Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Peygamber Efendimiz (S.A.V)

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
peygamber efendimizin güzel ahlakı ile ilgili Benzer Konular
1120 Kez Görüntülendi

Peygamber Efendimizin Güzel Kokusu Peygamber Efendimiz (S.A.V)
peygamber efendimizin özellikleri Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimizin İsimleri Siyer
Güzel Ahlakı Siyer
Peygamber Efendimizin Evi Dini Resimler

Resulullah’a(s.a.v) Mektup | HOŞGELDİN! Ey kutlular kutlusu!
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 27-08-2007   #1
Profil Bilgileri
bly
Lightbulb peygamber efendimizin güzel ahlakı



peygamber efendimizin güzel ahlakı başlıklı yazı Mumsema peygamber efendimizin güzel ahlakı Forum Alev


Resulullah (saa), Fil yılı Rabi’ul Evvel ayının 20 sine rastlayan (M571’de) Pazartesi günü şafak vakti Mekke şehrinde dünyaya geldiResulullah (saa)’in değerli babası, Abdullah bin Abdulmuttalip bin Haşim bin Abdumenaf’dır Değerli annesi ise Veheb bin Abdumenaf’in kızı Amine’dir Görüldüğü gibi her iki şahsiyetin akrabalık bağı Abdumenaf’da birleşiyor
Hz Peygamber’in mübarek ismini İlahi emir gereği Muhammed, künyesini ise Ebu’l Kasım koyuyorlar
İmam Bakır (as) buyurmuşlardır ki, Hz Peygamber doğumunun yedinci günü Hz Ebu Talib, Hazretin dünyaya teşrifinden dolayı bir kurban keser ve akrabalarını misafirliğe davet ederek şöyle der: "Bu Ahmed’in akikasıdır” Misafirler; “Onun ismini neden Ahmed koydun?” diye sorduklarında, ise Ebu Talib; “Yer ve gök ehlinin övgüsünden dolayı onun ismini Ahmed koydum” derİşte bundan dolayı Hz Emir-ul Mü’minin Ali (as), Hz Resulullah (saa)’ın iki ismi bulunan peygamberlerden olduğunu söylemiştir
Peygamber (saa) henüz daha dünyaya gelmeden babasını kaybetti; dünyaya geldikten sonra da onu süt emmesi için Halime-i Sadiyye’ye emanet ettiler İbn-i Sad’ın yazdığına göre, Halime Hazreti kucağına alır almaz döşü sütle doldu; öyle ki, Peygamber ve Halime’nin açlıktan uyumayan çocuğu da o sütten doydular
Peygamber (saa) üç yaşına kadar annesi Amine’nin de gözetimiyle süt annesi Halime’nin yanında kaldı, daha sonra Mekke şehrine getirilerek annesine teslim edildi
Peygamber (saa) altı yaşında iken annesi Amine ve bakıcısı Ümmi Eymen’le birlikte akrabalarını görmek için Medine’ye giderler Bir ay Medine’de kaldıktan sonra Mekke’ye dönüşte, Ebva denen yere (Cuhfe’den 37 km uzak) ulaştıklarında Hazretin değerli annesi vefat eder ve orada defnedilir Ümmi Eymen Hz Peygamber’i Mekke’ye getirir ve ceddi Abdulmuttalib’e teslim eder Böylece Abdulmuttelib Hazretin sorumluluğunu üstlenmiş olurAma iki yıl sonra Abdulmuttalib de dünyadan göçerOnun vasiyeti gereğince de, Hz Ebu Talib kardeşi oğlu Hz Muhammed (saa)’ın sorumluğunu üstlenir
İbn-i Abbas’ın naklettiğine göre, Ebu Talib Hz Peygamber ile öyle ilgileniyordu ki, gece ve gündüz ondan bir an olsun ayrılmıyordu, onu kendi yanında yatırıyor ve onun hakkında kimseye güvenmiyordu
Hz Resulullah (saa) on iki yaşında iken Ebu Talib’le birlikte Şam’a yolculuğa çıkarlar Bu yolculukta Buheyra isminde bir rahiple karşılaşırlar Buheyra, Hıristiyan alimlerinin en bilginlerindendi Hz Peygamber’i görür görmez, O’nun ahir-uz zaman Peygamberi olduğunu hemen anlar ve Ebu Talib’e dönüp şöyle der: “Önceki semavi kitaplarda bu gencin peygamberliğiyle ilgili haber vardır
Hz Resulullah (saa), erginlik çağına kadar Hz Ebu Talib’in evinde kalılar ve ahlak, yiğitlik, halkla geçinmek ve emanete riayet etmek bakımından öyle bir yüce ahlak ve erdemlilik sergilerler ki halk ona “Emin” lakabını takarlar
Hz Resulullah (saa) yirmi yaşında iken “Hilf-ul Fodul” antlaşmasına katılmıştır Bu antlaşma, Beni Haşim, Beni Zühre ve Beni Temim arasında yapılan insani değerleri önemseyen bir anlaşma idi Bu antlaşma gereğince mazlumların hakları zorbalardan alınacak ve gereken yardımlar onlardan esirgenmeyecekti
Hz Hatice asaletli ve serveti olan bir kadındı Hz Hatice erkekler vasıtasıyla ticaretle uğraşıyordu Resulullah,ın doğru konuşan ve emin biri olduğunu öğrenince, Hazrete, kölesi Meysere ile birlikte ticaret yapmak için Şam’a gitmesini ve diğer tacirlerden daha fazla pay almasını önerdi Hz Resulullah (saa) Hatice’nin bu önerisini kabul ederek onun malı ile Şam’a doğru yola çıktılar O memlekette mallarını satıp işlerini bitirdikten sonra Mekke’ye döndüler Mekke’de de oradan getirdikleri malları satıp öncekilere oranla iki kat veya daha fazla kar elde ettiler Üstelik Meysere de yol boyunca Resulullah’dan gördüğü hareket ve davranışları Hatice’ye anlattı
Bunun üzerine, Hatice, birisi vasıtasıyla Resulullah’a şöyle bir mesaj gönderdi: “Ey amca oğlu, aramızda akrabalık bağı olduğundan kavmin arasında yüce şeref ve nesebe sahip bulunduğundan, güvenilir, iyi huylu ve doğru konuşan olduğundan dolayı seninle evlenmeye gönüllüyüm
Hatice’nin bu evlenme teklifi öyle bir zamanda oldu ki, Hatice o zamanlar nesep açısından en köklü, şeref ve mal bakımından da bütün kadınların en üstünü idi; herkes onunla evlenmek istiyordu, ama o hiç kimseyi kabul etmiyordu
Resulullah (saa) Hz Hatice’nin bu evlenme teklifini kabul ederek amcalarını onu istemeye gönderir ve böylece bu mübarek vuslat gerçekleşmiş olur
Resulullah (saa) evlendiği zaman yirmi beş yaşında idiler İbn-i Abbas ve bir grup diğer bilginlerin sözüne göre, Hz Hatice de yirmi sekiz yaşında idi
Hz Peygamber (saa)’in Hz Hatice ile evlenmesinden ikisi erkek, dördü kız olmak üzere toplam altı çocuğu olmuştur Erkeklerin isimleri: Kasım ve Tahir; kızların isimleri ise Ümmi Gülüsüm, Rukayye, Zeynep ve Fatıma’dır
Hatice-i Kübra (as) Resulullah (saa) ile ortak yaşantısında çok fedakarlıklar yapmıştır O, bütün mal ve servetini aziz eşinin ihtiyarına bırakmış ve bütün kadınlardan önce Hz Resulullah’a iman etmiştir Resulullah (sav) onun hakkında şöyle buyurmuştur:
“O, insanlar kafir olduğunda bana iman etti, halk beni tekzip ettiğinde o beni tasdik etti, halk beni mahrum bıraktığında o kendi malıyla bana yardımda bulundu
Hz Resulullah’ın yaşantısının en hassas dönemi, 40 yaşına girdiği dönemdir Zira Hazret bu yaşta Receb’in 27 günü (M 610) peygamberliğe seçilmiştirO zamandan itibaren üç yıl boyunca halkı gizlice İslam’a davet etmiştir Hz Resulullah’a ilk iman eden Emir-ul Mü’minin Hz Ali olmuşturOndan sonra da Hz Hatice iman etmiştir
Bi’setin üçüncü yılında Resulullah (sav), halkı açıkça İslam’a davet etmeye mamur kılındı Bu emir gereği önce kendi yakınlarını misafirliğe davet edip onlara şöyle buyurdu:
“Allah Teala beni, sizi O’na davet etmeye emretmiştir İçinizden kim beni tasdik edip, bu işte bana yardımcı olursa, sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifem olacaktır
Teberi’nin yazdığına göre, bu toplantıda Hz Ali, Peygamber’e yardımcı olacağını ilan eden tek şahıs oldu Peygamber (sav) de oradakilere şöyle buyurdu:
“Bilin ki, bu şahıs, benim sizin aranızdaki kardeşim, vasim ve halifemdir; onun sözlerini dinleyin ve emirlerine itaat edin
Resulullah (sav) akrabalarını İslam’a davet ettikten sonra, halkın da putlarını bırakıp sadece Allah’a ibadet etmelerini istedi Bu söz onlara çok ağır geldi; az bir grup hariç, hepsi Hazretle düşman olmaya başladılar O kritik anda, Mekke’nin büyüğü ve Peygamber’in amcası olan Hz Ebu Talib, kardeşi oğlunun yardımına koştu ve onu yalnız bırakmayacağına dair yemin ettiGerçekten öyle de yaptı Hz Ebu Talib, hayatta olduğu müddetçe Kureyş, Hz Peygamber’i fazla incitemedi
Kureyş büyükleri, Hz Ebu Talib’in varlığıyla Hz Peygamber’i tam baskı altına alamadıklarını görünce, yeni Müslüman olanları eziyet ve işkence etmeye başladılar Peygamber (sav), Müslümanların Kureyş’in zulüm ve eziyetinden kurtulmaları için onlara Habeşi’ye hicret etmeleri için izin verdi
Bi’setin altıncı yılında, Mekke müşrikleri, Peygamber (sav)’i öldürme kararı aldılar Bu yüzden Hz Muhammed (sav)’i kendilerine teslim etmedikçe, Beni Haşim’le muamele yapmayacak ve onlardan evlenmeyeceklerine dair kendi aralarında bir antlaşma imzaladılar Bu antlaşmayı bir deri sayfaya yazıp Ka’be’nin duvarına astılar Beni Haşim de canlarını korumak için Peygamber (sav) ile “Şi’b-i Ebu Talib” deresine sığındılar; üç yıl boyunca orada kaldılar Üç yıl sonra Allah Teala Peygamberine, antlaşmayı “Allah” lafzı hariç, karıncaların yediğini haber verdi Hz Ebu Talib bu haberi Kureyşlilere iletti ve onlara; “Eğer Muhammed’in söyledikleri doğru çıkarsa ne yaparsınız?” diye sordu Onlar da: “Artık el çekeriz” dediler Kureyşliler Ka’be’ye gidip oraya astıkları antlaşmanın “Allah” lafzı hariç karıncalar tarafından yenildiğini görünce, kendi antlaşmalarından vazgeçtiler Bi’setin onuncu yılında vuku bulan bu olay neticesinde Mekke halkından bir çok kimseler İslamiyet’i kabul ettiler Böylece Beni Haşim Şi’bi Ebu Talib’den dışarı çıkabildi
Peygamber (saa) bi’setin onuncu yılında iki büyük yardımcısı olan Hz Ebu Talib ve Hz Hatice’yi kaybetti, bu iki büyük şahsiyetin ölümü Hazrete çok ağır geldi, bundan dolayı o yılın ismini “Hüzün Yılı” koydu
İmam Zeyn’ul- Abidin (as) şöyle buyurmuştur:
“Resulullah (sav), Ebu Talib ve Hatice’yi kaybettiğinde artık Mekke’de kalması güçleşmişti Allah Teala bundan dolayı Hz Peygamberin, Mekke’de yardımcısı olmadığından orayı terk edip Medine’ye doğru hareket etmesini emretti”
Hz Ebu Talib dünyadan göçtükten sonra Kureyşin peygambere eziyeti gittikçe fazlalaştı, Hazrete defalarca ihanet edip O’nun canına kıymak istediler
Mekke müşrikleri, bi’setin on üçüncü yılı “Dar’un Nedve” denilen bir yerde toplanıp Hz Peygamberi öldürme kararı aldılar Bu karara göre çeşitli kabilelerden oluşan gençler hep birlikte Hazrete saldıracak ve kimin tarafından öldürüldüğü bilinmeyecekti
Hz Peygamber (sav), İlahi vahiyle bu komplodan haberdar oldu ve geceleyin Mekke’den ayrılarak Medine’ye doğru yola çıktı Emir’ul- Mü’minin Hz Ali de Peygamber (sav)’in canını korumak için O’nun yatağında yattı
Peygamber (sav), Rabi-ul Evvel ayının ilk günü Mekke’den ayrıldı ve aynı ayın on ikinci günü Medine’nin yakınlarında olan “Kuba” denilen yere vardı ve orada yaklaşık on gün Hz Ali’yi bekledi
Bu müddet içerişinde de Kuba camisini yaptırdı Daha sonra Hz Ali’nin gelmesiyle Medine’ye teşrif buyurdular
Hz Peygamber’in hicreti ardından Mekke Müslümanları da yavaş-yavaş Medine’ye hicret etmeye başladılar Peygamber (sav), Muhacir ve Ensar (Medine halkı) arasındaki samimiyet bağını güçlendirmek için onların aralarında kardeşlik bağı oluşturdu
Peygamber (sav), bu teşebbüsü ile Medine’de İslami bir toplum oluşturmuş ve Muhacirlere yardım için de uygun bir zemin hazırlamıştı
Bu küçük İslam toplumunun kuruluşundan daha on dokuz ay geçmemişken Müslümanlarla Mekke müşrikleri arasında savaş ateşi tutuştu İlk önemli savaş Bedir savaşı idi, onun peşi sıra Uhud, Handek, Hayber,Tebuk vbsavaşlar da vuku buldu
Peygamber (sav)’in savaşları iki çeşittir; birincisi, kendisinin katıldığı savaşlardır, bu savaşlara “Gazve” denilir Diğeri ise kendisinin katılmadığı savaşlardır, bu savaşlara da “Seriyye” deniliyor Gazvelerin sayısının 28, seriyyelerin sayısının ise 38 tane olduğunu söylemişlerdir Bunca savaş, dokuz yıldan az bir zamanda vuku bulmuştur
Bu gazve ve seriyyeler, Müslümanların Hicaz topraklarında azamet ve güçlerinin aşikar olmasına ve bir çok Arap kabilelerinin Hz Peygamberle barış antlaşmaları imzalamalarına sebep oldu
Bu antlaşmaların en önemlisi, Hudeybiye antlaşması idi Hz Peygamber bu antlaşmayı, hicretin altıncı yılında Mekke müşrikleriyle yaptı Bu antlaşma, Hicaz toprağında nispi bir emniyet ve huzurun oluşmasına yol açtı ve diğer topraklarda da İslam’ın yayılmasına ortam hazırladı
Peygamber (sav), hicretin yedinci yılında İslam’ın geniş bir şekilde yayılmasını sağlamak için bir çok mektuplar yazmış ve bu mektupları İran, Rum, Habeş, Mısır, Yemame, Bahreyn vb ülkelerin kıralı ve padişahlarına göndererek kendi mesajını onlara iletmiştirHazret bu mektuplarda onları İslam’a davet ediyordu Bu vesileyle Hz Peygamber’in cihanı risaleti dünyanın her tarafına bildirilmiş ve böylece İslam’ın mesajı uzak memleketlere de ulaşma imkanını bulmuştur
Hicretin sekizinci yılının Ramazan ayında Mekke şehri Peygamber tarafından fethedildiResulullah (sav) ordusuyla birlikte savaşmaksızın Mekke şehrine girdi, ilk teşebbüsünde Mekke halkının hepsini affetti ve Kabe’de bulunan üç yüz altmış putu oradan temizledi ve sonra minbere çıkıp şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Allah Teala cahiliyye tekebbürünü ve atalarla övünmeyi sizin aranızdan temizledi Bilin ki siz Adem’densiniz, Adem de balçıktandır Bilin ki, Allah’ın en iyi kulları O’ndan korkan ve günah işlemeyendir
Resulullah (sav), Mekke’de kısa bir müddet kaldıktan sonra Medine’ye doğru hareket etti Bir kaç aydan sonra, Rum ordusunun İslam ülkelerine saldırıp o topraklarda ilerlemeyi amaçladıklarını öğrendi Hazret bu haberi öğrenir öğrenmez İslam ordusunun, Rum ordusuna karşı koymak için Şam sınırlarına doğru hareket etmelerini emretti, kendisi de ordunun komutanlığını üzerine aldı Uzun bir mesafeyi kat ettikten sonra, Hicretin dokuzuncu yılının Şaban ayında Şam sınırında bulunan Tebuk topraklarına ulaştılar Ama Rumlulardan hiçbir eser yoktu Çünkü Rum ordusu, Hz Peygamber’in komutanlığındaki İslam’ın güçlü ordusunun hareketinden haberdar olmuş ve Müslümanlar karşısında yenilgiye uğramak korkusundan aldıkları kararlarından vazgeçmişlerdi
Resulullah (sav) düşman tehlikesinin olmadığını görünce, ordunun Medine’ye dönmesini emretti “Tebuk” ismiyle meşhur olan bu gazve, Hz Peygamber’in en son gazvesi sayılmaktadır
Hz Peygamber (sav)’in Hicaz topraklarındaki en fazla muvaffakiyet elde ettiği yıl, hicretin dokuzuncu yılıdır Çünkü o yılın hac merasiminde müşriklerden beraat ilan edildiBu önemli mesele, Kurban Bayramında Emir’ul- Mü’minin Hz Ali (as) vasıtasıyla düşmanlara duyuruldu ve onlara, İslam’a karşı tavırlarını belirlemeleri için dört ay mühlet verildi Bu beraatın ilanı neticesinde çeşitli kabilelerin elçileri Medine’ye doğru akın etmeye başladılar Hepsi Hz Peygamber’in huzuruna gelip İslam’ı kabul ettiklerini veya İslam’ın sığınağında yaşamaları için cizye ödemeye hazır olduklarını ilan ettiler
O yıl çok fazla elçinin Medine’ye akın etmesinden dolayı o yıla “Amm’ul- Vefud” (elçiler yılı) ismini vermişlerdir Böylece puta tapma adet ve geleneği Hicaz toprağından silinmiş ve yerine tevhit dini yerleşmiştir
Resulullah (sav), hicretin onuncu yılında hac amellerini yapmak için Mekke’ye yolculuk yapmaya hazırlandı Müslümanlar da bu haberi duyunca, hac amellerini doğru bir şekilde kamil olarak öğrenmek için yolculuğa hazırlandılar Resulullah (sav) Zilkade ayının sonuna dört gün kala Medine’den ayrıldı, Zilhacce’nin dördüncü günü ise Mekke’ye vardı Hac amellerini yaptıktan sonra Müslümanlarla birlikte o şehirden ayrıldı ve Medine’ye doğru yola koyuldu Yüz yirmi bin civarında olan hac kervanı “Cuhfe” denilen yere yetiştiğinde, Hz Peygamber tarafından kervanın durdurulması emredildi Hazret namazını kıldıktan sonra Gadir-i Hum kenarında bir hutbe okudu sonra Hz Ali’nin elinden tutarak yüksek bir sesle şöyle buyurdu:
“Ben kimin mevlası (efendisi) isem Ali de onun mevlasıdır Allahım, ona yardım edene sen de yardım et, onu yalnız bırakını sen de yalnız koy
Bu vakıa, Zilhacce’nin on sekizinci günü vuku buldu Hz Peygamber’in halife tayin etme işi bir kaç defa çeşitli yerlerde tekrarlanmıştır
Hz Peygamber (sav) Haccet’ul- Veda yolculuğundan sonra, ömrünün son günlerini yaşıyordu, nihayet hicretin on birinci yılı Sefer ayının yirmi sekizinde fani dünyadan ayrılıp ebedi yurda göç etti
Peygamber (sav)’in Hatice’den altı çocuğu vardı, onların isimlerini daha önce zikrettik Mariye’den de İbrahim isminde bir oğlu vardı Hazretin, Fatıma (as) hariç bütün evlatları kendi hayatı döneminde vefat ettiler Hz Peygamber’in nesli, Hz Fatıma’dan devam etti

HZ PEYGAMBER’LE İLGİLİ KISSALAR
1- İki Meleğin Haline Gülüyorum
Bir gün Resulullah (sav) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca, Resulullah (sav) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki meleğin hali beni güldürdü, onlar kendi yerinde ibadetle meşgul olan mü’min bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca, göğe çıkıp, Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mü’min kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hastalık yatağına düşmüştü
Allah Teala, o meleklerin cevabında şöyle buyurdu: “O mü’min kul, hastalık yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın Hastalık yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
2- Sırayı Riayet Edin
Hz Ali (as) şöyle buyuruyor: “Bir gün Hz Resulullah (sav) ayaklarının üzerine yorgan örtmüş ve istirahata çekilmişti Bu arada Hasan su istedi Resullullah (sav) hemen yerinden fırladı ve devemizden bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan’a (as) verdi Bunu gören Hüseyin (as) yerinden fırlayıp sütü almak istedi Ama Resulullah (sav) ona mani olup sütü Hasan’a verdi Bu arada durumu seyretmekte olan Fatime: “Ya Resulellah! Güya Hasan’ı daha çok seviyorsun” dedi Resulullah cevaben buyurdular ki: “Hayır öyle değildir Benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir Çünkü O, daha önce su istemişti, sırayı riayet etmek gerekir Yoksa kıyamet günü ben, sen, bu ikisi ve şu yerde yatan (Ali) hepimiz bir mekanda olacağız” buyurdu
3- Rahmetmeyene Rahmolunmaz
Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah (sav)’ın huzurunda bulunuyorduk Bu arada Hazret durmadan henüz küçük yaşta olan Hasan ve Hüseyin’i öpüyordu Hazret’in bu hareketini gören Uyeyne: “Ya Resulullah (sav), benim on çocuğum vardır Ben şimdiye kadar onların hiçbirini asla öpmemişim” dedi Hazret bu sözü duyunca çok sinirlendi, öyle ki çehresinin rengi değişti ve: “ Kim rahmetmezse, ona rahmolunmaz; eğer Allah rahmeti kelbinden almışsa, benim sana yapacak bir şeyim yoktur; kim, küçüklerimize rahmetmez, büyüklerimizi de saymazsa, o bizden değildir” buyurdu
4- Resulullah (sav)’ın Ağlaması
Resulullah (sav) Ümmi Seleme’nin evinde bulunduğu bir gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu Ümmi Seleme, Resulullah (sav)’ı yatağında görmeyince, kalkıp onu aramaya koyuldu Bir de baktı ki Resulullah (sav), evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor:
“Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme Beni, düşmanların gülmüş vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme
Allah’ım!Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme
Allah’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten koru
Ümmi Seleme Resulullah (sav)’in bu durumunu görünce, ağlayarak kendi yerine döner Resulullah (sav) Ümmi Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sorur
Ümmi Seleme:
“Ya Resulellah! Senin ağlaman beni ağlattı Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza ve Allah’ın geçmiş ve gelecek bütün kusurlarınızı affetmesine rağmen Allah’tan böyle korkuyor, sizi düşmanların gülüş vesilesi kılmamasını, kurtardığı kötülük ve çirkinliklere geri çevirmemesini, bir an bile kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!” der
Resulullah (sav) onun cevabında:
“Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden endişelenmeyeyim, nasıl kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysaki Allah Teala, Hz Yunus’u bir an kendi haline bıraktı ve onun başına, gelmemesi gereken şeyler geldi!”buyurur
5- Allah Beni Zulmetmek İçin Göndermemiştir
Emir-ül Mü'minin Hz Ali (as) şöyle buyurmuştur: "Bir Yahudi'nin Resulullah (sav)'den bir kaç dinar alacağı vardı, Hazret'ten o parayı istedi Resulullah (sav); "Ey Yahudi! Şimdi yanımda sana verecek bir param yoktur" buyurdu Yahudi; "Ey Muhammed! Paramı vermedikçe senden ayrılmayacağım!" dedi Resulullah (sav) cevaben; "Bu durumda ben de seninle birlikte otururum!" buyurdular
Resulullah (sav) onunla birlikte oturdu; öyle ki öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını da orada kıldı Resulullah (saa)'in ashabı o Yahudi'yi tehdit etmeye başladılar Resulullah (sav) onlara bakıp şöyle buyurdu: "Onunla ne işiniz vardır?" Ashap: "Ey Resulullah! Bu Yahudi seni hapsetmiştir!" Resulullah (sav) onların cevabında; "Allah Teala beni, bir zimmi veya başka birisine zulüm yapmak için mebus etmemiştir" buyurdular
Gün yükseldiğinde o Yahudi adam şöyle dedi: "Allah'tan başka bir ilah olmadığına ve Muhammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ediyorum; malımın bir şatrı (yarısı) Allah yolu içindir Allah'a andolsun ki, sana karşı böyle davranmam, sırf senin Tevrat'taki vasfını sende görmem içindi Ben senin Tevrat'taki vasfını okumuştum Onda şöyle yazılmıştı: "Abdullah oğlu Muhammed Mekke'de dünyaya gelecektir, Teybe'ye (Medine'ye) hicret edecektir, sert ve katı kalpli değildir, sövüş etmez ve çirkin söz ağzına almaz" Ben Allah'tan başka bir ilahın olmadığına, senin de O'nun elçisi olduğuna şehadet ediyorum Bu benim malımdır, Allah nerede emretmişse, onu orada harca"
6- Âmanın Yanında Hicabı Korumak!
Ümmi Seleme şöyle diyor:
Peygamber (sav)’in huzurunda idik Meymune isminde olan hanımlarından birisi de orada idi Bu esnada âma (kör) olan İbn-i Ümmi Mektum Resulullah’ın huzuruna geldi Resulullah (saa) bana ve Meymune’ye: “İbn-i Ümmî Mektum’un karşısında hicabınızı (kendinizi) koruyun” buyurdu
“Ya Resulullah! O âma değil midir, hicaplı olmamızın ne anlamı vardır?” dediğimizde de şöyle buyurdular:
“Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?
7- Kötü Ahlak Kabir Azabına Sebep Olur
İmam Sadık (as) şöyle buyuruyor:
“Sa’d bin Muaz’ın ölüm haberini Resulullah (sav)’e verdiklerinde, Hazret kalkıp ashabıyla birlikte onun evine gittiler Resulullah’ın emri ile Sa’d’a gusül verdiler Gusül işlemi bitinceye kadar Hazret kapı önünde ayakta bekledi Gusül, henut ve kefenleme işleminden sonra onu bir tabuta bırakıp defnetmek için kabristana götürdüler
Cenazeyi teşyi ederken Hz Resulullah (sav) ayak yalın ve abasız olarak hareket ediyordu, kabrin yakınına ulaşana dek bazen tabutun sağ bazen de sol tarafını tutuyordu Hz Resulullah (sav)’in bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre bıraktı; taş, tuğla ve diğer şeylerin getirilmesini emretti Bizzat kendisi iyice cenazenin üzerini kapatıyor ve: “Ben onun yakında çürüyeceğini biliyorum; ama Allah, kulu bir iş yaptığında onu sağlam yapmasını sever” buyuruyordu Daha sonra mübarek elleriyle onun üzerine toprak döküp, güzelce mezarını düzlediler
Bu esnada Sa’d’ın annesi kabrin kenarına gelerek: “Ey Sa’d ! Cennet sana kutlu olsun” dedi
Hz Resulullah (sav) bu sözü ondan duyar duymaz şöyle buyurdular ki: “Ey Sa’d’ın annesi !Sus! Allah’dan taraf bu kadar kesin ve yakin ile konuşma Şimdi Sa’d kabir azabına duçar olmuştur ve bundan dolayı eziyet görmektedir
Daha sonra Hazret orada bulunanlarla birlikte mezarlığı terkedip, geri döndüler Bu arada halk Hazrete: “Ya Resulellah ! Sa’d için yaptığın işleri, şimdiye kadar hiç kimseye yaptığını görmedik Ayak yalın, abasız onun cenazesini teşyi ettiniz; tabutun bazen sağ bazen de sol tarafından tutuyordunuz !” dediler
Hz Resulullah (sav) onlara:
“Melekler de abasız ve ayakkabısız idiler; ben de onlara uydum” cevabını verdi Halk: “Bazen tabutun sağından, bazen de solundan tutuyordunuz” dediler Hazret: “elim Cebrail’in elinde olduğundan dolayı o tabutun neresinden tutuyorduysa, ben de o tarafından tutuyordum” buyurdu
Halk bu sözleri duyunca:
“Ya Resulellah ! Sa’dın cenazesine gusül verilmesini emrettiniz, bizzat kendiniz ona namaz kıldınız, mübarek ellerinizle onu kabre bıraktınız, kabri kendi elinizle düzelttiniz, bütün bunlara rağmen, yine de: “Kabir Sa’d’ı sıktı” buyurdunuz
Hz Resulullah (sav) cevaben: “Evet, kabir azabına duçar oldu Çünkü o, evinde kötü ahlaklı idi, kabir azabı bundan dolayı idi” buyurdular
8- Bereketli On iki Dirhem
Hz Ali (as), Hz Peygamber-i Ekrem (sav) tarafından bir gömlek almak için pazara gitmekle görevlendirilir Hz Ali (as) pazara gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döner Bu arada Hz Resulullah (sav) ile Hz Ali (as) arasında şöyle bir diyalog geçer:
Hz Resulullah (sav): “Bu gömleği kaça aldın?”
Hz Ali: “On iki dirheme
Hz Resulullah (sav): “Bu gömleği pek sevmedim, bundan daha ucuzunu istiyorum Acaba satıcı bunu geri almaya hazır olur mu?”
Hz Ali (as) diyor; bunun üzerine, gömleği alıp çarşıya döndüm, Hz Peygamber’in isteğini satıcıya ilettim, satıcı da kabul etti Parayı alıp Hz Peygamber (sav)’in yanına döndüm Bir gömlek almak için Hz Resulullah (sav) ile birlikte pazara doğru hareket ettik Yolun yarısında Hz Resulullah (sav)’ın gözü, ağlayan bir cariyeye ilişti Hz Resulullah (sav) onun yanına gidip; “Neden ağlıyorsun?” diye sordu Cariye: “Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir şeyler almak için beni çarşıya gönderdi Fakat ben parayı nasıl kaybettiğimi bilemiyorum, şimdi eve dönmekten korkuyorum” dedi
Hz Resulullah (sav) on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve; “İstediğin şeyleri al ve eve dön” buyurdular
Hz Resulullah (sav) da Allah’a şükredip pazara doğru hareket etti; pazardan dört dirheme bir gömlek alıp giydi, Allah’a hamdederek eve doğru yola koyuldu Bu arada yol üzerinde bir çıplağı görünce, gömleğini çıkarıp ona verdi ve tekrar çarşıya geri döndü, geriye kalan dört dirheme bir gömlek alıp giydi ve eve doğru hareket etti Yolun yarısında yine aynı cariyeyi üzüntülü ve şaşkın bir halde gördü Bunun üzerine; “Neden evinize gitmedin?” diye sordu
Cariye: “Ya Resulellah ! Gecikmişim, beni dövmelerinden korkuyorum” dedi
Resulullah: “Gel birlikte gidelim, evinizi bana göster ben suçundan geçmeleri için aracı olurum” buyurdu
Hz Resulullah (sav) o cariye ile birlikte yola koyuldu Evlerine yetiştiklerinde cariye; “İşte bu bizim evdir” dedi
Hz Resulullah (sav) kapının arkasından yüksek bir sesle; “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” diye seslendi; ama bir cevap gelmedi Hazret ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadı Üçüncü kez bir daha selam verdiğinde, “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap verdiler
Hz Resulullah (sav): “Neden ilk ve ikinci defada cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadınız mı?” buyurdular
Ev Sahibi: “Hayır, ilk defasında duyduk, senin olduğunu bile anladık” dedi
Hz Resulullah (sav): “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?”
Ev sahibi: “Senin sesini bir kaç defa duymak istedik
Hz Resulullah (sav): “Sizin bu cariyeniz gecikmiştir, onu muahaza etmemeniz (cezalandırmamanız) için size rica etmekten ötürü buraya geldim
Ev sahibi: “Ya Resulullah! Sizin mübarek ayağınızın hürmetine bu cariye artık şimdiden azattır (hürdür)
Daha sonra Hz Resulullah (sav) kendi kendisine: “Allah’a şükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! İki çıplağı örttü, bir köleyi de azat etti” buyurdular
9- Ya Resulellah! Bana Tavsiye Et!
Hz Ali (as) şöyle diyor:
Bir şahıs Resulullah (sav)’in huzuruna gelerek Hazretin kendisine tavsiye etmesini istedi Hz Resulullah (sav) ona şöyle tavsiye ettiler:
“Benim sana tavsiyem şudur ki; parçalansan, ateşe atılıp yakılsan bile, Allah’a şirk koşma
Annene ve babana eziyet etme; eğer dünyadan göçmeni bile emretseler öyle yap
İhtiyacından fazla kalan malını dini kardeşinin ihtiyarına bırak
Müslüman kardeşinle karşılaştığında açık yüzlü ol
Halka ihanet etme
Gördüğün her Müslümana selam ver
İnsanları İslam’a davet et
Bil ki, her sorunu çözmenin (sıkıntısı olanın sıkıntısını gidermenin), Hz Yakub’un oğullarından bir köleyi azat etmek kadar sevabı vardır
Bil ki, şarap ve her sarhoş edici şey de haramdır
10- Yetimler İçin Ağlamak
Uhud savaşında İslam savaşçılarından çoğu şahadete erişti, Hz Hamza da o savaşta şehit düştü, hatta Hz Peygamber (sav)’in şehit olduğu bile şâyi oldu
Savaş sona erdikten sonra, Medine kadınları Uhud’a doğru hareket edip Peygamber (saa)’in istikbaline koştular; herkes kendi şehitlerini bırakıp Hz Peygamber’i sorup arıyorlardı
Bu arada Cehş’in kızı Zeynep Hz Peygamber (sav) ile karşılaştı ve aralarında şöyle bir diyalog geçti:
Hz Peygamber- “Sabırlı ve tahammülü ol!”
Zeynep- “Ne için?”
Hz Peygamber- “Kardeşin Abdullah’ın şahadetinden dolayı
Zeynep- “Şahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!”
Hz Peygamber- “Sabret!”
Zeynep- “Ne için?”
Hz Peygamber- “Dayın Hamza’nın şahadetinden dolayı
Zeynep- “Bizim hepimiz Allah’tanız ve hepimiz O’na döneceğiz, şahadet makamı ona mübarek olsun!”
Hz Resulullah (sav) biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek şöyle buyurdu:
- “Sabırlı ol!”
Zeynep – “Şimdi ne için?”
Hz Resulullah - “Eşin Mus’ab bin Umeyr’in şahadetinden dolayı
Zeynep bu sözü duyunca, can yakıcı bir şekilde yüksek bir sesle ağlayıp sızlamaya başladı Bunu gören Hz Resulullah: “Hiçbir kimse, kocanın karısının kalbinde olan yerini alamaz” buyurdu
Bu arada Zeynep; “Neden kocan için böyle ağlıyorsun?” diyenlere şu cevabı verirdi: “Ağlamam kocam için değildir Çünkü o Peygamber (saa)’in yanında şahadet makamına erişmiştir Beni ağlatan çocuklarımın öksüz kalışıdır”
11- Dostlarla Müdara
Ebu Hureyre şöyle diyor:
Hz Resulullah (saa) (bir gün) oturdukları halde birden dişleri görülür bir şekilde güldüler Gülmesinin sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:
“Ümmetimden iki kişi gelip Allah Teala’nın huzurunda duracaklar; onlardan biri diyecek ki: “Allah’ım ! benim hakkımı ondan al!” Allah Teala buyuracak ki: “Kardeşinin hakkını ver !” Borçlu adam arz edecek ki: “Allah’ım ! Benim iyi amellerimden bir şey kalmamıştır (ona verecek dünyevi bir malım da yoktur)” Hak sahibi de diyecek ki: “Ey Rabbim! Öyleyse benim günahlarımdan yüklensin!”
Sonra Hz Resulullah (saa)’in mübarek gözlerinden yaşlar boşanarak şöyle buyurdular:
“O gün (kıyamet günü) öyle bir gündür ki insanlar, günahlarının başka bir kimseye yüklenmesine ihtiyaç duyarlar Allah Teala hakkını isteyen kimseye şöyle buyurur: “Gözlerini çevir, cennete doğru bir bak, ne görüyorsun?” O zaman başını kaldırıp güzel nimetleri görünce hayretle; “Allah’ım ! Bunlar kimin içindir?” diyecektir
Allah Teala- “O hakkın değerini bana veren kimse içindir
Hak sahibi – “O hakkın değerini kim sana ödeyebilir?”
Allah Teala - “Sen
Hak sahibi – “Ben nasıl ödeyebilirim?”
Allah Teala - “Ondan geçmenle (hakkını bağışlamanla)
Hak sahibi – “Allah’ım ! Ondan geçtim
Daha sonra Allah Teala buyuracak ki: “Dini kardeşinin elini tut, birlikte cennete gidin !”
Bu esnada Resulullah (saa) buyurdular ki: “Takvalı olun, birbirinizin arasını bulun!”
12- Çaba Veya Zengin Olmak Yolu
Ashaptan birinin durumu çok bozulmuştu Bu arada karısı ona; “Resulullah (saa)’ın yanına varıp bir şey istesen” dedi Bunun üzerine o adam bir şey istemek için Hz Peygamber’in yanına gitti Hazretin yanına vardığında Hz Resulullah (saa) onu görür görmez şöyle buyurdular:
“Kim bizden bir şey isterse veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar
Adamcağız Hz Resulullah (saa)’ın bu sözünü duyunca, kendisinden başkasının kastedilmediğini anlar ve bir şey istemeden huzurlarından ayrılır; evine gelip durumu karısına anlatır; ama ihtiyaç onu zorlar ve ikinci kez Hz Resulullah’ın huzuruna varır; fakat Hazret’in yine aynı şeyi buyurduğunu görür ve bu olay üç defa tekrarlanır
Bunun üzerine komşusundan bir balta emanet alıp çöle çıkar, bir miktar odun toplayıp pazara getirir ve odunlarını bir buçuk kilo arpaya satar; elde ettiği arpayı ekmek yaparak ailesiyle birlikte yerler Ertesi sabah daha fazla odun getirir ve yılmadan bu işine devam eder; ilk önce bir balta satın alır; daha sonra elde ettiği kazançtan iki genç deve ve bir köle alır; böylece durumu düzelip zenginleşir Daha sonra Hz Resulullah’ın yanına giderek başından geçen macerayı Hazrete anlatır Hz Resulullah (saa) onun sözünü dinledikten sonra ona:
“Demedim mi kim, bizden bir şey isterse ona veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar?!” buyururlar

 

bly is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 27-08-2007   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: peygamber efendimizin güzel ahlakı



Çok faydalı bir konu ancak üçte birini okudum
mutlaka hepsini okumaya çalışacam sonra
eline sağlık ALLAH RAZI OLSUN

 

ZAGROS 47 is offline  
Cevapla
Tags: ahlaki, efendimizin, guzel, peygamber


peygamber efendimizin güzel ahlakı ile ilgili Benzer Konular
1120 Kez Görüntülendi

Peygamber Efendimizin Güzel Kokusu Peygamber Efendimiz (S.A.V)
peygamber efendimizin özellikleri Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimizin İsimleri Siyer
Güzel Ahlakı Siyer
Peygamber Efendimizin Evi Dini Resimler


Saat 00:22.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545