FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sahabeler ve Alimler
Ahmed HaznevÎ
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Ahmed HaznevÎ ile ilgili Benzer Konular
268 Kez Görüntülendi
Haznevi Ailesi
Dini Makaleler
Cezzar Ahmed Paşa ( Cezzar Ahmed Paşa Kimdir? - Cezzar Ahmed Paşa Hakkında )
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Muhtar Paşa (Ahmed Muhtar Paşa Kimdir? - Ahmed Muhtar Paşa Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Rıza (Ahmed Rıza Kimdir? - Ahmed Rıza Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Şeyh Ahmed Yasin (Şeyh Ahmed Yasin Kimdir? - Şeyh Ahmed Yasin Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Bİn Harb
|
Ahmed HulÛsİ Efendİ
Konu Araçları
04-07-2007
#
1
Profil Bilgileri
ZeuS
Ahmed HaznevÎ
Ahmed HaznevÎ başlıklı yazı Mumsema Ahmed HaznevÎ Forum Alev
AHMED HAZNEVÎ
Son devirde Suriye'de yetişen evliyâdan
İsmi Ahmed'dir
Babası Hoca Murâd Efendi olup, Mardin ilinin İdil (Hazah) ilçesine bağlı Banihe köyündendir
Suriye'nin Kamışlı kazâsına bağlı Hızna veya Hazne köyünde doğduğu için Haznevî nisbesiyle anıldı
Doğum târihi bilinmemektedir
1949 (H
1369) senesi Suriye'de Kamışlı kazâsına bağlı Telma'rûf köyünde vefât etti
Kabri oradadır
Babasının İmâm-Hatiplik yaptığı Hazne köyünde dünyâya gelen Ahmed-i Haznevî, tahsil çağına gelince, zamânının âlimlerinden ilim öğrendi
Diyarbakır'ın Silvan kazâsına gidip, o civarda meşhûr olan Müderris molla Hüseyin Küçük Efendiden zamânın usûlüne göre okuyup tahsîlini tamamladı ve icâzet, diploma aldı
Tasavvufa karşı alâka duydu
Nurşinli Şeyh Abdurrahmân Tâgî'nin halîfesi Hizanlı Şeyh Abdülkâdir Efendinin sohbetlerinde bulundu
Birinci Cihân Harbinden önce hocası Şeyh Abdülkâdir Efendinin vefâtından sonra Abdurrahmân Tâgî'nin oğlu yüksek ilim ve irfan sâhibi büyük velî Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretlerinin sohbetlerine devâm edip talebe oldu
Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretlerine talebe olduktan sonraki hâlini şöyle anlattı:
Nurşin'e gittikten on beş-yirmi gün sonraydı
Hazretin (Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî) evindeydim
Mâlûm yemeğimiz darı ekmeği ve darı çorbasıydı
Bir gün Muş taraflarından, o bölgenin ileri gelenlerinden birisi Hazret'i ziyârete gelmişti
Hazret'i ve talebelerini yemeğe dâvet etti
Hazret de dâveti kabûl edip, icâbet edeceğini bildirdi
Nasıl olsa ben de ziyâfete gideceğim, güzel yemekler yiyeceğim diye düşündüm ve sevindim
Bu durumdan nefsim çok zevklendi
Hemen çarıklarım ıslansın da rahat giyeyim diye suya bıraktım
Nihayet Hazret yolculuk hazırlığını yaptı
Ben de diğer talebelerle birlikte hazırlandım
Hazret çıktı, yüzünü bana döndürüp; "Haydi gidiyoruz
Bütün mollalar benimle berâber gelsin
Yalnız Molla Ahmed kalsın
O gelmeyecek" buyurdu
Ben gitmeyip kaldım
O zaman hocamın niçin öyle dediğini anladım ve nefsime dönüp dedim ki: "Bütün suç senindir
Sen güzel yemekler yerim diye iştahlandın
Güzel yemeklere tamah ettin
İşte bunun için Hazret seni götürmedi
Ey nefsim! Senin uslanman için bu kapıda çok sabırlı olman ve kendi isteklerini bir kenara bırakman lâzımdır
Bunu yaparsan Allahü teâlânın ve sevdiklerinin rızasına kavuşursun
"
Bir gün Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretleri Almed Haznevî'ye sordu: "Molla Ahmed! Sen yemeklerini nerede yiyorsun?" Ahmed Haznevî; "Sofilerle berâber yiyorum efendim
" dedi
"Peki nerede yatıyorsun?" diye sorunca da; "Aşağı divanda yatıyorum
" cevâbını verdi
Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretleri Ahmed Haznevî'nin bu cevaplarından çok hoşlandı, sevindi ve buyurdu ki: "Çok iyi yapıyorsun
Aşağı divan çok hoştur
Seydâ-i Tâgî (Abdurrahmân Tâgî) orada sohbet ettiği ve talebelerine mânevî feyzleri ihsân ettiği için oranın bereketi fazladır
Yukarı divan ağaların yeri, aşağı divan ise Seyda'nın divanıdır
Oranın kıymetini bil
"
Bir gün Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretleri ata binmiş gidiyordu
Ahmed Haznevî'yi görünce atının yularını çekerek durdu
Onu yanına çağırdı ve; "Molla Ahmed! İnsanın şu kadar, zerre mikdarı kadar nefsi olsa, o, Allahü teâlâdan uzaktır
Zîrâ, insanın evini yıkan en büyük düşmanı kendi nefsidir
Onun için insanın kendinden haberi olmalı
Nefsin tuzaklarına düşmemeye çalışmalıdır
" buyurarak atını sürdü, yoluna devâm etti
On beş sene müddetle bâzan yaya bâzan binekli Nurşin'e gidip gelerek Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretlerinin sohbetlerinde bulunan Ahmed Haznevî, bu ilim, irfân ve feyz kaynağından çok istifâde etti
Tasavvuf yolunda yüksek derecelere kavuştu
Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretleri ona ilim öğretmek ve insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmak husûsunda icâzet ve hilâfet verdi
Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretlerinin sohbetlerine devâm ederken kendisine zâhirî ilimleri öğreten Silvanlı Molla Hüseyin Efendiyle de irtibâtını kesmedi
Molla Hüseyin Efendiye şu ifâdelerin bulunduğu bir mektup yazarak duâsını istedi:
"
Bu mektup mübârek dergâhın râkımı, köpeği olan Ahmed'den ilmiyle iftihâr ve îtimâd edilen meşhûr büyük hocamadır
Allah bizim ve bütün müslümanların menfaatleri için ömrünü uzatıp, onu sevdiği ve râzı olduğu şeylerle muvaffak kılsın
Ahmed yüce kişilerce öpülen ayakkabınızın tozunu öpmekle teberrük eder
Değerli vakitlerde inci gibi temiz kalbinizden çıkan duânızı diler, gece-gündüz himmetinizi bekler
Yıldızlara benzeyen çocuklarınızın gözlerinden öper
Allah onları, din ve halk için faydalı şeylere muvaffak eyleyip güzel insan olarak yetiştirsin
Kendisine duâ etmelerini ricâ eder, durumlarınızı sorar, Allah şimdilik ve gelecek zamanda durumunuzu âfet ve musîbetlerden uzaklaştırsın
"
Hocası Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretlerinin vefâtından sonra doğum yeri olan Hazne köyünde ve Telma'rûf köyünde ilim okutup talebe yetiştirdi
İnsanları Allahü teâlânın rızâsına kavuşturan saâdet ve kurtuluş yoluna sevk etmeye çalıştı
Yakından uzaktan gelerek sohbetleriyle şereflenen insanlar ondan istifâde ettiler
Birçok din âlimi, tasavvuf erbâbı yetiştirdi
Onun yetiştirdiği zâtların en başında, kabri Adıyaman ilinin Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde bulunan Abdülhakîm Hüseynî gelmektedir
Ahmed Haznevî hazretleri bereketli sohbetleriyle insanların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmaları için çırpındığı ve şöhreti etrafa yayıldığı sırada birçok kimseler hocalarını bırakıp Ahmed Haznevî'nin etrafına toplanmaya başladılar
O sıralarda Suriye'de kendinin şeyh olduğunu iddiâ eden pekçok kimse arasında bir de "Yeşil Şeyh" diye anılan biri vardı
Elbisesi, cübbesi, sarığı, entarisi, hülâsa baştan aşağı bütün giydikleri yeşil renkten olduğu için herkes ona "Yeşil Şeyh" derdi
İşte bu Yeşil Şeyh'in de talebeleri kendisini terk edip Ahmed Haznevî'nin kapısına gittiler
Onun yanında hiç kimse kalmadı
O da kalkıp o civarda ne kadar ağalar ve ileri gelenler varsa hepsini topladı
Ahmet Haznevî'ye de haber gönderip toplantıya çağırdı
Topladığı kişilere güvenip bir şeyler yapmaya çalışıyordu
Ahmed Haznevî dâveti kabûl edip gitmeye karar verdi
Talebeleri ona; "Müsâde ederseniz biz de otuz-kırk kişi sizinle birlikte gelelim
" dediklerinde;"Ne diye geleceksiniz? Biz aşîret dâvâsına mı gidiyoruz?" buyurdu ve onların isteklerini kabûl etmedi
Devâm ederek; "Mâdem dâvet etmiş, icâbet edelim, ne sözü varsa söylesin, yalnız iki kişi bana refâkat etse kâfidir
" buyurdu
Yanına iki talebesini alarak yola çıktı
Yeşil Şeyh'in köyüne vardı, kapısını çaldı
Kapı açıldığında o civarın ağaları ve halkın ileri gelenlerinden kırk-elli kadar kişinin orada olduğunu gördü
İçeri girerek selâm verdi
Yeşil Şeyh hiç iltifât etmedi
Fakat Ahmed Haznevî hazretleri Yeşil Şeyh'in bu davranışına aldırış etmeden yanına gidip müsâfeha yaptıktan sonra oturdu
Ahmed Haznevî oturur oturmaz, Yeşil Şeyh konuşmaya başladı; "Yetmez mi bize yaptığın, hakâret ve zulüm, bütün talebelerimizi elimizden aldın
Etrâfımızda hiç talebe bırakmadın
Nedir bu senin yaptığın? Ne kadar benim babamdan, dedemden kalan talebem varsa, hepsini etrafına topladın
Olur mu böyle şey?" diyerek uzun uzun konuştu
Yeşil Şeyh'in hakaret dolu bu sözlerini sabır ve tahammülle dinleyen Ahmed Haznevî, susarak dinlemeye devâm etti
Ahmed Haznevî'nin bu derece sabırla susmasına dayanamayan Yeşil Şeyh; "Sen niye konuşmuyorsun?" deyince, Ahmed Haznevî; "Benimki sâdece iki kelimedir, dinle! Eğer işim ve niyetim Allah içinse, vallahi değil sen, senin gibi yüz kişi daha olsa bunu bozamaz
Yok eğer işim Allah için değilse, sabret altı aya kalmaz, darmadığın olur giderim
" buyurdu
Yeşil Şeyh; "Çok doğru söyledin
Hakîkaten öyle, eğer Allah içinse yüz tâne benim gibisi gelse sana hiç bir zarar gelmez
Çünkü Allah için çalışana kimse dokunamaz
Yok eğer Allah için değilse, talebelerimiz hâliyle geri gelirler
" diyerek hakkı teslim etti ve Ahmed Haznevî hazretlerinin büyüklüğünü kabûl etti
İşte Ahmed Haznevî böyleydi
O kadar sabırlı ve yumuşak huyluydu ki, muhâtabı o kadar konuştuğu ve hakâretlerle dolu sözler söylediği hâlde cevap vermedi
Rahatsız da olmadı
O kendisine eziyet edenlere bile yardımcı olurdu
İlim, irfân ve güzel ahlâk sâhibi olan Ahmed Haznevî, sohbetleriyle insanların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmalarına vesîle oldu
Sohbetlerinden birinde buyurdu ki:
"Zaman fırsatı, bir ganîmettir
Kişi sıhhatini ve boş vaktini kendine ganîmet bilmelidir
Öyle ise ömrünü faydasız şeylere harcaması lâyık değildir
Ömrün hepsinin Allahü teâlânın rızâsının olduğu şeylere sarf edilmesi daha lâyıktır
Beş vakit namazı cemâatle kılmalı; teheccüd, gece namazını terk etmemeli, seher vakitlerinde istiğfâra, tövbeye devâm etmelidir
Tavşan uykusu gibi uyuyarak, ibâdetlerden geri kalmamalı, dünyâ nîmetlerinin lezzetine aldanmamalıdır
Ölüm ve âhiret hallerini anıp göz önünde bulundurmalıdır
Hattâ vakitlerin devamlı olarak Allahü teâlânın ismini anarak geçirilmesi vâciptir
Parlak olan İslâm dînine uygun olan her şey alış-veriş de olsa, kişinin yaptığı ameller zikir sayılır
Öyle ise yapılan bütün işlerin zikir olması için bütün davranışlarda İslâmiyetin hükümlerine uyulması gerekir
Çünkü zikir gafleti kovmaktan ibârettir
Bütün fiillerde Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına riâyet edildiğinde gafletin etkisinden kurtuluş mümkün olup, Allahü teâlâya devamlı zikrin sevâbı hâsıl olur
Hülâsâ; Allahü teâlânın yoluna tâlib olan kimsenin dünyâdan yüz çevirip, kalbi ile âhiret işine yönelmesi, zarûret mikdârı dünyâ işleriyle uğraşması diğer bütün vakitlerini âhiret işlerine safretmesi gerekir
Dünyâ ve içindekilere gönül bağlamamak ve Peygamber efendimize tâbi olmak husûsunda ise; "İyi bilmelidir ki, dünyâsını âhiretine vesîle eden kimseden başkasına esenlik yoktur
Çünkü dünyâ meşakkat ve aldanma evidir
Zîrâ hadîs-i şerîfte; "Dünyâ lânetlenmiştir (kıymetsizdir) ve dünyânın içindeki şeyler de lânetlenmiştir
Ancak Allah'ın zikri ve Allah'ın sevdiği şeyler bu lânetlenmenin dışındadır
" buyrulmuştur
İşte bundan dolayı akıllı kimse Allahü teâlânın dostu ve sevgilisi olan Muhammed aleyhisselâmın şerîatine, Nakşibendiyye büyüklerine, fakirlik, zenginlik, rahatlık ve sıkıntılı zamanlarında dahi tâbi olmalı, uymalıdır
Çünkü onların boyalarıyla boyanmak en üstün maksat ve arzu edilen şeydir
Boyanmayana pişmanlık vardır
Beyt:
"Ömrünü beyhûde yere geçiren kimse
Allah'ın muhabbetinden bir nasibi olmadığı için ağlasın
"
Şeyh Ahmed-i Haznevî hazretleri insanları dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşturan Nakşibendiyye yolunun fazîletiyle ilgili olarak buyurdu ki:
"Hâce Behâeddîn Nakşibendî hazretleri; "Hakîkaten yolumuz, Allah'a giden yolların en yakını ve en kısasıdır
Allahü teâlâdan kat'î olarak kulu kendisine ulaştırıcı bir yol diledim
Dileğimi yerine getirip duâmı kabûl etti
" buyurdu
Bu tarîkate ilk girişte bir tad ve zevk olup, sonunda aşk harâreti ve sekr, kendinden geçme hâli vardır
İşte bunun içindir ki, ârif kimse kendini hiçe sayıp frenk kâfirlerinin bile kendinden daha iyi olduklarını düşünür
"
Bir sohbeti esnasında da ramazân-ı şerîf ayının fazîletiyle ilgili olarak buyurdu ki:
"Ramazân-ı şerîf ayında Peygamber efendimizin âdet-i şerîfi, esirleri serbest bırakmak, istedikleri şeyleri onlara vermekti
Bu ayda akşam olunca orucu acele açmak, sahuru tehir etmek, terâvih namazı kılıp, Kur'ân-ı kerîm okuyup hatim etmek sünnet-i müekkede olup birçok iyi neticeler verir
Bu ayda sâlih ve iyi ameller yapmayı başaran bir kimse o senenin sonuna kadar da iyi işleri başarmış olur
Bu ayı günâh işlemekle geçse ki (bundan Allahü teâlâya sığınıyorum) o yılı sonuna kadar günah işlemekle geçirecektir
Öyle ise müslümanın, mümkün olduğu kadar bu ayda aklını Allah yoluna verip çalışması, bu ayı kendine ganîmet bilmesi gerekir
Bu ayın her gecesinde, Cehennem ateşine müstehak binlerce kimse âzâd edilip serbest bırakılır
Cehennem kapıları kapatılıp, şeytanlar bağlanır, rahmet kapıları açılır
"
Şeyh Ahmed-i Haznevî hazretleri uzaktan yakından sohbetlerine gelen kimselere İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlatarak kurtuluşlarına vesîle olduğu gibi sevenlerine ve talebelerine de mektuplar yazarak onlara yol gösterdi
Deyrezorlu Molla Ahmed, Muhammed ve Hacı Hayreddîn'e yazdığı mektupta buyurdu ki:
"
Arka arkaya gelen kıymetli mektuplarınız bize ulaştı
İçindekilerini anlayınca çok sevindik
Çünkü onlar, sizin bu yüce Nakşibendiyye yoluna olan şiddetli muhabbetinizin, samîmi azim ve arzûnuzun çokluğunun habercisidirler
Bu muhabbet ve arzu çok büyük nîmetlerdir
Nasıl büyük olmasınlar ki, bu yolun büyükleri, müridin, talebenin Allahü teâlânın mânevî feyz istemesini kendisine verilen manevî nîmetlerin yarısı, arzusunu da Allah'a kavuşmanın yarısı saymışlardır
Zîrâ istek ve talep ile Allahü teâlâya kavuşmak Azîz ve Yüce olan Allah'tandır
Kerem sâhibi olan Allahü teâlâ kulun kalbine isteme ve arzuyu attığında, bu o kula mânevî bir mertebe vermesine ve kendine kavuşmasını irâde ettiğine delâlet eder
İşte kardeşlerim! Bu beyandan anlaşıldı ki, sizde hâsıl olan talep sizin için büyük bir nîmet olup şükretmeniz gerekiyor
Tâ ki içinizdeki talep kuvvetten fiiliyete çıksın
"Nîmetlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onları artırırım
" (İbrâhim sûresi: 7) meâlindeki âyet-i kerîmesi de buna kesin bir delildir
Bununla berâber şunu da ilâve edelim ki, bu zamanda İslâmiyet garîb oldu
Bu zamanda az bir dindarlık, diğer zamanlardakinden çok hayırlıdır
Yine size şu tavsiye olunur ki: Bu parlak şerîate (İslâmiyete) ve mübârek sünnete tâbi olmanız lâzımdır
Zîrâ tarîkat şerîatın çekirdeğidir
Hattâ bu tarîkatın imâmı yâni Şâh-ı Nakşibend Buhârî hazretleri buyurdular ki: "Şerîata aykırı olan herhangi bir tarîkat zındıklıktır
" Bu yolun büyükleri buyurdular ki: "Bu tarîkat üç esas üzeredir: Muhabbet, ihlâs ve kendine dînini öğreten mânevî hocasına, mürşidine tâbi olmaktır
" Bu yolun büyükleri bunları şöyle açıklamışlardır: "Muhabbetin en aşağı derecesi, Allahü teâlâyı seven kişinin, kendini nefsânî arzu ve dileklerinden tamamiyle sıyırıp, sevgilisi olan Allahü teâlânın irâde buyurduğu şeylere teslim olmasıdır
İhlâsın en aşağı derecesi de; mürîd yâni talebenin, dünyâ yüksek evliyâlarla dolu olsa bile, yine hidâyetin ancak mürşidinin kapısının eşiğinde olduğunu kesinlikle bilmesi ve buna kalben karar vermesidir
Teslimiyetin en aşağı derecesi de; müridin kendini mürşidinin huzûrunda, ölünün yıkayıcının elinde istediği gibi çevrildiği şekilde olduğunu bilmesidir
"
Kısaca; talebe kendi nefsinin irâde ve arzusundan sıyrılıp, hocasının irâdesine bağlanmalıdır
Öyle ise şerîat ve tarîkattaki bid'atlardan sakın
Sakın
Sakın
Çünkü sermâyemiz bu yolun büyüklerine uymaktan başka bir şey değildir
Size, evlâdınıza, ev halkınıza, yanınızda bulunan dostların cümlesine selâm ederiz
Çocuklarımız, tâbilerimiz hepsi size selâm edip duânızı diler
Size duâ ederler
Selâm sizin ve Mustafâ'nın sallallahü aleyhi ve sellem şerîatına tâbi olanların üzerine olsun
"
İlim meclislerinde ve sohbetlerinde pek çok âlim ve evliyâ yetiştiren Ahmed Haznevî'nin birçok kerâmetleri de görülmüştür
Ahmed Haznevî'nin talebelerine ve sevdiklerine yazdığı nasihat veren mektupları oğlu Şeyh İzzeddîn tarafından toplanmıştır
Nusaybin Müftüsü Hasip Seven tarafından tercüme edilerek hocası Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî hazretlerinin mektuplarıyla birlikte Mektûbât adıyla 1982 senesinde İstanbul'da bastırılmıştır
İBRET ALIN
Sevdiklerinden birisinin kardeşinin vefâtı üzerine tâziye, başsağlığında bulunduğu sırada buyurdu ki:
"Ey kardeş! Hakikaten ölüm, musîbetlerin en büyüklerindendir
Ondan gafil olmak da ondan daha büyük bir musîbettir
Öyle ise fukahânın cenâze bâbında söyledikleri gibi ölüme hazırlık yapılması her mükellefin üzerine vâcibdir
Hele kendisiyle arasında alış-verişi olan kimselerle helallaşması gerekir
Allah'ın mağfiretine kavuşanınızın musîbeti şiddetli ve güç olsa da, kulun Hak sübhânehû ve teâlânın yaptığı işe râzı olması lâzımdır
Çünkü bizler dünyâda ebedî kalmak için yaratılmadık
Belki faydalı işler yapmak için yaratıldık
Öyle ise çalışmak lâzımdır
Esâsen ölüm musîbet olmayıp, belki ölümden sonra, dost olan Allahü teâlâya kavuşmaktır
Mürşidim (Şeyh Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî) bâzı sevenlerinin tâziyesinde şöyle yazmıştır: "Ey kardeş! Ölümden nasîb ibret almaktır
İbret alıp onu nasîhat kabûl ederek işlek bir yol olduğunu, ondan hiçbir kimsenin kurtulamayacağını bilen ve o yola evliyânın sevgilerini kazanarak ve Allahü teâlânın emirlerine uyup, yasaklarından sakınarak hazırlanan kimseye ne mutlu
Ondan ibret almayana ne yazık
Allahü teâlânın rahmetine kavuşanın bizdeki nasîbi, ona, bağışlanması için duâ etmektir
Allah'ım! Kusurlarını affedip ona rahmet eyle
"
İbn-i Abbâs'dan radıyallahü anh rivâyet edilen hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz buyurdu ki: "Ölünün mezardaki hâli imdâd diye bağıran denize düşmüş kimseye benzer
Boğulmak üzere olan kimse kendisini kurtaracak birini beklediği gibi, meyyit de, babasından, anasından, kardeşinden, arkadaşından gelecek bir duâyı bekler
Kendisine bir duâ gelince dünyânın hepsi kendine verilmiş gibi sevinmekten daha çok sevinir
Allahü teâlâ yaşayanların duâları sebebiyle ölülere dağlar gibi çok rahmet verir
Dirilerin de ölülere hediyesi onlar için duâ ve istiğfâr etmektir
" Şüphesiz rahmetli Hacı Süleymân, öz kardeşindi
Yaptığı iyiliğine karşı mükâfât olarak iyilik etmek, zaman zaman ona duâ edip rûhuna sadaka vermeniz, onu unutmamanız, ölümünden kendinize ibret alıp, öleceğinizi hatırlayarak, Hak sübhânehû ve teâlânın râzı olduğu şeylere bütünüyle yönelmeniz lâzımdır
Allah sevâbınızı artırsın, üzüntünüzün mükâfâtını versin, ölünüzün kusurlarını affeylesin
Kalplerinize sabır versin
"
1) Mektûbât-ı Ahmed-i Haznevî
2) Sohbetler; s
17,18,38,39
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
ahmed
,
haznev
Ahmed HaznevÎ ile ilgili Benzer Konular
268 Kez Görüntülendi
Haznevi Ailesi
Dini Makaleler
Cezzar Ahmed Paşa ( Cezzar Ahmed Paşa Kimdir? - Cezzar Ahmed Paşa Hakkında )
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Muhtar Paşa (Ahmed Muhtar Paşa Kimdir? - Ahmed Muhtar Paşa Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Rıza (Ahmed Rıza Kimdir? - Ahmed Rıza Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Şeyh Ahmed Yasin (Şeyh Ahmed Yasin Kimdir? - Şeyh Ahmed Yasin Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
01:42
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545