FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sahabeler ve Alimler
Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ ile ilgili Benzer Konular
152 Kez Görüntülendi
Cezzar Ahmed Paşa ( Cezzar Ahmed Paşa Kimdir? - Cezzar Ahmed Paşa Hakkında )
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Muhtar Paşa (Ahmed Muhtar Paşa Kimdir? - Ahmed Muhtar Paşa Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Rıza (Ahmed Rıza Kimdir? - Ahmed Rıza Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Şeyh Ahmed Yasin (Şeyh Ahmed Yasin Kimdir? - Şeyh Ahmed Yasin Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Asim Gökmen Yorgun Bir Bhar Süper Şakı Bakmayan Pişman Olur....
Türkçe Müzik Videoları
Ahmed AmİŞ Efendİ
|
Ahmed-İ BedevÎ
Konu Araçları
04-07-2007
#
1
Profil Bilgileri
ZeuS
Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ
Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ başlıklı yazı Mumsema Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ Forum Alev
AHMED BİN ÂSIM ANTÂKÎ
Evliyânın meşhûrlarından
İsmi Ahmed bin Âsım, künyesi, Ebû Ali ve Ebû Abdullah'tır
Antakya'da doğdu
Doğum târihi bilinmemektedir
Âilesi Antakya eşrâfından îtibâr edilen kimselerdi
853 (H
239) senesinde vefât etti
Ahmed bin Âsım Antâkî'nin gençliği ilim tahsili ile geçti
Zâhirî ilimlerde olduğu gibi bâtınî (kalb) ilimlerinde de yüksek derecelere yükseldi
Ebû Süleymân-ı Dârânî'nin sohbetlerinde kemâle geldi
Tebe-i tâbiîn neslinden olup, Fudayl bin Iyâd ve Hâris-i Muhâsibî gibi zamânının en büyük velîleri ile görüştü
Bişr-i Hafî ve Sırrî-yi Sekatî'nin akranlarındandır
Ahmed bin Ebi'l-Havârî'nin üstâdı kabul edilir
Ahmed bin Âsım hazretleri keskin firâset sâhibiydi
Ebû Süleymân-ı Dârânî onun için "kalplerin avcısı" buyurmuştur
Yâni kalp hastalıkları ve tedâvileri ile ilgili tesirli ve çok mânâlı sözleri vardır
Kendisinden nasihat isteyenlere buyurdu ki:
"Ey kardeşlerim! En faydalı korku, insanı günahlardan, Allahü teâlânın beğenmediği şeylerden alıkoyan, âhiret işlerinin elden çıkması ile üzüntüye sevkeden; kalan ömrü ve son nefesindeki durumu hakkında düşünmeye sevkeden korkudur
En faydalı ümit, sâlih amel yapmayı kolaylaştırandır
Hak olan iş, insanlara adâletle muâmele, insanın kendisi için istemediğini başkaları için de istememesi, kendisinden aşağıda olanın hak olan sözünü kabûl etmesidir
En faydalı, doğru söz, Allahü teâlânın rızâsı için nefsinin ayıplarını kabûl ve tasdik etmektir
En faydalı ihlâs, riyâdan ve gösterişten kurtulmaktır
En faydalı hayâ, hoşuna giden bir şeyi Allahü teâlâdan isteyip, sonra da O'nun rızâsına uygun olmayan işi yapmamaktır
En faydalı şükür, yapılan günahları Allahü teâlânın setredip (gizleyip) hiçbir kuluna bildirmediğini, bilmektir
En faydalı zenginlik, fakirlik ve fakirlik korkusunu gideren şeydir
En güzel fakirlik, sabredip, durumundan şikâyette bulunmadan, sebeblere yapışıp, elinden geldiği kadar çalışıp, Allahü teâlâdan gelen herşeye rızâ ve hoşnutluk göstermektir
En üstün sebât ve azim, fırsatlar doğup, herkesin gaflet içerisinde bulunduğu, dünyâ işlerine dalıp, âhireti unuttuğu zaman, gevşekliği, sonra yaparım demeyi bırakıp, dünya ve âhirete yarar işler yapmaktır
En kıymetli sabır, nefsin arzu ve isteklerine karşı çıkarken, tahammüllü ve dayanıklı olmak, bu hususta en ufak bir fütur ve gevşeklik, âcizlik göstermemektir
En değerli amel, yapıldığında zarar getirmeyen ve Allahü teâlânın katında kabûl olandır
En güzel vekar ve ağırbaşlılık, meseleleri enine, boyuna, son noktasına kadar düşünüp, üzerinde durmaktır
Bu, yapılan işin ne derecede fayda sağlıyacağını, herhangi bir zararın doğup doğmayacağını bilmeyi temîn eder
Böyle yapan kimse, günahlardan kendisini koruduğu gibi, kıyamet gününde kendisine gıpta edilen, imrenilen kimselerden olur
En faydalı tevâzu, kibri ve gadabı (kızmayı) giderenidir
En kıymetli söz, hakka uygun olanıdır
En zararlı söz, konuşulmaması daha hayırlı olanıdır
En lüzumlu olan şey, Allahü teâlânın emrettiği farzları, ana-babayı, çoluk çocuğunu gözetip, onların geçimlerini temin edip, Allahü teâlânın emirlerini öğretip kulluk vazîfelerini yerine getirmelerini sağlamaktır
En faydalı ilim, cehâleti, kötülükleri giderip, Allahü teâlânın büyüklüğünü ve yüce kudretini anlamaya, böylece O'na kulluğun bir vazîfesi olduğunu öğretip, âhirete hazırlanmaya vesile olanıdır
En üstün cihad (mücâdele, savaş) hakkı kabûl etmeye alıştırabilmek için, nefsle yapılan mücâdeledir
En tehlikeli düşman, sana en yakın ve en gizlisi, fakat düşmanlığı en çok olanıdır
Bu düşman, diğer bütün düşmanları da sana karşı teşvik eder
İşte bu düşman, kalbi devamlı kötü vesveseleriyle meşgûl eden şeytandır
İnsanı onun şerrinden ancak Allahü teâlâ muhâfaza buyurur
"İnsanın günahından korkması tâat (Allahü teâlânın beğendiği bir şey), korkmaması ise mâsiyet günahtır)
"
Müslümanlar tekrar: "Ey Allahü teâlânın velî kulu en güzel hasletlere nasıl kavuşabiliriz?" diye sorunca cevâben şöyle buyurdu:
"Onun için; Allahü teâlâya, onun ve nefsin şerrinden koruması için devamlı yalvarmalıdır
En tehlikeli günah, kişinin Allahü teâlâ ve Resûlünün bildirdiği şekilde değil de, kendi kafasına göre, böyle yaparsam, Allahü teâlâ benden râzı olur deyip, Allah ve Resûlünün emirlerine muhalif olan bir işi yapmasıdır
Bu bakımdan Resûlullah'ın bildirdiği şekilde ibâdet ve tâatte bulunmak lâzımdır
Bu da İslâmiyeti öğrenmekle mümkündür
Dînini lâzım olduğu kadar öğrenmeyen kimse, dînî vazîfelerini yaparken kendi kafasına göre dînini yaşamaktan kurtulamaz
Bu ise, insanı, huzûr-ı ilâhide mes'ûl olmaya götürür
Nefsin kötülüklerine, mâni olmak, onun arzu ve isteklerini yerine getirmeme ve bunlarla mücâdele husûsunda Allahü teâlâdan yardım istemeli, Azâbından korkarak, sevâbını ve mükâfatını umarak, muhtaç olduğunu düşünerek, O'nu hatırlamalıdır
"
Ahmed bin Âsım Antâkî hazretlerine; "İstişâre (danışma) husûsunda ne dersin?" dedikleri zaman; "Emin, îtimâd edebilecek kimseden başkasına güvenme!" cevâbını vermiştir
"İstişarede söylenen söz, nasîhat hakkında ne tavsiye buyurursunuz?" diye sorulunca:
"Söyleyeceğiniz sözü önce kendi nefsinize tatbik edin, bu takdirde, durumunuz ne olur? Onu göz önüne alın, ondan sonra, söyleyeceğinizi söyleyin ve tavsiyenizi yapın
Böyle yaparsanız, doğruyu ve isâbetli olanı bulmanız mümkün olup, kendinizi yanlış söylemekten koruyup, herkes yanında güvenilen ve îtimâd edilen, görüş sâhibi bir kimse olursunuz
" buyurdu
"İnsanların arasına karışıp, onlarla berâber olmak hususunda ne buyurursunuz?" denilince:
"Eğer akıllı, her yönüyle güvenilebilen, din ve dünya işlerinde sağlam birini bulabilirsen onunla berâber ol ve arkadaşlık yap
Böyle olmayanlardan, arslandan kaçar gibi kaç
" demiştir
"Allahü teâlâya kendisiyle yakın olabileceğimiz en üstün şey nedir?" diye sordular:
"Kibir, riyâ, haset (çekememezlik), gıybet, kin, kızma, dünyâya düşkünlük, uzun emel sâhibi olmak gibi, insanın içine dâir günahları (kalp hastalıklarını) terk etmektir
" buyurdu
Bunun üzerine:
"İnsanın içine ait günahlarının, dışına ait günahlardan üstün olması nasıl olur?" diye sorduklarında:
"Çünkü, bâtına ait günahlar terkedilince, zâhirî (dış) günâhlar kendiliğinden kaybolur
" buyurdu
"En şiddetli günah nedir?" diye soruldu:
"Bir mâsiyetin (günahın) mâsiyet (günah) olduğunu bilmemektir
"
"Bundan daha kötüsü nedir?" diye soruldu:
"Mâsiyet olan bir şeyi, tâatı, Allahü teâlânın râzı olduğu, beğendiği bir şey olarak bilmektir
Onun için dînî bilgileri lâzım olduğu kadar mutlaka bilmek lâzımdır
" buyurdu
"Günah işlendiğinde, yapılacak en faydalı iş nedir?" denildiğinde:
"Bir kimse bir günahı yapıp, sonra onu gözünün önüne getirip, ölünceye kadar, ben Rabbimin emrine niçin karşı geldim, niçin bu günâhı işledim? diye pişman olup, bir daha, öyle bir günaha dönmemesidir
" buyurdu
İşte bu, tövbe-i nasûh, yâni bir daha günaha dönmemek üzere yapılan tövbedir
"Allahü teâlânın beğendiği işlerle meşgûl olan kimsenin sakınması gereken nedir?" dendi:
"Yaptığı sâlih amelleri gözünde büyüterek bir hayli ibâdet yaptığını, ibâdet ve tâat husûsunda durumunun iyi olduğunu düşünerek, günahlarını unutmaktan sakınması gerekir
Çünkü bunda, amellerinin onu şımartması ve işlediği günahların azâbından emin olması vardır
Böyle bir durum ise tehlikelidir
" buyurdu
Kendisine; "İnsanlara musallat olan kötülükler nelerdir?" dendikte şöyle cevap verdi:
"İnsanın, kendisini alâkadâr etmeyen şeyleri terkedip, kendisini ilgilendiren işlerle meşgûl olması gerekir
"
Buyurdu ki:
"Tâat ehli, üzerlerinden bir gün bir gece geçtiği zaman, tâat üzere geçip geçmediği husûsunda kendilerini kontrol ederler
Eğer, Allahü teâlânın rızâsına uygun geçmiş ise, sevinirler
Âzâlarını, sâlih ameller yapmaları için zorlarlar
Dünyâ düşüncesini kalblerinden boşaltırlar
Uzun emel sâhibi olmazlar
Ecellerini yakın görürler
Dünyâ hırsını kalplerinden uzaklaştırırlar
Âhiret düşüncesi onların gönüllerini kaplamıştır
Âhirete, basîretli, gerçekten gören bir gözle bakarlar
Sanki, âhireti görmüş gibi hazırlanırlar
Temiz, hâlis ve sâlih amellerle, Allahü teâlâya yaklaşmaya çalışırlar
Yaşayışlarında Allahü teâlâ ve Resûlünün emrettiği istikâmet (doğruluk) üzere olurlar
Takvâları arttıkça dünyâda yaptıkları ibâdet ve tâatlerin tadını daha fazla duyarlar
Allah korkusundan göz yaşları dökerler
İbâdetlerini kırık ve mahzûn bir kalp ile yaparlar
Onlar, âhiret gamıyla gamlanmışlardır
Fazla ve boş söz konuşmazlar
Allahü teâlâyı anmaktan lezzet duyarlar
Bedenleri dünyâda fakat, kalbleri Allahü teâlâ iledir
"
"Âfiyet (sıhhat ve iyi durum) büyük bir nîmettir
Emeli, arzu ve istekleri kısa yapmak lâzımdır
Makam, mevkı kapmak için yarış etmek gibi hırs yoktur
İnsanın, hevâ ve arzularına uyması, kendisine büyük bir zulümdür
Farzları yapmak gibi tâat yoktur
Günahı küçük görmek gibi musîbet yoktur
"
"İnsanın en kötü işlerinden birisi gıybet etmesidir
Bu yüzden, dünyâ ve âhirette zarara uğrar
Hattâ o yüzden ona buğzedilir
Melekler ondan uzaklaşır
Şeytanlar sevinir
Gıybet, amelleri boşa çıkarır
Herkes yanında sevgisini kaybeder
Değeri kalmaz
Gıybet ile nemime (söz taşımak), birbirine yakındır
İkisi de aynı şeyden doğar
İkisi de taşkınlık ve azgınlıktır
Azgın olmayan kimse bunlarla uğraşmaz
Söz taşıyan, kâtil gibidir
Gıybet eden ise, leş yiyen gibidir
Azgın kimse kibirlidir
İnsan nefsini bu hastalıklara kaptırınca, iftirâ günahına da girer
Böylece gıybet, kişinin nefsini temize çıkarmak istemesinden ve kendisini beğenmesinden doğar
Gıybetten, en büyük belâdan kaçar gibi kaçmak lazımdır
Çünkü o Kur'ân-ı kerîmde haram kılınmıştır
"
"Kalbin selâmeti nedir
Kalbimizi mânevî hastalıklardan korumak için ne yapalım?" denildikte de şu veciz ve tesirli sözlerini söyleyiverdi:
"Kalbin mânevî hastalıklardan muhâfazası için şunlara dikkat etmek lazımdır: 1
Ahlâkı güzel olanlarla oturmak, 2
Kur'ân-ı kerîm okumaya devâm etmek, 3
Fazla yemek yememek, 4
Gece namazlarına devâm etmek, 5
Seher vaktinde Allahü teâlâya yalvarmak, istiğfâr etmek (Allahü teâlâdan af ve mağfiretini istemek)
"
HAK SÖZ DE GARİB OLDU
Ahmed bin Âsım Antâkî buyurdu ki:
"Ben öyle bir zamâna yetiştim ki, o vakit İslâm, başlangıcındaki gibi garib oldu
Hak söz de garib oldu
Bir âlim özlenip yanına gidildiği zaman, o, hürmeti seven, başkan olma arzusu ile dolup taşan, gönlünü dünyâya kaptırmış olarak görülür oldu
Âbid (çok ibâdet eden) birisine gidildiği zaman, ibâdet bilgilerini bilmeyen, büyük düşman şeytan tarafından mağlub edilmiş birisi olarak bulunur oldu
Diğer insanların durumu zâten mâlûmdur
Evet, insanlar dünyâlarına mağlûb olmuşlar, arzu ve isteklerine uymuşlar, kendilerini beğenir duruma düşmüşler, dünyâlıkları için cimri, dinleri için çok tâvizkâr ve müsamahakâr olmuşlar, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmekte gevşeklik göstermişlerdir
Başlarına gelen musîbetlerden dolayı, kazâyı zemme(kötülemeye) kalkışmışlar, şehvetlerine dalarak, dünyâda huzursuz olmuşlar, kalpleri taş gibi katılaşmış
Niçin yaratıldıklarını unutmuşlardır
Halbuki, bu dünyâya Allahü teâlâya kulluk için geldiler
Bu dünyâ bir imtihân yeridir
Evet, insanlar Allahü teâlâya tevekkülü, Allahü teâlâya güvenip dayanmayı da bırakmışlar
Altın ve gümüş peşine düşmüşler
Onlar meclislerde toplantılarda, süslü sözlerle konuşmaya çalışırlar
Gadap (hiddet) zamânı kibirli bir edâ ile bağırıp, çağırırlar
Şimdi, kendi zamânınıza bakın
İnsanlar nasıl? Ey basîret sâhipleri! İbret alınız
Ey Allahü teâlâya îmân eden akıl sâhipleri!Allahü teâlâya şükür vazifesini yapmayıp, arzu ve isteklerini tercih edenler, mes'ûl olacaklar, kıyâmet gününde mâzeret beyan edemeyeceklerdir
Allahü teâlâdan gelen nîmetleri çok görünüz; "Yâ Rabbi bol bol verdin
" deyiniz ki şükür etmeniz mümkün olsun
Nefsinize fırsat vermemek, affa kavuşmak için, yaptığınız ibâdet ve tâatı az görünüz
İhlâslı amel yapabilmek için gafletten çok sakınıp, uyanık olunuz
"
MÜMİN NASIL OLUR?
Evliyâ-yı kirâmın, meşhur olanlarından,
Şu güzel sözleriyle, vâz ederdi her zaman:
Mümin önce okuyup, tam öğrenir dînini,
Sonra da buna göre, düzeltir her hâlini
Günah işlerse eğer, üzülür, kalbi yanar,
Çıkarmaz hatırından, tâ ölünceye kadar
"Ben Rabbime nasıl da, karşı geldim?" diyerek,
Pişman olur ve ağlar, göz yaşları dökerek
İyi bir iş yaparsa, kusurlu, noksan bulur,
Hatırlamaz onu hiç, zîrâ hemen unutur
Her gün akşam olunca, der ki kendi kendine:
"Bu gün hangi tâati, yapabildin Rabbine?"
Çeker ki gün ve gece, kendisini hesâba,
Düşmesin âhirette, Cehennem'e, azâba
Dünyâ düşüncesini, kalbinden söküp atar,
Âhirette azâbdan, kurtulmaya yol arar
Gönlünden tamam olarak, atar uzun emeli,
Zîrâ iyi bilir ki, çok yakındır eceli
Bu yalancı dünyâya, aslâ etmez iltifat,
Dünyâya çalışsa da, kalbine sokmaz fakat
Zîrâ onun kalbinde, vardır Allah sevgisi,
Bir kalpte, iki zıd'dan, bulunmaz her ikisi
Dünyâ muhabbetini, kalbine soksa biri,
Sanki temiz odaya devirmiştir çöpleri
Hâlis mümin odur ki, ödü kopar günahtan,
Hatâ yaparım diye, hayâ eder Allah'tan
Kırık, mahzun kalp ile, yapar ibâdetini,
Sonra da istiğfâra, muhtaç bulur hepsini
Âhiret derdi ile, dertlenmiştir
O hepten,
Bütün yaptıklarına tövbe eder o kalpten
Rabbini anmak ona, her şeyden tatlı gelir,
Bedeni insanlarla, kalbi Allah iledir
Dediler ki: "Efendim, mümine yakışmıyan,
Kötü işleri dahi, ediniz bize beyân
"
Buyurdu ki: "İnsanın, hevâ ve hevesine,
Uyarak iş yapması, zulümdür kendisine
İşlediği günahı, küçük görse o şâyet,
Olamaz onun için, bundan büyük felâket
İnsanların düştüğü, korkunç hastalıkların,
Biri de, gıybetini, yapmaktır insanların
Gıybet iki cihanda, felâkete sebeptir
Milletleri içerden, kemiren bir âfettir
Kendisini beğenen, kimseler yapar bunu,
Tatmin eder böylece, nefsinin arzusunu
Ey akıl sâhipleri! Düşünün, ibret alın!
Henüz ecel gelmeden, ölüme hazırlanın
Siz günah işlerseniz, bu dünyâda gülerek,
Yanarsınız orada, âh-ü figân ederek
Ateş deyip geçmeyin, düşünün üzerinde,
Tutun parmağınızı, bir kibrit alevinde
Öyleyse üstünüzden, atın da bu gafleti,
Görün artık gelecek, o korkunç âkibeti
1) Hilyet-ül-Evliyâ; c
9, s
280,297
2) Tezkiret-ül-Evliyâ; c
2, s
2
3) Tabakât-ül-Kübrâ; c
1, s
83
4) Tabakât-üs-Sûfiyye; s
137
5) Sıfat-us-Safve; c
4, s
352
6) El-Bidâye ve'n-Nihâye; c
10, s
318
7) Risâle-i Kuşeyrî; s
100
8) Keşf-ül-Mahcûb; s
228
9) Nefehât-ül-Üns; s
134
10) Kevâkib-üd-Düriyye; c
1, s
197
11) Nesâyim-ül-Mehabbe; s
56
12) Şerh-i Tearrûf; s
108
13) Mu'cem-ül-Müellifîn; c
1, s
257
14) Tabakât-ı Ensâri; s
107
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
ahmed
,
antk
,
bin
,
sim
Ahmed Bİn Âsim AntÂkÎ ile ilgili Benzer Konular
152 Kez Görüntülendi
Cezzar Ahmed Paşa ( Cezzar Ahmed Paşa Kimdir? - Cezzar Ahmed Paşa Hakkında )
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Muhtar Paşa (Ahmed Muhtar Paşa Kimdir? - Ahmed Muhtar Paşa Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Rıza (Ahmed Rıza Kimdir? - Ahmed Rıza Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Şeyh Ahmed Yasin (Şeyh Ahmed Yasin Kimdir? - Şeyh Ahmed Yasin Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Asim Gökmen Yorgun Bir Bhar Süper Şakı Bakmayan Pişman Olur....
Türkçe Müzik Videoları
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
01:33
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545