Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Sahabeler ve Alimler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Takvâ Ehlini Reislerinden: HÂRİS EL-MUHÂSİBÎ ile ilgili Benzer Konular
372 Kez Görüntülendi

İslam’ın öngördüğü bir örtünme şekli var mı? Örtünmenin gayesi nedir? Takva elbisesi ne demektir? Bu Sorular ve Cevaplar
Öğüt, Takva, Hayır, Murakabe Sünnet & Hadis
Takva ‘European Discovery’e aday gösterildi Magazin Haberleri
Takva için Oruç Oruç

MÜFESSİR ÂLÛSÎ | 21.yüzyılda MUS'AB olmak...
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-09-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart Takvâ Ehlini Reislerinden: HÂRİS EL-MUHÂSİBÎ



Takvâ Ehlini Reislerinden: HÂRİS EL-MUHÂSİBÎ başlıklı yazı Mumsema Takvâ Ehlini Reislerinden: HÂRİS EL-MUHÂSİBÎ Forum Alev


Bu yazımızda, yüzyıllar önce yaşamış, ancak fikir ve düşünceleri günümüzde de, İslâm’ın, özellikle derunî boyutunun, en güzel yorumlarından biri olara k kabul edilen Muhâsibî’nin hayatından söz ettikten sonra, meşhur bir eserinden kısa bir alıntı yapmak istiyoruz Onu ve fikirlerini daha iyi tanımak için elbette eserlerine ve hakkında yapılmış olan çalışmalara müracaat etmek gerekir

Muhâsibî’nin tam adı, Ebu Abdullah Hâris b Esed el-Basrî’dir Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte kaynaklar tahminen, 165/871 tarihinde Basra’da dünyaya geldiğini kaydetmişlerdir1

Çocukluğunu Basra’da geçiren Muhâsibî, ortamın fikrî ve kültürel birikiminden bir süre yararlandıktan sonra, devrin en önemli ilim merkezi olan Bağdat’a göçmüştür Zengin bir ailenin çocuğuydu, ancak babasının bıraktığı külliyetli miktardaki mirası, babasının kaderî fikirlerinden ötürü almayınca2 geri kalan ömrünü fakir bir şekilde geçirdi Muhâsibî’nin bu tavrı, onun zühd ve verâ’ının en güzel işaretlerinden sayılmıştır Zira o, babasından miras bile olsa, şüpheli olanı kabul etmemiştir Bu olaydan, ilim ehli bir ailede büyüdüğünü anlamak da mümkündür Çünkü babasının sıradan bir insan olmayıp, kaderî fikirleri kabullenip savunacak derecede bilgili olduğu anlaşılmaktadır

Muhâsibî’nin, gençliğinde zâhirî ilimleri tahsil ettiğini ve bu ilimlerde ileri seviyelere çıktığını, tabakât kitaplarının, onun hakkındaki şu ifadelerinden anlıyoruz: Zâhirî ilimlerle bâtınî ilimleri cem’ eden3, tasavvuf, hadîs ve kelâmda imam4, bilhassa hadîste fevkalade mahir5, bir kimseydi Bu seviyede âlim ve otuza yakını günümüze kadar ulaşan, iki yüzü aşkın eserine rağmen Muhâsibî’den çok söz edilmemiştir Nitekim hayatı hakkında bilinenler, yani tarih ve tabakât kitaplarına geçen malumat, birkaç paragrafı geçmemektedir Bunun sebebini müellifimizin yaşadığı ortamda arayanlar olmuştur Çünkü Muhâsibî, biri Ahmed b Hanbel’in başını çektiği ve Ehlü’l-Hadîs olarak bilinen düşünce, diğeri de, Vasıl b Ata’nın temellerini attığı Mü’tezile olmak üzere, zıt iki fikir cereyanının hükümferma olduğu bir ortamda yaşadı Bu dönemde Mu’tezile, devlet desteği görmekte ve fikirlerini zora başvurarak yaymaktaydı Muhâsibî, hadîsçilere yakın ve onlarla aynı düşünceleri paylaşıyordu Ancak, Ahmed b Hanbel onun kelâmî meselelere dalıp, bu konuda bir takım düşünceler ileri sürmesinden hoşlanmamıştı Gerekçe de, Muhâsibî’nin Mu’tezile’ye reddiye yazarken, onların fikirlerine uzun uzadıya yer vermesi, böylece bid’atçı fikirlerin ümmet arasında yayılmasına sebep olması şeklinde açıklanıyordu Nitekim Ahmed İbn Hanbel’le aralarına soğukluğun girmesinin ve inziva hayatı yaşamasının sebeplerinden birinin bu olduğu kaydedilmektedir6

Ancak Muhâsibî’nin, tabir yerinde ise, kenarda kalmasının sebebi sadece bu olmamalıdır Onun yaşadığı asır, hadîslerin rivayet, hıfz, yazma, toplama ve tasnifiyle uğraşılan ve bu iş için meşakkatli yolculuklar yapılan; aynı zamanda bid’at ve uydurma hadîs tehlikesine karşı, şahısların ve sözlerinin çok ince tenkitlerden geçtiği bir dönemdir Bu muhaddis ve râvîler, kendi metotlarından ayrılan ve fıkıh olsun, vaaz olsun veya kelâm olsun, hadîs dışındaki bütün ilimleri ve metotları şiddetle tenkit ederek bid’at damgasını vurmaktaydılar Sünnetin korunması gayesiyle, nassların zâhirine önem veriliyor, hangi sebeple olursa olsun, değerlendirmeler hoş karşılanmıyordu Kısacası ilim, araştırma ve iyice anlama (fıkıh) değil; hadîs, onun senedi ve metninden ibaretti Hadîs üzerinde fikir yürütmek, onun sınırlarını aşardı Ehl-i hadîs, bir âlimin herhangi bir konuda araştırma ve içtihada dayalı bir şey söylediğini veya bir kelâmcının, Allah’ın sıfatlarından birinde bir görüş serdettiğini ya da bir nasihatçinin nefsin hallerinden birini şerh ve izah ettiğini gördüklerinde, hamiyet ve öfkeleri kabarıyor, yaptığına kızıyor ve tenkit ediyorlardı Cerh ve ta’dil kitaplarında bu tür olaylar az değildir7

Selefî8 bakış açısı olarak bilinen bu yaklaşımı Muhâsibî az buçuk aşmak isteyince, şimşekleri üzerine çekti Çünkü o, nefsin halleri, tezkiyesi ve ayıplarının açıklanması konusunda, çok erken devirlerde söz söyleme ve kitap te’lif etmeye başlamıştı Bu konuların, sadece nasların zahirini değil, tefekkürü bile aşarak, çok ince bir iç gözleme ve daha sonraki dönemlerde çokça sözü edildiği gibi, ilhama ihtiyacı bulunmaktadır Bu türden bir yaklaşımın selefî bakış açısıyla hoş karşılanmasını beklememek gerekir

Diğer taraftan Muhâsibî, ‘her zahidin zühdü, marifeti; ma’rifeti aklı, aklı da imanının kuvveti ölçüsündedir’10 der ve kalb, akıl ve amel bütünlüğünü vurgulardı Tasavvufî tavrına rağmen, aklî yaklaşımı terk etmemiş, hatta aklın kullanılmasını savunmuş ve özellikle Mu’tezile ile olan tartışmalarında, onların akılcı metodunu kullanmıştır Bu da hadîsçilerin tepkisine sebep olan hususlardan biri olarak sayılmıştır

İmam Ahmed b Hanbel ve hadîsçilerin bu tavrından olsa gerek, Muhâsibî 243/867 yılında Bağdat’ta vefat ettiğinde cenazesine, beklenenden çok az kimse katılmıştı10

Muhâsibî’nin, Gazalî’nin Münkiz’ine bir prototip oluşturmuş olan Vesâyâ adlı eseri, kısmen de olsa, hayatının seyrini değiştiren fikrî olayları konu edinir Onu etkileyen en önemli şey, ümmetin, her biri kurtuluşun kendi tekellerinde olduğunu iddia eden çok sayıdaki fırka ve alt fırkalara bölünmüş olmasıydı Hayatının büyük bölümünü bu fırkalar arasında sırat-ı müstakimi aramakla geçirdi Hakikati bilme ve yaşama iddiasındaki her türlü insanla görüştü, fakat hiç birinden tatmin olamadı Birçokları, dünyevî makamlar ve menfaatlerle bu işi yapıyorlardı

Muhâsibî bu durumu şöyle anlatıyor: “Ben derinliğine tefekkür edip, uzun uzun düşünerek, hidayete ulaştıracak bilgi aradım Daha sonra Allah’ın Kitabı, Resûlü’nün sünneti ve mü’minlerin icmaından anladım ki, haris olmak insanı körleştirir ve böylece onu hak yolu aramaktan engeller, neticede de bâtıla düşürür”11 Bu düşünce onu, kendisine muhâsibî adını vermeye sebep olan muhâsebe yapmaya ve riyâzetle birlikte ahlâkî dönüşüme sevk etti Gördü ki, hak ve kurtuluşa götüren yol Allah korkusundan (havf), O’nun emirlerine tabi olmaktan, O’na tam ihlâsla ibadet etmekten ve Resulünün sünnetine tabi olmaktan geçer12

Eserleri

Muhâsibî, İslâmî konularda yoğun bir te’lif döneminin başladığı asırda yaşamıştır Hayatını anlatırken kısaca değindiğimiz gibi, bazı saiklerden ötürü, biraz kenarda durması onu çok eser vermeye sevk eden sebeplerden biri olmalıdır Yetmiş beş seneyi aşkın ömrünü verimli bir şekilde değerlendiren müellifimiz, hepsinin adı ve muhtevası bilinmese bile, iki yüz civarında esere imza atmıştır Hadîs, tefsir, kelâm ve tasavvufta imam, fıkıhta ise önemli bir yere sahip olan Muhâsibî, en çok tasavvuf konusunda yazmış ve bu arada kelâm ve hadîsle ilgili bir çok konuya da temas eden eserler vermiştir Er-Ri’aye Li Hukûkillah bilinen en meşhur ve en hacimli eseridir13

Muhâsibî’nin Tesirleri

Muhâsibî’nin birçok eserinin günümüze ulaşmış olması, onun yaşadığı asırdan itibaren büyük tesirler bırakan, kabul gören ve sevilen bir kimse olduğunu gösterir

Tasavvuf klasikleri olarak meşhur olan eserlerin hemen tamamında Muhâsibî’nin tesiri açık bir şekilde görülmektedir Kuşeyrî ve Hucvirî gibi eserlerinde tasavvuf ricalini de inceleyen müellifler, bu bölümlerde Muhâsibî’ye yer ayırdıkları gibi, tasavvufla ilgili konuları incelerken de ondan sık sık söz eder ve alıntılar yaparlar

Meselâ, Serrac (378/988), vera’, sûfîlerin ilme uyma konusundaki âdâbı, sema’, sıdk, ihlas, kerem ve itibar; Kelâbâzî (380/990), Allah’ın kelâm sıfatı, şükür, vera’ ve mücahede; Kuşeyrî (465/1072), vera’, tevekkül, sıdk, fütüvvet, huluk, muhabbet ve sema’; Hucvirî (470/1077), fakr, rızâ, hal, keramet, gaybet-huzur, iman, muhabbet ve sohbet adâbı; Sühreverdi (632/1234), kendini tanıma, vera’ ve rızâ konularını işlerken Muhâsibî’den alıntılar yapmışlardır

Üzerinde Muhâsibî’nin etkisinin en bariz bir şekilde görüldüğü kişi ise Gazalî (505/1111)’dir Meselâ, Zahid el-Kevserî, Muhâsibî’nin Gazalî üzerinde etkisinin büyük olduğunu ve er-Ri’aye’sini tamamıyla İhya içine yerleştirdiğini söyler14

Münavî de şunları söyler: “et-Temimî anlatıyor: Muhâsibî, fıkıhta, tasavvufta, hadîste, kelâmda ve daha başka hususlarda Müslümanların imamıydı Sayıları iki yüze varan derli toplu ve faydalı eseri vardır er-Riâye adlı esri, bu konuda sayıları çok olan yazarlar için temel teşkil etmiştir İhya’da şöyle denilmektedir: Muhâsibî, muamelat ilminde ümmetin en hayırlısı idi Nefsin ayıplarını, emellerini, afetlerini ve ibadetlerin hakikatlerini araştırmada o, herkese öncülük etmiştir”15

Daha önce de belirtildiği gibi Gazalî, Muhâsibî ile Ahmed b Hanbel arasında cereyan eden tartışmayı el-Münkiz adlı eserine almış ve Muhâsibî’nin haklılığını gösteren cümleler serdetmiştir16 Muhâsibî hakkında doktora çalışması yapan Abdulhalim Mahmud daha da ileri giderek, kendisinden çok sonra gelmesine rağmen Gazalî’nin, onun bir talebesi gibi kendisinden etkilendiğini ifade eder17

Seyyidu’t-taife olarak bilinen Cüneyd-i Bağdadî (297/909)’nin adeta Muhâsibî’nin elinde şekillendiği ve meşhur Bağdat Tasavvuf Ekolü’nün en önemli şahıslarından, hatta kurucularından sayıldığı hesaba katılınca, onun genel tasavvuf anlayışına ne denli etkili olduğu daha iyi anlaşılır kanaatindeyiz

Muhâsibî’den Tavsiyeler

Yazımızın bu kısmında, Muhasibi’nin meşhur eseri Risaletu’l-Müsterşidîn’den, kısaltarak bir alıntıda bulunmak istiyoruz O şöyle diyor:

“Bil ki, Allah’ın kitabı şunları âmirdir:

a Emir, nehiy, havf ve recâ şeklindeki muhkemleri ile amel etmek,

b Müteşabihine iman etmek,

c Emsal ve kıssalarından da ibret almak…

Bunları yaparsan cehalet karanlığından ilim aydınlığına; şüphe işkencesinden yakîn ferahlığına çıkarsın Rabbimiz konuyla ilgili şöyle buyuruyor: “Allah iman edenlerin yardımcısıdır (velisidir), onları karanlıktan aydınlığa çıkarır” (Bakara, 2/257)

Bu konuyu, Allah’ın kendilerine üstün bir anlayış (el-Aklu minellah) verdiği kişiler fark eder ve ona rağbet ederler… O kişilerden olmak için,

1 Niyetini sağlam tut ve iradenin (yönünü) iyi bil Zira ücret (ceza ve mükâfat) niyete göre verilir Efendimiz (sas) şöyle buyuruyor: “Ameller niyete göredir ve herkese ancak niyet ettiği vardır…”18

2 Takvâya sarıl Zira “Müslüman, bütün insanların, elinden ve dilinden selamette olduğu kişi; Mü’min de, bütün insanların, her türlü kötülüğünden emin olduğu kişidir”19

3 Her hatırda nefsini hesaba çek ve her nefes alışta Allah’ı (Allah’ın koyduğu sınırları) gözet Hz Ömer (ra) şöyle diyor: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin, tartıya çıkmadan önce kendinizi tartın, büyük buluşmaya hazırlanın ki o gün hiçbir gizliniz-saklınız kalmaz

4 Dinin konusunda Allah’tan kork (havf), her konuda O’ndan ümit (recâ) içinde ol ve başına gelenler konusunda sabırlı ol Hz Ali (ra) şöyle der: “Sadece günahlarından kork, sadece Rabbinden ümitli ol…”

5 Bil ki, dinde (imanda) sabır, cesette kafa gibidir Baş kesildiğinde beden, yok hükmüne geçer Şahsına yönelik söylenen nahoş ve kızdırıcı bir söz duyduğun zaman affet, görmezlikten gel Bu tavır, herkesin yapamayacağı önemli işlerdendir Hz Ömer (ra) şöyle diyor: “Allah’tan havf içinde olan sinirlerine hâkim olur Takvâ ehli olan ise her istediğini yapmayandır Eğer kıyamet (hesap günü) olmasaydı durum şu andaki gibi olmazdı

6 Yöneliş ve ilgilerine dikkat et Başkasının kusurlarından çok kendi eksikliklerinle uğraş Şöyle denilmiştir: “Benzerleri kendisinde olmasına rağmen başkasındaki kusurları gören veya aynısını yaptığı halde bir hatadan ötürü başkasını tenkit eden ve arkadaşını kıran ya da kendisini ilgilendirmeyen şeyi söyleyen kişiye bu yaptığı (günah olarak) yeter

7 Tedbiri terk ederek (yani sadece aklına dayanmayarak), aklını Allah için kullan, kudretini kullanmada O’na dayan… Hz Ali (ra) şöyle der: “Ey insanoğlu! Zenginlikle sevinme, fakirlikten ötürü ümitsizliğe düşme; başa gelen bela ve imtihanlara üzülme, rahatlığa da sevinme Zira altın ateşle tecrübe edildiği gibi salih kullar da sıkıntı ve imtihanlarla denenirler Arzularına gem vurmadan isteklerine ulaşamazsın Umduklarına ancak nefsin hoşlanmadığı şeylere sabretmekle ulaşabilirsin Gayretini sana farz kılınan şeyleri yerine getirmek için kullan

8 Allah’ın senin hakkında irade buyurduğu şeye razı ol (…) Bil ki, hayrı ile şerri ile kadere iman etmedikçe imanın tadına varamazsın

9 Her zaman hakkı, doğruyu işle O zaman Allah senin nurunu ve basiretini arttırır Sakın hakkı emredip yapmayanlardan olmayasın Böyle davranan karşı tarafın günahına ortak olur, Rabbinin azabına duçar kalır

10 Dostların ve arkadaşların sadece akıllı ve takva sahibi kişiler olsun; sadece basiret sahibi âlimlerle otur

11 Hakka karşı mütevazı ol ve boyun eğ Sürekli Allah’ı zikret ki, O’na yakınlık elde edesin

12 Allah için mü’minlere nasihatte bulun ve işlerini haşyet içinde onlarla istişare et Nitekim Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Allah’tan haşyet içinde olan ancak âlimlerdir” Bil ki sana nasihat eden seni sevendir, müdahene eden ise seni aldatandır Nasihatini kabul etmeyen kardeşin değildir Hz Ömer (ra) şöyle diyor: “Nasihat etmeyen ve nasihat edenleri sevmeyen kavimde hayır yoktur

13 Her yerde doğruyu tercih et, böylece büyük bir ganimet elde etmiş olursun; fuzûlî şeylerden de uzak dur ki başın selamette kalsın Zira doğruluk iyiliğe, iyilik de Rabbin rızasına götürdüğü gibi, yalan günaha, günah da Rabbin azabına götürür

14 İhsanla davrandığında mükâfatlandırılacağını, kötülüklerinden ötürü de cezalandırılacağını bilen adamın yaptığı gibi davran, şükrünü devamlı kıl, emelini kısa tut, kabirleri düşünceli bir şekilde ziyaret et ve kalbinle haşir meydanını dolaş

15 Ey dost! Kur’ân ve din konusunda tartışmaktan sakın

16 Edepten hiç ayrılma Heva-i nefse uymaktan ve öfkeden uzak dur Uyanıklığa sebep olacak işler yap Yumuşaklığı (rıfk) adet, teenniyi arkadaş, selameti sığınak ve boş zamanı da ganimet bil Dünya bineğin, ahiret varılacak menzilin olsun20

 

P.Alemdar is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Saat 00:21.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545