FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sahabeler ve Alimler
İmam-ı Şafii
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
İmam-ı Şafii ile ilgili Benzer Konular
229 Kez Görüntülendi
İmam Buhari (İmam Buhari Kimdir? - İmam Buhari Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
İmam-ı Gazali (İmam-ı Gazali Kimdir? - İmam-ı Gazali Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
İmam Mansur (İmam Mansur Kimdir? - İmam Mansur Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
İmam Hamzat (İmam Hamzat Kimdir? - İmam Hamzat Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
İmam Hamzat (İmam Hamzat Kimdir? - İmam Hamzat Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
İmam-ı Malik
|
İmam-ı Ahmed bin Hanbel
Konu Araçları
16-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
MuSTaFa_TR
İmam-ı Şafii
İmam-ı Şafii başlıklı yazı Mumsema İmam-ı Şafii Forum Alev
İmam-ı Şafii
Cennet ile müjdelenmiş olan
Ehl-i sünnet vel-cemaat
in dört büyük mezhebinden biri olan
Şafii
mezhebinin reisidir
Adı, Muhammed bin İdris’tir
Dedesinin dedesi Şafi, Kureyş kabilesinden ve eshab-ı kiramdan olduğu için, Şafii adı ile meşhur olmuştur
Şafi’in dedesinin dedesi de Haşim bin Abdi Menaf’dır
150 (m
767) senesinde Gazze’de doğdu
204 (m
820)’de Mısır’da vefat etti
Kabri, Kurafe kabristanlığında büyük bir türbe içindedir
Henüz beşikte iken babası vefat etmişti
Annesi onu iki yaşında, asıl memleketleri olan Mekke'ye getirdi
Orada büyüdü
Yedi yaşına gelince Kur'an-ı kerimi ezberledi
Bundan sonra ilim öğrenmeye başladı
Daha küçük yaşta iken Mekke'de bulunan zamanın meşhur âlimlerinin derslerine ve sohbetlerine devam etmeye başlamıştır
Kendisi, ilim öğrenmeye başladığı bu ilk günleri için şöyle demiştir: "Kur'an-ı kerimi ezberledikten sonra devamlı Mescid-i harama gidip, fıkıh ve hadis âlimlerinden pek çok istifade ettim
Fakat çok fakir idik, bir yaprak kağıt almaya bile gücümüz yoktu
Derslerimi ve öğrendiğim meseleleri yazmakta çok sıkıntı çekerdim
"
Mekke'deki bu ilk tahsilinden sonra Arapçanın inceliklerini ve edebiyatını öğrenmek için, Huzeyl kabilesinin arasına gitti
Bu hususta da şöyle demiştir:
"Ben Mekke'den çıktım
Çölde Huzeyl kabilesinin yaşayışını ve dilini öğrendim
Bu kabile, Arapların dil bakımından en fasihi idi
Onlarla birlikte gezdim, dolaştım, ok atmayı öğrendim
Mekke'ye döndüğüm zaman, bir çok rivayet ve edebiyat bilgilerine sahip olmuştum
"
Daha on yaşında iken, o zamanın en meşhur âlimi imam-ı Malik'in "Muvatta" adlı hadis kitabını, dokuz günde ezberlemiştir
Gençliğinin ilk yıllarında kendini tamamen ilme verip, Mekke'deki Süfyan bin Uyeyne, Müslim bin Halid ez-Zenci gibi fakih ve muhaddislerden ilim tahsil etti
Hadis, fıkıh, lügat ve edebiyatta çok yükseldi
Mekkeli gençler arasında, ilimde parmakla gösterilen bir dereceye ulaştı
Tahsilinde en önemli safha, imam-ı Malik hazretlerine talebe olmasıyla başlamıştır
Mekke'den Medine'ye gidip, imam-ı Malik'den ders almasını şöyle anlatmıştır:
"İlk zamanlar Mekke'de, Müslim bin Halid'den fıkıh öğrendim
O sırada Medine'de bulunan Malik bin Enes'in büyüklüğünü ve müslümanların imamı olduğunu işittim
Kalbime geldi ki onun yanına gideyim, talebesi olayım
Sonra onun meşhur eseri olan "Muvatta"nın bir nüshasını, Mekke'de birinden tekrar geri vermek üzere alıp dokuz günde ezberledim
Mekke valisine gidip, birini Medine valisine birisini de Malik bin Enes'e vermek üzere iki mektup alıp Medine'ye gittim
Medine'ye varınca, Medine valisine gidip ona ait olan mektubu verdim ve Medine valisi ile birlikte imam-ı Malik'in yanına gittik, imam-ı Malik dışarı çıktı
Uzun boylu ve gayet heybetli bir görünüşü vardı
Medine valisi, Mekke valisinin gönderdiği mektubu imama takdim etti
Mektupta "Muhammed bin İdris, annesi tarafından şerefli bir kimsedir
Ve hali şöyle şöyledir
" diye yazılı olan kısmı okuyunca "Sübhanallah! Resulullahın ilmi şöyle mi oldu ki, mektup ile yazılıp, sorulup, talep olunur" dedi
Ben de durumumu ve ilim öğrenmek istediğimi anlattım
Sözlerimi dinledikten sonra bana baktı
Adın nedir, dedi
Muhammed'dir dedim
Ey Muhammed, dedi, ileride büyük bir şânın olacak, Allahü teâlâ senin kalbine bir nur vermiştir
Onu masiyetle söndürme! Yarın birisi ile gel, sana Muvatta'yı okusun buyurdu
Ben de onu ezberledim, ezberden okurum dedim
Ertesi gün imam-ı Malik'e gelip okumaya başladım
Her ne zaman, imamı üzme korkusundan okumayı bırakmak istesem, benim güzel okumam onu hayretler içerisinde bırakır, ey genç daha oku derdi
Kısa zamanda Muvatta'yı bitirdim
"
İmam-ı Malik'in yanına geldiği zaman, yirmi yaşlarında bulunuyordu
İmam-ı Malik onu himayesine alıp, dokuz yıl müddetle ilim öğretti
İlimde yüksek bir dereceye ulaşan imam-ı Şafii Mekke'ye dönünce, oraya gelen Yemen valisi, onu Yemen'e götürüp kadılık vazifesi verdi
Beş yıl kadar bu görevi yaptıktan sonra, Bağdat’a giderek, ilmini ilerletmek için, imam-ı a'zamın talebesi olan imam-ı Muhammed'den ders almaya başladı
İmam-ı Muhammed onu kendi himayesine alıp, yazmış olduğu kitaplarını okutmak suretiyle, Irak'ta tedvin edilen fıkıh ilmini ve Irak'ta meşhur olan rivayetleri öğretti, imam-ı Muhammed ayrıca İmam-ı Şafii'nin üvey babası idi
İmam-ı Şafii onun ilminden ve kitaplarından çok istifade etmiştir
Ebu Ubeyd şöyle demiştir:
İmam-ı Şafii'den duydum, buyurdu ki, "İmam-ı Muhammed'den öğrendiğim meselelerle ve ilimle, bir deve yükü kitap yazdım
Eğer o olmasaydı ilim kapısının eşiğinde kalmıştım
Bütün insanlar ilimde, Irak âlimlerinin, Irak âlimleri de Kufe âlimlerinin çocuklarıdır
Onlar da Ebu Hanife'nin çocuklarıdır
" Yani bir babanın çocukları için lazım olan nafakayı kazanıp, çocuklarını beslemesi gibi, imam-ı a’zam Ebu Hanife hazretleri de kendinden sonrakileri böylece ilimle beslemiş ve doyurmuştur
İmam-ı Şafii, Bağdat’ta imam-ı Muhammed'den aldığı dersleri tamamlayıp, Mekke'ye döndü
Burada bir müddet inceleme ve araştırmalar yapıp, ayrıca talebelere ders verdi
Bilhassa hac mevsiminde çeşitli İslam beldelerinden gelen ilim adamları ondan ilim öğrenirlerdi
Mekke'deki bu ikameti dokuz yıl kadar sürdü
Sonra tekrar Bağdat’a gitti
Bu sırada Bağdat İslam âleminin önemli bir ilim merkezi idi
Burada bulunan âlimler, imam-ı Şafii'ye hürmet göstermiş ve ilim talebeleri onun etrafında toplanmıştır
Bağdat âlimleri dahi ondan ders almışlardır
Daha önce Mekke'de imam-ı Şafii ile görüşen ve ondan hadis dinleyen Ahmed bin Hanbel talebe olmuş, onun üstünlüğüne hayran kalmıştır
Yine imam-ı Şafii ile emsal olan Ishak bin Raheveyh ve benzerleri ondan ilim tahsil etmiştir
Herkes onun dersine koşuyor ve verdiği fetvalara hayran kalıyordu
Ders ve fetva vermekte uyguladığı usul, geniş olarak açıkladığı istinbat (kaynaklardan hüküm çıkarma) usulü olan, usul-i fıkıh ilmi idi
O buna göre açıklamalarda bulunuyordu
Güzel ve açık konuşması, ifade ve izah tarzı, münazara kuvveti ve tesir bakımından çok güçlü idi
İmam-ı Şafii Bağdat’ta bulunduğu sırada (el-Kitab-ül Bağdadiyye) adını verdiği eserini yazdı
İmam-ı Şafii'nin üstün şahsiyetine ve yüksek ilmine hayranlık duyarak, ondan ders alıp ilim öğrenen talebelerinden bir kısmı şunlardır: Ahmed bin Hanbel, İshak bin Raheveyh, ez-Zaferani, Ebu Sevr İbrahim bin Halid, Ebu İbrahim Müzeni, Rebi' bin Süleyman-ı Muradi gibi bir çok âlim
Daha sonraki asırlarda, Şafii mezhebinde yetişmiş âlimlerden meşhur olanlardan bazıları da şunlardır: Hadis âlimlerinden imam-ı Nesai, kelam (akaid) âlimlerinden Ebul-Hasen-i Eşari, imam-ı Maverdi, imam-ı Nevevi, imam-ül-Haremeyn Abdülmelik bin Abdullah, imam-ı Gazali, İbni Hacer-i Mekki
Kaffal-ı Kebir, İbni Subki, imam-ı Suyuti v
b
İmam-ı Nesai'nin (Sünen)'i meşhurdur, imam-ı Eşari, Ehl-i sünnetin itikaddaki iki imamından birisidir
Hocalarının zinciri imam-ı Şafii'ye ulaşır
İmam-ı Şafii hazretleri, ilim, zühd, marifet, zeka, hafıza ve nesep bakımlarından zamanındaki âlimlerin en üstünü idi
Onüç yaşında iken, Harem-i şerif de "Bana istediğinizi sorunuz" derdi
Onbeş yaşında iken fetva verirdi
Zamanının en büyük âlimi olan ve üçyüz bin hadis-i şerifi ezbere bilen imam-ı Ahmed bin Hanbel, ondan ders almaya gelirdi
Çok kimse imam-ı Ahmed'e, "Böyle büyük bir âlim iken, karşısında nasıl oturuyorsun?" dediklerinde, "Bizim ezberlediklerimizin manalarını o biliyor
Eğer onu görmeseydim, ilmin kapısında kalacaktım
O, dünyayı aydınlatan bir güneştir, ruhlara gıdadır" derdi
Bir kere de, "Fıkıh kapısı kapanmıştı
Allahü teâlâ, bu kapıyı, kullarına imam-ı Şafii ile tekrar açtı" dedi
Bir kere de, "İslamiyet’e, şimdi Şafii'den daha çok hizmet eden birini bilmiyorum" dedi
İmam-ı Ahmed yine buyurdu ki:
(Allahü teâlâ her yüzyılda bir âlim yaratır, benim dinimi, herkese onun ile öğretir)
hadis-i şerifinde bildirilen âlim, imam-ı Şafii'dir
Hadis-i şerifte
(Kureyş'e sövmeyiniz
Zira Kureyşli bir âlim, yeryüzünü ilimle doldurur)
buyuruldu
İslam âlimleri bu hadis-i şerif, imam-ı Şafii'nin geleceğini bildirmiştir, demişlerdir
İmam-ı Ahmed bin Hanbel'in oğlu Abdullah, babasının imam-ı Şafii'ye çok dua ettiğini görerek sebebini sorunca: "Oğlum, imam-ı Şafii'nin insanlar arasındaki yeri, gökteki güneş gibidir
O, ruhların şifasıdır" demiştir
Bir seferinde de; "Eline kalem kağıt alan herkesin imam-ı Şafii'ye şükran borcu vardır" demiştir
İmam-ı Şafii hazretlerinin rivayet ettiği hadis-i şerifler, Sahih-i Müslim'de, Sünen-i Ebi Davud, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Nesai, Sünen-i ibni Mace ve Sahih-i Buhari'nin ta'likatında yer almıştır
İmam-ı Şafii hazretleri, ikinci defa Bağdat’a gidişinden sonra, Bağdat’taki siyasi ve fikri kargaşalıklar sebebiyle Mısır'a gidip, ömrünün sonuna kadar orada kalmıştır
İmam-ı Şafii, imam-ı Malik'in ve imam-ı a'zamın talebesi imam-ı Muhammed'in derslerine devam ederek, imam-ı a'zamın ve imam-ı Malik'in ictihad yollarını öğrenip, bu iki yolu birleştirdi ve ayrı bir ictihad yolu kurdu
Kendisi çok beliğ, edip olduğundan, âyet-i kerimelerin ve hadis-i şeriflerin ifade tarzına bakıp, kuvvetli bulduğu tarafa göre hüküm verirdi, iki tarafta da kendi usulüne göre kuvvet bulamazsa, o zaman kıyas yolu ile ictihad ederdi
Böylece müslümanların ibadetlerinde ve işlerinde uyacakları bir yol göstermiştir
Onun kendi usulüne göre şer'i delillerden çıkardığı hükümlere, yani gösterdiği bu yola "Şafii Mezhebi" denildi
Ehl-i sünnet itikadında olan müslümanlardan, amellerini yani ibadet ve işlerini, bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara "Şafii" denir
Menkıbeleri ve methi:
Süfyan-ı Sevri şöyle demiştir:
"İmam-ı Şafii'nin aklı, zamanındaki insanların yarısının akılları toplamından fazladır
"
Abdullah-i Ensari buyurdu ki:
"İmam-ı Şafii'yi çok severim
Çünkü evliyalıkta hangi makama baksam, onu herkesin önünde görüyorum
"
Az yer, az uyurdu
"On altı senedir, doyasıya yemek yemedim" buyurdu
Sebebi sorulunca, "Çok yemek bedene ağırlık verir, kalbi zayıflatır, anlayışı, idraki azaltır, çok uyku getirir ve böylece insanı ibadetten alıkoyar
Kulluğun başı az yemektir" buyurdu
İmam-ı Şafii'nin siması, gayet güzel ve sevimli idi
Üstün bir zekaya ve kabiliyete sahip idi
Peygamber efendimizin sünnetine son derece riayet ederdi, ilmi, tevazusu, heybet ve vakarı ile kalblere tesir ederdi
Kur'an-ı kerim okurken dinleyenler kendinden geçerdi
Orta halli giyinirdi
Heybetli bir görünüşü vardı
O bakarken, yanındakiler su dahi içemezlerdi
Yüzüğünde, (el-bereketü fil-kana'ati) Bereket, kanaat etmektedir, yazılı idi
Harun Reşid, her sene Bizans imparatorundan vergi olarak çok para ve mal alırdı
Bir sene imparator, âlimlerle münakaşa etmek için ruhbanlar gönderdi: "Eğer bizi yenerlerse onlara vergilerimizi vermeye devam edeceğiz
Yok biz yenersek vermeyiz" dedi
Dörtyüz hıristiyan geldi
Halife, bütün âlimlerin Dicle kenarında toplanmasını emretti
İmam-ı Şafii'yi çağırarak, hıristiyan ruhbanlara sen cevap ver dedi
Herkes Dicle kenarında toplandı
İmam-ı Şafii seccadeyi omzuna alıp nehre doğru gitti
Seccadeyi nehre atıp üzerine oturdu ve, "Benimle münakaşa etmek isteyenler buraya gelsin" dedi
Bu hali gören ruhbanların hepsi müslüman oldu
Bizans imparatoru, adamlarının imam-ı Şafii'nin elinde müslüman olduğunu öğrenince; "İyi ki, o buraya gelmedi
Yoksa buradakilerin hepsi müslüman olurdu, kendi dinlerini bırakırlardı" dedi
Bir kere ders verirken, ders esnasında on defa ayağa kalktı
Sebebini sorduklarında, buyurdu ki:
"Seyyidlerden bir çocuk, kapının önünde oynuyor
Kapının önüne gelip, kendisini gördüğüm zaman, ona hürmeten ayağa kalkıyorum
Resulullahın torunu ayakta dururken oturmak reva değildir
"
Vefatı
İmam-ı Şafii hazretleri, din-i İslama hizmet uğrunda tükettiği hayatının son anlarını, Kur'an-ı kerimi dinleyerek geçirmiştir, ömrünün sonuna kadar her gün bir hatim olmak üzere, ayda otuz hatim okurdu
Ramazan-ı şerifte ise gece ve gündüz birer hatim olmak üzere, altmış hatim okurdu
Artık vefatının yaklaştığı sırada takatsiz düşmüştü, önceki gibi okuyacak durumda değildi
Fakat okuyan birinden dinlemek arzu ediyordu
O bu halde iken, talebesi Ebu Musa Yunus bin Abdül-a'la’ya okutup, huşu içinde dinliyordu
Son nefeslerini vermek üzere iken, halini sordular
"Dünyadan göçüyorum
Artık ondan ayrılıyorum
Ümit şerbetini içiyorum
Kerim olan Rabbime gidiyorum" buyurdu
Vefatı İslam âlemi için büyük bir kayıp oldu
Duyulduğu her yerde, derin üzüntü ve gözyaşları ile karşılandı
Kabri kazılırken etrafa misk kokusu yayıldı
Orada bulunanlar bu kokunun tesirinde kalıp, kendilerinden geçtiler
Kahire'de el-Mukattam dağının eteğinde Kurafe kabristanına defnedildi
Daha sonra kabri üzerine bir türbe yapılmıştır
Türbesi üzerindeki şimdiki muhteşem kubbe, Eyyubi sultanlarından el-Melikel-Kaim tarafından; 608 (m
1211) yılında yapılmıştır
Selahaddin Eyyubi tarafından da, türbesinin yanına büyük bir medrese yaptırılmıştır
Kıymetli sözlerinden ve nasihatlerinden bir kısmı şunlardır:
"Allahü teâlâyı bilen necat (kurtuluş) bulur
Dininde titizlik gösteren, kötülüklerden kurtulur
Nefsini ıslah eden saadete kavuşur
”
"Kim şu üç şeyi yaparsa imanı kâmil olur:
1- Emr-i bil-maruf yapmak, yani Allahü teâlânın emirlerini yapmak ve yaymak
2- Nehy-i anil-münker yapmak, yani Allahü teâlânın yasaklarını yapmamak ve yapılmaması için uğraşmak
3- Her işinde Allahü teâlânın dinde bildirdiği hudutlar içinde bulunmak
”
“Dünyada zahid ol, dünya malına bağlanma! Ahireti isteyici ol, onun için çalış! Her işinde Allahü teâlâyı hatırla
Böyle yaparsan, kurtulmuşlardan olursun
Ruhsat ve teviller ile uğraşan âlimden fayda gelmez
”
“İnsanları tamamen razı ve memnun etmek çok zordur
Bir kimsenin bütün insanları kendinden hoşnut etmesi mümkün değildir
Bunun için kul, daima Rabbini razı ve memnun etmeye bakmalı, ihlas sahibi olmalıdır
”
"İlmi, kibirlenmek, kendini büyük görmek için isteyenlerden hiçbiri felah bulmuş değildir
Ama ilmi tevazu için, âlimlere ve insanlara hizmet için isteyen, elbette felah bulur, kurtulur
"
"Senden daha çok malı ve parası olan kimseyi kıskanma
O malına ve parasına hasretle ölür
İbadeti ve taatı çok olan kimselere gıpta et
Yaşayanlar da sonunda ölecekleri için, onların dünyalıklarına özenmeye değmez
"
"Hiçbir kimse yoktur ki, dostu ve düşmanı olmasın
Madem ki böyledir, o halde Allahü teâlâya itaat edenlerle beraber bulun, onları sev
"
"İlim, ezber edilen şey değil, ezber edilen şeyden temin edilen faydadır
"
"Resulullahın ve Esbabının yolunda olmayanı havada uçar görsem, yine doğruluğunu kabul etmem
"
"Herkese akıllı denmez
Akıllı kimse, kendisini her türlü kötülükten koruyandır
"
"Kalbine ilahi bir nur penceresinin açılmasını isteyen şu dört şeyi yapsın:
1- Günün belli bir vaktinde yalnız kalsın ve huzura dalsın
2- Midesini pek fazla doyurmasın
3- Sefih kimselerle düşüp kalkmayı bıraksın, kötü kimselerle düşüp kalkmasın
4- İlimleriyle yalnız dünyalık arzu eden kimselere yaklaşmasın
"
“Dünyayı ve Yaradanını bir arada sevdiğini söyleyen kimse yalancıdır
”
"Hiç bir vakit yoktur ki, ilim mütalaası, hüzün ve kederi yok etmesin, ilmi mütalaa, kalbin en ince ve en gizli noktalarını harekete geçirir, insanda yüce duygular uyandırır
”
"Sadık dost, arkadaşının hüzün ve sevinçte ortağı olandır
"
"İki kişinin, darıldıktan sonra birbirinin ayıplarını ortaya çıkarması, münafıklık alametidir
"
"Haksız sözleri tasdik eden, dalkavuk ve iki yüzlüdür
"
"Sadık dost, arkadaşının ayıplarını görünce ihtar eder, ifşa etmez
"
"İbret almak istersen, hata sahibi kişilerin akıbetlerine bak da kalbini topla
"
"Dünya sevgisi ile Allah sevgisini bir arada toplarım iddiasında bulunmak, yalandır
"
"Âlimlerin güzelliği, nefslerini ıslah etmeleridir, ilmin süsü, şüpheli şeylerden sakınmak, yumuşak olup, sertlik göstermemektir
"
"Dünya işlerinde bir darlığa ve sıkıntıya düşen kimse, ibadete yönelmelidir
"
"Gururlanıp böbürlenmek, adi ve bayağı kimselerin vasfıdır
"
"Hizmet edene, hizmet edilir
"
"Dostlar ile yapılan sohbetten sevimli bir hareket yoktur
Dostların ayrılığı kadar da gam ve keder veren şey yoktur
"
"İlmi sevmeyende hayır yoktur
Böyle kimselerle dostluk ve bağlılığını kes
Çünkü, ilim kalblerin hayatı, gözlerin aydınlığıdır
"
"Sadık dost ve halis kimya az bulunur, hiç arama!"
"Bütün düşmanlıkların aslı, kötü kimseler ile dostluk etmek ve onlara iyilik yapmaktır
"
"İlim öğrenmek, nafile ibadetten üstündür
"
"Kendini bilmeyene ilim öğreten, ilmin hakkını zayi etmiş olur
Layık olandan ilmi esirgeyen de, zulmetmiş olur
"
"Resulullahtan sonra insanların en üstünü Hz
Ebu Bekir, sonra Hz
Ömer, sonra Hz
Osman, sonra Hz
Ali'dir
” (radıyallahü anhüm)
"İlim öğrenmek için üç şart vardır: Hocanın maharetli, talebenin zeki olması ve uzun zaman
"
"Kimin düşüncesi, arzusu, maksadı yemek içmek (dünya) ise; kıymeti, bağırsaklarından çıkardığı kazurat kadardır
"
"Dünyada en huzursuz kimse, kalbinde haset ve kin taşıyanlardır
"
"Başkalarını senin yanında çekiştiren, senin bulunmadığın yerde de seni çekiştirir
"
"Kanaatkâr olmak, rahatlığa kavuşturur
"
"Sırrını saklamasını bilen, işinin hakimidir
"
İmam-ı Şafii hazretlerinin divanındaki şiirlerinden bazılarının tercümesi şöyledir:
"Günlerin beraberinde getirdiği hadiseler, seni tesiri altına almasın
Sen iyi bir insan olmaya bak
Zaman içerisinde gelen musibetler ve belalardan dolayı sabırsızlık gösterme
Dünyanın bela ve musibetleri devamlı değildir
İnsanlar arasında hata ve ayıbın çok olsa bile, ahlakın; iyilik, cömertlik ve vefa (sözünde durmak) olsun, iyilik ve cömertliğin ile, hata ve ayıplarını ört
Cimriden iyilik bekleme
Çünkü Cehennemde, susuz kimseye su yoktur
Dünyanın sevinci de, kederi de, bolluğu da, darlığı da devamlı değildir
Kanaatkâr bir kalbe sahip olduğun zaman, sen ve dünyaya sahip olan kimse eşitsiniz
Ölüm, kimin yanına gelirse, artık onu ölümün elinden kurtaracak ne yer ve ne de gök vardır
Gerçi Allahü teâlânın yarattığı şu yeryüzü geniştir
Fakat, bir kere Allahü teâlânın hükmü gelince, feza bile dar gelir
Ölümün asla devası (ilacı) yoktur
"
"Başımda ağaran saçların ortaya çıkmasıyla, nefsimin ateşi sönüp gitti
Başımda beyaz saçların yanmasıyla, benim gecem oldu
(Çünkü bunlar, ölümün habercileri idi
) İhtiyarlığın habercileri yanaklarıma indikten sonra, ben nasıl rahat yaşarım, insanın ömrünün en iyi kısmı, ihtiyarlıktan öncekidir
Halbuki, gençliği yok olan bir nefs, yok olmuş demektir, insanın rengi sararıp, saçları ağardığı zaman, güzel ve tatlı günleri de, o güzellik ve tatlılığını kaybeder
Yeryüzünde büyüklenerek yürüme
Çünkü, bir müddet sonra bu yer, seni de içine çekip alacaktır
"
"Sefih ve cahil bir kimse konuşunca ona cevap verme
Sükut, ona cevap vermekten daha hayırlıdır
"
"Öğrenmenin acısını bir müddet tatmayan, hayatı boyunca cehaletin zilletini yudumlar
"
"Bütün düşmanlıkların sevgiye dönüşmesi umulur
Fakat hasetten dolayı olan düşmanlık böyle değil
"
"Allahü teâlâyı sevdiğini söylersin, halbuki, Ona isyan edersin
Böyle sevgi olmaz
Eğer sevginde samimi olsaydın, Allahü teâlâya itaat ederdin
Çünkü seven, sevdiğine itaat eder
"
"Senden görüşünü istemeyene, görüşünü verme
Çünkü böyle yaparsan, övülmediğin gibi, görüşün de o kimseye fayda vermez
"
"Müslümanların önderi imam-ı a'zam Ebu Hanife, memleketleri ve içerisinde yaşayanları, ilmiyle verdiği hükümlerle süsledi
Doğuda, batıda ve Kufe'de onun bir eşi yoktur
Allahü teâlâ ona rahmet eylesin
"
"İlim öğren, kimse âlim olarak doğmaz, ilim sahibi ile cahil bir olmaz
"
"Bir kavmin büyüğünün ilmi yoksa, herkes ona yönelip geldiği zaman o küçüktür
Kavmin makam ve mertebe sahibi olmayan ve ilim sahibi olan küçüğü, ilmi meclislerde kavmin büyüğüdür
"
"Sana gelene sen de git
Sana kötülük ve eziyet edene sen eziyet etme
"
"Ey insan, dilini muhafaza et, seni sokmasın
Çünkü o, büyük bir yılandır
Kabirlerde, kahraman ve cesur kimselerin bile kendileriyle karşılaşmaktan çekinip, dilinin kurbanı giden nice kimseler vardır
"
"Hakkı doğruyu kim söylerse söylesin kabul ediniz
"
Eserleri:
Ömrünü ilim öğrenmek, öğretmek ve eser yazmak suretiyle, İslamiyet’e hizmet yoluna sarf eden
imam-ı Şafii hazretlerinin pek çok kıymetli eseri vardır
Bazıları şunlardır:
1) El-Ümm:
Fıkıh ilmine dair olup, imam-ı Şafii’nin ictihad ederek bildirdiği meseleleri ihtiva eden bir eseridir
Yedi cilt olarak basılmıştır
2) Kitab-üs-Sünen vel-Müsned:
Hadis ilmine dairdir
3) Er-Risale fil-Usul:
Usul-i fıkha dairdir
Usul-i fıkhın kitap halinde yazıldığı ilk eserdir
4) El-Mebsut
5) Ahkam-ül-Kur’an
6) İhtilaf-ül-Hadis
7) Müsned-üş-Şafii
8) El-Mevâris
9) El-Emali el-Kübra
10) El-Emali es-Sagir
11) Edeb-ül-Kadi
12) Fedail-i Kureyş
13) El-Eşribe
14) Es-Sebku ve’r-Remyü
15) İsbat-ün-Nübüvve ve Reddi alel-Berahime
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
imami
,
safii
İmam-ı Şafii ile ilgili Benzer Konular
229 Kez Görüntülendi
İmam Buhari (İmam Buhari Kimdir? - İmam Buhari Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
İmam-ı Gazali (İmam-ı Gazali Kimdir? - İmam-ı Gazali Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
İmam Mansur (İmam Mansur Kimdir? - İmam Mansur Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
İmam Hamzat (İmam Hamzat Kimdir? - İmam Hamzat Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
İmam Hamzat (İmam Hamzat Kimdir? - İmam Hamzat Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
23:02
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545