FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sahabeler ve Alimler
Ahmed İbnİ KemÂl
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Ahmed İbnİ KemÂl ile ilgili Benzer Konular
156 Kez Görüntülendi
İBNİ SİNÂ
Düşünürler-Flozoflar
İbn-i Kemal (İbn-i Kemal Kimdir? - İbn-i Kemal Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ali Kemal ( Ali Kemal Kimdir? - Ali Kemal Hakkında )
Yazarlar ve Şairler
İbnü’n-Nedîm (İbnü’n-Nedîm Kimdir? - İbnü’n-Nedîm Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
Abdullah İbnİ Vehb
Sahabeler ve Alimler
Ahmed KÂrazÎ DİyÂribekrÎ
|
AHMED KİHTÛ
Konu Araçları
06-07-2007
#
1
Profil Bilgileri
ZeuS
Ahmed İbnİ KemÂl
Ahmed İbnİ KemÂl başlıklı yazı Mumsema Ahmed İbnİ KemÂl Forum Alev
AHMED İBNİ KEMÂL
Osmanlı âlim ve velîlerinin en meşhûrlarından
Büyük devlet ve ilim adamı
Asıl ismi Ahmed Şemseddîn'dir
Dedesi Kemâl Paşaya nisbetle "İbn-i Kemâl" veya "Kemâl Paşazâde" diye tanınmıştır
Ahmed Şemseddîn 1468 (H
873) yılında Tokat'ta doğdu
Bâzı kaynaklarda ise Edirne'de doğduğu rivâyet edilmektedir
Babası Süleymân Çelebi, devrinin tanınmış kumandanlarındandı
Amasya ve Tokat sancakbeyliklerinde bulunan Süleymân Çelebi 1530 yılında İstanbul'da vefât etti
Annesi ise Fâtih Sultan Mehmed devri âlimlerinden İbn-i Küpeli'nin kızıdır
Ayrıca annesi büyük âlim Yûsuf Sinânüddîn Efendi ile de akrabâdır
Baba tarafından asker, anne tarafından ise ilim ile meşgûl olan bir âileye mensup bulunan İbn-i Kemâl, küçük yaştan îtibâren âilesinin nezâretinde iyi bir tahsil ve terbiye gördü
Daha sonra baba mesleği olan askerlik yolunu seçti
Altı-bölük sipahisi olarak Sultan İkinci Bâyezîd Hanın seferlerine katıldı
Ancak bu sırada karşılaştığı bir hâdise onun hayâtını, geleceğe yönelik plânlarını tamamen değiştirerek baba mesleği olan askerliği bırakmasına ve ilmiye sınıfına geçmesine sebeb oldu
Kendisi bu olayı şöyle nakletmektedir:
Sultan İkinci Bâyezîd Han ile bir sefere çıkmıştık
O zaman vezîr, Halîl Paşanın oğlu İbrâhim Paşaydı
Şanlı, değerli bir vezirdi
Ahmed ibni Evrenos adında bir de kumandan vardı
Kumandanlardan hiçbiri onun önüne geçemez, bir mecliste ondan ileri oturamazdı
Ben ise, vezîrin ve bu kumandanın huzûrunda ayakta, esas vaziyette dururdum
Bir defâsında, eski elbiseler giyinmiş biri geldi
Bu, kumandanlardan da yüksek yere oturdu ve kimse ona mâni olmadı
Buna hayret ettim
Arkadaşlarımdan birine, kumandandan da yüksek yere oturan bu zâtın kim olduğunu sordum
"Filibe Medresesi müderrisi, âlim bir zattır
İsmi MollaLütfi'dir
" dedi
"Ne kadar maaş alır
" dedim
"Otuz dirhem
" dedi
"Makâmı bu kadar yüksek olan bu kumandandan yukarı nasıl oturur?" dedim
"Âlimler, ilimlerinden dolayı tâzim ve takdîr olunur, hürmet görürler
Geri bırakılırsa, bu kumandan ve vezîr buna râzı olmazlar
" dedi
Düşündüm, "Ben bu kumandan derecesine çıkamam, ama çalışır gayret edersem, şu âlim gibi olurum
" dedim ve ilim tahsîl etmeye niyet ettim
Nitekim İbn-i Kemâl ordu ile Edirne'ye dönünce bu düşüncesini tatbik mevkıine koydu
Askerlikten ayrılarak ilim tahsîline başladı
Bu sırada Molla Lütfi, Edirne'deki Dârü'l-hadîs'e tâyin edilmişti
İbn-i Kemâl bir müddet onun derslerine devâm etti
Kendisinden Şerhu'l-Metali' ve haşiyelerini okudu
Arkadaşları arasında zekâsı, kavrayış kabiliyeti ve yeteneği ile temâyüz etti
Kısa sürede ilimde yüksek makamlara kavuştu
Daha sonra Kestelli Muslihiddîn Mustafa Efendi, Hatîbzâde Muhyiddîn Mehmed Efendi ve Muârifzâde Sinânüddîn Yûsuf Efendilerden usûl ve tefsîr dersleri alarak tahsîlini tamamladı
İlim adamlarına fevkalâde hürmet gösteren ve onları teşvik eden İkinci Bâyezîd Han, İbn-i Kemâl'in bilgi ve istidâd yönünden sâhib olduğu değerleri duyunca kendisini Edirne'de Taşlık Medresesine tâyin etti
Ayrıca İdris-i Bitlisî'nin Farsça yazdığı Heşt Behişt adlı Osmanlı târihine benzer Türkçe bir Osmanlı Târihi yazmasını istedi ve bu iş için kendisine otuz bin akçe ihsân eyledi
İbn-i Kemâl 1511 yılında günlük kırk akçe ile Üsküp'teki İshak Paşa Medresesine nakl edildi
Bir yıl kadar sonra Edirne'deki Halebiye Medresesine tâyin edildi
Bu sırada Osmanlı Devleti içerisinde şehzâdeler kavgası kızışmıştı
Doğuda Şâh İsmâil, Osmanlı Devletinin bütünlüğünü tehdîd ediyordu
Ahmed ibni Kemâl hazretleri bu nâzik devrede devlet idâresi ve siyâset hakkında görüşlerini ortaya koyarak devlet adamlarının dikkatini çekti
Onun bu görüşleri şöyle özetlenebilir:
1
Saltanat ve mevkı Allahü teâlânın takdiri ile olur
Allah vergisidir
2
Ordunun görevi memleketi korumak ve gerekirse ölümlerin en güzeli ve en şereflisi olan gazâda ölmektir
(Nitekim şiirinde de;
"Ölümden kurtuluş yoktur cihânda
O derdi çekmez olmaz ins-ü canda
Kişinin ömri çünkim âhir ola
Yeg olur kim gazâ yolunda öle"
demek sûretiyle Allahü teâlânın dînini yaymak için çarpışırken ölmenin ehemmiyetini çok güzel anlatmaktadır
)
3
İdâreci güzel silâh kullanacak ve tedbir sâhibi olacaktır
4
Düşmanı hor ve küçük görmemeli ve plânlı olmalıdır
5
Siyâset yâni idâre çok mukaddes bir vazîfedir
Herkes bunu yapamaz
Bâzı kâbiliyetler doğuştan veya irsî olarak verilmiştir
6
Bir memlekette bir idâreci bulunmalı o da âdil, ihsânı bol, affedici, büyüğüne hürmetli ve saygılı olmalıdır
7
İdâreci, adamı elde etmeyi bilmeli, tehlikeleri işâret edip, onları ne yolla avlarsa avlayabilmelidir
8
İdâreci kiminle harb ve kiminle sulh yapacağını iyi bilmelidir
Ahmed ibni Kemâl, İslâm dînini yaymak, düşmanın vatana el uzatmasına mâni olmak ve adâleti ayakta tutabilmek için devlet başkanının bu hasletlere sahib olmasını şart koşmaktadır
Ayrıca o dâimâ devlet politikasını, devlet-millet bütünlüğünü önde tutmakta ve bunu kimde görüyorsa onu desteklemektedir
Nitekim o, Bâyezîd Hanın oğlu Selîm lehine tahttan ferâgatı üzerine diğer kardeşlere karşılık Selîm'i destekledi
Yavuz Sultan Selîm Han 1512'de Osmanlı tahtına oturup iç işlerini yoluna koyduktan sonra, kıvılcımları Irak ve Horasan'a yayılmış olan şiânın fitne ateşini söndürme plânına koyuldu
Bunun için de devrin ilim adamlarını yardıma çağırdı
İbn-i Kemâl, İdrîs-i Bitlîsî, Zenbilli Ali Cemâlî ve daha nice ilim adamları bu göreve koştular
Dîvânda harb için tereddüd edenler vardı
Mesele fazla oyalamaya gelmemeliydi
Bu durumda İbn-i Kemâl şu fetvâyı verdi:
"Her türlü hamd ve senâ, kudret ve kerem sâhibi yüce Allah'a olsun
Selâtü selâm da doğru yolu gösteren hazret-i Muhammed aleyhisselâma ve O'na tâbi olanlara olsun
Haberlerde geldiğine göre, aşırı şiâya bağlı bir grup, Ehl-i sünnet vel-cemâat yolunda olan müslümanların memleketlerinin pekçoğunu işgâl ettiler
Oralarda kendi bâtıl yolları ile görüşlerini yaydılar
Hazret-i Ebû Bekr, hazret-i Ömer ve hazret-i Osmân hakkında küfr, fenâ sözler söylediler
Bunların halîfeliklerini inkâr ettiler
İlim erbâbına ve ictihâd yapan müctehidlere hakâretler savurdular
Onların başında bulunan Şah İsmâil'in tâkib ettiği aşırı şiâ yolunu tutulacak en kolay ve doğru yol zannettiler
Onlara göre Şah dinde sınırsız bir yetkiye sahiptir
Onun dinde helâl kıldığı helâl, haram kıldığı haramdır
Meselâ Şah içkiyi helâl kılmıştır, öyle ise içki helâldir
Netice olarak onların kötülükleri ve küfürleri sayılamayacak kadar çoktur
Buna göre bizim, onların küfür ve irtidâdlarında (İslâmiyetten ayrıldıklarında) aslâ şüphemiz yoktur
Ülkeleri Dârü'l-harbdir
Erkekleri ve kadınları ile evlenmek câiz değildir
Bunlar hakkında verilecek hüküm, dinden dönenler hakkında verilecek hüküm ile aynıdır
Erkeklerden bu sapık yolu bırakıp müslüman olanlar serbesttir
Kabul etmezlerse hakları kılıçtır, öldürülürler
Savaşa gücü, kudreti olan müslümanların bu cihâda katılmaları farzdır
"
Böylece bütün müslümânların dikkati çekildi ve gafletten uyanmaları gerektiği belirtildi
Ayrıca İbn-i Kemâl, Şah İsmâil'in Ehl-i sünnetten olan Akkoyunlu, Gürganlı ve Dulkadirli devletlerinin ahâlisine yaptığı zulüm ve mezâlimi şiirleri ile yaydıktan sonra; "Ama Allah onun insanlara yaptığını yanına koymadı
Bu ejderhayı yutmaya bir asâ ve o firavunu nehre batıran bir Mûsâ yarattı
" diyerek Selîm Hanı övdü, onun peşinden yürünmesini tavsiye etti
Haberler ululardan naklolunur
Her Firavun'a bir Mûsâ bulunur
vecizesi bu görüşünü ifâde etmektedir
İbn-i Kemâl Paşanın bu verimli çalışmaları ve ilminin derecesi Yavuz Sultan Selîm'in dikkatini çekti
Kendisini çok seven Yavuz, Çaldıran seferinden dönüşte onu Edirne kâdılığına getirdi
Çok geçmeden de Anadolu kâdıaskeri oldu
Bu sırada Yavuz, Şah İsmâil'den sonra onların destekçisi olan Mısır Memlûklularına yöneldi
Sefere çıkarken çok sevdiği İbn-i Kemâl hazretlerini de yanına aldı
1516'dan 1519'a kadar üç yıl süren seferde onu yanından hiç ayırmadı
Mısır dönüşü yolculuk sırasında bir ara İbn-i Kemâl hazretlerinin atının ayağından sıçrayan çamurlar, Yavuz Sultan Selîm Hanın kaftanını kirletmişti
Pâdişâhın kaftanına çamur sıçrayınca, İbn-i Kemâl mahcûb olup, atını geriye çekerek ne yapacağını şaşırdı
Ancak Yavuz Sultan Selîm Han ona dönerek:
"Üzülmeyiniz, âlimlerin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim için süstür, şereftir
Vasiyet ediyorum, bu çamurlu kaftanım, ben vefât ettikten sonra kabrimin üzerine örtülsün
" dedi
Bu vasiyet, vefâtından sonra yerine getirildi
Bu hâdiseyi hatırlatan o kaftan, şimdi de Yavuz Sultan Selîm Hanın kabri üzerinde, bir câmekân içinde, târihî bir hâtıra olarak durmaktadır
Şam'a geldikleri sırada Yavuz Sultan Selîm'e, büyük evliyâ Muhyiddîn Arabî'ye bir türbe yaptırılması için fetvâ verdi
Pâdişâh bu fetvâ üzerine Muhyiddîn Arabî hazretleri adına bir câmi, türbe ve imâret yaptırdı
Mısır seferinden döndükten sonra Yavuz, bu değerli ilim adamının bâzı işlerle uğraşmasını hoş görmeyerek onu Edirne'deki Dârü'l-hadîs medresesine yeniden tâyin etti (1519)
Pâdişâhın gâyesi onun ilim adamı yetiştirmesini temin etmekti
Nitekim adam yetiştirmek ideâli Osmanlıda çok mühim olup şöyle söylene gelmiştir
Mesacidü meabidi ko âdem yap
Kâbe yapmakcadur âdem yapmak
Taş ağaç kaydı ne lâzım şâhım
Yaraşır şahlara âdem yapmak
(Mescid ve mâbedleri bırak da insan yetiştir
Bir insan yetiştirmek Kâbe yapmak gibidir
Taş ve ağaç düşüncesi ile oyalanmak şahlara yakışmaz
Onlara yakışan adam yetiştirmektir
)
Ancak kısa bir müddet sonra dostu ve pâdişâhı Sultan Selîm Hanın vefâtı, devrin yıkılmaz ve eşsiz ilim adamı İbn-i Kemâl hazretlerini çok üzdü
Yavuz Sultan Selîm'in vefâtından sonra İbn-i Kemâl hazretleri bir müddet daha medresede talebe yetiştirmeye devâm etti
1526'da Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendinin vefâtı üzerine Kânûnî Sultan Süleymân Han tarafından bu göreve getirildi
Şeyhülislâmlık makâmına gelince işleri daha çok ağırlaştı
İlmi ile o kadar büyük bir şöhret kazanmıştı ki, zamânındaki birçok âlim bâzı meselelerde ona başvururlardı
Hattâ bir kısım ulemâ, yazmış olduğu eserleri tashîh ve kontrol maksadıyla ona gönderirlerdi
On altıncı asrın ilk yarısında, Osmanlı kültürünün en büyük mümessili olarak görülmektedir
Ahlâkı güzel, edebi mükemmel, zekâsı ve aklı kuvvetli, ifâdesi açık ve vecîz olan Kemâlpaşazâde, iki dünyâ faydalarını bilen ve bildiren, pek nâdir simâlardan biriydi
Cinnîlere de fetvâ verirdi
Bunun için "Müfti-yüs-sekaleyn" (İnsan ve cinlerin müftüsü) adı ile meşhûr oldu
Büyük bir âlim olduğu gibi, güçlü bir târihçi, değerli bir edîb, kuvvetli bir şâirdi
Tasavvufta da ileri derece sâhibiydi
Büyük velîlerin teveccühünü kazanmıştı
Şeyhülislâmlık makâmında bulunduğu sürede, dâhili ve hârici, din ve mezheb düşmanlarına karşı ilmiyle ve yazdığı kitaplarıyla mücadele etti
İbn-i Kemâl hazretleri Yavuz Sultan Selîm'i olduğu gibi Kânûnî SultanSüleymân'ı da Eshâb-ı kirâm düşmanı Safevîlere karşı mücadeleye teşvik etti
Pâdişâhın Şâh Tahmasb'a gönderdiği mektupları, bizzât kaleme alan o idi
Bir gün İranlı hıristiyan âlim Molla Kâbız İstanbul'a gelerek Îsâ aleyhisselâmın Muhammed aleyhisselâmdan daha üstün olduğunu yaymaya başladı
Bunun üzerine derhal tutuklanan Molla Kâbız Dîvâna (Osmanlılarda önemli devlet meselelerinin görüşüldüğü yer) çıkarıldı
Molla Kâbız inandığı fikirleri dîvânda Rumeli kazaskeri Fenârizâde Muhyiddîn Çelebi ile Anadolu kazaskeri Kâdirî Çelebi huzûrunda tekrarladı
Kazaskerler de hiddetlenerek onun katlini emrettiler
Ancak Molla Kâbız fikirlerini açıklarken Kur'ân ve hadîsten misaller veriyor, belli bir fikir silsilesi içerisinde iddiasını delillendiriyordu
Bu durum karşısında vezîriâzam İbrâhim Paşa devreye girerek Molla Kâbız'ın ilmen susturulmasını istedi
Kazaskerler ise Kâbız'ı iknâ edip inandığı fikirden döndüremediler
Böylece Molla Kâbız'ın karşısında ilmî bir üstünlük sağlanamadı
Bu sebeple dîvân tatil edildi ve Molla Kâbız serbest bırakıldı
Öte yandan duruşmayı kafes arkasından tâkib eden Kânûnî Sultan Süleymân sonuçtan hiç memnûn kalmadı
Fevkalâde hiddetlenen sultan, vezîriâzam İbrâhim Paşayı çağırarak; "Bir mülhidin dîvâna gelerek hazret-i Îsâ'nın, hazret-i Peygamberden üstün olduğunu beyân ettiğini, neden cevabının verilemeyip hakkından gelinemediğini sordu
Vezîriâzam ise kazaskerlerin Kâbız'ın iddialarını ilmen çürütemedikleri için sonucun böyle olduğunu bildirdi
Bunun üzerine pâdişâh müftü ile İstanbul kâdısının hazır bulunacağı dîvânda dâvâya yeniden bakılmasını istedi
O zaman müftü, yâni şeyhülislâm mevkıinde bulunan İbn-i Kemâl hazretleri ertesi gün dîvâna dâvet edildi
Molla Kâbız iddiâlarını söyleyince, İbn-i Kemâl bunları âyet ve hadîslere dayanarak çürüttü
Kâbız hiçbir şey söyleyemedi
Bunun üzerine kendisine, iddialarının yanlış olduğu ortaya çıktığına göre bu inancından vazgeçmesi teklif edildi
İddiâsında ısrar edince katline hükmedilerek îdâm edildi
İbn-i Kemâl hazretleri durmadan geceli gündüzlü devlet-i ebed müddet için çalıştı
Din için, devlet için, halk için gayret etti
Eşsiz ve sayısız ilmî eserler verdi
Nihâyet 16 Nisan 1534 (H
2 Şevval 940)'te kendi deyimi ile son sefer olan âhiret yolculuğuna çıktı
Cümle halk ehl-i sefer âlem müsâfirhânedir
Bir mukîm âdem bulunmaz hayme-i eflâkde
Cenâzesi Fâtih Câmiinde büyük bir kalabalık tarafından kılınıp Edirnekapı dışındaki Mehmed Çelebi zâviyesine defnedildi
Mezarına "Hazâ makam-ı Ahmed=İşte bu Ahmed'in makâmıdır!" yazıldığı gibi, kefenine de "Hiye âhirü'l-libâs= İşte bu son elbisedir" ibaresi yazıldı
Vefât edeceği sırada söylediği; "Yâ Ehad, neccinâ mimma nehâf=Ey bir olan Allah'ım! Bizi korktuğumuzdan kurtar!" sözlerinin ebced hesabına göre ölüm târihini gösterdiği sonradan anlaşılmıştır
Ahmed İbn-i Kemal hazretlerinin herkese öğüt ve nasîhat niteliğinde darb-ı mesel hâlini almış kıt'a ve beyitleri vardır
"Kısmetindir gezdiren yer yer seni,
Arş'a çıksan, âkıbet yer yer seni
Her ki gayrın yolunda kazdı kuyu,
Kendi düştü kuyuya yüzü koyu
"
"Hemişe çok yanılır söyleyen çok
Ki söyler bulduğun dilde kemik yok
"
"Kıl iyilik suya at, bile balık
Balık bilmezse bilir anı Halık
"
"Ululuk kişiye Hak'tan atadur,
Küçük görmek uluları hatâdur
"
"Sakla kurt enciğin derin oysun,
Besle kargayı gözlerin oysun
"
"Kişinün kadri eldeyken bilinmez,
Yerinde gevhere rağbet kılınmaz
"
"Kuru yaş ile âdem baş olmaz,
Kişiden iş sorulur yaş sorulmaz
"
bunlardan bazılarıdır
Duyup savt-i ilâhîden sehergâh
Sadâ-yı âyet-i tûlû ilâllah
Uyup bilmezleriyle nefs-i şâma
Hatâlar itmişüz estagfirullah
dörtlüğü ise tövbe husûsunda söylenmiştir
BİZ SIRAMIZI SAVDIK
Yavuz Sultan Selîm Han Mısır'ı tamâmiyle Osmanlı mülkü yaptıktan sonra, bir müddet daha idârî teşkilâtı yerleştirmek üzere, burada kaldı
Bu sırada devlet adamları ve askerler asıl vatanları Anadolu'ya, diyâr-ı Rum'a hasret kalıp dönmeyi arzu etmişlerdi
Fakat bu arzularını Pâdişâha söyleyememişlerdi
İleri gelenlerden bâzıları, İbn-i Kemâl Paşaya durumu anlattılar
Çünkü Yavuz Sultan Selîm Han onu çok severdi
Ona dediler ki: "Ne zamâna kadar bu diyâr-ı gurbette hasret çekeceğiz? Bu durumu Pâdişâh hazretlerine bir arz edip, gitmeye meylettiremez misiniz?"
Bir gün Ahmed ibni Kemâl, Yavuz Sultan Selîm Han ile gezintiye çıktılar
Konuşmalar arasında Pâdişâh; "Ortalıkta ne sözler var, durum nasıl?" diye sordu
Kemâl Paşazâde bu soruyu fırsat bilip derhal konuyu ele aldı ve dedi ki: "Pâdişâhım! Yolda gelirken askerlerin Nil'de davarlarını suluyorlardı
O askerlerden birinin şu türküyü söylediğini duydum
"Nemüz kaldı bizüm mülk-i Arab'da,
Nice bir dururuz Şâm ü Haleb'de,
Cihan halkı kamu ayş ü tarabda,
Gel ahî gidelüm Rûm illerine
"
(Nemiz kaldı bizim bu Arab diyarında, Şam'da ve Haleb'de niçin dururuz? Cihan halkı hep şenlik içinde yaşamakta, gel kardeş, Rum diyarına, Anadolu'ya gidelim
)
Bu şiir, Yavuz Sultan Selîm Hanın çok hoşuna gidip; "Bundan sonra burada durmamızı gerektiren işler de kalmadı, döneriz
" diyerek, İstanbul'a döneceğini bildirdi
Bundan bir gün sonra, Yavuz Sultan Selîm Hana Kâbe'nin anahtarı ve diğer mukaddes emânetler teslim edildi ve İstanbul'a dönmek için ordusuyla yola çıktı
Yolculukta bir sohbet sırasında söz Ahmed ibni Kemâl hazretlerinin hocası Molla Lütfi'den ve onun öldürülme sebebinden açılmıştı
Yavuz Sultan Selîm Han, ona:
"Tokatlı Molla Lütfi hocanız imiş
İlmi, irfânı yüksek, değerli, dört başı mâmur bir ilim adamı iken katline sebeb ne oldu
" diye sordu
Kemâl Paşazâde:
"Hocam hased-i akrân belâsına uğradı
Tam bir âlim, kâmil, müteheccid (gece uyanıp namaz kılan), sâlih, dindâr bir kişi iken, düşmanı çoğalıp hased ettiler ve katline sebeb oldular
" dedi
Bu habere fevkalâde üzülen Sultan:
"Molla Lütfi ilminin ve vakarının yanında şaka yapmayı çok seven biri imiş
Bâzan öyle şakalar yaparmış ki, işitenler şaka değil, gerçek zannederlermiş
Siz de üstadınız gibi öyle şakalar yapmaz mısınız ki gerçek zannedilsin?" deyince, İbn-i Kemâl hazretleri hemen şu cevabı verdi:
"Biz geçen gün sıramızı savdık
Şimdi sıra Pâdişâhımız hazretlerindedir
" Bu söz üzerine bir müddet düşünen Yavuz Sultan Selîm:
"Yoksa o geçenki gün yeniçeriler ağzından söylenen kıt'a da öyle bir şaka mıydı? Yeniçeriler ağzından söylenen o sözler sizin sözünüz müydü?" diye sorunca da İbn-i Kemâl:
"Evet, doğrusu Pâdişâhımızın buyurdukları gibidir
" dedi
O espiriyi çok beğenen Pâdişâh, İbn-i Kemâl hazretlerine ihsânlarda bulundu
1) Şakâyık-ı Nu'mâniyye Tercümesi (Mecdî Efendi); s
381
2) Meşâhir-ül-İslâm; c
4, s
1550
3) Hadîkatü'l-Cevâmi'; c
1, s
180
4) Osmanlı Târih ve Müverrihleri; s
19
5) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c
13, s
219
6) Türk Târihinde ve Kültüründe Tokat Sempozyumu; s
500/598
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
ahmed
,
ibni
,
keml
Ahmed İbnİ KemÂl ile ilgili Benzer Konular
156 Kez Görüntülendi
İBNİ SİNÂ
Düşünürler-Flozoflar
İbn-i Kemal (İbn-i Kemal Kimdir? - İbn-i Kemal Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ali Kemal ( Ali Kemal Kimdir? - Ali Kemal Hakkında )
Yazarlar ve Şairler
İbnü’n-Nedîm (İbnü’n-Nedîm Kimdir? - İbnü’n-Nedîm Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
Abdullah İbnİ Vehb
Sahabeler ve Alimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:43
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545