FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Ilk Müslümanlar
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Ilk Müslümanlar ile ilgili Benzer Konular
202 Kez Görüntülendi
Avrupa'daki müslümanlar
Sorular ve Cevaplar
Müslümanlar ayaklandı!
Yurt Dısı Haberler
minik müslümanlar..
Dini Resimler
Muhterem Müslümanlar!
Dini Sohbet
çelişkili müslümanlar
Dini Sohbet
Peygamberliği Ve Daveti
|
Habeşistana Hicret
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Ilk Müslümanlar
Ilk Müslümanlar başlıklı yazı Mumsema Ilk Müslümanlar Forum Alev
İlk Müslümanlar ve çekilen sıkıntılar
Peygamber efendimize, ilk vahyin gelmesinden sonra, ilk iman eden hazret-i Hadice validemizdir
Hiç tereddüt etmeden İslâmiyet'i hemen kabul edip, ilk Müslüman olma şerefine kavuştu
Hazret-i Hadice validimize, Cebrail aleyhisselamın öğrettiği gibi abdest almasını öğretti
Sonra Peygamber efendimiz imam oldu, birlikte iki rekat namaz kıldılar
Hadice validemiz, sevgili Peygamberimizin her sözüne, her emrine, en mükemmel şekilde, itaat etti
Böylece Allahü teâlânın katında pek yüksek derecelere kavuştu
Resulullah efendimiz üzülse, inkar edenlerin alay etmesiyle elem çekse, O'nu teselli eder, kederini giderirdi
Derdi ki: "Ya Resulallah! Hiç üzülme, gam çekme
Sonunda dinimiz kuvvet bulup, müşrikler helak olurlar
Kavmin sana itaat eder
"
Hadice validemizin bu yardımlarından ötürü bir gün, Cebrail aleyhisselam gelip; "Ya Resulallah! Hadice'ye, Allahü teâlânın selamını bildir" dedi
Peygamber efendimiz; "Ey Hadice! İşte Cebrail, Allahü teâlânın sana selamını bildiriyor" buyurdu
Peygamber efendimiz bir defasında da; "Allahü teâlâ bana Cennet'te inciden bir ev ile Hadice'ye müjde vermemi emretti
Orada hastalık, üzüntü ve baş ağrısı yoktur"
Hazret-i Hadice'den sonra yetişkinlerden ilk Müslüman olan, Resulullah efendimizin yakın arkadaşlarından hazret-i Ebu Bekir'dir
Hazret-i Ebu Bekir, yirmi sene önce bir rüya görmüştü: "Gökten dolunay inip, Kabe-i muazzamaya gelmiş, parça parça olmuş, parçalardan her biri, Mekke evlerinden biri üzerine düşmüş, sonra bu parçalar bir araya gelerek gökyüzüne yükselmişti
Ebu Bekir'in evine düşen parça ise, gökyüzüne yükselmemişti
Hadiseyi gören hazret-i Ebu Bekir, hemen evin kapısını kapamış, sanki bu ay parçasının gitmesine mani olmuştu
"
Gördüğü rüyanın tabirini Bahira'ya sordu
Bahira; "Sen neredensin?" dedi
Hazret-i Ebu Bekir, "Kureyş'tenim" diye cevap verince, Bahira; "Orada bir peygamber çıkacak ve hidayet nuru Mekke'nin her yerine ulaşacak
Sen, hayatında O'nun vefatından sonra da, halifesi olacaksın" dedi
Ebu Bekir bu cevaba çok hayret etmişti
Bu rüyasını ve tabirlerini, Peygamber efendimiz, peygamberliğini açıklayıncaya kadar kimseye söylememişti
Efendimiz peygamberliğini açıklayınca, Ebu Bekir hemen Peygamber efendimize koşup; "Peygamberlerin, peygamberliklerine delilleri vardır, senin delilin nedir?" diye sual etti
Peygamber efendimiz cevabında; "Bu nübüvvetime delil, o rüyadır ki, bir Yahudi alimden tabirini istedin
O alim; "Karışık rüyadandır, tabir edilmez" dedi
Sonra rahip Bahira, doğru tabir etti" buyurarak, hazret-i Ebu Bekir'e hitaben; "Ey Ebu Bekir! Seni, Allah'a ve Resulüne davet ederim" buyurdu
Bunun üzerine hazret-i Ebu Bekir; "Şehadet ederim ki, sen, Allahü teâlânın resulüsün, senin peygamberliğin hakdır ve cihanı aydınlatan bir nurdur" diyerek Müslüman oldu
Müslüman olur olmaz, arkadaşlarını da getirmesi için izin istedi
Çok sevdiği arkadaşlarını da getirip onların da iman ile şereflenmelerine vesile oldu
Bunlar Eshab-ı kiramın ileri gelenlerinden ve Cennet ile müjdelenmiş; Hz
Osman, Hz
Talha, Hz
Zübeyr bin Avvam, Hz
Abdurrahman bin Avf, Hz
Sa'd ibni Vakkas, Hz
Ebu Ubeyde gibi yüksek şahsiyetler idi
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Ilk Müslümanlar
"Allah'ım, senden gelene razıyım!"
Müşrikler sadece Peygamber efendimize eziyet etmiyordu
O'nun şanlı Eshabına da işkence yapıyorlardı
Bilhassa fakir, kimsesiz olanları tercih ediyor, ellerinden gelen, akla hayale sığmayan baskı ve zulmü hiç çekinmeden yapıyorlardı
Bunlardan biri de Bilal-i Habeşi idi
Ümeyye bin Halef isminde bir müşrikin kölesi olan hazret-i Bilal, Ebu Bekir-i Sıddik'ın vasıtası ile Müslüman olmuştu
Ümeyye, on iki kölesinden en çok Bilal'ı sevdiği için, puthaneye bekçi yapmıştı
Hazret-i Bilal, Müslüman olunca, puthanedeki bütün putları secde vaziyetine getirdi
Bu haber Ümeyye'ye ulaşınca, büyük bir dehşete kapıldı
Çağırtıp;
- Sen Müslüman olmuşsun
Muhammed'in Rabbine secde ediyormuşsun, öyle mi? diye sordu
Hazret-i Bilal de;
- Evet
Büyük ve yüce olan Allahü teâlâya secde ederim, dedi
İşte bu cevaptan sonra, tarihte az görülen akıl almaz işkencelere muhatap oldu hazret-i Bilal
Hazret-i Bilal'e yaptıkları bütün tehditlerden, zorlamalardan bir netice alamadı müşrikler
Bu defa tehdidi işkenceye çevirdiler
Hem de ne işkence
Öyle vakti güneş tam tepeye geldiğinde, onu soyup, sıcaktan kavrulmuş taşları, çıplak vücuduna koyarak dağladılar
Ateş gibi yanan taşların bir kısmını arkasına, bir kısmını da karnı üzerine yığdıktan sonra;
- İslâm dininden dön!
Lat ve Uzza putlarına iman et, diyorlar
Hz
Bilal ise;
- Allahü teâlâ birdir! Allahü teâlâ birdir! diyerek imanını bildiriyordu
Ümeyye bin Halef, onun bu sabrını gördükçe deliye dönüyor, dikenler üzerinde süründürerek vücudunu yaralıyor ve işkence ediyordu
Hazret-i Bilal, vücudundan akan kanlara aldırmadan;
- Allahım! Senden gelene razıyım
Allahım! Senden gelene razıyım, diyordu
Hazret-i Bilal, bu halini şöyle anlatmıştır:
O habis Ümeyye, beni, günün sıcağında bağlayıp, devamlı azab ederdi
Hıncını almak için, bir gün çok büyük bir kayayı göğsümün üzerine koydu
O anda bayılmışım
Ayıldığımda, üzerimdeki kayanın kalkmış ve güneşin buluta girmiş olduğunu gördüm
Allahü teâlâya şükrettim ve kendi kendime;
"Ey Bilal! Cenab-ı Hak'tan gelen her şey güzeldir, hoştur" dedim
"
Ümeyye bin Halef, yine bir gün Bilal-i Habeşi'ye işkence yapmak için dışarı çıkarmıştı
Elbiselerini çıkarıp sadece bir don ile, yakıcı sıcakta kızgın kumlara yatırıp, üzerine taşlar yığmıştı
Müşrikler toplanıp ağır işkenceler yapıyorlar;
"Dininden dönmezsen seni öldüreceğiz" diyorlardı
Bilal-i Habeşi, bu dayanılmaz işkenceler altında; "Allah birdir! Allah birdir!" diyordu
Bu sırada sevgili Peygamberimiz oradan geçiyordu
Hazret-i Bilal-i Habeşi'nin bu halini görünce çok üzüldü;
- Allahü teâlânın ismini söylemek seni kurtarır, buyurdu
Evine döndükten biraz sonra, yanına hazret-i Ebu Bekir geldi
Bilal-i Habeşi'nin çektiği işkenceyi, Ebu Bekir-i Sıddik'a anlatıp;
- Çok üzüldüm! buyurdu
Efendimizin üzüldüğünü gören, Hazret-i Ebu Bekir, hemen oraya gitti
Müşriklere;
- Bilal'e böyle yapmakla elinize ne geçer? Bunu bana satın! dedi
- Dünya dolusu altın versen satmayız
Fakat, senin kölen Amir ile değişiriz dediler
Hazret-i Ebu Bekir'in kölesi Amir, onun ticaret işlerini yapar ve çok para kazanırdı
Yanında şahsi malından başka, on bin altını vardı
Hazret-i Ebu Bekir'in yardımcısı olup, her işini yürütürdü
Fakat müşrik idi ve küfründe ısrar ediyordu
Hazret-i Ebu Bekir;"Amir'i bütün malı ve paraları ile Bilal için size verdim" buyurdu
Ümeyye bin Halef ve diğer müşrikler çok sevinip; "Ebu Bekir'i aldattık" dediler
Hazret-i Ebu Bekir, hemen Bilal-i Habeşi'nin üzerindeki ağır taşları atıp ayağa kaldırdı
Bilal-i Habeşi ağır işkenceler sebebiyle çok halsizleşmişti
Elinden tutup, doğruca sevgili Peygamberimizin huzuruna getirdi
- Ya Resulallah! Bilal'i, bugün Allah rızası için azad ettim dedi
Resulullah efendimiz, çok sevindi
Hazret-i Ebu Bekir'e çok dua buyurdu
O sırada Cebrail aleyhisselam; Ebu Bekir'in Cehennemden uzak olduğunu müjdeleyen, Leyl suresinin 17
ve 18
ayet-i kerimelerini getirdi
Ayet-i kerimelerde mealen; "Ziyade takva sahibi olup, malını, Allahü teâlânın katında pak olmak için hayr yolunda harcayan kimse, Cehennemden uzaklaştırılmıştır" buyuruldu
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Ilk Müslümanlar
Demirden gömlek!
Müşriklerin en çok işkence ettiklerinden biri de Habbab bin Eret hazretleridir
Çünkü o kimsesizdi
Ümmü Enmar adlı müşrik bir kadının kölesi idi
Onu koruyacak bir akrabası olmadığı için, müşrikler toplanırlar, mübarek vücudunu soyup, üzerini dikenlerle tararlardı
Bazan da çıplak vücuduna demirden gömlek giydirip, güneş altında bekletirlerdi
Güneşte veya ateşte ısıttıkları taşları çıplak vücuduna bastırırlar;
- Dininden dön! Lat ve Uzza'ya tap! derler, Habbab da imanında ısrar eder;
- La ilahe ilallah, Muhammedün resulullah, diyerek onlara karşı koyardı
Müşrikler, bir gün toplanıp bir meydanda ateş yaktılar
Hazret-i Habbab'ı bağlayıp, getirdiler
Soyarak, ateşin üzerine yatırdılar
Ya dininden döndürecekler veya ateşte yakacaklardı
Ateşin ortasına sırt üstü yatırılan hazret-i Habbab;"Allahım! Halimi görüyor, durumumu biliyorsun
Kalbimdeki imanı sabit et, büyük bir sabır ihsan eyle!" diye dua ediyordu
Müşriklerden biri ayağıyla Habbab'ın göğsüne bastı
Fakat onlar, Allahü teâlânın inananları koruduğunu bilmiyorlardı
Yıllar sonra bu hadiseyi Habbab'a sorduklarında, sırtını açıp yanık izlerini göstererek;"O ateşi ancak benim etim söndürmüştü" dedi
Hazret-i Habbab'a dışarıda böyle işkence ederlerken, sahibi Ümmü Enmar da, dininden döndürmek için ateşte demiri kızartır ve başına basarak dağlardı
O, dini için bütün bu acılara katlanır, teklif ettiklerini yerine getirmez ve imanından dönmezdi
Bir gün hazret-i Habbab, sevgili Peygamberimizin huzurlarına çıktı ve;
- Ya Resulallah! Müşrikler dışarda beni gördükleri yerde ateşte yakıyorlar
Evde, sahibim Ümmü Enmar da kızartılmış demirle başımı dağlıyor
Duanızı istirham ediyorum! dedi
Sonra sırtındaki ve başındaki yanıkları gösterdi
Peygamber efendimiz, bu haline çok acıdı
Dininden dönmemek için çektiği ıstıraba, yapılan zulme dayanamadı ve;
- Ya Rabbi! Habbab'a yardım et! diyerek duada bulundu
Cenab-ı Hak, Resulünün duasını anında kabul buyurdu ve Ümmü Enmar'ın başına şiddetli bir ağrı verdi
Ümmü Enmar, başının ağrısından sabahlara kadar inlerdi
Çare olarak ateşte kızdırılmış bir demirle başının dağlanmasını söylediler
Sonunda Habbab'ı çağırarak, demir çubuğu ateşte kızartmasını ve başını dağlamasını emretti
Habbab da demirle onun başını dağlardı
Fakat eziyet ve işkenceler de dayanılmaz halde devam ediyordu
Olup bitenleri Kainatın efendisine arzedip;
- Ya Resulallah! Çektiğimiz işkencelerden kurtulmamız için, dua buyurur musunuz? dedi
Bunun üzerine Resulullah efendimiz;
- Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler vardı ki, demir tarakla derileri, etleri soyulup kazınırdı da, bu işkence yine onları dininden döndüremezdi
Testere ile tepesinden ikiye bölünürdü de, yine bu işkenceler onları dinlerinden geri çeviremezdi
Allahü teâlâ elbette bu dini tamamlayacaktır
Bütün dinlerden üstün kılacaktır
Fakat, siz acele ediyorsunuz, buyurdular ve sırtını okşayıp dua ettiler
Resulullahın ruhlara gıda ve şifa olan bu latif sözleri, Habbab'ın acılarını dindirmişti
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Ilk Müslümanlar
Hazret-i Erkam'ın evi
Sevgili Peygamberimiz, İslâmiyet'in yayılması ve öğrenilmesi için emniyetli bir yer arıyordu
Sonunda birçok özelliklerinden dolayı, bu mukaddes vazife için Dar-ül-Erkam'ı yani hazret-i Erkam'ın evini kendine karargah seçti
Evin yeri, giriş ve çıkışı, gelip geçenleri kontrol etmek bakımından çok elverişli
Ayrıca hazret-i Erkam, Mekke'nin ileri gelenlerinden, itibarı yüksek bir zat
Habib-i Ekrem efendimiz, bu evde Eshabına İslâmiyeti anlatıyordu
Birçok kimse buraya gelip İslâmiyetle şereflendiler
Gelenler, Efendimizin mübarek sözlerini, adeta yutarcasına, hiç bir kelimesini kaçırmadan, ezberlerlerdiler
Peygamberimiz, gündüzlerini Erkam'ın evine ayırıyor ve sabahtan akşama kadar Eshabını yetiştirmekle meşgul oluyorlardı
Burası Müslümanların ilk karargahı idi
İlk Müslümanlar burada toplanırlar, böylece müşriklerin her türlü kötülüklerinden korunmuş olurlardı
İlk Müslümanlardan olan, Ammar bin Yaser de burada Müslüman olmuştu
Ammar Müslümanlığını açıklamaktan çekinmeyen mücahidlerden biri
Dininden dönmemek için en ağır işkencelere katlanırdı
Müşrikler onu yalnız buldukları zaman, Ramda mevkiine, Mekke kayalıklarına götürürler, elbiselerini çıkarıp, demir gömlek giydirirlerdi
Bu şekilde yakıcı güneşin altında bekletilir ve işkence edilirdi
Bazan da sırtı ateşle dağlanır, bitmez tükenmez işkencelere uğrardı
Her defasında;
- İnkar et!
İnkar et!
Lat ve Uzza'ya tap da kurtul!
derlerdi
Hazret-i Ammar, bu dayanılmaz işkencelere büyük bir sabırla;
- Rabbim Allah, peygamberim Muhammed aleyhisselamdır, diyerek karşılık verirdi
Müşrikler buna daha çok sinirlenirler, göğsü üzerine, sıcaktan yanmış kayaları koyarlar, bazan da kuyu içine atarak suda boğmaya çalışırlardı
Ammar bin Yaser bir gün sevgili Peygamberimizin huzurlarıyla şereflendiğinde;
- Ya Resulallah! Müşriklerin bize yaptığı işkenceler son haddine vardı, deyince, Peygamberimiz, hazret-i Ammar'ın haline acıdılar ve;
- Sabr ediniz ey Yakzan'ın babası! buyurdular
Sonra da, Ya Rabbi! Ammar ailesinden hiç kimseye Cehennem azabını tattırma, diye dua ettiler
Bir gün Batha denilen yerde, Yaser ailesine topluca işkence yapılırken, Peygamberimiz oradan geçiyordu
Eshabının bu dayanılmaz işkencelerini görünce çok üzüldüler
Hazret-i Yaser;
- Ya Resulallah! Zamanımız hep böyle işkence ile mi geçecek? diye sual edince, Efendimiz;
- Sabrediniz ey Yaser ailesi! Seviniz ey Ammar ailesi! Hiç şüphesiz, sizin mükafat yeriniz Cennet'tir, buyurdu
Bir müddet sonra, önce baba Yaser'i sonra oğlu, Abdullah'ı sonra da anne Sümeyye hatun vahşice şehid ettiler
Yaser ailesi böylece Cennete uçtular
İşte İslâmda ilk şehidler bunlar
Eshab-ı kiram, ilk zamanlar rahat ibadet yapamazlar, namaz kılacakları zaman kimsenin bulunmadığı yerlere giderler, orada ibadetlerini gizlice yaparlardı
Bir gün tenha bir yerde namaz kılıyorlardı
O sırada, onları takip eden Ahnes bin Şerik ve bazı müşrikler yanlarına gelip ibadetleriyle alay etmeye, kötülemeye başladılar
Buna dayanamayan hazret-i Sa'd bin Ebu Vakkas ve arkadaşları, müşriklere hücum ettiler
Hazret-i Sa'd, eline geçirdiği bir deve kemiğini, kafirlerden birinin kafasına vurarak yardı
Müşrikler korkarak kaçtılar
Böylece Müslümanlar ilk defa, müşrik kanı akıtmış oldular
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Ilk Müslümanlar
Ebu Zer-i Gıfari ve ilk selam
İnsanlar, birer-ikişer hidayete kavuşuyordu
İslâmın nuru Mekke dışında da yayılarak alemi aydınlatmaya başlamıştı artık
İslâmın doğuş ve yayılışı haberi dalga dalga yayılıyordu her tarafa
Nihayet bu haber, Beni Gıfar kabilesine de ulaştı
Ebu Zerr-il-Gıfari bu haberi işitir işitmez kardeşi Üneys'i Mekke'ye gönderip, durumu araştırmasını istedi
Üneys, dönüşte;
- Vallahi hep hayrı, iyiliği emreden ve kötülüklerden sakındıran pek yüce bir zat gördüm, dedi
Ebu Zerr-il-Gıfari sordu:
- Peki, insanlar O'nun hakkında ne diyorlar?
- Şair, kahin, sihirbaz diyorlar
Fakat O'nun sözleri kahinlerin, sihirbazların sözlerine benzemiyor
Ayrıca söylediklerini, şairlerin her çeşit şiirleriyle karşılaştırdım
Onlara da benzemiyor
Benzeri olmayan bu sözler hiç kimsenin sözüyle de ölçülemez
Vallahi, o zat hakkı bildiriyor, doğruyu söylüyor
O'na inanmayanlar yalancı ve sapıklık içindedirler!
Ebu Zerr-il-Gıfari bu haber üzerine Mekke'ye gitmeye ve Peygamber efendimizi görüp Müslüman olmaya karar verdi
Mekke'ye varınca, halini kimseye anlatmadı
Ebu Zer, Mekke'de kimseyi tanımıyordu
Garib ve yabancı idi
Bu bakımdan kimseye birşey sormadı
Kabe'nin yanında Resulullah'ı görmek için fırsat kolluyor, nerede olduğunu öğrenmek için bir işaret arıyordu
Akşam üstü bir sokak köşesine çekildi
Hazret-i Ali, Ebu Zer'i gördü
Garib olduğunu anlayarak evine götürdü
Halini sormayınca Ebu Zer de sırrını açmadı
Sabah olunca tekrar Kabe'ye gitti
Akşama kadar dolaştığı halde isteğine ulaşamamıştı
Önceki yere gidip oturdu
Hazret-i Ali, o gece yine oradan geçiyordu
"Bu biçare hala evini öğrenememiş" diyerek tekrar götürdü
Sabahleyin yine Beytullah'a gitti ve oturduğu köşeye çekildi
Hazret-i Ali tekrar evine davet etti
Bu defa nereden ve niçin geldiğini sordu
Ebu Zer cevap verdi:
- Burada bir peygamberin çıktığını işittim
O'nunla görüşmek ve O'na kavuşmak için geldim
- Şimdi ben o zatın yanına gidiyorum
Beni takib et, benim girdiğim eve sen de gir
Eğer yolda sana bir kimsenin zarar vereceğini anlarsam, ayakkabımı düzeltiyorum gibi davranırım
O zaman beklemeden beni geçip yürürsün!
Ebu Zerr-il-Gıfari, hazret-i Ali'yi takib etti
Sonunda Peygamberimizin mübarek yüzünü görmekle şereflendi
Ve; "Esselamü aleyküm" diyerek selam verdi
Bu selam İslâm'da verilen ilk selam ve Ebu Zerr-il-Gıfari de ilk selamlayan kimse oldu
Peygamber efendimiz selamına cevap verdikten sonra sordu:
- Sen kimsin?
- Ben Gıfar kabilesindenim
- Ne zamandan beri buradasın?
- Üç gün üç geceden beri buradayım
- Seni kim doyurdu?
- Zemzemden başka bir yiyecek, içecek bulamadım
Zemzemi içtikçe, hiç bir açlık ve susuzluk duymadım
- Zemzem mübarektir
Aç olanı doyurur
Bundan sonra Ebu Zerr-il-Gıfari, Peygamber efendimize; "Bana İslâm'ı bildir" dedi
Peygamberimiz, ona Kelime-i şehadeti okudu, o da söyleyerek, İslâmiyet ile şereflenip, ilk Müslümanlar arasına katıldı
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Ilk Müslümanlar
Bu, akılsızlık değil mi"
Ebu Zer-i Gıfari hazretleri, Müslüman olduktan sonra, iman aşkıyla haykırıp herkese İslâmiyeti duyurmak istiyordu
Bu sebeple Peygamber efendimize;
- Ya Resulallah! Seni hak peygamber olarak gönderen Cenab-ı Hakk'a yemin ederim ki, ben bunu müşriklerin arasında açıkça söyleyeceğim, dedi
Efendimiz "Peki" demedi
Fakat Ebu Zer, içinde yanan iman ateşi ile yerinde duramıyordu
Kabe yanına gidip, yüksek sesle haykırdı:
- Ey Kureyş topluluğu! "Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühu-Ben şehadet ederim ki, Allahü teâlâdan başka ilah yoktur
Muhammed aleyhisselam O'nun kulu ve resulüdür!
Bunu işiten müşrikler, hemen üzerine hücum ettiler
Taş, sopa ve kemik parçalarıyla vurarak kan içinde bıraktılar
Bu hali gören hazret-i Abbas;
-Bırakın bu adamı, öldüreceksiniz! O, sizin ticaret kervanınızın geçtiği yol üzerinde oturan bir kabiledendir
Bir daha oradan nasıl geçeceksiniz? dedi
Ebu Zer hazretlerini müşriklerin elinden kurtardı
Ebu Zer, Müslüman olmakla şereflenmenin verdiği sevinçle yerinde duramıyordu
Ertesi gün yine Kabe'nin yanında Kelime-i şehadeti yüksek sesle, bağıra bağıra söyledi
Müşrikler bu defa da dövdüler
Yere yıkıldı
Yine hazret-i Abbas yetişip, ellerinden kurtardı
Ebu Zer-i Gıfari hazretlerine, Peygamber efendimiz kendi memleketine dönmesini ve orada İslâmiyet'i yaymasını emir buyurdu
Bu emir üzerine kendi kabilesi arasına dönüp, onlara Allahü teâlânın birliğini, Muhammed aleyhisselamın O'nun resulü olduğunu anlattı
Bildiklerinin gerçek ve doğru olduğunu, taptıkları putların batıl, boş ve manasızlığını söyledi
Kendisini dinleyen kalabalıktan, bir kısmı itiraz etmeye başladı
Bu sırada, kabilenin reisi Haffaf, bağıranları susturdu:
- Durun, dinleyelim bakalım, ne anlatacak, dedi
Bunun üzerine, Ebu Zer hazretleri şöyle devam etti:
- Ben Müslüman olmadan önce, bir gün Ruhem putunun yanına gidip, önüne süt koymuştum
Bir köpeğin yaklaşıp sütü içtiğini ve putun üzerine pislediğini gördüm
Putun buna mani olacak güce sahip olmadığını yakinen anladım
Köpeğin bile hakaret ettiği puta tapmak nasıl hoşunuza gider? Bu akılsızlık değil midir? İşte sizin taptığınız budur!
Herkes başını eğmiş duruyordu
İçlerinden biri sordu:
- Peki senin bahsettiğin Peygamber neyi bildiriyor? O'nun doğru söylediğini nasıl anladın?
O, Allahü teâlânın bir olduğunu, O'ndan başka ilah bulunmadığını, O'nun her şeyi yaratan ve her şeyin maliki, sahibi olduğunu bildiriyor
İnsanları O'na iman etmeye çağırıyor
İyiliğe, güzel ahlaka ve yardımlaşmaya davet ediyor
Kız çocuklarını diri diri toprağa gömmenin ve yaptığınız diğer her türlü kötülüğün, haksızlığın, zulmün çirkinliğini ve bunlardan sakınmayı bildiriyor
Bu konuşmadan sonra, Onu dinleyenler arasında başta kabile reisi Haffaf ve kendi kardeşi Üneys olmak üzere pek çok kimse Müslüman oldu
Açıkça müşriklere meydan okuyarak hareket edenlerden biri de İbni Mesud'dur
Bir gün, Kabede, ayakta Besmele-i şerifi çekti ve Rahman suresini okumaya başladı
Müşrikler, üzerine yürüdüler
Yumruk, tekme ve tokatlarla yüzünü, gözünü morartarak belirsiz hale getirdiler
Fakat Abdullah ibni Mes'ud hiç üzgün değildi
Müşriklerin çaresiz hali onu sevindirmişti
Arkadaşlarına,
- Allahü teâlânın düşmanlarını ben bu günkü kadar zayıf görmedim, dedi
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Ilk Müslümanlar
Kulaklarına pamuk tıkadı
Peygamber efendimiz Mekke'de gece-gündüz insanlara nasihat veriyor; onları, İslâm dinine davet ediyordu
Mekkeli müşrikler, Efendimizin bu gayretlerini boşa çıkarmak için çabalıyorlar; O'nun anlattıklarını kabul edip iman edenlere de, her türlü hakaret, iftira ve işkenceyi reva görüyorlardı
Resulullahla görüşen, konuşan birini gördüler mi, hemen yanına varıyorlar, O'nu dinlemeyip anlattıklarına inanmaması için her türlü hile ve yalana başvuruyorlardı
Dışarıdan Mekke'ye gelenleri O'nunla görüştürmemek için, ellerinden geleni yapmaktan geri durmuyorlardı
Müslümanların, sıkıntı içinde olduklarını ve kafirlerden eziyet çektikleri bir zamanda, Tufeyl bin Amr , Mekke'ye gelmişti
Bunu gören müşriklerin önderleri, yanına giderek ikazını yaptı:
"Ey Tufeyl! Aramızda ortaya çıkan Abdülmuttalib'in yetiminin, şaşılacak birçok halleri vardır
Söylediği sözler sihir gibidir
Oğlunu babasından, kardeşi kardeşten, kocayı karısından ayırıyor! Ortaya attığı fikirlerle, ortalığı karıştırıyor, O'nun sözünü işiten oğul, babasına bakmıyor
O'na tabi oluyor
Artık kimse birbirini dinlemeyip, Müslüman oluyor
Korkarız ki, bizim başımıza gelen bu ayrılık belası, seninle kavminin başına da gelir
Sana nasihatimiz olsun, O'nunla sakın konuşma! Ne O'na bir söz söyle, ne de O'nun sözünü dinle! Anlattıklarına kulak asma! Çok dikkatli ol! Burada fazla da kalma! Hemen çekip git!"
Bundan sonrasını kendisi şöyle anlatıyor:
Yemin ederek söylüyorum, bu sözü o kadar çok söylediler ki, artık O'nunla konuşmamaya ve sözünü asla dinlememeye karar verdim
Hatta Kabe'ye girdiğim zaman, ne olur ne olmaz belki sözlerini duyarım endişesiyle kulaklarıma pamuk bile tıkamıştım
Ertesi gün, sabahleyin Kabe'ye gittim
Resul aleyhisselamın orada namaz kıldığını gördüm
O'na yakın bir yerde durdum
Cenab-ı Hakk'ın hikmeti olarak, okuduklarından bazısı kulağıma çarptı
İşittiğim sözler ne kadar güzeldi
Kendi kendime; "Ben, iyiyi kötüden ayırt edemeyecek bir adam değilim
Üstelik şairim
Bunun söylediklerini ne diye dinlemeyeyim? Sözlerini güzel bulursam kabul ederim, güzel gelmezse terk ederim" dedim
Ve bir tarafa gizlenip, Resulullah namazını kılıp evine hareket edinceye kadar orada bekledim
Sonra peşinden gittim
Evine girince, ben de girdim ve;
-Ya Muhammed! "aleyhisselam" Ben bu diyara geldiğimde, senin kavmin bana şöyle şöyle dediler
Senden uzak durmamı istediler
Korkumdan sözünü işitmemek için kulaklarıma pamuk tıkadım
Ama Allahü teâlâ senin okuduklarından bir miktarını işittirdi
Onları pek güzel buldum
Şimdi sen, bana ne söyleyeceksen bildir! Kabul etmeye hazırım, dedim
Resulullah efendimiz bana İslâmiyeti anlattı ve Kur'an-ı kerimden bir miktar okudu
Yemin ederim ki, ömrümde bundan daha güzel söz işitmemiştim
Hemen Kelime-i şehadet getirip Müslüman oldum
O anda dedim ki:
-Ya Resulallah! Ben, kavmimde sözü dinlenen, itibarlı bir kimseyim
Hiç biri sözümden dışarı çıkmaz
Gidip, onları da, İslâm dinine davet edeyim
Dua ediniz de, Allahü teâlâ benim için bir alamet, bir keramet buyursun! Böylece o alamet, kavmimi İslâmiyete davet ederken bana bir kolaylık, bir yardım olsun!
Bu ricam üzerine Resulullah efendimiz; "Ey Allah'ım! Onun için bir ayet, alamet yarat!" diye dua etti
Karanlık bir gecede, kavmimin oturduğu su başına bakan tepeye vardığım zaman, Resulullahın duası sebebiyle alnımda kandil gibi bir nur peyda oldu ve ışık vermeye başladı
O zaman; "Ey Allah'ım! Bu nuru alnımdan başka bir yere naklet! Devs kabilesinin cahilleri görüp de, dininden döndüğü için, Alah, onun alnında ilahi bir ceza olarak bunu çıkardı sanmasınlar!" diye dua ettim
O nur, hemen elimdeki kamçının ucuna gelip kandil gibi asıldı
Kabilemin yanına yaklaşıp da, yokuştan aşağıya inmeye başladığım sırada, orada bulunanlar, elimdeki kamçının başında kandil gibi parlayan nuru birbirlerine gösteriyorlardı
Bu vaziyette yokuştan aşağıya inip evime geldim
Yanıma ilk önce babam gelip, beni bu halde gördü
Bana olan sevgisinden boynuma sarıldı
Babam çok yaşlıydı
Ona dedim ki:
- Ey babacığım! Eğer evvelki halin üzere kalırsan, ne ben sendenim, ne de sen bendensin!
- Sebebi ne ey oğlum!
- Ben artık Muhammed aleyhisselamın dinine girip Müslüman oldum
- Oğlum, ben de senin girdiğin dine girdim
Senin dinin benim de dinim olsun!
Kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu
Bundan sonra İslâm dininden bildiğimi ona öğrettim
Sonra, yıkanıp temiz elbiseler giydi
Daha sonra yanıma hanımım geldi
Ona da aynı şeyleri söyledim
O da kabul edip Müslüman oldu
Sabah olunca, Devs kabilesinin içine çıktım
Bütün Devslilere İslâmiyeti anlattım
Onları da davet ettim
Fakat kabullenmede ağır davrandılar
Hatta çok zaman muhalefet ettiler
Günah ve kötülük olan işlerinden el çekmediler
Daha da ileri gidip göz kaş hareketleri yaparak benimle alay ettiler; faiz ve kumara düşkünlüklerinden sözlerimi dinlemediler
İslâmiyete uymaktan kaçındılar
Allaha ve Peygamberine asi oldular
Bir müddet sonra Mekke'ye gelip, kavmimin durumunu Resulullaha arz ettim:
- Ya Resulallah! Devs kabilesi, Allahü teâlâya asi oldular
İslâm'a girmeleri için yaptığım daveti kabul etmediler
Onlar için dua buyurun!
Peygamber efendimiz, ellerini açıp kıbleye dönerek; "Ya Rabbi! Devs halkına doğru yolu göster, onları İslâm dinine getir!" diye dua ettiler
Bana da;
- Kavmine dön! Onları güler yüzle ve tatlı dille İslâmiyete davet etmeye devam et! Kendilerine yumuşak davran! buyurdular
Hemen memleketime geldim
Devs halkını İslâma davetten hiç boş kalmadım
* * *
Dar-ül Erkam'a gidip Müslüman olanlardan biri de Mus'ab bin Umeyr'dir
Bunu duyan anne ve babası, ona da işkence etmeye başladılar
Dininden döndürmek için, evlerindeki mahzene hapsedip, günlerce aç ve susuz bıraktılar
Her türlü sıkıntıya dini için katlanan Mus'ab bin Umeyr, bir gün Resulullah efendimizin huzuruna gitti
Onun bu gelişini hazret-i Ali şöyle anlatır:
Resulullah ile oturuyorduk
Bu sırada Mus'ab bin Umeyr geldi
Üzerinde, yamalı bir elbisesi vardı ve acınacak halde idi
Resulullah, onun bu halini görünce, mübarek gözleri yaşla doldu
Mus'ab'ın çektiği bu işkence ve fakirliğe rağmen dininden dönmemesi üzerine;
"Kalbini, Allahü teâlânın nurlandırdığı şu kimseye bakın
Anne ve babası onu, en iyi yiyecek ve içeceklerle besliyorlardı
Bunları terk etti
Allahü teâlâ ve Resulünün sevgisi, onu gördüğünüz hale getirdi" buyurdu
İşte, her türlü akıl almaz eziyete, zulme rağmen imanlarından taviz vermedi bu ilk Müslümanlar
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Ilk Müslümanlar
Söyleyecek yalan bulamadılar
Her sene çeşitli şehirlerdeki insanlar, belli günlerde Kabe-i muazzamayı ziyaret etmek için Mekke'ye gelirlerdi
Resul-i ekrem de gelenleri karşılayıp, her gruba İslâmiyet'i anlatır, Allahü teâlânın bir, kendisinin hak peygamber olduğunu ve kurtuluşun bunda bulunduğunu bildirirdi
Bir gün Velid bin Mugire, müşrikleri toplayarak bir teklifte bulundu:
- Ey Kureyş topluluğu! Yine Kabe'yi ziyaret etme mevsimi geldi
Muhammed'in sesi, aleme yayılmıştır
Arab kabileleri yanına gelip, tatlı sözlerine meyl ederler ve dinine girerler
Buna bir tedbir düşünmek lazımdır
Hepimiz anlaşalım, O'nun hakkında bir şey söyleyerek birbirimizi yalancı çıkarmış olmayalım
- Ey Abdişems'in babası! İçimizde en ileri görüşlü olan sensin
Sen ne söyleyelim dersen, biz de onu söyleriz
- Hayır, siz söyleyin ben dinleyeyim
- Kahin diyelim
- Hayır! Yemin ederim ki, O kahin değildir
Biz, çok kahin gördük
Doğruyu da yalanı da hiç çekinmeden söylerler
Muhammed'in okuduğu şeyler, kahinlerin uydurduğu şeylere hiç benzemiyor
Sonra biz, şimdiye kadar Muhammed'den bir yalan da işitmedik
Eğer böyle söylersek kimse inanmaz
Mecnundur, delidir diyelim
- Hayır! Yemin ederim ki O, bir mecnun ve deli de değildir
Biz deli ve mecnunları biliriz, delilik alametlerinden de anlarız
O'nun ne boğulması, ne çırpınıp titremesi, ne de evhamlanması vardır
Böyle söylersek bizi tekzib edip yalanlarlar
- O zaman şairdir diyelim
Velid ona da itiraz etti:
- O şair de değildir! Biz, şiirin her çeşidini çok iyi biliriz
O'nun okudukları şiire hiç benzemez
- O, sihirbazdır diyelim
- O sihirbaz da değildir
Biz, sihirbazları ve yaptıkları sihirleri gördük, onları da biliriz
O'nun sözlerinde sihirden eser yoktur
Muhammed'in kelamı bütün aleme galiptir
Bilinmeyen kimse de değildir
Halkı O'ndan ayırıp konuşmalarına mani olamayız
Sonra fesahat ve belagatta, güzel ve manalı konuşmakta akranlarından üstündür
Velhasıl O'nun hakkında her ne söylesek, halk bizim sözümüzün yalan olduğunu anlar
Kureyşliler, diyecek bir şey bulamayınca;
- İçimizde en yaşlı ve tecrübeli sensin, sen ne dersen biz ona razıyız, dediler
Bunun üzerine Velid bin Mugire bir müddet düşündükten sonra;
-Yine biz O'na sihirbaz diyelim, dedi
Kureyşliler hemen dağılıp, Mekke'de başlarına topladıkları insanlara; "Muhammed sihirbazdır!
" dediler ve halk arasına yaydılar
Fakat, müşriklerin bu hareketleri sebebiyle, silah geri tepti, İslâmiyet'i bütün Arab ülkeleri işitmiş oldu ve zihinlerde putlara karşı büyük bir soru belirdi
Allahü teâlâ, Velid bin Mugire kafirine acı azaplar tattıracağı hakkında ayet-i kerimeler indirdi
Müddessir suresinin 11
ayet-i kerimesinden itibaren mealen;
"Ey Resulüm! O şahsın işini bana havale et! Ona pek çok mal verdim
Yanına da hazır oğullar verdim
Ömrünü ve makamını yaydım
Sonra verdiğimizi daha da artırmamızı arzu ediyor
Hayır! Çünkü o, bizim ayetlerimize inat etti, inkarda bulundu
O münkiri saud
(Cehennem'de bir dağ) azabına düçar edeceğim
"
01-06-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Ilk Müslümanlar
Ben Sizin Peygamberinizim!"
Müşriklerin ileri gelenleri, çeşitli hilelerle ve zulümle insanların iman etmesine mani oluyorlar
Muhammed aleyhisselamın okuduğu ayet-i kerimeleri dinlemelerine engel çıkartıyorlar
Fakat, ne gariptir ki, kendilerine mani olamıyorlar
Kendileri, geceleri gizlice, Efendimizin bulunduğu evin yanına gelerek bir köşeye saklanıp dinliyorlar
Sabah olup ortalık aydınlanmaya başlayınca, birbirinden habersiz, gece Kur'an-ı kerimi dinlemeye geldiklerini gören müşriklerin ileri gelenleri, birbirlerini ayıplayıp; "Bir daha böyle yapmayalım" derlerdi
Ancak ertesi gece dayanamayıp yine birbirlerinden habersiz, gidip bir köşeye saklanarak tekrar dinlerlerdi
Sabah olunca da yine birbirlerini görüp şaşırırlardı
Bir daha böyle yapmamak üzere yemin ederek ayrılırlar, fakat bundan vazgeçemezlerdi
Ancak nefslerine uyup, üstünlük taslayarak, diğer müşriklerin kendilerini ayıplamalarından çekinerek ve daha birçok boş düşüncelere kapılarak iman etmediler
Başkalarına da mani oldular
Üstelik sokaklarda sözlerine kendileri de inanmadıkları halde; "Muhammed sihirbazdır" diye bağırdılar
Bir akşam üzeri müşrikler, Kabe'nin etrafında toplanıp; "Muhammed'i çağırtıp bu meseleyi görüşelim! Ta ki sonunda bizi kınamasınlar ve mazur görsünler" diyerek Resulullah efendimize haber gönderdiler
Bu davet üzerine Peygamber efendimiz Kabe'ye gelip, müşriklerin karşısına oturdu
Müşrikler şöyle bir teklifte bulundular:
- Ya Muhammed! Sana haber salmamızın sebebi, seninle anlaşmak içindir
Yemin ederiz ki, Araplardan senin gibi kavminin başını derde sokan bir kimse görülmedi! Sen dinimizi ayıpladın! Tanrılarımıza dil uzattın! Akıllılarımızı beğenmedin! Birliğimizi bölüp, bizi birbirimize düşürdün! Başımıza getirmediğin kötü iş kalmadı! Eğer sen, bu hareketlerinle ve sözlerinle zengin olmak istiyorsan, istediğinden fazla mal toplayalım
Şan ve şeref kazanmak istiyorsan, seni başımızda emir kabul edelim
Hükümdarlık istiyorsan, hükümdar olduğunu ilan edip etrafında toplanalım
Şayet tesiri altında kaldığın bir şey varsa, seni ondan kurtaralım
Cinlerden meydana gelen bir hastalık ise, bütün varlığımızı dökerek şifasını arıyalım!
Alemlerin Efendisi, onları sabırla dinledikten sonra, şu cevabı verdi:
- Ey Kureyş topluluğu! Bu söylediğiniz şeylerin hiç birisi bende yoktur
Ben size getirdiğim şeylerle, ne mallarınızı istemek, ne içinizde büyük şeref ve şan kazanmak, ne de üzerinize hükümdar olmak için gelmiş değilim
Fakat Allahü teâlâ, beni size peygamber olarak gönderdi ve bana bir de Kitap indirdi
Sizin için bir müjdeleyici ve bir korkutucu olmamı, bana emretti
Ben de, Rabbimin bu emrini size tebliğ ettim, size nasihatta bulundum
Eğer getirdiğim şeyi kabul ederseniz, O, size dünyada ve ahırette nasip ve azık olacaktır
Şayet kabul etmez de reddederseniz, Allahü teâlâ, benimle sizin aranızda hükmünü verinceye kadar, bana düşen, cenab-ı Hakk'ın emrini yerine getirmek üzere her güçlüğe göğüs gerip katlanmaktadır
Ebu Cehil, Ümeyye bin Halef ve diğer müşrikler teklifleri reddedilince işi alaya döktüler
Konuşmalar hayli uzadı
Anlaşıldı ki, küfürlerinde ısrarlıydılar
Öğrenmede samimi olmadıklarını görünce Efendimiz üzüldü
Kendisine yaklaşacakları yerde böyle büsbütün uzaklaştıklarını gören sevgili Peygamberimiz yanlarından ayrıldı
01-06-2008
#
10
Profil Bilgileri
FataL
--->: Ilk Müslümanlar
Alay edenler cezalarını buldu!
Kureyşli müşrikler, Resulullah efendimizi yolundan döndüremiyeceklerini anladılar
Bu defa taktik değiştirip iftira kampanyasına başladılar
Akıllarınca böylece Müslüman olmalarına mani olacaklardı
Efendimiz hakkında, ortaya akla hayale gelmeyecek iftiralar edip, edepsizce laflar ediyorlardı
Peygamberimiz bu muamelelerden müteessir oluyor ve teessürlerinin izi mübarek çehrelerinde görülüyordu
Üzüntüleri had safhaya çıkmıştı
Bir gün Kainatın sultanı Kabe-i muazzamayı tavaf ederken, Cebrail aleyhisselam geldi, "Ben seninle alay edenlerin hakkından gelmek üzere emir aldım" dedi
Biraz sonra Velid bin mugire önlerinden geçti
Cebrail aleyhisselam Efendimize sordu:
- Bu geçen nasıl bir kimsedir?
- O, Allahü teâlânın en kötü kullarından biridir
Cebrail aleyhisselam, Velid'in bacağına işaret etti ve; "Hakkından geldim" dedi
Biraz sonra As bin Vail geçiyordu
Onu da sorup aynı cevabı alınca, karnına işaret etti ve; "Ona da haddini bildirdim" dedi
Esved bin Muttalib geçince, gözüne; Abdiyagves'i görünce, başına işaret etti
Haris bin Kays geçerken de karnına işaret edip,
- Ya Muhammed! Allahü teâlâ bunların şerrinden seni kurtardı
Yakında bunların her biri bir belaya uğrar, dedi
Bunlardan As bin Vail'in ayağına diken battı
Ne kadar ilaç yaptılarsa da derdine çare bulamadılar
Nihayet ayağı deve boynu gibi şişip; "Muhammed'in Allahı beni öldürdü" diye feryad ederek can verdi
Esved bin Muttalib'in gözleri kör oldu
Başını ağaca çarpa çarpa helak etti kendini
Esved bin Abdiyagves, Bad-ı Semum denilen yerde iken, yüzü ve gövdesi simsiyah oldu
Evine gelince tanımadılar ve kapıdan kovdular
Kahrından başını evinin kapısına vura vura öldü
Haris bin Kays da tuzlu balık yemişti
Harareti arttıkça arttı
Ne kadar su içtiyse kanmadı
Sonunda çatladı
Velid bin Mugire'nin de baldırına demir parçası battı
Yarası iyileşmedi, çok kan kaybetti feryad ederek can verdi
Böylece her biri yaptıklarının karşılığını görmüş oldu
Sevgili Peygamberimiz, bir gün Hakem bin Ebü'l-As'a rastladı
Yanından ayrıldıktan sonra Hakem, Resulullah efendimizin arkasından alay ederek; ağzını, yüzünü ve vücudunu oynattı
Resul-i ekrem, Hakem'in yaptıklarını nübüvvet nuru ile gördü ve öyle kalması için dua buyurunca, vücudunu bir titreme aldı, ömrünün sonuna kadar öyle kaldı
Tags
:
ilk
,
muslumanlar
Ilk Müslümanlar ile ilgili Benzer Konular
202 Kez Görüntülendi
Avrupa'daki müslümanlar
Sorular ve Cevaplar
Müslümanlar ayaklandı!
Yurt Dısı Haberler
minik müslümanlar..
Dini Resimler
Muhterem Müslümanlar!
Dini Sohbet
çelişkili müslümanlar
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
22:50
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542