Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Mumsema.NET >
Youtube - Diziler - Sinema - Müzik
> Müzik Köşesi > Sanatçı Tanıtımları

Forum Kuralları Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Grup Yorum ile ilgili Benzer Konular
368 Kez Görüntülendi

Grup Yorum (Grup Yorum Kimdir? - Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Grup Yorum Şarkı Sözleri Türkçe Şarkı Sözleri
Uğurlama - Grup Yorum Türkçe Şarkı Sözleri
Grup Yorum Çav Bella Türkçe Müzik Videoları
Grup Yorum Şarkı Sözleri Türkçe Şarkı Sözleri

Rupert Clarke | Rahmi Saltuk
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 23-03-2007   #1
Profil Bilgileri
Thumbs up Grup Yorum

Grup Yorum başlıklı yazı Mumsema Grup Yorum Forum Alev






Biz Kimiz?12 Eylül darbesi, geçici olarak burjuvazinin krizine derman olurken, devrimciler başta olmak üzere halka karşı büyük bir terör hareketi de başlattı Cunta, kendi şablonlarına uymayan kişi ve kurumları, fiziksel olarak ya yok ediyor ya da rehabilitasyon için hapishanelere dolduruyordu

Aynı günlerde, halkı savunmak için en önde mücadele etmesi gereken sol hareketlerin büyük bir bölümü; yenilginin ve teslimiyetin teorilerini yapıyor, bir kısmı da yurtdışına çıkmayı tercih ediyordu

Ülke suskundu Yüreğiyle, kopmaz bir bağla devrime bağlananlar ise dağlarda, hapishanelerde ölüyor, cuntaya teslim olmuyordu Çıkan tek ses, dört duvar ardında ölüme direnenlerin sesiydi

Darbenin etkisi sadece fiziksel olarak yaşanmıyordu Cunta, halkın değerlerine ve yaşam biçimine de el atmıştı Yepyeni bir kuşak, yepyeni bir kültürle ve ahlakla yetişiyordu: Düşünmeyen, üretmeyen, korkan, sinen bir kuşak Kültürel ve sanatsal faaliyetlerde yapılacak olan müdahaleler, cuntanın hazırladığı yeni şekillenme dönemi için önemli bir silahtı Cunta, bu alanı da tepeden tırnağa restore etmek için kolları sıvamıştı Önce okullardan başladılar, ardından sanatçı ve aydınlara sıra geldi Kimini tutukluyor, kimine gözdağı veriyor, korkutuyordu Bu dönemde aydınlar ve sanatçılar tarafsızlaşıp yanıbaşında olup bitene seyirci kalmaya başladı Kısa süre içerisinde de dönen çarkın bir parçası oldular Söylenene bakılırsa pekçoğu hala "demokrat"tı

Kısacası, halk, kendi kültürüne sanatına yabancılaştırılıyor, emperyalizmin yoz değerleriyle, sanatıyla, medyanın da yardımıyla vurdumduymaz, umursamaz bir kitleye dönüşüyordu

Hep böyle süremezdi Birileri bu gidişe "dur" diyecekti Belki, belki küçük bir ses olacaktı ama büyüyeceği kesindi Hapishanelerden yükselen direniş çağrısını önce analar aldı Çağrı yayıldı Artık yol açılmıştı

Grup Yorum, işte böyle bir dönem yaşanırken kuruldu "Eylül karanlığında ışık, suskunluğa ses olmak istedik Kendimizi ifade biçimiydi müzik Kardeşliğin, eşitliğin, paylaşmanın düşüyle düştük bir uzun yürüyüşe Sevgi bizimle, umut bizimleydi Sömürüsüz ve özgür günlerin özlemi bizimle" Çıkışımız bir bakıma 12 Eylül'e bir tepki niteliğindeydi ama orada kalamazdık, kalmadık da Zaten durağan hiçbirşeyin yaşama hakkı yoktur Gelişim kaçınılmazdır Gelişim sancılar yaratsa da gelişmeyen yok olur, ölür

Gelişmeli kökleşmeliydik Her alanda, her yerde Düzenin karşısına halkın demokratik kültürünü ve sosyalist tarihsel birikimini, kuramlarını dayanak alarak yeni bir müzik, yeni bir tarz yaratmayı amaçladık Üretimlerimizin, halkı içinde bulunduğu dönemin karamsarlığından kurtarıp, onlara mücadele bilinci taşımasını istedik Statükoları ve kalıpları yıkmayı amaçladık Ticari kaygılardan uzak olmalıydık Özellikle o dönemde yaşanan arabesk furyası, zaten çeşitli sıkıntılarla savrulan insanlarımıza kaderine mahkum olmayı öğütlüyordu Biz, oturduğu yerden kaldıran, silken, coşku veren, motive eden şarkıların üreticisi olmayı hedefledik Geçen bunca zaman içerisinde bunu başardık diyebiliriz

Ekmekten aşka ve kavgaya kadar halkımızın bütün sorunlarını müziğimize katmaya çalıştık Düzen, bireyciliği dayattıkça biz kolektivizmi ve paylaşmanın erdemini savunduk Bugüne kadar yüceltilen burjuva sanatçı kişiliğine darbeler vurduk İşe doğal olarak kendimizden başladık İsimleri, kişileri değil Grup Yorum'u öne çıkardık Kendi alanımızın koşullarını yorumlayarak populizm, elitizm türünden her türlü sapmaya tavır aldık

Egemenlerin bizden çaldığı tarihsel mirasımızın peşine düştük Onların ışığında yeniyi yaratmaya yöneldik Hep bizim olan ama hep gelişen türkülerin sevdasını güttük ama kuşkusuz bunu tek başına bir "müzik grubu" olarak yapsaydık bugüne kadar yaşadığımız baskıların zerresini yaşamazdık Yada ilk zorlukta parçalara ayrılırdık Biz bu görevi devrimci mücadelenin bir alan faaliyeti olarak kavradık Müziğimizi sınıfsal olarak ele alıp, onu, ezilen sınıfların mücadelesine sunduk

İşte Grup Yorum'un düzen açısından tehlikesi bundandır Sözümüzle, tek tek her notamızla ezilenleri devrime çağırdık Yani uyuyan devi uyandırma aşamasında tartışılmaz bir pay sahibi olduk "Tehlikeli" oluşumuz bundandır Düşüncelerimizin, söylediklerimizin ardında durduk

Kültür ve sanat sınıfsal bakış açısı ile değerlendirilmelidir Bütün kültürel-sanatsal değerler bir sınıfın damgasını taşır, ait olduğu sınıfın yararınadır Tıpkı ekonomi gibi, devlet, hukuk gibi rehberi siyaset olan sanat da sınıfsal bir şekillenme içinde yerini alır, belli bir sınıfın duygu ve düşüncelerini yansıtır Yani ezen sınıfa yada ezilen sınıfa hizmet eder Biz zor olanı seçtik Ezilenlerden yana olduk

Elbette sosyalist öğretiye benimsemek, halkın çıkarlarını savunmak, sanatı devrimci bir araç olarak kullanabilmek için yeterli sayılmaz Muhakkak ki sosyalist ögretiyi benimsemek ve halkin çikarlarini savunmak, sanati devrimci bir araç olarak kullanabilmek için yeterli sayilamaz Emekçi yığınların arasından çıkarak toplumsal gelişme dinamikleri içinde yeralabilenler devrim için sanat yapabilirler

Kurulduğumuzdan bu yana tavizsiz, ilkeli bir şekilde sanatsal faaliyetlerimize devam ediyoruz Yeniyi yaratma çabası içerisindeyken de hem sanatsal, hem eylemsel bir çok ilke imza attık İlk olmanın, karşı koymanın bedelleri vardır Bunu biliyorduk ve ilk olmanın bedellerini ödedik, ödemeye devam ediyoruz Yaşadığımız her günün bedeli fazlasıyla ödenmiştir

İlk tutukluluğumuz 1988 yılında, bir konserde söylediğimiz Kürtçe türküden dolayı yaşadık Bu türkü, 12 Eylül sonrasında söylenen ilk Kürtçe türküydü Bugün bizi eleştirenler önce bunu öğrenmelidir O kapıyı da biz açtık

Sonra Mersin Bütün Yorumcular tutsak düştü ama dışarıda Grup Yorum konserlerine devam etti Kaç kere gözaltına alındık, kaç kez tutsak düştük, kaç kez işkence gördük artık biz de sayısını bilmiyoruz Nasıl böyle direndiğimiz merak ediliyor? Ektiğimiz fideler tuttuğu için "Türküler Susmaz Halaylar Sürer" sloganının anlamı da budur

Hak arama mücadelesinin içinde yer aldığımızı hep söyledik Bunun için işçilerin memurların, öğrencilerin ve gecekondu halkının hep yanında olduk Onlarla birlikte direndik Kendi hakkımız için de direndik Çalışmalarımızı başından bu yana sürdürdüğümüz Ortaköy Kültür Merkezi'nin kapatılması, çalışmalarımızın engellenmesi ve konserlerimizin yasaklanmasını protesto etmekk için 1995 yılında CHP İstanbul İl Merkezi'ni işgal ettik Yalnız ülkemizde değil, dünyada bir ilktir bu eylem Grup Yorum, sadece şarkılarıyla değil, herşeyiyle hesap soracak bir yüreğe sahiptir

Kar Makinası yol açıyor

Zaman içerisinde açtığımız yolda yeni gruplar oluştu Şu anda bu grupların bir kısmı fiilen çalışmalarını sürdürmüyor olsa da bizimdir, kolektivizmimizin içerisindedir Ankara'ra da Grup Ekin, İstanbul'da Özgürlük Türküsü, Diyarbakır'da Koma Berfin, İzmir'de Günışığı, Adana'da Nisan Güneşi, Samsun'da Karadeniz bunlardan birkaçıdır Yenileri de çıkacaktır

Grup Yorum yol açmaya devam ediyor Üreterek, albüm yaparak, ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde konserler vererek, haklar ve özgürlükler mücadelesinin içerisinde kimi zaman şarkı söyleyerek, kimi zaman pankart taşıyarak yolumuza devam ediyoruz Bunların yanısıra devrimci sanatçı tavrımızla örnek olmaya yol göstermeye devam ediyoruz Demokratik kitle örgütlerinin, derneklerin etkinliklerine katkı sağlamak, dayanışma gecelerine katılmak, devrimci sanatçı duyarlılığımızla olmamız gereken yeri bilerek devam ediyoruz

Bütün bu saydıklarımız bizi, susturulması emredilen, tehlikeli görülen müzisyenlerin yeraldığı MGK listelerinde birinci sıraya koydu Onur duyuyoruz Baskının olduğu yerde en meşru olanı, direnmeyi seçtik ve baskı sahipleri tarafından hedef gösteriliyoruz Bundan daha zorlu ve onurlu birşey olabilir mi?

Yıllarca çalışmalarımızı engellemek, bizi susturmak için herşeyi denediler Tutsak düştük, işkence gördük, yasaklandık, sınırdışı edildik Hiçbiri ama hiçbiri tutmuyor, tutmayacak Hiçbir karar bizi yolumuzdan döndüremez Shakespeare, "bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür" diyordu Yasaları yapanlar, Grup Yorum adını duyduklarında "izin vermeyin, gözaltına alın, işkence yapın, tutuklayın" diyor Bize güvenenleri, bizlerle yola çıkanların güvenini boşa çıkartmayacağız Bize inananları utandırmayacağız Kazanana dek inandıklarımızdan zerrece taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz

GRUP YORUM20040525

1900'den 2000'e Müziğin SerüveniGeçtiğimiz yüzyıl müzikal olarak değişimin hızlı yaşandığı bir yüzyıl oldu Teknolojik gelişim bir yandan müziğe etkisini gösterirken bir diğer yandan da toplumsal olaylar müziğin şekillenişini belirliyordu

Ülkemizde ve dünyada yaşanan ulusak bağımsızlık savaşlarından 1 ve 2 emperyalist paylaşım savaşları’na Sovyetler Birliği’yle başlayan ve dünyanın birçok ülkesine yayılan sosyalist devrimlerden, emperyalizme karşı yükseltilen mücadelenin yaygınlaşmasına, faşizmin kitlesel katliamlarından sanayinin gelişmesine kadar dünyanın çehresini değiştiren ona yeni bir sima getiren olayların müziğe etkisi incelemeye değerdir Gerek teknik gerekse içerik olarak bu olaylardan etkilenen müziğin seyri de, alabildiğine hızlı olmuştur Bu değişimi takip etmek ise oldukça güçtür Kuşkusuz ele alınacak her konu üzerine sayfalar dolusu yazmak mümkündür Her biri ayrı ayrı incelemeye değerdir Ancak her şeye karşın genel hatlarıyla da olsa ülkemizde ve dünyada müzikal akımlara, öne çıkan yönlerine bir bakalım Dünyada ve Türkiye’de müzikal değişimler, gelişlimler, beğeniler, moda olan akımlar, hatta son dönemin tabiriyle “hit” olanları hafızamızda tekrar tazeleyelim

OSMANLI CAN ÇEKİŞİYOR

Osmanlı’nın son dönemleri güçsüz, zayıf olduğu yıllardır Çözümsüz sorunlar dağlar kadardır Ardı ardına patlayan ulusal bağımsızlık savaşları, Balkanlar’da yaşayan halkların bağımsızlıklarını kazanmasıyla son bulur Böyle bir dönemden daha da yıpranmış olarak çıkan Osmanlı, çözümsüzlüğün içine daha da girer

Bu bataktan kurtulmak için çözüm yollarını arayan dönemin aydınları kurtuluşu batıya açılmakta aramaktadırlar

Özellikle Tanzimat’ın ilanı olan 1839’dan sonra daha çok Fransız kültürü ve dilinin etkisinde kalınması yeni bir yaşam şekli yaratmayı getirir Artık en gözde dil Fransızca’dır Yaygın olarak edebiyatta etkisini gösteren Fransızca, şarkılarla da, o günlerin Osmanlı’sına taşınmaktadır Ancak bu değişim tüm Osmanlı toprakları içinde geçerli değildir Osmanlı’nın genel yapısında olan İstanbul ve Anadolu ayrımı kültürel ve yaşam biçimiyle de ciddi farklılıklar göstermektedir Adeta, İstanbul surları içinde, ayrı bir dünyada yer almaktadır Anadolu ile var olan kültürel bağlar saray iradesi tarafından koparılmış, onun yerine sağlam temeller üzerine yükselmeyen, dışarıda alınarak, kalıp haline getirilen ve dayatılan bir yaşam tarzı, kültürel şekillenme hakim kılınmıştır

Tanzimat’ın ilanı ile dönemin padişahları, 2 Mahmut ve Abdülmecit demokratik ve kısmi haklar vermek zorunda kalmıştır(Daha doğrusu bu verilen demokratik haklar o dönem Pera’da yaşayan azınlıklara olmuştur Nitekim Türklere tiyatro vb olanak bile yasaktır) Bunun sonuçları ise dış dünyaya açılım şeklinde somutlanmıştır Daha doğrusu dış dünyanın yani Avrupa’nın ekonomik, kültürel şekillenmesi, saray çevresinde saygınlık kazanmıştır Bu yıllarda ilericilik misyonu yüklenen bu değişim daha çok toplumu üst tabakalarında özenti niteliğinde hâkimiyet kurmuştur Salon toplantıları, nazenin, politik, dış dünya üzerine yapılan sohbetler Fransızca şarkılar eşliğinde tamamlanmaktadır Osmanlı’nın son dönemlerinde var olan bu anlayış Cumhuriyet’in ilk yıllarında da kendini korumuştur

Bu günlerde Anadolu köyleri, kentleri ise adeta kendi yalnızlığına terkedilmiştir Anadolu sadece İstanbul ve saray çevresini beslediği oranda hatırlanmaktadır Bütün her şey İstanbul, saray ve çevresi içindir Ancak bununla birlikte bir boyutu daha vardır ki, Anadolu İstanbul’a göre daha yavaş bir kültürel-tabii müzikal de değişim yaşasa da Avrupa’nın hâkimiyet kurmaya yönelik girişimlerine karşı kendini korumasını bilmiştir Gelişimini daha sonraki yıllara bırakarak müzikal yapısını ozanlar geleneğiyle dilde dile aktarmış, halkın içinde, sağlam bir kültürel müzikal temeller korumuştur Yani gelişmeye açık, özü sağlam olan güçlü temeller Elbette bu temeller, daha sonraki yıllarda üzerine inşa edilecek yapının mimarlarını bekleyecektir Ancak Cumhuriyet’in ilanı ve daha sonraki yıllarda bu yönde açılımlar sağlayacak politikalar üretilemeyecektir Gerek bilinçli gerekse politikasızlıktan dolayı Anadolu’nun saf ve zengin müzikal zenginliğinin bütünü açığa çıkartılamayacaktır
Ulusal bağımsızlık savaşı’nın organlarının oluşturduğu ve işgalci batı kuvvetlerine karşı savunma ve saldırı hattının kurulduğu yıllar büyük bedeller gerektirmekteydi Halkın evlatları bu savaşta canlarını verirken geride kalanlar acılarını bağırlarına basıp düşenlerin yerlerini dolduruyordu Anadolu yanmış, yıkılmış, halk kan ağlıyordu Acılar içerisinde yitirilen oğullar, kızlar…

1 Paylaşım Savaşı’nın sonlarına doğru yaşanan Çanakkale savaşı ve ardından memleketin işgal edilmesi üzerine başlatılan Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nda çekilen acıları tüm Anadolu halkları omuzlamıştır Ve bu acıları omuzlayan halklar kendi dilince, üslubunca bu yılları türkülerine taşımıştır

Anadolu’nun her yerinde ardı ardına yakılan türküler, sefere giden-seferden gelen, göç eden halk veya Anadolu’yu dolaşan ozanlar tarafından diğer yörelerdeki halkın yanı başına taşınmıştır Ve bu türküler dilden dile, kulaktan kulağa bu günlere kadar gelmiştir

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı

Dizeleriyle başlayan Kastamonu türküsü buna örnektir Çanakkale savaşına giden Kastamonulu bir gencin o günlerini dile getirmiştir Yine ulusal bağımsızlık savaşı yıllarında bu günleri dile getiren, savaşın kahramanlarını anlatan çok türküler vardır

Eğilmez başın gibi / Gökler bulutlu efem
Dağlar yoldaşın gibi / Sana ne mutlu efem…

İŞÇİLER İKTİDARDA

Anadolu bu günleri yaşarken, dünya da 1 paylaşım savaşının yoğunluğunu üzerinden atmaya çalışıyordu Savaşın sonunda hepsi kaybetmişti Kazanan, karlı çıkan yoktu her şeyden önemlisi ise bir yandan savaş tüm heybetiyle sürerken hiçte tahmin etmedikleri bir şey olmuştu Rusya’da büyük proleter devrim gerçekleşmişti İşçiler Rusya’nın kalbini 1907 Ekim’inde ele geçirmişlerdi Artık bu topraklarda yeni bir ekonomik sistem, kültürel şekillenme hayat buluyordu

Tabi Amerika ve Avrupa devletleri bu durumlardan hiçte hoşnut değildi, ancak ellerinden de bir şey gelmiyordu Kendi aralarındaki ekonomik çıkar kavgası sırasında dünya’nın büyük bir parçasını ellerinden kaçırmışlardı Tüm bunlarla birlikte daha da önemlisi, kurulan Sosyalist sistemin daha sonraki yıllarda ne kadar yaygınlaşacağını kestiremiyorlardı Sovyet Rusya’da kurulan Sosyalist ekonomi ve yaşam biçimi her alanda olduğu gibi sanat ve müzik alanında da yepyeni bir çıkış yaptı

25 Ekim 1917 akşamı Şafak kruvazörü, Petersburg yazlık sarayını topa tutarken, Şalyapin, Narodni Dom’da, Verdi’nin “ Don Carlos” operasının Felipe 2 rolünü oynuyordu
Kendisinin de anlattığı gibi patlamalar çok yakından duyulmak, figüranlar ve korocular kulise kaçışmaktaydı Nereye kaçtığını bilmeyen seyirciler salonda kalmış; ancak birkaçı dışarı çıkabilmiş ve geri dönerek tehlikeli bir durum olmadığını, otobüslerin ters yöne düştüğünü söylemişti Bunun üzerine top sesleri arasında gösteri yeniden başlamıştı
“Ertesi gün hiçbirşey olmamış gibi gösteriler devam etti

Devrim için girişilen ayaklanmanın zafer gününe kadar Rusya’da devam eden müzik gösterileri devrimden hemen sonra da gündemde kaldı Ancak bir farkla Artık sanatta, her şeyde olduğu gibi bir avuç ayrıcalıklı kesimin değil, tüm halkın olacaktır

“Besteci Aleksandr Greçaninov, Moskova’nın çeşitli semtlerinde ders amaçlı resitaller verdiğini anlatır; ders aralarında sanatçılar ringa balığı ile siyah, savaş yılları ekmeğinden oluşan yemekle teşvik ediliyorlarmış; armağan olarak evlerine un, bal ve ara sıra küçük, bir parça şeker ve çikolata götürüyorlarmış

Müziğin halkın tüm kesimlerine götürülmesinin çabalandığı yıllardır bu dönem Yepyeni bir ülkeyi yapılandırmanın zorlukları da vardır elbette İlk dönemlerde Lunaçarski’nin sorumluluğunda olan Kamu Eğitimi için Halk Komiserliği’nin örgütlenmesiyle her yerde orkestralar çoğalır ve bunların görev alanları genişletilir Flarmoni orkestrası kurulur Daha sonraları ise orkestralar çoğalır

Zor koşullarda geçen 1918- ’19 kışında, sadece Petersburg Devlet Orkestrası 96 konser verir Bunlar sadece verilen büyük konserlerdir Bunun yanında okullarda vb verilen konserler de çokçadır Bu sırada oluşan, müzisyen gereksinimi ise açılan konservatuarlar tarafından karşılanır Kısacası sosyalist çalışma sistemi çerçevesinde atılan adımlar sayesinde bu dönem tam bir “kültür patlaması olarak tanımlanır

Genç Sovyetler Birliği’nin kültür sanat politikalarında yaptığı değişim elbette müzikal değişimi de beraberinde getirir Özellikle ülke topraklarında yaşayan, çarlık döneminde tam bir sömürü ağı içersinde bulunan ve müzikal olarak gelişimini yapamayan ülkeler de bir hareketlenme gözlenir

Sovyetler içersinde bulunan halkların müziklerini geliştirmeleri için her türlü olanaklar sağlanır ve bu sayede varolan yerel müzikler evrensel normlara kavuşturulmaya çalışılır
Güçlü müzikal çalışmalara ağırlık verilir Bu yönden yapınla çalışmaların önleri açılır Daha sonraki yıllarda bu konuda oldukça olumlu sonuçlar alınır Kızılordu korosu buna örnek niteliktedir

Ülke içersinde yürütülen müzikal çalışmaların yanı sıra, kurulan sistemin politik olarak dünyaya yansıması pek çok ülkede müziğe yepyeni bir bakış açısı getirir Çeşitli ülkelerde yürütülen devrimci mücadeleler gerek müzik politikası, gerekse müziğin, sürdürülen mücadeledeki moral motivasyon boyutuyla, kendi ülkelerine has tarzlarla kimi akımların öne çıkmasını sağlar İçerik olarak daha toplumsal yapıların oluşmasını sağlar

CUMHURİYET İLAN EDİLİYOR

Genç Sovyetler Birliği’nde durum böyleydi Yeni bir yapılanmaya giren ülke o güne kadar hayata geçirilmemiş olan bir bakış açısıyla, sosyalizmle müziğe yön veriyordu

Türkiye’de aynı dönemlerde, Meclisin kurulması ve ardından Cumhuriyetin ilanıyla birlikte büyük bir yükün altına girmişti Yıkık bir ülke, onarılması gereken büyük yaralar vardı Ancak yine onarılacak yer İstanbul olacaktı Osmanlı’dan devralınan bakış açısı kısmi değişikliklerle devam etmekteydi Anadolu yine ikinci planda, İstanbul merkezdeydi Tabi bunun yanında yeni başkent, Ankara yapılanması gereken öncelikli yerlerdendi

Fransızca parçalar yine en gözde şarkılardı Cumhuriyetle birlikte hız kazanan ve merkeze oturan batıyla bütünleşme çabaları bunu daha çok elverişli kılıyordu

Ayrıca, yine bu dönemde, eski İstanbulluların, Rumların yaygın olarak yaptıkları kantolar henüz kendini korumaktaydı Daha sonraki yıllar ise unutulmaya yüz tutan kantolar, hızlı bir azalma göstererek bu gün tamamen ortadan kalkmıştır

Hareketli bir şarkı eşliğinde yapılan dans olan kantolar, Beyoğlu, eski adıyla Pera ve çevresinde sunulmaktadır

Osmanlı’da ağırlıklı olarak saray ve çevresinde çalınan, söylenen dinlenen Klasik Türk Sanat Müziği tek sesli yapısını kısmen değiştirerek batının etkisiyle çok sesli bir yapıya yakınlaşmaya başladı

Osmanlı imparatorluğu’nun son dönemlerinde var olan çok sesli müzik çalışmaları adeta saray tekelinde bulunmaktaydı Bu dönemde pek çok aydın’ın çok sesli müzikle ilgisi Beyoğlu ve Şehzadebaşı gösterileriyle sınırlıydı Daha sonra savaşlar ve türlü ekonomik bunalımlar yüzünden bu ilgide giderek söndü Cumhuriyet sonrasında atılan yeni adımlar ise çok sesli Türk Sanat Müziği’nin önünü açtı O dönem Osmanlı’da kalan tek, çoksesli müzik topluluğu “Makamı Hilafet Mızıkası” 1924’te Ankara’ya getirilerek adı “Riyaset’i Cumhur Filarmoni Orkestrası”na dönüştürülmüştür Ve bu orkestra düzenlü olarak konserler vermeye başlamıştır

Aynı yıllarda, Ankara’da Musiki Muallim Mektebi kurulur İstanbul’da da tek sesli müzik eğitimi yapan “ Darültalimi Musiki”nin çoksesli müziğe de yönelmesi gerçekleşir Bu okullarda, öğretmen yetiştirmek amacıyla açılan sınavlarda başarı gösteren gençlerin Avrupa ülkelerine gönderilmelerine de bu yıllarda başlanmıştır

 

ENGİN is online now  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Cevapla
Tags: grup, yorum


Grup Yorum ile ilgili Benzer Konular
368 Kez Görüntülendi

Grup Yorum (Grup Yorum Kimdir? - Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Grup Yorum Şarkı Sözleri Türkçe Şarkı Sözleri
Uğurlama - Grup Yorum Türkçe Şarkı Sözleri
Grup Yorum Çav Bella Türkçe Müzik Videoları
Grup Yorum Şarkı Sözleri Türkçe Şarkı Sözleri

Saat 02:19.
Sayfalar Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552