FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Eğitim Bölümü
>
Şiir Bölümü
>
Şiir-Şiirler
Şiirin Kor Kıyısı!
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Şiirin Kor Kıyısı! ile ilgili Benzer Konular
189 Kez Görüntülendi
bu şiirin başlıgı yok..
Aşk-Sevgi-Evlilik
Cenk Taner - Rüzgarlı Deniz Kıyısı
Türkçe Şarkı Sözleri
Deniz Kıyısı ve Dalga !!
Wallpaper / Resim
Gelmez Bir Araya Yüreğimin İki Kıyısı..
Aşk-Sevgi-Evlilik
Resimle Şiirin Birleştiği O An
Aşk-Sevgi-Evlilik
Şiir nedir ? şair kimdir ?
|
Her Gün Birşey Daha Kaybediyorum Senden Öte..
Konu Araçları
03-02-2008
#
1
Profil Bilgileri
FrEeDoM
Şiirin Kor Kıyısı!
Şiirin Kor Kıyısı! başlıklı yazı Mumsema Şiirin Kor Kıyısı! Forum Alev
Şiir Yazamama Notları
Şiirin Kor Kıyısı(*)
Bu kısa notlar, gecelerden ve gündüzlerden damıtılma şiir kökenli düşüncelerdir
Bir tür alıştırma ya da denemece söylenmeler
Yıllardır, defterlere, takvim yapraklarına gölge atan küçük küçük karalamalar
Söz jimnastiği, düşünce jimnastiği kırıntıları
Yani, 'kendi yaranı kendin sar' kuralına uygun düşen, şiirin sıkıntısını giderici ara metinler
Şiir yazmama dönemlerinin nabız ve tansiyon ayarı; bir tür avunmadır
Şiir üzerine; yaratım cehennemi ve cenneti üzerine düşünmek için az zaman gerekmiyor
Uykuda kalınan süre dahil, tüm zamanını istiyor insandan şiir
Günün yarısını ayırsan, öteki yarısında sıkılmanın payı ve etkisi, izi kalıyor
Şiiri düşünme edimi bulaşıcıdır, diyebiliriz o yüzden
Rüyada bile rahat bırakmaz kendini adamış olanı, yani şair adayını
Eksik ilgiyi, unutulmayı ve yitirilen zamanı hiç bağışlamaz
Geceyle gündüz birdir şiir için
Has şiire ulaşma gayreti, geceyi de gündüzü de kapsar çünkü
Şiirin Kor Kıyısı adını vermemin nedeni, şiire çok yakın imge, dize dalgacıklarından etkilenmiş bir düzyazıda kalabilme arzusudur
Şiir okyanusunu çevreleyen kara parçasının suya en yakın yeridir çünkü 'kıyı'
Hep bir deniz veya okyanus kıyısı olmuştur şiirin karaya ayak bastığı yer
Ama hayat dağının doruğundaki volkan kesintisiz lav püskürtmektedir
Hayat dağının eteklerinde, zamana nüfuz eden kurgu fantezi dünyasının kıyılarına akmaktadır
Lav, gerçeklikle düşlemenin buluştuğu çizgide "şiirin kor kıyısı"nı oluşturmaktadır
Şiir bir köz dünyasıdır öylelikle
Közse ateşin kordan sonraki evresi; mor evresi değil mi? Üzerindeki kül tabakasına karşın için için yanan kıyıda yürüdüğümü varsayarım, şiirle uğraştığım anlarda
Şiire ilişkin kısa yarenlikler dizisi, aynı zamanda yazılmayan dizeler destesi ve şiir okuma belgeliği olacak
Benim için ve bu satırları okuyup paylaşacaklar için
Dağınık metinlerin aylar, yıllar sonra derlenip toparlanması ile şimdilerde depreşenlerin sıcağı sıcağına yazılışıdır Şiirin Kor Kıyısı
Bir bakıma şiir yazmama/yazamama zamanlarının karnesi, şiirin serüven kütüğüne mütevazı bir kayıt olacak bu dizge
Olacak mı? Bakalım nasıl olacak?
29 Ocak 1998, Perşembe
1
Şiir anlıktır
Umulmadık anda, umulmadık yerde gösterir kendini
Bir biçimde varlığını belli eder
Bir dehlizden sızan ışıktır bazen
Bazen sessizliğe sonsuz megaton şiddetle düşen bir ses: bir öksürük, bir kapı çalınması, bir bebek ağlaması, bir fren sürtmesi, bir siren çığlığıdır
Daha pek çok an olayıdır
Karanlığa çarpan telefon sesidir
Beklenmedik sevgili kokusu, insanı sendeleten büyülü şefkat tınısı
Kış güneşine aldanıp erken güneş açmış badem ağacıdır
2
Eski mevsimden artakalmış kuru meşe yaprakları arasında dolaşan serçedir
Yerlerdeki tez canlı mor menekşecikler ve güneşe gülümseyen "şubat şaşkını sarı papatya" kaygısızlığındadır bazen
Papatyaya nispet yapan sarı çiğdem gibi nazlıdır
Çoğu kez de yanılgıdır, salt yanılgı
Gelmeyen dizedir, hecedir, melodidir
Çimende bulduğu, büyükçe ve çiyli bir ot kümeside devinen, coşkuyla devinen karıncadır
Benekli böcektir de bazen, ivecen, bir çöpe tutunmakla yaşama tutunan doğa üyesi
Gökyüzünü parçalayan bir kırlangıç kanadıdır bazen
3
Şiir anlık demiştim
An onun doğum ve ölüm süresidir
Geldiği gibi yakalandı,
yakalandı, yoksa yitti sayılır
Yitmekse yazıya değmemişliktir şiir için
Geldiği o ilk andaki hazzı ve acıyı yeniden yakalamak olanaksızdır
Denebilir ki şiir tektir, yinelenmez, parçalanmaz, istiflenmez
4
Şiire uyan her tanım, aşka da uyar diyen ve diyecekler haklıdır
Bakışların kesişmesi, vücut ısılarının birbirini çekmesi, seslerin örtüşmesi, düşlerine alev almasıdır
Bir elin bir ele dokunacak kadar yaklaşması, ama bir türlü dokunamamasıdır
Hep olağanüstüdür
Kayırılan, kollanan ve göğe yükselmeye hazır tutulan renkli balondur
Öylesine tedirgin bir haldedir işte, şiirin ve aşkın etkisinde duyumsanan
5
Şiir anda duyumsatır kendini
Büyülü sestir
Yaşamcıl ışıktır
Ölümcül arayış
Şiir an'dır
6
Bir şiir bir seanslık sevişmeye eşdeğerde güç harcatır şairine
Doruk noktası yükseldikçe coşkusu ve ateşi yükselir
Boşalım anı şiirin bittiği yani tamamlandığı an'dın
O metindir artık
İşlevsel ve estetik bütün, dünyaya yük olmayan, ama sürekli birşeyler veren vücut, yapı, bireşim
ne denirse densin
Şiir bir seanslıktır ve süreklidir algılandığınca
7
Şiir bir gerilimdir
Bir nörolojik vaka
Epilepsi nöbeti
8
Şiir bir felakettir bazen
Yürekte kaynayan volkanik yatak kurban istemektedir
Şair için sözcükler ketum bir hal aldıysa, yani hakkı ve görevi olan yerde durmuyorsa, hem şiir için, hem şairi için işkencedir
İşkenceden kaçış olanaksızdır
Dahası şairin intihar çizgisine ulaşmış konumudur
Evrende teselli adına hiçbir şeycik yoktur ona göre
Anlamın binlerce ayrıntıda gizli olduğunu keşfetmiştir
Anlamsızlığın da
9
Sonuç olarak şiir sözcüklerle sevişmektir
Şiirin oluşumu sözcüklerin uyandırılmasıyla ivme kazanır
Öylelikle ayrımına varmadan şiirin uzayına girmiştir şair
Gerilim kapsamına girmiştir
Evrene yönelik duygu/algı antenleri şiir için çalışır artık
Kurtuluşu yoktur, ya da kurtuluşu şiiridir
10
Sıkça karşılaşılan bir soru: şiir yaşanır mı, yazılır mı?
Yaşanır da, yazılır da, diye not düşmüşüm bir ara
Yaşanır, herkes yaşar, farklı, yumuşak yüzlerce gölge düşürür doğaya
Evet herkes yaşar, ama herkes paylaşamaz başkalarıyla
O çok özel şiirselliği, imge sözcüklerini bulup dillendiremez, açıklayamaz, belgeleyemez
Yani yaşadığını sakınır
Şairse yaşadığını de kurguladığını da paylaşandır
Paylaşmanın bedelini öder, ağırca öder, çoğu kez
Aynı nedenle belki iç dünyası tersyüz edilmiş sayılır
11
Şair, varoluşunu yaşamla ve doğayla koşut biçimde ve de biçemde özümseyip metne dönüştürendir
İmge dünyası ile gerçek dünyası arasında ki kö
pr
üdür kişiliği
Şiiriyse yanından yöresinden eksik etmediği can simididir
12
Kozanın içini merak etmişimdir hep
Yani şu ipekböceğinin marifetini
İpekböceği deyince ipekböceği, iplik çekme, çile çekme süreçleri akla geliyor doğallıkla
Bunu kurcalamak, öğrenmek istedim
İsteyince "İpekböceği" merakımı giderecek bilgilerin yoluna düştüm
İlk kaynağa ulaştığımda ise gördüm ki iş
epeyce karmaşık, epeyce de zaman alacak
Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedi, (Milliyet Yayınları, Cilt: 11) 5732
sayfada şöyle açıklıyor konuyu: "İpekböcekçiliği, ipekböceğinin yetiştirilmesinden koza üretimine değin gelişen bütün işlemleri kapsar
(
tırtılların ürettiği kozalardan elde edilen ipekler taraklandıktan ve çile haline getirildikten sonra kullanılır)
İpekten iplik çekme, ilke olarak kozayı oluşturan sürekli ipliğe çile (vurgulama benim) haline getirmektir
Çile çekmeye ancak, koza sarımlarını birbirine yapıştıran zamk yumuşadıktan ve düzgün olmayan ilk sarım katları (ilk ipekler ve kırıntılar) elendikten sonra başlanır
(
) İplik çıkrıkta ('çile çarkı') toplanır ve hızla kurutulur
Bu şekilde elde edilen ipek ipliği ham ipeği oluşturur"
Şiirin oluşumunu ipek ipliğinin ve kumaşının oluşumuna benzetiyorum
Merak eden ansiklopedilere bakabilir
Ben işin çile yönünü 'çile çarkı' sürecini, şiirin yaratım süreciyle örtüşür gibi buluyorum
Şair, kendini sözcüklerin çile çarıkına, yani çekme aşamasına bırakan öznel dünyasını doğaçtan besleyendir
Bu konuda daha çok ayrıntılı ve bilgiyle donanımlı söz söylenebilir söylenecektir de
Kendi payıma düşeni, araştırmamı sürdürerek tamamlamalıyım diye düşünüyorum
13
Bir sözcük için ne yıkımlar yaşanıyor şiirde
Evet evet, bazen bir sözcük insanın dünyasını zindana çevirebilir
Şiirin bitmemişliği kadar acı veren başka ne olabilir ki? Vazgeçilemeyen bir imge cehennem mengenesi gibi sıkar
Orda şiir durmuştur artık
İlerlemez
Zamanını bekleyecektir en büyük olasılıkla
Ya da 'prematüre' kayıtlı kalacaktır dosyasında
14
Sessizlik!
En güzel şiir değil mi bazen? Bunu da düşündüm
Bir ara siz de düşünün dilerseniz
Hele hele bir kalabalığın içinde herkesin konuşma olasılığı eşitken
Ve bir süreliğine, ilk konuşan olmamak için herkesin sustuğu anı bir düşünün
Ne saygın bir çekingenliktir o, sanki bulaşıcıdır
Ki, herkes soluğunu tutup bekler
Müthiş bir şiir ucudur beyinden beyine dolaşan
Şiir suskunluğu gerektirir kimi hallerde; yok yok çoğu hallerde Susmanın ardındaki sessizlik kutsaldır, denecek kadar büyülü/gizemli görünür
Bu kalabalıkta herkes susmuştu
An uzunca sürdü, şiir oluştu ve ben seslenmek zorunda kaldım
"Sessizlik en güzel şiirdir!" Ve bu notu araya girdim
Susmuş olan herkesin ürünüdür artık bu şiir filizi
İnsanlar birbirinin suskunluğunu daha güzel okusun istiyorum ol sebepten
15
Şiirde yan anlamlar (kimilerince yan anlamsızlıklar) epeyce tartışıldı
Daha da tartışılacak kuşkusuz
Ne var ki geçmiş ile şimdi arasındaki renkli geçit pek irdelenmedi 'anlam' bazında, ki bu başlı başına bir inceleme/araştırma konusudur
Kesinlik ölçüsünden çok uzakta kalınsa da 'şiirde anlamlar' -'şiirde kişilikler' durumu olağanüstü kristal parçacıklar bırakacaktır, belirtilecek görüşlerin ardından
Şiirin söylemi, (nesnel varlığı) ile şiirin kimliği örtüşmediğinde bilinçaltının yan yollarını şiirin yan (ve dip) yolları gibi algılayıp birkaç kez daha okumalı
Söz konusu ürüne haksızlık edilmemesi için, diye düşünüyorum naçizane
Yoksa şiir de doğrudan, dümdüz alınacak, anlaşılacak, yararlanılacak hiçbir özellik yoktur, somut yanı uzağa kaçar hep
Tatlı bir kovalamacadır yaşanan; şairle şiir arasında, tatlı körebe
Doğası gereği şiir maddi olamaz, yaratım anındaki yüksek 'içsel gerilim' yapaylığı, rol kesmeyi kaldırmaz da o nedenle
16
Şiir, doğrudan anlatan, anlamlandıran bir araç metin değildir
Öyledir demek şiire haksızlıktır en başta
Çünkü şiirin oluşu/oluşumu dalgalı, yani dolambaçlı yol izler
Beslendiği yol ki, çoğu çıkmaz yoldur
Çıkışı görünen berrak bir yön değil
Şiirin atmosferi kaostur, yani ustan önce duygunun felaketidir
Sonrasıysa hem usun hem duygununun cehennemidir
(İlhan Berk hocanın kulakları çınlasın
)
Duygu sezginin dinamosudur dense çok da yanlış olmaz herhalde
Çünkü şiir makineye, robota yönelik değildir
Hüzün ve ıstırap, sevinç ve coşku yoktur insan dışında hiçbir varlık için
O nedenle diyorum ki şiir insandan insana insanca incelikler, hoşluklar, umut yüklü gizemler taşımıştır hep
Taşır
Bir girdabın taşıttığı su gibi; düşmeyen, havada kalan
Bir çavlanın kucakladığı köpük gibi; düşmeyen havada kalan
17
"Bu gün şiir için ne yaptın?
"
Kendime sıkça sorduğum bu soruyu nerede okuduğumu düşünüyorum
Yoksa bilinçaltında yer tutmuş sorunu not etmekle ondan kurtulacağımı mı sandım? Ne korkunç bir yanılgı! Şiir ki kanayan bir bilinçaltı yarasıdır zaten
Günün güzergahı boyunca; bir ağacın kırılmış dalında, bir duvardaki yarısı yırtılmış afişte, bir dilencinin ezik bakışlarında, hiç beklenmedik anda, hiç umulmadık
yerde çıkıverir insanın karşısına
Unutturmaz kendini
Sık sık sordurur; "Bugün şiir için ne yaptın?" diye
Yanıt aramaya çalışıyorum, bir yerde mi okudum bunu, yoksa kendime sıkça yönelttiğimden mi kazındı belliğime
18
Şiir dinmeyen bir sızıdır
O sızının nabzını duymakta bütün iş
19
Şiir en çok başka şiirden güç alır
Doğacak şiir için nektar en çok öncekinden gelir, daha önce yazılmış olandan
Bu yeni bir söz değil
Ustalar da çok söylemiş, söylüyorlar hala
Belki o nedenle kendimi bildim bileli okuma açlığımı gideremiyorum ya
Hala açım, hala açım
20
Şiir sadık bir yürek dostudur
Hor görmez, örülmeye katlanmaz
Aldatmaz, aldatılmaya dayanamaz
Mayasında kin ve kalleşlik yoktur
Uysal bir iç haldir
İhmal incitir, köreltir
İhmal en okkalı darbedir şiire vurulabilecek
Yaşamın akarsuyudur şiir, bitkilere nesnelere can katar
Bulutları emziren sonsuz bir memedir
Sağaltım sunandır
Tabii, alana
Doğanın bir yansıması, iyi ve güzel ürünü olduğunu benimseyene
Şiddetten ve kirlilikten uzak durabilene direnç için elzemdir şiir
Erinç doruğudur kendini imge kanatlarına bırakabilen kişi için
21
Şiir mutluluk anlatır mı?
Bence anlatmaz
Hüzün sarnıcından çekilen suyla yoğrulduğu içindir ki , ne şiirin kendisi mutluluktur, ne de izleğinin taşıdığı herhangi bir duyu mutluluk kavramı
kendimizi kandırmayalım
Yazan için de geçerli aynı şey; şiir mutluluk vermez, karın doyurmaz, gündelik yaşam içerisinde yıkımlar yaratır ancak, ve yıkımlara tanıklık eder
Bugün bir şiirle uğraştım, mutlu oldum, diyenle karşılaşmadım hiç
Karşılaşacağımı da sanmıyorum
22
Belki de yanılıyorum, şiir ile mutluluk terimlerini şiir arayışıyla, mutluluk arayışını karıştırmakla
Öyle ya şimdiye dek içinden çıkılabilmiş bir soru değil, mutluluğun gizemli adı ve çağrıştırdığı çok özel 'durum'
Soyutu algılama varsa insanoğlunda, şiir gerekçesiyle, şiir aracılığıyla o 'sanı' ya erişebilir
Bu tümceden sayılmalı ki, şiirin işlevi söz konusu edildiğinde söylenecek şeyleri çıkartmış oluyoruz ortaya
Mutluluk şiirin neresinde diye aramak boşuna
Daha açıkçısı mutluluğun şiiri yazılamaz görüşünde direteceklere katılıyorum ben de
"Mutluluğun resmini" yapabilmenin yolarını soran büyük ustamız Nazım Hikmet, gün ışığına çıkarmış yıllar önce sanatla mutluluğun ilişkisini
Resim, beste, şiir vb sanat alanları gerçekte hep aynı sıkıntının gölgesini kazmıyor mu? Sonuçta Nazım da nice dünya şairleri gibi, mutluluğun şiirini şiirin mutluluğunu bulma sevdasının ardında tüketmedi mi ömrünü
Gerçi, bu konuda yazdıkları özel olarak irdelenebilmiş değil, bildiğim kadarıyla
Ama bir neden oldu işte şairimizi anmak için
Şöyle bağlanabilir konu, şimdilik tabii
Mutluluk kavramı bir dilek olmanın ötesinde ürün doğurtan sonsuz kaynaktır, yazarlar, besteciler, ressamlar için
Zira mutluluğun karşıtı mutsuzluk, yapıtın arayış serüvenleriyle kozmik bir sırdaş olmaktadır
Modern zaman derdidir
Çelişkilerin kaosun babasıdır mut kurgusu
Tıpkı felsefe ve mistisizmin anahtarı sayılan kut kavramı gibi
Yaşamı ve şiiri sarmalamış durumda
İnsanlık bayılır, söz konusu kutlu ve mutlu düşler ardında zaman, mal ve de can vermeye
Mitoloji, ilkçağ, ortaçağ ve hatta yeniçağ neyle yazıyor kendini? Şiirin derinliklere yönelmesinde etkisi yok mu? Var: Zehir ve panzehir iki sözcük diye görüyorum ben onları
Ama yoklar, mutluluk ve kutluluk
yoklar
Güzel olan da bu; aramayı sürdüreceğiz, sürdürecekler
23
Şiir tanımlanamaz, doğru
Mutluluk da tanımlanamaz, o da doğru
Peki, şiir bazen uyumla çelişkinin 'gayri meşru' çocuğudur diyen birisi çıksa alnından öpmez miyim?
Öperdim herhalde
24
Fena takıldım bu soruna
Günlerin gürültüsü arasında şiir mutluluk kaynağı değil; de
Niye bunca kaptırıyorum kendimi? Niye benden önce binlerce, belki milyonlarca insan şiirle 'iştigal' etti?
Tuhaflığı çözeceğim diye bu fazladan yazamama 'mesaileri'
Şiire zaman ve emek vermenin mutluk getirmediğin bile bile yürüyorum yolumda
Okuma serüvenimi varsıl kılıyorum kendimce
Yani şiiri okuyanın büründüğü o çok özel atmosfer mutluluk değil, biliyorum
Tıpkı lazanın üretme aşamasında tasarlanmış bir anlam ve mutluluk bulmadığı, beklemediği gerçeğini bildiğim gibi
Peki anlam ile anlamsızlığı mutluluk kavramının neresine koyacağız bu durumda
? Öyle ya, sözü; anlamda mutluluk yok- mutlulukta anlam yok, demeye yaklaştırırken, neden şiirin yazılma zahmetine katlanılıyor? Sorusu çıkmaktadır ortaya
Mademki şiir özel bir dil, diller üstü bir dil?
25
Yazılmış her dizenin her 'kuple' nin, değerini bilmek gerekir
İçinde şiirin beklenmedik, olağanüstü nefesi saklı olabilir
Metnin hakkını teslim etmeli öncelikle diye düşünüyorum
Gözden kaçmış, kaçırılmış herhangi bir şiirsel töz, imgesel tomurcuk söz konusu şiirin hakkının yenilmiş olduğu sonucunu doğurur
Şiiri anlamaya çalışmak bir önkoşul sayılmamalı bence
Onun anlam coğrafyası sınırsızdır
Yer yer engebeli, yer yer alabildiğine düz
Bazen de yükseklikleri anlaşılmaz doruklardadır, ki bunların arasına sokulup yitmiştir
Haliyle okuyanı da oralara çekecektir
Kendimden biliyorum
Çokça yitip sisler içinde hüznün ve hazzın izini sürerken buluyorum kendimi
26
Şu anlam ve anlamsızlık rüzgarına kapılmaya görsün insan
Yolları çatallaşıveriyor birdenbire
Tutup sözlüklere başvuruyorum "anlam" için
Öyle ya neymiş sözcük ağırlığı, görmekte yarar var
Nijat Özön'un hazırladığı Güzel Türkçemiz adlı Milliyet Yayınlarından çıkan sözlüğünde "fetva, mana, medlul, müedda, meal, mazmun" diye açıklanıyor anlam
Ne zengin bir karşılık değil mi? Öteki sözlüklere gitmekten vazgeçiyorum
Üç aşağı beş yukarı aynı yanıtla karşılaşacağımı düşünerek
'Anlam'ı açıklayan sözcüklerin karşılığını düşünmeye koyuluyorum
Ve görüyorum ki 'anlamsızlık' da olağanüstü zenginleşiyor
Hep şiir bulutlarına götürüyor insanı
27
Hiçbir şair tümüyle anlamsız şiirler, (hatta dizeler) yazamaz bence
İstese de istemese de yazamaz
Çünkü yazı, şiir-metin, ne denli gerçeğe yani bir olaya yaşama, kişisel soruna yaslanıyorsa, kilitleniyorsa o denli yakındır gerçekliğe
Başlangıcında kurgu da olsa, değişmez bir gelişmeydi bu
Dikkat buyurulsun: sonuç demiyorum
Metnin anlamı ne oranda içselleştirdiğine de bakmalıyım hadi
İzlek, örttüğü imgesel alan ve şiire kazandırdığı son yargı ölçütlerinde anlamı da içselleştirmiştir
, diye düşünüyorum
Şiir ki kapalılığı, gizemi anlama dönüştürebilendir
(Kimilerine göre anlamı anlamsızlığa dönüştürebilendir ya, neyse
)
28
Şimdi uzun uzun bunu düşünmeye yer ve zaman ayırmalı mı?
Şiirin kapalılık hali, şiirin ve şairinin çelişkiyi göğüsleme cesaretiyle orantılı sanıyorum, naçizane
Çünkü şiir kapandıkça kendisidir
Yani yazanın -şairin- kendisi
Çelişkinin sorgulamanın doğal sonucu; mutsuzluk nedeniyledir tabii
Kent yaşamından kaynaklanan karamsarlığı, ilişkil erden doğanhoşnutsuzluğu irdelemeye kalkıştıkça, mutsuzluğa vuracak yaşam gemisi için (ikiyüzlü bakış açısı edinmedikçe) gerçeği soluyan her birey gibi acıyla yüzleşecektir
Doğal olarak şiirine yansıyacaktır, çelişki ve acı
Öyle ya şiir acının öz evladıdır
sevincin üvey evladı!
Hep
Dantel
Mumsema
Frmacil
03-02-2008
#
2
Profil Bilgileri
FrEeDoM
--->: Şiirin Kor Kıyısı!
29
Yaşantımız bir bulmaca mı? Yukardan aşağıya duygu, sağdan sola akıl
Yukardan aşağıya yalan: şiir
Sağdan sola gerçek: kalabalık, şiddet, umarsızlık, yapaylık ve ölüm
Kim çözecek bulmacayı? Sevgili bulmaca yapımcısı, nasılsın ve neredeysen seni seviyorum! Seni seviyorum! Seni herkes seviyordur
Çöz şu bulmacayı: şiirin bulmacadaki düğümü kaç ilmek? Bulmacadaki şiirin kendisi kaç kırat?
Yaşantımız neye bağlı? Daha çok sevgiye mi, yoksa daha çok us'a mı?Yanıt arıyorum
Arayıştaki yanlışlarım, sapmalarım için beni bağışla bulmaca yapımcısı
Seni sevmenin karşılığında bağışla
Bağışlamasan da sevildiğini bil: bu bulmaca çözülmez gibime geliyor, ne yazık ki!
Çözülen şiir değildir, anlam hiç değildir, , gizem hiç değildir, kuşku hiç değil
Hafiye netsin?
Bulmaca herkesi düğümlemiş bir kez
Şiir en derin düğümdür, yaşamak araya sıkışmış toz zerresidir belki! Onu arıyorum
Düğümü çözecek kılıcı değil
Zaten İskender'in çözemediğini biliyoruz
30
Ömür ertelenen yolculukların baskısı altında geçiyor
Zaman acımasızca tükenirken, koşullar hep bir yolculuğun aleyhine büyürken; acıya acıya duyumsuyor şiir, ertelenmenin ezikliğini, anlamsızlığını
Evet anlamsızlığını!
Kim 'mustarip', yani ezgin erteleme geriliminden, en çok kim? Şiir tabii ki
Koşullar değiştikçe bedensel ve ruhsal olanaklar/olgunluklar çoğaldıkça, yatırım zemini küçüldükçe, atmosferi azaldıkça, kaçınılmaz sonun yakınlığı seziliyor yaşamın ensesinde
Hiçliğin, tat alınacak meyvelerin çürümüşlüğü daha bir yakın
an' dan anlamın geçersizliği, varlığın nesnesizliği - nesnenin varlıksızlığı saptamaya değer: şiir
Öyle ya şiirin söz konusu değerin özeğini oluşturmadığını kim iddia edebilir?
Şiir hiçlik, şiir nesnesizlik, şiir çözümsüzlük, mutsuzluk, umarsızlık
Yani dirime ait, ölüme karşı
Öyleyse yaşasın şiir!
31
Çok düşündüm
Zaman çıplaktır! Zaman boştur
Hele şiirsiz zaman
Peki ne olacak öyleyse?
Zamanı şiir giydirecek diyorum ben
Boşluğu imgeler süsleyecek
Yaşanan her an, şiirin ayak sesiyle kendine gelecek
Saçmalığa bir çentik vurulması olacak şiir
Çünkü zaman çıplaktır ve oradan ötesi hiçbir canlıyı bağlamaz
Giyotine boyun uzatmış bir haklılıktır şiir
Giyotin düşmeye cesaret bulamaz hiç
Şiir giyotine 'nanik' yapan bir edebi türdür de ondan
Şiirini önünde tüm nesneler kördür ve güçsüzdür çünkü
Şiir nesnelerin ve nesnelliğin tanrısı değil mi? Bu konuya dönüleceğini, sık sık dönüleceğini seziyorum
32
Şiirin oluşumunda üzüncün (bazen de buruk sevincin) etki oranı nedir? Sorun şiir yazıldıktan sonrasını kapsamıyor elbette
Şiirin yaratım süreci, yani kağıda kaleme bulanmadan önceki aşamasıyla ilgili yanıtlanmalı soru
Öyle ya, herkes kendince duygu, düşünce ayrıntıları, yoksunluk ve zenginlikleri keşfedebilir yayımlanmış üründe
Okura verdiği hüzün, veya haz, erinç veya düşün dozajı şiirin başarı grafiğini göstermez kesinlikle
Çünkü şiiri okuyacak kişinin metni algılama frekansı (hadi donanımı demeyeyim) önemli bir öğe
Şiirin oluşumunda olgunlaşma, zamanında üzüncün etkisi (katkısı demeye kimin dili varır?) yüzde doksan dokuz, sevincin payı ise yüzde birdir
Sevinç, şiirin doğumundan, dahası yayımlanışından sonra tadımlık bir anıdır ancak
Şiir sevincinden ölmüş var mi ki ?
33
Hiç rakı kadehine göz yaşı damlattınız mı?
Şiir odur işte, yeri geldiğinde
34
Ne güzel kitaplar, ne güzel şiirler gelip yerleşiyor yaşamıma
Zamanımı durduruyor sanki şiirler
Gerçekten de, şiir zamanı durdurabilir mi diye düşünüyorum bazen
Durup dururken şiirin gücünü sınamak değil derdim, ama şiirle doldurulmuş saatler gün olsa geçmemiş gibime geliyor
Bu belki benim kuruntum
Paylaşmakta sakınca görmüyorum; Öylesi durmuş zamanlar ardından, kayda geçmiş, hafıza göğümde yuvalanmış birçok imge kıvılcımları, şiir ucu yakamozları ve rengârenk uçurtma kümecikleri biriktiğini de itiraf edeyim hadi
35
İlk ve son dizenin arasında kalan kısım anonimmiş gibime geliyor
Bir şiirin en zor yeri ilk ve son dizeleridir
Ortası, yani gövdesi, kendi kendine değil ama sıkı işçilikle biçimlenebiliyor
Kolay mı? Hayır hiç de kolay değil, ancak ilk dizedeki deprem sıkıntısı, son dizedeki enkaz kaldırma bitkinliği vermiyor gövde
Başlangıç: yüreğimdeki oyukta kalıyorum, herkes yüreğinde bir oyukla mı yaşar, kanın biriktiği, acının pıhtılaştığı bir oyukla
Günlerce ağır bir yük gibi taşınmış bu başlangıç nasıl akacak, acıdan ve meraktan çatlayasi gelmez mi insanın?
Yalın bir dize aslında
Keşke biraz daha düzyazıya akraba olsaydı da ortalara bir yere oturtulabilseydi; yani kolaj ile yapıya yamanabilseydi
Tabi bu bir iç sorun
Uğraşırken umut çekirdeğini tutan giz, yeni zamanda (kalan dağarcığında) varsıllaşacak
Bilinç atlası imgelerle donanmış olacak sonuçta
Neden olmasın? O atlas ki dilin büyüsünü çözmekle, şiirin kozmik sınırsızlığını anımsatır üretene
İlk ve son dize kaygısının ettirdiği laflara bakın hele
36
Şiirle uğraşmak, tüm benliğinle sözcüklere kul köle olmaktır
Bu bir bakıma, 'çiçeklerin uykuda da açtığını bilmektir', demiş miydim? O büyülü açışı dinlemek
Şiir, uykuda bile açan çiçeklerin tomurcuktan goncaya geçişini sezip okurcasına yoğunlaşmayı gerektirir
Öyleyse, şiir öncelikle sezgidir denebilir mi?
Çiçeklerin doğumunu okumayı öğrenecek denli 'kendinde uçmaktır'
Yoksa şiir ayrıcılık olmaz, olamaz yazan kişi için
Şiir uğraşı gizli bir amber yolunu keşfetmekle amaca yönlendirir adananı
Her adanmışın, yani her şairin öyle bir yol tutturduğunu düşünürüm nedense
Acaba abartıyor muyum? Acaba abartıyor muyum Hem sonra; yazma yönteminin gücü daha çok abartıda değil miydi?
Öyleydi! Yine de öyle
37
"Bugün hayat için ne yaptın?" diye düşündüğüm gecelerden birinde şu notu yazmışım : Şiiri düşündüm
Düşünmekten de öte; beynimin dörtte üçü şiirin işgali altında fokurdarken, bedenim ısırgan otlarıyla dağlandı
İşim geregi, makilik bir yerdeydim gündüz; otlar, dikenler, ısırganlar bürümüş araziyi dolaşirken, kırların acı veren, yani tırmalayan, kanatan, dağlayan gücünü (güzelliğini de tabi) şiirle özdeşleşmiş buldum
Doğadaki şiir gerçekte oydu; taze görünüşü, kokusu, albenili dokusu ve sesiyle bakir bir kırsallık
Şiir benimleydi
Böğürtlene bulanmıştım
(Ahududunun yabanisi, Rodoplarda "karamuk" denirdi
Çocukluğumdan anımsıyorum; daha çok yol kenarlarında, tarlaların sınır boylarında yetişen arsız ağaç
) Dikenler içindeki meyvesi, olgunlaşınca mordan siyaha çalan renkte, mayhoş tadı olan bir yabani yemiş
Güzelliğini, güneşin yakıcı ışınları altında içselleştiriyordu, yarın öbür gün filizlenebilecek birkaç dize için belki dikenlerine bile bile katlandım
Şiirin nabzını her yerde duymak, ılık bir esimi dinler gibi dinlemek olası, o anı yaşayacağım diyene
38
Şiir yaşamımızdaki anların en küçügüdür
Yani an'dan da küçük birim
Öyle ya şiir anlıktır demiştim
Şiir an işidir mi deseydim yoksa
Zira an şiir için büyük bir süredir bazı durumlarda
Örneğin, günbatımında güneşin geçkin bir portakal rengini almiş haliyle batıda, dağın üzerinden arkaya yavaş yavaş yuvarlandığını, düşüp yittiği an
Dağın at sırtına benzeyen yerine bakarken kendini unutuverir insan
İşte o unutuş anı şiirliktir kanımca ve an' dan küçük bir birimdir
Çünkü bilinçle, bakarak, bekleyerek dolu dolu duyumsayarak aşılan anların sonrasına denk düşen imge salisesidir o: portakalın düşüşü ve artık görünümde olmayış hali, yani boşluk
Eskilerin ifadesiyle; "Ömür bir lahzadır
"
Şunu demek mi kalıyor şimdi bana, şiir boşluk anından önceki andan küçük an' dır
Şiir için en sıcak 'dumanı üstünde' bir ekmeğe yakın olmak kadar yakın mesafeden, buğunun, kokunun tadını ayrıştırıp yazıya dökmekle tamamlanabilir, yaşanan şey, her neyse işte
Düşünüyorum, tüm bu (okuyan için) belki saçma sapan gelecek ayrıntıları
Düşünüyorum ve çarptığım buzdağları, yani çelişki kütlelerinin ne bereketli öğrenme-üretme pınarı (adresi) olduğunu keşfediyorum
Çelişkiyi baş tacı sayıyorum şiir için, öyle öyle barışıyorum bereketiyle, içime dert salsa da bazen
39
Şiir sorunlarını kendim için düşünüyorum, kabul
Ama okuru, ve üzerine yansıyacak şiir serpintisinin etkisini de düşünüyorum
Örneğin, ilk dize çok önemli demişim
Yazan herkes için bu böyle
Kendi payıma, sonrasını daha çok iç kanama şiddetinde görmüşüm, ki sonraki dizeyi çağırandır ilk dize diye not almışım
İlk dizeyi, hatta sonrasında gelen her yeni dizeyi kendi yazmış gibi kolayca benimsemeli
Yani, daha ilk dizeden itibaren şiirde kendini değilse de yabancısı olmadığı öğeleri bulmalı okur
Yazan mı ?
Yazan için, şiir bitip de yayımlandıysa, üzerinde, okumadan, yani kullanımdan doğacak hakkı kalmamıştır
Burada 'hak değirmende aranır' sözünü, anımsamakta yarar var
Çünkü şair için un elenmiş elek asılmış, buğdayın ömrü bitmiştir artık
Hammaddenin, yani buğdayın öğütülme süreci, şiirin oluşum sürecine benzetilebilir: Pişirimlik un, okunmalık şiirdir
Dileyene ekmek, dileyene börek, dileyene baklava, pasta
Demiştim ya abartmanın (ve saçmalamanın kimine göre) endazesi yok
Buyurun işte: düşünce düşüncedir
40
Bu hengâmede
Şiir bir bilinmezliktir
Bir dedim özellikle! Bir' ci yanımı inkâr etmiyorum
Bir' in kutsallığına az kafa yormamış insanlık
Yadsımıyorum
Bir ben' dir
Ben, sonsuz bilinmezliğin peşindeki zerre
41
Şiir sözcükleri en göz alıcı biçimde giyinmeli
Çünkü şiir şıklığı, yumuşaklığı sunmalıdır
En saf doğa ve yaşam koşullarında bile
Tartışmasız, şiirin dili, sertliği de, çirkinliği de dizginleyip, sakin uslu yürüyebilen dildir
Şiir imgeyi giyinmeli, ama imge çıplaktır
Yani şiir şeffaftır sonuçta
Sözcükler 'transparan' halde çıkar beyaz sayfalara
Sonuçta, çelişkinin gayri meşru çocuğudur şiir
42
Şiir, uyarıcı, uyandırıcı söz kıvamıyla nükseder okuyucunun algı dünyasına
Yaşama, iletiye; düşünüş ve duyuş hallerine katkısı ordadır
O özelliğinde; şık biçem, yumuşak içerik , doğal, zorlamasız ritim
(kolaycılık olsa da), algılanabilir bir atmosferi önüne sermiştir okurun
Şiirin kavramları en gerçekçi biçimde yontmalıdır
Şiir şıklığı, yumuşaklığı sunmalıdır, demiştik bir kez
43
Dize sorunu yeterince tartışılmamış olsa da hep gündemde
Son günlerde okuduğum bazı görüşler eleştiriler beni haklı çıkarıyor
Şiir konuşulduğunda iki sav, terazinin iki ucunu gösteren düşünce çıkıyor ortaya
Dize ve ritim ve uyak ve ses şiiri şiir yapan öğelerdir diyen sava karşılık; şiir hiçbir kalıba sığmaz, ölçüleri dinlemez boyutlandırılamaz, kendi doğasınca çıkmalı okurun önüne diyen ikinci sav
Bir metin (anlatı) içerisinde imgesel, sessel, ritimsel özellikler barındırıyorsa o şiirdir
O metin şiirdir yargısı ağır basıyor gibi şimdilik
Ben de kalıpçılıktan dizecilikten yana değilim
Şiirim değil
Arada sırada uyak-ölçü, aruz kuşanır şiirler çıksa da, pek çok yazanda olduğu gibi
44
Yazdıklarım hele hele yayımladıklarım benim değildir
Arada sırada uyaklı şiirlerim çıksa da
Altındaki imza benzerimindir ki o bana yabancıdır artık
Çünkü şair beni atmıştır içinden
Özeğini okuyacaklar için boşaltmıştır yayımlanmakla
Nasıl ki ben onu yazarken, (üretirken, işlerken) hep içindeki beni boşaltmışsam, şiir de yayımlanana dek barındırır içindeki ben' i
'Orada sen yüksündür artık' demektedir metin
Akıllı, seçme, anlamlı anlamsız hiç de önemli değil algılayana göre
Ben onu unutmuşumdur
45
Bir hastalıktır
Tıpkı aşk gibi
Nedeni bilinmez, bilinemez
Hiçbir tıp uzmanınca tanı konamaz
Müzmin hastalıktır
Şiir konuşulacaksa sonsuz bir hastalığın konuşulacağı bilinsin
Bence yerkürenin tüm çıkmaz sokakları konuşulacaktır
Bunu benimsemeyenin şiir dışında diyecek sözü de yoktur pek
Evet yoktur
46
Şiir kime ait ?
Gökyüzüne, bulutlara, yıldızlara ve aya aittir
Samanyolu en lirik dizelerin tozunu (yoksa imgesini mi) ışıldatıyor
Venüs'ün göz kırpan ve derinden gülümseyen hali kadar romantik görünüm var mı ?
47
Şiir kime ait?
Yeryüzündeki gelincik tarlalarına, yaban güllerine, böğürtlenlere ve şebboy kümelerine, zakkum pembelerine ve daha nice yol kenarı çiçeklenmelerine
Ne bana ne de sana aittir şiir
Bütün yüreklenin içine düşmüş gökkuşağıdır
Önce göğe sonra yere aittir
Ne güzel bir şiir adaletidir; suskun yıldızlarla suskun yakamozlar arasında gerçekleşen
Değil mi?
48
Bir çalkantılı 'içevren', mucizevi doğa sarsıntısı
Etkisini dipten yüzeye doğru, görünmeyenden görünene doğru duyuran sarsıntı
Adına şiir sözcüğü yakıştırılan olgu, 'Hüzün ve heves' Özlem ve Özgürlük
Yenildiğimiz tutku
49
Can yanmasından söze girmek nedir ?
Düşündüm de 'şiir can yanmasıdır' diyen bu yanıtta karar kıldım
Öyle ya, bir imge için ne can yanmaları yaşanır
Ne ölü zamanlara gömüt olur insanın yüreği
Bir tek imge uğruna ya da imge çarpıcılığındaki o korkunç tatlı kıvamda sözcük-sözcükler dizgesi uğruna, ne karanlıklar, ne uçurumlar, ve ateşler göze alınır
Bunları yazdıktan, bildikten sonra gönül rahatlığıyla şiir can yanmasının ürünüdür diyebilir herkes
Canı yanan ve sözü oraya demirleyen, zamanın cenazesine katılmış herkes: ölmüş zamanın ardında kalan cenaze kortejidir ' şiiri temsil eden
Kortej beni ilgilendiriyor
50
Yitmiş zamanın ardından
Halen yitmekte olan zamanın ardından
Şu anın ardından
Tinsel ve tensel felaketi tanımlamak ne denli zorsa, şiir adına verilen-çekilen iç savaşları tanımlamak da o denli zordur
İnsanın iç deltasına dökülen kan ve ter karışımı akan harı tanımlamak olanaksızdır
Akış hızını, şiddetini ve debisini saptama, tanımlama cesareti ancak şiirde vardır
Şiir bir tür olanaksızlığa yanıt aramak değil mi ? Zira , yaşanan iç depremdir söz konusu insan hali
Ömrümün tükenmiş kısmına ait genel anlamlar / anlamsızlıklar toplamı bir hiçtir
Bedeli ödenerek yazılmış imgeler, (eğretilemeler) kalıcılığı aramaya yarayan heceler, çok alın teri, çok sarsıntı, çok uykusuzluk, yenilmişlik
ve de çok sarhoşluklarla ödenerek yazılmış şiir sorularıdır
Bir tek imge için ne derin yaralar açılır, kabuk tutar sonra, yine açılır bu saf yazı ülkesinde
Som sözden işlenmiş söze, üretme istasyonları tarifesi
51
Sıcak bir iştir şiirle cebelleşmek
İlk dize sıcağı sıcağına yazılmamışsa kayıt dışı kaldı demektir
Yüzde altmış unutulacağına inanılmalı, anında not alınamayan her sözcük, kurgu, olgu, imge, ayrıntı
Bellekte kalanla yetinirim dendiğindeyse şiir baştan zora girmiş sayılır
Biline, diye telkinde bulunuyorum kendime
Şiirin tavı sıcakken kavranamaz çünkü
52
Bazı geceler televizyon denen nesnenin düğmelerine dokunmamayı elzem bilmeli şiire gidecek kişi
Ben bu cümleye "birçok geceler" diye başlamalıydım
Çünkü deneyimlerim, televizyonun şiir için, şiir zamanı için intihar aracı olduğunu öğretti bana
O nedenle televizyondan korkuyorum şiire durduğum daha doğrusu yüreğimin, beynimden şiire amade olduğu zamanlarda
Uğraşlarımın güme gideceğini çok iyi bildiğimden, korkuyorum ve sokulmuyorum güncel ayrıntılara, televizyon mekânlarına
Şiire düşman haller bana da düşman
Hem sonra, neden o görsellik kötülüğüne 'angaje' etsin ki güzelim zamanını, şiir yolu süren kişi
53
Televizyon, magazin, günübirlik haber, politik, ekonomik oyunların yapay dayatmaları, polemik balonları ve de bireysel popüler rollerin sahnelenişi ve daha neler, neler
şiirlerin baş düşmanıdırlar tümü
Orada, o gezegende şiir adı anılmaz
Anılamaz
Anıldığında ise şiire kötülük gelecektir kesinkes
Ki bence anılmamalı
Anılmaması elzemdir şiir için
Televizyonun düğmesi şiiri pek çok şeyi katleder diyenler beri gelsin
Şiirin ilgi-sevgi yelpazesinde serinleyenler
elektronik, sanal görselliğin ağusunu ayırt etmeli
Şiirin özel durumu görsel magazinsel şiddeti reddeder
Zamandaki, yaşamdaki yeri tektir
İçine başka şey; bölüm, parça, kısım, küme, seksiyon; ne denirse densin kabul etmez
Şiir özerktir, özgürdür
Yaşama, doğaya katılışıyla
Sözcüğün tam anlamayla özgür
Yoksa özgün olamaz, kalamaz
54
Şair kendinden birçok şey koyar şiirine
Hatta kendini koyar
Okur ise kendinden bir şeyler arar şiirde
Bulduğuyla da yetinir
Sonra unutur gider belki
Ama o bulduğu an, yani okurken tattığı o sanatsal an duygusunu, düşüncesini karşılayan, okşayan 'kendilik' önemlidir
Şairle okur arasındaki benzerlik tam da o anda, o tuhaf örtüşmededir
Sonuçta şair kendini koyar, yazdığı yayımladığı metinde
Farklı anlatı/söyleme yolları arar o amaçla
Sonuçta, okur, yani şiir okuru, kendinden izdüşümler yakalarsa, ısınır, yüreğini ısıtır söz konusu metinde
Onlarca metin okumayı sürdürür o amaçla
03-02-2008
#
3
Profil Bilgileri
FrEeDoM
--->: Şiirin Kor Kıyısı!
55
Şiir yapaylığı, maskeyi, maskeliliği sindirmez bünyesinde
Sindiremez
Salt saflık-doğallık: üç dakika önce doğmuş (erken doğmuş) bir bebek için kuvöz neyse, şiir için içtenlik , doğallık ve saflık odur
Yalın olan yalan olamaz dememişler mi?
Ötesi yok bu işin
Onunla geçilen zaman tekliği (mutlak yalnızlığı yani) gerektirir
Yüzde yüz yoğunlaşma için, yani doğum için, 'şimdi' içinde tek kalmayı ister şiir
Yoksa alınır, incinir, küser, kirlenir
ve intikam alır
İçeriğiyle, biçimiyle zorlaşır, başkalaşıverir
Şiir olmaktan çıkar
Düşüktür
Bir cenin midir salt? O bile değildir artık
56
Şiirin mayası mi ?
Şiirin mayası arının çiçekten havalandıktan sonra, havada çizdiği dalgalı izdir
An üzerindeki iz
Arının taşıdığı nektar, o dünyanın en güzel yükü
İşte şiirin mayası
57
"Şiir kuma kaldırmaz" mi demişti birisi
Kim olduğunu anımsayamıyorum şimdi
Düşünüp not almayı zorunlu kılan bir tümce bu
Ne yazık ki yapmamışım o işi
Bilenler anlatsın, şairin-yazarın kimliğini
Anlatsa keşke !
58
Şiir, şiire adanmış ömrün tek sevgisidir
Tek bereketi
Biriciğidir
Ölümüne tutkudur son uçta
Sonsuzluk yemininin tek maddesidir
Şiir yaşamsal engebeleri aşmayı zorunlu kılar
Derinlik yapısının özündedir
Donuk, arzunun salgılayıcısı bir tarifsiz vitamin, büyülü bir güçtür şiir
Kendi kendine uygulanan doping
59
İmge dişidir
Şiirin içindeki tek güzel dişi
Doğurgan, teni ve tini büyüleyen tütsü
Sözcüklerin en cilvelisi: imge
60
Varolmak öğrenmeyi sürdürmektir
Ben buna, "sevmeyi dünyanın kesintisiz akarsuyu kılmaktır' ı da eklemek isterim
Öğrenmenin içinde, öğrenmeye değer; dirim için gerekli güzelduyu ayrılıklarını kavramaya değer, ilk koşul varolmak ve sevgide yoğrulmaktır çünkü
Birbirini bütünleyen iki kavram ki, (öğrenmek ve yaşamak) insanı ayakta tutar
"Bunun şiirle ilgisi ne" mi diyeceksiniz
Gökyüzü altında yanıt aranan her anda ve her yerde şiirin gözü, kulağı vardır diye düşünerek sürdürüyorum arayışımı
Şiirin, imge sızıntısını bir yerde var olduğunu bilmenin merakı, düşünmeyi/duyumsamayı kamçılıyor
"Şiiri arıyorum, öyleyse varım" mı desem acaba?
61
Yerçekimsiz ortama düşüyorum sanki
Çevrenim yok
Ufuksuz kalıyorum
Uzay sonsuz bir anlamsızlık soyutluğuna bürünüyor
Durmuş, durulmuş tinsel-tensel yapı kendi amaçsızlığını özümsemiş, o kıvamda bir uyku halidir
Gıdasına aşırı miktarda haşhaş katilmiş keşiş gibi, yalpalıyorum kendi eksenimde
Korkunç bir durum: şiirin acısını, akışını duymuyorsa, yaşamıyordur insan
Kendimde deniyorum, öğreniyorum bunu bir kez daha
Kim bilir kaçıncaya
Öğrenmek ilk ve son ibadettir, düşüncesiyle
Şair, buluşu olan ilacı ilk kendinde deneyen otacıdır
Şiir için gönüllü kobaylığı benimsemiştir daha yolun başında
62
Şiirsizlik dünyanın en büyük cezasıymış meğer
Güncel sayılan her şeyi kendime dert edinsem de şiire ait hiçbir belirti yok
Dünyayı düzeltecek misyonu yüklenmişim gibi sıkılıyorum
Sarsılıyorum
İçimdeki yer değiştirmeleri çevresel sorunları ve oyunları ıskalama pahasına kaydetme olanağı arıyorum
Olmuyor
Kendimi suçluyorum
Şiirsizlikle cezalandırıyorum kendimi
Kim anlayacak şimdi bu hali?
63
Kentler, kasabalar, köyler, obalar: tüm insan korunaklarını, barındıran cehennemi yadsımaya yönelik
Öyle biçimlendiriyor kendini
Düşten uzak, arşın arşın uzak gerçek mahzenine benziyor
Dönüşüyor
Bu mahşer ortamlarında kendini ıslah etme, düzeltme uğruna ne yapıyor insanoğlu? "Yer"i, yani bulunduğu alanı güzelleştirmek, anlamlandırmak için ne yapıyor? Şiir için ne yapıyor?
64
Yerleşimlerin en küçükten en büyüğe doğru geliştiğini yadsımadan, tepedeki yerleşime, kente ait olmak, ona bakmak gerekir son noktada
Şiir oradadır, içine bakınca, içinden bakınca
Bireyin farklılaştığını, güzelden, şiirden uzaklaştığını görmenin sancısını duyuyorum kendi payıma
Şiir sorumluluğu, kent üyesi olma sorumluluğu, üretme gücünü törpülemiyor belki, dahası kışkırtıyor da sayılır
Yazma, yayımlama arzusunu, o tuhaf hevesi güçlendiriyor
Bunun farkına varmak, yani şiire akan ilişkiler yaratmak adına atılmış adımlarda tökezlemeler oldukça kendimi suçluyorum daha çok
En büyük yerleşim, kent şiire kapamışsa gecelerini ve gündüzlerini, şiiri kovmuşsa içinden, insanlara acıyor, kendimi suçluyorum
Bütün şiir ışıkçılarını da biraz
Şiirsiz bireyler ortasında yaşamanın sıkıntısını, ürküntüsünü anlatmak derdine düşüyorum salt, kentin şiirsizlik halleri nedeniyle
İnsan yazmadığı / yazamadığı şiirden de sorumlu değil mi? Okuyamadığı, okutamadığı kentten sorumlu olduğu kadar
Şiir kenti bağışlamaz, ama yine de kentin keşmekeşinde, bereketli kaosta, zengin çöplüğünde yuvalanıp yaşama karışıyor şiir
Şiir kentte
65
Şiir, gece ve gündüz parlayan bir yıldız değil mi? Görene, görebilene
İnsanoğlu yazan da olsa, okuyan da olsa, o şiir yıldızının etkisindedir
Yaşama ve zamana meydan okuma eylemidir şiirin dinamosu
Zaman yok edendir çünkü, şiirse var eden
Ölümü yadsıyan bir ışıltıdır şiir
Mutsuzluk bozkırında şırıl şırıl taşan kuyu
Hiçliğe, anlamsızlığa direnen suyun içinde yansıyan tayf cennetidir
İmgenin büyülü sonsuzluğu
66
Şiirin sunduğu kutsanmış (yüceltilmiş) duygularsa, kutsayan (yücelten) kişi de şairdir mi diyeceğiz?
Yalvaç (peygamber) ve önbilici (kâhin) sayıldığına göre, mitolojik kaynaklarda
Çok abartılı kaçmaz umarım bu niteleme
Eskilere giden saptamaların yolu şiir ve şair için sonsuz sözler öğretiyor insana
Duygu cambazı, bilgi cambazı, göz boyamacı, aşağılık sahtekâr, şeytan, vb
tanımlara 'maruz' kalmıştır şiir
Şiirse onun savunma silahıdır hep
Tek silahı
Metafor gezegeni mi? O da cephaneliğidir
67
Söz zincirini ören, inci kolyeye, soyut kolyeye dönüştüren, dönüştürmeyi deneyen kişi mi şair? Bunu ne oranda başardığı şairler loncasındaki yerini belirler kuşkusuz
Zaman tortusu ürünlerin, kolyenin sunulması, yani arzı ayrı bir konu, belki de ayrı bir sorun
Olay, demek daha doğru
Öylesi aşkınlığa geçmiş, diliyle kalemini trajedisini özdeş kılmış "kişi"dir şair
Çabası, yaşamsal acıları ve tatları içerir dense çokça abartılmış olmaz umarım şair tanımı
Söz vardı, var, var olacak hayatta
İmgede, gizemde vücut bulur şiir, gider gelir kulaktan, gözden, beyinden ve yürekten öteye
Şiir sözün cennete ulaştığı yerdir; uzamda, an'da konuşlanmadır çünkü
68
Kendi şiiri üzerinde hummalı çalışmaları sürerken, başka şairlerin; değişik biçemde ve kıvamda meyve sunanların son yazdıklarını okumakta yarar mı var, zarar mi?
Etkilenmeyi ya da uyarımın (konsantrasyonun) bozulacağı kaygısını düşünerek sormuyorum bu soruyu
Önce kendime, evet kendime
Öylesine soruyorum : başka şiir gıda mıdır şairin külliyat sofrasına?
Sordum, öyleyse önce kendim yanıtlamalıyım :
Yarar var
Çalışmayı ve ürünün bitimini, bitmiş halini etkileyeceğinden değil
Zaman açısından da değil, salt kendinden çıkıp şöyle tenha bir avluda dolaşmış olmak için, değişik şairlerin son cümlelerini (kimilerince cürümlerini) okumakta yarar var bence
Geç gelen şiir daha sıcak, daha olgun şiirdir diye düşünerek söylüyorum bunları
Hummalı didişmeye kısa bir ara verdiğimde, yeniden döneceğimi, nereye döneceğimi biliyorum çünkü
Çünkü her şiir, şairine aittir doğumu aşamasında
Her şiir kendince özel atmosfere ve ruh atlasına bağlıdır gelişinde
69
Ya bir yerde okudum, ya da düşündüm ve bir yerde söyledim
Kayıt düştüm : Şöyle; şiir sözcüklerin suyun üstünde, yani tümcede batmadan durmasıdır
Öyleyse, şair için sözcükleri suda yürüten sihirbaz diyebiliriz
Sözcükler, öylesine göze, kulağa ve beyne hoş gelir olmuşsa imgedir
Ritim, melodi ve çağrışım deryasında seken haz taşıdır mı demeli?
Evet, düşünüp söylediğim, ya da bir yerde okuduğum bir görüş bu
Tam kestiremiyorum
Eh öyleyse şiir ve bellek üzerine beyin yormak gerekebilir ciddi ciddi
Pek öyle can sıkıcı bir saptama değil herhalde : Açıldıkça zenginleşecek gibi
70
Uçurumun en ucu, şiirin getirdiği yer
Eğer şiir için bir yer aranacaksa orasıdır: Uçurumun ucu
Şairin dili getirdiği, getirmeye yeltendiği düşün öncesi
Düşer mi ? Düşmez mi? Düşene şiirin yeri uçurumun dibi olur artık
O karanlık dipte bir ışık belirir, ışık şiirin kök tuttuğu, filiz sürdüğünün kanıtıdır
Uçurumun en dibi, şiirin soluduğu yerdir
Uçurumun içindeki fosfor olamaz mı; yaşayan, ışıyan? Neden olmasın?
71
Şiir ki sözcükle yazılır, yaşamla ödenir ve (aşkın) aşırı miktarda alkolle
Çilesi ölümle dinen süreçtir
Yani, şiirin bedeli çekmektir
Çekmektir öyle ya da böyle
Yaratım öncesi sıkıntıda üç kadeh
(Defalarca üç kadeh günahtan sayılmaz
) İlk yazılış sonrasında üç kadeh
İlk dinlendirme seansında, kendine ödül niyetine üç kadeh
Sonrası mı? Damıtmanın zamana nanik yaptığı dolambaçlı yokuş
Eksiklerin tamamlanması, fazlalıkların atılması
Yani işçilik
Eh, orada da üç kadeh çekilir, ve üç kadeh daha, gerekirse
(Ki çoğu kez gerekir
)
Şiir sözcükle ve çileyle, alkolle yazılır; kimi hallerde
72
Yaşam şiir içiçeliği mi?
O kötürüm halidir insanın
Tıpkı aşk gibi: beyin ve beden devre dışı kalıverir
El ayak tutmaz
Göz görmez, kulak işitmez, dil konuşmaz
Tümü yürek denen yanardağ ateşinin yani 'lav' püskürten zirve duygunun işgali altındadır
Oysa, yamaçlarda dil etkendir, bellibelirsiz
Sözcükler yanardağın püskürmesiyle saçılıp seçilen, sonra da yiten kıvılcımdır
İmgeye dönüşen ve ateşböceği olan ışık
Şiir artık karanlığı güzelleştiren ateşböceğidir
Yaz ortalarının ateşböceği şölenini canlandırın gözlerinizin önünde
İnanılmazdır
Şiirdir işte o an
Heyecanlıdır
Gecelerin büyüsü yaz ortalarında mı devreye girip etkinleşiyor yoksa, diye sordurur insana? Daha neler neler sordurduğu gibi
73
Yalnızlığın tanrı sayıldığı evren; şiirin tek tanrılı evreni
Şairin de
74
Şiddetin hiçbir türüyle bağdaşmaz şiir
Ekolojik şiddet yaşamı kuşattığında yalnızca şiire zerk edemez 'habis' özelliklerini
Çünkü şiir şiddeti bağışlamaz
Şair de şiddetin kurbanı olur olursa, kölesi veya celladı, asla
Şiir giyotinde sınanır
Şair de
Zaman giyotindir
75
Şiir dişidir
Ve bakiredir sonsuz
Aksi bilinmiyor
Şiirin Meryem soylu olmadığını kim söyleyebilir?
76
Gerçek şiir değildir
Gerçeğe uzaklaşan metaforların varlılığınca şiirdir söz
Çünkü gerçek gaddarlığı, katliamı içerir çoğunlukla
Bambaşka amaçlara güdülüdür gerçek
Gerçeğin amaçları şiirin evrenine sığmaz
Demiştik, zaman giyotindir, şiirin soluk alıp verdiği coğrafyada
77
Gerçek ve şiir yan yana anıldığında anlaşılır ki ikisi aynı potaya sığmaz kesinlikle
Gerçek imge barındırmaz bünyesinde, barındırsa gerçekliği kalmaz
Üzerinde imge durmaz
İmge gerçeği taşımaz, gerçeklikse imge elbisesi giydirilmeye kalkışıldığı anda yamalı bir tedirginliği sunar okura
Gerçeğin yüzü hep günceldir çünkü
; statiktir, çıkarcıdır
Şiirse çıkar gütmemekle - yaratmamakla büyüktür
Öyle kutsar yürekleri
İmge hiçbir çıkara hizmet etmez
İmge karadır, "şiirimiz karadır abiler"
78
Şiir ayrıntılarda can bulur
Umulmadık anda, umulmadık yerde, umulmadık koşulda gösterir kendini
İlk gelişte yazıldı yazıldı
Yazılmadıysa, ya unutulur ya da bir başka metin olur, olursa
Genleri belirsiz canlı gibi
79
Nüvelerin hayata yürüdüğü dehlizlerde mi şiir
Söz?
80
Şair nesnesizliği tanrı bellemeli
Çırılçıplak zamanda, boş olmayan anlamların çetelesi bir tümceye sıkıştırılmalı : Sıkıntı, yaratmanın olmazsa olmaz ateştopudur
Yalın bir varoluşu hedefler şiir
Biraz saçmalığa, biraz düzyazıya, anlatıya akraba durmasında ne sakınca var? Bütüne bakıldığında şiir olsun yeter
81
Şiir zamanın ve acının durmazlığını müjdeler
Kaynağı yaşam gibi görünse de şiirin esas pınarı ölüm olgusuna varır, damarı orada
Sezdirdiği geniş duyu ve düşün platformu başka türlü nasıl kalır ayakta? Umut atomu, imgelerin çekirdeğinde, çünkü zamanın dağarcığı bilincin dirim kıblesidir
Bilinçse, şiirin en delidolu halinde tanrısallığını korur
Korumalı
Şiir sözcüklerin tanrıya yakınlığıyla bilindiği büyülü hal değil mi zaten?
82
Şiirde anlatı yemekteki çeşni gibidir mi demiştik?
İnce, tadılmış ayarı korundu mu tamam
Şiirin tuzu biberi olmalı anlatı, olur kimi zaman
İşlevli olmalı şiirde tutuğu pay
Geri tepmemeli
Okuru rahatsız edecek düzeyde bulunmamalı asla
Yazana cesaret vermeli, okuyanaysa kolaylık
Düşünceyi besler, iskeleti güçlendirir, ama şiiri istenen/beklenen şiir olmaktan çıkarabilir de
Tehlikesi içinde bir dinamit deposunu canlandırıyorum gözümde
Şiir bir öyküye dokunmaz mı önünde sonunda?
Her canlının vazgeçilmez bir öyküsü vardır çünkü
Kaçınılmazdır bu
83
Şiir bir gerilimdir, desem
Diyene katıldığımı beyan etsem
Şöyle bir eklemeyle : Şiir ölümcül bir gerilimdir
84
Şiir cinayeti önlemektir
Ağaçların ağlaştığı doğada ormanı kutsamak
Gerçek kötüyken, katilken doğaya, insana karşı, düşü kalkan kılmaktır şiir
85
Şiir bal şerbetidir
Göğün eflatun musluğundan dökülür
Biz yağmur yağdı sanırız
Sanmak ne lezzetli, ne şehvetli bir duyu! Şiiri bile baştan çıkarır
Çıkarırmış
Çıkarmıştır
86
Son zaman kavşağı : geçmiş-şimdi-gelecek kesişir odağında
Sözün tılsımı şiir odur işte
Zaman yönlendiren, yaşamı tıkanmalardan koruyan düzenleyici meyve / ürün
Tanrısal ürün
Geçmiş kırmızıysa, gelecek yeşilse, şimdi'ye sarı mı kalıyor? Kalsın! Yakışır! Şiire bütün renkler, istisnasız bütün renkler yaraşır
En yakın, en yapışkan -akışkan olanı sarıdır diyeceklere itirazım olmaz
Sarı ateşi ve güneşi de imleyen değil mi?
87
Kavşaktaki kaza!
Kavşaktaki ölümlü kaza! İmgenin zaman rahmine düştüğü an : Şiir
Herkesin bir (kesinlikle bir) kavşağı vardır
Yaşamının belirsiz anı
Şiirin doğum sancıları başlamıştır ya
Anlayan anlar
Her kavşak kazasından binlerce ölü ve bir (kesinlikle bir) doğum (şiir) kalır
Hilmi Haşal
Tags
:
kiyisi
,
kor
,
siirin
Şiirin Kor Kıyısı! ile ilgili Benzer Konular
189 Kez Görüntülendi
bu şiirin başlıgı yok..
Aşk-Sevgi-Evlilik
Cenk Taner - Rüzgarlı Deniz Kıyısı
Türkçe Şarkı Sözleri
Deniz Kıyısı ve Dalga !!
Wallpaper / Resim
Gelmez Bir Araya Yüreğimin İki Kıyısı..
Aşk-Sevgi-Evlilik
Resimle Şiirin Birleştiği O An
Aşk-Sevgi-Evlilik
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
05:09
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552