FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Mucizeleri
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Mucizeleri ile ilgili Benzer Konular
173 Kez Görüntülendi
örümceklerin Mucizeleri
Diğer Hayvanlar
Mucizeleri..
Siyer
word ün mucizeleri
Windows XP
Hz.Muhammed (S.A.V)'in Mucizeleri
Kıssalar & Hikayeler
makyaj mucizeleri
Komik Resimler
Güzel Ahlakı
|
Mucizeleri..
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Mucizeleri
Mucizeleri başlıklı yazı Mumsema Mucizeleri Forum Alev
Resulullahın Mucizeleri
Sevgili peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın, Allahü teâlânın peygamberi olduğunu açıklayan şahidler sayılamayacak kadar çoktur
Allahü teâlâ; "Sen olmasaydın alemi yaratmazdım" buyurdu
Bütün varlıklar, Allahü teâlânın varlığını, birliğini gösterdikleri gibi, Muhammed aleyhisselamın peygamber olduğunu ve üstünlüğünü de göstermektedirler
Ümmetinin evliyasında hasıl olan kerametler, hep O'nun muczileridir
Çünkü kerametler, O'na tabi olanlarda, O'nun izinde gidenlerde hasıl olmaktadır
Hatta, bütün peygamberler, O'na tabi olanlarda, O'nun izinde gidenlerde hasıl olmaktadır
Hatta, bütün peygamberler, O'nun ümmetinden olmak istedikleri için, daha doğrusu, hepsi O'nun nurundan yaratıldıkları için, O'nların mucizeleri de Muhammed aleyhisselamın mucizelerinden sayılır
Mucizeler peygamberliğin alametidir
Bunun için her peygamber mucize göstermiştir
Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın mucizeleri, zaman bakımından üçe ayrılmıştır:
Birincisi, mübarek ruhu yaratıldığından başlıyarak peygamberliğinin bildirildiği bi'set zamanına kadar olanlardır
İkincisi, bi'setden vefatına kadar olan zaman içindekilerdir
Üçüncüsü, vefatından kıyamete kadar olmuş ve olacak şeylerdir
Bunlardan birincilere; irhas denir
Her biri de ayrıca, görerek veya görmeyip akıl ile anlaşılan mucizeler olmak üzere ikiye ayrılırlar
Bütün mucizeler o kadar çoktur ki, sınırlamak, saymak mümkün olmamıştır
İkinci kısımdaki mucizelerin üç bin kadar olduğu bildirilmiştir
Bunlardan meşhur olanlarını bildireceğiz
Muhammed aleyhisselamın mucizelerinin en büyüğü Kur'an-ı kerimdir
Bugüne kadar gelen bütün şairler,
Bir ayet-i kerimenin benzerini söylememişlerdir
İ'cazı ve belgatı insan sözüne benzemiyor
Yani, bir kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense, lafzındaki ve manasındaki güzellik bozuluyor
Bir kelimesinin yerine koymak için, başka kelime arayanlar bulamamışlardır
Nazmı, Arab şairlerinin şiirlerine benzemiyor
Geçmişte olmuş ve gelecekte olacak nice gizli şeyleri haber vermektedir
İşitelenler ve okuyanlar, tadına doyamıyorlar
Yorulsalar da usanmıyorlar
Okuması ve işitmesi sıkıntıları giderdiği sayısız tecrübelerle anlaşılmıştır
İşitince kalblerine denşet ve korku çökenler, bu sebepten ölenler bile görülmüştür
Nicez azılı İslâm düşmanları, Kur'an-ı kerimi dinlemekle, kalbleri yumuşamış, imana gelmişlerdir
Birçok cansız varlık onun mucizesi olarak konuşmuştur
Mesela, Bir gün amcası Abbas'ın evine gidip onu ve evladını yanına oturttu
Üzerlerini ihramı ile örterek; "Ya Rabbi! Bu amcamı ve Ehl-i beytimi örttüğüm gibi, sen de, Cehennem ateşinden kendilerini koru?" dedi
Duvarlardan üçkere amin sesi işitildi
Bir gün elinde senem yani put bulunan kimseye; "Put bana söylerse, iman eder misin?" buyurdu
Adam; "Ben buna elli senedir ibadet ediyorum
Bana hiçbir şey söylemedi
Sana nasıl söyler?" dedi
Muhammed aleyhisselam; "Ey put! Ben kimim?" diye sorunca; "Sen Allah'ın peygamberisin!" sesi işitildi
Putun sahibi hemen imana geldi
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri
Cabir'in alacaklıları gelsinler!"
Resulullah efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de yemeğin çoğalmasıdır
Gizli, açık çok defa görülmüştür
Bunlardan biri Hazret-i Cabir'in vakı'asıdır ki, Hendek savaşı anlatılırken geçtmişti
Biri de bir avuç hurmayı çoğaltmaktır ki, o da aynı bahiste geçti
İkisi de büyük mu'cizelerdir
Yine Hazret-i Cabir'den nakledilir
Der ki, çok borcum vardı
Hurma mahsulüm onun onda birine, belki yüzde birine yetmiyeceğini Efendimize haber verdiğimde, bahçeme gelip, hurma yığınlarından birini üç defa dolaşıp, sonra üstüne çıkıp oturdu
"Cabir'in alacaklıları gelsinler" buyurdu
Geldiler
Herbirine alacakları kadar ölçüp verildi de, hurmalarda hiçbir eksilme olmadı
* * *
Ebu Hüreyre hazretleri anlatır: Resulullaha birkaç tane hurma getirip, ya Resulallah, bana bunlar için bereketle dua eyle dedim
Dua etti ve sonra: "Bunları al, kabına koy
Ondan almak istediğin zaman, elini içine sok ve al, onları boşaltıp saçma" buyurdu
Emirlerine göre hareket ettim
O çantamı gece gündüz yanımdan ayırmadım
Resulullah, Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer zamanlarında, daima onun içinden yerdim, bazı kimselere de yedirirdim
Çok çok da sadaka verirdim
Hazret-i Osman'ın şehid olduğu fetrette çantam düşüp kayboldu
Bir defasında da kıtlık olmuştu
Resulullah Medine'de minberde iken, bir kimse, ya Resulallah kıtlıktan helak olduk, yağmur yağması için dua edin dedi
Duaya başladığında gökte bir bulut yok iken, mübarek ellerini yüzlerine sürmeden, sür'atle kat kat bulutlar toplanıp, bir hafta gece gündüz yağmur yağdı
Sonra yine minberde iken, o kişi, ya Resulallah, yağmurdan helak olduk demekle, Resulullah tebessüm buyurup, uzun bir dua eyledi
Mübarek ellerini havaya işaret ettikleri yerden bulutlar açıldı
* * *
Bir gün Resulullah: "Allahü teâlâ benim için dünyayı kaldırdı
Onu ve içindekileri ve kıyamete kadar onda olacakları avucumun içini görür gibi görüyorum" buyurdu
Sahabeden Huzeyfe bin Yeman hazretleri: "Resulullah bizim için bir makam ikame etti
Kıyametin kopmasına kadar makamından bir şey bırakmadı
Hepsini söyledi
Onu muhafaza eden etti, unutan unuttu" dedi
Mesela bunlardan biri Medine'de iken Habeş padişahı Necaşi'nin vefatını Sahabeye bildirmesidir
Acem padişahı Hüsrev'den Medine'ye elçi geldikte, bir gün onlara: "Bu gece padişahınızı kendi oğlu katl etti" buyurmasıdır
Gerçekten öyle olduğu haberi sonradan geldi
Resulullah hanımı Hazret-i Hafsa'ya: "Sana müjde vereyim, muhakkak ki, Ebu Bekir ve Ömer, benden sonra ümmetimin işlerini yürütürler" buyurdu
Hazret-i Ebu Bekir'le, Hafsa validemizin babası Hazret-i Ömer'in halife olacaklarına işaret buyurdu
"Seninle bir daha görüşemeyiz artık!"
Resulullah efendimiz, Cenab-ı Hakkın bildirmesiyle gaybtan haber verirdi
Bir gün Ebu Hüreyre'yi hazretleri, Medinede zekat hurmasından çalarken birini yakaladı, seni Resulullaha götüreceğim dedi
Hırsız, fakirim, çoluk çocuğum vardır deyip yalvarınca, salıverdi
Sabahleyin Resulullah: "Ey Eba Hüreyre, dün gece esirin ne yaptı" buyurdu
O da anlattı
Resulullah: "O yalan söyledi
Bir daha gelecek" buyurdu
Ebu Hüreyre kolladı
Gerçekten yine geldi
Gene yakalandı
Tekrar yalvarıp kurtuldu
Üçüncü defa gelip, yakalandıkta kurtulmağa çare bulamamakla, "Beni bırak, sana birkaç söz öğreteyim ki, sana faydası olur" dedi
Nedir diye sorunca "Gece yatağa yatınca, Ayet-el kürsiyi oku ki, Allahü teâlâ seni muhafaza edip, yanına şeytan gelmez" dedi
Ertesi gün Resulullah, Ebu Hüreyre'ye yine sordu
O da anlattı
"Muhakkak gerçek söylemiş; halbuki o gayet yalancıdır
Ey Eba Hüreyre, üç geceden beri kiminle konuşursun bilir misin?" buyurdu
Hayır dedi
"O şeytan idi" buyurdu
Rumlarla harb için Mute seriyyesi dedikleri gazaya asker gönderdiklerinde, Sahabeden dört kumandanın birbiri arkasından şehid olduğunu, kendisi Medine'de minber üzerinde iken görüp haber verdi
Muaz bin Cebel'i Yemen'e hakim ettiğinde şehirden beraberinde çıkarıp, veda esnasında çok nasihatler etti
"Seninle kıyamete kadar artık görüşmeyiz" buyurdu
Gerçekten o Yemen'de iken Resulullah vefat eyledi
Vefatları esnasında kızları Hazret-i Fatıma'ya: "Ehl-i beytimden en önce bana sen kavuşursun" buyurdu
Gerçekten altı ay sonra Hazret-i fatıma da vefat eyledi
Kays bin Şemmas'a: "İyi yaşarsın ve şehid edilirsin" buyurdu
Gerçekten Müseylemetü'l-Kezzab cenginde şehid oldu
Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali'nin şehid olacaklarından da haber verdi
Acem padişahının ve Rum imparatorunun ülkelerini Müslümanların feth edip, hazineleri Allah yoluna verileceğini müjdeledi
"Ümmetinden bir taifenin denizden gazaya gidip, Sahabeden olan Hazam adlı kadın da o seferde bulunacaktır" buyurdu
Hakikten Hazret-i Osman'ın hilafetinde Kıbrıs adasını Müslümanlar gemilerle gidip feth ettiler
O kadın da birlikte idi
Bir gün Medine'de dam üstüne çıkıp: "Benim gördüğümü siz görüyor musunuz? Ben elbette evlerinizin arasında fitne yerlerini, yağmur izleri (oyukları) gibi görüyorum" buyurdu
Gerçekten Hazret-i Osman'ın şehadeti vakasında ve sonra Yezid zamanında Medine'de birer büyük fitne zuhur edip, sokaklarda hesabsız kanlar döküldü
Bir gün Resulullah, Hazret-i Muaviye'ye: "Benden sonra ümmetimin başına geçersin
O zaman iyilerini kabul et, kötülerini bağışla" buyurdu
Gerçekten Hazret-i Osman zamanında Şam'da yirmi yıl vali oldu, daha sonra da halife oldu
Bir defasında da "Muaviye hiçbir zaman yenilmez" buyurdu
Gerçekten hiçbir savaşta mağlup olmadı
Hatta Hazret-i Ali Sıffin muharebesinde, bu hadisi işitip: "Eğer daha önce duymuş olsaydım, onunla mücadele etmezdim" demiştir
Ammar bin Yaser hazretlerine: "Seni bagiler öldürür" buyurdu
Gerçekten öyle oldu
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri
"Kalbine hidayet, diline sebat ver!"
Resulullah efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de hayırlı dualarıdır
Cenab-ı Hak'ın lütfuyle kabul edilmişlerdir
Bunlar da sayılamıyacak kadar çoktur
Uzun yazılsa ayrı bir kitab olacak kadar sürer
Birkaç tanesi şöyle:
Hazret-i Ali anlatır: Resulullah beni kadı yapıp Yemen'e gönderdiklerinde, "Ya Resulallah, benim kadılık [hakimlik] ilmim yok" dedim
Mübarek ellerine göğsüme koyup: "Ya Rabbi! Kalbine hidayet, diline sebat ver" diye dua buyurdu
Allah'a yemin ederim ki, bu dualarından sonra hüküm vermede asla şübhe etmez oldum
Aşere-i mübeşşereden Hazret-i Sa'd bin ebi Vakkas'a Uhud gazasında: "Ya Rabbi, attığına isabet, duasına icabet ihsan eyle" diye hayırlı dua etti
Bundan sonra Hazret-i Sa'd müstecab-üd-da've (duası kabul edilen) olup, her ettiği dua makbul, bilhassa her attığı ok, düşmana isabet edip, hiç şaşmaz oldu
Malik bin Rebi'a'ya evladında bereket olması için dua ettiklerinde, seksen erkek çocuğu oldu
Nabiga adlı meşhur şair kendi şiirlerinin bazısını okudukta: "Allahü teâlâ dişlerini dökmesin!" diye arab adeti üzere hayır dua etmekle, adı geçen Nabiga yüz yaşına vardığı halde, dişleri kar gibi beyaz, inci gibi dizilmiş durdu
Biri düşse, yerine yenisi biterdi
Bir kimseye: "Ya Rabbi, bunu güzel eyle!" dedikte, o kimsenin sakalı beyaz iken, siyah olmuştur
Urve bin Ca'd der ki, Resulullah bana: "Ya Rabbi, onu satışında bereketli eyle!" diye dua edeliden beri, hiçbir şey satın alıp kar etmemek vakı' olmadı
Hazret-i Fatıma bir gün yanlarına gelip, açlıktan benzinin sararmış olduğunu görmekle, ellerini onun göğsüne koyup: "Ya Rabbi, ey açları doyuran! Muhammed'in kızı Fatıma'ya açlık çektirme" diye dua etti
O anda Hazret-i Fatıma'nın benzi kızarıp, ondan sonra bir daha açlık görmedi
Aşere-i mübeşşereden Abdürrahman bin Avf'a bereket ile dua etmekle, hesabsız zengin oldu
Sahih-i Müslim'de, Resulullah: "Herbir peygamberin kabul edilen bir duası vardır
Her peygamber duasını dünyada yaptı
Ben ise duamı, kıyamet günü ümmetime şefaat için ayırdım
İnşallah, Allah'a şirk koşmadan ölen bu duama kavuşacaktır" buyurdu
* * *
Bir gün Medine'de Resulullah Mescide çıkıp: "Kim elbisesini açar, konuşmam bitinceye kadar toplamaz ve sonra toplarsa, benim söylediklerimi toplamış olur" buyurduklarında, Hazret-i Ebu Hüreyre, hırkasını yaydı
Resulullah söyleyecekleri sözü bitirdikte: "Hadi onu topla" buyurdu
O da hırkasını topladı, göğsüne getirip sarıldı
Bundan sonra her duyduğu sözü, hiç unutmaz oldu
Hatta ondan rivayet olunur ki, Resulullahdan beş kab dolusu ilim ezberledim
İkisini çıkardım
Eğer üçünü çıkarsaydım, yanlış anlayıp halk beni taşlardı dedi
Bir rivayette, Resulullah'dan iki kab dolusu ilim ezberledim
Birini insanlara söyledim
Diğerini söylersem boynumu vururlar, boğazımı keserler dedi
Kıtlıktan gözlerinin feri gitti
Peygamber efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de beddualarıdır
Hepsi kabul edilmiştir
Bu da müstahak olanlar hakkında beşeri zaruret sebebiyle pek çok olmuştur:
Hicretten önce Mekke'de Resulullah arab kabilelerini davet edip, imana gelmedikleri gibi, Müslümanlara da çok sıkıntı verdikleri için: "Ey Allah'ım, muzır olanlara yardımını kıs, onlara Yusuf kıtlığı ver" diye beddua ettikte, Mekke etrafında nice zaman Yusuf kıtlığı gibi büyük kıtlık olup, nice kimseler leş yedi
Çoklarının açlıktan gözlerinin feri gitti
Uteybe bin Ebu Leheb, Resulullah'ın, önceden damadı idi
Peygamber olduğunda, Uteybe, babası gibi müşrik olup, Resulullah'ın kızını boşadı
Sıknıtı çektiğinden, Resulullah: "Ya Rabbi! Ona köpeklerinden bir köpeği musallat eyle!" diye beddua etti
Uteybe, Şam yolunda bir gece bütün yolcular arasında, büyük bir korkuyla ve tedbirle yatarken, bir arslan gelip, insanları birer birer kokladı, bıraktı
Yükler arasında Uteybe'yi bulup, kapıp parçaladı
Acem padişahı Hüsrev'i imana davet için mektub gönderdi
O alçak, mektubu yırttı
Resulullah işittikte: "Ya Rabbi! Mektubumu parçaladığı gibi, mülkünü parçala!" buyurdu
Gerçekten Hüsrev'i, oğlu Şirveyh, Resulullahın sağlığında hançerle parçalayıp, Hazret-i Ömer zamanında Acem ülkesini Müslümanlar feth ve zabt ettiler
Hüsrev'in nesli de yok oldu
Hicretin dördüncü yılında, Beni Nadir Gazvesi'nde, Resulullah Yahudilerin kaleleri altına varıp, konuşurken, yukarıdan birisi öldürmek kasdiyle bir büyük değirmen taşı atacakken, Hakk'ın kudreti ile eli tutulup atamadı
Cebrail aleyhisselam, Resulullah'a haber verdi
Hicretin dokuzuncu yılında imana gelip, elçiler gönderen arab kabilelerinden Amir ile Erbed adlı iki müşrik, Resulullaha zarar vermek üzere sözleşip geldiler
Amir karşıya geçip konuşurken, Ferbed arkalarına geçip, kılıcını kınından bir karış kadar çıkarınca, eli tutuldu kaldı
Amir karşıdan, ne durursun diye işaret edince, Resulullah dönüp baktı ve: "Allah'ım, bu ikisini dilediğin şekilde öldür" buyurdu
İkisi gittiklerinde, Amir, Erbed'e niçin sözünde durmadın deyince, nasıl durabilirdim ki, Muhammed'e her kasd ettiğimde, seni onunla benim aramda gördüm dedi
Sonra yaz günü olup, havada hiç bulut yokken, aniden Cenab-ı Hak'ın emriyle Erbed'in üstüne yıldırım indi
Bindiği deveyi ve kendini yakıp helak etti
Amir kaçtı
Yolda giderken, ey ölüm meleği, gel seninle cenk edelim deyip, atını oynattıkta, bir melek kanadıyla vurup, yıkılıverdi, ertesi gün, daha at üzerinde iken helak oldu
"Allah yıldırımlar gönderip, onunla dilediğini çarpar
Böyle iken o kafirler, hadlerini bilmezler de, Allah hakkında mücadele ederler
Halbuki Allah'ın karşılık darbesi pek şiddetlidir" ayeti bu olaylara işarettir demişlerdir
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri
Alay edenler cezalarını buldu
Resulullahın Peygamberliğinin ilk zamanlarında Mekke'de Resulullaha, Kureyş müşriklerinden Velid bin Mugire, As bin Vail, Haris bin Kays, Esved bin Yagus, Esved bin Muttalib, eziyet ve alay hususunda diğerlerinden ileride olduklarından, Hakk'ın emriyle Cebrail aleyhisselam: "Muhakkak biz seninle alay eden o müstehzirlere kafiyiz (onları helak ederiz
) Onlar, o kimselerdir ki, Allah ile beraber başka ilah tanırlar
Onlar yakında (başlarına gelecek akıbeti) bileceklerdir" ayetlerini getirdi
Cebrail aleyhiselam, bunların zararlarını, kötülüklerini senden def etmek ile emir olundum, buyurup; Velid'in ayağına, ikincinin topuğuna, üçüncünün burnuna, dördüncünün başına, beşincinin gözlerine işaret etti
Allah'ın kudeti ile Velid'in ayağına bir ok dolaştı
Kibirinden eğilip atmağa utandı
Ayağına battı, siyatik oldu
As'ın topuğuna diken battı, tulum gibi şişti
Haris'in burnundan kanlar, irinler aktı
Birinci Esved bir ağaç altında sağ salim otururken, birden başını devamlı ağaca vurdu
İkinci Esved kör oldu ve hepsi de helak oldular
As'la Mugire'nin herbiri, "Beni, Muhammed'in ilahı öldürdü" diye feryad ede ede can verdikleri kitaplarda yazılıdır
* * *
Asma binti Mervan, Beni Ümeyye bin Zeydden idi
Resulullaha devamlı sıkıntı verir, zulmeder ve her yerde Müslümanların aleyhinde konuşurdu
Resulullah efendimiz Bedir savaşına gittiği sırada o mel'un İslâmiyeti kötüleyen şiirler söylemişti
Ümeyr bin Adi el-Hutami, ama olması sebebi ile savaşa gidemeyip, Medinede kalmışdı
Onun bu şiirlerini işitti
"Resulullah Medineye dönünce Asma binti Mervanı öldüreceğim" diye Allah için ahd etti
Resulullah Medineye döndükten sonra Umeyr, bir gece yarısı Asma binti Mervanın evine gidip, içeri girdi
Öldürüp çıktı
Sabah namazını Resulullah ile kıldı
Resulullah ona bakıp: "Ey Ümeyr! Ahdini yerine getirdin mi? buyurdu
"Evet ya Resulallah" dedi
Resulullah mubarek yüzünü Eshab-ı kiramdan tarafa çevirdi ve "Allahü teâlânın ve Resulünün gaibden yardımına çalışan bir kimse görmek isterseniz, Ümeyr bin Adiye bakınız" buyurdu
Hazret-i Ömer "Gecesini ibadetle geçiren bu ama mı?" dedi
Resulullah "Ama deme ki o görür" buyurdu
* * *
Kabbas bin Eşyan el-Kenani şöyle anlatmıştır:
Bedir savaşında müşrikler tarafında idim
Bizim askerlerimizin herbirinin nereye baksam kaçıştıklarını görünce, içimden,savaşdan ancak kadınlar kaçar dedim
Fakat ben de kaçıp Mekkeye döndüm
Bir müddet sonra gönlüme İslâmiyetin merakı düştü
Medineye varınca, Resulullahın nerede olduğunu sordum
İşte mescidin gölgesinde eshabı ile oturuyor diyerek gösterdiler
Yaklaşıp selam verdim ve eshabı arasında Onu bildim
Bana, "Ey Kabbas! Sen Bedir savaşında ben böyle bir iş görmedim
Savaştan ancak kadınlar kaçar diyen kimse değilmisin?" buyurdu
Bunun üzerine ben şehadet getirip Müslüman oldum
"O Cehennem ehlindendir,"
Eshab-ı kiram arasında Kazman adında bir kimse vardı
Eshab-ı kiram Uhud savaşına gidince o Medinede kalıp savaşa katılmamışdı
Kadınlar senin bizden farkın yok deyince utanarak, gidip savaşa katıldı
Müşriklerle şiddetle ve çok gayret göstererek savaşıyordu
Onun bu halini Resulullaha haber verdiler
"O Cehennem ehlindendir," buyurdu
Eshab-ı kiram hayret ettiler
Kazman kendi kendine kaçmaktan ölmek yeğdir diyordu
O kadar savaşdı ki müşriklerden yedi kişi öldürdü
Kendisi de bir çok yerinden yaralandı
Eshab-ı kiramdan bazıları onu savaş sırasında yaralı halde görüp, "Şehidlik sana afiyet olsun ey Kazman!" dediler
Bunun üzerine Kazman şöyle dedi: "Yemin ederim ki ben din için savaşmıyorum
Kureyşin bize galib gelerek hurma bahçelerimizi harab etmelerinden korkduğum için savaşıyorum" dedi!
Yaraları ona o kadar acı veriyordu ki, kılıcını göğsüne dayayıp kendini öldürdü
Resulullah, Kazmanın gerçek halini açıklayıp, "Şehadet ederim ki, ben Allahü teâlânın Resulüyüm" buyurdu
Bundan sonra Eshab-ı kirama dönüp "Allahü teâlâ bu dini facir kimselerle de elbette kuvvetlendirir" buyurdu
* * *
Uhud savaşında İslâm ordusunun zor anlar yaşadığı sırada müşriklerden Übeyy bin Halef bir ata binmiş, Resulullaha doğru sürüyordu, "Bugün eğer sen sağ kalırsan, ben sağ kalmayayım" diye hücum ediyordu
Süheyl bin Hanifin elinde kırık bir mızrak vardı
Resulullah kırık mızrağı alıp, onunla Übeyy bin Halefin koltuğunun altından vurdu
O anda Übeyy bin Halef atını geri çevirip kaçtı
Kavminin arasına varınca, sığır gibi böğürüyordu!
Ebu Süfyan "Bir diken yarası kadar küçük bir yaradan dolayı böyle ne bağırıyorsun" dedi
Übeyy bin Halef, "Bana mızrağı kim vurdu biliyormusun! Muhammed vurdu" dedi
Birgün bana Mekkede senin benim elimde helak olman yakındır demişti
Anladım ki Onun bu darbesiyle öleceğim
Ben bu yaradan kurtulamam
Benim bu yaradan çektiğim acıyı bütün Hicaz halkına paylaşdırsalar hepsi ölür, dedi
Sonra nara vurup, feryad ederek canı Cehenneme gitti
Yehudi alimlerinden Mahyerik adında meşhur bir kimse vardı
Malı, mülkü, hurmalıkları son derece çok olup, hesaba gelmezdi
Fakat kendi dinlerine sevgisi, ayinlerine alışkanlığı ve kavmine bağlılığı ve ayıplamalarından çekinmesi sebebiyle Müslüman olmaktan mahrum kalmıştı
Uhud savaşanın yapıldığı gün pazar günü idi
Mahyerik yehudilere, bilesiniz ki bugün Muhammede yardım etmek sizin üzerinize vaciptir, dedi
Onlar bu gün pazar günüdür deyince, Mahyerik ,artık pazar gününün hükmü kaldırıldı, dedi
Sonra kendisi hemen silahını kuşanıp, Resulullahın yanına gidip, savaşa katıldı
Kavmine şöyle vasıyyet etmişti: " Eğer bugün beni öldürürlerse, bilmiş olunuz ki bütün malım Muhammedindir
" Sonunda Mahyerik öldürüldü
Resulullah efendimiz, "Yahudilerin en hayrlısı Mahyerikdır" buyurdu
Bütün malını alıp Medinede sadaka olarak dağıttılar
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri
Hepsi teker teker helak oldu
Müşrikler, Mekkede Habib bin Adiyi i'dam ederek şehid edecekleri sırada, Habib bin Adi onlara beddua etti
Habib bin Adinin dar ağacına asılarak şehid edildiğini seyredip görenler, aradan bir sene geçmeden, çok azı dışında, her birinin başına bir bela gelerek helak oldular
Emir-ül mü'minin Ömer Sa'id bin Amire Humusda bir vazife vermişti
Sa'id bin Amir zaman zaman kendinden geçer, çevresinden habersiz kaldı
Emir-ül mü'minin Ömer onun böyle kendinden geçmesinin sebebini sordu
Şöyle cevab verdi: "Habibi darağacına bağlayıp şehid edecekleri sırada orada idim
Her ne zaman o hadiseyi hatırlasam böyle kendimden geçerim" dedi
Habib bin Adinin i'damı şöyle vuku' bulmuştu: Onu bir darağacına bağladıklarında şöyle dedi: Ya Rabbi! Resulün her neyi teblig edip bildirmişse biz Ona iman etdik
Şu anda burada benim selamımı Resulüne iletecek bir kimse yok ki, söylesin dedi
Üsame şöyle anlatmışdır: O gün Mekkede Habibin şehid edileceği sırada, biz Medinede birkaç kişi Resulullahın huzurunda idik
Resulullah Eshabı arasında oturuyordu
Üzerinde vahy gelince görülen hal görüldü
Mubarek başını kaldırıp Ve aleyhisselam ve rahmetullah, dedi
Sonra mubarek gözlerinden gözyaşları aktı
"Kardeşim Cebrail aleyhisselam Allahü Sübhanehü ve teâlâ tarafından bana, Habibin selamını getirdi" buyurdu
Habibin darağacına asılarak şehid edildiği haberini alınca da, "Habibi o darağacından indiren kimsenin kıyamet gününde mükafatı Cennettir" buyurdu
Zübeyr bin Avvam ve Mikdad bin Esved bu iş için hazırlanıp yola çıktılar
Geceleri yol alıyorlar, gündüzleri de gizleniyorlardı
Böylece Mekkeye ulaştılar
Bir gece o darağacının bulunduğu yere gittiler
Bir kişiyi bekçi olarak koymuşlardı
Bekçilerin hepsi uyumuştu
Habibi yavaşca darağacından yeri indirdiler
Baktılar ki eli yarasının üzerinde idi
O yarasından devamlı taze kan akıyordu
Kanı misk gibi kokuyordu
Şehid edildikten sonra, aradan kırk gün geçmesine rağmen vücudu hiç bozulmamış, taptaze duruyordu
Zübeyr bin Avvam Onun cesedini atının arkasına aldı ve oradan ayrıldılar
Fakat müşrikler haberdar oldular
Peşlerine yetmiş kişi düşüp ta'kibe başladılar
Zübeyr bin Avvam ve Mikdad bin Esved" müşrikler yaklaşınca Habibi yere koydular
O anda yer yarılıp Habibin cesedini yuttu
Bu sebeble ona "yerin yuttuğu şehid" diye lakab verilmişdir
Haris bin Samma şöyle anlatmıştır: Uhud savaşında Resulullah efendimiz Uhud dağında idi
Bana "Abdürrahman bin Avfı gördün mü?" buyurdu
"Gördüm ya Resulallah, dağdan aşağı indi
Müşriklerden bir gurub etrafını sardı
Ona yardım etmek istedim, sizi görünce yanınıza geldim" dedim
Resulullah , "Ona melekler yardım ediyor ve müşriklerle savaşıyorlar" buyurdu
Bunları işitince geri dönüp, Abdürrahman bin Avfın yanına gittim
Baktım ki, müşriklerden yedi kişinin ölüsü yanında duruyordu
"Daima muzaffer olasın
Bunları sen mi öldürdün? dedim
"Şu ikisini ben öldürdüm
Diğerlerini biri öldürdü
Fakat ben o kimseyi hiç tanımam" dedi
O bunları söyleyince Haris bin Samma, kendi kendine, "Doğru söyledin ya Resulallah" dedi
"Gidin sahibinize söyleyin!"
Kisra, Resulullahın da'vet mektubunu yırttıkdan sonra, Yemendeki valisi Bazana bir mektub yazıp, "O tarafda bir şahsın peygamberlik da'vasında bulunduğunu haber aldık
Derhal iki alim gönderip, onun halini araştırsınlar
Mümkinse yakalattırıp bana ulaştır !"diye emir verdi
O da, iki kişi gönderdi
Medineye varıp, Resulullahın huzuruna çıktılar " Melik Kisra, Bazana mektub yazmış seni huzuruna çağırıyor" dediler
Resulullah tebessüm etti:" Oturun" dedi
İkisi de diz çöküp oturdular
Resulullah onları Müslüman olmağa da'vet etti
O iki kişi, "Ya Muhammed Melik Kisranın emrine uy
Eğer kendi isteğinle gidersen senin için Melike bir mektub yazar da sana faideli olur
Eğer gitmezsen Kisranın nasıl bir kimse olduğunu biliyorsun
Seni ve kavmini helak ve mülkünü harab eder" dediler
O iki kişi her ne kadar bunları söyledilerse de, Resulullahın huzurunda bulunmanın heybetinden vücudlarını bir titreme almışdı
Dışarı çıkınca birbirlerine, "Eğer huzurunda bizi biraz daha alıkoysaydı, az kaldı helak olacaktık" dediler
Sonra o iki kişi Bazanın mektubuna cevap istediler
Resulullah onlara, "Bugün gidin, yarın gelin" dedi
Ertesi gün huzuruna geldiler
Resulullah onlara şöyle dedi:
"Gidin sahibinize söyleyin
Rabbim bana bildirdi ki, sizin Melikiniz Kisrayı dün gece oğlu öldürdü! Yyeni Mmelikiniz eğer iman edip, İslâmı kabul ederse halen elinde bulunan mülkü yine ona bırakayım
Yakında benim dinim her tarafda duyulur ve yayılır
Müslümanlar Kisranın memleketine hakim olurlar!"
Kisranın öldürüldüğü haberi gelince, Bazan bütün ailesini ve akrabasını ve kavminden iman edenleri toplayıp, Resulullahın huzuruna geldiler ve huzurunda iman etmekle şereflendiler ve İslâm ni'metine kavuştular
Rahata kavuştular
Tebükde Beni Sa'd kabilesinden birkaç kişi Resulullahın huzuruna geldiler
"Ya Resulallah! Kabilemizin bir kuyusu var, suyu gayet azdır, kabilemize yetmiyor
O kuyunun suyunun fazlalaşması için Allahü teâlâya dua etmenizi istemeye geldik
Böylece refahımız artsın
Düşmanlarımıza muhtac olmaktan kurtulalım" dediler
Resulullah, "Bir kaç dane küçük taş getiriniz," buyurdular
Üç dane çakıl taşı getirdiler ve mubarek eline verdiler
Resulullah o taşlara mubarek elini sürdü ve getiren kimseye geri verdi
" Bu taşları Allahü teâlânın ismini söyleyerek birer birer o kuyuya atınız, " buyurdu
Buyurduğu gibi yaptılar
O kuyunun suyu hemen son derece çoğaldı, hem de tatlandı
Böylece rahata kavuşdular ve düşmanlarına karşı da galip geldiler
* * *
Irbaz bin Sariye şöyle anlatmıştır:
Resulullah, Tebükde Ümmü Selemenin çadırında iken, iki kişinin ve benim karnımız acıktı
Resulullah bizim için yiyecek istedi, fakat bulunamadı
Bilal-i Habeşiye,"Bunlar için yiyecek bul!", buyurdu
O da vallahi bütün dağarcıkları, torbaları silkeledim, içlerinde hiç birşey kalmamış, dedi
"Tekrar silkele, belki birşeyler kalmışdır, " buyurdu
Bilal-i Habeşi torbaları birer birer silkeledi
Yedi dane hurma çıktı
Resulullah mubarek elini o hurmaların üzerine koydu ve "Besmele ile yiyiniz" buyurdu
Ben ellidört dane yidim
Çekirdekleri elimde toplamıştım
Arkadaşlarım da benim kadar yidiler
Sonunda yedi hurma önümüzde duruyordu
Resulullah Bilal-i Habeşiye, "Bu hurmaları sakla, bunları yiyen muhakkak doyar," buyurdu
Sonra başka bir gün on fakir Resulullahın huzuruna geldi
O yedi hurmayı Bilal-i Habeşiden istedi
Mubarek elini o yedi hurma üzerine koydu ve Bismillah diyerek yiyiniz buyurdu
Hepsi doydu ve yedi hurma önlerinde duruyordu
Bundan sonra Resulullah: "Rabbimden haya etmeseydim, Medineye kadar orduyu bu hurma ile doyururdum
" buyurdu
Sonra o hurmaları küçük bir çocuğa verdi
* * *
Resulullah Tebük seferinden döndükten sonra, Medineye çevrede bulunan meliklerden ve kabile reislerinden elçiler geldiler
Elçi gönderen kabilelerden biri de Beni Mürre kabilesi idi
Onüç kişiyi elçi olarak gönderdiler
Bunlar kabilelerinin Müslüman olduğunu bildirdiler
Memleketlerinde hiç yağmur yağmadığını, otların bitmediğini ve şiddetli bir kıtlık çektiklerini söylediler
Bu sıkıntıdan kurtulmak için Resulullahdan dua istediler
"Ya Rabbi onları yağmur ile suya doyur" diye dua etti
Beni Mürre kabilesinin elçileri memleketlerine dönünce kavmlerinin temamen rahatladığını gördüler
Çünki, Resulullahın onlara dua ettiği gün orada bol yağmur yağmıştı
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri
Ya Rabbi, şerrinden koru!"
Hicretin onuncu senesinde Beni Amir kabilesinden bir hey'et Medineye gelip Müslüman olduklarını bildirdiler
İslâmiyetin hükümlerini öğrendiler
Onların arasında bulunan Erbede bin Kays ve Amir bin Tufeyl adlı meşhur kimseler Müslüman olmadılar
Amir bin Tufeyle kavmindekiler "Müslüman ol dediler
Amir, "Bütün arablar bana tabi oluncaya kadar muharebeye yemin ettim
Şimdi nasıl olur da, Kureyşli bir gence tabi olabilirim" dedi
Sonra arkadaşı Erbede bin Kays'a, "Ben Muhammedin yüzünü kendimden tarafa çevirip konuşarak Onu meşgul edeyim
Sen de arkadan kılıç ile Onu öldür" dedi! Sonra Amir bin Tufeyl, Resulullahın huzuruna geldi ve benim için bir haraç ta'yin et ve beni kendi halime bırak dedi
Resulullah "Madem ki iman etmiyorsun, öyle olacak, " dedi
Güya konuşarak, Resulullahı oyalıyor ve Erbede bin Kaysa bakıyordu
Fakat o hiç birşey yapamıyordu
Konuşma uzadı
Amir, Resulullaha memleketini süvari ve yaya askerle dolduracağım, dedi
Resulullah, "Ya Rabbi beni Amirin şerrinden koru" diye dua etdi
Allahü teâlâ ona bir ta'un hastalığı vererek helak etti
Erbede bin Kays ise, ben arkadan Muhammede kasd ettiğim sırada, Amiri aramızda görürdüm
Kılıcımı vuramazdım, demişdir
Allahü teâlâ, Erbedeyi de bir yıldırımla helak etti
* * *
Adi bin Hatem Medineye gelmişti
Resulullah, ona, "Müslüman ol, selamet bul, " buyurdu
Adi bin Hatem benim dinim vardır deyince, " Ben senin dinini senden daha iyi bilirim, sen nasara ve dabieyn dinini seçmiştin" buyurdu
Evet deyince, "Sen kavmin arasında ganimet malının dörtte birini alıyorsun
Halbuki bu sizin dininizde caiz değildir, " buyurdu
Adi bin Hatem demişdir ki, bunları işitince, kalbimde İslâm dinine karşı olan kötü düşünceler kalmadı
Resulullah, sözlerine devam ederek ona şöyle buyurdu: "Sen Müslümanları fakir görüyorsun ve bu sebeble Müslüman olmuyorsun
Bir gün gelecek onların malları o kadar çoğalacak ki, sadaka verecek fakir bulamaycaklardır
Şayet sen Müslümanların düşmanları çok diye Müslüman olmuyorsan, çok kısa zamanda bir kadın Hireden tek başına Mekkeye gelip, Ka'beyi tavaf edecek ve Allahü teâlâdan başka hiç kimseden korkusu olmayacak
Eğer melikler ve sultanlar Müslüman değildir diye Müslüman olmuyorsan, kısa zaman sonra Kisra bin Hürmüzün memleketini, hazinelerini Müslümanlar fethedecekdir
"
Adi bin Hatem diyor ki, Kisra bin Hürmüzün memleketini mi diye hayretle sordum, evet buyurdu
Ben hemen iman ettim
Vallahi Hireden bir kadının tek başına Ka'beye gidip, tavaf ettiğine şahit oldum
Kisranın memleketi de Müslümanların eline geçti
Onun memleketini feth edenler arasında ben de vardım
Müslümanların sadaka verecek kimse bulamayacak kadar zengin olması da muhakkakdır
Gençekten de İslâm tarihide zekat verecek kimsenin bulunduğu çok zamanlar olmuştur
En meşhuru, ikinci Ömer denilen, Ömer bin Abdülaziz devridir
"Vah sana ey Sa'lebe!"
Sa'lebe bin Hatıb, Resulullahın huzuruna gelip, "Ya Resulallah, malımın çok olması için bana dua buyur" dedi
Bunun üzerine Resulullah efendimiz, "Vah sana ey Sa'lebe, şükrünü yapabildiğin az mal, şükrünü yapamayacağın çok maldan iyidir" buyurdu
Sa'lebe tekrar, ya Resulallah, dua et Allahü teâlâ bana çok mal versin, dedi
Resulullah efendimiz buyurdu ki: "Vah sana ey Sa'lebe, benim gibi olmayı istemez misin! Eğer şu dağlar altın olmasını ve benim yanımda hareket etmelerini dileseydim, olurdu!"
Sa'lebe tekrar, ya Resulallah dua eyle ki, Allahü teâlâ bana çok mal versin
Seni hak peygamber olarak gönderen Allah hakkı için, malım üzerine düşen her hakkı eda edip, yerine getireyim, dedi
Resulullah efendimiz tekrar, "Ey Sa'lebe şükrünü yapabildiğin az mal, şükrünü yapamadığın çok maldan iyidir" buyurdu
Fakat, Sa'lebe ısrar edip yine, ya Resulallah, dua et de Allahü teâlâ bana çok mal versin, dedi
Bunun üzerine Resulullah "Allahım Sa'lebeyi çok mal ile rızklandır" diye dua etti
Sa'lebe bir mikdar koyun satın aldı
Allahü teâlâ bu koyunlara öyle bereket verdi ki, koyunlar çoğalıp, Medineye sığmaz oldu
Koyunlarını alıp Medinenin dışına çıktı
Gündüz mescide namaza gelir, gece gelmezdi
Koyunları zamanla daha çok arttı
Çok uzaklara gitti
Artık Resulullahın mescidine Cum'adan Cum'aya gelirdi
Koyunları daha da artınca öyle uzağa gitti ki, asla mescide ve cemaate gelemez oldu
Resulullah epey zamandan beri Sa'lebeyi göremeyince halini sordu
Halini anlattılar
Bunun üzerine, "Vay Sa'lebe bin Hatıba" buyurdu
Bir müddet sonra Allahü teâlâ zenginlere zekat vermeği farz kıldı
Resulullah efendimiz zenginlerin zekatını toplamak üzere iki kişi vazifelendirdi
"Sa'lebeye ve Beni Süleym kabilesinden zengin bir kimse var, ona uğrayınız" buyurdu
O iki kimse Sa'lebenin yanına gidip zekatını istediler
Sa'lebe elinizdeki mektubu göreyim, dedi
Mektubu gösterdiler
Sa'lebe bu istediğiniz haracdan başka birşey değildir
Hele siz gidin başkalarından bir toplayın bakalım, dedi
O iki kimse Sa'lebenin yanından ayrılıp, başka yere gittiler
Süleym kabilesine mensub olan zengin kimse onların kendisine zekat almak için geldiklerini haber alınca, onları karşıladı
Develerimin en iyilerini zekat için alınız, dedi
O iki sahabi sana farz olan zekat bunlardan azdır, dediler
O kimse ise bu iyi develeri alınız
Allahü teâlânın rızasını malımın en iyisiyle kazanayım, dedi
Sonra o iki sahabi tekrar Sa'lebenin yanına geldiler
Sa'lebe tekrar mektubları gösterin, dedi
Mektubu gösterdiler
Sa'lebe "Bu haractır, siz gidin ben bir düşüneyim" dedi!
Resulullahın emrini dinlemeyip zekatını vermeyen Sa'lebe'nin yanından üzüntü içinde ayrılan iki sahabi Medineye dönüp Resulullahın huzuruna çıktılar
Henüz onlar sözü başlamadan, Resulullah: "Vay Sa'lebe bin Hatıba" dedi
Süleym kabilesinden olan ve zekatını veren zengin kimseye ise, berekete kavuşması için dua etti
Allahü teâlâ Sa'lebe hakkında [Tevbe suresi 75, 76
cı ayetlerinde mealen] "Onlardan kimi de Allaha şöyle kesin söz vermişti
Eğer bize lütf ve kereminden ihsan ederse, muhakkak zekatını vereceğiz, gerçekden salihlerden olacağız
Ne zaman ki Allah, kereminden isteklerini verdi, cimrilik edip yüz çevirdiler
Zaten yan çizip duruyorlardı
" buyurdu
Sa'lebenin kabilesi bunu işitince, Sa'lebeye haber verip, helak oldun
Allahü teâlâ senin hakkında ayet-i kerime gönderdi, dediler
Sa'lebe, Resulullahın efendimizin huzuruna gelip, işte malımın zekatı kabul eyle, dedi
Resulullah, "Allahü teâlâ senin zekatını kabul etmekten beni men' etti" buyurdu
Resulullah "Sen kendi kendine ettin! Sana söyledim, sözümü dinlemedin!" buyurdu ve onun zekatını almadı
Resulullah efendimiz vefat ettikten sonra Sa'lebe zekatını hazret-i Ebu Bekire getirdi
Ya Emir-el mü'minin! Zekatımı kabul eyle, dedi
Hazret-i Ebu Bekir, ben Resulullahın kabul etmediğini nasıl kabul edebilirim, buyurdu
Daha sonra hazret-i Ömere de getirdi
Fakat o da kabul etmedi
Sa'lebe, hazret-i Osmanın halifeliği sırasında vefat etti
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri
Resulullahın en büyük mucizesi
Resulullah efendimizin en büyük mucizesi Kur'an-ı kerimdir
Kıyamete kadar baki kalacaktır
İnsanların dilinde okunacak ve sahifelerde yazılı duracaktır
Hatta Kur'an-ı kerim bir değil binlerce mu'cizedir
Onun en kısa bir suresinde, mesela Kevser suresinde sayısız mu'cizeler vardır
Bütün insanlar birleşseler, edebiyatçılar bir araya gelip yardımlaşsalar, bir ayet-i kerimesini söylemekten acizdirler
Kur'an-ı kerim, fesahat ve belagatta o kadar yüksektir ki, arab kabilelerinin bütün fasihleri ve beligleri onun benzerini söylemeğe güç yetiremediler
Kur'an-ı kerimin şaşırtıcı nazmı ve hayrete düşürücü üslubu arabların bütün üslub ve terkiblerinden mümtazdır
Hiç biri ona benzemez
Arabların sözleri arasında ona benzer bir söz ne nazil olmadan önce, ne de nazil oldukdan sonra asla vaki' olmamıştır
Resulullah bir gün Kur'an-ı kerim okuyordu
Arabların fasihlerinden olan Velid bin Mugire işitti ve rikkate geldi
Ebu Cehl onun bu halini görünce sitem etti
Bunun üzerine Velid bin Mugire şöyle dedi: Vallahi sizden hiçbiriniz arabların sözlerini ve şiirlerini benden iyi bilmezsiniz
Muhammedin okuduğu hiç birine benzemez!
Arabların merasimlerinden birinde, arab kabileleri toplanmışlardı
Velid bin Mugire onlara Muhammed hakkında söyliyeceğiniz bir söz üzerinde birleşin
Söyledikleriniz birbirinizi yalanlamasın
Böylece arab kabilelerini Ondan soğutalım ve sakındıralım, dedi
Bir kısmı Ona kahin diyelim dediler
Velid bin Mugire, yok vallahi o kahin değildir
Çünki, Onun sözlerinde kahinlerin sözlerindeki secie benzer bir söz yokdur, dedi
Mecnundur diyelim diye teklif ettiler
Velid bin Mugire, o da olmaz, zira Onda hiç cünun ve vesvese yoktur
Şairdir diyelim, dediklerinde ise, ben şiirin her çeşidini gayet iyi bilirim
Onun sözleri şiire hiç benzemiyor, dedi
Sihirbaz diyelim, dediler
Velid bin Mugire, hayır sihirbaz da değildir
Çünkü onda sihirbazlar gibi üfürmek ve düğüm yapmak yoktur
Bunun üzerine Kureyş müşrikleri bunların hiçbiri olmaz diyorsun, o halde ne diyelim, dediler
Velid bin Mugire, Muhammed karı ile koca arasını, kardeşlerin ve akrabaların arasını açan bir sihirbazdır diyelim, dedi
Dorğluğuna kendileri bile inanmadıkları bu söz üzerinde anlaşdılar
Yol başlarına oturup, halkı bu sözle Resulullahdan soğutmağa çalışdılar
Ama nafile; güneş balçıkla sıvanamaz!
Kur'an-ı kerimin icazından biri de nazmının şamil olduğu haberlerdir
Geçmiş asırlarda ve beldelerde, geçmiş ümmetlerin vakalarını ve dinlerini bildirmesidir
Ehl-i kitabın alimleri, ömürlerini bunları araştırmak ve öğrenmek için harcamışlar ve tam olarak öğrenmemişlerdir
Ehl-i kitab alimlerinin Resulullaha gelerek görüşüp, konuştukları ma'lumdur
Çokkere ehl-i kitab alimleri, Resulullaha süal sorarlardı ve süallerini cevablandıran ayet-i kerimeler nazil olurdu
Hepsi tasdik ederler, inkar etmeğe mecalleri kalmazdı
Allah'ın dilemesiyle cevap verdi
Üç kişi gelip, birisi, "Hazret-i İsa ölüyü diriltirdi, senden sadır olduğu bilinmiyor" dedikte, Resulullah, uzak yerden Hazret-i Ali'yi çağırıp, Cebrail aleyhisselam seslerini ulaştırdı
Hemen geldi
Yahudi alimlerinden Yusuf bin Ka'b'ın kabrine bunlarla beraber gitti
"Buna seslen, Allah'ın emriyle sana cevab verir" buyurdu
Üç kere çağırdı
Herbirinde kabir birer parça yarılıp, üçüncüde "Allah'ın izniyle kalk" dedikte, kabirden bir ihtiyar çıktı
Başından yüzünden tozlarını silkip, "Ben Yusuf bin Ka'b'ım ki, Yemen padişahı olan Tübbe' buraya geldikte, çok nasihat edip, fesaddan ve insanları öldürmekten men' etmiştim
Öleli üçyüz seneden çok oldu
Şimdi: "Kalk ahır zaman peygamberi Muhammed'i tasdik eyle! Bir gurub gelip, onu tekzib edip, ondan mu'cize isterler" diye bir ses işittim" dedikte, hazır olanlar, "Yusuf'u yine kabrine gönder" dediler
Hazret-i Ali de, bazı şeyler okudu
Yusuf kabrine girip, kabir kapandı
* * *
Hz
Cabir bin Abdullah, Resulullaha ziyafet için koyun kesmişti
Büyükçe olan oğlu küçük oğluna, babam koyunu nasıl boğazladı, sana göstereyim dedi
O da peki dedi
Elini ayağını bağladı, boğazlayıp, başını annesine getirdi
Kadın feryad ettikte oğlan korkusundan dama kaçtı
Kadın da peşinden gitti
Oğlan kendini damdan attı ve öldü
Kadıncağız canına çekip sabr etti ve iki ölüyü de odaya koyup, üzerlerini örttü
Yemek pişirmeye koyuldu
Resulullah geldi
Yemek ortaya gelince, Cebrail aleyhisselam gelip, "Ya Resulullah, Allahü teâlâ sana emr eder ki, bu yemeği Cabir'in evladı ile yiyesin" dedi
Evine gidip hazret-i Cabir'e söyledi
O da hanımına oğullarını sordu
Burada yoklar dedi
Hazret-i Cabir de Resulullah'a, burada yoklarmış dedi
Resulullah tekrar emr etti
Cabir de hanımını sıkıştırdı
Çaresiz durumu anlattı
Cabir görüp şaştı
Hanımıyla ağlaştılar
Resulullah haberdar oldukta, Cebrail aleyhisselam gelip: "Ya Resulullah, Allahü teâlâ sana emir ediyor ki, onları çağır
Dua senden, kabulü ve diriltmesi benden buyuruyor" dedi
Resulullah dua etti
Oğlanların ikisi de dirildiler
* * *
Bir çeşit mucizeleri de çeşitli şekillerde su fışkırması ve çoğalmasıdır
Her defasında bir vecihle vaki oldu
Resulullah amcası Ebu Talib'le bir sahrada iken, Ebu Talib susadı
Çok darlandı
Ey kardeşimin oğlu, çok susadım dedi
Resulullah bindiği hayvandan inip: "Susadın mı?" buyurdu
Evet dedi
Mübarek ayaklarının ökçesini toprağa vurdu
Hemen su fışkırdı
"İç, ey amcam" buyurdu
Hudeybiye gazvesinde suyu çok az bir kuyunun yanına kondular
Asker şikayet ettikte, Resulullah bir kova su getirip, kuyuya döktürdü
Sonra okçulardan bir ok alıp, kuyuya attı
Kuyu su ile dolup, ağzıyla beraber oldu
Bir seferde asker usuzluktan şikayet etmekle, Resulullah iki kişiyi su aramaya gönderdi
İki kırba dolusu su ile deve üstünde bir arab kadınını bulup getirdiler
Resul-i Ekrem efendimiz kırbaları açtırıp, bir kab içine bir miktar döktürdü
"Gelin, su alın!" diye seslendi
Bütün asker kablarını ve kırbalarını doldurup, sonra kadının kırbalarını dolu olarak ve ilaveten biraz un ve hurma da verip: "İşte senin suyunu hiç azaltmadık
Bize suyu Allah verdi" buyurdu
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri
Gaybı sadece Allah bilir!
Müreysi gazadan dönüşte, bir gece konakladıkları yerde büyük bir fırtına çıktı
Bu fırtına sebebiyle, Resulullahın bindiği deve kayboldu
Zeyd bin Lusayt adlı münafık, Muhammed devesinin nerede olduğunu bilmezken, Rifa'a'nın ölümünü nereden bilir dedikte, Cebrail aleyhisselam gelip, Zeyd'in sözünü ve devenin yerini bildirdi
Resulullah: "Ben gaybı bilemem, Allah bilir
Lakin Allahü teâlâ bana o münafıkın sözünü ve devenin yerini haber verdi
İşte filan yerdedir ve yuları ağaca takılmıştır" buyurdu
İşitenler doğru oraya koşup, deveyi buyurulan yerde, buyurulduğu şekilde bulup getirdiler
Zeyd imana geldi
Cenab-ı Hakkın izniyle Resulullahın bir gaybdan haber verme hadisesi de şöyle oldu:
Esirlerden Cüveyriyye hatunun babası Haris bin ebi Dırar, kızını kurtarmak için birçok deve getirirken, iki deveye kıyamayıp, şehre yakın yerde sakladı
Resulullah'la buluştukta, bunları alıp, "Kızımı bana ver !"dedi
Resulullah: "Hani, filan yerde sakladığın iki deve?" buyurunca, Haris hayran olup, "Ya Resulallah, benim onları sakladığımı Allah'tan başka bir ferd bilmezdi" deyip, kendisi, iki oğlu ve kavminden nice kimseler imana geldi
O iki deveyi de getirip verdi
Kızı da imana geldi
Daha sonra da Resululahın hanımı olmakla şereflendi
* * *
Resulullah'ın mucizelerinin bir çeşiti de, mübarek parmakları arasından su akıp fışkırmasıdır
Su ile et arasında, su ile ilgi bulunmadığından, en büyük harika ve bütün peygamberlerin mucizelerinin en büyüğüdür demişlerdir
Bu cins mucize, Resulullahdan, ekseriya seferlerde görülürdü
Çok defa görülmüştür
Herbirinde mübarek ellerini bazı su kablarına sokar, sahih kavil üzere, parmakları arasından, etle deri arasındaki yerden, Allah'ın kudreti ile, pınardan çıkar gibi su çıkıp, fışkırırdı
Orada bulunanlar görürler, bazan seksen, bazan üçyüz, bazan binbeşyüz, Tebuk gazvesinde otuz, kırk, yahud yetmişbin kişi, kendilerine ve hayvanlarına yetecek kadar su alırlardı
Yüzbinlerce insan olsa yine ihtiyaclarına yetişecek şekilde akardı
Lakin Müslümanların işi görüldükte, mübarek ellerini sudan dışarı çıkarır ve su kesilirdi
* * *
Peygamber efendimizin bir çeşit mucizeleri de, hazreti İsa gibi ölüleri diriltmesidir:
Resulullah bir kimseyi imana da'vet ettikte, ölmüş kızımı diriltmedikçe imana gelmem dedi
Resulullah onunla kabristana gitti
"Ey filanca" deyip ismiyle çağırdı
Ölü, kabir içinden, buyur, emir et dedi
Resulullah: "Dünyaya gelmek ister misin?" buyurdu
"Hayır, vallahi istemem, ya Resulallah! Ben Allah'ı anamdan ve babamdan daha iyi, ahıreti de kendime dünyadan daha hayırlı buldum" dedi
* * *
Ensardan bir genç vefat etti
Yanında olanlar üstünü örttü
Kör ve acuze olan annesi haberdar oldukta: "Ey Allah'ım, sen her bir şiddette, sana ve resulüne yardım için sığındığımı bilirsen, Resulullahın hürmetine bu musibeti bana yükleme" diye dua etti
Çok zaman geçmeden, Hakk'ın kudretiyle, ölü dirildi ve yüzünü açıp, oradabulunanlarla birlikte yemek yedi
01-06-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri
"O'nun hürmetine duamı kabul et!"
Bir gün Resulullahın yanına İki gözü ama bir kimse gelip; "Ya Resulallah! Dua et, gözlerim açılsın" dedi
Efendimiz, merhamet buyurup; kusursuz bir abdest almasını, sonra;
"Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum
Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum
Ey çok sevdiğim peygamberim hazret-i Muhammed! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum
Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum
Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçı eyle! O'nun hürmetine duamı kabul et" duasını okumasını söyledi
Adam, abdest alıp dua edince, gözleri açıldı
Bu duayı Müslümanlar, her zaman okumuşlar ve dileklerine kavuşmuşlardır
Bir kadın, hediye olarak bal gönderdi
Balık kabul edip boş kabı geri gönderdi
Allahü teâlânın kudreti ile, kap bal ile dolu olarak geri geldi
Kadın gelerek; "Ya Resulallah! Günahım nedir?" Hediyemi niçin kabul etmediniz?" dedi
"Senin hediyeni kabul ettik
Gördüğün bal, Allahü teâlânın hediyene verdiği berekettir" buyurdu
Kadın sevinerek, balı evine götürdü
Çoluk-çocuğu ile aylarca yerdiler
Hiç eksilmedi
Bir gün yanılarak balı başka kaba koydular
Oradan yiyerek bitirdiler
Bunu Resulullah'a haber verdiler
"Gönderdiğim kabda kalsaydı, dünya durdukça yerlerdi, hiç eksilmezdi" buyurdu
Ümmetinden çok kimsenin denizden gazaya gideceklerini ve sahabeden olan Ümmü Hiram ismindeki hanımın gazada bulunacağını haber verdi
Hazret-i Osman halife iken Müslümanlar, gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harb ettiler
Bu hanım da beraber idi
Orada şehid oldu
Hazret-i Muaviye'ye; "Bir gün ümmetimin üzerine hakim olursan, iyilik yapanlara mükafat et! Kölük edenleri de af eyle!" buyurdu
Hazret-i Muaviye, hazret-i Ömer ve hazret-i Osman zamanlarında Şam'da yirmi senelik valilik, sonra yirmi sene de halifelik yaptı
Abdullah ibni Abbas'ın annesine bakıp; "Senin bir oğlun olacak
Doğduğu zaman bana getir!" buyurdu
Çocuğu getirdiklerinde, kulağına ezan ve ikamet okuyup, mübarek tükürüğünden ağzına sürdü
İsmini Abdullah koyup, annesinin kucağına verdi; "Halifelerin babasını al, götür!" buyurdu
Çocuğun babası olan hazret-i Abbas, bunu işitip, gelip sorunca; "Evet, böyle söyledim
Bu çocuk halifelerin babasıdır
Onlar arasında Seffah, Mehdi ve İsa aleyhisselamla namaz kılan bir kimse bulunacaktır" buyurdu
Abbasi devletinin başına çok halifeler geldi
Bunların hepsi Abdullah bin Abbas'ın soyundan oldu
Amcasının oğlu Abdullah bin Abbas'ın alnına mübarek elini koyup; "Ya Rabbi! Bunu dinde derin alim yap, hikmet sahibi eyle! Kur'an-ı kerimin bilgilerini kendisine ihsan eyle!" buyurdu
Abdullah bin Abbas, bundan sonra bütün ilimlerde ve bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh bilgilerinde zamanın bir tanesi oldu
Sahabe ve Tabiin her şeyi bundan öğrenirdi
Tercüman-ül-Kur'an, Bahr-ül-ilim ve Reis-ül-münfessirin isimleriyle meşhur oldu
İslâm memleketleri bunun talebeleri ile doldu
01-06-2008
#
10
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri
"Seni benden kim kurtarır"
Hicretin üçüncü senesinde, Resul aleyhisselam Kattan gazvesinde bir ağaç dibinde yalnız yatarken, Dasür isminde bir pehlivan kafir, elinde kılıçla gelip; "Seni benden kim kurtarır?" dedi
Resulullah; "Allahü teâlâ kurtarır" buyurdu
Cebrail aleyhisselam insan şeklinde görünüp, kafirin göğsüne vurdu
Yıkılıp kılıç elinden düştü
Resul alehisselam, kılıcı eline alıp; "Seni benden kim kurtarır?" buyurdu
"Beni kurtaracak senden daha hayırlı kimse yoktur" diye yalvardı
Af buyurup serbest bıraktı
İmana gelip, çok kimsenin imana gelmesine sebeb oldu
Sevgili Peygamberimizin hizmetçilerinden Enes bin Malik'e; "Ya Rabbi! Bunun malını ve çocufklarını çok, ömrünü uzun, günahlarını af eyle!" duasını yaptı
Zaman geçtikçe malları-mülkleri çoğaldı
Ağaçları, bağları her sene meyve verdi
Çok fazla çocuğ oldu
Yüz on sene yaşadı
Ömrünün sonunda; "Ya Rabbi! Habibinin benim için yaptığı dualardan üçünü kabul ettin, ihsan ettin! Dördüncüsü olan günahlarımın affedilmesi acaba nasıl olacak" deyince; "Dördüncüsünü de kabul ettim
Hatırını hoş tut!" sesini işitti
Resul alehisselam, bir gün abdest alıp, mestlerinden birini giyip, ikincisine elini uzatırken, bir kuş mesti kapıp havada silkti
İçinden küçük bir yılan düştü
Sonra kuş, mesti yere bıraktı
Bu günden sonra, ayakkabı giyerken önce silkelemek sünnet oldu
Sahabeden Enes bin Malik'de, Resulullah'ın mübarek yüzünü sildiği bir mendili vardı
Enes, bununla yüzünü siler, kirlendiği zaman, ateşe bırakırdı
Kirleri yanar, mendil yanmaz, tertemiz olurdu
Uhud gazasında, Ebu Katade'nin bir gözü çıkıp yanağı üzerine düştü
Resulullah'a getirdiler
Mübarek eli ile gözünü yerine koyup; "Ya Rabbi! Gözünü güzel eyle!" buyurdu
Bu gözü, diğerinden güzel oldu
Ondan daha kuvvetli görürdü
Ebu Katade'nin torunlarından biri, halife Ömer bin Abdülaziz'in yanına gelmişti
"Sen kimsin?" dedi
Bir beyt okuyarak, Resulullah'ın mübarek eli ile gözünü yerine koymuş olduğu zatın torunu olduğunu bildirdi
Halife, bu beytleri işitince, kendisine, ziyade ikram ve ihsanda bulundu
Resul-i ekrem efendimiz, bir çayırda giderken, üçkere; "Ya Resulallah!" sesini işitti
O tarafa bakıp, bağlı bir geyik gördü
Yanında bir adam uyuyordu
Geyiğe istediğini sorunca; "Bu avcı beni avladı
Karşıdaki tepede iki yavrum var
Beni salıver! Gidip, onları doyurup geleyim" dedi
Resul aleyhisselam; "Sözünde durup gelir misin?" buyurdu
Geyik; "Allah için söz veriyorum, gelmezsem Allah'ın azabı benim üzerime olsun" dedi
Adam uyanıp; "Ya Resulallah! Bir emrin mi var?" dedi
Peygamber efendimiz de; "Bu geyiği azad et!" buyurdu
Adam, geyiğin ipini çözüp bıraktı
Geyik; "Eşhedü en la ilahe illallah ve enneke Resulullah" dedi ve gitti
Tags
:
mucizeleri
Mucizeleri ile ilgili Benzer Konular
173 Kez Görüntülendi
örümceklerin Mucizeleri
Diğer Hayvanlar
Mucizeleri..
Siyer
word ün mucizeleri
Windows XP
Hz.Muhammed (S.A.V)'in Mucizeleri
Kıssalar & Hikayeler
makyaj mucizeleri
Komik Resimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
19:39
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542