Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Mumsema.NET >
Genel-Eğlence-Muhabbet ve Ciddi Konular
> Şehir ve İlçelerimiz

Forum Kuralları Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
İllerimizin Gelenek ve Görenekleri ile ilgili Benzer Konular
3486 Kez Görüntülendi

Kastamonu Gelenek Ve Görenekleri Karadeniz Bölgesi
Rize Gelenek Ve Görenekleri Karadeniz Bölgesi
Ordu Gelenek Ve Görenekleri Karadeniz Bölgesi
Özbekistan Gelenek ve Görenekleri Dünya Ülkeleri
Özbekistan Gelenek ve Görenekleri Türk ve Dünya Tarihi

80 yılda 47 milyon ziyaretçi | Zeytin Ağacından Dinleyin İzmir'i ..
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-05-2008   #1
Profil Bilgileri
Arrow İllerimizin Gelenek ve Görenekleri

İllerimizin Gelenek ve Görenekleri başlıklı yazı Mumsema İllerimizin Gelenek ve Görenekleri Forum Alev





Düzce gelenek ve görenekleri






YÖRESEL YEMEKLER:

Yörenin kendine has yemekleri mevcuttur Arnavutların Arnavut böreği, Tatarların şıl böreği, göbete ve mantısı, Muhacırların katlama, sarı burma ve su böreği, Boşnakların Boşnak tatlısı, yerli Türklerin gözleme ve höşmelisi, tavuklu keşkeği, Gürcülerin lepsi, Çerkez ve Abazaların mamursa, Çerkez tavuğu ve halujları meşhurdur


YÖRESEL GİYİM:


Düzce köylerinde kıyafet farklılıkları görülmektedir Bir köyde Karadeniz'de olduğu gibi peştamal, yün kuşak, çorap ve lastiği olan köylümüz; diğer bir köyde şalvarı ve feracesiyle değişik giysi sunmaktadır İşlemeli cepkenler, pembe şalvarlar, iğne oyalı yemeniler, tel kırmalı örtüler, dokuma önlükler, heybeler maddi kültür unsurlarımızdandır

HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:

İlde Azeri, Çerkez oyunları ile Akçakoca yöresinde horonlar göze çarpmaktadır Akçakoca'da görülen horonların büyük bir bölümü Rize, Hemşin, Hopa yörelerinde oynananlardır Bunların bazılanda Gürcü özelliği de görülür Azeri oyunlarında başta Şeyh Şamil olmak üzere genellikle Kars yöresinde oynanan oyunlara rastlanmaktadırOyunlara türüne göre; bağlama, kaval, davul, kemençe, tulum, mızıka ve zurna eşlik eder Yöremiz halkı yaşayış bakımından nasıl bir mozaiği andırıyorsa halk oyunları yönünden de böyledir Yörenin kendine has bir oyunu yoktur Düğünlerde çıngırdaklı def, mızıka, akordeon, kemençe ve bağlama eşliğinde yöresel türküler söylenir Çiftetelli, üçayak, rinna, abhaz oyunları oynanır Düğünlerde çeşitli şenliklere de yer verilir At yarışları, yağlı güreşler, çengi ve köçekler gelen davetlileri karşılarlar Düğün gecelerinde muhabbet tertiplenir, gençler geç saatlere kadar muhabbete devam ederler Çerkez ve abaza muhabbetlerinde 'capşu' denilen meşhur oyunları oynanır Ayakta duran genç kimin eline vurmuşsa ayakta o kalır, diğerleri oturur Oyun böylece devam eder Muhabbet esnasında en büyük kimse onun izni alınmadan odadan çıkılmaz

NELERİ İLE ÜNLÜ:

Samandere, Güzeldere, Aydınpınar, Sarıyayla, Saklıkent ve Aktaş Şelaleleri,Fakıllı, Sarıkaya ve Aksu Mağaraları, Akçakoca Turizm Merkezi, Efteni Gölü ve Kaplıcası, Konuralp Müzesi, Sakarca, Topuk, Kardüz, Odayeri , Torkul Yaylaları

 

elifizmir is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 02-05-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: İllerimizin Gelenek ve Görenekleri



Sakarya gelenek ve görenekleri



Evlenme

Sakarya'da evlenme geleneklerinin büyük bir bölümü unutulmakta, hatta yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır Aile biçimi, kuruluşu ve aile içi ilişkilerdeki geleneksel uygulamalar kültürel yapıyı oluşturmaktadır Günümüz koşullarında geçmişe ait bazı gelenek ve uygulamalar, topluluk üyelerinin bir bölümü tarafından bugün onaylanmasa da, geçmiş dönemin dayanışma, yardımlaşma ve her şeyden önemlisi bir kültüre ait geçiş dönemi uygulamalarını ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır
Yaşayış açısından, mütevazı bir anlayışa sahip Manavların (yerli-yerleşik Türklerde) gündelik hayatlarında kullandıkları kılık kıyafetleri abartıdan uzaktır Daha önceleri erkekler, ketenden yapılan ve paçalarına doğru daralan koyu renkli (siyah/koyu kahverengi) pantolon, yünden örülmüş yine koyu rengin hakim olduğu kazak ve yelek, ayaklarına da lastik ayakkabı, soğuk havalarda aba denilen ceket giyiyorlardı Erkeklerden bazıları rahat giyimli geniş olan avlu pantolon tercih ederken, Cumhuriyet'in ilânından sonra şapkayı giymeyi benimsediler Aynı dönemlerde bazı gençler başlarına çevre bağlamakta, bazıları ise yakışıklı görünmek için perçem bırakıp başı açık dolaşırlardı
Kadınlar ve kızlar ise, başlarına oyalı çember bağlarlar; ancak saçlarını tam kapatmazlar, uzun saçlı olanlar ise saçlarını sırtlarından aşağı örerek omuzlarından aşağısının görünmesini sağlarlardı Gelinler ise dantelli beyaz örtme örtünürler ve saçlarını göstermezlerdi Böylece evli kadınla bekar kızlar kıyafetleri ile ayrılmış olurdu Yaşlı kadınlar ketenden yapılmış çözme örtmeler ve yazma denilen siyah örtüleri kullanırlardı
Kız isteme ve söz kesme
Görücü usulü evliliklerde, evlenecek gençlerin düşünceleri önemsenmemekte, genelde erkek tarafından kadınlar, isteyecekleri kızı düğün ve bayram gibi cemiyetlerde görür, beğenirlerdi Evin büyüğü ve reisi olan erkeğe durumu anlatır ve evlenecek olan gence durum söylerlerdi Bu duruma gencin itirazı söz konusu değildir Karar verilir ve kız tarafının bir yakınıyla kızın ailesine dünürlüğe gitmek için teklifte bulunulur, kızı ilk isteme işi böylece başlamış olurdu Gençler birbirlerini çeşitli düğün ve cemiyetlerde uzaktan görme fırsatı bulurlardı
Belirlenen günün akşamı erkeğin anne ve babası kız tarafına yakın bir kişiyi de yanlarına alarak karşı tarafın nabzını yoklamaya giderler Kahveler içildikten sonra Allah'ın emriyle Peygamberin gavliyle diyerek söze başlanır ve kız istenir İlk gidişlerde kız misafirlere kesinlikle gösterilmez Kız tarafının vermeye niyetleri yoksa bir bahane uydurarak "Nasibinizi başka yerden arayın" der ve noktayı koyar Erkek tarafı da bu kapıdan vazgeçip başka yerden aramaya başlar Bunun tersi olarak kız verilmek isteniyorsa, "Balta ağacı bir vuruşta kesmez" diyerek "Siz bizi sormuşsunuz; öğrenmiş ve beğenmişsiniz, biz de sizi soralım, öğrenelim" der, açık kapı bırakırlar İkinci gidiş bir hafta sonradır Erkek tarafı genelde şalvarlık elbiselik veya havlu gibi bir hediye alır kız evine giderdi Kahveler içildikten sonra yine aynı ağızla söz açılır Kız tarafından çevre istenir Her iki taraf da işe razı olduğu için gelin adayı gelir, misafirlerin elini öper, erkek tarafı hediyeyi verir; çevreyi alır Buna "Söz Kesme" veya "Küçük Nişan" denir Artık söz kesilmiş kız verilmiştir Dünürlüğe gitme ve kız evindeki görüşmeler genelde cuma ve İzmit akşamları yapılırdı (Eskiden pazartesi günü İzmit ilinin pazar kurulduğu için pazar gününün akşamına "İzmit akşamı" denir Perşembe gününün akşamına da "Cuma akşamı" denir ve haftanın bu iki akşamı uğurlu sayılır)
Söz kesildikten birkaç ay geçtikten sonra erkek tarafı tekrar bir akşam kız evine giderek kız tarafının şartlarını -genelde alınacak ziynet eşyaları ve çeyizleri- konuşurlar, "Nişan Değişimi" denilen akşamı tespit ederler Nişan ise günümüzdeki gibi çok kalabalık bir grupla ve salt eğlenceye dayalı yapılmamaktaydı Nişan için, erkek tarafı birinci derece yakınlarını alıp, belirlenen akşamda kız tarafına gider Giderken kız tarafına vereceği nişanlık hediyeleri götürürlerdi O gün için götürülenler: iç çamaşırı, giyecek eşyalar, kıza takılacak yüzük ve küpelerdir Kız evi de birinci derece yakınlarını toplar, evde erkek tarafını beklerdi Kız tarafı da hazırladığı nişanlıkları -kızın kendi evinde yaptığı işlemeleri- bohçalarlardı Kız tarafı ile erkek tarafı bohçaladıkları eşyaları karşılıklı değişmelerine "Nişan Değişimi" veya "Büyük Nişan" denir Böylece nişanlanma işi bitmiş olur
Nişan değişiminin ertesi akşamı kız tarafından gelen çeyizler, erkek tarafının evinde bir köşede sergilenir Bunları görmeye gelen kız ve kadınlar aralarında "nişan eğlencesi" yaparlar Kız tarafında da erkek tarafından gelen çeyizler sergilenir, kadınlar ve kızın kız arkadaşları görmeye gelirler Ancak orada eğlence yapılmaz Nişan eğlencesinde bazı kadınlar tef çalıp şarkı ve türkü söylerler Bazıları da yöresel oyunlar oynarlar Bu eğenceler de kesinlikle erkek olmaz Bazı gençler muziplik olsun diye oyun oynayan kızların eğlence yaptıkları yere doğru acı biber yakarak tütsü yaparlar
Nişanlılık dönemi Ramazan Bayramı'na rastlarsa, erkek tarafından kız tarafına bayramlıklar gider Şayet Kurban Bayramı olursa kız adına kesilecek kurban erkek tarafından götürülür Kesilecek kurbanı erkek tarafı çok özen göstererek seçer ve kurbanın başına ve sırtına kına yakar, gelin telleri ile süsler

YÖRESEL YEMEKLER:

Yörede yaşayan halkın yiyecek kültürü; başta kentteki yaşam standartları ve ekonomik alanlarla yakından ilgilidir Endüstriyel alanlarda çalışanlar -özellikle gelir düzeyi yüksek olanlar- arasında aperatif/hazır yiyeceklerin; tarımsal üretim alanlarında çalışanlarda, hamur işleri ve sebze yemeklerinin; göçer yaşam tarzında hayatlarını sürdüren topluluklarda ise, et ve hayvansal yiyeceklerin yoğun olarak tüketildiği görülmektedir Ayrıca iklimin ve yörenin coğrafi özelliklerin de etkisiyle yöre yetişen ürün çeşitlilik göstermekte ve yiyecek kültürü de zenginleşmektedir
Sakarya yöresi beslenme alışkanlıklarında temel belirleyici özelliklerden biri de, içinde bulunulan alt kültür gruplarının kültürel yapısıdır Yani Sakarya mutfağı ya da yemek kültürü denildiğinde, Sakarya'da yaşayan alt kültür gruplarındaki insanların beslenmesini sağlayan yiyecekler-içecekler, bunların hazırlanması, pişirilmesi, korunması; bu işlemler için gerekli araç-gereç ve teknikler ile yemek yeme adabı ve mutfak çevresinde gelişen tüm uygulamalar ve inanışlar anlaşılmalıdır
Ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi, Türk Kültürü açısından Sakarya mutfağındaki zenginlik; Orta Asya'dan, Balkanlardan, Kafkaslardan taşınan ve Anadolu topraklarında buluşan ürünlerin çeşitliliği ile uzun bir tarihsel süreç boyunca birbirinden farklı birçok kültürle yaşanan etkileşim sonucunda ortaya çıkmıştır Geliştirilen yeni tatlar, yöre mutfak kültürünün bugüne gelmesini sağlamıştır Genel olarak tahıl, çeşitli sebze ve bir miktar etle, sulu olarak hazırlanan yemek türleri, çorbalar, zeytinyağlılar ve hamur işleri ve kendiliğinden yetişen otlarla hazırlanan yemeklerden oluşan Sakarya Mutfağı; pekmez, yoğurt, bulgur vb gibi kendine özgü sağlıklı yiyecek türlerini de ortaya çıkarmıştır Yörede alt kültür grupları arasında farklı lezzetleri barındıran yeme-içme biçimleri, özel gün, kutlama, ve törenlere ayrı bir anlam ya da kutsallık taşımaktadır Sakarya mutfağı, çeşit zenginliği ve damak tadına uygunluk yönünden olduğu kadar birçok yemek ve yiyecek türü ile sağlıklı ve dengeli beslenmeye kaynaklık edebilecek örnekleri barındırmaktadır

YÖRESEL GİYİM:

Erkek Giysileri:
İçe Giyilen Kıyafetler ve Aksesuarlar: Beyaz veya açık mavi ya da boyuna çizgili el dokumasından (Kandıra veya Şile bezinden) yapılan, boyu kalça hizasında olan üzeri işlemesiz, uzun kollu ve kolları düğmesiz, hakim yakalı önünde yukarıdan aşağıya değişik renklerden 40 adet düğmesi bulunan "Kırkdüğme Göynek/Gömlek" içe giyiliyor
Üste Giyilen Kıyafetler ve Aksesuarlar: Gömlek üzerine önü kapalı, koyu kahverengi/siyah depme [mevsimine göre "şayak" (Kaba dokunmuş, dayanıklı yünden dövme yoluyla elde edilen kumaş) veya "keçe" (Yapağı ya da keçi kılın dokunmadan, yalnızca dövülmesi ile elde edilen kaba kumaş)] kumaştan yapılan önden 6 düğmeli, üstünde kösteğin ve çevrenin konulduğu cepleri bulunan "Yelek" veyahut yelek yerine bordo ya da mor renkli ince keçe/kadife kumaştan, boyu kuşaktan 4 parmak yukarıda, sim işlemeli önü açık ve kolu omuzdan düz olarak inen "Kartalkanat"/"Cepken"/"Salta" giyiliyor
Boyuna renkli, kenarları "payetli"(İşlemede kullanılan küçük pırıltılı pul) yemeni veya yazmadan "Çember" veya çok bükümlü iplikle dokunmuş ince kumaştan "Krep" ya da "Çevre" bağlanır Çevreler (sırma işlemeli/yöre motifli mendil) 35 x 35 cm ya da 40 x 40 cm ebatlarında olup, yazın sıcakta başa, serin havalarda boyuna bağlanıyor
Yelek üstünde iki adet zincirden oluşan "Köstek" (daha önceleri kısa kılıç, yakın dönemde de saatin takıldığı zincir) takılıyor
Bele ise pamuklu veya yünden turuncu, koyu yeşil, gül kurusu renklerden oluşan çizgili, kare biçiminde el dokuması "Kuşak" sarılıyor Üçgen şeklinde katlandıktan sonra bir karış genişliğinde kalıncaya kadar katlanan kuşağın ucu sol tarafa sıkıca tutturulup, diğer ucu sağ taraftan çevrilerek bele sarılı kısmın üst tarafına sıkıştırılır
Eskiden dört okka ağırlığında köseleden yapılmış ve yaklaşık 5 kilo ağırlığında "Silahlık" ve üzerinde "Kama" ve "Silah" takıyorlarmış
Kuşağın üzerine, 30 x 90 cm boyunda dikdörtgen biçiminde Kandıra/Şile bezinden dokunan, üzerine yöre motifleri ve uç kısımlarına ise kanaviçe işlenmiş ve sol ayak üzerinden aşağıya doğru sarkıtılan "Yağlık"; kimi zamanda kuşağın üzerine sağ ayak tarafından veya kuşak ortalanarak ya tek olarak ya da işlemeli "Mendil"/"Çevre" birlikte takılır
Koyu kahverengi/siyah depme kumaştan yapılan, üstü biraz bol, paçaları dizden aşağısı ayağa kadar dar ve alt kısmı düğmeli "Külot Pantolon" giyiliyor Yöre oyunlarının çoğunda erkekler şimşir ağacından yapılan "Kaşık"lar iki elle çalınıyor
Başa Giyilenler/Takılanlar ve Aksesuarlar: Baş kısmına ipekli ve saçaklı "Kefiye" ya da basma parçalarından dikilmiş "Takke" (günümüzde "Hacı Kefiyesi" ve "Fes" de) giyiliyor Eskiden yöre insanları kadifeden ya da keçeden uzun sıfır kalıp "Fes" ve fesin üzerinde yarım arşına yakın (yaklaşık 30-35 cm) boyunda omuzlarına kadar inen kalın bir püskül takılıyorlarmış
Başa giyilen kefiye ya da fes üzerine renkli ince katlanan "Poşu" veya "Krep" sarılıyor Sarıldıktan sonra uçları sağa doğru aşağıya gelecek biçimde sarkıtılıyor
Ayağa Giyilenler ve Aksesuarlar: Ayağa yünden el örgüsü beyaz, üzeri ve yanları nakışlı "Yün Çorap" giyiliyor Yün çorabın üzerine tabaklanmamış küçük baş hayvan derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritlerle sıkıca bağlanan ayak giyeceği olarak "Çarık" ya da yüzü yumuşak deriden yapılan, ucu oval ve topukları iki parmak yükseklikte olan çoğunlukla siyah renkli hafif ayakkabı olarak "Yemeni" giyiliyor
Kadın Giysileri:
İçe Giyilen Kıyafetler ve Aksesuarlar: Sarı ya da beyaz el dokumasından (Kandıra veya Şile bezinden) veya satenden yapılan, boyu kalça hizasında olan üzeri işlemesiz, uzun kollu ve kolları düğmesiz, dik yakalı yalnızca boyun kısmı yaklaşık beş parmak kadar aşağıya doğru açık düğmesiz "Göynek/Gömlek" içe giyiliyor
Üste Giyilen Kıyafetler ve Aksesuarlar: Gömlek üzerine önü açık, kolsuz bordo ya da mor renkli kadife kumaştan, boyu kuşağa kadar olan, çoğunlukla minare, alem motiften sim işlemeli "Yelek"/"Cepken"/"Sarka" giyiliyor
Yörede kadınlar üstlerine cepken/yelek yerine, kimi zaman kadifeden yapılan ve üzeri simle işlenen "Üçetek" veya varlıklı ailelerin kadınları/kızları kadife ve ağır işlemeleriyle "Bindallı" giyebiliyorlar Boyuna yine kırmızı kurdele üzerine takılı altınlardan oluşan "Gerdanlık" takılıyor
Bele iş yaparken yük taşımada kullanılan ve keçi kılından dokunan, üzeri işlemeli ve uçları püsküllü "Kılkuyruk" bağlanıyor Üçetek veya entari şeklinde elbiseler giyildiğinde, bele önceleri gümüş, sonraları sarı saçtan yapılan "Kemer" takılıyor Ancak kılkuyruk kemer görevini de gördüğünden ayrıca bele kemer takmayanlarda olabiliyor
Kemerin veya kılkuyruğun ön yüzü üzerine, 40x90 cm boyunda dikdörtgen biçiminde Kandıra/Şile bezinden dokunan üzerine yöre motifleri ve uç kısımları ise kanaviçeden işlenmiş "Önlük" ortalanarak takılır Kemerin veya kılkuyruğun bel tarafına, 40x40 cm boyunda dikdörtgen biçiminde pamuklu bezden dokunan desenli "Dokuma" ortalanarak takılır
Pamuk veya ipekle karışık pamuktan dokunmuş kutnu kumaştan, geniş, tek ağlı ve ağı aşağıda, paçaları dar bir şalvar olarak yapılan "Zıpka"/"Zıbka" giyiliyor
Yöre oyunlarının çoğunda şimşir ağacından yapılan "Kaşık"lar iki elle çalınıyor
Başa Giyilenler/Takılanlar ve Aksesuarlar: Evli ya da bekar köy kadınları baş kısmına, üstü sargılı ve altınlı fes biçiminde "Kofik/Kofi/Kofu" giyiliyor Kofinin üzerine arkaya doğru uzanan kırmızı/mavi/beyaz renkte "Grep Örtme" veya kenarları oyalı ve payetli, kırmızı, mavi, beyaz renkte "Yemeni" yüz kısmına sarkmayacak ve uzun kısmı arkaya gelecek biçimde örtülüyor Gerp örtmeyi/Yemeniyi de fes üzerine bağlamak için, üç parmak kalınlığında, kenarları payetli ve kuşak biçiminde beyaz/mor/kırmızı renkte "Sıktırma"/"Çember" bağlarlar Kofinin alına gelen kısmı üzerine dizilen küçük 7-9 adet altın para dizisinden oluşan "Tura" dikiliyor Ayrıca başa şakaklardan sarkan saç lülesi "Zülüf" takılıyor
Ayağa Giyilenler ve Aksesuarlar: Ayağa yünden el örgüsü beyaz, üzeri ve yanları nakışlı, renkli işlemeli "Yün Çorap" giyiliyor Yün çorabın üzerine tabaklanmamış küçük baş hayvan derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritlerle sıkıca bağlanan ayak giyeceği olarak "Çarık" ya da yüzü yumuşak deriden yapılan, ucu oval ve topukları iki parmak yükseklikte olan çoğunlukla kırmızı renkli hafif ayakkabı olarak "Yemeni" giyiliyor
Sakarya'da "Manav, Kafkas" etkisindeki kadın giyimi ve Karadeniz'e özgü çizgilerle bezeli geleneksel halk giysileri yerini çağdaş giysilere bırakmıştır

HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:

Sakarya'ya özellikle 1864 (Rus-Kafkas Savaşları), 1877-1878 (93 Harbi), 1890-1894, 1912-1914, 1923-1924 (Büyük Mübadele), 1928-1930, 1950-1954 ve 1989 yıllarında sekiz kez dışarıdan göçle gelenlere yerleşim alanlarını açmış bir İl'dir Ayrıca 1950'den sonra başlayan kentleşme sürecinde en fazla Karadeniz illerinden göç alan bir İl olmuştur

Yöreye insanlar değişik yerleşim alanlarından geldiği için, gelenekler ve göreneklerde farklılıklar gözlenmektedir Bu çoklu yapı, gelenek ve görenekler çeşitliliği de beraberinde getirmektedir Halk oyunları da bu yapıdan etkilenmiştir Yörede oynanan halk oyunlarını iki ana grupta incelemek mümkündür:

1 Sakarya yöresi halk oyunları

2 Göçmen halk oyunları ve dansları (Yurt içi ve yurt dışında göçle gelenler nüfus oranları ve etkinliklerine göre sıralanmıştır)

a Karadeniz Oyunları (Trabzon-Akçaabat, Artvin yöreleri ağırlıklı oynanmaktadır)

b Kafkas Oyunları ve Dansları (Gürcü, Abhaz ve Çerkes oyunları ve dansları)

c Balkan ve Rumeli Oyunları ile Dansları (Üsküp ile Trakya ağırlıklı)

d Doğu Anadolu Oyunları (Erzurum ve Sivas ağırlıklı)


Yörede Manavlar tarafından oynanan oyunlardan Karşılama 9/8'lik, Zeybek 9/4'lük ölçülerde olup, diğer oyunlar 2/4'lük ölçülerdedir Oyun adları;

1 Konak Getirme
2 Var Gel (Vama-Geme)
3 Meşeli
4 Genç Osman
5 İnce Hava
6 Geyve-Taraklı Çiftetellisi
7 Öptürmem
8 Geyve-Taraklı Zeybeği
9 Korudere Zeybeği
10 Herayi
11 Geyve-Taraklı Kasabı
12 Taraklı Karşılaması
13 Bilecik Karşılaması
14 Argat Sallaması
15 Allı Yazma
16 Karagözlüm
17 Kocakarı Kocaadam
18 Gelin Bindirme
19 Gelin İndirme
20 Kadın Karşılaması (A Meleğim)
21 Domine/Dominik
22 Nirinam
23 Pamukova Zeybeği'dir

Yöre oyunlarında kadın ve erkekler birbirlerinden farklı yerlerde ve ayrı olarak oynarlar "Konak Getirme" ve "Geyve-Taraklı Kasabı" oyunları düz sıralı, "Karşılama" (A Meleğim) oyunu karşı karşıya, "Karagözlüm", "İnce Hava", "Geyve-Taraklı Zeybeği", "Geyve-Taraklı Çiftetellisi", "Kocakarı Kocaadam" ve "Genç Osman" oyunları daire halinde oynanmaktadır Ayrıca "Konak Getirme" oyunu el ele tutuşarak; "Karagözlüm" oyunu da daire halinde oynanırken, sözlü kısmına gelindiğinde kollar omuza atılır ve müziğin ritmine uygun olarak sağa-sola ayaklarda yaylanarak sallanma yapılmaktadır "Geyve-Taraklı Kasabı"nda omuzlardan tutularak tek sıra halinde oynanır Yörede oynanan oyunlarda komut verilmemekte ve istenilen sayıda kişi ile oyunlar oynanmaktadır Yöre oyunları, evlenme geleneği ve düğün orijinli bir özellik arz etmektedir

"Karşılama" (A Meleğim), kadınların kendi aralarında kına gecelerinde oynanmaktadır "Konak Getirme", düğüne gelen konakların misafir olarak inecekleri eve, oradan da düğün evine gelirken yolda oynadıkları oyundur "Gelin Bindirme" oyunu seyirlik bir yapıda gerçekleştirilir ve düğün sırasında bir kez çalınan gelinin baba evinden ayrılışını anlatan hüzünlü müziği ve düğün merasimini içermektedir "Gelin İndirme" oyununda ise, gelinin damat evine geldiğinde getirilen taşıttan inip eve girişine kadar çalınan ve seyirlik bir özellik arz eden yapıda gerçekleştirilmektedir "Öptürmem" oyunu sözlü ve yörede kadınlar arasında eğlenme ve şakalaşma amacıyla oynanan manili bir oyundur "İnce Hava" erkekler arasında sarhoş taklidinin yapıldığı bir oyun biçimidir

Bu oyunların dışında kalan halk oyunları yine başta düğün olmak üzere, eğlencelerde istendiği kadar ve değişimli olarak oynanmaktadır Tüm oyunlarda kaşık kullanılmaktadır Ancak oyunları kimileri kaşıksız da oynamaktadır

 

elifizmir is offline  
Alt 02-05-2008   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: İllerimizin Gelenek ve Görenekleri



Kocaeli gelenek ve görenekleri




Düğün

Yörede genellikle söz kesimi için kız evine giden damat anası gelinimi getirin diye seslendikten sonra yere kumaş serer ve kız bunun üstünden yürüyerek kaynanasının önünde oturur Kıza takılar takılır ve armağanlar verilir İki üç hafta sonra erkeğe nişan takılır, kız evi iki tepsi baklava gönderir Düğün çeyiz asmayla başlar Bazı çevrelerde ilk gün gelin ve güvey çörekleri yapılır, kız evinde kadınlar, erkek evinde erkekler toplanır Gece yarısından sonra mumlarla "Heyamola" çekilerek oğlan evine gelinir, eğlenceler sabaha kadar sürer Yörede kına gecesine "Düri" gecesi de denir Gelin daha çok Perşembe günü alınır Gelini almaya damadın sağdıcının önderliğinde gidilir Damat gelin alayını kapıda karşılar ve gelin arabadan indikten sonra bıçağını çekerek kapıya saplar, birlikte içeri girerler Topluca yatsı namazı kılındıktan sonra dini nikah kıyılır

Doğum

Gebenin midesinin yanması bebeğin saçlarının çıkmasına, gebelik çillenmesi doğacak çocuğun kız olacağına yorulur Çocukları yaşamayanlar, yeni doğmuş bebeklerini hiç çocuğu ölmemiş kadının koynundan geçirirler Anne ve çocuğu kırk gün geçtikten sonra komşular götürülür Her gidilen evden yeni doğan bebeğin dölünün bereketli olması için yumurta verilir Yörede çocukların tek sayılı yaşlarda sünnet ettirilmesinin daha uygun olduğu kabul edilir
Kocaeli´nin fetih simgesi: Orhan Camii


Orhan Camii, Kocaelinin fethini simgeleyen tek cami Camide her cuma günü imam hütbeye kılıçla çıkıyor Hutbede de elinde kılıçla cemaate sesleniyor Bu gelenek yüzyıllardır fethin simgesi olarak gösteriliyor
Kocaeli İzmit Körfezine hakim tepede, Kalenin ortasındaki set üzerinde yer alan Orhan Camisini, Orhan Gazi, Süleyman Paşaya 1332-1333 yıllarında yaptırmış Daha önce bu caminin bulunduğu yerde eski bir kilise kalıntısı olduğu da kaynaklarda belirtiliyor VCuinet, buradaki Bizans kilisesinin Orhan Gazi tarafından 1330a doğru camiye çevrildiğini ileri sürmüştür HDernschwans, eskiden kilise olan bu yere Orhan Gazinin cami yaptırdığını kaydetmiş, Ekrem Hakkı Ayverdi, caminin kilise ile hiçbir ilgisi olmadığını ileri sürmüş İstanbul Arkeoloji Müzeleri, 1938de burada yaptığı kazıda kale duvarlarına rastlamış ancak, kilisenin varlığını belirten herhangi bir ize rastlamamış Nitekim, Orhan Gazi Camisinin kilise üzerinde yapılıp yapılmadığı da kesinlik kazanamamış Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki kayıtlarda bu cami Orhan Gazinin eserleri arasında gösterilmiş Sultan Abdülmecit zamanında yapılan onarım kitabesinde de Süleyman Paşanın ismi bulunuyor Günümüze ulaşan önemli eserlerden biri olan Orhan
Camisinin mimari yapısı Abdülmecit dönemine ait Avlu kapısı üzerinde yirmi kartuşlu talik yazılı onarım kitabesinde Serasker Rıza Paşanın caminin durumunu padişaha bildirerek 1848de onarımını sağladığı belirtiliyor
Orhan Gazi Camisinin yapı üslubu XIXyüzyıla ait olduğunu açıkça göstermektedir Cami, 1540x2085 m ölçüsünde dikdörtgen planlı bir yapı olup, moloz taştan yapılmış Sonraki yıllarda, 1843te önüne bir de ahşap son cemaat yeri ile hünkar mahfili eklenmiş Cami, orijinal temelleri üzerine aynı planda yeniden yapılmış Geç devir mimari üslubuyla bağdaşmayan kalın duvarlar arasındaki ağaç hatıllar ve alt sıra pencerelerinin uzun kemerli pencerelere dönüştürülmesi iki devir arasındaki çelişkiyi de göstermektedir
İbadet bölümü kare kaide üzerine oturtulmuş, silindirik gövdeli yivlerle şekillendirilmiş altı metre yüksekliğindeki ahşap kubbeyi taşımaktadır Kubbe çatının altında kalmış ve dışarıya yansımamış İç mekandaki bezemeler son derece sadedir Kubbe çevresinde ağaç süslemeler ve balık pulu motifler eklenmişt Bunun dışında kalan alanlar da badanalanmıştır Caminin kuzeybatı köşesine taş kaide üzerine oturtulmuş tek şerefeli bir minare eklenmişti Meydana gelen 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminde bu minare de hasar gördü Minare, camiye gelen cemaat üzerine düşme ihtimali göz önünde bulundurularak Cami Derneği tarafından yıktırıldı Cami çatısı üzerinde kalan kısımdan içeri su sızmaması için huni şeklinde bir sacla kapatıldı Dernek, daha sonra minareyi yeniden yapmak için girişimlerde bulundu fakat cami tarihi eser olduğu için minare projesinin Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından hazırlanması bekleniyor Caminin hemen karşısında bir de tarihi çeşme bulunuyor Canfeda Kethuda Kadın Çeşmesi adı verilen tarihi eser daha önce onarım gördü Hazne bölümü betonarme sıvalı olan çeşmenin dikdörtgen kitabesinde sülüs yazısıyla yazılmış H 1243 M 1827 tarihi mevcuttur Caminin güneyinde bir de mezarlık bulunuyor Zamanla harabeye dönen mezarlık, yeniden düzenlenerek yeşillendirildi
Her cuma hutbe kılıçla okunuyor
Camiyi önemli kılan tarihi kadar hutbenin kılıçla okunması Cami yapıldığı tarihten bu yana fethin simgesi olarak imamın hutbeyi kılıçla okuması Türkiyenin birkaç camisinde bu uygulama yapılıyor Kocaelide ise sadece Orhan Camisinde bu gelenek devam ediyor Bu camide görev yapan tüm imamlar bu geleneği yerine getirdi Şimdi de cami imamı Ali Fazlı Demir bu geleneği yerine getiriyor Hoca hutbe okumak için minbere kılıcı sağ eline alarak merdivenleri çıkıyor İmam hutbeyi okurken de kılıcı elinden bırakmıyor Hutbe okunduktan sonra imam kılıçla aşağı iniyor
Cami çevresi yeniden düzenlendi
Türkiyede tarihi öneme sahip cami yıllarca kaderi ile baş başa bırakıldı Cami derneğinin kendi imkanları ile bir şeyler yapmasına karşın istenilen düzenlemeler yapılmadı Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin devreye girmesi ile cami yeni bir görünüme kavuştu Caminin ön tarafında bulunan avlu, körfez manzarası olduğu için cemaat genelde burada oturarak zaman geçiriyor Daha önce camiye yakışmayacak şekilde duran bu avlu, belediye tarafından silbaştan yeniden onarıldı Avlunun tabanı mermerle döşenirken, çevre duvarı yenilendi ve demir korkuluklar takıldı Avlunun ortasında bulunan iki ağacın çevresi de çevrilerek çiçekler ekildi Camiye gelen cemaatin körfez manzarasını izlemesi içinde avluya banklar konuldu Camideki düzenlemeleri belediyenin yardım ve destekleri ile yaptıklarını belirten Orhan Mahallesi Muhtarı Nazmi Balaban, caminin tuvaletlerini ve abdest alınan yerleri de yeniden inşa ettiklerini söyledi Balaban, "Caminin birkaç eksiği kaldı Birincisi minaresi ikincisi de çeşmesi Burası tarihi eser olduğu için minare projesini bekliyoruz Proje gelmesi halinde belediye minarenin yapılması için yardımda bulunacak Aynı durum çeşme için de geçerli" dedi

YÖRESEL YEMEKLER:

Yöredeki kültürel çeşitlilik ve kozmopolit yapı beslenme biçimlerinde de çeşitlilik yaratmaktadır Tarımda çağdaş yöntemlerin kullanımı, ülke genelinin üstündedir Bu, sebze üretiminde yoğunlaşmaktadır Anadolu'da beslenme temel olarak unlulara dayanırken, Kocaeli'nde sebze-meyve tüketimi öne çıkmaktadır Karadeniz'den göçlerle, karalahananın da yaygınlaştığı görülmektedir Ancak kurutma, turşu ve komposto gibi ev konserveciliği giderek azalmaktadır Yarımca kirazı, Değirmendere fındığı, Kandıra yoğurdu, hindi dolması ev peyniri, İzmit pişmaniyesi bu yörelerin adıyla özdeşleşmiştir

Yöremizin yerlileri olan Manavlar'ın köylerinde yöresel yemekler varlığını sürdürmektedir Bu yemeklerden bazıları;
Çorbalar:Tarhana, Umaç, Bulamaç,-
Et Yemekleri:Yahni, Kavurma, Tavuklu Keşkek, Çiğceli Kavurma - Sebze Yemekleri: Mantar Yemeği, Ebe Gümeci, Mancar Yemeği( Çiçekli Mancar )

Hamur İşleri:Ev Makarnası, Gözleme, Cizleme (Akıtma), Lokum, Mantar Böreği, ÇiğceliYumurta, Cevizli Börek
Tatlılar: Höşmerim ( Peynir Tatlısı), Kuru Helva, Otur Fatma Tatlısı, İrmik Helvası, Kübe Tatlısı ve çeşitli Sarma ve Dolmalar
Pismaniye
Pişmaniye kente özgü bir tatlı türü olarak ün kazanmıştır Yolculuklarda İzmit'ten geçenleri önce Pişmaniye satıcıları karşılar Kutular içinde ak pamuk görünümü veren bu tatlı ilin simgesi gibidir Tüm yöresel şenliklerin, şölenlerin de vazgeçilmez yiyeceklerindendir Un ve şekerden yapılan tatlının anavatanıysa "Eski Acemistan" olarak biliniyor Oradaki adı "Peşmek"tir Kocaeli'nde Pişmaniyenin bilinen ilk ustasının Kandıralı Hayri Usta olduğu söylenmektedir Pazara yönelik üretimi de, yapımını Hayri Usta'dan öğrenen Hacı Agop adlı bir Ermeni şekerci başlatmıştır Bir süre sonra tüm Ermeni şekerciler Pişmaniye yapımına yönelmiş, Cumhuriyet sonrasında mahkeme başkatiplerinden İbrahim Çınar pişmaniyenin İzmit'te tanıtımını sağlamıştır Hacı Agop'un oğluna Türkçe dersleri vermek için sık sık dükkana gidip gelirken pişmaniye yapımını da öğrenen İbrahim Çınar emekli olunca tümüyle pişmaniyecilik yapmıştır

Özgün bir tatlı çeşidi olması, hafifliği, pişmaniyenin il dışında da aranmasını, ilgi görmesini sağlamıştır Kavrulmuş una kaynamış şekerin yedirilmesi ilk bakışta kolay gibi görülmektedir Ancak küçük bir yanlışlıkla tüm emek ve harcamalar boşa gidebilir Çevrede pişmaniye adının buradan kaynaklandığı öne sürülür : "Yapan bin pişman, yapmayan bir pişman" Satıcılarsa aynı tekerlemeyi yolculara yöneltmektedir : "Alan bir pişman, almayan bin pişman! Pişmaniye


YÖRESEL GİYİM:

İlin nüfus yapısındaki çeşitlilik, giyim-kuşamına da yansımıştır Geleneksel yapının sürdüğü 1960'lara kadar ildeki giysiler oldukça çeşitlilik göstermektedir Bu, göçmen kesimlerde daha belirgindir

Çerkez, Abaza ve Gürcülerin giyiminde Kafkas etkisi görülmektedir Yöresel giysi denildiğinde ilk akla gelen ilimizin yerlileri olan Manavların giysileri olmaktadır Bu kesimin giysileri Manav köylerindeki orta yaş kadınlarımızda özgün yapısını sürdürmektedirKadın giysileri; başta, ön tarafı oyalı tepelik fes eşarpla başa bağlanmakta onun üzerinde kuşak hizasına kadar inen uçları oyalı atkı örtülmektedir Gövdede içlik üstünde yakasız gömlek ve en üstte kalça hizasına kadar inen ceket giyilmektedir Ceket üzerinden kemer bağlanmaktadır Gövde altında diz altına kadar inen şalvar bulunmakta, ayakta da özgü çorap ve siyah kundura giyilmektedir

Erkeklerde klot pantolon, yakasız gömlek, belde özgün şal kuşak, başta püsküllü örgü fes ve ayakta siyah ayakkabı bulunmaktadır
Kandıra ve Karamürsel'in köylerinde yer yer geleneksel giysilerden renkli şalvara , renkli ve desenli basma entariye, ak yazma ya da " serpme" denilen geniş, uçları püsküllü başörtülere rastlanmaktadır


HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:

Yörede değişik bölgelerden gelen toplulukların getirdikleri oyunlar görülür Her topluluk geldiği yerin oyunlarını yaşatmaya çalışmıştır Yalnız Kandıra ve Karamürsel bir ölçüde geleneksel bütünlüğünü koruyabilmiştirİlimizde, Balkanlardan, Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi'nden gelen topluluklar ve Çerkezler bulunmaktadır Kimi köylerde horon, hora ve karşılamalar, kasap oyunları, zeybekler ve Çerkez oyunları oynanmaktadır Bunlarda öbür yörelerdekinden ayrı bir özellik görülmemektedirİlimizin ilk yerlileri olan Manavların maalesef henüz derlenememiştir Ancak merkez ilçemizin tamamı ile diğer ilçe merkezlerimiz dışında kalan köylerimizin büyük bir bölümünde yöresel oyunlar oynanmaktadır Müziklerinin ince sazlarla ( Klarnet, Keman, Cümbüş, Darbuka, veya Küçük Davul) çalındığı oyunlar; erkeklerde kaşıkla ve bireysel oyunlar şeklinde,kadınlarda gruplar halinde kaşıklı veya kaşıksız olarak oynanır Kına gecelerinde kapalı mekanlarda bir kadının ritim tutarak sözlü türküleri eşliğinde oynanırDoğu Karadeniz Bölgesi'nden gelen insanlarımızın yoğun olarak yaşadığı yerleşim birimlerinde kemençe veya Karadeniz davul-zurnası eşliğinde horon türü oyunlar şeklindedir Oyunlar Kocaeli'de yaşayanlara özgü bir karakter kazanmamıştır Oyunlar asıl yöresindeki isim ve figürlerle aynıdırBalkan Türkleri-Muhacırlar 1920'li yıllarda geldikleri ve daha sonraki yıllarda yöreden gelebilecek göçlerle takviye olmadıkları için oyunlarda yöresel özgünlüklerini kaybetmişler ve modernize olan kent yaşamına uyum sağlamışlardırKafkas göçmenlerinden Çerkezler ve Abazalar daha çok İzmit ve çevresinde birkaç köy ve beldemizde özgün yapılarını koruyabilmiştir Buralarda akordiyon veya tuşlu sazlar eşliğinde Kafkas oyunları oynanmaktadır Gürcüler de ise Artvin'den gelenler Artvin oyunları, diğerleri ise kemençe eşliğinde horon türü oyunlar oynamaktadır Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan gelenler ise davul-zurna eşliğinde halay türü oyunlar oynamaktadır

NELERİ İLE ÜNLÜ:


Pişmaniye, Değirmendere Fındığı, Hannibal'ın Mezarı, Petrokimya ve Otomotiv Sanayi, Osman Hamdi Bey Müzesi, Eski Hisar Kalesi, Saat Kulesi, Hereke Halısı, Kandıra Yoğurdu, Abdülazizin Av Köşkü, Kaiser Wilhelm Köşkü, Ballıkayalar Vadisi ve Beşkayalar Tabiat Parkları, Darıca Kuş Cenneti, Maşukiye, Kartepe ve Kuzu Yaylası, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi

 

elifizmir is offline  
Cevapla
Tags: gelenek, gorenekleri, illerimizin


İllerimizin Gelenek ve Görenekleri ile ilgili Benzer Konular
3486 Kez Görüntülendi

Kastamonu Gelenek Ve Görenekleri Karadeniz Bölgesi
Rize Gelenek Ve Görenekleri Karadeniz Bölgesi
Ordu Gelenek Ve Görenekleri Karadeniz Bölgesi
Özbekistan Gelenek ve Görenekleri Dünya Ülkeleri
Özbekistan Gelenek ve Görenekleri Türk ve Dünya Tarihi

Saat 10:23.
Sayfalar Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545