FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Hilye-i saadet
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Hilye-i saadet ile ilgili Benzer Konular
135 Kez Görüntülendi
Asr-ı Saadet İklimini Solumak
Dini Makaleler
Saadet (Saadettin) Camisi
Ege Bölgesi
Saadet Reçetesi
Dini Sohbet
Yeniden Asr-ı Saadet
Dini Sohbet
Hilye-i Saadet
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Nasihat Ve Tafsiyeleri
|
Dua Ve Tesbihleri
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Hilye-i saadet
Hilye-i saadet başlıklı yazı Mumsema Hilye-i saadet Forum Alev
Hilye-i saadet
Peygamber efendimizin görünüşünün anlatılmasına Hilye-i seadet denir
İslâm alimleri, Muhammed aleyhisselamın görünen bütün uzuvlarını, şeklini, sıfatlarını, güzel huylarını ve bütün inceliklerine varıncaya kadar hayatının tamamını açık bir şekilde senet ve vesikaları ile yazmışlardır
Bu bilgiler, bizzat Peygamber efendimizin kendi beyanları olan hadis-i şeriflerinden ve Eshabının bildirdiği haberlerden toplanmıştır
Bunları ihtiva eden eserlere, siyer kitapları denmektedir
Binlerce siyer kitabı arasında, Peygamber efendimizin hilye-i seadetini bildiren en meşhur kitapları; İmam-ı Tirmizi'nin "Eş-Şemail-ür-Resul"ü ve Kadı ıyad'ın "Şifa-i şerif"i ile İmam-ı Beyheki'nin ve Ebu Nuaym İsfehani'nin "Delail-ün-Nübüvve"leri, bir de İmam-ı Kastalani hazretlerinin "Mevahib-i Ledünniyye" adlı eseridir
Hadis-i şeriflerden ve Eshab-ı kiramın bildirdiği haberlerde, sevgili Peygamberimizin hilye-i seadeti şöyle bildirilmektedir:
Fahr-i kainatın mübarek yüzü ile bütün aza-i şerifesi ve mübarek sesi, bütün insanların yüzlerinden ve azalarından ve seslerinden güzel idi
Mübarek yüzü bir mikdar yuvarlak idi ve neş'eli olduğu zamanda ay gibi nurlanırdı
Sevindiği, mübarek alnından belli olurdu
Resulullah efendimiz gündüz nasıl görürse, gece de öyle görürdü
Önünde olanları gördüğü gibi, arkasında olanları da görürdü
Yana ve geriye bakacağı zaman, bütün bedeni ile dönüp bakardı
Mübarek gözleri büyük ve kirpikleri uzun idi
Mübarek gözlerinde bir mikdar kırmızılık vardı ve gözlerinin karası gayet siyah olup, geceleri sürme çekerdi
Fahr-i alemin alnı açık idi
Mübarek kaşları ince olup, kaşları arası açık idi
İki kaşı arasındaki damar, hiddetlenince kabarırdı
Mübarek burnu gayet güzel olup, orta yeri bir miktar yüksek idi
Mübarek başı büyük idi
Mübarek ağzı küçük değildi
Mübarek dişleri beyaz olup, öndekiler seyrek idi
Söz söyleyince, sanki dişleri arasından nur çıkardı
Allahü teâlânın kulları arasında O'ndan daha fasih ve daha tatlı sözlü kimse görülmedi
Mübarek sözleri gayet kolay anlaşılır, gönülleri alır ve ruhları cezb ederdi
Söz söylediği zaman, kelimeler inci gibi dizilirdi
Bazan iyi anlaşılması için, üçkere tekrar ederdi
Cennet'te Muhammed aleyhisselam gibi konuşulacaktır
Fahr-i alem efendimiz, güler yüzlü idi
Tebessüm edekek güler ve mübarek ön dişleri görünürdü
Gülünce, nuru duvarlar üzerine aks ederdi
Ağlaması da, gülmesi gibi hafif idi
Kahkaha ile gülmez, yüksek sesle de ağalamazdı
Ama üzülünce, mübarek gözlerinden yaş akardı
Ümmetinin günahlarını düşününce, Allahü teâlânın korkusundan ve Kur'an-ı kerimi işitince ve bazan da namaz kılarken ağlardı
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hilye-i saadet
Sözleri gönülleri ve ruhları cezbederdi
Resulullah efendinmizin konuşması hakkında şöyle buyurulmuştur
Allahü teâlânın yaratıkları arasında ondan daha fasih ve şirin konuşan, üslubu hızlı ve akıcı bir kimse yoktu
Mübarek sözleri gönülleri alır ve ruhları cezbederdi
Konuşması o derecede idi ki, onun nihayetine akıl yetişmezdi
Nasıl böyle olmasın ki, bu şerefli lisanı ile Hak teâlânın emir yasaklarını insanlara bildirdi
Allah'ın muradı onun lisanından beyan oldu
Allahın emir ve yasaklarının hepsi onun vasıtasiyle açıklanıp bildirilirdi
Farzlar ve sünnetler onunla açık seçik ortaya konulmuştur
Doğruluk ve olgunluk yolu, dünyaya geliş ve Allaha dönüş caddesi onunla açık ve aydınlık hale gelmiştir
O derecede konuşması akıcı ve aydınlık, sözleri açık ve berrak idi ki, söz söylediği zaman kelimeleri inci gibi dizilirdi
Bir kimse saymak istese şerefli kelimelerinin sayılması kabildi
Aişe-i Sıddıka validemiz anlatır:
Resulullah efendimiz sözünü sizin dizdiğiniz gibi dizmezdi
O öyle söz söylerdi ki, eğer sayıcı bir kimse onları saymak istese sayılması kabil olurdu
Bazı yerde anlaşılsın diye bir kelimeyi üç kere tekrarlardı
"Ben Arabın en açık ve aydınlık konuşanıyım" diye buyururdu
Cennet ehli Muhammed aleyhisselamın diliyle konuşurlar
Hazret-i Ömer bin Hattab, bir gün:
- Ya Resulallah! Ne haldir ki, sen bizim aramızdan çıkıp yabancı bir diyara gitmedin
Yine de fesahatte, güzel konuşmada hepimizden üstünsün, dedi
Fahr-i Kainat efendimiz:
- İsmail'in "aleyhisselam" konuştuğu dil kaybolup gitmişti
Cebrail aleyhisselam onu bana getirdi, ezberletti, buyurdu
Velhasıl lisanın kemaline delalet eden şeylerin nihayeti yoktur
Bu mananın tasdiki, akıllı kişiler katında asla delile ve isbata muhtaç değildir
Bazı alimler, Peygamber efendimizin lafzı az ve manası çok olup asla fasihlerin divanlarından hiç birinde geçmemiş olan şerefli sözlerinden bazısını toplamışlardır
01-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hilye-i saadet
"Ben, sizin işitmediğinizi işitirim
"
Resulullah efendimizin işitmesi de bizimki gibi değildi
Fahr-i alem efendimiz, "Hiç şüphesiz ki, ben, sizin görmediğinizi görürüm ve işitmediğinizi işitirim
" buyurmuştur
Hakim bin Hizam hazretleri anlatır: "Bir gün Resulüllah efendimiz eshab-ı kiramı arasında oturuyordu
Onlara:
- Benim işittiğimi siz de işitiyor musunuz? diye sordu
- Hiçbir şey işitmiyoruz, ya Resulallah! dediler
O zaman Resulullah efendimiz:
- Muhakkak ben, göğün ve yıldızların sesini işitirim
Onun ses verdiği inkar edilemez
Çünkü onda bir karış yer yoktur ki, üzerinde secde veya kıyam edici bir melek bulunmasın, diye buyurdu
Efendimizin sesi, işitmesi gibi yüz görünüşü ve konuşması da çok farklı idi
Fahr-i alem efendimizin alnı parlak ve açıktı
Mübarek kaşları sık ve ince idi
Kaşlarının arası açıktı
İki kaşının arasında olan damarı gazab zamanında kabarırdı
Mübarek dişleri beyazdı ve çok sık değildi, araları açıktı
İnci gibi berrak, sağlam ve güzeldi
İbn-i Abbas hazretlerinden buyurdu ki, Fahr-i alem efendimizin ön dişleri seyrekti
Söz söylediği zaman sanki dişlerinin arasından nur çıkardı
Mübarek dudaklarının mübarek ağzını yumduğu zamanda görünen şekli, güzelliği Allah'ın kullarından hiçbir kimseye verilmiş değildi
Görenler, öylesine güzellik ve letafet üzere idi, demişler gördüklerini tam ifade edememişlerdir
Hz
Ebu Kursafe şöyle anlatır: "Ben, annem ve teyzem Resulullah efendimize gidip biat ettik
Dönüp eve geldiğimiz zaman bana:
- Oğlum, hiç bunun gibi yüzü güzel, elbisesi temiz, sözü yumuşak ve tatlı bir kimse biz görmedik
Ağzından nur çıktığını görüyorduk, dediler
Mübarek ağız suyunun vasfı hakkında çok mucize ve kerametler beyan olunmuştur
Bunlardan biri ittifakla nakledilen bir hadiste gelmiştir ki, Hayber gazasında Hazret-i Ali'nin gözleri çok ağrıyordu
O kadarki, gözlerini açmaya muktedir olamıyordu
Fahr-i alem efendimiz o gün eline sancağı alıp gözlerine mübarek ağız suyundan sürdü
Öyle sıhhat nasib oldu ki, sanki hiç gözleri ağrımamış gibi oldu
Hz
Utbe'de de kurdeşen dedikleri hastalık arız olmuştu
Fahr-i alem onun sırtına ve karnına bir miktar ağız suyundan sürdü ve mübarek eliyle sığadı
Sıhhat bulduktan sonra bedeni öyle hoş kokulu oldu ki, ondan güzel koku olmazdı
01-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hilye-i saadet
Gece de gündüz gibi görürdü
Resulullah efendimizin görmesi bizim görmemiz gibi değildi
İbni Abbas hazretleri, "Resulullah efendimiz gündüz nasıl görürse gece karanlığında da öyle görürdü," buyurmuştur
Hz
Aişe validemiz de, "Resulullah efendimiz aydınlıkta nasıl görürse karanlıkta da öyle görürdü" buyurmuştur
Fahr-i alem efendimiz ashabına:"Vallahi sizin rükunuz ve secdeniz benden gizli kalmaz
Hiç şüphesiz ben sizi önümden ve arkamdan görürüm" buyurmuştur
Yine Müslim'de geçen Enes bin Malik hazretlerinin bildirdiği hadis-i şerifte, Efendimiz : "Ey Âdemoğulları! Elbette ben sizin imamınızım
O halde rüku ve secdeyi benden önce etmeyin
Hiç şüphesiz sizin önce yapmanız bana malum olur
Çünkü sizi önümden ve arkamdan görürüm" buyurdu
İmam-ı Mücahid hazretleri, "O, kalktığın ve secde edenler arasında dolaştığın zaman seni görüyor," (Şura suresi: 218) ayet-i kerimesinin tefsirinde şöyle buyurmuştur: Resulüllah efendimiz önünde olanları gördüğü gibi arkasında olan safları da görürdü
Bu durum Resulüllah efendimiz hakkında alışılmışın ötesine geçen bir hususiyettir
Gözde görme sıfatını yaratan Cenab-ı Allah başka uzuvlarda da yaratmaya kadirdir
Efendimiz, genelde önüne bakardı
Yeryüzüne bakışı gök yüzüne bakışından ziyade idi
En çok baktığı göz ucu ile bakmaktı
Gerçekten de edebin gereği olan şey, gözlerini muhafaza etmektir
Oraya buraya baka baka yürümek edepsizlik nişanıdır,denilmiştir
Hazret-i Ali buyurdu ki: "Fahr-i alem mübarek gözleri büyüktü
Mübarek kirpikleri uzundu
Mübarek gözlerinin karası gayet siyahtı
Mübarek gözlerinde biraz kırmızılık vardı
Bu özellik gözde gayet güzel olmayı gerektirici bir vasıftır
Bir zaman Resulüllah efendimiz beni Yemen diyarına gönderdi
Orada Yahudi alimlerinden bir kişi bana:"Eba'l-Kasım'ın vasfını bana söyle" dedi
Ben de, çok uzun değildir, kısa da değildir, dedim
O Yahudi alimi devam etti:" Gözlerinde kırmızılık vardır ve sakalı çok güzeldir, "dedi
Ben: " Vallahi Resulullah hazretlerinin sıfatı böyledir", dedim
O zaman Yahudi alimi:
" Ben babalarımın ve dedelerimin kitaplarında O'nun vasfını böyle buldum
Ben şehadet ederim ki, o nebidir ve Allah'ın resulüdür
Bütün Âdemoğullarına resul olarak gönderilmiştir," dedi
01-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hilye-i saadet
Resulullahı sevmek farzdır
Resulullah'ı sevmek, bütün Müslümanlara farz-ı ayndır
O serverin sevgisi bir gönüle yerleşirse, İslâmiyet'i yaşamak, imanın ve İslâm'ın tadına, doyulmaz zevkine ermek, çok kolay olur
Bu sevgi, iki cihanın efendisine tam uymala sebeb olur
Bu sevgi ile, Allahü teâlânın, Habibine ikram ettiği sonsuz ve anlatılması mümkün olmayan nimetlere ve bereketlere kavuşmakla şereflenilir
Küçük-büyük bir Müslümanı, doğrudan doğruya Resulullah'ın sevgisine götüren Ehl-i sünnet alimleri ve kitapları, bu bereketlerin senetleridir
Resul aleyhisselamın mübarek ismini anan veya duyan mü'minin, Resulullah'ın şerefli meclisinde bulunuyormuş gibi; sükunet, edeb, kalb ve bedenle tazim üzere bulunması vaciptir
Resulullah efendimizin mübarek sözlerinde ve işlerinden bildirilen birşeyi, O'nun şanını yükseltecek bir şey ile mukabele etmek, O'na tazimden ve hürmettendir
İnsanlar arasında aşağılık ve düşük bir mertebe için kullanılan kelimelerle, Resulullah'ı vasfetmemek de O'na tazimdendir
Birçok yabancı kimse gelip, Resulullah'ı ilk gördüklerinde, daha söz, iş ve hallerine muttali' olmadan, sadece görmekle, hak peygamber olduğunu anlarlardı
Nitekim şairi Abdullah bin Revaha hazretleri, "Hiçbir mu'cizesi olmasa, kendisi mu'cize idi
" demiştir
Bazı alimler, Resulüllahın hüsnü cemalinin hepsini Allahü teâlâ bize göstermedi
Çünkü bütün güzelliği görünseydi, mübarek yüzüne gözler bakamazdı
Neş'eli olduğu zamanlar nurlu yüzü ayna gibi parlar, parlaklığı yanlarındaki duvarlara aksederdi
Gece karanlığında dışarıdan içeriye girenler, yüzünün nurunun aydınlığında yere düşmüş iğneyi görürlerdi
"Kişi sevdiği ile beraberdir"
Resulullah efendimizin güzelliğini hiç kimse tam olarak anlatamamıştır
O'nu görüp güzelliğine aşık olanlar, dilleri döndüğü kadar anlatmağa çalışmışlar, o güzelliği bildirmeğe insan gücü yetmez demişlerdir
İslâm alimlerinin kitaplarında o aşıkların haber verdiklerinden yüzlercesi yazılmıştır
Okuyanlar, Allahü teâlânın, sevgili Peygamberini, düşünülemiyecek bir düzende ve bakmağa doyulamayacak bir güzellikte yaratmış olduğunu hemen anlatır
Görmeden, O'na gönül verirler
Habibullah'a aşık olanlar, her nefeste, ciğerlerine giren havanın serinliğinde, O'nun sevgisinin tadını duyarlar
Aya her bakışlarında, O'nun mübarek gözlerinden gelmiş olan ışınların akslerini aramakla zevklenirler
O'nun güzelliği deryasında bir damlaya kavuşanların her zerresi;
"Güzel yanağını bilen, güle hiç bakmaz,
Senin sevginde eriyen, derman aramaz!" diye söyler
Bir gün hazret-i Ömer, Peygamber efendimize; "Ya Resulullah! Allahü teâlâya yemin ederim ki, canım hariç, bana her şeyden sevgilisin" dedi
Resulullah efendimiz ise; "Ben, kendisine canından daha sevgili olmadıkça, sizden biriniz asla iman etmiş olmaz" buyurdular
Bunun üzerine hazret-i Ömer; "Ya Resulallah! Sana Kur'an-ı kerimi gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, sen bana canımdan daha sevgilisin" deyince; "Ey Ömer, şimdi (tamam) oldu" buyurdular
Enes bin Malik'den rivayetle bir hadis-i şerifde buyruldu ki: "Hiç biriniz, ben ona, evladından da, pederinden de ve bütün halktan daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz
"
Bir kimse, Resulullah efendimize gelip sordu: "Ey Allahü teâlânın Resulü! Kıyamet ne zaman kopacaktır?" Peygamber efendimiz; "Kıyamet için ne hazırladın?" buyurdular
O kimse; "Evet, çok namaz kılarak, oruç tutarak, sadaka vererek kıyamet için hazırlanmadım
Lakin ben, Allahü teâlâyı ve O'nun Resulünü seviyorum" dedi
Bunun üzerine Peygamber efendimiz; "Kişi sevdiği ile beraberdir" buyurdular
Vefatından sonra Peygamber efendimizin ayrılığına dayanamayan Bilal-i Habeşi hazretleri, Şam'a gitmiş, burada bir müddet kaldıktan sonra, bir gece rüyasında Peygamber efendimizi görmüş ve; "Beni ziyaret etmeyecek misin ya Bilal?" buyurması üzerine, Medine'nin yolunu tuttu
Bilal-i Habeşi, Resulullah efendimizle geçirdiği günleri hatırlayıp, hasret ve muhabbet gözyaşları döktü
Uzun müddet ağladıktan sonra, Resulullah'ın torunları hazret-i Hasen ve hazret-i Hüseyn'in ısrarları ile bir gün sabah namazı vaktinde ezan okumaya başladı
Onun sesini duyan herkes, sokaklara döküldüler ve Resulullah ile yaşadıkları saadetli günleri, Bilal-i Habeşi'nin okuduğu ezan sadalarıyla hatırlayıp ağladılar
Bilal-i Habeşi hazretleri de, ağlamaktan ezanı güçlükle tamamlayabildi
01-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hilye-i saadet
Methetmekte aciz kaldılar
Resul-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin, mübarek bedeninde toplanan, görünen ve görünmeyen güzellikler hiçbir ferdin bedeninde toplanmamıştır
İmam-ı Kurtubi hazretleri şöyle bildirmiştir: "Resul-i ekrem efendimizin güzelliği büsbütün görünmemiştir
Eğer hakiki güzelliği görünseydi, Eshab-ı kiram O'na bakmaya takat getiremezdi
Şayet hakiki güzelliğini gösterseydi, hiç kimse bakmaya dayanamazdı
"
Eshab-ı kiram, Peygamber efendimize; "Ya Resulallah! Siz mi güzelsiniz, Yusuf aleyhisselam mı daha güzeldir?" diye sordular
Efendimiz cevap olarak; "Kardeşim Yusuf benden sabih (güzel), ben ondan melihim (sevimliyim)
Onun görünen güzelliği, benim görünen güzelliğimden çoktur" buyurdular
Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde; "Allahü teâlânın gönderdiği her peygamber güzel yüzlü, güzel seslidir
Sizin Peygamberiniz ise, onların en güzel yüzlüsü ve en güzel seslisidir" buyurdular
Resulullah efendimizin, Kur'an-ı kerimde geçen isimlerinden biri de Kur'an-ı kerimin kalbi olan Yasin suresindeki "Yasin" kelimesidir
Ulema-i rasihinin büyükleri; "Yasin, "Ey benim muhabbet deryamın dalgıcı olan habibim" demektir" buyurmuşlardır
Bu deryanın ismini duyarlar, uzaktan görenler, yakınına gelenler, içine girip nasibi kadar derine inenlerin hepsi, ömürlerinin her safhasında Resulullah'ın aşkı ile yanıp tutuşmuşlar, yanık feryadlar, içli gözyaşları ve yakıcı mısralarla bu aşklarını dile getirmişlerdir
Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri, Resulullah efendimize olan muhabbet ve aşkını dile getirdiği kasidelerinden birinde şunları yazmaktadır:
Server alem, sana aşık olup da, yanarım!
Her nerede olsam, o güzel cemalin ararım
Kabe kavseyn tahtının sultanı sen, ben bir hiçim,
Misafirinim dememi, saygısızlık sayarım
Her şey cihanda senin şerefine yaratıldı
Rahmetin bana da yağsa, o an olur beharım
Herkes Kabe'yi tavaf için geliyor Hicaz'a,
Sana kavuşmak şevkiyle, ben dağları aşarım
Seadet tacı giydirildi, rüyada başıma,
Ayağın toprağı serpildi yüzüme sanırım
Dostunu öven aşıkların bülbülü, ey Cami!
Peygamber efendimizi medheden parça parça yazılmış şiirler ve medhiyeler bir tarafa, O'nun için pek çok eser yazılmıştır
Bunları yazanlar içinde şöhretleri ve san'atları bütün dünyayı ve asırları kaplamış olanları bile, Resulullah'ı medhetmekten aciz olduklarını beyan etmiştlerdir
Sana ne oldu dalgın duruyorsun"
Ulema-i rasihin denilen, peygamber efendimize varis olan yüksek İslâm alimleri, O'nu bütün güzellikleriyle görmüş ve aşık olmuşlardır
Bunların en başında Hz
Ebu Bekir-i Sıddık gelmektedir
O, Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizdeki nübüvvet nurunu görüp; üstünlük, güzellik ve yüksekliklerini idrak ederek, aşık olmuş ve bundan öyle ileri gitmiştir ki, başka hiçbir kimse onun gibi olamamıştır
Hazret-i Ebu Bekir, her an, her baktığı yerde Resulullah efendimizi görürdü
Bir keresinde halini; "Ya Resulallah! Nereye baksam sizi görüyorum" diye arzetmişti
Bir keresinde de; "Bütün iyiliklerimi, sizin bir sehvinize (yanılmanıza) değişirim" demişti
Resulullah efendimizin güzelliğini en iyi görüp anlayan ve anlatanlardan biri de, müminlerin annesi hazret-i Aişe validemiz idi
Hazret-i Aişe; alime, müctehid, akıllı, zeki, edibe idi
Gayet beliğ ve fasih konuşurdu
Kur'an-ı kerimin manalarını, helal ve haramları, Arab şiirlerini ve hesap ilmini çok iyi bilirdi
Resulullah'ı medheden şiirleri vardır
Şu iki beyti, hazret-i Aişe validemiz söylemiştir:
"Ve lev semi'ü fi Mısre evsafe haddihi;/Lema bezelu fi sevmi Yusufe min nakdi
/Levima Zeliha lev reeyne cebinehu,/Le aserne bilkat'il kulubi alel eydi
"
Tercümesi şöyle: "Eğer Mısır'dakiler, O'nun (Peygamber efendimizin) yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı; (güzelliği dillere destan olan) Yusuf aleyhisselama hiç para vermezlerdi
Yani bütün mallarını, onun yanaklarını görebilmek için saklarlardı
Zeliha'yı, "Yusuf aleyhisselama aşık oldu diyerek" kınayan kadınlar, Resulullah'ın nurlu alnını görselerdi, ellerinin yerine kalblerini keserlerdi de acısını duymazlardı
"
Hazret-i Aişe validemiz buyuruyor ki: "Bir gün Resulullah, mübarek nalınlarının kayışlarını çıkarıyordu
Ben de iplik eğiriyordum
Mübarek yüzüne baktım
Parlak alnından ter damlıyordu
Ter damlası, her tarafa nur saçıyor, gözlerimi kamaştırıyordu
Şaşa kaldım
Bana doğru bakıp, "Sana ne oldu ki, böyle dalgın duruyorsun?" buyurdu
"Ya Resulallah! Mübarek yüzünüzdeki nurların parlaklığına ve mübarek alnınızdaki ter danelerinin saçtıkları ışıklara bakarak kendimden geçtim" dedim
Resulullah, kalkıp yanıma geldi
"Ya Aişe! Allahü teâlâ sana iyilikler versin!" buyurdu
Hazret-i Aişe validemizi takdir ve taltif etti
01-06-2008
#
7
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hilye-i saadet
Gölgesi yere düşmezdi
Peygamber efendimizin mübarek gözleri uyur, kalb-i şerifi uyumazdı
Aç yatıp tok kalkardı
Hiç esnemezdi
Mübarek vücud nurani olup, gölgesi yere düşmezdi
Elbisesine sinek konmaz, sivrisinek ve diğer böcekler mübarek kanını içmezdi
Resulullah efendimizi ansızın gören kimseyi korku kaplardı
Kendisi yumuşak davranmasaydı, peygamberlik hallerinden, kimse yanında oturamaz, sözünü işitmeye takat getiremezdi
Halbuki kendisi, hayasından, mübarek gözleri ile kimsenin yüzüne bakmazdı
Allahü teâlâ tarafından Resulullah olduğu bildirildikten sonra, şeytanlar göklere çıkarak haber alamaz ve kahinler söyleyemez oldular
Server-i alem efendimiz, bizim bilmediğimiz bir hayat ile şimdi hayattadır
Cesed-i şerifi asla çürümez
Kabrinde blir melek durup, ümmetinin söyledikleri salevat-ı şerifleri kendisine haber verir
Minberi ile kabr-ı şerifi arasına Radva-i mutahhera denir
Burası Cennet bahçelerindendir
Kabr-i şerifini ziyaret etmek, taatlerin en büyüğü ve ibadetlerin en kıymetlisidir
Peygamber efendimizin güzelliğini, Eshab-ı kiramın büyükleri şöyle anlattı:
Ebu Hüreyre hazretleri; "Resulullah'dan daha güzel bir kimse görmedim, sanki güneş bütün parlaklığı ile yüzünde parlıyordu
Güldüğü zaman, dişleri duvarlara aydınlık saçardı" buyurdu
Hazret-i Ali; "O'nu aniden gören, heybetinden korkuya kapılırdı
O'nunla sohbet edip tanıyan, hemen ısınıp severdi" buyurdu
Cabir bin Semüre hazretleri; "Resulullah, mübarek elini yüzüme sürdü
Elinde, sanki attarların yani koku satan kmiselerin çantasından yeni çıkarılmış gibi güzel bir koku, serinlik buldum
Resulullah efendimiz, elini bir kimsenin eline müsafeha için değdirmiş olsa,y bütün gün o kimsenin elinden o güzel koku çıkmazdı" buyurdu
Hazret-i Aişe validemiz; "Resulullah, bir çocuğun başını okşadığı zanan, diğer çocuklar arasında o çocuk, güzel kokusundan hemen belli olurdu" buyurdu
Hz
Ebu Hüreyre; "Yürüyüşünde Resulullah'tan daha sür'atli kimseyi görmedim
Sanki yer kendisinde dürülüyordu
O'nunla yürürken, biz bütün gücümüzü sarf edip kendimizi zorluyorduk" buyurdu
Peygamber efendimiz, fevkalade güzel konuşurdu
Sözün nereden başlatılıp nerede bitirileceğini en mükemmel bir şekilde bilirdi
Sözleri, söyleyiş bakımından berrak son derece fasih ve beliğ idi
Söz ve kelimelerinde mananın doğruluğu her zaman kendini gösterdi
İfade etme gücü, fevkalade olduğundan, konuşurken hiç yorulmaz ve külfet çekmezdi
01-06-2008
#
8
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hilye-i saadet
Miskten güzel kokardı
Resul-i ekrem efendimiz, çok uzun boylu olmadığı gibi, kısa da değildi
Yanına uzun bir kimse gelse, ondan uzun görünürdü
Oturduğu zaman, mübarek omuzu, oturanların hepsinden yukarı olurdu
Fahr-i alem efendimizin, mübarek parmakları iri ve mübarek kolları etli idi
Mübarek avuçlarının içi genişi idi
Bütün vücudunun kokusu, miskten güzel idi
Mübarek bedeni, hem yumuşak, hem de kuvvetli idi
Enes bin Malik hazretleri diyor ki: "Resulullah'a on sene hizmet ettim
Mübarek elleri ipekten yumuşak idi
Mübarek teni miskten ve çiçekten daha güzel kokuyordu
Mübarek kolları, ayakları ve parmakları uzun idi
Mübarek ayaklarının parmakları iri, altı da çok yüksek olmayıp yumuşak idi
Mübarek saçları ve sakallarınını kılı çok kıvırcık ve çok düz değil, yaratılışda ondüle idi
Mübarek saçları uzundu
Önceleri kakül bırakırdı, sonradan ikiye ayırır oldu
Mübarek saçlarını bazan uzatır, bazan da keser, kısaltırdı, saç ve sakalını boyamazdı
Vefat ettiği zaman, saç ve sakalaındaki ak kılların sayısı yirmiden az idi
Mübarek bıyığını kırkardı
Bıyıklarının uzunuğu ve şekli, mübarek kaşları kadar idi
Emrinde hususi berberleri vardı
Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz, misvakını ve tarağını yanından ayırmazdı
Mübarek saçını ve sakalını tararken aynaya nazar ederdi
Güzel huyların hepsi, sevgili Peygamberimizde toplanmıştı
Güzel huyları, vehbi yani Allahü teâlâ tarafından verilmiş olup, kesbi yani çalışarak, sonradan kazanmış değildir
Bir Müslümanın ismini söleyerek hiç bir zaman lanet etmemiş ve asla mübarek eliyle kimseyi döğmemiştir
Allah için intikam almış; kendi için, hiçbir kimseden intikam almamıştır
Akrabasına, Eshabına ve hizmetçilerine tevazü ederek, iyi müamele eylerdi
Ev içinde çok yumuşak ve güler yüzlü idi
Hastaları ziyarete gider, cenazelerde bulunurdu
Eshabının işlerine yardım eder, çocuklarını kucağına alırdı
Fakat kalbi bunlarla meşgul olmazdı
Mübarek ruhu, melekler aleminde idi
Fahri alem efendimiz, insanların en cömerdi idi
Bir şey istenip de yok dediği görülmemiştir
İstenilen şey varsa verir, yoksa cevap vermezdi
O kadar iyilikleri, o kadar ihsanları vardı ki, Rum imparatorları, İran şahları ve hiçbir hükümdar, O'nun kadar ihsan yapamazdı
Fakat kendisi sıkıntı ile yaşamağı severdi
Öyle bir hayat sürerdi ki, yemek ve içmek hatırına bile gelmezdi
Yemek getirin yiyelim veya falanca yemeği pişiriniz demezdi
Yemek getirilirse yer, her ne meyve verseler kabul ederdi
Yemek sonunda su içmezdi
Suyu otururken içerdi
Başkaları ile yemek yerken, herkesten sonra el çekerdi
Herkesin hediyesini kabul ederdi
Hediye getirene karşılık olarak kat kat fazlasını verirdi
01-06-2008
#
9
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hilye-i saadet
Gayet güzel ve sevimliydi
Resulullah efendimiz, Arap olup ten rengi kırmızı ile karışık beyaz benizli olup, gayet güzel, nurlu ve sevimli idi
Arab, lügatda güzel demektir
Mesela, lisan-ı Arab, güzel dil demektir
Istılah manası ise, yani coğrafyada Arab demek, Arabistan isimli yarımadada doğup büyüyen, oranın iklimi, havası, suyu ve gıdası ile yetişen ve onların kanından olan kimse demektir
Anadolu'daki kandan gelenlere Türk, Bulgaristan'da doğup büyüyenlere Bulgar, Almanya'dakilere Alman dedikleri gibi, Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem de, Arabistan yarımadasında doğduğu için Arab'dır
Arablar beyaz, buğday benizli olur
Bilhassa Peygamberimizin sülalesi beyaz ve çok güzel idi
Zaten dedeleri İbrahim aleyhisselam, beyaz olup, Basra şehri ahalisinden Taruh isminde beyaz bir Müslümanın oğlu idi
Kafir olan Azer, İbrahim aleyhisselamın babası değil, amcası ve üvey babası idi
Sevgili Peygamberimizin babası Abdullah'ın güzelliği, Mısır'a kadar yayılmıştı ve alnındaki nurdan dolayı, iki yüze yakın kız, evlenmek için Mekke'ye gelmişti
Fakat, Muhammed aleyhisselamın nuru, Amine'ye nasib oldu
Amcası Abbas ile Abbas'ın oğlu Abdullah da beyaz idi
Peygamberimizin kıyamete kadar evladı da güzel ve beyazdır
Resulullah'ın Eshabı'da beyaz ve güzel idi
Hz
Osman, beyaz sarışın idi
Resulullah efendimizin, Rum imparatoru Herakliüs hükümetine gönderdii sefiri Hz
Dıhye-i Kelbi çok güzel olup, sokaklarda yürürken, yüzünü görmek için Rum kızları sokaklara çıkardı
Cebrail aleyhisselam çok defa, Dıhye anh şeklinde gelirdi
Mısır, Şam, Afrika, Sicilya ve İspanya yerlileri Arab değildir
Arablar, İslâmiyet'i dünyaya yaypmak için Arabistan yarımadasından çıkarak buralara geldiklerinden, bugün buralarda da mevcuttur
Nitekim Anadolu'da, Hindistan'da ve başka memlekeketlerde de mevcuttur
Fakat, bugün bu memleketlerin hiç birinin ahalisini Arab diye isimlendirmek doğru olmaz
Mısır halkı esmerdir
Habeşistan halkı siyahtır
Bunlara Habeş denir
Zengibar ahalisine Zenci denir
Bunlar da siyahtır
Anadolu'ya misafir gelen siyah fellahlar, habeşler, zenciler, hürmet ve ikram olunmak için, kendilerini, Arab diye tanıtmıştır
Anadolu'nun saf Müslümanları da sözlerine inanıp bunları sevmişlerdir
Çünkü bu sevgide siyah, beyaz ayırımı yoktur
İnsanın siyah olması, imanın şerefini azaltmaz
Bilal-i Habeşi hazretleri ve Resulullah'ın çok sevdiği Hz
Üsame siyah idiler
Allahü teâlâ insanın rengine değil, imanının kuvvetine ve takvasına kıymet vermektedir
Bazı art niyetliler bir yandan, siyah insanları aşağı ve iğrenç olarak tanıttılar
Kara kedileri, köpekleri, "Arab, Arab" diye çağırarak, siyah resim ve karikatürlere Arab diyerek, gençliğe, Arab'ı siyah olarak tanıttılar
01-06-2008
#
10
Profil Bilgileri
FataL
--->: Hilye-i saadet
Gülmesi tebessüm şeklindeydi
Resulüllah efendimizin gülmeleri de itital üzere olduğunu hazret-i Aişe validemiz şöyle bildirmiştir: "Ben Resulüllah efendimizin gülmeğe itibar edip tam olarak güldüğünü görmedim
Sadece tebessüm ederlerdi
"
İbni Ebi Hale buyurdu ki:
"Resulullah efendimizin en fazla gülmesi tebessüm şeklinde idi
Gülerken mübarek dişleri habbü'l-ğamam gibi görünürdü
"
Habbü'l-ğamam, buluttan tane tane düşen çiğ damlası veya dolu tanesidir, mübarek dişlerini ona benzetmiştir
İbn-i Hacer buyurdu ki: "Bütün hadis-i şeriflerden açıkça anlaşılan şudur ki: Peygamber efendimizin çok görülen hali tebessüm idi
Az olarak güldüğü de görülmüştür
Kahkaha iye gülmenin mekruh olması, en çok görülen hal olmasında veya çok kuvvetli görülmesindedir
Zira böyle gülmek vakarı giderir
İbn-i Battal "Resulüllah efendimizden uyulması gereken nesne o fiilidir ki, ona devam eylemiştir", diye buyurdu
Yani gülme hususunda Resulüllah efendimizden en çok görülen tebessüm olunca mü'min olana da yaraşan, gülecek olduğu zaman tebessüm etmek ve aşırı derecede gülmemektir
Arada sırada beşeriyet icabı acayip bir şeyin idrakinden zaruri olarak çok veya kuvvetli gülmek vaki olursa bir şey lazım gelmez
Uygun olmayan bunun çok vaki olmasındadır
Ebu Hüreyre'nin bildirdiği hadis-i şerifte, Fahr-i Alem efendimiz :
"Çok gülme! Zira şüphesiz çok gülmek kalbi öldürür", diye buyurmuştur
Ebu Hüreyre hazretleri buyurdu ki:
"Resulüllah efendimiz güldükleri zaman nuru duvarların üzerine ışık saçardı
"
Peygamber efendimizin, Cebrail aleyhisselam geldiğinde ta o halet kendilerinden gidinceye kadar tebessüm ettikleri görülmezdi
Tebessüm etmek, güleryüzlü olmak çok iyidir
Fakat kahkaha ile gülmek hoş değildir
Ayet-i kerimede, "Az gülüp, çok ağlasınlar!" [Tevbe 82] buyuruldu
Hadis-i şeriflerde de çok gülmenin zararları şöyle bildirildi:
"Gafletinden habersiz gafile şaşılır
Şu kişiye de şaşılır ki, ölüm onun peşinde iken, o dünyanın peşinde koşar
Rabbinin kendinden razı olup olmadığını bilmeden kahkaha ile gülene de şaşılır
"
"Gülerek günah işliyen, ağlıyarak Cehenneme gider
"
"Eğer benim gördüğümü siz görseydiniz, az güler çok ağlardınız"
Peygamber efendimiz, Hz
Mikailin gülmeyişinin sebebini Hz
Cebraile sual edince, "Cehennem yaratıldığından beri hiç gülmemiştir" cevabını verdi
Tags
:
hilyei
,
saadet
Hilye-i saadet ile ilgili Benzer Konular
135 Kez Görüntülendi
Asr-ı Saadet İklimini Solumak
Dini Makaleler
Saadet (Saadettin) Camisi
Ege Bölgesi
Saadet Reçetesi
Dini Sohbet
Yeniden Asr-ı Saadet
Dini Sohbet
Hilye-i Saadet
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:53
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545