FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sahabeler ve Alimler
İmam-ı Malik
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
İmam-ı Malik ile ilgili Benzer Konular
182 Kez Görüntülendi
İmam-ı Gazali (İmam-ı Gazali Kimdir? - İmam-ı Gazali Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
Malik Fathi (Malik Fathi Kimdir? - Malik Fathi Hakkında)
Sporcuların Biyografileri
Malik Bin Dinar (Malik Bin Dinar Kimdir? - Malik Bin Dinar Hakkında)
Biyografi & Otobiyografi
İmam Mansur (İmam Mansur Kimdir? - İmam Mansur Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
İmam Hamzat (İmam Hamzat Kimdir? - İmam Hamzat Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
İmam-ı a’zam Ebu Hanife
|
İmam-ı Şafii
Konu Araçları
16-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
MuSTaFa_TR
İmam-ı Malik
İmam-ı Malik başlıklı yazı Mumsema İmam-ı Malik Forum Alev
İmam-ı Malik
Cennet ile müjdelenmiş olan
Ehl-i sünnet vel-cemaat
in dört büyük mezhebinden biri olan
Maliki
mezhebinin reisidir
Adı, Malik bin Enes’dir
90 (m
709) senesinde Medine'de doğdu
179 (m
795)’de yine Medine'de vefat etti
Eshab-ı kiramdan olan dedesi Ebu Amr'dır
Tebe-i tabiinden olan imam-ı Malik, ilim ve hadis rivayetiyle meşgul olan bir ailede ve çevrede yetişmiştir
Dedesi Malik, babası Enes ve amcası Süheyl, hadis rivayeti yapmışlardır
Yaşadığı muhit, Peygamber efendimizin yaşamış olduğu ve İslam’ın hükümlerinin va'z edildiği ve çok ilim ehlinin bulunduğu Medine-i münevvere idi
Önce Kur'an-ı kerimi ezberledi
Kendisinin isteği ve ailesinin yardım ve teşvikiyle ilim öğrenmeye başladı
Bu hususta kendisine en çok annesi ilgi göstermiştir
Annesine, ilim tahsiline gitmek istediğini söyleyince, ona en güzel elbiselerini giydirerek sarığını sarıp: "Şimdi git, oku, yaz" demiştir
Ayrıca oğluna zamanın meşhur âlimi Rabi'at'ur Rey'in yanına gitmesini, ondan ilim ve edep öğrenmesini söylemiştir
Bu teşvik üzerine Rabi'a bin Abdurrahman'ın derslerine devam edip, genç yaşta re'ye dayanan fıkıh ilmini öğrendi Diğer âlimlerin de derslerine devam etti ve bilhassa yanından hiç ayrılmadığı hocası Abdurrahman bin Hürmüz'ün derslerinden çok istifade etmiştir
Bu hocası hakkında şöyle derdi:
"İbni Hürmüz'ün derslerine onüç sene devam ettim
Ondan öyle ilimler öğrendim ki, bunların bir kısmını hiç kimseye söyleyemiyorum
O, bid’at ehlini red bakımından ve insanların ihtilaf ettikleri şeyler hususunda onların en bilgilisi idi
"
İmam-ı Malik, muhitindeki bütün âlimlerden faydalanmış ve ilim uğrunda büyük fedakârlık göstermiştir
Bu hususta her türlü zorluğa katlanmış ve herşeyini harcamış, hatta tahsil uğruna evini dahi satmıştır
Kendisi şöyle demiştir: "Öğle vakti Hz
Ömer'in oğlu Abdullah'ın azatlısı olan Nafi'ye giderdim ve kapısında beklerdim
Nafi', Hz
Ömer'den nakledilen ilimleri ve onun oğlu Abdullah'ın ilmini biliyordu
Güneşten ve şiddetli sıcaktan korunmak için hiç bir gölge bulamazdım
Nafi', dışarı çıkınca edeple selam verirdim ve onu kırmadan arkasından içeri girip, "Abdullah bin Ömer şu meselelerde ne buyurmuştur?" diye sorardım
O da suallerimi cevaplandırırdı
"
İmam-ı Malik, Nafi' vasıtasıyla Hz
Ömer'in ve oğlu Abdullah'ın ilimlerini öğrendi
Ayrıca İbni Şihab ez-Zühri'den ve Said bin el-Müseyyib gibi Tabiin'lerden ilim öğrenmiştir
Bu hocalarından da ders almak için üstün bir gayret ve edep gösterirdi
İmam-ı Malik şöyle anlatmıştır:
"Bir bayram günüydü
Bayram namazını kıldıktan sonra, bugün İbni Şihab'ın boş vakti olur diyerek evine gidip kapısının önüne oturdum
Hizmetçisine kapıda kim var bak dediğini duydum, o da kumral yüzlü talebeniz var deyince, onu derhal içeri al demesi üzerine beni içeri aldılar
Biraz bekledim, ibni Şihab yanıma gelip bana "Herhalde evine gitmeden buraya geldin, yemek yemedin değil mi?" dedi
Daha ben hayır demeden yemek hazırlanmasını emredince, "Yemeğe ihtiyacım yok" diye mukabelede bulundum
Bunun üzerine, öyleyse söyle bakalım ne istiyorsun dedi
Bana hadis-i şerif öğretmenizi istiyorum efendim deyince, yazı yazacak sahifelerini çıkar dedi
Ben de çıkardım ve bana kırk tane hadis-i şerif rivayet etti
Biraz daha rivayet etmesini isteyince, şimdilik bu kadar yeter" dedi
İmam-ı Malik, Cafer-i Sadık hazretlerinden de ilim almış, onun sohbetinde bulunmuştur
Bu hususta kendisi şöyle anlatır:
"Cafer bin Muhammed'e giderdim, o çok yumuşak ve güler yüzlü idi
Yanında Resulullah anılınca yüzü sararırdı
Onun meclisine uzun zaman devam ettim
Her görüşümde ya namaz kılar ya oruçlu olur veya Kur'an-ı kerim okurdu
Abdestsiz hadis-i şerif rivayet etmezdi
Manasız sözleri hiç ağzına almazdı
O takva sahibi, zahid, abid ve âlimlerdendi
Yanına geldiğim zaman yaslandığı yastığını alır, mutlaka bana ikram ederdi
"
Bir gün hocası Ebu'z Zinad'a hadis rivayet ederken rastlamış ve halkasına katılmamıştır
Daha sonra hocası bizim halkamıza niçin oturmadın? diye sorunca şu cevabı vermiştir:
"Yer dardı, oturamadım
Peygamber efendimizin hadisini ayakta dinlemek, edepsizlik olur diye ayakta dinlemek istemedim
"
Netice itibariyle imam-ı Malik, ilmini imam-ı Zühri' den, Yahya bin Said'den, Muhammed ibni Münkedir'den, Hişam bin Amr'dan, Zeyd ibni Eslem'den, Rabi'a bin Abdurrahman ve daha birçok büyük âlimlerden almıştır
Üçyüzü Tabiinden, altı yüzü de onların talebelerinden olmak üzere dokuzyüz hocadan hadis-i şerif aldı
Ayrıca; Eshab-ı kiramın büyüklerinden Hz
Ömer'in, Hz
Osman'ın, Abdullah bin Ömer'in, Abdurrahman bin Avf'ın, Zeyd bin Sabit'in fetvalarını ve vahyin gelişine şahit olan, Peygamber efendimizi görüp Onun hidayet nurundan aydınlanarak, Ondan öğrendiklerini nakleden diğer Esbabın fetvalarını ve kendisinin yetişemediği Tabiinin fetvalarını da öğrenmiştir
Akaide dair bilgileri ve diğer bütün ilimleri öğrenip, zamanının en büyük âlimlerinden olup; ictihad derecesine yükselmiştir
Peygamber efendimiz;
“Öyle bir zaman gelir ki, insanlar her tarafı ararlar, Medine’deki âlimden daha âlim bir kimse bulamazlar”
buyurdu
Süfyan ve Abdullah ibni Ömer’in azatlısı olan Nafi ve Zühri, Medine’deki âlimden maksat imam-ı Malik’tir dediler
Bu hadis-i şerifte, onun geleceği ve üstünlüğü bildirilmiştir
İmam-ı Malik hazretleri, tahsilini tamamlayıp ilimde yüksek dereceye ulaştıktan sonra ders vermeye, hadis rivayet etmeye ve fetva vermeye başladı
Bu işe başlamadan önce de zamanında bulunan büyük âlimlerle ve faziletli kimselerle istişare yapıp, onların da muvafakatını aldı
Bu hususta kendisi şöyle demiştir:
"Her isteyen kimse hadis rivayet etmek ve fetva vermek için mescide oturamaz, ilim erbabı ve mescitte itibarı olan kişilerle istişare etmesi gerekir
Eğer onlar, kendisini bu işe ehil görürlerse o zaman oturup ders ve fetva verebilir
Ben, ilim sahiplerinden yetmiş kişi, benim bu işe ehil olduğuma şahitlik etmedikçe, mescide oturup ders ve fetva vermedim
"
Kendisinin ehil olduğuna dair yetmiş âlimin şahadetinden sonra ilk önce Peygamber efendimizin mescidinde ders vermeye başladı
Hz
Ömer'in oturduğu yere oturur ve Abdullah bin Mesudun oturduğu evde otururdu
Böylece onların yaşadığı yerde ve çevrede, bulunurdu
İmam-ı Malik de imam-ı a'zam gibi derslerini mescitte verirdi
El-Vakıdi der ki:
"İmam-ı Malik mescide gelir, beş vakit namazda ve cenaze namazlarında bulunurdu
Hastaları ziyaret eder, gerekli işlerini görür, sonra mescide gidip otururdu
Bu sırada talebeleri etrafına toplanıp ders alırlardı
Daha sonra rahatsızlığı sebebiyle evinde ders vermeye başladı
"
İmam-ı Malik hazretlerinin hadis-i şerif dersleri ve vuku bulmuş meselelerle ilgili dersleri yani fetva işleri olmak üzere iki türlü ders meclisi vardı
Günlerinin bir kısmını hadis-i şerif öğretmeye, bir kısmını da sorulan meselelere fetva vermek için ayırırdı
Derslerini evinde vermeye başladıktan sonra evine ders için gelenlere sordururdu, eğer fetva için gelmişlerse dışarı çıkıp fetva verirdi
Sonra gidip gusleder, yeni elbiselerini giyer, sarığını sarar, güzel kokular sürünürdü
Kendisine bir de kürsü hazırlanırdı
Bundan sonra gayet güzel bir kıyafetle hoş kokular sürünmüş olarak, huşu' içerisinde derse gelenlerin yanına çıkardı
Hadis-i şerif dersi bitinceye kadar öd ağacı yakılır, güzel bir koku yayılırdı
Hac mevsimi hariç, diğer zamanda, Medinelilerden isteyen herkes onun dersine gelirdi
Dersleri tamamen evinde vermeye başlayınca, hac mevsiminde dersini dinlemek isteyen o kadar çok olurdu ki, gelenleri evi almazdı
Bunun için önce Medinelileri kabul eder, bunlara hadis rivayeti ve fetva verme işi bitince, sonra sırasıyla diğerlerini içeri alırdı
Hasen bin Rebi' der ki: "Bir defasında imam-ı Malik'in kapısında idim, onun çağırıcısı önce Hicazlılar içeri girsinler diye çağırdı
Onlar çıkınca Şamlılar girsin diye çağırdı
Daha sonra Iraklılar girsin diye çağırdı
Yanına giren en son ben oldum
"
İmam-ı Malik hazretleri, derslerinde vakar ve ciddiyet sahibi olup, lüzumsuz sözlerden tamamen uzak kalırdı
Bu hususu, ilim tahsil edenler için de şart koşardı
Bir talebesi şöyle dediğini nakleder: "İlim tahsil edenlere vakarlı ciddi olmak ve geçmişlerin yolundan gitmek gerekir, ilim sahiplerinin, bilhassa ilmi müzakereler sırasında kendilerini mizahtan uzak tutmaları gerekir
Gülmemek ve sadece tebessüm etmek, âlimin uyması gereken adabdandır
"
Yine bir talebesi şöyle der: "İmam-ı Malik, bizimle oturduğu zaman sanki bizden biri gibi davranırdı
Konuşmalarımıza çok sade bir şekilde katılırdı
Hadis-i şerif okumaya ve anlatmaya başlayınca onun sözleri bize heybet verirdi, sanki o, bizi, biz de onu tanımıyorduk
"
İmam-ı Malik hazretleri elli sene müddetle ders ve fetva vermek suretiyle, insanların müşküllerini çözmüş ve kıymetli talebeler yetiştirmiştir
Onun talebelerinin her biri memleketlerinin müracaat edilen âlimleri ve rehberi olmuşlardır
İmam-ı Malik hazretleri, Tefsir, Hadis ve Fıkıh ilminde büyük bir âlim idi
Tefsir ilminde, âyet-i kerimelerden binlerce dini hüküm çıkaran büyük bir müfessir ve müctehid idi
Tefsir ilminde "Garib-ül Kur'an" adlı bir eseri vardır
Bu eseri kendisinden Halid bin Abdurrahman el-Mahzumi rivayet etmiştir
Hadis ilminde ise pek meşhur bir âlim ve muhaddistir
Amir bin Abdullah ibni Zübeyr bin Avvam, Nuaym bin Abdullah, Zeyd bin Eşlem, Nafi' Mevla ibni Ömer, Seleme bin Dinar, Kadı Şüreyk bin Abdullah Nehai, Salih bin Keysan, İmam-ı Zühri, Safvan bin Selim ve daha çok sayıda hadis âliminden hadis-i şerif rivayet etmiştir
Görüşüp, hadis-i şerif rivayet ettiği âlimlerin sayısı dokuzyüz civarındadır
Hadis ilminde hüccet olduğuna dair ittifak vardır
Yazmış olduğu "Muvatta" adındaki hadis kitabı çok muteber ve kıymetli bir eserdir
İmam-ı Malik hazretlerinin rivayet ettiği hadis-i şerifler ayrıca Kütüb-i sitte denilen meşhur altı hadis kitabında yer almıştır
Emevi devletinin parlak ve çöküş devrinde Abbasi devletinin kurulup geliştiği ve hakimiyeti elde ettiği bir devirde yaşayan İmam-ı Malik, çok hadiselere şahit olmuş, bozuk fırkalara karşı Ehl-i sünnet itikadını savunmuş, insanların doğru yola kavuşması hususunda büyük hizmetler yapmıştır
Hicaz'da hadis öğrenme, dini sualleri sorma ve fetva hususunda büyük bir müracaat mercii olan imam-ı Malik pek çok âlim yetiştirmiştir
Zerkani, (Muvatta kitabını şerh ederken diyor ki, (imam-ı Malik, meşhur mezhep imamıdır
Yükseklerin yükseğidir
Aklı kâmil, fadlı aşikârdır
Resulullahın hadis-i şeriflerinin vârisidir
Allah’ın kullarına, Onun dinini yaydı
Dokuzyüz âlimle sohbet ve istifade etti
Kendisi yüz bin hadis-i şerif yazdı
Onyedi yaşında ders vermeye başladı
Dersinde bulunanlar, hocalarının derslerinde bulunanlardan çok idi
Hadis ve fıkıh öğrenmek için kapısına toplanırlardı
Kapıcı tutmak zorunda kaldı, önce talebesine, sonra halktan herkese izin verir, içeri girerlerdi
Helaya üç günde bir giderdi
"Helada çok bulunmaktan haya ediyorum" derdi
(Muvatta kitabını yazınca, kendi ihlasından şüphe etti
Kitabı suya koydu
"Eğer ıslanırsa, bu kitap bana lazım değildir" dedi
Hiçbir yeri ıslanmadı
Abdurrahman bin Enes, hadis ilminde, şimdi yeryüzünde Malik'den daha emin kimse yoktur
Ondan daha akıllı bir şahıs görmedim
Süfyan-ı Sevri, hadiste imamdır
Fakat, sünnette imam değildir
Evza'i, sünnette imamdır
Fakat, hadiste imam değildir, imam-ı Malik, hadiste de, sünnette de imamdır derdi
Yahya bin Sa'id, imam-ı Malik, Allahü teâlânın kullarına yeryüzünde hüccetidir, derdi
İmam-ı Şafii, "Hadis okunan yerde, Malik, gökteki yıldız gibidir, İlmi ezberlemekte, anlamakta ve korumakta, hiç kimse, Malik gibi olamadı
Malik ile Süfyan bin Uyeyne olmasalardı, Hicaz'da ilim kalmazdı" derdi
Abdullah, babası Ahmed bin Hanbel'e sordu: Zühri'nin talebeleri arasında en kuvvetli hangisidir? Malik, her ilimde daha kuvvetlidir buyurdu
Abdullah ibni Vehb diyor ki, Malik ve Leys olmasalardı, hepimiz sapıtırdık
Evza'i, imam-ı Malik'in ismini işitince, o, âlimlerin âlimi, Medine'nin en büyük âlimi ve Haremeyn'in müftisidir derdi
Süfyan bin Uyeyne, imam-ı Malik'in vefatını işitince, "Yeryüzünde bir benzeri kalmadı
Dünyanın imamı idi
Hicazın âlimi idi
Zamanının hücceti idi
Ümmet-i Muhammedin güneşi idi
Onun yolunda bulunalım" dedi
Mus'ab diyor ki, babam, Abdullah bin Zübeyr'den işittim; Malik ile Mescid-i nebevi'de idik
Biri gelip, Ebu Abdullah Malik hanginizdir dedi
Gösterdik
Yanına gidip selam verdi
Boynuna sarılıp, alnından öptü
Rüyada Resulullahı burada oturuyor gördüm
(Malik'i çağır)
buyurdu
Sen geldin
Titriyordun
(Rahat ol ya Eba Abdullah! Otur, göğsünü aç)
buyurdu
Açınca her yere güzel kokular yayıldı dedi
İmam-ı Malik ağladı ve rüyanın tabiri ilimdir dedi
İmam-ı Şafii ile imam-ı Ahmed bin Hanbel, imam-ı Malik'in sohbetinde bulunmuşlardır
Onun ilminden çok istifade etmişlerdir
Bunların, imam-ı Malik'in talebesinden olması, onun şeref ve üstünlüğüne kâfidir, en büyük vesikadır
Kendisinden daha bir çok kimseler ilim öğrenip, herbiri memleketlerinin âlimi ve insanların rehberi olmuştur
Bunlardan bazıları şu zatlardır Muhammed bin ibrahim bin Dinar, Ebu Haşim ve Abdulaziz bin Ebi Hazım
Bunların herbirisi dinde ehli ictihad sahibi idiler
Osman bin Hakem, Abdurrahman ibni Halid, Muin bin İsa, Yahya bin Yahya, Abdullah bin Mesleme-i Ka'buni, Abdullah bin Vehb
gibi daha nice talebesi vardır
Bütün bunlar, hadis ilminde mümtaz âlim olan imam-ı Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed ibni Hanbel, Yahya ibni Main ve diğer hadis âlimlerinin üstadlarıdır
Celaleddin Süyuti, imam-ı Malik'den hadis rivayet eden 993 zatın isimlerini elifba sırasıyla (Kitabü tezyinil memalik bi menakıbıs Seyyid İmam Malik) adlı kitabında yazmıştır
İmam-ı Malik hazretleri, herhangi bir dini meselenin hükmünü tayin için, Kur’an-ı kerime, hadis-i şeriflere, ümmetin icmaına ve lüzum olduğunda kıyasa müracaat ederdi
İmam-ı Malik'in bu usullere göre ictihad ederek çıkardığı hükümlere, rivayet yolu veya Hicaz âlimlerinin yolu denir ki, bu yolun imamı, imam-ı Malik'dir
O, ictihadlarıyla müslümanların işlerinde ve amellerinde uyacakları bir yol gösterdi, bu yola Maliki Mezhebi denilmiştir
Ehl-i sünnet itikadından olan müslümanlardan, amellerini, yani ibadet ve işlerini bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara "Maliki" denir
İmam-ı Malik hazretlerinin menkıbelerinden ve sözlerinden bir kısmı şunlardır:
İmam-ı Şafii buyuruyor ki:
"Âlimler anıldığı zaman imam-ı Malik onlar arasında parlak bir yıldız gibidir
Benim üzerimde minneti ve ihsanı ondan çok olanı yoktur
"
Medine Valisi, imam-ı Malik'ten, bir ictihadından vaz geçmesini istedi
Kabul etmeyince, kırbaçla vurdurdu
Her vuruşta, "Ya Rabbi, onları affet, çünkü onlar bilmiyorlar" diyordu
Nihayet bayılıp düştü
Sonra ayılınca da: "Şahit olunuz, ben hakkımı beni döğenlere helal ettim" dedi
Halife, valinin cezalandırılması için kendisinden izin isteyince ona: "Hayır, ben onu affettim" buyurdu
Hazret-i İmam, ilim bakımından ne kadar yüksek ise, ahlak, zühd, takva ve kerem bakımından da öyle yüksek idi
İmam-ı Malik, ilimde ve dinde çok edepliydi
Din bilgisine hürmet ve tazimi şaşılacak derecede fazlaydı
Ebu Abdullah Mevla'l-Leyseyn şöyle anlatmıştır:
"Rüyamda, Resulullahı gördüm
Mescitte ayakta duruyordu, insanlar da etrafını sarmıştı
İmam-ı Malik de önünde duruyordu
Resulullahın önünde misk dolu bir kap vardı
O miskten avuç avuç alıp, İmam-ı Malik'e veriyordu
O da insanlara dağıtıyordu
" Bunu Ebu Abdullah'dan nakleden Matraf; "Bu rüyayı imam-ı Malik'in ilimdeki üstünlüğüne ve sünnet-i seniyyeye bağlılığına yordum" demiştir
Zehebi, (Tabakatül Huffaz) kitabında İmam-ı Malik'i şöyle anlatır:
"Uzun bir ömür, yüksek bir mertebe, parlak bir zihin, çok geniş bir ilim, keskin anlayış, sahih rivayet, diyanet, adalet, sünnet-i seniyyeye tâbi, fıkıhta, fetvada kaidelerin sıhhatinde önde gelen bir zat idi
Fetva vermede aceleciliği sevmez, çok kere "Bilmiyorum" derdi
Ve "İlim kalkanı bilmiyorum demektir" buyururdu
Bir gün Halife Harun Reşid dedi ki:
"Ya İmam senin kitaplarını çoğaltıp, her yere göndereceğim
Herkesin senin mezhebine uymasını emredeceğim
"
İmam-ı Malik hazretleri buyurdu ki:
"Ya halife, hadis-i şerifte;
"Ümmetimin âlimlerinin farklı ictihadları rahmettir"
buyuruluyor
Bu farklı ictihadlar Allahü teâlânın rahmetidir
Hepsi hidayet üzeredir
Müslümanları bu rahmetten mahrum bırakmak yanlıştır
" Bunun üzerine halife bu arzusundan vazgeçti
Harun Reşid, imam-ı Malik hazretlerinden her gün evine gelip, oğlu Emin ile Memuna ders vermesini istedi
İmam-ı Malik hazretleri Halifeye buyurdu ki:
"Ya halife, uygun olanı çocuklarınızın bizim eve gelip gitmesidir
Allahü teâlâ, sizi daha aziz etsin! İlmi aziz ederseniz aziz olursunuz; zelil ederseniz zelil olursunuz, İlim bir kimsenin yanına gitmez, o ilmin yanına gelir
" Bunun üzerine halife, imam-ı Malik'ten özür diledi ve her gün çocuklarını İmama göndererek ders aldırttı
Malik bin Enes hazretleri ilmiyle amel eden yüksek bir veliydi
Buyurdu ki: "İlim öğrenmek isteyen kimsenin vakarlı ve Allahü teâlâdan korkması lazımdır
İlim, çok rivayet etmek değildir
İlim bir nurdur
Allahü teâlâ bu nuru sevdiği mümin kullarının kalbine koyar
" Bir defasında da; "Eğer elimde imkan olsaydı, Kur'an-ı kerimi kısa aklıyla, kendi görüşüne göre tefsir edenin boynunu vururdum" buyurdu
İnsanlara hayırlı ve güzel işler yapmalarını tavsiye ederdi
"Kendisine hayrı olmayan kimsenin başkasına hayrı olmaz
İnsan kendisi için hayır işlemez, kendisine iyilik yapmazsa, insanlar da ona hayır ve iyilik yapmaz" buyurarak, Peygamber efendimizin;
(Kişinin malayaniyi
(faydasız şeyleri)
terk etmesi, müslümanlığının güzelliğindendir)
hadis-i şerifini rivayet ederdi
İnsanların her sözünün kendisinin leh ve aleyhinde olduğunu bildirerek Peygamber efendimizin;
(Bir kişi bir söz söyler de o sözden dolayı Cehennem ateşine düşeceği hatırına gelmez
Bir kimse de bir söz söyler, bu sözden dolayı Allahü teâlânın kendisini Cennete koyacağı aklına gelmez)
hadis-i şerifini rivayet ederdi
Müslümanlar arasında Allahü teâlânın rızasına uygun sevgi ve muhabbetin bulunmasının gerektiğini bildirerek;
(Müsafeha ediniz, aranızdaki kin gider
Birbirinize hediye veriniz ki, sevişirsiniz ve aranızdaki düşmanlık gider)
hadis-i şerifini naklederdi
Kibirli ve kendini beğenen kimselerden hoşlanmazdı
"Bir kimse kendini övmeye başlarsa, değeri düşer" buyururdu
İmam-ı Malik hazretlerinin Peygamber efendimize karşı olan sevgi, saygı ve edebi sınırsızdı
Resulullah efendimizin ismi anıldığı zaman, rengi değişir, yüzü sararırdı
Bu durum orada bulunanlara ağır gelirdi
Bir gün ona bu husus söylenince, buyurdu ki: "Eğer siz benim gördüğümü görseydiniz, bu hâlimi hoş karşılardınız
Ben, Muhammed bin Münkedir'i gördüm
O hafızların efendisi idi
Ona ne zaman bir hadis-i şerif sorulsa ağlamaya başlardı
Cafer bin Muhammed, güler yüzlü bir zattı
Yanında Resulullah anıldığı zaman yüzü sararırdı
O, Resulullahtan bahsettiği zaman mutlaka abdestli olurdu
"
İmam-ı Malik hazretlerinin Medine-i münevverede hayvana bindiği görülmemiştir
“Resulullah efendimizin mübarek kabrinin bulunduğu bir yerde hayvan üzerinde nasıl gezebilirim" buyururdu
İmam-ı Malik hazretleri insanlara hadis-i şerif okuttuğu sırada bir hadis-i şerifi rivayet edeceği zaman abdest alır, sarığını ve elbisesini giyer, sakalını tarar, iki rekat namaz kılar, güzel kokular sürünür, her haliyle bedenini süsler, sonra meclisin baş tarafına vakarlı bir şekilde otururdu
Başını önüne eğerdi ve hadis-i şerifi okurdu
Ona böyle yapmasının sebebi sorulunca; "Resulullahın hadis-i şerifine saygı göstermek için böyle yapıyorum
Eğer âlimler ilme karşı böyle saygı gösterirlerse, Allahü teâlâ da insanlar yanında onların derecesini yükseltir ve devlet adamlarının kalbinde heybetli ve vakarlı kılar
Ey ilim talep etmek isteyen kimse! Sen de ilme saygı göster
Kim ilme tevazu gösterirse, Allahü teâlâ onu yükseltir
Çünkü kim Allahü teâlâ için tevazu ederse, Allahü teâlâ onun derecesini yükseltir" buyurdu
Malik bin Enes hazretleri, kendisinden nasihat isteyen zeki ve anlayışlı bir kimseye; "Allahü teâlâdan kork
Allahü teâlânın sana lutfettiği nuru günah işlemek suretiyle söndürme" buyurdu
Bir kimse gelip imam-ı Malik hazretlerinden bâtın (kalb) ilimleriyle ilgili bilgi sordu
İmam-ı Malik hazretleri bu kimsenin sualini hoş karşılamadı ve ona; "Bâtın ilmi zahir ilmini öğrendikten sonra öğrenilir
Zahiri ilimleri öğrenip onunla amel eden kimseye Allahü teâlâ bâtın ilmini açar
Bâtın ilmi ancak kalbin açık olup nurlanması ile elde edilir" buyurup, suali soran şahsa dönüp; "Sen açık ve zahir olan şeylere sarıl
Bilinmeyen yollara girmekten sakın
Bildiklerinle amel et
Bilmediklerini, anlayamadığın şeyleri bırak" buyurdu
İmam-ı Malik hazretleri devlet adamlarına gerekli nasihatte bulunur, hatalarını söylemekten çekinmezdi
Ancak hiçbir suretle kimseyi devlete karşı ayaklanmaya teşvik etmezdi
Fitne ve fesada asla razı olmazdı
Derslerinde fitne ve fesadın karşısında olduğunu her vesileyle anlattı
İmam-ı Malik hazretleri halifelerle, idarecilerle münasebetini kesmedi
Onlara vaaz ve nasihatlerde bulunup, hayır tavsiye etti
Âlimleri de halifeleri ve idarecileri doğru yolu anlatmaları için teşvik etti
Onlara buyurdu ki: "Allahü teâlânın, kalbine ilim ve fıkıh koyduğu her müslümana ve her kişiye, elinde kuvvet olan idarecilerin yanına gelip onlara hayrı tavsiye etmesi, onları kötülükten sakındırması borçtur
Çünkü onlara bu vazifenin yapılmasıyla dünyanın yüzü değişir ve faziletli bir dünya doğar
"
Talebelerinden biri ona; "İnsanlar sizin devlet adamlarıyla çok sık görüştüğünüzü söylüyorlar, size yakıştıramıyorlar" deyince, imam-ı Malik hazretleri; "Bunu bilerek yapıyorum
Çünkü bunu yapmasam layık olmayan biriyle görüşür, işleri ona danışırlar
Eğer onlarla gidip görüşmesem, bu şehirde Peygamber efendimizin sünnetlerinden işlenip, tutulan kalmaz" buyurdu
Medine-i münevveredeki Mescid-i Nebide hadis-i şerif rivayet ediyordu
Bu mecliste halife Harun-ür-Reşid de vardı
İmam-ı Malik hazretleri;
(Âlim ilmini umumdan başkasına tahsis eylese, o ilimden umum ve havas
(seçilmişler)
istifade edemez)
hadis-i şerifini rivayet etti
Harun-ür-Reşid insanlar arasında bu hadis-i şerifi yüksek sesle söyledi
Bunun üzerine hadis-i şerif okumak ve öğrenmek isteyenler, mescide koştular
Mescid tamamen doldu
İmam-ı Malik hazretleri;
(Allah için tevazu edeni, Allahü teâlâ yükseltir)
hadis-i şerifini rivayet etti
Harun-ür-Reşid oturduğu yüksek yerden indi
Hadis-i şerif dinleyen talebe ile beraber oturdu, sonra kitabı okudu
Buyururdu ki
"İnsan kendisi için hayır işlemez, kendisine iyilik yapmazsa, insanlar da ona hayır ve iyilik yapmaz
"
"Mescide giren münafıklar, kafesteki serçe kuşlarına benzer
Kafesin kapısı açılır açılmaz uçarlar, kaçarlar
"
"Kendisine hayrı olmayan kimsenin, başkasına hayrı olmaz
"
Eserleri:
"Muvatta"
adındaki hadis kitabı çok kıymetlidir
Muvatta'yı kırk senede meydana getirmiştir
Çok âlimler bunu şerh etmiştir
Bu şerhlerinin en meşhuru "el-Müdevvene" adlı eserdir
Bu kitap, hadis-i şerifleri fıkıh konularına göre içine almış olup, yazılan ilk hadis kitabıdır
Bu kitapta ayrıca imam-ı Malik'in ictihad ettiği fıkhi mevzular da bulunmaktadır
Çeşitli tarihlerde basılmıştır
Biri, Yahya bin el-Leysi'nin rivayeti; diğeri de imam-ı a'zamın talebesi Muhammed Şeybani tarafından yapılan iki rivayeti vardır
Bu eserinden başka Abdullah bin Abdülhakim Mısri tarafından rivayet edilen "Kitab-üs-sünen" adlı fıkha dair bir eseri, kadere, kazai hükümlere dair ve fetvalarını bildiren "Risale fil fetva" gibi eserleri vardır
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
imami
,
malik
İmam-ı Malik ile ilgili Benzer Konular
182 Kez Görüntülendi
İmam-ı Gazali (İmam-ı Gazali Kimdir? - İmam-ı Gazali Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
Malik Fathi (Malik Fathi Kimdir? - Malik Fathi Hakkında)
Sporcuların Biyografileri
Malik Bin Dinar (Malik Bin Dinar Kimdir? - Malik Bin Dinar Hakkında)
Biyografi & Otobiyografi
İmam Mansur (İmam Mansur Kimdir? - İmam Mansur Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
İmam Hamzat (İmam Hamzat Kimdir? - İmam Hamzat Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
22:30
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542