FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Güzel Ahlakı
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Güzel Ahlakı ile ilgili Benzer Konular
294 Kez Görüntülendi
Bir insan güzel bulduğunu mu sever, yoksa sevdiğini mi güzel bulur?
Yudumla Anket Bölümü
Kadın-erkek Eşitsizliğine çözüm Kuran Ahlakı
Dini Makaleler
Her bayanın ismi Güzel Ama Anlamı o kadar güzel olmaya bilir
İsimler Sözlüğü
Gerçek İslam Ahlakı
Dini Sohbet
peygamber efendimizin güzel ahlakı
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Veda Haccı Ve Vefatı
|
Mucizeleri
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Güzel Ahlakı
Güzel Ahlakı başlıklı yazı Mumsema Güzel Ahlakı Forum Alev
Güzel huyu
Allahü teâlâ, sevgili Peygamberine verdiği iyilikleri, ihsanları sayarak, O'nun mübarek kalbini okşarken, kendisine güzel huylar verdiğini de saymakta, mealen; "Sen, güzel huylu olarak yaratıldın" buyurmaktadır
Hz
İkrime buyuruyor ki: "Abdullah ibni Abbas'dan işittim: Bu ayet-i kerimede, "Huluk-ı azim" yani güzel huylar, Kur'an-ı kerimin bildirdiği ahlaktır
Ayet-i kerimede mealen, "Sen Huluk-i azim üzersin" (Kalem suresi: 4) buyruldu
Huluk-ı azim; Allahü teâlâ ile sır, gizli şeyleri bulunmak, insanlar ile de güzel huylu olmak demektir
Çok kimselerin İslâm dinine girmesine, Resulullah'ın güzel ahlakı sebebi oldu
Sözleri gayet tatlı olup gönülleri alır, ruhları cezb ederdi
Aklı o kadar çoktu ki, Arabistan yarımadasında, sert, inatçı insanlar arasında gelip, çok güzel idare ederek ve cefalarına sabrederek, onları yumuşaklığa ve itaate getirdi
Çoğu, dinlerini bırakıp Müslüman oldu ve din-i İslâm yolunda, her şeylerini feda ettiler
O'nun uğrunda mallarını, yurtlarını feda edip, kanlarını akıttı
Halbuki böyle şeylere alışık değildiler
Güzel huyu, yumuşaklığı, affı, sabrı, ihsanı, ikramı o kadar çoktu ki, herkesi hayran bırakırdı
Görenler ve işitenler seve seve Müslüman olurdu
Hiçbir hareketinde, hiçbir işinde, hiçbir sözünde, hiçbir zaman, hiçbir çirkinlik, hiçbir kusur görülmemiştir
Kendisi için kimseye gücenmediği halde, din düşmanlarına, dine dil ve el uzatanlara karşı sert ve şiddetli idi
Muhammed aleyhisselamın binlerce mucizesi göründü, bunu; dost-düşman herkes söylerdi
Bu mucizelerin en kıymetlisi, edebli ve güzel huylu olması idi
Ebu Sa'id-i Hudri hazretleri buyurdu ki: "Resulullah , hayvana ot verirdi
Deveyi bağlardı
Evini süpürürdü
Koyunun sütünü sağardı
Ayakkabısının söküğünü diker, çamaşırını yamardı
Hizmetçisi ile birlikte yerdi
Hizmetçisi el değirmeni çekerken yorulunca, ona yardım ederdi
Pazardan öte-beri alıp, torba içinde eve getirirdi
Fakirle, zenginle, büyükle, küçükle karşılaşınca, önce selam verirdi
Bunlarla müsafeha etmek için, mübarek elini önce uzatırdı
Köleyi, efendiyi, beyi, siyahı ve beyazı bir tutardı
Her kim olursa olsun, çağrılan yere giderdi
Önüne konulan şeyi, az olsa da, hafif, aşağı görmezdi
Akşamdan sabaha ve sabahtan akşama yemek bırakmazdı
Güzel huylu idi
İyilik etmesini sever, herkesle iyi geçinirdi
Güler yüzlü, tatlı sözlü olup, söylerken gülmezdi
Üzüntülü görünürdü
Fakat, çatık kaşlı değildi
Aşağı gönüllü idi
Fakat, kaba değildi
Nazik ve cömert idi
Fakat, israf etmez, faydasız yere bir şey vermez, herkese acırdı
Mübarek başı hep önüne eğik idi
Kimseden bir şey beklemezdi
Saadet, huzur isteyen, O'nun gibi olmalıdır
"
Hz
Enes bin Malik buyuruyor ki: "Resulullah'a on sene hizmet ettim, birkere üf demedi
Şunu niçin böyle yaptın, bunu niçin yapmadın buyurmadı
"
Hz
Ebu Hüreyre buyuruyor ki: "Resulullah'a bir gazada, kafirlerin yok olması için dua buyurmasını söyledik; "Ben, lanet etmek için, insanların azab çekmesi için gönderilmedim
Ben, herkese iyilik etmek ve insanların huzura kavuşması için gönderildim" buyurdu
"
Allahü teâlâ Enbiya sursinin 107
ayet-i kerimesinde mealen; "Seni, alemlere rahmet, iyilik için gönderdik" buyuruyor
Kimseyi üzmedi
Hazret-i Ali'ye, Peygamber efendimiz'in meclisinde bulunan dost ve arkadaşlarına karşı nasıl davrandıklarını sorduğumda, şöyle anlattılar:
Resulullah efendimiz her zaman güler yüzlü, yumuşak huylu ve alçak gönüllü idiler
Asla asık suratli, katı kalbli, kavgacı, kusur bulucu, dalkavuk ve kıskanç değildiler
Hoşlanmadığı şeyleri görmezlikten gelir, kendisinden beklentisi olan kimseleri hayal kırıklığına uğratmaz ve onları isteklerinden tamamen mahrum bırakmazdı
Üç şeyden titizlikle uzak dururlardı: Münakaşa, boşboğazlık ve malayani!
Şu üç husustan titizlikle sakınırlardı:
Hiç kimseyi kötülemezler, kınamazlar ve hiç kimsenin aybı ile gizli taraflarını ögrenmeye çalışmazlardı
Sadece yaralı olacağını ümit ettikleri konularda konuşurlardı
Hazreti Peygamber konuşurken, meclisinde bulunan dinleyiciler başlarının üzerine kuş konmuşscasına hiç kımıldamadan kulak kesilirlerdi
Eshabının güldüklerine kendileri de güler, onların taaccüb ettikleri şeylere, kendileri de hayretlerini ifade ederdi
Huzurlarında gelen bedevilerin kaba saba konuşmaları ile pervasızca suallerinin yol açtığı tatsizliklara sabrederlerdi
Eshabı ise, onların gelip sual sormalarını çok isterlerdi
Çünkü, soramadıkları çok şeyi böylece öğrenmiş olurlardı
Peygamber efendimiz, "Hacetinin giderilmesini isteyen bir ihtiyaç sahibi ile karşılaştığınız zaman ona yardımcı olunuz" buyururlardı
Hazreti Peygamber, ancak yapılan iyiliğe denk düşen ve dalkavukluğa kaçmayan övgüleri kabul eder ve haddi tecavüz etmediği müddetçe hiç kimsenin sözünü kesmezdi
Şayet yüksek huzurlarında haddi aşacak şekilde konuşulursa, o zaman ya konuşanı susturmak ya da o meclisten kalkıp gitmek suretiyle ona engel olurlardı
Hazreti Peygamber, bilhassa lüzumsuz aşırılıkları, İslâma söz getirebilecek ölçüsüz davranışları ve temel prensipleri zedeleyici hareketleri hiç hoş karşılamazlar; bu türden olaylar kendisine intikal ettikçe üzülürler, öfkelenirler, açıktan tavır takınırlar ve sert bir dille ikaz ederek bunları önlemeye çalışırlardı
Mesela; Eshabdan birisi, cemaate namaz kıldırırken uzun sureler okumak suretiyle namazı iyice uzatmış; bıkkınlık veren bu durumu cemaatten birisi de Peygamber efendimiz'e iletip; "Ya Resulallah, falanca zat bize namaz kıldırırken çok uzatıyor" diye şikayet etmiştir
Bu şikayet üzerine Resulullah efendimiz ayağa kalkıp, topluluğa karşı şu veciz konuşmayı yapmıştır:
"Ey Eshabım! İçinizde, halkı bıkma noktasına getirenler var
Herhangi biriniz imamet vekiine geçip de halka namaz kıldırırsa, namazı münasip bir şekilde kısa kesin
Zira onlar arasında hasta olanlar vardır, vazifeli ve iş-güç sahibi olanlar vardır!
"
Hadiseyi anlatan Ebu Mes'ud , Hazreti Peygamberin o andaki tavrını şöyle ifade eder; "Resulullah efendimizin o günkü konuşmasındaki kadar öfkeli konuştuğunu hiçbir zaman görmedim
"
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Güzel Ahlakı
"Benim bildiğimi bilseydiniz
"
Hz
Aişe validemiz anlatır; "Resulullah efendimiz bir gece uyumuştu
Uyanınca; "Ey Aişe, müsade edersen, bu gece Rabbime ibadetle meşgul olayım" buyurdu
Sonra kalktı
Kur'an-ı kerim okuyup, ağladı
Hatta göz yaşıyla iki dizi ıslandı
O, okumaya devam ediyor, okudukça mübarek gözyaşları bedenine temas eden her yeri ıslatmıştı
Bu hal sabaha kadar devam etti
Sabahleyin Bilal-i Habeşi gelip durumu görünce; "Anam ve babam feda olsun ya Resulallah! Allahü teâlâ senin geçmiş ve gelecek hatalarını affetmedi mi?" deyince, Resulullah;
"Ey Bilal! Ben şükredici kul olmayayım mı ki; Allahü teâlâ bu gece; "Göklerin ve yerin yaratılmasından gece ve gündüzün birbiri arkasından gelmesinde, akıl sahipleri için elbette çok ayetler, işaretler vardır" (mealindeki Al-i İmran suresi 189) ayet-i kerimesini inzal buyurdu"
"Müslim" de bildirilen hadis-i şerifde de; "Kalbime öyle şeyler gelir ki, her gün ve gece bunlardan yetmiş defa Allahü teâlâya istigfar ederim
" Ve "Kalbimde (envar-ı ilahiyyenin gelmesine engel olan) perde hasıl oluyor
Bunun için her gün, 70kere istigfar ediyorum" ve yine "Allahü teâlâya her gün yüzkere istigfar ediyorum" buyurdu
Peygamber efendimizin Allahü teâlâdan korkması o derece fazla idi ki, kahkahayla güldüğü görülmezdi
İmam-ı Tirmizi'nin Ebu Zer'den merfu'an bildirdiği hadis-i şerifde; "Şüphesiz sizin görmediklerinizi ben görüyorum
Duymadıklarınızı da duyuyorum
Semada meleklerin secde etmedikleri, dört parmaklık bir boş yer yoktur
Vallahi benim bildiğimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız
Yollara düşüp avazınız çıktığı kadar yüksek sesle Allahü teâlâya yalvarırdınız" buyurmuştur
Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği hadis-i şerifde Resulullah efendimiz; "Hiç kimseyi, ameli, Cennet'e götürmez" buyurdu
"Sizi de mi ya Resulallah?" diye sorulunca; "Evet, beni de amelim Cennet'e götürmez
Ancak, Allahü teâlânın fadlı ve rahmeti beni örter" buyurdu
İbn-i Ömer anlatır; "Resulullah'la birlikte bir meclisde bulunduğumuz zaman; "Ya Rabbi! Beni bağışla ve tövbemi kabul eyle
Sen tövbeleri kabul edicisin ve rahimsin" diye yüz defa buyurduğunu sayardık
"
Enes bin Malik nakletti: "Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem devamlı "Allahümme ya Mukallib-el-kulub, sebbit kalbi ala dinik" buyururdu
Tirmizi'nin Ebu Sa'id-il-Hudri'den rivayet ettiği hadis-i şerifde, Peygamber efendimiz buyurdu ki: "Yatağına girdiğinde üç defa "Estagfirullah'el-azim ellezi la ilahe illa hüvel-hayyül-kayyum ve etubü ileyh" diyen kimsenin günahları deniz köpükleri veya Temim diyarının kumları veya ağaç yapraklarının sayısı veya dünyanın günleri kadar çok olsa da, Allahü teâlâ onun günahlarını bağışlar
"
Buhari ve Müslim'in naklettiklerine göre; Resulullah şöyle istigfar ederdi: "Allahümme'gfirli hatieti ve cehli, ve israfi fi emri ve ma ente a'lemü bihi minni
"
(Allah'ım! Senin bildiğin ve benim (bilerek veya) bilmeyerek haddini aşmak suretiyle yaptığım, işlediğim hataları affeyle!)
İlk önce O kalkacak
Resulullahın kabrinin içindeki toprak her yerden ve Kabe'den ve Cennetlerden daha efdaldir
Kabirde, bilmediğimiz bir hayatla diridir
Kabirde Kur'an-ı kerim okur, namaz kılar
Bütün Peygamberler de böyledir
Dünyanın her yerinde, Resulullah'a salevat okuyan Müslümanların selamlarını işiten melekler, kabrine gelip haber verirler
Kabrini hergün binlerce melek ziyaret eder
Ümmetinin amelleri ve ibadetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir
Bunları yapanları da görür, günah işleyenlerin affolması için dua eder
Kabrini ziyaret etmek, kadınlara da müstehabdır
Başka kabirleri ise, yalnız tenha zamanlarda ve Müslümana yakışan kıyaftle ziyaret etmeleri caizdir
Diri iken olduğu gibi, vefatından sonra da, dünyanın her yerinde, her zaman O'na tevessül edenlerin, yani O'nun hatırı ve hürmeti için isteyenlerin duası Allahü teâlâ kabul eder
Kıyamet günü kabirden ilk önce Resulullah kalkacaktır
Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır
Burak üzerinde mahşer yerine gidecektir
Elinde Liva-ül-hamd denilen bayrak olacaktır
Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır
Hepsi, bin sene beklemekten, çok sıkılacaktır
İnsanlar sıra ile; Âdem, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa peygamberlere (aleyhimüsselam) gidip, hesaba başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir
Her biri, özür bildirerek, Allahü teâlâdan utanıp korktuklarını söyleyecekler ve şefaat etmekten çekinecekler
Sonra Resulullah'a gidip yalvardıklarında, O, secdeye varıp, dua edecek ve şefaati kabul olacaktır
Önce, O'nun ümmetinin hesabı görülecek, en önce sırattan onlar geçecek, en önce onlar Cennet'e gireceklerdir
Her gittiği yeri nurlandıracaklardır
Hazret-i Fatıma, sıratdan geçerken; "Herkes gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselamın kızı geliyor" denecektir
"Makam-ı Mahmud" denilen şefaatı ile, bütün insanları mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır
Resulullah'ın Cennet'te bulunduğu makamın ismi Vesile'dir
Burası Cennet'in en yüksek derecesidir
Cennet'te bulunan herkese, birer dalının uzandığı Sidret-ül münteha ağacının kökü oradadır
Cennet'tekilere nimetler bu dallardan gelecektir
Peygamber efendimiz, yaratılmışların en üstünü olduğu gibi, Allahü teâlâyı hakkıyla tanıyıp, O'ndan en çok korkanı idi
Cenab-ı Hak, O'nu günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, O, hiç durmadan ibadet eder, Allahü teâlâya dua ve istigfarda bulunurdu
Gecenin evvelinde (yatsıdan sonra) uyur, sonunda da ibadet ederdi
İbn-i Abbas şöyle anlatır: "Bir gece Resulullahın evinde misafir oldum
Resulullah, gece yarısına kadar yahut biraz önce veya sonrasına kadar uyudu
Sonra uyanıp oturdu, eliyle yüzlerinden uyku izlerini giderdi
Kalkıp asılı duran su ibriğini alıp abdest aldı
Al-i İmran suresi sonundan on ayet-i kerime okudu ve namaza durdu
Ben de kalkıp Resulullah'ın aldığı gibi abdest aldım ve namazda o Serverin yanına durdum
Resulullah iki rekat namaz kıldı
Sonra iki rekat daha kıldı
Arkasından tekrar iki rekat daha kıldı
Sonra vitir namazına durdu
Bunu müteakib sabah ezanı okununcaya kadar yattı
Sonra kalkıp tekrar iki rekat namaz kıldı ve mescide çıkıp sabah namazının farzını kıldı
"
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Güzel Ahlakı
"Sen olamasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım"
Kaninat O'nun hürmetine yaratılmıştır
Cenab-ı Hak, "Sen olamasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım" buyruldu
Muhammed aleyhisselamın ümmetinin sayısı, başka peygamberlerin ümmetlerinin sayıları toplamından daha çoktur
Onlardan daha üstün ve daha şereflidirler
Cennet'e gideceklerin üçte ikisinin bu ümmetten olacağı, hadis-i şeriflerde bildirilmiştir
Resulubllah'a verilecek sevablar, diğer peygamberlere verilecek sevablardan kat kat ziyadedir
Kendisini; ismi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak, uzaktan kendisine seslenmek, yolda önüne geçmek haram edilmiştir
Başka peygamberlerin ümmetleri, kendilerini isimleri ile çağırırlardı
Cebrail aleyhisselamı melek şeklinde iki kere görmüştür
Başka hiçbir peygamber onu asıl şeklinde görmemiştir
Kendisine, Cebrail aleyhisselam yirmi dört bin kere gelmiştir
Başka peygamberlerden en çok Musa aleyhisselama gelmiştir
Bu geliş dört yüz defa vaki olmuştur
Allahü teâlâya, Muhammed aleyhisselam ile and vermek caiz olup, başka peygamberlerle ve meleklerle caiz değildir
Muhammed aleyhisselamdan sonra, zevcelerini başkalarının nikahla almaları haram edilmiş, bu bakımdan mü'minlerin anneleri oldukları bildirilmiştir
Nesep ve sebep bakımından, yani kan ve nikah bakımından olan akrabalığın, kıyametde faydası yoktur
Resulullah'ın akrabası bundan müstesnadır
Resulullah'ın ismini almak, dünyada ve ahırette faydalıdır
O'nun ismini taşıyan hakiki mü'minler Cehennem'e girmeyecektir
O'nun her sözü, her işi doğrudur
Her ictihadı, Allahü teâlâ tarafından doğrulanır
O'nu sevmek herkese farzdır
"Allahü teâlâyı seven, beni sever" buyurmuştur
O'nu sevmenin alameti, dinine, yoluna, sünnetine ve ahlakına uymaktır
Kur'an-ı kerimde; "Bana uyarsanız, Allahü teâlâ sizi sever" demesi emir olundu
O'nun Ehl-i beyltini sevmek vacibdir
"Ehl-i beytine düşmanlık eden münafıktır" buyurmuştur
Ehl-i beyt, zekat alması haram olan akrabasıdır
Bunlar, zevceleri ve dedesi Haşim'in soyundan olan mü'minlerdir ki, Ali'nin, Ukayl'in, Ca'fer Tayyar'ın ve Abbas'ın soyundan olanlardır
Eshabının hepsini sevmek vacibdir
"Benden sonra Eshabına düşmanlık etmeyiniz! Onları sevmek, beni sevmektir
Onlara düşman olmak, bana düşman olmaktır
Onları inciten, beni incitmiş olur
Beni inciten de, Allahü teâlâyı incitir
Allahü teâlâ, kendisini incitene azab yapar" buyurdu
Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselama, gökte iki ve yerde iki yardımcı yaratmıştır
Bunlar; Cebrail, Mikail, Hz
Ebu Bekir ve Ömer'dir
Erkek, kadın, mükellef yaşta vefat eden herkese, kabrinde Muhammed aleyhisselam sorulacaktır
"Rabbin kimdir?" denildiği gibi; "Peygamberin kimdir?" de denilecektir
Muhammed aleyhisselamın hadis-i şeriflerini okumak ibadettir
Okuyana sevab verilir
En çok ilim O'na verildi
İnsanlar, melekler ve diğer peygamberler içinde en çok ilim O'na verildi
Ümmi olduğu halde, yani kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ O'na her şeyi bildirmiştir
Âdem aleyhisselama her şeyin ismi bildirildiği gibi, O'na, her şeyin ismi ve ilmi bildirilmiştir
Ümmetinin isimleri, cisimleri ve aralarında olacak şeylerin hepsi kendisine bildirildi
Aklı, bütün insanların aklından daha çoktur
İnsanlarda bulunabilecek bütün iyi huyların hepsi O'na ihsan olundu
Büyük şair Ömer ibn-il-Farıd'a; "Resulullah'ı niçin medhetmedin?" dediklerinde; "O'nu medhetmeye gücüm yetmeyeceğini anladım
O'nu medhedecek kelime bulamadım" demiştir
Kelime-i şehadette, ezanda, ikametde, namazdaki teşehhüdde, bir çok dualarda, bazı ibadetlerde ve hutbelerde, nasihat yapmakta, sıkıntılı zamanlarda, kabirde, mahşerde, Cennet'te ve her mahlukun lisanında Allahü teâlâ O'nun ismini kendi isminin yanına koymuştur
Üstünlüklerinin en üstünü, Habibullah olmasıdır
Allahü teâlâ O'nu kendisine sevgili, dost yapmıştır
O'nu herkesden, her melekten daha çok sevmiştir
"İbrahim'ı Halil yaptım ise, seni kendime Habib yaptım" buyurmuştur
"Sana razı oluncaya kadar, (yeter deyinceye kadar) her dilediğini vereceğim" (Duha suresi: 5), mealindeki ayet-i kerime, Allahü teâlânın Peygamberine bütün ilimleri, bütün üstünlükleri, ahkam-ı İslâmiyyeyi, düşmanlarına karşı yardım ve galebe ve ümmetine fetihler, zaferler ve kıyamette her türlü şefaat ve tecelliler ihsan edeceğini vad etmektedir
Bu ayet-i kerime geldiği zaman, Cebrail aleyhisselama bakarak; "Ümmetimden birinin Cehennem'de kalmasına razı olmam" buyurdu
Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde, her peygambere kendi ismi ile; Muhammed aleyhisselama ise; "Ey Resulüm! Ey Peygamberim!" diye hitab etmiştir
Gayet açık, kolay anlaşılır bir şekilde Arabi lisanının her lehçesi ile konuşurdu
Çeşitli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevap verirdi
İşitenler hayran olurlardı; "Allahü teâlâ beni çok güzel yetiştirirdi" buyururdu
Az kelimelerle çok şey anlatırdı
Yüz binden ziyade hadis-i şerifi, O'nun "Cevami-ül kelim" olduğunu göstermekterdir
Bazı alimler dediler ki: "Muhammed aleyhisselam, İslâm dininin dört temelini, dört hadisle bildirmiştir
"Ameller niyyete göre değerlendirilir" ve "Helal meydandadır, haram meydandadır" ve "Davacının şahid göstermesi ve davalının yemin etmesi lazımdır" ve "Bir kimse, kendine istediğini, din kardeşi için de istemedikçe, imanı kamil olmaz
"
Bu dört hadisten birincisi, ibadet; ikincisi, alış-veriş; üçüncüsü, adalet işleri ve siyaset; dördüncüsü de adab ve ahlak bilgilerinin temelidir
"
Muhammed aleyhisselam, masun ve masum idi
Bilerek ve bilmeyerek, büyük ve küçük, kırk yaşından evvel ve sonra hiçbir günah işlememiştir
Çirkin hiçbir hareketi görülmemiştir
Bütün peygamberler de masum idi
Müslümanların namazda otururken "Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi" okuyarak, Muhammed aleyhisselama selam vermelere emrolundu
Namazda başka bir peygambere ve meleklere karşı selam vermek caiz olmadı
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Güzel Ahlakı
Resulullahın üstünlükleri
Muhammed aleyhisselamın faziletlerini bildiren yüzlerce kitap vardır
Fazilet, üstünlük demektir
Üstünlüklerinden bazıları şunlardır:
Mahluklar içinde, ilk olarak Muhammed aleyhisselamın nuru ve ruhu yaratılmıştır
Allahü teâlâ, O'nun ismini arşa, Cennetlere ve yedi kat göklere yazmıştır
Muhammed aleyhisselamın ismini söylemekten başka vazifesi olmayan melekler vardır
Meleklerin hazret-i Âdem'e karşı secde etmeleri için emir olunması, alnında Muhammed aleyhisselamın nuru bulunduğu için idi
Allahü teâlâ, bütün peygambere, Muhammed aleyhisselamın geleceğini; ayrıca ümmetinlerine, zamanına yetişdikleri takdirde, O'na inanmalarını emretmeyi bildirdi
Dünyaya geleceği zaman, çok büyük alametler görülmüştür
Tarih ve mevlid kitaplarında yazılıdır
Dünyaya geldiği zaman, göbeği kesilmiş ve sünnet olmuş görüldü
Dünyaya gelince, şeytanlar göğe çıkamaz, meleklerden haber çalamaz oldular
Dünyaya geldiği zaman, yeryüzündeki bütün putlar, tapınılan heykeller yüzüstü devrildiler
Beşiğini melekler sallardı
Beşikte iken gökdeki ay ile konuşurdu
Mübarek parmağı ile işaret ettiği tarafa meyl ederdi
Beşikte iken konuşmaya başladı
Çocuk iken, açıklarda gezerken, başı hizasında bir bulut da birlikde hareket ederek gölge yapardı
Bu hal, peygamberliği bildirilinceye kadar devam etti
Her peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı
Muhammed aleyhisselamın ise, mübarek sırtı ortasında sol küreğe yakın, kalbi üzerinde idi
Önünde olanları gördüğü gibi, arkasında olanları dahi görürdü
Aydınlıkta gördüğü gibi, karanlıkta da görürdü
Tükürüğü, acı suları tatlı yaptı
Hastalara şifa verdi
Gözleri uyurken, kalbi uyanak olurdu
Bütün peygamberler de böyle idi
Ömründe hiç esnemedi
Bütün peygamberlere de böyle idi
Mübarek teri, gül gibi güzel kokardı
Bir fakir kimse, kızını evlendirirken, kendisinden yardım iştemişti
O anda verecek şeyi yoktu
Küçükbir şişeye terinden koyup verdi
O kız, yüzüne, başına sürünce, evi misk gibi kokardı
Evi, "güzel kokulu ev" adı ile meşhur oldu
Orta boylu olduğu halde, uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü
Güneş ve ay ışığında yürüyünce, gölgesi yere düşmezdi
Bedenine ve elbisesine sinek, sivri sinek ve başka böcekler konmazdı
Çamaşırları, ne kadar giyerse giysin, hiç kirlenmezdi
Her yürüdüğü zaman, arkasından melekler gelirdi
Bunun için, Eshabını önden yürütür; "Arkamı meleklere bırakın" buyururlardı
Taş üstüne basınca, taşta ayağının izi kalırdı
Kum üstünde giderken hiç iz bırakmazdı
Abdest bozduğu zaman, yer yarılıp bevl ve benzerleri toprak içinde kalırdı
Oradan etrafa güzel kokular yayılırdı
Bütün peygamberler de böyle idi
"Azabını gönderme, afiyet ihsan eyle!"
Resulullah efendimiz Cenab-ı Hak'tan çok korkardı
Havada bulut görünce; "Ya Rabbi! Bu bulutla bize azab gönderme!" , rüzgar esince; "Ya Rabbi! Bize hayırlı rüzgar gönder", gök gürleyince; "Ya Rabbi! Bize incinib de, öldürme
Azabını gönderme
Afiyet ihsan eyle!" diye dua ederdi
Namaza dururken, ağlayan kimsenin içini çektiği gibi, göğsünden ses işitilirdi
Kur'an-ı kerim okurken de böyle olurdu
Kalbinin kuvveti, şecaati şaşılacak kadar çoktu
Huneyn gazasında, Müslümanlar dağılıp, üç dört kimse ile kalmıştı
Birkaç defa, kafirlerin hücumuna, tek başına karşı koydu ve asla gerilemedi
Çok cömert idi
Yüzlerce deve ve koyun bağışlar, kendisine bir şey bırakmazdı
Nice katı kalbli kafirler, bu ihsanlarını görerek imana gelmişlerdir
Yiyeceklerden; koyun etini, et suyunu, kabağı, tatlıları, balı, hurmayı, sütü, kaymağı, karpuzu, kavunu, üzümü ve hıyarı severdi
Suyu yavaş yavaş, Besmele ile başlayarak üç yudumda içer, sonunda; "Elhamdülillah" der ve dua ederdi
Giyilmesi caiz olanlardan her bulduğunu giyerdi
Kalın kumaştan ihram şeklinde dikilmemiş şeylerle örtünür, peştamal sarınır, gömlek ve cübbe de giyerdi
Bunlar pamuktan, yünden veya kıldan dokunmuştu
Ekseriya beyaz, bazan yeşil giyerdi
Dikilmiş elbise giydiği de olurdu
Cuma ve bayramlarda ve yabancı elçiler geldikte ve cenk zamanlarında kıymetli gömlekler, cübbeler, yeşil, kırmızı, siyah da giyerdi
Arabistan'daki adete uyarak saçlarını kulaklarının yarısına kadar uzatır, fazlasını kestirirdi
Saçlarına özel olarak hazırlanmış güzel kokulu yağ sürerdi
Ellerine, başına, yüzüne misk veya başka kokular sürer, ud ağacı, kafuri ile buhurlanırdı
Yatağı, içi hurma lifleri ile dolu, dabağlanmış deriden idi
İçi yünle dolmuş bir yatak getirdiklerinde, kabul etmedi ve; "Ya Aişe! Allahü teâlâya yemin ederim ki, eğer istesem, Allahü teâlâ her yerde altın ve gümüş yığınlarını yanımda bulundurur" buyurdu
Bazan hasır, tahta, döşek, yünden dokunmuş keçe veya kuru toplar, üzerinde yatardı
Her gece gözlerine üçkere sürme çekerdi
Evinde; ayna, tarak, sürme kabı, misvak, makas, iğne, iplik eksik olmazdı
Yolculukta bunları beraberinde götürürdü
Yatsıdan sonra gece yarısına kadar uyuyup, sonra sabah namazına kadar ibadet yapardı
Sağ yanına yatar, sağ elini yanağı altına kor, bazı sureler okuyup uyurdu
Tefe'ül-ederdi
Yani ilk gördüğü, birden bire gördüğü şeyleri hayra yorardı
Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı
Üzüntülü zamanlarında sakalını tutar, düşünürdü
Üzüldüğü zaman, hemen namaza başlardı
Namazın lezzet ve safası ile gammı giderdi
Peygamber efendimizin, Allahü teâlâdan korkması, O'na itaat ve ibadet etmesi o kadar çoktu ki, O'nun bu haline hiç kimse takat getiremezdi
Mübarek ayakları şişinceye kadar namaz kılardı
"Ya Resulallah! Sizin gelmiş geçmiş bütün günahlarınız affedildiği halde, neden bu kadar kendinize zahmet veriyorsunuz?" denildiğinde; "Ben, Allahü teâlânın en çok şükreden kulu olmayayım mı?" diye cevap buyurdular
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Güzel Ahlakı
Bütün güzellikler O'na verilmişti
Resulullah'ın ilmi, irfanı, fehmi, ikanı, aklı, zekası, cömertliği, tevazuu, şefkati, sabrı, gayreti, hamiyyeti, sadakati, emaneti, şecaati, mehabeti, belagati, fesahati, fetaneti, melahati, veraı, iffeti, keremi, insafı, hayası, zühdü, takvası bütün peygamberlerden daha çoktu
Dostundan ve düşmanından gördüğü zararları, eziyetleri affederdi
Hiç birine karşılık vermezdi
Uhud gazasında kafirler, yanağını kanatıp, mübarek dişlerini şehid ettikleri zaman, bunu yapanlar için; "Ya Rabbi, bunları affet! Cahilliklerine bağışla" buyurmuştur
Kendisini kimseden üstün tutmazdı
Bir yolculukta, bir koyun kebabı yapılacağı zaman, biri; "Ben keserim" dedi
Bir başkası, "Ben derisini yüzerim" dedi
Diğeri, "Ben pişiririm" dedi
Resulullah da; "Ben odun toplarım" deyince; "Ya Resulallah! Sen istirahat buyur! Biz toplarız" dediler
"Evet! Sizin her şeyi yapacağınızı biliyorum
Fakat, iş görenlerden ayrılarak oturmak istemem
Allahü teâlâ, arkadaşlarından ayrılıp oturanı sevmez" buyurdu ve odun toplamaya gitti
Eshabının oturdukları yere gelince, baş tarafa geçmezdi
Gördüğü aralığa otururdu
Elinde bastonu olduğu halde, bir gün sokağa çıktıkta, görenler ayağa kalktılar
"Başkalarının birbirlerine saygı duruşu yaptıkları gibi, benim için ayağa kalkmayınız! Ben de, sizin gibi bir insanım
Herkes gibi yerim
Yorulunca otururum" buyurdu
Çok zaman diz çökerek otururdu
Dizlerini dikip, etrafına kollarını sararak oturduğu da görülmüştür
Yemekte, giymekte ve her şeyde hizmetçilerini kendinden ayırmazdı
Onların işlerine yardım ederdi
Kimseyi dövdüğü, kötü söz söylediği hiç görülmedi
Her zaman hizmetinde bulunan Enes bin Malik; "Resulullah'a on sene hizmet ettim
O'nun bana yaptığı hizmet, benim O'na yaptığımdan çok idi
Bana incindiğini, sert söylediğini hiç görmedim" demiştir
Sabah namazlarını kıldırdıktan sonra, cemaate karşı oturup; "Hasta olan kardeşimiz var mı? Ziyaretine gidelim" buyururdu
Hasta yoksa; "Cenazesi olan var mı? Yardıma gidelim!" buyururdu
Cenaze olursa, yıkanmasında, kefenlenmesinde yardım eder, namazını kıldırır, kabrine kadar giderdi
Cenaze yoksa; "Rüya gören varsa anlatsın! Dinleyelim, tabir edelim!" buyururdu
Misafirlerine, Eshabına hizmet eder; "Bir topluluğun en üstünü, hizmet edenidir" buyururdu
Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi
Sessizce tebessüm ederdi
Bazan gülerken mübarek ön dişleri görünürdü
Lüzumsuz ve faydasız bir şey söylemezdi
Lazım olunca, kısa, faydalı ve manası açık olarak söylerdi
İyi anlaşılması için bazan üçkere tekrar ederdi
Heybetinden kimse yüzüne bakamazdı
Biri gelip mübarek yüzüne bakınca, terlerdi; "Sıkılma! En melik değilim, zalim değilim, Et suyu yiyen bir kadıncağızın oğluyum" derdi
Bunun üzerine adamını korkusu gidip derdini söylemeye başlardı
"İçinizde Allahü teâlâyı en iyi anlayan ve O'ndan en çok korkan benim", "Benim gördüğümü görseydiniz, az güler, çok ağlardınız" buyururdu
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Güzel Ahlakı
"Kızım, niçin böyle ağlıyorsun"
Peygamber efendimiz tek gömleğini verip bundan dolayı namaza gidemediği gün, namazdan sonra, hazret-i Ali, Resulullah'ın yanına gelip;
"Ya Resulallah! Bugün, çoluk-çocuğuma nafaka yapmak için sekiz dirhem gümüş ödünç almıştım
Bunun yarısını size vereyim
Kendinize antari (elbise) alınız" dedi
Resul aleyhisselam çarşıya çıkıp iki dirhem ile bir antari satın aldı
Geri kalan iki dirhem ile yiyecek almaya giderken bir amanın oturduğuu gördü; "Allah rızası için ve Cennet elbiselerine kavuşmak için, bana kim bir gömlek verir?" diyordu
Almış olduğu antariyi, ona verdi
Ama, entariyi eline alınca, misk gibi güzel koku duydu
Bunun, Resul aleyhisselamın mübarek elinden geldiğini anladı
Çünkü Resul aleyhisselamın birkere giydiği herşey, eskiyip dağılsa bile, her parçası misk gibi güzel kokardı
Dua ederek; "Ya Rabbi! Bu gömlek hürmetine, benim gözlerimi aç" dedi
İki gözü hemen açıldı ve Resul aleyhisselamın ayaklarına kapandı
Resul aleyhisselam oradan ayrıldı
Bir dirhem ile bir antari satın aldı
Bir dirhem ile yiyecek almaya giderken, bir hizmetçi kızın ağladığını görüp; "Kızım, niçin böyle ağlıyorsun?" buyurdu
"Bir Yahudinin hizmetçisiyim
Bana bir dirhem verdi
Yarım dirhem ile bir şişe ve yarım dirhem ile de yağ satın aldım
Bunları alıp gidiyordum
Elimden düştü
Hem şişe, hem de yağ gitti
Şimdi ne yapacağımı şaşırdım" dedi
Resul aleyhisselam, son dirhemini kıza verdi
"Bununla şişe ve yağ al, evine götür" buyurdu
Kızcağız; "Eve geç kaldığım için Yahudinin beni döğeceğinden korkuyorum" deyince; "Korkma! Seninle birlikte gelir, sana bir şey yapmamasını söylerim" buyurdu
Eve gelip kapıyı çaldılar
Yahudi kapıyı açıp, Resulullah efendimizi görünce, şaşırıp kaldı
Yahudiye, olanı biteni anmatıp, kıza bir şey yapmaması için şefaat buyurdu
Yahudi, Resulullah'ın ayaklarına kapanıp; "Binlerce insanın baş taci olan, birlerce aslanın, emrini yapmak için beklediği en büyük Peygamber! Bir hizmetçi kız için, benim gibi bir miskinin kapısını şereflendirdin
Ya Resulallah! Bu kızı senin şerefine azad ettim
Bana imanı, İslâm'ı öğret
Huzurunda Müslüman olayım" dedi
Resul aleyhisselam, ona Müslümanlığı öğretti
Müslüman oldu
Evine girdi
Çoluğuna-çocuğuna anlattı
Hepsi Müslüman oldu
Bunlar, hep Resulullah'ın güzel huylarının bereketi ile oldu
Resul aleyhisselamın güzel huyları pek çoktur
Her Müslümanın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlaklanması lazımdır
Böylece, dünyada ve ahırette felaketlerden, sıkıntılardan kurtulmak ve o iki cihan efendisinin şefaatine kavuşmak nasib olur
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Güzel Ahlakı
"En çok sevdiğim dostlarımdır"
Hz
Aişe validemiz buyurdu ki: "Resulullah efendimizin mübarek karnı, hiçbir zaman yemekten doymamıştır
Bu hususta, bir kimseye de yakınmamıştır
İhtiyaç, O'nun için zenginlikten daha iyi idi
Bütün gece açlıktan kıvaransa bile bu durum O'nu gündüz orucundan alıkoymazdı
İsteseydi, Rabbinden yeryüzünün bütün hazinelerini, yiyeceklerini ve refah hayatını isterdi
Yemin ederim ki, O'nun bu halini isterdi
Yemin ederim ki, O'nun bu halini gördüğüm zaman, acırdım ve ağlardım
Elimle mübarek karnını sıvazlar;
"Canım sana feda olsun! Sana güç verecek şu dünyadan, bazı menfaatler te'min etsen olmaz mı?" derdim
O da, "Ey Aişe! Ben dünyayı ne yapayım? Ülü'l-azmden olan Peygamber kardeşlerim, bundan daha çetin olanına karşı tahammül gösterdiler
Fakat o halleri ile yaşayışlarına devam ettiler
Rablerine kavuştular
Bu sebeple Rableri, onların kendisine dönüşlerini çok güzel bir biçimde yaptı, sevablarını artırdı
Ben refah bir hayat yaşamaktan haya ediyorum
Çünkü böyle bir hayat, beni onlardan geri bırakır
Benim için en güzel ve sevimli şey, kardeşlerime, dostlarıma kavuşmak ve onlara katılmaktır" buyururlardı
Hazret-i Aişe validemiz buyurdular ki: "Resulullah, bu sözlerinden bir ay kadar sonra vefat ettiler
"
Peygamber efendimiz cömertliği de dillere destan idi
Bu güzel huyda da Peygamberimize kimse yetişemez
Hz
İbn-i Abbas "Resulullah efendimiz iyilik yapmak bakımından insanların en cömerdi idi
Ramazan-ı şerifde ve Cebrail aleyhisselam ile buluştukları zaman, sabah rüzgarından daha cömert olurdu" demiştir
Hz
Enes bin Malik buyuruyor ki:
"Resul aleyhisselam ile birlikte gidiyordum
Üzerinde bürd-i Necrani vardı
Yani Yemen kumaşından bir palto vardı
Arkadan bir köylü gelip, yakasından öyle çekti ki, paltonun yakası mübarek boyunun çizdi ve izi kaldı
Resul aleyhisselam, adamın bu haline tebessüm etti ve ona bir şey verilmesi için emir buyurdu
"
Resul aleyhisselamın komşusu, bir ihtiyar kadın vardı
Kızını, Resul aleyhisselama gönderdi
"Namaz kılmak için örtünecek bir elbisem yok
Bana, namazda örtünecekbir elbise gönder" diye yalvardı
Resul aleyhisselamın o anda başka elbisesi yoktu
Mübarek arkasındaki antariyi çıkarıp, o kadına gönderdi
Namaz vakti gelince, elbisesiz mescide gidemedi
Eshab-ı kiram, bu hali işitince, Resul ale,yhisselam o kadar cömertlik yapıyor ki, gömleksiz kalıp, mescide cemaate gelemiyor
Biz de her şeyimizi fakirlere dağıtalım dediler
Allahü teâlâ, hemen İsra suresinin 29
ayet-i kerimesini gönderdi
Önce Habibine mealen;
"Hasislik etme, bir şey vermemezlik yapma" buyurdu, sonra da; "Sıkıntıya düşecek ve namazı kaçırarak, üzülecek kadar da dağıtma! Sadakada vasat davran" buyurdu
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Güzel Ahlakı
Alemlere rahmet olarak gönderilmiştir
Resululllah efendimiz, eshabını en güzel isimlerle çağırırlar, kimsenin sözünü yarıda kesmezlerdi
Konuştuğu kimse, sözünü bırakmadan veya gitmek için ayağa kalkmadan sözünü kesmezlerdi
O'nun bir hüsn-i muamelesi, şefkati, merhameti hakkında Allahü teâlâ mealen; "Zahmet çekmeniz O'nu incitir ve üzer
Size çok düşkündür; mü'minlere çok merhametlidir, onlara çok hayır diler" buyurdu
Ve Enbiya suresinin 107
ayet-i kerimesinde mealen; "(Ey Habibim!) Seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik" buyurdu
Peygamber efendimiz ümmetine karşı bazı şeyleri zor gelir endişesiyle kolaylaştırırdı
"Ümmetime zorluk vermemiş olsaydım, her abdestte misvak kullanmalarını emrederdim" buyurdu
Sözünde durmak yönüyle de insanlar arasında Peygamber efendimizden daha üstün bir kimse gelmedi
Abdullah bin Ebi'l-Hamsa anlattı ki: "Peygamberimiz ile, henüz kendilerine peygamberliği bildirilmeden önce alış-veriş yapmıştım
Kendi hesabına bir bakiye kalmıştı
O'na, falan zamanda filan yerde buluşmak üzere söz verdim ve unuttum
Üç gün sonra verdiğim sözü hatırlayınca hemen o yere koştum
O'nun üç gündür orada beklemekte olduğunu görünce, hayretimden dona kaldım
Bana; "Delikanlı beni yordun! Ben seni burada tam üç gündür bekliyorum" buyurdular
Peygamber efendimizin tevazu hasleti, hiçbir kimsede, hatta hiçbir peygamberde (aleyhimüsselam) bulunmayacak kadar büyük ve emsalsizdi
Kibir duygusu, O'nda asla meydana gelmemiştir
Peygamberimiz, melik bir peygamber olmakla, kul bir peygamber olmak arasında serbest bırakıldığında, O, kul bir peygamber olmayı tercih etti
Bunun üzerine İsrafil aleyhisselam, Peygamber efendimize; "şüphesiz, Allahüt eala tevazu gösterdiin o hasleti de sana vermiştir
Çünkü kıyamette sen, Âdemoğullarının en büyüğüsün
Kabrinden kalkacak ilk insan sensin
İlk şefaat edecek olan da sensin" dedi
Peygamber efendimiz hazret-i Aişe validemize buyurdular ki: "Bana Mekke'nin taşı, toprağı altın olması sunuldu
Hayır ya Rabbi, dedim
Bir gün aç kalayım, bir gün tok
Aç kaldığım gün sana yalvarıp dua ederim
Tok kaldığım gün, sana hamdü senada bulunurum
"
Cebrail aleyhisselam, Peygamber efendimize gelip; "Allahü teâlânın sana selamı var
İsterse şu dağları O'na altın yapayım
Nereye giderse gitsin, o altın dağları O''nunla beraber olur" buyurdu
Sevgili Peygamberimiz buyurdular ki: "Ey Cebrail! Dünya, evi olmayanın evidir
Ve yine (o) malı olmayan kimsenin malıdır
Bunları aklı olmayan kimse yığar
"
Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam; "Ya Muhammed! Allahü teâlâ seni kavl-i sabit ile dimdik kılmıştır" dedi
Hazret-i Aişe validemiz; "Zaman olurdu tam bir ay beklerdik, evimizde (yemek yapmak için) ateş yakmazdık
Sadece hurma ile su bulunurdu" buyurmuştur
Hz
İbn-i Abbas; "Resulullah efendimiz ve Ehl-i beyti, bir çok geceler akşam yemeği yemeden yatarlardı
Akşam yiyecek bir şey bulamazlardı" buyurdu
01-06-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Güzel Ahlakı
Faydasız şeyle meşgul olmazdı
Hz
Enes bin Malik diyor ki: "Resulullah, bir kimse ile müsafeha edince, o kimse elini çekmedikçe, mübarek elini ondan ayırmazdı
O kimse, yüzünü çevirmedikçe, mübarek yüzünü ondan çevirmezdi
Biri kimsenin yanında otururken, iki diz üzerine oturur, edebinden ve ona değer verdiğinden, mübarek bacağını dikip oturmazdı
"
Hz
Cabir bin Sümre diyor ki: "Resulullah az konuşurdu
Lüzumlu olduğu zaman veya bir şey sorulunca söylerdi
"
Bundan anlaşılıyor ki, her Müslümanın malayani, faydasız şey söylemeyip, susması lazımdır
Mübarek sözlerinde tertil ve tersil vardı
Yani, gayet açık ve düzenli konuşur ve kolay anşlaşılırdı
Hz
Enes bin Malik buyuruyor ki: "Resul aleyhisselam hasta ziyaretinde bulunur, cenaze arkasında yürür, çağrılan yere giderdi
Merkebe de binerdi
Resul aleyhisselamı Hayvber gazasında gördüm
Yuları bir ip olan merkeb üzerinde idi
Resul aleyhisselam, sabah namazından çıkınca, Medine çocukları ve işçileri su dolu kablarını önüne getirirler, mübarek parmağını içine sokmasını isterler, kış ve soğuk su olsa da, isteklerini geri çevirmez, gönüllerini hoş ederdi
Bir küçük kız, Resul aleyhisselamın elini tutup, bir iş için götürseydi, birlikte gider, müşkülünü hallederdi
"
Hz
Cabir diyor ki: "Resul aleyhisselamdan bir şey istenip de yok dediği işitilmedi
"
Peygamber efendimiz, haya sahibi olmak yönüyle de bütün yaratılmışlardan üstün idi
Uygun olmayan şeylere karşı gözleri adeta kapalı idi
Hiç kimseye hoşlanmadığı şeyle hitab etmezdi
Hazret-i Aişe validemiz anlattılar ki: "Resulullah efendimize, bir kmisenin, hoşlanılmayan bir şeyi yaptığı haber verildiğinde, adını söylemeden umumi manada "Niçin böyle yapıyorlar?" buyururlardı
Bu şekilde o kimseyi, yaptı veya söylediği kötü işten alıkordu ve adını vermezdi
Hz
Enes bin Malik anlattı: "Bir gün Peygamber efendimizin huzuruna, yüzüne sarı renkte bir şey bulaşmış bir kimse girdi
Ona hiçbir şey demedi
Üzülecek bir şey söylemedi
O dışarı çıkınca; "Söyleseydiniz de, yüzündekini yıkasaydı ya!" buyurdu
Resulullah efendimiz, kavimleri birleştiriciydi
Onları birbirlerinden nefret ettirmezdi
Her kavmin büyüğüne ikramlarda bulunur ve onu baş köşeye oturturdu
Kimseyi kendi mübarek cemalinden mahrum etmezdi
Eshab-ı kriamını arar, gelmiyenleri sorardı
Yanına oturanlara nasihat eder, onların nasibini verirdi
Davranışı ile birini diğerinden çok seviyor düşüncesi, kimsenin kalbine gelmezdi
Yanına şikayet için gelen birine karşı tahammül gösterir ve dinlerdi
Gelen şahıs yanından ayrılmadıkça, onu yüz üstü terkedip gitmezdi
Bütün insanlara güzel huy ve ahlakını en iyi şekilde sunardı
Nezdinde hak ve adalet bakımından herkes bir idi
Kimsenin kimseden bir üstünülğü, ayrılığı yloktu
Hazret-i Aişe validemiz buyurdu ki: "Resulullah efendimiz kadar güzel ahlaka sahip hiç kimse görmedim
Ne zaman Eshabından veya Ehl-i beytinden biri O'nu çağırmışsa mutlaka; "Buyur" diye karşılık vermişlerdir
01-06-2008
#
10
Profil Bilgileri
FataL
--->: Güzel Ahlakı
"Akıllı kimseler için nice ibretler var!"
Resul-i ekrem efendimiz, bazan sabaha kadar ibadet eder, bazan da gecenin son üçte birine doğru, seher vaktinde kalkar 'Bizi öldükten sonra dirilten Allah'a hamdolsun
Yeniden diriltip huzurunda toplayacak da O'dur' anlamında "Elhamdülillahillezi ahyana ba'de ma ematena ve ileyhinnüşur" diye dua ederdi
Bazen Medine'nin berrak gökyüzüne bakarak, 'göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akıllı kimseler için ibretler bulunduğunu' dile getiren Al-i İmran suresi'nin son on bir ayetini okurdu
Sağ tarafından başlayıp gömleğini giyer ve ilk iş olarak inci dişlerini misvaklardı
Diş temizliğini hiç ihmal etmezdi
Abdest bozacağı yere yaklaştığı sırada 'Allahım! Her tür şeytandan (kötülüklerden ve günahlardan) sana sığınırım' anlamında "Allahümme inni euzü bike minel habsi vel habais" diye dua eder; oradan uzaklaşırken 'Allah'ım! Beni bağışlamanı dilerim' anlamında "Güfranek" derdi
Abdest alıp teheccüd namazına başlardı
Sonuncu rekatı vitir olmak üzere üzere bazen dokuz, bazan on bir, bazan da on üç rekat namaz kılardı
O'nun gece namazları bizimkilere hiç benzemedi
Kıyamda uzun sureler okur, kendini Rabbi'ne en yakın hissettiği yer olan secdede dakikalarca kalırdı
Canlı ve coşkulu bir ibadetten sonra, mübarek bedeni yorulduğu için yeniden istirahata çekilirdi
Ayrıca, geceleri Baki Mezarlığı'na gider, vefat eden Eshabına dua ederdi
Çok önem verdiği bu görevi hiç ihmal etmez, hatta bazen Cebrail aleyhisselam gelip onu uyandırır, Baki'ye gitmesi gerektiğini hatırlatırdı
Sabaha doğru müezzin, Resulullah'ın evine iki defa uğrardı
Birincisinde namaz vaktinin girdiğini haber veriri, o zaman efendimiz tekrar kalkıp sabah namazının iki rek'at sünnetini kılar, sağ tarafına uzanıp dinlenirdi
Müezzinin ikinci gelişinde mecside çıkıp kendisini bekleyen eshabına sabah namazını kıldırırdı
Namaza başlamadan önce safların ip gibi düzgün tutulmasını tavsiye eder, bazen sahabilerin omuzuna dokunarak herkesi bir hizaya getirirdi
Namazın hacın, zekatın ve benzeri ibadetlerin nasıl yapacağı konusunda Kur'an'da yeterince açıklanmayan hususları ondan öğrendiler ve dediklerine harfiyyen uydular, böylece "Resulullaha itaat edin!" ayetinin gereğini yaptılar
Bugün Resulullah hayatta olmadığına göre, biz O'na nasıl itaat edeceğiz? Bizden sonra gelecek Müslümanlar, O'na nasıl itaat edecekler?
Müslümanlar, Kur'an'da olmayan hususlarda Resulullah'ın sünnetine uymak suretiyle O'na itaat edeceklerdir
Resulullahın sünnetini de bize, Mezhep imamları, İslâm alimleri kitaplarında bildirmişlerdir
Kur'an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri en güzel, en doğru şekilde onlar anlamış ve kitaplarında bildirmişlerdir
Resulullaha itaat ancak bunlara uymak suretiyle olur
Böylece, "Ben Müslümanın" diyen herkes hangi devirde yaşarsa yaşasın, "Allah'a ve Resulü'ne itaat edin" ayetinin gereğini yerine getirmiş olacaktır
Herkes kendi anladığına göre, ayetlerden ve hadislerden hüküm çıkarmaya kalkışırsa ortada din diye bir şey kalmaz
Asırlardır, dinin emir ve yasakları İslâm alimlerinin kitaplarından nakledile nakledile gelmiştir
Bundan sonra da din sağlam olarak ancak bu yoldan devam eder
Ana yoldan çıkan, yolda kalır
Tags
:
ahlaki
,
guzel
Güzel Ahlakı ile ilgili Benzer Konular
294 Kez Görüntülendi
Bir insan güzel bulduğunu mu sever, yoksa sevdiğini mi güzel bulur?
Yudumla Anket Bölümü
Kadın-erkek Eşitsizliğine çözüm Kuran Ahlakı
Dini Makaleler
Her bayanın ismi Güzel Ama Anlamı o kadar güzel olmaya bilir
İsimler Sözlüğü
Gerçek İslam Ahlakı
Dini Sohbet
peygamber efendimizin güzel ahlakı
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
19:59
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542