FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Dünyaya Teşrifleri
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Dünyaya Teşrifleri ile ilgili Benzer Konular
106 Kez Görüntülendi
Dünyaya Büyük Mü Diyorsunuz ?
İlginç Resimler
Haykırsam Dünyaya!!!
Resimli Şiirler
Sığmıyor Yüreğim Bu Dünyaya !!
Aşk-Sevgi-Evlilik
Bir Kuşun Dünyaya Gelişi
Kuşlar
Öbür Dünyaya Yolculuklar :):):)
Komik Karikatürler
Zulüm, had safhadaydı...
|
Gençliği Ve Evlenmesi
Konu Araçları
31-05-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Dünyaya Teşrifleri
Dünyaya Teşrifleri başlıklı yazı Mumsema Dünyaya Teşrifleri Forum Alev
Hoş geldin ya Resulallah
Yedi kat yer, yedi kat gök, kısaca bütün alem büyük bir hürmet ve sevinç içinde; Seyyid-il-Mürselin, Hatem-ül-enbiya, Habib-i Huda olan efendisini beklemekte artık
Bütün mahlukat; "Hoş geldin ya Resulallah!" demek için hazır
Hicretten 53 sene evvel Fil vak'asından iki ay kadar sonra, Rebi'ul-evvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke'nin Haşimoğulları mahallesinde, Safa Tepesi yakınındaki saadethanede hasretle beklenen, Allahü teâlânın nuru "Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem" doğdu, O'nun teşrifiyle alem, yeniden hayat buldu
Karanlıklar, birden "Nur" ile aydınladı
Şereflerin en yücesine mazhar olan annelerin en bahtiyarı hazret-i Amine, hamileliğini şöyle anlatır:
O Servere hamile olduğum günlerde, hiç acı ve elem görmedim
Hamile olduğumu hissetmezdim
Ancak altı aydan sonra bir gün, uyku ile uyanıklık arasında bir kimse bana;
- Senin hamile olduğun kimdir, bilir misin? dedi
- Bilmiyorum, cevabını verince;
- Bilmiş ol ki, Peygamberlerin sonuncusuna hamilesin! haberini verdi
Doğum zamanı yaklaşınca, o kimse tekrar geldi, dedi ki: "Ey Amine! Çocuk doğunca, ismini "Muhammed" koy!"
Hazret-i Amine validemiz, doğum anını da şöyle anlatır:
"Doğum anı geldiğinde, heybetli bir ses işittim
Ürpermeye başladım
Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı ile beni sıvazladı
Korku ve ürpertiden eser kalmadı
O anda susamış, sanki hararetten yanıyordum
Yanımda süt gibi beyaz, bir kase şerbet gördüm
O şerbeti, içmem için bana verdiler
İçtim, baldan tatlı ve soğuk idi
Artık susuzluğum kalmamıştı
Sonra büyük bir nur gördüm, evim o kadar nurlandı ki, O nurdan başka bir şey görmüyordum
O sırada etrafımı sarıp, bana hizmet eden pek çok hanım gördüm
Boyları uzun, yüzleri güneş gibi parlıyordu
Bunlar, Abdü Menaf kabilesinin kızlarına benzerlerdi
Bunların birden bire ortaya çıkmalarından hayret içinde idim
Onlardan biri dedi ki: "Ben Fir'avn'ın hanımı Asiye'yim!" Diğeri de; "Ben de Meryem binti İmran'ım
Bunlar da Cennet hurileridir" dedi
Yine o esnada beyaz, uzun ve gökten yere kadar uzanmış ipek bir kumaş gördüm
"Onu insanların gözünden örtün" dediler
O anda bir bölük kuş peyda oldu
Ağızları zümrütten, kanatları yakuttandı
Korkudan terlemiştim, düşen ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu
O halde iken gözümden perdeyi kaldırdılar
Bütün yeryüzünü doğudan batıya kadar gördüm
Etrafımı melekler kuşatmıştı
Muhammed (aleyhisselam) doğar doğmaz, mübarek başını secdeye koydu, şehadet parmağını kaldırdı
Sonra gökden, O'nu bürüyen, beyaz bir bulut parçası indi
Bir ses işittim; "O'nu mağripten maşrıka kadar her yerde gezdirin
Gezdirin ki, cümle alem O'nu ismiyle, cismiyle ve sıfatıyla görsünler
O'nun isminin Mahi olduğunu yani Allahü teâlâ, O'nunla şirki yok ettiğini bilsinler" diyordu
O bulut da gözden kayboldu ve Muhammed'i (sallallahü aleyhi ve sellem) bir beyaz yünlü kumaş içinde sarılı gördüm
Yine o sırada, yüzleri güneş gibi parlayan üç kişi geldi
Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leğen, birinin elinde de bir ipek vardı
İbrikten sanki misk damlıyordu
Mübarek oğlumu leğenin içine koydular
Mübarek başını ve ayağını yıkayıp, ipeğe sardılar
Sonra mübarek başına güzel koku sürdüler, mübarek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular
"
Dantel
Mumsema
Frmacil
31-05-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Dünyaya Teşrifleri
Emanet, Ebu Talib'de
Merhamet deryası Abdülmuttalib vefat edeceğine yakın, oğullarının hepsini toplayıp sordu:
- Artık dünyadan ahırete göç etme vaktim geldi
Tek düşüncem bu yetim
Keşke ömrüm uzun olaydı da bu hizmeti severek devam ettirseydim
Fakat elden ne gelir? Ömür vefa etmeyecek
Şimdi gönlüm ve dilim bu hasret ateşiyle yanıyor
Bu inci tanesini içinizden birine emanet etmeyi isterim
Acaba hanginiz layıkı ile O'nun haklarını gözetir ve hizmetinde kusur etmez?!
Önce Ebu Leheb cevap verdi:
- Ey Arabın efendisi! Eğer bu emaneti teslim etmek için aklınızdan geçirdiğiniz biri varsa ne ala, yoksa bu hizmeti ben görürüm
Abdülmuttalib buna;
- Malın çoktur
Fakat sen katı kalblisin ve merhametin azdır
Yetim kalbi ise yaralı ve incedir
Hemen kırılır, dedi
Diğer çocuklardan bazıları da aynı isteği tekrarladılar
Abdülmuttalib her birinin özelliklerini söyleyerek kabul etmedi
Sıra Ebu Talib'e geldi:
Ben, hepsinden çok bunu istiyorum
Fakat, büyüklerim dururken, öne geçmek uygun olmazdı
Malım azdır, ama, benim sadakatim kardeşlerimden ziyadedir, dedi
Abdülmuttalib de;
- Doğru söylersin
Bu hizmete layık olan sensin
Lakin, ben her işte O'na danışır ve isteği üzere hareket ederim
Her seferinde de doğru neticeye varırım
Bu hususta kendisiyle meşveret edeyim
Hanginizi tercih ederse o, benim de kabulümdür, dedi
Sonra sevgili Peygamberimize dönerek;
- Ey gözlerimin nuru! Senin hasretinle ahırete yöneldim
Bu amcalarından hangisini tercih ediyorsun? diye sordu
Peygamber efendimiz o an kalkıp, Ebu Talib'in boynuna sarıldı ve dizine oturdu
Abdülmuttalib, o zaman çok ferahladı ve; "Allahü teâlâya hamdolsun
Benim istediğim de bu idi" dedi ve Ebu Talib'e dönerek;
- Ey Ebu Talib! Bu inci danesi, ana-baba şefkati görmemiştir
Ona göre bakıp üzerine titreyesin
Seni diğer çocuklarımdan daha üstün görürüm
Büyük ve pek kıymetli emaneti sana havale ettim
Çünkü sen, O'nun babasıyla aynı anadansınız
O'nu kendi nefsin gibi koruyasın
Bu vasiyetimi kabul ettin mi? diye sordu
O da;
- Kabul ettim, dedi
Abdülmuttalib sevgili Peygamberimizi kucakladı, mübarek başını, yüzünü öptü ve kokladı
Sonra;
- Hepiniz şahid olun ki, ben bundan daha güzel bir koku koklamadım ve bundan daha güzel bir yüz görmedim, dedi
O zaman Ebu Talib de, babası Abdülmuttalib gibi, Mekke'de Kureyş'in ileri gelenlerinden, sevilen, saygı gösterilen ve sözü dinlenilen bir zat idi
O da, Peygamber efendimize büyük bir sevgi ve şefkat gösterdi
O'nu kendi çocuklarından çok sever, yanına almadan uyumaz, bir yere gitmez ve; "Sen çok hayırlısın, çok mübareksin!" derdi
O, elini uzatmadan yemeğe başlamaz, önce O'nun başlamasını isterdi
Sabahları uyandığında yüzünün ay gibi parladığını, saçlarının tarandığını görürlerdi
Ebu Talib'in fazla malı yoktu
Ailesi de kalabalıktı
Resul-i ekrem efendimizi himayesine aldıktan sonra, bolluğa ve berekete kavuştu
31-05-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Dünyaya Teşrifleri
"O'nun şanı yücedir!"
Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, sekiz yaşına kadar dedesinin yanında büyüdü
Dedesi Abdülmuttalib, Mekke'de sevilen ve çeşitli işleri idare eden bir zat olup, heybetli, sabırlı, ahlaklı, dürüst, mert ve cömert idi
Fakirleri doyurur, hatta aç ve susuz kalan hayvanlara bile yiyecek verirdi
Allahü teâlâya ve ahırete inanırdı
Kötülüklerden sakınır, cahiliye devrinin her türlü çirkin adetlerinden uzak dururdu
Mekke'de zulme, haksızlığa engel olur ve gelen misafirleri ağırlardı
Ramazan ayında Hira dağında inzivaya çekilmeyi adet edinmişti
Çocukları seven ve şefkat sahibi olan Abdülmuttalib, sevgili torununu bağrına basıp gece-gündüz yanından ayırmazdı
O'na büyük bir sevgi ve şefkat gösterirdi
Kabe'nin gölgesinde kendisine mahsus olan minderine O'nunla beraber oturur, mani olmak isteyenlere;
- Bırakın oğlumu, O'nun şanı yücedir, derdi
Peygamber efendimizin dadısı Ümmü Eymen'e,
- Oğluma iyi bak! Ehl-i kitab benim oğlum hakkında bu ümmetin peygamberi olacak diyorlar, tenbihini ısrarla yapardı
Ümmü Eymen demiştir ki: "O'nun çocukluğunda ne açlıktan, ne de susuzluktan şikayet ettiğini görmedim
Sabahleyin bir yudum zemzem içerdi
Kendisine yemek yedirmek istediğimizde; çoğu zaman "İstemem, tokum" derdi
"
Abdülmuttalib uyurken ve odasında yalnızken, O'ndan başkasının yanına girmesine müsaade etmezdi
O'nu şefkatle bağrına basar, okşar, sözlerinden ve hareketlerinden son derece hoşlanırdı
Sofrada O'nu yanına alır, dizine oturtur, yemeğin en iyisini, en lezzetlisini O'na yedirir ve O gelmeden sofraya oturmazdı
O'nun hakkında nice rüyalar görüp, bir çok hadiselere şahid oldu
Bir defasında, Mekke'de kuraklık ve kıtlık olmuştu
Abdülmuttalib, gördüğü bir rüya üzerine mübarek torununun elinden tutarak Ebu Kubeys dağına çıkıp; "Allah'ım, bu çocuk hakkı için, bizi bereketli bir yağmur ile sevindir" diyerek dua etti
Duası kabul olundu ve bol yağmur yağdı
O zamanki şairler bu hadiseyi, şiirler yazarak dile getirmişlerdi
Abdülmuttalib, bir gün Kabe'nin yanında otururken, Necranlı bir rahip yanına gelerek konuşmaya başlamıştı
Bir ara;
- Biz, İsmail soyundan en son gelecek olan peygamberin sıfatlarının kitaplarda yazılı olduğunu okuduk
Burası, yani Mekke O'nun doğum yeridir
Sıfatları şöyle, şöyledir!
diyerek birer birer saymaya başladı
Bu sırada, sevgili Peygamberimiz yanlarına gelmişti
Necranlı rahip, O'nu dikkatle seyretmeye başladı, sonra da yaklaşıp gözlerine, sırtına, ayaklarına baktı ve heyecanla;
- İşte, O budur
Bu çocuk senin neslinden midir? dedi
Abdülmuttalib:
- O benim oğlumdur, deyince, Necranlı rahip;
- Kitaplarda okuduğumuza göre O'nun babasının sağ olmaması lazım! dedi
Abdülmuttalib:
- O, oğlumun oğludur
Babası daha O doğmadan, annesi hamile iken vefat etti, deyince, rahip;
- Şimdi doğru söyledin, dedi
Bunun üzerine Abdülmuttalib, oğullarına şu önemli uyarıyı yaptı:
- Kardeşinizin oğlu hakkında söylenileni işittiniz! O'nu görüp gözetin ve iyi koruyun!
31-05-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Dünyaya Teşrifleri
Muhterem annenin vefatı
Sevgili Peygamberimizin, üç-beş yaşlarında bile hususi bir hali vardı
Tekbir getiriyor ve Allah'a hamd ediyordu
Esrarlı bir ciddiyet, ağır başlılık diğer çocuklardan ayırıyordu O'nu
Akranı olan çocuklar oyun oynar, fakat O, aralarına katılmazdı
Bir kenara oturur, onları gülümseyerek seyrederdi
Altı yaşında iken, annesi, Ümmü Eymen adındaki cariye ile birlikte, akrabalarını ve babası Abdullah'ın mezarını ziyaret etmek için Medine'ye gittiler
Burada, bir ay kaldılar
Peygamber efendimiz Medine'de Neccaroğulları'na ait havuzda yüzmeyi öğrendi
Bu sırada bir Yahudi alimi O'ndaki nübüvvet alametlerini görünce, "acaba O Peygamber bu çocuk mu?" endişesi düştü içine
Ertesi gün efendimizin yalnız bir anını kollayarak yanına sokulup yavaşça sordu:
- Senin adın ne?
- Ahmed
Tahminin doğru olduğunu bu cevabı alınca anladı
Dayanamayıp haykırdı:
- Bu ümmetin peygamberi işte burada!!! Sanki şuurunu kaybetmişti
Oradaki Yahudi alimlerinden bazıları da, O'ndaki peygamberlik alametini görmüşler, peygamber olacağını aralarında konuşup anlatmışlardı
Onların bu sözlerini duyan Ümmü Eymen, durumu hazret-i Amine validemize haber verince, mübarek anneleri bir zarar gelmesinden çekinerek, O'nu alıp Mekke'ye dönmek üzere yola çıktı
Ebva denilen yere geldiklerinde, hazret-i Amine validemiz hastalandı
Hastalığı artıp sık sık kendinden geçiyordu
Şefkat ve merhamet dolu gözlerini kainatın özü, mukaddes oğlunun nur merkezi güzel yüzüne bakıyor ondan hiç ayırmıyordu
Mukaddes evlad, ruhunu teslim etmek ve kendisini iki taraflı öksüz bırakmak üzere bulunun Amine Hatun'un başına telaş ve ıstırapla dolanırken, aziz anne, yaşlı gözleri ile başında duran sevgili oğluna bakarak şu sözleri söyledi:
"Allahü teâlâ seni, mübarek eylesin
Rüyama göre, sen celal ve bol ikram sahibi olan Allahü teâlâ tarafından, Âdemoğullarına helal ve haramı bildirmek üzere gönderilen peygambersin
Cenab-ı Hak seni, milletlerle birlikte sürüp gelen putlardan ve putperestlikten muhafaza edip koruyacaktır"
Sonra şu beytleri söyledi:
Eskir yeni olan, ölür yaşayan
Tükenir çok olan, var mı genç kalan
Ben de öleceğim, tek farkım şudur:
Seni ben doğurdum, şerefim budur
Geride bıraktım hayırlı evlad,
Gözümü kapadım, içim pek rahat
Benim namım kalır daim dillerde,
Senin sevgin yaşar hep gönüllerde
Şiir bitince nur anne, ruhunu teslim etti
Amine validemiz vefat ettiğinde yirmi yaşında idi
Şimdi de anneden öksüz kalıyordu Sevgili peygamberimiz
Ümmü Eymen, Alemlerin efendisini yanına alıp, birkaç gün süren yolculuktan sonra Mekke'ye getirip dedesi Abdülmuttalib'in yanına bıraktı
31-05-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Dünyaya Teşrifleri
Mübarek göğsünün yarılması
Süt anne Halime Hatun anlatır:
Server-i alem bir gün sordu:
- Gündüzleri kardeşlerim görünmüyorlar, acaba nerede oluyorlar?
- Koyun gütmeye giderler
Eve, ancak gece gelirler, dedim
- Beni de onlarla beraber gönder
Ben de koyun güdeyim, dedi
Bahaneler bulup nice özürler söyledim
Sonunda gönlünün razı olması için; "Peki" dedim
Ertesi gün mübarek saçlarını taradım
Elbiselerini giydirip süt kardeşleriyle beraber gönderdim
Bir kaç gün gidip geldi
Bir gün süt kardeşi Şeyma kırdan geldiğinde:
- Gözümün nuru oğlum Muhammed nerededir? diye sordum
- Sahrada anneciğim
- Ciğerimin köşesi bu sıcağa nasıl dayanıyor?
- Ey anneciğim! O'na asla zarar gelmez
Zira, mübarek başı üzerinde bir bulut, devamlı O'nunla hareket etmekte; böylece güneşin sıcağından korunmaktadır
Neler söylüyorsun? dediğimde, yemin etti
Ancak o zaman rahatladım
Yine bir öğle vakti süt kardeşi Abdullah koşarak gelip;
- Anneciğim! Acele koş!
Kureyşi karındaşımla beraber koyun güdüyorduk
Ansızın gökten yeşiller giymiş iki kimse geldi
Kardeşimi yanımızdan alıp dağın başına götürdüler
Arkası üzere yatırıp bıçak ile karnını yardılar
Haber vermek için geldiğimde oradaydılar
Kardeşimin sağ kalıp kalmadığını bilemiyorum, dedi
O anda kan başımıa sıçradı
Sür'atle oraya gittik
O'nu sağ gördüm
Hemen mübarek yüzünü başını öpüp;
- Ey gözümün nuru! Ey alemlere rahmet oğlum! Bu nice haldir? Ve başına gelen nedir? Seni kim rahatsız etti? diye sordum
O da şöyle anlattı:
"Evden çıktıktan sonra yeşil elbiseli iki kimse gördüm
Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde yeşil zümrütten bir leğen vardı
Leğen, kardan beyaz bir şey ile dolu idi
Beni dağ başına götürdüler
Biri, arkam üzere yatırdı
Ben seyrederken göğsümü göbeğime kadar yardı
Hiç acı ve elem duymadım
Elini sokup içinde ne varsa çıkardılar
O beyaz şey ile yıkayıp yerine koydular
Biri diğerine;Kalk, ben de hizmetimi yerine getireyim, dedi ve elini sokup yüreğimi çıkardı
İki parça etti ve içinden siyah bir şey çıkarıp attı
Ve; "Senin vücudunda şeytanın nasibi bu idi
Çıkarıp attık
Ey Allahü teâlânın sevgilisi! Seni vesveseden şeytanın hilesinden emin ettik" dedi
Sonra yüreğimi kendi yanlarında olan latif ve yumuşak bir şey ile doldurdular
Nurdan bir mühürle mühürlediler
Halen o mührün soğukluğu, bütün azalarımda mevcuttur
Onlardan biri, elini yarılan yere koyunca yaram iyileşti
O zaman her biri, elimi ve yüzümü öptüler ve beni burada koyup gittiler
"
Baktım, yarılan yer, mübarek göğsünde belli idi
Sevgili Peygamberimizin başından geçen ve Kur'an-ı kerimin İnşirah suresinin birinci ayet-i kerimesinde bildirilen bu hadiseye Şakk-ı sadr yani göğsünün yarılması, denir
Halime Hatun, dört yaşından sonra O'nu Mekke'ye götürüp annesine verdi
Dedesi Abdülmuttalib, Halime Hatun'a çok büyük hediyeler verip ihsanda bulundu
31-05-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Dünyaya Teşrifleri
Süt annenin anlattıkları
Halime Hatun, Peygamber efendimizi, süt anne olarak kabul ettikten sonra gördüğü fevkaladelikleri şöyle anlatır:
Amine Hatun da bana sevgili yavrusunu verdikten sonra sordu;
- Ey Halime, üç gün evvel; "Senin oğluna süt verecek kadın, Beni Sa'd kabilesinin Ebu Züeyb soyundandır" diye bir ses işittim" sen hangi kabiledensin?
-Beni Sa'd kabilesindenim ve babamın künyesi Ebu Züeyb'dir, cevabını verdim
Ben de Mekke'ye gelmeden önce gördüğüm rüyayı ve gelirken sağımdan solumdan; "Sana müjdeler olsun ey Halime! O gözler kamaştıran ve alemleri aydınlatan nuru emzirmek sana nasib olacak" diye sesler geldiğini anlattım
Daha sonra, eşsiz Nur'u alıp hazret-i Amine'nin evinden ayrıldım
Kocamın yanına varınca,
- Ey Halime bugüne kadar böyle güzel yüz görmedim
Bilmiş ol ki, sen çok mübarek ve kadri yüksek bir çocuk almışsın, dedi
Ben de;
Vallahi, zaten böyle dilerdim, istediğim oldu, dedim
Halime Hatun, kocası ile birlikte, Efendimizi alıp, Mekke'den yola çıktıkları andan itibaren, O'nun bereketine kavuşmaya başladılar
Çelimsiz ve hızlı gidemeyen merkebleri, artık küheylan kesilmişti
Beraber geldikleri kafile, onlardan önce yola çıkıp çok uzaklaşmış olmasına rağmen, kafileye tetişip onları geride bırakmıştı
Beni Sa'd yurduna vardıktan sonra görülmemiş bir bolluğa ve berekete kavuştular
Sütü az olan hayvanlarının memeleri dolup taşıyordu
Kuraklık sebebiyle çok sıkıntıya düştüler ve bir ara yağmur duasına çıktılar
Muhammed aleyhisselamı yanlarında götürüp dua ederek O'nun hürmetine bol yağmura ve berekete kavuştular
Peygamber efendimiz, süt annesi Halime Hatun'un sağ memesini emer, sol memesini emmezdi
Onu da süt kardeşine bırakırdı
İki aylık iken emekledi
Üç aylık olunca ayakta durur, dört aylık iken duvara tutunarak yürürdü
Beş aylık iken yürüdü, altı aylık iken çabuk yürümeye başladı
Yedi aylık iken her tarafa gider oldu
Sekiz aylık iken anlaşılacak şekilde, dokuz aylık iken gayet açık konuşmaya başladı
Konuşmaya başladığında ilk sözü, "La ilahe illallahü vallahü ekber
Velhamdülillahi rabbil alemin" oldu
O günden sonra Allahü teâlânın ismini anmadan hiç bir şeye elini uzatmadı
Sol eli ile bir şey yemezdi
Yürümeye başladığında, çocukların oynadıkları yerden uzak durur ve onlara; "Biz, bunun için yaratılmadık" buyururdu
Her gün O'nu güneş ışığı gibi bir nur kaplar ve yine açılırdı
Ay ile konuşur, ona işaret ettikçe hareket ederdi
Halime Hatun şöyle anlatır:
İki yaşına girince, O'nu sütten kestim
Sonra anesine vermek üzere kocamla Mekke'ye gittik
Fakat O'nun öyle bereketlerine kavuşmuştuk ki, O'ndan ayrılmak, mübarek yüzünü görmemek bize çok güç geliyordu
O'nun hallerini annesine anlattım
Amine Hatun;
- Benim oğlumun büyük şanı vardır, dedi
Ben,
- Vallahi, bundan daha mübarek bir kimse görmedim, dedim
Sonra, Amine Hatun'a, bir çok bahaneler bularak biraz daha yanımızda kalmasını istedim
Bizi kırmadı ve yanımızda kalması için izin verdi
O'nunla tekrar kabilemize döndük
Bu sayede evimiz bereketle doldu, malımız, mülkümüz ve şanımız arttı
Sayısız nimetlere kavuştuk
31-05-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Dünyaya Teşrifleri
Süt anne Halime Hatun
Amine validemiz, nurlu yavrusunu kucağına aldığında, kocası hazret-i Abdullah'ın vefat acısını unutur gibi oldu
Dokuz gün emzirdikten sonra da, Ebu Leheb'in cariyesi olan Süveybe Hatun bir kaç gün süt annelik hizmetinde bulundu
Süveybe Hatun daha önce de hazret-i Hamza'yı, sonra da Ebu Seleme'yi emzirmişti
O zamanda Mekke halkı, adet olarak, çocuklarını bir süt anneye verirlerdi
Havası iyi, suyu tatlı olan civar yerlerdeki yaylalara gönderilen çocuklar, bir müddet, verildikleri süt annelerinin yanında kalırlardı
Buna Mekke'nin sıcak havası sebep oluyordu
Her sene bu maksatla Mekke'ye pek çok hanım gelirdi
Bunlar emzirmek için birer çocuk alıp giderlerdi
Çocukları büyütüp teslim edince, pek çok ücret ve hediyeler alırlardı
Peygamber efendimizin doğduğu sene de yaylalarda yaşayan Beni Sa'd kabilesinden birçok hanım, süt annelik niyeti ile Mekke'ye geldi
Her biri emzirmek üzere birer çocuk almıştı
Beni Sa'd kabilesi, Mekke civarındaki kabileler arasında; şerefte, cömertlikte, mertlik ve tevazuda ve Arapça'yı düzgün konuşmakta pek meşhurdu
Bu kabileden Halime Hatun şöyle anlatır:
"Çok fakirdik, sıkıntı içindeydik
Bazan üç gün geçmesine rağmen ağzıma bir şey koymazdım
Sütüm azdı
Buna rağmen Allahü teâlâya şükrederdim
Bir gece sahrada uyuyakalmıştım
Rüyamda bir şahıs beni sütten ak bir suyun içine daldırdı ve; "Bu sudan iç" dedi
Kanıncaya kadar içtim
Sonra içmem için yine zorladı
İçtikçe içtim, baldan tatlı idi
'Sütün çok olsun ey Halime! Beni tanıdın mı?' diye sordu
Tanımadığımı söyleyince; 'Ben senin sıkıntılı halinde ettiğin hamd ve şükrünüm
Ey Halime! Mekke'ye git
Orada sana bir "Nur" arkadaş olur, bereketlerle dolarsın
Bu rüyayı da kimseye söyleme!' dedi
Uyanınca göğüslerimi süt ile dolu bulduğum gibi sıkıntı ve açlığın da beni terkettiğini gördüm
"
Kıtlıktan dolayı, ücretle çocuk emzirip sıkıntılarını gidermek üzere, diğer senelere nisbetle; daha çok süt annesi gelmişti Mekke'ye
Hepsi de zengin ailelerin çocuklarını almak telaşı içinde idi
Acele ile gelen kadınlar, birer çocuk almışlardı
İffeti, temizliği, hilmi yani yumuşaklığı, hayası ve güzel ahlakıyla tanınan Halime Hatun, ise bindikleri hayvan zayıf olduğu için Mekke'ye gelmekte geç kalmışlardı
Fakat bu gecikme onlara, aradıklarından daha fazlasına kavuşmaya sebeb olmuştu
Kocası ile Mekke'de dolaşarak zengin ailelerin çocuklarının alınmış olduğunu gördüler
Lakin boş dönmek de istemiyorlardı
Bir çocukla dönmek tek arzuları olmuştu
Nihayet hürmet celbeden ve siması çok sevimli olan bir zatla karşılaştılar
Bu, Mekke'nin reisi Abdülmuttalib idi
İsteklerini öğrendikten sonra, torununu almalarını, bu sayede, büyük devlet ve saadete kavuşacaklarını söyledi
Abdülmuttalib'in muhabbeti ve yakınlığı onları kendisine çekiyordu
Teklifini hemen kabul ettiler
Sonra yaşlı dede, Halime Hatun'u hazret-i Amine'nin evine götürdü
Nur çocuk uyuyordu
Hayret içinde kalıp bir anda O Nura, öylesine ısındı ki, gönlü uyandırmağa razı olmadı
Elini göğsüne koyunca, uyandı ve ona bakıp tebessüm etti
Abdülmuttalib, bana dönerek; "Sana müjdeler olsun ki, hanımlar içinde senin gibi nimete kavuşan olmadı" dedi
31-05-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Dünyaya Teşrifleri
Doğduğu geceki olaylar
Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce ve doğduğu sırada; O'nun dünyayı teşrif etmesine alamet olarak bir çok hadiseler meydana gelmiştir:
Sevgili peygamberimizin dünyaya geldiği gece, bir yıldız doğdu
Bunu gören Yahudi alimleri, Muhammed aleyhisselamın doğduğunu anlamışlardı
Eshab-ı kiramdan Hassan bin Sabit anlatır:
"Ben sekiz yaşında idim
Bir sabah vakti Yahudinin biri; "Ey Yahudiler!" diye çığlık atarak koşuyordu
Yahudiler; "Ne var, bu bağırman nedendir?" diyerek yanına toplanınca, o; "Haberiniz olsun, Ahmed'in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyaya geldi
" diye cevap verdi
Efendimizin doğduğu gece Kabe'deki putların hepsi yüzüstü yere yıkıldı
Urvet-übn-ü Zübeyr bildirdi: "Kureyş'den bir cemaatin bir putu vardı
Yılda bir defa onu tavaf ederler, develer kesip şarap içerlerdi
Yine öyle bir gün, putun yanına vardıklarında, onu yüzüstü yere yıkılmış buldular
Kaldırdılar, yine kapandı
Bu hal üç defa tekrarlandı
Bunun üzerine etrafına iyice destek verip diktikleri sırada, şöyle bir ses işitildi:
"Bir kimse doğdu, yeryüzünde her yer harekete geldi
Ne kadar put varsa hepsi yıkıldı
Kralların korkudan kalbleri titredi!"
Bu hadise tam Resulullahın doğduğu geceye rastlıyordu
Medayin şehrindeki İran Kisrasının sarayının on dört kulesi, burcu yıkıldı
O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisra ve halkı; yine kendilerinden bazı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tabir ettirdiklerinde, bunun büyük bir şeye alamet olduğunu anlamışlardı
Yine o gece, mecusi yani ateşe tapanların bin seneden beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları aniden sönüverdi
Ateşin söndüğü tarihi kaydettiler, Kisra'nın sarayında burçların yıkıldığı geceye rastlıyordu
O zaman mukaddes sayılan Save Gölü'nün de o gece bir anda suyu çekilip kuruyuvermişti
Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave Nehri vadisi yine o gecede dolup taşarak akmaya başladı
Muhammed aleyhisselamın doğduğu geceden itibaren, şeytan ve cinler artık Kureyş kahinlerine hadiselerden haber veremez oldu
Kehanet sona erdi
Daha nice olağanüstü haller
* * *
Peygamber efendimizin doğduğu geceye Mevlid Gecesi denir
Mevlid doğum zamanı demektir
Kadir Gecesi'nden sonra en kıymetli gecedir
Bazı alimler, Kadir gecesinden de kıymetli olduğunu bildirmişlerdir
Bu gecede sevgili Peygamberimiz doğduğu için sevinenler affolunur
Bu gece, Peygamber efendimizin doğduğu sırada görülen halleri, mucizeleri okumak, dinlemek,öğrenmek çok sevabdır
Sevgili Peygamberimiz kendi de anlatırdı
Eshab-ı kiram da bu gece bir yere toplanırlar, o günü yad ederler, okurlar ve anlatırlardı
Dünyanın her tarafındaki Müslümanlar, her sene bu geceyi Mevlid Kandili olarak kutlamaktadır
Her yerde Mevlid kasideleri okunarak, Kainatın sultanı hatırlanılmaktadır
Her peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştır
Bu gün de, Müslümanların bayramı olup, neşe ve sevinç günüdür
Nasıl sevinilmesin? Çünkü, O doğmuştu artık
Allahın sevgilisi, kainatın efendisi, alemlere rahmet olarak gönderilen peygamber
Bütün yaratılmışların ve yaratılacakların vücuda gelişinden murad olan dünyaya geldi
Sene miladi 571
Nisan ayının yirminci günü
Pazartesi sabaha karşı
Hicri Rebiülevvel ayının 12
günü, Mekke ufukları ağarırken
31-05-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Dünyaya Teşrifleri
"Ümmetim!
ümmetim!
"
Kainatın efendisi doğduğu sırada, hazret-i Amine validemizin yanında Abdurrahman bin Avf'ın annesi Şifa Hatun, Osman bin Ebil-As'ın annesi Fatıma Hatun ve Peygamberimizin halası Safiyye Hatun vardı
Bunlar da gördükleri nuru ve diğer hadiseleri haber verdiler
Şifa Hatun şöyle anlatıyor:
"Ben, o gece Amine'nin yanında yardımcı olarak bulunuyordum
O'nun, doğar doğmaz dua ve niyaz ettiğini işittim
Bir nur çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer göründü
"
Bundan başka bir çok hadiseye şahid olan Şifa Hatun; "Ne zaman ki, O'na peygamberliği bildirildi, hiç tereddüd etmeden ilk iman edenlerden biri de ben oldum" demiştir
Safiyye Hatun da şöyle anlatmıştır:
"Muhammed aleyhisselam doğduğu sırada, her tarafı bir nur kapladı
Doğar doğmaz secde etti, mübarek başını kaldırıp açık bir dil ile; "La ilahe illallah, inni resulullah" dedi
O'nu yıkamak istediğimde; biz O'nu yıkanmış olarak gönderdik, denildi
Göbeği kesilmiş ve sünnet olmuş görüldü
Secde halinde hafif sesle bir şeyler söylüyordu
Kulağımı mübarek ağzına yaklaştırdım
"Ümmeti, Ümmeti! (Ümmetim, ümmetim) diyordu
"
Dedesi Abdülmuttalib, sevgili Peygamberimiz doğduğu sırada, Kabe'de Allahü teâlâya yalvarıp dua ediyordu
Ona da müjde verdiler
Efendimizin doğduğu günde birçok hadiseler gören Abdülmuttalib, bu müjdeye çok sevinip; "Bu oğlumun şanı, şerefi çok yüce olacaktır" dedi
Abdülmuttalib, böylesine büyük bir mutluluğu kutlamak için, doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyafet verdi
Ayrıca şehrin her mahallesinde develer keserek, insan ve hayvanların istifadesine sundu
Ziyafet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere; "MUHAMMED" ismini verdim, dedi
Neden atalarından birinin ismini vermedin diyenlere ise; "Allahü teâlânın ve insanların O'nu methetmelerini, övmelerini istediğim için" cevabını verdi
Sevgili Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib şöyle anlatmıştır:
"Rüyamda çok büyük bir ağaç gördüm
Bir ucu semaya yükselmiş, dalları doğuya ve batıya yayılmıştı
O ağaçtan öyle bir nur saçılıyordu ki, güneş yanında çok hafif kalır
Bazan gözüküyor, bazan gözden kayboluyordu
İnsanlar ona yönelmişti
Her an nuru artıyordu
Kureyş kabilesinden bazıları o ağacın dallarına tutunuyor, diğer bir kısmı da ağacı kesmeye çalışıyordu
Bir genç de onu kesmek isteyenlere mani oluyordu
Çok güzel bir yüzü vardı ve ben şimdiye kadar öyle bir yüz görmedim
Ayrıca vücudundan etrafa hoş kokular yayılıyordu
Ağacın bir dalını tutmak için elimi uzattım, fakat ulaşamadım
"
Bu rüyasını dinleyen tabircinin yüzü değişti
Benzi sarardı;
- Ondan senin nasibin yok! dedi
- Kimin nasibi var?
- O ağacın dalına tutananların
Senin soyundan bir peygamber gelecek, her tarafa malik olacak, insanlar O'nun dinine girecekler!
Sonra yanında bulunan oğlu Ebu Talib'e dönerek; "Bu herhalde O'nun amcası olacak" dedi
Ebu Talib bu hadiseyi Peygamber efendimize peygamberliği bildirilince anlatmış ve; "İşte o ağaç, Ebü'l-Kasım, el-Emin Muhammed aleyhisselamdır" demiştir
31-05-2008
#
10
Profil Bilgileri
FataL
--->: Dünyaya Teşrifleri
Bahira'nın beklediği misafir
Efendimiz on iki yaşlarında iken, Ebu Talib'in Şam'a giden ticaret kervanına katıldı
Bu, O'nun ilk yolculuğu
Kervan, Busra'da, bir manastırın yakınında konakladı
Bu manastırda Bahira adında bir rahib kalıyordu
Her sabah manastırın damına çıkıp, kafilelerin geldiği yöne bakar, arayış içinde merakla bir şeyler beklerdi
O gün Kureyş kervanı uzaktan görününce, üstünde bir bulutun da onlarla birlikte süzülüp geldiğini farketmişti
Kervan konaklayınca, Bahira, Efendimizin altına oturduğu ağacın dallarının O'nun üzerine doğru eğildiğini de görerek iyice heyecanlanmıştı
Hemen adamlarını göndererek, Kureyş kervanında bulunanların hepsini yemeğe davet etti
Kervanda bulunanlar, sevgili Peygamberimizi, mallarının yanında bırakıp, rahibin yanına gittiler
Bahira, gelenlere dikkatle bakıp;
Yemeğe gelmeyen var mı? diye sordu
- Evet, bir kişi var, dediler
Çünkü Kureyşliler geldiği halde bulut hala orada idi
Bunu görünce, kervanda birinin kaldığını anlamıştı
O'nun da gelmesini istedi
Gelir gelmez, O'na dikkatle bakmaya ve incelemeye başladı
Ebu Talib'e sordu:
- Bu çocuk senin neyindir?
- Oğlum
- Mümkün değil
Kitablarda bu çocuğun babasının sağ olmayacağı yazılı
- O benim kardeşimin oğludur
- Babası ne oldu?
- Babası, o doğmadan öldü
- Doğru söyledin!
Bahira, bu defa, Peygamber efendimize dönüp, putlar adına yemin vermek istedi
Sevgili Peygamberimiz, "Putların ismiyle yemin verme
Dünyada bana onlardan büyük düşman yoktur
Ben, onlardan nefret ederim" buyurdu
Bahira, bu sefer Allahü teâlâ adına yemin verip; pek çok sualler sorup cevaplarını aldı
Aldığı cevaplar önceden okuduğu kitaplara aynen uyuyordu
Sonra sevgili Peygamberimizin mübarek gözlerine bakıp, mübarek gözlerindeki kırmızılığı farketti
Kalbinin yakın hasıl etmesi için, mühr-i nübüvveti görmeyi istedi
"Mühr-i Nübüvveti" görünce kendinden geçti
Bütün güzelliği ile doya doya temaşa etti
Heyecanla öptü ve gözlerinden sel gibi yaşlar boşandı
Sonra da;
"Ben şehadet ederim ki, sen Allahü teâlânın resulüsün" dedi
Sesini daha da yükselterek; "İşte Alemlerin efendisi
İşte Allahü teâlânın alemlere rahmet olarak gönderdiği büyük Peygamber
" dedi
Bahira, Ebu Talib'e dönerek şu ikazı yaptı:
- Sen bu çocuğu Şam' a götürme! Orada buna zarar verebilirler!
- Bu masum çocuğa neden fenalık yapsınlar?
- Bu, peygamberlerin sonuncusu ve en şereflisidir
Bunun dini, bütün yeryüzüne yayılır ve eski dinleri nesh eder
İsrailoğulları kendilerinden gelmediği için O'na düşmandır
Bunun için korkarım ki, mübarek bedenine bir zarar verirler!
Ebu Talib, Bahira'nın bu sözleri üzerine, Şam'a gitmekten vazgeçti
Mallarını Busra'da satıp Mekke'ye döndü
Bahira'dan işittikleri, Ebu Talib'in ömrü boyunca kulaklarında çınladı
Peygamber efendimizi daha da çok sevdi
O'nu ölünceye kadar korudu ve her işinde yardımcı oldu
Tags
:
dunyaya
,
tesrifleri
Dünyaya Teşrifleri ile ilgili Benzer Konular
106 Kez Görüntülendi
Dünyaya Büyük Mü Diyorsunuz ?
İlginç Resimler
Haykırsam Dünyaya!!!
Resimli Şiirler
Sığmıyor Yüreğim Bu Dünyaya !!
Aşk-Sevgi-Evlilik
Bir Kuşun Dünyaya Gelişi
Kuşlar
Öbür Dünyaya Yolculuklar :):):)
Komik Karikatürler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
06:29
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545