FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Hz. Muhammed (S.A.V)
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Hz. Muhammed (S.A.V) ile ilgili Benzer Konular
426 Kez Görüntülendi
Muhammed Ali Olmak Muhammed Ali ve Bush
Diğer Videolar
Muhammed Necibullah (Muhammed Necibullah Kimdir? - Muhammed Necibullah Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Muhammed Zahir Şah (Muhammed Zahir Şah Kimdir? - Muhammed Zahir Şah Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Muhammed Emin (Muhammed Emin Kimdir? - Muhammed Emin Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Mahathir Muhammed (Mahathir Muhammed Kimdir? - Mahathir Muhammed Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Hz. İsa (A.S)
|
Gül Kokulu Yare Selam Olsun..!
Konu Araçları
08-02-2008
#
1
Profil Bilgileri
alicanavar
Hz. Muhammed (S.A.V)
Hz. Muhammed (S.A.V) başlıklı yazı Mumsema Hz. Muhammed (S.A.V) Forum Alev
Peygamberimiz Hz
MUHAMMED
(S
A
V
)
HZ IBRAHIM VE SONRASI
Yaratilis kitabi (Tekvin) bize Ibrahim'in çocugu olmadigini, çocuk sahibi olmaktan ümit kestigini ve Allah'in çadirindaki Ibrahim'e söyle seslendigini söyler: "Simdi göklere bak ve sayabilirsen gökteki yildizlari say
" Ibrahim gözlerini yildizlara çevirdi ve söyle bir ses duydu: "Senin soyun da ayni sekilde çogalacak
"
Hanimi Sare 76, Ibrahim ise 85 yasinda idi; hanimi Ibrahim'e Hacer adinda Misir'li bir cariyeyi ikinci hanim olmak için verdi
Fakat hanimla cariyesi arasinda geçimsizlik ortaya çikti
Hacer, Sare'nin kizginligindan kaçti ve üzüntü içinde Allah'a yalvardi
Allah ona melekle bir mesaj gönderdi: "Senin soyunu o kadar çogaltacagim ki, onu saymak mümkün olamyacak
" Melek ona sunlari söyledi: "Iste, bir çocugun olacak, bir erkek çocugu dünyaya getireceksin ve adini Ismail koyacaksin; çünkü Allah senin kederini isitti
" Sonra Hacer, Ibrahim ve Sare'nin yanina döndü ve onlara melegin söylediklerini haber verdi; çocuk dogdugunda, Ibrahim ona "Tanri isitir" anlamindaki Ismail adini koydu
Çocuk 13 yasina geldiginde, Ibrahim 100, Sare 90 yasindaydi; Allah tekrar Ibrahim'e seslendi ve Sare'nin bir erkek çocugu dünyaya getirecegini, adini Ishak koymasini söyledi
Büyük oglunun Allah katinda degerinin düseceginden korkan Ibrahim Allah'a yalvardi: "Ismail senin katinda yasamaya devam etsin
" Allah ona söyle cevap verdi: "Ismail'le ilgili söylediklerini duydum? Üzülme, selamim onun üzerine olsun
Ben onu büyük bir millet yapacagim
Fakat benim ahdim (sözüm), Sare'nin gelecek yil bu vakitte dünyaya getirecegi Ishak ile yerine gelecek
"
Sare, Ishak'i dünyaya getirdi ve onu kendisi emzirdi
Ishak sütten kesildiginde, Ibrahim'e artik Hacer ve Ismail'in kendi evlerinde kalmasina gerek kalmadigini söyledi
Ibrahim, Ismail'i çok sevdigi için buna üzüldü
Fakat Allah tekrar Ibrahim'e seslendi ve Sare'nin teklifine uymasini ve üzülmemesini söyledi; ve Ismail'in korunanlardan olacagini tekrarladi
Ibrahim bir degil iki büyük milletin atasi olacakti -iki büyük millet, yani hidayete erdirilmis iki büyük güç, yeryüzünde Allah'in emirlerini yerine getirecek olan iki büyük araç- çünkü Allah din disi (profan) olan bir seyi rahmet olarak vadetmez ve Allah katinda ruh yüceliginden baska büyüklük yoktur
Iki manevi irmak, iki din, Allah için iki dünya, iki merkez nokta
Bir yer, asla orasini insanlar seçtigi için degil, fakat göklerde seçildigi için mukaddes olur
Ibrahim'in sahasi dahilinde iki mukaddes merkez vardi; bunlardan biri yaninda, öteki belki de daha henüz bilmedigi bir yerdi: Arabistan'da bir vadi
Hacer ile Ismail vadiye varip da susuzluktan kavrulmaya basladiklarinda, Hacer oglunun ölmesinden korktu
Atalarinin geleneklerine göre, Ismail yattigi yerden Tanri'ya yalvardi ve annesi biraz ötedeki tasin üstüne çikip, yardim gelip gelmedigini arastirdi
Kimseyi göremeyince karsidaki yüksek tepeye kadar kostu, fakat yine kimseyi göremedi
Yari çilgin bir halde iki nokta arasindan yedi kez geçti, yedincisinde dinlenmek için kayanin üstüne oturdugu sirada melek geldi
Allah, Ismail'in topugunun oldugu yerden bir su kaynagi fiskirtti ve bu su daha sonra "zemzem" adini aldi
Ismail ve Hacer gittikleri yere ulastiklarinda, Ibrahim'in daha yetmisbes yillik ömrü vardi ve oglunu o kutsal yerde ziyaret etti
Hacc Suresi 26
ayette Allah'in Ibrahim'e, Ismail'le birlikte zemzem kuyusunun yanina insa edecekleri mabedin yerini gösterdigini söyler; nasil yapacaklarini da
Bu mabede, sekil olarak "küp"e benzedigi için Kabe adi verilir; dört kösesi, pusulanin dört yönüne göredir
Mabedin yapimi bittiginde Allah tekrar Ibrahim'e seslendi ve ona Bekke'ye, veya daha sonra adlandirildigi gibi Mekke'ye hac gelenegini kurmasini emretti
Daha sonra Ibrahim söyle dua etti: "Rabbimiz gerçekten ben, çocukalrimdan bir kismini Beyt-i Haram (kutlu ve korunmus ev'in)yaninda ekini olmayan bir vadiye yerlestirdim; Rabbimiz dosdogru namazi kilsinlar diye (öyle yaptim), böylelikle Sen, insanlarin bir kisminin kalblerini onlara ilgi duyar kil ve onlari birtakim ürünlerden riziklandir
Umulur ki sükrederler
"
BIR BÜYÜK KAYIP
Ibrahim'in duasi kabul oldu
Kabe'ye akin akin ziyaretçi gelmeye basladi
Ishak'in soyundan gelenler de, Kabe'yi Ibrahim tarafindan yapilan kutsal bir tapinak olarak ziyaret ediyorlardi
Fakat yüzyillar geçtikçe tek-tanri'ya olan ibadetin safligi bozulmaya ve kirlenmeye basladi
Ismail'in soyundan gelenler, Mekke vadisine sigmayacak kadar çogaldilar; uzaklara göç edenler bu kutsal tapinaktan taslar alip, Kabe adina ona saygi gösterdiler
Daha sonralari komsu putperest topluluklarin etkisiyle bu taslara putlar da eklendi; ve sonunda hacilar bu putlari Mekke'ye tasimaya basladilar
Bu putlar Kabe'nin çevresine yerlestirildi, iste o zaman yahudiler Ibrahim'in tapinagini ziyaret etmemeye basladilar
BIR OGUL KURBAN ETMEYE IÇILEN AND
Abdulmuttalip, cömertligi ve akilliligi ile Kureys'ten saygi görüyordu
Yakisikli, zengin bir adamdi
Bütün bunlarin üstüne Zemzem'in tekrar insa edilmesine vesile olan seçilmis kisi olmasi da ekleniyordu
Fakat daha önce bir ogul sahibi olmanin eksikligini hiç bu kadar hissetmemisti
Sadece bir tek erkek çocuga sahipti
Allah'a bunun için daha çok dua etmeye basladi
Duasina, eger O, on evlat verirse ve hepsi de büyüyüp bülug çagina gelirse, onlardan birini Kabe'de kurban edecegini de ekledi
Duasi kabul olmustu
Yillar sonra dokuz oglu daha olmustu
Ogullari büyüdügünde içmis oldugu and aklina gelmeye basladi
Fakat kurban etmek için hangi oglunu seçecegini bilemiyordu
En sonunda Kabe'de kura sonucu ok en çok sevdigi oglu Abdullah'a çikti
Abdullah'in annesi olan Fatima diger hanimlarina nazaran Mekke'deki en güçlü kabilelerden biri olan Mahzum Kabilesi'ndendi, yani Kureysli'ydi
Abdullah'in kurban edilmesine izin vermediler
Bunun üzerine Abdulmuttalip Yesrib'de yasayan akilli bir kadinin yanina gitmeye karar verdi
Kadini uzun bir yolculuktan sonra Hayber'de buldular
Kadina olayi anlattiklarinda, onlara ruhla konusmasi gerektigini ve ertesi gün gelmelerini söyledi
Abdulmuttalip Allah'a dua etti, ertesi gün kadin sunlari söyledi: "Memleketinize dönün ve kurban edeceginiz adami bir tarafa, on deveyi bir tarafa koyun ve aralarinda kura çekin
Ok adamin alehine çikarsa on deve daha koyun ve tekrar kura çekin
Fal develere çikincaya kadar develeri arttirin
Develeri kurban edip adami saliverin" dedi
Mekke'ye döndüler ve kadinin dediklerini yaptilar
Develerin sayisi yüzü buluncaya dek ok Abdullah'in aleyhine çikti
En sonunda Abdullah kurtuldu ve develer kurban edildi
HZ
PEYGAMBERIN DOGUMU
Putlari kabul etmenin ve onlarin etkili olduguna inanmanin tek delili ve mesruiyeti gelenekti: Babalari, babalarinin babalari ve daha büyük atalari hep öyle yapmisti
Bununla birlikte Allah, Abdullah için büyük bir gerçeklik ifade ediyordu
Ibrahim'in dinini tam anlamiyla sürdüren bir kaç kisi vardi ve daima olmustu
Onlar putlara ibadetin geleneksel olmaktan çok, sonradan ortaya çikmis bir tehlike (bid'at) oldugu kanaatindeydiler
Hubel'in Israilogullarinin altin buzagisindan pek farkli olmadigini görebilmek için tarihe bir göz atmak yeterliydi
Kendilerine Hanifler adini veren bu sahislarin putlarla hiç ilgisi yoktu ve putlari Mekke'yi pisleten ve alçaltan varliklar olarak görüyorlardi
Taviz vermekten uzak oluslari ve çogu seye karsi çikislari onlari Mekke toplumunun disinda kalmaya zorluyordu
Onlara karsi takinilan tavir, hosgörü, saygi veya kötü davranma, bir bakima kisiliklerini, bir bakima da kendilerini korumaya hazir olan kabileler tarafindan belirleniyordu
FIL YILI
Abdulmuttalip dört tane Hanif taniyordu ve onlarin en saygini olan Varaka hristiyan olmustu
O bölgedeki hristiyanlar arasinda bir peygamberin gelisinin yakin oldugu fikri yaygindi
Bu inancin bu kadar yayilmasinin sebebi ise dogudaki kiliselerden bazilarinin bu inanci desteklemesi ve astrologlarla kahinlein de bu inanci paylasmasiydi
Yahudilere gelince, onlar da son gelen peygamberin Isa oldugunu bildikleri için yeni bir peygamberin gelecegi konusunda hemfikirdiler
Yahudi alimleri onlara peygamberin çok yakinda gelecegini, onun gelecegine delalet eden birçok isaretin görüldügünü ve muhakkak onun seçilmis kavim olan yahudilerden çikacagini söylüyorlardi
Varaka'nin da içlerinde bulundugu bir grup hristiyan ise bu konuda süphedeydiler; onlara göre peygamberin Arap olmamasi için hiç bir sebep yoktu
Araplarin, yahudilerden daha çok peygambere ihtiyaçlari vardi, çünkü en azindan yahudiler tek Tanri'ya tapma bakimindan Ibrahim'in dinini takip ediyor ve putlara tapmiyorlardi
Araplarin bu yalanci tanrilara tapmalarini ise sadece bir peygamber önleyebilirdi
Kabe'nin içinde ve çevresinde toplam 360 put vardi; bunun yanisira Mekke'de her evde, evin merkezini olusturan bir put bulunurdu
Bu uygulamalar sadece Mekke'ye özgü degildi, tüm Arabistan'a yayilmisti
Develer kurban edilir edilmez, Abdulmuttalip kurtulan oglunu evlendirmeye karar verdi
Biraz arastirdiktan sonra, Vehb'in kizi Amine'yi uygun bir es olarak seçtiler
Abdulmuttalip, Amine'yi ogluna, kizkardesi Hale'yi de kendine istedi
Abdulmuttalip o sirada yetmis yaslarindaydi, fakat yasina göre her bakimdan hala genç görünüyordu
Abdullah güzellikte zamanin Yusuf'u gibiydi ve o da yirmibes yasindaydi
Dügün yerine giderken yolda Varaka'nin kardesi Kuteyle'nin yanindan geçmislerdi ki "Ey Abdullah" diye bir ses duydular
Abdullah yüzünü Kuteyle'ye çevirdi, kadin ona nereye gittigini sordu
Abdullah "Babamla gidiyorum" diye cevap verdi
Kuteyle: "Beni simdi burada al ve benimle evlen, sana yerine kurban edilen develer kadar deve verecegim
" dedi
Abdullah ise "Babamla beraberim, onun isteklerinin disina çikamam ve onu birakamam" diye cevap verdi
Dügünden bir kaç gün sonra Abdullah yine Varaka'nin kardesi Kuteyle'ye rastladi
Kadinin gözleri yüzünü öyle arastirir bakislarla tariyordu ki, konusmasini bekler bir sekilde yaninda durdu
Kadin bir sey söylemeyince, bir gün önce söylediklerini neden tekrarlamadigini sordugunda Kuteyle'den su cevabi aldi: "Dün yüzünde varolan isik bugün yok
Bugün benim senden istediklerimi bana veremezsin
"
Evlenmelerin meydana geldigi yil MS 569 idi
Bunu takip eden yil Fil Yili olarak bilinir ve birden fazla sebeple önem tasir
RAHIP BAHIRA
Abdulmuttalib'in mallari hayatinin son döneminde oldukça azalmisti, ölümünden sonra ogullarina sadece çok küçük bir miras biakmisti
Ogullarindan bazilari, özellikle Ebu Leheb olarak taninan Abdu'l Uzza, kendiliklerinden zengin olmuslardi
Fakat Ebu Talib fakirdi
Bu nedenle yegeni kendisini, yasamini kazanmak için elinden geleni yapmaya zorunlu hissediyordu
Yasamini keçi ve koyunlara çobanlik ederek kazaniyordu ve gün geçtikçe Mekke'nin üstündeki tepelerde veya ötesindeki ovalarda yalniz geçirdigi günler artiyordu
Buna ragmen amcasi onu bazen beraberinde yolculuga götürüyordu
Bunlardan birinde, Muhammed (S
A
V
) dokuz, bir görüse göre de oniki yasindayken bir ticaret kervaniyla Suriye'ye kadar gitti
Busra'da, Mekke kervaninin her zamanki konak yerlerinden birinde, içinde nesilden nesile bir hristiyan rahibin yasadigi bir hücre vardi
Biri öldügünde, digeri onun yerini aliyor ve eski el yazmalarini da içeren manastirdaki bütün esyaya varis oluyordu
Bu el yamalarindan birinde Araplara bir peygamber gelecegi kayitliydi
Manastirda yasayan Rahip Bahira bu kitaplarin hepsinden haberdardi
Bu konuyla ilgilenmesinin asil sebebi ise Varaka gibi onun da peygamberin kendi yasam süresi içinde gelecegine inanmasiydi
Bahira, Mekke kervaninin manastirdan pek uzak olmayan konak yerinde konakladigini bir çok defa görmüstü
Fakat bu sefer daha önce hiç karsilasmadigi bir seyle karsilasti ve dona kaldi: alçak ve küçük bir bulut onlarin üstünde yavas yavas ilerliyor ve sürekli yolculardan bir veya ikisi ile günesin arasinda yer aliyordu
Büyük bir ilgiyle onlarin yaklasmasini izledi
Birden ilgisi saskinliga dönüstü
Çünkü konakladiklari anda bulut hareket etmeyi durdurdu ve altinda gölgelendikleri agacin üstünde sabit olarak kaldi
Agaç ise dallarini asagiya indirerek onlarin iki kat gölgede olmalarni sagliyordu
Bahira böyle bir mucizenin öneml oldugunu biliyordu
Sadece yüce bir sahsiyetin varligi bu olayi açiklayabilirdi ve aniden beklenen peygamber aklina geldi
Manastira kisa bir süre önce büyük miktarda yiyecek gelmisti, elindekilerin hepsini birlestirerek kervana söyle bir haber gönderdi: "Ey Kureysliler! Sizin için yiyecekler hazirladim ve buraya gelmenizi istiyorum
Yasli-genç, köle-hür hepinizi davet ediyorum
"
Bunun üzerine hepsi manastira geldiler, fakat Bahira'nin tembihlerine ragmen Muhammed (S
A
V
)'i develerin ve yüklerin yaninda gözcü olarak biraktilar
Bahira oradakiler içinde kitapta tarif edilene benzer bir yüz göremeyince eksikligi farketti
"Ey Kureysliler! Geride kimse kalmadigindan emin misiniz?" diye sordu
"Baska kimse kalmadi" dediler, "sadece en küçügümüz olan bir erkek çocuk kaldiç" Bahira "Ona öyle davranmayin, onu da çagirin; bizimle beraber yemekte bulunsun" dedi
Sonra çocugu yemege çagirdilar
Çocugun yüzüne bir kez bakmak Bahira için bu mucizeleri açiklamaya yetti
Yemek boyunca onu dikkatle incelediginde yüz ve vücut özelliklerinin kendi kitabinda anlatilanlara ne denli yakin oldugunu gözledi
Yemekten sonra rahip bu genç misafirin yanina gitti ve ona yasam sekli, uykulari ve genel konulardaki tavirlariyla ilgili bazi seyler sordu
Çocuk ona bu konularda ayrintili cevaplar verdi; çünkü adam saygidegerdi, sorular ise saygili ve hürmetkarca soruluyordu
Hatta rahip sirtina bakmak istediginde, gömlegini siyirmakta tereddüt etmedi
Bahira zaten kesinlikle onun peygamber oldugu kanaatindeydi
Bir de sirtindaki iki kürek kemigi arasinda, kitabinda anlatilan yerde peygamberlik mührünü görünce tüm süpheleri silindi
Bahira Ebu Talib'e döndü ve "Bu çocukla akrabalik dereceniz nedir?" diye sordu
Ebu Talib "Oglumdur" dedi
Rahip, "Oglunuz degil, bu çocugun babasi sag olamaz" dedi
Ebu Talib "Kardesimin ogludur" dedi
"Peki babasina ne oldu?" dedi rahip
Öteki "Daha annesi ona hamileyken öldü" dedi
"Iste bu dogru" dedi Bahira, "Kardesinin oglunu ülkene geri götür ve onu yahudilerden koru
Çünkü benim bildigimi onlar da bilirler ve görürlerse ona kötülük yaparlar
Kardesinin oglunun geleceginde büyük seyler gizli
"
EVLILIK TEKLIFLERI
Mekke'deki zengin tüccarlardan birisi bir kadindi -Esed kabilesinden Huveylid'in kizi Hatice
Ayni zamanda hristiyan olan Varaka'nin ve kardesi Kuteyle'nin de kuzeni idi
O zamana dek iki kez evlenmisti ve ikinci kocasinin ölümünden beri kendi adina ticaret yapacak bir adam görevlendirmeyi adet edinmisti
Bunlardan biri de artik Mekke'de el-Emin (güvenilir), serefli olarak taninan Muhammed (S
A
V
)'di
Bu söhreti isekendisine emanet edilen ticaret kervanlarinin sahiplerinden yayiliyordu
Hatice, O'nu bir kölesini de yanina vererek ticaret kervaninin basina getirdi
Gidip dönene kadar yanindaki köle bir çok mucizelere sahit olmustu
Bunlari Hatice'ye anlatti, Hatice de Kuzeni Varaka'ya
Varaka "Eger bu dogruysa, Hatice, Muhammed (S
A
V
) kavmimize gönderilen peygamberdir
Uzun süreden beri bir peygamberin gelecegini biliyordum ve iste geldi
"
Hz
Hatice, Hz
Muhammed (S
A
V
)'e evlilik teklifi götürdü
Hz
Muhammed (S
A
V
) maddi imkansizligini ileri sürerek "Ben böyle bir evliligi nasil yapabilirim?" dedi
Araci Nuseyfe "Orasini bana birak!" deyince Hz
Muhammed (S
A
V
) "O halde benden tarafi tamam" dedi
Gereken her sey yapildi ve aralarinda Hz
Muhammed (S
A
V
)'nin yirmi disi deve vermesi kararini aldilar
ÇOCUKLARI VE HZ
ZEYID
Damat amcasinin evinden ayrildi ve gelinle birlikte yasamak üzere onun evine yerlesti
Hatice kocasina bir es oldugu kadar, onun en yakin arkdasi ve ideallerini ve isteklerini paylasan bir dostu idi
Acilar ve kayiplar olsa da evlilikleri çok mutlu geçiyordu
Hz
Hatice, Hz
Muhammed (S
A
V
)'e alti çocuk dogurdu, iki erkek ve dört kiz
En büyük çocuklari Kasim adinda bir oglan çocuguydu
Bundan sonra O'na Ebu'l Kasim (Kasim'in babasi) denmeye baslandi
Fakat çocuk iki yasini doldurmadan vefat etti
Ikinci çocuklari Zeyneb adinda bir kizdi, onu üç kiz çocugu daha takip etti: Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatima
Son çocuklari ise yine çok az bir süre yasayan bir erkek çocuguydu
Evlendigi gün Muhammed (S
A
V
) babasindan miras kalan sadik cariyesi Bereke'yi azat etti
Hatice ise O'na kölesi Zeyd'i hediye etti
Zeyd iyi bir ailedendi, fakat yillar önce kaçirilarak köle olarak satilmisti
Muhammed (S
A
V
)'in kölesi olduktan aylar sonra bir gün daha önce yakalayamadigi bir firsati, ailesine haber gönderme imkanini yakalamisti: Mekke sokaklarinda kendi kabilesinden adamlara rastladi
Eger onlari bir önceki yil görmüs olsaydi, duygulari çok farkli olurdu
Böyle bir karsilasmayi uzun süredir arzuluyordu, fakat simdi saskinliga düsmüstü
Rahatinin iyi oldugunu ve geri dönmek istemedigini anlatmak üzere birkaç misra yazip gönderdi
Ailesi haberi aldiginda hemen yola çiktilar ve Hz
Muhammed (S
A
V
)'e Zeyd'i kendilerine satmasini teklif ettiler
Hz
Muhammed (S
A
V
) "Birakin kendisi seçsin, eger sizi seçerse hiçbir ücret istemeden onu size veririm; eger beni seçerse, ben; beni seçen birinin üstünde karar verici degilim
"dedi
Zeyd'e soruldugunda sunlari söyledi: "Senin üstüne baska adam seçecek degilim
Sen bana annem ve babam gibisin
" Ailesi hayret etti
Hz
Muhammed (S
A
V
) daha sonraki konusmalari kisa keserek onlari Kabe'ye davet etti
Hicr'de ayakta durarak yüksek sesle sunlari söyledi: "Ey burada bulunanlar, sahid olun ki, Zeyd benim oglumdur, ben onun, o da benim varisimdir
" O günden sonra Zeyd, Zeyd Ibn Muhammed diye anilmaya basladi
KABE'NIN YENIDEN INSASI
Hz
Muhammed (S
A
V
) 35 yasinda iken Kureys'liler Ka-be'nin tekrar insasina karar verdiler
Kabe yikildiktan sonra Hacerü'l Esved'in bulundugu kösede Süryanice bir yazi buldurlar ve onu bir yahudiye okuttular
"Ben Allah'im ve Bekke (Mekke)'nin Rabbiyim
Mekke'yi ve gökleri ben yarattim, Ay'a ve Günes'e sekil verdigimi ve Günes'in etrafina dokunulmaz olan yedi melegi yerlestirdigim gün yarattim
O (Mekke), insanlara süt ve su ile yardim eden iki tepe varoldukça varolmaya devam edecektir
" yazmakta idi
Bir parca yazida Ibrahim makaminda Kabe'nin kapisi yaninda Hz
Ibrahim'in ayak izini tasiyan kayanin altinda bulundu
"Mekke, Allah'in kutsal evidir
Onun sürekliligi üç yönden gelir
O'nun yakinindaki insanlar onu ilk kirletenler olmasin
"
Ka-be'nin yapilmasinda bütün kabileler çalisti ve yeniden yapildi
Sira Hacerü'l Esved tasinin yerine konulmasina geldiginde yerlestirme serefine tüm kabileler nail olmak istemekte idiler
Aralarinda anlasamiyarak ihtilafa düstüler
Bu tartisma bir kaç gün sürdü ve yasli bir adam söyle bir öneri getirdi: "Mescid'e ilk giren hakem olsun
" Tam busirada Hz
Muhammed kapidan içeri girdi
Hepsi Muhammed Emin'dir karari kabulumuzdür dediler
Durumu kendisine anlattilar
Hz Muhammed bana bir kumas getirin dedi
Kumasi yere serdi
Hacerü'l Esvedi kendi elleriyle kumasin üzerine yerlestirdi
Her kabilenin reisi bezin ucundan tutsun
dedi
Tas yükselincede onu yerine kendi elleriyle yerlestirdi
Böylece insaatin kalan kismina devam edildi ve sorun çözüldü
ILK VAHIY VE PEYGAMBERLIK
Hz
Muhammed'e bazi haller olmaya basladi
Bunlarin nasil oldugu soruldugunda "uykuda iken gelen sabahin aydinligi gibi gerçek görüntüler" oldugu söylerdi
Hira dagindaki bir magaraya inzivaya çekilmeye basladi
Sehirden ayrilip magaraya yaklastiginda "Ey Allah'in Rasülü, sana selam olsun
" seslerini duyardi
Geriye dönüp bakinca agaçlar ve taslardan baska hiç bir sey göremezdi
Ramazan ayinda kirk yasinda iken insan seklinde bir melek geldi ve O'na "OKU" dedi
O, "ben okuma bilmem" deyince, Melek onu eline aldi ve dayanabilecegi son nokyata kadar sikti
Sonra tekrar "OKU" dedi
"Ben okuma bilmem!"
Üçüncü kez ayni olay tekrarladindi
ve biraktiginda söyle dedi:
Insana bilmedigini ögretti
(A'lak Suresi 1-5) Bunlar Kur'an-i Kerimin ilk gelen ayetleridir
O bu sözleri melegin arkasindan tekrarladi ve melek onu birakip gitti
(Bu melek vahiy meledigi Cebrail A
S
'di) Sonra Peygamberimiz Hira magarasindan evine döndü
Olaylari Hz Hatice validemize anlatti
Hz
Hatice O'na "-Senin peygamber olacagini umuyordum
Ne mutlu sana
Müjdeler olsun sana!" dedi
Hz Hatice hemen amcasinin oglu Varaka Bin Nevfel'e olanlari anlatti
Varaka'nin cevabi: "-Bu gördügün Allah-i Tealanin Musa'ya indirdigi Namus-u Ekber'dir
(Cebrail'dir) Ah keske senin davet günlerinde genç olsaydim
Kavmin seni çikaracagi günlerde hayatta bulunsaydim
" dedi ve Rasulullahin mübarek baslarindan öptü
Ilk vahiyden sonra vahiy belli bir süre kesintiye ugradi
Bu sessizlik döneminden sonra onu temin edici bir vahiy geldi
(Duha Suresi 1-11)
ILK EMIR NAMAZ
Hz Muhammed (S
A
V) en yakin ve sevgili buldugu kisilere Melek ve Vahiy hakkinda gördüklerini anlatmaya basladi
Bir gün Cebrail ona geldi ve topuguyla çimenlige vurdu
Oradan hemen su fiskirmaya basladi
Namazdan önce nasil temizlenecegini peygambere gösterdi ve abdest aldi
Peygamber onu taklit ettive namazi nasil kilacagini, kiyam, rüku, sücud ve tesehhüd mikteri oturmanin nasil yapilacagini ögretti ve namaz vakitlerini ögretti
Peygamber evine dönünce ögrendiklerini Hatice'ye de ögretti ve birlikte namaz kildilar
Din artik abdest ve namaz esalari üzerine kurulmustu
Hatice'den sonra bu esalari ilk uygulayanlar Ali, Zeyd, Ebu Bekir idi
AILENI UYARIP KORKUT
Henüz Islam'a açik bir çagri yapilmamisti, fakat gün geçtikçe mü'minler grubuna kadin-erkek bir çok genç katiliyordu
Peygamberin kuzenleri de dahil bir çok akrabasi yeni dine girmelerine ragmen amcalarindan hiçbiri onun pesinden gelmeye yatkin görünmüyordu
Ebu Talib, Hamza ve Abbas Peygamberi kisisel olarak sevdikleri halde, Ebu Leheb açikça yegeninin sapik oldugunu söylüyordu
"
(Öncelikle) en yakin hisimlarini(asiretini) uyarip korkut
"(Suara :214)
ayetinden sonra Peygamber(sav),Ali!yi çagirip Abdulmuttalib ogullarini bir araya toplamasini, onlara yemek verecegini söyledi
Hasim Kabilesi gelince 1 koyun budu ve bir masrapa süt bütün kabileyi doyurmaya yetti
KUREYS KARSI ÇIKIYOR
Islâm'in ilk günlerinde, müslümanlar sik sik Mekke'nin disina gider ve topluca namaz kilarlardi
Bir gün birkaç putperest,onlar namaz kilarken alay edince Zühre Kabilesinden Sa'd kafirlerden birini yaraladi
Bu Islam' da ilk kan dökülmesi oldu
Fakat Peygamber Efendimize sik sik gelen vahiylerde sabrin tavsiye edilmesini dikkate alarak o günden sonra siddetten kaçinmaya karar verdiler
"Onlarin demelerine karsi sen sabret ve onlardan güzel kopma(düsünce ve eylem bakimindan köklü bir tutum )ile kopup ayril"
ve "
Sen simdi o küfretmekte olanlara mühlet ver, kendilerine az bir süre tani"(Müzemmil:10-11)
Kureys'ten bir grup Ebu Talib'e gelip yegenini engellemesini, yoksa savas çikaracaklarini söylediler
O da yegenine haber göndererek kendini korumasini istedi
Kureysin korkusu o sene hacca gelecek olanlarin Muhammed (sav) ve taraftarlarinin putlari horgördügünü farkedip, bir daha Mekke'ye gelmemeleri ve bunun sonucu olarak da hem ticaret hem de Mescit koruyucularinin seref ve haysiyetinin kötü duruma sokulacak olmasiydi
Kureys bu durumu önlemek için çesitli yöntemler aradi
Mekke'ye gelen Arap'lara, Muhammed' in (sav) araplari temsil etmedigi anlatilmaliydi
Bunun yanisira baska seyler söylemek gerekliydi
Önce mecnun (deli) veya sair demeyi düsündüler, fakat daha sonra büyücü demek konusunda hemfikir oldular
Çünkü biliyorlardi ki Muhammed insan kazanmak konusunda çok basariliydi
Planlarini titiz bir sekilde uygulamalarina ragmen, nasibi olanlarin Islam'a girmesine engel olamadilar
Mekke'ye gelen hacilar,kendilerine düsmanlarindan farkli bir hikaye anlatan Peygamber (sav) taraftarlariyla karsilastilar ve her biri yaratilisinin geregi olarak iman etti
Arabistan'in her yerinde, özellikle de Yesrib'de yaygin olarak yeni dinden bahsedilmeye baslandi
EVS VE HAZREÇ
Evs ve Hazreç kabileleri kendileriyle birlikte Yesrib'de yasayan bazi yahudi kabileleriyle müttefiktiler
Fakat çogunlukla aralari kötü idi
Çünkü tek tanrici yahudiler, Allah'in seçilmis kullari olarak, çok tanrili Arap'lara güçlerinden dolayi saygi duymalarina ragmen kisaknçlik besliyorlardi
Yahudi alimleri ve kahinler,peygamberin nereye gelecegini soranlara Yemen tarafini isaret ederlerdi
Yesribliler Mekke'de bir peygamber gelecegini duyunca dikkat kesildiler, çünkü zaten akide olarak tek tanrici akideye asina idiler
Yahudiler, onlarla iyi geçindikleri zamanlarda, Tanri'nin biriligini ve insanin esas amacinin ne oldugunu anlatirlar ve bu konuyu birlikte tartisirlardi
Yahudiler peygamber gelecegine inaniyor; fakat "Allah nasil olur da seçilmis olmayan bir milletten birini peygamber olarak gönderir
"diye inanmiyorlardi
Bunun yaniisra Hazreçliler, simdi bir peygamber oldugunu iddia eden ve daha önce çocukken annesiyle, sonralari da Suriye'ye giderken birçok kez ugramis Yesrib'e ugramisolan bu adamla aralarinda güçlü kan bagi oldugunun farkindaydilar
Hacilar ve Mekke'yi ziyaret edenlerin getirdigi haberlerle desteklenen tüm bu faktörler, vadi halkinin üzerinde etkisini göstermeye basladi
Evs ve Hazreç Kabileleri arasinda; -2 kisi arasindaki bir çatismadan dolayi- savas baslamisti ve bu baslica sorun haline gelmisti
Bu nedenle Evs'in ileri gelenleri, Mekke'ye,Kureyslilerden Hazreç'e karsi yardim istemek üzere bir delege göndermeye karar verdiler
Delegeler,Kureys'ten cevap beklerken Peygamber(sav) yanlarina geldi; o da görevinden ve teblig etmekle yükümlü oldugu dinden bahsetti,Kur'an'dan bir bölüm okudu
Muaz oglu Ilyas ona inandi
Bu nedenle o,Islam'a giren ilk Yesrib'li sayilabilir
EBUCEHIL VE HAMZA
Mekke'deki Mü'minlerin sayindaki artis,beraberinde kafirlerin düsmanligini da arttirdi
Islam'in en kötü düsmanlarindan biri, ailesi ve arkadaslari arasinda Ebu'l Hakem diye anilan,mü'minlerinse adini Ebu Cehil(cehaletin babasi ) koyduklari Mahzum kabilesinden Amr idi
O zaman Mahzumilerin basinda bulunan Velid'in de yegeni oluyordu ve onun yerine geçeceginden emindi
Peygamberi kötülemek için çalisanlarin en usanmazi ve onu büyücü diye adlandiranlarin en bagirgani idi
Çaresiz Mü'minlere karsi acimasizlikta çok asiri idi ve diger kabileleri de buna tesvik ediyordu
Bir gün Peygamberimizi (sav) Mescid'in disindaki Safa kapisi yakininda otururken gördü
Karsisina geçerek agzina gelen bütün küfürleri söyledi
Peygamber(sav) ona sadece bakti, hiçbirsey söylemedi
Ebu Cehil Kureyslilerin yanina döndü
O sirada avdan dönen Hamza karsidan gözüktü
Onun yaklastigini görünce, Safa kapisina yakin olan evinden bir kadin çikti ve onu durdurdu
Peygambere bagli olan bu kadin, Ebu Cehil'in Peygambere(sav) küfürlerini duymus ve sinirlenmisti
Hamza'ya; Ebu Cehil'in yegenine küfür ve hakaret ettigini, onun da karsiliginda hiçbirsey söylemedigini anlatti
Kabe' yi isaret ederek Ebu Cehil'in orada oldugunu belirtti
Hamza yumusak huylu bir insandi,bununla birlikte Kureys'in en cesuru idi,kizdirildiginda ise en sert adami olurdu
Su anda güçlü yapisi kizginliktan sarsiliyordu
Kabe'ye giren Hamza, Ebu Cehil'in yanina giderek yayi tüm gücüyle arkasina indirdi
"Ben de onun dinindenim, onun iddia ettiklerinin hepsini onayliyorum
Eger karsi çikmaya gücün varsa bana karsi çik
" Ebu Cehil kendisine yardim etmek isteyenleri durdurarak söyle dedi: "Birakin, Ebu Umare istedigini yapsin, çünkü Tanri'ya andolsun ki onun yegenine çirkince küfrettim
"
KUREYS'IN ISTEKLERI VE TEKLIFLERI
Hamza'nin müslüman olusundan sonra Kureys artik Peygamber'e, Hamza'nin koruyacagini düsünerek, direkt saldirilarda bulunamiyorlardi
Bunun için Muhammed (s
a
v
)'e teklif götürmeye karar verdiler
O'na "Sen, bildigin gibi kabilenin soylularindansin ve senin soyun sana serefli bir konum sagliyor
Fakat sen halkina ciddi ve tehlikeli bir mesele getirdin, bununla onlarin toplulugunu birbirinden ayiriyor, onlarin yasam tarzinin saçma oldugunu söylüyor, dinlerini ve tanrilarini küçümsüyorsun ve onlarin atalarina kafir diyorsun
Eger istedigin zenginlikse, mallarimizi birlestirir seni aramizda en zengin kimse yapariz
Eger istedigin serefse, seni liderimiz yapariz ve senin sözünden hiç çikmayiz
Ve eger kral olmak istiyorsan seni kral yeperiz
Eger sana musallat olan cinden ve hastaliktan kurtulamiyorsan sana bir hekim buluruz ve iyilesene dek senin için tüm servetimizi harcariz
Peygamber (s
a
v
), ayetlerle etkileyici bir cevap verdikten sonra okumasini su sözlerle bitirdi:
"Gece, gündüz, günes ve ay O'nun ayetlerindendir
Siz günese de, aya da secde etmeyin
Allah'a secde edin ki, bunlari kendisi yaratmistir
Eger O'na ibadet edecekseniz
"
Onlarin tek cevabi daha önce kaldiklari yerden devam etmeleriydi
Eger onlarin tekliflerini kabul etmiyorsa, Allah'in elçisi olduguni ispatlayacak birseyler göstermeliydi, o zaman mesele hallolurdu
"Rabbinden çevremizdeki daglari kaldirmasini, topragi dümdüz yapmasini ve ülkemizdeki daglari kaldirmasini, topragi dümdüz yapmasini ve ülkemizden Suriye ve Irak gibi nehirler akitmasini iste
Veya bizin için bunlari istemeyeceksen kendin için bir seyler iste
Allah'tan senin sözlerini dogrulayip bizimkileri yalanlayacak bir melek indirmesini iste
ki senin Allah katinda ne kadar degerli olduguni görelim
" Peygamber onlara su cevabi verdi: "Ben Allah'tan böyle seyler isteyecek degilim, çünkü O beni uyarmam ve müjdelemem için gönderdi
" Onu dinlemeyi reddederek söyle dediler: " O zaman gökyüzünü parça parça üzerimize indir
" Bunu su ayete karsi söylüyorlardi: "Eger biz dilersek onlari yerin dibine geçirir, ya da gökten üzerlerine parçalar düsürürüz
" "Karar verecek olan Allah'tir, dilerse yapar" diye cevap verdi Peygamber (s
a
v
)
KUREYS'IN ILERI GELENLERI
Peygambere tabi olanlar sürekli artiyordu
Fakat bunlarin hemen hepsi ya köle ya azatli ya da Mekke disindaki Kureyslilerden olusuyordu
Abdurrahman, Hamza ve Erkam istisna hepsi zayif idiler, bunlar da liderlik vasfindan uzaktilar
Bu nedenle Peygamber (sav), içinde amcasi Ebu Talib'in de bulundugu Kureys liderlerinden hiç olmazsa birkaçini kazanmak istiyordu
Eger Ebu Cehil'in amcasi Velid'in destegini kazanirsa, davetini daha kolay yapabilecekti
Bir Gün Peygamber (sav) Velid'le sohbete dalmisken, Islam'a henüz girmis kör bir adam yanlarindan geçti; Peygamberin (sav) sesini duyunca kendisine Kur'an'dan bir parça okumasini rica etti
O da biraz sabirli olmasini istedi
Adam israr edince Peygamber (sav) hiddetlendi ve ondan yüzünü çevirdi
Sohbeti yarim kalmisti
Fakat bunun bir kaybi yoktu, çünkü Velid mesaja tamamen kapaliydi
O anda vahiy geldi
"Surat asti ve yüz çevirdi;kendisine o kör geldi diye
"
Kisa süre sonra Velid "Ben Kureys'in en üstünü oldugum halde bana gelmiyor da Muhammed'e mi vahiy geliyor?" diyerek kendini begenmisligini ortaya koyuyordu
Ebu Cehil de ondan geri kalmiyordu: "Biz, Abdu Menaf ogullari ile aramizda seref konusunda yaris ederiz
Simdi onlar ' Bizim adamlarimizdan biri Peygamber'dir
Ona gökten vahiy geliyor
' diyorlar
Biz onun bir esini ne zaman elde edecegiz
Tanri'ya andolsun ki biz ona inanmayacagiz
" diyordu
Digerleri de Ebu Cehil kadar olmasa da ayni seyi düsünüyorlardi
Hepsi de degisik derecelerde vahyin diline ve üslûbuna duyarliydilar
Fakat anl***** gelince babalarinin hiçbirsey kazanmadigini ve onlarin tüm çabalarinin bosa gittigini vurgulayan âyetlere gönüllerini kapatmislardi:
"Bu dünya hayati, yalnizca bir oyun ve (eglence türünden) 'tutkulu bir oyalanmadir
'Gerçekte ahiret yurdu ise, asil hayt odur
Bir bilselerdi
"(Ankebut:34)
KORKU VE ÜMIT
Elbette gençlerin ve zayiflarin hepsi ilahi daveti hemen kabul etmemisti; fakat hiç olmazsa küçük yasamlarini bir klarnetin notalari gibi bölen davet ve vaazlarin önem ve siddetine karsi kulaklarini tikamalarina neden olacak kendini begenmislikleri yoktu
Osman'in çölde duydugu:"
Ey uykudakiler, uyanin
" sesi vahyin kendisiydi
ve daveti kabul edenler uykudan uyanmislardi
Kafirlerin tutumu su sözlerle ifade edilebilir:
"Bu dünya hayatimizdan baskasi yoktur
Ve bizler diriltilecek de degiliz
"(en'am:29)
Bu sözlere ilahi cevap da suydu
:"Biz gögü, yeri ve ikisi ikisi arasindakileri oyun olsun diye yaratmadik
"(Enbiya:16;Duhan:38) "Bizim bos bir amaç ugruna yarattigimizi ve sizin gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceginizi mi sanmistiniz?"(Mü'minûn:115)
Bu ayetlerse henüz küfrün yerlesmedigi kimselerde etkisini gösteriyorduve bunda emirleri getiren elçinin etkisi çok büyüktü
"Süphesiz:'Bizim Rabbimiz Allah'tir
'deyip dosdogru bir istikamet tutturanlar (yok mu) onlarin üzerlerine melekler iner (ve der ki):'Korkmayin ve hüzne kapilmayin,size vadolunan cennetle sevinin
Biz dünya hayatinda da ahirette de sizin velileriniziz
Orda nefislerinizin arzuladigi hersey sizindir ve istemekte oldugunuz hersey de sizindir
Çok bagislayan, çok esirgeyen (Allah)'tan bir agirlanma olarak"(Fussilet:30-32)
Benzer bir ayet:
"Bu mu daha hayirli, yoksa takva sahiplerine vadedilen cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktir
Içinde ebedi kalicilar olarak, orada her istedikleri onlarindir, bu rabbinin üzerinde istenen bir va'didir
"(Furkan:15-16)
Gerçek Mü'minler "Bizimle Karsilasmayi umanlar"diye tanimlanmistir
Oysa kâfirler:
"Bizimle karsilasmayi ummayanlar,dünya hayatina razi olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz(gafil) olanlar
"
dir
Mü'min'in tutumu, her konuda kafirinkinin aksi olmalidir
Hakk'a uyanik olmak sadece ümitlerin bu dünyadan Ahirete çevrilmesi degil, Dünyada her tarafa serpilmis olan ayetlerden ders almasidir:
"Gökte burçlari kilan, onlariniçinde bir aydinlik ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne yücedir
O gece ile gündüzü birbiri ardinca kilandir;ögüt alip düsünmek ya da sükretmek isteyenler için
"(Furkan:61-62)
Kureys liderleri küstahça peygamberlerden bu ayetleri (isaret ve mucizeleri) göstermesini istediler
Gökten onu destekleyen bir melegin gelmesini veya onun göge yükselmesini istiyorlardi
Ve bir gün dolunayin aydinlattigi bir gecede, bir grup kâfir gelerek, eger gerçekten Allah'in Resûlü ise Ay'i ikiye bölmesini istediler
Mü'min ve kararsizlari da içeren büyük topluluk, Ay'i ikiye ayrilmis görünce büyük bir saskinlik yasadilar
Peygamber(sav) "Iste sahit olun
" dedi
Bu mucizeyi asil isteyenler inkar ettiler ve bunun büyü oldugunu söylediler
Diger taraftan inananlar sevindi, kararsizlarin bazilari iman etti, bazilari da imana yaklasti
"Kendileri bakmiyorlar mi o deveye, nasil yaratildi? Göge nasil yükseltildi? Daglara; nasil oturtulup-kuruldu? Yere; nasil yayilip dösendi?"(Gasiye:17-20)
Inananlardan beklenen korku ve ümidin her ikisi de Allah'a götüren davranislardir
Allah'a sükrün belirtisi olarak söylenen
"Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'adir
"
sözü ayni zamanda korku da tasir
"Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla"
sözü insani ümitle ayni yöne yöneltir
Bu, en belirgin sekilde Fatiha sûresinde yer almistir :
"Hamd, alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve din gününün maliki olan Allah'adir
Biz yalnizca sana ibadet eder ve yalnizca Senden yardim dileriz
Bizi dosdogru yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba ugrayanlarin ve sapiklarinkine degil
"
Kur'an'in son sürelerinden Ihlas suresi de Islam ögretisinin en güzel ve tam ifadesini yazan bir sûredir
"De ki: O Allah birdir
Allah Samed'dir
O dogurmamis ve dogrulmamistir
Ve hiç birsey O'nun dengi degildir
"(Ihlas Sûresi)
ES-SAA (KIYAMET)
Kafirlerin siki sik öne sürdügü seylerden biri de, eger Allah gerçekten vahiy gönderdiyse bir melek göndermeliydi fikri idi
Buna karsi Kur'an'in cevabi suydu:
"Eger yeryüzünde (insan degil de) tatmin bulmus yürüyen melekler olsaydi, biz de onlara göklerden elçi olarak elbette melek gönderirdik
"(Isra:95)
Cebrail'in zaman zaman yeryüzüne inmesi onu Kur'anî anlamda elçi yapmiyordu
Elçi olabilmek için, mesaj getirilen insanlar arasinda yeryüzüne yerlesmek gerekliydi
Kur'an söyle diyordu:
"Bize kavusmayi ummayanlar dediler ki: 'Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi bir görmemiz gerekmez miydi? 'Andolsun onlar kendi nefislerinde büyüklüge kapildilar ve büyük bir azginlikla bas kaldirdilar
Melekleri görecekleri gün, suçlu günahkârlara bir müjde yoktur
Ve ogün (melekler onlara) derler ki:'(Size sevinçli haber) yasaktir,yasak
' "(Furkan:21-22)
Bu yasaklama, onlarin dünya ile ahiret arasina bir perde çekilmesi için yalvarmalarina, ama kibir içinde yalvarmalarina karsiliktir
Sema ile direkt baglantiya geçildiginde ve dünya yerle bir olup zaman ve mekan anlamsizlastiginda ebedi son gelmis olacaktir
"Insanlarin, her yana dagilmis 'pervaneler gibi olacaklari gün ve daglarin da etrafa saçilmis' renkli yünler gibi olacaklari gün" ve çocuklarin saçlarini agartan gün
", "Gerçekten Rabb'inin katinda bir gün, sizin saymakta olduklarinizdan bin yil gibidir
"
Kiyameti beklemek, muhakemeyi beklemektir
Kur'an, dogruyu yanlistan ayiran bir vahiy kitabidir
Çünkü vahiy ezeli ebedi olanin fani iolanda görünmesidir
ve bu nihai muhakemeye öncülük eder
Bu muhakeme sonucunda Cennet'le Cehennem açikça görülür
Iyilik ve kötülügün izleri artik ortaya çikmistir
Peygamberin(sav) dogru yola çagirmasi kendisine karsi koyanlarin sapikligini tespit ettigi gibi, kendisine tabi olanlari da mükemmellik derecesine ulastirir
Bu konuda birçok ayet indirilmistir:
"Andolsun, biz bu Kur'an'da çesitli açiklamalar yaptik, ögüt alisverisi düsünsünler diye
Oysa bu, onlarin daha da uzklasmalarindan baskasini getirmiyor
"(Isra:41)
"Biz onlari korkutmayiz
Fakat (bu) onlarda büyük bir azginliktan baska birsey artirmiyor
"(Isra:60)
ÜÇ SORU
Kureysliler toplandikleri her seferde, kendilerince en büyük problem telakki ettikleri konu hakkinda mutlaka konusurlardi
Bu defa da Yesrib'deki Yahudi Alimlerine danismaya karar verdiler
"Onlara Muhammed'den bahsedin , onu tarif edin ve söylediklerini iletin ;Çünkü onlar ilk kutsal kitaba inaniyorlar ve mutlaka peygamberler hakkinda bilgileri vardir, bizim se hiçbir bilgimiz yok" dediler
Yahudi alimleri su cevabi verdi"Ona bizim söyleyecegimiz 3 soru sorun
Eger bunlara cevap verebilirse, o Allah'in peygamberidir, fakat cevap veremezse yalanci ve sahtekârdir
Ona eski günlerde ülkesini terk eden genç adamlari, onlara ne oldugunu ve ilginç hayat hikayelerini sorun
Yeryüzünün ötesine, dogusuna ve batisina ulasan uzak yollarin yolcusundan haber vermesini isteyin
Bir de Ruh'u, onun ne oldugunu sorun
Eger size bunlari söylerse ona uyun, çünkü o bir peygamberdir
"
Elçiler gelince Kureys liderleri bu 3 soruyu sordu
Peygamber(sav) de "Yarin size bunlarin cevabini verecegim
" dedi, fakat "Insaalah" demeyi unuttu
Ertesi gün Kureysliler cevap için geldiginde onlari geri gönderdi
O günden itibaren onbes gün boyunca hiçbir vahiy gelmedi
Cebrail de hiç yanina ugramadi
Mekkeliler onunla alay ettiler, o ise bu sözler için bekledigi yardimi alamadigi için üzülüyordu
En sonunda Cebrail, onu teselli eden ve 3 soruya da cevap veren vahyi getirdi
Bu uzun bekleyisin sebebi su ayetlerle açiklaniyordu: "Hiç bir sey hakkinda 'Ben bunu yarin mutlaka yapacagim
' deme
Ancak: 'Allah dilerse'(yapacagim de)
"
Vahyin bu gecikisi peygamberi üzmesine ragmen mü'minlere güç kazandirmistir
Her ne kadar kâfirler bu gecikmeden sonuç çikarmayi reddettilerse de, kafalarinda süphe olan birçok Kureys'li için bu, vahyin Peygamber tarafindan uydurulmadigina, bilakis Allah'tan geldigine delil idi
Eger Muhammed (sav) daha önceki vahiyleri uydurdu ise, bu alay edilme ve üzüntüye ragmen bu kez vahyi geciktirmesi anlamsiz degil miydi?
Inananlar herzaman oldugu gibi vahyin kendisinden güç aliyorlardi
Kureysliler, eski günlerde ülkesini terkeden gençlerin hikayesini sorduklarinda _bu hikâyeyi o zamana kadar Mekke'de hiç kimse duymamisti_bu hikayenin o anki durumlariyla ilgili oldugunu, inananlarin yüceligini ve inanmayanlarin kötülügünü anlattigini bilmiyorlardi
Efes'li uyuyanlarin hikayesi söyle anlatilir : Milattan sonra III
yy
in ortalarinda halki putperestlige sapmis olan bir grup genç Allah'a imani muhafaza ediyorlardi, halk da onlari bu yüzden cezalandiriyordu
Bu eziyetlerden kaçmak için bir magazaya sigindilar ve orada 300 yil kadar uyudular
Yahudilerin o zamana dek bildiklerinden baska Kur'an-i Kerim'deki kissa hiçbir insanin görmedigi ayrintilardan da bahseder
Örnegin, uyuyanlarin uyandiktan sonra yüzyillar boyu uyuduklarini nasil farkettiklerini ve köpeklerin ön ayaklarini kapinin esigine nasil uzatarak yattigini anlatir
Ikinci soruya gelince, bu büyük yolcu Zü'l-Karneyn'dir
Vahiy onun doguya ve batiya yaptigi yolculugu anlatir ve sorulandan fazlasina cevap vererek 3
yolculuktan bahseder
Zü'l-Karneyn iki dagin arasinda yasayan bir topluluga rastlar ve o topluluk Zü'l-Karneyn'e kendilerini Yecüc, Mecüc ve cinlerden koruyacak bir duvar yapmasi için yalvarirlar
Allah da ona cinleri ve kötü ruhlari bir yere toplama gücü verir
O belirli günde, bu kötü ruhlar yeryüzünde büyük karisikliklara sebep olacaklardir
Onlarin ortaya çikisi, Kiyamet saatinden önce olacaktir ve vaktin yaklastigini gösteren isaretlerden biri olacaktir
Üçüncü soruya cevap olarak Vahiy, insanin aklî kapasitesinin ruhu kavarmaya yetmeyecegini söyler: "Sana ruhtan sorarlar, de ki:
'Ruh, Rabbimin emrindedir, size ilimden yalnizca az birsey verilmistir
' "(Isra:85)
Yahudiler, Peygamberin(sav) sorulara verdigi cevaplari ilgiyle karsiladilar ve son cümledeki "ilmden az verilmistir" ibaresinin yahudileri mi yoksa Araplari mi kasdettigini sordular
Peygamber:"Her ikisini de" cevabini verince kendilerinin her türlü konuda bilgi sahibi oldugunu söyleyerek karsi çiktilar
Çünkü onlar ,Kur'n'in da tasdik ettigi gibi
herseyi ayri ayri açiklayan(En'am:154)
bir kitap olan Tevrat'i okuyorlardi
Peygamber onlara söyle dedi: "Sizin bildikleriniz Allah'in ilmi yaninda çok azdir
Fakat yine de eger uygulasaniz bildikleriniz size yeter
"Bundan sonra su ayet nazil oldu:"Eger yeryüzündeki agaçlarin tümü kalem ve deniz de -onun ardina yedi deniz eklenerek -(mürekkep) olsa, yine de Allah'in kelimeleri yazmakla tükenmez
"(Lokman:27)
Kureys liderleri yahudi alimlerini sözüne uymadilar,Yahudi alimleri de tüm sorulara cevap vermesine ragmen onu kabul etmediler
Fakat bu cevaplar baskalarinin Islâm'i kabûl etmesine neden oldu
Peygamberin taraftarlari arttikça düsmanlari yasam tarzlarinin tehlikeye girdigini daha çok anliyor ve kabilelerindeki müslümanlara iskenceler yapiyor, onlari dövüyor, aç ve susuz birakiyorlardi
Iskence yapanlarin en acimasizi Ebû Cehîl'di Eger yeni dine giren kisinin kendisini koruyacak güçte bir ailesi varsa ona iskence edemiyor fakat hakaret ediyirdu
Zayif kimselere iskence ediyor, diger kabileleri de buna tesvik ediyordu
Kabilesindeki Yasîr,Sümeyye ve ogulleri Ammar'a (ra) inkence edilmesine ve bunun sonucunda Sümeyye'nin ölümüne o sebep oldu
Diger kabiledekiler onlar kadar dayanikli olamadilar
Içlerinden gelmese de " Lat ve Uzza da Allah gibi sizin tanrilariniz degil mi? diye soruldugunda "Evet" diyorlardi
Bu insanlar artik Islâm'i açikça yasayamiyorlar, çogu gizli olarak bile yasayamiyordu
Peygamber(sav),kendisi iskenceden kurtulabildigi halde, diger mü'minlerin sürekli iskence çektiklerini görünce onlara söyle dedi:"Eger Habesistan'a giderseniz, orada hiç kimseye haksizlik adaletsizlik yapmayan bir kral bulacaksiniz
Orada dine simsiki bagli bir yasam vardir
Allah size çektiklerinizden bir kurtulus yolu gösterene dek orada kalan kalin
"Bunun üzerinebir grup mü'min Habesistan'a gitmek üzere yola koyuldu
Bu, Islâm'daki ilk hicret idi
MIRAÇ
Ebû Talib'in karisi Fatimâ müslüman olmustu, Ali ve Cafer'in kizkardesleri olan Ümmü Hani (ra) de Islâm'a girmisti
Fakat kocasi Hubeyre, Allah'in birigine kapali idi
Bununla beraber peygamber her geldiginde onu iyi karsilar, namaz vaktiyse evdeki müslümanlar cemaatle namaz kilarlardi
Böyle günlerin birinde Peygamber (sav), namazini kildiktan sonra Ümmü Hani 'nin teklifini kabul ederek geceyi onlarda geçirdi, fakat uyuduktan kisa bir süre sonra kalkarak Mescid-i Haram'a gitti
Çünkü geceyi orada geçirmeyi severdi
Oradayken uyku bastirdi ve uyudu: " Cebrail geldi ve beni ayagiyla dürterek uyandirdi
Bundan sonra, beni kolumdan tutup kaldirdi, birlikte Mescid'in kapisindan çiktik
Orada esekle katir arasi beyaz bir binek vardi
Iki yaninda bacaklarini oynattigi yerde kanatlari vardi ve her adimi gözün görebilecegi uzakliga variyordu
"
Daha sonra Peygamber (sav), Burak adli binege Cebrail'le nasil bindigini, Cebrail'in göge yükselirken binegin hizini, yönünü nasil ayarladigini, kuzeye, Yesrib ve Hayber'in ötesine gidip Kudüs'e vardiklarini anlatti
Orada bir grup peygamberle - Ibrahim, Musa, Isa ve digerleri - karsilastilar
Mescidde namaz kilarken bütün peygamberler onun arkasinda namaz kildilar
Daha sonra önüne iki fiçi kondu
Biri süt, biri sarap doluydu
Peygamber (sav) süt dolu fiçidan aldi ve sarap fiçisina hiç dokunmadi
Cebrail söyle dedi:" Sen dogru yola yöneltildin, sen de halkini o yöne yönelttin ve sarap sana yasaklandi
"
Daha sonra bu dünyadan semaya yükseltildi
Kudüs topraginin ortasindaki bir tasin üstünden Burak'a tekrar binerek yedi kat göge yükseldi
Her sema katinda Peygamberlerden biriyle görüstü
Onlari dünyevi olarak degil, semavi olarak görüyordu
Sonra Cennet ve Cehennemi gördü
Cennetteki bahçeleri söyle anlatir: " Yay büyüklügündeki bir cennet parçasi, günesin dogup battigi tüm alandan daha iyidir
Eger Cennet kadinlarindan biri yeryüzünün insanlarina görünse, gökle yer arasindaki bütün alani isik ve güzel koku doldurur
" Kendi manevi varligi hakkinda söyle demistir: "Adem henüz su ile çamur arasi bir seyken ben peygamberdim
"
Göge yükselisinin zirvesi
Sidret'ül Münteha
idi
Bir tefsirde sunlar geçer:
"Sidr kökünün kökü Taht'tadir ve bu agaç peygamber olsun, Cebrail olsun herkesin bilme noktasinin sinirini belirler
Onun ötesi Allah'tan baska herkese gizlidir
" Evrenin bu kisminda Cebrail (as) Muhammed (sav) 'e asil sekliyle, yaratildigi gibi göründü
Daha sonra âyette geçtigi gibi:
"Sidre'yi örten örtmekte iken, göz kayip sasmadi ve (siniri) tasmadi
Andolsun, O, Rabbi'nin en büyük âyetlerinden olanini gördü
"
Sidr Agacinda Peygamber ümmetine elli vakit namaz farz kilindi
Söyle anlatir:"Dönüsümde Musa'nin - o size ne iyi bir dosttu! - yanindan geçerken bana:'Sana kaç rekat namaz farz oldu? diye sordu
Ben elli vakit oldugunu söyleyince, Hz
Musa: 'Namaz agir bir ibadettir
Rabbine söyle, ve bunu hafifletmesini iste
'dedi
Bunun üzerin egeri döndüm
Allah on vakit indirdi ve geri gönderdi
Fakat Hz
Musa yine çok buldu ve geri dönmemi söyledi
Her seferinde beni geri gönderiyordu
Sonunda bes vakit namaz farz kilindi
Musa (as) yine ayni seyleri söylüyordu
Ben: ' Rabbime gittim ve utanana dek azaltmasini istedim; artik geri dönemem
' dedim
Ihlas ile kilinacak her namaz on kati sevap kazandirir
"
Peygamber (sav) ve Cebrail (asv) , Kudüs'teki otasin yanina indikten sonra geldikleri yoldan, güneyden gelen kervanlari görerek Mekke'ye döndüler
Kâ'be'ye vardiklarinda hâlâ geceydi
Peygamber oradan Yine Ümmü Hani'nin evine gitti
Sabah olunca namaz kildilar
Sonra Peygamber ona : " Sizinle aksam namazini kildim
Daha sonra Kudüs'e gittim ve orada namaz kildim
Simdi de gördügün gibi namazi birilikte kildik
" dedi
Ümmü Hani ona: "Bunu baskalarina söyleme, çünkü onlar sana yalanci der ve seninle alay ederler
" O ise :"Allah'a yemin ederim ki söyleyecegim
" dedi
Ertesi gün Peygamber bu olayi anlatinca müsrikler inanmadilar
"Ona deli demek için delil bulduk
" dediler
Çünkü hepsi Kudüs'e gidip gelmenin bir ay sürecegini biliyorlardi
Sonra bir grup Hz
Ebu Bekir'e gittiler
"Simdi bakalim arkadasin hakkinda ne düsüneceksin? O bize dün Kudüse gidip oarada namaz kildigini söylüyor
" dediler
Ebu Bekir: "Eger o söylediyse dogrudur
Bunda sasilacak ne var
" dedi
Ve onun yanina giderek herkesin içinde onu tasdik etti
Bazi kararsizlar dönmek üzereydiler, Peygamber, Mekke'ye dönerken yolda gördügü kervanlari anlatiyor, O kervanin kaç gün sonra ve ne sekilde gelebileceklerini söylüyordu
Kervanlar Resulallah'in tarif ettigi sekilde gelince gerçekler ortaya çikmis oldu
GÖÇLER
Peygamber (sav), Mekke'deki müslümanlari Yesrib (Medine)'e hicret etmeye tesvik ediyordu
Ikinci Akabe Biatindan sonra Kureysli müslümanlar yavas yavas hicret etmeye basladilar
Ebu Bekir ve Ali disinda tüm müslümanlar hicret edince, Ebu Bekir (ra), Peygamber (sav)'den hicret etmek için izin istedi
Peygamber (sav) ona: "Acele etme, belki Allah sana bir arkadas verir" dedi
Ebu Bekir (ra), Peygamber (sav)'i beklemesi gerektigini anladi
Kureysliler müslümanlari, göçten men etmek, için ellerinden geleni yapiyorlardi
Gidecegini haber aldiklari mü'minleri iskence ile dinden döndürmeye çalisiyorlardi
Bu sekilde Hisam ve Ayyas, yalan söylenerek yollarindan çevrildiler, ve iskence ile Islam'dan döndüklerini açikladilar
Kisa zaman sonra bunun affedilmeyecek bir suç oldugunu anladilar
Fakat bir süre sonra su ayet nazil oldu:
"De ki:Ey aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü tasiran kullari, Allah'in rahmetinden ümit kesmeyin
Süphesiz Allah bütün günahlari bagislar
Çünkü O, bagislayandir, esirgeyendir
Azab size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip- dönün ve ona teslim olun
Sonra size yardim da edilmez
"(Zümer:53-54)
Hisam bu ayetleri okudu ve Ayyas'a gösterdi
Ikisi de Islam'a girdiler ve kaçmak için bir firsat beklemeye basladilar
HICRET
Kureys bos durmuyordu
Sik sik toplanarak bu tehlikeden kurtulmak için planlar yapiyorlardi
En son Ebu Cehil'in fikriyle her kabileden güçlü, güvenilir, silahli bir genç seçilecek ve hep birlikte, ayni anda Muhammed (sav) 'e saldirip O'nu öldüreceklerdi
Böylece Beni Hisam, bütün Kureys kabileleri ile ugrasamayacak, Kureys de onlarin öne sürdügü diyeti ödeyecekti
Peygamber (sav), Ebu Bekir'in yanina giderek, Yesrib' e hicret etmeleri için izin çiktigini ve birlikte gideceklerini söyledi
Sonra da Hz
Ali'yi kendi yerine birakarak Yasin suresini okumakta iken disari çikti
Kapi önünde bekleyen müsrikler, O'nu göremediler, yanlarindan geçip gitti
Sabaha kadar beklediler, Peygamber (sav) yerine Ali'yi gördüler ve O'ndan bir iz bulamayarak kabilelerine geri döndüler
Peygamber(sav) ile Ebu Bekir geride Ali'yi birakarak Medine'ye dogru yola koyulmuslardi
Mekke'li müsrikler durumun sonradan farkina varabildiler ve iki güzel insanin pesine köpekler gibi düstüler
En son bir magaranin yanina geldiklerinde peslerindekiler iyice yaklasmisti
"Üçüncüleri Allah olan iki kisi" magaranin içinde, adamlar magaranin disindaydi
Adamlarin hepsi de kararli bir sekilde içeriye girmeye gerek olmadigini, çünkü orada kimsenin bulunamayacagini söylediler
Daha sonra geldikleri yoldan geri döndüler
Peygamber ve Ebu Bekir, kalkip baktiklarinda gördüler ki, magaranin önünde, sabah orada olmayan bir akasya agaci var ve tüm magara agzini bir örümcek ag örerek kapatmisti
Yine girisin çukurunda bir güvercin yuva yapmis ve yumurtasi üzerinde oturmaktaydi
Amr onlari Yesrib'e kadar götürecek henüz müslüman olmamis, fakat sözüne güvenilir bir rehber getirdi
Bu adam onlari Yesrib'e sadece gerçek bir çöl adaminin bilebilecegi yollardan götürecekti
Günlerce önce, Mekke'de Peygamber (sav)'nin kayboldugu ve onu bulana 100 deve ödül verilecegi haberi vahaya ulasmisti
Kuba'lilar her sabah yanlarinda baskalarini da götürerek yola çikiyor ve O'nu ariyorlardi
Gelis zamani gecikmisti
Nihayet o gün geldi
O'nun geldigini ilk gören bir yahudi idi
Komsularindan nasil biri oldugunu ögrenmis ve onu hemen tanimisti
Yahudi bagirarak onlarin geldigini söyledi
Bu çagriyi duyan kadin ve erkekler evlerinden firladilar ve onu selamlamaya kostular
Iki gün sonra Ali de onlara katilmisti
Karsilayanlar arasinda, Iranli bir ailenin genç yasta hristiyan olmus oglu, Selman da bulunuyordu
O da bunca senedir Peygamber (sav) 'i beklemisti
MEDINE YOLU
Peygamber, vahâya 27 Eylül MS 622, Pazartesi günü ulasti
Medine'lilerin Peygamber (sav) Kuba'ya geldigi için sabirsizlandiklari haberi geldi
Bu yüzden Peygamber (sav) Kuba'da üç gün kaldi
Ve ayrilmadan önce Islam'in ilk camisinin temeli atildi
Cuma sabahi Kuba'dan ayrildi; o ve arkadaslari, onlari bekleyen Hazreç'li Beni Salim kabilesiyle namaz kilmak için Ranuna ovasinda durdular
Bu, o zamandan itibaren yurdu olacak olan ülkede ilk kilinan Cuma namaziydi
Namazdan sonra Peygamber (sav), Ebu Bekir (ra) ve diger Kureysliler de develerine bindiler ve Medine'ye dogru yola çiktilar
Hz
Peygamberi karsilamak için bütün halk yola dökülmüstü
O'nu O'na yakisir bir sekilde coskuyla karsiladilar
Herkes O'nu evinde misafir edebilmek için birbiriyle yarisiyordu:"Buraya buyur ey Allah'in Resulü, çünkü biz sizleri koruma gücüne sahibiz
" diyorlardi
Peygamber (sav) se, devesinin çökecegi yerde kalacagini söyledi
Kesva isimli deve, bos bir bahçeye çöktü
Peygamber orayi satin alarak, evlerini oraya yaptilar
Hz
Peygamber de sahsen bu çalismaya katildilar
Ev yapilana kadar da, Ebu Eyyub (ra) 'in evinde misafir oldu
Peygamber (sav) yeni aldigi bahçeye, bir cami yapilmasini istedi ve cami yapimina hemen baslandi
Bu arada Medine'li müslümanlara yardimcilar anl***** gelen Ensar, Mekke'den gelen ve diger kabilelerden olan müslümanlara da Muhacir denilmeye baslandi
O arada Medine'de yasayan yahudiler ve müslümanlar arasinda, esit statülere sahip olacaklari bir anlasma imzalandi
Fakat yahudiler için bu anlasma yalnizca polititk bir anlam tasiyordu, ve Peygamber(sav) olduguna inanmiyorlardi
Evs ve Hazreç arasinda Islamiyet hizla yayilmaya devam ediyordu ve eskiden düsman olan bu iki kabile birlesmislerdi
Bunu çekemeyen yahudiler, sesi güzel birini bularak, onlarin savastiklari zamandan kalma siirlerini, Evs ve Hazreç kabilelerinin bir arada bulundugu bir toplulukta okuttular
Evs'liler kendi siirlerini, Hazreçliler de kendi siirlerini alkisladilar
Sonra birbirlerine hakaret ederek, "Silahlanin, Silahlanin
" demeye basladilar
Peygamber (sav), onlara hitaben:"Ey müslümanlar! Allah, Allah! Cahiliye devrindeki gibi mi davranacaksiniz? Aranizda olmama, Allahin sizi dogru yola ulastirip sereflendirmis olmasina ragmen hâlâ bunu mu yapiyorsunuz?" dedi
Bunun üzerine aglayarak birbirleiryle kucaklastilar, Peygamber (sav) ile birlikte Medine'ye gittiler
Zamanla Islam'in tüm emirleri ortaya çikmisti
Namaz, oruç, zekat farz kilinmis, helaller ve haramlar belirlenmisti
Fakat müslümanlarin namaza nasil çagrilacagi konusu belli degildi
Sonra Abdullah Ibn Zeyd, bir rüya gördü ve bu rüyayi Peygamber (sav) 'e anlatti:"Üstünde iki parça kumastan yesil elbiseli bir adam yanimdan geçti, elinde bir nakus (çan) vardi
Ben 'Ey Allah'in kulu!, o nakusu bana satarmisin?' dedim
Ne yapacagimi sordu
'Onunla insanlari namaza çagiracagim
' dedim
'sana ondan daha güzel bir yol göstereyim
' dedi
'Allahü Ekber demelisin
'Bunu dört defa tekrarladi
Sonra da ikiser defa sehadet kelimelerini okudu
" dedi
Bunun üzerine Peygamber (sav) :"Bu gördügün hak bir rüyadir
Bunu sesi güzel olan Bilal' e ögret
" dedi
Bilal artik her sabah ezani büyük bir sevkle okuyordu
Caminin yapimi tamamlanmak üzere idi
Peygamber (sav) bu arada Aise (ra) ile evlendi
BEDIR SAVASI
"Kendilerine zulmedilmesi dolayisiyla, onlara karsi savas açilma (mü'minlere savasma) izni verildi
Süphesiz Allah, onlara yardim etmeye güç yetirendir
Onlar, yalnizca: 'Rabbimiz Allah'tir' demelerinden dolayi, haksiz yere yurtlarindan sürgün edilip çikarildilar
"(Hacc:39-40)
Bu vahiy, Peygamber (sav)'e Medine'ye ulastiktan kisa bir süre sonra indi
Peygamber buradaki iznin emir anlaminda oldugunu biliyordu
Yahudilerle yapilan anlasmada da, savas gerekleri belirlenmisti
Baslangiçta sadece Kureyslilerin kervanlarina baskin yapilmakla yetinildi
Müslümanlar,Kureys'le savas halindeydiler ve muhacirler bir Kureys kervanini izliyorlardi
Su anda çok önemli bir karar asamasindaydilar
Çünkü haram aylardan sonuncusu olan Receb'in son günüydü, fakat saldirmazlarsa yarina kadar Mekke'ye ulasacaklar, böylece haram bölge ile korunacaklardi
Bir müddet kararsizliktan sonra saldirmaya karar verdiler
Ganimet Peygamber'e getirilince O, bunu kabul etmedi
Haram aylarda savasmanin yasak oldugunu söyledi
Bunun üzerine su ayet nazil oldu:
"Sana haram olan ay'i, onda savasmayi sorarlar
De ki: Onda savasmak büyük (bir günahtir)
Allah katinda ise, Allah'in yolundan alikoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'a (ziyaretçilerin girmelerine) engel olmak ve halkini oradan çikarmak daha büyük (bir günahtir)
Fitne ise, katilden beterdir
" (Bakara:217)
Peygamber (sav) bu ayeti söyle yorumladi:
"Haram aylarda savasmak yine haramdir, fakat bu durum istisnadir
"
O Saban ayinda önemli bir ayet daha nazil oldu:
"Biz, senin yüzünü çok defa göge dogru, saga sola çevirip- durdugunu görüyoruz
Simdi elbette seni hosnut olacagin kibleye çevirecegiz
Artik yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir
Her nerede bulunursaniz yüzünüzü onun yönüne çevirin
"(Bakara:114)
Böylece kible tayin edilmis oldu
Peygamber (sav), Muhacir ve Ensardan olusan 305 kisilik bir ordu kurdu
(Bu arada kizi Rukiyye hasta oldugu için damadi Osman orduya katilmamisti
) MS
623 yilinin 17 Martinda (Hicretin 2
yili 17 Ramazan) da iki ordu karsi karsiya geldi
Orduyu düzene soktu ve elinde bir okla hem onlara moral verdi, hem de saflari düzene soktu
Kureysliler dokuz-on bin kisi kadardilar
Kat kat fazla olmalarina ragmen Allah'in yardimi görüldü ve melekler de mü'minlerin yaninda savastilar
Kafirler büyük bir hezimete ugradilar ve hala sayica çok fazla olan sekiz yüz kisilik ordulari kaçmaktan baska çikar yol bulamadilar
Savas sonunda alinan esirler de fidye karsiliginda ailelerine geri verildiler
Savas Bedir Kuyulari'nin yaninda yapildigi için bu ismi aldi
Bu siralarda Peygamberimiz kizlari Rukiyye'yi kaybetmislerdi
Savastan bir süre sonra Peygamberimizin en küçük kizlari ve o zaman yirmi yaslarinda olan Hz
Fatima evlilik yasina gelmisti
Eshabda ona en uygun kisi Ali (ra) 'di ve Fatimayi istemesi hususunda onu tesvik ettiler
Yapilan sade bir törenle evlendiler
UHUD SAVASI
Yenilgiyi hazmedemeyen Mekkeli müsrikler bunun intikamini almak için and içmislerdi
Muhakkak acisini çikaracaklardi
Bunun için üçbin kisilik bir ordu ile medine'ye dogru yola çikti
Orduda Habisistan'li köle Vahsi de bulunuyordu
Sahibi eger Hamza'yi öldürürse onu ödüllendirecegini söylemisti
Bu konuda çok ustaydi
Bunu duyan Ebu Süfyan'in karisi Hind'de Hamza'yi öldürdügünde ona ödül vermeyi vaad etti
Müslümanlar onlarin bu düsüncelerini ögrenmekte gecikmediler ve her iki taraf da savas hazirliklarina basladilar
Bu sirada Fatima Hasan adinda bir erkek çocugu dogurmustu
Savasin seyri, bir önceki Bedir Savasinda oldugu gibi müslümanlarin lehine ilerliyordu
Peygamber (sav), okçularina her ne surette olursa olsun asla yerlerinden arilmamalarini tembihlemisti
Bir ara öyle bir an gelmisti ki müsrikler kaçacak delik aramaya ve savas meydanini terketmeye basladilar
Okçular, ilk saflardaki arkadaslarinin ganimet kazanmak için giristikleri çabayi görebiliyorlardi
Bundan dolayi okçular da savas alanina girmek istediler
Liderleri Peygamber(sav)'in ne olursa olsun yerlerinden ayrilmamalari gerektigine dair emrini hatirlatti
Fakat onlar dinlemediler
"Savas bitti ve kâfirler kaçti" dediler
O zamana kadar Mekke ordusunun süvarileri hiçbir ise yaramamislardi
Fakat Halid o anda karsida tarafta neler oldugunu farketti ve hemen bütün adamlarini okçularin bulundugu yere yöneltti
Bu andan itibaren savas müsriklerin lehine döndü
Öyle bir noktaya gelindi ki, artik kaçan kafirlerden bir kismi da gelip mü'minlere arkadan saldiriyorlardi
Savas nârâlari birden bire degisti ve Kureyslilerin "Ey Hubel! Ey Uzza!" sesleri alani doldurdu
Müslümanlar büyük kayip verdiler
Sag kalanlar da geri çekiliyorlardi
Müslümanlar geriye çekildikçe kalabalik da tepeye dogru yaklasiyordu
Fakat cansiperâne bir sekilde Peygamber (sav)'i korumaya çalisiyorlardi
Savasta Peygamberimizin amcasi Hz
Hamza (ra), Vahsi tarafindan sehit edildi
Savastan sonra Vahsi meydana tekrar gelip Hz
Hamza'nin karnini yarip karacigerini çikarmisti
Bunu Hind'e götürüp verdi
Karsiliginda da Ganimetlerden Hind'e düsen payin tümünü aldi
Cigeri eline alan Hind, bir parça isirip, çigneyerek yuttu
Sonra da cesedin yanina giderek cesedi parçaladi
Diger kadinlari da bu sekilde yapmalari konusunda tesvik etti
Savasta Peygamber (sav) de yaralandi
Bu savasin müslümanlara biraktigi en önemli ders, her ne sekilde olursa olsun emirlere itaâtsizligin kazanilmak üzere olan bir savasi kaybettirecegi gerçegidir
HENDEK
Hayber'e yerlesen Beni Nadir yahudileri, kaybettikleri topraklari tekrar kazanmaya kararliydilar
Ümitleri, Kureys'in Peygamber (sav) üzerine düzenleyecegi son ve büyük saldirida yogunlasiyordu
Islam'in besinci yilinin sonlarina dogru -MS 627'nin baslari- bu hazirliklar, Huyay ve Hayber'deki diger birkaç yahudi liderinin Mekke'yi ziyaret etmesiyle karara baglandi
Ebu Süfyan'a "Muhammed'i ortadan kaldirmada seninleyiz" dediler
Anlasan taraflar plan hazirlamaya koyuldular
Yahudiler, Medine'den hoslanmayan tüm Necd kabilelerini ayaklandirma görevini üzerlerine almislardi
Beni Gatafan da onlaar katilacakti
Kureys ve müttefikleri toplam dört bin kisiyi buluyordu
Müslümanlar Uhud'da üç bin kisiydiler, simdi ise sayilari on bini bulmustu
Planlarina uygun yola çiktilar
Peygamber (sav) durumu haber aldiginda hazirlanmak için sadece bir haftasi kalmisti
Istisare toplantisi yapip nasil bir strateji izleyeceklerine karar verdiler
Toplantida Selman-i Farisi'nin önerisi kabul edilmisti
Selman önerisini söyle dile getirmisti: "Ey Allah'in Rasulü, biz Iran'dayken atlilarin saldirisindan korktugumuzda etrafimiza hendek kazardik
Simdi de etrafimiza hendek kazalim
" Herkes Uhud'daki stratejiyi tekrarlamak istemedigi için Selman'in önerisini kabul etti
Hendegin yapimi toplam alti gün sürmüstü
kazilan hendeklerin derinlik ve genisliklerini Selman biliyordu
yahudiler de anlasmanin bozulmamasi taraftari olduklari için, kazma kürek ve çapalarini ödünç verdiler
Savas basladiginda müslümanlar soguk ve nemli bir hava ve kitlikla karsi karsiya gelip daha önce hiç düsünmedikleri kadar büyük bir zayifliga kapildilar
Hendegin bitmesine az bir zaman kala Kureys ordusu yaklasmisti
Kadinlar ve çocuklar, kalelere yerlestirilmisti
Mü'minler de sehrin disinda kamp kurdular
Ebu Süfyan müsrik ordusunun basindaydi
Düsman da sehir disinda kamp kurmustu, cesaretleri artti
Bu bir meydan muharebesi olacakti
Kendi sayilari çok fazla oldugu için onlari rahatlikla yenebilirlerdi
Fakat biraz daha yaklastiklarinda genis ve derin hendegi görünce sasirdilar
Karsiya geçmeleri imkansizdi
bu yüzden karsilikli ok yagmuru basladi
Müslümanlarin komsusu, anlasmali olduklari Beni Kurayza yahudileri onlar yardim etmisti
Müsrikler simdi onlarida kendi taraflarina geçmeleri için ikna etmeye karar verdiler
Onlarla görüsmeye giden Beni Kurayza Huyay'dan oldum olasi korkardi
Yaptigi konusmayla Sefleri Ka'b Ibn Esed'i ikna etti
O da anlasma metnini yirtti
Onlar, Kureys'in zaferinden emindiler ve müslümanlara savas açtilar
Savas hala karsilikli ok atislariyla devam ediyordu
Günler süren kusatmadan sonra hendegin endar yerindeki korumalar nöbetlerden yorgun sekildeydiler
Müsrikler bundan yararlanmak istediler
Üç kisi birikte atlarini sürdüler, tam o sirada Hz
Ali orayi korumak için geldi ve onlardan Amr'i öldürdü
Müsrikler de hendegin asilabilecegini anlayip bazi noktalara asker yigdilar
"Ey iman edenler, Allah'in sizin üzerinizdeki nimetini hatirlayin
Hani size ordular yönelip gelmisti, böylece biz de onlarin üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediginiz ordular göndermistik
" ayetinin müjdesiyle savas Bedir gibi müslümanlarin zaferiyle sonuçlandi
Sonra ayni 3000 kisilik Islam ordusu Analsmayi bozmus olan Beni Kurayza yahudilerine giderek kalelerini kusatti
APAÇIK BIR ZAFER
Müslümanlar Mekke'ye girmek ve Kabe'yi ziyaret etmek istiyorlar, buna karsilik Kureysliler bu istegin gerçeklesmesine engel olmaya çalisiyorlardi
Kureysliler Süheyl'i ve yaninda birkaç kisiyi bir anlasma imzalamak üzere gönderdiler
Peygamber (sav)'le tartistilar
Sahabe disaridan onlarin sesinin yükselip alçalmasini dinleyerek, anlasip anlasmadiklarini anlamaya çalisiyordu
Sonunda bir anlasmaya vardilar
Kureysliler anlasma metnine besmele ve "Allah'in Rasulü" ibaresini koydurmadilar
Anlasma metni söyle devam etti:
"Onlar on yil boyunca savas yükünü kaldirdilar
Bu süre içinde insanlar güvenlikte olacak ve birbirlerine saldirmayacaklar
Su sartla ki, velisinin izni olmadan Kureys'ten Muhammed (sav)'e gelen kisiyi, Muhammed (sav) geri gönderecek; fakat Muhammed (sav)'le birlikte olanlardan biri Kureys'e siginirsa o geri gönderilmeyecek
Ihanet ve kaçamak yapilmayacak
Kim Muhammed'in tarafina geçmek isterse geçebilir, kim de Kureys'in tarafina geçmek isterse geçebilir
" Her iki taraf da anlasmayi karsilikli olarak kabul ettiklerini beyan ettikten sonra, iki kabilenin reisi de imzaladi
Antlasma su cümlelerle bitiyordu: "Sen, Muhammed, bu yil bizden ayrikacaksin ve biz orada bulundugumuz sürece Mekke'ye girmeyeceksin
Fakat gelecek yil biz Mekke'den çikacagiz ve sen arkadaslarinla gireceksin
Orada üç gün kalacaksiniz, yolcu silahlarindan baska silah tasimayacaksiniz ve kiliçlariniz kininda olacak
"
Anlasma müslümanlarin aleyhine görünüyordu
Bu durum müslümanlar arasinda sikintiya neden oldu
Fakat Peygamber (sav), sabretmeleri gerektigini ve kendilerine apaçik bir zaferin vadedildigini müjdeleyerek kalblerini teskin etti
HAYBER
Hayber, yahudilerin yasadigi ve Islâmiyet için büyük bir tehlike teskil eden bir sehir idi
Çünkü liderleri Gatafan sürekli Kureyslileri onlara karsi kiskirtiyordu ve Medine'ye düsmandi
Bu yönde bir girisimde bulunulmasi gerekliydi
Çünkü Bir süre önce gelen bir vahiydeki yakin ve ganimetleri bol zaferin Hayber'in fethi anl***** geldigine emindi
Böyle bir fetihde, bedevilere görev verilmemeliydi, çünkü vahiy onlarin maddi kaygilarla sefere katildigini söylüyordu
Bu da müslümanlarin nisbeten daha az olmasi demekti
Bu olay duyuldugunda kimse inanamadi
Hayber'in asilmaz bir kale oldugunu herkes biliyordu
Hayber de buna inanmadi ve müttefiklerine haber vermedi
Ancak haber gelince sefleri Kinane Gatafan'a giderek dörtbin kisilik asker yardimi aldi
Böylece onbin kisi oluyorlardi
Müslümanlar ise sadece altiyüz kisiydi
Bu sirada, Medine halki çok fakirdi
Ve birçogunun ailelerine birakacak bir seyi yoktu
Peygamber onlara: "Siz gerçekten fakirsiniz
Fakat nefsimi kudret elinde tutana yemin olsun ki, bir müddet daha yasarsaniz bolluk içinde yasayip ailelerinizi de bolluk içinde yasatacaksiniz
Bir yigin dirhem ve paraya sahip olacaksiniz ve bu sizin için hiç de iyi olmayacak
"dedi
Seferde iken orduyu durdurup güzel sesli Ibn el-Ekva (ra)'ya sarkilar söylettirdi ve kederli bir hava olustu
Sarki sonunda Peygamber ona:"Allah sana rahmet eylesin
"dedi
Bu, onun sehit olacagi anl***** geliyordu
Sehre gece karanliginda ve çok sessizce yaklasmislardi
Sabah namazini da sessizce kildilar
Günes yükseldiginde karsilarinda sessiz bir orduyla karsilasan Hayber halki çok saskindi
"Muhammed ve ordusu" diyerek sehre kaçistilar
Hz
Muhammed (sav), Allahû Ekber dedi ve zafer dolu bir sesle "Hayber harab oldu
" sözlerini ekledi
Daha sonra Allah'in anlari cezalandirtacagini haber veren bir ayet okudu
Hayber'liler surlarinin saglamligina güveniyorlardi
Oysa en zayif noktalari, birlikten yoksun olmalariydi
Karsilarindaki, küçük ama birlik içindeki orduyla savasmak onlar için bir sanssizlikti
Müslümanlar, ilk gün küçük bir grupla en yakin kaleye saldirdilar
Bu bir taktik idi
Yaralananlar için de kampin gerisinde bulunan kadinlar görev aliyorlardi
Sabirla hareket ediyorlardi
Fakat alti gün boyunca bir degisiklik olmamisti
Son gece bir casusu yakalamislar ve o da (ailesine ve mallarina dokunulmamasi karsiliginda) kaleler hakkinda bilgi vermisti
Ilk önce en az korunan ve güçlü bir savas aletine sahip bir kaley saldirmalarini önerdi
Ertesi gün müslümanlar kaleyi ele geçirdiler
Kendi savas aletlerini buraya çikardilar
Böylece diger zayif kaleleri teker teker düsürdüler
"
"Beni Gatafan nerede?" sorusu Hayber'de sikça sorulan bir soruydu
Gatfanlilar gerçekten yola çikmislardi
Bir günlük yol bitince, nerden geldigini anlayamadiklari: "Halkiniz! Halkiniz! Halkiniz!" seklindeki sesi üç kez arka arkaya duydular
Ailelerinin tehlikede olduklarini düsünerek, geri döndüler
Herseyin yerli yerinde oldugunu gördüler
Bir bakima, Düsmanin yenilmesinde paylari olamayacak kadar geç kaldiklarini düsünerek ikinci kez yola çikmayi göze alamadilar
Hayber'deki en güçlü kalelerden biri Zübeyr Hisari denilen kaleydi
Diger kalelerden kaçanlarin çogu bu kaleye siginmislardi
Kale üç gün kusatma altinda tutuldu
Günün sonunda diger kalelerden gelen bir yahudi, onlara kaleyi sonsuza dek koruyacak kaynak bulundugunu, eger kendisi ve ailesi garanti altina alinirsa bu sirri onlara açiklamayi teklif etti
Bu sir kalenin altindan su geçiyor olmasiydi
Müslümanlar bu kaynagi engelleyerek onlari susuz biraktilar
Siddetli bir çarpismadan sonra kaleyi aldilar
Son kale Kâmus kalmisti
Bu kale, güçlü ve zengin Kinane ailesine aitti
Yardim gelmemesi en çok onlari hayal kirikligina ugratmisti
Ondört gün direndiler
Sonra Peygamber'in Kinane'le konusma istegi üzerine görüsmeye karar verildi
Görüsmeler sonucunda, yahudilerin Hayber'i ve tüm mallarini müslümanlara birakip gitmeleri sartiyla onlara ve ailelerine birsey yapilmamasina ve esir alinmamasina karar verildi
Fakat kisa bir süre sonra hem müslümanlar hem de yahudiler mallarin büyük kisminin gizlenmis oldugunu farkettiler
Medine'den getirilen o meshur Beni Nadir serveti nerdeydi ? Peygamber (sav) bunu Kinane'ye sordu
O da mallarinin çogunu sattiklarini ve mallarinin azaldigini söyledi
Yahudiler onun yalan söyledigini biliyorlardi
Bir Peygamber karsisinda olduklarina artik inanmislardi ve onun yalan söylediginin anlasilacagindan korkuyorlardi
Kinane'nin en sevdigi adamlari ona hiçbirsey gizlememesi için yalvardilar
O ise onlari tersledi
Ertesi gün hazinenin varligi ortaya çikmisti
Kinane ve ona yardim eden kuzeni ölüm cezasina çarptirildilar
Ailesi de esir alindi
Bundan sonra diger iki kale kendiliklerinden teslim oldular
Hayber yahudileri toplanip bir karara vardilar
Çiftçilikten iyi anladiklarini söyleyip hasat parasinin yarisini vergi olarak verip Hayber'de kalmak isteyeceklerdi
Peygamber bunu kabul etti
O sirada müslümanlarin Kuzydogudaki zengin vaha olan Fedek'e sefer düzenleyecekleri söylentisi çikti
Fedek yahudileri Hayber'e uygulanan sartlarla teslim olmak istedikleri haberini gönderdiler
Böylece Fedek de, savas ypilmadan kazanilmis oldu
MEKKE'NIN FETHI
Hudeybiye anlasmasina ragmen, Bekr kabilesinden bir grup, Huza'a kabilesi ile aralarinda varolan kan davasini sürdürüyorlardi
Huza'a kabilesinin Beni Ka'b kolu, derhal Medine'ye giderek Peygamber'den yardim istediler
Mekke anlasmayi bozmustu
Bu defa da korktuklari için Ebû Süfyan'i elçi olarak, Peygamber'e gönderdiler
Ebu Süfyan'in kizi Ümmü Habibe Peygamber'in hanimiydi
Önce onun evine gitti
Fakat kizi ona iltifat etmedi
Sahabilere gitti
Onlar da ancak Peygamber'in izin verdigi ölçüde onu himaye edebileceklerini söylediler
Ebu Süfyan en son olarak akrabasi olan Hz
Ali'nin yanina gitti
O da:"Yaziklar olsun sana Ebu Süfyan
Allah'in Resûlü senin teklifini geri çevirmeye karar verdi
Hiç kimse onun aleyhinde oldugu bir konu hakkinda olumlu bir ricada bulunamaz
" dedi
Ebu Süfyan son olarak Mescid'e giderek yüksek sesle "Ben insanlara tek tek himaye veriyorum
Muhammed'in de beni onaylayacagini umuyorum
" dedi
Peygamber (sav):"Bu senin düsüncen
" dedi ve sefer hazirliklarina baslanmasini emretti
Ebu Süfyan üzüntüyle Mekke'ye geri döndü
Tehlikenin yakinligini gören Kureys, Ebu Süfyan'i tekrar gönderdi
Tekrar gittigi zaman onlar Mekkeye yaklasmislardi
Ebu Süfayn anlasmayi yenilemelerini istedi
Peygamber de anlasmayi bozanin onlar oldugunu söyledi ve onun müslüman olmasini istedi
O da müslüman oldu ve kandi evine siginanlarin güvenligi konusunda garanti alarak Mekke'ye geri döndü
Ebu Süfyan, Mekke'ye ulasinca herkesin onun evine gelmesini, ancak bu sekilde güvencede olacaklarini anlatti
Onlar:"Allah seni kahretsin
Senin evin bizi alir mi?" dediler
Kalabalik dagilarak kimi kendi evine kimi Mescid'e girdi
Ordu sehirden fazla uzak olmayan Zu Tuva'da kamp kurdu
Bir sene önce umre için 3 günlük izin almis ve hiç kimseyle karsilasmamislardi
Simdi de o zamanki gibi bombostu
Ama artik süre sinirlamasi yoktu
Peygamber (sav) orduyu düzenledi
Sonra sehre girdi
Kureys'ten sadece Birkaç kisi ( Ikrime, Safvan ve Süheyl), Kureys'ten ve müttefikleri Bekr ve Huday kabilelerinden küçük bir grup asker toplamislardi
Dövüsmeye kararliydilar
Müslümanlarin ilk grubu olan Halid'in sehre girmek üzere yaklastigini görünce onlara saldirdilar
Fakat Halid'le basedemeyeceklerini anlayarak kaçtilar
Peygamber geçitten sehre girerken çatisma çoktan sona ermisti
Sehirde ilerlerken yanindakilere:" Hiç bir eve girmeyecegim
" dedi
Amcasinin kizi Ümmü Hani'nin evine giderek, gusül abdesti aldi ve sekiz rekat namaz kildi
Bir saat kadar da dinlendi
Sonra kilicini kusanarak Hz
Ebu Bekir ile birlikte Mescid'e gittiler
Kabe'nin güney-dogu kösesindeki Hacerü'l Esved'e dokundu
Yanindakiler tekbir getirmeye basladilar
Allahu Ekber sesleri, Kâbe ve tüm Mekke'de yankilaniyordu
Sonra Kâbe'yi tavaf etti
Putlara yönelerek su ayeti okudu:
"Hak geldi, batil yok oldu
Kusku yok, batil yok olucudur
"(Isra:81)
Sonra putlarin hepsini yüz üstü düsürdü ve Kâbe'nin anahtarini Abdu'd Dar kabilesinden Osman'a verdi
Kâbe'nin önündeyken :"Vadinde duran, kuluna yardim eden ve kabileleri bir araya getiren Allah'a hamdolsun
" dedi
Oradan çikip Safa tepesine çekildi
Orada daha önce kendisine düsman olup, simdi biat etmek isteyen kadinli erkekli bir grupla karsilasti
Yüzlerce kisi vardi
HUNEYN SAVASI VE TAIF KUSATMASI
Peygamber'in (sav), Mekke üzerine yaptigi son ve kesin harekete ragmen Havazin'liler kuvvetlerini artirmayi durdurmadilar
O'nun Mekke'yi fethetme ve tüm putlari kirma haberi de onlarin düsüncelerini degistirmeye yetmemisti
Kendi tanriçalari Lat ve bir esi olan Uzza'nin kirilmasi onlari alarma geçirmisti
Mekke'nin fethinden üç hafta sonra yaklasik yirmibin kisilik bir ordu topladilar
Peygamber (sav), Mekke'nin basina güvendigi bir adami birakarak, Kuureysli ikibin kisinin de katilmasiyla kalabaliklasan ordusuyla birlikte yola çikti
Kureyslilerin çogu Peygamber'e biat etmelerine ragmen, bir kismi hâlâ biat etmemisti
Onlar da Mekke'yi Havazinlilere karsi korumak için katilmislardi
Henüz müslüman olmamis Safvan'in verdigi 100 zirh ve silah bir o kadar da deve ile birlikte sefere devam ettiler
Onlara karsi hazirlanan Havazin kabileleri Sakîf, Nasr, Cüsem ve Sa'd Ibn Bekr idi
Bu topluluga genç olmasina ragmen, gücü ve yöneticiligiyle ün yapan otuz yaslarinda olan Nasr'li Malik kumanda ediyordu
Malik, karsi çikilmasina ragmen kadin ve çocuklarin da ordunun arkasindan getirilmesini emretmisti
Böylelikle askerler daha gayretle çarpisacaklardi
Malik, Mekke ordusu hakkinda bilgi almak için iç gözcü göndermisti
Fakat üçü de çok kisa süre sonra korkudan dizleri titreyerek ve konusamayacak kadar dehset içinde geri döndüler
Bir tanesi:"Ala atlar üzerinde beyaz adamlar gördük
Ve bir anda gördügünüz hale geldik
"dedi
Bir digeri: "Bunlar dünya insanlari degil, sema insanlari
Tavsiyemize uyun ve geri çekilin
Çünkü adamlariniz bizim gördüklerimizi görürlerse bizim gibi olurlar
"dedi
Malik:"Utanin
Siz buradaki en korkak kisilersiniz
" diyerek ordunun onlari görüp etkilenmemeleri için uzak bi yere yerlestirilmelerini emretti
Malik, kendisine yapilan tavsiyeleri dinlemeyerek, karanlikta, düsman yolu üzerindeki, Huneyn vadisine dogru ilerleme emri verdi
Ordunun bir kismini düsmanlarin rahatça gözlenebilecegi vadi yataklarina, geri kalanlari da vadinin tepesindeki yolun üstüne yerlestirdi
Peygamber (sav) o gece vadinin ucuna yakin yerde kamp kurdu
Sabah namazini kildaiktan sonra admlarina, sabirli olurlarsa davayi kazanacaklari müjdeleyerek yola çikma emri verdi
Hava o gün çok puslu oldugu için vadi yatagi hala karanlikti
Ordu vadiye dogru ilerlemeye devam ederken, Malik'in birden emir vermesiyle Havazin'li süvariler birden ve vahsice müslümanlara saldirdilar
Arkalarindaki grup da hizla geri çekilmeye basladi
Peygamber, Ebû Bekir ve yanindakiler ise güvenli bir yere sigindilar
Peygamber yüz kadar kisiyi yanina toparlayarak, onlari geçide dagitti
Bu sekilde birden bire düsman saldirisini kontrol altina aldilar
Düsman yeni bir saldiriya hazirlaniyordu
Peygamber (sav): "Allah'im, senden va'dini yerine getirmeni istiyorum
"diye dua etti
Daha sonra da bir avuç çakil tasini düsmanin yüzüne dogru firlatti
Ve görünürde hiç bir neden olmamasina ragmen savasin akisi degisti
Simdi, mü'minlerin biraz önce yasadiklari yenilgiyi düsman yasiyordu
Düsman büyük bir bozguna ugramisti
Malik önceleri cesurca dögüstü, sonra sakifilerle birlikte surlarla çevrili Taif'e çekildi
Savas sonucunda, arka saflardaki kadin ve çocuklar esir alindi
Ganimetler ve esirler Ci'râne Vadisine gönderildi
Esirler arasinda Peygammber'in süt kizkardesi Seyma da bulunuyordu
Müslüman olarak kabilesine geri döndü
Peygamber de ordusuyla Taif'e dogru yola çikti
20 gün kadar süren kusatmadan sonra, birkaç kisinin müslüman olmasindan baska birsey elde edememislerdi
Bunun üzerine Peygamber (sav), kusatmanin kaldirilmasi emrini verdi
"Allahim, sen Sakiflilere hidayet ver
" diye dua etti
VEDA HACCI
Peygamber, Medine'de iken Ramazan ayi ortalarinda on gün kadar Mescid'de itikaf etmeyi adet haline getirmisti
O sene ise yirmi günü itikafta geçirdi
Hicretin onbirinci senesiydi
O sene Cebrail geldiginde Peygamberimize, Kur'an-i Kerim'i bastan sona iki defa okudu
Halbuki önceleri bir defa okurdu
Cebrail Nasr sûresini okuduktan sonra:"Ya Cebrail, ölümümün yaklastigini hissediyorum
"dedi
O sene hacca peygamberin öncülük edecegi duyuruldu
Bu yüzden her yerden insanlar, Peygamberimizle hac yapabilmek için akin akin gelmeye basladilar
Bu Hac, yüzyillardir yapilan haclara benzemeyecek, hacilarin tümü tek Allah'a inanan kimselerden olusacak ve hiçbir putperest Kutsal Ev'i kirletemeyecekti
Ayin sonuna dogru peygamber, otuzbin kadin ve erkegin basinda Medine'den yola çikti
Ayrilisinin onuncu gününde Vadi'ye inmeye basladilar
Peygamber Kâbe'yi gördügünde sag elini yukari dogru açip dua etti:"Allah'im bu evin insanlardan gördügü saygi, lütuf, baglilik ve rahmeti artir
"Mescide girdi, tavaf ettikten sonra Ibrahim makaminda namaz kildi
Sonra Safa ve Merve arasinda yedi defa gidip geldi
Yanindakiler her gittigi yerde okudugu dualari ezberlemeye çalisiyorlardi
Peygamber (sav) tüm kabilelere, Veda Hutbesi'ni verdi
SEÇIM
Peygamber hacdan döndükten sonra, çesitli karisikliklar yasanmaya baslamisti
Bir yil önce müslüman olmus Yemameli, Beni Hanife kabilesinden; Müseyleme adli bir kisi çikmis, kendisinin peygamber oldugunu iddia ediyordu
Bir süre sonra, Müseyleme'nin kabilesinden iki kisi Peygamberimize gelerek: "Allah'in Resûlü Müseyleme' den Allah'in Resûlü Muhammed'e selâm üzerine olsun! Otoriteyi seninle paylasma görevi bana verildi
Dünyanin yarisi bizim diger yarizsi da günahkâr olmalarina ragmen Kureyslilerin
" seklinde yazili mektubu getirdi
Peygamberimiz onlara bu konuda ne düsündüklerini sordu
Onlar da ayni fikirde olduklarini söyleyince Resûl:"Vallahi, Eger elçiler öldürülmez diye bir kural olmasaydi, sizin basinizi keserdim
" Sonra Müsyleme'ye hitaben bir mektup yazarak elçilerle gönderdi:" Allah'in Resûlü Muhammed'den, yalanci peygamber Müsyleme'ye
Selâm, dogru yolda olanlarin üstüne olsun
Gerçekte yeryüzü Allah'indir, O, kullarindan diledigine onu miras birakir, isin sonu Allah'tan korkanlarin lehinedir
Bu surada ortaya çikan yalanci peygamberlerden biri, Beni Esed'in baskani Tuleybe, digeri de Yemenli Kâb Bin Esved'di
Yemenli bir süre bölgesinde etkili oldu
Fakat bir süre sonra gurur ve kibiri yüzünden taraftarlari da ona karsi çikip, öldürdüler
Tuleyhe de en sonunda dize getirilerek Islâm'in en güçlülerinden biri oldu
Müseyleme de aylar sonra Vahsi'nin attigi bir mizrakla öldü
Bunlar Islamiyet için potansiyel bir tehlike olusturmustu
Sace isimli bir kadin da, kadin peygamber oldugunu iddia ediyordu
Fakat Peygamberimiz (sav) bunlarla ugrasmak istemiyor, kuzeydeki Mute yenilgisini düsünüyordu
Zeyd savasta sehid olmustu
Buna bir karsilik verilmeliydi
Bu yeni ordunun kumandanligina Zeyd'in oglu Üsame getirildi
Peygamberimiz sik sik cenneti tasvir ediyordu
Bu yüzden ölümden çok sik bahsediyordu
Bir gün basi hiç agrimadigi bir sekilde agrimisti
Fakat yine de mescide gitti
Namazdan sonra minbere çikip son defa yapiyormus gibi Uhut sehitlerine rahmet diledi
Daha sonra: "Allah'in kullari arasinda bir kul var ki, Allah onu dünya ile kendisi arasinda bir seçim yapmasi konusunda serbest birakti
O da Allah'i seçti
Bunun üzerine Ebû Bekir -Peygamberimizin kendisini kasdettigini anlayarak- aglamaya basladi
Peygamberimiz de aglamamasini söyleyerek "Ey insanlar, insanlar arasindaarkadasligi il e en lütüfkâr olan kisi Ebû Bekir'dir
" Minberden inmeden önce söyle dedi: "Ben sizden önce gidiyorum ve sahidinizim
Sizinle simdi su durdugum yerden gördügüm havuzda bulusacagim
Sizin Allah'in yaninda baska ilahlar edineceginizden korkmuyorum
Sizin iççin bu dünyadan korkuyorum, ola ki dünyevi seyler için birbirinize rekabet edersiniz
"
Mescidden çikinca Aise'nin yanina gitti
Peygamberimizin yüzünde ölümcül hastaligin izleri görülüyordu
Hastaligi öylesine artmisti ki namazi ancak oturarak kildirabiliyordu
Bir sonrakinamaz vaktinde oturabilmesine ragmen namazi kildiramayacagini hissetti
Hanimlarina: "Ebu :Bekir'e namazlarda imamlik etmesini söyleyin
" dedi
Hz
Aise buna karsi çikarak babasinin duygulu bir adam oldugunu, bu isi baskasinin yapmasinin daha uygun olacagini söyledi
Diger hanimlrinin da Hz
Aise gibi konusmasina ragmen o, israr ederek namazi Ebu Bekir'in kildirmasini istedi
Hz
Muhammed, çok aci çekiyordu
Acinin çok agirlastigi bir anda karisi Safiye (ra) ona: "Ey Allah'in peygamberi, senin çektigini keske ben çekseydim! dedi
Hicret'in onbirinci yilinin Rebi-ul Evvel ayi Pazartesi günü Peygamber'in atesi düstü ve çok güçsüz olmasina ragmen Mescid'e gitti
O, gittiginde namaz baslamisti ve mü'minler öyle sevindiler ki neredeyse namazdan çikacaklardi
Fakat, Resûl-i Ekrem, devam etmelerini isaret etti
Onlardaki takvayi görerek sevinçle yüzü parladi
Ebû Bekir onun namaza devam etmesini istedi
Peygamber (sav) ise onun arkasinda namaz kildi
Mü'minler Peygamber (sav)'in iyilesmis oldugunu düsünüyorlardi
Oysa ki, O, namazdan sonra odasina çekilmis, güçsüz bir sekilde Aise (ra)'in kucaginda yatmakta idi
Bir süre kendini kaybetti
Sonra gözlerini açarak:"Cennette bulusmak üzere
" dedi
"Allah'in kendilerine nimet verdigi Peygamberler, dogrular( ve dogrulayanlar) sehitler ve salihler beraberdir
Ne iyi arkadastirlar onlar
"(Nisa:69)
Sonra, onun tekrar:"Allah'im, cennette bulusmak üzere
" dedigini duydu
Bunlar son kelimeler oldu
CENAZENIN GÖMÜLMESI VE HILAFET
Ilk olarak Abbas'in dikkatini çeken bazi belirtileri, bir süre sonra digerleri de farkettiler
Hz
Muhammed vefat etmeden önce, Seferdeki orduya Peygamber'in durumu iletilmisti
Içinde Ömer'in de bulundugu Ashab' dan bir çok kisi; sehre geldiklerinde vefatin gerçeklestigini duydular
Ömer (ra) bunu reddetti
Insanlara, O'nun sadece ruhen yok oldugunu geri gelecegini anlatiyordu
O sirada gelen Hz
Ebu Bekir (ra),:"Yavas ol Ömer!" dedi
Allah'a hamd ettikten sonra söyle dedi:"Ey insanlar, kim Muhammed'e tapiyor idiyse - gerçekten Muhammed ölmüstür; kim de Allah'a tapiyor idiyse -gerçekten Allah diridir ve ölmez
" Sonra su ayeti okudu
" Muhammed yalnizca bir Peygamberdir
Ondan önce nice Peygamberler gelip geçmistir
Simdi o ölürse ya da öldürülürse siz topuklariniz üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? Iki topugu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez
Allah, sükredenleri pek yakinda ödüllendirecektir
"(Âl-i Imran: 144)
Ebu Bekir herkesi sakinlestirmisti
Ömer de Allah'in Resûlünün öldügüne artik inanmisti
Islam toplulugunun basina kimin geçecegini tartismak için bir toplanti düzenlenecekti
Bu toplantida Ebu Bekir, Ömer gibi Ensar ve muhacirler bulunacakti
Ensar'dan biri konusuyordu
Muhacirleri de biraz övmesine ragmen, Ensar'i överek göklere çikariyordu
O konusmasini bitirince Hz
Ebû Bekir, kesin bir dille konusmaya basladi
Ensarin önemini kabul ettigini, fakat Islâm'in Arabistan'da yayildigini ve araplarin Kureys'ten baska birinin otoritesini kabul etmeyecegini, çünkü tüm Araplar nezdinde Kureys'in essiz bir yeri oldugunu belirtti
Konusmanin sonunda Ebu Ubeyde ve Ömer'in ellerinden tutarak, "Iki adamdan birisini öneriyorum
Hangisini dilerseniz ona biat edin
" dedi
Ensardan biri kalkarak iki otoritenin olmasi gerektiginden bahsetti
Yeni baslayan tartismayi Ömer (ra) su sözlerle durdurdu:" Ey Ensar, Allah Resûlünün, namazlarda imamlik yapma görevini Ebû Bekir'e verdigini bilmiyor musunuz?" "Biliyoruz "dediler
" Peki aranizda kim onun önüne geçmek istiyor?" dedi
"Allah korusun, onun önüne geçemeyiz
" dediler
Bunun üzerine Ömer, Ebû Bekir'in elini tutarak ona biat etti
Sa'd hariç orada bulunanlar da Ebû Bekir'e biat ettiler
Sa'd hiçbir zaman biat etmedi
Ertesi gün sabah Ebû Bekir namazi kildirmadan evvel minbere oturdu
Ömer ayaga kalkarak Ebû Bekir!e biat etmleri gerektigini söyleyerek onu söyle tanimladi:"Sizin en iyiniz, Allah Resûlünün arkadasi;
' Ikisi magarada oturduklarinda, ikinin ikincisi'(Tevbe:40)
" Tüm cemaât bir agizdan ona baglilik yemini ettiler
Ebû Bekir Allah'a hamd ederek söze basladi: "Sizin en iyiniz olmadigim halde, üzerinize hakim oldum
Dogru yaparsam bana yarddim edin, yanli yaparsam beni dogrultun
Ben Allah ve Resûlüne itaat ettigim sürece bana itaat edin
Fakat ben onlara itaât etmezsem siz de bana itaât etmeyin
Namaza kalkin Allah size merhamet eylesin
" Namazdan sonra, Peygamberi (sav) gömmeya hazirlamak gerektigine karar verdiler
Bunun nasil olacagi konusunda anlasmazliga düstüler
Allah Hz
Ali'ye uyuklama verdi, ve rüyasinda Resûlallah, ona kendisini elbiseleriyle yikamalarini söyledi
O'nu yikadilar
O gün vücudu nefes alip vermemesine ragmen,sicaklik ve yumusakligini kaybetmis olmasina ragmen, hâlâ uykuda imis gibiydi
Gömülecegi yer konusunda anlasmazliga düstüler
Bazilari onun çocuklarinin yanina gömülmesi fikrinde idi
Fakat Ebû Bekir onun :"Öldügü yer gömülmeyen hiçbir peygamber yoktur
" dedigini hatirladi
Bunun üzerine mezar,Hz
Aise'nin odasinin zeminine kazildi
Sonra tüm Medine'liler O'nu ziyaret ederek cenaze namazini kildilar
"Hiç süphesiz, Allah ve melekleri Peygamber'e salat etmektedirler
Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin
"(Ahzab:56)
Kaynak:
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Dantel
Mumsema
Frmacil
08-02-2008
#
2
Profil Bilgileri
sevimkaya55
--->: Hz. Muhammed (S.A.V)
Ali hocam selam
ben kadir kayaraslantı olarak isminize ulaştım
aynı yolun yolcusu olmak güzel
yüreğine sağlık
08-02-2008
#
3
Profil Bilgileri
alicanavar
--->: Hz. Muhammed (S.A.V)
Alıntı:
sevimkaya55
´isimli üyeden Alıntı
Ali hocam selam
ben kadir kayaraslantı olarak isminize ulaştım
aynı yolun yolcusu olmak güzel
yüreğine sağlık
teşekkür ederim değerli hocam
Biz küçükler olarak her zaman büyüklerimizi kendimize örnek almışızdır
Bu güzide forumda sizin güzel şiirlerinizden örnekler bekliyoruz
08-02-2008
#
4
Profil Bilgileri
sevimkaya55
--->: Hz. Muhammed (S.A.V)
Canım Muhammed (s
a
v
)Bütün insanlığa uzattı eliGüzeli,doğruyu konuştu dili,Sevgilim dediğin bir gülü,Bizlere Peygamber verdin Allah'ımMuhammet Mustafam sevgisi pınar,Ümmeti aşkına yüreği yanar
İlimle, bilginin akıldır özü,Rabb'ini bilenin ışıldar yüzü,İmanlı kalplere nakşeder sözü,Nurunu bizlere serdin Allah'ım
Muhammed Mustafam özümde çınar,Nuruyla yolları ışıtan fener
Tefekküre bakar iman kapısı,Tevazuyla uysal olur yapısı,Bize emanettir canın tapusu,Herkesten hesabı sordun Allah'ım
Muhammed Mustafam çareler dener,İslamı yaymada zorluğu yener
Edep, erkan, haya ne güzel yoldur,Özünü, sözünü sevgiyle doldur,Birliğe, dirliğe uzanan koldur,Aklımıza fikir ördün Allah'ım
Muhammed Mustafam Rabb'ini anar
İmanlı kalplere müjdeyi sunar
Bir nefes sabırla öfke yatışır,Bilgiye imandan sevgi katışır,Gönlümüz aşkınla yanar tutuşur, Kalbimi sevgiyle sardın Allah'ım
Muhammet Mustafam sırlara banar,Hakka yolculuktan burakla döner
Hakk'a aşık olan gözyaşı döker,Susayan kalplere sevgiyi eker,Şükür bayrağını gönüle diker,Yürekten sevene yar'dın Allah'ım
Muhammet Mustafam Kalplere iner,İslamın nuruyla hasreti diner
Gözlerden sevdayla akar duygumuz,Ahde vefamıza olsun saygımız,Bizden razı olman asil kaygımız,Zerreden zerreyi gördün Allah'ım
Muhammed Mustafam sevgiyi öner,Düşlere güllerin kokusu siner
Cehalet yıldızsız, aysız gecedir,Kalplerin şifresi dilde hecedir,Haya olmayanın hali nicedir,Mazluma çarede vardın Allah'ım
Muhammed Mustafam zikirle yunar,Cenneti Ala'da kevserle kanar
08-02-2008
#
5
Profil Bilgileri
sevimkaya55
--->: Hz. Muhammed (S.A.V)
Peygamber efendimize naat
Muhammed Mustafa
(S
A
V
)Cennet-i Âla’da nuru ışıldar,Sevginle yanarım canım Efendim
Muhammed’e yer,gök aşkı fısıldar,Nurundur pınarım canım Efendim
İncil’le İsa’nın bize müjdesi,Rabbin sevgilisi,Aşkın gözdesi,Gök ehlinin olmuş şükran secdesi,Aşkınla kanarım canım Efendim
Sevginin domurcuk gülleri açtı,Hakk’tan nur yumağı sevgiye taç’tı,Susamış Aleme nurunu saçtı,Umuda konarım canım Efendim
Beklenen sevgili Muhammed doğdu,Suskun yürekleri sevince boğdu,Onun hürmetine bereket yağdı,Saygımı sunarım canım Efendim
Yerlerde Muhammed,göklerde Ahmed,Yetimdi,öksüzdü yaşadı zahmed,Nuruyla olurken Aleme Rahmed,Zahmeti kınarım canım Efendim
Hatemu’l Enbiya seçince Hüda,Cebrail’den hemen duyuldu seda,Feyzin deryasından bizlere eda,Sevince banarım canım Efendim
Aşkta saadetin tüter dumanı,Nübüvvetin geldi vahiy zamanı,Nur üstüne nurlar sardı imanı,Işıksız sönerim canım Efendim
Yüreğimiz yangın,sevgiliye aç,Ruhların sultanı,kalplere ilaç,İslama çağrıdır ondaki amaç,Sabırla yunarım canım Efendim
Resulün aşkını doğa hisseder,Kur’anı Kerim’den bize akseder,Sevgisiyle dolan kalpler dans eder,Şafkınla fenerim canım Efendim
Merhamette O’dur şefkat pınarı,Şefaat yolunda ümmet yanarı,Beşeriyetin son murşit çınarı,İlahi çınarım canım Efendim
Miraç’ta uzaklık edilmez merak,İlahi bir güçle uçmuştu Burak,Birinci semaydı durduğu durak,Sevgisiz donarım canım Efendim
Sidre’i münteha aşkın neşvesi,Kutsi cazibeyle akar çeşmesi,Akıllara doğru yolu seçmesi,Yoluna inerim canım Efendim
Tertemiz ahlakta bulunmaz eşi,Muhabbette yanar aşkın ateşi,Gönüllerde iki cihan güneşi,Sünnetin önerim canım Efendim
Simsiyah saçlarla doludur başı,Gür kirpikleriyle incedir kaşı,Yulaf unundandı sevdiği aşı,Özüme dönerim canım Efendim
Nurdan ışıl ışıl bakardı gözüHuzuru,güveni nakşeder yüzü,Nice taş kalpleri ısıtır sözü,Özlemi yenerim canım Efendim
Güllerin yaprağı döküldü o gün,Gülümüz dalından büküldü o gün,Kalplere hasreti ekildi o gün,Vuslatla dinerim canım Efendim
Nurlu yolu bizi huzurlu kılar,Muhammed sevgisi özlere dolar,Cümlemiz selatü selamı salar,Zikirle anarım canım Efendim
09-02-2008
#
6
Profil Bilgileri
alicanavar
--->: Hz. Muhammed (S.A.V)
İsmini Duyduğumuzda Neden Salavat Getirmeliyiz
Bizim salavat getirmemizle Cenab-ı Allah Peygamberimiz üzerine rahmeti ve selamı indirir mi? Zaten Cenab-ı Allah O'nun üzerine rahmetini indiriyor
Bizim salavat getirmemizin hikmeti nedir?
Resul-ü Ekrem (sav) büyük hayırların, yümünlerin, bereketlerin temelinde bir nüve gibidir
O size, doğru yolu gösteren, dosdoğru çığırı açan, sırat-ı müstakîme delalet eden yanılmaz, yanıltmaz bir rehber, bir müktedâ-yı küll'dür
Bu nurlu yolda, insanları zulmetten nura çıkarmaya vesile olan O Zât'a, bu nurlu yolda yürüyen herkesin sevabından bir hisse verilecektir
" essebebu kel fail " sırrınca ümmetinin işlediği hasenâtın bir misli O'nun defterine kaydedilecektir
Makam-ı Mahmud'un Sâhibi olan Resulü Ekrem'in (S
A
V) vefatiyle defteri kapanmayacak, yığın yığın hasenât, sâlih amel devamlı O'nun defterine kaydolacak; makamı büyüdükçe büyüyecek, salahiyet sınırları genişledikçe genişleyecek -ve ınşallah- hergün, ümmetinden daha geniş kitlelere şefaat etme hakkını kazanacaktır
,Binaenaleyh, bu meseleye değişik iki zaviyede ele almak icabeder:
Birincisi, bizler Resul-ü Ekrem'e (S
A
V) salâtü selâm okumakla, ahd-ü peymanımızı yeniliyor ümmet olma isteği ile kendisine müracaat ediyoruz
Yani "Seni andık, seni düşündük; Hakkın senin kadrini yüceltmesi için dua ve dilekte bulunduk" diyor ve dehalet ediyoruz
ışin bu yönüyle bizim dualarımız, "Makam-ı Mahmud'un" Sâhibinin (S
A
V) makamını yükseltmesi niyetiyle yapıldığından, O'nun (S
A
V) şefaat dairesi genişlemiş oluyor
Böylece daha çok kimseler o şefaat dairesinden istifade edebiliyorlar
ıkincisi, bir kişinin Peygamberimizin (S
A
V) hakkında, O'nun kadir ve kıymetinin yükselmesi istikametinde yapacağı dua, kendisinin, O'nun himâyesi altına girmesine vesile olması içindir
Böylece, o kişi hakkında şefaat dairesi vüs'at kazanmış oluyor
Binaenaleyh, salâtü selâma Efendimizden (S
A
V) daha çok ona biz muhtaç bulunuyoruz
Müracaatımızla mevcudiyetini, büyüklüğünü kabullenmiş ve küçüklüğümüzü, hiçliğimizi ilan etmiş oluyoruz
Devletini büyük tanıyıp yardım için ona müracaat eden kimse gibi, biz de, aczimiz ve fakrımızla beraber, şiddetli ve çok büyük bir günün endişesiyle şimdiden sarsılmışlık içinde, melce ve menca olarak Resul-ü Ekrem'e (S
A
V) dehâlet ediyor, arz-ı ihtiyaç ve arz-ı halde de bulunuyoruz
Cenab-ı Hak şefâat-ı Uzmâ Sahibi Muhammed (S
A
V)'ın şefaatına bizi mazhar eylesin
Bu işin beşaretini de arzedeyim
Deniliyor ki, her Peygamberin kendi ümmetine verdiği birşey vardır
Efendimiz (S
A
V) buyurmuştur ki: "Ben, ümmetime vereceğimi, Ahirete sakladım
O da şefaatımdır
"
Tags
:
muhammed
,
sav
Hz. Muhammed (S.A.V) ile ilgili Benzer Konular
426 Kez Görüntülendi
Muhammed Ali Olmak Muhammed Ali ve Bush
Diğer Videolar
Muhammed Necibullah (Muhammed Necibullah Kimdir? - Muhammed Necibullah Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Muhammed Zahir Şah (Muhammed Zahir Şah Kimdir? - Muhammed Zahir Şah Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Muhammed Emin (Muhammed Emin Kimdir? - Muhammed Emin Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Mahathir Muhammed (Mahathir Muhammed Kimdir? - Mahathir Muhammed Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
14:53
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542