FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Habeşistana Hicret
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Habeşistana Hicret ile ilgili Benzer Konular
140 Kez Görüntülendi
HICRET
İslam Tarihi
Hicret - AnLamı
Tatlı Sözlük
Hicret
Siyer
Hicret ile ilgili ayetler - Hicret Ayetleri
Kuran'ı Kerim
Hicret Yolu
Dini Sohbet
Ilk Müslümanlar
|
Hüzünlü yıllar
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Habeşistana Hicret
Habeşistana Hicret başlıklı yazı Mumsema Habeşistana Hicret Forum Alev
Habeşistana hicret
Resulullah efendimizin Peygamberliğini ilan edişinin beşinci yılı
Müşriklerin işkencelerine rağmen, Müslümanların sayısı artmaya devam ediyor
Fakat müşrikler de işkencelerini günden güne artırıyor; ellerinden geleni yapıyorlar
Efendimiz, Eshabının tarihte bir benzeri az görülen dayanılmaz işkencelere uğramasına, ayaklarından iplerle develere bağlanıp, aksi istikametlere doğru çekilerek parçalatılmasına çok üzülüyordu
Bu işkencelerin, her geçen gün daha da şiddetlenmesine, merhamet dolu kalbi, tahammül edemiyordu artık
Bir gün Eshabını topladı:
- Ey Eshabım! Şimdi yeryüzüne dağılınız
Allahü teâlâ, yakında sizi yine bir araya toplar! buyurdu
Onlar da;
- Ya Resulallah! Nereye gidelim? diye sual ettiler
Mübarek eliyle işaret ederek, Habeş ülkesini gösterdi:
İşte oraya! Habeş toprağına gidiniz! Çünkü orada, yanındakilerin hiçbirine zulmedilmeyen bir hükümdar vardır
Hem orası bir doğruluk ülkesidir
Allahü teâlâ, içinde bulunduğunuz sıkıntılardan bir çıkış ve kurtuluş yolu açıncaya kadar, siz, orada bulununuz! buyurdu
Server-i alem efendimiz, böylece Eshabının işkencelerden kurtulmasına ve Mekkeli müşriklere karşı mücadelesini tek başına sürdürmeye karar vermişti
Doğduğu vakit, "Ümmetim! Ümmetim!" diyen sevgili Peygamberimiz, şimdi de, Eshabının kurtuluşu için, kendisini feda ediyordu
O'nun bu müsaadesi üzerine, Eshab-ı kiramdan bir kısmı, vatanlarından ayrılarak hicret ediyorlardı!
Fakat sevgili Peygamberimizden ayrıldıkları için, üzüntüleri de pek fazla idi
Bu ilk hicrete katılanlar arasında:
Hazret-i Osman ve hanımı hazret-i Rukayye binti Resulullah, Ebu Huzeyfe ile hanımı Sehle binti Süheyl, Zübeyr bin Avvam, Mus'ab bin Umeyr, Abdurrahman bin Avf, Ebu Seleme bin Abdülesed ile hanımı, Ümmü Seleme, Hatib bin Amr, Amir bir Rebia ve hanımı Leyla binti Ebi Hasme, Osman bin Maz'un, Ebu Sebre bin Ebi Rühm ile hanımı Ümmü Gülsüm binti Süheyl, Süheyl bin Beyda, Abdullah bin Mes'ud "radıyallahü anhüm" vardı
Peygamber efendimiz, hazret-i Osman için;
"Şüphesiz ki, Osman, Lut peygamberden sonra zevcesiyle birlikte hicret eden ilk kimsedir" buyurdu
Eshab-ı kiramın bir kısmı binekli, bir kısmı yaya olarak, gizlice Mekke'den ayrıldılar
Tüccarlara ücretini vererek, gemilerle Kızıldeniz'den Habeşistan sahiline ulaştılar
Müşrikler bunu haber alıp, peşlerine düştülerse de, gayretleri boşa gidip, perişan bir şekilde geri döndüler
Habeş hükümdarı Necaşi, Müslümanlara iyi davrandı
Ülkesine yerleştirdi
Eshab-ı kiram, Habeşistan için;
"Biz burada iyi bir komşuluk ve himaye gördük
Dinimize dokunulmadı, incitilmedik
Hoşlanmadığımız bir söz de duymadık
Huzur içinde, Allahü teâlâya ibadet ettik" dediler
Müşrikler, hicret eden Eshab-ı kiramın, Habeşistan'a sığınmalarından endişelenip, telaşa kapıldılar
Krala hediyeler gönderip sığınanları geri vermesini istediler
Fakat gayretleri boşa çıktı
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Habeşistana Hicret
Hz
Hamza'nın iman etmesi
İslâmiyetin sesi, her geçen gün kulaktan kulağa yayılıyor
Ötelere daha ötelere ulaşıyor
Bu hal, Kureyşli müşrikleri çıldırtıyor
Bütün gayretlerine rağmen, İslâmiyet'in yayılmasına mani olamıyorlardı
Bir gün, Peygamber efendimiz, Safa Tepesi'nde müşrikleri imana davet etti
Kafir olan bir cinni putun içine girdi ve sevgili Peygamberimiz için uygun olmayan sözler sarfetti
Fahr-i alem efendimiz üzüldü
Başka bir gün, kendisi görünmeyen bir şahıs, Peygamber efendimize selam vererek;
"Ya Resulallah! Kafir olan bir cinni sizin için münasib olmayan şeyler söylemiş
Ben, onu bulup öldürdüm
Arzu buyurup, yarın Safa Tepesi'ne teşrif eder misiniz? Siz yine onları İslâmiyete davet edersiniz
Ben de o putun içine girip, sizi medhedici sözler söylerim" dedi
Sevgili Peygamberimiz, ertesi günü oraya gidip, müşrikleri tekrar imana davet ettiler
Ebu Cehil de orada idi
Müslüman cinni, müşriklerin elindeki putun içine girip, Sevgili Peygamberimizi ve İslâmiyeti anlatan güzel sözler ve şiirler söyledi
Müşrikler, bu sözleri duyunca ellerindeki putu parçaladılar ve Resulullaha saldırdılar
Mübarek saçları darmadağın oldu
Mübarek yüzü kana boyandı
Onların bu eza ve cefalarına tahammül gösterip;
"Ey Kureyşliler! Bana vuruyorsunuz; ama ben sizin peygamberinizim" buyuruyordu
Bir hizmetçi kız, bu hadiseyi başından sonuna kadar görmüştü
Bu sırada hazret-i Hamza, dağda avlanıyordu
Bir ceylana ok atmak üzereyken, ceylan dile gelerek;
"Ya Hamza! Bana ok atacağına, kardeşinin oğlunu öldürmek isteyenlere ok atsan daha hayırlı olur" dedi
Hazret-i Hamza bu sözlere hayret ederek, süratle evine hareket etti
Adeti üzere, avdan dönünce, tavaf için Harem-i şerife uğrar, evine sonra giderdi
O gün tavaf yaparken, hizmetçi kız, yanına geldi
Ebu Cehil'in, Efendimize yaptıklarını haber verdi
Hazret-i Hamza, Peygamber efendimize hakaret edildiğini işitince, akrabalık damarları kabardı
Silahlarını alarak müşriklerin bulunduğu yere geldi:
- Kardeşimin oğluna kötü söz söyleyen, kalbini inciten sen misin? İşte benim dinim de O'nun dinidir
Gücün yetiyorsa o yaptıklarını bana da yap bakayım, diyerek, elindeki yay ile Ebu Cehil'in başını yardı
Oradaki kafirler hazret-i Hamza'ya saldırmak istediler
Fakat Ebu Cehil,
- Dokunmayınız, Hamza haklıdır
Yeğenine kötü sözler söyledim, dedi
Hamza , oradan yarıldıktan sonra, Ebu Cehil etrafındakilere;
- Aman, ona ilişmeyiniz! Bize kızar da Müslüman olur
Bununla Muhammed kuvvetlenir, dedi
Hazret-i Hamza'nın Müslüman olmaması için, kafasının yarılmasına da razı olmuştu
Hazret-i Hamza'nın hatırının sayıldığını, kuvvet ve kıymetini bilirdi
Hamza, Peygamber efendimizin yanına gelip;
- Ya Muhammed! Ebu Cehil'den intikamını aldım
Onu, kana boyadım
Üzülme, sevin! dedi
Sevgili Peygamberimiz cevap verdi:
- Ben, böyle şeylere sevinmem!
- Seni sevindirmek, üzüntüden kurtarmak için, ne istersen yapayım!
- Ey amcam! Ben ancak senin iman etmen ve kıymetli bedenini Cehennem ateşinden kurtarman ile sevinirim!
Bu sözler kalbini eritti Hamza'nın, hemen oracıkta Müslümanlığı kabul etti ve hazret-i Hamza oldu
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Habeşistana Hicret
Dengeler değişmeğe başladı
Hazret-i Hamza, Müslüman olunca, hakkında ayet-i kerime geldi
En'am suresinin 122
ayeti
Bu ayette; diriltildiği ve nura kavuşturulduğu anlatılan zat, hazret-i Hamza ve aynı ayet-i kerimede; karanlıklarda bocaladığı bahsedilen de, Ebu Cehil'dir
Hazret-i Hamza, müşriklerin yanına vararak, Müslüman olduğunu ve Allahü teâlânın Habibi Muhammed aleyhisselamı canı pahasına da olsa koruyacağını bildirirdi
Sonra bir kaside okudu
Okuduğu kaside şu manadaydı:
"Kalbimi, İslâmiyet'e, hakka meylettirmiş olduğu için, Allahü teâlâya hamdolsun
Bu din, kullarının her yaptığını bilen, herkese lütfu ile muamele eden, kudreti her şeye galip gelen, alemlerin Rabbi olan Allahü teâlâ tarafından gönderilmiştir
Kur'an-ı kerim okunduğu zaman, kalb ve akıl sahiplerinin gözlerinden yaşlar akar
Kur'an-ı kerim, fasih bir lisan ile açıklanmış ayetler halinde Muhammed aleyhisselama nazil olmuştur
Muhammed Mustafa, içimizde sözü dinlenir, kendisine boyun eğilir, mübarek bir kimsedir
Ey müşrikler! Aklınız başınızdan gidip, gözünüz kararıp da, O'nun hakkında sert, ağır ve kaba sözler söylemeyin
Eğer böyle bir düşünceye kapılırsanız, biz Müslümanların cesedine basıp geçmeden, hiç kimse O'na dokunamaz"
Hazret-i Hamza'nın Müslüman olmasına, sevgili Peygamberimiz çok sevindi
Müslümanlar, onun da aralarına katılmasıyla çok kuvvetlendiler
Hazret-i Hamza'nın Müslüman olmasıyla, vaziyet değişti
Çünkü, Mekkeliler onun; cengaver, cesur, mert, pehlivan ve büyük bir kahraman olduğunu biliyorlardı
Bunun için, Kureyş müşrikleri artık Müslümanlara, hiç bir sebep yokken, fena muamele yapamadılar
Bilhassa hazret-i Hamza'nın kılıcının şiddetinden çekindiler
İslâm dini gün geçtikçe yayılıyor, Kur'an-ı kerimin nuru, ruhları aydınlatıyordu
Karanlıktaki insanlar, Allahü teâlânın ihsanı olarak iman ediyor, hidayete kavuşuyorlardı
Eshab-ı kiramdan olmakla şereflenen bu mübarek zevat el ele, gönül gönüle veriyor, Resulullah efendimizin etrafında pervane gibi dönüyorlardı
O'nun küçücük bir arzu ve işaretini büyük bir emir biliyor, yerine getirmek için yarışıyor, hatta bu uğurda canlarını bile feda etmekten çekinmiyorlardı
Müşriklerin telaş ve endişeleri ise, had safhaya varmıştı
Çünkü parmakla gösterilen kahramanlardan hazret-i Hamza da Müslüman olmuş, Resulullah'ın saflarında yer almıştı
Bu beklenmedik hadise, müşrikleri, büsbütün çileden çıkardı
Bu sebeple Hattab oğlu Ömer, (henüz Müslüman olmamıştı) bir gün, Resulullah efendimizi, gördüğü yerde öldürmek niyetiyle evinden çıktı
Sevgili Peygamberimizi Mescid-i Haram'da namaz kılarken buldu ve namazın bitmesini isteyerek, dinlemeye başladı
Efendimiz, El-Hakka sure-i şerifini okuyordu
Mealen;
"O meydana geleceği hak olan kıyamet!
Nedir o hak olan kıyamet? O geleceği hak olan kıyameti, sana hangi şey bildirdi? Semud ve Ad kavimleri, dehşetinden kalblerin titreyeceği kıyameti tekzib ettiler, yalanladılar
Semud kavmi, azgınlıkları sebebiyle helak edildiler
Hazret-i Ömer, Peygamber efendimizin okuduklarını hayranlıkla dinliyordu
Ömründe böyle güzel sözler duymamıştı
Dinlediği bu sözlerin belagatına, düzgünlüğüne, derli topluluğuna hayran olmuştu
Resulullah, surenin tamamını okuduktan sonra, Hazret-i Ömer'in kalbinde İslâm'a karşı bir meyl hasıl oldu
İslâmdan bir kıvılcım geçmişti kalbine artık
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Habeşistana Hicret
Sıra hazreti Ömer'de
Hazret-i Hamza'nın Müslüman olmasından sonra müşriklerde huzur kalmamıştı artık
Ne yapacaklarını bilemez haldeydiler
Üç gün sonra, ancak kendilerine gelebildiler
Ebu Cehil, müşrikleri toplayıp seslendi:
-Ey Kureyşliler! Muhammed, putlarımıza dil uzattı
Bizden önce gelen atalarımızın Cehennem'de azab gördüklerini, bizim de oraya gideceğimizi söyledi!
O'nu öldürmekten başka çare yoktur!
O'nu öldürecek kimseye yüz kızıl deve ve sayısız altın vereceğim!
Hattaboğlu Ömer yerinden fırladı;
- Bu işi Hattaboğlu'ndan başka yapacak yoktur, diyerek kılıcını kuşanıp yola düştü
Giderken rastladığı Nu'aym bin Abdullah sordu:
- Bu şiddet ve hiddetle nereye ya Ömer?
- Milletin arasına ikilik sokan, kardeşi kardeşe düşman eden Muhammed'i öldürmeye gidiyorum
- Ya Ömer! Bu zor bir iş
Eshabı, çevresinde pervane kesilmiş
O'na bir şey olmasın diye titriyorlar
Yanlarına yaklaşmak çok zordur
O'nu öldürsen bile Abdülmuttalib oğullarının elinden yakanı kurtaramazsın!
- Yoksa, sen de mi onlardansın? Önce senin işini bitireyim!
- Ya Ömer! Beni bırak! Kardeşin Fatıma ile kocası Sa'id bin Zeyd'e git! Onlar da Müslüman oldu
Eğer inanmazsan, git sor! Anlarsın
Hazret-i Ömer bunu duyunca, hemen kız kardeşinin evine gitti
O sıralarda Taha suresi yeni gelmiş, Sa'id ile Fatıma bunu yazdırıp, hazret-i Habbab bin Eret adındaki sahabiyi evlerine getirmiş, okuyorlardı
Hazret-i Ömer bunların sesini duydu
Kapıyı çok sert çaldı
O'nu, kılıcı belinde kızgın görünce, yazıyı saklayıp, hazret-i Habbab'ı gizlediler
Sonra kapıyı açtılar
İçeri girince;
-İşittiğim doğru imiş, siz de O'nun sihrine aldanmışsınız, diye çıkıştı
Hazret-i Sa'id'i yakasından tutup, yere attı
Kardeşi, efendisini kurtarayım derken, onun yüzüne de öfkeli bir tokat indirdi
Yüzünden kan akmaya başladığını görünce, kardeşine acıdı
Fatıma'nın canı yanmış, kana boyanmış idi
Fakat iman kuvveti, kendisini harekete geçirip, Allahü teâlâya sığınırak;
- Ya Ömer! Niçin Allahtan utanmaz, ayetler ve mucizeler ile gönderdiği Peygamberine inanmazsın? İşte ben ve zevcim, Müslüman olmakla şereflendik
Başımızı kessen, bundan dönmeyiz, diye bağırdı ve Kelime-i şehadeti söyledi
Hazret-i Ömer, kız kardeşinin bu imanı karşısında birden yumuşadı ve yere oturdu
Yumuşak sesle,"Hele şu okuduğunuz şeyleri çıkarın" dedi
Hazret-i Ömer güzel okurdu
Taha suresini okumaya başladı
Kur'an-ı kerimin fesahatı, belagatı, manaları ve üstünlükleri kalbini git gide yumuşattı
"Göklerde ve yeryüzünde ve bunların arasında ve (yedi kat) toprağın altındaki şeyler hep O'nundur" (Taha suresi: 6) mealindeki ayet-i kerimeyi okuyunca, derin derin düşünceye daldı
- Ya Fatıma! Bu bitmez tükenmez varlıklar, hep sizin inandığınız Allah'ın mıdır?diye sordu
- Evet, öyle ya! Şüphe mi var? diye cevap verdi
-Ya Fatıma! Bizim bin beş yüz kadar altından, gümüşten, tunçtan, taştan oymalı, süslü heykellerimiz var
Hiç birinin, yeryüzünde bir şeyi yok
diyerek şaşkınlığı arttı
Biraz daha okudu:"Allahü telâlâdan başka ibadet edilecek,tapılacak hak bir ilâh yoktur
En güzel isimler O'nundur
" (Tâhâ suresi:8) mealindeki ayet-i kerimeyi düşündü
"Hakikaten ne kadar doğru" dedi
Habbab bu sözü işitince, gizlendiği yerden fırladı ve;
-Müjde ya Ömer! Resulullah, Allahü teâlâya, "Ya Rabbi! Bu dini, Ebu Cehil ile yahut Hattab oğlu Ömer ile kuvvetlendir" dua etmişti
İşte bu devlet, bu saadet sana nasib oldu, dedi
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Habeşistana Hicret
"Yol verin, içeri gelsin!"
Hazret-i Ömer, kız kardeşinin evinde merak edip gelen ayetleri okumaya başladı
"Allahü teâlâdan başka ibadet edilecek hak bir ilah, bir mabud yoktur
En güzel isimler O'nundur" (Taha:8) mealindeki ayet-i kerimeyi okuyunca kızgınlığı geçti, kalbindeki düşmanlık silindi
İlk sözü:
- Resulullah şimdi nerede? oldu
Kalbi, Resulullah'a tutulmuştu
O gün, Efendimiz, hazret-i Erkam'ın evinde, Eshabına nasihat ediyordu
Eshab-ı kiram toplanmış, O'nun nurlu cemalini görmekle, tatlı, te'sirli sözlerini işitmekle kalblerini cilalıyor; sonsuz lezzet, zevk ve neş'e içinde halden hale dönerek ruhlarını ferahlatıyorlardı
Hazret-i Ömer'in geldiği, Erkam'ın evinden görüldü
Kılıcı da yanında idi
Heybetli, kuvvetli olduğundan, Eshab-ı kiram, Resulullah'ın etrafını sardı
Hazret-i Hamza,"Ömer'den çekinecek ne var, iyilik ile geldi ise, hoş geldi
Yoksa o kılıcını çekmeden başını uçururum" dedi
Resulullah efendimiz sakindi; "Yol verin, içeri gelsin!" buyurdu
Cebrail aleyhisselam, daha önce, hazret-i Ömer'in iman etmek için geldiğini ve yolda olduğunu haber vermişti
Resulullah hazret-i Ömer'i tebessüm buyurarak karşıladı,"Bırakınız, yanından ayrılınız!" buyurdu
Hz
Ömer, Resulullah'ın önünde diz çöktü
Resulullah, hazret-i Ömer'i kolundan tutup; "İmana gel, ya Ömer!" buyurdu
O da temiz kalb ile Kelime-i şehadeti söyledi
Eshab-ı kiram, sevinçlerinden tekbir seslerini göklere yükselttiler
Hazret-i Ömer, Müslüman olduktan sonraki halini şöyle anlatır:
"Müslüman olduğum zaman, Eshab-ı kiram, müşriklerden gizlenir ve ibadetlerini gizli yaparlardı
Bu duruma çok üzüldüm ve;
-Ya Resulallah! Biz hak üzereyiz? Artık açığa çıkalım
Kavmimiz bize karşı insaflı davranırsa ne ala, yok taşkınlık etmek isterlerse, kendileriyle çarpışırız, dedim
Kabul buyurulunca, iki saf halinde dışarı çıkıp, Harem-i şerife doğru yürüdük
Safların birinin başında Hamza, diğerinin başında da ben vardım
Sert adımlarla, toprağı un edercesine, tozuta tozuta Mescid-i Haram'a girdik
Kureyşli müşrikler, bir bana, bir Hamza'ya bakıyorlardı
Öyle bir hüzün ve kedere uğradılar ki, belki hayatlarında böyle bir yeise hiç düşmemişlerdi
Hazret-i Ömer'in bu gelişi üzerine, Ebu Cehil ileri çıkıp;
- Ya Ömer! Bu ne haldir? deyince, hazret-i Ömer hiç aldırış etmeden;
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh" dedi
Ebu Cehil ne diyeceğini şaşırdı
Dona kaldı
Hazret-i Ömer bu müşrik güruhuna dönerek;
- Ey Kureyş!
Beni bilen bilir! Bilmeyen bilsin ki, ben Hattaboğlu Ömer'im
Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen yerinden kıpırdasın! Kımıldayanı, kılıcımla doğrayıp yere sererim!
deyince, Kureyşli müşrikler bir anda dağılıp, oradan uzaklaştılar
Resulullah ve yüce Eshabı, saf tutup, yüksek sesle tekbir getirdiler
Mekke semaları, Eshab-ı kiramın; "Allahü ekber!
Allahü ekber!
" nidaları ile çınladı
İlk defa Harem-i şerifte açıktan namaz kılındı
Hazret-i Ömer Müslüman olunca, Enfal suresinin 64
ayet-i kerimesi indi
Mealen;
"Ey Peygamberim! Sana yardımcı olarak, Allahü teâlâ ve mü'minlerden senin izinde gidenler yetişir" buyuruldu
Artık Müslümanların sayısı gün geçtikçe çığ gibi büyümeye başlamıştı
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Habeşistana Hicret
Habeşistan'a ikinci hicret
Habeşistan'daki Müslümanlara, "Müslümanlar müşriklerle anlaşma yapmışlar!" diye yanlış bir haber geldi
Bu sebeple muhacirler, Habeş hükümdarından izin alarak Mekke'ye geri döndüler
Peygamber efendimizin huzuruna gelip, Habeşistan'da çok rahat ettiklerini uzun uzun anlatıp, hükümdardan memnuniyetlerini bildirdiler
Fakat Mekke'ye gelince, müşrikler yine eza ve cefaya başladılar
Zulümleri gittikçe arttı
Her türlü işkenceyi hiç çekinmeden yapıyorlardı
Bir gün hazret-i Osman, Resulullaha gelip tekrar Habeşistan'a gitmeleri için izin istedi
Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki:
-Tekrar Habeşistan'a dönün ki, Allahü teâlânın ismiyle mahfuz olasınız!
- Ya Resulallah! Eğer siz, orayı teşrif etseniz, onlar belki Müslüman olurlar
Ehl-i kitap olduklarından, çabuk İslâm'a gelirler ve yardımlarını esirgemezler
- Ben, huzur ve rahata memur olmadım
Hicret hususunda Allahü teâlânın emr-i şerifini bekliyorum
Nasıl emrolunur ise öyle amel ederim!
Yüzbir kişilik bir kafile ikinci defa Habeşistan'a doğru yola çıktı
Bu kafilenin başına, Ca'fer bin Ebi Talib hazretleri tayin edilmişti
Sağ salim Necaşi'nin ülkesine vardılar
Mekkeli müşrikler bu durumdan haberdar olunca, Habeşistan hükümdarına iki elçi göndermeye karar verdiler
Necaşi'ye son derece kıymetli hediyeler hazırlardılar
Necaşi'nin çok sevdiği çokça Mekke meşini (deri) hazırlandı
Necaşi'nin din adamlarına, devlet erkanına hediyeler ayrıldı
Bu işe, Abdullah bin Ebi Rebia ile Amr bin As vazifelendirildi
Bu iki elçiye, Necaşi'nin huzurunda neler söyleyecekleri öğretildi
Onlara;
"Hükümdar ile konuşmadan evvel, onun patriklerine ve kumandanlarının her birine hediyelerini veriniz
Sonra Necaşi'ninkini takdim ediniz
Bu işi yaptıktan sonra, oradaki Müslümanların size teslimini isteyiniz
Necaşi'nin Müslümanlar ile görüşüp konuşmasına meydan vermeyiniz" denildi
Elçiler, Habeşistan'a geldiler
Devlet erkanını görüp hediyelerini verdikten sonra, her birine;
"İçimizde bir takım insanlar türedi
Bunlar, bizim ve sizin bilmediğimiz yeni bir din uydurdular
Bu gelenleri, kendi yurtlarına geri götürmek istiyoruz
Hükümdarınızla, onlar hakkında görüştüğünüz zaman, gelenlerle görüşülmeden bize teslim edilmelerini temin için çalışınız
Bu kimselerle en çok meşgul olabilecek olanlar, onların, öz ana-babaları ve komşularıdır
Onlar, bunları gayet iyi bilirler" dediler
Patrikler, bu teklifi kabul ettiler
Sonra da Necaşi hediyeleri kabul edip, onları davet ederek bir müddet görüştü
Elçiler, Necaşi'ye maksatlarını sinsice anlattılar:
"Ey Melik! İçimizden bir takım kimseler sizin memleketinize iltica etmişlerdir
Bu gelenler, kendi milletlerinin dinini terkettikleri gibi, sizin dininize de girmemişlerdir
Kendi kafalarına uygun, uydurma bir dinleri vardır
Ne biz, ne de siz, bu dini bilmiyoruz
Bizi size, bunların mensup oldukları milletin eşrafı gönderdi
Bu eşraf, sizin memleketinize iltica eden adamların babaları ve kendi öz akrabalarıdır
İstekleri, gelenlerin iade edilmesidir
Çünkü onlar, bunların hallerini daha yakından bilir
"
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Habeşistana Hicret
"Onları size teslim etmem!"
Mekkeli müşriklerin elçileri olan gerek Amr bin As, gerekse Abdullah bin Ebi Rebia'nın en çok arzu ettikleri şey, Hükümdar Necaşi'nin arzularına uygun hareket etmesiydi
Bu arada elçilerin rüşvet verdikleri patrikleri söz alıp, müşriklere destek verdiler:
- Elçiler çok doğru söylediler
Bunların milletleri, onlarla daha iyi meşgul olabilir, onların neyi beğenip beğenmediklerini daha iyi takdir ederler
Onun için siz bu adamları teslim ediniz de, bunlar onları memleketlerine ve milletlerine götürsünler
Melik Necaşi bu sözlere çok kızdı:
- Hayır! Ben bu adamları dinlemeden teslim etmem
Bana iltica eden, memleketime gelen adamlara hıyanet edemem
Bunlar, beni başkasına tercih etmiş ve benim ülkeme gelmişlerdir
Onun için, gelen muhacirleri sarayıma davet eder, onlara bu adamların söyledikleri sözlere karşı ne diyeceklerini sorar, cevaplarını dinlerim
Eğer muhacirler, bunların dedikleri gibi iseler, onları gelenlere verip, kendi milletlerine iade ederim
Öyle değilse onları korur, üklemde kaldıkça iyilik ederim
Olayın seyri böylece Müslümanların tarafına dönmüş oldu
Hükümdar Necaşi, boş insan değildi
Daha önceleri semavi kitapları incelemişti
Muhammed aleyhisselamın gelme zamanının yakın olduğunu, kavminin O'na yalancı deyip inanmayacaklarını ve Mekke'den çıkaracaklarını biliyordu
Necaşi, Mekkeli elçilere sordu:
- İnandıkları kimdir?
-Muhammed'dir
- O'nun dini ve mezhebi nedir ve neye davet eder?
- O'nun mezhebi yoktur
- Mezhebini ve dinini bilmediğim, bana sığınan bir topluluğu nasıl teslim ederim? Meclis kuralım
Onları da getirelim
Sizlerle yüzleştirelim
Hepinizin durumu belli olsun
Onların da dinini bileyim
Necaşi, Müslümanları saraya davet etti
Huzura girerken selam verdiler secde de etmediler
Necaşi onlara sordu:
- Neden secde etmediniz?
- Biz, Allahü teâlâdan başkasına secde etmeyiz
Peygamber efendimiz bizi, Allahü teâlâdan başkasına secde etmekten men edip; "Secde, yalnız Allahü teâlâya mahsustur" buyurdu
- Ey huzuruma getirilmiş olan topluluk! Bana söyleyiniz
Ülkeme ne için geldiniz? Haliniz nedir?
Hz
Ca'fer cevap verdi:
- Ey Hükümdar! Ben önce üç soru soracağım
Sorularıma doğru cevap versinler
Biz, yakalanıp efendilerimize iade edilecek köleler miyiz?
- Hayır! Sizler köle değil, hürsünüz
- Acaba biz haksız yere bir kimsenin kanını mı döktük de, kanı dükülenlere iade edileceğiz
- Hayır, bir damla bile kan dökmediniz
- Başkasının mallarından haksız yere aldığımız, üzerimizde ödemekle mükellef olduğumuz mallar mı vardı?
- Hayır
Bu sözler üzerine Necaşi dayanamayıp elçilere sordu:
- O halde siz bunlardan ne istiyorsunuz?
- Onlar ile biz, bir dinde ve bir yolda idik
Onlar, bunları bıraktılar
Muhammed'e ve dinine uydular
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Habeşistana Hicret
O Allahın Resulüdür!"
Hükümdar Necaşi, İslâmiyet hakkında bilgi sahibi olmak istiyordu
Hz
Ca'fer'e sordu:
- Siz, bulunduğunuz dini bırakıp, ne diye başkasına uydunuz? Kavminizin dininden ayrıldığınıza; benim dinimde de olmadığınıza göre, sizin inandığınız bu din nasıldır? Hakkında bilgi veriniz?
- Ey Hükümdar! Biz cahil bir millet idik
Putlara tapardık
Leş yer, her türlü kötülüğü işlerdik
Akrabalarımızla münasebetlerimizi keser, komşularımıza iyi davranmazdık
Kuvvetlilerimiz, zayıflara zulmeder ve merhamet nedir bilmezlerdi
Allahü teâlâ bize, kendimizden; doğruluğunu, eminliğini, iffet ve temizliğini, soyunun düzgünlüğünü bildiğimiz bir peygamber gönderinceye kadar bu vaziyette kaldık
O peygamber bizi; Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inanmaya, O'na ibadete, bizim ve atalarımızın tapındığı taşları ve putları bırakmaya davet etti
Doğru sözlü olmayı, emanete hıyanet etmemeyi, akrabalık haklarını gözetmeyi, komşularla güzel geçinmeyi, günahlardan ve kan dökmekten sakınmayı emretti
Her türlü ahlaksızlıklardan, yalan söylemekten, yetimlerin malına el uzatmaktan, namuslu kadınlara iftira etmekten bizi sakındırdı
Bize, Allahü teâlâya eş, ortak koşmaksızın ibadet etmeyi emretti
Biz de kabul ettik ve Allahü teâlâdan ne getirmişse hepsine inandık ve söylediklerini yerine getirdik
Allahü teâlâya ibadet ettik
O'nun bize haram kıldığını haram, helal kıldığını helal bildik ve öyle amel ettik
Bu yüzden kavmimiz, bize düşman olup, zulmetti
Bizi dinimizden döndürüp, Allahü teâlâya ibadetten vazgeçirip, tekrar putlara tapmak için türlü işkencelere ve mihnetlere uğrattılar
Bize zulmettiler
Bizi sıkıştırdıkça sıkıştırdılar
Bizimle dinimizin arasına girdiler ve dinimizden ayırmak istediler
Biz de yurdumuzu, yuvamızı bırakarak senin ülkene sığındık
Seni, başkalarına tercih ettik
Senin himayene, komşuluğuna can attık
Senin yanında zulme, haksızlığa uğramayacağımızı ummaktayız
Bütün bu söylenenleri dikkatle dinleyen Necaşi sordu:
- Sen, Allah'ın bildirdiklerinden biraz biliyor musun?
- Evet, biliyorum
Hazret-i Ca'fer de Meryem suresinin ilk ayetlerini okudu
Necaşi kendisini tutamayarak;
-Vallahi, bu aynı kandilden fışkıran bir nurdur, dedi
Kureyş elçilerine dönerek;
- Gidiniz, vallahi, ben ne onları size teslim eder, ne de bunlar hakkında bir kötülük düşünürüm, dedi
Sonra Müslümanlardan Resulullah ve dini hakkında bilgi aldı
Anlatılanları büyük bir sükunet içinde dinleyen Necaşi muhacirlere dönerek dedi ki:
- Sizi ve yanından geldiğiniz zatı tebrik ederim! Ben şuna inandım ki, O, Allah'ın resulüdür
Zaten biz, O'nu İncil'de görmüştük
O Resulü, Meryem oğlu İsa da haber verdi
Vallahi eğer O, buralarda olsaydı, gidip onun eşyalarını taşır, ayaklarını yıkardım! Gidiniz! Ülkemin el değmemiş kısmında, her türlü tecavüzden uzak, emniyet ve huzur içinde yaşayınız
Size kötülük edeni helak ederim
Bana dağ kadar altın verseler sizlerden birini üzüntüye sokmam,dedi
Hükümdar Necaşi, bundan sonra, Kureyş elçilerinin hediye kılıfında getirdikleri rüşvet için;
-Benim bunlara ihtiyacım yoktur, diyerek hediyelerini iade etti
Kureyş elçileri, Necaşi'nin huzurundan elleri boş ve perişan halde döndüler
Bahtiyar Necaşi de İslâmiyeti seçmiş, Eshab-ı kiramı da ziyadesiyle sevindirmişti
Tags
:
habesistana
,
hicret
Habeşistana Hicret ile ilgili Benzer Konular
140 Kez Görüntülendi
HICRET
İslam Tarihi
Hicret - AnLamı
Tatlı Sözlük
Hicret
Siyer
Hicret ile ilgili ayetler - Hicret Ayetleri
Kuran'ı Kerim
Hicret Yolu
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
17:46
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542