Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Mumsema.NET >
Genel-Eğlence-Muhabbet ve Ciddi Konular
> Ciddi Konular > Seviyeli-Ciddi Konular

Forum Kuralları Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Milli marşlarımız ve ilgili hatıralar ile ilgili Benzer Konular
285 Kez Görüntülendi

her yerimde hatıralar Resimli Şiirler
Okuldan Hatıralar Komik Şeyler (Yazı Eklenebilir)
Milli Marşlarımız Cep Melodiler
Acı Hatıralar ! Aşk Resimleri
6 Kasım dan hatıralar.... Fenerbahçe

Hazırkart kullananlar'a 6 ay boyunca 60 dakika ... | Hangi ülke öğretmenine ne kadar maaş veriyor
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-11-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart Milli marşlarımız ve ilgili hatıralar

Milli marşlarımız ve ilgili hatıralar başlıklı yazı Mumsema Milli marşlarımız ve ilgili hatıralar Forum Alev


Milli marşlarımız ve ilgili hatıralar

Cumhuriyet devrine kadar bir "Milli Marş" yaptırılması düşünülmemiştir Bunun yerine padişahların şahıslarına yaptırdıkları özel marşlar kullanılmıştır Bu marşlar halk kitlesine mâl edilmediği için bilhassa dış memleketlerde çok defa güç durumlarda kalınmış, sıra bize geldiği zaman topluluğumuz şaşkına uğramış, bazen "Bizim milli marşımız yok" diyebilenlerimiz de olmuştur Hatta bir futbol ekibimiz yine böyle sıkışık bir durumda kalarak "Milli marş" yerine "Hamsi koydum tavaya" türküsünü bile okumuştur

Reşadiye harp gemimizin kızaktan indirilişi töreninde bulunmak üzere İngiltere’ye davet edilen Türk heyeti, törenin son dakikalarında birden bire güç bir durumla karşılaşmıştı Nutuklardan sonra geminin burnunda şampanya şişesi patlatılmadan İngiliz denizcileri kendi milli marşlarını okuyunca bizimkiler de mukabele etmeye mecbur kalmışlardı Söylenecek bir milli marş olmadığı için önce birbirlerine bakıştılar, sonra müstakbel çarkçıbaşı durumun önemini hissederek:

- Arkadaşlar, "Entarisi ala benziyor"u biliyor musunuz?

- Biliyoruz

- O halde hep beraber:

- "Entarisi ala benziyor

Sultan Reşat bana benziyor"

Birinci dünya savaşının son yıllarında, merhum Abdulkadir Karamürsel, bir askerî temsilcimizin yaveri olarak Brest-Litowsk’ta bulunduğu sırada gar kumandanlığından aranarak kendisine şu haber bildirilir:

"37 kişilik bir Türk Subay kafilesi Rusya’dan esaretten kurtularak memleketlerine dönmek üzere buradan geçiyorlar Burada bir gece kalacaklar, sizden bahsettik, pek sevindiler Hemen geliniz İaşe ve ibate (barınma) işlerini beraberce tanzim edelim"

O gece misafir Türk kafilesinin bütün ihtiyaçları temin edildikten sonra gecede bir ziyafet tertip edilir Yenilir, içilir Karşılıklı nutuklar söylenir Bu sırada orada bulunan Almanlar hep bir ağızdan Alman milli marşı (Deutschlan uber alles)’nı iki sesli okuyunca bizimkiler soğuk terler dökmeye başlarlar Bir ara merhum A Karamürsel yavaşça subaylarımıza eğilerek:

- Ne biliyorsunuz? Ordumuz etti yemin?

- Unuttuk

- Kalkın ey ehli vatan

- ??????

Arkadaşlar, Tekbir’i hepiniz bilirsiniz Benim sesime uydurarak söyleyeceğiz Benim işaretime dikkat ediniz

Biraz sonra 38 Türk’ün Tekbir nidaları salonu çınlatıyordu:

"Allahü Ekber! Allahü Ekber!"



İstiklâl Marşı’mızın besteleniş hikayesi

Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin de bir milli marşı olmalıydı Daha Cumhuriyet kurulmadan İstiklâl Savaşı sırasında, Garp Cephesi Komutanlığı’ndan bu arzu doğmuştu Durum, sonradan Maârif Vekili olan Hamdullah Suphi’ye havale edildi Böylece Türk milli marşı olarak "İstiklâl Marşı" adı ile yaptırılacak marşın hazırlıklarına girildi Beste ve güfte için beşer yüz lira armağan kararlaştırılarak genelge ve mektuplarla bütün yurda duyuruldu

Önce şiir seçilip sonra beste yarışması açılacaktı Şiir yarışmasına yurdun dört bir yanından tam 724 şiir gönderildi Komisyon bunlardan yedisini seçerek bastırdı ve meclis üyelerine dağıttı

Atatürk’ün başkanlığında TBMM’nin 12031921 günkü celsesinde Mehmet Akif Ersoy’un şiiri defalarca okutturularak alkışlar arasında milli marş olarak bestelenmek üzere seçildi

Beste yarışması ise güfte kadar ilgi görmedi Bu da memleketin o zamanki musiki durumunu yansıtmaktadır Beste yarışmasına ancak 24 besteci katılmıştı Bunlardan bazıları şunlardır:

Ahmet Cemalettin Çinkılıç, Ahmet Yekta Madran, Ali Rifat Çağatay, Asım Bey, Bedri Zabaç, Hasan Basri Çantay, H Saadettin Arel, İsmail Hakkı Bey, İsmail Zühdü, Kazım Uz, Lemi Atlı, Mehmet Baha Pars, Mustafa Sunar, Rauf Yekta, Saadettin Kaynak, Zati Arca, Zeki Üngör

Güfte yarışması sonuçlandırıldıktan sonra Anadolu’daki savaş iyice kızıştığı sıralarda beste yarışması ilgisini tabii olarak kaybetmiştir Buna rağmen muhiti olan bestekârlar faaliyetten geri durmamışlar ve kendi bestelerini yaymaya uğraşmışlardır

O sıralarda Edirne’de müzik öğretmeni bulunan Ahmet Yekta Madran, kendi marşını Edirne ve havalisinde yaymaya ve söyletmeye başlamıştır İzmir’de müzik öğretmeni bulunan İsmail Zühdü de kendi marşını İzmir ve havalisi ile Eskişehir’de yaymakta idi Ankara’da da Zeki Üngör’ün marşı söylenmekte olup İstanbul’da ise iki marş söylenip yayınlanmaktaydı Bunlar da İstanbul tarafında bir çok mekteplerde öğretmenlik yapan Zati Arca’nın, Kadıköy tarafında ise Ali Rifat Çağatay’ın bestesi söylenmekteydi

Bu durum birkaç yıl böylece devam etmiş ve 1924’te Ankara’da maârif vekaletinde toplanan bir kurul, Ali Rifat Çağatay’ın marşını resmi marş olarak kabul ederek ilgili kurullar ile bütün okullara bildirmiştir Bu marş, 1924’ten 1930 yıllarına kadar söylenip çalındıktan sonra 1930 sıralarında yeni bir emirle Riyaseti Cumhur Orkestrası şefi Zeki Üngör’ün bestesi milli marş bestesi olarak kabul edilmiştir Zeki Üngör, İstiklâl Marşı’nın besteleniş hikayesini şöyle anlatmıştır:
"İstiklâl savaşının devam ettiği sıralarda ben, Muzika-i Humayun muallimi idim Yani doğrudan doğruya Saray’a ve Vahdettin’e bağlıydık Bando, Fasıl Takımı ve Orkestra benim emrimde idi

Şişli’de Uğurlu Han’ın 4 numarasında oturuyordum Kurtuluş ordusu süvarilerinin İzmir’e girdiklerinden iki veya üç gün sonra evimde, Talim-Terbiye Heyeti azası ve terbiye mütehassısı dostum Haydar merhumla oturuyorduk Kapı çalındı İlkokul öğretmeni İhsan merhum geldi Büyük bir heyecan içinde, süvarilerin İzmir’e girişlerini anlatmaya başladı Hepimiz coşmuştuk Hemen kalkıp piyano başına geçtim Ve derhal içimde doğan parçayı çalmaya koyuldum

İlk etapta marşın giriş kısmındaki akoru oluşturdum Bu şekilde iki, üç mezür yaptım Arkadaşlarım: "Aman dediler, bu çok güzel bir şey olacak" Bunun üzerine İhsan’a İzmir’in kurtuluşunu ve büyük zaferi bütün teferruatı ile anlatmasını rica ettim O anlattı, ben çaldım Böylece kısa zamanda eserin taslağı ortaya çıktı Ertesi gün de çalıştım İki gün sonra beste bitti Götürüp arkadaşlara gösterdim Çok beğendiler Bunun üzerine bu müziği milli marş olarak takdime karar verdim Kıymeti hakkında daha kat’i bir fikir edinmek maksadıyla da besteyi Viyana Konservatuarı direktörüne gönderdim On gün sonra direktörden gelen mektupta, eserin çok orijinal bulunduğu ve melodisinin Türk milletinin ihtişamına yakışacak şekilde olduğu belirtilerek tebrik ediliyordum

Bu mektup geldikten on beş gün sonra beni Ankara’dan çağırdılar, gittim Bana Muzika-i Humayun’u bütün kadrosu ile Ankara’ya nakletmek vazifesi verildi Bunun üzerine tekrar İstanbul’a döndüm Ve Ankara’ya ilk olarak başlarında piyanist Sabri’nin bulunduğu beş kişilik bir heyet yolladım Vahdettin henüz padişah olduğu için bu işleri gizli yapıyorduk Bir ay sonra da kimseye bir şey söylemeden Ankara’ya gittim Ve hemen İstanbul’daki arkadaşları bir telgrafla çağırdım Üç gün sonra geldiler Böylece milli marşı bu heyete ilk defa Ankara’da verilen o baloda Atatürk’ün huzurunda çaldık İşte milli marş böyle bestelendi

Bestekarın bu anlatışından, eseri önce sözsüz olarak bestelediği ve daha sonra Mehmet Akif’in şiirini besteye giydirdiği anlaşılmaktadır Bu sebepten meydana gelen prozodi hataları, eser hakkında sonradan yapılan tenkitlerin başlıcası olmuştur Bestekar yukarıdaki beyanatının bir yerinde her ne kadar, "Bu müziği milli marş olarak takdime karar verdim" diyorsa da, eserdeki ses sahasını halk tabakasını nazara almadan kullanması bestenin milli marş olarak bestelenmediğini meydana çıkarmaktadır Marştaki bu teknik hatalardan başka ses ritminden ağır çalınıp söylenmesinde bestekarın kusuru başta gelmektedir Besteci bu durumu şöyle anlatmıştır:

“Ben İstiklal Marşı’nı bestelerken kulaklarımda İzmir’e koşan atlıların dörtnal sesleri vardı Eserin başında metronomu (1 dörtlük=80) olan bir eser hiçbir vakit cenaze marşına benzemez

Plaklardaki ağır tempolu çalınışı ise; "Sahibi’nin Sesi" stüdyosunda orkestra ile plağa çaldığımız zaman teknisyenler, bunun çok süratli bir marş olduğunu ve dolayısıyla plağın ancak yarısını doldurduğunu söylediler Bu sebeple plağın aynı yüzüne bir marş daha çalmamızı rica ettiler Ben böyle bir teklifi kabul edemezdim O anda aklıma bir şey geldi: "Marşı biraz ağır çalalım, böylece plak dolar Sonra çalınırken gramofon biraz hızlıya ayarlanır, olur biter" dedim Bu fikir pek münasip görüldü ve dediğim gibi yapıldı Fakat bilahare böyle bir fikir vermekle hata ettiğimizi anladım Çünkü marş çalınırken gramofonun hızlıya ayarlanması icap ettiğini kim bilebilirdi?”

Görüldüğü gibi tam bir alaturka davranışla İstiklal Marşımızın en can alacak noktası; ritmi, ölü doğrulmuştu

Plak yayıldıktan sonra ağır ritim de hafızalara yerleşti ve besteci ölümüne kadar bu ağır ritmi yürüğe götürmeye uğraştı durdu

Ayrıca, marşın Türk temlerini ifade etmediği ve hatta “Karmen Silva” isimli bir operetten alındığı da iddia edilmiştir

Daha sonra marşın değiştirilmesi tezi ortaya atılarak yetkili yetkisiz türlü şahıslar tarafından türlü fikirler ileri sürülmüşse de değiştirilmesi fikri tutmamıştır

Bu konudaki makul olan umumi kanaat; her ne kadar yeniden daha iyisini yapmak imkansız değilse de eskisinin artık tarih olmuşluğu hakikati nazara alınarak, bunun üzerinde gerekli rötuşlarla mevcudu onarmaktır

 

BADMAN is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Cevapla
Tags: hatiralar, ilgili, marslarimiz, milli


Milli marşlarımız ve ilgili hatıralar ile ilgili Benzer Konular
285 Kez Görüntülendi

her yerimde hatıralar Resimli Şiirler
Okuldan Hatıralar Komik Şeyler (Yazı Eklenebilir)
Milli Marşlarımız Cep Melodiler
Acı Hatıralar ! Aşk Resimleri
6 Kasım dan hatıralar.... Fenerbahçe

Saat 06:41.
Sayfalar Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552