FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sahabeler ve Alimler
Ahmed Bİn İdrÎs
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Ahmed Bİn İdrÎs ile ilgili Benzer Konular
168 Kez Görüntülendi
İdris - İsim AnLamı
İsimler Sözlüğü
İdris Bostan (İdris Bostan Kimdir?
Yazarlar ve Şairler
İdris-i Bitlisî ( İdris-i Bitlisî Kimdir? - İdris-i Bitlisî Hakkında )
Yazarlar ve Şairler
Neçirvan İdris Barzani (Neçirvan İdris Barzani Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Hz. İdris (A.S)
Siyer
Ahmed Bİn İbrÂhİm El-vÂsitÎ
|
Ahmed Bİn İshak
Konu Araçları
04-07-2007
#
1
Profil Bilgileri
ZeuS
Ahmed Bİn İdrÎs
Ahmed Bİn İdrÎs başlıklı yazı Mumsema Ahmed Bİn İdrÎs Forum Alev
AHMED BİN İDRÎS
İdrîsiyye tarîkatının kurucusu
Evliyânın büyüklerindendir
İsmi Ahmed bin İdris Hasenî, künyesi Ebü'l-Abbas'dır
Hazret-i Hasan soyundan yâni şerîflerdendir
1758 (H
1172)'de Fas'ın Atlantik sâhilindeki Arâiş bölgesinde bulunan Meysûr'da doğdu
1837 (H
1253)'de Yemen'in Subye köyünde vefât etti
Ahmed bin İdrîs; uzun boylu, beyaz yüzlü, ince yapılı, zarîf, iri gözlü bir zâttı
Fas'ta pek çok hocadan ilim tahsîl etti
İlimde üstün bir dereceye yükseldi
Hocalarının icâzet, yetki vermesi üzerine dersler vermeye başladı
Ahmed bin İdrîs'in, Şenkît âlimlerinden Allâme Müceydirî isminde bir hocası vardı
Bu zât zaman zaman Fas'a gelirdi
Fas'ta ikâmeti esnâsında, Ahmed bin İdrîs onun yanına gider, bâzı hadîs-i şerîf ve fıkıh kitaplarını mütâlaa ederdi
Bir gün Müceydirî yine Fas'a geldi
Ders okuttu
Bâzı kitaplar tamamlanmadı
Şenkît'e döneceği zaman Ahmed bin İdrîs ona; "Efendim! İzin verirseniz zât-ı âliniz ile birlikte geleyim
Geri kalan okuyamadığım yerleri okumuş olurum
" dedi
Müceydirî o zaman; "Hocamdan senin için izin alıncaya kadar sabret
O zaman olur
" buyurdu
Ahmed bin İdrîs hayretle; "Efendim siz büyük bir âlimsiniz
Bu hâlinizle hocanız mı var?" dedi
Müceydirî de; "Evet, hocam Abdülvehhâb Tâzî'dir
" buyurdu
Ahmed bin İdrîs, söylenen bu zâtın büyük bir âlimin hocası olabileceğine çok şaştı
Çünkü onu kendi hâlinde, zikr ehli, yaşından dolayı hürmet gören bir zât bilirdi
Aradan az bir zaman geçtikten sonra Müceydirî; "Hocam sizin benimle Şenkît'e gitmenize izin vermedi
Onu bana getir, buyurdu
" dedi
Berâberce Abdülvehhâb Tâzî'nin huzûruna gittiler
Ahmed bin İdrîs o zaman onun görünüş vakar ve hallerinden velî bir zât olduğunu anladı
Huzûrunda edeble durdu
Abdülvehhâb Tâzî ona; "Nerede o boşa geçen günlerin
" buyurup, ders okuttuğu zamanlarını hatırlattı
Daha sonra da kendisine tasavvuf yolunun edebini öğretti
Ahmed bin İdrîs bundan sonra talebe olup her gün sohbetinde bulunmaya başladı
Bir süre sonra, huzurundayken Abdülvehhâb Tâzî; "Şimdi hocan Müceydirî vefât etti
" buyurdu
Ahmed bin İdrîs; "Nereden anladınız efendim?" diye sorduğunda Abdülvehhâb; "Falan zamanda Şenkît'den bir kâfile çıktı
O onun vefât haberini getirir
" buyurdu
Dediği gibi gelen kâfile Müceydirî'nin vefât haberini getirdi
Ahmed bin İdrîs, Abdülvehhâb Tâzî hazretlerinin sohbetleri ve tasarrufları ile Magrib'de yetişen âlim ve velîlerin en büyüklerinden oldu
Çok kerâmetleri görüldü
Onun en büyük kerâmeti uyanık hâlde iken de Resûlullah efendimizi görmesi ve O'ndan şifâhen salevât-ı şerîfeleri öğrenmesiydi
Kendisi şöyle anlatır:
Bir defâsında Resûlullah efendimizi gördüm
Yanında Hızır aleyhisselâm da vardı
Peygamber efendimiz Hızır aleyhisselâma, bana Şâziliyye yolunun dersini (edebini) öğretmesini emrettiler
O da bana Resûlullah'ın huzûrunda nasıl olunacağını öğrettiler
Daha sonra Peygamber efendimiz, Hızır aleyhisselâma sevâbı daha çok olan zikir, salevât ve istigfârları öğretmesini buyurdu
O zaman Hızır aleyhisselâm; "Onlar hangileridir yâ Resûlallah?" diye suâl etti
Peygamber efendimiz; "Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah fî külli lemhatin ve nefesin adede mâ vese'ahü ilmüllah
" diye üç defâ, sonra da; "Külillâhümme innî es'elüke bi nûr-i vechillah-il-azîm
" sonra da; "Estagfirullah el-azîm el-kerîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm Gaffâr-üz-zünûb
Yâ zel-celâli vel-ikrâm
" diye buyurdular
Sonra da Peygamber efendimiz bana; "Ey Ahmed! Yer ve göğün hazînelerini sana verdim
O da bu zikir, salevât ve istigfârdır
" buyurdular
Çok iltifât ve teveccühlere mazhar oldum
İnsanlar her taraftan gelip sohbetine katılıyorlardı
Âlimler ve fazîlet sâhipleri devamlı olarak dersini tâkib ederlerdi
İlim ve irfandaki şöhreti her yere yayıldı
1798 senesinde Mısır'a, oradan da Mekke-i mükerremeye gitti
Otuz sene kadar orada ikâmet etti
Medîne-i münevvere ve Taif'te bulundu
Bulunduğu yerde, derslerine devâm eden insanlara ilim ve edeb öğretti
Onlara dünyâ ve âhiret saâdetinin yolunu gösterdi
Daha sonra Yemen'e gitti
Zebîd, Maha ve meşhûr bir köy olan Subye'de ikâmet etti
Ahmed bin İdrîs, Yemen'in Zebîd şehrine geldiğinde, Zebîd müftüsü Seyyid Abdürrahmân ve şehrin ileri gelen âlimleri, sabah akşam onun kurduğu ilim meclisine gidip gelmeye başladılar
Sohbetini dinleyip, çeşitli meseleler sordular
Ahmed bin İdrîs, sorulan sorulara, gönüllere ferahlık verecek şekilde cevaplar verdi
Seyyid Abdürrahmân ile iki âlim arkadaşı, onu imtihan etmek üzere aralarında anlaşıp, tefsîr ve hadîs ilminden zor sorular tesbit edip bir kâğıda yazdılar
"Eğer suâllerimize cevap verirse, onun büyük olduğunu anlarız
" dediler
Sonunda Ahmed bin İdrîs'in ilim meclislerine gittiler
Ahmed bin İdrîs onları karşıladı ve o daha bir şey söylemeden, Seyyid Abdürrahmân'a; "Yanındaki suâller yazılı kâğıdı çıkar
Birinci suâl falanın, ikinci suâl senindir
" buyurarak, herbirine hiç zorlanmadan birbirinden güzel ve akılları hayrette bırakan cevaplar verdi
Hepsi onun keşfine şaştılar
Sanki Ahmed bin İdrîs soruları hazırlarken yanlarında bulunmuştu
O zaman onun fazîlet ehli, Allahü teâlânın velî bir kulu olduğunu anladılar ve ona teslim oldular
Bir gün meclisine, başlarında reisleri Kâdı Hasan Ahmed olduğu hâlde bir kısım âlim geldi
Ahmed bin İdrîs'e çeşitli ilimlerde çeşitli meseleler sordular
O da her birine akla hayâle gelmeyen çok güzel cevaplar verdi
Daha sonra o âlimler meclisten ayrıldılar ve Ahmed bin İdrîs'in sözlerini beğendiklerini ifâde ettikten sonra; "Lâkin biz bu konuda falan âlimin sözünü tercih ediyorduk
" dediler
Reisleri Kâdı Hasan onlara; "Gelin hep birlikte duâ edelim ve Allahü teâlâ Ahmed bin İdrîs'in söylediklerinin mi yoksa falan âlimin dediklerinin mi hak olduğunu bize bildirsin
" dedi
Hepsi kabûl edip, Allahü teâlâya duâ ettiler
O gece içlerinden biri, rüyâsında Resûlullah efendimizi gördü
İhtilaf ettikleri meseleleri arzedip; "Yâ Resûlallah! Falan âlimin sözlerine tâbi olayım mı?" diye sordu
Resûlullah da; "Onun sözlerinden Kitâba ve sünnetime uyan sözlerine tâbi ol
" buyurup sözlerinden hangilerine uyacağını tek tek saydı
Daha sonra da; "Yâ Resûlallah Seyyid Ahmed İdrîs hakkında ne buyurursunuz? Onun dediğine tâbi olayım mı?" dedi
O zaman Resûlullah efendimiz; "Sübhânallah
O benim sünnetime uygun konuşur
Ona tâbi ol
" buyurdu
O âlim sevinçle uyandı
Gidip diğer arkadaşlarına rüyâsındakileri anlattı
Hep birlikte Ahmed bin İdrîs'e gidip rüyâyı anlattılar
O zaman Ahmed bin İdrîs; "Sizin için hakîkatı ortaya çıkaran Allahü teâlâya hamd ederim
" buyurdu
Ahmed bin İdrîs hazretleri gittiği yerlerde yüzlerce talebe yetiştirdi
Bu talebelerini dünyânın her tarafına göndererek asrının hidâyet güneşi oldu
Bir çok âlim onun üstünlüğünü bildirdiler
Talebelerinin en büyüklerinden olan Şeyh İbrâhim Reşid, hocası hakkında şöyle demektedir:
"Hocamın ilim meclislerinde bulundum
Her gün, biri sabah namazından sonra öğleye kadar, diğeri ikindiden sonra olmak üzere iki meclis teşekkül ederdi
Hocam âyet-i kerîmelerdeki esrâr ve incelikleri anlatır, akılları hayrette bırakırdı
Âlimler, müftüler, eşrâf ve pek çok kimse dersini dinlerdi
Bâzan kısa bir âyet-i kerîmenin tefsîri günlerce sürerdi
Hocam; "Nûh aleyhisselâmın ömrü kadar ömrüm olsa, bu âyet-i kerîmenin tefsîrini yine bitiremem
" buyururdu
"
İbrâhim Reşid hazretleri hocası Ahmed bin İdrîs hazretlerinin pekçok kerâmetini de anlatmıştır
Nakleder ki:
"Sudan'da idim
Daha o zamanlar babam, Kâdı Sâlih Reşîdî'nin terbiye ve himâyesinde idi
Büyük kardeşim benim yanıma gelip, gördüğü bir rüyâyı anlattı: "Vefât eden hanımımı rüyâmda gördüm
Ona; Allahü teâlâ sana ne muâmele yaptı? diye sordum
O da; Allahü teâlâ biz mevtâları bir yere topladı ve bize, siz sevdiğim bir zât olan Ahmed bin İdrîs'in zamânında yaşadınız
Onun sebebi ile sizleri magfiret ettim, buyurdu, dedi
" Biz o zamanlar Sudan topraklarında, Ahmed bin İdrîs de Yemen'deydi
Aramızda uzun mesâfeler vardı
Üstelik biz kendisini tanımıyor ve ona talebe de olmuş değildik
Sâdece ismini duymuştuk
Çok sonraları kendilerini tanımak ve talebesi olmakla şereflendik
O zaman bu rüyâyı kendilerine arzettim
Mahcûbiyetle; doğrudur, buyurdu
"
Talebeleri anlatırlar: Hocam ve birkaç kişi, bir gün Magrib sokaklarından birinde yürürken, sultânın adamlarının, bir mazlûmu yakalayıp, ellerini kollarını bağlayarak götürdüğünü gördük
Mazlumun kurtulması mümkün değildi
Hocam Ahmed bin İdrîs bize dönüp; "Sizde bunun kurtuluşu için bir yol var mıdır?" diye sordu
Biz de olmadığını söyledik
O zaman; "Şimdi Allahü teâlâ bakalım ne gösterecek
" buyurdu ve sultânın adamlarına dönüp; "Bağlarını çözünüz
" buyurdu
O esnâda o adamcağızın ellerindeki ve boynundaki bağlar çözülüp yere düştü
Sultânın adamları öteye beriye dağıldılar
Mazlum da böylece kurtulmuş oldu
Talebelerinden biri şöyle anlatır: Mekke-i mükerremede hac farîzasını edâ ettikten sonra, şiddetli bir hastalığa tutuldum
İhtiyâcımı görecek kadar bile ayağa kalkamıyordum
Bu hâl üzere öleceğimden çok korktum
O hâlde Allahü teâlâya duâ edip, Ahmed bin İdrîs'in rûhâniyetinden yardım istedim
O anda uyudum
Karşımda Ahmed bin İdrîs'i gördüm
Ben bir divanda sırt üstü yatıyordum
O yanımda durdu
Bana; "Senin ilâcın Zemzem suyu ve ameliyat
" buyurdu
Tâkatim hiç yoktu
Beni ameliyat etti
Çok terledim
Hattâ divandan yerlere terler damladı
O esnâda uyandım
Kendimi yokladığımda bir dinçlik hissettim
Ayağa kalkıp yürümeye başladım
Hocamın bereketiyle şifâ buldum
Günler sonra tekrar hastalandım
Tekrar hocamı vesîle ederek yardım istedim
Rüyâmda onu yüksek bir mekânda, büyük bir çadır içinde tek başına oturur gördüm
Selâm verdim
Bana; "Otur
" buyurdu
Huzûrunda oturunca: "Sen ölümden korkuyorsun değil mi?" buyurdu
"Evet efendim
" dedim
Bir kâğıt alıp üzerine iki satır hâlinde, birinci satıra, ömrün seksen seneye ulaşmadan ölmezsin, ikinci satıra da inşâallah âriflerden bir zât olursun, diye yazdı
Sonra o kâğıdı bana verdi ve; "Oku
" buyurdu
Ben de okudum
Bu hususta Allahü teâlâya şükrettim
Sonra da Resûlullah efendimizi göremediğimi hatırlayıp, görmekle şereflenmek istediğimi arzettim
O zaman; "Otur, görmene yardımcı olayım
" buyurdu
O esnâda karşımda sırasıyla; hazret-i Ali, hazret-i Osman, hazret-i Ömer, hazret-i Ebû Bekr ile Peygamber efendimizi gördüm
Sonra uyandım
Gördüğüm rüyâ sebebiyle çok sevinçliydim
Sonra Mekke-i mükerremeden Yemen'e gittim
Subye şehrinde hocam Ahmed bin İdrîs'e kavuştum
Birinci günün gecesi, rüyâmda nûrlara gark olduğumu gördüm
Nûrun çokluğu sebebiyle kendimden geçtim
Uyandığımda vücûdum titriyordu
Daha sonra hocamdan İdrîsiyye yolunun edebini öğrendim
Bana: "Bizim yolumuza giren, yüce maksada kavuşur
Allahü teâlâyı tanır
" buyurdu
Ahmed bin İdrîs bir kısım talebelerine bir yere gitmelerini emretti
İçlerinden birini de, sünnet üzere, emîr, başkan yaptı
Onlar da yola çıktılar
Cidde'ye yaklaştıklarında azıksız ve parasız kaldılar
Onların emîri gece rüyâsında Ahmed bin İdrîs'i gördü
Ahmed bin İdrîs kendisine bir mektup verip; "Bunu al, Allahü teâlânın izniyle yoluna devâm et
" buyurdu
O da alıp cebine koydu
Sabahleyin emîr olan kişi rüyâsını hatırlayıp arkadaşlarına anlattı
Elini de cebine soktu
Oradan bir mektup çıkardı
Mektubun üzerinde zorluk ve sıkıntı zamanlarında okunup da faydası görülen "Rabbi yessir velâ tüassir Rabbi temmim bilhayr
Yâ Kerîm" duâsı yazılıydı
Hepsi buna çok sevindiler
Sonra okuyup yollarına devâm ettiler
Hiçbir sıkıntı görmeyip arzu ettikleri her şeye kavuştular
Talebelerinden biri anlatır: Birgün Medîne-i münevverede bir yerde oturmuştuk
O esnâda başımızın üzerinde bir grup kuş uçmaya başladı
Hâl sâhibi bir arkadaş; "Bu kuşları hocamızın ismini söyleyerek çağırsak, hepsi yanımıza gelirler
" dedi
Öyle söylediler
Kuşların tamâmı orada bulunanların ellerine kondular
Ahmed bin İdrîs bir gün katırına binerken, üzengi demiri kırılıverdi
Hizmetçisine emredip, onu tâmir için demirciye gönderdi
Demirci o parçayı yumuşaması için ateşe attı
Bir müddet ateşte kaldıktan sonra demiri çıkardı
Demire, ateşin hiç tesir etmediğini gördü
Ne yaptı ise de bir fayda etmedi
Hizmetçi gidip durumu Ahmed bin İdrîs'e anlattı
O da; "Ben, Allahü teâlânın zaîf bir kuluyum
Allahü teâlâ bana komşu olandan ateşin yakıcılığını kaldırdı
Şu mübârek beldelerdeki komşularım elbette kurtulurlar
" buyurdu
O mecliste onun yakınında olanların bir fayda görmeyeceğine inanan biri vardı
Bu hâdiseden ibret alıp, ona yakın olanların kurtulacağını anladı ve komşu hukûkunu öğrenmiş oldu
İbrâhim Reşîd, bir arkadaşından şöyle anlattı: Seyahate çıkmıştım
Bir çölde mahsur kaldım
Hava çok sıcaktı
Güneş her tarafı kavuruyordu
Açlık ve susuzluktan öleceğimi anladım
Çâresizlikle yol kenarındaki bir ağaca yaslandım
Orada kendim için bir yer hazırladım ve; "Herhâlde burası kabrim olacak
" dedim
Sonra Hocam Ahmed bin İdrîs'in şu sözünü hatırladım:
"Bizim bir talebemiz garbta olsa, biz de şarkta olsak ve bizden yardım istese, yardımına koşarız
"
Bu hâlimle ona sığınıp yardım istedim
Ağaç kenarında sırt üstü yatmış ve yüzümü elbisemin bir parçasıyla örtmüştüm
O esnâda bir ses duydum
Yüzümü açtım
Ağacın bir dalında, bir torbada iki çörek ve bir karpuz gördüm
Kendi kendime hayâl görüyorum deyip, örtüyü yüzüme çektim
Bu yerde bana kim ekmek ve karpuz verecekti
Ölüme iyice yaklaştığımı anladım
O zaman içimden; "Gördüğüm hakîkat olmasın?" diye geçti
Tekrar örtüyü açtım
Karpuz ve çörekler olduğu gibi duruyordu
Derhal kalkıp torbayı aldım
Çörekler fırından yeni çıkmış gibiydi
Karpuz serin ve tatlıydı
Çörekleri ve karpuzu yedim
Doydum ve karpuzun suyuyla, suya kandım
Yeniden güç kuvvet bularak yoluma devâm edip memleketime vardım
Ahmed bin İdrîs'in talebelerinden biri, Mekke-i mükerremede vefât etti
Onu Muallâ kabristanlığına defnettiler
Defin esnâsında orada bulunan keşf sâhibi bir talebe, Azrâil aleyhisselâmın Cennet'ten bir yaygı ve büyük kandiller getirdiğini ve kabri göz alabildiğine genişlettiğini gördü
Bu hâle gıpta edip; "Keşke, öldüğümde benim için de Rabbim böyle bir ikrâmda bulunsa
" dedi
O zaman Azrâil aleyhisselâm; "Sizden herbiriniz, Allahü teâlânın sevgili kulu olan hocanız Ahmed bin İdrîs'in devamlı okumuş olduğu salevât-ı şerîfeler bereketiyle böyle ikrâm ve ihsânlara kavuşacaksınız
" buyurdu
O büyük salevât da şöyledir: "Allahümme innî es'elüke bi nûri vechillahil azîm
Ellezî melee erkân'el azîm bi kadri azameti zâtillahil azîm fî külli lemhatin ve nefesin adede mâfî ilmillahil azîm salâten dâimeten bi devâmillahil azîm, Ta'zîmen li hakkıke yâ Mevlânâ yâ Muhammed yâ zel hulukil azîm ve sellim aleyhi ve alâ âlihî mislü zâlike vecma' beynî ve beynehû kemâ Cema'te beyner'rûh-ı ven-nefsi zâhiren ve bâtınen yakazaten ve menâmen
Vec'alhü yâ Rabbi rûhan lezzâtî min cemî'il vücûhi fid-dünyâ kablel âhira yâ Azîm
"
Subye'de dokuz sene Allahü teâlânın emir ve yasaklarını insanlara öğretmekle meşgul olan Ahmed bin İdris hazretleri 1837 senesinde vefât etti
Aynı yerde defnedilmiş olup kabri ziyâret mahallidir
Ahmed bin İdrîs hazretleri yüzlerce talebe yetiştirdi
İçlerinden birçoğu zamânın büyük âlimlerinden oldular
Yetiştirdiği âlimlerden bâzıları: Zebîd müftüsü Seyyid Abdürrahmân bin Süleymân Ehdel, Medîne-i münevverede zamânının büyük hadîs âlimi Şeyh Muhammed Âbid Sindî, din ve fen âlimi Muhammed Senûsî, Magrib evliyâsından Şeyh Arabî Derkâvî, Seyyid Ebi'l-Abbâs Ahmed Tîcânî, Şeyh Muhammed Meczûb Sevâskinî, Şeyh İbrâhim Reşîd'dir
Ahmed bin İdrîs'in yazdığı eserlerin bâzıları şunlardır:
1) Risâlet-ül-Esâs, 2) Risâlet-ül-Kavâ'id, 3) Rûh-üs-Sünne, 4) El-Ikd-ün-nefîs fî Nazm-i Cevâhir-it-Tedrîs, 5) Es-Sülûk, 6) Kitâb-ül-Ahzâb, 7) Kimyâ-ül-Yakîn
CESÛR BİRİNİ BANA GETİRİN!
Bir gün Ahmed bin İdrîs, Fas şehrinin kapısına gelmişti
O esnâda sultânın adamlarının, gelen geçen fakirlerin sebze ve meyvelerinden, haksız yere vergi aldıklarını gördü
Fakir fukarâ çâresizlikle; "İnşâallah Allahü teâlâ bize bir yardımcı gönderir
" diyorlardı
O zaman Ahmed bin İdrîs, hiçbir menfaat gözetmeden, sâdece Allahü teâlânın rızâsı için duruma müdâhale edip, yanlarına vardı ve; "İçinizden cesur birisini bana getirin
" buyurdular
Ortaya birisi çıktı
Ona; "Şimdi sen sultânın yanına git
Ona müslüman fakirlere yapılan bu zulmü kaldırmasını söyle ve; bunda senin için hayır vardır
Eğer böyle yapmaz isen başına geleceklere râzı ol! de
Yalnız benim ismimi söyleme diye tembih etti
O kişi de sultana gidip onun söylediklerinin aynısını iletti
Sultan bunları duyunca başını öne eğip bir müddet düşündü
Daha sonra başını kaldırıp; "Seni kim gönderdi?" diye sordu
O haberci de; "Bunu söyleyemem zîrâ bana ismini gizli tutmamı söyledi
" dedi
Sultan; "İsmini söyle, istediğin her şeyi vereceğim ve malları alınan fakirlerin mallarını iâde edeceğim
Yalnız benim de bir isteğim var
Bâzı kabîleler bana isyân ettiler
Onları itâat altına almak için bir ordu hazırladım
Onların ıslâhı ancak itâatim altına girmeleriyledir
" dedi
Haberci gidip durumu Ahmed bin İdrîs'e anlattı
O, haberciyi tekrar gönderdi ve sultâna; "İstediğin olacak duâ ediyoruz
" dediğini bildirmesini söyledi
Çok geçmeden, âsîler Ahmed bin İdrîs hazretlerinin duâsıyla sultâna itâat ettiler
Her taraf huzûra kavuştu
1) Mu'cem-ül-Müellifîn; c
1, s
158
2) El-A'lâm; c
1, s
95
3) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c
1, s
341
4) Esmâ-ül-Müellifîn; c
1, s
186
5) Îzâh-ul-Meknûn; c
2, s
111,263,396
6) Sefînetü'l-Evliyâ; c
1, s
249
7) Sufi Orders in İslâm; s
117-121
8) Tıbyânu Vesâili'l-Hakâyık; c
1, s
66
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
ahmed
,
bin
,
idrs
Ahmed Bİn İdrÎs ile ilgili Benzer Konular
168 Kez Görüntülendi
İdris - İsim AnLamı
İsimler Sözlüğü
İdris Bostan (İdris Bostan Kimdir?
Yazarlar ve Şairler
İdris-i Bitlisî ( İdris-i Bitlisî Kimdir? - İdris-i Bitlisî Hakkında )
Yazarlar ve Şairler
Neçirvan İdris Barzani (Neçirvan İdris Barzani Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Hz. İdris (A.S)
Siyer
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
06:52
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545