Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Sahabeler ve Alimler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Ahmed AbdÜlhak RadulevÎ ile ilgili Benzer Konular
152 Kez Görüntülendi

Cezzar Ahmed Paşa ( Cezzar Ahmed Paşa Kimdir? - Cezzar Ahmed Paşa Hakkında ) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Rıza (Ahmed Rıza Kimdir? - Ahmed Rıza Hakkında) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Abdülhak Adnan Adıvar (Abdülhak Adnan Adıvar Hakkında) Yazarlar ve Şairler
Şeyh Ahmed Yasin (Şeyh Ahmed Yasin Kimdir? - Şeyh Ahmed Yasin Hakkında) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Abdülhak Şinasi Hisar... Yazarlar ve Şairler

Ahmed Bİn AbdurrahmÂn Es-sekkÂf | Ahmed El-alesÎ
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 04-07-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart Ahmed AbdÜlhak RadulevÎ



Ahmed AbdÜlhak RadulevÎ başlıklı yazı Mumsema Ahmed AbdÜlhak RadulevÎ Forum Alev


AHMED ABDÜLHAK RADULEVÎ

Hindistan'ın büyük velîlerinden Radul şehrinde doğdu Abdülhak, Nûrulhak ve Kıdvet-ül-Evliyâ lakabları verildi 1433 (H837) senesinde Radul şehrinde vefât etti Hayâtını ve hâllerini İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin babasına hocalık eden Kutb-i Âlem Abdülkuddüs Nûr-ül-Ayn isimli eserinde topladı

Yedi yaşında geceleri kalkıp namaz kılmağa başladı Annesine görünmeden gece kalkar namaz kılardı Annesi namazını bitirmeden, o yine yerine gelirdi Annesi, onun bu hâlinden, on iki yaşına gelince haberi oldu Yavrusuna olan şefkat ve muhabbetinden, onun bu yaşta uykusuz kalmasına gönlü râzı olmadı Ama geleceğin büyük velîsinde, Allah sevgisi ağır basıyordu Rabbini seven için, O'na ibâdet etmekten daha tabiî ne olabilirdi Annesinin bu hâline üzülüp, evden ayrıldı Dehli'de ilim öğrenmek ve öğretmekle meşgûl olan ağabeyi Takiyyüddîn'in yanına gitti Ondan, ilim öğretmesini istedi O da herkesin okuduğu ilimleri öğretmeye başladı Ahmed; "Bana mârifeti, Hakk'ı tanıma ilmini öğret!" dedi Ağabeyi Takiyyüddîn, onu Dehli'nin ileri gelen âlimlerinin yanına götürdü "Bu çocuk beni üzüyor, ilim okutmamı istiyor, okutuyorum, kabûl etmiyor Belki sizin nasîhatinizi dinler" diyerek, onlardan yardım istedi Onlar da kendi usûllerine göre ders verdiler Bitince; "Benim bunlarla işim yoktur Bana mârifet ilmini öğretin" deyip, onları da şaşırttı Sonra kendi hâlinde ibâdet etmeye başladı Seneler geçti Ağabeyi Takıyyüddîn, onu evlendirmek istedi ise de buna râzı olmadı Ağabeyi ısrâr edince, kız tarafına gidip; "Bana kızınızı vermeyin" dedi Hasta olduğunu söyledi Evlenmedi

Çok sıkı riyâzet ve mücâhede çekmekle berâber, derecesinin yükselmediğini görmüştü Yol gösteren bir Allah adamı olmadan riyâzet, nefsin istediklerini yapmayarak ve mücâhede, nefsin istemediklerini yaparak maksada erişilemeyeceğini anladı Bir süre sonra Pâni-püt şehrine gitmesi, orada, Celâleddîn Pâni-pütî'nin sohbet ve hizmetinde bulunması kalbine ilhâm edildi Buna çok sevindi Bu sevinç ile, acele yola çıktı Celâleddîn, keşf yoluyla onun gelmekte olduğunu anladı Talebelerine; "Çeşitli yemekler bulunan bir sofra hazırlayın! Meyveler, tatlılar ve şerbetler koyun, kapının önüne atlar çıkarın, fazîletli bir misâfirimiz geliyor Onu karşılayın!" buyurdu Emir yerine getirildi Sofra hazırlandıktan bir iki dakika sonra, Ahmed Abdülhak geldi Kapıda çok gösterişli karşılamayı, içeri girince sofrayı gördü Üzerinde lezzetli yemekler, çeşit çeşit meyveler bulunan sofrayı görünce, düşünceye daldı Burasını umduğu gibi bulamamıştı Hayret içinde kaldı Aradığı yerin burası olmadığını zannetti Celâleddîn-i Pâni-pütî ona hiçbir şey söylemedi O, olduğu yerden adımını ileri atmayıp, geri döndü Bilmediği bir istikâmete doğru şuursuzca akşama kadar gitti Bilmediği bir şehre yaklaştı Yolunu kaybettiğini zannediyordu İlk rastladığı kimseye; "Bu hangi şehirdir?" diye sordu O; "Pâni-püt şehridir" dedi Bu cevâba pekçok şaşırdı Çünkü, Pâni-püt şehrinden ayrılalı saatler olmuştu

Geceyi şehrin kenarında geçirdi Sabah olunca tekrar yola çıktı Akşam olunca, yine kendisini Pâni-püt şehrinin kenarında buldu Yine hayret etti Geceyi yine şehrin dışında geçirdi Sabah erkenden yola çıktı Büyük bir sahrâya daldı Bir hayli zaman gittikten sonra, kurumuş bir ağacın tepesinde bir genç gördü Başında, çok güzel bir kumaştan sarığı vardı O gence yolu sordu Genç; "Sen yolu, Celâleddîn'in kapısında kaybettin İnanmazsan şu gelen iki kişiye sor" dedi Gencin işâret ettiği tarafa dönüp birkaç adım yürüyünce, beyaz sarıklı iki kişinin kendisine doğru geldiklerini gördü Yanlarına vardı Onlara yol sordu Onlar da; "Sen yolu Celâleddîn'in kapısında kaybettin" dediler Üç defâ sordu Üçünde de aynı cevâbı aldı Bütün bu hâdiselerin, kendisi için bir işâret olduğunu anladı Hâli değişti Kendinden geçip düştü Bir zaman sonra kendine geldi Etrâfına baktığında, ne ağaç, ne genç, ne de o iki kişiden hiçbiri yoktu Hiç kimseyi göremedi Bu gaybî işâretten yakîni arttı Îtimâd ve îtikâdını düzeltti Oradan kalkıp tekrar yola düştü

Celâleddîn Pâni-pütî hazretlerinin huzûruna varıp, affını dileyecekti Yolda gönlünden, yakîninin daha da artması için bazı şeyler temenni etti Celâleddîn Pâni-pütî'nin sarığını başından alıp, hocasının kabrine değdirmesini ve kendisine de tatlı ikrâm etmesini diledi Pâni-püt şehrine varıp, Celâleddîn Pâni-pütî'nin dergâhına gitti Hizmetçisi; "Hocasının kabrini ziyârete gitti" dedi Kıdvet-ül-Evliyâ da oraya gitti Kutb-i Rabbânî Celâleddîn Pâni-pütî bir elinde sarığı bir elinde ekmek ve helva olduğu hâlde, hocası Şemseddîn Pâni-pütî'nin kabr-i şerîfinin başında duruyordu Ahmed Abdülhak, Kutb-i Rabbânî'yi bu hâlde görünce, gayr-i ihtiyârî, "Hak! Hak!" diyerek, ellerini öpmeye başladı

Kutb-i Rabbânî, Kıdvet-ül-Evliyâ'ya çok iltifât etti Sarığını hocasının kabrine koydu Daha sonra alıp, Kıdvet-ül-Evliyâ'nın başına koydu Ona ekmek ve helva verdi Sonra da; "Biz, bu Ahmed Abdülhak'la ikinci defâ görüşüyoruz" dedi Daha sonra Kutb-i Rabbânî onu evine götürdü Daha önceki gibi mükellef bir sofra donattı Berâberce yemek yediler Bundan sonra Kıdvet-ül-Evliyâ'nın kalbine gelen vesveseler kayboldu Hayır diyecek, îtirâz edecek hiç bir şeyi kalmadı Hocasının emrine tam teslim oldu Tekrar riyâzet ve mücâhedeye başladı Tam terbiyeye alındı Kısa zamanda icâzet almakla şereflendi Hilâfet hırkası giyip, insanlara doğru yolu göstermek için, hocası tarafından memleketine gönderildi

Kıdvet-ül-Evliyâ hazretlerinin ismi, Ahmed idi Oturmada, kalkmada, yemede, içmede "Hak, Hak, Hak" ism-i şerîfini üç defâ söylemeyi âdet edince, yüksek hocası Kutb-i Rabbânî, isminiAhmed Abdülhak koyup; "Şeyh Ahmed, mâdem ki sen, Allahü teâlânın Hak ismine böyle tutuldun, ben de Rabbimin emri ile senin ismini Abdülhak koydum" buyurdu O, bundan sonra daha çok Abdülhak ismi ile çağrıldı ve bu isimle şöhret buldu Kutb-i Rabbânî, Abdülhak'a çok duâ etti ve; " Allahü teâlâdan istedim ki, bu silsile senden devâm etsin ve bütün âlem senin mârifet nûrun ile aydınlansın Bu nûr, kıyâmete kadar devâm etsin" buyurdu Allahü teâlâ, Kutb-i Rabbânî'nin duâsını kabûl eyledi Gerçekten Çeştiyye'nin Sâbirî kolunun silsilesi, Kıdvet-ül-Evliyâ Ahmed Abdülhak Radulevî'nin evlâtları ve talebeleri vâsıtasıyla devâm etti İçlerinde öyleleri yetişti ki, giden oka işâret etse geri döner, dağa emretseler yerinden oynardı Bunlardan oğlu Ârif, torunu Muhammed bin Ârif, talebesi Muhammed Bessan, Abdülkuddüs, Kutb-i Âlem Kenkûhî bin İsmâil Hanefi ve Kutb-i Âlem'in talebesi İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin babası Abdülehad, zamanlarının yüksek âlim ve ârifi, kâmil zâtları idiler

Evinde Azîz isminde bir çocuk dünyâya geldi Doğduğu zaman, orada bulunanların hepsinin duydukları "Hak" lafzını söyledi Ondan çok hârikalar görüldü İnsanlar, hep bu çocuktan konuşmaya başladılar Ahmed Abdülhak kabristana gitti Bir yerde durdu ve; "Burası Azîz'in kabri olur" dedi Sonra çocuk hastalandı ve iki-üç gün içinde vefât etti Söylediği yere defnedildi

Onun ve talebelerinin zikri, çoğu zaman "Hak" idi Talebeleri hep "Hak" sözü ile can verirlerdi

1) Ahbâr-ul-Ahyâr; s193
2) Siyer-ül-Aktâb; s215
3) Envâr-ül-Üyûn fî Esrâr-il-Meknûn (Abdülkuddûs Gengûhî, Âsafiyye No: 575)
4) Hazînet-ül-Asfiyâ; c1, s384
5) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c11, s237

 

ZeuS is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Saat 21:43.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552