Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Sahabeler ve Alimler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ ile ilgili Benzer Konular
152 Kez Görüntülendi

Cezzar Ahmed Paşa ( Cezzar Ahmed Paşa Kimdir? - Cezzar Ahmed Paşa Hakkında ) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Muhtar Paşa (Ahmed Muhtar Paşa Kimdir? - Ahmed Muhtar Paşa Hakkında) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Rıza (Ahmed Rıza Kimdir? - Ahmed Rıza Hakkında) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Şeyh Ahmed Yasin (Şeyh Ahmed Yasin Kimdir? - Şeyh Ahmed Yasin Hakkında) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Asim Gökmen Yorgun Bir Bhar Süper Şakı Bakmayan Pişman Olur.... Türkçe Müzik Videoları

Ahmed AmİŞ Efendİ | Ahmed-İ BedevÎ
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 04-07-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ



Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ başlıklı yazı Mumsema Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ Forum Alev


AHMED BİN ÂSIM ANTÂKÎ

Evliyânın meşhûrlarından İsmi Ahmed bin Âsım, künyesi, Ebû Ali ve Ebû Abdullah'tır Antakya'da doğdu Doğum târihi bilinmemektedir Âilesi Antakya eşrâfından îtibâr edilen kimselerdi 853 (H239) senesinde vefât etti

Ahmed bin Âsım Antâkî'nin gençliği ilim tahsili ile geçti Zâhirî ilimlerde olduğu gibi bâtınî (kalb) ilimlerinde de yüksek derecelere yükseldi Ebû Süleymân-ı Dârânî'nin sohbetlerinde kemâle geldi Tebe-i tâbiîn neslinden olup, Fudayl bin Iyâd ve Hâris-i Muhâsibî gibi zamânının en büyük velîleri ile görüştü Bişr-i Hafî ve Sırrî-yi Sekatî'nin akranlarındandır Ahmed bin Ebi'l-Havârî'nin üstâdı kabul edilir

Ahmed bin Âsım hazretleri keskin firâset sâhibiydi Ebû Süleymân-ı Dârânî onun için "kalplerin avcısı" buyurmuştur Yâni kalp hastalıkları ve tedâvileri ile ilgili tesirli ve çok mânâlı sözleri vardır

Kendisinden nasihat isteyenlere buyurdu ki:

"Ey kardeşlerim! En faydalı korku, insanı günahlardan, Allahü teâlânın beğenmediği şeylerden alıkoyan, âhiret işlerinin elden çıkması ile üzüntüye sevkeden; kalan ömrü ve son nefesindeki durumu hakkında düşünmeye sevkeden korkudur En faydalı ümit, sâlih amel yapmayı kolaylaştırandır Hak olan iş, insanlara adâletle muâmele, insanın kendisi için istemediğini başkaları için de istememesi, kendisinden aşağıda olanın hak olan sözünü kabûl etmesidir En faydalı, doğru söz, Allahü teâlânın rızâsı için nefsinin ayıplarını kabûl ve tasdik etmektir En faydalı ihlâs, riyâdan ve gösterişten kurtulmaktır En faydalı hayâ, hoşuna giden bir şeyi Allahü teâlâdan isteyip, sonra da O'nun rızâsına uygun olmayan işi yapmamaktır En faydalı şükür, yapılan günahları Allahü teâlânın setredip (gizleyip) hiçbir kuluna bildirmediğini, bilmektir

En faydalı zenginlik, fakirlik ve fakirlik korkusunu gideren şeydir En güzel fakirlik, sabredip, durumundan şikâyette bulunmadan, sebeblere yapışıp, elinden geldiği kadar çalışıp, Allahü teâlâdan gelen herşeye rızâ ve hoşnutluk göstermektir En üstün sebât ve azim, fırsatlar doğup, herkesin gaflet içerisinde bulunduğu, dünyâ işlerine dalıp, âhireti unuttuğu zaman, gevşekliği, sonra yaparım demeyi bırakıp, dünya ve âhirete yarar işler yapmaktır En kıymetli sabır, nefsin arzu ve isteklerine karşı çıkarken, tahammüllü ve dayanıklı olmak, bu hususta en ufak bir fütur ve gevşeklik, âcizlik göstermemektir

En değerli amel, yapıldığında zarar getirmeyen ve Allahü teâlânın katında kabûl olandır En güzel vekar ve ağırbaşlılık, meseleleri enine, boyuna, son noktasına kadar düşünüp, üzerinde durmaktır Bu, yapılan işin ne derecede fayda sağlıyacağını, herhangi bir zararın doğup doğmayacağını bilmeyi temîn eder Böyle yapan kimse, günahlardan kendisini koruduğu gibi, kıyamet gününde kendisine gıpta edilen, imrenilen kimselerden olur

En faydalı tevâzu, kibri ve gadabı (kızmayı) giderenidir En kıymetli söz, hakka uygun olanıdır En zararlı söz, konuşulmaması daha hayırlı olanıdır En lüzumlu olan şey, Allahü teâlânın emrettiği farzları, ana-babayı, çoluk çocuğunu gözetip, onların geçimlerini temin edip, Allahü teâlânın emirlerini öğretip kulluk vazîfelerini yerine getirmelerini sağlamaktır En faydalı ilim, cehâleti, kötülükleri giderip, Allahü teâlânın büyüklüğünü ve yüce kudretini anlamaya, böylece O'na kulluğun bir vazîfesi olduğunu öğretip, âhirete hazırlanmaya vesile olanıdır En üstün cihad (mücâdele, savaş) hakkı kabûl etmeye alıştırabilmek için, nefsle yapılan mücâdeledir

En tehlikeli düşman, sana en yakın ve en gizlisi, fakat düşmanlığı en çok olanıdır Bu düşman, diğer bütün düşmanları da sana karşı teşvik eder İşte bu düşman, kalbi devamlı kötü vesveseleriyle meşgûl eden şeytandır İnsanı onun şerrinden ancak Allahü teâlâ muhâfaza buyurur "İnsanın günahından korkması tâat (Allahü teâlânın beğendiği bir şey), korkmaması ise mâsiyet günahtır)"

Müslümanlar tekrar: "Ey Allahü teâlânın velî kulu en güzel hasletlere nasıl kavuşabiliriz?" diye sorunca cevâben şöyle buyurdu:

"Onun için; Allahü teâlâya, onun ve nefsin şerrinden koruması için devamlı yalvarmalıdır En tehlikeli günah, kişinin Allahü teâlâ ve Resûlünün bildirdiği şekilde değil de, kendi kafasına göre, böyle yaparsam, Allahü teâlâ benden râzı olur deyip, Allah ve Resûlünün emirlerine muhalif olan bir işi yapmasıdır Bu bakımdan Resûlullah'ın bildirdiği şekilde ibâdet ve tâatte bulunmak lâzımdır Bu da İslâmiyeti öğrenmekle mümkündür Dînini lâzım olduğu kadar öğrenmeyen kimse, dînî vazîfelerini yaparken kendi kafasına göre dînini yaşamaktan kurtulamaz Bu ise, insanı, huzûr-ı ilâhide mes'ûl olmaya götürür

Nefsin kötülüklerine, mâni olmak, onun arzu ve isteklerini yerine getirmeme ve bunlarla mücâdele husûsunda Allahü teâlâdan yardım istemeli, Azâbından korkarak, sevâbını ve mükâfatını umarak, muhtaç olduğunu düşünerek, O'nu hatırlamalıdır"

Ahmed bin Âsım Antâkî hazretlerine; "İstişâre (danışma) husûsunda ne dersin?" dedikleri zaman; "Emin, îtimâd edebilecek kimseden başkasına güvenme!" cevâbını vermiştir

"İstişarede söylenen söz, nasîhat hakkında ne tavsiye buyurursunuz?" diye sorulunca:

"Söyleyeceğiniz sözü önce kendi nefsinize tatbik edin, bu takdirde, durumunuz ne olur? Onu göz önüne alın, ondan sonra, söyleyeceğinizi söyleyin ve tavsiyenizi yapın Böyle yaparsanız, doğruyu ve isâbetli olanı bulmanız mümkün olup, kendinizi yanlış söylemekten koruyup, herkes yanında güvenilen ve îtimâd edilen, görüş sâhibi bir kimse olursunuz" buyurdu

"İnsanların arasına karışıp, onlarla berâber olmak hususunda ne buyurursunuz?" denilince:

"Eğer akıllı, her yönüyle güvenilebilen, din ve dünya işlerinde sağlam birini bulabilirsen onunla berâber ol ve arkadaşlık yap Böyle olmayanlardan, arslandan kaçar gibi kaç" demiştir

"Allahü teâlâya kendisiyle yakın olabileceğimiz en üstün şey nedir?" diye sordular:

"Kibir, riyâ, haset (çekememezlik), gıybet, kin, kızma, dünyâya düşkünlük, uzun emel sâhibi olmak gibi, insanın içine dâir günahları (kalp hastalıklarını) terk etmektir" buyurdu

Bunun üzerine:

"İnsanın içine ait günahlarının, dışına ait günahlardan üstün olması nasıl olur?" diye sorduklarında:

"Çünkü, bâtına ait günahlar terkedilince, zâhirî (dış) günâhlar kendiliğinden kaybolur" buyurdu

"En şiddetli günah nedir?" diye soruldu:

"Bir mâsiyetin (günahın) mâsiyet (günah) olduğunu bilmemektir"

"Bundan daha kötüsü nedir?" diye soruldu:

"Mâsiyet olan bir şeyi, tâatı, Allahü teâlânın râzı olduğu, beğendiği bir şey olarak bilmektir Onun için dînî bilgileri lâzım olduğu kadar mutlaka bilmek lâzımdır" buyurdu

"Günah işlendiğinde, yapılacak en faydalı iş nedir?" denildiğinde:

"Bir kimse bir günahı yapıp, sonra onu gözünün önüne getirip, ölünceye kadar, ben Rabbimin emrine niçin karşı geldim, niçin bu günâhı işledim? diye pişman olup, bir daha, öyle bir günaha dönmemesidir" buyurdu İşte bu, tövbe-i nasûh, yâni bir daha günaha dönmemek üzere yapılan tövbedir

"Allahü teâlânın beğendiği işlerle meşgûl olan kimsenin sakınması gereken nedir?" dendi:

"Yaptığı sâlih amelleri gözünde büyüterek bir hayli ibâdet yaptığını, ibâdet ve tâat husûsunda durumunun iyi olduğunu düşünerek, günahlarını unutmaktan sakınması gerekir Çünkü bunda, amellerinin onu şımartması ve işlediği günahların azâbından emin olması vardır Böyle bir durum ise tehlikelidir" buyurdu

Kendisine; "İnsanlara musallat olan kötülükler nelerdir?" dendikte şöyle cevap verdi:

"İnsanın, kendisini alâkadâr etmeyen şeyleri terkedip, kendisini ilgilendiren işlerle meşgûl olması gerekir"

Buyurdu ki:

"Tâat ehli, üzerlerinden bir gün bir gece geçtiği zaman, tâat üzere geçip geçmediği husûsunda kendilerini kontrol ederler Eğer, Allahü teâlânın rızâsına uygun geçmiş ise, sevinirler Âzâlarını, sâlih ameller yapmaları için zorlarlar Dünyâ düşüncesini kalblerinden boşaltırlar Uzun emel sâhibi olmazlar Ecellerini yakın görürler Dünyâ hırsını kalplerinden uzaklaştırırlar Âhiret düşüncesi onların gönüllerini kaplamıştır Âhirete, basîretli, gerçekten gören bir gözle bakarlar Sanki, âhireti görmüş gibi hazırlanırlar Temiz, hâlis ve sâlih amellerle, Allahü teâlâya yaklaşmaya çalışırlar Yaşayışlarında Allahü teâlâ ve Resûlünün emrettiği istikâmet (doğruluk) üzere olurlar Takvâları arttıkça dünyâda yaptıkları ibâdet ve tâatlerin tadını daha fazla duyarlar Allah korkusundan göz yaşları dökerler İbâdetlerini kırık ve mahzûn bir kalp ile yaparlar Onlar, âhiret gamıyla gamlanmışlardır Fazla ve boş söz konuşmazlar Allahü teâlâyı anmaktan lezzet duyarlar Bedenleri dünyâda fakat, kalbleri Allahü teâlâ iledir"

"Âfiyet (sıhhat ve iyi durum) büyük bir nîmettir Emeli, arzu ve istekleri kısa yapmak lâzımdır Makam, mevkı kapmak için yarış etmek gibi hırs yoktur İnsanın, hevâ ve arzularına uyması, kendisine büyük bir zulümdür Farzları yapmak gibi tâat yoktur Günahı küçük görmek gibi musîbet yoktur"

"İnsanın en kötü işlerinden birisi gıybet etmesidir Bu yüzden, dünyâ ve âhirette zarara uğrar Hattâ o yüzden ona buğzedilir Melekler ondan uzaklaşır Şeytanlar sevinir Gıybet, amelleri boşa çıkarır Herkes yanında sevgisini kaybeder Değeri kalmaz Gıybet ile nemime (söz taşımak), birbirine yakındır İkisi de aynı şeyden doğar İkisi de taşkınlık ve azgınlıktır Azgın olmayan kimse bunlarla uğraşmaz Söz taşıyan, kâtil gibidir Gıybet eden ise, leş yiyen gibidir Azgın kimse kibirlidir İnsan nefsini bu hastalıklara kaptırınca, iftirâ günahına da girer Böylece gıybet, kişinin nefsini temize çıkarmak istemesinden ve kendisini beğenmesinden doğar Gıybetten, en büyük belâdan kaçar gibi kaçmak lazımdır Çünkü o Kur'ân-ı kerîmde haram kılınmıştır"

"Kalbin selâmeti nedir Kalbimizi mânevî hastalıklardan korumak için ne yapalım?" denildikte de şu veciz ve tesirli sözlerini söyleyiverdi:

"Kalbin mânevî hastalıklardan muhâfazası için şunlara dikkat etmek lazımdır: 1 Ahlâkı güzel olanlarla oturmak, 2 Kur'ân-ı kerîm okumaya devâm etmek, 3 Fazla yemek yememek, 4Gece namazlarına devâm etmek, 5 Seher vaktinde Allahü teâlâya yalvarmak, istiğfâr etmek (Allahü teâlâdan af ve mağfiretini istemek)"

HAK SÖZ DE GARİB OLDU

Ahmed bin Âsım Antâkî buyurdu ki:

"Ben öyle bir zamâna yetiştim ki, o vakit İslâm, başlangıcındaki gibi garib oldu Hak söz de garib oldu Bir âlim özlenip yanına gidildiği zaman, o, hürmeti seven, başkan olma arzusu ile dolup taşan, gönlünü dünyâya kaptırmış olarak görülür oldu Âbid (çok ibâdet eden) birisine gidildiği zaman, ibâdet bilgilerini bilmeyen, büyük düşman şeytan tarafından mağlub edilmiş birisi olarak bulunur oldu Diğer insanların durumu zâten mâlûmdur Evet, insanlar dünyâlarına mağlûb olmuşlar, arzu ve isteklerine uymuşlar, kendilerini beğenir duruma düşmüşler, dünyâlıkları için cimri, dinleri için çok tâvizkâr ve müsamahakâr olmuşlar, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmekte gevşeklik göstermişlerdir Başlarına gelen musîbetlerden dolayı, kazâyı zemme(kötülemeye) kalkışmışlar, şehvetlerine dalarak, dünyâda huzursuz olmuşlar, kalpleri taş gibi katılaşmış Niçin yaratıldıklarını unutmuşlardır Halbuki, bu dünyâya Allahü teâlâya kulluk için geldiler Bu dünyâ bir imtihân yeridir Evet, insanlar Allahü teâlâya tevekkülü, Allahü teâlâya güvenip dayanmayı da bırakmışlar Altın ve gümüş peşine düşmüşler Onlar meclislerde toplantılarda, süslü sözlerle konuşmaya çalışırlar Gadap (hiddet) zamânı kibirli bir edâ ile bağırıp, çağırırlar

Şimdi, kendi zamânınıza bakın İnsanlar nasıl? Ey basîret sâhipleri! İbret alınız Ey Allahü teâlâya îmân eden akıl sâhipleri!Allahü teâlâya şükür vazifesini yapmayıp, arzu ve isteklerini tercih edenler, mes'ûl olacaklar, kıyâmet gününde mâzeret beyan edemeyeceklerdir Allahü teâlâdan gelen nîmetleri çok görünüz; "Yâ Rabbi bol bol verdin" deyiniz ki şükür etmeniz mümkün olsun Nefsinize fırsat vermemek, affa kavuşmak için, yaptığınız ibâdet ve tâatı az görünüz İhlâslı amel yapabilmek için gafletten çok sakınıp, uyanık olunuz"

MÜMİN NASIL OLUR?

Evliyâ-yı kirâmın, meşhur olanlarından,

Şu güzel sözleriyle, vâz ederdi her zaman:

Mümin önce okuyup, tam öğrenir dînini,

Sonra da buna göre, düzeltir her hâlini

Günah işlerse eğer, üzülür, kalbi yanar,

Çıkarmaz hatırından, tâ ölünceye kadar

"Ben Rabbime nasıl da, karşı geldim?" diyerek,

Pişman olur ve ağlar, göz yaşları dökerek

İyi bir iş yaparsa, kusurlu, noksan bulur,

Hatırlamaz onu hiç, zîrâ hemen unutur

Her gün akşam olunca, der ki kendi kendine:

"Bu gün hangi tâati, yapabildin Rabbine?"

Çeker ki gün ve gece, kendisini hesâba,

Düşmesin âhirette, Cehennem'e, azâba

Dünyâ düşüncesini, kalbinden söküp atar,

Âhirette azâbdan, kurtulmaya yol arar

Gönlünden tamam olarak, atar uzun emeli,

Zîrâ iyi bilir ki, çok yakındır eceli

Bu yalancı dünyâya, aslâ etmez iltifat,

Dünyâya çalışsa da, kalbine sokmaz fakat

Zîrâ onun kalbinde, vardır Allah sevgisi,

Bir kalpte, iki zıd'dan, bulunmaz her ikisi

Dünyâ muhabbetini, kalbine soksa biri,

Sanki temiz odaya devirmiştir çöpleri

Hâlis mümin odur ki, ödü kopar günahtan,

Hatâ yaparım diye, hayâ eder Allah'tan

Kırık, mahzun kalp ile, yapar ibâdetini,

Sonra da istiğfâra, muhtaç bulur hepsini

Âhiret derdi ile, dertlenmiştir O hepten,

Bütün yaptıklarına tövbe eder o kalpten

Rabbini anmak ona, her şeyden tatlı gelir,

Bedeni insanlarla, kalbi Allah iledir

Dediler ki: "Efendim, mümine yakışmıyan,

Kötü işleri dahi, ediniz bize beyân"

Buyurdu ki: "İnsanın, hevâ ve hevesine,

Uyarak iş yapması, zulümdür kendisine

İşlediği günahı, küçük görse o şâyet,

Olamaz onun için, bundan büyük felâket

İnsanların düştüğü, korkunç hastalıkların,

Biri de, gıybetini, yapmaktır insanların

Gıybet iki cihanda, felâkete sebeptir

Milletleri içerden, kemiren bir âfettir

Kendisini beğenen, kimseler yapar bunu,

Tatmin eder böylece, nefsinin arzusunu

Ey akıl sâhipleri! Düşünün, ibret alın!

Henüz ecel gelmeden, ölüme hazırlanın

Siz günah işlerseniz, bu dünyâda gülerek,

Yanarsınız orada, âh-ü figân ederek

Ateş deyip geçmeyin, düşünün üzerinde,

Tutun parmağınızı, bir kibrit alevinde

Öyleyse üstünüzden, atın da bu gafleti,

Görün artık gelecek, o korkunç âkibeti

1) Hilyet-ül-Evliyâ; c9, s280,297
2) Tezkiret-ül-Evliyâ; c2, s2
3) Tabakât-ül-Kübrâ; c1, s83
4) Tabakât-üs-Sûfiyye; s137
5) Sıfat-us-Safve; c4, s352
6) El-Bidâye ve'n-Nihâye; c10, s318
7) Risâle-i Kuşeyrî; s100
8) Keşf-ül-Mahcûb; s228
9) Nefehât-ül-Üns; s134
10) Kevâkib-üd-Düriyye; c1, s197
11) Nesâyim-ül-Mehabbe; s56
12) Şerh-i Tearrûf; s108
13) Mu'cem-ül-Müellifîn; c1, s257
14) Tabakât-ı Ensâri; s107

 

ZeuS is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Saat 01:33.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545