve tebrikleri kabûl etti Sefere katılmamış olanların herbirinin mâzeretini dinledi, haklarında Allah'tan mağfiret diledi Özürleri olmadığı halde, Tebük Seferi'ne iştirak etmeyen üç kişi için:

- Allah hakkınızda hüküm verinceye kadar bekleyin, buyurdu Müslümanların bunlarla konuşmalarını yasakladı Tam 50 gün bunlarla kimse konuşmadı, kimse selâmlarını almadı Vakitlerini üzüntü ile ve gözyaşları içinde geçirdiler Sonunda, tevbelerinin kabûl edildiği bildirildi

(Haklarındaki hüküm ) geri bırakılan üç kişi ise, yeryüzü bütün genişliğiyle başlarına dar geldi Vicdanları da kendilerini sıkıştırdı Allah'a karşı, Allah'tan başka sığınacak bir yer olmadığını anladılar Allah da eski hallerine dönmeleri için tevbelerini tabûl etti Şüphesiz ki Allah tevbeleri kabûl edici ve esirgeyicidir(392) (Tevbe Sûresi, 118)

5- HZ EBÛ BEKİR'İN HAC EMİRLİĞİ (Zilhicce 9H/Şubat 631 M)

Haccın sebebi olan Kâbe, Hz İbrahim ve oğlu Hz İsmâil tarafından Mekke'de yapılmıştır İnşâat tamamlandıktan sonra Cibrîl (as), tavâfın ve hac ibadetinin nasıl yapılacağını amelî olarak onlara göstermiş, Hz İsmâil de Hicaz halkına öğretmişler Ancak, Hz İbrâhim'in tebliğ ettiği dini hükümler zamanla unutulmuş, Mekke putperestliğin merkezi olmuştur Hz İsmâil'in öğrettiği hac usûlü yavaş yavaş değişmiş yerini putperestlerin haccı almıştır

İslâm'dan önce müşrik Araplar, içinde günah işlenilen elbiselerle Kâbe ziyâret edilemez, derlerdi Bu sebeple Kâbe'yi çırıl çıplak tavâf ve ziyaret ederlerdi(393)

Hicretin 9'uncu yılında hac farz kılındı(394) Fakat o sene Rasûlüllah (sas) haccetmedi Hz Ebû Bekir'i Hac Emiri olarak Mekke'ye gönderdi

Hicretin 8'inci yılında Mekke fethedilmiş, Kâbe putlardan temizlenmiş, Mekke halkı Müslüman olmuştu Ancak henüz Müslüman olmayan müşrik kabîleler hâlâ Kâbe'yi çırıl çıplak tavâf ediyorlardı Diğer taraftan, Hicretin 9'uncu yılında hac, "nesî" uygulaması yüzünden belirli zamanından önce yapılacaktı

Bilindiği üzere, oruç, hac, kurban gibi ibâdetlerin vakitleri kamerî aylara göre tesbit edilir Kamerî yıl (ay senesi), yaklaşık 354 gün, Güneş yılı ise yaklaşık 365 gündür Aradaki 11 günlük fark sebebiyle, hac günleri her yıl yer değiştirir; bazen yaz, bazanda kış mevsimine gelir Hac mevsimini çok sıcak veya çok soğuk aylara rastlatmamak, sâbit bir mevsimde (ilkbaharda) tutmak için Araplar üç yılda bir, seneye bir ay ekleyerek o yılın aylarını 13'e çıkarırlardı Buna "nesî" deniyordu Böylece hac mevsimi değişmez, fakat, aylar yer değiştirirdi 33 senede bir, aylar yerine gelirdi(395) Nitekim, Hicretin 10'uncu yılında kamerî aylar aslî yerine geldiler Kur'an-ı Kerîm, müşrik Arapların bu çirkin âdetini yasaklamıştır(396)

Hz Peygamber (sas) hac farizasını aslî günlerinde edâ etmek istediğinden o yıl hacca gitmedi Hz Ebû Bekir'i Hac Emiri tâyin etti Medine'den hacca gitmek isteyen 300 kişi de Hz Ebû Bekir'le gittiler

Hz Ebû Bekir yola çıktıktan sonra, müşriklerle münâsebetleri düzenleyen hükümler indi(397) Bunların müşriklere duyurulması gerekiyordu Rasûlüllah (sas) Hz Ali'yi de bu iş için gönderdi Hz Ali yolda Hz Ebû Bekir'e yetişti

- Hac Emiri yine sensin, ben Tevbe Sûresi'nin yeni inen ilk âyetlerindeki hükümleri müşriklere tebliğ ile görevliyim, dedi

Hz Ebû Bekir, Zilhicce'nin 8'inci günü Mekke'de bir hutbe okuyarak, haccın nasıl yapılacağını anlattı Müslümanlar, Hz Ebû Bekir'in anlattığı şekilde haccettiler Müşrikler kendi bildiklerini yaptılar

Hz Ali ise, Zilhicce'nin 10'uncu günü Mina'da bir hutbe okudu HzPeygamber (sas) tarafından gönderildiğini bildirdi Tevbe Sûresi'nin ilk âyetlerini yüksek sesle okuduktan sonra:

1- Müslümanlardan başka hiç kimse Cennete giremez

2- Bu yıldan sonra hiç bir müşrik Kâbe'ye yaklaştırılmayacak

3- Hiç kimse Kâbe'yi çıplak tavâf etmeyecek

4- Kimin Hz Peygamber (sas)'le anlaşması varsa, müddeti bitinceye kadar ona uyulacak, dedi(398)

Bu ilândan sonra çok geçmedi Bütün Arabistan Müslüman oldu O yıldan sonra da hiç bir müşrik Mekke'ye bırakılmadı

(365) el-Buhârî 1/25 ve 4/26; Tecrid Tercemesi, 1/65 (Hadis No: 63)

(366) Zâdü'l-Meâd, 3/81

(367) Âl-i İmrân Sûresi, 61; Tecrid Tercemesi, 10/412-414 (Hadis No:1650)

(368) Zâdü'l-Meâd, 3/80

(369) İbn Hişâm, 4/144-158; Târih-i Din-i İslâm, 4/ı-445

(370) Bu hırka Kâ'b'ın ölümünden sonra mirâscıları tarafından 20 bin dirhem (yaklaşık 60 kg) gümüş karşılığında Emevî Devletinin kurucusu Muâviye'ye satılmıştır Emevîlerden Abbâsilere, Mısırın Yavuz Sultan Selim tarafından feth edilmesiyle de "Mukaddes emânetler" arasında Osmanlılara geçti Halen Topkapı Sarayı Müzesi "Hırka-i Saâdet Dâiresi"nde, III Murat tarafından yaptırılmış olan mahfaza içinde korunmaktadır

(371) İbn Hişâm, 4/226; Târih-i Din-i İslâm, 3/481

(372) et-Tevbe Sûresi, 117; İbnü'l-Esîr, age, 2/277; Tecrid Tercemesi, 10/445-446

(373) Bkz et-Tevbe Sûresi, 49; Tecrid Tercemesi, 10/446-447

(374) Bkz et-Tevbe Sûresi, 81

(375) Târih-i Din-i İslâm, 3/485

(376) Bkzet-Tevbe Sûresi, 91

(377) Bkz et-Tevbe Sûresi,38-39

(378) Bkz et-Tevbe Sûresi, 117-118

(379) Târih-i Din-i İslâm, 3/483; İbnü'l Esîr, age, 2/227; Tecrid Tercemesi, 10/450

(380) Zâdü'l-Meâd, 3/3; bkz Buhârî, 3/198 ve 4/202; Tecrid Tercemesi, 8/275 (Hadis No: 1174)

(381) İbn Hişâm, 4/161; Tecrid Tercemesi, 10/450

(382) et-Tevbe Sûresi, 92; Tecrid Tercemesi, 10/451

(383) İbn Hişâm, 4/161; Zâdü'l-Meâd, 3/3-4; İbnü'l-Esîr, age, 2/277

(384) Bu yediden biri olan Ulbe bin Zeyd, bir gece teheccüt namazından sonra göz yaşlarıyla şöye niyâz etmişti:

-"Allah'ım! Sen cihâdı emrettin ve ona bizi teşvik ettin Fakat, Peygamberinle birlikte gazaya gitme kudretini bana vermediğin gibi, Peygamberinin elinde beni bindirecek binek de bırakmadın Allah'ım Sen bilirsin ki, ben üzerime düşen mal, can ve nâmus borcunu her bâdirede veren bir kulunum"

Sabah namazından sonra Rasûl-i Ekrem (sas):

Bu gece mal, can sadakası veren nerede, diye sordu Kimse cevâp vermeyince; ikinci defa sordu Bunun üzerine Ulbe kalktı Rasûlüllah (sas): Müjde sana ey Ulbe, yemin ederim ki sen zekât ve sadakaları kabul olunanlar divânına yazıldın, buyurdu (Zâdü'l-Meâd, 3/4; Tecrid Tercemesi, 10/455; ibn Hişâm, 4/161)

(385) el-Buhârî, 4/6; Riyazüs-Sâlihîn Tercemesi, 2/310 (Hadis No: 960)

(386) el-Buhârî, 5/129; İbn-Hişâm, 4/163; Tecrid Tercemesi, 10/456 (Hadis No:1658)

(387) İbn Hişâm, 4/166; Zâdü'l-Meâd, 3/7; Tecrid Tercemesi, 10/457; İbnü'l-Esîr, age, 2/279

(388) Bkz et-Tevbe Sûresi, 66-68

(389) Bkz Tevbe Sûresi, 107-108

(390) İbnHişâm, 4/173-174; Zâdü'l-Meâd, 3/19; Tecrid Tercemesi, 5/377-378

(391) el-Buhârî 4/40; Tecrid Tercemesi, 8/497 (Hadis No: 1287)

(392) Bu üç kişinin geçirdikleri çok sıkıntılı 50 günün tafsilâtı için bkz el-Buhârî, 5/130-135; Tecrid Tercemesi, 10/464-485 (Hadis No: 1659); Riyâzü's-Sâlihin Tercemesi, 1/27 (Hadis No: 21)

(393) el-Hakayık, 1/67; Tecrid Tercemes, 6/45 ve 6/156 (Hadis No: 803)

(394) Bkz Âl–i İmrân Sûresi, 97

(395) Bkz Hak Dini Kur'ân Dili, 3/2532; M Hamîdullah, İslâm Peygamberi, 2/87-94

(396) Bkz et-Tevbe Sûresi, 37

(397) Bkz et-Tevbe Sûresi, 1-36; Tecrid Tercemesi, 2/245-248 (Hadis No: 240 ve izahı)

(398) İbn Hişâm, 4/190-191

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #32
Profil Bilgileri
Standart



HİCRETİN ONUNCU YILI

1- PEYGAMBERİMİZİN OĞLU İBRÂHİM'İN ÖLÜMÜ

(8 Şevval 10 H/7 Ocak 632 M)

İbrâhim, Peygamber (sas) Efendimizin 7'inci çocuğudur Diğer 6 çocuğunun hepsi de, ilk eşi Hz Hatice'den olmuştu İbrâhim ise Mısırlı Mâriye'den doğmuştur

İbrâhim, Hicretin 8'inci yılı Zilhicce ayında doğmuştu İki yaşını doldurmadan öldü Rasûlüllah (sas) İbrâhim'i öper koklardı Ölürken gözleri yaşardı Avf oğlu Abdurrahman:

- Ey Allah'ın Rasûlü, sen de mi ağlıyorsun? "Oysa ölüye ağlamayı men etmiştin," dedi Rasûlüllah (sas):

Ben, bağırıp çağırmayı, üst-baş yırtmayı men ettim Bu ise, Allah'ın kullarının kalbine koyduğu şefkattir Göz ağlar, kalb mahzûn olur Biz, Rabbımızın rızâsına uygun olmayan söz söylemeyiz Ey İbrâhim, seni kaybetmekten dolayı hüzün içindeyiz, buyurdu(399)

- İbrâhim benim oğlumdur O henüz annesini emerken öldü Cennette iki süt anne, onun süt müddetini tamamlayacaklardır, dedi(400)

İbrâhim, Bakî Kabristanı'na defnedildi Kabrinin üstüne Rasûlüllah (sas) bir kırba su döktürdü (401) Faydası da yok, zararı da, fakat diriyi tatmin eder, buyurdu

İbrâhimin öldüğü gün (7 Ocak 632 saat: 830'da)(402) güneş tutulmuştu Halk

- İbrâhim'in ölümünden dolayı Güneş tutuldu, dediler Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem:

- Güneş ve ay, Allah'ın kudretini gösteren alâmetlerdendir Hiç kimsenin ölümünden veya doğumundan dolayı tutulmazlar Siz bu olayla karşılaştığınız zaman, namaz kılıp duâ edin, buyurdu(403)

2- VEDÂ HACCI (Zilhicce 10 H/Mart 632 M)

"Bugün, inkâr edenler, sizi dininizden etmekten ümitlerini kesmişlerdir Artık onlardan korkmayın, Ben'den korkun Bu gün dininizi kemâle erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım Din olarak, sizin için İslâm'ı seçip ondan hoşnut oldum"

(el -Mâide Sûresi, 3)

Vedâ, bir yerden ayrılan kimse ile geride kalanların birbirlerine karşılıklı esenlik dilemeleri demektir Peygamber Efendimiz, Arafat'ta irâd ettiği hutbesinde, dünya hayâtından ayrılmasının yaklaştığına işâret ederek, ashabıyla vedâlaştığı için, bu haccına "Vedâ Haccı" denilmiştir Henüz farz kılınmadan, Hicretten önce Rasûlüllah (sas) bir çokdefa haccetmişti Medine'ye hicretinden sonra Vedâ Haccı ilk ve son haccı odu Bu haccından 81 veya 82 gün sonra vefât etti

Hicretin 10'uncu yılı Müslümanlık bütün Arabistan'a yayılmıştı Rasûlüllah (sas) Zilkade ayında Hac farîzasını edâ etmek için Mekke'ye gideceğini ilân etti O'nunla birlikte haccetmek isteyen müslümanlar Medine'de toplanmağa başladılar (404)

Rasûl-i Ekrem (sas) 25 Zilkade (22 Şubat 632) Cumartesi günü öğle namazını kıldıktan sonra, ashâbıyla birlikte Medine'den çıktı Kızı Fâtıma ve bütün zevceleri de beraberinde bulunuyordu İkindi namazını, seferî olarak Zülhuleyfe'de kıldı, geceyi de burada geçirdi Ertesi gün (26 Zilkade) gusletti hac ve umre için niyyet ve telbiye yaparak ihrâma girdi Öğle namazını da burada kıldıktan sonra yola çıkıldı(405)

Hz Peygamber (sas)'le birlikte Haccedebilmek için Medine'de toplananların sayısı 100 bine yaklaşmıştı Yol boyunca katılanlar ve doğrudan Mekke'ye gidenlerle haccedeceklerin sayısı 124 bine ulaşmıştı Bu muazzam kalabalık, Rasûlüllah (sas)'ın etrafında bir insan seli gibi dalgalana dalgalana ilerliyor, "Allâhü ekber ve Lebbeyk Allâhümme lebbeyk" nidâlarıyla dağ taş inliyordu

Yolculuk 10 gün sürdü Rasûl-i Ekrem (sas) 4 Zilhicce pazar günü Mekke'ye vardı Kâbeyi usûlüne göre tavâf etti Safâ ve Merve arasında sa'y yaptı Pazartesi, salı ve çarşamba günlerini de Mekke'de geçirdi, "Yevm-i terviye" denilen 8 Zilhicce perşembe günü sabah namazını Mescid-i Harâm'da kıldıktan sonra, devesine binip bütün hacılarla birlikte "Mina" ya hareket etti O gün burada kaldı Öğle, ikindi, akşam, yatsı ve ertesi günün sabah namazlarını burada kıldı Arefe günü (9 Zilhicce cuma) sabahı, güneş doğduktan sonra devesine binip Arafat'a çıktı "Nemire" denilen yerde kurulan çadırında bir müddet dinlendi Öğle vakti olunca, devesine binip Arafat Vâdisi'nin ortasına geldi kendisini dinlemek üzere 124 bin müslüman, etrâfında toplanmıştı Rasûlüllah (sas) burada, onların şahsında bütün insanlığı "Vedâ Hutbesi" diye meşhûr olan insanlık târihinin en etkili ve önemli hutbesini irâdetti

Câhiliyet devrinde, Arabistan'da kuvvetli zayıfı ezerdi Can, mal ve ırz güvenliği yoktu Fâizcilik yüzünden fakirler, zenginlerin kölesi hâline gelmişti Kadınlara insan değeri verilmez, erkeklerin malı sayılırdı Kan gütme yüzünden, karşılıklı öldürmelerin sonu gelmez, bulunamayan suçlunun cezâsını, âilesinden ele geçen çekerdi Rasûlüllah (sas), Vedâ Hutbesi'yle Câhiliyet Devrinin bütün bu kötülüklerini yasakladı Bütün insanların eşit olduğunu, Allah katında üstünlüğün ancak takvâ ile olduğunu anlattı "Müslümanlar kardeştir" buyurdu Hutbe, her taraftan duyalabilmesi için, gür sesli sahabîler tarafından cümle cümle tekrâr edildi Hutbe'den sonra Rasûlüllah (sas) takdim edilen bir bardak sütü içti, oruçlu olmadığını ashâbına gösterdi(406) Öğle ve ikindi namazlarını birlikte (cem-i takdîm ile) kıldırıldı(407) İki vaktin farzları arasındaki sünnetleri kılmadı Sonra devesine binip "Cebel-i Rahme" denilen tepeye ilerledi Bu tepenin eteğinde, devesi üstünde kıbleye yöneldi Güneş batıncaya kadar duâ edip vakfe yaptı Dinî hükümlerin tamamlandığını bildiren âyet de bu esnada indi(408)

"Bugün kâfirler dininizi yok etmekten ümitlerini kestiler Artık onlardan korkmayın, Benden korkun Bugün, sizin dininizi kemâle erdirdim, üzerindeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâmı' seçip ondan hoşnûd oldum"(409)

Güneş battıktan sonra Hz peygamber (sas) Arafattan ayrıldı Akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife'de birlikte (cem-i tehîr) ile kıldı(410) Geceyi burada geçirdi Sabah namazından sonra Meş'ar-ı harâm'da hava aydınlanıncaya kadar vakfe yaptı Güneş doğmadan Mina'ya hareket etti Burada Akabe Cemresi'ne taş atarken:

"Ey nâs, din işlerinde aşırılıktan sakının Sizden önceki ümmetlerin helâkine sebep, din işlerinde taşkınlık göstermeleridir" (411) buyurdu

Rasûl-i Ekrem (sas), kurban bayramının 1 ve 2'inci günlerinde (10 ve 11 Zilhicce) birer hutbe de Mina'da okudu "Hac ibâdetini, Benden gördüğünüz gibi ifa edin," buyurdu(412) Kurban edilmek üzere hazırlanan 100 deveden 63'ünü bizzât kesti Kalan 37'yi de Hz Ali'ye kestirdi Her birinden birer parça et alınıp pişirildi Kalanı da fakirlere dağıtıldı Sonra Rasûlüllah (sas) tıraş olup ihramdan çıktı Mekke'ye inip ziyâret tavâfını yaptıktan sonra tekrar Minaya döndü Bayram günlerini Mina'da geçirdi Haccın diğer menâsikini yerine getirdi Bayramın dördüncü günü Mekke'ye geldi Vedâ Tavâfı'nı yaptıktan sonra 14 Zilhicce Çarşamba günü Mekke'den ayrılıp Medine'ye dödü

3- VEDÂ HUTBESİ

(9 Zilhicce l0 H/8 Mart 632 M Cuma)

Peygamberimiz Hz Muhammet (sas) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti

"Hamd Allah'a mahsustur O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür (413/1)

Ey Nâs! Sözümü iyi dinleyiniz Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım

İnsanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur(413/2)

Ashâbım! Yarın rabbınıza kavuşacaksınız Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız(413/3) Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur (414)

Ashâbım! Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır (415/1)

Ashâbım! Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır(415/2)

Ey Nâs! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığnız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir (416)

Mü'minler! Size iki emânet bırakıyorum Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir (417)

Ey Nâs! Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür Bir yıl, l2 aydır bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır(418)

Ashâbım! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir ona cesâret verir Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız (419)

Mü'minler! Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin Rabbınız birdir, babanız birdir Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir(420) Müslüman müslümanın kardeşidir Böylece bütün müslümanlar kardeştir Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler(421)

Ey Nâs! Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur (422)Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir Zina eden için ise mahrûmiyet vardır Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder(423)

Ashabım! Alllah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz(424)

Ey Nâs! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

- Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler Rasûlüllah (sas) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

- Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! buyurdu"(425)

(399) el-Buhârî, 2/285; Tecrid Tercemesi, 4/548 (Hadis No: 646)

(400) Müslim, 4/43 (K Fedâil, 63); el-Buhârî, 2/104; Tecrid Tercemesi, 4/748 (Hadis No: 679)

(401) Aynî, Umdetü'l-Kâri, 4/115; Tecrid Tercemesi, 4/551

(402) Asr-ı Seadet, 1/191; Tecrid Tercemesi, 2/245-248 Hadis No: 240 ve izahı

(403) el-Buhârî, 2/29-30; Tecrid Tercemesi, 3/428 (Hadis No: 547)

(404) Müslim, 2/887, K Hac B Haccetü'n-Nebiy (Hadis No: 1218)

(405) el-Buhârî, 2/146; Tecrid Tercemesi, 6/100-101 (Hadis No: 767) ve 6/106 (Hadis No: 769); Zâdü'l-Meâd, 1/369; Tecrid Tercemesi, 10/426

(406) el-Buhârî, 2/173; Tecrid Tercemesi, 6/169 (Hadis No: 811)

(407) Cem-i takdim: İkincisinin henüz vakti girmeden, iki vakit namazı birlikte kılmaktır

(408) el-Buhârî, 1/16; Tecrid Tercemesi, 1/45 (Hadis No: 42 ve 10/435)

(409) el-Mâide Sûresi, 3; Bu âyet en son inen ahkâm âyetidir Bir gün sonra (10 Zilhicce) Mina'da inen "Allah'a döndürüleceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazandığının tastamam verileceği günden korkunuz" (el-Bakara Sûresi, 282) anlamındaki âyetle Kur'ân-ı Kerim tamamland Bundan sonra dinî hükümlerde hiç bir ziyâde ve değişme (nesh) olmadı 81 gün sonra Rasûlüllah (sas) vefât etti (bkz Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, 2/1569)

(410) Cem-i tehîr: Birincisinin vakti çıktıktan sonra, iki vaktin namazını birlikte kılmaktır

(411) İbn Mâce, es–Sünen, 2/1008 (Hadis No: 3029); Zâdü'l-Meâd, l/473; Tecrid Tercemesi, 10/436

(412) Zâdü'l-Meâd, l/475; Tecrid Tercemesi, 10/437; Müslim, 2/943, (Hadis No: 1297)

(413/1) Müslim 2/593 (Hadis No: 868); Ebû Dâvûd, 1/252 (Hadis No: 1097); İbn Mâce, 1/610 (Hadis No: 1892-1893)

(413/2) el-Buhârî, 1/24; Tecrid Tercemesi, 1/63 (Hadis No: 61); Riyâzü's-Sâlihîn Tercemesi, 1/253 (Hadis No: 203); Beyhakî, es-Sünen'ü'l Kübra, 5/274; İbn Hişâm, 4/250

(413/3) el-Buhârî, 1/38; Tecrid Tercemesi, 1/99 (Hadis No: 101); Riyazüs'Sâlihîn Tercemesi, 2/111 (Hadis No: 701); İbn Hişâm, 4/250

(414) el-Buhârî, 5/126-127; Müslim, 2/889 (Hadis No: 1218); Beyhakî, Sünen, 5/140, Haydarabad, 1352; Tecrid Tercemesi, 10/437 (Hadis No: 1654) Riyâzü's-Sâlihîn Tercemesi, 1/260-262 (Hadis No: 211)

(415/1) Müslim, 2/889 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); Beyhakî, 5/275; İbn Hişâm, 4/251

(415/2) Ebû Dâvûd, 2/219, (Hadis No: 3334); İbn Hişâm, 4/251; Rabîa, oğluna süt anne bulmak için Sa'd Oğulları kabîlesine gittiğinde Hüzeyl onu öldürmüştü Peygamber (sas) Efendimiz koyduğu yasakları önce kendi yakınlarında uygulamıştır

(416) Tirmizî, 3/467, (Hadis No: 1163); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); İbn Mâce, 1/594 (Hadis No: 1851); Riyâzü's-Sâlihin Tercemesi, 1/318-319 (Hadis No: 274); İbn Hişâm, 4/251

(417) Mâlik, el-Muvatta, 2/899 (Kader, 3); Müslim, 2/889-890 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); et-Tirmizî, 5/662-663 Hadis No: 3786, 3788); İbn Mâce, 2/1025 (Hadis No: 3074)

(418) el-Buhârî, 4/126-127; Tecrid Tercemesi, 10/437-330 (Hadis No: 1654); İbn Hişâm, 4/251

(419) İbn Hişâm, 4/251

(420) Ahmed b Hanbel, Müsned, 5/411 Kahire, 1313; Mecmau'z-Zevâid, 3/266 ve 8/84, Beyrut, 1967

(421) el-Buhârî, 1/35

(422) Ebû Dâvûd, 2/103 (Hadis No: 2870)

(423) İbn Hîşâm, 4/253

(424) et-Tirmizi, es-Sünen, 2/516 (Hadis No: 616); Riyâzü's-sâlihîn, 1/106 (Hadis No: 73)

(425) Müslim, 2/890 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); İbn Hişâm, 4/250-253; Tecrid Tercemesi, 10/431-434

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #33
Profil Bilgileri
Standart



HİCRETİN ONBİRİNCİ YILI OLAYLARI

1- MÜSLÜMANLIĞIN ARABİSTANDA YAYILMASI VE DİNİN TAMAMLANMASI

"Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini, doğruluk rehberi (Kur'ân) ve Hak Din İslâm ile gönderen O'dur Şâhit olarak Allah yeter"

(el-Fetih Sûresi, 28)

Müslümanlık Mekke'de doğdu, Medine'de gelişti Hudeybiye Barış Anlaşmasından sonra, Medine dışında yayılmağa başladı Mekke'nin fethinden sonra, her taraftan Arap kabîleleri fevc fevc Medine'ye gelip Müslümanlığı kabûl etliler Kısa zamanda, Allah'ın yardımıyla Arabistan baştan başa Müslüman oldu Sayıları çok az Mûsevî ve Hıristiyandan başka yarımadada Müslüman olmayan kabîle kalmadı Her tarafta ezan sesi, "Allâh'u ekber" sadâsı yükseldi Bu başarı şüphesiz Allah'ın yardımının bir sonucuydu Kur'ân-ı Kerîm bunu şöyle anlatıyor:

"Ey Muhammed, Allah'ın yardımı ve fetih günü gelip, insanların akın akın Allah'ın dinine girdiklerini görünce, hemen Rabbını hamd ile tesbîh et Şüphesiz O, tevbeleri kabûl edendir" (en-Nasr Sûresi, 1-3)

İslâm'ın zaferinin ve tamamlanmasının yaklaştığını bildiren bu sûre, Kur'ân-ı Kerîm'in bütün olarak inen son sûresidir(426) Mekke'nin fethinden önce inmiştir

Dinin tamamlanması, Hz Peygamber (sas)'in görevinin bitmesi demekti Bu sebeple Rasûlüllah (sas) bu sûre inince, "bana vefâtım haber verildi" buyurmuştur(427)

Vedâ Haccında, arafe günü Arafat'da, dinin kemâle erdiğini bildiren "son ahkâm âyeti"(428) vahyedilmiş; ertesi gün Mina'da son âyet(429) inmiş, Kur'ân-ı Kerîm tamamlanmıştı Bütün bunlar, aziz Peygamberimiz Hz Muhammed (sas)'in vefâtının yaklaştığını gösteriyordu Nitekim, Vedâ Hutbesinde, "belki burada sizinle ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım," (430) buyurarak ashâbıyla vadâlaşmıştı

2- RASÛLULLLAH (SAS)'IN HASTALANMASI VE İRTİHÂLİ

"Ya Muhammed, şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler"

(ez-Zümer Sûresi, 30)

Vedâ Haccından döndükten sonra, Hz Peygamber (sas) Uhud şehidlerini ziyâret edip cenâze namazlarını kıldı Bunlar, cenâze namazları kılınmadan defnedilmişlerdi(431) Hastalanmasından bir gün önce de, Medine'nin "Cennetü'l-Bâkî" denilen kabristanını ziyâret etmiş, burada defnedilmiş olan müslümanlar için duâ etmişti Sevgili Peygamberimiz (sas), böylece ümmetinden hayatta olanlarla vedâlaştığı gibi, sanki ölenleriyle de vedâlaşmıştı

Hastalığı esnâsında, kızı Hz Fâtıma'ya gizli bir şey söylemiş, Hz Fâtıma ağlamıştı Daha sonra kulağına tekrar birşey daha söyleyince gülmüştü Hz Fâtıma bunun sebebini, Rasûlüllah (sas)in vefâtından sonra şöyle açıkladı Rasûl-i Ekrem(sas):

-Kızım, her yıl Ramazan ayında Cibrîl, Kur'an-ı Kerîm'i (o zamana kadar inmiş olan kısmını) benimle bir kere mukabele ederdi Bu yıl iki defa mukabele etti Sanıyorum, ecelim yaklaştı, buyurdu Bunu duyunca ağladım Sonra, ev halkı içinden kendisine ilk olarak benim ulaşacağımı söyledi O zaman da güldüm(432)

Gerçekten Hz Fâtıma, Rasûlüllah (sas)dan 6 ay sonra vefât etti(433) Ehl-i Beyti'nden Rasûlüllah (sas)'e ilk kavuşan O oldu

Rasûlüllah (sas) Bâkî kabristanından döndüğü gece (19 Safer Çarşamba günü) hastalandı Hastalığı 13 gün sürdü 1 Rabiülevvel Pazartesi günü öğleden sonra vefât etti

Hastalığının ilk beş gününü hanımlarının nöbetinde geçirdi Gün geçtikce ağırlaşıyor, gücü azalıyordu Bu yüzden, her gün ayrı bir yere gitmeyip Hz Aişe'nin odasında kalmayı arzu ediyor, fakat eşlerinden hiç birinin gönlünü kırmamak için bu isteğini açıkça söylemiyor, bugün kimin nöbetindeyim, yarın nerede olacağım? diye soruyordu Eşleri istediği yerde kalmasına izin verdiler

Amcası Abbâs ile Hz Ali'nin kolları arasında Hz Âişe'nin odasına geldi Güçsüzlükten ayakları yerde sürükleniyordu Hastalığının son sekiz günü burada geçti Rasûlüllah (sas)burada vefât etti(434) Hastalığı süresince amcası Abbâs ile Hz Ali ve bütün hanımları yanından ayrılmadılar Gerektikçe hizmetinde bulundular

Rasûl-i Ekrem (sas)'in hastalığı humma idi Zaman zaman bayıldığı oluyordu Ateşin ve ızdırâbın şiddetinden yüzündeki örtüyü atıyor, vücûdunun hararetini soğuk su ile hafifletiyordu

Vefâtından beş gün önce, Perşembe sabahı Rasûlüllah (sas)'in hastalığı ağırlaştı

-Bana yazı yazacak birşey getirin; sapıklığa düşmemeniz için size vasiyyetimi yazdırayım, buyurdu Yanında bulunanlardan bir kısmı, "şu anda Rasûlüllah (sas) ağır hasta; yanımızda Allah'ın kitabı var, O bize yeter Sonra yazılsın"; bazıları ise "hayır, şimdi yazılsın" diye tartışmaya başladılar Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sas):

-Hiçbir peygamberin yanında tartışılması yakışık almaz Benim bulunduğum şu (murakabe) hâli, sizin beni meşgul etmek istediğiniz şeyden hayırlıdır Beni kendi halime bırakın, buyurdu Daha sonra, vefâtı esnâsında üç şey vasiyyet etti 1) Müşrikleri Arabistan'dan çıkarınız 2) Gelecek elçilere, benim yaptığım gibi, ikramda bulununuz Olayı anlatan İbn Abbas, "üçüncüsünü unuttum" demiştir(435)

a) Son Hutbesi

Aynı gün Rasûlüllah (sas), yedi kırba soğuk su getirilip vucûduna dökülmesini emretti Belki böylece hafifler, halka vasiyyet edebilirim, buyurdu Bir leğenin içinde, eliyle "artık yetişir" diye işâret edinceye kadar vücûduna soğuk su döktüler(436) Rasûlüllah (sas), Hz Ali ve Abbâs'ın oğlu Fazl'ın kolları arasında Mescid'e çıktı Minbere oturdu Başında boz renkli bir sargı vardı Allah'a hamd ve senâ ettikten sonra:

-Ey Nâs! Her kimin arkasına bir kamçı vurmuşsam, işte sırtım, gelsin vursun Kimin bende alacağı varsa, işte malım, gelsin alsın Benim yanımda en sevgiliniz, üzerimde hakkı varsa, onu burada (dünyada) isteyen veya helâl edendir Böylece Rabbıma yüz akıyla kavuşurum, buyurdu Sonra öğle namazını kıldırdı Namazdan sonra tekrar minberde göründü Aynı sözleri tekrarladı Cemaatten biri, üç dirhem alacaklı olduğunu söyledi Bu zât, Rasûl-i Ekrem (sas) adına bir fakire sadaka vermişti Rasûlüllah (sas) borcunu hemen ödedi Sonra şöyle buyurdu:

-Ey Nâs! Kimin üzerinde başkasına âit bir hak varsa, ayıplanmaktan çekinmesin, sâhibine ödesin Burada ayıplanmak, âhirette mahcûb olmaktan hayırlıdır(437)

Allah bir kulunu, dünya hayâtı ile kendi nezdindeki âhiret saâdetini seçmekte serbest bıraktı O kul, âhiret saâdetini seçti, buyurunca Hz Ebû Bekir ağlamaya başladı Rasûlüllah (sas):

-Ey Ebû Bekir, ağlama! Samimî arkadaşlığı ve mâlî fedakârlığı ile bana en çok yardım eden Ebû Bekir'dir Eğer ümmetimden birini dost edinseydim, şüphesiz bu Ebû Bekir olurdu Fakat İslâm kardeşliği, şahsî dostluktan üstündür Ebû Bekir'inkinden başka, diğer evlerin Mescid'e açılan kapılarını kapatınız, buyurdu(438) Sözlerine devâmla:

-Ashâbım! Peygamberinizin irtihâlini düşünüp telaş ettiğinizi işittim Hangi peygamber, ümmeti arasında ebedi kalmıştır? Biliniz ki ben de, Rabbıma kavuşacağım ve buna hepinizden daha çok lâyığım Yine biliniz ki, siz de bana kavuşacaksınız Buluşacağımız yer, Kevser havuzunun kenarıdır Benimle orada buluşmak isteyenler, ellerini, dillerini günahtan çeksinler (439)

-Ey Nâs! Zeyd'in oğlu Usâme'nin komutanlığı konusunda bazı şeyler söylendiğini duydum Daha önce, babası Zeyd için de böyle şeyler söylenmişti Allah'a yemin ederim ki, Zeyd komutanlığa lâyıktı, kendisini çok severdim Babası gibi Üsâme de komutanlığa lâyıktır, O'nu da çok severim, itaat ediniz, buyurdu(440) Sonra odasına döndü

b) Hz Ebû Bekir'i İmâmlığa Vekil Etmesi

Hastalığın ilk günlerinde, ateşine ve ızdırabına rağmen, namaz vakitlerinde Mescid'e çıkıp namazı kıldırıyordu Daha sonra hastalığı ağırlaşınca Mescide çıkamaz oldu İmamlık yapmak için, yerine Ebû Bekir'i vekîl yaptı

Vefâtından önceki Perşembe günü, yatsı vakti olmuş, ezan okunmuştu Rasûlüllah (sas), namazın kılınıp kılınmadığını sordu "Sizi bekliyorlar" dediler Hafiflemek için hemen yıkandı Fakat ayağa kalkamadı, bayıldı Ayılınca yine sordu Tekrâr yıkandı, fakat yine bayıldı Böylece üç kere yıkanıp hazırlandı Fakat her seferinde bayıldı Cemaat ise Mescidde bekliyordu, kendine gelince:

-Ebû Bekir'e söyleyin, namazı kıldırsın, buyurdu

Hz Âişe, Rasûlüllah (sas)'ın yerine kim geçerse geçsin, halk tarafından sevilmez, uğursuz sayılır, diye düşünüyordu Bu sebeple:

-Ey Allah'ın Rasûlü, Ebû Bekir yufka yüreklidir, makamınızda namaz kıldıramaz Ağlamasından dolayı sesini kimse işitemez, başkasını vekil etseniz dedi Fakat Peygamber (sas) ilk emrini tekrârladı

-Ebû Bekir'e söyleyin, namazı o kıldırsın,(441) buyurdu Böylece Perşembe günü yatsı namazından Rasûlüllah (sas) vefât edinceye kadar ki 17 vakit namazı Hz Ebû Bekir kıldırdı Perşembe günü akşam namazı, ashâbın Rasûlüllah (sas)'ın arkasından kıldığı son namaz oldu(442)

c) Son Tavsiyeleri

Rasûlüllah (sas)bazen ateşi düşüyor, hastalığı hafifliyordu Hz Ebû Bekir'i vekil yaptıktan sonra, bir namaz vakti kendinde iyilik hissetti Hz Ali ile Abbâs'ın oğlu Fazl'ın kollarında, ayaklarını sürüyerek Mescid'e çıktı Rasûlüllah (sas)'ın çıkabileceği bilinmediğinden namaza durulmuştu Hz Ebû Bekir, imâmlıktan çekilmek istedi Rasûlüllah (sas)yerinde durmasını işâret etti Ebû Bekir'in yanına oturup namazını kıldı(443) Namazdan sonra, minberin alt basamağına oturdu Allah'a hamd ve sena ettikten sonra:

Ey Muhâcirler! Size ensâr hakkında, hayırlı olmanızı vasiyyet ediyorum Onlar benim has cemâatim ve en samîmî dostlarımdır Vaktiyle onlar sizi evlerinde misâfir ettiler Her konuda sizi kendilerine tercih ettiler Halk Medine'de günden güne çoğalıyor, ensar ise gittikçe azalıyor, yemekteki tuz kadar kalıyor Sizden biri işbaşına geçer de, başkalarına fayda ve zarar verebilecek yetkilere sâhip olursa, ensâr'ın iyiliklerini alsın, kusurlarını bağışlasın(ı)

Ashâbım! İlk muhâcirlere de saygılı olmanızı vasiyyet ediyorum Bütün muhâcirler de birbirlerine hayırlı ve saygılı olsunlar Her iş, Allah'ın irâdesi ve ancak O'nun izniyle meydana gelir Onun irâdesi olmadan hiç bir şey olmaz Allah'ın irâdesine karşı koymak isteyenler, sonunda mağlûb olurlar Allah'ı aldatacaklarını sananlar, kendileri aldanırlar, buyurdu(445) Sonra odasına döndü Rasûlüllah (sas)'ın minberden son hutbesi bu oldu

d) İrtihâli

Ölüm gecesi ateşi düşmüş, sabaha karşı rahatlamıştı(446) Pazartesi sabahı, odanın Mescid'e açılan kapı perdesini açtı Ashab-ı Kirâm, saf saf, Hz Ebû Bekir'in arkasında sabah namazını kılıyorlardı Onların bu hâline sevindi, tebessüm ederek seyretti Hz Ebû Bekir, Rasûlüllah (sas)'ın namaza çıktığını sanarak, ilk safa çekilmek istedi Ashâb, Hz Peygamber (sas)'i ayağa kalkmış görünce sevinçlerinden namazlarını bozayazdılar Rasûl-i Ekrem (sas) Efendimiz mübârek eliyle, namazı tamamlamalarını işâret buyurdu Sonra perdeyi kapatıp odasına çekildi(447) Ashâb-ı Kirâmın, Rasûlüllah (sas) 'in mübârek yüzünü son görüşleri bu oldu

Benzi kansız, yüzü bembeyazdı Öğleye doğru tekrar ağırlaştı Sık sık bayılmalar başladı sevgili kızı Hz Fâtıma, başucunda:

-Vay babamın ızdırâbına, diyerek çâresizlik içinde ağlıyordu Rasûl-i Ekrem (sas) Efendimiz:

-Üzülme kızım, bu günden sonra baban, hiç ızdırâp çekmeyecek, diye O'nu teselli etti(448) Izdırâbı çoktu, fakat hâlinden şikâyet etmiyordu Ara sıra ellerini yanındaki su kabına batırıp yüzünü ıslatıyordu

-Lâilâhe illâllâh Ölümün de şiddetleri var Allâh'ım, ölüm sıkıntılarına dayanmak için bana yardım et Beni bağışla Bana merhamet et, diye duâ ediyordu Sonra elini kaldırdı, üç defa:

-"Allah'ım, beni Rafîk-i A'lâ'ya (en yüce dosta) ulaştır" dedi Başı, eşi Hz Aişe'nin kucağındaydı Bu duâ ile, Rasûl-i Ekrem (sas) Efendimizin mübârek eli düştü(449/1) Hz Âişe Yüce Peygamber (sas)'in başını şefkatle kaldırıp yastığına koydu Pazartesi günü öğleden sonra âlemlere rahmet olan Sevgili Peygamberimiz (sas)'in aziz rûhu uçmuş, Rabbına kavuşmuştu (1 Rebiül-evvel 11 H/27 Mayıs 632 M)(449/2)

(425) Müslim, 2/890 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); İbn Hişâm, 4/250-253; Tecrid Tercemesi, 10/431-434

(426) Müslim, 4/2318 (Hadis No: 3024)

(427) Hak Dini Kur'ân Dili, 8/6234

(428) el-Mâide Sûresi, 3

(429) el-Bakara Sûresi, 281

(430) el-Buhârî, 2/64; Tecrid Tercemesi, 4/655 (Hadis No: 661); İbn Hişâm, 4/250

(431) el-Buhârî, 2/93

(432) Bkz el–Buhârî, 4/ 183, 5/138, 6/101; Tecrid Tercemesi, 11/6 (Hadis No: 1661) ve 11/267 (Hadis No: 1767); Riyâzü's-Sâlihîn 2/101 (Hadis No:690)

(433) Bkz el-Buhârî, 4/42

(434) el-Buhârî, 2/106 ve 5/139-140; Tecrid Tercemesi, 4/762 (Hadis No :683 ve 11/15)

(435) el-Buhârî, 1/36-37 ve 4/31 ve 5/137; Tecrid Tercemesi, 1/91 (Hadis No: 94) ve 8/476 (Hadis No: 1275)

(436) el-Buhârî, 1/57 ve 5/140; Tecrid Tercemesi, 1/138 (Hadis No: 149) ve 11/16

(437) İbnü'l-Esîr, el-Kâmil 3/319- 320; Târih-i Din-i İslâm, 3/556-557

(438) el-Buhârî, 1/119-120; ve 4/191 ve 4/254; Tecrid Tercemesi, 2/339-343 (Hadis No: 292-293) ve 11/ 19-20

(439) Tecrid Tercemesi, 11/18; Mevâhib-i Ledünniyye Tercemesi, 2/434

(440) el-Buhârî, 4/213 ve 5/145; Rasûlüllah (sas), Şam tarafına gönderilmek üzere bir ordu hazırlamış, hastalanmasından bir gün önce komutanlığı Üsâme'ye vermişti Orduda ilk muhâcirler ve ensârdan ileri gelen kimseler vardı Üsâme ise henüz 20-27 yaşlarında bir gençti Bu yüzden bazı dedi-kodu yapanlar olmuştu Rasûlüllah (sas)'ın hastalığı ve vefâtı sebebiyle ordunun hareketi bir-kaç gün gecikti

(441) el-Buhârî, 1/165 ve 169; Tecrid Tercemesi, 2/510-536 (Hadis No: 387,394,397)

(442) Bkz el-Buhârî, 5/137; Tecrid Tercemesi, 11/14

(443) el-Buhârî, 5/162; Tecrid Tercemesi, 2/510-519 (Hadis No: 387); Bu namazda cemâatin Hz Ebû Bekîr'e, Ebû Bekir'in de Rasûlüllah (sas)'e uyduğu da rivâyet edilmektedir (bkz el-Buhârî, 1/162)

(444) el-Buhârî, 1/223 ve 4/226-267; Tecrid Tercemesi, 3/116 (Hadis No: 503) ve 11/18; İbn Hişâm, 4/300

(445) Tecrid Tercemesi, 11/18; Mevâhib-i Ledünniyye tercemesi, 2/434

(446) Bkz el- Buhârî, 5/141; Tecrid Tercemesi, 11/22-24 (Hadis No: 1667)

(447) el-Buhârî, 1/165-166 ve 5/141; Tecrid Tercemesi, 2/528 (Hadis No: 395) ve 11/24

(448) el-Buhârî, 5/144; Tecrid Tercemesi, 11/27 (Hadis No: 1669)

(449/1) el-Buhârî, 5/139-144; Tecrid Tercemesi, 11/10-30 (Hadis No: 1663, 1665, 1668)

(449/2) BkzTecrid Tercemesi, 9/298 (Hadis No: 1442)

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #34
Profil Bilgileri
Standart



RASÛLÜLLAH (SAS)'İN VEFÂTININ ASHÂB-I KİRÂM ÜZERİNDEKİ TESİRİ

Rasûlüllah (sas)'in vefât ettiği hemen duyuldu Bu haber, ashâb-ı kirâm üzerinde derin üzüntü meydana getirdi Daha sabahleyin ayağa kalkmış halde görmüşler, iyileşiyor diye sevinmişlerdi Beklenmedik acı haber, herkesi şaşkına çevirdi Yola çıkmak için hazırlanan Üsâme ordusu da ordugâhtan döndü, kumandanlık sancağı Rasûlüllah (sas)'in kapısı önüne dikildi Hicrette Rasûlüllah (sas)'in Medine'ye girdiği gün, en büyük bayram sevinci yaşanmıştı Bugün en büyük acı ve mâtem yaşanıyordu Münâfıklar ise, "Muhammed hak peygamber olsaydı, ölmezdi" gibi küstahça sözler söylemişler, ortalığı bulandırmışlardı Bu duruma sinirlenen Hz Ömer, kılıcını çekerek:

-Rasûlüllah (sas) ölmemiş, bayılmıştır Kim Muhammed öldü derse, boynunu vururum, diyordu Böyle bir hengâmede metânetini muhâfaza edebilen sâdece Hz Ebû Bekir oldu(450) Acı haberi öğrenen Hz Ebû Bekir, kimseye bir şey söylemeden, doğru kızı Hz Âişe'nin odasına girdi Rasûlüllah (sas)'in yüzündeki örtüyü kaldırdı, iki gözünün arasını hürmetle öpüp ağladı(451)

-Anam, babam sana fedâ olsun Allah'ın sana takdir ettiği ölüm geçidini geçtin Fakat Allah sana ikinci bir ölüm tattırmayacaktır, dedi Sonra, âilesini teselli edip ayrıldı

Ömer halka hâlâ "Rasûlüllah ölmedi, öldü diyenin boynunu uçururum" diye hitâbediyordu Hz Ebû Bekir minbere çıktı Halk, Hz Ömer'i bırakıp, Hz Ebû Bekir'in etrâfında toplandı Ebû Bekir Cenâb-ı Hakk'a hamd ve senâ ettikten sonra:

-Sizden her kim Muhammed (sas)'e tapıyorsa, iyi bilsin ki, Muhammed (sas) öldü Her kim Allah'a kulluk ediyorsa, iyi bilsin ki, Allah bâkîdir, asla ölmez," dedi Sonra şu anlamdaki âyetleri okudu

"Muhammed ancak bir peygamberdir O'ndan önce de nice peygamberler geçti Eğer o ölür, veya öldürülürse geri mi döneceksiniz Her kim geri dönerse, Allah'a hiç bir zarar vermez Allah şükredenlerin mükâfatını verecektir" (Âl-i İmrân Sûresi, 144)

"Ey Muhammed, şüphesiz sen de öleceksin, onlar (müşrikler) de ölecek" (ez-Zümer Sûresi, 30)

Ashâb, o derece şaşkınlık içindeydi ki, bu âyetleri sanki önceden hiç duymamışlar, ilk defa Hz Ebû Bekir'den işitiyorlardı HzEbû Bekir'in sözlerini ve âyetleri dinleyince herkes kendine geldi(452) Evet, peygamber de olsa herkes ölecekti İşte, iki cihânın serveri, peygamberlerin sonuncusu Hz Muhammad (sas)'de ölmüştü

4- HZ EBÛ BEKİR'İN HALÎFE (DEVLET BAŞKANI) SEÇİLMESİ

Hz Ebû Bekir'i dinledikten sonra, ashâbın heyecânı yatıştı Aynı gün Benî Saide sofasında toplandılar Hz Ebû Bekir'i halife seçtiler (1 Rabiulevvel 11 H/ 27 Mayıs 632 M)

5- RASÛLÜLLAH (SAS)'İN TEÇHÎZ VE DEFNİ

Rasûlüllah (sas)'in cenâzesi, halîfe seçimi yapıldıktan sonra, salı günü yıkanıp hazırlandı Bu vazîfeyi en yakın akrabası yaptı Son hizmetinde bulunabilmek isteyen herkes, Hz Âişe'nin odası önünde toplanmıştı Bu yüzden Hz Ali odanın kapısını kapattı, içeriye kimseyi almadı Yalnızca ensar adına Bedir mücâhidlerinden Havlî oğlu Evs içeri alındı

Rasûl-i Ekrem (sas)'in mübârek vücûdu, bir sedir üzerine konuldu Dış elbisesi soyuldu Yıkama işini bizat Hz Ali yaptı Amcası Abbâs ile oğulları Abdullah, Fazl ve Kusem, cesedin çevrilmesine yardımcı oldular Üsâme ile azadlı kölesi Şukran da su döktüler İç gömleği çıkarılmayıp vücûdu üzerinden oğulduğu için Hz Ali'nin eli Rasûlüllah (sas)'in mübârek vücûduna dokunmamıştır(453)

Cenâzelerde genellikle görülen koku ve nahoş şeylerden hiçbiri O'nda yoktu Bu yüzden Hz Ali:

-Hayâtında da pâksın, ölümünde de pâksın, diyerek yıkadı Sonra üç parça beyaz pamuk bezi ile kefenleyip(454) odanın kapısı açıldı

Rasûlüllah (sas)'in mübârek cesedi, sedirin üzerine konulmuştu Önce erkekler, sonra kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı namazını kıldılar Rasûlüllah (sas) hayâtında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imâmı olduğu için, O'nun cenâze namazında kimse imâm olmadı Hz Âişe'nin odası küçüktü Bu yüzden namaz, gece yarısına kadar devâm etti

Rasûlüllah (sas) Efendimiz: "Cenâb-ı Hak, peygamberlerin ruhunu, onların defnedilmesini istediği yerde kabzeder," buyurmuştu(455) Bu sebeple Rasûlüllah (sas)'in kabri, Hz Âişe'nin odasında, üzerinde son nefesini verdiği döşeğin serildiği yerde, Ensâr'dan Ebû Talha tarafından kazıldı Salıyı Çarşambaya bağlayan gece yarısı defnedildi (2/3 Rabiu'l-evvel 11 H-28/29 Mayıs 632 M) Mübârek cesedini, kabri saâdete Hz Ali, Fazl, Üsâme ve Avf oğlu Abdurrahman indirdiler HzÂişe:

-Biz Rasûlüllah (sas)'in defnedilğini, çarşamba gecesi gece yarısı duyduğumuz kürek seslerinden anladık, demiştir (456)

(450) İbn Hişâm 4/305; Tecrid Tercemesi, 11/30-31

(451) Mehmet Raif, Muhtasar Şemâil-i Şerif Tercemesi, 266, İst, 1304

(452) Bkz el-Buhârî, 5/142-143; Tecrid Tercemesi, 11/31-32; İbn Hişâm, 4/306

(453) İbn Hişâm, 4/312-313

(454) el-Buhârî, 2/75; Tecrid Tercemesi, 4/422 (Hadis No: 627)

(455) İbn Hişâm, 4/314; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 5/266

(456) İbn Hişâm, 4/314

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #35
Profil Bilgileri
Standart



RASÛLÜLLAH (SAS)'İN TERİKESİ

Peygamber (sas) Efendimiz, hayâtı boyunca son derece sâde yaşamıştır Eline geçen her şeyi derhal yoksullara dağıtmış, günlük ihtiyacı dışında hiç bir mal edinmemiştir(457) Bu sebeple, vefâtında mirascıları tarafından paylaşılacak hiç bir şey bırakmamıştır(458), Rasûl-i Ekrem (sas)'in hanımlarından Hz Cüveyriye'nin kardeşi Hâris oğlu Amr:

-Rasûlüllah (sas) vefâtında ne bir dirhem gümüş, ne bir dinar altın , ne bir köle, ne de başka bir şey bıraktı, Yalnızca (Mısır Mukavkısı'nın hediye gönderdiği) beyaz bir ester ile silahını ve bir de (sağlığında) vakfettiği (fedek ve Hayber'deki) arâzîyi bıraktı (459), demiştir

Rasûl-i Ekrem (sas)'de:

-Vefâtımda vârislerim ne dinar, ne de dirhem paylaşacak Bıraktığım (arâzînin) zevcelerimin nafakası ve işçinin ücretinden geri kalan irâdı vakıftır" buyurmuştur(460)

Kur'ân-ı Kerîm'de, kâfirlerden savaş sonunda elde edilen ganimet malların beşte biri ile, savaş yapılmadan anlaşma yolu ile alınan "fey" malların tasarrufunun Rasûlüllah (sas)'e aît olduğu beyân edilmiştir(461) Bu sebeple, savaş yapılmadan alınan Benî Nadîr ve Fedek arâzîsinin tamamı ile savaş sonucu elde edilen Benî Kurayza ve Haybeyr arâzisinin beşte biri, Rasûl-i Ekrem (sas)'in tasarrufunda bulunuyordu(462)

Rasûl-i Ekrem (sas) Efendimiz:

"Biz peygamberler cemaatine mirâscı olunmaz, bıraktığımız her mal sadakadır, vakıftır," buyurmuştu(463) Bu sebeple bu topraklar, Rasûlüllah (sas)'in vefâtından sonra mirâscıları arasında paylaştırılmadı Her birine, Rasûlüllah (sas) hayatta iken yaptığı gibi, gelirlerinden hisse verildi Rasûlüllah (sas) 'in mirâsçıları kızı Hz Fâtıma ile amcası Hz Abbâs ve hayatta olan zevceleriydi

(457) Bir sefer dönüşünde, Uhud Dağı karşıdan görülünce:

Uhud Dağı benim için altına çevrilip tamâmen altın olsa, tek bir dinârdan fazlasının üç günden çok bende kalmasını istemezdim, hemen dağıtırdım Bir dinarı da ancak borcum için hazırlardım, buyurmuştur (bkz el-Buhârî, 3/82, 7/178, 8/128; Müslim, 2/687 (Hadis No:991); Tecrid Tercemesi, 7/376 (Hadis No: 1075)

Yoksullara dağıttıktan sonra, bir kaç altın elinde kalmış, bunları Hz Âişe'ye emânet etmişti Hastalığında Hz Ali'ye dağıttırdıktan sonra: "İşte şimdi içim ferahladı, eğer Rabbına bu altınlar yanında iken kavuşsaydı, Muhammed'in hâli nice olurdu?" buyurmuştu (Târih-i Din-i İslâm, 3/560)

(458) Satın aldığı 30 ölçek arpa borcu için vefât ettiğinde Rasûlüllah (sas)'in zırhı rehin bulunuyordu (el-Buhârî, 5/145)

(459) el-Buhârî, 3/186 ve 144; Tecrid Tercemesi, 8/235 (Hadis No: 1167)

(460) el-Buhârî, 3/169; Tecrid Tercemesi, 8/273 (Hadis No :1173)

(461) Bkz el-Enfâl Sûresi, 40 ve el-Haşr Sûresi, 6

(462) Tecrid Tercemesi, 8/274

(463) Bkz el-Buhârî, 4/42-43, 5/23-25; Tecrid Tercemesi, 8/498 ve 10/177 (Hadis No: 1288 ve 1577)

7- RASÛL-İ EKREM (SAS)'İN ÜSTÜN AHLÂKI

"Allah'ım beni ahlâkın en güzeline yönelt Kötü ahlâktan uzaklaştır"(464)

Rasûlüllah (sas)Efendimiz, simâca insanların en güzeli, ahlâk yönünden de insanların en üstünüydü(465) "Sizin en hayırlınız, ahlâken en üstün olanınızdır" (466) "Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim"(467) buyurmuştu Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de "Aziz Peygamberim, şüphesiz sen en üstün bir ahlak üzeresin", buyurulmuştur(468)

Rasûlüllah (sas)'in yaşayışı, Kur'ân-ı Kerîm'in sanki canlı bir tablosuydu Eşi Hz Âişe'den Rasûlüllah (sas)'in ahlâkı sorulunca:

-"Siz Kur'ân-ı Kerîm okumuyor musunuz? O'nun ahlâk'ı Kur'ân'dan ibâretti"" diye cevâp vermişti(469) Çünkü O'nun yaşayışı ve bütün davranışları Kur'ân-ı Kerîm'in insanlara gösterdiği hidâyet yolunun uygulanmasıydı Nitekim, sâdece sözleriyle değil, yaşayışı, fiil ve davranışlarıyla da uyulması gereken en güzel örnek olduğunu Yüce Kitâbımız Kur'ân-ı Kerîm beyân etmektedir: "Sizin için Allah Rasûlünde en güzel örnek vardır"(470)

Rasûl-i Ekrem (sas) güler yüzlü, nâzik tabîatlı, ince ve hassas rûhlu idi Katı yürekli, sert ve kırıcı değildi Ağzından sert ve kaba hiç bir söz çıkmazdı Kur'ân-ı Kerîm'de bu konuda: "Allah'ın rahmeti eseri olarak, sen onlara yumuşak davrandın Eğer kaba ve katı kalbli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi"(471/1) buyrulmaktadır

Rasûlüllah (sas) başkalarını tenkit etmez, kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı(471/2) Yanlış ve hoşlanmadığı bir davranış görürse, "içinizden bazı kimseler, şöyle şöyle yapıyorlar" şeklinde, bu davranışları yapanların kim olduklarını belli etmeden ve hiç kimseyi kırmadan yanlış ve hataları düzeltirdi(472) Kimsenin sözünü kesmez, konuşması bitinceye kadar dinlerdi Tartışmayı sevmez, sözü gereğinden çok uzatmazdı Kendini ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmaz; kimsenin gizli hallerini araştırmazdı Allah'a hürmetsizlik olmadıkça, şahsına yapılan kötülükleri, ne kadar büyük olursa olsun, bağışlar, eline imkân geçince öc almayı düşünmezdi Ancak Allah'ın yasaklarını çiğneyenlere hak ettikleri cezâyı verirdi(473) Nitekim, Mekke'nin fethedildiği gün, daha önce kendisine her türlü kötülüğü ve hakareti reva gören Mekke müşriklerine:

-"Bugün size geçmişten dolayı azarlama yok", (Yûsuf Sûresi, 92) serbestsiniz diyerek hepsini affetmişti(474)

İffet ve hayâ yönünden, köşesinde oturan bâkire kızdan daha utangaçtı(475) "Hayâ imandandır"(476) "Hayâ ancak hayır getirir"(477) buyurmuştur Bir şeyden hoşlanmadığı zaman açıkça söylemez, bu durum yüzünden anlaşılırdı(478) Hiç bir yemeği beğenmezlik etmez, arzu etmezse yemezdi(479) Elini yıkamadan ve "Besmele" çekmeden yemeye başlamaz Allah'a hamdetmeden de sofradan kalkmazdı

Bütün insanları eşit tutar, zengin-fakir, efendi-köle, büyük-küçük ayrımı yapmazdı Mekke'nin fethi esnâsında Fâtıma adlı bir kadın hırsızlık yapmış, soylu bir âileden olduğu için bu kadına cezâ verilmemesi istenmişti Bu olayla ilgili hutbesinde Rasûl-i Ekrem:

"Sizden önceki ümmetlerin helâk edilmeleri ancak şu sebepledir: Onlar, içlerinden zengin ve soylu bir kimse hırsızlık yaptığı zaman onu bırakırlar fakir ve zayıf bir kimse çaldığında ise ona cezâ verirlerdi Allah'a yemin ederim ki, Muhammed (sas)'in kızı Fâtıma da çalmış olsaydı, muhakkak elini keser, cezâsız bırakmazdım" (480) buyurdu

Her bakımdan kendisine güvenilirdi Verdiği sözü mutlaka zamanında yerine getirirdi Dürüslükten ayrıldığı, şaka bile olsa yalan söylediği hiç görülmemiştir Bu yüzden O'na henüz Peygamber olmadan "Muhammedü'l-emîn" denilmişti Nitekim Peygamberliğini ilan ettiği zaman, iman etmeyenler bile O'na "yalancı, yalan söylüyor", diyememiştir(481) En yakın hısımlarını Safâ tepesine toplayıp onları İslâm'a dâvet için, "Size şu dağın arkasında düşman atlılarının bulunduğunu söylersem, bana inanır mısınız?" dediği zaman: "Hepimiz inanırız çünkü Sen yalan söylemezsin" diye cevâp vermişlerdi(482) Kendisi böyle olduğu gibi, herkesin dürüst olmasını isterdi "Doğruluktan ayrılmayınız, çünkü doğruluk, iyilik ve hayra götürür, İyilik ve hayır da, kişiyi Cennet'e ulaştırır Kişi doğru söyleyip doğruluğu aradıkça, Allah katında sıddîkler zümresi'ne yazılır Yalan sözden ve yalancılıktan sakınınız Çünkü yalan insanı kötülüğe sevkeder Kötülük de kişiyi Cehennem'e götürür, İnsan yalan söylemeğe ve yalanı aramağa devâm ede ede, Allah katında nihayet yalancı yazılır" (483), buyurmuştur

Rasûlüllah (sas) insanların en cömerdi ve en kerîmiydi (484) Eline geçen her şeyi muhtaçlara dağıtır, kimseyi eli boş çevirmezdi(485) "Ben ancak dağıtıcıyım, veren Allah'tır", der(486) ihtiyâcından fazla bir şeyin kendinde veya evinde bulunmasını istemezdi "Uhut Dağı altına çevrilip de benim olsa, borcum için ayıracaklarım müstesna, ondan tek bir dînârın bile üç geceden çok yanımda kalmasını istemezdim" (487) buyurmuştur

Son derece mütevâzi ve alçak gönüllü idi Bir topluluğa geldiğinde, kendisi için ayağa kalkılmasını istemez, nereyi boş bulursa, oraya otururdu Arkadaşları arasında otururken ayaklarını uzatmazdı Arkadaşları her işini yapmayı kendileri için şeref ve cana minnet saydıkları halde, bütün işlerini kendi görür, ev işlerinde hanımlarına yardım ederdi(488) Methedilmesini ve aşırı hürmet gösterilmesini istemez,"Hristiyanların Meryem oğlu İsâ'ya yaptıkları gibi yapmayınız Ben sâdece Allah'ın elçisi ve kuluyum"(489) derdi Fakîr kimselerle düşüp-kalkmaktan, yoksulların, dulların, kimsesizlerin işlerini görmekten zevk alırdı Bulduğunu yer, bulduğunu giyer, hiç bir şeyi beğenmezlik etmezdi(490) Yiyecek bir şey bulamayıp aç yattığı bile olurdu

Bütün işlerini tam bir düzen ve nizâm içinde yapardı Namaz ve ibâdet vakitleri, uyku ve istirahat için ayırdığı saatler, misâfir ve ziyâretçilerini kabûl edeceği vakitler hep belirliydi Vaktini boş geçirmez, her ânını faydalı bir işle değerlendirirdi "İnsanların çoğu iki nimetin kıymetini takdirde aldanmışlardır: Sıhhat ve boş vakit", buyurmuştur(491)

Ahlâklı ve faziletli sanılan nice kimseler, yakından tanındığı zaman, pek çok kusurlarının bulunduğu görülür İnsanı en yakından tanıyan, onun iç yüzünü ve bütün gizli hallerini en iyi bilen, şüphe yok ki eşidir Rasûl-i Ekrem (sas) ilk vahiy'den sonra gördüklerini anlattığı zaman eşi Hz Hatice:

-"Allah'a yemin ederim ki, Cenâb-ı Hak hiç bir vakit seni utandırmaz Çünkü sen akrabanı gözetirsin, işini görmekten âciz kimselerin ağırlıklarını yüklenirsin, fakîre verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın Misâfiri ağırlarsın, Hak yolunda herkese yardım edersin" diyerek(492) O'nun Peygamberliğini hemen kabûl etmiş, en küçük tereddüt göstermemiştir

Çocukluğundan itibâren 10 yıl hitzmetinde bulunan Hz Enes:

-Rasûlüllah (sas)'e 10 yıl hizmet ettim Bir kere bile canı sıkılıp, öf, niçin bunu böyle yaptın, neden şunu şöyle yapmadın, diye beni azarlamadı", demiştir(493)

Kâinâtın Efendisi, Rabbımızın Yüce Elçisi Sevgili Peygamberimizin büyüklüğünü, üstün ahlâkını ve örnek yaşayışını gerektiği şekilde bu satırlar içinde anlatmak şüphesiz mümkün değil O'nun büyüklüğünü ve ahlâkının yüceliğini bir parça sezdirebilmişsem, kendimi bahtiyâr sayarım

"Dünya neye sâhipse, O'nun vergisidir hep;

Medyûn O'na cem'iyyeti, medyûn O'na ferdi

Medyûndur o Masûm'a bütün bir beşeriyyet;

Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret"(494)

Salât ve selâm O'na, âline, ashâbına ve yolunda olanlara

(464) Müslim, 1/535 (Hadis No: 771)

(465) el-Buhârî, 4/ 1819 (Hadis No, 2337); Tecrid Tercemesi, 9/311 (Hadis No:1449)

(466) el-Buhârî, 4/166; Müslim 4/1810 (Hadis No 2321); Tecrid Tercemesi 9/318 (Hadis No:1456)

(467) Mâlik, el-Muvatta, 2/904 (neşr, M Fuad Abdülbaki) Kahire, 1370/1951

(468) Nûn Sûresi, 4

(469) Müslim, 1/514 (Hadis No: 746)

(470) el-Ahzâb Sûresi, 21

(471/1) Âl-i İmrân Sûresi, 159

(471/2) el-Buhârî, 4/167; Tecrid Tercemesi, 9/321 (Hadis No: 1460)

(472) Ebû Dâvûd, 2/550

(473) el-Buhârî, 4/166; Müslim, 4/1813 (Hadis No: 2327); Ebû Dâvûd, 1/550; Tecrid Tercemesi, 9/319 (Hadis No: 1457)

(474) İbn Hişâm 4/54; İbnü-l Esîr, age, 2/252; Zâdü'l-Meâd, 2/394; Tecrid Tercemesi, 10/340-341

(475) el-Buhârî, 4/167; Müslim 4/ 1809 (Hadis No: 2320); Tecrid Tercemesi, 9/320 (Hadis No: 1459)

(476) el-Buhârî, 1/11; Tecrid Tercemesi, 1/32 (Hadis No: 23)

(477) el-Buhârî 7/100; Tecrid Tercemesi, 12/163 (Hadis No: 2001)

(478) el-Buhârî 4/167; Tecrid Tercemesi, 9/321 (Hadis No: 1460)

(479) el-Buhârî 4/167; Tecrid Tercemesi, 9/321 (Hadis No: 1461)

(480) el-Buhârî, 5/97 ve 8/16

(481) el-Enâm Sûresi, 33

(482) Tecrid Tercemesi, 9/285

(483) el-Buhârî, 7/95; Müslim, 4/2013 (Hadis No 2607); Ebû Davût, 2/593; Tirmizi 4/347 (Hadis No: 1971)

(484) el-Buhârî, 4/167; Müslim, 4/1802 (Hadis No: 2307)

(485) Müslim, 4/1805 (Hadis No:2311)

(486) el-Buhârî, 1/26; Müslim, 2/719 (Hadis No:1037)

(487) el-Buhârî, 3/82; Tecrid Tercemesi, 7/376 (Hadis No: 1075); Riyâzü's-Sâlihîn, 1/501-503 (Hadis No: 467-468)

(488) el-Buhârî, 1/64, 1/193; Tirmizi, 4/654 (Hadis No: 2489)

(489) el-Buhârî, 4/142; Tecrid Tercemesi, 9/213 (Hadis No: 1405)

(490) el-Buhârî, 4/167

(491) el-Buhârî, 5/170; Tirmizi, 4/550 (Hadis No: 2304)

(492) el-Buhârî, 1/3; Tecrid Tercemesi, 1/3-10 (Hadis No:3)

(493) el-Buhârî, 7/82; Müslim, 4/1084 (Hadis No: 2309); Tecrid Tercemesi, 12/148 (Hadis No: 1987)

(494) Mehmet Akif, Safahat, VII Kitap (Gölgeler), "Bir Gece" başlıklı şiirden

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #36
Profil Bilgileri
Standart



KAYNAKLAR

1- Bûharî, Ebû Abdullah Muhammed b İsmâil (v256/870) el-Câmiu's-Sahîh, I-VIII, İstanbul, 1315 h


2- Cevdet Paşa, Ahmet (v1313/1895), Kısas-ı Enbiyâ, I-III, İstanbul 1308


3- Hamîdullah, Muhammed, İslâm Peygamberi, I-II, (Terceme: Said Mutlu ve Sâlih Tuğ), İstanbul 1385-1388/1966-1969


4- Hamîdullah, Muhammed, Hz Peygamberin Savaşları, (Terceme: Sâlih Tuğ), İstanbul, 1962


5- Hamîdullah, Muhammed, el-Vesâiqu's siyâsiyye, Beyrut, 1405/1985


6- İbn Esîr, Ali b Muhammed eş-Şeybânî, (v630/1232) el-Kâmil fi't-târih, I-XIII, Beyrut, 1385/1965


7- İbn Hişâm, Abdülmelik (v218/834) es-Siyretü'n Nebeviyye, I-IV(nşr Mustafa es-Seka, İbrâhim el-Ebyâri, Abdülhafiz Şiblî), Beyrut 1391/1971


8- İbn Kayyım, Muhammed b Ebi Bekr, (v751/1350), Zâdü'l-meâd, I-IV (nşr: Muhammed Hamid el-Feqi) Kahire, 1373/1953


9- İbn Kesîr, Ebû'l-Fidâ İsmail b Ömer,(v 774/1373), el-Bidâye ve'n-Nihâye, I-XIV, Beyrut, 1966


10- İbn Sa'd, Ebû Abdillah Muhammed (v230/844) et-Tabakatü'l-Kübrâ, I-VIII Beyrut, 1398/1978


11- Keskioğlu, Osman, Hatemü'l-Enbiya Hz Muhammed ve Hayatı, Ankara, 1966 (AHimmet Berki ile müşterek)


12- Konrapa, Zekâi, Peygamberimiz, İslâm Dini ve Aşere-i Mübeşşere, İstanbul, 1968


13- Mahmud Esad Efendi, (v1336/1917), Târih-i Din-i İslâm, I-III, İstanbul 1319-1329


14- Miras, Kâmil, (1376-1957) Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, I-XII, ilk üç cildi Ahmet Naim (v1353/1934) tarafından hazırlanmıştır) İst 1928-1948, IB


15- Müslim, Ebû'l-Huseyn Müslim b el-Haccâc b Müslim el-Kuşeyrî, (v 261/875), el-Câmiu's-Sahîh, I-V (nşr: M Fuad Abdülbâki), Kahire, 1374-1375 h/1954-1955 m


16- Şiblî, Mevlâna ve Süleyman Nedvi, Asr-ı Seâdet, İslâm Tarihi, I-X (Trc: Ömer Rıza Doğrul) İstanbul, 1346-1353 h/ 1928-1935 m


17- Yazır, Muhammed Hamdi, (Elmalı Hamdi Efendi, v 1358/1942), Hak Dini Kur'ân Dili, I-IX, İstanbul, 1935-1939

 

SHADOW is offline  
Alt 18-06-2006   #37
Profil Bilgileri
Wink



oHhhHH bEa Arkdaşlar sonunda bitti yawAma güzel bir çalışma oldu

 

SHADOW is offline  
Alt 13-03-2007   #38
Profil Bilgileri
Standart --->: Hz. Muhammed (S.A.S.) Efendimizin Hayatı(yazı)



Eline ve emeğine sağlık arkadaş çok güzel çalışma olmuşteşekkürler

 

aycan19 is offline  
Alt 13-09-2008   #39
Profil Bilgileri
Standart --->: Hz. Muhammed (S.A.S.) Efendimizin Hayatı(yazı)



emege saglık kardeş ALLAH (cc) senden razı olsun

 

soncorumlu is offline  
Alt 14-12-2008   #40
Profil Bilgileri
Lightbulb --->: Hz. Muhammed (S.A.S.) Efendimizin Hayatı(yazı)



saolasın kardes aydınlattın beni tşk




 

aragorn_07 is offline  
Cevapla
Tags: efendimizin, hayatiyazi, muhammed, sas


Hz. Muhammed (S.A.S.) Efendimizin Hayatı(yazı) ile ilgili Benzer Konular
1841 Kez Görüntülendi

Peygamer Efendimizin Hayatı Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimizin İşaret Ettiği Uzaylılar Mı ? Uzay
Hz.Muhammed(s.a.v) Efendimizin Hayatımıza Yön Veren Hadisleri‏ Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimizin Hayatı Dini Programlar


Saat 23:15.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545