Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Sahabeler ve Alimler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı ile ilgili Benzer Konular
4116 Kez Görüntülendi

Bediüzzaman Said-i Nursi - (Üstadım) Sahabeler ve Alimler
Bediüzzaman Said Nursî (Bediüzzaman Said Nursî Hakkında) Düşünürler-Flozoflar
Bediüzzaman Said Nursî Kimdir? Yazarlar ve Şairler
Bediüzzaman Said Nursi Hz`nin (KÜLLİYATI) no rapid Dini Programlar
Bediüzzaman Said Nursi Sahabeler ve Alimler

Mahmud Ustaosmanoğlu (k.s) | Onlar gibi olmak için ..
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 12-05-2008   #21
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı

--->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı ile ilgili üçüncü sayfa Mumsema.com


Tekrar teşekkürler gelen yazıların için

 

ULtRaDяagoN is offline  
Alt 16-05-2008   #22
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



Bu yazıyı kaleme alan; Yaşar CELEP

Bediüzzaman'dan Kürtlere Çağrı


Güneydoğu Anadolu Bölgemiz’in tarihi süreci içinde İdris-i Bitlisi ve Bediüzzaman’ın Kürt vatandaşlarımıza yaptıkları öncülüğü belgelerle sunuyoruz Özellikle Bediüzzaman’ın Osmanlıca olup Latin harfleriye basılmayan Nutuk isimli eseri Güneydoğu’da yaşanan olaylara ışık tutmaktadır


Güneydoğu bölgemizde, Türkler’e geçmişten gelen hınçlarından dolayı düşman olan dış güçler tarafından desteklenen kukla örgüt tarafından tertiplenen üzücü olaylar milletçe hepimizi üzmektedir
Devletimizin bu bölgedeki problemleri çözmeye yönelik her türlü çalışması kasıtlı olarak yanlış aksettirilmektedir Çünkü hain emelleri olan güçler, olayların can damarını yakalayarak kanayan yarayı daha da kanatmaktadırlar
Hain örgüt 1300 senedir Müslüman toprağı ve 1000 yıldır da hem Müslüman ve hem de Türk yurdu olan bu toprakları işgal edilmiş gibi göstermektedir Bu bölgedeki vatandaşlarımız azınlık olarak takdim edilip, yeni hak ve özgürlükler talep etmektedirler Oysa ki, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkes eşit haklara sahiptir Üstelik bu devletin kurucularıdırlar
Bir çok bölge savaşla Osman Devleti’ne bağlandığı halde, 350 sene Osmanlı Devleti idaresi altında kalan bu bölge halkı gönüllü olarak Osmanlı Devleti’ne tabi olmuşlardır
Bu bölgenin tarihi gelişimine bir göz atalım ;
Osmanlı Devleti’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile ilgisi, 1514’de Şah İsmail’e karşı kazanılan Çaldıran Zaferi ile başlamaktadır
Şah İsmail’in bölgeye uyguladığı baskılar ve en sonunda Diyarbakır’ı muhasara altına alması, bardağı taşıran son damla oldu 25-30 Kürt beyi muhasara esnasında İdris-i Bitlisi aracılığı ile Yavuz Sultan Selim’e bir ariza gönderdiler Bu ariza özet olarak şöyledir:
“Can ü gönülden İslam Sultanı’na biat eyledik Şah İsmail’in mezhebinden uzaklaşarak ehl-i sünnet ve Şafii Mezhebi’ni icra eyledik İslam Sultanı’nın namı ile şeref bularak hutbelerde dört halifenin ismini zikretmeye başladık() İdris-i Bitlisi’yi makamınıza gönderdik Hepimizin arzusu şudur;
Bu ihlaslı ve size itaat eden kullara yardım edesiniz () sizin yardımınız olmazsa bizim Şah İsmail’e karşı koyacak gücümüz yoktur Zira Kürtler, ayrı ayrı kabile ve aşiret tarzında yaşamaktadır Sadece Allah’ı bir bilip Muhammed ümmeti olduğumuzda ittifak halindeyiz Diğer hususlarda birbirimize uymamız mümkün değildir Sünnetullah böyle uygulana gelmiştir ()
Baki ferman yüce dergahındır1
Bu mektup üzerine Hüsrev Paşa Kumandası’nda ve İdris-i Bitlisi’nin yardımlarıyla toplanan gönüllü ordu Şah İsmail’in ordusunu mağlup etti
İslami kesim ve Kürtler arasında bir çok seveni olan Bediüzzaman, 19 yüzyılın ilk çeyreğinde Devlet’e isyana kalkışan Kürtlerin Devlet’e bağlı kalmalarını önermiştir Bu hususla ilgili Osmanlıca Nutuk isimli risalesinde Kürtlere’e şöyle hitap etmektedir:
“Altıyüz seneden beri birlik bayrağını umum âleme karşı yücelten ve millî âdetlerini terk ederek seçkinleşen bizim şanlı Türk pederlerimize, kuvvet ve cesaretimizi hediye edelim Ona bedel, onların akıl ve marifetinden istifade edeceğiz ve asaletimizi de göstereceğiz Elhâsıl, Türkler bizim aklımız, biz onların kuvveti; hep beraber iyi bir insan oluruz Dik başlılık ve kendi başına hareket yapmayacağız Bu azmimizle başka milletlere ibret dersi vereceğiz İyi evlat böyle olur () İttifakta kuvvet var, birlikte hayat var, kardeşlikte saadet var, hükümete itaatte selamet var Birliğin sağlam ipine ve muhabbet şeridine sarılmak zaruridir2
16 yüzyılda Kürtlere rehberlik yapan İdris-i Bitlisi’nin yaptığı görevi 20 yüzyılda Bediüzzaman yapmıştır Bilgi çağı olan 21 yüzyılda illa yeni bir bilgeye ihtiyaç mı var?
Tarih tekerrürden ibarettir başka söze ne gerek

Kaynakça:
1-Koca Müverrih, Bedayi, cII, vrk 452/a-b Ayrıca geniş bilgi için bakınız: Doç Dr Ahmet Akgündüz, Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri, İstanbul 1991, c III, s199-215
2-Bediuzzaman, Nutuk, Dersaadet 1326, s20

 

alicanavar is offline  
Alt 21-06-2008   #23
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı





Kalbimizi iman ve Kur'ân nuruyla nurlandır, Allah'ım Allah'ım, Sana karşı fakrımızla bizi zengin kıl; Senden istiğnâ ile bizi fakir düşürme Biz kendi havl ve kuvvetimizden teberrî edip Senin havl ve kuvvetine iltica ettik Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle Bizi nefsimize terk etme Bizi hıfzınla koru Bize ve erkek, kadın bütün mü'minlere rahmet et Kulun, nebîn, safiyyin, halilin, mülkünün cemâli, masnuatının melîki ve sultanı, inâyetinin gözbebeği, hidayetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin misali, mahlûkatının nuru, mevcudatının şerefi, mahlûkatının kesreti içinde vahdetinin sirâcı, kâinatının tılsımının kâşifi, saltanat-ı rububiyetinin dellâlı, marziyyâtının mübelliği, Esmâ-i Hüsnânın hazinelerinin tarif edicisi, kullarının muallimi, âyetlerinin tercümanı, cemâl-i rububiyetinin aynası, Senin görülüp gösterilmene vesile olan, habîbin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resulün olan Efendimiz Muhammed'e, bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan nebî ve resullere, melâike-i mukarrebîne ve sâlih kullarına salât ve selâm et Âmin

7Söz
"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm Sana dehalet ediyorum ve Sana hizmetkârım ve Senin rızanı istiyorum ve Seni arıyorum"
8Söz
Allah'ım, bizi saadet, selâmet, Kur'ân ve iman ehlinden eyle Âmin Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e ve âline ve ashâbına, Kur'ân'ın bidâyet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan her bir okuyucunun okuduğu her bir kelimenin temevvücât-ı havâiye aynalarında Rahmân'ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince salât ve selâm et Ve bunlar adedince, bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün mü'minlere rahmetinle merhamet et, ey Erhamürrâhimîn Âmin Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun


8Söz


Allah'ım, kullarına Seni nasıl tanıyacaklarını ve Sana nasıl kulluk edeceklerini öğretmek ve isimlerinin hazinelerini tarif etmek üzere, kitab-ı kâinatının âyetlerinin tercümanı ve ubudiyetiyle Senin cemâl-i rububiyetine bir ayna olarak gönderdiğin zâta, onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et Bize ve erkek, kadın bütün mü'minlere merhamet et Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn


9Söz
Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân'ın rahmeti onun üzerine olsun Allah'ım! Kulun ve resulün olan, iki cihanın efendisi ve iki âlemin medar-ı iftiharı ve iki dünyanın hayatı ve iki cihan saadetinin vesilesi ve zülcenâheyn ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et Âmin


10Söz
Allah'ım! Tûbâ-i rahmetinin en lâtif, en şerif, en mükemmel ve en güzel meyvesi olan, âlemlere rahmet olarak ve Cennet demek olan dâr-ı âhireti gösteren şu tûbâ ağacının en süslü, en güzel, en parlak ve en âli semerelerine vesile-i vusulümüz olarak gönderdiğin Zâta salât ve selâm et Allah'ım, bizi ve anne ve babamızı ateşten koru Bizi ve anne ve babamızı, ebrâr ile beraber, seçkin Peygamberinin hürmetine Cennete dahil et Âmin


10Söz
Rahmânü'r-Rahîm'den, Arş-ı Âzam'dan gelen Furkan-ı Hakîm'in kendisine indiği Efendimiz Muhammed'e, ümmetinin hasenatı adedince milyonlar salât ve milyonlar selâm olsun
Risaleti Tevrat, İncil ve Zebur'da müjdelenen; nübüvveti irhâsâtla, cinlerin hâtifleriyle, insanlık âleminin evliyalarıyla, beşerin kâhinleriyle müjdelenen; bir işaretiyle ay parçalanan Efendimiz Muhammed'e, ümmetinin hasenâtı adedince milyonlar salât ve selâm olsun
Davetine ağaçların koşup geldiği, duâsıyla yağmurun hemen iniverdiği, sıcaktan korumak için bulutların ona gölge yaptığı, bir ölçek taamıyla yüzlerce insanın doyduğu, parmaklarının arasından üç defa kevser gibi suların çağladığı, onun hürmetine Allah'ın, kertenkeleyi, ceylânı, ağaç kütüğünü, zehirli keçinin kolunu, deveyi, dağı, taşı ve toprağı konuşturduğu, Miracın sahibi ve gözünün asla şaşmadığı o mucize-i kübrâda ruyetullaha mazhar olan Efendimiz ve Şefîimiz Muhammed'e, Kur'ân'ın bidâyet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan her bir okuyucunun okuduğu her bir kelimenin temevvücât-ı havâiye aynalarında Rahmân'ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince, milyonlar salât ve selâm olsun
Bütün bu salâvatlardan her biri hürmetine bizi mağfiret et, ey İlâhımız, bize merhamet et Âmin


19Söz
Allah'ım! Kur'ân'ı bize, bu risalenin kâtibine ve onun emsali olan zatlara her türlü dert için şifa kıl Bize ve onlara, hayatımızda ve ölümümüzden sonra Kur'ân ile ünsiyet ettir Kur'ân'ı bu dünyada bir dost, kabirde bir mûnis, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, ateşe karşı bir siper ve hicap, Cennette bir refik ve bütün hayırlar için bir yol gösterici ve imam kıl Bütün bunları bize fazlınla, cûdunla, kereminle ve rahmetinle ihsan et, ey kerem sahiplerinin en kerîmi ve merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz Âmin
Allah'ım! Furkan-ı Hakîmin kendisine indirildiği Zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et Âmin, âmin


19Söz
Allah'ım! Kur'ân'ın esrarını, sevdiğin ve râzı olduğun şekilde bize tefhim et ve onun hizmetine bizi muvaffak et Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn
Allah'ım! Kur'ân-ı Hakîmin kendisine indirildiği Zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et


20Söz
  • Allah'ım! Vücub-u vücuduna ve vahdâniyetine delâlet ve celâline ve cemâline ve kemâline şehadet eden o zâta rahmet et ki, o,
  • bütün kâinatın ve bütün enbiya ve evliyanın tasdikiyle musaddak şahid-i sadık ve bütün ehl-i tahkikin tahkikatıyla müeyyed burhan-ı nâtık,
  • bütün enbiya ve mürselînin icmâ ve tasdik ve mucizelerinin sırrına mazhar olan efendisi, bütün evliya ve sıddıkînin ittifak ve tahkikat ve kerametlerini hâvi olan imamı,
  • hakkaniyeti hadsiz tahkikatla teyid ve tasdik edilen mucizât-ı bâhire ve havârık-ı zâhire ve delâil-i kàtıa sahibi,
  • zâtında güzel hasletlerin en nihayet merâtibini, vazifesinde ahlâk-ı ulviyeyi, hilâftan münezzeh olan şeriat-i mükemmelesinde en yüksek seciyeleri câmi,
  • Kur'ân'ı indirenin, indirilen Kur'ân'ın ve kendisine Kur'ân indirilen zâtın ittifakıyla vahy-i Rabbânînin mazharı,
  • âlem-i gayb ve âlem-i melekûtu seyr ü seyahat ve temâşâ eden,
  • ervâhı müşahede ve melâikeye refakat eden,
  • şahsen ve nev'en ve cinsen kâinatın bütün kemâlâtının fihristesi,
  • şecere-i hilkatin en münevver meyvesi,
  • hakkın sirâcı, hakikatin burhanı, rahmetin timsali, muhabbetin misali, kâinat tılsımının keşşâfı, saltanat-ı Rububiyetin dellâlı,
  • şahsiyet-i mâneviyesinin remz-i ulviyetiyle, Fâtır-ı Âlemin bu kâinatı onu nazara alarak halk ettiği anlaşılan,
  • düsturlarının vüs'ati ve kuvvetinin işaretiyle Kâinat Nâzımının nizâmı olduğu ve Hâlık-ı Kâinat tarafından vaz edildiği zahir olan şeriatin sahibidir-evet, bu nizâm-ı ahsen ve ecmeli câmi olan bu dinin nâzımı, ancak bu nizâm-ı etem ve ekmel olan bu kâinatın Nâzımı olabilir
Yer ve gökler var oldukça salâvâtın en efdali ve selâmetin en etemmi, biz Âdemoğulları topluluğunun efendisi ve biz mü'minler topluluğunun imana hidayet edicisi olan Abdullah ibnü Abdilmuttalib oğlu Muhammed'in üzerine olsun

 

Toprak is offline  
Alt 21-06-2008   #24
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



22Söz

Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme Ey Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi bize de ağır vazifeler ve musibetler verme Ey Rabbimiz! Bize güç yetiremeyeceğimiz şeyi de yükleme Günahlarımızı affet Bizi bağışla Bize merhamet et Bizim dostumuz ve yardımcımız Sensin Kâfirler güruhuna karşı Sen bize yardım et (Bakara Sûresi, 2:286)


22Söz
"Ey Rabbim, gönlüme genişlik ver İşimi kolaylaştır Dilimdeki tutukluğu çöz-tâ ki sözümü iyice anlasınlar" (Tâhâ Sûresi, 20:25-28)


23Söz
Allah'ım! Onun, Senin katındaki sırrı ve Sana olan seyri hürmetine, beni korkularımdan emin kıl, hatalarımı gider, hüznümü ve hırsımı benden gider Varlığın ve huzurunla beni müşerref kıl Beni benden kurtarıp kendine al Kendi varlığımı Sana feda etmekle beni rızıklandır Beni nefsime meftun ve hissimle kör eyleme Herbir gizli sırrı bana aç Yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm! Bana, arkadaşlarıma ve ehl-i iman ve Kur'ân'a merhamet et Âmin, ey merhametlilerin en merhametlisi ve kerem sahiplerinin en kerîmi olan Allah'ım!


23Söz
"Mahlûkatının sayısınca, Zâtına lâyık şekilde, Arşının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi miktarınca hamdinle Seni her türlü noksandan tenzih ederiz Bütün peygamberlerinin, evliyalarının ve meleklerinin tesbihatlarıyla Seni kusurdan tenzih ederiz " (Müslim, Zikir: 79; Ebû Dâvud, Vitir: 24; Tirmizi, Daavât: 103; Nesâî, Sehv: 94; Müsned, 1:258, 353, 6:325, 430)


24Söz
Allah'ım! Mahlûkatının en hayırlısı, parlayan nur-u bâhir, kat'î burhan-ı zâhir, bahr-i zâhır, nur-u gàmir, cemâl-i zâhir, celâl-i kàhir, kemâl-i fâhir olan, kulun ve habibin ve resulün Muhammed'e, zeval bulmayan ezeliyetine lâyık bir ezeliyetle, tahavvül etmekten münezzeh ebediyetine lâyık bir ebediyetle, Senin cûd ve kereminin mevhibelerinin bulutlarının yağmurlarınca bol ve geniş şekilde, Senin cûd ve ihsânâtının lâtifelerinin şerifelerinin mergubiyetince bol ve bereketli şekilde, salâvâtının en efdali ve en ecmeli ve en şereflisiyle, en zâhiri ve en tâhiriyle, en ahseni ve en faziletlisiyle, en ekremi ve en aziziyle, en âzamı ve en eşrefiyle, en yüce ve en pâkiyle, en mübârek ve en lâtifiyle selâmının en etemm ve en ekser ve en ziyadesiyle, en yüksek ve en yüce ve en daimîsiyle salât ve selâm et, rahmetine ve rızâna ve af ve gufrânına mazhar kıl Ona ve aynen onun âline ve ashâbına da, azamet-i Zâtına yaraşır şekilde rahmet ettiğin gibi bir rahmetle, öyle bir salât et ki, o salât hürmetine günahlarımızı bağışla, gönlümüzü ferahlandır, kalblerimizi tathir ve ruhlarımızı tervih ve sırrımızı takdis et, hâtırat ve efkârımızı tenzih et, içimizdeki kederleri gider, hastalıklarımıza şifâ ver, kalblerimizin kilitlerini aç Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme Yüce katından bize bir rahmet bağışla Muhakkak ki Vehhâb olan, istediklerimizi bize veren ancak Sensin" Âl-i İmrân Sûresi, 3:8


25Söz
Allah'ım!
  • Esmâ-i Hüsnânın tecelliyâtına câmi bir ayna oluşu sırrıyla, esmâ ve sıfâtının güzelliğine olan kudsî muhabbetinin envârı onda temessül eden,
  • masnuâtının en ekmeli ve en bedîi, kemâlât-ı san'atının enmuzeci ve mehâsin-i nukuşunun fihristesi olması hasebiyle, masnuâtındaki san'atına olan kudsî muhabbetinin şuaları onda temerküz eden,
  • mehâsin-i san'atının en âli dellâlı, nukuşunun güzelliklerini ilân edenler arasında sesçe en yüksek oluşu ve kemâlât-ı san'atının en güzel medîhelerini dile getirişi sebebiyle, san'atının istihsânına muhabbet ve rağbetinin en lâtif cilveleri onda tezahür eden,
  • Senin ihsânın olan mehâsin-i ahlâkın kâffesini ve eser-i fazlın olan letâif-i evsâfın hepsini câmi olması sırrıyla, mahlûkatının güzel ahlâkına ve masnuâtının lâtif evsafına olan muhabbet ve istihsânının aksâmı onda tecemmu eden,
  • Furkan'ında muhsinlerden, sâbirlerden, mü'minlerden, müttakîlerden, tevvâbînden, evvâbînden ve Kendini onlara sevdirdiğin ve muhabbetinle onları şereflendirdiğin bilcümle esnâf-ı ibâdın için doğru bir mihenk ve fâik bir mikyas teşkil eden, ve öyle bir mihenk ve mikyas ki, Senin habiplerinin imamı ve Senin mahbuplarının seyyidi ve Senin dostlarının reisi olan zâta, bütün ashâbına ve ihvânına, salât ve selâm et Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn

27Söz
Allahı'm! Habibiyeti ve salâtıyla Cennetin kapılarını açan ve ona getirdikleri salâvatlarla ümmeti için de o kapının açılışını teyid buyurduğun Habibin Aleyhissalâtü Vesselâma rahmet et
Allah'ım! Bizi, ebrâr ile beraber, seçkin Habibinin şefaatiyle Cennete idhal et Âmin


28Söz
"Onların Cennetteki duaları şöyledir: 'Allah'ım, Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz' Aralarındaki dilekleri de hep selâmdır, iyiliktir Duaları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur" (Yûnus Sûresi, 10:10)
"Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme Yüce Katından bize bir rahmet bağışla Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin" (Âl-i İmrân Sûresi, 3:8)


Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e, âline, ashabına ve ihvânına, Senin razı olacağın şekilde ve onun hakkını eda edecek bir surette salât ve selâm et, bize ve dinimize selâmet ver Âmin, ey Rabbü'l-Âlemîn


30Söz
Allah'ım! Onun işaretiyle ay parçalanan, parmaklarından kevser gibi sular akan, gözün asla şaşmadığı Mirac mucizesinin sahibi, Efendimiz Muhammed'e ve bütün âl ve ashabına, dünyanın iptidâsından mahşerin âhirine kadar salât et

"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin" Bakara Sûresi, 2:32
"Dualarımızı kabul et, ey Rabbimiz Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin" Bakara Sûresi, 2:127
"Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşersek bizi onunla hesaba çekme" Bakara Sûresi, 2:286
"Ey Rabbimiz, bizi hidayete eriştirdikten sonra kalblerimizi tekrar sapıklığa meylettirme" Âl-i İmrân Sûresi, 3:8


Allah'ım! Bir işaretiyle ay parçalanan zâtın hürmetine, benim kalbimi ve Risale-i Nur'un sadık talebelerinin kalblerini, Kur'ân güneşine mukabil bir ay hükmüne getir Âmin, âmin


31Söz
Allah'ım! Bizi, dünyada Senin muhabbetinle ve bizi Sana ve Senin emrettiğin şekilde istikamete yaklaştıracak şeylerin muhabbetiyle, âhirette de rahmetin ve rüyetinle rızıklandır
İlâhî! Sen benim Rabbimsin, ben Senin kulunum Sen Hâlıksın, ben mahlûkum Sen Rezzaksın, ben merzûkum Sen Mâliksin, ben memlûküm Sen Azizsin, ben zelîlim Sen Ganîsin, ben fakirim Sen Hayysın, ben meyyitim Sen Bâkîsin, ben fâniyim Sen Kerîmsin, ben leîmim Sen Muhsinsin, ben âsiyim Sen Gafûrsun, ben günahkârım Sen Azîmsin, ben hakîrim Sen Kavîsin, ben zayıfım Sen Mu'tîsin, ben dilenciyim Sen Emînsin, ben korkudayım Sen Cevâdsın, ben muhtacım Sen Mücîbsin, ben duacıyım Sen Şâfîsin, ben hastayım
Sen benim günahlarımı mağfiret et Beni cezalandırma Hastalıklarıma şifa ver, yâ Allah, yâ Kâfi, yâ Rabbi, yâ Vâfî, yâ Rahîm, yâ Şâfî, yâ Kerîm, ya Muâfî Benim bütün günahlarımı bağışla Benim bütün dertlerime âfiyet ver Beni ebediyen rızâna mazhar et Rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn


32Söz
"Ey Rabbimiz! Duamızı kabul buyur Muhakkak ki Sen herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla bilensin" Bakara Sûresi, 2:127
"Tevbemizi de kabul et Şüphesiz ki Sen tevbeleri çokça kabul edersin ve rahmetin herşeyi kuşatmıştır" Bakara Sûresi, 2:128


33Söz
"Onların duaları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur" Yûnus Sûresi, 10:10

 

Toprak is offline  
Alt 21-06-2008   #25
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı





Bediüzzaman bir sözünde ihlası şu şekilde tarif etmektedir:
Ey ahiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, özellikle ahiret hizmetlerinde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir aracı, en önemli dayanak noktası, en kısa bir hakikat yolu, en makbul bir manevi dua, amaca ulaşmada en kerametli vasıta, en yüksek bir karakter, en safi bir kulluk: İhlastır[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Bediüzzaman'ın da önemle vurguladığı gibi ihlas, insanın kulluk vazifesini eksiksiz bir şekilde yerine getirebilmesi için sahip olması gereken en önemli özelliklerden biridir Çünkü "Şüphesiz, sana bu Kitabı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet et Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır…" (Zümer Suresi, 2-3) ayetiyle de emredildiği gibi gerçek din ancak ihlasla, katıksızca Allah'a yönelmekle yaşanabilir Bediüzzaman Said Nursi insanın yaptıklarıyla Allah katında değer kazanabilmesi için ihlası kesin olarak kazanması gerektiğine şu sözleriyle dikkat çekmiştir:
… Madem ihlasta sözü edilen özellikler gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var… Elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve vazifeliyiz ve ihlasın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hayırlı hizmetler kısmen ziyan olur, devam etmez; hem şiddetli sorumlu oluruz[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
Allah, Kuran ayetleriyle insanın katıksız bir iman ve ihlası nasıl kazanabileceğini bildirmiştir Ayrıca her insan da ihlası ve samimiyeti tek başına kavrayabilecek ve yaşayabilecek şekilde yaratılmıştır Dolayısıyla ihlası kazanmak ve artırmak son derece kolaydır İnsan hiçbir bilgiye sahip olmasa dahi sırf vicdanına başvurarak ihlası kazanabilir


Sırf samimi bir kalple Allah'a yönelmekle, ihlası zedeleyen tüm tavırlardan arınıp, hangi tavrın ihlaslı hangisinin ise ihlassız olduğunu anlayabilecek hale gelir Bu nedenle de insan vicdanın nasıl Rahmani bir rehber olduğunu bilmeli, hiçbir zaman için "Hangi tavrın ihlaslı olacağını bilmiyordum", "Gösterdiğim davranışın ihlasımı zedeleyebileceğini tahmin edemedim", "Ben samimi ve ihlaslı olduğumu sanıyordum" gibi mantıklarla kendisini kandırmamalıdır Tüm bunların insanın vicdanını rahatlatmak için öne sürdüğü samimiyetten uzak düşünceler olduğunu aklından çıkarmamalıdır Çünkü vicdanına uyan bir kimse için ihlası kazanmak ve bunu ahirete kadar muhafaza etmek son derece kolaydır

İhlaslı Olmak Mümine Güç Verir


İnsanın ihlası gerçek manasıyla yaşayabilmesi için öncelikle ihlasın neden bu kadar önemli olduğunu kavraması ve bu iman seviyesine ulaşabilmeyi içten arzu etmesi gerekmektedir Çünkü ihlasın önemini kavramamış olan insanlar güç ve kudreti dünyevi değerlerde arayabilmekte, toplum içinde yer edinebilmek için bunların peşinde koşabilmektedirler Şan şöhret, zenginlik, güzellik, akademik kariyer ya da itibar sahibi olmak bu düşünceye kapılan insanların ardı sıra sürüklendikleri özelliklerdir Oysa bunların hiçbiri insana ne dünya hayatında ne de ahirette gerçek anlamda kalıcı bir güç ya da itibar kazandıramaz

Bediüzzaman Said Nursi de "Bütün kuvvetinizi ihlasta ve hakta bilmelisiniz Kuvvet haktadır ve ihlastadır Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlas ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar Evet kuvvet hakta ve ihlasta olduğuna bir delil, şu hizmetimizdir Bu hizmetimizde bir parça ihlas, bu davayı isbat eder ve kendi kendine delil olur"[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] sözleriyle müminin hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında güç ve kuvveti ancak ihlasla kazanabileceğini hatırlatmaktadır Bu düsturu unutup, yukarıda saydığımız maddi değerlerin peşine düşen bir insan ise katıksızca Allah'ın rızasına yönelmiyor demektir

Örneğin Müslümanlara fayda getirecek bir konuda dört beş kişi arasında bir iş bölümü yapıldığını varsayalım Bu kişilerden birine yapılacak işin perde arkasında kalan, pasif ve ses getirmeyecek, ama bir o kadar da zor bir bölümünün verildiğini düşünelim Diğer kişilere de daha ön planda, insanların övgü ve beğenilerini doğrudan alabilecekleri, daha aktif birer görev verilmiş olsun Eğer bu kişi kendisine düşen görevi sırf arka planda kalacağı ve takdir toplama imkanı olmayacağı için reddeder, bunun yerine insanların beğenisini kazanabileceği, kendisini ön plana çıkarıp övgü alabileceği diğer bir görev ile değiştirmek isterse bu noktada ihlasını zedelemiş olur


Çünkü böyle bir durumda kişi 'Hem o kadar emek harcayacağım, hem de ortaya çıkan işte benim adım hiç geçmeyecek Üstelik bir de diğerleri daha az çalışıp benden daha çok takdir toplamış olacaklar' gibi ihlastan uzak bir düşünceye kapılmış demektir Makbul olan tavır ise takdiri ve övgüyü sadece Allah'tan beklemek, yapılan işte katıksızca Allah'ın rızasını hedeflemektir Eğer yapılacak iş bir fayda getirecekse, bunu kimin yaptığı önemli değildir Bir insan yaptığı iş kimse tarafından bilinmese ve insanlardan hiç takdir toplamasa da sadece Allah'ın rızasını kazanabilmek ve fayda getirecek bir işe vesile olabilmek için bu işi şevkle üstlenmelidir Çünkü ihlaslı olan tavır budur
Hayatının her anında ihlaslı davranan bir kimse, hem dünya hayatında başarılı ve huzurlu olurken, hem de ahirette güzel bir karşılığı umabilir Çünkü bu kimse dünyevi imkanlarına, bulunduğu makama, sahip olduğu mal ya da mülküne, toplumdaki itibarına değil, önce Allah'a, sonra da imanına, aklına, vicdanına ve ihlasına güvenerek hareket eder Allah da katıksızca Kendisine yönelene "… Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır" (Hac Suresi, 40) ayetiyle de bildirdiği gibi her zaman için yardım eder Bu nedenle imanın ve ihlasın karşısında başka hiçbir gücün galip gelmesi mümkün değildir Çünkü ihlas ile kişi Allah'ın yardımını, desteğini ve gücünü kazanmış olur

 

Toprak is offline  
Alt 21-06-2008   #26
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



Karşılığı sadece Allah'tan beklemek



İhlası kazanmak isteyen bir insan, şu gerçeğin kesin olarak bilincine varmalıdır; insan dünya hayatında yaptıklarının karşılığını ancak ve ancak Allah'tan beklemelidir Kişinin yaptığı işi Allah'ın rızası, rahmeti ve cenneti dışında herhangi bir karşılık umarak yapması ihlası kırıp, kişiyi samimiyetsizliğe sürükler Çünkü Allah'ın vereceğinin dışında, insanlardan maddi ve manevi menfaatler besleyerek yapılan bir iyilik insana kazançtan ziyade kayıp getirir İnsan bu düşünceyle yıllarca Allah yolunda hizmet etse bile, bu yaptıklarını sadece Allah'ı razı etmek için yapmadığı sürece, gerçek anlamda ihlası kazanmamış demektir Ancak niyetine Allah'ın rızası dışında birşey katmadan yaptığı ibadetler kişiye büyük bir ecir ve sevap kazandırabilir
Allah "Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir" (İsra Suresi, 9) ayetiyle salih amelin 'büyük bir ecirle' karşılık bulacağını bildirmiştir Bir başka ayette ise Allah "Ama sizden kim Allah'a ve Resûlü'ne gönülden -itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz Ve Biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır" (Ahzab Suresi, 31) sözleriyle salih amelin ecrinin 'iki kat fazla' olduğunu belirtmiştir
Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde insanın kurtuluşunun ancak ihlas ile mümkün olacağını söylemiş, insana ihlası kazandıracak olanın ise sadece Allah'ın rızasını gözetmek olduğunu şöyle belirtmiştir:
… Medar-ı necat (kurtuluş vesilesi) ve halas (kurtuluş), yalnız ihlastır İhlası kazanmak çok mühimdir Bir zerre ihlaslı amel, ağırlıklarla halis olmayana tercih edilir İhlası kazandıran hareketlerdeki sebebi, sırf Allah'ın bir emri ve neticesi Allah'ın rızası olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlahiyeye karışmamalı[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
Bediüzzaman bir sözünde insanın bir kişiye karşı duyduğu muhabbetin de ihlaslı olabilmesi için karşılıksız ve sadece Allah rızası için olması gerektiğini vurgulamıştır:
Herşeyde bir ihlas var Hatta muhabbetin de ihlas ile bir zerresi, ağırlıklarla resmi ve ücretli muhabbete tercih edilir İşte bir zat bu ihlaslı muhabbeti şöyle tabir etmiş:
"Ben muhabbet üzerine bir rüşvet, bir ücret, bir mukabele, bir mükafat istemiyorum Çünki karşılığında bir mükafat, bir sevab istenilen muhabbet zaiftir, devamsızdır"[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
İşte ihlası kazanmak isteyen bir kimse bu gerçeği kesin olarak kavramalıdır Çünkü yaptığı ameller ancak bu şekilde salih amel olabilecek ve ancak bu yolla Allah'ın rızasına, rahmetine ve cennetine ulaşabilecektir
Ancak şeytan her zaman için insanı farklı düşüncelere sürüklemek ve onu Allah'ın rızası dışında menfaatler aramaya yöneltmek ister "Zaten bu yaptıklarımı Allah'ın rızasını kazanabilmek için yapıyorum, bunun yanında bir parça da kişisel menfaatler ummanın bana ne zararı olabilir ki", "Hem Allah'ın rızasını kazanırım, hem de çevremde biraz itibar kazanmış olurum", "Ben iyilik yapacağım ama karşılığında onlar da bana iyilik borçlu olsunlar" ya da "Fedakarlıkta bulunurum, ama herşeyin bir karşılığı var" gibi mantıklar hep şeytanın katıp karıştırmasıyla ortaya çıkar Ancak bu düşüncelerin her biri de kişiyi Allah'ın rızası dışında karşılıklar aramaya ittiği için ihlası kazanmasını ve salih amellerde bulunmasını engeller
Said Nursi sözlerinde ihlasın, insanın sadece Allah'ın kendisine verdikleriyle sevinip bunlara kanaat göstermesiyle elde edilebileceğine dikkat çekmiştir Bediüzzaman'ın burada üzerinde durduğu nokta ise, kişinin diliyle kanaat ettiği gibi kalbinde de Allah'ın verdikleriyle yetinip sevinmenin teslimiyetini yaşaması gerektiğidir Çünkü insan Allah katında asıl olarak kalbindeki niyetinden sorumlu tutulacaktır:
… Sahabelerin Kuran'da övgüye mazhar olan cömertlik (kendisi muhtaç olduğu halde başkasına nimet vermek) hasletini kendine rehber etmek! Yani, hediye ve sadakanın kabulünde başkasını kendine tercih etmek ve dine hizmetin karşılığında gelen maddi çıkarları istemeden ve kalben talep etmeden, sırf Allah'ın ihsanı bilerek, insanlardan minnet almayarak ve dine hizmetin karşılığında da almamaktır Çünkü, dine hizmetin karşılığında dünyada birşey istenilmemeli ki, ihlas kaçmasın Gerçi hakları var ki, ümmet onların maişetlerini (yaşamak için gereken ihtiyaçlarını) temin etsin Hem zekata da müstehaktırlar Fakat bu istenilmez, belki verilir Verildiği vakit de "hizmetimin ücretidir" denilmez Mümkün olduğu kadar kanaatkarane, başka ehil ve daha çok hak etmiş olanların nefislerini kendi nefsine tercih etmek (Haşr Suresi, 9) ayetinin sırrına mazhariyetle, bu müthiş tehlikeden kurtulup ihlası kazanabilir…[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
Yine bir başka sözünde ise Bediüzzaman "Bu dünya hizmet yurdudur, ücret almak yeri değildir Salih amellerin ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, ahirettedir O baki meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onları istemek, ahireti dünyaya tabi' etmek demektir O salih amelin ihlası kırılır, nuru gider Evet o meyveler istenilmez, niyet edilmez Verilse, teşvik için verildiğini düşünüp şükreder"[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] diyerek insanın tüm karşılığı ahirete bırakmasının daha hayırlı olacağına dikkat çekmiştir
Gerçekten de insanın Allah'ın rızası dışında beklediği her karşılık dünyaya aittir ve bu da dünyayı ahirete tercih etmek anlamına gelir Bu kişi belki dünya nimetlerinden faydalanacak, ama ahiretteki sonsuz güzelliklerden mahrum kalacaktır Oysa insan sadece Allah'ın rızasını ve ahireti hedefleyerek niyetine hiçbir katık katmadan salih amelde bulunursa, Allah ona hem dünya hem ahiret nimetlerini verecektir Allah "Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz" (Nahl Suresi, 97) ayetiyle iman edenlere bu güzel müjdeyi vermiştir
Kuran'da Peygamberlerin bu konuda gösterdikleri üstün ahlaka dair pek çok örnek verilmiştir Ayetlerde tüm elçilerin gönderildikleri topluluklara 'yaptıkları hizmetlerin karşılığında Allah'ın rızası dışında hiçbir ücret beklemediklerini' bildirdiklerinden şöyle bahsedilmektedir:
(Hz Hud) Ey kavmim, ben bunun karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir Akıl erdirmeyecek misiniz? (Hud Suresi, 51)
(Hz Nuh) Ey Kavmim, ben sizden buna karşılık bir mal istemiyorum Benim ecrim, yalnızca Allah'a aittir Ben iman edenleri kovacak değilim Onlar gerçekten Rablerine kavuşacaklar Ancak ben sizi, cahillik etmekte olan bir kavim görüyorum (Hud Suresi, 29)

 

Toprak is offline  
Alt 21-06-2008   #27
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



İnsanların rızasından arınmak, sadece Allah'ın rızasına yönelmek



Bediüzzaman Said Nursi, ihlası kazanmanın şartlarını konu ettiği yazılarından birinde "Amelinizde Allah rızası olmalı Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti lazım gelirse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder Onun için, bu hizmette doğrudan doğruya yalnız Cenab-ı Hakk'ın rızasını esas maksad yapmak gerektir"9 sözleriyle insanların rızasından arınıp sadece Allah'ın rızasını kazanmaya yönelmenin önemine değinmiştir Onun bu sözünde vermiş olduğu örnek, ihlasın anlaşılması bakımından son derece önemlidir; gösterdiği bir tavırdan dolayı dünyadaki tüm insanlar bir kişiye karşı cephe alsa, hiçbiri ondan razı olmasa, Allah razı olduktan sonra hiçbir ehemmiyeti yoktur Çünkü tüm bu insanların kalbi zaten Allah'ın kontrolündedir; Allah dilerse onların hepsini razı eder
Bunun yanında gösterdiği bir tavırdan dolayı eğer Allah bu kişiden razı olmayacaksa, tüm dünya ondan razı olsa, ona minnet duysa bunun hiçbir önemi olmaz İnanan bir kimse bunun Allah katında hiçbir kıymeti olmadığını ve Allah razı olmadığı sürece insanların razı olmuş olmasının ahiretten yana kendisine birşey kazandırmayacağını bilir Rızasını kazanacağı güruh sayıca kalabalık, mal ya da makamca güçlü bir kitleden oluşuyor olabilir Ancak bunların her biri de Allah'ın izni ile hayat bulmuş ve birgün toprağın altında çürüyüp tüm güç ve kudretlerini kaybedecek olan aciz varlıklardır Bu nedenle ahirette ne kalabalığın, ne sağladıkları desteğin, ne de dile getirilen takdirlerin hiçbir faydası olmayacaktır Baki olan ve rızası kazanılmaya asıl layık olan sadece Allah'tır İnsana daimi bir ihlas anlayışını kazandıracak olan da işte bu gerçeği kavrayarak, 'insanların rızasından sıyrılıp, sadece Allah'ın rızasını kazanmaya yönelmek'tir Kuran'da bu anlayış şöyle bir örnekle açıklanmıştır:
"Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'ındır Hayır onların çoğu bilmiyorlar Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir" (Zümer Suresi, 29-30)
İnsanın Allah'ın dışında herhangi bir başka varlığın rızasını düşünerek hareket etmesi Kuran'da 'şirk' ya da 'Allah'a ortak koşmak' olarak ifade edilmiştir Yukarıda yer alan ayette ise Allah, kişinin insanların rızasını arayıp Allah'a ortaklar koşmasını, pek çok sahibi olan bir köleye benzetmiştir Allah'a katıksız bir iman ile katıksızca kulluk etmesini ise yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir kimsenin durumuna benzetmiştir Allah, Kendisi dışında tüm varlıkların birgün mutlaka ölümle karşılaşacaklarını hatırlatarak insanları sadece Allah'ın rızasına yönelmeleri konusunda düşünmeye davet etmiştir
İnsanın bu konuda nefsinin telkinlerine karşı da son derece uyanık olması ve nefsini kendini kandırmadan dürüstçe değerlendirmesi gerekmektedir Çünkü nefsin en büyük arzularından biri de Kuran ahlakına zıt olarak, insanların hoşnutluğunu, beğenisini ve takdirini kazanabilmektir Nitekim çoğu insan yaptığı pek çok işi kendi istek ve tercihleri doğrultusunda değil de, sırf çevrelerinden takdir toplayabilmek ve bu takdir ile de toplumda bir yer edinebilmek için yapar Dolayısıyla da bu insanların hayatlarını yönlendiren ana mantık 'insanların rızasını kazanabilme arzuları' olur
Pek çoğunuz insanların kendi aralarında "Sonra etraftan ne derler?", "Bunu etrafa nasıl açıklarız ki", "Etrafa rezil olduk" ya da "İnsan içine çıkamayız ki" gibi sözler sarf ettiklerini sıkça duymuşsunuzdur Bu sözler genellikle insanların birbirleri için ne diyeceklerini, haklarında nasıl düşüneceklerini, olayları nasıl değerlendireceklerini son derece önemli görmelerinden kaynaklanır Öyle ki kimi zaman yanlış bir tavırda bulundukları için vicdani bir rahatsızlık duymaz, ama bunu insanların öğrenmesinden dolayı huzursuzluk duyarlar Oysa ortada yanlış bir davranış varsa asıl önemli olan bunu Allah'ın bilmesidir Ve insanın bu durumu telafi etmek için yönelmesi gereken makam da yine sadece Allah'ın makamıdır Eğer kişi hatasından dolayı Allah'a karşı bir sorumluluk hissetmiyor, ama insanlara karşı bir mahçubiyet ve utanç duyuyorsa bu, o kişinin insanların rızasını Allah'ın rızasından daha üstün gördüğünü gösterir Bu insanlar dinin pek çok hükmü hakkında evlerinde gösterdikleri hassasiyet ve kararlılığı sokakta iken göstermezler İnsanların nasıl yorumlayacağını düşünerek, onların rızalarını Allah'ın rızasına tercih edebilirler Yazlık ve deniz kenarında bulunan bir semte gittiklerinde farklı, muhafazakar kimselerin oturduğu bir yere gittiklerinde farklı tavırlar sergilerler Müslümanların yanında iken farklı, onlardan uzaklaşıp başka bir şehre ya da ülkeye gittiklerinde farklı bir ahlak gösterirler Kimi zaman bu mantıkları doğrultusunda ibadetlerini de göz ardı edebilirler Oysaki ihlaslı bir tavırda bunların hiçbiri olmaz İhlas sahibi bir insan her nereye ya da her kimin yanına giderse gitsin, Allah korkusunda, takvasında kararlı davranır Kuran'ın "(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar" (Nur


Suresi, 37) ayetinde hiçbir şart ve durumun gerçek Müslümanların tavırlarına etki edemediğine dikkat çekilmiştir
İşte ihlası kazanmak isteyen bir müminin, cahiliye toplumlarında yaşamın en temel dayanağı olan "insanlar ne der" mantığından tamamen kurtulması gerekir Çünkü insanların hoşnutluğuna dair endişeler yaşandığı sürece insanın katıksız bir ihlas anlayışından bahsedebilmesi mümkün değildir
İşte insanın ihlası kazanabilmek için her zaman için niyetini halis tutması ve katıksızca Allah'ın rızasına yönelmesi gerekmektedir Allah dilemediği sürece rızası kazanılmış olan insanların kişiye bir faydası olmaz, ama Allah'ın rızasını, desteğini, sevgisini ve hoşnutluğunu kazanan bir insan, tüm bu insanların kendisine sağlayacağı desteği zaten kazanmış demektir İhlasla hareket ettiği için Allah zaten ona dünyada da ahirette de en güzel hayatı yaşatacak, ona hiçbir insanın sağlayamayacağı desteği sağlayacak, hiçbir insanınkiyle kıyaslanamayacak bir dostluğu nasip edecektir Bir sözünde Bediüzzaman Said Nursi de bu önemli gerçeğe şöyle değinmiştir:
… Rıza-yı İlahi kafidir Eğer o yar ise, herşey yardır Eğer o yar değilse, bütün dünya alkışlasa beş para değmez İnsanların takdiri, istihsanı (beğenisi, hoş karşılaması), eğer böyle işde, böyle amel-i uhrevide illet ise, o ameli ibtal eder Eğer tercih ediliyorsa, o ameldeki ihlası kırar Eğer müşevvik (teşvik edici) ise saflığını izale eder Eğer sırf alamet-i makbuliyet olarak, istemeyerek Cenab-ı Hak ihsan etse, o amelin ve ilmin insanlarda hüsn-ü tesiri namına kabul etmek güzeldir ki buna işarettir[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

 

Toprak is offline  
Cevapla
Tags: bediuzzaman, hayati, hazretlerinin, nursi, saidi


Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı ile ilgili Benzer Konular
4116 Kez Görüntülendi

Bediüzzaman Said-i Nursi - (Üstadım) Sahabeler ve Alimler
Bediüzzaman Said Nursî (Bediüzzaman Said Nursî Hakkında) Düşünürler-Flozoflar
Bediüzzaman Said Nursî Kimdir? Yazarlar ve Şairler
Bediüzzaman Said Nursi Hz`nin (KÜLLİYATI) no rapid Dini Programlar
Bediüzzaman Said Nursi Sahabeler ve Alimler


Saat 09:24.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553