FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Mirac
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Mirac ile ilgili Benzer Konular
161 Kez Görüntülendi
Bu gün miraç...
Özel Gün ve Geceler
MIRAC
İslam Tarihi
Neden Miraç
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Miraç ve Cuma
Sorular ve Cevaplar
Yarın Miraç Kandili
Dini Sohbet
"Hak gelince batıl gider"
|
Allah'ın isimleri ve anlamları
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Mirac
Mirac başlıklı yazı Mumsema Mirac Forum Alev
Mirac'a ilk adım
Sevgili Peygamberimiz, bütün engellemelere rağmen, gördüğü her kabileye, İslâmiyeti anlatıyor
Kendisini himaye edip, insanlara Allahü teâlânın emirlerini tebliğ etmesinde yardımcı olmalarını istiyor
Böylece herkesin dünya ve ahıret huzuruna kavuşmalarını arzu ediyor
Fakat insanlar, ne Müslüman oluyorlar, ne de himaye etmeye yanaşıyorlardı
Ayrıca hakaret, zulüm, işkence ve alay edip, yalanlıyorlardı
Alemlerin efendisinin günleri, çok yorgun, aç, susuz, üzüntülü ve pek hüzünlü geçiyordu
Gündüzleri böyle geçiyor, gece geç vakitlere kadar bu hal devam ediyordu
Mekkeli müşrikler, gelen insanların Müslüman olmasını engelledikleri gibi, Habib-i Ekrem efendimize zulüm etmekten geri durmuyorlardı
Artık Resulullah efendimiz için gidilecek bir yer yoktu
Her taraf düşman idi
O gece doğruca amcası Ebu Talib'in kızı Ümm-i Hani'nin, Ebu Talib Mahallesi'nde bulunan evine geldi
Ümm-i Hani, o zaman henüz iman etmemişti
"Kimdir o" deyince, Resulullah efendimiz; "Amcan oğlu Muhammed'im
Kabul edersen, misafir geldim" buyurdu
Ümm-i Hani; "Senin gibi doğru sözlü, emin, asil, şerefli misafire can feda olsun
Yalnız, teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz, bir şeyler hazırlardım
Şimdi yedirecek bir şeyim yok" dedi
Resulullah efendimiz, "Yiyecek, içecek istemem
Hiç biri gözümde yok
Rabbime ibadet etmek, yalvarmak için bir yer bana yetişir" buyurdu
Ümm-i Hani, sevgili Peygamberimizi içeri alıp; bir hasır, leğen ve ibrek verdi
Gelen misafire ikram etmek, onu düşmandan korumak, Araplar için en şerefli vazife sayılırdı
Bir evdeki misafire zarar gelmesi, ev sahibi için büyük yüz karası olurdu
Ümm-i Hani; "Bunun Mekke'de düşmanları çok
Hatta öldürmek isteyenler var
Şerefimi korumak için, sabaha kadar O'nu gözeteyim" diye düşündü
Babasının kılıcını alıp, evin etrafında dolaşmaya başladı
Resulullah, o gün çok incinmişti
Abdest alıp, Rabbine yalvarmaya, af dilemeye, kulların imana gelip, saadete kavuşmaları için duaya başladı
Çok yorgun, aç ve üzüntülü idi
Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi
O anda Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama; "Sevgili Peygamberimi çok üzdüm
Mübarek bedenini, nazik kalbini çok incittim
Bu halde, yine bana yalvarıyor
Benden başka hiç bir şey düşünmüyor
Git, Habibimi getir! Cennetimi, Cehennemimi göster
O'na ve O'nu sevenlere hazırladığım nimetleri görsün
O'na inanmıyanlara, sözleri, yazıları ve hareketleri ile O'nu incitenlere hazırladığım azabları görsün
O'nu ben teselli edeceğim
O'nun nazik kalbinin yaralarını ben saracağım" buyurdu
Cebrail aleyhisselam, Resulullahın yanına gelince, O'nu mışıl mışıl uyur buldu
Uyandırmağa kıyamadı
İnsan şeklinde idi
Mübarek ayağının altını öptü
Kalbi, kanı olmadığı için, soğuk dudakları Resulullahı uyandırdı
Cebrail aleyhisselamı hemen tanıdı ve; "Ey Cebrail kardeşim! Böyle vakitsiz niçin geldin
Yoksa bir hata mı ettim
Rabbimi gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin?" buyurdu ve Rabbinin darılacağından çok korktu
Cebrail aleyhisselam; "Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın habibi, ey peygamberlerin efendisi, iyilikler menbaı, üstünlükler kaynağı olan şerefli ve büyük Peygamber! Rabbin sana selam ediyor ve seni kendisine çağırıyor
Lütfen kalk gidelim" dedi
Mirac yolculuğu böylece başlamış oldu
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mirac
"Ey Habibim! Sen üzülme!"
Mirac, Efendimizin yükseklikler alemine uruc etmesi
Derece derece ötelerin sırlarına ermesi
Bu emirle gelen, Cebrail aleyhisselam, Sevgili Peygamberimizi Miraca hazırlamaya başladı
Önce, abdest aldırdı
Mübarek başına nurdan bir imame koydu
Üzerine nurdan bir elbise giydirdi
Mübarek beline yakuttan bir kemer taktı
Mübarek eline dört yüz inci ile süslü zümrütten bir asa verdi
Her inci, Zühre yıldızı gibi parlardı
Mübarek ayağına yeşil zümrütten nalin giydirdi
Sonra el ele tutuşup Kabe'ye geldiler
Burada Cebrail aleyhisselam, sevgili Peygamberimizin mübarek göğsünü yardı
Kalbini çıkardı
Zemzem suyu ile yıkadı
Sonra hikmet ve iman dolu bir tas getirip içine boşalttı ve göğsünü kapattı
Sonra Cebrail aleyhisselam, Cennet'ten getirdiği Burak adındaki beyaz hayvanı işaret ederek;
- Ya Resulallah! Buna bin! Bütün melekler yolunu bekliyorlar, dedi
Bu sırada Peygamber efendimize bir hüzün çöktü ve tefekküre daldı
O anda Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama;
- Ey Cebrail! Sual eyle! Habibim niçin mahzun duruyor? diye sual edince, Efendimiz cevap verdi:
- Ben bu kadar izzet ve ikram gördüm
Hatırıma geldi ki, kıyamet günü zayıf olan ümmetimin hali nasıl olur? Elli bin yıl, Arasat meydanında yaya olarak bunca günahlarını nasıl çekerler ve otuz bin yıllık yol olan Sıratı nasıl geçerler?
Ferman-ı ilahi geldi ki;
- Ey Habibim! Hatırını hoş tut
Senin ümmetine elli bin yıllık vakti bir an gibi ederim
Üzülme! buyurdu
Peygamber efendimiz, Burak'a bindi
Burak çok hızlı gidiyor, bir adımda gözün gördüğü yerin ötesine ulaşıyordu
Yolculuk esnasında Cebrail aleyhisselam sevgili Peygamberimize bazı konak yerlerinde inip namaz kılmasını söyledi
Alemlerin efendisi bunun üzerine tam üç defa inerek namaz kıldı
Cebrail aleyhisselam da namaz kıldığı yerleri bilip bilmediğini sordu
Cevabını kendisi vererek; ilk indiği yerin Medine olduğunu ve bu şehre hicret edeceğini haber verdi
Öteki yerlerin de sıra ile hazret-i Musa'nın Allahü teâlâ ile cihetsiz ve bilinmeyen bir şekilde konuştuğu Tur-i Sina olduğunu, son olarak da İsa aleyhisselamın doğduğu Beyt-i Lahm'da namaz kıldığını haber verdi
Sonra Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya geldiler
Mescid-i Aksa'da, Cebrail aleyhisselam bir kayayı parmağı ile delerek Burak'ı bağladı
Geçmiş peygamberlerden bazısının ruhları insan şeklinde toplanmışlardı
Cemaatle namaz için; Âdem, Nuh ve İbrahim peygamberlere "aleyhimüsselam" imam olmaları sıra ile söylendi
Özür dileyerek kabul etmediler
Hazret-i Cebrail;"Sen varken başkası imam olamaz" diyerek Habibullah'ı ileri sürdü
Peygamber efendimiz, peygamberlere imam olup, iki rek'at namaz kıldırdılar
(Mirac, Peygamberimizin Medine'ye hicretlerinden ondokuz ay önce Miladi 621 yılında, geceleyin vuku' bulmuştur
Sevgili Peygamberimizin bu iki mahal arasındaki seyahatleri geceleyin vuku' bulduğu için, gece yolculuğu manasında "İsra" denmiş, bu mübarek kelime aynı olayı anlatan ayetle başlayan "İsra" suresinin de adı olmuştur
)
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mirac
"Bu gelen ne güzel yolcu"
Sevgili Peygamberimiz, Mirac olayının Kudüs'ten sonrasını şöyle anlatır:
Cebrail aleyhisselam bana bir kap içinde Cennet şurubu, bir kap da süt getirdi
Sütü aldım
Daha sonra iki bardak daha sundular
Biri su, bir bal; ikisinden de içtim
Hazret-i Cebrail; "Bal ümmetinin kıyamete kadar devam edeceğine, su da, ümmetinin günahlarından temizlenmesine işarettir" dedi
Sonra beraberce göğe yükseldik
Cebrail aleyhisselam birinci kat göğün kapısını çaldı
Sordular:
- Sen kimsin?
- Ben Cebrail'im
- Peki yanındaki kim?
- O da Muhammed'dir
- O'na göğe çıkmak için vahy ve Mirac daveti gönderildi mi?
- Evet, gönderildi
"Merhaba gelen zata! Bu gelen, ne güzel yolcu!" dediler ve hemen kapı açıldı ve kendimi Âdem'in "aleyhisselam" karşısında buldum
Bana "Merhaba" dedi ve dua etti
Burada çok melek gördüm
Hepsi kıyamda huşu ve hudu ile durmuşlar "Subbuhün kuddusün Rabb-ül-melaiketi ver-ruh" zikriyle meşguldüler
Cebrail'e sordum:
- Bu meleklerin ibadeti bu mudur?
- Evet
Bunlar yaratılalıdan beri, ta kıyamete kadar kıyam üzere olurlar
Hak teâlâdan diledim ki, bu ibadeti ümmetime nasip etsin
Duamı kabul etti
Namazda olan kıyam odur
Orada bir cemaate uğradım
Melekler, onların başlarını ezerler, tekrar eski halini alır
Yine döverler, yine eskisi gibi olurdu
"Bunlar kimlerdir?" dedim
"Cuma'yı ve cemaati terk edenlerdir
Rüku ve secdeleri tamam yapmayanlardır" dedi
Bir cemaat gördüm
Aç ve çıplak idiler
"Bunlar kimlerdir?" dedim
"Fakirlere merhamet etmiyenler ve zekat vermiyenlerdir" dedi
Bir cemaate uğradım
Önlerine nefis yemekler koymuşlar
Bir yanda da leş duruyor
O nefis yemekleri bırakmış, leşi yerlerdi
"Bunlar kimlerdir?" dedim
"Bunlar, helali terk edip, harama meyl edenlerdir
Helal malları varken, haram yiyen kimselerdir" dedi
Arkasındaki yükün çokluğundan, harekete mecali kalmamış olan bir takım kimseler gördüm
O haliyle halka seslenip, üzerine biraz daha yük koymalarını istiyorlardı
"Bunlar kimlerdir?" dedim
"Bu kimseler, emanete hıyanet edenlerdir
İnsanların hakkını almış iken, yine zulmedenlerdir" dedi
Kendi etlerini kesip yiyen bir grup insana uğradık
"Bunlar kimlerdir?" dedim
Cebrail aleyhisselam; "Bunlar gıybet edenler ve söz taşıyanlardır" dedi
Bir grup insana rastladık, dilleri kafalarından çekilmiş, şekilleri değiştirilip hınzır (domuz) suretine tebdil olmuş olarak azab olunurlar
Cebrail aleyhisselam; "Bunlar yalan yere şahidlik yapanlardır" dedi
Bir kısım kadınlara rastladık
Yüzleri siyah, gözleri göktü
Ateşten elbiseler giydirmişler
Melekler onlara ateşten gürzlerle vururlar
"Bunlar kimlerdir?" dedim
Hazret-i Cibril; "Bunlar zina edenler ve kocalarını inciten kadınlardır" dedi
Bir cemaat daha gördüm
Ateş, onları yakar, tekrar dirilirler, tekrar yakardı
"Bunlar kimlerdir?" dedim
"Bunlar babalarına asi olanlardır" dedi
İkinci kat göğe çıktık
Cebrail aleyhisselam kapıyı çaldı
Kapı açıldığında, kendimi; teyze çocukları İsa ile Yahya bin Zekeriyya'nın (aleyhimesselam) yanında buldum
Bana; "Merhaba" dediler
Ve duada bulundular
Meleklerden bir cemaate rastladım
Saf bağlayıp durmuşlar, cümlesi rükuda idi
Kendilerine mahsus bir tesbihleri vardı
Devamlı olarak rükuda dururlar, başlarını kaldırıp, yukarı bakmazlar
Cebrail aleyhisselam; "Bu meleklerin ibadeti böyledir
Hak teâlâdan iste de ümmetine nasib olsun" dedi
Dua ettim
Kabul buyurup, namazda rükuu ihsan eyledi
Sonra üçüncü kat göğe çıktık
Aynı sual ve cevaptan sonra, kapı açıldı ve kendimi Yusuf aleyhisselamın yanında buldum
Baktım ki kendisine güzelliğin yarısı verilmiş
Bana, "Merhaba" dedi ve dua etti
Çok melek gördüm
Saf halinde, cümlesi secdede idiler
Yaratılalıdan beri secdede olup, kendilerine mahsus tesbih ile tesbih ederler
Cebrail aleyhisselam; "Bu meleklerin ibadeti böyledir
Allahü teâlâdan iste ki, bu ameli ümmetine müyesser eylesin" dedi
Hak teâlâdan diledim
Kabul edip namazda size nasib eyledi
Dördüncü kat göğe eriştim
Saf gümüşten yapılmış, nurdan bir kapısı var
Nurdan bir kilit vurmuşlar
Kilidin üzerinde, "La ilahe illallah Muhammedün resulullah" yazılı idi
Sual ve cevaptan sonra kendimi, İdris aleyhisselamın yanında buldum
Bana "Merhaba" dedi ve duada bulundu
Allahü teâlâ, onun hakkında (mealen); "Biz onu yüksek bir mekana ref'ettik" buyurmuştur
(Meryem suresi: 57)
Bir melek gördüm
Bir kürsi üzerine oturmuş, gamlı ve üzüntülü idi
Etrafında o kadar çok melek vardı ki, sayısını ancak cenab-ı Hak bilir
Sağında nurani melekler gördüm
Yeşiller giymişler, çok güzel kokuları var
Her birinin güzelliğinden yüzlerine bakılamaz
Sol tarafında ağızlarında ateşler saçan melekler vardı
Önlerinde ateşten mızrak ve kamçılar var
Öyle gözleri var ki, bakmağa takat getirilmez
Taht üzerinde oturan meleğin, başından ayağına kadar gözleri var
Daima önündeki deftere bakar, bir an gözünü ondan ayırmazdı
Önünde bir ağaç vardı
Kah sağ eliyle ondan bir şey alıp sağındaki nurani meleklere teslim eder, kah sol eliyle bir şey alıp solundaki zulmani meleklere verirdi
Bu meleğe nazar edince, kalbime bir korku geldi
Hazret-i Cebrail'e; "Bu melek kimdir?" dedim
"Azrail'dir
Bunun yüzünü görmeğe kimsenin takati yetmez" dedi
Yanına varıp; "Ey Azrail! Bu, ahir zaman peygamberidir ve Allahü teâlânın habibi, sevgilisidir" dedi
Azrail aleyhisselam kalkıp bana tazim etti; "Merhaba! Hak teâlâ senden daha şerefli bir kimse yaratmadı
Ümmetin de, cümle ümmetlerden üstündür
Ben senin ümmetine, baba ve analarından daha çok acırım" dedi
"Senden bir ricam vardır
Ümmetim zayıftır
Onlara yumuşak darvanasın
Ruhlarını yumuşaklıkla alasın" dedim
"Seni en son peygamber olarak gönderen ve kendine habib kılan Allahü teâlânın hakkı için, Allahü teâlâ gece ve gündüzde yetmişkere; "Ümmet-i Muhammed'in ruhlarını yumuşaklıkla ve kolaylıkla al ve işlerini lütf ile gör" diye emreder
Bunun için ben de senin ümmetine, ana ve babalarından daha çok şefkat ederim, dedi
Beşinci kat göğe çıktık, orada Harun aleyhisselamla karşılaştık
Bana "Merhaba" dedi ve hayır duada bulundu
Beşinci kat gök meleklerinin ibadetlerini gördüm
Cümlesi ayakta duruyor ve ayaklarının parmaklarına nazar ediyor, asla başka yere bakmıyor, yüksek sesle tesbih ediyorlardı
Hazret-i Cebrail'den "Bu meleklerin ibadeti böyle midir?" diye sordum
"Evet, Hak teâlâdan dile de, bu ibadeti ümmetine nasib eylesin" dedi
Dua ettim
Cenab-ı Hak ihsan etti
Sonra altınca kat göğe çıktık
Orada Musa aleyhisselam ile karşılaştık
Bana "Merhaba" dedi ve hayır duada bulundu
Sonra yedinci kat göğe yükseldik, aynı soru-cevaptan sonra İbrahim aleyhisselamı Beyt-i Ma'mur'a arkasını dayamış olarak buldum
O Beyt-i Ma'mur ki, her gün oraya yetmiş bin melek giriyor bir daha sıraları gelmiyor
İbrahim aleyhisselama selam verdim
Selamımı aldı
"Merhaba salih peygamber, salih oğlum" dedi
Sonra;
"Ya Muhammed! Cennet'in yeri gayet latif ve toprağı temizdir
Ümmetine söyle, oraya çok ağaç diksinler" dedi
"Cennet'e ağaç nasıl dikilir?" dedim
"La havle vela kuvvete illa billah" ve "Sübhanellahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber" tesbihini okuyarak, dedi
Cebrail aleyhisselam sonra beni, Sidret-ül-Münteha'ya götürdü
Sanki onun yaprakları fil kulakları gibi, meyveleri de kuleler gibi idi
O, Allahü teâlânın emirlerinden herhangi birisiyle karşılaştığında, öylesine değişiyordu ve güzelleşiyordu ki, Allahü teâlânın yaratmış olduğu mahlukatından, hiç kimse onun güzelliğini anlatamaz
Cebrail aleyhisselam, Sidret-ül-Münteha'nın ilerisine iletti ve bana veda eyledi
Dedim ki: "Ey Cebrail! Beni yalnız mı bırakıyorsun?" Cebrail aleyhisselam ıstıraba düştü
Hak teâlânın heybetinden titremeğe başladı ve; "Eğer bir adım daha atarsam, Allahü teâlânın azametinden helak olurum
Bütün vücudum yanar, yok olur" dedi
Alemlerin efendisi, buraya kadar Cebrail aleyhisselam ile gelmişti
Cebrail aleyhisselam, burada kendisini; yaratılmış olduğu suret üzere kanatlarını açmış, her bir kanadından inciler, yakutlar saçılır bir halde Resulullah'a gösterdi
Sonra ziyası güneşten daha parlak, Refref adında yeşil bir Cennet yaygısı geldi
Durmadan Allahü teâlânın zikriyle meşgul oluyor, bulunduğu alemi tesbih sadası dolduruyordu
Peygamber efendimize selam verdi
Resulullah efendimiz Refref'in üzerine oturdu
Bir anda çok yükseklere çıktılar, hicab denilen yetmiş bin perdeden geçtiler
Her hicab arası çok uzak idi
Her perdede vazifeli melekler vardı
Refref, Peygamber efendimizi birer birer o perdelerden geçirdi
Böylece; Kürsi, Arş ve ruh alemlerini aştılar
Habib-i ekrem efendimiz, her bir perdeden geçerken; "Korkma ya Muhammed! Yaklaş, yaklaş!" diye emredildiğini duyuyordu
Bilinmeyen, anlaşılamayan, anlatılamayan şekilde, Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı
Mekansız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak rü'yet hasıl oldu yani Allahü teâlâyı gördü
Gözsüz, kulaksız, vasıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuştu
Hiç bir mahlukun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı nimetlere kavuştu
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mirac
"Ümmetimi isterim"
İmam-ı Rabbani hazretleri, Efendimizin Miracını şöyle anlatır:
"O server aleyhissalatü vesselam, Mirac gecesinde, Rabbini, dünyada görmedi, Ahırette gördü
Çünkü, Resul aleyhisselam o gece, zaman ve mekan çevresinden dışarı çıktı
Ezeli ve ebedi bir an buldu
Başlangıcı ve sonu, bir nokta olarak gördü
Cennet'e gideceklerin, binlerce sene sonra, Cennet'e gidişlerini ve Cennet'te oluşlarını o gece gördü
İşte o makamdaki görmek, dünyada görmek değildir
Ahıret görmesi ile görmektir
"
Peygamber Efendimize; "Rabbini sena eyle!" buyrulduğunda, O hemen; "Ettehiyyatü lillahi vessalevatü vettayyibat" (yani, bütün lisanlar ile olan medhler, övgüler ve senalar, beden ile olan hizmetler ve taatler, mal ile olan iyilikler ve ihsanlar Allahü teâlâ için olsun) dedi
Önce Allahü teâlâ, Habibine gözsüz, kulaksız, vasıtasız, mekansız olarak; "Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh
(Ey Resulüm! Selamım, bereketim ve rahmetim senin üzerine olsun)" buyurarak, selam verdi
Peygamber efendimiz; "Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin
(Ya Rabbi! Bize ve salih kullarına da selam olsun)" diye cevap verdiler
Bunu işiten melekler, hep bir ağızdan; "Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh
(Gözümle görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Allahü teâlâdan başka ilah yoktur
Muhammed aleyhisselam O'nun kulu ve resulüdür)" dediler
Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey Habibim! Benim misafirimsin
İste benden ne istersen!
" Resulullah efendimiz; "Ümmetimi isterim ya Rabbi" dedi
Hak teâlâ, bu suali yedi yüz defa tekrarladı
Resulullah efendimiz hepsinde; "Ümmetimi isterim" diye cevap verdi
Allahü teâlâ; "Hep ümmetini istersin" buyurunca, O; "Ey Rabbim! Dileyen benim, veren sensin
Cümle ümmetimi bana bağışla" diye taleb etti
Cenab-ı Hak; "Eğer ümmetinin hepsini şimdi sana bağışlarsam, benim rahmetim ve senin izzetin zahir olmaz
Bir kısmını şimdi sana bağışladım
İki kısmını tehir ettim
Kıyamet günü sen dileyesin, ben bağışlıyayım
Ta ki, benim rahmetim ve senin izzetin (şerefin) belli olsun" buyurdu
Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde buyurdular ki:
"O gece (Mirac gecesi), Allahü teâlâdan cümle ümmetimin hesabını bana ısmarlamasını istedim
Hak teâlâ buyurdu ki:
"Ya Muhammed! Bundan muradın odur ki, hiç kimse, ümmetinin kabahatlerine muttali olmasın
Benim muradım odur ki, sen şefkatli peygambersin, yabancılara olduğu gibi, senden dahi kabahatleri ve çirkin işleri örtülü olsun
Ya Muhammed! Sen onların yol göstericisisin
Ben onların rabbiyim
Sen onları yeni gördün
Ben evvelden ebede onlara nazar ettim ve nazar ederim
Ya Muhammed! Eğer senin ümmetin ile söyleşmeği sevmeseydim, kıyamet günü onları hesaba çekmezdim
Büyük ve küçük hiç bir günahlarını sormazdım
"
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mirac
Resulullahın sualleri
Peygamber Efendimiz Miracda Cenab-ı Hakka sorduğu sualleri ve aldığı cevapları bir hadis-i şeriflerinde şöyle anlatır:
Dedim ki: "Ya Rabbi! Cebrail'e altı yüz bin kanat verdin
Buna karşı bana olan ihsanın nedir?"
Hak teâlâ buyurdu ki: "Senin bir kılın bana Cebrail'in altı yüz bin kanadından sevgilidir
Senin bir kılın sebebiyle, binlerce asi günahkarı kıyamet günü azad ederim
Ya Habibim! Cebrail kanadını açsa, doğu ile batı arasını doldurur
Sen şefaat etsen, doğu ile batı arası asi dolu olsa, hepsini sana bağışlarım
"
Dedim ki: "Pederim Âdem'e (aleyhisselam) karşı melekleri secde ettirdin
Buna karşı, bana olan ikramın nedir?"
Hak teâlâ buyurdu ki: "Meleklerin, Âdem'in önünde secde etmeleri, senin nurunun, onun alnında olması sebebiyledir
Ya Habibim! Sana ondan üstün şey verdim
İsmini ismime yakın eyledim ve Arş-ı ala üstüne yazdım
O zaman Âdem yaratılmamış idi, namı ve nişanı yok idi
Senin ismini gökler kapısında, hicablar üzerinde, Cennetler kapısında, köşkler ve ağaçlarda, Cennet'in her yerinde yazdım
Cennet'te, üzerinde "La ilahe illallah Muhammedün resulullah" yazılmış olmayan hiçbir şey yok idi
Bu mertebe, Âdem'e verilen mertebeden daha üstündür
"
Dedim ki: "Ya Rabbi! Nuh'a (aleyhisselam) gemi verdin
Buna karşı bana ne ihsan eyledin?"
Buyurdu ki: "Sana Burak verdim ki, bir gecede yerden Arş'a eriştirdim
Cennet ve Cehennem'i gördün
Ümmetine de mescidler verdim ki, kıyamet günü gemilere biner gibi ümmetin o mescidlere binip, Sırat'ı göz açıp yumacak kadar zamanda geçip Cehennem'den halas olurlar
"
Dedim ki: "Ya Rabbi! İsrail oğullarına kudret helvası ile bıldırcına benzer kuş eti indirdin
"
Hak teâlâ buyurdu ki:
"Sana ve ümmetine, dünya ve ahıret nimetini ihsan ettim
Ya Habibim! Sana bir sure verdim ki, ona benzer bir sure Tevrat'ta ve İncil'de yoktur
O sure Fatiha'dır
Her kim o sureyi okusa, vücudu Cehnnem'e haram olur
O okuyan kimsenin ana ve babasının azabını hafifletirim
Ya Habibim! Ben, senden ekrem (kıymetli, üstün, şerefli) kimse yaratmadım
Ya Habibim! Her kim benim birliğimi kabul ederse ve bana ortak koşmaz ise Cennet onlarındır
Böyle olan ümmetine Cehennem'i haram ettim
Ümmetine karşı rahmetim, gadabımı aşmıştır
Ya Habibim! Benim katımda cümle kalktan ekremsin, şereflisin
Kıyamet günü sana o kadar ikramlar yaparım ki, cümle alem hayret eder
Ey Habibim! Sen Cennet'e girmeyince, diğer enbiya giremez
Senin ümmetin girmeyince, gayri ümmet giremez
Ya Habibim! İster misin ki, senin ve ümmetin için neler hazırladım göresin?"
"İsterim ya Rabbi!" dedim
İsrafil'e hitab edip; "Ey İsrafil! Kulum ve eminim ve resulüm Cebrail'e de ki, Habibimi Cennet'e iletip, Habibim ve ümmeti için Cennet'te neler hazırladım ise göstersin
Ta ki, mübarek hatırı endişeden halas ola" buyurdu
"
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mirac
Cennette gördükleri
Alemlerin efendisi olan sevgili Peygamberimiz, İsrafil aleyhisselam ile birlikte Cebrail aleyhisselamın yanına geldiler
Allahü teâlânın emrini yerine getirmek için Cebrail aleyhisselam, Peygamber efendimizi Cennet'e götürdü
Melekler, ellerinde nur dolu tabaklarla bekliyorlardı
Cebrail aleyhisselam;
"Ya Resulallah! Bunlar, Âdem aleyhisselamdan seksen bin yıl önce yaratıldı
Bu makamda, tabaktakileri sana ve ümmetine saçmak için sabırsızlanırlar
Kıyamet günü Hazretin ve ümmetin, Allahü teâlânın emriyle Cennet'in eşiğine ayak basınca, bu melekler tabaklardaki cevahiri üzerinize saçacaklardır" dedi
Cennet'te vazifeli olan Rıdvan ismindeki melek, onları karşıladı
Peygamber efendimize müjdeler verdi ve; "Hak teâlâ, ikisini senin ümmetine, birini de diğer ümmetlere vermek için Cennet'i üç kısım etti" dedi ve Cennet'in her tarafını gezdirdi
Habib-i ekrem efendimiz buyurdular ki:
"Cennet ortasında bir ırmak gördüm
Arş'ın yukarısında akar
Bir yerden su, süt ve bal çıkar
Asla birbirine karışmaz
O ırmağın kenarı zebercedden idi
İçindeki taşlar cevahir, balçığı anber, otları za'feran idi
Etrafına gümüş bardaklar koymuşlar, sayıları gökteki yıldızlardan ziyade idi
Çevresinde kuşlar olup, boyunları deve boynu gibi idi
Her kim onların etinden yese ve o ırmaktan içse, Hak teâlânın rızasına mazhar olur
Cebrail'e; "Bu ırmak nedir?" diye sordum
"Kevser'dir
Hak teâlâ, onu sana vermiştir
Sekiz Cennette olan bostanlara bu Kevserden akar" dedi
Irmağın kenarında çadırlar gördüm
Cümlesi inci ve yakuttan idi
O çadırlarda huriler gördüm
Yüzleri güneş gibi parlar idi
Derlerdi ki:
"Biz sevinçli ve neş'eliyiz
Bize hiç üzüntü gelmez
Biz gençleriz, hiç yaşlanmayız
Biz iyi huyluyuz, hiç kızmayız
Biz hep böyleyiz, hiç ölmeyiz
"
Saadet köşklerine ve ağaçlarına erişip, onların nağme ve sedaları her yeri kaplar
Öyle hoş sesleri vardı ki, o nağmeler dünyaya gelseydi, ölüm ve mihnet dünyada olmazdı
Cebrail "Bunların yüzlerini görmek ister misin?" dedi
"İsterim" dedim
Bir çadırın kapısını açtı
Baktım
Öyle güzel suretler gördüm ki, eğer bütün ömrümce onların güzelliğini anlatsam, bitiremem
Yüzleri sütten beyaz, yanakları yakuttan kırmızı ve güneşten parlaktı
Derileri ipekten yumuşak ve ay gibi ışıklı, kokuları miskten daha güzeldi
Saçları gayet siyah, kimi örülmüş, kimi toplanmış, kimi salıverilmiş, otursa, etrafında çadır gibi olur, kalksa, ayağına kadar uzanırdı
Her birinin önünde bir hizmetçi dururdu
Peygamber efendimiz buyurdu ki:
"Sekiz Cennet'in bağ ve bostanını ve türlü nimetlerini gördüm
Cehennem'i ve derecelerini de görsem diye hatırıma geldi
"
Cebrail elimi tutup, Cehennem'in en büyük meleği Malik'e götürdü:
"Ey Malik! Muhammed aleyhisselam, asilerin Cehennem'deki yerlerini görmek ister O'na Cehennem'i göster" dedi
Malik, Cehennem'in tabakalarını açtı
Yedi tabakanın hepsini gördüm
Efendimiz, Cehennemdekilerin halini görünce çok üzüldü
Merhametinden çok ağladı
Bütün melekler de ağlaştılar
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mirac
O söyledi ise doğrudur"
Alemlerin efendisi Cehennemdekilerin halini görünce ağlamaya başladı
Allahü teâlâya yalvardı
Ümmetinin zayıflığını ve böyle azaba takat getiremeyeceklerini söyleyerek, o kadar çok ağladı ki, Cebrail aleyhisselam ve cümle melekler de beraber ağlaştılar
Allahü teâlâdan hitap geldi ki:
"Ey Habibim! Senin hürmetin ve kıymetin benim katımda büyüktür, duan kabul olunmuştur
Hatırını hoş tut
Seni, muradına eriştiririm
Sana öyle bir makam veririm ki, pek çok sayıda asileri, senin şefaatin ile bağışlarım
Ta ki, sen yeter diyene kadar
"
Peygamber efendimiz gördüklerini anlatmaya devam ederek buyurdu ki:
"Daha sonra, Semavattan geçip, Musa'nın (aleyhisselam) bulunduğu makama geldim
Bana; "Hak teâlâ, sana ve ümmetine ne farz eyledi" dedi
Ben de; "Her gün ve gece için elli vakit namaz kılınmasını bana farz kıldı" dedim
"Rabbine dön, biraz hafifletmesini dile
Çünkü ümmetin bunun altından kalkamaz", dedi
Bunun üzerine, Rabbime döndüm ve dedim ki: "Ya Rabbi! Ümmetimden bu emri biraz hafif eyle
" Bunun üzerine elli vakitten sadece beş vakit indirdi
Musa'ya (aleyhisselam) döndüm ve beş vakit indirdi dedim
Dedi ki: "Rabbine dön! Biraz daha hafifletmesini dile
Çünkü ümmetin bunun altından da kalkamaz
" Böylece Musa (aleyhisselam) ile Rabbimin arasında gidip geldim ve nihayet Allahü teâlâ şöyle buyurdu:
"Bu namazı beş vakte indirdim
Her namaz için on sevab vardır
Bu bakımdan sonunda yine elli namaz olur
Zira her kim bir sevabı kastedip de yapamazsa, onun için bir sevab yazılır
Fakat yaparsa, bire karşılık tam on sevab yazılır
Fakat bir günaha kasdedip de yapmazsa, hiç bir şey yazılmaz
Yaparsa, ancak o bir günah olarak kayda geçer
"
Allahü teâlâ böylece, sevgili Peygamberimizin çektiği sıkıntılarla yaralanan mübarek kalbini, teselli eyledi
Hiç bir mahlukuna vermediği, kimsenin bilemiyeceği, anlayamıyacağı nimetleri, O'na ihsan eyledi
Alemlerin efendisi, sonra bir anda Kudüs'e ve oradan Mekke-i mükerremeye, Ümm-i Hani'nin evine geldiler
Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi
Dışarda dolaşan Ümm-i Hani uyuklamış, bir şeyden haberi olmamıştı
Peygamber efendimiz, Kudüs'ten Mekke'ye gelirken, Kureyş'in kervanına rastladı
Kervandaki bir deve ürktü, yıkıldı
Sabah olunca, Kabe yanına gidip Miracını anlattı
Kafirler, alay ettiler
Müslüman olmaya niyetli olanlar da tereddüde düştüler
Müşriklerden bazıları sevinerek, Ebu Bekir'in evine geldiler
Çünkü onun akıllı, tecrübeli, hesaplı bir tüccar olduğunu gayet iyi biliyorlardı
Kapıya çıkınca;
-Ey Ebu Bekir! İyi bilirsin
Mekke'den Kudüs'e gidip gelmek, ne kadar zaman sürer? diye sordular
Hazret-i Ebu Bekir;
-İyi biliyorum
Bir aydan fazla sürer, dedi
Bu söze sevinen kafir güruhu;
-Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur, dediler
Gülüp, alay ederek ve hazret-i Ebu Bekir'in de kendileri gibi düşüneceğini umarak;
-Senin efendin, Kudüs'e bir gecede gidip geldiğini söylüyor, artık iyice sapıttı, dediler
Hazret-i Ebu Bekir'e sevgi, saygı gösterip bel bağladılar
Hazret-i Ebu Bekir, Resulullah efendimizin mübarek adını işitince;
-Eğer O söyledi ise doğrudur
Bir anda gidip geldiğine ben de inandım, deyip içeri girdi
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mirac
"Canım feda olsun!"
Resulullahın Miraca çıktığını öğrenen, hazret-i Ebu Bekir, hemen Resulullah efendimizin yanına geldi
Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle;
"Ya Resulallah! Miracınız mübarek olsun! Bizleri, senin gibi büyük Peygambere hizmetçi yapmakla şereflendirdiği ve mübarek yüzünü görmekle, kalbleri alan, ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdiği için Allahü teâlâya sonsuz şükürler ederim
Ya Resulallah! Senin her sözün doğrudur
İnandım
Canım sana feda olsun!" dedi
Hazret-i Ebu Bekir'in sözleri kafirleri şaşırttı
Diyecek şey bulamayıp dağıldılar
Şüpheye düşen, imanı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet geldi
Resulullah efendimiz o gün, Ebu Bekir'e "Sıddik" dedi
Bu adı almakla, derecesi bir kat daha yükseldi
Bu hale çok kızan kafirler, mü'minlerin kuvvetli imanına, Peygamberimizin her sözüne hemen inanmalarına, O'nun çevresinde pervane gibi dönmelerinle dayanamadılar
Resulullah efendimizi mahcup ve mağlub etmek için, imtihan etmeğe Mescid-ı Aksa hakkında sorular sormaya başladılar
Resulullah efendimiz hepsine birer birer cevap verdiler
Efendimiz cevap verirken, hazret-i Ebu Bekir; "Öyledir ya Resulallah" derdi
Halbuki, Resulullah efendimiz edebinden, hayasından karşısındakinin yüzüne bile bakmazdı
Buyurdu ki:
"Mescid-i Aksa'da etrafıma bakmamıştım
Sorduklarını görmemiştim
O anda, hazret-i Cebrail Mescid-i Aksa'yı gözümün önüne getirdi
Pencerelerini görüp sayıyor ve sorularına, hemen cevap veriyordum
"
Resulullah efendimiz, yolda develi yolcular gördüğünü söyledi
"İnşaallah Çarşamba günü gelirler" buyurdu
Çarşamba günü güneş batarken, kervan Mekke'ye ulaştı
Kervandakilere sorduklarında fırtına eser gibi olduğunu ve bir devenin yıkıldığını söylediler
Bu hal, mü'minlerin imanını kuvvetlendirdi
Kafirlerin düşmanlığı da gittikçe arttı
Hicretten bir yıl önce, Receb ayının 27'sinde Cuma gecesi vuku bulan bu mucizeye Mirac denir
Resulullah, miraca, ruh ve bedeni ile uyanık bir halde çıktı
Mirac gecesinde O'na nice ilahi hakikatler gösterildi ve beş vakit namaz bu gecede farz kılındı
Ayrıca Bekara suresinin son iki ayet-i kerimesi ihsan edildi
Mirac; Kur'an-ı kerimde, İsra ve Necm suresi ile bazı hadis-i şeriflerde bildirilmektedir
Sevgili Peygamberimiz Miracdan sonra dört büyük halifesine Cennet'i anlatırken buyurdular ki:
"Ya Eba Bekir'! Senin köşkünü gördüm
Kızıl altından idi
Senin için hazırlanan nimetleri müşahede ettim
Ya Ömer! Senin köşkünü gördüm
Yakuttan idi
Fakat içeri girmedim
Senin gayretini düşündüm
Ya Osman! Seni her gökte gördüm
Cennet'te köşkünü görüp seni düşündüm
Ya Ali! Senin suretini dördüncü semada gördüm
Cebrail'e sual ettim
Dedi ki: "Ya Resulallah! Melekler hazret-i Ali'yi görmeden duramazlar
Hak teâlâ, onun suretinde bir melek yarattı
Dördüncü gökte durur, melekler onu ziyaret eder, bereketlenirler
"
Mirac gecesinin sabahında Cebrail aleyhisselam gelerek Resulullah efendimize beş vakit namazı, vakitlerinde imam olarak kıldırdı
Mirac hadisesinin Kudüs'e kadar olan kısmı ayet-i kerime ile sabit olduğundan buna inanmayan dinden çıkar
Hadis-i şeriflerle bildirilen göklere yükselmesi kısma inanmayan bid'at ehli yani sapık,bozuk itikatlı olur
10-07-2008
#
9
Profil Bilgileri
Şem'a
--->: Mirac
Allah razı olsun teşekkürler
Tags
:
mirac
Mirac ile ilgili Benzer Konular
161 Kez Görüntülendi
Bu gün miraç...
Özel Gün ve Geceler
MIRAC
İslam Tarihi
Neden Miraç
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Miraç ve Cuma
Sorular ve Cevaplar
Yarın Miraç Kandili
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
20:19
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542