FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sahabeler ve Alimler
Seyyid Abulkadir Geylani Hz.
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Seyyid Abulkadir Geylani Hz. ile ilgili Benzer Konular
364 Kez Görüntülendi
Süleyman Seyyid (Süleyman Seyyid Kimdir?
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Seyyid Kutub (Seyyid Kutub Kimdir? - Seyyid Kutub Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
Seyyid Hâşim Edip Bey Kimdir?Seyyid Hâşim Edip Bey Hayatı,Biyoğrafisi Hakkında...
Yazarlar ve Şairler
Abdülkadir Geylani Hz.
Sahabeler ve Alimler
AbdÜlkÂdİr GeylÂnÎ
Sahabeler ve Alimler
"Onlar Başkaydı" ..
|
Ali Semerkandi (K.S)
Konu Araçları
06-01-2008
#
1
Profil Bilgileri
mimar sinan
Seyyid Abulkadir Geylani Hz.
Seyyid Abulkadir Geylani Hz. başlıklı yazı Mumsema Seyyid Abulkadir Geylani Hz. Forum Alev
Büyük islam âlimlerinden ve evliyanın meşhurlarındandır
Künyesi, Ebu Muhammed’dir
Muhyiddin, Gavs-ül-a’zam, Kutb-i Rabbani, Sultan-ul-evliya, Kutb-i a’zam gibi lakabları vardır
İran’ın Geylan şehrinde 1078 (H
471)de doğdu
Babası Ebu Salih bin Musa Cengidost’tur
Hazret-i Hasanın oğlu Hasan-ı Müsenna’nın oğlu Abdullah’ın soyundandır
Annesinin ismi Fatıma, lakabı Ümm-ül-hayr olup seyyidedir
Bunun için Abdülkadir Geylani, hem seyyid, hem şerifdir
Abdülkadir Geylani hazretleri 1166 (H
561)’da Bağdad’da vefat etti
Türbesi Bağdad’dadır
Ehl-i sünnet itikadını ve din bilgilerini her tarafa yaydı
Fıkıh ve hadis ilimlerinde müctehid idi
Önceden Şâfi’î mezhebinde idi
Hanbeli mezhebi unutulmak üzere olduğundan, Hanbeli mezhebine geçti
Böylece, bu mezhep yayıldı
İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yol ikidir: Birisi (Nübüvvet yolu) olup, aslın aslına kavuşturur
Eshâb-ı kirâmın hepsi, bu yoldan vâsıl oldular
Sonra gelenlerden pekaz zevât da, bu yoldan ermiştir
Bu yolda sebebe, vasıtaya lüzum yoktur
Bir kâmil ve mükemmilin sohbetinde kemâle geldikten sonra, feyzi asıldan alıp ilerlerler
İkinci yol, (Vilâyet yolu)dur
Kutblar, Evtâd, Nücebâ, Büdelâ ve bütün Evliyâ bu yoldan vâsıl olmuştur
Bu yola, (Sülûk yolu) da denir
Bu yolda, vasıta, aracı lazımdır
Her iki yolun reisi ve rehberi Resûlullahdır
Vilâyet yolunun imâmı, feyz kaynağı, hazret-i Alîdir
Bu yolda, Resûlullah onu vekil etmiştir
Hz
Fâtıma ve Hz
Hasan ile Hz
Hüseyin onunla ortaktırlar
Bu yolda gidenlerin hepsine feyz ve hidâyet, hazret-i Alînin aracılığı ile gelir
Ondan sonra hazret-i Hasan ve Hüseyin bu vazifeyi teslim aldı
Bunlardan sonra, sıra ile, oniki imâmın evlâdına verildi
Sonları olan Muhammed Mehdîden sonra, başkasına verilmedi
Bütün Evliyâya feyz ve hidâyet bunlardan gelmeye devam etti
Abdülkâdir-i Geylânî kemâle gelince, bu mansıb, ona verildi
Bundan sonra da, kimseye verilmediği keşf ve müşâhede ile anlaşılmaktadır
Vefâtından sonra da, kıyâmete kadar, herkese, feyz, rüşd ve hidâyet, onun rûhâniyetinden gelmektedir
Her asırda gelen müceddidler, onun vekîlleridir
İmâm-ı Rabbânî hazretleri (Nübüvvet yolu) ile vâsıl olduğundan, vasıtaya ihtiyaçları yoktur
Hz
Ebû Bekr-i Sıddîk, nübüvvet yolunda Resûlullahın vekilidir
Abdülkadir Geylani hazretleri daha doğmadan, ilerde büyük bir zat olacağına dair alametler, işaretler görülmüştü
Babası rüyasında Peygamber efendimizi sallallahü aleyhi ve sellem, Eshab-ı kiramı radıyallahü anhüm ve evliyayı gördü
Peygamber efendimiz kendisine; “Ey Ebu Salih! Allahü teâlâ bu gece sana kamil, olgun ve derecesi yüksek bir erkek evlad ihsan etti
O benim oğlum ve sevdiğimdir
Evliya arasında derecesi yüksek olacak
” buyurdu
Doğduktan sonra yüksek halleri ile dikkatleri çekti
Ramazan-ı şerifte gün boyunca süt emmez, iftar olunca emerdi
Bu halini şu beyti ile anlatır:
Başlangıcım şöyleydi, dillerde söylenirdi
Beşikteyken oruçtum, bunu herkes bilirdi
Doğduğu senenin ramazan-ı şerif ayının sonunda havalar bulutlu geçmişti
Bunun için ramazanın çıkıp çıkmadığında tereddüt edildi
Halk annesine çocuğun süt emip emmediğini sordular
Emmediğini öğrenince, ramazan-ı şerifin henüz çıkmadığını anlayıp oruca devam ettiler
Bir gün Abdülkadir Geylani hazretlerine, “Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye sordular
Buyurdu ki:
“Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım
Asla yalan söylemedim
Yalanı kağıda bile yazmadım ve hiç yalan düşünmedim
İçim ile dışımı bir yaptım
Bunun için işlerim hep rast gitti
Çocuk iken maksadım, niyetim, ilim öğrenmek, onunla amel etmek, öğrendiklerime göre yaşamaktı
Küçüklüğümde Arefe günü çift sürmek için tarlaya gittim bir öküzün kuyruğundan tutunup, arkasından gidiyordum
Hayvan dile geldi ve dönüp bana; “Sen bunun için yaratılmadın ve bununla emrolunmadın
” dedi
Korktum, geri döndüm
Evimizin damına çıktım
Gözüme, hacılar gözüktü
Arafat’ta vakfeye durmuşlardı
Anneme gidip; “Beni Allahü teâlânın yolunda bulundur
İzin ver, Bağdad’a gidip ilim öğreneyim
Salih zatları ve evliyayı bulup ziyaret edeyim
” dedim
Annem sebebini sordu, gördüklerimi anlattım
Ağladı, kalkıp babamdan miras kalan seksen altının yarısını kardeşime ayırdı
Kalanını bana verip, altınları elbisemin koltuğunun altına dikti
Gitmeme izin verip, her ne olursa olsun doğruluk üzere olmamı söyleyip, benden söz aldı
“Haydi Allah selamet versin oğlum
Allahü teâlâ için ayrıldım
Artık kıyamete kadar bir daha yüzünü göremem
” dedi
Küçük bir kafile ile Bağdad’a gitmek üzere yola çıktım
Hemedan’ı geçince, altmış atlı eşkıya çıka geldi
Kafilemizi bastılar
Kervanı soydular
İçlerinden biri benim yanıma geldi
“Ey derviş! Senin de bir şeyin var mı?” diye sordu
“Kırk altınım var
” dedim
“Nerededir?” dedi
“Koltuğumun altında dikili
” dedim
Alay ediyorum zannetti
Beni bırakıp gitti
Bir başkası geldi, o da sordu
Fakat, o da bırakıp gitti
İkisi birden reislerine gidip, bu durumu söylediler
Reisleri beni çağırttı
Bir yerde, kafileden aldıkları malları taksim ediyorlardı
Yanına gittim
“Altının var mı?” dedi
“Kırk altınım var
” dedim
Elbisemin koltuk altını sökmelerini söyledi
Söküp, altınları çıkardılar
“Neden bunu söyledin?” dediler
“Annem, ne olursa olsun yalan söylemememi tembih etti
Doğruluktan ayrılmayacağıma söz verdim
Verdiğim sözde durmam lazım
” dedim
Eşkıya reisi, ağlamaya başladı ve; “Bu kadar senedir ben, beni yaratıp, yetiştiren Rabbime verdiğim sözü bozuyorum
” dedi
Bu pişmanlığından sonra tövbe edip, haydutluğu bıraktığını söyledi
Yanındakiler de, “İnsanları soymakta, yol kesmede sen bizim reisimiz idin, şimdi tövbe etmekte de reisimiz ol” dediler
Sonra, hepsi tövbe ettiler
Kafileden aldıkları malları sahiplerine geri verdiler
İlk defa benim vesilemle tövbe edenler, bu altmış kişidir
”
Abdülkadir Geylani efendi, Bağdad’a geldi
Buradaki meşhur âlimlerden ders almak suretiyle hadis, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde çok iyi yetişti
İlim tahsilini tamamlayıp yetiştikten sonra, vaaz ve ders vermeye başladı
Hocası Ebu Said Mahzumi’nin medresesinde verdiği ders ve vaazlarına gelenler medreseye sığmaz sokaklara taşardı
Bu sebeple, çevresinde bulunan evler de ilave edilmek suretiyle medrese genişletildi
Bu iş için Bağdad halkı çok yardımcı oldu
Zenginler para vererek, fakirler çalışarak yardım ettiler
Derslerine devam edenler arasında pek çok âlim yetişti
Abdülkadir-i Geylani hazretleri, bir müddet ders verip insanları irşad ettikten, hak ve hakikatı anlattıkdan sonra, ders ve vaaz vermeyi bıraktı
İnzivaya çekilip, yalnızlığı seçti
Sonra sahralara çıktı
Bağdad’ın Kerh harabelerinde yaşamaya başladı
Bütün vaktini ibadet, riyazet ve mücahede ile nefsinin arzu ve isteklerini yapmamak, istemediklerini yapmakla geçirmeye başladı
Buyurdu ki:
Irak’ın sahra ve harabelerinde 25 sene insanlardan uzak kaldım
Benim kimseden, kimsenin benden haberi yoktu
Bazan uzun müddet yemezdim ve “açım açım” diye içimin feryadını duyardım
Bazan üzerime öyle ağırlıklar gelirdi ki, bunlar bir dağın üstüne konsa, tahammül edemeyip, paramparça olurdu
Bu sırada; “Muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır, şüphesiz zorlukla beraber kolaylık vardır
” mealindeki İnşirah suresinin beşinci ve altıncı ayet-i kerimelerini okuduğumda üzerimdeki ağırlıklar dağılıp, giderdi
”
Şeytanlar çeşitli kılık ve kıyafetlere bürünüp toplu halde yanıma gelir, beni yolumdan çevirmek için uğraşırlardı
Kalbimde büyük bir azim ve direnç hissederdim
İçimden bir ses; “Ey Abdülkadir! Onlarla mücadele et, onlara galip geleceksin
” derdi
İçlerinde bir şeytan durmadan bana gelir; “Buradan git, şöyle yaparım, böyle yaparım
” diye beni tehdit ederdi
Canu gönülden, “La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim” okuyunca, onun tamamen yandığını görürdüm
Bir kere Abdülkadir Geylani hazretleri şöyle bir ses işitti: “Ey Abdülkadir! Ben senin Rabbinim! Sana haramları mubah, serbest kıldım
” Bunun üzerine Abdülkadir Geylani Euzü çekti
“Kovulmuş şeytandan Allahü teâlâya sığınırım
Sus ey mel’un!” diye bağırdı
Bunun üzerine aynı ses; “Ey Abdülkadir! Rabbinin izni ile çeşitli yerlerde bana aldanmayarak, şerrimden, kötülüğümden kurtuldun
Halbuki ben bu yolda yetmiş kişiyi yoldan çıkardım
” dedi
Onun şeytan olduğunu nasıl anladığını sorduklarında; “Sana haramları helal ettim, sözünden anladım
Çünkü Allahü teâlâ böyle şeyleri emretmez
” buyurdu
Başka bir kere gayet çirkin ve pis kokulu birisi geldi
“Ben iblisim, şeytanım
Sana hizmet etmeye geldim, beni ve yardımcılarımı çok yordun
” dedi
“Sana inanmıyorum, buradan uzaklaş
” dedim
Bana vuracak oldu ise de onu perişan ettim
İkinci defa elinde büyük bir ateş kıvılcımı ile hücum etmeye başladı
Bu esnada elinde kılıç bulunan atlı birisi bana yardıma geldi
Yine onu mağlub ettim
Üçüncü olarak iblisi çok uzakta ağlar gördüm
Gayet üzgün olarak; “Senden ümidimi kestim
Galiba seni yoldan çıkaramayacağım
” dedi
“Sus ey mel’un!” dedim ve kovdum
Allahü teâlâ her seferinde beni onlara karşı üstün kıldı
Şeytanı başımdan savdıktan sonra bana pek lezzetli süslü ve parlak şeyler göründü
“Bunlar nedir?” dedim; “Dünya zevkleri ve zinetleridir
” denildi
Dünya ve onun göz kamaştırıcı lezzeti ve çabuk tükenen nimetleri kendine çekmek istedi fakat Allahü teâlâ beni onlardan da korudu
Onlara hiç kıymet vermedim
Bunun için kaybolup gittiler
Sonra Allahü teâlânın rızasına kavuşma yolunda insanın önüne çıkan manileri, engelleri gördüm
“Bunlar nedir?” dedim
“Senin içinde bulunan manilerdir
” denildi
Bunlara üstün gelebilmek için bir sene uğraştım
Sonra içimi seyrettim
Kalbimin birçok şeylere bağlandığını boş hayaller kurduğunu, kendini saraylarda sandığını gördüm
“Bunlar nedir?” dedim
“Arzu ve isteklerindir
” denildi
Tam bir yıl uğraştıktan sonra kalbimi onlardan temizleyebildim
Yine nefsim kendi şeklinde bana gelir, kendine dost olmam için yalvarırdı
Yüz vermeyince zor kullanmak isterdi
Bir kere onu, bütün hastalıkları üzerinde, arzu ve istekleri dipdiri, şeytanları emrine hazır olarak gördüm
Bir sene mücadele ettim
Allahü teâlânın izni ile hastalıklarını iyileştirdim, arzu ve isteklerini kırdım, şeytanlarını kovdum
Kısaca nefsimle tedricen, safha safha mücadele ettim
Onu iki elimle sımsıkı yakaladım
Yıllarca ıssız, sessiz, sadasız yerlerde kalmaya mecbur ettim
Kerh harabelerinde yıllarca kaldım
Yiyecekler malum; otlar, ağaç yaprakları… Dünya sevgisinden kurtulabilmek, nefse üstün gelebilmek için her çareye başvurdum
Gördüğüm her yokuşa tırmandım
Nefsime hiç fırsat vermedim
Bir gece merdivende kitap mütalaa ediyordum
Nefsim; “Biraz uyu, sonra kalkarsın
” dedi
Ona muhalefet olsun diye tek ayağım üzerinde durdum
Kur’an-ı kerimi hatmedinceye kadar uyumadım
Bütün bunlara rağmen, henüz matluba, maksada ve asıl istediğime varamamıştım
Bunun için, tevekkül, şükür ve zenginlik gibi kapıları denedim
Aradığımı fakirlik kapısında buldum
Burada büyük bir şerefe kavuştum, kulluk sırrına erdim, sonsuz hürriyete ulaştım
Bütün arzu ve isteklerim buz gibi eridi
Bütün beşeri sıfatlarım kayboldu
Gönülden Allahü teâlâdan başka her şeyi çıkarıp, hep O’nunla olmak olan “fakr” mertebesine ulaştım”
Nihayet bütün varlıklardan yüz çevirdim
Her şeyim Allah için oldu
Sahralarda dolaşırken “Ol” sözü ile ihsan olundum
Allahü teâlânın izni ile istediğim olurdu
Bunun için çok yiyecek buldum
Dağdan bir parça koparırdım, helva olur, yerdim
Kuma deniz suyu dökerdim, tatlı su olurdu
Sonra böyle yapmaktan haya ettim
Allahü teâlâya karşı edebi gözeterek hepsini terk ettim
Nihayet Abdülkadir Geylani hazretleri Bağdad’da insanları irşada, Allahü teâlânın beğendiği yolda bulunmaya davete ve nasihat etmeye başladı
Bir gün kendini nurların kapladığını gördü
Bu hal nedir diye sorunca, Resulullah efendimiz Allahü teâlânın sana verdiği yüksek dereceyi tebrik etmeye geliyor, denildi
Nurun git-gide çoğaldığı bir anda Resulullah efendimiz görünerek bir elbise verdiler
Sonra; “Bu, kutubluk denilen velilere ait evliyalık elbisesidir
” buyurdular
Abdülkadir Geylani hazretleri tasavvuf bilgilerini herkesin anlayacağı şekilde sundu
Peygamber efendimizin bereketiyle sözleri gayet tatlı ve tesirli idi
Birgün, minberde oturmuş vaaz ediyordu
Birden süratle en son basamağa indi
Ayakta, elini elinin üstüne koyarak, mütevazi bir şekilde durdu
Bir müddet sonra minbere çıktı
Eski yerine oturdu ve vaazına devam etti
Oradakilerden birisi, ne oldu diye sual edince; “Ceddim Resulullah’ı gördüm
Geldi ve minber önünde durdu
Haya edip, son basamağa indim
Kalkıp, gitmeye başlayınca, bana yerime oturmamı ve insanlara vaaz etmemi emr etti, dedi
Sohbetlerinde bazan birkaç kişi coşarak kendinden geçerdi
Haftada üç gün, cuma, salı ve pazartesi gecesi halka vaaz ederdi
Vaazında, âlim ve evliyadan zatlar da bulunur, hepsi büyük bir huzur içerisinde dinlerlerdi
Kırk sene böyle devam etti
Ders ve fetva vermeye yirmi sekiz yaşında başlamış olup, bu hal altmış yaşına kadar devam etti
Huzurunda Kur’an-ı kerim tegannisiz gayet sade, tecvide riayetle okunurdu
Dört yüz âlim onun anlattıklarından notlar tutar, izdiham, kalabalık sebebiyle birbirlerinin sırtlarında yazarlardı
Sorulan suallere gayet açık ve doyurucu cevaplar verirdi
Derin ilim sahibi idi
On üç çeşit ilimde ders verirdi
Önce lazım olan din bilgilerini öğrenmeyi tavsiye ederdi
Cubbai ismindeki bir zat anlatır:
Evliyanın hayatından ve sözlerinden bahseden arabi Hilyet-ül-Evliya kitabını birisinden dinlemiştim
Kalbim yumuşadı ve halktan uzaklaşıp yalnız ibadetle meşgul olmak istedim
Gidip Abdülkadir Geylani’nin arkasında namaz kıldıktan sonra huzurunda oturdum
Bana bakıp; “Eğer inzivaya çekilmek istersen, önce ilim, sonra da yetişmiş ve yetiştirebilen rehber zatların, yani mürşid-i kamillerin huzurunda edeb öğren
Daha sonra inzivaya, yalnız ibadete başla
Yoksa, ibadet ederken dinde bilmediğin bir şeyi öğrenmek icabeder de, yerinden ayrılmak durumunda kalırsın
” buyurdu
Bağdad’ın ileri gelen âlimleri, herbiri bir mesele sorup imtihan etmek için huzuruna gelip oturdular
Bu esnada Abdülkadir Geylani hazretlerinin göğsünden ancak kalb gözü açık olanların görebildiği bir nur çıktı ve âlimlerin göğsünden geçip gitti
Âlimleri bir hal kaplayıp, Abdülkadir Geylani hazretlerinin ayaklarına kapandılar
Bunun üzerine onları tek tek bağrına bastı ve şimdi suallerinizi sorun buyurdu
Her biri suallerini sorup, hemen cevabını aldı
Onlara; “Size ne oldu böyle?” denildiğinde; “Huzurunda oturduğumuzda, bütün bildiklerimizi unuttuk
Bizi bağrına basınca unuttuklarımızı tekrar hatırladık
Suallerimizi sorunca, öyle cevaplar aldık ki, hayrette kaldık
” dediler
Ebu Sa’id Kilevi şöyle anlatmıştır:
Ben, Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin meclisinde iken, Resulullah efendimizi ve enbiyayı gördüm
Melekler onun meclisine gelmek için bölük bölük gök yüzünden inerlerdi
Bir defasında da Hızır aleyhisselamı görmüştüm
“Her kim dünyada kurtuluşa ermek ve saadete kavuşmak isterse, Şeyh Abdülkadir’in meclisine devam etsin!” buyurmuştu
İbn-i Kudame şöyle söylemiştir:
“1166 (H
561) yılında Bağdad’a girdiğimizde, Abdülkadir-i Geylani hazretlerini ilmin zirvesine yükselmiş gördük
O, ilmi ile amel eder, kendisine sorulan çetin sorulara doyurucu cevaplar verirdi
Bütün güzel huylara ve üstün vasıflara sahipti
Onun gibi bir zata daha hiç rastlamadık
”
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
abulkadir
,
geylani
,
seyyid
Seyyid Abulkadir Geylani Hz. ile ilgili Benzer Konular
364 Kez Görüntülendi
Süleyman Seyyid (Süleyman Seyyid Kimdir?
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Seyyid Kutub (Seyyid Kutub Kimdir? - Seyyid Kutub Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
Seyyid Hâşim Edip Bey Kimdir?Seyyid Hâşim Edip Bey Hayatı,Biyoğrafisi Hakkında...
Yazarlar ve Şairler
Abdülkadir Geylani Hz.
Sahabeler ve Alimler
AbdÜlkÂdİr GeylÂnÎ
Sahabeler ve Alimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:24
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545