FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Hicret
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Hicret ile ilgili Benzer Konular
134 Kez Görüntülendi
HICRET
İslam Tarihi
Hicret - AnLamı
Tatlı Sözlük
Habeşistana Hicret
Siyer
Hicret ile ilgili ayetler - Hicret Ayetleri
Kuran'ı Kerim
Hicret Yolu
Dini Sohbet
Medinelilerin Biatı
|
Medine devri..
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Hicret
Hicret başlıklı yazı Mumsema Hicret Forum Alev
Hicrete izin verildi
Artık büyük dava merkezden muhite, çevreye sıçradı
Genişleye genişleye bütün insanlığı içine alacak
Fakat, bu genişleme büyük bir gizlilik içinde yapılıyor
Müşrikler, İslâm nurunun, Medine'yi sarmaya başladığını görüyorlar
Ancak, işin büyüklüğünü hala tam anlamış değiller
İçlerinde gizli bir korku var
Korkuyorlar fakat anlamıyorlar
Anladıkları sadece müthiş bir hareketin başlamakta olduğu
Son Akabe biatıyla Medine; Müslümanlara, huzur bulacakları ve sığınacakları bir yer olmuştu
İkinci Akabe biatını duyan Mekkeli müşriklerin tutumları, çok şiddetli ve pek tehlikeli bir hal almıştı
Müslümanlar için Mekke'de kalmak tahammül edilemeyecek derecede idi
Peygamber efendimizden, durumlarını arz ederek, hicret için müsaade istediler
Bir gün, sevgili Peygamberimiz, sevinçli bir halde Eshab-ı kiramın yanına gelip; "Sizin hicret edeceğiniz yer bana bildirildi
Orası Yesrib (Medine) dir
Oraya hicret ediniz" ve "Orada Müslüman kardeşlerinizle birleşin
Allahü teâlâ onları size kardeş yaptı
Yesrib'i (Medine'yi) size emniyet ve huzur bulacağınız bir yurt kıldı" buyurdu
Resulullah efendimizin izni ve tavsiyesi üzerine Müslümanlar, Medine'ye birbiri ardınca bölük bölük hicret etmeye başladılar
Peygamber efendimiz, hicret edenlere son derece ihtiyatlı ve tedbirli davranmalarını sıkı sıkıya tenbih ediyordu
Müslümanlar, müşriklerin dikkatini çekmemek için küçük kafileler halinde yola çıkıyor ve mümkün mertebe gizli hareket ediyorlardı
Medine'ye ilk hicret eden Ebu Seleme, müşriklerden çok eziyet görmüştü
Neden sonra işin farkına varan müşrikler hicret için yola çıkan Müslümanlardan, görebildiklerini yoldan çevirmeye, kadınları kocalarından ayırmaya, gücü yettiklerini hapse atmaya başladılar ve çeşitli cefalara tabi tuttular
Onları dinlerinden döndürmek için her türlü eziyeti yaptılar
Fakat bir iç harbin patlak vermesinden korktukları için öldürmeye cesaret edemediler
Müslümanlar ise, buna rağmen her fırsatı değerlendirerek Medine yollarına düştüler
Hazret-i Ömer de, bir gün kılıcını kuşandı
Yanına oklarını ve mızrağını alıp herkesin önünde Kabe'yi tavaf etti
Oradaki müşriklere, yüksek sesle şunları söyledi: "İşte ben de dinimi korumak için Allahü teâlânın yolunda hicret ediyorum
Karısın dul, çocuklarını yetim bırakmak, anasını ağlatmak isteyen varsa şu vadinin arkasında önüme çıksın!
"
Böylece hazret-i Ömer ile yirmi kadar Müslüman, güpe gündüz, çekinmeden Medine'ye dorğu yola çıktıklar
O'nun korkusundan bu kafileye hiç kimse dokunamadı
Artık göçlerin arkası kesilmiyor, Eshab-ı kiram bölük bölük Medine'ye ulaşıyordu
Bu arada hazret-i Ebu Bekir de hicret için izin istedi
Resul-i ekrem efendimiz, "Sabr eyle
Ümidim odur ki; Allahü teâlâ bana da izin verir
Beraber hicret ederiz" buyurdu
Hazret-i Ebu Bekir; "Anam-babam sana feda olsun! Böyle ihtimal var mıdır?" diye sorunca, Peygamberimiz; "Evet vardır" buyurarak sevindirdiler
Hz
Ebu Bekir sekiz yüz dirhem vererek iki deve satın aldı ve o günü beklemeye başladı
Artık Mekke'de; sevgili Peygamberimiz ile hazret-i Ebu Bekir, hazret-i Ali, fakirler, hastalar, ihtiyarlar ve müşriklerin hapse attığı mü'minler kalmıştı
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: HİCRET
"Sana hiçbir zarar gelmez!"
Mekke'den hicret edip kendilerine sığınan muhacirleri, Medineliler çok iyi karşılayıp, misafir ettiler
Onların rahat etmeleri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadılar
Kan kardeşliğinden de öte bir kardeşlik meydana geldi
Aralarında kuvvetli bir birlik meydana geldi
Medine'ye hicret; Resulullah'ın da hicret edip Müslümanların başına geçeceği ihtimaliyle, Mekkeli müşrikleri telaşlandırmıştı
Önemli işleri görüşmek için bir araya geldikleri Dar-ün-Nedve'de toplandılar, ne yapacaklarını konuşmaya başladılar
Şeytan, Şeyh-i Necdi kılığında yani ihtiyar bir Necdli şeklinde müşriklerin yanına geldi
Konuşmalarını dinledi
Çeşitli teklifler öne sürüldü
Fakat hiç biri beğenilmedi
Sonra şeytan söze karıştı ve; "Düşündüklerinizin hiçbiri çare olamaz
Çünkü O'ndaki güler yüz ve tatlı dil her tedbiri bozar
Başka çare düşününüz" diyerek fikrini söyledi
Kureyşin reisi olan Ebu Cehil; "Her kabileden kuvvetli bir kimse seçelim
Ellerinde kılıçları ile Muhammed'in üzerine saldırsınlar
Kılıç vurup kanını döksünler
Kimin öldürdüğü belli olmasın
Böylece mecburen diyete razı olurlar
Biz de diyetini verir, sıkıntıdan kurtuluruz" dedi
Şeytan da, bu fikri beğendi ve hararetle teşvik ve tavsiye etti
Müşrikler bu hazırlık içindeyken Allahü teâlâ, Resulüne hicret emri verdi
Cebrail aleyhisselam gelerek, müşriklerin kararını ve o gece yatağında yatmamasını bildirdi
Sevgili Peygamberimiz hazret-i Ali'ye kendi yatağında yatmasını, bıraktığı emanetleri sahiplerine vermesini söyleyerek, "Bu gece yatağımda yat uyu, şu hırkamı da üzerine ört! Korkma, sana hiçbir zarar gelmez" buyurdu
Hazret-i Ali, Peygamber efendimizin emr ettiği şekilde yattı
Habibullah'ın yerine hiç korkmadan kendi nefsini feda etmeye hazırdı
Hicret gecesi müşrikler, Resulullah efendimizin saadethanelerinin etrafını sarmışlardı
Peygamber efendimiz mübarek evlerinden çıktılar
Yasin-i şerif suresinin başından on ayet-i kerimeyi okudular ve bir avuç toprak alıp kafirlerin başına saçtılar
Oradan uzaklaştılar
Bir müddet sonra müşriklerin yanına biri gelip; "Burada ne bekliyorsunuz?" diye sorunca; "Muhammed'in evden çıkmasını" diye cevap verdiler
O gelen; "Yemin ederim ki, Muhammed aranızdan geçip gitti, başınıza da toprak saçtı" dedi
Müşrikler, ellerini başlarına götürdüler
Hakikaten, başlarında toprak buldular
Derhal kapıya hücum edip içeri girdiler
Hazret-i Ali'yi, Resul aleyhisselamın yatağında görünce, Resul-i ekremin nerede olduğunu sordular
Hazret-i Ali; "Bilmem! Beni, O'nun muhafazasına memur mu ettiniz?" dedi
Bunun üzerine hazret-i Ali'yi tartakladılar
Kabe'nin yanında bir müddet hapsettikten sonra bıraktılar
Müşrikler, Resulullah efendimizi bulmak için dışarıya çıkıp aramaya başladılar
Önce hazret-i Ebu Bekir'in evine giderek, kızı Esma'ya sordular
Cevap vermeyince döğdüler
Her yeri aramalarına rağmen, bulamadılar ve çılgına döndüler
En azılıları olan Ebu Cehil, Mekke ve civarında tellallar bağırtarak, sevgili Peygamberimizi ve hazret-i Ebu Bekir'i bulup getirenlere ve yerlerini bildireceklere 100 deve vereceğini vaad etti
Onun bu vaadini duyan ve mala tamah eden bazı kimseler silahlanıp, atlarına binerek aramaya koyuldular
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hicret
Resulullaha da izin verildi
Resulullah efendimiz, hazret-i Ebu Bekir'in evine teşrif edip, "Hicret etmeme izin verildi" buyurunca, Ebu Bekir-i Sıddik heyecanla; "Mübarek ayağınızın tozuna yüzümü süreyim ya Resulallah!
Ben de beraber miyim?" diye sorunca, Efendimiz, "Evet
" buyurdular
Hazret-i Sıddik, sevincinden ağladı
Gözyaşları arasında; "Anam-babam, canım sana feda olsun ya Resulallah! Develer hazır
Hangisini murad ederseniz onu kabul buyurunuz" dedi
Alemlerin sultanı; "Benim olmayan deveye binmem
Ancak parası ile satın alırım" buyurdular
Bu kesin emir karşısında mecbur kalan hazret-i Sıddik, devenin fiyatını söyledi
Hazret-i Ebu Bekir, Abdullah bin Üreykıt isminde, kılavuzluğu ile meşhur olan zatı çağırıp, yol göstermesi için ücretle tuttu ve develeri üç gün sonra Sevr dağındaki mağaraya getirmesini emretti
Safer ayının 27'sinde Perşembe günü, Peygamber efendimiz ve Ebu Bekir-i Sıddik yanlarına bir miktar da yiyecek alarak yola çıktılar
İzleri belli olmasın diye parmaklarına basarak gidiyorlardı
Hz
Ebu Bekir, Resulullah'ın çevresinde, bazan sola, bazan sağa, öne, arkaya gidiyordu
Peygamberimiz, niçin böyle yaptığını sorunca, "Etraftan gelecek bir tehlikeyi önlemek için
Eğer bir zarar gelirse önce bana gelsin
Canım yüksek zatınıza feda olsun ya Resulallah!" dedi
Server-i alem efendimiz buyurdular ki: "Ya Eba Bekir! Başıma gelecek bir musibetin, benim yerime, senin başına gelmiş olmasını ister misin?" Hazret-i Sıddik; "Evet ya Resulallah! Seni hak dinle, hak peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, gelecek bir musibetin, senin yerine, benim başıma gelmesini isterim" dedi
Sevgili Peygamberimizin nalini dar olduğundan, yolda parçalandı ve mübarek ayakları yaralandı, yürüyecek hali kalmamıştı
Güçlükle dağa çıkıp mağaraya ulaştılar
Kapı önüne geldiklerinde, hazret-i Ebu Bekir, "Allah için ya Resulallah, içeri girmeyin! Ben gireyim, orada zararlı bir şey varsa, bana gelsin, mübarek zatınıza bir keder, bir elem değmesin" dedi ve içeri girdi
İçeriyi süpürüp temizledi
Sağında, solunda irili ufaklı birçok delik vardı
Hırkasını parçalayıp, delikleri kapadı, fakat biri açık kaldı
Onu da ökçesi ile kapayıp, Resulullah'ı içeri davet eyledi
Peygamber efendimiz içeri girdi ve mübarek başını Ebu Bekir'in kucağına koyup uyudu
O zaman, hazret-i Sıddik'in ayağını yılan soktu
Resulullah'ın uyanmaması için sabredip, hiç hareket etmedi
Fakat gözyaşı Resulullah'ın mübarek yüzüne damlayınca; "Ne oldu ya Eba Bekir?" buyurdular
Hazret-i Ebu Bekir; "Ayağım ile kapattığım delikten, bir yılan ayağımı soktu" dedi
Resulullah efendimiz, Ebu Bekir'in yarasına, iyi olması için mübarek ağzının suyundan sürünce, acısı hemen dindi, şifa buldu
Resulullah efendimiz ve Ebu Bekir-i Sıddik içerde iken, müşrikler, iz takib ede ede mağaranın önüne kadar geldiler
Ağzını bir örümceğin ördüğünü ve iki güvercinin de yuva yaptığını gördüler
İz sürücü Kürz bin Alkame; "İşte burada iz kesildi" dedi
Müşrikler, "Eğer, onlar buraya girmiş olsalardı, kapının üzerindeki örümcek ağının yırtılmış olması lazım gelirdi" dediler
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hicret
Resulullah çok hüzünlendi
Müşrikler mağaranın önüne geldiklerinde, içerde hazret-i Ebu Bekir endişeye kapıldı
Üzüntüsünü arz etti: "Ya Resulallah! Vallahi kendim için tasalanmıyorum
Fakat yüksek zatınıza bir şey gelmesinden korkuyorum
Ben öldürülürsem bir tek kişiyim, hiçbir şey değişmez
Lakin size bir zarar gelirse, bütün ümmet helak olur, din yıkılır" dedi
Kainatın sultanı efendimiz; "Ya Eba Bekir! Üzülme!
Şüphesiz Allahü teâlâ bizimledir" buyurdu
Ebu Bekir-i Sıddik , "Ya Resulallah! Canım sana feda olsun! Onlardan biri, başını eğip baksa bizi görür!" deyince, Efendimiz; "Ya Eba Bekir! İki kişi ki, üçüncüsü Allahü teâlâdır
Üzülme!
Hak teâlâ bizimledir" buyurdu
Müşrikler içeri bakmadan geri döndüler
Allahü teâlâ bu hali Kur'an-ı kerimde mealen şöyle buyuruyor:
"Eğer siz, O'na yardım etmezseniz, (hatırlayın o vakti ki) kafirler O'nu (Mekke'den) ikinin ikincisi olarak (hazret-i Ebu Bekir ile) çıkardıklarında, (Sevr dağının tepesindeki) mağarada iken, Allahü teâlâ O'na (Resulullah'a) yardım etmişti
O zaman arkadaşına (Ebu Bekir-i Sıddik'a); "Üzülme! Allahü teâlânın yardımı, nusreti muhakkak bizimledir" demişti
Allahü teâlâ, O'nun üzerine sekinetini indirmiş, O'nu (Habibini) görmediğiniz (manevi) ordularla kuvvetlendirmiş, kafirlerin (küfür) kelimesini alçaltmıştı
Allahü teâlânın (tevhid) kelimesi ise, çok yücedir
Allahü teâlâ mutlak galiptir
Yegane hüküm ve hikmet sahibidir
" (Tövbe suresi: 40)
Sevgili Peygamberimiz ile hazret-i Ebu Bekir, bu mağarada geceli gündüzlü üç gün kaldılar
Hazret-i Ebu Bekir'in oğlu Abdullah, Mekke'de duyduklarını, geceleyin mağaraya gelip haber veriyor, azadlı kölesi ve sürülerinin çobanı Amir bin Füheyre ise, geceleri süt getirip izleri siliyordu
Sevr mağarasından dördüncü günü ayrılan sevgili Peygamberimiz, Kusva adlı devesine bindi
Bir rivayete göre terkisine hazret-i Ebu Bekir'i bindirdi
Diğer deveye de Amir bin Füheyre hazretleri ile yolları iyi bilen Abdullah bir Üreykıt bindiler
Alemlerin efendisi, Allahü teâlânın medhettiği, beldelerin en kıymetlisi olan Mekke-i mükerremeden, vatanından ayrılıyordu
Devesini Harem-i şerife doğru döndürüp, mahzun bir halde;
"Vallahi! Sen, Allahü teâlânın yarattığı yerlerin en hayırlı; Rabbim katında en sevgili olanısın! Senden çıkarılmamış olsa idim, çıkmazdım
Bana, senden daha güzel, daha sevgili yurt yoktur
Kavmim beni, senden çıkarmamış olsalardı, çıkmaz, senden başka bir yerde yurt, yuva tutmazdım" buyurdular
O anda Cebrail aleyhisselam inip; "Ya Resulallah! Vatanına müştak mısın, ayrılığa üzüldün mü?" dedi
Efendimiz de; "Evet " buyurdular
Cebrail aleyhisselam, sonunda Mekke'ye döneceğini müjdeleyen, Kasas suresi 85
ayet-i kerimesini okuyup, mübarek hatırını teselli eyledi
Yolculuk sakin geçiyordu
Müşrikler, her yeri aramalarına rağmen bulamıyorlar, cenab-ı Hak, habibini onların şerrinden muhafaza ediyordu
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hicret
'Keşke hizmetle şereflenseydim!'
Mağaradan ayrılan, Resulullah efendimiz ve Hz
Ebu Bekir, Medine'ye doğru yol almaya devam ediyorlar
Kudeyd denilen yere geldiklerinde, Ümmü Ma'bed isminde cömertliğiyle meşhur, akıllı, iffetli bir hanımın çadırı önünde durdular
Ücretiyle yiyecek hurma ve et almak istediler
Ümmü Ma'bed; "Eğer olsa idi, para ile değil, ikramda bulunurdum
Kıtlık ve geçim sıkıntısı sebebiyle elimizde bir şey kalmadı" dedi
"Süt var mı?" diye sorduklarında; "Yoktur
Davarlar kısırdır" diye cevap verdi
Kainatın Sultanı, çadırın yanında duran zayıf bir koyunu işaret ederek sordu: "Ey Ümmü Ma'bed! Bu koyun niçin burada bağlı duruyor?" O da; "Gayet hasta ve zayıf olduğundan sürüden kaldı
Dermanı olmadığı için gidemedi" dedi
Peygamber efendimiz;
"Hiç sütü var mıdır? Bu koyunu sağmama izin verir misiniz?" buyurunca; "Anam babam sana feda olsun, sütü yoktur, fakat onu sağmanıza hiçbir şey mani değildir" dedi
Resulullah efendimiz, koyunun yanına gelip, Allahü teâlânın ismini zikrettiler
Bereket ile dua ettikten sonra, mübarek elini koyunun memesine sürdüler
O anda meme, süt ile doldu ve akmağa başladı
Hemen kap getirip doldurdular
Önce Ümmü Ma'bed'e ve diğerlerine verip doyuncaya kadar içmelerini sağladı
En sonunda kendisi içti
Bir daha mübarek elini koyunun memesine dokunup sığadılar ve çadırda bulunan en büyük kabı istediler
Onu da doldurup Ümmü Ma'bed'e teslim ettiler
İçtikleri sütün kıymeti kadar da para verdiler
Oradan ayrıldıktan sonra, Ümmü Ma'bed'in kocası geldi ve sütü gördü
Sevinerek; "Bu süt nereden geldi?" diye sorunca, Ümmü Ma'bed; "Bir mübarek kimse gelip, hanemizi şereflendirdi
Gördüklerin, O'nun himmeti ve bereketidir" dedi
"Tarif eder misin? Sıfatı ve cemali nasıldır?" diye sordu
Ümmü Ma'bed; "Gördüğüm o mübarek zat, pek biçimli ve güzel yüzlü idi
Gözlerinde bir mikdar kırmızılık, sesinde naziklik vardı
Mübarek kirpikleri uzun idi
Gözünün akı pek beyaz, karası da çok siyah olup, kudretten sürmeli idi
Saçları siyah, sakalı sık idi
Sustuğunda üzerinde bir vakar ve ağırbaşlılık vardı
Konuşurken tebessüm ediyor, sözleri, sanki dizilmiş birer inci gibi ağzından tatlı tatlı dökülüyordu
Uzaktan çok heybetli görünüyor, yakına gelince, çok tatlı ve cazip bir hal alıyordu
Yanında bulunanlar, emrini yerine getirmek için canla başla koşuyorlardı" diyerek, daha pek çok hasletlerini saydı
Bunları hayretle dinleyen kocası, Resulullah efendimizin ardı sıra gidip Rim vadisinde yetişti ve Müslüman oldu
Ümmü Mü'bed de Müslüman oldu
Müşrikler, Medine'ye doğru yola çıkan Muhammed aleyhisselamı ve hazret-i Ebu Bekir'i devamlı arıyorlardı
Bulamadıkları takdirde kendileri için pek büyük bir tehlike baş gösterecekti
Çünkü, Müslümanların bir "İslâm Devleti" kurup, kısa zamanda kendilerini ortadan kaldırabileceklerini düşünüyorlardı
Bu sebeple müşrikler, her şeylerini ortaya koydular
Peygamber efendimizle hazret-i Ebu Bekir'i öldürene veya esir edene; yüz devenin yanı sıra sayısız mal ve para vereceklerini vaad ettiler
Bu haber, Süraka bin Malik'in mensubu olduğu Müdlicoğulları arasında da yayıldı
Süraka bin Malik, iyi iz sürerdi
Bu yüzden olup bitenlerle yakından ilgilendi
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hicret
Allah bizimle beraberdir"
Müdlicoğulları Kudeyd'de, toplandılar
Aralarında Süraka bin Malik de vardı
O sırada Kureyş'in adamlarından biri gelip, Süraka'ya; "Ey Süraka! Yemin ederim ki, ben az önce, sahile doğru giden üç kişilik bir kafile gördüm
Onlar herhalde Muhammed ile Eshabıdır" dedi
Süraka, durumu anladı
Fakat, ortaya çok fazla mükafat konulduğu için, bunu tek başına elde etmek istiyordu
Bu sebeple başkasının haberdar olmasını arzu etmiyordu
"Hayır, o senin gördüğün kimseler, filan kişilerdir
Biraz önce geçmişlerdi
Onları biz de gördük" diyerek, önemli bir şey yokmuş gibi konuştu
Süraka bin Malik, biraz daha bekledi
Dikkat çekmeden evine geldi
Hizmetçisine, atını ve silahını alıp vadinin arkasında kendisini beklemesini söyledi
Orada atına binip koşturmağa başladı
Yoluna devam ederek, nihayet izlerini buldu
Yaklaşınca birbirlerini iyice görebiliyorlardı
Hatta Süraka, Peygamber efendimizin okuduğu Kur'an-ı kerimi bile işitiyordu
Fakat, Resul-i ekrem arkalarına hiç bakmıyorlardı
Hazret-i Ebu Bekir geriye bakınca, Süraka'yı görüp, telaşa kapıldı
Peygamber efendimiz ona, mağaradaki gibi; "Üzülme, Allahü teâlâ bizimle beraberdir" buyurdu
Süraka, Peygamber efendimize saldırabilecek kadar yaklaştı
"Ya Muhammed! Seni, bugün benden kim koruyacak!" dedi
Server-i alem efendimiz de; "Beni, Cebbar ve Kahhar olan Allahü teâlâ korur" cevabını verdi
O sırada Süraka'nın atı, iki ön ayaklarıyla dizlerine kadar yere battı
Bundan kurtulup, tekrar saldırmaya teşebbüs edince, atının ayakları yine yere saplandı
Süraka, atını ne kadar zorladıysa da, onu bir türlü kurtaramadı
Başka yapacağı hiçbir şey yoktu
Çaresiz kalınca, şefkat ve merhamet sahibi olan Resulullah efendimize yalvarmaya başladı
Bütün olgunlukları ve iyi ahlakı kendisinde toplayan, üstün ahlak ve yaratılış üzere olan Peygamberimiz onun bu dileğini kabul etti
Süraka; "Ya Muhammed! Muhafaza olunduğunu anladım
Dua et de kurtulayım
Bundan sonra sana asla zarar vermem
Senin peşine düşenlere de senden hiç bahsetmiyeceğim" diyordu
Kainatın efendisi; "Ya Rabbi! Eğer o sözünde doğru ve samimi ise, atını kurtar" diye dua edince, Allahü teâlâ bu duayı kabul buyurdu
Süraka bin Malik'in atı, ancak bu duadan sonra çukurdan kurtulabilmişti
Süraka, hayretler içerisinde kaldı ve bütün bu olup bitenlerden, Muhammed aleyhisselamın daima korunmakta olduğunu anladı
Pek çok şeye şahid olmuştu
Sonunda; "Ya Muhammed! Ben Süraka bin Malik'im! Benden asla şüpheniz olmasın
Size söz veriyorum
Bundan sonra beğenmediğiniz hiçbir işi yapmıyacağım
Kavmin, seni ve arkadaşlarını yakalayana çok mükafat vereceğini va'detti" dedi ve Kureyş müşriklerinin yapmak istediklerini birer birer anlattı
Hatta, onlara yol azığı ve binmek için deve vermek istediyse de, sevgili Peygamberimiz kabul etmedi ve ona: "Ey Süraka! Sen İslâm dinini kabul etmedikçe, ben de senin deveni ve sığırını arzu etmem, istemem
Sen bizi gördüğünü gizli tut, yeter" buyurdu
Süraka bundan sonra izi üzerine geri döndü
Başından geçenleri karşılaştığı kimselere de anlatmadı
(Süraka daha sonra Müslüman olmakla şereflendi
)
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hicret
Bütün gözler ufukta!
Peygamber efendimiz, hazret-i Ebu Bekir, Amir bin Füheyre ve kılavuzları Abdullah bin Üreykıt, Rebi'ul-evvel ayının sekizinde Pazartesi günü (Miladi 622 yılı Eylül ayının 20
Günü) kuşluk vakti "Kuba" köyüne ulaştılar
Bugün, Müslümanların Hicri Şemsi yılının sene başı oldu
Külsüm bin Hidm isminde bir Müslümanın evinde kaldılar
Burada ilk mescidi yaptılar
Kuba vadisinde ilk Cuma namazını kıldılar ve ilk hutbeyi irad ettiler
Kuba mescidi, ayet-i kerimede mealen; "
Temeli takva üzerine kurulan mescid" (Tövbe suresi 108) diye buyrularak medh edildi
Bu arada Mekke'de kalan hazret-i Ali, Resulullah efendimizin Kabe-i şerifte devamlı bulundukları makama oturdu
"Resul-i ekrem'de kimin nesi var ise, gelsin alsın!" diye nida ettirdi
Herkes gelip, nişanını söyleyerek emanetini aldı
Böylece emanetler sahiplerine teslim edildi
Mekke-i mükerremede kalan Eshab-ı güzin, hazret-i Ali'nin kanadı altına sığındılar
Resulullah'ın saadethaneleri Mekke'de olduğu müddetçe, hazret-i Ali de orada kaldı
Bir zaman sonra Resul-i ekrem efendimiz, evinin Medine-i münevvereye getirilmesini emir buyurdular
Allah'ın aslanı hazret-i Ali, Kureyş kafirlerinin toplandıkları yere gitti
"İnşaallahü teâlâ yarın Medine-i münevvereye gidiyorum
Bir diyeceğiniz var mı? Ben burada iken söyleyin" buyurdu
Hepsi başlarını eğip, hiçbir şey söylemediler
Sabah olunca, hazret-i Ali, Resul-i ekrem efendimizin eşyalarını toplayıp, Resulullah efendimizin Ehl-i Beyti ve kendi akrabaları ile beraber yola koyuldu
Resulullah efendimize, şişmiş olan ayaklarından kanlar akar vaziyette, Kuba'da yetişti
Gündüzleri saklanıp, geceleri yaya olarak yürüdüğü bu yolculuğun sonunda, Peygamberimizin huzuruna gidemiyecek bir hale gelmişti
Resul-i ekrem efendimiz bunu haber alınca, bizzat kendisi teşrif etmiş, hazret-i Ali'yi görünce haline acımış, sevgili, fedakar amcazadesini kucaklamış, mübarek elleriyle o hak yolunda binlerce meşakkate katlanmış olan narin, nazik ayaklarını okşamış, kendisine afiyet için dua buyurmuştu
Hatta hazret-i Ali'nin bu fedakarlığı üzerine; "İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allahü teâlânın rızası için nefsini feda eder" 'Bekara suresi- 207) ayet-i celilesinin nazil olduğu rivayet edilir
Medine'ye daha önce hicret eden Eshab-ı kiram ile Medineli Müslümanlar, Kainatın sultanının Mekke'den hicret için hareket ettiğini duyunca, teşrifini hararetle ve heyecanla bekliyorlardı
Bu sebeple Medine-i münevverenin dış semtlerine gözcüler koyup, şehirlerini şereflendirecekleri anda, Efendimizi karşılamak için can atıyorlardı
O'nun muhabbetiyle yananlar, kızgın çölün suya olan hasreti gibi gözlerini ufka dikerek bekliyorlardı
Medine
Medeniyet kelimesinin mefhum yatağı Medine
Peygamber beldesi Medine
İşte incecik hurma ağaçları ve dümdüz damlı çatılarıyla ufuk çizgisi üstünde yayılmış "Medine-i münevvere" olmaya can atıyor
Kainatın efendisi, yaratılmışların en üstünü, Efendimiz devesine binmiş, yanında mağara dostu Ebu Bekir
Medine'ye "Nur" geliyor
Günlerdir herkes ayakta, gözler pür dikkat ufukta
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hicret
"Müjde! Resulullah geliyor!
"
Nihayet mesafeler, yelpaze kanatları gibi dalga dalga oldu
Ağır ağır yol alan iki deve üstünde iki insan göründü
Medineliler, sevinçle birbirlerine; "Müjde!
Müjde!
Resulullah geliyor!
Peygamberimiz geliyor!
Sevinin ey Medineliler!
Bayram edin! Habibullah geliyor!
Baş tacımız geliyor!
" diyerek sevinç gözyaşları dökmeye başladılar
Bu haber bir anda Medine-i münevvere sokaklarını doldurdu
Yedisinden yetmişine, yaşlısından hastasına kadar herkes, bu eşi görülmedik sevinçli haberi bekliyordu
Bütün Medineliler en güzel elbiselerini giyinerek, sür'atle Alemlerin efendisini karşılamak için koştular
Herkes, sıcak çölün ortalarına doğru ilerliyor
Onlar da kızgın çölde, güneşin yakıcı sıcaklığına rağmen, büyük bir heybetle kendilerine doğru geliyorlar
Tekbir sedaları semayı çınlatıyor, sevinçten gözyaşları sel gibi akıyor
Hüzün ve mutluluk dolu bir hava esiyor ve Medine, tarihin en güzel günlerinden birini yaşıyor
Bir tarafta, herkesin "Emin" lakabıyla tanıdığı, Allahü teâlânın Habibini öldürmek için üzerine mükafat koyanlar; diğer tarafta ise O'nu ve arkadaşlarını korumak, bağırlarına basmak ve bu uğurda canlarını feda etmek istiyenler
Medineliler bir an önce sevgili Peygamberimizin nurlu cemalini görmek istiyorlardı
Medine, Medine olalı böyle sevinçli, böyle mübarek bir an görmemişti
Bu, o güne kadar yaşanmamış bir bayramdı
Benzeri görülmemiş ve görülmeyecek olan bu bayramda, çocuklar ve kadınlar şöyle şiirler terennüm ediyorlardı:
"Tale'al-Bedirü aleyna,
Min seniyyat-il-veda;
Veceb-eş-şükrü aleyna,
Mâ de'â lillahi da,
Eyyüh-el-meb'usu fina,
Ci'te bil-emr-il muta'!
"
"Hoş geldin ya Resulallah!
Bize buyurun ya Resulallah!
" şeklindeki istekler ortalığı çınlatıyordu
Medine'nin ileri gelen kimselerinden bazıları Kusva'nın yularından tutup; "Ya Resulallah! Bize buyurun
" diyerek istirhamda bulundular
Onlara; "Devemin yularını bırakınız
O memurdur
Kimin evinin önünde çökerse, orada misafir olurum!" buyurdular
Herkeste büyük bir heyecan ve merak başladı
Acaba Kusva nereye çökecekti?!
Kusva, nihayet Peygamber efendimizin bugünkü mescid-i şerifinin kapısının bulunduğu yere çöktü
Efendimiz, Kusva'nın üzerinden inip; "İnşaallah menzilimiz burasıdır" ve "Burası kimindir?" buyurunca; "Ya Resulallah! Amr'ın oğulları Süheyl ve Sehl'indir" diye cevap verdiler
Bu çocuklar yetim idi
Peygamberimiz; "Akrabalarımızdan hangisinin evi buraya daha yakındır?" buyurdular
Zira Resulullah efendimizin dedesi Abdülmuttalib'in annesi, Neccaroğulları'ndan idi
Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari hazretleri sevinçle; "Ya Resulallah! Benim evim daha yakındır
İşte şu evim, şu da kapısı" diyerek heyecanla evini gösterdi
Kusva'nın yükünü indirip, Resulullah efendimizi buyur etti
Medineli Müslümanlar ve Muhacirler, Efendimizin hicretine pek ziyade sevindiler
Nasıl sevinmesinler ki? Dünya kurulduğundan bu yana böyle bir misafiri ağırlamak sadece onlara nasip oluyordu
Tags
:
hicret
Hicret ile ilgili Benzer Konular
134 Kez Görüntülendi
HICRET
İslam Tarihi
Hicret - AnLamı
Tatlı Sözlük
Habeşistana Hicret
Siyer
Hicret ile ilgili ayetler - Hicret Ayetleri
Kuran'ı Kerim
Hicret Yolu
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
20:12
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542