FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sahabeler ve Alimler
AbdÜlvÂhİd Bİn Zeyd
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
AbdÜlvÂhİd Bİn Zeyd ile ilgili Benzer Konular
158 Kez Görüntülendi
Zeyd bin Harise
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Ahmed Bİn Zeyd
Sahabeler ve Alimler
AbdÜlvÂhİd Bİn Muhammed
Sahabeler ve Alimler
AbdÜlvÂhİd-İ LÂhorÎ
Sahabeler ve Alimler
Abdullah Bİn Zeyd
Sahabeler ve Alimler
AbdÜlvÂhİd Bİn Muhammed
|
AbdÜlvehhÂb BuhÂrÎ
Konu Araçları
03-07-2007
#
1
Profil Bilgileri
ZeuS
AbdÜlvÂhİd Bİn Zeyd
AbdÜlvÂhİd Bİn Zeyd başlıklı yazı Mumsema AbdÜlvÂhİd Bİn Zeyd Forum Alev
ABDÜLVÂHİD BİN ZEYD
Meşhûr hadîs, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerinden
Tebe-i tâbiînden olup, Basra'da yaşamıştır
Künyesi Ebû Beşr el-Basrî'dir
Doğum ve vefât târihleri kesin olarak bilinmemektedir
793 (H
177) veya 802 (H
186)'de, bir rivayete göre de 805 (H
189) senesinde vefât etmiştir
Abdülvâhid bin Zeyd hazretleri, Tâbiîn devrinde meşhûr hadîs ve fıkıh âlimleri olan, Ebû İshâk, A'meş, Hasan-ı Basrî, Âsım'ül-Ahval, Sâlih bin Han, Amr bin Meymûn, Ebû İshak Şeybânî gibi âlimlerin sohbetlerinde bulundu
Onlardan hadîs ve fıkıh öğrenerek bu ilimlerde söz sâhibi oldu
Tebe-i tâbiîn devrinde Basra'da yetişen meşhûr hadîs ve fıkıh âlimlerinin ileri gelenleri arasında yer aldı
Zamânını ilim öğrenmekle ve ibâdet yapmakla geçirdi
Senelerce sabah namazını yatsı namazı abdestiyle kılıp, geceleri uyumamıştır
Duâsı çok makbûldü
Hadîs ilminde sika, sağlam güvenilir bir râvi olduğunu bir çok âlim ile Yahyâ bin Saîd bildirmektedir
Rivâyetleri "Kütüb-i Sitte'de" yer alır
Öğrendiklerini insanlara öğretmeye çalışırdı
Cumâ namazından sonra evinin çevresi hadîs ve fıkıh öğrenmek isteyen talebelerle dolardı
Bıkıp, yorulmadan saatlerce ders verir ve onların yetişmelerini isterdi
Bir dakikasının boşa geçmesini istemez, ya öğrenir yâhut da öğretirdi
Derslerine sâdece namaz vakitlerinde ara verdiğini talebeleri anlatmışlardır
Abdülvâhid bin Zeyd çok talebe yetiştirdi
Hadîs ve fıkıh ilminde zamanlarının söz sâhibi olan Abdurrahmân bin Mehdî, Kays bin Havs, Yahyâ bin Yahyâ en-Nişâbûrî gibi âlimler onun ders ve sohbetleri sâyesinde yetiştiler
Abdülvâhid bin Zeyd, dünyâya değer vermemesi, devamlı ibâdet ve ilimle meşgul olması, herkese iyilik etmesi ile dikkati çekerdi
İnsanlar onu sever ve hürmet ederdi
Yaşayışı ve hikmetli sözleriyle pek çok kimsenin doğru yola girmesini sağlamış, herkese örnek olmuştur
Abdülvâhid bin Zeyd hazretleri yaşadığı ibret verici hadîselerden bâzılarını, insanlara nasîhat ve ders olması bakımından nakletmiştir
Şöyle anlatmıştır:
Bir rahibin odasının yanına yaklaşıp, ey râhip diye çağırdım
Fakat cevap vermedi
Üçüncü defa çağırışımda başını uzatıp:
"Ey kişi ben rahip değilim
Rahip, Allahü teâlâdan korkan, O'na saygı gösteren, belâsına sabredip, kazâsına râzı olan, nîmetlerine şükredip onun için tevâzu gösteren, izzet karşısında zilleti kabûl eden, kudretine teslim olup, heybet ve azameti karşısında eğilen, hesap ve azâbını düşünen, gündüzünü oruç, gecesini ibâdetle geçiren, Cehennem'i hatırladıkça uykusu kaçan kimseye denir
Ben ise saldırgan bir köpeğim
İnsanlara zararım dokunmasın diye kendimi buraya habsettim
" dedi
Bu sözleri üzerine şöyle sordum:
"Allahü teâlâyı bildikten sonra insanları Allahü teâlâdan uzaklaştıran şey nedir?"
"Kardeşim! İnsanları Allahü teâlâdan ancak dünyâ malı ve sevgisi uzaklaştırır
Çünkü dünyâ isyan ve günah yeridir
Aklı başında olan dünyâyı kalbinden çıkarıp, günahlarına tövbe ederek kendisini Allahü teâlâya yaklaştıracak şeye yönlendirir
" diyerek daha önce kendisinin îmân ettiğini söyledi
Yine şöyle anlatmıştır:
Hacca gitmiştim
Yanımda bir genç durmadan Peygamber efendimize salâtü selâm getiriyordu
Bâzı yerlerde okunması daha uygun duâlar olduğu halde, genç her yerde duâ yerine salevât okuyordu
Dikkatimi çekti ve kendisine sordum
Genç şöyle dedi:
Babam ile birlikte hacca gitmiştik
Yolda uyudum
"Kalk baban öldü
" dediler
Kalktım gerçekten babam ölmüştü
Aynı zamanda yüzü de kararmıştı
Ölümü ve ayrıca yüzünün kararması beni daha da üzdü
Bu üzüntü ile tekrar uykuya daldım
Bu sırada rüyâmda siyah yüzlü dört kişi ellerinde demir kamçılar olduğu halde, babama yaklaştılar
Tam vuracakları zaman nur yüzlü bir zatın geldiğini, onlara dönerek; "Vurmayın!" dediğini, eli ile de babamın yüzünü sıvazlayarak nûrlandırdığını, sonunda bana; "Artık uyan, baban nûrlanmıştır
" diye söylediğini gördüm
"Sen kimsin?" diye sorduğumda, "Ben Peygamberim, bana salevât getirdiği için ona şefâat ettim
" dedi
Uyandım, söylendiği gibiydi
Bu sebeple ben de salevât-ı şerîfeyi devamlı okuyorum
Şöyle anlatmıştır:
Bir defâsında Eyyûb Sahtiyânî ile bir yolculuğa çıkmıştık
Şam'a doğru bir müddet yol aldıktan sonra siyah renkli bir köleye rastladık
Bir odun dengini sırtına alıyordu
Köleye:
"Senin sâhibin kimdir?" dediğim zaman; "Benim gibi bir kul!" cevabını verdi
Aslında, benim asıl sâhibim Allahü teâlâdır demek istedi
Sonra başını kaldırıp; "Ey yüce Rabbim! Şu odunlar altın olsun
Bunları altına çevir
" diye duâ etti
Bir de baktık odunlar altın olmuş!
Bize bakıp; "Görüyorsunuz değil mi?" diye sordu
"Evet görüyoruz
" dedik
Sonra tekrar; "Allah'ım bu altınları tekrar odun haline çevir
" diye duâ etti
Duâsı kabul olunup tekrar odun halini aldı
Sonra; "Âriflere sorunuz şüphesiz onların şaşılacak halleri bitmez, tükenmez
" dedi
Eyyüb Sahtiyânî de şöyle demiştir:
"Kölenin bu hâlinden ve sözünden dolayı hayretler içerisinde kaldım ve son derece mahcub olup utandım
"
Sonra köleye; "Yanında yiyecek bir şeyler var mı?" dedim
Bu sözüm üzerine eliyle işâret etti
Bir de baktık ki, önümüze bir cam kap içerisinde bal geldi
Balın rengi kardan beyaz, kokusu miskten güzeldi
Bize; "Yiyiniz! Allahü teâlâya yemin ederim ki, bu bal arının yaptığı bal değildir
" dedi
Hayâtımızda bu baldan daha tatlı ve lezzetli bir şey yememiştik
Bu işe çok şaştık
Köle sonra bize:
"Allahü teâlânın yarattığı böyle hallere şaşanlar ârif değildir
Kim bu işlerden dolayı şaşarsa, Allah'tan uzaktır
Kim de bu hârikulâde işleri görerek bu sebeple ibâdet ederse, şüphesiz o da câhildir
" dedi
Yine şöyle anlatmıştır:
Bir defâsında Beyt-i Mukaddese gitmek üzere yola çıktım
Fakat yolu şaşırdım
Nereden gideceğimi bir türlü bilemedim
Bu şaşkın halde karşıma bir kadın çıktı
Bana yaklaştı; "Ey garib kimse, yolunu mu şaşırdın?" diye sordu
Sonra:
"Allahü teâlâyı tanıyan kimse nasıl garib olur? O'nu seven nasıl yolunu şaşırır?" dedi
Sonra da bana elindeki değneği uzatıp; "Bu asânın ucundan tut, önümden yürü
" dedi
Asânın ucundan tutup önünde yürümeye başladım
Yedi adım kadar yürüdüm ve kendimi Mescid-i Aksâ'da buldum
Gözlerimi oğuşturarak kendi kendime; "Herhalde yanlış görüyorum, nasıl olur?" dedim
Bunun üzerine bana yol gösteren kadın; "Ey kişi! Senin yürüyüşün zâhidlerin, benimki de âriflerin yürüyüşüdür! Zâhid yürüyerek, ârif ise uçarak gider
Yürüyerek giden uçarak gidene nasıl ulaşabilir?" dedi ve gözden kayboldu
Onu bir daha hiç görmedim
Hizmetlerimi görmesi için bir köle satın almıştım
Gece evimde kalmasını istedim
Fakat geceleri kapılar kapalı olduğu halde evde yoktu
Sabah olunca eve geldi ve bana üzeri işlenmiş bir dirhem altın verdi
Bunu nereden aldın deyince:
"Efendim, ben size her gün böyle bir dirhem vereceğim
Karşılığında geceleri beni serbest bırakmanızı istiyorum
" dedi
O günden sonra her gece evden çıkıp gider, sabahleyin döner ve bir dirhem getirirdi
Aradan bir müddet geçti
Bir gün komşum yanıma gelip; "Kölen mezarları açıyor, kefen soyuyor
" dedi
Bu söz beni çok üzdü
"Ben onu eve hapsedeceğim
" dedim
Kapıları kilitledim, akşam oldu, yatsı namazından sonra kölem evden gitmek üzere kalktı
Tâkib ettim, kapalı kapılara işâret edince, kapılar açılıveriyordu
Evden çıktı
Bu halde peşine düşüp, gizlice onu tâkib ettim
Kurak bir yere vardı
Elbisesini çıkarıp üzerine eski bir çul giydi
Sabaha kadar namaz kıldı
Sabaha doğru şöyle duâ etti:
"Ey yüce sâhibim! Efendime götüreceğim ücreti gönder!"
Gökten üzerine bir dirhem düştü alıp cebine koydu
Bu işe çok hayret ettim
Kalkıp abdest aldım ve iki rekat namaz kıldım
Onun hakkında yanlış düşündüğümden dolayı tövbe edip, Allahü teâlâdan af diledim
Sonra da bu kölemi âzâd etmeye, serbest bırakmaya karar verdim
Fakat kölem kayboldu
Bir türlü bulamadım
Bu sebeple çok üzüldüm ve kederim gittikçe arttı
Bulunduğum kurak yerin de neresi olduğunu bilmiyordum
Bir müddet sonra karşıma kırata binmiş biri dikildi ve; "Ey Abdülvâhid! Burada ne oturuyorsun?" dedi
Durumu baştan sona anlattım
Atlı; "Senin bulunduğun bu yer ile memleketin arası ne kadar mesâfedir? Biliyor musun?" dedi
"Hayır bilmiyorum
" cevâbını verdim
"Süratli giden bir süvâri için altmış konaklık mesâfedir
Şimdi sen bulunduğun yerden ayrılma
Kölen bu gece yanına dönecek dedi
"
Oturup bekledim, ortalık kararınca bir de baktım ki, kölem geldi
Yanında bir sofra vardı
Sofranın üzeri her çeşit yiyecekle doluydu
Bana; "Buyur ye efendim!" dedi
O benzerini görmediğim yiyeceklerden yedim
Sabah namazından sonra kölem elimden tutup, duâ etti
Sonra birkaç adım attık
Birdenbire kendimi evimin önünde buldum
Kölem bana dönüp;
"Efendim, siz beni âzâd etmeye karar vermediniz mi?" dedi
"Evet
" dedim
Yerden bir taş alıp âzâd edilme bedeli olarak bana verdi
Bir de baktım ki, taş altın oldu
Sonra ayrılıp gitti
Onun ayrılığından dolayı çok üzüldüm ve hep hasretini çektim
Bu hadiseyi komşularıma anlatıp; "O, mezâr soyan değil nûr saçan imiş
" dedim
Komşularım onun kerâmetlerini duyunca ağlayıp, hakkında yanlış düşündüklerinden dolayı pişman olup, tövbe ettiler
Abdülvâhid bin Zeyd şâhid olduğu ibret verici başka bir hâdiseyi de şöyle nakletmiştir:
Bir defâsında gazâya niyet ettim
Bütün talebelerimi topladım
Mecliste bir şahıs meâlen; "Allah yolunda savaşıp düşmanları öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Allah Cennet karşılığında satın aldı
" (Tövbe sûresi: 111) buyrulan âyet-i kerîmeyi okudu
Bunun üzerine on beş yaşında bir genç ayağa kalktı
Bu gencin babası vefât etmiş, kendisine pekçok mal kalmıştı
Âyet-i kerîmeyi okuyan zâta dedi ki:
"Efendim, Allahü teâlâ mü'minlerden canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın aldı mı? Allah yolunda canını ve malını fedâ edene Cennet verilecek mi?"
O zât: "Evet, Allahü teâlânın kelâmı doğru ve vâdi haktır
" dedi
Genç büyük bir azim ve kararlılıkla şunları söyledi; "Şâhid olunuz ki, ben nefsimi ve malımı Allahü teâlâya sattım
"
Bu sözlerini dinleyen zât; "Vallahi bu büyük bir iştir
Sen küçüksün
Korkarım ki, sabredemezsin ve çâresiz kalırsın
" dedi
Bunun üzerine, genç; "Ey Şeyh! Bir kimse Cenâb-ı Hakla ahitleşsin ve çâresiz kalsın! Hâşâ ve kellâ
Hiç böyle şey olur mu? Şâhid ol hakîkaten ben nefsimi ve malımı Allahü tealâ için fedâ ettim, Allah yoluna adadım ve pişmân olmayacağım
" dedi
Sonra bütün malını sadaka olarak dağıttı
Bizimle birlikte cihâd için sefere çıktı
Bize ve hayvanlarımıza hizmet etmeye başladı
Biz uyurken o nöbet tutardı
Gündüz oruç tutar, geceleri namaz kılardı
Hepimiz onun bu haline hayrandık
Tâ ki, Rum diyârına vardık
Biz harp hazırlıkları yaparken, o genç kendinden geçmiş ve hayran bir vaziyette:
"Aynâ-yı merdiyyeye müştâkım ona kavuşmak istiyorum
" deyip duruyordu
Genç o hale gelmişti ki, herkes aklını kaybetti zannederdi
Bir gün onu yanıma çağırıp; "Bu söylediğin sözün mânası nedir?" diye sordum
Şöyle anlattı:
Bir gün uyumuştum
Rüyâmda birisi bana; "Aynâ-yı merdiyyeye git!" diyordu
Sonra birdenbire bir bahçe karşıma çıktı
Bu bahçenin içinde berrak sulu bir ırmak ve kenarında da güzelliği gözler kamaştıran süslenmiş hûriler vardı
Bu hâli anlatmam mümkün değildir
Beni görünce birbirlerine: "Müjde işte Aynâ-yı merdiyyenin zevci
" dediler
Onlara selâm verip; "Aynâ-yı merdiyye aranızda mı?" diye sordum
"Bizim aramızda değildir, biz onun hizmetçileriyiz daha ileri git
" demeleri üzerine ilerledim
Bir başka bahçe gördüm
İçinde her türlü güzellikler vardı
Hâlis sütten bir nehir gördüm
Nehir kenarında, benzerini o âna kadar görmediğim güzellikte hûriler vardı
Onların güzelliğine hayrân oldum
Beni görünce birbirlerine baktılar ve: "Bu gelen Aynâ-yı merdiyyenin zevcidir
" dediler
Onlara selâm verip; "Aynâ-yı merdiyye sizin aranızda mıdır?" diye sordum
"Hayır biz onun hizmetçileriyiz
" dediler
İlerledim
Bir Cennet ırmağına rastladım
Etrafında güzellikleri gözler kamaştıran hûriler vardı
Bunları görünce önceki hûrileri unuttum
Onlara da selâm verdim
"Sana selâm olsun ey Allahü teâlânın velî kulu!" dediler
Aynâ-yı merdiyyeyi sordum
"Biz onun hizmetçileriyiz, daha ileri git
" dediler
İlerledim
Saf bal akan bir ırmağa vardım
Bu ırmağın da etrâfında hûriler vardı
Bu hûriler güzellikte öncekilerden daha da üstündüler
Öncekilerin hepsini unuttum
Selâm verdim ve; "Aynâ-yı merdiyye aranızda mı?" diye sordum
Daha ilerde olduğunu söylediler
İlerledim
İnciden yapılmış, ipleri nûrdan bir çadır gördüm
Kapısında ay yüzlü bir hizmetçi bekliyordu
Beni görünce; "Ey Aynâ-yı merdiyye! İşte sana eş olacak kimse geldi
" dedi
Çadıra yaklaşıp içeri girdim
Aynâ-yı merdiyye adlı hûri; inci ve yâkut kaplı altın bir taht üzerinde oturuyordu
Onu görür görmez meftûn oldum
Bana:
"Hoş geldin ey Allahü teâlânın sevgili kulu! Sabret sen dünyâdasın, henüz vakit var
Yarın gece bizim yanımızda olacaksın
" dedi
Bu rüyâdan sonra birdenbire uyandım
O güzelliğe ve nîmetlere kavuşmak için sabırsızlanıyorum
Genç bunları anlattıktan biraz sonra savaş başladı
Genç de savaşıp kahramanlıklar gösterdi
Büyük bir yara alıp, yere düştü
Onu kaldırıp baktıklarında gülüyordu
Gülerek rûhunu teslim edip, şehîd oldu
Fudayl bin İyâd hazretleri buyurdu ki:
"Bana Abdülvâhid bin Zeyd hazretleri şöyle anlattı:
Üç gece üst üste şöyle duâ ettim: "Yâ Rabbi! Benim Cennet'teki arkadaşım kimdir, göster
" Üçüncü gece rüyâmda bana denildi ki: "Yâ Abdülvâhid! Senin Cennet arkadaşın Meymûnetü Sevdâ'dır
" "O şimdi nerededir?" dedim
"Kûfe'de ve falan kabîledendir, denildi
Hemen Kûfe'ye gittim, tarif edilen kabîlenin yerini sorup buldum ve; "Meymûnetü Sevdâ nerededir?" diye sordum
"O delinin biridir, koyunlarımızı güder
" dediler
"Onu görmek istiyorum
" deyince de; "Falan yerde bir han var
O hanın yanında bulursun
" dediler
Târif edilen hanın yanına varınca onun, namaz kıldığını gördüm
Yanında bir asa ve üzerinde yünden bir cübbe vardı
Baktım ki koyunları otluyor ve hayvanların yanında da birkaç kurt dolaşıyor
Beni fark ettiğinde namazını bitirip, bana dönerek; "Ey İbn-ü Zeyd, sen buradan git, burası senin yerin değildir
Biz seninle burada değil sonra birleşeceğiz
" dedi
Bunun üzerine ben ona; "Allahü teâlâ sana rahmet etsin
Sen benim İbn-ü Zeyd olduğumu nereden bilirsin?" dedim
"Daha rûhlarımız dünyâya gelmeden ben senin İbn-ü Zeyd olduğunu bilirdim
" dedi
"Biraz nasîhat eder misin?" deyince; "Bir kimse sana bir şey verdiği zaman ona nasıl teşekkür edersin
Halbuki Allahü teâlânın verdiği bu kadar nîmete karşılık neden şükredilmiyor
Sana iyilik edene o iyiliği veren ve yaratan yine Allahü teâlâdır
Ona göre bütün hamd ve şükürleri Allahü teâlâya yapmak lâzımdır
" dedi
Sonra; "Koyunların arasında dolaşan kurtlar, nasıl olur da zarar vermeden gezerler?" diye sordum
"Ben Allahü teâlâya öyle ibâdet ederim ki, benimle onun arasında hiçbir duvar kalmamıştır
Bunun için kurtlarla koyunların arasındaki düşmanlık kalkmış ve dostluk başlamıştır
" diye cevap verdi
Abdülvâhid bin Zeyd'in en büyük özelliği; Allahü teâlâya karşı olan kusurlarından dolayı çok üzülmesiydi
"Bütün insanlığın yaptığı ibâdet kadar ibadet yapsak Allahü teâlânın bize verdiği nîmetlere karşı gene şükrü yerine getiremeyiz
" derdi
Muhammed bin Abdullah buyurdu ki:
Ben bir defâsında, Abdülvâhid bin Zeyd hazretlerinin; "Kim mîdesini haramlardan koruyabiliyorsa, o kimse dînini ve güzel ahlâkını muhâfaza edebilir
Kim de karnını haramlardan koruyamıyorsa, o kişi ne dînini ne de güzel ahlâkını muhâfaza eder
" dediğini işittim
"Muhakkak ki her şeyin bir kestirme (yakın) yolu vardır
Cennet'in kestirme yolu da cihâd yapmaktır
"
"Kul için ancak bilerek ve huzur içinde kıldığı namazın sevâbını alacağında, İslâm âlimleri ittifak etti
"
"Eğer nefsinizde Allahü teâlâya karşı yaptığınız ibâdetlerde bir isteksizlik ve tembellik hissederseniz, bir süre kuvvetli ve iyi yemekleri yemeyi bırakınız
Gıdânız tuz ve ekmek olsun
Oruç tutunuz
Bu şekilde yapmanız vücudunuzdaki bazı yağları ve fazlalıkları erittiği gibi Allahü teâlâyı hatırlamanızı arttırır
"
"Dîni bütün ve vakar sâhibi olan kimselerle olunuz
Çünkü onların meclislerinde, toplantılarında kötü, çirkin, ahlâka ve vakara sığmayan şeylerden bahsedilmez
"
"Kulun Allahü teâlâya karşı takınacağı en güzel edep hali, O'nun emirlerine tereddütsüz boyun eğip itâat göstermesidir
Allahü teâlâ onu bu haliyle dünyâda bırakırsa, bunu en hayırlı ve sevimli şey kabul etsin
Şayet rûhunu alıp, âhirete götürürse (rûhunu alırsa), bunun da Allahü teâlânın emri olduğunu bilsin ve bu da kendisine hoş gelsin
"
O BENİ ZÂYİ ETMEZ!
Abdülvâhid bin Zeyd şöyle anlatır:
Bir defâsında deniz yolculuğuna çıkmıştık
Bindiğimiz gemi fırtınaya tutuldu
Sonunda dalgalar bizi bir adaya sürükledi
İnip dolaşmaya başladık
Puta tapan bir adama rastladım
"Neden bu puta tapıyorsun
Bu ne fayda ne de zarar verir!" dedim
"Siz kime taparsınız?" diye sorunca; "Her şeyi yaratan, her şeye kâdir olan Allahü teâlâya ibâdet ederiz
" dedim
"Bunu size kim bildirdi?"
"Allahü teâlâ bize kerîm bir peygamber gönderdi, o bildirdi
"
"O peygamber nerededir?"
"Bize Allahü teâlânın gönderdiği dîni bildirip, tebliğ vazîfesini tamamladıktan sonra vefât etti
Allahü teâlâya kavuştu
"
"Ondan hiçbir alâmet kaldı mı?"
"Evet O, Allahü teâlâdan bir kitap getirdi
Bizim yanımızdadır
"
Aramızda geçen bu konuşmadan sonra:
"O kitâbı bana gösterin
" deyince Kur'ân-ı kerîmi ona gösterdim
"Ben bunu okumasını bilmiyorum
" dedi
Sonra açıp bir sûre okudum
Ben okudukça o ağladı
Sûreyi bitirince; "Lâyık olan şudur ki, kimse bu kelâmın sâhibine âsi olmasın!" diyerek hemen müslüman oldu
Ona Kur'ân-ı kerîmden birkaç sûreyi ve kendisine yetecek kadar din bilgisi öğrettik
O gece yatsı namazını kıldık
Yatma zamânı gelince O yatmadı ve sabaha kadar ibâdet etti
Talebelerime; "Bu yeni müslüman oldu
Aramızda biraz para toplayıp verelim de sıkıntı çekmesin
" dedim
Parayı toplayıp götürdüğümüzde; "Bu nedir?" dedi
"Bunu al, kendine nafaka alırsın, sıkıntı çekmezsin
" dedim
"La ilâhe illallah
Ben daha önce bu adada iken, puta tapardım
Allahü teâlâyı bilmezdim, fakat O beni zayi etmedi, korudu
Şimdi ise O'nu tanıyorum
Beni hiç zâyi eder mi?" dedi
Üç gün sonra onun hastalanıp yatağa düştüğünü haber aldım
Hemen yanına koştum
"Bir isteğin var mıdır?" dedim
Benim ihtiyâcımı, her ihtiyacı gideren Allahü teâlâ karşıladı
" dedi
Bu görüşmemizden bir gün sonra da vefât etti
O gece onu rüyâmda bir bahçe içinde gördüm
Bahçenin üzerinde yüksek bir kubbe, kubbenin altında bir taht üzerine oturmuştu
Yanında da bir hûri vardı
Meâlen; "
Melekler de her kapıdan yanlarına vararak şöyle diyeceklerdir: Sabrettiğiniz için, size selâm olsun! Âhiret saâdeti ne güzeldir!" (Ra'd sûresi: 23-24) buyrulan âyet-i kerîmeyi okuyordu
HAKÎKÎ MÜMİN
Abdülvâhid bin Zeyd Tebe-i tâbiînden,
Basra denen beldede, yetişen âlimlerden
Hazret-i Abdülvâhid bin Zeyd'in yanında,
"Mümin nasıl olmalı?", diye sorduklarında,
Buyurdu ki: "Allah'tan, korkup, benzi sararır,
Kaçınır haramlardan, emirlere sarılır
Düşünür mahşerdeki, verecek hesâbını,
Titrer, hatırladıkça, Cehennem azâbını
İşlemiş bulunduğu, günahlar sebebiyle,
Ayıplar kendisini, uğraşır nefsi ile
Bir sözü söylemeden, düşünür, ölçer, biçer,
Hayırlı değil ise, söylemekten vazgeçer
İşlediği günahlar, öyle üzer ki onu,
Göremez başkasının, ayıp ve kusurunu,
Bu, öyle kişidir ki, elinden ve dilinden,
Yanında bulunanlar, zarar görmez katiyyen
"
Abdülvâhid bin Zeyd, çok mübârek zât idi,
Günahını düşünüp, devamlı ağlar idi
Derdi: "Hak teâlâya, günboyu secde etsek,
Mümkün olmaz yine de, O'na tam şükreylemek
"
Bir kimse, kendisinden, nasîhat isteyince,
Buyurdu ki: "Şükreyle, kuvvetin yettiğince,
İnsanlardan birisi, iyilik yapsa sana,
Nasıl memnun kalırsın, yaptığı bu ihsâna,
Halbuki o, bir kuldur, zavallı ve âcizdir,
Her ihsânın sâhibi, elbette Rabbimizdir
Çünkü O, insanlara, vermese güç ve kuvvet,
Hiç kimse, hiç kimseye, ihsân edemez elbet
"
1) Hilyet-ül-Evliyâ; c
6, s
155
2) Tehzîb-üt-Tehzîb; c
6, s
434
3) Tezkiret-ül-Huffâz; c
1, s
258
4) Tabakât-ı İbn-i Sa'd; c
7, s
289
5) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c
2, s
108
6) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c
2, s
311,315,319
7) Tabakât-ül-Evliyâ (İbn-i Mülakkın); s
183
8) Tabakât-ı Ensârî; s
111
9) Şezerât-üz-Zeheb; c
1, s
287
10) Ravd-ur-Reyyâhîn; s
29,30,42,87,104,155,183, 235,236
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
abdulvhid
,
bin
,
zeyd
AbdÜlvÂhİd Bİn Zeyd ile ilgili Benzer Konular
158 Kez Görüntülendi
Zeyd bin Harise
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Ahmed Bİn Zeyd
Sahabeler ve Alimler
AbdÜlvÂhİd Bİn Muhammed
Sahabeler ve Alimler
AbdÜlvÂhİd-İ LÂhorÎ
Sahabeler ve Alimler
Abdullah Bİn Zeyd
Sahabeler ve Alimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
02:30
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552