FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sahabeler ve Alimler
ALÂEDDÎN ÂBİZÎ
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
ALÂEDDÎN ÂBİZÎ ile ilgili Benzer Konular
174 Kez Görüntülendi
Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça (Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça Hakkında)
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Alâeddin Camisi (Merkez)
İç Anadolu Bölgesi
Alâeddin Camisi (Karatay)
İç Anadolu Bölgesi
Alâeddin Camisi (Silifke)
Akdeniz Bölgesi
AlÂeddÎn Alİ ErdebİlÎ
Sahabeler ve Alimler
ALÂ BİN ZİYÂD
|
AlÂeddÎn Alİ ErdebİlÎ
Konu Araçları
06-07-2007
#
1
Profil Bilgileri
ZeuS
ALÂEDDÎN ÂBİZÎ
ALÂEDDÎN ÂBİZÎ başlıklı yazı Mumsema ALÂEDDÎN ÂBİZÎ Forum Alev
ALÂEDDÎN ÂBİZÎ
Evliyânın büyüklerinden
İsmi Muhammed bin Mü'min Âbizî, lakabı Alâeddîn'dir
Kûhistan'a bağlı Âbiz köyünde doğdu
Doğum târihi bilinmemektedir
1486 (H
892) senesinde vefât etti
Kabri, Herat'ta Sa'deddîn-i Kaşgârî hazretlerinin kabri yanındadır
İlk zamanlarda Afganistan'ın kuzeybatısında bulunan Herat beldesinde zâhirî ilimleri tahsîl etmekle meşgul iken, evliyânın büyüklerinden Sa'deddîn-i Kaşgârî hazretlerini tanıdı
Bu zâtın ruhlara hayat veren tesirli sohbetlerinde yetişti
Bir ara zâhirî ilimleri okumaya devâm etmekle bırakmak arasında kararsız kaldı
Bu düşünceler içinde şehirden dışarı çıkıp, Emîr Fîrûz Şah Medresesine giderek içeri girip mescidin mihrabına oturdu
İçeride kimseler yoktu
O esnâda;
"Ey Alâeddîn! Kavuştuğun zâtın sohbetine devâm eyle
Râhat ve huzura kavuş
" diye bir ses duydu
Bu sözden, zâhirî ilimlerle bu kadar meşgûl olmasının kâfî geldiğini, bundan sonra bütün gayreti ile tasavvuf yolunda ilerlemeye çalışması gerektiğini anladı
Dışarı çıkıp giderken, evliyâdan Necmeddîn Ömer isimli bir zâtın bulunduğu köye vardı
Köyde o zâtı gördü
Gönlünden;
"Acabâ bu hususta bu zât bana ne tavsiyede bulunur
" diye düşünerek, Necmeddîn Ömer'in yanına yaklaştı
Necmeddîn Ömer buna;
"Biraz önce medresenin mescidindeyken sana söylediğim sözü duymadın mı? İçinde hâlâ tereddüd mü var?" dedi
Bu söz karşısında hayretler içinde kalan Alâeddîn Âbizî, o anda her şeyden alâkayı kesip, Mevlânâ Sa'deddîn-i Kaşgârî'ye teslim olmaya kat'î karar verdi ve doğruca o büyük zâtın yanına vardı
Sa'deddîn-i Kaşgârî hazretleri bu sırada câmide bir köşeye çekilmiş, yalnız başına oturup murâkabe ve tefekkür ile meşgûl idi
Mevlânâ Alâeddîn, büyük bir edeble yaklaşıp, hürmetle oturdu
Sa'deddîn-i Kaşgârî başını kaldırıp, biraz önceki sözleri o da söyledi
"Ey Alâeddîn! Bu büyük nîmeti elde etmeye bak!" buyurdu
Gönlündeki şüphe ve tereddüd bulutları sıyrılıp kalkmış olan Alâeddîn Âbizî, bu sözü duymakla çok değişti
İçinde, insanı Allahü teâlâya kavuşturan bu yolda, bu büyük zât vâsıtasıyla ilerlemek, her şeyiyle ona teslim olmak arzusu kuvvetlendi ve bütün kalbi ile bu zâta bağlandığını hissetti
Bundan sonra Mevlânâ Sa'deddîn'in sohbet ve hizmetinde bulunmaktan hiç ayrılmadı
Ondan aldığı feyzlerin bereketi ile mânevî derecelere, yüksek olgunluklara kavuştu
O büyük zâtın talebelerinin en önde gelenlerinden ve hizmetinde en çok bulunanlardan oldu
Her an Mevlânâ Sa'düddîn'in mânevî terbiyesi ve koruması altında idi
Alâeddîn Âbizî, birgün hastalanmıştı
Hastalığın tesiri ile öyle hâlsizleşti ki, tâkati kesildi
Yanındakiler o gece vefât edeceğini zannettiler
Hastalığının verdiği şiddetli elem ile kendinden geçmiş olan Alâeddîn Âbizî, o hâlde uyuyakaldı
Rüyâsında hocası Sa'deddîn hazretlerini gördü
Hocası, "Bismillâhi Hasbiyallahü, Tevekkeltü alellahi Va'tesamtü billâhi fevvadtü emrî ilallâhi Mâşâallahü Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" duâsını öğretti
Bu duâyı okuyarak uyandı
Bu duânın bereketi ile, üzerinde hastalıktan hiç bir eser kalmadığını hissetti
Abdest alıp, gâyet dinç ve rahat olarak sabah namazını kıldı
Alâeddîn Âbizî, Mekke-i mükerremeye gitti ve zamânın önde gelen velîlerinden Abdülkebir-i Yemenî ile görüşüp sohbet etti
Birgün Abdülkâdir-i Yemenî ona;
"Zulüm nedir?" diye sorunca; "Bir şeyi lâyık olduğu yerden başka bir yerde kullanmaktır
" cevâbını verdi
"Peki zikir nedir?" diye sorunca da; "La ilâhe illallah kelime-i tevhîdini söylemektir
" dedi
Alâeddîn Âbizî, Abdülkebîr-i Yemenî'nin yanında bir müddet kaldıktan sonra, hocası Sa'deddîn-i Kaşgârî'nin yanına döndü
Onun sohbetlerinde bulundu
İyice olgunlaştı
Onun vefâtından sonra da, Mevlânâ Abdürrahmân Câmî hazretlerinin sohbetlerine devâm etti
Mevlânâ Câmî, bu kıymetli talebesini çok sever, onun yaratılışını; temiz, pâk bir toprağa benzetirdi
Mevlânâ Alâeddîn Âbizî, tasavvuf yolunda yetişip kemâle geldikten sonra, medreselerde, tekkelerde talebe okutup ders verecek yerde, küçük çocukları okutmaya başladı
Böylece büyüklük ve yükseklik hâllerini gizler, kendisini setrederdi
Kendisi şöyle anlatır:
"Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri Herat'ı teşrif ettiği zaman, ona olan hürmet ve muhabbetlerimi arzetmek üzere ziyâretine gittim
Bana; "Kimsiniz? Ne ile meşgûlsünüz?" diye sordu
"Efendim, Mevlânâ Sa'deddîn-i Kaşgârî'nin fukarâsından bir fakîrim
(Talebesiyim diyemediği için bu ifâdeyi kullanmaktadır
) Küçük talebelere muallimlik yapıyorum
" dedim
Bunun üzerine Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri:
"Mektep hocalığı, muallimlik yapmak büyük ve kıymetli bir iştir
Onun birçok faydaları vardır
" buyurup, bundan sonra hocam Sa'düddîn-i Kaşgârî'nin üstünlüklerinden anlattı
Aralarındaki muhabbet ve yakınlığı bildirip, bana teveccühde bulundu
"
Alâeddîn Âbizî hazretlerinin büyük oğlu Gıyâseddîn anlatır:
"Bir yaz günü, yatsı namazından sonra, uyumak üzere odama çekilmiştim
Gökte ay yükselmiş, ortalık ay ışığı ile aydınlanmıştı
Evimizin bitişiğinde bir ev vardı ve içi bomboş görünüyordu
O evde, kimsecikler yoktu
Bir ara bu evden bâzı sesler geldiğini hissettim
Merakla, bir kenardan evin içine baktım
İçeride, gölge hâlinde, karşılıklı oturan bir erkekle bir kadının konuştuklarını gördüm
Sonra gelip yatağıma yattım, uyudum
Sabahleyin namazdan sonra, babam bana;
"Evlâdım! Komşu evine bakıp içindekileri seyretmek câiz değildir
Yandaki evden duyulan sesin ne olduğunu araştırmak ve anlamaya çalışmak senin vazifen değil ki!" buyurdu
"
Mevlânâ Alâeddîn hazretleri, sohbetlerinde kendinden bir şey söylemez, daha çok hocalarından ve diğer büyüklerden naklederek konuşurdu
Kendisine dervişlikten sorulduğunda buyurdu ki: "Size mezarda faydası olmayacak her şeyle alâkanızı kesiniz
Dervişlik, elenmiş ve üzerine hafif su dökülmüş toprağa benzer
Ne üzerine basanın ayağını incitir, ne de o ayağa toz bulaştırır
Bu târif, dervişliğin kendisinin değil, sıfatının târifidir
Hakîkatte dervişlik, her zaman ve her işinde Allahü teâlâyı unutmamaktır
"
Talebeye lâzım olan edeb nedir? denildiğinde; "Talebeye üç şey çok lâzımdır: Birincisi; her an abdestli bulunmak
İkincisi; bulunduğu hâli çok iyi korumak
Üçüncüsü de; yiyip içtiğinin helalden olmasına dikkat etmektir
" buyurdu
"Zâhirî ve bâtınî bütün saâdetlerin, rahatlıkların hepsi, Resûlullah efendimize tâbi olmakla ele geçer
O'na uymak nisbeti ne ise, huzûr ve saâdet de o nisbettedir
Bu yolda ilerlemek, kâbiliyet, gayret ve isteğin bir araya gelmesiyle mümkündür
" buyurdu
Kulluk hakkında da: "İnsanoğluna verilen mükellefiyet ve mes'ûliyet, mahlûklardan hiçbirine verilmemiştir
İnsanın, bâzı ibâdet ve tâatları yapmasıyla iş bitmez
Bunlarla berâber, kulluğa sımsıkı sarılmak, söz söylemekte, yemek yemekte, hattâ etrâfına bakınmakta fevkalâde dikkati gerektirir
Çünkü, her söz ve hareketinden mes'ûldür, hepsinden Allahü teâlâya hesap verecektir
"
Sık sık şöyle derdi: "Allahü teâlâdan gâfil olmayan, O'nu unutmayan Cennet'tedir
"
"İçinde hakîkî aşk acısı bulanmayan kimseye, bu yolda ilerlemek nasîb olmaz
"
"Allahü teâlânın velî kulları, meclislerinde bulunan kimseleri mânevî yönden faydalandırırlar
"
"Ağzına helva veren kimse ile, ensene tokat atan kimse arasında, fark gözettiğin müddetçe, îmânın kemâle gelmiş değildir
"
İKİ TARAFI KESKİN KILIÇ
"Birgün Alâeddîn Âbizî'nin gönlünden;
"Allah adamlarına dil uzatanlar niçin helâk olurlar?" düşüncesi geçti
Bu düşünceler içinde iken sohbet ettiği Abdülkebîr-i Yemenî hazretleri onun bu hâlini anlayıp;
"Ey Alâeddîn kardeşim! İki tarafı çok keskin olan bir kılıcı, kabzasından duvara sağlam bir şekilde yerleştirseler, gâfil bir kimse de süratle gelerek o kılıca kendisini çarpsa ve boynu kopsa, o kılıcın ne kabahati vardır
Evliyâ çekilmiş kılıç gibidir
Ona çarpan helâk olur
Evliyâya dil uzatan, o kılıca çarpan kimse gibidir
Evliyâya dil uzatan, sıkıntı veren kimseyi evliyâ affetse bile, Allahü teâlâ affetmez ve cezâsını mutlakâ verir
" buyurdu
1) Reşehât Ayn-ül-Hayât (Arabî); s
137
2) Reşehât Ayn-ül-Hayât (Osmanlıca); s
258
3) Nesâyim-ül Mehabbe; s
398
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
aleddn
,
biz
ALÂEDDÎN ÂBİZÎ ile ilgili Benzer Konular
174 Kez Görüntülendi
Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça (Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça Hakkında)
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Alâeddin Camisi (Merkez)
İç Anadolu Bölgesi
Alâeddin Camisi (Karatay)
İç Anadolu Bölgesi
Alâeddin Camisi (Silifke)
Akdeniz Bölgesi
AlÂeddÎn Alİ ErdebİlÎ
Sahabeler ve Alimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
23:17
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542