FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Mucizeleri..
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Mucizeleri.. ile ilgili Benzer Konular
172 Kez Görüntülendi
örümceklerin Mucizeleri
Diğer Hayvanlar
Mucizeleri
Siyer
word ün mucizeleri
Windows XP
Hz.Muhammed (S.A.V)'in Mucizeleri
Kıssalar & Hikayeler
makyaj mucizeleri
Komik Resimler
Mucizeleri
|
Nasihat Ve Tafsiyeleri
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Mucizeleri..
Mucizeleri.. başlıklı yazı Mumsema Mucizeleri.. Forum Alev
Dört gündür açım!"
Resulullah efendimiz, bir gün kızı hazret-i Fatıma'nın evine uğrayıp durumlarını sordu
Hz
Fatıma ; "Babacığım! Üç günden ber yavrularımla bir şey yiyip içmedik
Açlığa sabrediyoruz
Benim ki mühim değil
Fakat Hasen ve Hüseyn'in durumu beni çok üzüyor" diye cevap verdi
Bunun üzerine Server-i alem efendimiz; "Ey Fatıma! Canım kızım! Sen üç günden beri açsın
Ben ise dört gündür acım" buyurdular
Mübarek torunları Hz
Hasen ve Hüseyn'in aç olmalarına çok üzüldüler
Hz
Ali çalışıp kazanarak mübarek torunlara bir şeyler almak ve onları doyurmak için yola çıktı
Medine'den dışarı çıktıkları sırada bir kuyu başında develerini sulamaya çalışan bir köylü gördüler
Yanına yaklaşıp; "Ey arabi! Develerini ücretle sulatmak için birisine ihtiyacın var mı?" buyurdular
Köylü, "Evet
Ben de böyle birini arıyordum
İstersen gel, develerimi sula! Çektiğin her kova için üç hurma veririm" dedi
Hz
Ali kabul buyurup suyu çekmeğe başladı
Dokuz kova çıkarmıştı ki, kovanın ipi birden kopuverdi ve kova kuyunun içinde kaldı
Bunu gören köylü, hiddetle yerinden kalkıp, Hz
Ali 'nin yüzüne eliyle vurmak talihsizliğinden bulundu
Sonra sekiz kova suyun karşılığında yirmi dört hurma verdi
Buna oldukça üzülen Hz
Ali ellerini kuyuya uzattı
İçindeki kovayı alıp kuyunun başına koydu ve oradan ayrıldı
Köylü hayretinden dona kalmıştı! Eli bu kadar derin kuyunun dibine nasıl yetişmişti?!
Yoksa, bu zat, geleceği bildirilen dinin bir mensubu mu idi? Bu düşünceler içinde hayrete düşen köylü; "Onun, Peygamberi,hak peygamberdir
İnandım!" dedi
Biraz önce gösterdiği cür'ete, işlediği büyük cinayete pişman oldu
"Böyle bir kimseye kalkan eller kesilmeli, kemikleri kırılmalıdır" diyerek bir eline kılıcını alıp, bileğine hızla indirdi
İstediği olmuştu
Pek büyük bir acı duymuştu ama, artık kalbi rahattı
Kesilen elini diğer eline alıp, doğru Mescid-i Nebi'ye geldi
Eshab-ı kiramdan, Peygamberlerinin nerede olduğunu sordu
Kerimesine gittiğini bildirdiler
Hazret-i Fatıma'nın evini öğrenip gitti:
O sırada Peygamber efendimiz, torunları hazret-i Hasen ve hazret-i Hüseyn'i mübarek dizlerine oturtmuş getirdiği hurmaları yediriyordu
Köylü, yaptığı hatanın büyüklüğünü düşündükçe çıldıracak gibi oluyor, gözlerinden çeşme gibi yaşlar döküyordu
Bu hal üzere hazret-i Fatıma'nın evine geldi ve kapıyı çaldı
İçerden Alemlerin Efendisi nur saçarak bir güneş gibi dışarı çıktılar
Köylü, Efendimizi görür görmez, "İnandım, sen Allah'ın Resulüsün! Yaptığıma pişman oldum, beni affet ya Resulallah!" diyerek yalvardı
Sevgili Peygamberimiz; "Elini niçin kestin?" diye sorunca; "Sana inanmış mübarek yüze vuran bu eli taşımaktan haya ettiğim için!
Canım sana feda olsun ya Resulallah!" dedi
Merhamet deryası sevgili Peygamberimiz, köylünün elinden, kopuk eli alıp "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek, kanlar akan bileğine bitiştirdi
El, Allahü teâlânın izniyle, Peygamber efendimizin bir mucizesi olarak eski haline geldi
Allahü teâlâ herşeye kadirdir, herşeye gücü yeter
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri..
Ömrü boyunca titredi
Resulullah efendimiz bir gün Hakem bin Ebul Asın yanından geçti
Hakem, Resulullahın arkasından vücudunu, elini, kolunu oynatarak alay etti
Resulullah Onun bu halini nübüvvet nuruyla gördü ve "O şekilde kalasın" buyurdu
O anda Hakem bin Ebul Asın vücudunu bir titreme aldı ve ömrünün sonuna kadar o titremeden kurtulamadı
* * *
Resulullah efendimiz cinnilerin de peygamberi idi
Onları da tebliğ de bulunurdu
Bir gece teheccüd ile meşgul olup Kur'an-ı kerim okuken, Nusaybin cinlerinden yedi cin oraya uğradılar
Resulullahın okuduğu Kur'an-ı kerim ayetlerini işittiler
Bir müddet sonra Nusaybin cinlerinden kalabalık bir toplulukla gelip Mekkenin yukarısına indiler
Onlardan birisi, Resulullahın huzuruna geldi
Resulullah eshabı ile oturuyordu
Eshab-ı kirama kalbinde zerre kadar korku bulunmayan kim benimle gelir buyurdu
Abdüllah bin Mes'ud ayağa kalktı ve Resulullahın hurma nebiziyle dolu olan matarasını su dolu zan ederek aldı
Birlikde Mekkenin yukarısına gittiler
Resulullah bir çizgi çizip: Ey Abdüllah, bu çizginin içinden dışarı çıkma ve hiçbir şöyden korkma buyurdu
Abdüllah ibni Mes'ud şöyle anlatmıştır:
O çizginin içinde oturdum
Uzakda bir topluluk vardı
Resulullah onlara yaklaşınca ayağa kalktılar, hürmet gösterdiler
Resulullah sabaha kadar onların arasında kaldı
Sonra benim yanıma geldi ve çok bekledin ya Abdüllah buyurdu
Nasıl beklemiyeyim ki ya Resulallah
Dünya ve ahıret saadeti senin emrine uymağa bağlıdır, dedim
Sonra o kalabalık arasından iki kişi Resulullahın yanına geldi
Resulullah onlara, "Niçin geldiniz ki, sizin işinizi hallettim," buyurdu
Dediler ki, ya Resulallah! Sabah namazını seninle birlikte kılmak istiyoruz, onun için geldik
Bunun üzerine Resulullah bana yanında su var mı buyurdu
Getirdiler onunla abdest aldı
Onlar kimlerdir diye sordum
Nusaybin cinleridirler
Müslüman oldular
Bazı ihtilafları vardı
Hallettim
Kendilerine yiyecek ta'yin edilmesini istediler
Kemikleri kendileri için, tezeği de hayvanları için yiyecek olarak bildirdim, buyurdu
Bu hadiseden sonra kemikle ve tezek ile taharetlenmeyi yasakladı
* * *
Abdüllah ibni Mes'ud hazretleri anlatır: Bir gece Resulullah elimden tutup, beni Mekkenin bir vadisine götürdü
Beni bir yere oturtdu
Kendisi uykuya daldı
Birden bire beyaz elbiseli bazı kimseler geldi
O kadar güzel idiler ki, anlatılamaz
Dediler ki: Gözleri uykuda iken, kalbimin uyanık olması hali, bu peygamberden başka hiçbir kimseye verilmemiştir
Bu peygamberin da'vetini kabul etmek, bir saray yapdırıp, çok güzel yemekler hazırlatan ve herkesi da'vet eden padişahın da'vetini kabul etmeye benzer
Da'veti kabul edip, ziyafetden yiyip içenler sultana yakın ve kıymetli oldular
Kabul etmeyenleri ise azarlayıp cezalandırır
Bunları konuştukdan sonra gittiler
Resulullah uyandı
Buyurdu ki: Onlar melekler idiler
Söyledikleri misal şu idi: Allahü teâlâ Cenneti yarattı
İnsanları ona da'vet eidi
Bu da'veti kabul edenler Cennet ni'metlerine kavuşurlar ve Allahü teâlâ katında kıymetli olurlar
Daveti kabul etmeyenler ceza ve azap görürler
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri..
"Böyle güzel bir yüz görmemiştim"
Zübab bin Haris hazretleri anlatır:
Caliyyet zamanında bir putum vardı, ona tapardım
Cinden de bir dostum vardı
Arablar arasındaki hadiseleri bana haber verirdi
Bir gün o putun önünde uyumuştum
Aniden cin dostum geldi ve bana,
- Ey Zübab! Ey Zübab, dinle hayret verici haberi! Muhammed "aleyhisselam" bir kitabla peygamber olarak gönderildi
Mekkede insanları da'vet ediyor
Da'vetini kabul etmiyorlar
O doğru sözlüyor, yalan söylemiyor, dedi
Bu sözleri işitince hayret ettim
Kavmime haber vereyim diye dışarı çıktım
O sırada aniden bir kimse geldi ve Muhammed aleyhisselamın peygamberliği ile alakalı haberi getirdi
Tapmakta olduğum putu kırdım
Bir deveye binip, Resulullahın huzuruna gitmek üzere yola çıktım
Huzuruna varıp mubarek yüzünü gördüm
O zamana kadar ömrümde böyle güzel bir yüz görmemiştim
Mubarek yüzünde nur saçılıyordu
Yanına yaklaşdım
Bana, "Niçin, geldin, ya Zübab!" buyurdu
Ne emir buyurursanız tutayım diye geldim, dedim
Bana memleketimde kırdığım putumdan ve cinnimden haber verdi
Putu kırdığım ve cinnin bana haber getirdiği günü söyledi
Ben "Eşhedü enneke Resulullah" (şehadet ederim sen Allahın resulüsün) dedim
Önce Eşhedü en la ilahe illallah de sonra Eşhedü enneke Resulullah de buyurdu
* * *
Mazin bin el-adube şöyle anlatır:
Kavmimizin bir putu vardı
Herkes ona tapardı
Bir gün o putun önünde bir kurban kestim
Putun içinden: "Ey Mazin! Beni dinle, memnun kalırsın
Hak zuhur etti, açığa çıkdı
Şer kayboldu
Allahü teâlâ bir Peygamber ile dinini gönderdi
Taşları, yontulan putları terket ki, Cehennem ateşinden kurtulasın
"
Bu sesten korktum
Kendi kendime büyük bir iş olacak dedim
Birkaç gün sonra o putun önünde bir kurban daha kesdim
Yine putun içinden bir ses geldi
Şöyle diyordu:
"Bana gel de herkesin bildiği şeyleri duyasın
Bir Peygamber vahy ile gönderildi
Yakacağı taş olan Cehennem ateşinden kurtulmak için Ona iman et
"
Kendi kendime bu beni ikaz eden bir haberdir, dedim
Aradan günler geçti
Bir gün bize bir kimse geldi
O kimseden haber sordum
Dedi ki, "Mekkede Kureyş kabilesinden bir zat Peygamber olduğunu söylüyor, ismi Ahmeddir
Her kime rastlasam Allahü teâlânın da'vetcisine iman ediniz diyor," dedi
Kendi kendime putun içinden işittiğim haber budur dedim
Kalkıp putu parçaladım
Mekkeye gitmek üzere yola çıktım
Resulullahın huzuruna varıp Müslüman olmakla şereflendim
Ben gece gündüz nefsinin arzuları peşinde koşan, şarab içen fahişe kadınlarla düşüp kalkan bir kimse idim
Nice seneler kıtlık ve zillet, şiddetli sıkıntı içinde yaşardım
Mallarım hep helak olurdu
Oğlum olmazdı
Resulullahdan bu kötülüklerden soğuyup uzaklaşmam için dua istedim
Benim için şöyle dua etti:
"Allahım! Onu kötü işlerden kurtarıp, Kur'an-ı kerim okuyucu eyle
Haramla meşguliyyetini halal ile meşguliyyete çevir
Ona şerab yerine halal içecekler nasib eyle
Fuhşdan kurtar, iffet nasib eyle
Nefsine uymakdan kurtar, haya ihsan et ve ona salih bir evlad ver
"
Allahü teâlâ benim için yapılan bu duaları kabul buyurdu
Bu kimse bir mescid yaptırdı ve o mescidde ibadet ederdi
Zulme uğrayan her kim o mescidde üç gün ibadet yapıp, kendine zulmeden zalime beddua eylese o zalim kısa zamanda helak olurdu veya baras hastalığına yakalanırdı
O mescide Muberris denirdi
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri..
Her derde deva olan ağaç
Ümmü Ma'bed anlatır: Resulullah efendimiz çadırıma uğradı
Gece çadırımda istirahat edip, uyudu
Uyanınca su istedi
Mubarek ellerini yıkadı ve ağzını çalkalayıp, suyunu çadırımın yanında bulunan bir dikenin dibine döktü
Sabahleyin baktık ki, oradan büyük bir ağaç yetişmiş
Kocaman meyveler vermişti
Meyvelerin kokusu anber gibi, tadı şeker gibi idi
O meyveleri aç kimse yese doyar, susuz kimse yise suya kanar, hasta olan yise sıhhate kavuşurdu
Üzüntülü kimse yise neş'elenirdi
O ağacın yaprağından yiyen deve ve koyunlar hesabsız süt verirdi
Her derde deva idi
Biz o ağacın adını "mubarek ağaç" koymuştuk
Çevredeki kabileler hastaları için onun meyvelerinden istemeye gelirlerdi
Bir seher vaktinde o ağacı yemişleri dökülmüş, yaprakları küçülmüş bir halde gördüm
Çok korktum ve üzüldüm
Sonra Resulullahın vefat haberi geldi
Bu hadiseden sonra, aradan otuz sene geçti
Yine bir sabah vakti dışarı çıkıp bakdım ki, o ağaç kökünden budaklarına kadar diken halini almış, meyveleri yere dökülmüştü
Hazret-i Alinin şehid edildiği haberini işittik
Bu hadiseden sonra o ağaç artık meyve vermedi
Fakat yapraklarından faydalanıyorduk
Bir gün baktım ki ağacın içinden halis kan akıyordu
Yaprakları solmuştu
Üzüntülü bir halde otururken, hazret-i Hüseyn şehid edildi diye haber getirdiler
Ondan sonra o ağaç kökünden kurudu ve belirsiz oldu
* * *
Resulullah efendimiz hicret sırasında Ümmü Ma'bedin çadırına ulaştığında, müşrikler ne tarafa gittiğini bilemediler
O gün Ebu Kubeys dağının üzerinden bir ses işitdiler
Bazı beytler okudu
Fakat sesin sahibini göremiyorlardı
O beytlerde şöyle diyordu:
Allahü teâlâ onlara bol iyilikler versin,
Çadırına vardılar, Ümmi Ma'bedin!
İkisi hicret ettiler, Hak olan emr ile,
Muhakkak felaha erer, arkadaşı Muhammedin "aleyhisselam"!
Bu beytleri işitince Mekkeli müşrikler Resulullahın Medine tarafına gitmiş olduğunu anladılar
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri..
"Vefatın Merv şehrinde olacak!"
Resulullah efendimiz Allahın bildirmesiyle gelecekten de haber verirdi
Hicret sırasında Resulullah efendimiz yolda iken, Büreyde-i Eslemi, kabilesinden yetmiş kişiyle Resulullahın önüne çıktı
Resulullah onu görünce, adı ile çağırdı
Büreyde-i Eslemi, Resulullaha siz kimsiniz diye sorunca, ben Muhammed bin Abdüllahım ve Allahü teâlânın Resulüyüm, buyurdu
Bunun üzerine Büreyde-i Eslemi hemen "Eşhedü en la ilahe illallah ve enneke abdühü ve resulühü" diyerek müsliman oldu
Yanındaki yetmiş kişi de iman etmekle şereflendiler
Resulullah, ile beraber yola devam etdiler
Medineye bir menzil mesafede bir yerde gecelediler
Sabahleyin, Büreyde-i Eslemi: Ya Resulallah! Medineye bayraksız girmemiz olmaz diyerek, sarığını çıkarıp bir mızrağın ucuna bağladı
Resulullahın önünde tutarak yürüdü
Böylece Medineye girdiler
Resulullah buyurdu ki: "Ey Büreyde! Benden sonra Horasan şehirlerinden Zülkarneynin kurduğu Merv şehrine gideceksin
Vefatın da orada olacaktır
Kıyamet gününde şark ehlinin önderi olacaksın"
Resulullahın buyurduğu gibi oldu
Büreyde bir savaşda Merv şehrine gitti ve orada vefat etdi
Hadis alimleri demişlerdir ki, şehirler hakkında varid olan hadis-i şeriflerden en sıhhatli hadis, Büreyde hadisidir
Büreydenin kabri, Hakim ibni Amr Gaffarinin kabrinin yanındadır
Hakim ibni Amr Gaffari Resulullahın Eshabındandır
Merve emir ve kadi olmuşdur
Hicretin ellinci senesinde vefat etmişdir
Büreyde ise hicretin altmışıncı senesinde vefat etti
* * *
Ammar bin Huzeyme şöyle anlatmışdır: Evs ve Hazrec kabileleri arasında Ebu Amirden daha ziyade Resulullahı medh eden yoktu
Çünkü, yehudiler arasında çok bulunmuş ve onlardan Resulullahın sıfatlarını işitmişdi
O Peygamberin hicret edeceği yer Medinedir diye söylemişlerdi
Ayrıca din aramak için Şama gitmişti
Orada da yehudilerden ve nasranilerden Resulullahın vasflarını, şeklini ve şemailini işitmişdi
Sonunda Medineye dönüp orada yerleşti
Daima millet-i hanif üzere olduğunu iddia ederdi
Resulullahın gönderilmesini bekledi
Nihayet Resulullaha Mekkede peygamberliği bildirilince bunu işitti
Fakat Mekkeye gitmedi
Resulullah Medineye hicret edince de Ebu Amirin içine bir hased ve nifak düştü
Resulullahın yanına gidip, Ey Muhammed! Ne ile Peygamber oldun dedi
Din-i hanif üzere buyurunca, sen bu dine birşeyler karıştırmışsın, dedi
Resulullah bu dini apaçık ve tertemiz getirdim
Yehudi ve nasrani alimlerinin benim vasflarım hakkında sana bildirdikleri nereye gitti, buyurdu
Ebu Amir, o sen değilsin, dedi
Resulullah, "Yalan söylüyorsun "deyince de, yalan söyleyen memleketinden sürülüp garib ölsün, dedi
Bu sözleriyle Resulullahın Mekkeden Medineye gelmiş olmasını kast ediyordu
Bunun üzerine Resulullah, "Kim yalan söylüyorsa öyle olsun," buyurdu
Sonra Ebu Amir Mekkeye gidip müşriklere tabi' oldu
Mekke fethedilince Taife kaçtı
Taif halkı müsliman olunca da Şama gitti
Orada vatanından sürülmüş ve yalnız bir halde, ölüp gitti
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri..
"Cahillik ve inad yoluna gitmeyiniz!"
İslâmiyyetten önce Şamda İbni Heyyaban adında bir yehudi vardı
Bu yehudi Medineye gelip yerleşti
Beni Kureyza kabilesinin arasında kalırdı
O kabileden biri şöyle demiştir:
Asla onun gibi edeb ve şartlarını gözeterek namaz kılan kimse görmedim
Ne zaman kıtlık olsa yağmur duası için onun yanına giderdik
Bize sadaka vermemizi söylerdi
Sadakadan sonra dua ederdi
Biz henüz yanından ayrılmadan yağmur yağmağa başlardı
Vefatı yaklaşıp yakında öleceğini anlayınca, bize vasıyyet ederek şöyle dedi
"Ey yehudi cema'ati! Biliyor musunuz ben niçin ni'meti bol olan Şamı terk edip de, kıtlık bulunan bu Medine şehrine gelip, burayı kendime vatan edindim!
Ben buraya şu sebeple geldim
İlahi kitablarda okudum ve anladım ki, ahır zaman peygamberinin gelmesi yaklaşmıştır
Bu şehir Onun hicret yeri olacaktır
Dini burada kuvvet bulacakdır
Ümmid ediyordum ki, Ona hizmetle ve tabi' olmakla şerefleneyim
Ona iman ederek dalaletten hidayete kavuşayım
Fakat kesin olarak anladım ki, fırsat elvermedi! Ömrüm o zamana yetmedi! Sakın, sakın! gaflet etmeyiniz! Cahillik ve inad yoluna gitmeyiniz
O Peygamberin zuhuru zamanı yaklaşdı
Ona iman etmekte yarışanlardan olmağa çalışınız
Ona iman edip tabi' olarak, hidayete erip, dalaletden kurtulunuz
"
Zaman geldi
Resulullah, Beni Kureyza kabilesini kuşattı
Aralarından İbni Heyyebanın vasıyyetini işitenler: Ey Kureyza oğulları
Bu İbni Heyyebanın haber verdiği peygamberdir dediler
Diğerleri bu o değildir, dediler
Fakat onlar vallahi Odur diyerek hemen kal'adan aşağı inip iman ettiler
Canlarını, mallarını ve ailelerini kurtardılar
* * *
Ukaşe bin Mıhsan, Bedir gazasında düşmanla çarpışırken kılıcı iki parçaya ayrıldı
Resulullah onun eline bir ağaç dalı verdi ve bununla savaş buyurdu
Ağaç dalını eline alıp sallamaya başlayınca, iyi bir kılıç halini aldı
Bütün savaşlarda o kılıç ile savaştı
O kılıcı mürtedlerle yapılan savaşda şehid düştüğü güne kadar kullandı
O kılıca Avn (ilahi yardım) adını vermişlerdi
* * *
Bedir savaşında, Katade bin Nu'manın, gözüne bir nesne dokundu ve büyük yara aldı
Gözü yüzü üzerine sarktı
Kavmi onu keselim, fakat önce Resulullaha sorup, istişare edelim dediler
Resulullah Katadeyi huzuruna çağırdı
Yanağına sarkmış olan gözünü yerine yerleşdirdi ve mubarek eliyle sıvazladı ve gözü iyileşti
Öyle ki hangi gözü çıkmışdı bilemediler
* * *
Saib bin Hubeys, Emir-ül mü'minin Ömer bin Hattab zamanında şöyle anlatmıştır: Vallahi beni Bedir gazasında kimse esir etmedi
Fakat Kureyş müşrikleri ile birlikde ben de kaçıyordum
Beyaz tenli, uzun boylu bir kimse, gösterişli bir ata binmiş, havada üzerimden yetişti ve beni tutup bağladı
Abdürrahman bin Avf gelip beni bağlı buldu
Bunu kim bağladı diye bağırarak sordu
Hiç kimse cevab vermedi
Sonra beni Resulullahın huzuruna götürdü
Resulullah bana, "Seni kim tuttu, ey Ebu Hubeys," dedi
Durumu bildirmek istemediğim için "Bilmiyorum," dedim
Bunun üzerine Resulullah "Seni meleklerden bir melek tuttu," buyurdu
Sonra Abdürrahman bin Avfa esirini al götür buyurdu
O söz hiç hatırımdan çıkmadı
Fakat müsliman olmam gecikti, sonunda Müslüman oldum
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri..
"Sen beni öldürmek için geldin!"
Bedir savaşından sonra, Umeyr bin Vehb el-Cühami, Safvan bin Ümeyye ile bir gün Bedir savaşında tesir düşmüştü
Safvan, "İşimiz karıştı" dedi
Umeyr bin Vehb de "Doğru söylüyorsun, bundan sonra yaşamanın tadı kalmadı
Eğer borçlarım olmasaydı ve çoluk çocuğumun perişan olmasından korkmasaydım, Muhammedi öldürmek için Medineye giderdim
Çünkü, Muhammed Medine pazarında yalnız başına dolaşıyormuş ve herkesle konuşuyormuş
Ayrıca oğlum orada esir olduğu için bir behanem de var"dedi
Bunun üzerine Safvan, "Borçlarını ben ödeyeyim
Çoluk çocuğunun geçimini de üzerime alayım
Yeter ki sen bu işi yap" dedi
Böylece anlaştılar
Safvan, Umeyrin yol hazırlığını yaptı
Kılıcını da bileyip, zehrli su verdi
Umeyr, bu sır aramızda kalsın
Sakın kimse farkına varmasın diye tenbih ettikten sonra, Medineye gitmek üzere yola çıktı
Medineye varınca, mescidin önünde hayvanından inip, bineğini bağlayıp, kılıcını kuşandı
Resulullahın yanına gitmek üzere yürüdü
O sırada Emir-ül mü'minin Ömer bin Hattab bir cemaat ile birlikte oturuyordu
Ümeyri görür görmez, bu köpeği tutunuz! O Allahın düşmanıdır
Bedir savaşında kavmini bizimle savaşmağa teşvik ediyordu
Bizim ordumuzun az olduğunu kavmine haber veriyordu, dedi
Bunun üzerine onu yakaladılar
Hazret-i Ömer, Resulullahın huzuruna gidip, durumu arz etti
Resulullah "Onu getiriniz!" buyurdu
Hazret-i Ömer bir eliyle Umeyr'in kılıcının bağını boynuna takıp bağladı ve sıkıca tuttu
Bir eliyle de kılıcın kabzasından tuttu
Böylece Resulullahın huzuruna götürdü
Ensardan bazılarına da, Resulullahın önünde oturun ve bunun saldırmasını engelleyin, dedi
Resulullah bu durumu görünce,"Ey Ömer onu salıver!" buyurdu
Sonra, "Yaklaş Ey Umeyr! Niçin geldin" dedi
"Oğlum esir olmuştu, onun için geldim" dedi
Resulullah, "Doğru söyle, doğruyu söylemedikçe kurtulamazsın" buyurdu
O yine esir oğlu için geldiğini söyledi
Bunun üzerine Resulullah, " Safvan bin Ümeyye ile oturup, Bedir savaşının hezimetini konuşmadınız mı? O senin borcunu ve ailenin geçimini üzerine alıp, sen de beni katl etmek için gelmedin mi! Sen beni öldürmek için geldin! Fakat Allahü teâlâ seni maksadına kavuşturmadı" buyurdu
Umeyr bunları işitince hakikati anladı ve, sen Allahü teâlânın Resulüsün
Şimdiye kadar cahilliğimden seni inkar etmişim
Zira bu işi benden ve Safvandan başka hiç kimse bilmiyordu
Bunu sana ancak Allahü teâlâ haber verdi ve beni müsliman olmakla şereflendirdi, diyerek Müslüman oldu
Mekkeye döndükten sonra, pekçok kimse onun vasıtasıyla Müslüman olmakla şereflendi
Haris bin Ebi Dırar, Bedir savaşında esir düşen yakınlarını fidye karşılığında kurtarmak için birkaç deve ve başka mallar alıp, Medineye geldi
Yolda develeri bir yere sakladı ve eli boş bir halde, Resulullahın huzuruna çıktı
"Fidye olarak ne getirdin?" buyurdu
"Hiç bir şey getirmedim" dedi
"Falan yere sakladığın develer ve mallar ne oldu?" deyince, Haris hemen kelime-i şehadeti söyleyerek Müslüman oldu
Çünkü, develeri ve malları sakladığını kendisinden başka kimse bilmiyordu
Benim yanımda kimse yoktu ve benden önce de kimse gelmedi, dedi
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri..
"Üzülme Allah bizimledir!"
Peygamber efendimizin mucizelerinden biri de mübarek ağız suyunun şifa vermesi idi
Mesela, Resulullah efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir'le çıkıp, bir miktar yürüyüp, mübarek ayakları şiştikte, Ebu Bekir götürüp, Mekke'ye üç mil yerde bulunan ve tepesinden deniz görünen Sevr dağında bir mağaraya vardıklarında, Hazret-i Ebu Bekir önceden girip, taş yarıklarından bazı hayvanlar Resulullaha zarar vermesin diye, karanlıkta eliyle yoklayıp, parmaklarını ve ayağını ve bir ökçesini deliklere soktu
Resulullah girince, onun dizine yatıp uyudu
Hazret-i Ebu Bekir'in ayağını yılan sokup, şişti
Gözünden yaş damladı
Resulullah uyandı
Niçin bana haber vermedin buyurdu
Sizi uyandırmağa kıyamadım deyince, Resulullah: "Ya Rabbi, Ebu Bekir'i Cennet derecelerinde benimle birlikte bulundur" diye dua etti
Ağrıyan yerine, mübarek ağzının suyunu sürdü, hemen şifa buldu
Yine aynı mağarada şu mucize gerçekleşti: Resulullah efendimiz orayı şereflendirince, hemen mağaranın ağzı önünde bir mugilan ağacı bitti
Örümcek de kat kat ağlar kurdu
İki yaban güvercini de gelip, yuva yapıp, yumurtladı
Sabah olunca, müşrikler Resulullah'ı kaçırdıklarına çok üzülüp, Mekke'nin etrafını arayıp, iz ilminde mahir bir adamla gezerlerken, iz görüp, mağaraya kadar geldiler
Vallahi Muhammed bu mağarayı geçmemiştir deyince, niceleri girmek istediklerinde, bazıları, şu örümcek ağları, Muhammed dünyaya gelmeden önce kurulmuştur; mağaraya girseydi, bunlar bozulurdu deyip, ümit kesip gittiler
Müşrikler içeri girmek istediklerinde, Hazret-i Ebu Bekir üzülüp, Resulullah: "Üzülme, muhakkak ki, Allah bizimledir" buyurdu
O da, "Ya Resulallah, kafirler, ayakları altına baksalar, bizi görürler; ben kendim için değil, sizin için üzülüyorum
Ben ölsem, dünyadan bir kişi gitmiş olur, siz öldürülürseniz, bütün ümmet helak olur" dedikte, Resulullah: "Ey Eba Bekir, o iki kişinin üçüncüleri Allah'dır" buyurdu
Bugün bile, Kabe'nin hareminde sürüler halinde olup, kimsenin dokunmadığı güvrecinlerin, o iki güvercinin neslinden olduğu
Yine mağarada, hazret-i Ebu Bekir çok susadı ve Resulullaha bunu arz etti
"Mağara ağzına git, iç" buyurdu
Gittikte, baldan tatlı, miskten güzel kokulu su içip geldi
Resulullah: "Ey Eba Bekir, sana müjde vereyim mi?" buyurunca, buyur, ya Resulallah dedi
"Allahü teâlâ, Cennet nehirlerine müvekkel olan meleğe, Firdevs Cenneti'nden bir kanal yarıp, mağaranın ağzına akıt, Ebu Bekir kulum ondan su içsin diye emretti" buyurdu
"Ya Resulallah, benim Allah katında böyle bir mertebem var mıdır" diye arz etti
"Evet, bundan daha üstün merteben var
Beni hak peygamber gönderen Allah'a yemin ederim ki, seni sevmeyen Cennet'e giremez; yetmiş peygamber kadar ameli olsa da" buyurdu
* * *
Resulullah efendimiz başka yerlerde olan hadiseleri de Cenab-ı Hakkın haber vermesiyle bilirdi
Müreysi gazadan dönüşte, bir gece konakladıkları yerde büyük bir rüzgar esti
Müslümanlar korkunca, Resulullah: "Korkmayınız! Medine'deki müşriklerin bir büyüğünün ölümü için esti" buyurdu
"Kimdir?" dediler
"Rıfa'a bin Zeyd bin Sabit'tir" buyurdu
Medine'ye geldiklerinde gerçekten o gece, Yahudilerin ve münafıkların namlılarından Rifa'a'yı ölmüş buldular
01-06-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Mucizeleri..
"Kur'anı kerimi sadece Resulullah anladı!"
Resulullaha gönderilen, Kur'an-ı kerimin mu'cize olması yönlerinden biri de şudur: Onu okuyan ve dinleyen, okumaktan ve dinlemekden asla usanmaz
Ne kadar çok okursa ve dinlerse, okudukca ve dinledikce muhabbeti ve tat alması artar
Halbuki, insanların sözleri ne kadar edebi, fasih ve belig olursa olsun, birkaç defa okunup dinlendikden sonra tat alınmaz olur ve usanç ve sıkıntı vermeğe başlar
Kur'an-ı kerimin bir mu'cize yönü de, ihtiva ettiği ilim ve manaların çok derin olmasıdır
Arab dili kaidelerine göre ve arab lisanıyla nazil olduğu halde, temamını arablar ve hiç kimse anlayamaz
Ondaki ilmleri ve ma'rifetleri, Resulullah peygamberliği bildirildikden ve Kur'an-ı kerim nazil oldukdan sonra bilmiş ve anlamıştır
Mesela hazret- i Ömer, bir yerden geçerken, Resulullahın, Ebu Bekir-i Sıddika birşey anlattığını gördü
Yanlarına gidip dinledi
Sonra, başkaları da, gördü ise de, gelip dinlemeye çekindiler
Ertesi gün, Hz
Ömeri görünce, "Ya Ömer, Resulullah, dün size bir şey anlatıyordu
Bize de söyle, öğrenelim" dediler
Çünkü, daima, "Benden duyduklarınızı, din kardeşlerinize de anlatınız! Birbirinize duyurunuz!" buyururdu
Hz
Ömer, "Dün Ebu Bekir, Kur'an-ı kerimden anlıyamadığı bir ayetin ma'nasını sormuş, Resulullah, ona anlatıyordu
Bir saat dinledim, birşey anlıyamadım" dedi
Çünkü, Ebu Bekirin yüksek derecesine göre anlatıyordu
Hz
Ömer, o kadar yüksek idi ki, Resulullah, "Ben, Peygamberlerin sonuncusuyum
Benden sonra Peygamber gelmiyecektir
Eğer, benden sonra Peygamber gelseydi, Ömer Peygamber olurdu" buyurdu
Böyle yüksek olduğu halde ve arabiyi çok iyi bildiği halde, Kur'an-ı kerimin tefsirini bile anlıyamadı
Çünkü, Resulullah, herkese, derecesine göre anlatıyordu
Ebu Bekirin derecesi, ondan çok daha yüksekti
Fakat, bu da, hatta Cebrail dahi, Kur'an-ı kerimin ma'nasını, esrarını, Resulullaha sorardı
Resulullah efendimiz, Kur'an-ı kerimin hepsinin tefsirini Eshabına bildirdi
Bunun için, Kur'an-ı kerimin hakiki manasını anlamak, öğrenmek istiyen bir kimse, din alimlerinin kelam ve fıkıh ve ahlak kitablarını okumalıdır
Bu kitabların hepsi, Kur'an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden alınmış ve yazılmıştır
Kur'an tercümes, meali diye yazılan kitablar, doğru mana veremez
Okuyanları, bunları yazanların fikrlerine, düşüncelerine ve maksadlarına esir eder ve dinden ayrılmalarına sebep olur
Kur'an-ı kerimin hakikatının nihayeti yoktur
İnsan ne kadar yüksek derecelere ulaşırsa ulaşsın, Kur'an-ı kerimde bildirilen ma'rifetleri kısaca anlamaktan da acizdir
Nerede kaldı ki, tafsilatıyla anlamaya kadir olabilsin
Ondaki ilahi sırlar, ilimler ve ma'rifetler nihayetsizdir
O apaçık bir nur ve öyle sağlam bir dayanakdır ki, geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur
Tags
:
mucizeleri
Mucizeleri.. ile ilgili Benzer Konular
172 Kez Görüntülendi
örümceklerin Mucizeleri
Diğer Hayvanlar
Mucizeleri
Siyer
word ün mucizeleri
Windows XP
Hz.Muhammed (S.A.V)'in Mucizeleri
Kıssalar & Hikayeler
makyaj mucizeleri
Komik Resimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
22:30
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542