FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
peygamber efendimizin güzel ahlakı
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
peygamber efendimizin güzel ahlakı ile ilgili Benzer Konular
1120 Kez Görüntülendi
Peygamber Efendimizin Güzel Kokusu
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
peygamber efendimizin özellikleri
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimizin İsimleri
Siyer
Güzel Ahlakı
Siyer
Peygamber Efendimizin Evi
Dini Resimler
Resulullah’a(s.a.v) Mektup
|
HOŞGELDİN! Ey kutlular kutlusu!
Konu Araçları
27-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
bly
peygamber efendimizin güzel ahlakı
peygamber efendimizin güzel ahlakı başlıklı yazı Mumsema peygamber efendimizin güzel ahlakı Forum Alev
Resulullah (s
a
a), Fil yılı Rabi’ul Evvel ayının 20 sine rastlayan (M
571’de) Pazartesi günü şafak vakti Mekke şehrinde dünyaya geldi
Resulullah (s
a
a)’in değerli babası, Abdullah bin Abdulmuttalip bin Haşim bin Abdumenaf’dır
Değerli annesi ise Veheb bin Abdumenaf’in kızı Amine’dir
Görüldüğü gibi her iki şahsiyetin akrabalık bağı Abdumenaf’da birleşiyor
Hz
Peygamber’in mübarek ismini İlahi emir gereği Muhammed,
künyesini ise Ebu’l Kasım
koyuyorlar
İmam Bakır (a
s) buyurmuşlardır ki, Hz
Peygamber doğumunun yedinci günü Hz
Ebu Talib, Hazretin dünyaya teşrifinden dolayı bir kurban keser ve akrabalarını misafirliğe davet ederek şöyle der: "Bu Ahmed’in akikasıdır
” Misafirler; “Onun ismini neden Ahmed koydun?” diye sorduklarında, ise Ebu Talib; “Yer ve gök ehlinin övgüsünden dolayı onun ismini Ahmed koydum
” der
İşte bundan dolayı Hz
Emir-ul Mü’minin Ali (a
s), Hz
Resulullah (s
a
a)’ın iki ismi bulunan peygamberlerden olduğunu söylemiştir
Peygamber (s
a
a) henüz daha dünyaya gelmeden babasını kaybetti;
dünyaya geldikten sonra da onu süt emmesi için Halime-i Sadiyye’ye emanet ettiler
İbn-i Sad’ın yazdığına göre, Halime Hazreti kucağına alır almaz döşü sütle doldu; öyle ki, Peygamber ve Halime’nin açlıktan uyumayan çocuğu da o sütten doydular
Peygamber (s
a
a) üç yaşına kadar annesi Amine’nin de gözetimiyle süt annesi Halime’nin yanında kaldı, daha sonra Mekke şehrine getirilerek annesine teslim edildi
Peygamber (s
a
a) altı yaşında iken annesi Amine ve bakıcısı Ümmi Eymen’le birlikte akrabalarını görmek için Medine’ye giderler
Bir ay Medine’de kaldıktan sonra Mekke’ye dönüşte, Ebva denen yere (Cuhfe’den 37 km
uzak) ulaştıklarında Hazretin değerli annesi vefat eder ve orada defnedilir
Ümmi Eymen Hz
Peygamber’i Mekke’ye getirir ve ceddi Abdulmuttalib’e teslim eder
Böylece Abdulmuttelib Hazretin sorumluluğunu üstlenmiş olur
Ama iki yıl sonra Abdulmuttalib de dünyadan göçer
Onun vasiyeti gereğince de, Hz
Ebu Talib kardeşi oğlu Hz
Muhammed (s
a
a)’ın sorumluğunu üstlenir
İbn-i Abbas’ın naklettiğine göre, Ebu Talib Hz
Peygamber ile öyle ilgileniyordu ki, gece ve gündüz ondan bir an olsun ayrılmıyordu, onu kendi yanında yatırıyor ve onun hakkında kimseye güvenmiyordu
Hz
Resulullah (s
a
a) on iki yaşında iken
Ebu Talib’le birlikte Şam’a yolculuğa çıkarlar
Bu yolculukta Buheyra isminde bir rahiple karşılaşırlar
Buheyra, Hıristiyan alimlerinin en bilginlerindendi
Hz
Peygamber’i görür görmez, O’nun ahir-uz zaman Peygamberi olduğunu hemen anlar ve Ebu Talib’e dönüp şöyle der: “Önceki semavi kitaplarda bu gencin peygamberliğiyle ilgili haber vardır
Hz
Resulullah (s
a
a), erginlik çağına kadar Hz
Ebu Talib’in evinde kalılar ve ahlak, yiğitlik, halkla geçinmek ve emanete riayet etmek bakımından öyle bir yüce ahlak ve erdemlilik sergilerler ki halk ona “Emin” lakabını takarlar
Hz
Resulullah (s
a
a) yirmi yaşında iken “Hilf-ul Fodul” antlaşmasına katılmıştır
Bu antlaşma, Beni Haşim, Beni Zühre ve Beni Temim arasında yapılan insani değerleri önemseyen bir anlaşma idi
Bu antlaşma gereğince mazlumların hakları zorbalardan alınacak ve gereken yardımlar onlardan esirgenmeyecekti
Hz
Hatice asaletli ve serveti olan bir kadındı
Hz
Hatice erkekler vasıtasıyla ticaretle uğraşıyordu
Resulullah,ın doğru konuşan ve emin biri olduğunu öğrenince, Hazrete, kölesi Meysere ile birlikte ticaret yapmak için Şam’a gitmesini ve diğer tacirlerden daha fazla pay almasını önerdi
Hz
Resulullah (s
a
a) Hatice’nin bu önerisini kabul ederek onun malı ile Şam’a doğru yola çıktılar
O memlekette mallarını satıp işlerini bitirdikten sonra Mekke’ye döndüler
Mekke’de de oradan getirdikleri malları satıp öncekilere oranla iki kat veya daha fazla kar elde ettiler
Üstelik Meysere de yol boyunca Resulullah’dan gördüğü hareket ve davranışları Hatice’ye anlattı
Bunun üzerine, Hatice, birisi vasıtasıyla Resulullah’a şöyle bir mesaj gönderdi: “Ey amca oğlu, aramızda akrabalık bağı olduğundan kavmin arasında yüce şeref ve nesebe sahip bulunduğundan, güvenilir, iyi huylu ve doğru konuşan olduğundan dolayı seninle evlenmeye gönüllüyüm
”
Hatice’nin bu evlenme teklifi öyle bir zamanda oldu ki, Hatice o zamanlar nesep açısından en köklü, şeref ve mal bakımından da bütün kadınların en üstünü idi; herkes onunla evlenmek istiyordu, ama o hiç kimseyi kabul etmiyordu
Resulullah (s
a
a) Hz
Hatice’nin bu evlenme teklifini kabul ederek amcalarını onu istemeye gönderir ve böylece bu mübarek vuslat gerçekleşmiş olur
Resulullah (s
a
a) evlendiği zaman yirmi beş yaşında idiler
İbn-i Abbas ve bir grup diğer bilginlerin sözüne göre, Hz
Hatice de yirmi sekiz yaşında idi
Hz
Peygamber (s
a
a)’in Hz
Hatice ile evlenmesinden ikisi erkek, dördü kız olmak üzere toplam altı çocuğu olmuştur
Erkeklerin isimleri: Kasım ve Tahir; kızların isimleri ise Ümmi Gülüsüm, Rukayye, Zeynep ve Fatıma’dır
Hatice-i Kübra (a
s) Resulullah (s
a
a) ile ortak yaşantısında çok fedakarlıklar yapmıştır
O, bütün mal ve servetini aziz eşinin ihtiyarına bırakmış ve bütün kadınlardan önce Hz
Resulullah’a iman etmiştir
Resulullah (s
a
v) onun hakkında şöyle buyurmuştur:
“O, insanlar kafir olduğunda bana iman etti, halk beni tekzip ettiğinde o beni tasdik etti, halk beni mahrum bıraktığında o kendi malıyla bana yardımda bulundu
Hz
Resulullah’ın yaşantısının en hassas dönemi, 40 yaşına girdiği dönemdir
Zira Hazret bu yaşta Receb’in 27
günü (M
610) peygamberliğe seçilmiştir
O zamandan itibaren üç yıl boyunca halkı gizlice İslam’a davet etmiştir
Hz
Resulullah’a ilk iman eden Emir-ul Mü’minin Hz
Ali olmuştur
Ondan sonra da Hz
Hatice iman etmiştir
Bi’setin üçüncü yılında Resulullah (s
a
v), halkı açıkça İslam’a davet etmeye mamur kılındı
Bu emir gereği önce kendi yakınlarını misafirliğe davet edip onlara şöyle buyurdu:
“Allah Teala beni, sizi O’na davet etmeye emretmiştir
İçinizden kim beni tasdik edip, bu işte bana yardımcı olursa, sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifem olacaktır
”
Teberi’nin yazdığına göre, bu toplantıda Hz
Ali, Peygamber’e yardımcı olacağını ilan eden tek şahıs oldu
Peygamber (s
a
v) de oradakilere şöyle buyurdu:
“Bilin ki, bu şahıs, benim sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifemdir; onun sözlerini dinleyin ve emirlerine itaat edin
”
Resulullah (s
a
v) akrabalarını İslam’a davet ettikten sonra, halkın da putlarını bırakıp sadece Allah’a ibadet etmelerini istedi
Bu söz onlara çok ağır geldi; az bir grup hariç, hepsi Hazretle düşman olmaya başladılar
O kritik anda, Mekke’nin büyüğü ve Peygamber’in amcası olan Hz
Ebu Talib, kardeşi oğlunun yardımına koştu ve onu yalnız bırakmayacağına dair yemin etti
Gerçekten öyle de yaptı
Hz
Ebu Talib, hayatta olduğu müddetçe Kureyş, Hz
Peygamber’i fazla incitemedi
Kureyş büyükleri, Hz
Ebu Talib’in varlığıyla Hz
Peygamber’i tam baskı altına alamadıklarını görünce, yeni Müslüman olanları eziyet ve işkence etmeye başladılar
Peygamber (s
a
v), Müslümanların Kureyş’in zulüm ve eziyetinden kurtulmaları için onlara Habeşi’ye hicret etmeleri için izin verdi
Bi’setin altıncı yılında, Mekke müşrikleri, Peygamber (s
a
v)’i öldürme kararı aldılar
Bu yüzden Hz
Muhammed (s
a
v)’i kendilerine teslim etmedikçe, Beni Haşim’le muamele yapmayacak ve onlardan evlenmeyeceklerine dair kendi aralarında bir antlaşma imzaladılar
Bu antlaşmayı bir deri sayfaya yazıp Ka’be’nin duvarına astılar
Beni Haşim de canlarını korumak için Peygamber (s
a
v) ile “Şi’b-i Ebu Talib” deresine sığındılar; üç yıl boyunca orada kaldılar
Üç yıl sonra Allah Teala Peygamberine, antlaşmayı “Allah” lafzı hariç, karıncaların yediğini haber verdi
Hz
Ebu Talib bu haberi Kureyşlilere iletti ve onlara; “Eğer Muhammed’in söyledikleri doğru çıkarsa ne yaparsınız?” diye sordu
Onlar da: “Artık el çekeriz” dediler
Kureyşliler Ka’be’ye gidip oraya astıkları antlaşmanın “Allah” lafzı hariç karıncalar tarafından yenildiğini görünce, kendi antlaşmalarından vazgeçtiler
Bi’setin onuncu yılında vuku bulan bu olay neticesinde Mekke halkından bir çok kimseler İslamiyet’i kabul ettiler
Böylece Beni Haşim Şi’bi Ebu Talib’den dışarı çıkabildi
Peygamber (s
a
a) bi’setin onuncu yılında iki büyük yardımcısı olan Hz
Ebu Talib ve Hz
Hatice’yi kaybetti,
bu iki büyük şahsiyetin ölümü Hazrete çok ağır geldi, bundan dolayı o yılın ismini “Hüzün Yılı” koydu
İmam Zeyn’ul- Abidin (a
s) şöyle buyurmuştur:
“Resulullah (s
a
v), Ebu Talib ve Hatice’yi kaybettiğinde artık Mekke’de kalması güçleşmişti
Allah Teala bundan dolayı Hz
Peygamberin, Mekke’de yardımcısı olmadığından orayı terk edip Medine’ye doğru hareket etmesini emretti”
Hz
Ebu Talib dünyadan göçtükten sonra Kureyşin peygambere eziyeti gittikçe fazlalaştı, Hazrete defalarca ihanet edip O’nun canına kıymak istediler
Mekke müşrikleri, bi’setin on üçüncü yılı “Dar’un Nedve” denilen bir yerde toplanıp Hz
Peygamberi öldürme kararı aldılar
Bu karara göre çeşitli kabilelerden oluşan gençler hep birlikte Hazrete saldıracak ve kimin tarafından öldürüldüğü bilinmeyecekti
Hz
Peygamber (s
a
v), İlahi vahiyle bu komplodan haberdar oldu ve geceleyin Mekke’den ayrılarak Medine’ye doğru yola çıktı
Emir’ul- Mü’minin Hz
Ali de Peygamber (s
a
v)’in canını korumak için O’nun yatağında yattı
Peygamber (s
a
v), Rabi-ul Evvel ayının ilk günü Mekke’den ayrıldı ve aynı ayın on ikinci günü Medine’nin yakınlarında olan “Kuba” denilen yere vardı ve orada yaklaşık on gün Hz
Ali’yi bekledi
Bu müddet içerişinde de Kuba camisini yaptırdı
Daha sonra Hz
Ali’nin gelmesiyle Medine’ye teşrif buyurdular
Hz
Peygamber’in hicreti ardından Mekke Müslümanları da yavaş-yavaş Medine’ye hicret etmeye başladılar
Peygamber (s
a
v), Muhacir ve Ensar (Medine halkı) arasındaki samimiyet bağını güçlendirmek için onların aralarında kardeşlik bağı oluşturdu
Peygamber (s
a
v), bu teşebbüsü ile Medine’de İslami bir toplum oluşturmuş ve Muhacirlere yardım için de uygun bir zemin hazırlamıştı
Bu küçük İslam toplumunun kuruluşundan daha on dokuz ay geçmemişken Müslümanlarla Mekke müşrikleri arasında savaş ateşi tutuştu
İlk önemli savaş Bedir savaşı idi, onun peşi sıra Uhud, Handek, Hayber,Tebuk vb
savaşlar da vuku buldu
Peygamber (s
a
v)’in savaşları iki çeşittir; birincisi, kendisinin katıldığı savaşlardır, bu savaşlara “Gazve” denilir
Diğeri ise kendisinin katılmadığı savaşlardır, bu savaşlara da “Seriyye” deniliyor
Gazvelerin sayısının 28, seriyyelerin sayısının ise 38 tane olduğunu söylemişlerdir
Bunca savaş, dokuz yıldan az bir zamanda vuku bulmuştur
Bu gazve ve seriyyeler, Müslümanların Hicaz topraklarında azamet ve güçlerinin aşikar olmasına ve bir çok Arap kabilelerinin Hz
Peygamberle barış antlaşmaları imzalamalarına sebep oldu
Bu antlaşmaların en önemlisi, Hudeybiye antlaşması idi
Hz
Peygamber bu antlaşmayı, hicretin altıncı yılında Mekke müşrikleriyle yaptı
Bu antlaşma, Hicaz toprağında nispi bir emniyet ve huzurun oluşmasına yol açtı ve diğer topraklarda da İslam’ın yayılmasına ortam hazırladı
Peygamber (s
a
v), hicretin yedinci yılında İslam’ın geniş bir şekilde yayılmasını sağlamak için bir çok mektuplar yazmış ve bu mektupları İran, Rum, Habeş, Mısır, Yemame, Bahreyn vb
ülkelerin kıralı ve padişahlarına göndererek kendi mesajını onlara iletmiştir
Hazret bu mektuplarda onları İslam’a davet ediyordu
Bu vesileyle Hz
Peygamber’in cihanı risaleti dünyanın her tarafına bildirilmiş ve böylece İslam’ın mesajı uzak memleketlere de ulaşma imkanını bulmuştur
Hicretin sekizinci yılının Ramazan ayında Mekke şehri Peygamber tarafından fethedildi
Resulullah (s
a
v) ordusuyla birlikte savaşmaksızın Mekke şehrine girdi, ilk teşebbüsünde Mekke halkının hepsini affetti ve Kabe’de bulunan üç yüz altmış putu oradan temizledi
ve sonra minbere çıkıp şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Allah Teala cahiliyye tekebbürünü ve atalarla övünmeyi sizin aranızdan temizledi
Bilin ki siz Adem’densiniz, Adem de balçıktandır
Bilin ki, Allah’ın en iyi kulları O’ndan korkan ve günah işlemeyendir
”
Resulullah (s
a
v), Mekke’de kısa bir müddet kaldıktan sonra Medine’ye doğru hareket etti
Bir kaç aydan sonra, Rum ordusunun İslam ülkelerine saldırıp o topraklarda ilerlemeyi amaçladıklarını öğrendi
Hazret bu haberi öğrenir öğrenmez İslam ordusunun, Rum ordusuna karşı koymak için Şam sınırlarına doğru hareket etmelerini emretti, kendisi de ordunun komutanlığını üzerine aldı
Uzun bir mesafeyi kat ettikten sonra, Hicretin dokuzuncu yılının Şaban ayında Şam sınırında bulunan Tebuk topraklarına ulaştılar
Ama Rumlulardan hiçbir eser yoktu
Çünkü Rum ordusu, Hz
Peygamber’in komutanlığındaki İslam’ın güçlü ordusunun hareketinden haberdar olmuş ve Müslümanlar karşısında yenilgiye uğramak korkusundan aldıkları kararlarından vazgeçmişlerdi
Resulullah (s
a
v) düşman tehlikesinin olmadığını görünce, ordunun Medine’ye dönmesini emretti
“Tebuk” ismiyle meşhur olan bu gazve, Hz
Peygamber’in en son gazvesi sayılmaktadır
Hz
Peygamber (s
a
v)’in Hicaz topraklarındaki en fazla muvaffakiyet elde ettiği yıl, hicretin dokuzuncu yılıdır
Çünkü o yılın hac merasiminde müşriklerden beraat ilan edildi
Bu önemli mesele, Kurban Bayramında Emir’ul- Mü’minin Hz
Ali (a
s) vasıtasıyla düşmanlara duyuruldu ve onlara, İslam’a karşı tavırlarını belirlemeleri için dört ay mühlet verildi
Bu beraatın ilanı neticesinde çeşitli kabilelerin elçileri Medine’ye doğru akın etmeye başladılar
Hepsi Hz
Peygamber’in huzuruna gelip İslam’ı kabul ettiklerini veya İslam’ın sığınağında yaşamaları için cizye ödemeye hazır olduklarını ilan ettiler
O yıl çok fazla elçinin Medine’ye akın etmesinden dolayı o yıla “Amm’ul- Vefud” (elçiler yılı) ismini vermişlerdir
Böylece puta tapma adet ve geleneği Hicaz toprağından silinmiş ve yerine tevhit dini yerleşmiştir
Resulullah (s
a
v), hicretin onuncu yılında hac amellerini yapmak için Mekke’ye yolculuk yapmaya hazırlandı
Müslümanlar da bu haberi duyunca, hac amellerini doğru bir şekilde kamil olarak öğrenmek için yolculuğa hazırlandılar
Resulullah (s
a
v) Zilkade ayının sonuna dört gün kala Medine’den ayrıldı, Zilhacce’nin dördüncü günü ise Mekke’ye vardı
Hac amellerini yaptıktan sonra Müslümanlarla birlikte o şehirden ayrıldı ve Medine’ye doğru yola koyuldu
Yüz yirmi bin civarında olan hac kervanı “Cuhfe” denilen yere yetiştiğinde, Hz
Peygamber tarafından kervanın durdurulması emredildi
Hazret namazını kıldıktan sonra Gadir-i Hum kenarında bir hutbe okudu sonra Hz
Ali’nin elinden tutarak yüksek bir sesle şöyle buyurdu:
“Ben kimin mevlası (efendisi) isem Ali de onun mevlasıdır
Allahım, ona yardım edene sen de yardım et, onu yalnız bırakını sen de yalnız koy
”
Bu vakıa, Zilhacce’nin on sekizinci günü vuku buldu
Hz
Peygamber’in halife tayin etme işi bir kaç defa çeşitli yerlerde tekrarlanmıştır
Hz
Peygamber (s
a
v) Haccet’ul- Veda yolculuğundan sonra, ömrünün son günlerini yaşıyordu, nihayet hicretin on birinci yılı Sefer ayının yirmi sekizinde fani dünyadan ayrılıp ebedi yurda göç etti
Peygamber (s
a
v)’in Hatice’den altı çocuğu vardı, onların isimlerini daha önce zikrettik
Mariye’den de İbrahim isminde bir oğlu vardı
Hazretin, Fatıma (a
s) hariç bütün evlatları kendi hayatı döneminde vefat ettiler
Hz
Peygamber’in nesli, Hz
Fatıma’dan devam etti
HZ
PEYGAMBER’LE İLGİLİ KISSALAR
1- İki Meleğin Haline Gülüyorum
Bir gün Resulullah (s
a
v) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca, Resulullah (s
a
v) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki meleğin hali beni güldürdü, onlar kendi yerinde ibadetle meşgul olan mü’min bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca, göğe çıkıp, Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mü’min kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hastalık yatağına düşmüştü
”
Allah Teala, o meleklerin cevabında şöyle buyurdu: “O mü’min kul, hastalık yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın
Hastalık yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim
”
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
2- Sırayı Riayet Edin
Hz
Ali (a
s) şöyle buyuruyor: “Bir gün Hz
Resulullah (s
a
v) ayaklarının üzerine yorgan örtmüş ve istirahata çekilmişti
Bu arada Hasan su istedi
Resullullah (s
a
v) hemen yerinden fırladı ve devemizden bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan’a (a
s) verdi
Bunu gören Hüseyin (a
s) yerinden fırlayıp sütü almak istedi
Ama Resulullah (s
a
v) ona mani olup sütü Hasan’a verdi
Bu arada durumu seyretmekte olan Fatime: “Ya Resulellah! Güya Hasan’ı daha çok seviyorsun” dedi
Resulullah cevaben buyurdular ki: “Hayır öyle değildir
Benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir
Çünkü O, daha önce su istemişti, sırayı riayet etmek gerekir
Yoksa kıyamet günü ben, sen, bu ikisi ve şu yerde yatan (Ali) hepimiz bir mekanda olacağız” buyurdu
3- Rahmetmeyene Rahmolunmaz
Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah (s
a
v)’ın huzurunda bulunuyorduk
Bu arada Hazret durmadan henüz küçük yaşta olan Hasan ve Hüseyin’i öpüyordu
Hazret’in bu hareketini gören Uyeyne: “Ya Resulullah (s
a
v), benim on çocuğum vardır
Ben şimdiye kadar onların hiçbirini asla öpmemişim” dedi
Hazret bu sözü duyunca çok sinirlendi, öyle ki çehresinin rengi değişti ve: “ Kim rahmetmezse, ona rahmolunmaz; eğer Allah rahmeti kelbinden almışsa, benim sana yapacak bir şeyim yoktur; kim, küçüklerimize rahmetmez, büyüklerimizi de saymazsa, o bizden değildir”
buyurdu
4- Resulullah (s
a
v)’ın Ağlaması
Resulullah (s
a
v) Ümmi Seleme’nin evinde bulunduğu bir gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu
Ümmi Seleme, Resulullah (s
a
v)’ı yatağında görmeyince, kalkıp onu aramaya koyuldu
Bir de baktı ki Resulullah (s
a
v), evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor:
“Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme
Beni, düşmanların gülmüş vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme
Allah’ım!Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme
Allah’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten koru
”
Ümmi Seleme Resulullah (s
a
v)’in bu durumunu görünce, ağlayarak kendi yerine döner
Resulullah (s
a
v) Ümmi Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sorur
Ümmi Seleme:
“Ya Resulellah! Senin ağlaman beni ağlattı
Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza ve Allah’ın geçmiş ve gelecek bütün kusurlarınızı affetmesine rağmen Allah’tan böyle korkuyor, sizi düşmanların gülüş vesilesi kılmamasını, kurtardığı kötülük ve çirkinliklere geri çevirmemesini, bir an bile kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!” der
Resulullah (s
a
v) onun cevabında:
“Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden endişelenmeyeyim, nasıl kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysaki Allah Teala, Hz
Yunus’u bir an kendi haline bıraktı ve onun başına, gelmemesi gereken şeyler geldi!”buyurur
5- Allah Beni Zulmetmek İçin Göndermemiştir
Emir-ül Mü'minin Hz
Ali (a
s) şöyle buyurmuştur: "Bir Yahudi'nin Resulullah (s
a
v)'den bir kaç dinar alacağı vardı, Hazret'ten o parayı istedi
Resulullah (s
a
v); "Ey Yahudi! Şimdi yanımda sana verecek bir param yoktur
" buyurdu
Yahudi; "Ey Muhammed! Paramı vermedikçe senden ayrılmayacağım!" dedi
Resulullah (s
a
v) cevaben; "Bu durumda ben de seninle birlikte otururum!" buyurdular
Resulullah (s
a
v) onunla birlikte oturdu; öyle ki öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını da orada kıldı
Resulullah (s
a
a)'in ashabı o Yahudi'yi tehdit etmeye başladılar
Resulullah (s
a
v) onlara bakıp şöyle buyurdu: "Onunla ne işiniz vardır?" Ashap: "Ey Resulullah! Bu Yahudi seni hapsetmiştir!" Resulullah (s
a
v) onların cevabında; "Allah Teala beni, bir zimmi veya başka birisine zulüm yapmak için mebus etmemiştir
" buyurdular
Gün yükseldiğinde o Yahudi adam şöyle dedi: "Allah'tan başka bir ilah olmadığına ve Muhammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ediyorum; malımın bir şatrı (yarısı) Allah yolu içindir
Allah'a andolsun ki, sana karşı böyle davranmam, sırf senin Tevrat'taki vasfını sende görmem içindi
Ben senin Tevrat'taki vasfını okumuştum
Onda şöyle yazılmıştı: "Abdullah oğlu Muhammed Mekke'de dünyaya gelecektir, Teybe'ye (Medine'ye) hicret edecektir, sert ve katı kalpli değildir, sövüş etmez ve çirkin söz ağzına almaz
" Ben Allah'tan başka bir ilahın olmadığına, senin de O'nun elçisi olduğuna şehadet ediyorum
Bu benim malımdır, Allah nerede emretmişse, onu orada harca
"
6- Âmanın Yanında Hicabı Korumak!
Ümmi Seleme şöyle diyor:
Peygamber (s
a
v)’in huzurunda idik
Meymune isminde olan hanımlarından birisi de orada idi
Bu esnada âma (kör) olan İbn-i Ümmi Mektum Resulullah’ın huzuruna geldi
Resulullah (s
a
a) bana ve Meymune’ye: “İbn-i Ümmî Mektum’un karşısında hicabınızı (kendinizi) koruyun
” buyurdu
“Ya Resulullah! O âma değil midir, hicaplı olmamızın ne anlamı vardır?” dediğimizde de şöyle buyurdular:
“Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?
7- Kötü Ahlak Kabir Azabına Sebep Olur
İmam Sadık (a
s) şöyle buyuruyor:
“Sa’d bin Muaz’ın ölüm haberini Resulullah (s
a
v)’e verdiklerinde, Hazret kalkıp ashabıyla birlikte onun evine gittiler
Resulullah’ın emri ile Sa’d’a gusül verdiler
Gusül işlemi bitinceye kadar Hazret kapı önünde ayakta bekledi
Gusül, henut ve kefenleme işleminden sonra onu bir tabuta bırakıp defnetmek için kabristana götürdüler
Cenazeyi teşyi ederken Hz
Resulullah (s
a
v) ayak yalın ve abasız olarak hareket ediyordu, kabrin yakınına ulaşana dek bazen tabutun sağ bazen de sol tarafını tutuyordu
Hz
Resulullah (s
a
v)’in bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre bıraktı; taş, tuğla ve diğer şeylerin getirilmesini emretti
Bizzat kendisi iyice cenazenin üzerini kapatıyor ve: “Ben onun yakında çürüyeceğini biliyorum; ama Allah, kulu bir iş yaptığında onu sağlam yapmasını sever” buyuruyordu
Daha sonra mübarek elleriyle onun üzerine toprak döküp, güzelce mezarını düzlediler
Bu esnada Sa’d’ın annesi kabrin kenarına gelerek: “Ey Sa’d ! Cennet sana kutlu olsun” dedi
Hz
Resulullah (s
a
v) bu sözü ondan duyar duymaz şöyle buyurdular ki: “Ey Sa’d’ın annesi !Sus! Allah’dan taraf bu kadar kesin ve yakin ile konuşma
Şimdi Sa’d kabir azabına duçar olmuştur ve bundan dolayı eziyet görmektedir
”
Daha sonra Hazret orada bulunanlarla birlikte mezarlığı terkedip, geri döndüler
Bu arada halk Hazrete: “Ya Resulellah ! Sa’d için yaptığın işleri, şimdiye kadar hiç kimseye yaptığını görmedik
Ayak yalın, abasız onun cenazesini teşyi ettiniz; tabutun bazen sağ bazen de sol tarafından tutuyordunuz !” dediler
Hz
Resulullah (s
a
v) onlara:
“Melekler de abasız ve ayakkabısız idiler; ben de onlara uydum” cevabını verdi
Halk: “Bazen tabutun sağından, bazen de solundan tutuyordunuz” dediler
Hazret: “elim Cebrail’in elinde olduğundan dolayı o tabutun neresinden tutuyorduysa, ben de o tarafından tutuyordum” buyurdu
Halk bu sözleri duyunca:
“Ya Resulellah ! Sa’dın cenazesine gusül verilmesini emrettiniz, bizzat kendiniz ona namaz kıldınız, mübarek ellerinizle onu kabre bıraktınız, kabri kendi elinizle düzelttiniz, bütün bunlara rağmen, yine de: “Kabir Sa’d’ı sıktı” buyurdunuz
Hz
Resulullah (s
a
v) cevaben: “Evet, kabir azabına duçar oldu
Çünkü o, evinde kötü ahlaklı idi, kabir azabı bundan dolayı idi” buyurdular
8- Bereketli On iki Dirhem
Hz
Ali (a
s), Hz
Peygamber-i Ekrem (s
a
v) tarafından bir gömlek almak için pazara gitmekle görevlendirilir
Hz
Ali (a
s) pazara gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döner
Bu arada Hz
Resulullah (s
a
v) ile Hz
Ali (a
s) arasında şöyle bir diyalog geçer:
Hz
Resulullah (s
a
v): “Bu gömleği kaça aldın?”
Hz
Ali: “On iki dirheme
”
Hz
Resulullah (s
a
v): “Bu gömleği pek sevmedim, bundan daha ucuzunu istiyorum
Acaba satıcı bunu geri almaya hazır olur mu?”
Hz
Ali (a
s) diyor; bunun üzerine, gömleği alıp çarşıya döndüm, Hz
Peygamber’in isteğini satıcıya ilettim, satıcı da kabul etti
Parayı alıp Hz
Peygamber (s
a
v)’in yanına döndüm
Bir gömlek almak için Hz
Resulullah (s
a
v) ile birlikte pazara doğru hareket ettik
Yolun yarısında Hz
Resulullah (s
a
v)’ın gözü, ağlayan bir cariyeye ilişti
Hz
Resulullah (s
a
v) onun yanına gidip; “Neden ağlıyorsun?” diye sordu
Cariye: “Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir şeyler almak için beni çarşıya gönderdi
Fakat ben parayı nasıl kaybettiğimi bilemiyorum, şimdi eve dönmekten korkuyorum” dedi
Hz
Resulullah (s
a
v) on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve; “İstediğin şeyleri al ve eve dön” buyurdular
Hz
Resulullah (s
a
v) da Allah’a şükredip pazara doğru hareket etti; pazardan dört dirheme bir gömlek alıp giydi, Allah’a hamdederek eve doğru yola koyuldu
Bu arada yol üzerinde bir çıplağı görünce, gömleğini çıkarıp ona verdi ve tekrar çarşıya geri döndü, geriye kalan dört dirheme bir gömlek alıp giydi ve eve doğru hareket etti
Yolun yarısında yine aynı cariyeyi üzüntülü ve şaşkın bir halde gördü
Bunun üzerine; “Neden evinize gitmedin?” diye sordu
Cariye: “Ya Resulellah ! Gecikmişim, beni dövmelerinden korkuyorum” dedi
Resulullah: “Gel birlikte gidelim, evinizi bana göster ben suçundan geçmeleri için aracı olurum” buyurdu
Hz
Resulullah (s
a
v) o cariye ile birlikte yola koyuldu
Evlerine yetiştiklerinde cariye; “İşte bu bizim evdir” dedi
Hz
Resulullah (s
a
v) kapının arkasından yüksek bir sesle; “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” diye seslendi; ama bir cevap gelmedi
Hazret ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadı
Üçüncü kez bir daha selam verdiğinde, “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap verdiler
Hz
Resulullah (s
a
v): “Neden ilk ve ikinci defada cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadınız mı?” buyurdular
Ev Sahibi: “Hayır, ilk defasında duyduk, senin olduğunu bile anladık” dedi
Hz
Resulullah (s
a
v): “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?”
Ev sahibi: “Senin sesini bir kaç defa duymak istedik
”
Hz
Resulullah (s
a
v): “Sizin bu cariyeniz gecikmiştir, onu muahaza etmemeniz (cezalandırmamanız) için size rica etmekten ötürü buraya geldim
”
Ev sahibi: “Ya Resulullah! Sizin mübarek ayağınızın hürmetine bu cariye artık şimdiden azattır (hürdür)
”
Daha sonra Hz
Resulullah (s
a
v) kendi kendisine: “Allah’a şükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! İki çıplağı örttü, bir köleyi de azat etti” buyurdular
9- Ya Resulellah! Bana Tavsiye Et!
Hz
Ali (a
s) şöyle diyor:
Bir şahıs Resulullah (s
a
v)’in huzuruna gelerek Hazretin kendisine tavsiye etmesini istedi
Hz
Resulullah (s
a
v) ona şöyle tavsiye ettiler:
“Benim sana tavsiyem şudur ki; parçalansan, ateşe atılıp yakılsan bile, Allah’a şirk koşma
Annene ve babana eziyet etme; eğer dünyadan göçmeni bile emretseler öyle yap
İhtiyacından fazla kalan malını dini kardeşinin ihtiyarına bırak
Müslüman kardeşinle karşılaştığında açık yüzlü ol
Halka ihanet etme
Gördüğün her Müslümana selam ver
İnsanları İslam’a davet et
Bil ki, her sorunu çözmenin (sıkıntısı olanın sıkıntısını gidermenin), Hz
Yakub’un oğullarından bir köleyi azat etmek kadar sevabı vardır
Bil ki, şarap ve her sarhoş edici şey de haramdır
”
10- Yetimler İçin Ağlamak
Uhud savaşında İslam savaşçılarından çoğu şahadete erişti, Hz
Hamza da o savaşta şehit düştü, hatta Hz
Peygamber (s
a
v)’in şehit olduğu bile şâyi oldu
Savaş sona erdikten sonra, Medine kadınları Uhud’a doğru hareket edip Peygamber (s
a
a)’in istikbaline koştular; herkes kendi şehitlerini bırakıp Hz
Peygamber’i sorup arıyorlardı
Bu arada Cehş’in kızı Zeynep Hz
Peygamber (s
a
v) ile karşılaştı ve aralarında şöyle bir diyalog geçti:
Hz
Peygamber- “Sabırlı ve tahammülü ol!”
Zeynep- “Ne için?”
Hz
Peygamber- “Kardeşin Abdullah’ın şahadetinden dolayı
”
Zeynep- “Şahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!”
Hz
Peygamber- “Sabret!”
Zeynep- “Ne için?”
Hz
Peygamber- “Dayın Hamza’nın şahadetinden dolayı
”
Zeynep- “Bizim hepimiz Allah’tanız ve hepimiz O’na döneceğiz, şahadet makamı ona mübarek olsun!”
Hz
Resulullah (s
a
v) biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek şöyle buyurdu:
- “Sabırlı ol!”
Zeynep – “Şimdi ne için?”
Hz
Resulullah - “Eşin Mus’ab bin Umeyr’in şahadetinden dolayı
”
Zeynep bu sözü duyunca, can yakıcı bir şekilde yüksek bir sesle ağlayıp sızlamaya başladı
Bunu gören Hz
Resulullah: “Hiçbir kimse, kocanın karısının kalbinde olan yerini alamaz” buyurdu
Bu arada Zeynep; “Neden kocan için böyle ağlıyorsun?” diyenlere şu cevabı verirdi: “Ağlamam kocam için değildir
Çünkü o Peygamber (s
a
a)’in yanında şahadet makamına erişmiştir
Beni ağlatan çocuklarımın öksüz kalışıdır”
11- Dostlarla Müdara
Ebu Hureyre şöyle diyor:
Hz
Resulullah (s
a
a) (bir gün) oturdukları halde birden dişleri görülür bir şekilde güldüler
Gülmesinin sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:
“Ümmetimden iki kişi gelip Allah Teala’nın huzurunda duracaklar; onlardan biri diyecek ki: “Allah’ım ! benim hakkımı ondan al!” Allah Teala buyuracak ki: “Kardeşinin hakkını ver !” Borçlu adam arz edecek ki: “Allah’ım ! Benim iyi amellerimden bir şey kalmamıştır (ona verecek dünyevi bir malım da yoktur)
” Hak sahibi de diyecek ki: “Ey Rabbim! Öyleyse benim günahlarımdan yüklensin!”
Sonra Hz
Resulullah (s
a
a)’in mübarek gözlerinden yaşlar boşanarak şöyle buyurdular:
“O gün (kıyamet günü) öyle bir gündür ki insanlar, günahlarının başka bir kimseye yüklenmesine ihtiyaç duyarlar
Allah Teala hakkını isteyen kimseye şöyle buyurur: “Gözlerini çevir, cennete doğru bir bak, ne görüyorsun?” O zaman başını kaldırıp güzel nimetleri görünce hayretle; “Allah’ım ! Bunlar kimin içindir?” diyecektir
Allah Teala- “O hakkın değerini bana veren kimse içindir
”
Hak sahibi – “O hakkın değerini kim sana ödeyebilir?”
Allah Teala - “Sen
”
Hak sahibi – “Ben nasıl ödeyebilirim?”
Allah Teala - “Ondan geçmenle (hakkını bağışlamanla)
”
Hak sahibi – “Allah’ım ! Ondan geçtim
”
Daha sonra Allah Teala buyuracak ki: “Dini kardeşinin elini tut, birlikte cennete gidin !”
Bu esnada Resulullah (s
a
a) buyurdular ki: “Takvalı olun, birbirinizin arasını bulun!”
12- Çaba Veya Zengin Olmak Yolu
Ashaptan birinin durumu çok bozulmuştu
Bu arada karısı ona; “Resulullah (s
a
a)’ın yanına varıp bir şey istesen” dedi
Bunun üzerine o adam bir şey istemek için Hz
Peygamber’in yanına gitti
Hazretin yanına vardığında Hz
Resulullah (s
a
a) onu görür görmez şöyle buyurdular:
“Kim bizden bir şey isterse veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar
”
Adamcağız Hz
Resulullah (s
a
a)’ın bu sözünü duyunca, kendisinden başkasının kastedilmediğini anlar ve bir şey istemeden huzurlarından ayrılır; evine gelip durumu karısına anlatır; ama ihtiyaç onu zorlar ve ikinci kez Hz
Resulullah’ın huzuruna varır; fakat Hazret’in yine aynı şeyi buyurduğunu görür ve bu olay üç defa tekrarlanır
Bunun üzerine komşusundan bir balta emanet alıp çöle çıkar, bir miktar odun toplayıp pazara getirir ve odunlarını bir buçuk kilo arpaya satar; elde ettiği arpayı ekmek yaparak ailesiyle birlikte yerler
Ertesi sabah daha fazla odun getirir ve yılmadan bu işine devam eder; ilk önce bir balta satın alır; daha sonra elde ettiği kazançtan iki genç deve ve bir köle alır; böylece durumu düzelip zenginleşir
Daha sonra Hz
Resulullah’ın yanına giderek başından geçen macerayı Hazrete anlatır
Hz
Resulullah (s
a
a) onun sözünü dinledikten sonra ona:
“Demedim mi kim, bizden bir şey isterse ona veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar?!” buyururlar
Dantel
Mumsema
Frmacil
27-08-2007
#
2
Profil Bilgileri
ZAGROS 47
--->: peygamber efendimizin güzel ahlakı
Çok faydalı bir konu ancak üçte birini okudum
mutlaka hepsini okumaya çalışacam sonra
eline sağlık ALLAH RAZI OLSUN
Tags
:
ahlaki
,
efendimizin
,
guzel
,
peygamber
peygamber efendimizin güzel ahlakı ile ilgili Benzer Konular
1120 Kez Görüntülendi
Peygamber Efendimizin Güzel Kokusu
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
peygamber efendimizin özellikleri
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimizin İsimleri
Siyer
Güzel Ahlakı
Siyer
Peygamber Efendimizin Evi
Dini Resimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
00:22
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545