FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Mute savaşı
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Mute savaşı ile ilgili Benzer Konular
233 Kez Görüntülendi
Mute Savasi
İslam Tarihi
“3. Dünya Savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı ile başlayacak” iddiası
Yurt Dısı Haberler
Mute Savaşı
İslam Tarihi
Çin İç Savaşı
Türk ve Dünya Tarihi
Mute Messenger Plus! Scripts
Msn Plus-Discovery
Hayberin Fethi
|
Mekke'nin fethi
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Mute savaşı
Mute savaşı başlıklı yazı Mumsema Mute savaşı Forum Alev
Mute savaşı
Alemlere rahmet olarak gönderilen habib-i ekrem efendimiz Mekke'ye umre için gittiklerinde, eshabından Velid bin Velid hazretlerine;
"Halid nerelerde? Onun gibi birinin İslâmiyet'i tanımaması, bilmemesi olamaz
Keşke o, bütün gayret ve kahramanlıklarını Müslümanların yanında, müşriklere karşı gösterseydi ne kadar hayırlı olurdu
Kendisini sever, üstün tutardık" buyurmuştu
Velid bin Velid , daha önce de ağabeyine zaman zaman mektup yazar, Müslüman olmasını teşvik ederdi
Peygamber efendimizin bu mübarek sözlerini de ulaştırınca, Halid bin Velid'in İslâmiyet'e olan meyli gittikçe fazlalaştı
Umre ziyaretini yapan sahabiler, Medine'ye dönmüşlerdi
Aradan günler geçmiş, hicretin sekizinci yılına girilmişti
Halid bin Velid ise, artık yerinde duramıyor, bir an önce Medine'ye ulaşmak, Alemlerin efendisinin huzurunda diz çöküp, Müslüman olmakla şereflenmek için yanıp tutuşuyordu
Kendisi şöyle anlatmıştır:
Allahü teâlâ bana Peygamber efendimizin muhabbetini ihsan etti
Kalbime İslâm'ın sevgisini yerleştirdi
Hayrı ve şerri ayıracak hale getirdi
Kendi kendime; "Ben, Muhammed aleyhisselama karşı bütün savaşlarda bulundum
Ama her savaş yerini terk ederken, bozuk ve yanlış bir hal üzere olduğumu ve O'nun bir gün mutlaka bize galib geleceğini biliyor ve bu hislerle ayrılıyordum
Resulullah efendimiz, Hudeybiye'ye geldiği zaman da, düşman süvarilerinin komutanı idim
Usfan'da onlara yaklaşıp gözüktüm
Resulullah, bizden emin bir şekilde, Eshabına öğle namazını kıldırıyordu
Üzerlerine ani baskın yapmak istedik, ama mümkün olmadı
Böyle olması da hayırlı oldu
Resulullah, kalbimizden geçenleri anlamış olmalı ki, ikindi namazını temkinli kıldılar
Bu durum bana çok te'sir etti
Bu zat her halde, Allah tarafından korunuyor olmalı dedim
Birbimizden ayrıldık
Ben, çeşitli düşünceler içindeyken Muhammed aleyhisselam umre için Mekke'ye gelince, O'na görünmedim
Kardeşim Velid'le birlikte gelmişler ve beni bulamamışlardı
Kardeşim şöyle bir mektup bırakmıştı:
"Bismillalirrahmanirrahim! Allahü teâlâya hamd ü sena ve Resulullah'a salatü selamdan sonra derim ki, hakikaten ben, senin İslâmiyet'ten yüz çevirip gitmen kadar şaşılacak bir şey bilmiyorum
Halbuki, gittiğin yolun yanlış olduğunu anlamaktan aciz değilsin
Niye aklını kullanmıyorsun? İslâmiyet gibi bir dini tanıyıp anlayamaman ne kadar tuhaf! Peygamber efendimiz, bana seni sordu
Senin, İslâmiyet'i tanıyıp, gayret ve kahramanlığını Müslümanların arasında, müşriklere karşı kullanmanı arzu ediyorlar
Ey kardeşim! Çok fırsatları kaçırdın; artık daha fazla gecikme!"
Kardeşimin mektubu bana ulaşınca, Müslüman olma arzusu bende çok kuvvetlendi
Gitmek için acele ediyordum
Resulullah'ın söyledikleri beni çok sevindirmişti
O gece uyurken, rüyamda sıkıntılı, dar ve çöl gibi susuz yerlerden, yemyeşil, geniş ve ferah bir yere çıkmıştım
Medine'ye varınca, bu rüyamı hazret-i Ebu Bekir'e anlatıp, tabirini ondan sormaya karar verdim
"Acaba, oraya giderken bana kim arkadaş olabilir?" diye düşünüyordum
O sıra Safvan bin Ümeyye'ye rastladım
Vaziyeti ona anlattım
Teklifimi reddetti
Daha sonra İkrime bin Ebu Cehl'e rastladım
O da reddedince evime gittim
Hayvanıma binip, Osman bin Talha'nın yanına vardım
Ona da Müslüman olmak üzere, Resulullah'a gideceğimi ve bana arkadaşlık yapmasını söyledim
Tereddütsüz kabul etti ve ertesi günü seher vakti birlikte yola çıktık
Hadde denilen yere vardığımızda, Amr bin As ile karşılaştık
O da Müslüman olmak için Medine'ye gidiyordu
Medine'ye vardık
Elbisemin en güzelini giyip, Resulullah efendimizle görüşmeye hazırlandım
O sırada kardeşim Velid geldi ve; "Acele et
Çünkü Peygamber efendimize sizin geldiğiniz haber verilmiş, O da çok sevinmiş, şimdi sizi bekliyor" dedi
Acele ile, O yüce peygamberin huzuruna vardım
Gülümsüyordu
Selam verdim; "Allahü teâlâdan başka ilah olmadığına ve senin de Allahü teâlânın peygamberi olduğuna şehadet ediyorum" dedim
"Seni hidayete erdiren, doğru yolu gösteren Allahü teâlâya hamd olsun" buyurdu
Sonra günahlarımın affı için Allahü teâlâya dua etmesini istedim
Benim için dua etti ve; "İslâmiyet, kendisinden önce işlenmiş olan günahları kesip atar" buyurdu
Diğer iki arkadaşım da Müslüman oldular
Böylece, Mekke'nin en bahadırlarından, gözünü budaktan esirgemeyen, gayeleri uğrunda canlarını vermekten zerre kadar çekinmeyen bu üç pehlivan, gönüllerinden coşan bir samimiyetle Resul-i ekrem efendimizin huzurunda Eshab-ı kiramdan olmakla şereflenmişlerdi
Artık, bütün güçleriyle küfrü yok etmek için çalışacaklardı
Onların Müslüman olmasına, sahabiler çok sevinmişler, sevinçlerini; "Allahü ekber!" diye tekbirlerle açığa vurmuşlardı
* * *
Hicretin sekizinci yılında, alemlere rahmet olan Server-i kainat efendimiz, İslâmiyet'in yayılması için yine çeşitli kabilelere, devletlere elçiler gönderdiler
Bunların bazılarından müsbet neticeler gelmiş, fakat Busra vailisine gönderilen Haris bin Ümeyr hazretleri, Şam'ın Belka nahiyesinin Mute köyünde hıristiyan askerleri tarafından tutuklanmıştı
Şam valisi Şürahbil bin Amr'ın yanına götürülen hazret-i Haris, elçi olduğu halde, alçakça katledilip, şehid edilmişti
Bu habere sevgili Peygamberimiz çok üzülmüşler ve derhal kahraman Eshabının toplanmasını emir buyurmuşlardı
Bu emri alan Sahabiler, çocuklarıyla helallaşıp acele Cürf ordugahında toplandılar
Habib-i ekrem efendimiz öğle namazını kıldırdıktan sonra;
"Cihada çıkacak olan şu insanlara, Zeyd bin Harise'yi kumandan tayin ettim! Zeyd bin Harise şehid olursa, yerine Ca'fer bin Ebi Talib geçsin
Ca'fer bin Ebi Talib şehid olursa, Abdullah bin Revaha geçsin
Abdullah bin Revaha da şehid olursa, Müslümanlar aralarında münasib birini seçsin ve onu kendilerine kumandan yapsın!" buyurdu
Bunun üzerine Eshab-ı kiram, isimleri sayılan kahramanların şehid olacağını anlayarak ağlamaya başladılar; "Ya Resulallah! Keşke sağ kalsalar da kendilerinden istifade etseydik!
" dediler
Peygamber efendimiz onlara cevap vermeyip sustular
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mute savaşı
"Ya Abdullah! niçin ağlıyorsun"
Mute savaşı için toplanan ve Efendimizin nasihatlarını dinleyen eshabın arasında bulunan hazret-i Zeyd, Ca'fer ve Abdullah büyük bir sevince gark olmuşlardı
Çünkü en büyük gayeleri Allahü teâlânın dinini yayarken şehid olmaktı
Artık şehid olma müjdeleri verilmiş ve bunu bizzat kendi kulakları ile işitmişlerdi
Mücahidler hazırlıklarını bitirmişler, kumandanlarını bekliyorlardı
Sevgili peygamberimiz, beyaz İslâm sancağını Zeyd bin Harise hazretlerine teslim etti
Ona, Haris bin Ümeyr'in şehid edildiği yere kadar gitmesini ve İslâm'ı tebliğ etmesini emretti
Kabul etmezlerse düşmanla çarpışmasını emir buyurdular
Abdullah bin Revaha hazretleri, yanındaki kumandan arkadaşlarıyla birlikte vedalaştıkları sırada, ağladı
Arkadaşları; "Ey Abdullah! Ne için ağlıyorsun?" diye sordular
Şair olan Abdullah bin Revaha ;
"Ağlamamın sebebi, değil dünya sevgisi,
Ve değildir vallahi, özleyeceğim sizi
Asıl sebep şudur ki, Kur'an-ı kerimde,
Şöyle buyurmaktadır, Rabbimiz bir ayette:
"Muhakkak biliniz ki, sizlerin içinizden,
Hiçbir kimse yoktur ki, geçmesin Cehennem'den
"
İşittim bu ayeti, Resulullah okurken,
Cehennem'e uğrarsam, nasıl sabrederim ben!" dedi
Arkadaşları; "Allahü teâlâ seni, sevgili kulları zümresine ilhak etsin, salihlerden olasın!" diye dua ettiler
Sonra Abdullah bin Revaha hazretleri; "Fakat ben, Allahü teâlâdan magfiret olunmak diliyorum
Bir de, kanları fışkırtıp köpürten bir kılıç darbesiyle veya ciğer ve barsaklarımı kasıp kavuran bir mızrak saplanmasıyla şehid olmak istiyorum!
" dedi
Ordu gitmeye hazırlandığı sırada, hazret-i Abdullah bin Revaha, Peygamber efendimizin yanına varıp vedalaştıktan sonra;
"Ya Resulallah! Bana ezberliyeceğim ve aklımdan hiç çıkarmayacağım bir şey tavsiye buyurur musunuz?" dedi
Peygamber efendimiz ona; "Sen, yarın Allahü teâlâya pek az secde edilen bir ülkeye varacaksın
Orada secdeleri, namazları çoğalt" buyurdu
Abdullah bin Revaha; "Ya Resulallah! Bana, nasihatinizi çoğaltır mısınız?" deyince, sevgili Peygamberimiz;
"Allahü teâlâyı daima zikret
Çünkü, Allahü teâlâyı zikr, umduğuna ermende sana yardımcı olur" buyurdu
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mute savaşı
"Ahde vefasızlık göstermeyiniz!"
Mute savaşı için toplana üç bin kişilik İslâm ordusu; "Allahü ekber! Allahü ekber!" tekbirleri arasında yürümeye başladı
Sevgili Peygamberimiz ve Medine'de kalan sahabiler, mücahid gaziler Veda yokuşuna kadar takib ettiler
Burada Alemlerin efendisi, mübarek İslâm ordusuna şöyle hitab ettiler: "Ben size, Allahü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmanızı, yanınızdaki Müslümanlara karşı hayırlı olmanızı ve onlara iyi davranmanızı tavsiye ederim
Allahü teâlânın yolunda, O'nun ismini söyleyerek harbediniz
Ganimet alınan mallara hıyanet etmeyiniz
Ahde vefasızlık göstermeyiniz
Çocukları öldürmeyiniz
Orada hıristiyanların kiliselerinde, insanlardan ayrılıp kendilerini ibadete vermiş bazı kimseler bulacaksınız
Onlara dokunmaktan sakınınız!
Onların dışında, başlarında şeytanların yuvalandıkları bazı kimselere de rastlayacaksınız ki, onlara acımayınız!
Siz, kadınları, yaşlanmış pir-i fanileri öldürmeyiniz
Ağaçlara yakmayınız ve kesmeyiniz
Evleri de yıkmayınız!"
Baş kumandan Zeyd bin Harise'ye de şu nasihatta bulundular:
"Müşriklerden düşmanınla karşılaştığın zaman, onları üç husustan birine davet et!
Eğer Müslüman olurlarsa onları, Muhacirler yurdu olan Medine'ye hicret etmeye davet et!
Davetini kabul ederlerse, Muhacirlerin sahib oldukları haklara kendilerinin de sahib olacaklarını ve onların mükellef oldukları vazifelerle kendilerinin de mükellef olacaklarını bildir
Şayet Müslüman olup ülkelerinde oturmayı tercih ederlerse, Müslümanlardan göçebe Arablar gibi olacaklarını ve onlar hakkında uygulanan ilahi hükmün, kendileri için de uygulanacağanı harp ganimetlerinden kendilerine bir şey ayrılamayacağını ve ganimetten ancak Müslümanların yanında harbedenlerin faydalanacağını bildir!
Eğer İslâm'ı kabul etmezlerse, onları cizye vermeye davet et! İçlerinde bunu kabul edenlere dokunma! Cizye vermeye de yanaşmazlarsa, Allahü teâlânın yardımına sığınarak onlarla harb et!
"
Bu nasihatlerden sonra mücahidlerle vedalaştılar
İslâm ordusu, tekbir sadalarıyla ayrıldı
Geride kalanlar, gidenlere el sallayıp; "Allahü teâlâ sizi her türlü tehlikelerden muhafaza buyursun, yine sağ salim geri çevirsin
" diye dua ediyorlardı
Ufuktan kayboluncaya kadar, yaşlı gözlerle arkalarından gıbta ile baktılar
Zeyd bin Harise'nin elindeki mukaddes sancak dalgalanıyor, mücahidler bilinmeyen uzun bir yolculuğa, Allahü teâlânın dinine hizmet için gidiyorlardı
İslâm ordusu, hızla Suriye'ye doğru ilerliyordu
Yolculuk olaysız ve neş'eli geçiyordu
Mücahidler, bir an önce düşmanla karşılaşmak için sabırsızlanıyorlardı
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mute savaşı
Tek arzusu şehid olmaktı
Mute savaşı için ilerleyen ordunun içinde olup, şehidliği isteyenlerin içinde en arzulu olanlardan biri de Abdullah bin Revaha hazretleriydi
Bunu Zeyd bin Erkam şöyle anlattı:
"Ben Abdullah bin Revaha'nın terbiyesi altında yetişmiş bir yetimdim
O, Mute seferine çıktığında, beni de devesinin arkasına bindirmişti
Geceleyin bir müddet gidince, dudaklarından şu beytler dökülüyordu
"Ey devem! Kumluktaki, kuyuya eğer beni,
Oradan da dört konak, götürürsen ileri
Çıkarmam artık seni, bundan başka sefere,
Sahipsiz kalacaksın, az sonra, ona göre
Ben herhalde evime, geri dönmeyeceğim,
Umarım ki bu harpte, ben şehid düşeceğim
Son konakta mü'minler, geçti beni hız ile,
Ey Revaha'nın oğlu, en yakınların bile,
Kardeşlik bağlarını, kopararak geçtiler,
Seni Hak teâlâya bırakıp da gittiler
Artık düşünmüyorum, geride ne malım var?
Hiç umurumda değil, ağaçlarla hurmalar!"
Bunları işitince, ağladım
Abdullah bin Revaha bana kamçısıyla dokunarak; "Ey yaramaz! Sana ne oluyor? Böyle söylememin sana, ne zararı var? Allahü teâlâ, bana şehidlik nasib ederse, sen de hayvan üzerinde geri dönüp, yerine ulaşırsın
Ben ise dünyanın bütün dertlerinden, tasa ve üzüntülerinden, hadiselerinden kurtulur, rahata kavuşurum" dedi
İnip iki rekat namaz kıldı
Sonunda uzunca bir dua yaptıktan sonra bana; "Ey çocuk!" diye seslendi
"Buyur" dediğimde; "Bu seferde inşaallah şehidlik nasib olacaktır!" dedi
"
Kahraman sahabiler, Suriye'ye yaklaşırlarken Şam valisi Şürahbil bin Amr, İslâm ordusunun yaklaşmakta olduğunu çoktan haber almıştı
Hemen Bizans kayseri Heraklius'a durumu bildirip, büyük bir yardım alarak rahatlamıştı
Çünkü yaptığı istihbarata göre, Müslümanlar ancak üç-beş bin kişiydi
Buna karşı kendi ordusu, yüz bini aşıyordu
Silahların ise, haddi hesabı yoktu
Eshab-ı kiram, Şam topraklarından Muan'a vardıkları sırada, Rumların yüz bin kişilik bir ordu ile üzerlerine geldiklerini öğrendiler
Orada konaklayıp iki gece kaldılar
Kumandan Zeyd bin Harise hazretleri, arkadaşlarını toplayıp durumu bildirdi
Rum ordusuna karşı ne yapmak lazım geldiği hakkındaki görüşlerini sordu
Sahabilerden bazıları; "Rum ordusuyla karşılaşmadan, ani baskınlar düzenleyelim
İnsanlarını esir alıp Medine'ye dönelim"; bazıları da; "Resul aleyhisselama mektup yazıp, düşmanın sayısını bildirelim
Bize acele asker göndermesini, veya ne yapmamız gerektiğini soralım" diyorlardı
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mute savaşı
Hepsi şehid oluncaya kadar davam
Mute savaşı için yola çıkan ordu, düşman ordusunun çokluğu karşısında nasıl hareket edecekleri konusunda tereddüte düştüler
Ne yapacaklarını konuşurlarken Adullah bir Revaha'nın sesi yükseldi:
"Ey Kavmim! Ne sebepten, tereddüt edersiniz?
Şehid olmak kasdiyle, cenge gelmedik mi biz?
Silahca, süvarice, çokluk olduğumuzdan,
Dolayı savaşmadık, kafirlerle hiçbir an
Allahü teâlânın, bize ihsan ettiği,
Şu din kuvveti ile, savaştık aslan gibi
Gidiniz, çarpışınız, muhakkak iyilik var,
Bu işin neticesi, ya şehadet ya zafer
Bedir günü vallahi, vardı iki atımız,
Uhud'da tek at ile, pek azdı silahımız
Bu cenkte galip gelmek, varsa eğer kaderde,
Zaten böyle vadetti, Allah ve Peygamber de
Hak teâlâ vadinden, dönmez asla geriye,
Ey mü'minler öyleyse, yürüyün ileriye
Şehidlik varsa eğer, bizim kaderimizde,
Kavuşuruz Cennet'te, şehid kardeşimize"
Hazret-i Abdullah bin Revaha'nın bu sözleri, mücahidleri cesaretlendirmişti
"Vallahi Revaha'nın oğlu, doğru söylüyor" dediler
Artık karar alınmıştı
Şehid oluncaya kadar harbe devam edeceklerdi
Şanlı sahabiler, Mute isimli köye geldiklerinde, yüz bin kişilik Rum ordusuyla karşılaştılar
Dağ taş düşman askeri ile dolmuştu
Bir tarafta, Allahü teâlânın dinini yaymak için ta Medine'den kalkıp şam'a kadar gelen üç bin kişilik bir İslâm ordusu; öte yanda, İslâm'ı boğmak için toplanan yüz bin kişilik bir kafir sürüsü bulunuyordu
Görünüşte, mukayese kabul etmez bir kuvvet dengesizliği vardı
Buna göre, bir Müslümanın otuzdan fazla Rum ile çarpışması icabediyordu
Her iki taraf da harp düzenine girdiler
Bu sırada, Peygamber efendimizin emri gereği, İslâm ordusundan bir hey'etin, Rum ordugahına doğru ilerlediği görüldü
Bunlar Rum ordugahına varıp, İslâm'a gelmelerini, yoksa cizye vermelerini teklif ettiler
Fakat onlar, bu daveti reddettiler
Artık kaybedilecek zaman yoktu
Kumandan Zeyd bin Harise hazretleri, elinde mukaddes İslâm sancağı olduğu halde, ordusuna hücum emrini verdi
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mute savaşı
Sancak Abdullah bin Revaha'da
Bu anı bekleyen mücahidler; "Allahü ekber!" nidaları ile ok gibi ileri fırladılar
Şimşek gibi kılıçlarını çekip, fırtına gibi düşmanın ortasına daldılar
At kişnemeleri, kılıç şakırtıları, tekbir sadaları ve vurulanların feyratları ayyuka çıkıyor, daha harbin başında, meydan, kan gölü haline geliyordu
Şanlı sahabiler, her kılıç sallayışlarında ya bir baş, ya bir kol düşüyorlardı
Elinde Resulullah'ın beyaz sancağı olan hazret-i Zeyd, düşmanın ta ortalarında; "Allah Allah" diyerek vuruşuyordu
Salladığı kılıçlarla etrafını bir anda açıyor, düşmanı karşısına çıktığına pişman ediyordu
Kumandanlarının kahramanca çarpışmasını gören şanlı sahabiler, ondan geri kalmıyor, tek başına otuz düşmana kılıç yetiştirip onları tepelemeye çalışıyorlardı
Bir ara, birkaç mızrağın birden, kumandan hazret-i Zeyd'in mübarek göğsüne saplandığı görüldü
Arkasından diğer mızraklar, onu takib etti
Şanlı sahabinin vücudu, delik deşik olmuştu
Zeyd bin Harise sıcak toprağa düştü
Böylece çok özlediği şehadet şerbetini içti
Zeyd bin Harise'yi takib eden hazret-i Ca'fer, hemen sancağı kaptı
İslâm sancağının dalgalandığını gören mücahidler, yeni bir aşk ile savaşa devam ediyorlardı
Hazret-i Ca'fer de, Zeyd bin Harise gibi kahramanca çarpışıyordu
Bir taraftan düşmana saldırıyor, diğer yandan da arkadaşlarına cesaret ve heyecan veriyordu
Yiğitçe çarpışan bu yeni kumandan, daha hızlı, daha seri hareketlerle kılıç sallıyor, düşmana göz açtırmıyordu
Hazret-i Ca'fer, kendisinden geçmiş bir halde çarpışırken, arkadaşlarından bir hayli ileri gitmişti
Rumların ortasında tek başına dövüşüyor, her birine ayrı ayrı kılıç vuruyordu
Fakat bu gidişin, dönüşü olmadığını anlamakta gecikmedi
Kahraman kumandan; "Bana düşen, kafirlerin her birine kılıcımla vurmaktır!" diyor, Allahü teâlânın mübarek ismini dilinden düşürmüyor ve bitmez tükenmez bir güçle çarpışıyordu
Nihayet bir düşman askeri, hazret-i Ca'fer'in sağ koluna bir kılıç vurdu
Sağ eli kesilen hazret-i Ca'fer, mukaddes İslâm sancağını sol eliyle yere düşmeden yakaladı
Kaldırıp yine dalgalandırdı
Bir kılıç darbesi ile sol eli de kesilmişti
Bu defa sancağı, kesik kollarnının arasında göğsüne bastırarak dalgalandırmaya çalıştı
Fakat bir biri peşinden şiddetle inen düşman kılıçları ile çok özlediği şehadet mertebesine kavuştu
Mübarek ruhu, Cennet'in en yüksek derecelerine uçmuştu
Bedeninde doksandan ziyade kılıç ve mızrak yarası sayılmıştı
Kumandanlarının şehid düştüğünü gören kahraman mücahidler, İslâm sancağını kaptıkları gibi, Abdullah bin Revaha hazretlerine teslim ettiler
O da, atının üzerinde sancağı dalgalandırarak düşmana şiddetle saldırdı
Her önüne geleni deviriyor, kahramanca ilerliyordu
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mute savaşı
Abdullah bin Revaha da şehid oldu
Bir taraftan da, şöyle diyordu:
"Ey nefsim, bana boyun eğeceksin elbette,
Bugün şehid olurum, yemin ettim bu harpte
Ya sen kendiliğinden, razı olursun buna,
Ya kabul ettiririm, bunu ben, zorla sana
Eğer öldürülmezsen, şayet sen bu savaşta,
Hiç ölmeyecek misin, ey nefsim söyle bana
Ca'fer bin Ebi Talib ve Zeyd bin Harise'nin
Yaptığını yaparsan, bil ki iyi edersin
Onlar şehid oldular, ey nefsim durma geri,
Sonra bedbaht olursun, haydi atıl ileri
"
Hazret-i Abdullah da; "Allahü ekber!" nidaları arasında düşmanla amansız bir mücadeleye tutuşmuştu
Bir ara bir kılıç darbesi parmağına isabet etti ve kesik parmak elinde sallanmaya başladı
Allahü teâlânın ve Resulünün aşkıyla yanan bu mübarek kumandan, derhal atından yere atladı, çarıpmasına engel olan yaralı parmağını, ayağnın altına alıp; "Sen sadece, yaralı bir parmak değil misin? Zaten bu kazaya da Allahü teâlânın yolunda uğramış bulunuyorsun!" diyerek çekip kopardı
Şimşek gibi atına atlayıp, olanca gücü ile yine çarpışmaya başladı
Fakat bu kadar çarpışmasına rağmen, şehidlik mertebesine kavuşamadığı için kendi kendini kınamaya başladı
Tekrar tekrar düşmana saldırdı
Sonunda bir mızrak darbesi ile yere düştü
Allahü teâlâ ve Resulü yolunda çarpışırken Şehid olup, mübarek ruhu Cennet'e uçtu
O anda hazret-i Abdullah'ın yanında çarpışan Ebü'l-Yüsr Ka'b bin Umeyr , sancağı dalgalandırmaya çalıştı
Gözlerini Eshab arasında dolaştırarak kendisinden daha yaşlı ve olgun birini araştırdı
Sabit bin Ekrem'i görünce, sancağı ona teslim etti
Hazret-i Sabit, sancağı mücahidlerin önüne dikdikten sonra; "Ey kardeşlerim! Acele içinizden birini kumandan seçiniz ve ona tabi olunuz" dedi
Onlar; "Seni seçtik" dedilerse de, hazret-i Sabit bunu kabul etmedi
Gözleri Halid bin Velid hazretlerine takıldı
Ona; "Ey Ebu Süleyman! Sancağı sen al!" dedi
Müslümanlar arasına yeni katılan hazret-i Halid, edebinden mukaddes sancağı almak istemedi ve mübarek dudaklarından; "Ben bu sancağı senden alamam! Sen buna benden daha çok layıksın
Zira daha yaşlısın ve Bedir gazasında Resulullah'ın yanında çarpışmakla şereflenmişsin!
" sözleri dökülmüştü
Fakat zaman kıymetli idi
Etraflarındaki Eshab-ı kiram, düşmanla kıyasıya vuruşuyor, yüzbin kişilik düşmanı geriletmeye çalışıyordu
Hazret-i Sabit, sözünü tekrarladı: "Ey Halid! Resulullah'ın mukaddes sancağını çabuk al! Vallahi, bunu sana vermek için almıştım
Sen, harbin usulünü benden daha iyi bilirsin!" dedi
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mute savaşı
Bayrak Hz
Halid bin Velid'e
Ordunun başına kimin geçeceği tartışılırken, Hz
Sabit, etrafındaki mücahidlere; "Ey kardeşlerim! Halid'in kumandan olmasındaki görüşünüz nedir?" diye sordu
Onlar da hep bir ağızdan; "Onu başımıza kumandan yaptık" dediler
Bunun üzerine hazret-i Halid, Alemlerin efendisinin mübarek eliyle teslim ettiği sancağı, büyük bir hürmet ve edeb ile alıp öptü
Atına atlayıp düşmana bütün haşmet ve heybetiyle saldırdı
Kahraman sahabiler yeni kumandanalrının peşinde tekrar hücuma geçtiler
Hazret-i Halid görülmemiş bir cesaret ve maharetle çarpışıyordu
Önüne geleni devirip düşürüyordu
Bir ara Kutbe bin Katade hazretleri, düşman kumandanlarından Malik bin Zafile'nin başını gövdesinden ayırdı
Rumların maneviyatları bozulmuştu
Fakat vakit daralmış, akşam olmuş ve hava kararmaya başlamıştı
Karanlıkta savaşmak oldukça tehlikeliydi
Çünkü yanlışlıkla kendi arkadaşlarını vurabilirlerdi
Bu sebeple her iki taraf da karargahlarına çekildi
Yaralılar tedavi altına alındı
Hazret-i Halid, harp san'atında dahi idi
Sabahleyin düşmanın karşısına yeni bir taktikle çıkmak ve onları şaşırtmak istiyordu
O gece, askerlerin yerlerini değiştirdi
Sağ taraftakileri sola, soldakileri sağa, öndekileri arkaya, arkadakileri de öne aldı
Sabahleyin tekrar hücuma kalkan kahraman mücahidler, "Allahü ekber" nidaları arasında çarpışmaya başladı
Düşman askerleri, kendilerine saldıran askerleri ilk defa görüyordu
Bunlar dünkü çarpıştıkları kimseler değildi
Herhalde, Müslümanlara yeni bir ordu yardıma gelmişti!
Bunları büyük bir korku içinde düşünen Rum askerlerinin maneviyatları bozuldu
Paniğe kapıldılar
Bunu fırsat bilen hazret-i Halid ve kahraman sahabiler, o gün çok daha güzel çarpışarak düşmana kılıç vurdular ve binlercesinin canını Cehennem'e gönderdiler
O gün Halid bin Velid hazretlerinin elinde dokuz kılıç kırılmıştı
Allahü teâlânın ihsanı, Resul-i ekrem efnedimizin duaları bereketiyle üç bin mücahid gazi, yüz bin düşman askerini bozguna uğratmıştı
Bu büyük meydan muharebesinde on beş şehid verilmişti
Böylece, Bizans imparatorluğuna, haddi bildirilmiş, daha güneye akınlar düzenlemelerine engel olunmuştu
Resul-i ekrem ve Nebiyyi muhterem efendimiz, kendisine harp meydanından bir haber gelmeden önce, Mute'de olanları bildirmek üzere Eshabını mescide toplamıştı
Sevgili Peygamberimizin mübarek yüzlerinden çok üzüntülü olduğu anlaşılıyor, daha çok üzülür korkusu ile kimse bir şey soramıyordu
Nihayet Eshab-ı kiramdan biri; "Canımız sana feda olsun ya Resulullah! Sizde olan üzüntüyü gördüğümüzden beri içimiz kan ağlıyor, üzüntümüzün derecesini ancak cenab-ı Hak bilir!" dedi
Sevgili Peygamberimizin mübarek gözlerinden yaşlar boşandı
01-06-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mute savaşı
Resulullahın üzüntüsünün sebebi
Efendimiz, üzüntüsünü şöyle ifade buyurdu:
"Bende gördüğünüz üzüntü, beni hüzün içinde bırakan şey, Eshabımın şehid olmaları idi
Bu hal, onları Cennet'te karşılıklı tahtlar üzerinde oturmuş kardeşler olarak görünceye kadar devam etti
Zeyd bin Harise, sancağı eline aldı
Nihayet şehid edildi
O şimdi Cennet'e girdi
Orada koşup duruyor
Sonra sancağı Ca'fer bin Ebi Talib aldı
Düşman ordularına saldırdı
Çarpıştı ve nihayet o da şehid oldu
O, şehid olarak Cennet'e girdi ve yakuttan iki kanat ile dilediği gibi uçup duruyor
Ca'fer'den sonra sancağı, Abdullah bin revaha aldı
Elinde sancak olduğu halde düşmanlarla çarpıştı ve şehid oldu ve Cennet'e girdi
Onlar, Cennet'te altından tahtlar üzerinde bana gösterildi
Ey Allah'ım! Zeyd'i magfiret eyle!
Ey Allah'ım! Ca'fer'i magfiret eyle! Ey Allah'ım Abdullah bin Revaha'yı magfiret eyle!"
Alemlerin efendisinin mübarek gözlerinden hala yaşlar boşanıyordu
Göz yaşları arasında şöyle devam ettiler:
"Abdullah bin Revaha'dan sonra sancağı Halid bin Velid aldı
İşte şimdi harp şiddetlendi
Ey Allah'ım! O (Halid bin Velid), senin kılıçlarından bir kılıçtır
Ona yardım eyle!
" buyurdular
Ca'fer bin Ebi Talib hazretlerinin şehid düştüğü gün bu hadiseyi anlattıktan sonra kalktılar, hazret-i Ca'fer'in evine gittiler
Hanımı Esma evinin işlerini bitirmiş, çocuklarını yıkayıp saçlarını taramıştı
Sevgili Peygamberimiz; "Ey Esma! Ca'fer'in oğulları nerede? Onları bana getir!" buyurdular
Esma Hatun çocukları getirince, Resulullah efendimiz onları bağrına bastı ve doya doya öpüp kokladı
Mübarek kalbleri dayanamadı, mübarek gözlerinden yaşlar sicim gibi akmaya başladı
Bunu gören hazret-i Ca'fer'in hanımı; "Anam- babam, canım sana feda olsun ya Resulullah! Niçin oğullarıma yetimlere yaptığınız merhameti gösteriyorsunuz? Yoksa Ca'fer ve arkadaşlarından acı bir haber mi aldınız?!" diye yalvararak sordu
Alemlerin efendisi, çok müteessir olmuştu: "Evet!
Onlar, bu gün şehid oldular!
" buyurdu
Hazret-i Esma validemiz de yetim yavrularını bağrına basarak ağlamaya başladı
Bu manzaraya sevgili Peygamberimiz fazla dayanamamış, oradan ayrılmışlardı
Seadethanelerine dönen Habib-i ekrem efendimiz, zevce-i mutahharalarına, "Ca'fer'in ailesi için yemek hazırlamayı ihmal etmeyiniz!" buyurdu
Üç gün şehid ailelerine yemekler gönderildi
Birkaç gün sonra haberciler, İslâm ordusunun Medine'ye yaklaştığını, bildirdiler
Peygamber efendimiz, Eshabı ile kalktılar, Medine'nin dışına karşılamaya çıktılar
Uzaklardan bir toz bulutu kalkıyor, mukaddes İslâm sancağı dalgalanıyordu
Kılıç, kalkan parıltıları, etrafı ayna gibi ışıldatıyordu
Herkesde, derin bir heyecan göze çarpıyordu
Biraz sonra başlarında Halid bin Velid hazretleri olduğu halde, mücahid gaziler Medine'ye girdiler
Tags
:
mute
,
savasi
Mute savaşı ile ilgili Benzer Konular
233 Kez Görüntülendi
Mute Savasi
İslam Tarihi
“3. Dünya Savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı ile başlayacak” iddiası
Yurt Dısı Haberler
Mute Savaşı
İslam Tarihi
Çin İç Savaşı
Türk ve Dünya Tarihi
Mute Messenger Plus! Scripts
Msn Plus-Discovery
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
23:30
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542