FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Bedir Savaşı
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Bedir Savaşı ile ilgili Benzer Konular
163 Kez Görüntülendi
Bedir Gazvesi
İslam Tarihi
Bedir - İsim AnLamı
İsimler Sözlüğü
“3. Dünya Savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı ile başlayacak” iddiası
Yurt Dısı Haberler
Bedir Gazvesi
İslam Tarihi
Harika bir video,çok etkileneceksiniz sesi acıp dinleyin Bedir savaşı
Dini Videolar
Medine devri..
|
Uhud savaşı
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Bedir Savaşı
Bedir Savaşı başlıklı yazı Mumsema Bedir Savaşı Forum Alev
Bedir Savaşı
Müşriklerle savaşa izin çıkıp, Resulullahın gönderdiği küçük birliklerin, harekatlarda başarılı olması, müşrik kafilelerini korkutmuştu
Artık kervanlar, kafileler halinde ve yanlarında askerlerle sefere çıkıyordu
Hicretin ikinci yılında, Mekkeli müşrikler her aileden sermaye alıp, bin develik bir kervanı Şam'a gönderdiler
Başlarında Mekke'nin ileri gelenlerinden Ebu Süfyan vardı ve henüz Müslüman olmamıştı
Kervanı korumak için kırk kadar da muhafız vazifelendirmişti
Mallar satıldıktan sonra, paranın tamamiyle silah satın alacaklar ve bunlar, Müslümanlarla savaşta kullanılacaktı
Resulullah efendimiz, müşriklerin büyük bir kervanı ticaret için Şam'a gönderdiklerini haber alınca, durumlarını keşif için, Muhacirlerden birkaç kimseyi vazifelendirdi
Zül'aşire denilen yere vardıklarında, kervanın geçtiğini öğrenip, Medine'ye döndüler
Küfür ehlinin, silah ve malları ellerinden alınırsa, Müslümanlara zararları dokunmaz ve dirençleri kırılırdı
Bu sebeple Resulullah efendimiz, Talha bin Abdullah ile Sa'id bin Zeyd hazretlerini, kervanın dönüşünü öğrenmek üzere keşif kolu olarak gönderdiler
Kendileri de hazırlığa başladılar
Hanımı rahatsız olan hazret-i Osman ve onun gibi altı kişiye vazife verip, Medine'de kalmalarını emir buyurdular
Yanlarına Muhacirlerden ve Ensardan üç yüz beş sahabi alarak, Ramazan-ı şerifin on ikinci günü Bedir mevkiine doğru yürüdüler
Sayıları, vazifeli ve Medine'de kalanlarla birlikte 313 kişiyi buluyordu
Bu sefere çıkmak için yeni yetişen gençler, hatta kadınlar bile Peygamber efendimize yalvarıyorlardı
Ümmü Varaka'nın Resulullah efendimizin huzuruna gelip;
"Anam babam sana feda olsun ya Resulallah! Müsaade ederseniz, sizinle gelmek istiyorum
Yaralıların yaralarını sarar, hastaların hizmetini görürüm
Belki, Allahü teâlâ bana da şehidlik nasib eder!" demesi üzerine; Habib-i ekrem:
"Sen, evinde otur, Kur'an-ı kerim oku
Şüphesiz ki, Allahü teâlâ sana şehidliği nasib eder" buyurmuştur
Sa'd bin Ebi Vakkas sefer hazırlığını şöyle anlatır:
"Kardeşim Umeyr'in bir tarafa saklanmaya, göze görünmemeye çalıştığını gördüm
O zaman on altı yaşında idi
'Sana ne oldu ki, böyle gizleniyorsun?' dedim
Resulullah efendimizin beni de küçük görüp geri çevirmesinden korkuyorum
Halbuki, gazaya katılıp, Allahü teâlânın bana şehidlik nasib etmesini arzu ediyorum, dedi
Bu sırada onu, Resulullah efendimize bildirdiklerinde, kardeşime; 'Sen geri dön' buyurdular
O zaman, kardeşim Umeyr ağlamaya başladı
Merhamet deryası Habib-i ekrem efendimiz, onun gözyaşına dayanamayıp, müsaade ettiler
"
Alemlerin efendisi olan sevgili Peygamberimizin sancağını; Mus'ab bin Umeyr, Sa'd bin Mu'az ve hazret-i Ali taşıyorlardı
Eshab-ı kiramın yanlarında sadece iki at ve yetmiş deve vardı
Bunlara da nöbetleşerek biniyorlardı
Eshabı, Resul aleyhisselamın yürümeyip hep deve üzerinde gitmesi için; "Canımız sana feda olsun ya Resulallah! Siz deveden inmeyiniz
Yüksek zatınızın yerine biz yürürüz" diyerek yalvarıyorlardı
Fakat Kainatın sultanı, kendisini onlardan farklı görmeyip;
"Siz, yürümekte benden daha kuvvetli olmadığınız gibi, ecir ve mükafat hususunda da ben sizden müstagni ve ihtiyaçsız değilim" buyurdular
Bu şekilde yola devam ettiler
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Bedir Savaşı
Rabbimin azabına kavuştunuz mu"
Bedir'de ağır yaralanan Ebu Cehl, kendi haline bakmadan İbn-i Mes'ud'a " Sen bana bugün zafer ve galebenin hangi tarafta olduğunu haber ver" dedi
"Zafer, Allah ve Resulünün tarafındadır" dedi
Cevabını alınca bütün ümidi kırıldı
Hz
İbn-i Mesud, Ebu Cehl'in miğferini kafasından çıkarırken; "Ey Ebu Cehl! Seni öldüreceğim" dedi
Ebu Cehl; "Sen kavminin ulusunu öldürenlerin ilki değilsin
Fakat doğrusu, senin beni öldürmen bana çok ağır gelecek
Hiç olmazsa boynumu göğsüme yakın kes de başım heybetli görünsün!" diyerek küfrünün, gurur ve kibrinin ne dereceye çıkmış olduğunu gösterdi
İbn-i Mes'ud, Ebu Cehl'in başını kendi kılıcıyla kesemeyince, Ebu Cehl'in kılıcıyla kesti ve silahını, zırhını, miğferini, başını getirip, Peygamber efendimizin önüne koydu
"Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Bu, Allahü teâlânın düşmanı Ebu Cehl'in başıdır" dedi
Sevgili Peygamberimiz; "O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur" buyurdu
Sonra kalkıp Eshabıyla birlikte Ebu Cehl'in ölüsünün yanına kadar gittiler
Orada; "Allahü teâlâya hamd olsun ki, seni zelil ve hakir kıldı
Ey Allah düşmanı! Sen bu ümmetin Fir'avn'ı idin" buyurdu
Sonra da; "Ya Rabbi! Bana olan vaadini yerine getirdin" diyerek Allahü teâlâya şükrettiler
Resulullah efendimiz, yaralı Eshab-ı kiramın yaralarını sardırdı
Şehid olanları tesbit ettirdi
Muhacirlerden altı, Ensardan sekiz olmak üzere on dört şehid verilmişti
Hepsinin de mübarek ruhları Cennet'e uçarken, İslâm'ın nurunu söndürmeye uğraşan müşriklerden, yetmiş kişi öldürüldü ve bir o kadarı da esir alındı
Resulullah efendimiz, zaferi müjdelemek üzere Abdullah bin Revaha ve Zeyd bin Harise'yi Medine'ye gönderdi
Peygamber efendimiz, şehidlerin cenaze namazını kıldırarak kabirlerine defnettirdiler
Müşriklerin cesedlerinden yirmi dört tanesini kör bir kuyuya, diğerlerini topluca çukurlara atıp, üzerlerini doldurdular
Alemlerin efendisi, şerefli Eshabıyla kuyunun başına gelip; "Ey kuyuya atılanlar!" buyurduktan sonra, öldürülen müşriklerin isimlerini, babalarının ismiyle beraber sayıp; "Ey Utbe bin Rebia! Ey Ümeyye bin Halef! Ey Ebu Cehl bin Hişam!
Sizler, Peygamberinize karşı ne kötü bir kavim idiniz
Siz, beni yalanladınız, başkaları ise beni tasdik edip doğruladılar
Siz, beni şehrimden, diyarımdan çıkardınız
Başkaları ise bana kapılarını açıp, bağırlarına bastılar
Siz, benimle harb ettiniz, başkaları ise bana yardım ettiler
Rabbimin, azabına kavuştunuz mu? Ben, Rabbimin vaad ettiği zafere kavuştum" buyurdular
Hazret-i Ömer; "Ya Resulallah! Leş olmuş kimselere mi söylüyorsunuz?" diye sual ettiler
Bunun üzerine Resul-i ekrem efendimiz; "Beni hak peygamber olarak gönderen Rabbim hakkı için söylüyorum ki, siz beni onlardan daha çok işitmiyorsunuz
Fakat cevap veremezler" buyurdular
Müşrikler, harb meydanından canlarını kurtarmak için hızla kaçarken, getirdikleri hiçbir şeyi alıp götürememişlerdi
Hepsi Müslümanların eline geçti
Peygamber efendimiz, ganimet mallarını Bedir harbine katılan ve vazifeli olan bütün Eshabına paylaştırdı
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Bedir Savaşı
Zafer haberi Medine'ye ulaştı
Resulullah efendimizin şairi olan Abdullah bin Revaha Medine'ye ulaşıp, Bedir'de elde edilen sevinçli haberi şiir şeklinde herkese duyuruyordu
"Ey Ensar cemaati! Size müjdelerim ki,
Sağ ve selamettedir, Allah'ın Peygamberi
Müşrikler öldürüldü ve esir edildiler,
Var esirler içinde, çok şöhretli kişiler
Rebia ve Hacac'ın oğulları bittamam,
Öldürüldü hem Bedir'de, Ebu Cehl Amr bin Hişam" diyerek yüksek sesle zaferi müjdeliyordu
Hazret-i Asım bin Adiy; "Ey İbn-i Revaha! Söylediğin gerçek mi?" diye sordu
Abdullah bin Revaha; "Evet, vallahi gerçektir! İnşaallah, yarın Resulullah da, ellerinden bağlanmış esirlerle birlikte gelecektir!" buyurdu
O gün, sevgili Peygamberimizin kızı hazret-i Rukayye vefat etmişti
Efendisi hazret-i Osman, cenaze namazını kıldırmıştı
Bu üzüntü üzerine gelen zafer haberi, onları biraz ferahlatmıştı
Peygamber efendimiz Eshabıyla Bedir zaferini kendisine ihsan eden Allahü teâlâya hamd edip, şükür secdesine kapandıktan sonra, Medine-i münevvereye doğru esirlerle birlikte yola çıktılar
Daha önce müjdeyi veren Abdullah bin Revaha ile Zeyd bin Harise Bedir gazasında olanları ve kimlerin şehid olduğunu anlatmışlardı
Medine'de kalan çocuklar, kadınlar, vazifeliler zafer için çok sevinmişlerdi
Peygamber efendimizi karşılamaya çıktılar
Şehid olanların içinde Harise bin Süraka da vardı
Hazret-i Harise'nin annesi Rebi, oğlunun havuzdan su içerken, bir düşman okuyla vurulup şehid olduğunu öğrenmişti
Rebi validemiz, bu haberi işittiğinde; "Resul aleyhisselam gelmedikçe oğlum için ağlamam
Saadetle Medine'yi teşrif ettiklerinde, kendisine sual ederim
Eğer oğlum Cennet'te ise hiç ağlamam
Yok eğer Cehennem'de ise, gözlerimden yaş yerine kanlar dökerim" demişti
Sevgili Peygamberimiz, mübarek Eshab-ı kiramıyla Medine'yi teşrif ettiklerinde, Rebi hatun huzurlarına varıp; "Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Oğlum Harise'ye olan muhabbetimi bilirsin
Acaba şehid olup Cennet'e girmiş midir? Eğer böyle ise, sabredeyim
Yok öyle değilse, gözümden kanlı yaşlar dökeyim" dedi
Habib-i ekrem efendimiz ona; "Ey Ümmü Harise! Senin oğlun bir değil, birden çok Cennet'tedir
Onun yeri Firdevs'tir" buyurarak müjde verdiler
Bunun üzerine Rebi; "Artık oğlum için ağlamam" dedi
Kainatın sultanı, bir kap ile su istediler
Merhamet buyurup mübarek elini suya sokup çıkardılar
Bu suyu hazret-i Harise'nin annesi ve kız kardeşine içirdiler
Ayrıca bu suyu, onların başlarına ve yüzlerine sürdüler
O günden sonra Rebi ve kızının yüzleri pek nurlu idi
Ömürleri de çok uzun oldu
Kainatın efendisi, Medine'ye getirilen yetmiş esiri, Eshabı arasında paylaştırarak iyi muamele yapılmasını emir buyurdular
Esirlerin akıbeti hakkında, Allahü teâlâdan henüz bir vahiy gelmemişti
Resulullah efendimiz, Eshabıyla istişare ettikten sonra esirlerin, fidye karşılığında serbest bırakılması kararına vardılar
Her esirin mal varlığına göre, fidye mikdarı tesbit edildi
Parası olmayanlardan okuma yazma bilenler, Medine'de okuma yazma bilmeyen on kişiye okuma ve yazmayı öğretecek, ondan sonra Mekke'ye gidebileceklerdi
Esirler arasında, Peygamber efendimizin amcası Abbas da vardı
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Bedir Savaşı
"Evindeki altınları unuttun mu"
Bedir savaşında alınan esirler arasında, Peygamber efendimizin amcası Abbas da vardı
Efendimiz ona; "Ey Abbas! Kendin, kardeşinin oğlu Ukayl (Akil) bin Ebi Talib, Nevfel bin Haris için kurtulmalık akçesi ödeyiniz
Çünkü sen, zenginsin" buyurdu
Hazret-i Abbas da; "Ya Resulallah! Ben Müslümanım
Kureyşliler beni zorla Bedir'e getirdiler" dedi
Resulullah; "Senin Müslümanlığını Allahü teâlâ bilir
Doğru söylüyorsan, Allahü teâlâ sana elbette onun ecrini verir
Fakat sen, görünüş itibariyle aleyhimizdesin
Bunun için, kurtulmalık akçeni ödemen lazımdır" buyurdu
Hz
Abbas, "Ya Resulallah! Yanımda ganimet olarak aldığınız 800 dirhemden başka servetim yok" deyince, Peygamber efendimiz; "Ya Abbas! Ya o altınları niçin söylemiyorsun?" buyurdu
O da; "Hangi altınları?"dedi
Sevgili Peygamberimiz; "Hani sen Mekke'den çıkacağın gün, hanımın Haris'in kızı Ümm-ül-Fadl'a verdiğin altınlar! Onları verirken yanınızda sizden başka kimse yoktu
Sen, Ümm-ül-Fadl'a; "Bu seferde başıma ne geleceğini bilemiyorum
Eğer bir felakete düçar olup da dönemezsem, şu kadarı senindir, şu kadarı Fadl içindir, şu kadarı Abdullah için, şu kadarı Ubeydullah için, şu kadarı Kusem içindir" dediğin altınlar" buyurdu
Hazret-i Abbas şaşırdı ve; "Yemin ederim ki, ben bu altınları hanımıma verirken yanımızda kimse yoktu
Bunu nereden biliyorsunuz?" dedi
Peygamber efendimiz; "Allahü teâlâ haber verdi" buyurdu
Hz
Abbas ; "Senin, Allahü teâlânın resulü olduğuna ve doğru söylediğine şehadet ederim" deyip Kelime-i şehadet getirdi
Müslüman olunca, Peygamber efendimiz hazret-i Abbas'ı Mekke'de vazifelendirdi
Oradaki Müslümanları korumasını, İslâmiyet'e düşman olanlarla ilgili haberleri göndermesini emir buyurdu
Bedir gazasında hezimete uğrayan Kureyş'e haber gönderilip, fidye karşılığında esirlerini alabilecekleri bildirildi
Ancak, hicretten önce Peygamberlerin efendisine pek çok eziyet ve işkencelerde bulunan Nadr bin Haris ve Resul aleyhisselam Kabe'de namaz kılarken mübarek sırtına deve işkembesi koymak bedbahtlığını gösteren alçak Ukbe bin Ebi Mu'ayt öldürüldü
Bu azılı İslâm düşmanı öldürülünce, Resulullah efendimiz, Allahü teâlâya hamd ettiler
Yanına varıp; "Vallahi Allahü teâlâyı, resulünü ve Kur'an-ı kerimi inkar eden, peygamberini işkenceden işkenceye uğratan senin kadar kötü bir kimse bilmiyorum" buyurdular
Esirler, sahipleri tarafından fidye karşılığı alınıncaya kadar, Eshab-ı kiramın yanında kaldılar
Sahabenin hepsi de esirlere çok iyi muamele edip, onları yiyeceklerine ortak ettiler
Mus'ab bin Umeyr'in kardeşi Ebu Aziz esirler arasında idi
O esirlere gösterilen muameleyi şöyle anlattı:
"Ben de Medineli bir Müslümanın evinde esir idim
Bana çok iyi davranıyorlar, sabah ve akşam yiyecekleri ekmeği bana veriyorlar, kendileri sadece hurma yemek mecburiyetinde kalıyorlardı
Onlardan birinin eline bir ekmek parçası geçse, doğruca bana getirip verirdi
Utandığımdan ekmeği, getirene geri verirdim
Fakat o, ekmeği tekrar bana iade ederdi
"
Yine esirlerden Yezid ismindeki Kureyşli şöyle anlattı: "Müslümanlar Bedir'den Medine'ye gelirken, biz esirleri hayvanlara bindirdiler, kendileri ise yaya olarak yürüdüler
"
İşte insanlık bu
Esirlerine böyle muamele eden başka bir kavim gelmiş midir?
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Bedir Savaşı
Vallahi onlar meleklerdir!"
Müşriklerin Bedir'de hezimete uğrayıp, perişan bir vaziyette savaş meydanından kaçmaları, Mekke'de büyük bir şaşkınlık meydana getirdi
Hiç beklemedikleri, hatta hiç akıllarından geçmeyen bir netice ortaya çıkmıştı
Haberi ilk getirenin sözlerine, Ebu Leheb ve diğer müşrikler inanmadılar
Harp meydanından kaçan Ebu Süfyan Mekke'ye geldiğinde, onu hemen yanlarına çağırdılar
Ebu Leheb ona; "Ey kardeşimin oğlu! Anlat bakalım, nasıl oldu?" diye sordu
Ebu Süfyan orada, bir yere oturdu
Bir çok kimse de ayakta dinliyorlardı
Ebu Süfyan şöyle anlattı: "Hiç sorma, Müslümanlarla karşılaşınca, sanki elimiz kolumuz bağlı idi
İstedikleri gibi hareket ettiler
Bir kısmımızı öldürdüler, bir kısmımızı esir ettiler
Yemin ederim ki, ben, bizimkilerden kimseyi kınayıp, ayıplamıyorum
Çünkü, o sırada yer ile gök arasında kır atlar üzerinde beyazlara bürünmüş kimselerle karşılaştık
Onlara ne bir şey dayanabilir, ne de bir kimse karşı durabilirdi
"
İslâmın ilk zamanlarında Müslüman olmasına rağmen, müşriklerin şerrinden çekindiği için Müslümanlığını açığa vurmayan Hz
Abbas'ın kölesi Ebu Rafi' hazretleri orada idi
Sessizce onları dinlemekte olan Ebu Rafi', sevincinden her şeyi unuttu ve; "Vallahi onlar meleklerdir" deyiverdi
Ebu Leheb, ona şiddetli bir tokat vurdu ve kaldırıp yere çarptı
Bir hayli de dövdü
Bunun üzerine, orada bulunan hazret-i Abbas'ın hanımı Ümmü Fadl dayanamadı
Çünkü kendisi de önceden Müslüman olmuştu
Ümmü Fadl, odadaki direklerden birini alıp; "Kimsesi yok diye onu güçsüz gördün değil mi?" diyerek, şiddetle Ebu Leheb'e vurdu
Ebu Leheb'in başı yarıldı
Kanlar akarak zelil, hakir ve horlanmış bir vaziyette dönüp gitti
Yedi gün sonra, Allahü teâlâ ona, kara kızıl denen bir hastalık verdi
Bu hastalıktan öldü
Oğulları iki veya üç gece defnetmeden bıraktılar
Nihayet kokmaya başladı
Herkes, Ebu Leheb'in yakalandığı hastalıktan, ta'undan kaçar gibi kaçıyor ve iğreniyordu
Bunun üzerine Kureyş'ten biri, Ebu Leheb'in oğullarına; "yazık size, utanmıyor musunuz? Babanızı, kokuncaya kadar evde bıraktınız
Hiç olmazsa onu bir yere gömüp kaybedin" dedi
Oğulları o şahsa; "Biz ondaki hastalıktan korkuyoruz!" diye cevap verdiler
Bu defa adam onlara; "Siz gidiniz, ben geliyorum, size yardımcı olacağım" dedi
Sonra, üçü bir araya geldiler
Yüklenip, ücra bir yere bıraktılar
Görünmeyinceye kadar, üzerine taş attılar
Ebu Leheb böylece sonsuz azab ve ateşler içerisinde kalacağı yurduna, karanlık ve Cehennem çukur olan kabrine girdi
Bedir'de esir edilen Kureyşliler arasında Velid bin Velid de vardı
Onu Hz
Abdullah bin Cahş esir almıştı
Velid'in kardeşleri Hişam ile henüz Müslüman olmayan Halid bin Velid Medine'ye geldiler
Abdullah bin Cahş fidye-i necat yani kurtuluş akçesi verilmedikçe bırakmak istemedi
Kardeşlerinden Halid razı olduysa da, babası bir, annesi ayrı kardeşi Hişam kabul etmedi
Resulullah efendimiz, babalarının silah ve techizatının verilmesini teklif etti
Buna Hişam razı olduysa da Halid kabul etmedi
Fakat sonunda babalarının yüz dinar kıymetindeki kılıcı, zırhı ve miğferi karşılığında anlaştılar
Velid'i esaretten kurtarıp, Mekke'ye yola çıktılar
Fakat Velid, Mekke yolu üzerinde Medine'ye dört mil mesafedeki Zü'l-Huleyfe'de onlardan ayrılıp, Peygamber efendimizin yanına geldi
İman edip, Eshab-ı kiramdan oldu
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Bedir Savaşı
"Ya Rabbi, onları kurtar!"
Bedir'de esir alınıp daha sonra da Müslüman olan Hz
Velid bin Velid bir müddet sonra, Mekke'ye kardeşlerinin yanına gitti
O zaman Halid bin Velid;
"Madem, Müslüman olacaktın
Kurtuluş fidyesi ödemeden olsaydın? Babamızdan kalan hatırayı elimizden çıkardın
Niçin böyle yaptın?" diye sorunca; Kureyşlilerin; "Esarete dayanamadığı için Müslüman oldu" demelerinden korktum" cevabını verdi
Bu cevaba çok sinirlenen kardeşleri onu, Mahzum oğullarından bazı Müslümanlarla, Iyaş bin Ebi Rebia ve Seleme bin Hişam'ın yanına hapsettiler
Hz
Velid bin Velid, iman ettiği için senelerce hapis yattı
İslâmiyet'in azılı düşmanlarından amcası Hişam ile müşrik akrabalarından çok zulüm ve işkence gördü
Resul-i ekrem efendimiz, müşriklerin zulmüne uğrayan Iyaş bin Ebi Rebia ile Ebu Seleme bin Hişam ve Velid için şöyle dua ettiler: "İlahi! Velid bin Velid'i, Seleme bin Hişam'ı, Iyaş bin Rebia'yı ve diğer mü'minleri kurtar
İlahi, Mudar'ı (Kureyş'i) daha beter eyle!
Bu yılları onlara Yusuf'un yıllarına benzet
"
Hz
Velid, Resulullah efendimizin duası bereketiyle bir fırsatını bulup, bağlı bulunduğu yerden kaçtı
Medine-i münevvereye gelip, sevgili Peygamberimize kavuştu
Habibullah efendimiz, Iyaş bin Rebia ile Seleme bin Hişam'ın halini sorunca, onların ayaklarından birbirlerine bağlı olduklarını, şiddetli azab ve işkenceler altında kıvrandıklarını haber verdi
Kainatın sultanı, onların haline çok üzülüp, kurtarılma çarelerini aradı
Kimin kurtarabileceğini sorunca, senelerce işkence altında kalmasına rağmen, Velid, büyük bir cesaret ve aşkla; "Ya Resulallah! Onları ben kurtarırım, sana getiririm" diye cevap verdi
Tekrar Mekke'ye gelip, işkence gören Müslümanların yerini, onlara yiyecek götüren bir kadını takib ederek öğrendi
İkisi de tavansız bir binada hapisti
Hz
Velid gece, ölümü göze alarak büyük bir cesaretle duvardan inip, arkadaşlarının yanına vardı
İman etmekten başka bir suçları olmayan iki mazlum, müşriklerce bir taşa bağlanıp; Arabistan'ın çöl havasındaki yakıcı sıcağında, her türlü zulme uğratılıyordu
Velid, bu mübarek kardeşlerini kurtarıp, devesine bindirdi
Kendisi de yayan, yalın ayak Medine-i münevvereye, çok sevdiği Resulullah'ın yanına bir an önce varmak için yola çıktı
Onu çölün kavurucu sıcağı değil, Alemlerin efendisine kavuşmak aşkı yakıyordu
Medine'ye aç, susuz, yalın ayak, üç günde geldi
Parmakları, taşların tahribatından param parça olmuştu
Hz
Velid bin Velid, kan revan içinde çok sevdiği Habibullah'a kavuştu
Bedir zaferi, Müslümanları büyük bir sevince garketti
Müşrikler ise büyük bir üzüntü ve hüsrana düşmüşlerdi
Habeşistan meliki Necaşi de Resulullah efendimizin muzaffer olduğunu işitince, hemen ülkesindeki Eshab-ı kiramın yanına gidip; "Allahü teâlâya hamdolsun ki, Resulünü Bedir'de muzaffer edip, zafer ihsan eyledi" diyerek müjde verdi
Hepsine hediye ve ikramlarda bulundu
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Bedir Savaşı
Hazret-i Fatıma'nın evlenmesi
Hicretin ikinci senesi idi
Fahr-i kainat efendimizin kızı hazret-i Fatıma, artık evlenme çağına gelmişti
Fatıma-tüz-Zehra validemizi pek çok kimse istedi
Resul aleyhisselam, bunlara, "Onun işi, Hak teâlânın emrine bağlıdır" buyurdu
Bir gün Hz
Ebu Bekir, Ömer ve Sa'd bin Mu'az mescidde oturup; "Hazret-i Fatıma'yı, hazret-i Ali'den gayri herkes istedi
Kimseye iltifat olunmadı" diye konuştular
Hazret-i Sıddik; "Zannederim ki, Ali'ye nasip olur
Gelin ziyaretine gidelim ve bu mes'eleyi açalım
Eğer fakirliği ileri sürerse yardımda bulunalım" dedi
Sa'd da; "Ya Eba Bekir! Sen, hep hayır yaparsın
Kalk, biz de sana arkadaş olalım" dedi
Üçü birden mescidden çıkıp, hazret-i Ali'nin evine gittiler
Hz
Ali devesini alıp gitmiş, Ensardan birinin hurmalığına su veriyordu
Onları görünce, karşılayıp hal ve hatırlarını sordu
Hz
Ebu Bekir, "Ya Ali! Her hayırlı işte sen öndersin ve Resul-i ekrem katında hiç kimseye nasib olmamış bir mertebedesin
Fatıma'yı herkes taleb etti
Hiç kimseye iltifat olunmadı
Sana nasib olacağını zannediyoruz
Niçin teşebbüs etmezsin?" diye sordu
Hazret-i Ali bunu işitince, mübarek gözleri yaşla doldu ve; "Ya Eba Bekir! Beni ziyadesiyle yaktın
Ona benden başka rağbet eden yoktur
Lakin elimin darlığı buna manidir" dedi
Hz
Ebu Bekir, "Böyle söyleme
Allahü teâlâ ve Resulünün yanında, dünya bir şey değildir
Buna fakirlik mani olamaz
Var, talep eyle" dedi
Hazret-i Ali buyuruyor ki: "Resulullah'ın huzuruna utanarak ve sıkılarak girdim
Resulullah'ın bütün heybet ve vakarı üzerinde idi
Huzurunda oturdum ve konuşmaya kadir olamadım
Resulullah efendimiz; "Niçin geldin, bir ihtiyacın mı var?" buyurdu
Sustum
"Her halde Fatıma'yı istemeye geldin" buyurunca; "Evet" diyebildim
Peygamber efendimiz, hazret-i Fatıma'ya hazret-i Ali'nin kendisini istediğini duyurdu
O da sustu
Peygamber efendimiz; "Fatıma'ya mihr olarak verecek neyin var?" buyurdular
"Yanımda ona verilecek bir şeyim yok ya Resulallah" dedim
"Sana vermiş olduğum Hutami zırhlı gömleğin nerededir, ne oldu?" buyurdular
"Yanımdadır" deyince; "Onu sat ve parasını bana getir
Mihr olarak o kafidir" buyurdular
"
Başka bir rivayette de; "Resulullah efendimiz, hazret-i Ali'ye; "Yanında neyin var" buyurduğunda; "Atım ve zırhlı gömleğim var" diye cevap vermiş, Resulullah efendimiz de; "Atın sana lazım olur, fakat zırhını sat" buyurmuştu
Başka bir rivayette de; "Ya Ali, git kendine bir ev kirala" buyurdu
Hazret-i Ali, evleninceye kadar Peygamber efendimizle beraber oturuyordu
Efendimizin emirleri üzerine, Mescid-i Nebevi yakınında, hazret-i Aişe'nin odasının karşısında bulunan Harise bin Nu'man'ın evini kiraladı
Zırhını da, hazret-i Osman efendimize 480 dirheme sattı
Hazret-i Osman, zırhı satın aldıktan sonra hediye olarak geri verdi
Hazreti Ali, zırh ve dirhemlerle Peygamberimizin yanına gelince, Peygamber efendimiz, hazret-i Osman'a çok hayr dua ettiler ve; "Osman, Cennet'te benim refikimdir" buyurdular
Sonra Bilal-i Habeşi'yi çağırdı ve paranın bir kısmını vererek; "Bu parayı al, çarşıya çık! Biraz gül suyu, geri kalan para ile de bal al ve Mescid'in bir kenarında temiz bir kab içinde su ile eziniz
Bal şerbeti yapınız ki, nikah kıyıldıktan sonra içelim
Ensar ve Muhacirlerden mevcut bulunan Eshabımı mescide davet et ve Fatıma ile Ali'nin nikahlarının kıyılacağını halka ilan et" diye emretti
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Bedir Savaşı
Sana müjdeler olsun ki
Bilal-i Habeşi, Efendimizin emri üzerine dışarı çıkıp hazret-i Ali ile hazret-i Fatıma'nın nikahlarının kıyılacağını halka ilan etti
Eshab-ı kiram, Mescid-i Nebevi'ye gelerek, içini dışını doldurdular
Peygamber efendimiz ayağa kalkarak şu hutbeyi okudular:
"Bütün hamd ve şükür, alemlerin Rabbine mahsustur
O, verdiği nimetlerle öğülen, sonsuz kudretinden ve kuvvetinden dolayı ibadet edilen, azab ve hesabından korkulan, hüküm ve fermanı yeryüzünde ve göklerde hakim olandır
Mahlukatı kudretiyle yaratan, adaletli hükümleriyle bunları birbirinden ayıran, insanları (İslâm) dini ve peygamberi Muhammed (aleyhisselam) ile şereflendiren O'dur
Allahü teâlâ bana, kızım Fatıma'yı Ali bin Ebi Talib'e nikahlamamı emretti
Şimdi sizi şahid tutuyorum ki, (Allahü teâlânın emriyle) 400 miskal gümüş mihr ile Fatıma'yı, Ali bin Ebi Talib'e nikahladım
Rabbim kendilerinin varlıklarını bir araya getirsin ve bunu kendilerine mübarek kılsın
Nesillerini temiz ve rahmete anahtar, hikmete maden, ümmet-i Muhammed'e emin kılsın
Söyleyeceğim bundan ibarettir
Rabbimden kendim ve sizin için mağfiret dilerim
"
Hazret-i Ali de kalkarak şu kısa hutbeyi okudu: "
Huzurunda bulunduğumuz Muhammed aleyhisselama salat ve selam ederim ki, mübarek kerimeleri Fatıma'yı 400 miskal gümüş mihrle bana nikahlamıştır
Ey din kardeşlerim! Şüphesiz Peygamber efendimizin buyurduklarını işittiniz ve şahid oldunuz
Ben de buna şahid ve razıyım
Aynen kabul ediyorum
Allahü teâlâ hepimizin sözlerine şahiddir, hepimize vekildir
"
Nikah akdi bittikten sonra, Peygamber efendimiz taze hurma getirttiler ve; "Haydi bu hurmadan alınız, yiyiniz" buyurdular
Herkes alıp yediler
Sonra hazret-i Bilal bal şerbeti dağıttı, onu da içtiler ve bütün sahabiler; "Barekellahü fi küma ve aleyküma ve ceme'a şemleküma" diye dua ettiler
Hazret-i Fatıma, nikahtan sonra ağlıyordu
Peygamber efendimiz onun yanına geldi ve; "Ey Fatıma! Sana ne oldu ki ağlıyorsun? Allahü teâlâya yemin ederim ki, seni, isteyenlerin en alimine, hilim ve akıllılıkta en üstününe ve ilk Müslüman olanına nikahladım" buyurdu
Hazret-i Fatıma; "Babacığım! Evlenen her kızın mihri altın ve gümüşle takdir ve tayin ediliyor
Benim de mihrim böyle takdir edilirse, benimle diğerleri arasında ne fark olur
Kıyamet günü sen, mü'minlerin günahkarlarından ne kadar kimseye şefaatte bulunursan, ben de onların hanımlarına şefaatte bulunmak istiyorum
Muradım budur" dedi
Allahü teâlâ, hazret-i Fatıma'nın bu dileğinin kabul edildiğini bildirince, Resulullah efendimiz; "Ya Fatıma, peygamber çocuğu olduğunu belli ettin" buyurdular
Hazret-i Ali buyurdu ki: "Bu işlerin üzerinden uzun zaman geçmişti
Bu hususta hiç söz olmadı
Ben de hicabımdan yani utandığımdan ağzımı açamadım
Ama Resulullah efendimiz, bazan beni tenhada gördükleri zaman; "Senin hatunun ne iyi hanımdır
Sana müjdeler olsun ki, o, alemdeki hatunların seyyidesidir" buyururlardı
Bir ay sonra Hz
Ali'nin yakınları; "Ya Ali! Bu akd-i izdivac ile mesrur olduk
Lakin muradımız odur ki, bu iki mes'ud birbirlerine yakın olalar" deyince, Hz
Ali, "Benim de muradım odur, lakin hicab ediyorum, utanıyorum" cevabını verdi
01-06-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Bedir Savaşı
"Kimi bulursan getir"
Hazret-i Ali'nin yakınları gidip, düğün işini Peygamber efendimizin dadısı Ümmü Eymen'e söylediler
Ümmü Eymen de; "Bu husus için sizin gelmeniz lazım değildir
Biz ezvac-ı tahirat ile ittifak edip, size haber veririz
Zira bu hususta hatunların sözü dinlenir" dedi
Ümmü Eymen, bu hali Resulullahın hanımlarına söyledi
Diğer hanımlar, hazret-i Aişe'nin hanesine geldiler
Hazret-i Hadice'yi anarak; "Eğer o hayatta olsaydı, bize bir endişe olmaz idi" dediler
Resulullah efendimiz ağladı ve buyurdu ki: "Hadice gibi hatun hani? Halk beni yalanlarken o tasdik etti ve bütün malını benim yoluma sarf etti
Din-i İslâm'a çok yardım etti
Hayatında, Hak teâlâ bana emretti ki, Hadice'ye müjde ver: Cennet'te onun için zümrütten bir köşk yapılmıştır
"
Resulullah efendimizin hanımları, hazret-i Ali'nin muradını arz ettiler
Bunun üzerine Resulullah efendimiz, Ümmü Eymen'e, hazret-i Ali'yi davet etmesini emretti
Hz
Ali gelince, meclisteki hanımlar kalkıp gittiler
Hazret-i Ali başını önüne eğip oturdu
Resulullah; "Zevceni ister misin ya Ali?" buyurdu
Hz
Ali; "Evet ya Resulallah! Anam ve babam sana feda olsun" dedi
Resul-i ekrem efendimiz, Esma binti Umeys'e; "Git, Fatıma'nın evini hazırla!" buyurdu
Esma, hazret-i Fatıma'nın gelin gideceği eve gitti
Bir minder yeni meşinden, bir minder yamalı meşinden, bir minder de hasırdan yapıp, içlerini hurma lifi ile doldurdu
Resulullah efendimiz yatsı namazından sonra Fatıma'nın evine gelip yapılanları gözden geçirdi
Peygamberimiz, hazret-i Ali'nin getirdiği paranın üçte ikisiyle yiyecek, süs ve koku gibi şeyler; üçte biriyle de giyecek alınmasını emrettiler ve ev eşyasını tamamlattılar
Hazret-i Fatıma'nın çeyizi ve ev eşyasında şunlar vardı:
Esma binti Umeys'in hazırladığı üç minder, saçaklı bir halı, içi hurma lifi ile doldurulmuş bir baş yastığı, iki tane el değirmeni, bir su kırbası, topraktan yapılmış bir su testisi, meşinden yapılmış bir su bardağı, bir havlu, bir elek, dabağlanmış bir koç postu, eskiyip tüyü dökülmüş alacalı bir Yemen halısı, hurma yaprağından örülmüş bir sedir
Yemen işi iki alacalı elbise, bir kadife yorgan
Hazret-i Ali bundan sonrasını şöyle anlattı: "Beş dirhemle hurma, dört dirhemle yağ aldım
Resulullah'ın huzuruna getirdim
Deriden bir sofra istedi
Hurma, un, yağ ve yoğurdu mübarek eli ile karıştırıp, bir çeşit yemek yaptı ve; "Ya Ali! Var, kimi bulursan getir" buyurdu
Ben dışarı çıktım, pek çok insan gördüm, hepsini davet ettim ve içeri girip; "Ya Resulallah! Halk çoktur" diyerek arz eyledim
Alemlerin efendisi; "Onları onar onar içeri getir, yemek yesinler" buyurdu
Öyle yaptım: Hesab ettiler, erkek ve kadından yedi yüz kimse yemek yemişler ve doymuşlardı
" Hazret-i Ali'nin ve Fatıma'nın velimesi yenildikten sonra, Ümmü Eymen'in bildirdiğine göre, Peygamber efendimiz hazret-i Ali'ye; "Ya Ali, kızım Fatıma gelin olarak evinize gitti
Ben de akşam namazından sonra gelip dua edeceğim
Beni bekleyin
" buyurdu
Hazret-i Ali eve gelince, bir köşeye oturdu
Hazret-i Fatıma da evin diğer bir köşesine oturdu
Sonra Resulullah efendimiz gelip kapıyı çaldı
Ümmü Eymen kapıyı açtı
Resulullah; "Kardeşim burada mı?" buyurdu
Ümmü Eymen; "Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Kardeşiniz kimdir? dedi
Resulullah efendimiz; "Ali bin Ebi Talib'dir" buyurdu
01-06-2008
#
10
Profil Bilgileri
FataL
--->: Bedir Savaşı
Sakın ona isyan etme!"
Düğün evinde, sadece Resulullah efendimiz, Hz
Ali, Hz
Fatıma, Ümmü Eymen ve Esma binti Umeys vardı
Efendimiz, bir kabla su getirttiler
Mübarek ellerini yıkadılar
Suyun içine de bir miktar misk döktüler
Sonra hazret-i Fatıma'yı çağırdılar
Hz
Fatıma utancından elbisesine bakıyordu
Resulullah efendimiz sudan bir miktar alıp, Fatıma'nın göğsüne, başına ve sırtına serpti ve; "Allahümme inni e'izuha bike ve zürriyetiha min-eş-şeytan-ir racim (ya Rabbi! Onun ve zürriyetinin racim olan, taşlanan şeytanın şerrinden muhafazası için sana sığınırım)" diye dua ettiler
Sonra hazret-i Ali'ye de aynısını yapıp; "Allahümme barik fihima ve barik aleyhima ve barik lehüma fi neslihima" diye dua ettiler
İhlas ve Mu'avvizeteyn (Felak ve Nas) surelerini okuyup; "Allahü teâlânın ismi ve bereketi ile ehlinin yanına gir" buyurdular
Sonra mübarek elleriyle kapının iki kanadını tutup, bereket ile dua ettiler ve oradan ayrıldılar
Hazret-i Ali düğünden sonrasını şöyle anlattı:
Düğünümüzden dört gün sonra Resullulah efendimiz, hanemizi teşrif eyledi
Gönülleri alan, hikmet dolu sözleri ile bize nasihat ettiler ve buyurdular ki: "Ya Ali! Su getir!" Kalktım su getirdim
Bir ayet-i kerime okudu ve; "Bu sudan biraz iç
Bir miktar kalsın" buyurdu
Öyle yaptım
Kalan suyu, başıma ve göğsüme serpti
Tekrar; "Su getir" buyurdu
Yine su getirdim
Bana yaptığı gibi, Fatıma'ya da yaptı
Sonra beni dışarı gönderdi
O dışarı çıktıktan sonra kızına, hazret-i Ali hakkında sual eyledi
Fatıma dedi ki: "Babacığım, bütün kemal sıfatlar kendisinde mevcuttur
Lakin, bazı Kureyş hatunları bana; "Senin erin fakirdir" diyorlar" deyince, Resulullah efendimiz buyurdu ki: "Ey kızım! Senin baban ve helalin fakir değildir
Bütün yer ve gök hazine ve definelerini bana arz ettiler
Kabul etmedim
Allahü teâlânın katında makbul olanı kabul ettim
Ey kızcağızım! Eğer benim bildiğimi, sen bilseydin, dünya senin nazarında hor ve aşağı olurdu
Allahü teâlânın hakkı için, erin, İslâma girmede Eshabın önderi, ilim bakımından en derinidir
Ey kızım! Allahü teâlâ Ehl-i beytten iki kimse ihtiyar etti, seçti
Biri baban ve biri helalindir
Zinhar ona isyan eyleme ve emrine muhalefet etme!"
Fahr-i kainat efendimiz, kızına nasihat ettikten sonra, hazret-i Ali'yi davet etti
Ona da Fatıma'yı ısmarladı; "Ya Ali! Fatıma'nın hatırına riayet eyle
O benden bir parçadır
Onu hoş tut
Eğer onu üzersen, beni üzmüş olursun" buyurdu
İkisini de Allahü teâlâya ısmarladı
Sonra kalkıp gitmeye azimet etmişti ki, Hz
Fatıma; "Ya Resulallah! İçerinin hizmetini ben görürüm
Dışarısının hizmetini de Ali görür
Bana bir hizmetçi ihsan ederseniz, bazı işlerimde yardımcı olur
Beni memnun edersiniz" dedi
Resulullah efendimiz buyurdu ki: "Ey Fatıma! Sana hizmetçiden daha iyi bir şey mi, yoksa hizmetçi mi ihsan edeyim?" Fatıma validemiz; "Hizmetçiden iyisini ihsan eyle" dedi
Resululah efendimiz; "Her gün yatarken otuz üç kere Sübhanallah, otuz üç kere Elhamdülillah, otuz üç kere Allahü ekber, bir kere de La ilahe illallahü vahdehu la şerike leh
Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir, söyle
Hepsi yüz kelimedir
Kıyamette bin hasene (iyilik) bulursun
Mizanda hasenatın ağır gelir" buyurdu
Sonra Peygamber efendimiz, kerimelerinin evinden ayrılıp, hane-i saadetlerine gittiler
Tags
:
bedir
,
savasi
Bedir Savaşı ile ilgili Benzer Konular
163 Kez Görüntülendi
Bedir Gazvesi
İslam Tarihi
Bedir - İsim AnLamı
İsimler Sözlüğü
“3. Dünya Savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı ile başlayacak” iddiası
Yurt Dısı Haberler
Bedir Gazvesi
İslam Tarihi
Harika bir video,çok etkileneceksiniz sesi acıp dinleyin Bedir savaşı
Dini Videolar
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
23:32
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542