FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Medine devri..
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Medine devri.. ile ilgili Benzer Konular
135 Kez Görüntülendi
Medine DÖnemi
İslam Tarihi
Medine Ekran Koruyucu
Dini Programlar
tarihi medine
Mekke Medine Resimleri
EZAN (Medine)
Dini Videolar
Medine Resimleri
Avatar Cenneti
Hicret
|
Bedir Savaşı
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Medine devri..
Medine devri.. başlıklı yazı Mumsema Medine devri.. Forum Alev
Öyle bir gün idi ki
Resulullah efendimiz, Eshabına, dinimizin emir ve yasaklarını inceden inceye anlatıyor, öğretiyorlardı
Din-i İslâm'ı herkesin anlayacağı şekilde anlatır, önemli gördükleri bir hususu, üç defa tekrar ederlerdi
Hz
Ömer anlatır:
"Öyle bir gün idi ki, Eshab-ı kiramdan birkaçımız, Resulullahın huzurunda ve hizmetinde bulunuyorduk
Ay doğar gibi bir zat yanımıza geldi
Hiç birimiz onu tanımıyorduk
Yani, görüp bildiğimiz kimselerden değildi
Resulullah'ın huzurunda oturdu
Dizlerini, mübarek dizlerine yanaştırdı
O zat-ı şerif, ellerini Resul-i ekrem efendimizin mübarek dizleri üzerine koydu ve; "Ya Resulallah! Bana İslâmiyeti, Müslümanlığı anlat" dedi
Resul-i ekrem buyurdu ki: "İslâm'ın şartlarından birincisi, "Kelime-i şehadet" getirmektir
(Kelime-i şehadet getirmek demek, "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh" söylemektir
Yani akıl ve baliğ olan ve konuşabilen kimsenin; "Yerde ve gökte, O'ndan başka, ibadet edilmeye layık hiçbir şey ve hiçbir kimse yoktur
Hakiki mabud, ancak Allahü teâlâdır
O, vacib-ül-vücuddur
Her üstünlük O'ndadır
O'nda hiçbir kusur yoktur
O'nun ismi Allah'tır" demesi ve buna kalb ile kesin olarak inanmasıdır
Ve yine; "O, gül renkli, beyaz kırmızı, parlak, sevimli yüzlü, kara kaşlı ve kara gözlü, mübarek alnı açık, güzel huylu, gölgesi yere düşmez ve tatlı sözlü, Arabistan'da Mekke'de doğduğu için Arab denilen, Haşimi evladından Abdullah'ın oğlu Muhammed adındaki zat-ı ali, Allahü teâlânın kulu ve resulü yani peygamberidir" demesidir
)
"Vakti gelince namaz kılmaktır
Malın zekatını vermektir
Ramazan-ı şerifte her gün oruç tutmaktır
Gücü yetenin ömründe birkere hac etmesidir
"
O zat, Resulullah'dan bu cevapları işitince; "Doğru söyledin ya Resulallah!" dedi
Biz dinleyiciler; "Hem soruyor, hem de onu tasdik ediyor!" diye onun bu sözüne şaştık
Bu zat yine; "Ya Resulallah! İmanın ne olduğunu da bana bildir" dedi
Resulullah efendimiz de, imanın belli altı şeye inanmak olduğunu şöyle bildirdi:
"Önce, Allahü teâlâya, meleklerine, kitaplarına, resullerine, ahıret gününe, kadere, hayır ve şerlerin Allahü teâlâdan olduğuna inanmaktır
"
O zat, yine; "Doğru söyledin" diyerek tasdik etti
Sonra tekrar; "Ya Resulallah! İhsanın ne olduğunu da bana bildir" dedi
Resulullah efendimiz; "Allahü teâlâya; O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir
Çünkü her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da, O seni muhakkak görür" buyurdu
O zat tekrar; "Ya Resulallah! Bana Kıyametten haber ver!" dedi
Resul aleyhisselam; "Bu mes'elede sorulan sorandan daha alim değildir" buyurdular
O zat tekrar; "O halde onun alametlerini bildir" dedi
Resulullah efendimiz, "Yalın ayak, çıplak, yoksul çobanların (zengin olarak) yüksek bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir" buyurdu
Bundan sonra dönüp gitti
Resulullah, bana dönüp;
- Ey Ömer! Soran kişinin kim olduğunu biliyor musun? diye sordular
- Allahü teâlâ ve Resulü daha iyi bilir, dedim
Resulullah,
- O, Cibril (Cebrail) idi
Sizlere dininizi öğretmek için geldi, buyurdular
Bu hadise hadis-i şerif kitaplarında "Cibril hadisi" olarak geçmektedir
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Medine devri..
El ele, gönül gönüle
Medine'ye hicret eden Muhacirlerden bazıları hastalanmıştı
Medine'nin havasına, suyuna alışamamışlardı
Mekke'nin özlemini çekiyorlardı
Efendimiz dua buyurdu:
"Ya Rabbi, Mekke'yi sevdirdiğin gibi, bize Medine'yi de sevdir
Daha çok sevdir
Bereket ver
Medine'yi bize sağlık yatağı eyle!"
Resulullahın bu duasından sonra, muhacirlere yeni bir hayat geldi
Kısa zamanda Medine'ye ısındılar
İslâmiyeti yaymak için her şeye katlandılar, hatta sıkıntılardan zevk alır hale geldiler
Peygamber efendimiz, Medine-i münevverede daha sıkı bir bağlılığın tesisi için, hicret eden Muhacirleri ve onları evlerinde barındıran Ensarı birbirlerine kardeş yaptılar
Hazret-i Ali en sona kalınca;
-Ya Resulallah! Beni unuttunuz mu? diye sormuştu
O zaman Alemlerin efendisi;
- Sen, dünyada ve ahırette benim kardeşimsin buyurmuştu
Bu kardeşlik maddi ve manevi yardımlaşma esasına dayanıyordu
Böylece yurtlarından, yuvalarından ve akrabalarından ayrı kalmanın mahzunluğu bir mikdar da olsa giderilmiş olacaktı
Zaten Medineli Müslümanlar, Allahü teâlânın dinini yaşayabilmek ve yayabilmek için memleketlerini terk eden muhacir kardeşlerine bağırlarını açmışlar, evlerine buyur etmişler, onlara her türlü yardımı yapmak için canla başla çalışmışlardı
Bu kardeşlik tesisi ile birbirlerine daha candan sarıldılar
Resulullah efendimiz, her muhaciri, mizacına uygun olan bir ensar ile kardeş yapmıştı
Öyle ki bu kardeşlik, babalarından kalan malı paylaşacak seviyede idi
Her Medineli; arazisini, bağını, bahçesini, evini, mallarını
nesi varsa ikiye ayırıyor, böylece yarısını Muhacir kardeşine seve seve veriyordu
Böyle bir fedakarlık, ancak İslâm kardeşliğiyle mümkün oluyordu
Âdem aleyhisselamdan bu zamana kadar pek çok göç olmuştu
Fakat böylesine manalı ve yüce bir hicret; dışardan gelenler ile yerli halk arasında bu kadar muhabbetli bir kaynaşma ve samimi bir kucaklaşma olmamıştı
Nitekim Allahü teâlâ mealen; "Mü'minler ancak kardeştirler" buyurdu
(Hucurat suresi: 10)
Bununla, gerçek sevgi ve samimiyetin maddi menfaatle değil, iman ve inançla olabileceğine işaret buyuruluyordu
Eshab-ı kiramdaki bu hal, Resulullah efendimizin bir sohbetiyle ele geçiyordu
Sevgili Peygamberimizin, mübarek kalbinden fışkıran deryalar misali feyz ve bereketler, Eshab-ı kiramın kalblerine akıyor, bunun neticesinde, görülmemiş bir fedakarlıkla birbirlerini seviyorlar ve kardeşlerini kendilerine tercih ediyorlardı
Ensar ve Muhacirin, bu yeni İslâm merkezinde el ele, gönül gönüle vererek İslâm dininin kuvvetlenmesi için her fedakarlığa katlanmak ve sonunda şehadet mertebesine kavuşmak üzere söz verdiler
Bu şekilde Resulullahın etrafında toplanıp, İslâm dininin esaslarına uyarak, yeni bir nizam ve mes'ud bir hayat kuruyorlardı
Artık İslâmiyet, Hicret hadisesi ile; "Devlet" olma yolunda ilk adımını atmıştı
Medine-i münevvere de İslâm dininin beşiği ve merkezi haline geliyordu
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Medine devri..
Ne derse güzeldir!"
Mekkeli müşrikler, Peygamber efendimizin Medine'de, Eshabını birbirlerine kardeş yapmak suretiyle kaynaştırmasını, kendileri için büyük bir tehlike gördüler
Kısa zamanda bu işin üstesinden gelemezlerse, Müslümanlar güçlenip Mekke'ye saldırabilir, bıraktıkları arazilerini, evlerini, yurtlarını ellerinden alabilirlerdi
Bu düşünceler içinde bulunan Mekkeli müşriklerden Medineli Müslümanlara tehdit mektupları geliyordu
Bu mektupların birinde;
"Şüphesiz ki aramızda düşmanlık bulunan hiçbir Arap kabilesinde, bizi, sizler kadar öfkelendiren olmamıştır
Çünkü, bizden olan bir adamı bize teslim etmeniz gerekirken, O'na yardımcı olup, kucak açarak korudunuz
Bu, sizin için çok büyük bir kusurdur
Lütfen, O'nunla bizim aramızdan çıkınız ve O'nu bize bırakınız
Eğer O'nun gidişatı iyi olursa, buna en çok sevinecek olan biziz
Aksi olursa, O'nu çekip çevirmek de yine bize düşer!
" deniliyordu
Bu mektuba; Hazret-i Ka'b bin Malik, Peygamberimizi medh eden çok güzel bir cevap yazdı
Mekkeli müşrikler, Medineli müşriklere de aynı şekilde tehdit mektupları yazdılar
Onlara da;
"Eğer bizim düşmanımızı şehrinizden çıkarmaz veya öldürmezseniz, üzerine yürür, sizleri öldürür, kadınlarınızı hizmetimize alırız!
" diyerek tehditlerde bulundular
Bunun üzerine Medineli müşrikler, Abdullah bin Übey münafığının etrafında toplanıp, fırsatını buldukları an Resulullah efendimize zarar vermek üzere karar aldılar
Müslümanlar bu durumu öğrenince; sevgili Peygamberimizi korumak için ellerinden gelen bütün gayreti gösterip, O'nun etrafında kenetlendiler
Geceleri sokağa çıkamaz, evlerine uyuyamaz hale geldiler
Übey bin Ka'b bu hali şöyle ifade eder:
"Resulullah efendimiz ile Eshabı, Medine-i münevvereye teşrif ettiklerinde Müslümanlar, müşrik Arap kabilelerinin düşmanlıklarına hedef oldular
Eshab, silahlı olarak sabahlara kadar nöbet bekledi
"
Eshab-ı kiram yekvücut olmuşlar, tehlikeli hallerde bütün güçleri ile Müslüman kardeşlerine yardıma koşuyorlardı
Bunların başında sevgili Peygamberimiz geliyordu
Resulullah efendimiz, her güzel haslette önde olduğu gibi, cesarette de Eshabının en önünde yer alırdı
Gecenin hangi saatinde olursa olsun, bir feryad işitilince, Peygamberimiz, hiç kimse varmadan atı ile oraya yıldırım gibi yetişir, korkulacak bir şeyin olmadığını Eshabına bildirir ve onları teskin ederdi
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Medine devri..
Mescid-i Nebi'nin inşası
Peygamber efendimiz Medine'yi teşrif ettiklerinde ilk iş olarak Eshabını yetiştirecek, cemaatla namaz kılacak bir mescidin yapılmasını arzu ediyorlardı
Bu sırada Cebrail aleyhisselam gelip;
"Ya Resulallah! Allahü teâlâ sana, kendisi için taştan ve kerpiçten bir mescid yapmanı emrediyor" dedi
Habib-i ekrem efendimiz, hemen devesi Kusva'nın Medine'ye geldiklerinde çöktüğü yeri sahiplerinden satın almak istediler
Sahipleri; "Ya Resulallah! Biz, onun bedelini ancak cenab-ı Hak'tan bekleriz
Orayı size, Allah rızası için hediye ederiz" diyerek bağışlamayı çok arzu ettiler
Buna rağmen Efendimiz kabul buyurmayıp, fazlasıyla ücretini ödediler
Bir taraftan arsanın tesviyesi yapılıp düzeltilirken, diğer yandan kerpiçler kesiliyor ve taşlar çekiliyordu
Nihayet her hazırlık yapıldıktan sonra temel atılmak üzere toplanıldı
Temele ilk taşı, Efendimiz, mübarek elleriyle koydular
Sonra sıra ile; "Ebu Bekir, taşını, benim taşımın yanına koysun! Ömer, taşını Ebu Bekir'in taşının yanına koysun! Osman, taşını Ömer'in taşının yanına koysun! Ali, taşını Osman'ın taşının yanına koysun" buyurdular
Emirleri yerine geldikten sonra oradaki Eshab-ı kiramına; "Siz de taşlarınızı koyunuz" buyurdular
Onlar da koymaya başladılar
Mescidin yapılmasında, başta sevgili Peygamberimiz olmak üzere bütün Eshab-ı kiram durmadan dinlenmeden çalıştılar
Mübarek sırtlarında taş ve kerpiç taşıdılar
Taş ile temeli bir buçuk metre yükseltip, üzerini kerpiçle ördüler
Resulullah efendimiz bir gün, kerpiç yüklenmiş götürüyordu
Eshabından biri huzur-ı şerifine varıp, fevkalade bir edeble;
"Ya Resulallah! Kerpici benim taşımama müsaade eder misiniz?" dedi
Hatem-ül-enbiya efendimiz, ona, daha büyük bir nezaketle, kendisinin sevab kazanmaya daha çok muhtaç olduğunu bildirip kerpici vermediler
Onun da gidip taş getirmesini tavsiye buyurdular
Mescid-i Nebi'nin inşasında en çok çalışanlardan biri de Resulullah efendimizdi
En ağır kayaları yüklenerek, mübarek göğüsleri darala darala ustaların yanına götürürlerdi
Bu taşları ve kerpiçleri taşırken yapılan işin kıymetini, kavuşulacak nimetleri müjdeleyerek Eshabını gayrete getirirdi
Efendimizin bu gayretini gören Müslümanlar, büyük bir aşkla çalışıyorlardı
Hatta Ammar bin Yaser, herkes birer kerpiç taşırken, o; birini Peygamber efendimiz, birini de kendisi için olmak üzere iki kerpiç götürürdü
Bu hali Resulullah efendimiz gördüklerinde, yanına vardılar
Mübarek elleri ile hazret-i Ammar'ın sırtını sığayıp;
"Ey Sümeyye'nin oğlu! Senin iki, başkalarının bir ecri var" buyurdular
Mescidin duvarları kısa zamanda bitirildi ve üzeri örtüldü
Ayrıca mescide bitişik, Resulullah efendimiz için kerpiçten iki oda yapıldı
Bunların üzerleri de hurma kütüğü ve dalları ile örtüldü
(Bu odalar zamanla dokuza kadar çoğaltıldı
) Mescidin inşası bittikten sonra, Peygamber efendimiz, hazret-i Halid bin Zeyd'in evinden, kendisi için yapılan eve taşındılar
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Medine devri..
Hurma kütüğünün inlemesi
Peygamber efendimiz, Cuma günleri mesciddeki Hannane isminde bir hurma kütüğüne dayanarak, hutbe irad ederlerdi
Sonradan üç basamaklı bir minber yaptırdılar
Resulullah efendimiz ve Eshab-ı kiram bir Cuma günü Mescid-i Nebi'de toplanmışlardı
Efendimiz, hutbe için yeni minbere çıktıklarında, eskiden dayandığı kuru hurma kütüğü, herkesin duyacağı kadar, hamile deve ağlayışını andıran bir sesle ağlamaya ve inlemeye başladı
Bütün Eshab-ı kiram, hayret ederek bu sesi dinlediler
Fakat, ses bir türlü kesilmiyordu
Bunun üzerine Alemlerin efendisi minberden indiler ve mübarek elleri ile kütüğü okşadılar
O anda, ağlama ve inleme kesildi
Kuru hurma kütüğünün, Peygamberimize olan bu muhabbetini ve aşkını gören Sahabiler, gözyaşlarını tutamadılar
Bu hadise ile ilgili hazret-i Enes bin Malik; "Mescid bile onun sesinden sarsıldı", İbn-i Ebi Veda'a da, "Hurma kütüğü, çatlayıp yerinden oynadı
Resulullah efendimiz gelip mübarek elini üzerine koydu da ondan sonra sustu" demişlerdir
Peygamber efendimiz; "Nefsim yed-i kudretinde olan Allahü teâlâya yemin ederim ki, eğer onu okşamasaydım, bana karşı hasret ve hüznünden dolayı kıyamete kadar böyle ağlayacaktı" buyurdular
Resul aleyhisselam kuru hurma kütüğüne dönüp; "İstersen seni bulunduğun bahçeye vereyim
Tekrar dal budak sal ve eski haline gel
İstersen seni Cennet'e dikeyim de Allahü teâlânın dostları meyvenden yesin" buyurdu
Resulullah efendimiz, ona kulak verip şöyle dediğini duydular: "Beni Cennet'e dik ve benden Allahü teâlânın dostları yesin ve eskiyip çürümeyeceğim bir yerde olayım
"
Ağacın bu konuşmasını, Peygamber efendimizin yanında bulunanlar da duydu
Bunun üzerine Resulullah efendimiz, ona; "İstediğini yapacağım" diye mukabelede bulundu
Sonra Resulullah'ın emri ile hurma kütüğü gömüldü
Server-i alem efendimiz ile hazret-i Ebu Bekir, hicret ettiklerinde çocuklarını Mekke'de bırakmışlardı
Efendimiz, hazret-i Hadice validemizin vefatından bir sene sonra hazret-i Aişe ile Mekke'de söz kesilmişti
Medine'yi şereflendirince, Hz
Aişe, annesi ve ve Resulullah'ın kerimelerinden hazret-i Zeyneb de Medine'ye getirtildi
Resulullah efendimizin ev halkı, odalarının önünde indi
Hazret-i Aişe validemiz, babası hazret-i Ebu Bekir'in evinde bir müddet ikamet etti
Ebu Bekir, bir gün Server-i alem efendimize;
Ya Resulallah! Ehlinle evlenmekten seni alıkoyan nedir? diye sordu
Resulullah;
Mehirdir, buyurdu
Hazret-i Ebu Bekir, Resulullah'a mehr parası gönderdi
Bunun üzerine hazret-i Aişe validemizin düğünü oldu
O zaman Peygamber efendimiz elli beş yaşında idiler
Hazret-i Aişe validemiz, çok zeki ve kabiliyetli olup, hadiseleri anında şiir halinde söyleyebilirlerdi
Öğrendiği ve ezberlediği bir şeyi kat'iyyen unutmazdı
Çok akıllı, zeki, alime, edibe, afife ve saliha idi
Hafızası pek kuvvetli olduğu gibi, Eshab-ı kiram, birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi
Ayet-i kerime ile medh edildi
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Medine devri..
İlk ezan
Mescid-i Nebi inşa edildikten sonra, namaz vakitlerinde, vaktin girdiğini belirtecek ve Müslümanları camiye davet edecek bir usül yoktu
Sadece; "Essalatü Cami'a" denilirdi
Resulullah efendimiz, bir gün Eshabıyla istişare ederek, namaz vakitlerinde, müminlerin camiye nasıl davet edilmesi gerektiğini sordular
Kimisi, namaz vakitlerini bildirmek için, nasara gibi, nakus yani çan çalalım; kimisi, Yahudiler gibi boru çalınsın dediler
Kimisi de; "Namaz vakti ateş yakıp yukarı kaldıralım" diye fikirlerini söylediler
Resulullah efendimiz, hiç birini kabul etmedi
Abdullah bin Zeyd bin Sa'lebe ve hazret-i Ömer, rüyada ezan okunmasını gördüler
Hazret-i Abdullah, sevgili Peygamberimize gelip rüyasını şöyle anlattı:
"Yeşil bir şal ve peştamal bağlamış, eline çan almış bir kişi gördüm
Ona; "Elindeki çanı satar mısın?" diye sordum
Bana; "Ne yapacaksın?" dedi
"Namaz vakitlerini bildirmek için çalacağım" deyince, o zat; "Ben sana daha hayırlısını öğreteyim" dedi ve kıbleye dönerek yüksek sesle; "Allahü ekber, Allahü ekber
" diye okumaya başladı
Bitirdikten sonra da; "Namaza kalkacağın zaman da" deyip, ezanı tekrar etti ve sonuna doğru, "Kad kamet-is-salatü" cümlesini ilave etti
"
Bunun üzerine, Resulullah efendimiz;
"Rüya haktır
O kelimeleri Bilal'e öğret, okusun!" buyurdular
Buna ezan ismi verildi
Hazret-i Bilal de, Mescid-i şerifin yakınında bulunan yüksek bir dama çıkarak, ilk ezanı, öğretilen kelimelerle okudu
Hazret-i Ömer, ezan sesini işitince, koşa koşa Resulullah efendimizin huzuruna geldi
Hazret-i Bilal'in söylediği kelimeleri aynen rüyasında gördüğünü arz etti
O gece, Eshab-ı kiramdan bir kısmı da aynı rüyayı görmüşlerdi
İşte bu sırada, Cuma suresi 9
ayet-i kerimesi nazil olup, vahy ile de bildirilmiş oldu
Bilal-i Habeşi, bir gün sabah namazı vaktinde sevgili Peygamberimizin kapısı önünde; "Es-salatü hayrun minennevm" diye iki defa seslenmişti
Bunu Peygamber efendimiz beğendi
"Bilal, bu ne güzel söz! Sabah ezanını okurken bunu da söyle!" buyurdular
Böylece sabah ezanında bu söz de söylenmeye başlandı
Peygamberimizin vefatına kadar müezzinlik yapan Bilal-i Habeşi'nin, sesi gür, çok güzel ve pek tesirliydi
O, ezan okumaya başlayınca, herkes büyük bir aşk ve vecd içinde dinleyip, kendinden geçerdi
Ezan okurken herkesi ağlatırdı
Eshab-ı kiramın, birbirlerini namaz vakitlerinde camiye ezan-ı şerif ile davet etmeleri, Medineli müşrikler ile Yahudilerin pek tuhafına gitti
Ezan okunurken alay ve eğlenceye alırlardı
Onların bu maskaralıklarına karşı, Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde mealen; "Onlar, namaza ezan ile davette bulunduğunuz zaman, onu oyun ve eğlence edinirler
Bu da, onların aklı ermez bir kavim olmalarındandır" buyurdu
(Maide suresi: 58)
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Medine devri..
Eshabım gökteki yıldızlar gibidir"
Fahr-i kainat efendimiz, Eshab-ı kiramını yetiştirmek, olgunlaştırmak için, Mescid-i Nebi'de eşi benzeri bulunmayan sohbetler eder, Allahü teâlânın kendisine ihsan ettiği feyz ve bereketleri, onların kalblerine akıtırdı
Peygamber efendimizin sohbetine katılmak şerefine nail olanlar, daha ilk sohbette kalblerinde büyük bir değişiklik hisseder ve pek yüksek ilahi marifetlere kavuşurlardı
Bu sohbetlerin bereketiyle Eshab-ı kiram, başta sevgili Peygamberimiz olmak üzere, bütün sahabe arkadaşlarını canlarından çok sever hale gelirlerdi
Allahü teâlâ onları, ayet-i kerimelerle medhetmiştir
Onlar, Resulullah efendimizin huzur-ı şeriflerinde; sanki başlarına kuş konmuş da, hareket edince uçacakmış gibi pek edebli ve çok dikkatli dururlardı
Böylece, Eshab-ı kiram peygamberlerden ve büyük meleklerden sonra mahlukatın en efdali ve en üstünü oldular
Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde bunların üstünlüklerini bildirdi:
"Siz ümmetlerin en iyisi, en hayırlısı oldunuz
İnsanların iyiliği için yaratıldınız
İyilik yapılmasını emreder, kötülükten nehy edersiniz
" (Al-i imran suresi: 110)
"Önce Müslüman olanlardan, Muhacirlerin ve Ensarın önce gelenlerinden ve bunların yolunda gidenlerden Allahü teâlâ razıdır ve bunlar da, Allahü teâlâdan razıdırlar
Allahü teâlâ bunlar için, Cennetler hazırladı
Bu Cennetlerin altından nehirler akmaktadır
Bunlar Cennetlerde sonsuz olarak kalacaklardır
" (Tövbe suresi: 100)
"Muhammed "aleyhisselam" Allahü teâlânın peygamberidir ve O'nunla birlikte bulunanların, (yani Eshab-ı kiramın) hepsi kafirlere karşı şiddetlidirler
Fakat, birbirlerine karşı merhametli, yumuşaktırlar
Bunları çok zaman rükuda ve secdede görürsünüz
İnce bir filiz yerden çıkıp kalınlaştığı, yükseldiği gibi, az ve kuvvetsiz oldukları halde, az zamanda etrafa yayıldılar
Her tarafı iman nuru ile doldurdular
Herkes filizin halini görüp, az zamanda nasıl büyüdü diyerek, şaşırdıkları gibi, hal ve şanları dünyaya yayılıp, görenler hayret etti ve kafirler kızdılar
" (Feth suresi: 29)
Peygamber efendimiz de hadis-i şeriflerinde, Eshab-ı kiramın büyüklüğünü, derecelerinin yüksekliğini bildirdi:
"Eshabımın hiçbirine dil uzatmayınız
Onların şanlarına yakışmayan bir şey söylemeyiniz! Nefsim yed-i kudretinde olan Allahü teâlâya yemin ederim ki, sizin biriniz Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshabımdan birinin bir müd arpası kadar sevab alamaz
"
"Eshabım gökteki yıldızlar gibidir
Hangisine uyarsanız kurtulursunuz
"
"Eshabıma dil uzatmakta, Allahü teâlâdan korkunuz! Benden sonra onları kötü niyyetlerinize hedef tutmayınız! Nefsinize uyup, kin bağlamayınız! Onları sevenler, beni sevdikleri için severler
Onları sevmiyenler, beni sevmedikleri için sevmezler
Onlara el ile, dil ile eziyyet edenler, onları gücendirenler, Allahü teâlâya eziyyet etmiş olurlar ki, bunun da ibret cezası gecikmez, verilir
"
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Medine devri..
Eshab-ı suffe
Peygamber efendimiz, Mescid-i Nebi'nin kuzey duvarına hurma dallarıyla bir gölgelik yaptırdı
Burada Mekke'den hicret eden, malı-mülkü bulunmayan bekar sahabilerin yatıp kalkmalarını emir buyurdu
Hiçbir geliri olmayan, iman ve aşktan başka tek sermayeleri bulunmayan bu sahabilerin sayıları on ila dört yüz arasında değişirdi
Bu sahabiler, Resulullah efendimizin yanlarından ayrılmaz ve sohbetlerinden hiç geri kalmazlardı
Gece-gündüz Kur'an-ı kerim okurlar, ilim öğrenirler, hadis-i şerifleri hıfz ederler, günlerinin çoğunu oruç tutarak geçirirler; ibadet ve taatten bir an ayrılmazlardı
Burada yetişenler, yeni Müslüman olan kabilelere gönderilirler, onlara Kur'an-ı kerimi ve sünnet-i şerifleri, yani din-i İslâm'ı öğretirlerdi
Pek ziyade faziletlere sahib olan bu mübarek sahabiler, büyük bir irfan ordusu idiler
Peygamber efendimiz, onları çok sever, onlarla oturup sohbet ederler ve beraber yemek yerlerdi
Burada kalanlara "Eshab-ı suffe" denirdi
Resulullah efendimiz bir gün Eshab-ı suffeye bakıp, son derece fakir olduklarını düşündüler
Böyle oldukları halde gönül rahatlığı ve parlaklığı ile ibadet ediyorlardı
Peygamber efendimiz merhamet buyurup, onlara; "Ey Suffe eshabı! Size müjdeler olsun! Eğer ümmetimden, sizin içinde bulunduğunuz bu zor şartlara razı bir kimse kalmış olursa, o, elbette benim arkadaşlarımdandır" buyurdular
Efendimiz, herşeyden önce bu seçkin Eshabının ihtiyaçlarını temin eder, sonra Ehl-i beytininkini gidermeye çalışırlardı
Eshab-ı suffe'den olan Ebu Hüreyre hazretleri şöyle anlatır:
"Kendisinden başka ilah olmayan Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben bazan açlıktan karnımı yere dayar, bazan da yerden aldığım bir taşı karnıma bastırırdım
Yine böyle bir halde idim
O gün Resulullah'ın mescide geçtiği yolun üstünde oturmuştum
O sırada alemlere rahmet olarak gönderilen iki cihanın süsü, nur saçarak yanıma geldiler
Halimi anlayıp gülümsediler ve, "Ya Eba Hüreyre! buyurdular
Benimle gel!
"
Hemen peşlerinden yürüdüm
Hane-i saadetlerine girdiler
Evde bir bardak süt vardı
"Haydi, Ehl-i suffeye git
Onları bana çağır" buyurdular
Onları çağırdım, saadethaneye geldik, izin isteyip içeri girdik, uygun yerlere oturduktan sonra, Resulullah efendimiz; "Ya Eba Hüreyre! Şu süt bardağını al, onlara ver!" buyurdular
Süt çok azdı herkese yetmesi mümkün değildi
Ben de bardağı alıp, sıra ile arkadaşlarıma veriyordum
Her biri bardağı alıyor, doyuncaya kadar içiyor, bana iade ediyordu
Herkesten aldığımda, bardağın hiç eksilmediğini, öylece sütle dolu olduğunu görüyordum
Bu şekilde, gelen bütün arkadaşlarıma takdim ettim
Hepsi içip doydular
Sonra Efendimiz bardağı alıp, bana gülümsediler ve; "Ya Eba Hüreyre! Süt içmeyen bir ben kaldım, bir de sen
Haydi sen de otur, iç!" buyurdular
Oturup içtim
"Yine iç!" buyurdular
İçtim
Efendimiz, birkaç defa "İç!" buyurdular
Ben de her defasında içtim
Nihayet; "Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Artık içemiyeceğim
Seni hak din ile gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, iyice doydum" dedim
"Öyleyse bardağı bana ver" buyurdular
Verdim
Allahü teâlâya hamd ve sena ettikten sonra, Besmele çekerek sütü içtiler
"
01-06-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Medine devri..
Kim şu açı misafir eder"
Mescidde resulullah efendimizin hiçbir sohbetini kaçırmadan ilim öğrenen Eshab-ı Suffeye karşı, Medineli sahabiler, benzeri görülmemiş şekilde muhabbet beslerlerdi
Bir akşam, açlıktan dermanı kalmayan Suffe'den bir sahabi, Resulullah efendimizin huzur-ı şeriflerine gelip, halini arz etti
Peygamber efendimiz, hane-i saadetlerine, yiyecek bir şeyin olup olmadığını sordular
"Şu anda evde yiyecek olarak sudan başka bir şey yok" cevabını alınca, orada hazır bulunan Eshabına; "Kim şu açı misafir eder?" buyurdular
Eshab-ı kiramdan Medineli biri, herkesten önce davranıp; "Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Onu ben ağırlarım" dedi
Misafiriyle evine gidip hanımına; "Resulullah efendimizin misafirini ağırlayacak bir şeyler hazırla" dedi
Hanımı; "Şu anda evimizde çocukların yiyeceğinden başka bir şey yok" diye cevap verdi
"Önce çocukları uyut
Sonra o yemeği getir" diyen sahabi, ancak bir kişiye yetecek kadar olan yemeği alıp misafirin odasına girdi
Sofrayı koyup buyur etti
Yemeğe beraber başladıktan sonra kalktı, lambayı düzeltiyormuş gibi yapıp söndürdü
Tekrar karanlıkta sofranın başına oturdu
Yiyormuş gibi hareketler yaparak, misafirin doymasını bekledi
Misafir doyduktan sonra sofrayı kaldırdı
O gece, çocukları ile aç olarak sabahladılar
Sabahleyin Peygamber efendimizin huzur-ı şeriflerine gittiklerinde; "Allahü teâlâ bu geceki hareketinizden hoşnud oldu" buyurdular
Bunun üzerine Allahü teâlâ, Haşr suresinin 9
ayet-i kerimesini göndererek mealen; "Onlar (Ensar) kendilerinde yoksulluk ve muhtaçlık olsa bile, (Muhacirleri) kendi canlarından üstün tutarlar
" buyurdu
Peygamber efendimiz, Eshabına, dindeki derecelerine göre, anlayacakları şekilde anlatırlardı
Eshab-ı kiramın en yükseklerinden olan hazret-i Ömer, bir gün, Resulullah efendimizin Ebu Bekir-i Sıddik'a bir şey anlattığını gördü
Yanlarına gidip dinledi
Bunu başkaları da gördü, fakat, gelip dinlemekten çekindiler
Ertesi gün, Ömer'i görünce; "Ya Ömer! Resulullah dün size bir şey anlatıyordu
Söyle, biz de öğrenelim" dediler
Çünkü Resulullah efendimiz daima; "Benden duyduklarınızı, din kardeşlerinize de anlatınız! Birbirinize duyurunuz!" buyururdu
Hazret-i Ömer; "Dün hazret-i Ebu Bekir, Kur'an-ı kerimden anlayamadığı bir ayet-i kerimenin manasını sormuş, Resulullah ona anlatıyordu
Bir saat dinledim, bir şey anlayamadım" dedi
Çünkü, hazret-i Ebu Bekir'in yüksek derecesine göre anlatıyordu
Hazret-i Ömer, o kadar yüksek idi ki, Resulullah efendimiz; "Ben peygamberlerin sonuncusuyum
Benden sonra peygamber gelmeyecektir
Eğer, benden sonra peygamber gelseydi, Ömer peygamber olurdu" buyurdu
Böyle yüksek olduğu ve ana dili olan Arabiyi çok iyi bildiği halde, Kur'an-ı kerimin hazret-i Ebu Bekir'e anlatılan tefsirini anlayamadı
Ebu Bekir'in derecesi, ondan çok daha yüksekti
Hazret-i Ebu Bekir, hatta Cebrail aleyhisselam bile, Kur'an-ı kerimin manasını, esrarını, Resulullah'a sorardı
Resulullah, Kur'an-ı kerimin hepsinin tefsirini Eshabına bildirmiştir
Sevgili Peygamberimiz, Medine'de bu şekilde Eshabına dini öğrettiği gibi, davalara bakıyor, şahitlerini dinleyip, en güç anlaşmazlıkları neticeye bağlayarak hallediyordu
01-06-2008
#
10
Profil Bilgileri
FataL
--->: Medine devri..
Mescid-i Kıbleteyn
Sevgili Peygamberimiz, Medine-i münevvereye hicret edeli on yedi ay olmuştu
Şimdiye kadar hep Kudüs-i şerifteki Beyt-i Makdis'e dönerek namazlarını kılarlardı
Medine Yahudilerle dolu
Onların da kıblesi Kudüs
Bundan Yahudiler kendilerine pay çıkarttılar
"Ne acaib iştir! Dini bizden ayrı, fakat kıblesi bizim gibi!" sözleri Resulullah efendimize kadar geldi
Bu söylentilerden, kalb-i şerifleri incindi
Bir gün Cebrail aleyhisselam geldiğinde, ona buyurdular ki: "Ey Cebrail! Allahü teâlânın, yüzümü, Yahudilerin kıblesinden Kabe'ye çevirmesini arzu ediyorum
"
Cebrail aleyhisselam da;
"Ben, ancak bir kulum
Bunu, Allahü teâlâdan niyaz et!" diye cevap verdi
Bundan sonra Bekara suresinin 144
ayet-i kerimesi nazil oldu
Buyuruldu ki:
"(Ey Habibim! Vahyin gelmesi için) yüzünün semaya doğru çevrilip durduğunu muhakkak görüyoruz
Bunun için, biz seni, razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz
Şimdi yüzünü Mescid-i Haram tarafına (Kabe'ye) döndür
(Ey mü'minler!) Siz de, her nerede olursanız yüzünüzü namazlarda o tarafa çeviriniz
Şüphe yok ki, kendilerine kitap verilenler, bu kıble çevrilişinin, Rableri tarafından hak olduğunu elbette bilirler
Allahü teâlâ ise, onların yapacaklarından gafil değildir
"
Bir gün Ümmü Bişr'in evinde yemekten sonra öğle namazı kılınıyor
Allahın Resulü önde, arkalarında kendilerinden geçmiş vecde dalmış saf saf Sahabiler
Namazın henüz iki rekatı kılınmıştı
Bütün insanlığın imamı 3
Rek'at için ayağa kalktılar
Fakat, o esnada gelen emirle Resulullah namaz içinde ağır ağır istikamet değiştirip,kabe istikametine durdular
Bu değişiklik her tarafta duyuldu
Karalamak için bahane arayan Yahudiler ve onun gerisinde saklı münafıklar hemen ortaya atıldılar:
- Önce bir yöne sonra başka yöne, bu ne demek? Ve devam ettiler:
"Eğer bizim kıblemizde kalsaydı, kitaplarımızda geleceği haber verilen peygamber O'dur derdik"
Bu söze kendileri de aslında inanmıyorlardı
Maksatları zihinleri karıştırmaktı
Pek ala onlar da biliyordu ki, Resulullah kitaplarında bildirilen Peygamberdi
Fakat kabul etmediler
Çünkü kendilerinden değildi
Bunu hazmedemediler
Namazdan sonra Eshabı kiramdan bazıları sordu:
- Ey Allahın Resulü! Ya bizim bu zamana kadar kıldığımız namazlar ne olacak?
Cevap ayet-i kerimeymle geldi:
"Allah sizin imanınızı zayi etmez!"
Bu namazın kılındığı mescide Mescid-i kıbleteyn, yani "iki kıbleli mescid" ismi verildi
Resulullah efendimiz, Kuba'ya da gidip, ilk yapılan mescidin mihrabını mübarek elleriyle yeniden yaptı ve mescidin duvarlarını değiştirdi
Tags
:
devri
,
medine
Medine devri.. ile ilgili Benzer Konular
135 Kez Görüntülendi
Medine DÖnemi
İslam Tarihi
Medine Ekran Koruyucu
Dini Programlar
tarihi medine
Mekke Medine Resimleri
EZAN (Medine)
Dini Videolar
Medine Resimleri
Avatar Cenneti
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:42
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545