FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Davet Mektupları
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Davet Mektupları ile ilgili Benzer Konular
390 Kez Görüntülendi
Eski Aşk Mektupları..
Aşk-Sevgi-Evlilik
AtaTürK MektuPLarı
Mustafa Kemal Atatürk
prensese gelen aşk mektupları
Aşk Resimleri
Sevgi Mektupları
Aşk-Sevgi-Evlilik
Türk Mektupları
Kitap & Dergi
hz. muhammedin insanlığa getirdikleri
|
Cebrail as Cehennemi ResululAH'A Anlattı !
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
1
2
>
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Davet Mektupları
Davet Mektupları başlıklı yazı Mumsema Davet Mektupları Forum Alev
Davet Mektupları
Nebiyy-i muhterem, Hudaybiye'den döndükten sonra, İslâm'ın bütün dünyaya yayılmasını, insanların Cehennem azabından kurtulup, hakiki saadete kavuşmasını arzu ediyordu
Zira O, bütün aleme, rahmet olarak gönderilmişti
Bu sebeple, çevredeki hükümdarlara elçiler gönderip, İslâm'a davet etmeyi düşündüler
Dıhye-i Kelbi'yi , Rum; Amr bin Ümeyye'yi , Habeş; Hatib bin Ebi Beltea'yı , Mısır hükümdarına sefir olarak vazifelendirdi
Ayrıca aynı vazife ile Salit bin Amr'ı , Yemame'ye; Şüca'bin Vehb'i , İran hükümdarına gönderdiler
Bu elçiler, Eshab-ı kiramın en güzideleriydi
Suretleri ve sözleri en güzel olanlarıydı
Her bir hükümdara, ayrı ayrı İslâm'a davet mektupları yazıldı
Sevgili Peygamberimiz mektupların altını, gümüş yüzüğünün kaşında üç satır halinde yazılı olan, "Allahü teâlânın Resulü Muhammed aleyhisselam" mührü ile mühürledi
Hükümdarlara gönderilecek elçiler, sabah, Peygamber efendimizin bir mucizesi olarak, gidecekleri devletin lisanının öğrenmiş olarak kalktılar
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Davet Mektupları
"Saltanatı kendisine de kalmayacak!"
Mısır Hükümdürı Mukavkıs, Peygamber efendimize, ayrıca billur bir kadeh, kokulu bal, sarık, Mısır'a mahsus keten kumaşı, öd, misk gibi güzel kokular, baston, bir kutu içinde sürmelik, gül yağı, tarak, makas, misvak, ayna, iğne ve iplik de hediye etti
Mukavkıs, İslâm elçisi Hatib bin Ebi Beltea hazretlerinin yanına, muhafız askerler katarak gönderdi
Arabistan topraklarına ayak bastıklarında Medine'ye giden bir kafileye rastladılar
Hatib, Mukavkıs'ın askerlerini geri çevirip, o kafileye katıldı
Hatib bin Ebi Beltea, hediyelerle Medine'ye gelip, Resulullah'ın huzuruna çıktı
Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Mukavkıs'ın hediyelerini kabul etti
Hatib , Mukavkıs'ın mektubunu verip, sözlerini nakledince, Peygamber efendimiz; "Ne kötü adam! Saltanatına kıyamadı
Halbuki iman etmesine mani olan saltanatı ise, kendisinde kalmayacak!" buyurdular
Mukavkıs'ın, Peygamberimize, hediye olarak gönderdiği iki cariye, Mariye ve kardeşi Sirin'di
Hatib bin Ebi Beltea , yolda bunlara Müslüman olmalarını teklif edince, kabul edip, Müslüman olmuşlardı
Peygamber efendimiz, hazret-i Mariye validemizin Müslüman olmasına çok sevinip, onu nikahıyla şereflendirdiler
Ondan, İbrahim isminde bir oğlu oldu
Sirin'i de Eshabından Şair-i Nebi olan Hassan bin Sabit'e verdiler
En iyi cins ve beyaza çok yakın gri tüylü iki binek hayvanından, katıra Düldül, merkebe de Ufeyr veya Yafur adı takıldı
O güne kadar Arabistan'da ak tüylü katır görülmemişti
Müslümanların ilk gördüğü ak tüylü katır, Düldül oldu
Peygamber efendimiz, hediye edilen billur kadehle su içerdi
Mukavkıs, Peygamberimizin mektubuna çok hürmet gösterip, fildişinden yapılmış bir kutu içine koydu
Kutuyu mühürledi ve cariyelerinden birine teslim etti
(Adı geçen bu mektup 1267 (m
1850) senesinde, Mısır'ın Ahmin bölgesinde eski bir manastırdaki Kıbt kitapları arasında bulunmuş ve Osmanlı padişahı 96
Halife Sultan Abdülmecid Han tarafından satın alınarak, İstanbul Topkapı Sarayı, Mukaddes Emanetler Bölümüne konmuştur
)
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Davet Mektupları
Mukavkıs saltanatını tercih etti
Mısır hükümdarı Mukavkıs, gece Resulullahın elçisi Hatib hazretlerini uyandırıp, Peygamber efendimiz hakkında bir çok sorular daha sormak istediğini bildirdi
Sonra; "O'nun hakkında soracağım şeylere doğru cevap verirsen, üç şey sormak istiyorum" dedi
Hatib; "İstediğini sor! Ben sana daima doğruyu söyleyeceğim" diye cevap verdi
Mukavkıs; "Muhammed, insanları neye davet ediyor?" Hazret-i Hatib; "Yalnız Allahü teâlâya ibadet etmeye davet ediyor
Gece ve gündüzde beş vakit namazı kılmayı, Ramazan orucunu tutmayı, verilen sözde durmayı emrediyor
Ölmüş hayvan eti yemeği men ediyor" buyurdu
Mukavkıs; "O'nun şekil ve şemailini (görünüşünü) bana tarif et!" diye sorunca da; kısaca tarif etti
Bir çoğunu saymamıştı
Mukavkıs; "Anlatmadığın daha bazı şeyler kaldı
Öyle ki, gözlerinde azıcık kırmızılık, arkasında peygamberlik mührü vardır
Kendisi merkebe biner, hurma ve az etli yemekle geçinir
Amcaları veya amcaoğulları tarafından korunur" dediğinde, hazret-i Hatib; "Bunlar da onun sıfatıdır" dedi
Mukavkıs, Hatib hazretlerine, Peygamberimiz hakkında; "Sürme kullanır mı?" diye sordu
O da; "Evet! Aynaya bakar, saçını tarar, seferde, hazarda, aynayı, sürmedanlığı, tarağı, misvağı yanından ayırmaz!" dedi
Mukavkıs kararını şöyle bildirdi:
"Ben, gelecek bir peygamber kaldığını biliyor ve Şam'dan çıkacağını sanıyordum
Çünkü daha önceki peygamberin Arabistan'da, sertlik, darlık, yokluk ülkesinde çıkacağını da kitaplarda görmüştüm
Kitaplarda sıfatlarını yazılı bulduğumuz peygamberin ortaya çıkma zamanı da, şüphesiz bu zamandır
Biz, O'nun vasfını; iki kız kardeşi bir nikah altında birleştirmez, hediyeyi kabul eder, sadakayı kabul etmez
Fakirlerle, yoksullarla oturur, kalkar! diye kitapta yazılı bulmuştuk
O'na uymak hususunda Kıbtiler beni dinlemezler
Ben saltanatımdan da ayrılamayacağım
Bu hususta çok cimriyim
O peygamber, ülkelere hakim olacak, kendisinden sonra da sahabileri, bu topraklarıma kadar gelip konacaklar
En sonunda şuradakilere galib geleceklerdir
Ben Kıbtilere bundan ne bir kelime anarım, ne de hiçbir kimseye, bu konuşmamı bildirmek isterim!"
Mukavkıs, Arabca yazan katibini çağırdı
Peygamberimizin mektubuna şöyle cevap yazdırdı:
"Abdullah'ın oğlu Muhammed'e, Kıbtilerin büyüğü Mukavkıs'tan!
Selam, senin üzerine olsun
Gönderdiğin mektubunu okudum
Orada zikrettiğin şeyi ve yaptığın daveti anladım
Ben de bir peygamberin geleceğini biliyordum
Ama onun Şam'dan çıkacağını zannediyordum
Elçine ikramda bulundum
Sana Kıbtilerin yanında büyük değeri bulunan iki cariye ile, giyecek elbise gönderdim
Bir de binmen için dişi bir katır hediye ettim
"
Mukavkıs, bundan başka bir şey yapmadı, Müslüman da olmadı
Hazret-i Hatib'i, Mısır'da beş gün misafir etti
Çok hürmet gösterip, ikramlarda bulundu
Sonra; "Hemen memleketine, sahibinin yanına dön! O'nun için iki cariye, iki binek hayvanı, bin miskal (Bir miskal 4,8 gr
) altın, yirmi takım Mısır işi ince elbise ve daha başka hediyeler gönderilmesini emrettim
Senin için de, yüz dinar ve beş takım elbise verilmesini söyledim
Yanımdan ayrılıp git! Sakın, Kıbtiler, senin ağzından tek kelime bile işitmesinler!" dedi
Evet, O bir peygamberdir"
Kainatın sultanının mektubu okununca, Mukavkıs, Efendimizin elçisi Hatib'e "Hayırlısı olsun!" dedi
Mısır hükümdarı, kumandanlarını, devlet adamlarını toplayıp, Hatib ile konuşmaya başladı:
"Anlamak istediğim bazı şeyleri soracak, bu hususta seninle konuşacağım
" Hazret-i Hatib; "Buyur, konuşalım!" deyince, Mukavkıs; "Sizi gönderen zattan bana haber veriniz
O bir peygamber midir? Biraz bahset!" diye sordu
Hazret-i Hatib de; "Evet, O bir peygamberdir" dedi
Mukavkıs; "O, böyle gerçekten peygamber ise, niçin kendisini öz yurdundan çıkarıp başka bir yere sığınmak zorunda bırakan kavminin aleyhinde beddua etmedi?"
Hazret-i Hatib; "Sen, İsa bin Meryem aleyhisselamın peygamber olduğuna inanıyorsun değil mi? O, kavmi kendisini yakalayıp, öldürmek istediğinde, buna rağmen onlara beddua etmedi ve cenab-ı Hak, onu, dünya semasına kaldırdı
Mükafatlandırdı
Halbuki, kavminin helâkı için Allahü teâlâya beddua etmesi gerekmez miydi? O böyle yapmadı" deyince, Mukavkıs; "Çok güzel cevap verdin
Gerçekten sen, hikmet sahibi zatın yanından gelen bir hakimsin
Bu gece yanımızda kal, yarın sana cevabımı vereyim" dedi
Hz
Hatib , hazret-i Musa zamanındaki Fir'avn'ı kasdederek Mukavkıs'a dedi ki: "Senden önce, burada bir hükümdar vardı
O halkına karşı; "En büyük ilah benim!" diyerek Rab olduğunu iddia etmişti
Allah da, onu, dünya ve ahıret azablarıyla cezalandırdı ve ondan intikam aldı
Sen bundan ibret al da, başkasına ibret olma!"
Mukavkıs şöyle cevap verdi:
"Bizim için bir din vardır
Biz bu dinimizi, ondan daha hayırlısı olmadıkça bırakmayız" dedi
Hatib şöyle devam etti:
"Senin bağlı olduğun ve daha hayırlısı olmadıkça bırakmayacağını söylediğin dininden daha hayırlı olan din, hiç şüphesiz İsamiyet'tir
Biz, seni Allahü teâlânın bu son dinine, İslâmiyet'e davet ediyoruz
Allahü teâlâ dinini O'nunla tamamlamış, O'nu insanlara yeterli kılmıştır ve bu kat'idir
Bu Peygamber yalnız seni değil, bütün insanları İslâm dinine davet etti
O zaman Kureyş, O'na, insanların en fazla tepki gösterip, kaba davrananı; Yahudiler, en çok düşmanlık edenleri; hıristiyanlar da en yakın olanları oldu
Allahü talaya yemin ederim ki, Musa aleyhisselamın, İsa aleyhisselamı müjdelemesi, ancak İsa aleyhisselamın Muhammed aleyhisselamı müjdelemesi gibidir
Binaenaleyh, bizim seni Kur'an-ı kerime davet etmemiz, senin Yahudileri İncil'e davet etmen gibidir
Şüphesiz malumundur ki, her peygamber kendisini anlayıp idrak edecek bir kavme gönderilmiştir
Ve o kavmin, bu peygambere itaat etmesi üzerine vacib olmuştur
İşte sen de bu peygambere yetişenlerden birisin
Biz, seni bu yeni dine davet ediyoruz"
Mukavkıs kararsızdı:
"Ben bu peygamberin haline baktım
Emirlerinde ve yasaklarında asla akla uygun olmayan bir şey bulamadım
Anladığım kadarıyla O, sihirbaz, kahin ve bir yalancı değildir
Peygamberlik alametlerinden bazı halleri kendinde buldum
Gizli olan şeyleri meydana çıkarmak, bu alametlerdendir
Bazı sırlardan haber vermek, bu zattan ortaya çıktı
Hele biraz düşüneyim!" diyerek mühlet istedi
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Davet Mektupları
Yalan söylüyor!"
Resulullahın elçisi Hz
Dıhye, Heraklius'dan ayrılıp Hisma'ya geldi
Yolda Cüzam vadilerinden Şenar vadisinde, Huneyd bin Us, oğlu ve adamları Hz
Dıhye'yi soydular
Eski elbiselerinden başka nesi varsa aldılar
Bu mevkide, Dübeyb bin Refae bin Zeyd ve kavmi İslâmiyet'i kabul etmişlerdi
Dıhye bunlara gelip olanları anlatınca bunlar, Hüneyd bin Us ve kabilesinin üzerine yürüyüp, eşyaların hepsini geri aldılar
Daha sonra Resulullah efendimiz, Zeyd bin Haris'i Hüneyd bin Us ve adamlarının üzerine gönderdi
O beldede olanların hepsi iman etti
Hazret-i Dıhye, Medine'ye gelince, evine uğramadan doğru Habib-i ekrem efendimizin kapısına gitti
Kapıyı çaldı
Peygamberimiz; "Kim o?" diye sordu
Dıhye; "Dıhyet-ül Kelbi" dedi
Alemlerin efendisi; "İçeri gir" buyurdular
Dıhye içeri girdi ve olanları bütün teferruatı ile anlattı
Peygamber efendimiz, Heraklius'un mektubunu okudu: "Onun için, bir müddet daha saltanatta kalmak vardır
Mektubum yanlarında bulundukça, onların saltanatı devam edecektir" buyurdu
Heraklius, mektubunda Peygamberimize iman ettiğini yazmış ise de, Resulullah efendimiz; "Yalan söylüyor
Dininden dönmemiştir" buyurdular
Heraklius, sevgili Peygamberimizin mektubunu ipekten bir atlasa sarıp, altın yuvarlak bir kutunun içerisinde muhafaza etti
Heraklius ailesi bu mektubu saklamışlar ve bunu da herkesten gizli tutmuşlardı
Bu mektup ellerinde bulunduğu müddetçe, saltanatlarının devam edeceğini söyler ve buna inanırlardı
Hakikaten de öyle olmuştur
Resu-i ekrem efendimiz, Hatib bin Ebi beltea'yı , Mısır hükümdarına göndermeden önce; "Ey Eshabım! Mukafatı Allahü teâlâdan beklemek üzere şu mektubu, Mısır hükümdarına hanginiz götürür?" diye sorunca, hazret-i Hatib, yerinden fırlayıp ayağa kalktı ve; "Ya Resulallah! Ben götürürüm!" dedi
Peygamberimiz de; "Ey Hatib! Bu vazifeni, Allahü teâlâ senin hakkında mübarek eylesin?" buyurdu
Hatib bin Ebi Beltea hazretleri, mektubu sevgili Peygamberimizden aldı
Veda edip, evine gitti
Hayvanını hazırladı
Ailesi ile de vedalaştıktan sonra, yola çıktı
Mısır hükümdarı Mukavkıs'ın İskenderiyye'de olduğunu öğrendi ve sarayına ulaştı
İçeriye almadan önce, maksadını öğrenen kapıcı, Hatib'e çok hürmet itti
Onu hiç bekletmedi
Mukavkıs, o sırada deniz üzerinde bir gemide adamlarıyla konuşuyordu
Hazret-i Hatib, bir sandala binip, Mukavkıs'ın bulunduğu yere geldi
Peygamberimizin mektubunu verdi
Mektubu Hatib'den alan Mukavkıs, okumaya başladı:
"Bismillahirrahmanirrahim!
Allahü teâlânın kulu ve resulü Muhammed'den, Kıbt'ın (eski Mısır halkının) büyüğü Mukavkıs'a!
Selam, hidayete uyanların üzerine olsun
Seni, selamet bulman için İslâm'a davet ederim
Müslüman ol ki, selamet bulasın ve Allahü teâlânın iki kat ecrine nail olasın
Eğer yüz çevirirsen bütün Kıbt'ın günahı senin üzerinedir
"Ey ehl-i kitab olan (Yahudi ve hıristiyanlar)! Aramızda ortak olan kelimeye geliniz
O da, Allahü teâlâdan başka hiçbir şeye tapınmayız ve O'na hiçbir şeyi ortak etmeyiz
Allahü teâlâyı bırakıp, içimizden hiç kimseyi yaratıcı Rab tanımayız
Eğer bu sözden yüz çevirirlerse; "Şahit olunuz
Biz Müslümanız" deyiniz!" (Al-i İmran suresi: 64)
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Davet Mektupları
Gerçeği söyleyince öldürdüler
Resulullahın elçisi Hz
Dıhye, Heraklius'u İslâm dinine davet etti dedi ki:
"Ben seni İsa aleyhisselamın kendisine namaz kılmış olduğu Allahü teâlâya iman etmeye davet ediyorum
Ben seni, önceden Musa aleyhisselamın, ondan sonra İsa aleyhisselamın, geleceğini müjdeleyip haber verdiği şu ümmi Peygambere imana davet ediyorum
Eğer, bu hususta bir şey biliyor, dünya ve ahiret saadetini kazanmak istiyorsan, onları gözlerinin önüne getir
Yoksa ahıret saadetini elden kaçrır, küfür ve şirk içinde kalırsın
Şunu da iyi bil ki, senin Rabbin olan Allahü teâlâ zalimleri helak edici ve nimetleri değiştiricidir" dedi
Heraklius; "Ben, elime geçen bir yazıyı okumadan yanıma gelen bir alimden bilmediklerimi sorup öğrenmeden bırakmam
Bundan ancak hayır ve iyilik görürüm
Sen bana düşünüp hakikatı buluncaya kadar mühlet ver" dedi
Heraklius, daha sonar hazret-i Dıhye'yi yanına çağırıp, baş başa konuştu
Kalbindekini, şöyle açıkladı:
"Ben biliyorum ki, seni gönderen zat, kitaplarda geleceği müjdelenen ve gelmesi beklenen ahır zaman peygamberidir
Yalnız, O'na uyarsam; Rumların beni öldürmesinden korkuyorum
Seni, onların içinde en büyük alimleri ve benden ziyade itibar gösterdikleri bir kimse olan Dagatır'a göndereyim
Bütün hıristiyanlar ona tabidir
Eğer o iman ederse, Rumların hepsi iman ederler
Ben de o zaman kalbimde olanı ve itikadımı açığa vururum
"
Bundan sonra Heraklius, bir mektup yazarak Dıhye'ye verip, Dagatır'a gönderdi
Resulullah efendimiz, Dagatır'a da mektup göndermişti
Dagatır, mektupları okuyup, Peygamber efendimizin vasıflarını işitince, O'nun, hazret-i Musa'nın ve hazret-i İsa'nın geleceğini haber verdikleri ahır zaman peygamberi olduğunda hiç şüphe olmadığını söyledi ve iman etti
Evine gitti, kapandı ve her Pazar yaptığı vazlara üç hafta çıkmadı
Hıristiyanlar; "Dagatır'a ne oluyor ki, o Arabla görüştüğünden beri dışarı çıkmıyor? O'nu istiyoruz!" diye bağırdılar
Dagatır, üzerindeki siyah papaz elbisesini çıkardı
Beyaz elbise giydi, elinde asası ile kiliseye geldi
Beldenin ahalisini topladıktan sonra ayağa kalkarak; "Ey hıristiyanlar! Biliniz ki, bize Ahmed'den (aleyhisselam) mektup geldi
Bizi hak dine davet etmiş
Ben açıkça biliyor ve inanıyorum ki, O, Allahü teâlânın hak resulüdür" dedi
Hıristiyanlar bunu işitince, Dagatır'ın üstüne yürüdüler ve döverek şehid ettiler
Dıhye gelip, durumu Heraklius'a haber verdi
Heraklius;
"Ben sana söylemedim mi? Dagatır, hıristiyanlar katında benden daha sevgili ve azizdir
Eğer duysalar beni de onun gibi katl ederler" dedi
Heraklius, hazret-i Dıhye'ye birbirinden kıymetli hediyeler verdi
Ayrıca Peygamber efendimize bir mektup yazdı
Mektubunu, hazırlattığı hediyeleri, Dıhye ile sevgili Peygamberimize gönderdi
Heraklius Müslüman olmak istemiş, fakat makam ve ölüm korkusundan iman etmemişti
Peygamber efendimize yazdığı mektupta,
"Hazret-i İsa'nın müjdelediği Allah'ın Resulü Muhammed'e; Rum hükümdarı Kayser'den! Elçin mektubunla birlikte bana geldi
Ben şehadet ederim ki, sen Allah'ın hak resulüsün
Zaten biz, seni, İncil'de yazılı bulduk ve hazret-i İsa, seni bize müjdelemişti
Rumları sana iman etmeye davet ettimse de buna yanaşmadılar
Beni dinleselerdi muhakkak ki, bu onlar için hayırlı olurdu
Ben senin yanında bulunup sana hizmet etmeyi ve ayaklarını yıkamayı çok arzu ediyorum" deniyordu
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Davet Mektupları
Yalan söylediği görülmedi"
"İçinizde, peygamber olduğunu söyleyen zata, soyca en yakın hanginizdir?"
Ebu Süfyan; "O'na, soyca en yakın olan benim" diye cevap verdi
Heraklius; "Akrabalık dereceniz nedir?" diye sorunca; "Amcamın oğludur" dedi
Heraklius, Ebu Süfyan'ın kendisine yakın getirilmesini istedi ve diğerlerinin de Ebu Süfyan'ın arkasında durmasını söyledi
Ebu Süfyan, ilk önceleri yalan söyledi ise de, hükümdarın tehdidi ile korktu ve yalan söyleyemedi
Sonra aralarında şu konuşma geçti:
- Peygamber olduğunu söyleyen zatın, aranızdaki soyu nasıldır?
- O, zamanın en iyi soylusudur
Soy bakımından en seçkinimizdir
- İçinizde ondan önce peygamberlik iddiasında bulunan kimse oldu mu?
- Olmadı
- O'nun ataları içinde hiçbir hükümdar gelmiş midir?
- Hayır
- O'na halkın eşrafı mı yoksa fakir ve zayıfları mı tabi oluyorlar?
- O'na tabi olanlar fakirler, zayıflar, gençler ve kadınlardır
Kavminin yaşlılarından ve eşrafından tabi olan pek yoktur
- O'na tabi olanlar artıyor mu, azalıyor mu?
- Artıyor
- O'nun dinine girdikten sonra beğenmeyerek veya kızarak dönen kimse var mı?
- Yoktur
- Peygamber olduğunu söylemeden, O'nun hiç yalan söylediği görülmüş müdür?
- Hayır
- O peygamberin hiç ahdini bozduğu, sözünde durmadığı oldu mu?
-Hayır olmadı
Ancak biz şimdi, onunla bir müddet için çarpışmayı bırakarak antlaşma yapmış bulunuyoruz
Bu müddet içinde kendisinin ne yapacağını bilemiyoruz?
- O size neyi emrediyor?
- Yalnız bir olan Allah'a ibadet etmeyi, O'na hiçbir şeyi ortak koşmamayı emrediyor
Atalarımızın taptığı şeylere (putlara) tapmaktan bizi men ediyor
Namaz kılmayı, doğru olmayı, fakirlere yardım etmeyi, haramlardan sakınmayı, ahde vefayı, emanete hıyanet etmemeyi ve akrabayı ziyareti
emrediyor dedi
Kilisede bu konuşmalar olmuş, Resulullah efendimizin mübarek mektubu okunmuştu
Heraklius mektubu öpüp, gözlerine sürdü ve başına koyunca, Rumlar arasında gürültüler çoğaldı
Ebu Süfyan ve yanındaki Kureyşlilerin dışarı çıkarılmasını emretti
Daha Müslüman olmayan Ebu Süfyan burada yeminle, sevgili Peygamberimizin davasının başarıyla sonuçlanacağına inandığını söylemişti
Dıhye Heraklius'un karşısına geçip mübarek güzel yüzü ve tatlı sesi ile; "Beni sana Busra'dan bir kimse (Haris) gönderdi ki, o, senden hayırlıdır
Allahü teâlâya yemin ederim ki, beni, ona gönderen zat (Resulullah) ise, hem ondan, hem senden daha hayırlıdır
Sen, benim sözlerimi alçak gönüllülükle dinleyip, verilen nasihatleri kabul etmelisin! Çünkü, alçak gönüllülük edersen, nasihatleri anlarsın
Nasihatleri kabul etmezsen, insaflı olamazsın!" dedi
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Davet Mektupları
Kabul et ki selamet bulasın!"
Heraklius sonra hıristiyanların en alimi, reisi ve kendisinin müşaviri olan Uskuf adındaki kimseyi çağırttı
Resulullahın mektubunu okuttu
Mektubun devamında şöyle buyuruluyordu:
"Allahü teâlânın hidayetine tabi olanlara, doğru yola kavuşanlara selam olsun!" Bundan sonra; Seni İslâm'a davet ediyorum
İslâm'ı kabul et ki, selamet bulasın
Müslüman ol ki, Allahü teâlâ sana iki kat ecir versin
Eğer yüz çevirirsen, bütün hıristiyanların vebali senin üzerinedir!
" (Al-i İmran suresi: 64)
Resul-i ekrem efendimizin mektubu okunurken, Heraklius'un alnından ter taneleri dökülüyordu
Mektup bitince; "Süleyman aleyhisselamdan sonra, ben böyle; "Bismillahirrahmanirrahim" diye başlayan bir mektup görmemiştim" dedi
Heraklius, Uskuf'a bu mes'eledeki fikrini sorunca; "Vallahi O, Musa ve İsa'nın (aleyhimüsselam), bize geleceğini müjdelediği peygamberdir
Zaten biz, O'nun gelmesini bekliyorduk" dedi
Heraklius; "Sen bu hususta ne yapmamı tavsiye edersin neyi uygun görürsün?" diye sordu
Uskuf; "O'na tabi olmanı uygun görürüm" diye cevap verdi
Heraklius; "Ben, senin dediğin şeyi çok iyi biliyorum
Fakat O'na tabi olup, Müslüman olmaya gücüm yetmez
Çünkü hem hükümdarlığım gider, hem de beni öldürürler" dedi
Bunun üzerine hazret-i Dıhley'yi ve Adi bin Hatem'i çağırttı
Adi; "Ey hükümdar! Davar ve develer sahibi Arablardan olan şu yanımdaki zat, memleketinde vuku bulan şaşılacak bir hadiseden bahsediyor" dedi
Heraklius; "memleketinizdeki hadise nedir?" diye sorunca, Dıhye ; "Aramızda bir zat zuhur etti
Peygamber olduğunu beyan etti
Halkın bir kısmı O'na tabi olmakta, bir kısmı da karşı koymaktadır
Biz inananlarla, inanmayanlar arasında çarpışmalar olmaktadır" dedi
Bundan sonra Heraklius, Peygamber efendimiz hakkında araştırmaya başladı
Şam valisine emir verip Resul-i ekrem efendimizle aynı soydan bir kişiyi bulmalarını emretti
Bu arada kendisinin dostu olan ve İbranice bilen Roma'daki bir alime de mektup yazıp, bu meseleyi sordu
Roma'daki dostundan, bahsettiği zatın, ahir zaman peygamberi olduğunu bildiren bir mektup geldi
Şam valisi de ticaret için giden bir Kureyş kervanı ile karşılaştı
Bunların içinde, henüz Müslüman olmayan Kureyş'in reisi, Ebu Süfyan da vardı
Ebu Süfyan diyor ki: "Biz Gazze'de bulunduğumuz sırada, Heraklius'un Şam valisi, üzerimize saldırır gibi geldi ve; "Siz, şu Hicaz'daki zatın kavminden misiniz?" diye sordu
"Evet" dedik
"Haydi, bizimle beraber imparatorun yanına gideceksiniz?" dedi
"
Ebu Süfyan'la yanındakileri Şam'a götürdü
Şam valisi, Ebu Süfyan'ı ve yanındakileri Heraklius'un yanına çıkardı
Bu sırada Heraklius, Kudüs'te bir kilisede bulunuyordu
Veziriyle beraber oturmuş ve başına tacını giymişti
Heraklius, Ebu Süfyan ve yanındaki otuz kadar Mekkeliyi burada kabul etti
Birçok sorular sordu:
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Davet Mektupları
" Kul, kula secde etmez!"
Resulü ekrem efendimiz, hazret-i Dıhye-i Kelbi'yi de, Rum imparatorunu İslâm'a davet etmek için vazifelendirmişti
Mektubu, Busra'daki Gassan hükümdarı Harise'e verecek, o da Rum imparatoru Heraklius'a gönderecekti
Peygamber efendimizin davet mektubunu büyük bir hürmetle alan hazret-i Dıhye, sür'atle Busra'ya geldi
Haris ile görüşüp durumu anlattı
Haris, Dıhye'nin yanına, henüz Müslüman olmayan Adiy bin Hatem'i vererek, o sırada Kudüs'de bulunan Heraklius'a gönderdi
İkisi birlikte Kudüs'e gelip, imparatorla görüşmek üzere temaslarda bulundular
İmparatorun adamları, kendisine; "Kayser'in huzuruna çıktığın zaman, başını eğip yürüyecek, yaklaşınca da yere kapanıp secde edeceksin
Secdeden kalkmana izin vermedikçe asla yerden başını kaldırmayacaksın" dediler
Bu sözler, Dıhye'ye ağır geldi ve onlara; "Biz Müslümanlar, Allahü teâlâdan başka hiçbir kimseye secde etmeyiz
Kul kula secde etmez
Hem insanın insana secde etmesi onun yaratılışına terstir" buyurdu
Bunun üzerine Kayser'in adamları; "O, halde Kayser, getirdiğin mektubu hiçbir zaman kabul etmez ve seni huzurundan kovar" dediler
Hz
Dıhye ; "Bizim peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, başkasının, kendisine, değil secde etmesine, önünde hafif eğilmesine bile müsade etmez
Kendisiyle görüşmek isteyen, köle bile olsa, ona ilgi gösterir
Huzuruna kabul buyurur, derdini dinler, sıkıntısını giderir, gönlünü alır
Bunun için O'na tabi olanların hepsi hürdür, şereflidir" buyurdu
Bu sözleri dinleyenlerden biri; "Madem ki Kayser'e secde etmeyeceksin, o halde üzerine aldığın vazifeyi yerine getirebilmen için, sana başka yol göstereyim
Kayser'in, sarayın önünde, dinlendiği bir yer var
Her gün öğleden sonra bu avluya çıkar, oralarda dolaşır
Orada bir minber vardır
Onun üzerinde herhangi bir yazı varsa önce onu alır okur, sonra istirahat eder
Sen de şimdi git, mektubu o minbere koy ve dışarda bekle
Mektubu görünce seni çağırtır
O zaman vazifeni yerine getirirsin" dedi
Bunun üzerine hazret-i Dıhye, mektubu söylenilen yere bıraktı
Heraklius mektubu aldı ve Arpaça bilen bir tercüman istedi
Tercüman Resulullah efendimizin mektubunu okumaya başaldı
Mektubun en üstünde; "Bismillahirrahmanirrahim! Allahü teâlânın Resulü Muhammed'den (aleyhisselam) Rumların büyüğü Herakl'e" diye yazıyordu
Heraklius'un kardeşinin oğlu Yennak, mektubun böyle başlamasına çok kızdı ve tercümanın göğsüne şiddetli bir yumruk vurdu
Tercüman, yumruğun şiddeti ile yere yıkıldı ve mübarek mektup elinde düştü
Heraklius, Yennak'a; "Niçin böyle yaptın!" diye sorunca, o da; "Mektubu görmüyor musun? Mektuba hem senin isminden önce kendi ismi ile başlamış, hem de senin hükümdar olduğunu söylemeyip; "Rumların büyüğü Herakl'e" demiş
Niçin; "Rumların hükümdarı" diye yazmamış ve önce senin isminle başlamamış? Onun mektubu bu gün okunmaz" dedi
Bunun üzerine Heraklius: "Vallahi sen ya çok akılsızsın veya koca bir delisin
Senin böyle olduğunu bilmiyordum
Ben daha mektubun içinde ne olduğuna bakmadan, yırtıp atmak mı istiyorsun? Hayatıma yemin ederim ki; eğer O, söylediği gibi Resulullah ise, mektubuna benim ismimden önce kendi ismini yazmakta ve beni Rumların büyüğü diye anmakta haklıdır
Ben, ancak onların sahibiyim
Hükümdarları değilim" dedi ve Yennak'ı huzurundan kovdu
01-06-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Davet Mektupları
İlk mektup Habeşistan'a
Habeşistan'a elçi olarak giden Amr bin Ümeyye hazretleri, Necaşi Eshame'den, daha önce oraya hicret etmiş bulunan Eshab-ı kiramın, Medine'ye gönderilmesini de isteyecekti
Amr bin Ümeyye kısa zamanda Habeşistan'a varıp, melik Necaşi Eshame'nin huzuruna çıktı
Necaşi, tahtından aşağı indi; Resulullahın mektubunu pek büyük bir hürmet ve muhabbetle aldı
Öptü, yüzüne ve gözüne sürdükten sonra açıp okutturdu:
"Bismillahirrahmanirrahim!
Allahü teâlânın resulü Muhammed (aleyhisselam)dan, Habeş meliki Necaşi Eshame'ye!
Hidayete tabi olana selam olsun!
Ey Hükümdar! Selamette olmanı diler, sana olan nimetlerinden dolayı, allahü teâlâya hamd ederim
Ondan başka ilah yoktur
O Melik'tir; bütün kainatta tasarruf sahibi yalnız O'dur
Kuddus'tür; her türlü ayıp ve kusurlardan beridir Selam'dır;kullarını bütün tehlikelerden selamette bulundurucudur
Mü'min'dir ;emniyet verendir
Müheymin'dir ;her şeyi gözetip koruyandır
Ben şehadet ederim ki, İsa (aleyhisselam), Allahü teâlânın, çok temiz, iffet sahibi, her türlü dünya hayatından tamamiyle çekilmiş bulunan Meryem'e ilka ettiği, ruhu ve kelimesidir
Allahü teâlâ, Âdem'i, kudreti ile nasıl yarattı ise, İsa'yı da öyle yaratmıştır
Ey Hükümdar! Ben, seni, eşi ortağı olmayan Allahü teâlâya imana, O'na ibadet etmeye ve bana tabi olmaya, Allahü teâlânın bana gönderdiklerinde inanmaya davet ediyorum
Çünkü, ben, Allahü teâlânın bunları tebliğ etmeye memur resulüyüm
Şimdi ben, sana lazım olan tebligatı yapmış, dünya ve ahiret saadetini sağlayacak nasihatı etmiş bulunuyorum
Nasihatımı kabul ediniz! Hidayete eren, doğru yola kavuşanlara selam olsun
"
Resul-i ekrem efendimizin mektubunu, büyük bir edeb ve tevazu ile dinleyen hükümdar Eshame, derhal; "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh" diyerek Kelime-i şehadet getirdi ve Müslüman olduğunu harkese ilan ettikten sonra;
"Yemin ederim ki, O, kitap ehli olan Yahudi ve hıristiyanların gelmesini beklediği, önceki peygamberlerin geleceğini müjdelediği peygamberdir
Eğer yanına gitmeye imkanım olsaydı, muhakkak gider, hizmetiyle şereflenirdim!" dedi
Mektubu hürmetle güzel bir kutuya koyup; "Bu mektuplar, burada olduğu müddetçe, Habeş'ten hayır ve bereket gitmez" dedi
Resulullah efendimiz Necaşi'ye iki mektup göndermişti
Necaşi Eshame, diğer mektupta bildirilen emirleri yerine getirip, sevgili Peygamberimizin mübarek zevcesi Ümmü Habibe validemizi ve orada bulunan Eshab-ı kiramı gemilere bindirip, pek çok hediyelerle Medine'ye gönderdi
Gönderdiği mektupta iman ettiğini bildiriyordu
01-06-2008
#
10
Profil Bilgileri
FataL
--->: Davet Mektupları
Kisra cezasını buldu
İran hükümdarına, Hz
Abdullah bin Huzafe gönderilmişti
Hazret-i Abdullah, kibirli İran Kisrası'na (şahına), Alemlerin efendisinin kıymetli mektubunu sunduğunda, okuması için katibine verdi
"Bismillahirrahmanirrahim!
Allahü teâlânın resulü Muhammed'den Farsların büyüğü Kisra'ya
"
Katip, buraya kadar okumuştu ki, kibirli Şah'ın kan beynine sıçradı, öfkelendi ve mektubu alıp yırttı
Mektuba, Peygamber efendimizin kendi ism-i şerifi ile başlamış olmasına son derece hiddetlenmişti
İslâm elçisi Abdullah bin Huzafe hazretlerini de huzurundan kovmak istediğinde, hazret-i Abdullah, Kisra ve yanında toplanmış bulunan ateşperestlere şöyle dedi:
"Ey Acem halkı! Siz, peygamberlere inanmıyor, kitapları kabul etmiyorsunuz
Üzerinde yaşadığınız şu topraklarda sayılı günlerinizi geçiriyor, bir düş hayatı yaşıyorsunuz!
Ey kisra! Senden önce nice hükümdarlar, bu tahta oturup hüküm sürdüler
Allahü teâlânın emirlerini yapanlar,ahıretlerini kazanmış olarak,yapmayanlar da ilahi azaba uğramış bir halde bu dünyadan göç ettiler
Ey Kisra! Getirip takdim ettiğim, bu mektup, aslında senin için büyük bir devlet idi
Bunu küçümsedin
Allahü teâlâya yemin ederim ki, o küçümsediğin din, buraya gelince kaçacak yer arayacaksın!
"
Sonra Kisra'nın sarayını terkedip hayvanına bindi
Sür'atle oradan uzaklaştı
Medine'ye gelip durumu Kainatın sultanına anlattığında; "Allah'ım! O, benim mektubumu nasıl parçaladı ise, sen de onu ve onun mülkünü parçala!
" buyurdular
Allahü teâlâ, Resulünün duasını kabul etmiş, Kisra oğlu tarafından bir gece hançerlenerek parça parça edilmişti
Hazret-i Ömer zamanında da bütün İran toprakları zaptedilerek Müslümanların eline geçti
Şüca' bin Vehb hazretleri de, Gassan hükümdarı Haris bin Ebi Şimr'e gönderilmişti
Şüca' , önce hükümdarın kapıcısı ile görüştü
Onu, İslâm'a davet edince kabul edip, Resulullah efendimize hürmet ve selamlarını arz etti
Hiç bekletmeden hazret-i Şüca'ı hükümdarla görüştürdü
Haris bin Ebi Şimr, mektubu okuyunca, öfkelenip yere attı
Hazret-i Şüca', derhal Medine-i münevvereye dönüp, durumu Allahü teâlânın Sevgilisine haber verdi
Sevgili Peygamberimiz, mektubunun yere atılmasına üzüldüler ve; "Saltanatı yok olsun!" buyurdular
Kısa bir süre sonra, Haris bin Ebi Şimr ölüp devleti parçalandı
Salit bin Amr, Yemame hükümdarı Hevze bin Ali'ye gönderilmişti
Hevze, hıristiyandı
Peygamber efendimiz, mektubunda şöyle buyuruyordu:
"Bismillahirrahmanirrahim!
Allahü teâlânın Resulü Muhamed'den, Hevze bin Ali'ye!
Hidayete eren, doğru yola kavuşanlara selam olsun! (Ey Hevze!) Bilesin ki, İslâmiyet, develerin ve atların gidebileceği en uzak yerlere kadar yayılacak, bütün dinlere galip gelecektir
Sen de İslâm'ı kabul et ki, selamet bulasın
Müslüman olursan, hakimiyetin altında bulunan yerlerin idaresini yine sana bırakırım
"
Yemame hükümdarı Hevze, bu mübarek daveti kabul etmekten kaçındı
Saltanat sevdası, makam hırsı gözünü bürümüştü
Bu yüzden Kainatın sultanının duasına kavuşmak gibi, yüce bir devletten mahrum kaldı
İslâm elçisi merhamet edip; "Ey Yemame hükümdarı olan Hevze! Sen, bu kavmin büyüğüsün! Senin büyük zannettiğin kayserler, ölüp toprak olmuşlardır
Hakiki büyükler ise, Allahü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınarak, Cennet'i hak eden kimselerdir
Bir topluluk, iman etmekle şereflenmiş ise, onları kendi bozuk inanışınla, doğru yollarından saptırmaktan sakın!
Doğrusu ben, sana Allahü teâlânın emirlerini yapmanı, yasaklarından sakınmanı tavsiye ederim
Allahü teâlâya iman edip, emirlerini yaparsan Cennet'e girersin
Şeytana uyarsan Cehennem'de kalırsın
Eğer bu nasihatlerimi kabul edersen, korktuklarından emin olur, umduklarına kavuşursun
Şayet nasihatlerimi reddedersen, artık size yapacağım bir şey kalmamıştır
Gerisini sen düşün!
" dedi
Böylece, altı İslâm elçisi vazifelerini yapmış, zamanın büyük devletlerine İslâmiyet'in varlığını duyurmuşlardı
Onlara hakiki saadeti haber vermişler, kıyamet gününde; "Biz duymamıştık" sözlerine yer bırakmamışlardı
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
1
2
>
Tags
:
davet
,
mektuplari
Davet Mektupları ile ilgili Benzer Konular
390 Kez Görüntülendi
Eski Aşk Mektupları..
Aşk-Sevgi-Evlilik
AtaTürK MektuPLarı
Mustafa Kemal Atatürk
prensese gelen aşk mektupları
Aşk Resimleri
Sevgi Mektupları
Aşk-Sevgi-Evlilik
Türk Mektupları
Kitap & Dergi
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:39
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545