Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Sahabeler ve Alimler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Ahmed Yekdest CÜryÂnÎ ile ilgili Benzer Konular
190 Kez Görüntülendi

Ahmed Doğan (Ahmed Doğan Kimdir? Devlet ve Siyaset Biyografileri
Cezzar Ahmed Paşa ( Cezzar Ahmed Paşa Kimdir? - Cezzar Ahmed Paşa Hakkında ) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Muhtar Paşa (Ahmed Muhtar Paşa Kimdir? - Ahmed Muhtar Paşa Hakkında) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Ahmed Rıza (Ahmed Rıza Kimdir? - Ahmed Rıza Hakkında) Devlet ve Siyaset Biyografileri
Şeyh Ahmed Yasin (Şeyh Ahmed Yasin Kimdir? - Şeyh Ahmed Yasin Hakkında) Devlet ve Siyaset Biyografileri

Ahmed Bİn Yahy El-cel | Ahmed Ez-zÂhİd
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 06-07-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart Ahmed Yekdest CÜryÂnÎ



Ahmed Yekdest CÜryÂnÎ başlıklı yazı Mumsema Ahmed Yekdest CÜryÂnÎ Forum Alev


AHMED YEKDEST CÜRYÂNÎ

Evliyânın büyüklerinden Doğum târihi bilinmemektedir Muhammed Ma'sûm hazretlerinin yetiştirdiği yedi bin mürşid-i kâmilden biridir 1707'de Mekke'de vefât etti

Ahmed Cüryânî ilk tahsîlini babası Halil Efendi ile mahallin âlimlerinden aldı 1658 (H1069) senesinde ticâret için Cüryân'dan Hindistan'a gidiyordu Yolda çoluk-çocuğunun tâûn hastalığından vefât ettiklerini haber aldı Bu acı haberin etkisinde iken kervan eşkıyâ baskınına uğradı Şakîler kervandakilerin bütün mallarını aldılar Ahmed Cüryânî'nin mallarını aldıktan sonra sol elini bileğinden kestiler Kendisine bu sebeple Yekdest, tek elli denildi

Ahmed Cüryânî bütün bu sıkıntılara rağmen Rabbini zikrediyor ve sabrediyordu Kervandakiler ondaki bu hâllere şaşıp; "Çocukların öldü Malın mülkün gitti Kolun kesildi Buna rağmen sesin çıkmıyor!" dediklerinde, cevâben; "Ey kardeşlerim! Bize gelen bu belâ ve sıkıntıların Allahü teâlânın takdîri ile olduğunu bilelim Nitekim Allahü teâlâ Hadîd sûresi yirmi ikinci âyetinde meâlen bunu bildirmekte ve; "Ne yerde ve ne de nefislerinizde bir musîbet başa gelmez ki, biz onu yaratmazdan önce, o bir kitapta (levh-il mahfûz) yazılmış olmasın Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır" buyurmaktadır

Bu îtibârla dünyânın esâsı mihnet, sıkıntı üzere kurulmuştur Sıkıntının ise sabretmekten başka reçetesi, katlanmaktan başka kurtuluş yolu yoktur Şu üç sabır çok sevgilidir Bunlar; tâatte, hakka kullukta, günah işlememekte, belâ ve mihnet ânında sabırdır" buyurdu

Ahmed Yekdest'e bu sabrı sebebiyle o gece rüyâsında Serhend'e gitmesi tavsiye olundu Bu mânevî işâret üzerine Hindistan'ın Serhend şehrine geldi Orada ikinci bin yılın yenileyicisi büyük âlim İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin oğlu Muhammed Ma'sûm hazretlerini tanıyıp ona talebe oldu On bir sene hocasının yanından ayrılmayıp ona hizmetle şereflendi Hocasının sevgi ve iltifâtlarına kavuştu Sohbetlerinin bereketi ile tasavvuf yolunun bütün inceliklerini öğrendi Bundan sonra insanlara doğru yolu göstermek üzere Mekke'ye gönderildi Mekke'de otuz dokuz sene bu vazîfeyi gördükten sonra orada vefât etti

Ahmed Yekdest hazretleri bu müddet zarfında pek çok talebe yetiştirdi Mehmed Emin Tokâdî, Tatar Ahmed Efendi, Hacı Muzaffer Efendi, Şeyhulislâm Seyyid Mustafa Efendi, Dördüncü Mehmed Hanın baş çuhâdarı Kahramanağa, Kâdı Ziyâüddîn Efendi, Rûznâmecibaşı Muhammed Kumul Bey, Muhammed Semerkandî ve Dârüssaâde ağası Beşir Ağa bunların ileri gelenleridir

Talebelerinden ve büyük evliyâlardan olan Mehmet Emîn Tokâdî hazretleri anlatır:

"Ahmed Yekdest Cüryânî hazretlerinin hizmetinde, ders ve sohbetlerinde bulundum 1702 senesinde hocamın izni üzerine İstanbul'a dönüş hazırlığı yaptım Vedâlaşmak üzere huzûruna vardığımda; "Mısır üzerinden mi, Şam'dan mı gideceksiniz?" buyurdu "Efendim bir arkadaşım var, Şam hacılarıyla dönmeye niyet ettik" dedim Bunun üzerine; "Otur bakalım karşıma Gözlerini yum, bakalım hangi kâfile ile gitmeniz takdir olunmuştur?" buyurdu Karşısına geçip gözlerimi yumarak oturunca, birden kendimi Cebel-i Nûr (Hira Dağı) üzerinde Mekke'ye karşı oturuyor buldum Dağ üzerinden Mekke'yi seyrediyordum Baktım ki, bir kâfile Mekke'den çıkmaya başlayıp Şam tarafına yöneldi Yol alıp kısa bir moladan sonra yola devam etti Bu manzarayı gördüğüm sırada hocam: "Kâfilenin başına bak" buyurdu Baktım bir şehir görüldü "Bu gördüğün şehir Şam'dır Kâfile Şam'a ulaştı, sen kâfile içinde var mısın?" buyurdu "Yokum" dedim "Yine Mekke'ye bak" buyurunca, Mekke tarafına baktım Gördüm ki başka bir kâfile Mekke'den çıkıp ilerledi Kendimi kâfile içerisinde tanıdığım bir arkadaşımla beraber gördüm Paçalarımı sığayıp omuzuma bir tüfek almışım ve yanımdaki arkadaşla sohbet ederek yol alıyoruz Ben bu hâli seyrederken hocam; "Kendini görebildin mi?" buyurunca; "Evet efendim" dedim "Kâfilenin baş tarafına bak" buyurunca, baktım Mısır göründü Yanımda gördüğüm arkadaşım Mısır'a girmek üzereydi Bu sırada; "Aç gözünü" buyurunca açtım ve kendimi huzûrunda oturuyor buldum "Şimdi git sana yolculukta arkadaş olmak üzere gördüğün o kişiyi bul, yolculuğunuz Mısır tarafındandır" buyurdu Huzûrundan çıkıp Harem-i şerîfe giderken yolda o gördüğüm kişiye rastladım Selâm verip elinden tuttum Berâberce Harem-i şerîfe girip bir kenara çekilerek sohbet etmeye başladık Sonra onun da hocamın talebelerinden olduğunu öğrendim Nihâyet yolculuğumuz hususunda görüşüp Mısır'a gidecek kâfile yola çıkmadan yol hazırlığımızı tamamladık Yolculuğumuzdan bir gün önce hocam Ahmed Yekdest hazretlerinin huzuruna tekrar gittim Bu sırada; "İstanbul'a varınca nerede kalacaksın?" buyurdu "Efendim malumunuz kendi evim yoktur Siz nerede kalmamı emrederseniz orada kalayım" dedim Bana bir mektup uzatıp; "Al bunu İstanbul'da Hâcegân divân-ı hümâyûndan Hüseyin Paşazâde Kumul Muhammed Bey vardır İstanbul'a varınca bu mektubu ona verirsin Seni onun sohbetine havâle eyledik Ne buyurursa ona itâat et, ona teslimiyetin bize teslimiyettir" buyurdu Bu sırada öyle bir nazar ve iltifât ettiler ki o ana kadar kavuştuğum derecelerin ve nîmetlerin binlerce üstünde derecelere kavuştum O anda nasîb olan müşâhadeler, makamlar ifâde edilemeyecek kadar fazlaydı Mektubu aldıktan sonra; "İnşâallah birkaç sene sonra buraya tekrar gelirsiniz Fakat bizi bulamazsınız Bizde olan emanetinizi (yazılı icâzeti) Medîne-i münevverede bulunan Hâce Abdurrahîm'e verdik Onunla görüşünce sana teslim eder" buyurdu

Ertesi gün kâfile Mısır'a hareket etmek üzere iken tekrar hocamın huzûruna gidip vedâlaştım Bana çok duâ edip iki yüz altın harçlık verdi Sonra vedâlaşmak üzere dost ve arkadaşlarımın yanına gittim Beni yolcu etmek ve vedâlaşmak için otuz kişi kadar toplanmıştı Onlardan da ayrılırken bana bir anahtar ve bir liste verip; "Bu size hediyemiz olan eşyaların ve paraların listesi ve içine koyduğumuz kutunun anahtarıdır Kutuyu size Mısır'da teslim etmek üzere kervancı başına verdik ve taşıma ücreti de verilmiştir" dediler Nihayet vedâlaşıp yola çıktık Epey bir yolculuktan sonra Mısır'a vardık Mısır'da kervancı başı; "Efendim bu kutuda size âit emânetler var, listenizi çıkarıp kontrol edelim ve teslim alınız" dedi Kontrol edip teslim aldıktan sonra Mekke'deki dostlarıma verilmek üzere noksansız teslim aldığımı bildiren bir mektub yazmamı ricâ etti İstediği yazıyı kervancı başına verdim Bana teslim edilen bu hediyeler ud, amber gibi güzel kokulardan başka bir kese içinde (o zamânın parasıyla) bin kuruşluk altın, ayrıca iki bin kuruş değerde çeşitli eşyalar vardı Bunları kimin hediye ettiği belli değildi Ancak listede dostlarınızın size hediyeleridir yazılıydı

Mısır'a vardıktan sonra Kâhire'de bir kaç ay kaldım Daha sonra İstanbul'a gitmekte olan bir kalyona, Yelkenli gemiye binerek kısa zamanda İstanbul'a ulaştım

İstanbul'a varınca dostlarımdan Aksaray civârında oturan Kafesdâr Abdülbâki Efendinin evine gittim Oturup sohbet ettik O gece orada kaldım, haccımı tebrik ettiler Hocam Ahmed Yekdest hazretlerinin emri üzerine Hüseyin Paşazâde Muhammed Efendinin yanına gidecektim Evini sorup öğrendim Bir sabah vakti gidip kaldığı yeri buldum Binaya girip yukarı çıkarak hazîne dâiresini sordum Beni bir odaya dâvet edip, oturttular Nereden geldiğimi sorduklarında Mekke'den geldiğimi ve Muhammed Efendiye bir mektup getirdiğimi söyledim Hemen Hazînedâr kalkıp dışarı çıktı Biraz sonra da gelip; "İsminiz Muhammed Emîn midir?" deyince; "Evet! dedim "Buyurun" deyip beni Muhammed Efendinin yanına götürdü İçeri girince ayağa kalkıp beni kucakladı, gözlerimden öptü; sonra mektubu verdim Bana yer gösterip oturmamı söyledi Mektubu sevinçle alıp okuduktan sonra hazînedârlarından birini çağırıp; "Emin Efendi kardeşimize kalacağı yeri gösterin" buyurdu Hazînedâr bana onun odasının yanında bir oda gösterip; "Buyurun" dedi Odaya girdiğimizde gördüm ki oda döşenmiş, hazırlanmıştı Yanımdaki kişi oradaki malzemeyi bir bir gösterip; "Burada istirahat edersiniz, efendimizin emridir," diyerek dışarı çıktı

1711 yılında tekrar hac vazifesi ile Mekke'ye gittiğimde Hocam Ahmed Yekdest hazretleri vefât etmişti"

1) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; s1084
2) Sefînetü'l-Evliyâ; c2, s45
3) Ziyâretü'l-Evliyâ; s163
4) Menâkıb-ı Mehmed Emîn Tokâdî
5) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c16, s281

 

ZeuS is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Saat 05:27.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545