Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Sahabeler ve Alimler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı ile ilgili Benzer Konular
4117 Kez Görüntülendi

Bediüzzaman Said-i Nursi - (Üstadım) Sahabeler ve Alimler
Bediüzzaman Said Nursî (Bediüzzaman Said Nursî Hakkında) Düşünürler-Flozoflar
Bediüzzaman Said Nursî Kimdir? Yazarlar ve Şairler
Bediüzzaman Said Nursi Hz`nin (KÜLLİYATI) no rapid Dini Programlar
Bediüzzaman Said Nursi Sahabeler ve Alimler

Mahmud Ustaosmanoğlu (k.s) | Onlar gibi olmak için ..
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-02-2008   #1
Profil Bilgileri
Arrow Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı başlıklı yazı Mumsema Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı Forum Alev


20 Yüzyılın yetiştirdiği en büyük İslam alimlerinden birisi olan muhterem Bediüzzaman Said-i Nursi hazretlerini bir nebze olsun formumuzdaki dost ve kardeşlerime tanıtmayı bir borç olarak kabul ettim
İnternet ortamında yaptığım araştırmalarda birçok yerden faydalandım Hepsinden Allah razı olsun
Dualarınızı ve fatihalarınızı eksik etmeyin lütfen

Bediüzzaman Said Nursi Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesi’nin Nurs Köyünde dünyaya geldi (1876) Yenilikçi, atak, cesur bir mizaca, son derece parlak bir zekâya ve güçlü bir hafızaya sahipti Bunlar katıksız iman ve ilim aşkıyla birleşince, normalde onbeş yıl kadar süren klâsik medrese eğitimi üç aya sığdı Bu olağanüstü gelişmeyi kavrayamayanlar tarafından düzenlenen münazaraları (ilmi tartışmalar) kazanarak kendini ispatladı Bu yüzden "Molla Said"e, "zamanın emsalsizi, benzersizi" anlamında "Bediüzzaman" lâkabı verildi
Dönem tüm dünyada maddeciliğin öne çıktığı bir dönemdi İnsanlık kendi geleceğini tahribe yönelmişti Bu değişimden Müslüman milletler de etkilenmiş, meselâ yeryüzünün tek bağımsız İslam devleti olan Osmanlı Devleti çoktan eski haşmetini ve kudretini kaybetmişti Büzülme ve çözülme noktasındaydı
İnsanlığın ortak problemlerinin yanı sıra yaşadığı toplumun özel problemlerine de eğilen Bediüzzaman, açık bir gerçekle yüz yüze geldi: Batı maddeciliğe saplanmış, Doğu ise eskiyen kurumlarını yenileyip iman eksenli bir yapılanmaya dönüştürememişti Osmanlı Devleti de aynı açmazda tükeniyordu Devlet ve millet şeklen İslâma bağlı olmakla birlikte mânâ plânında İslâmdan kopmuştu Batı’yı da anlayamamıştı Asıl problem buydu
Teşhisini bu şekilde koyan Bediüzzaman tedavi metodunu da geliştirdi: "Tahkiki iman" geliştirdiği metodun özü ve özetiydi

 

alicanavar is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 13-03-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



SAİDİ NURSİ'NİN FOTOĞRAFLARI





















 

alicanavar is offline  
Alt 25-04-2008   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



SAİDİ NURSİNİN KALEME ALDIĞI MUHTEŞEM ESERLERİ

Sözler
Allah, kâinat ve insan münasebetlerinin, çağımız anlayışına hitap eden bir üslupla ve Kur'an'ın dürbünüyle anlatıldığı, "insan neden ibadete muhtaçtır; kader nedir, insan kaderinin mahkumu mudur; kainat niçin yaratıldı; Kur'an neden mucizedir?" gibi bütün akılları hayrette bırakan ve hiçbir felsefenin halledemediği suallerin cevabını ve insanın imansız yaşayamayacağı gerçeğini ortaya koyan bu eser, Risale-i Nur Külliyatı'nın en mühim eserlerindendir
Mektubât
Bu eserde günümüz insanına yol gösteren mektuplar bulunmaktadır Kainattaki sürekli faaliyetin sırrı, Tek Allah'a inanç (Tevhid), Peygamber (asm) mucizeleri, İslamda reform, milliyetçilik, oruç gibi konularda zihinleri kurcalayan suallere verilen cevaplar ile Risale-I Nur Külliyatı'nın en mühim eserlerindendir
Lem'alar
Gençlere, öğrencilere, hasta ve yaşlılara, ilim adamlarına, hanımlara daha doğru bir deyişle hepimize gerekli olan hayat ve iman prensiplerinin yer aldığı bu eserde Allah'ın varlığının kesin isbatı, Peygamberimizin (asm) bizzat yaşayarak gösterdiği saadet yolu, aile hayatının huzur prensipleri, iman kardeşliğini pekiştiren esaslar, günahın psikolojik tahlili ve günahtan kurtuluş yolları gibi konular ele alınmaktadır
Şuâlar
Kainattan yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleri, bütün varlıkların dilinden tevhid delilleri; insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; ahirzamanda gelecek olan Deccal ve Süfyan gibi müthiş şahsiyetlerin mahiyetlerinin izahı ve bu konuda Hadis-i Şeriflerin açıklaması gibi çeşitli konuların yer aldığı mühim bir eserdir
Mesnevî-i Nûriye
Risale-i Nur Külliyatının bir çekirdeği, insana Rabbini tanıtan yolların, nefisle mücadelesinde takip edeceği esasların, iman hakikatlerinin açıklamalarının yer aldığı, Risale-i Nur Külliyatı'nın fihristesi ve bir nevî fideliği addedilen bu eser Bediüzzaman'ın ilk eserlerindendir
İşârâtü'l-İ'câz
Birinci dünya savaşı sırasında cephede yazılan olağanüstü bir eser çağımız insanının ihtiyacı olan Kur'an'ın yepyeni yorumları, ince manaları, ilimlerin keşfiyle anlaşılan gerçekleri tesbit eden bu eser çeşitli tefsirlerde dağınık bir şekilde işlenen sırları açığa çıkaran, Kur'an'ın mucize oluşunu bütün yönleri ile anlatan, Kur'an'ın nazmındaki vecizliği ve mucizeliğini ortaya koyan orjinal bir Kur'an tefsiridir
Asâ-yı Mûsâ
Kur'ani bir bakış açısı ile etrafımızdaki varlıkları inceleyen bir eser Ayrıca, ibadet, gençlik, ölümden sonra diriliş ve âhiret inancı ile dünyadaki mutluluk arasındaki ilişkiler de ele alınıyor
Barla Lâhikası
Risale-i Nur'un Barla'da neşre başladığı dönemde ilk talebelerinin samimî hissiyat, kalbî ve ruhî istifadelerini dile getirdikleri mektuplar ve Bediüzzaman'ın bunlara verdiği cevapları içine alan bu eser Risale-I Nur yoluyla yapılan iman ve Kur'an hizmetinin meslek ve metodunu belirlemektedir
Kastamonu Lâhikası
Nur müellifinin, Kastamonu'da talebeleri ile Nur'un inkişafı, mahiyeti, iman hizmeti, talebelerin hizmet tarzları ve din düşmanları ile mücadele şekillerini konu edinen karşılıklı mektuplardan oluşan bu eser bilhassa yazıldığı zaman itibariyle bir devrin iman ve Kur'an hizmetinin özeti ve içtimâî bir dersidir
Emirdağ Lâhikası
Nur müellifinin, Emirdağ'da ikameti esnasında Isparta, Kastamonu, İstanbul, Ankara ve üniversite talebeleri ile Anadolu' da ki talebelerine hizmetleri ve onların suallerine cevaben yazdığı mektuplar iman ve Kur'an hizmetinin günümüzdeki içtimâî vechesini ortaya koymaktadır
Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî
Kur'an-ı Kerim'in 33 âyetinin, Hazret-i Ali'nin (ra) ve Abdulkadir Geylani'nin Risale-i Nur'a gaybî işaretlerinin izahının yer aldığı bu eser Risale-i Nur Külliyatının mânâ alemindeki yerini ve ehemmiyetini ortaya koyan önemli bir eserdir
Tarihçe-i Hayat
Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nursi'nin doğumundan vefatına kadar olan yetişme tarzını, hizmetini, gayret, cehd ve fedakarlığını sade bir üslupla ortaya koyan; Bediüzzaman'ın yazı , mektup ve müdafaalarından derlenmiş ve bizzat kendisi tarafından tashih edilmiş çok kıymetli ve önemli bir eserdir
Münazarat
Yeni Asya Neşriyat'ın orijinal nüshasına sadık kalarak yeniden neşrettiği bu eserde hürriyet, meşrutiyet ve istibdadın tarifi, mahiyeti, neticeleri; kalkınmamışlığın sebep ve çareleri; millet iradesinin hakimiyeti; devlet idaresine Şeriatın nasıl tatbik edileceği; müslümanlar arası birlik, bilhassa Kürt, Türk ve Arap milletlerini bir ve beraber olmaya mecbur kılan zaruretler, gibi konular

Muhakemat
Her cümlesi bir kaide derinliğini taşıyan eser Bediüzzaman'ın ilk eserlerindendir Müslümanların geri kalış sebepleri, bu sebepleri gidermenin çareleri; teknik gelişmelere İslâmiyet adına karşı çıkanların durumu; zorlukları akıl yoluyla çözmekten hoşlananlar için bulunmaz bir kaynak olan Muhekemat, mantıklı ve sağlam düşüncenin; doğru konuşup, doğru yazmanın ölçüleri gibi orjinal konuları ihtiva etmektedir

 

alicanavar is offline  
Alt 25-04-2008   #4
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



AKSİYON DERGİSİNDEN ALINTIDIR

Nursi'nin mezarını taşıyan askerler konuştu
Bediüzzamanın mezarını gizlice taşıyan askerler yıllar sonra konuştu Kefeni de bedeni de çürümeyen cenazenin taşınmasını kimlerin neden istediğine dair ilginç iddialar var

1960'ın 12 Temmuzu Vakit, gece yarısına yaklaşıyor Urfadaki Halil İbrahim Dergâhından balyoz sesleri yükseliyor Etrafı askerlerle çevrili türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri yatıyor İhtilal komitesi üstadın mezarını taşıma kararı almış Ancak balyozları tutan askerler mermeri bir türlü kıramıyor Nihayetinde komutan sesleniyor: Mezarı kim kırarsa 30 gün izin Pehlivan lakaplı Yusuf öne çıkıyor: Ben kırarım Orada kimin yattığından ne onun ne de diğer askerlerin haberi var Verilen emir gereği Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallıyor Önce mermer kırılıyor, sonra toprak kazılıyor Said Nursinin naaşı bozulmamış kefeniyle kabirden çıkarılıyor

Bediüzzaman Said Nursinin 84 yıllık hayatı sıkıntılarla geçti Mahkeme mahkeme, şehir şehir dolaştırılıp durdu Birçok işkenceye maruz kaldı Kadir Gecesine denk gelen 23 Mart 1960 tarihinde İpek Palas Otelinde vefat etti Ardından on binlerin duası eşliğinde Hz İbrahim Makamına defnedildi Vefatından üç gün önce Isparta yolunda talebelerine Bunlar beni anlamadı dedi Bu sözleri adeta vefatından iki ay sonra gerçekleşecek olan 27 Mayıs 1960 ihtilalinin habercisiydi İhtilal olmuş ve Adnan Menderesi idam sehpasına götüren süreç başlamıştı İhtilali yapanlar Bediüzzamanı vefatından sonra da rahat bırakmadı Yeni iktidar mezarın taşınmasına karar verdi Urfadan naaş önce uçakla Afyona, oradan da Ispartaya götürüldü Askerler Bediüzzaman Hazretlerini taşımakla görevlendirildi Bu sürece şahitlik eden erlerden biri Kahramanmaraşın Elbistan ilçesinde, diğeri Gaziantepin Nizip ilçesinde, bir diğeri ise İstanbulda yaşıyor Pehlivan Yusuf ise üç buçuk ay kadar önce vefat etmiş Said Nursinin naaşını taşıyan uçaktaki muhabere subayı ise Bursada ikâmet ediyor

KEFENİ HİÇ ÇÜRÜMEMİŞ

12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarında asker kuşatır İçeriye kimse alınmazken bekçilerin de dışarı çıkmasına izin verilmez Onu ziyarete gelenler birer avuç toprağı hatıra olarak yanlarında götürmeye başlayınca Adana'dan getirilen mermerlerle mezarın üstü kapatılır Gece yarısı kabri taşımak için gelen askerler balyoz darbelerine rağmen bu mermerleri kıramaz Yusuf Hayal (1 Aralık 2005'te vefat etti) Ben kırarım diyerek başlar vurmaya Dişleriyle 50 kilogramlık çuvalları taşıyan, tek başına bir arabayı 10 dakika boyunca kaldırarak hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal, balyozu her indirişinde mermerden de parçalar ayrılır Mezarın üstündeki toprağı kürekle dışarı atar Ve kefene sarılı beden ortaya çıkar

Yusuf Hayalin kendine anlattıklarını aktaran eşi Emine Hayal, İçini açmamışlar ama kefen hiç çürümemiş Aynen bugün konulmuş gibi Sık sık anlatırdı bize Yusuf Kendi elleriyle naaşı çıkartmış Adanalı bir arkadaşı galiba ona yardım etmiş diyor Bu sahnelere şahitlik edenlerden biri de Elbistanlı Tahir Aktaştır: Türbenin etrafı abluka altına alınmıştı Askerden başka hiç kimse yoktu Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik Gördüğüm kadarıyla cenaze sanki bugün defnedilmiş gibiydi Bakıştık birbirimizle Merak ediyoruz kim çıkıyor diye Mübarek adamın ismini hiç işitmemiştik Ama cenazenin çürümemiş olmasından dolayı tüylerimiz diken diken oldu

Askere gitmeden önce köylerinde ceset çıkardıklarını, köylünün kokuya dayanamayarak oradan kaçtığını anlatan Aktaş, Ama bu mübarek insan çıktığında yeni konulmuş gibiydi 3 ay 21 gün önce vefat ettiği düşünülünce çürümüş olması lazımdı Ancak kefende bedeni aynen duruyordu diyor

Yusuf Hayalin anlattıklarını, asker arkadaşı Şenol Başaslan ise şöyle aktarıyor: Gümüşhaneli Yusufa mezarın yerini göster, oradan nasıl çıkarttın diye sordum Beni götürdü Mezarın yerini bir iki gün sonra gösterdi O zaman anlattıklarına inandım Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman Hazretlerini seviyordum Bana Hiç leke yok Aynen bugün konmuş gibi demişti Kefen toprağa girdikten hemen sonra çürür Ama o üç aydan fazla kalmış Mübareğin kefeni çürümemiş Başaslan, kırılan mermer parçalarını da alaydaki yemekhane kapısının ardında gördüğünü kaydediyor Daha sonra nereye götürüldüğüne dair bilgisi ise yok Yusuf Hayalin mermeri kırmasından ötürü hak ettiği izni 30 günden 45e çıkartılır Bir ay kadar önce çıktığı Gümüşhanenin Demirören köyüne yeniden döner

TABUT, C-47 UÇAĞINA SIĞMADI

Halilürrahman Dergâhında (Hz İbrahim Makamı) bir saat içinde yaşanır tüm bunlar Tabut bir arabaya yerleştirilip Şanlıurfa Alay Komutanlığına nakledilir Askerî konvoy nizamiye kapısında durdurulurken sadece Bediüzzamanın naaşının olduğu arabanın girmesine izin verilir Küçük havaalanında Diyarbakırdan gelen C-47 nakliye uçağı beklemektedir Uçaktaki dört kişiden pilot Ahmet Kırlay, muhabereci Kadri Özkartal ve diğer ekip gece yarısı apar topar kaldırılıp Urfaya yönlendirilir Kadri Beyin eşi Hikmet Özkartal taşınan kişinin Bediüzzaman olduğunu daha sonra öğrendiklerini söylüyor Biz şehit var sanmıştık Ama Bediüzzaman Hazretleri olduğunu öğrenince tüylerimiz diken diken oldu

Tabut, bu uçağa sığmaz Naaş, daha küçük bir tabuta yerleştirilir Yusuf Hayal ve arkadaşlarına ikinci bir emir verilir: Büyük tabutu şehrin dışında bir yerde yakın Benzinle yakılmaya çalışılır, ancak tabut bir türlü alev almaz Askerlerin bu şaşkınlığını Yusuf Hayalin eşi Emine Hanım şöyle anlatıyor: Benzini dökmüşler ama yakamamışlar Vilayetin dışında bir yere götürmüşler Tabutuna kaç teneke benzin döktük ama yakamadık derdi Sonra tabutu oraya gömüyorlar Bunları üzülerek anlatırdı O mübareği nereye götürdüler hiç bilemiyordu

Gece yarısı Afyon Havaalanına inen uçağı vali ve yaklaşık 15 asker karşılar Buradaki askerlerden biri de Nizipli Ahmet Çamdır Ispartanın merkezindeki 58inci Tümen Karargâh Bölüğünde nizamiye nöbetçisidir Biraz atıcı, vurucu olduğumuz için bizi alıp götürdüler Muhafız olarak gittik, muhafız olarak geldik diyen Çam, subayların havaalanında kendilerine katıldığını aktarıyor Bir ambulansa yerleştirilir Bediüzzamanın naaşı Peşine de 3-4 tane askerî araç takılır Araçlar dağların arasından süzülüp sessizce yol alır Nereden gittiğimizi bilmiyoruz Dağların tepesiydi Araba önümüzde gitti, arkadan askerî arabayla gittik Anayollardan gitmedik, dağ yollarıydı Karanlıktı

3-4 saatlik yolun sonunda gece yarısını geçerken Ispartada meçhul bir yere gelinir Yaklaşık 10 metre ötesinde defnedilen kişinin kimliğini dahi bilmeyen Ahmet Çamın görevi Bediüzzamanı defneden askerlerin tüfeklerini beklemektir Sabaha karşı defin tamamlanır, ancak Çam, sadece uzaktan seyreder Defnin ardından bir yüzbaşı erlere Hiç kimseye söylemeyeceksiniz Sizi asarlar der Bunun üzerine kimse ne geldikleri yeri, ne de defin işlemini o günlerde başkasına anlatır Ahmet Çam, defnettikleri kişinin kimliğini günler sonra gazetelerden öğrenir

Tahir Aktaş, Urfa-Suruçtaki birliğine döndükten sonra ilçenin yaşlıları ile konuşarak gece yarısı gizlice kimi çıkarttıklarını öğrenir Bediüzzaman Hazretleri hakkında bilgi aldığı kişilerden biri Bostancı köyünün şeyhidir Şeyh efendi hadiseyi anlatır ve ağlardı O kadar duygulanırdı Ondan bilgi edinmeye çalışırdım yasak olduğu zamanlarda

Eski adı Höyüklü yeni adı Ecek olan köyde vekâleten karakol komutanlığını yürüten Tahir Aktaşın eline Said-i Nursinin toplanma emri verilen eserleri ulaşır: Şehir merkezi ile pek alakamız yoktu Köyleri dolaşırken ortaya çıkıyordu eserler Okumayı bilen köylülerde bulunurdu genelde Karakol komutan vekilliği yaptığım zamanlarda sık sık geçerdi elime Said Nursinin eserlerinin toplanması emredilirdi yukardan Ama ben aldığım insanlara geri verirdim Eserler belli ki bir âlimin yazısıydı Benim Arapça okumuşluğum vardı Tehlikeli olmadığı belliydi Dinî konulardan bahsediyordu El koymanın bir anlamı yoktu

26 Ekim 1959 tarihinde Vanın Erciş ilçesinde askerliğine başlayan Tahir Aktaş, altı aylık eğitimin ardından Şanlıurfanın Suruç ilçesine jandarma olarak gelir 30 aylık askerliğin ardından memleketine dönerek lokanta açar Mermeri kıran Yusuf Hayal Van-Ercişteki okuldan arkadaşıdır Ancak Hayalin birliği Şanlıurfa vilayetinin karşısında yer alan, yaklaşık 30 kişiden oluşan toplu birliktir 72 yaşında vefat eden Yusuf Hayal 1961de askerlik görevinin sona ermesinden üç yıl sonra Almanyaya işçi olarak gider 24 sene kaldığı Duisburgda demir döküm fabrikasında çalışır Eşi Emine Hanımı dönmesine 5 yıl kala yanına alır Her altı ayda bir eşini ziyarete gelir 1988de İstanbula kesin dönüş yapan Pehlivan Yusuf, askerlikteki anılarını eşi Emine Hanıma ve ikisi kız biri erkek üç çocuğuna anlatır Emine Hayal, Bediüzzaman Hazretlerini merak ederdi Kitabı vardı onda, biri aldı götürdü Nasıl aldı kabirden, nasıl çıkarttı onu anlatırdı Severdi Bediüzzaman Hazretlerini diyor

BENİM KABRİM BİLİNMEYECEK

67 yaşındaki Ahmet Çam ise Gaziantepin Nizip ilçesine bağlı Yeniyazma köyünde ikamet ediyor Ispartadaki askerliği bir kenara konulacak olursa yaşamı köyünün dışına taşmamış Bediüzzamanın mezarı ile uğraşılmasına şaşırıyor: Bir adamın cenazesinden asker niye korkmuş ki? Niçin nakletmiş acaba? Şaşırıyor insan Bir adamdan niye korksun devlet diyen Ahmet Çamın iki yıl süren askerliğinin başladığı tarih de Üstadın vefatından tam bir yıl öncesine denk geliyor: 23 Mart 1959 Mart 1961de de köyüne dönüyor 68 yaşındaki Şenol Başaslan ise askerliğin ardından 1963 yılında yerleştiği İstanbulda Denizcilik İşletmelerinde manevracı olarak çalışmış Kadri Özkartal ise Bursada yaşıyor Kendisi konuşmayı arzu etmese de eşi onun yaşadıkları hakkında kısa bilgiler veriyor

Bediüzzaman Hazretleri vefatından üç gün önce Ispartadan talebeleri Bayram Yüksel, Hüsnü Bayram ve Zübeyir Gündüzalp ile gizlice Urfaya geldi Hükümet temsilcilerinin Bir an önce ayrıl uyarılarına rağmen, Ben buraya dönmeye değil kalmaya geldim diyerek vefatını haber veriyordu 21 Martta geldiği, herkese kapısını açan, sofrasına misafirsiz oturmayan Hz İbrahimin makamında gözlerini yumdu Yaşadığı yıllarda mezarının Urfada kalmayacağına da işaret ediyordu: Benim kabrim çoklar tarafından bilinmeyecek

BEDİÜZZAMANIN MEZARININ TAŞINMASINI İSTEYENLER MASONDU


Bediüzzaman Hazretlerinin küçük kardeşi Abdülmecid Ünlükul, Konyada oturuyordu Temmuz 1960ın ilk günlerinde Vali Beyin kendisini beklediği haberi iletildi Odaya girdiğinde üç generalle karşılaştı: Cemal Tural, Refik Tulga ve Mucip Ataklı

Abisinin mezarını şark ahalisinden ziyarete gelenler arasında kaçaklar olduğu, nazik bir zaman geçirildiği söylenir Bu yüzden İç Anadoluda bir bölgeye nakledileceği söylenir Israr etmemesi, buna mecbur olduğu, dilekçeyi imzalaması gerektiği ifade edilir Ünlükul, Bari mezarında rahat etsin feveranına rağmen istemeye istemeye dilekçeyi imzalar Bu dilekçe Milli Birlik Komitesine dönemin İçişleri Bakanı emekli General İhsan Kızıloğlu tarafından sunulur Ancak komiteye talebin Abdülmecid Ünlükul tarafından geldiği, abisini ziyaret edemediğinden dolayı ikamet ettiği Konyaya taşımak istediği aktarılır Dilekçe metni de orada okunur Hukuki bir sorun olmadığı da belirtilir

Ünlükulu dinlemeye gerek duymayan Milli Birlik Komitesi İçişleri Bakanına taşıma yetkisi verir Komite üyesi Ahmet Er, kararın alındığı toplantıda bulunmadığını ancak Cemal Tural, Refik Tulga, Mucip Ataklı ve İhsan Kızıloğlunun mason olduğunu iddia ediyor:

Kanaatimi söylüyorum Bunlar yapabilirler Bu isimler masondur Komitenin içinde İslama karşı olanlar da vardı, olmayanlar da Ama İslamiyetin büyüklüğünün farkında olan hiç kimse yoktu Dini bütün adam yoktu Ezanın Türkçeleşmesi üzerine çok kavgalar ettik İslamiyet havanın, suyun, ışığın girmediği yere kadar girmiş İslamiyet hayatımızın bir parçası değil Adan Zye kadar bir bütündür

Milli Birlik Komitesi üyelerinin kandırılmış olabileceğini değerlendiren Ahmet Er, O bir cinayetti Bu kadar büyük müçtehidi nasıl rahatsız edersiniz diyor Abdülmecid Ünlükul, ağlaya ağlaya mezarın taşınmasına şahitlik eder Hatta diğer şahitlerin aktardığı gibi abisinin kefeni bugün konulmuş gibidir ve kefeni açtığında tebessüm eden yüzünü görür

CEMAL TURAL KARŞIMDA KALP KRİZİNDEN ÖLECEKTİ

Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili çalışmalarıyla bilinen Necmeddin Şahiner, 1966 yılında Genelkurmay Başkanı olan Cemal Turala önce mektup yazar sonra da onu ziyaret eder Tural karşımda kalp krizinden ölecekti Bir daha bana Said Nursi ile ilgili mektup göndermeyeceksin, beni aramayacaksın, kitap göndermeyeceksin dedi Taşınma olayının müsebbibi olarak ihtilalcileri gösteren Şahiner, Bediüzzamanın mezarının sadece birkaç talebesi tarafından bilinmesiyle ilgili Bu olay Cenab-ı Hakkın, onun duasını zalimlerin eliyle kabul etmesidir diyor

 

alicanavar is offline  
Alt 25-04-2008   #5
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



RESİMLERLE RİSALEDEN VECİZELER







































 

alicanavar is offline  
Alt 25-04-2008   #6
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



Örnek alınması gereken bir hayatı var üstadın Ayrıca çok iyi talebeleri var

 

|YaBaNCı| is offline  
Alt 25-04-2008   #7
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



allah razı olsun arkadasım qüzel anlamlı bir paylaşımm

 

punk qirL is offline  
Alt 25-04-2008   #8
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



arkadşım çok güzel bir konuya deyinmişsin seni tebrik ediyorum ve rep ini veriyorum devamını diliyorum

 

heren is offline  
Alt 25-04-2008   #9
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



kitabını okumuştum çok güzel bi şekilde yazılmış hayran kaldım 2 kere okudum Anadoluda geziyor faan teşekkürler yüce Nursi'yi hatırlattığın için tekrar okumayı düşünüyorum Herkeze okumasını tavsiye ederim

 

ULtRaDяagoN is offline  
Alt 25-04-2008   #10
Profil Bilgileri
Standart --->: Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı



Bediüzzaman´ın asayişe bakışı
Yazar: M Latif Salihoğlu
09042008




Said Nursî'nin hayatını, mesleğini ve dünya görüşünü lâyıkıveçhiyle bilmeyenler, onunla ilgili söz ve yazılarında hata üstüne hata işlemekten bir türlü kurtulamıyor

Aradan seksen–yüz yıllık bir zaman geçmiş olmasına rağmen, Üstad Bediüzzaman'ın Mutlakıyet dönemi ile Meşrûtiyet'in ilânı (1908) günlerindeki rolünü bilmeyen, hatta tümüyle yanlış şekilde bilenler var

Kezâ, onun bilhassa 31 Mart Vak'asındaki (1909) yatıştırıcı yönünü bilmediği gibi, aksine sanki kışkırtıcı bir rol oynamış gibi Said Nursî'yi öyle tanıyan ve tanıtan kimselere rastlamaktayız

Aynı çarpıtılmış görüşler, maalesef Şeyh Said Hadisesiyle (1925) ilgili yorum ve değerlendirmelerde kendini gösteriyor

Ne var ki, bu tarihten sonraki dönemler itibariyle, Said Nursî hakkında yazılanlarda, o zâtı herhangi bir vukuatla irtibatlandırmanın esâmisi dahi bulunmuyor

Meselâ, İzmir Sûikastı (1926) Menemen Hadisesi (1930), Ticaniler Vak'ası (1951), Malatya Hadisesi (1952), 6/7 Eylül Olayları (1955) gibi

Yani, Said Nursî'nin 1925–1960 yılları arasında geçen 35 yıllık zaman zarfında yaşanmış "irtica–mirtica kokulu" hiçbir hadise ile doğrudan, yahut dolaylı şekilde herhangi bir irtibatı kurulamıyor

Evet, en ahmakça yorum ve değerlendirmede bulunanların dahi, bu noktada suçlayıcı herhangi bir iddia veya isnatları bulunmuyor Yok, yok

Acaba, bu son derece açık ve yalın gerçeğe rağmen, Said Nursî'yi 1925'ten evvelki menfî hadiseler sebebiyle karalamaya çalışanların aklına şu suâlin gelmemesi garip değil mi: "Yazmış olduğu eserleri ve kazanmış olduğu talebeleri itibariyle, özellikle 1925'ten sonra en güçlü dönemini yaşayan Bediüzzaman Said Nursî'nin karıştırıcı, kışkırtıcı, yani menfî herhangi bir hareketine niçin rastlanılamıyor? Kendisi olmadık sıkıntılara düçâr edildiği, hapis, sürgün, zindan, zehirlenme gibi türlü işkenceli bir muameleye mâruz bırakıldığı halde, neden hiç kimseyi incitmedi veya misillemede bulunmadı? Üstelik, misillemede bulunulmamasını ve intikamının alınmamasını talebelerine tavsiye etti, vasiyet etti?"

Evet, kalbinde, vicdanında bu suâllerin cevabını arayan ve bulan bir kimsenin, Said Nursî'yi nisbeten karanlıkta ve sis perdesi altında kalmış olan 1907–1925 yılları arasındaki o çalkantılı dönemler itibariyle de suçlamaya, yahut karalamaya çalışmaz

Zira, bir kimsenin siyaset, kuvvet veya şiddet yoluyla hedefe varmak gibi bir düşüncesi varsa, bunu hayatının her safhasında fırsat buldukça açığa vurur Mutlaka bir takım teşebbüslerde bulunur

Ne var ki, Said Nursî, hayatının hiçbir devresinde kuvvet–şiddet metoduna tenezzül etmiş değil Bilâkis, bu tarz bir metodun, dahilde hiçbir sûrette kullanılmaması gerektiğine inanmış ve bunu da daima talebelerine ders vermiştir

Hakikat budur, bundan ibarettir Gerisi ya kasıt, ya da cehalet kaynaklıdır

Yazımızın sonunu, Üstad Bediüzzaman'ın "son dersi"ndeki bir ifadesiyle bağlayalım: "Aziz kardeşlerim! Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir Menfî hareket değildir Evet, mesleğimizde kuvvet var Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir Bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle âsâyişi muhafazaya çalışmışım" (Emirdağ Lâhikası, s 455)

 

alicanavar is offline  
Cevapla
Tags: bediuzzaman, hayati, hazretlerinin, nursi, saidi


Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin Hayatı ile ilgili Benzer Konular
4117 Kez Görüntülendi

Bediüzzaman Said-i Nursi - (Üstadım) Sahabeler ve Alimler
Bediüzzaman Said Nursî (Bediüzzaman Said Nursî Hakkında) Düşünürler-Flozoflar
Bediüzzaman Said Nursî Kimdir? Yazarlar ve Şairler
Bediüzzaman Said Nursi Hz`nin (KÜLLİYATI) no rapid Dini Programlar
Bediüzzaman Said Nursi Sahabeler ve Alimler


Saat 13:14.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553